Etiket: Bilin

  • Mide ve Psikoloji

    Mide ve Psikoloji

    Bağırsak, sağlığımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Nörolojik ve psikolojik olduğu kadar, bağışıklık sistemiyle ilgili sağlığımızı da sağlıklı bir bağırsaktan anlarız.

    MİDE İLE İLGİLİ SORUNLARIN %80’İ PSİKOLOJİK

    Mide ile beyin arasındaki ilişkiye bakarak midenin ikinci beyin olduğu anlayışı şimdiki bilim adamları tarafından daha çok kabul görmektedir. Bağırsaklarımız ve beynimiz daha emrio oluşumu döneminde aynı doko bölünmesi sonucu oluşmuştur. Bir kısmı beynin bir parçasını oluştururken diğeri de entrik sinir sisteminin oluşumunu tamamlamıştır. Bagırsak ve beyin arasındaki iletişim vegus adı verilen bir sinir sistemiyle bağlanmış olup vegus Latincede “kıvrıla kıvrıla dönen” anlamını taşır. İki beyin adeta siyam ikizleri gibi birbirine bağlıdır. Birinin kafası karıştığında diğeri de bundan etkilenir. Duygusal karmaşalar yaşadığınızda mide asidi salgılanması, mide huzursuzlukları başlaması, kabızlık veya ishal durumunun çıkması veya iştahımızın açılması metabolizmamızın hızlanması veya yavaşlaması da aynı nedenlerdendir.

    Hislerin Bastırılmasının Bilinçaltı Karşılığı Mide Sorunlarıdır

    Hislerinizi bastırdığınızda bunu bilinç dışına itiyorsunuz demektir. Aslında bütün psikolojik sorunların temeli duyguları güvenli bir şekilde ifadeye dökememekten yatar. Duyguların bastırılması sonucu bu işlevler bedensel boyutta ortaya çıkarlar. Böylece, mide, asıl işi olan fiziksel besinlerin sindirilmesi yanında ruhsal duygusal kabulleri sindirmek zorunda kalır.

    Mide yakınmalarıyla ilgili gittiğiniz dahiliye uzmanı sizi gastroentolog uzmanına sevk eder. Bir dizi muayeneden sonra uzman size “Bir şeyin yok” diyebilir veya bir psikiyatriste sevk eder.

    Mide asidi saldırgandır. Tabiatı gereği besinlerin sindirilmesi için onları yakalar, parçalar, eritir. Diyelim ki bir şeylere kızdınız. Bu kızkınlıkla bilinçli olarak baş edemezseniz tepkinizi ortaya koyamazsanız. Bu kızgınlığınız mideniz ekşimeye başlar ve kızgınlığınız maddesel bir karşılık yaratır. Mide bunu da eritmek için daha fazla asit salgılar ve bunun için de daha fazla üretime geçer. Gerçekte eritecek bir madde olmadığı halde duyguyu maddeleştirerek onu yok etmek üzere mide saldırıya geçer. Bilincimizin yapamadığını bedenimiz gerçekleştirmeye çalışır çünkü maddesel boyuttaki bu tepkinin esas hedefi, maddesel olmayan hislerin işlenmesi ve sindirilmesidir.

    Mide asiti aynı fokurdayan bir kazan gibi gittikçe yukarı doğru yükselir ve ifadeye dönüştürülemeyen tepkiyi yukarıya doğru aktarır. Bu saldırılar aynı zamanda diğer organlarımızı da tehdit eder ve böylece midemiz hastalanmış olur.

    Son zamanlarda Anti depresyonların neden gastrointestinal hastalıklar için de kullanıldığını şimdi daha iyi anlıyor olmalısınız.

    Uyku-Bağırsak Arasındaki İlişki

    İnce ve kalın bağırsak problemleri olan hastaların çoğunda uyku problemleri de vardır. REM uykusuna geçmekte ve yeterli oranda kalmakta güçlük çekmesi İBS hassas bağırsak sendromu ve Dispepsi (mide ekşimesine) neden olmaktadır. Genel şikayetleri sabahları uykudan yorgun ve tazelenmemiş kalkmaktadır.

    Sonuç

    Karında şişkinlik, mide bulantısı, mide ağrısı, mide kasılması, kabızlık, ishal vb durumlarda bedeninizin olumsuz duygusal ve zihinsel durumuna tepki gösterdiğini yorumlayabilirsiniz. Özellikle dahile ve gastroentolog uzmanına gittiğiniz halde sorunuca çözüm bulmakta zorlanıyorsa bilin ki psikolojinizin düzenlenmesi gerekir ve bu gerçekleşirse sorununuz da çözülmüş olur.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Spina bifida yani anne karnında gelişim sırasında ortaya çıkan aksaklıkların neden olduğu sorunlar !

    “Konjenital” terimi ,bebeğin anne karnında gelişmesi sırasında, gelişim aşamalarında ortaya çıkan aksaklıkların neden olduğu sorunları ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu tip kusurlu gelişimler için “doğumsal gelişme kusuru” ya da “anomali” terimi de kullanılmaktadır.

    Gelişim aşamalarındaki kusurların oluşturduğu sorunlar bir çok ve çeşitlidir. “Spina bifida” bu kusurlar içinde omuriliğin gelişmesi sırasında görülen kusurların sebep olduğu arızalar için kullanılan bir terimdir. Diğer gelişim kusurları için farklı terimler kullanılmaktadır. Omuriliğin gelişme aşamalarına kısaca bakacak olursak, konuyu daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Bebeği oluşturan embriyo önceleri iki tabakalı ve boyu yaklaşık 1.5 mm iken , bu embriyonun üst tabakasının tam ortasında beliren bir çizgi boyunca yükselen tabakanın karşılıklı olarak orta hatta birleşmesi ve adeta bir boru oluşturması ile merkezi, sinir dokusunun gelişmesi başlar. Oluşan bu borunun bir ucundan beyin meydana gelir.Diğer ucu ise omuriliğin son ucunu oluşturur. Orta hatta birleşerek bir boru oluşturan bu süreç tam olarak oluşamaz ve tabakalar orta hatta birleşemezlerse, işte ona “orta hat kapanma kusurları” denilmektedir. Halk arasında bu konu kısaca spina bifida olarak bilinmektedir ama işin esası orta hat kapanmasında kusurudur.

    Sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik bir yatkınlığın olmasının bu tip kusurların ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı olduğu bilinmektedir. Ancak

    genetik konusuna yanıt ararken bu gelişim kusurunun kalıtsal olmadığını hemen belirtmek gerekir. Kalıtsallık ile ilgili bir önemli durum, bir ailede bir tane myelomenigoselli bebek var ise ikinci bebeğin böyle olma tehlikesi, genel görülme düzeyi olan 1/1000 den 30/1000 e yükselmektedir. Ayrıca, bizim de laboratuarda tavuk embriyosu üzerinde yaptığımız çalışmalarda, sigara, alkol, folik asitten yetersiz beslenme ve bazı ilaçların böyle sorunlara yol açtığı bilinmektedir. Akraba evliği ile spina bifida arasında bilinen doğrudan bir bağ yoktur. Ama, iki spinabifidalı kişinin evlenmesi halinde böyle bir bebeğe sahip olma olasılığı artacağından gebeliği, çok iyi izlemek gerekecektir. Artık yaygın olarak bilin bir husus da “folik asit” takviyesinin bu tip kusurların oluşmasını önlemede yardımcı olduğundur. Folik asit takviyesi gebelik “öncesi” başlandığı ve devam edildiği taktirde bu tip sorunların üstesinden gelinmede % 72 yardımcı olmaktadır. Gebelik sırasında iyi bir ultrasonografi takibi çok önemli olmaktadır.

    Birçok düzeyde (ağır-hafif olarak sınıflanabilir) orta hat kapanma kusuru vardır. En ağırı, myelomeningosel olarak adlandırılan ve omurilik gelişmesinde, neredeyse omuriliğin hiç gelişme göstermediği durumdur. Ne kadar kuyruk sokumuna yakın ise hasar ve nörolojik kusur o kadar azdır ve bu durum bebeğin şansı olarak yorumlanabilir. Daha yukarı ( kafaya yakın) düzeylerdeki kusurlarda nörolojik tablo çok ağırdır, bebeğin ayakların hiç oynamaması gibi bir durum da söz konusudur. Dışarıdan belirti vermeyen gizli spina bifida durumlarında da omurilik gerginliğin giderilmesi için cerrahi girişim gereklidir.

    Beyin ve omurilik aynı kese içinde olduğundan, açık spina bifidası olan bebeklerin buradan mikrop kaparak menenjit olmaları tehlikesi nedeniyle, kapalı olanların ise gergin omurilik olması nedeni ile vakit geçirmeden ameliyat edilmeleri ve kusurun vakitlice düzeltilmesi gereği vardır. Hafifi bir nörolojik tabloda gelen hastaya, ilave sorunlar yüklemeden cerrahi girişim yapabilmekteyiz ve daha sonra yapılacak olan yoğun rehabilitasyon çalışması ile hastalar normal yaşantılarını sürdürebilmektedirler.