Etiket: Bilgisayar

  • Çocuklarda Teknoloji Bağımlılığı

    Çocuklarda Teknoloji Bağımlılığı

    Bilişim çağının anne babalara en kötü sürprizi teknoloji bağımlılığı oldu. Araştırmalar teknoloji bağımlılığının, beyinde madde-alkol-kumar bağımlılığı ile aynı bölgeleri tetiklediğini gösteriyor. İpin ucunu fazla kaçıran çocuk maalesef yatarak tedavi görecek kadar hastalanabiliyor.

    İşin kötüsü çocuk ve ergenlerin çoğu elinden düşürmüyor, hal böyleyken ebeveynler kendilerini bir meydan muharebesinin içinde buluyor ☺ “Peki nasıl önüne geçeceğiz?” dediğinizi duyar gibiyim. Öncelikle sabırlı ve tutarlı olmanız gerekecek. Bunun kolay olmayacağını ancak başarabileceğinizi rahatça söyleyebilirim. İşte siz anne babalara yardımcı olabilecek 10 öneri:

    1. Öncelikle küçük çocukların ekrana bakarken daha kolay yemek yediklerini biliyorum. Ancak bu aynı anda çocuğun beynindeki esnekliğe, yani sağlıklı gelişimine zarar veriyor. 0-3 yaş arası çocuklar kesinlikle uzak tutun. Diğer yaş grupları için ise şöyle bir sıralama mümkün:                                              3-6 yaş – 30 dakika

                                                          6-9 yaş-50 dakika

                                                          9-12 yaş- 70 dakika

                                                          12 yaş üzeri – 90 dakika
              ancak bu süreleri maksimum gibi düşünerek mümkün olduğunca kısıtlamanızı öneririm.

    1. Süreler konusunda pazarlığa açık olmayın. Çocuk ile, telefon-bilgisayarda zaman geçirebileceği saat aralığını önceden belirleyin. Süre bitimine yakın 2 kez hatırlatıp gerekirse elinden alın.

    2. Çocuğa ÖNCE GÖREV SONRA EĞLENCE kuralını benimsetin ve önce ödevleri bitirmesini şart koşun.

    3. Mümkünse yalnızca hafta sonu zaman geçirmesine izin verin.

    4. Çocuğun keyif alacağı başka aktiviteler bulmasına yardımcı olun. Bu süreçte çabuk sıkılacağı aktiviteler olabilir, sabırla devam edin.

    5. Telefon ve bilgisayarda nasıl vakit geçirdiğini, hangi oyunları oynadığını ve hangi sitelere girdiğini takip edin. Şifre koysa dahi bunun bir yolunu bulun. Zararlı sitelere girmemesi adına teknik yardım alın. (Ebeveyn kontrolü gibi)

    6. Mümkünse ödev yaptığı bilgisayar ile diğer bilgisayarı ayrı tutun. Böylece ödev yaparken çocuk diğer sitelere giremeyecektir. Eğer mümkün değilse ödev yaptığı zamanlarda yalnızca ödev yaptığından emin olun.

    7. Çocukla daima ilişkinizi sıcak tutun. İnternette kafasını karıştıran, endişelendiren bir şey olduğunda sizinle konuşabileceğini ve ona kızmayacağınızı sözlerinizle -davranışlarınızla ifade edin.

    8. Telefon ve bilgisayarda vakit geçireceği zaman gözünüzün önünde olmasına özen gösterin, böylece daha rahat kontrol edebilirsiniz.

    9. Eğer çocuğunuzda özgüven eksikliği, dikkat dağınıklığı, öğrenme güçlüğü gibi bir tablo var ise bu konuda risk grubundadır.  Uzman desteği alarak sorunun kaynağına inmenizi öneririm.

  • Televizyon ya da bilgisayar dikkat eksikliği hiperaktivite bozuklugu’na neden olur mu?

    Çocukların televizyon ya da bilgisayar başında uzun saatler geçirmesi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sebep olur mu?

    Yapılan uzun dönemli bilimsel çalışmalardan alınan sonuçlara göre TV ya da bilgisayarı fazla kullanımı ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun gelişimi arasında net bir ilişki yoktur. Birçok televizyon yada gazete haberi bunun tersini iddia etse de elimizde net bir veri yok. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi temel nedenleri genetik ve çevresel faktörlerdir (gebelik dönemi ve yaşamın ilk yıllarında karşılaşılan toksik sebeplerdir). Tv yada bilgisayarın uzun süreli kullanımlarından sonra zihnimiz bir uyaran bombardımanına tutulduğundan yorgunluk hissederiz. Belli bir süre dikkatimizi vermekte, konsantrasyonumuzu sağlamakta güçlük çekebiliriz ama DEHB gibi uzun süreli ve kalıcı bir bozukluğa TV yada bilgisayar neden olmaz. Bir çalışmada 1-3 yaş gibi erken yaşta televizyonla tanışmanın ileri ki senelerde (7 yaş) yaşıtlarından daha kısa süreli dikkate neden olduğunu ileri sürmüştür fakat bu bulgu tekrarlanamamıştır.

    Tüm bu veriler Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve televizyon, bilgisayarın uzun süre kullanımı arasında bir ilişki, bir bağ yok mu demek oluyor?

    Hayır. DEHB li bireyler yoğun uyaran içeren durumlara karşı kolayca kendilerini kaptırırlar. Bir okuma ya da yazma görevi gibi uyaranın az olduğu bir görevi sürdürmektense, eğlenceli, çekici, heyecanlı, renkli, bol değişkenli uyaranlara yönelirler. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bireyler daha çok televizyon izler, bilgisayar kullanır, uzun süre oyun oynar, çok mesajlaşır, telefon kullanımları yoğundur, çok sms atarlar. Bu tür faaliyetlere ilgileri ve ayırdıkları süre oldukça fazladır. Bu nedenle Dikkat Eksikliği olan çocukların televizyon ve bilgisayar kullanımları yaşıtlarına göre çok daha fazladır ve doğru sınırlar mutlaka koyulmalıdır.

    Çocukların televizyon izlemeleri yada bilgisayar kullanımı için bir yaş sınırı var mıdır?

    Amerikan kaynaklarının genel önerisi 2 yaş altında televizyon ve bilgisayar kullanımının olmaması yönündedir. 2 yaşın altında hızlı sahnelerin ve çabuk hareketlerin çocukların sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimlerinin erken dönemlerini etkileyebileceğini konusunda endişelerini bildirmektedirler.

    Tartışmalara ya da kafa karışıklığına neden olabileceği için faydalandığım bilimsel yayınların bir kısmını vermek istiyorum:

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21338006

    http://pediatrics.aappublications.org/content/113/4/708.short

    http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21144536

    Diğer Dikkat eksikliği yazılarına ulaşabilmek için : Tıklayınız.

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Oyun ve bilgisayar bağımlılığı

    BİLGİSAYAR VE OYUN BAĞIMLILIĞI

    Gelişen teknoloji, insanların yaşam tarzlarını ve alışkanlıklarını hızla değiştirmektedir. Hızımız arttı, şehirler birbirine yaklaştı, dünya küçüldü. Toplumların kültürleri de birbirine yaklaştı ve geçirgenlikler olmaya başladı. Bilgisayar başındaki çocuklar ve gençler, anne babasının yerel kültüründen etkilendiği gibi; sanal dünyada oluşan yeni bir kültürden de etkilenmektedirler.

    Oyun, çocuğun sosyal ve akademik olarak gelişmesini sağlayan araçtır. Çocuk için oyunlarda ödüller vardır ve bu durum çocuğun oyun oynamaktan zevk almasını sağlar. Çocuk, oyun oynarken kendini fiziksel ve zihinsel olarak kendini geliştirebilir ve yaşamda karşılaştığı her şeyi oyun haline getirerek bundan zevk alabilir. Çocuğun oyundaki ödülleri, bir aşamayı geçmek, arkadaşını yenmek ve takdir toplamak gibi örneklendirilebilir.

    Bilgisayar oyunları, dışarda oynanan oyunlardan daha fazla ödül ve renklilik içerir. Bütün oyunlar çocukların onlara bağlanması için beynin rekabetçi tarafına seslenmektedir.

    Artık günümüzde büyüyen şehirlerle kaybolan oyun ortamları çocukları eve kapatmıştır. Bilgisayar oyunlarına mecbur kalan çocuklar, oyun oynarken de arkadaşları ile sohbet etmektedir. Internet üzerinden sosyalleşme öyle bir duruma gelmiştir ki yan yana gelen çocuklar adeta konuşmayı unutmuş gibi sessiz kalmaya başlamışlardır. Önlerinde klavye ya da mikrofon olmadan konuşamaz olmuşlardır.

    Bilgisayar karşısında sanal bir dünyada yetişen gençler için gerçek dünya, erişkinlik dönemlerinde çok zor ve sıkıcı gelecektir. Bilgisayar oyunlarında, level geçince verilen ödüllere alışmış genç, artık uzun eğitim ve uzun çalışma saatlerinden sonra başarı yani ödül almak zorundadır. Uzun vadede bu gençler, hazıra alışkın hiçbir şey için emek vermek istemeyen, sebatsız insanlar olurlar.

    Her geçen gün internet kullanımı artmaktadır. 1993 yılında yaklaşık 1 milyon kişi internet kullanırken, günümüzde bu sayı 2 milyar kullanıcıyı geçmiştir. İnternet kullanımı arttıkça internet üzerinden oyun oynama, facebook, twitter gibi sanal ortamlarda vakit geçirme süreleri ve sanal dünya üzerinden tanışmalar da artmıştır. Hatta sanal ortamdan gençlere terör propagandaları yapılmakta ayrıca cinsel tacizlere uğramaktadırlar.

    İnternetin ölçüsüz ve bilinçsiz kullanımı çocuk ve gençlerin fiziksel ve ruhsal gelişimini bozar. Bilgisayar başında hareketsiz kalan çocuklarda şişmanlık problemi ve omurga sıkıntıları oluşabilir.

    Ayrıca internet çocukların ve gençlerin okul başarısını ciddi şekilde etkileyebilir. Ders çalışma zevki tamamen bitebilir ve yüksek not almak artık onu motive etmeyebilir.

    Artık dünyada bilgisayar ve internet bağımlılığı diye bir hastalık vardır ve git gide yayılmaktadır. Bilgisayar bağımlıları zamanlarının çok büyük bir kısmını bilgisayar başında geçirirler. Yemek yemek, ders çalışmak, aileyle sohbet ve hatta uyumak bile onlar için vakit kaybıdır. Bilgisayarı bırakıp okula gitmek bile istemezler. Rüyalarında hep oynadıkları oyunla ilgili şeyler görürler. Oyun içinde bütün duyguları yaşarlar. Oyun, gerçek dünyadan daha fazla önemli olmaya başlar. Artık bütün işleri aksamaya başlar, okuluna geç gider, ödevini yapmaz, gitmesi gereken randevularına gitmez… Arkadaşlarıyla görüşmeyi azaltır. Yetişkinlerde boşanmaya kadar giden süreçler olabilir.

    Uzun süre oynanan internet oyunları bağımlılığı çok arttırır. Özellikle strateji oyunları 24 saat oynanabilir ve bağımlı yapar. Ayrıca şiddet eğilimini arttırır. Evde anne babayla , kardeşlerle kavgalar başlayabilir.

    İnternet ve oyun bağımlılığı bazı hastalıklarla beraber görülür. Özellikle sosyal fobi, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, alkol ve madde bozukluğuyla beraber sıktır.

    Hasta artık internet başında olmayınca, yoksunluk belirtileri gösterir. İşine konsantre olamaz. Oyun oynayabilmek , internetin başına geçebilmek için anne-babasına ve çevresine yalan söylemeye başlar. Çocuklarda oyundaki karakterleri yükseltebilmek için evden hırsızlık bile yapabilir. Duygulanımı değişir, depresyon, anksiyete gibi hastalıklar yaşayabilir. Oyunda bir aşamayı geçememek ciddi hayal kırıklıklarına ve depresyona neden olabilir.

    İlerleyen vakalarda oyundan artık eskisi kadar keyif almamaya başlar, oyun ve internet başındaki süreyi arttırır. Gerçek kişiliğinden farklı bambaşka bir insana dönüşmeye başlar.

    İnternette oyun bağımlılığı dışında sanal ortamlarda chat yapma, alışveriş, hackerlik yapma, internette kumar-iddia oynama gibi çeşitli bağımlılıklar da olabilir.

    Neler yapılmalıdır: İnternet ve oyun bağımlılığı olanların anne babalarıyla işbirliği yapmak gerekir. Tamamen interneti ve oyunu yasaklamak çözüm değildir.

    Aileler çocuğun ve gencin ilgisini çekebilecek başka faaliyetler bulabilmek için araştırma yapmalıdır. Bundan da önce bir doktora giderek hep beraber tedaviyi organize edecek bir plan oluşturulmalıdır. Çocuğun ve gencin, sosyal ve spor faaliyetleri bilgisayar başında en çok kaldığı saatlere kaydırılırsa, bilgisayar başında kaldığı süre bir miktar azaltılabilir. Hasta ile anlaşarak bilgisayar başında kalma süresi kısıtlanabilir. Kısıtlanan bu süre bitince anne-baba zorla da olsa bilgisayarı kapatır. Başta çok zorluk çekseler bile zamanla bu alışkanlık oturacaktır.

    Ayrıca eşlik eden dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, depresyon gibi hastalıklar doktor tarafında tedavi edilmelidir.

    Tatillerde, gezilerde özellikle çocukların bilgisayardan uzak tutulması gerekir. Anne baba da bilgisayardan uzak durmalıdır.

    Terapilerle hastanın internet başında geçirdiği süreler, kendisiyle de anlaşarak yavaş yavaş, dakika dakika azaltılmalıdır. Azaltılırken yaşadığı zorluklar konuşulmalı ve çözümler bulunmalıdır.

    Ailelerin çocuklarıyla birlikte internette biraz vakit geçirmesi faydalıdır. Çocukla internette sörf yapıp çocuğun durumunu takip eder ve oluşacak sorunlara yardım edebilir. Bilgisayar, salon gibi göz önünde bir yer de anne-babanın kontrolünde durmalıdır. Bilgisayar başındaki süreyi kısıtlayın. Çocuk ve gençleri internetten gelecek zararlar konusunda uyarın. İnternette neler yaptığını konuşun. Size bir şeyler öğretmesine izin verin. Güvenlik programları alın ve bu konularda bilgisayar uzmanlarına danışın.

    Özellikle sorunlu çocuk ve gençlerde, ailelerin bilgisayar bağımlılığı konusunda uyanık olmaları gerekir. Tam bir bağımlılık gelişmeden önce fark edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

  • Çocuklarda bilgisayar ve internet bağımlılığı

    Bilgisayar ve internet hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar ile her an her yerde internete ulaşmak mümkün. İnternet bilgiye ulaşımı ve iletişimi çok daha kolay hale getirdi. Alışverişten eğlenceye bir çok amaçla kullanılabiliyor. Sosyalleşmek için kullanılan en önemli araçlardan biri haline geldi.

    Bilgisayar ve internet kullanımı, getirdiği kolaylıklar ve sunduğu olanaklar ile birlikte uygun kullanılmadığında sorunlar yaratabilmektedir. İnternetin aşırı ve kontrolsüz kullanımı çocuk ve gençlerin okul başarışını, arkadaş ve aile ilişkilerini olumsuz şekilde etkileyebilmekte ve bir bağımlılığa dönüşebilmektedir.

    Uzun süre ekran karşısında zaman geçirmek çocuklarda dikkat ve konsantrasyon güçlüklerini arttırabilmektedir. Okulda ve ders çalışırken sürekli takip ettikleri oyun veya siteleri düşünmeye başlamakta ve ders başarıları düşmektedir.

    Edindikleri sanal arkadaşlar, gerçek arkadaşlıklar kurma ihtiyaçlarını azaltmakta ve sosyalleşmeleri olumsuz etkilenmektedir.

    Çocuk ve gençlerin özdenetimleri henüz gelişme döneminde olduğundan bilgisayar kullanımı konusunda kendilerine sınır koymakta zorlanır ve bilgisayarda çok fazla zaman geçirebilirler. Bu durumda çocuğun yaşına uygun şekilde süre sınırlaması getirmek anne babalara düşer.

    Eğer çocuğunuz interneti aşırı ve uzun süre kullanıyor ve kullanma isteğinin önüne geçemiyorsa, internette olmadığı zamanlarda kendisini boşlukta hissediyor ve internetten ayrı kaldığı zamanlarda sinirlilik ve saldırganlık oluyorsa, internet kullanımından dolayı okul yaşantısı, ders başarısı ve arkadaş ilişkileri bozulduysa internet bağımlılığından söz edilebilir.

    Çocuğunuzun aşırı şekilde internet kullandığını yada internet bağımlılığı olabileceğini düşünüyorsanız neler yapabilirsiniz?

    Çocuğunuzla ilişkinizi geliştirin ve onunla daha fazla zaman geçirin. Sağlıklı bir ilişki kurmak ve kaliteli zaman geçirmek alabileceğiniz en iyi önlemlerden birisidir.

    Çocuğunuza örnek olun. Ekran karşısında çok zaman geçiriyorsanız, verdiğiniz nasihatler etkili olmayabilir.

    İlgi duyabileceği sosyal ve sportif etkinliklere yönlendirin. Bu şekilde boş zamanlarını daha sağlıklı şekilde değerlendirmesini sağlamış olursunuz.

    Çocuğunuzun bilgisayarda geçirdiği süreyi izlemeniz önemlidir. Bilgisayarın çocuğun odasında değil oturma odası gibi evin ortak kullanım alanında olması bunu daha kolay yapabilmenizi sağlayacaktır.

    Bilgisayar kullanımına mutlaka sınırlama getirin, süreleri belirlerken çocuk ve gençlerin görüşüne başvurmak ve kararları birlikte almak çocuğunuzun uyumunu arttıracaktır.

    Belirlediğiniz sürelere uyum konusunda sorunlar yaşıyorsanız, süre veya içerik kısıtlama ile ilgili programlardan faydalanabilirsiniz.

  • Çocuk ve teknoloji

    Çocuk ve teknoloji

    Çocukların küçük yaşlarda teknoloji ile tanışmaları doğru mu?

    Çocukların teknolojiye olan ilgileri dendiğinde aklımıza bilgisayar, internet, telefon, televizyon ve diğer elektronik aletler gelmektedir. Teknolojinin olumlu yanları olduğu kadar olumsuz yanları da vardır. Çocuk ve gençlerin internet, bilgisayar ve televizyon karşısında uzun zaman geçirmeleri sosyal, duygusal ve fiziksel açıdan problemler oluşturmaktadır. Özellikle iletişim kurmalarına engel olması açısından çocukların sosyalleşmesini engellemektedir. Bu sebeple çocukların çok küçük yaştan itibaren bu türlü aletlerle tanışması ve aşırı maruz kalmaları doğru değildir. Özellikle gelişimin hızlı olduğu ilk 2 yaşta çocuklar mümkün olduğu kadarıyla teknolojik aletlerden uzak tutulmalıdır. Daha sonraki 4 yıl da çocukların teknolojiye maruz kalmaları sınırlandırılmalı, içerik bakımından da kontrol edilmelidir. Şiddet içeren bilgisayar oyunları, korku filmleri, uygunsuz içerikli internet siteleri vs gibi teknoloji unsurları çocuklarda ciddi psikolojik sorunlara yol açar veya normal ruhsal gelişimlerini engelleyebilir. Tabii aynı sorunlar okul dönemindeki çocuk ve gençler için de geçerlidir. Tek fark okul döneminde ödevler ve eğitim amaçlı bilgisayar kullanımına izin verilebilmesidir.

    Aileler genellikle ağlayan çocukları susturabilmek için ellerine cep telefonu veriyor. Bu durumun sakıncalı yönleri nelerdir?

    Ailelerin bu tarz davranışları çocukların küçük yaşlardan teknolojiye maruz kalmalarına ve potansiyel teknoloji bağımlılığına yol açabilmektedir. Ayrıca bu davranışlarıyla çocuğun kendisini ifade etmesi ve sorunlarla uygun şekilde başetmesi engellenmektedir. Aynı şekilde bu davranışlar çocuklarda ritüel haline dönüşebilir ve çocuklarda alışkanlık yaratabilir. Daha sonraki dönemlerde çocuklar susmak veya sakinleşmek için telefon ve buna benzer teknolojik aletler için beklentiye girebilirler.

    Fiziksel ve psikolojik olarak çocuklara etkisi nasıldır?

    Fiziksel olarak görme sorunları (yakını görememe, çift görme, göz tembelliği vs), duruş ve iskelet sorunları (kamburluk, sırt ve boyun ağrıları, kas ağrıları vs), radyasyon riski (bir çok kanser riskinin artışı ), daha az hareketten kaynaklanan fiziksel problemler (aşırı kilo, kalp problemleri vs) gibi bir çok sağlık sorunlarına yol açabilir.

    Psikososyal etkiler de birçok olumsuzluklara yol açmaktadır. Özellikle internetin ve bilgisayar oyunların çekiciliğine kapılıp, zamanın çoğunu bilgisayar önünde geçiren çocuklarda bir süre sonra “internet bağımlılığı” oluşmaktadır. İnternet bağımlılığı, TV bağımlılığı, kumar bağımlılığı, aşırı yemek yeme gibi davranışsal bir bağımlılıktır. Buna bir Teknoloji Bağımlılığı da denilebilir. Teknolojik bağımlılıklar, pasif ( TV bağımlılığı) ya da aktif (Bilgisayar bağımlılığı) olarak ikiye ayrılmaktadır. Bağımlılıkta başlangıçta az olan oran, farkına varmaksızın artmış olabiliyor ve giderek yaşamın tamamını kapsar. Bazı çocuklar, bilgisayar bağımlılığına ve bunun olumsuz uzantılarına, diğer çocuklara oranla daha yatkındır. Doğal olarak bu çocuklar sanal yaşamın çekiciliğini de en güçlü hisseden çocuklardır. Onlar için herhangi bir süre bile çok fazla olabilir. Bilgisayarda giderek daha çok zaman geçirme, içe kapanma, göz temasının azalması, sözel iletişimde azalma, daha çok ve sık oynama isteği, toplumsal yaşamdan yaşıtlardan çekilme, yetişkinlerle sorunların olması, sorumluluklarını yerine yetirmeme, yinelemeli beden hareketleri (ileri geri sallanma, parmakları gereksiz yere oynatma, dönme, tikler ) ya da kendi kendine konuşma, yoksunluk belirtileri (bağlantı engellendiğinde titreme, aşırı sinirlilik ve hayal kurma , yaşıt ilişkilerden kopma ve bedensel ağırlıkta artış ve hareketsizlik, gerçeği değerlendirmede yetersizlik vs gibi bir çok belirti ve bulgular bilgisayar bağımlılığına işaret etmektedir.

    Ayrıca hayatın ilk dönemlerinde (0-3 yaş) aşırı TV ve bilgisayara maruz kalan çocuklarda Otizm benzeri tablo gelişmektedir ki, bu da çocuğun sosyal ve dil gelişimini önemli ölçüde engellemektedir.

    Yapılan araştırmalarda uzun süre TV ve bilgisayara maruz kalmanın çocuklarda öğrenme, görsel hafıza ve hayal kurma becerileri üzerine ciddi olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesi dönemde 1 saatin altında TV ve bilgisayara maruz kalan çocuklarla 1 saatten fazla maruz kalanlar arasında resim yapma kabiliyeti, hafıza ve sebep sonuç ilişkisi kurma kabiliyetlerinde ciddi fark bulunduğu ve daha az TV ve bilgisayar izleyen çocuklarda iyi performans sergiledikleri bulunmuştur.

    Çocuklar günümüzde popüler olan bir çok sosyal paylaşım siteleri aracılığı ile sanal ilişkiler, yakınlıklar kurmaktadırlar. Bu sanal dünyadaki ilişkilerle, gerçek ilişkiler arasındaki fark, çocuklar tarafından tam olarak ayrımlaştırılamamaktadır. Fiziksel kimliklerini ortaya koymaksızın, sohbet odalarında dolaşmanın tehlikesi, ileri yıllarda gerçek sosyal hayattan çekilme davranışları ile kendini gösterebilecektir.

    Gerçekte çok içe dönük biri internetle kendine güven duygusunu destekleyecek arkadaşlar edinebilir. Uzun süre internette chat yapan çocukların gerçek hayatta arkadaş edinme sıkıntısı çektiği yapılan araştırmalarla saptanmıştır. Bir araştırmada WEB gezintilerinde, çocukların kendilerini nasıl hissettikleri sorulduğunda cevap en çok “yalnız” olmuştur. Bu yalnız çocuklar, giderek toplumda iletişim kurmakta zorlanmakta, topluma karşı olumsuz duygu ve düşünceler beslemeye başlamaktadır. Ayrıca yine bir araştırmada, aşırı internet kullanan çocukların daha az kitap okudukları saptanmıştır.

    Gençler arasında uygunsuz internet kullanımı yanlış cinsel deneyimlere, alkol ve uyuşturucu kullanımına ve suça bulaşmalarına yol açabilir.

    Çocuk bu şekilde belli bir radyasyona maruz kalıyor. Çocuğa zararları nelerdir?

    Radyasyon özellikle hızlı büyüyen hücrelere etki göstererek kanser riskini artırmaktadır. Çocuklar da özellikle büyüme gelişme açısından hızlı hücre çoğalımına sahipler ve radyasyon açısından en yüksek riske sahip grupda bulunmaktadırlar. Özellikle beyin ve kemik iliği gelişimi radyasyon açısından risklidir. Radyosyon çocuklarda beyin gelişimini engellemekte ve beyin kanseri riskini 3-4 kat artırmaktadır. Çocuklarda radyasyona maruz kalma öğrenme, dikkat, hafıza vs gibi bir çok beyin işlemlerinde olumsuz etkiye yol açmaktadır.Bu konuda özellikle cep telefonu yüksek elektromanyetik radyosyon yaydığı için tehlike açısından ilk sırada bulunmaktadır. Radyasyona maruz kalma kemik iliği kanseri (lösemi), riskini artırmaktadır. Lenfoma, tiroid kanseri, cilt kanseri gibi bir çok kanser çeşidi radyasyonun etkileriyle oluşmaktadır.

    Ailelere nasıl önerilerde bulunuyorsunuz?

    Yapılan araştırmalarda anne babalar %62 oranında çocuklarının hangi sitelerde dolaştıklarını bilmemektedirler. Çocuklara hangi sitelere girdikleri sorulduğunda %44’ü oranında cinsel içerikli sitelere, %14’ü bomba imalatı sitelerine, %12’si nereden silah alabilecekleri bilgisini içeren sitelere girdiklerini belirtmişlerdir. %43’ü ailesinin internet konusunda bir kural koymadığını, %31’i ailesinin kuralları takip ettiğini, %26’sı ise kurallara rağmen istediklerini yaptıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak ebeveynler bu teknolojik devrim karşısında güç mücadelesine girmeden galip çıkmayı bilmelidirler. Bu da ancak kararlı ve tutarlı davranmakla mümkündür. Her zaman kontrol ebeveynde olmalıdır. Teknolojinin kullanım süresi konusunda sınır çizilmeli ve mutlaka uyulmalıdır.

  • Bilgisayar, internet ve çocuklarımızın güvenliği

    Teknoloji çağında yaşıyoruz. Evlerimizde ve işyerlerimizde, konforumuzu arttıran ve zaman kazandıran birçok nesne var. Bilgisayar da bunlardan bir tanesi, hatta son yıllarda başta geleni. Masaüstü, dizüstü, avuç içi derken, son olarak cep telefonlarına da yerleşti bu ayartıcı nesne. Artık yanımızda taşıyabildiğimiz bu teknoloji sayesinde birçok ev bilgisayar zengini oldu, hatta bazıları internet kafeden farksız.
    Bilgisayarların bu kadar yaygın olduğu günümüzde çocuklarımızın da bu büyülü makine ile içiçe olması kaçınılmaz. Basitleştirilen teknolojisi sayesinde küçücük çocuklar bile rahatça kullanabiliyorlar.

    Söz konusu olan gelişme çağındaki çocuklar olunca; haklı olarak bütün anne babalar hem bu teknolojiden çocukları maksimum düzeyde yararlansın istiyorlar, hem de olası sakıncalarından zarar görmesin istiyorlar.

    Bilgisayarlar üç temel amaçla kullanılıyor günümüzde:

    Oyun ve eğlence amacıyla.

    Okul ve iş ortamlarında eğitime katkısı için.
    Arkadaşlık ortamında, sosyal iletişim amacıyla.

    Yapılan çok uluslu bir araştırma Türk ailelerinin bu teknolojiyi sevdiğini, ülkemizdeki çocukların yüzde otuz beşinin eğlence ve oyun amaçlı, yüzde yirmi sekizinin eğitim ve okul amaçlı, yüzde on altısının da iletişim amaçlı kullandığını gösteriyor.

    Bilgisayar kullanımının çocuklar açısından büyük avantajları var elbette. Bir kere; her türlü bilgiye kısa zamanda ulaşmayı sağlıyor. İnternet içeriğinin avantajları da katılırsa okul ödevlerinde de yararlanabiliyorlar. Geçmişin ansiklopedilerinin yerini bugünün arama motorları aldı ama bunlar daha hızlı ve daha zahmetsiz. Bilgisayarlar aynı zamanda önemli bir boş zaman aktivitesidir. Çünkü; yoğun okullaşma temposunun yarattığı zaman baskısı çocuklara çok fazla eğlence seçeneği bırakmamaktadır. Çalışan anne babalar için de çocuğu sokağın tehditkarlığından uzak tutabileceği keyifli bir nesnedir.

    Bilgisayarla uğraşmak çocuğun teknolojiyle erken yaşta tanışmasını, daha ileri teknolojilere kolayca adapte olmasını sağlar.

    Ayrıca; yapılan araştırmalar, bilgisayar kullanımının zihinsel gelişim, sözel ve sözel olmayan beceriler, uzun süreli bellek, merak duygusu, problem çözme, soyutlama, kavramsal düşünme, motor beceriler, yaratıcılık, eleştirel düşünme, dil gelişimi, farkındalık vb birçok alanda çocuğun gelişimini desteklediğini göstermiştir.

    Bilgisayarlar, sundukları içerik itibarı ile farklı yaş gruplarında farklı gereksinimlere de hitap ederler. Örneğin; 6 yaşından küçük çocukların bilişsel ve motor becerileri nispeten sınırlıdır; erken yaşta bilgisayara kullanmaya alışsalar bile bütün yapabildikleri dosya açma / yükleme / kapatma, tuşları kullanma vb gibi basit eylemlerdir. Okul çağı çocuklarına özgü rekabetçilik ve üstünlük duygusu bilgisayar oyunlarına merakı arttıran bir unsurdur. Yine; internet ortamına özgü arkadaşlık ve sosyal paylaşım siteleri de aileye mesafeli ama akranlarına düşkün ergenler için fırsat ortamı olmaktadır. Ayrıca ergenlerin kariyer planlamasında bilgsayarlar ciddi yer tutmaktadır.

    Bilgisayar kullanımının dünyada bu kadar yaygınlaşması; denetimsiz ve aşırı kullanımından kaynaklanan problemleri de beraberinde getirmiştir elbette. İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte sanal alemdeki bütün ortamlar sınırsızca (çocuklar dahil) herkese açık haldedir. Bu durum da haklı olarak bütün anne babaları telaşlandırmaktadır. Çünkü bu noktada bilgisayarın yararları değil, riskleri gündeme gelmektedir.

    Çocuklar açısından ne gibi riskler olabilir:

    En büyük risk; bilgisayarın sorumlulukların da önüne geçmesi ve çocuğun zaman yönetimini alt üst etmesidir ki ailelerdeki en büyük tartışma nedenidir. Çünkü bir noktada çocuğun beslenmesi ve uykusu dahi aksayabilmektedir.

    Çocukların ve bazen de diğer aile bireylerinin bilgisayara uzun zaman ayırmaları aile içinde bireyciliği arttırır, ortak zamanları azaltır, sağlıklı iletişimi bozar.

    Bilgisayar ve internet ortamında çocuğun karşı karşıya kaldığı zararlı içerik de gelişimi için risk oluşturur. Çünkü; taklit, deneme ve özdeşim yoluyla öğrenen çocuğun şiddet, cinsellik, kabadayılık, argo konuşma vb uyaranları benimseyip günlük yaşamına katması olasılığı vardır.

    Kontrolsüzce bütün sanal alemde dolaşabilen çocuk; anlamını kavrayamadığı bir site ile (örneğin pornografik, politik, şiddet içerikli, kumar) karşılaşabilir. Bu da çocukta korku yaratabilir. Ekranda pornografik bir görüntüye tanık olup günlerce kabuslar yaşayan, bazen de tam tersine bunu yaşıtları ile paylaşıp küçük krizlere neden olan çocuklar klinik pratiğimizde zaman zaman karşımıza çıkmaktadır.

    Son on yılda “oyun bağımlılığı” kavramı gündeme girmiştir ki, bunun varlığı doğrudur. Bütün zamanını doldururcasına oyun oynayan ergenlerin sayısı hiç de az değildir, üstelik oyun bağımlılığı yaşı giderek düşmektedir.

    İnternette zaman geçiren çocuklar, tanıdık ya da tanımadık aynı ortamdaki başka kişilerin ticari, cinsel kötüye kullanımlarıyla karşı karşıya kalabilirler.

    Bilgisayar karşısında hep aynı pozisyonda oturmaya bağlı el ve el bileği problemleri, boyun kaslarında tutulma ve ağrı, gözlerde yorgunluk, beslenme düzeninin bozulması, uyku bozukluğu, alt ıslatma, altına kaçırma vb durumlar da beden sağlığı için risk oluşturabilecek sorunlardır.

    Peki bu noktada neler yapılmalı?

    Öncelikle anne babalar, çocuklarının bilgisayarla ve internetle kaç yaşında tanıştırmalarının uygun olacağını bilmeliler. 3 yaşından küçük bir çocuk için bilgisayar hiç de anlamlı olmaz, çünkü bedensel ve zihinsel gelişimi buna uygun değildir. 4 yaşından itibaren yavaş yavaş tanışabilir ama bir büyüğünün gözetiminde ve haftanın seçilmiş günlerinde 10-15 dakika gibi çok kısa sürelerde olmalıdır ve sosyal gelişimi ağır basan bu grupta akran iletişime her zaman öncelik verilmelidir. Daha büyük yaştaki çocuklarda da çocuğun isteklerinden çok, ihtiyaçlarından yola çıkılarak haftanın seçilmiş günleri 30-60 dakikalık süreler verilebilir. Ergenlerde bu süre daha da uzayabilir ve kullanımı haftanın her gününe yayılabilir.
    Bunun dışında bilgisayarla tanışma, kullanma sürecinde de belli temel noktalara dikkat edilmelidir:

    Bilgisayar kullanımı; eğitim, eğlence ve iletişim için destek olabilir ama bunların yerine geçmemelidir.

    Bilgisayar kullanımıda anne baba da zaman zaman eşlik edebilmeli, çocuğa gerekiğinde rehberlik yapmalı, gerektiğinde kontrol edici olabilmelidir.

    Anne baba da bilgisayar kullanma şekilleriyle çocuklarına örnek olmalıdırlar.

    Bilgisayarda kullanılan programlar çocuğun gelişim düzeyine uygun olmalı, kullanabileceği basitlikte ve yaratıcı olmalı, istismar edici unsurlar içermemelidir.

    Bilgisayarın ortak kullanım alanlarında bulunması, aileden birisinin ya da bir arakadaşının zaman zaman eşlik etmesi de koruyucu bir unsur olabilir.

    Gerekli görülürse, çocuğun uygunsuz sitelerler karşılaşmasını önlemek için filtre programlar kullanılabilir.

    Çocuğa erken yaşta zaman yönetimi öğretilmeli, sorumluluklar ve eğlenceli aktiviteler arasındaki dengeyi başarması öğretilmelidir.

    Evlerdeki bilgisayar savaşlarının en sık nedeni anne babanın kararsız ve tutarsız disiplin zaaflarıdır. Anne baba dengeli bir disiplin vermeyi öğrenmelidir.

    Bilgisayar günümüz toplumunun olmazsa olmaz.. Çocuklarımız da bundan ayrı kalamazlar elbette. Kızgınlıkla yasaklamak ya da hergün çocukla didişmektense erken yaşta sorumluluk eğitimi vermek, büyüdükçe ona kılavuzluk etmek, gerektiğinde sınırlayıcı olabilmek daha önemli.

  • Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Günümüzün göz ardı edilemez gerçeği; teknolojinin çocuklar üzerindeki olumlu olduğu kadar olumsuz yöndeki etkileridir. Çocukların bilgisayar, televizyon, ipad ve telefonlarla fazla zaman geçirmeleri sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekle beraber iletişimden ve ikili ilişkilerden uzak kalınmasından ötürü sosyalleşmede sorunlara sebep olmaktadır.

    Bilgisayar, internet ya da televizyon gibi araçlar, okul öncesi dönemde amaç değil, çocuğun gelişimi ve eğitimi konusunda araç olmalıdır. Unutulmamalıdır ki; bilgisayarlar, hiçbir zaman bir eğitimcinin ya da bir eğitim ortamının yerini tutmaz.

    Bilgisayar, tablet ya da televizyonun sanıldığı gibi yalnızca olumsuz yanları yoktur. Buralarda izlenen programlar, videolar ve kullanılan programlar sayesinde çocuklar okul öncesi dönemde renkleri, sayıları ve bir çok kavramı öğrenip, özgüvenlerinin gelişmesine destek sağlayabilirler. Bunun yanı sıra, problem çözme yetisinin gelişmesi, hızlı karar verme ve el-göz koordinasyonu gelişimi konusunda faydalı olabilmektedir.

    Yapılan araştırmalara göre, şiddet içerikli görüntüler izleyen çocukların bunları hayatın bir parçası olarak algılayıp normalleştirdiği görülmüştür. Aynı zamanda çocukta korku davranışlarının arttığı gözlemlenmiştir.

    Teknoloji bağımlılığının obeziteyi de körüklediği bilinen gerçekler arasındadır. Unutulmamalıdır ki büyüme ve gelişim çağında olan çocuğun ihtiyacı olan şey koşup, oynamak, konuşmak ve iletişime geçmektir. Sosyalleşme ve serbest oyunların çocuğun empati kurma yetisini ve hayal gücünü geliştirdiği bilinmektedir. Ne yazık ki teknoloji bu gelişime ket vurmakta, çocukları ekran başına kilitlemektedir.

    Yapılan araştırmalar, bilgisayarların okumayı öğrenmede ve ucu açık tartışmalara girebilmede çocuklara katkı sağlamadığını göstermektedir. Okuma ve iletişim becerilerinin gelişmesinde bilinen en etkili yöntem birebir ilişkidir.

    Televizyon ve internet bağımlılığı aynı zamanda duruş, oturuş ve iskelet bozukluğuna sebep olmakla beraber içe kapanıklık, özgüven eksikliği gibi etkilere sebep olmaktadır.

    Çocuğu teknoloji ve televizyon kullanımı konusunda bilinçlendirmek için yapılacaklar;

    Yapacağınız çok önemli bir işiniz dahi olsa onu oyalamak için yardımı televizyon ve bilgisayarlardan almayın. Etrafı dağıtacak dahi olsalar onları faydalanabilecekleri faaliyetlere yönlendirin.

    Yalnızca çocuğun izlemesine koyulacak kural yerine tüm aileyi bilinçlendirin. Devamlı açık olan bir televizyon ailedeki birebir ilişkilere engel olacaktır.

    Çocuğun televizyon izleyeceği saatlere, ve programlara siz karar verin.

    Çocuğunuzun televizyon karşısında bulunduğu sürede yanında bulunmaya özen gösterin. Bu bilinçli ve eleştirebilen, farklı bakış açılarıyla olaylara bakabilen bir izleyici olmasını sağlayacaktır. Bunun dışında izlediğiniz sahneler konusunda onu bilinçlendirmeye özen gösterin. Örneğin; kavga eden insanlar gördüğünüzde onların aslında rol yaptığını, şuanda gerçek hayatta olmadıklarını söyleyin. Böylece gerçekle kurguyu ayırmayı öğrenecek, gördüklerini uygulamaya çalışmayacaktır.

    Bilgisayar oynamasına izin veriyorsanız ona yaptığı şey hakkında sorular sorun. Örneğin, “Oynadığın nedir?”, “Nasıl oynanıyor?”, “Oyundaki amaç ne?”, “Buraya geldiğinde ne oluyor?”, “Bu karakter ne yapmaya çalışıyor?”. Bu tarz sorular oyunu körü körüne oynayıp andan kopmasındansa, ekranda gördükleri ve yaptıkları konusunda düşünmeye teşvik edecektir.

    Bilgisayarı ve tableti, çocuğunuza paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğretecek bir araç olarak kullanın.

    En önemlisi ise; onu tabletle oyalamak yerine ailece keyifli zaman geçirmeyi deneyin. Böylelikle hem geçirilen zamanın kalitesi hem de aranızdaki ilişki ve iletişim artacaktır.

  • Oyun Bağımlılığı Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

    Oyun Bağımlılığı Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

    Bağımlılık yapan maddenin kullanımı sırasında ve sonrasında sağladığı olumlu hisler kişinin o maddeyi kullanıma devam etmesi için bir sebeptir. Bağımlılık yapan madde bireyin üzerinde hoş hisler bırakır ya da olumsuz hislerinin kaybolmasını sağlar. Bu sebeple, kullanımdan hemen sonra gelen iyi his, bağımlılığın olumsuz sonuçlarından daha önemli görülür. Bunu bilgisayar oyunlarının çok oynanması ve bağımlılık yaratması sürecinde değerlendirecek olursak, oyunun verdiği görsel uyarıcıların vücutta yarattığı fizyolojik hoşluk hissi sonucu kullanımının sürdürülmesi olarak düşünebiliriz. Oyun oynama sırasında ve sonrasında da fizyolojik bir rahatlama hisseder. Oyun oynandıktan sonra hissedilen bu tip rahatlatıcı duygular ise oyun oynama davranışının tekrar tekrar yapılıp bir alışkanlık ve hatta bağımlılık haline gelmesine yol açar.

    * Kişi kendini bilgisayar başında daha iyi hisseder.

    *Oyun başında daha fazla zaman geçirir.

    * Aile ve arkadaşlardan uzaklaşır.

    * Bilgisayardan uzaklaşınca huzursuz ve sinirli olur.

    Bu gibi durumların görülmesi ‘Oyun Bağımlılığı’ tehlike çanının çaldığını bize göstermektedir. Bir diğer önemli konu ise oyunların içerikleridir. Şiddet içerikli oyunların oynanmasının çocuklarda ve ergenlerde ciddi problemlere neden olduğunu görüyoruz. Örneğin,

    “Oynanan oyun içerisindeki şiddet içeren sahneler fazlaysa ve oyun içerisinde uygulanan şiddetin karşılığında ödül söz konusu ise, haz ilkesi ile hareket eden beynin oyuna bağımlı olmasına neden olmaktadır. Haz yaşamak isteyen beyin şiddete eğimli hale gelmekte. Hazzı bekleme ya da erteleme fikri çocukta anksiyeteye neden olmakta ve korku hissinin oluşmasına neden olmaktadır. Anne ve babalarından sevgi alacakları dönemde çocukların şiddet içerikli oyunlar oynaması ya da izlemesi, saldırganlığa meyillerinin artmasına yol açmaktadır. Aynı zamanda şiddet içeren oyunlar, çocukların gündelik yaşamında, şiddete eğilim göstermesine neden olmaktadır ve bu çocuklar saldırganlıktan zevk almaktadır. Bu oyunlar sadece şiddet değil, hırs ve mutluluk duygusunun tatminini de sağlar. Stratejiye dayalı savaş ve şiddet oyunlarını oynayan bir çocuk, o oyunda başarılı olursa kazanma duygusunu tadacak ve mutlu olacaktır. Çocuk aslında bunu otomatik bir bilgisayar ortamında çok da çaba harcamadan elde eder.

    Oysa günlük hayatta mutluluk çoğumuzun daha az elde ettiği bir şeydir ve çaba gerektirir. Oyunlarda bu duyguya sahip olabilmek çok daha kolaydır ve bu sebepten dolayı çocukların oyun oynama davranışları pekiştirilmiş olur. Eğer çocuk oyunda başarılı olamazsa fazlasıyla hırslanır ve tekrar dener. Başaramaz ise tekrar dener…Her seferinde “game over” yazısını görerek oyun tarafından reddedilen bir çocuk, hırs gibi genellikle zarar veren bir duyguya ilaveten öfke hissedecektir. Çünkü reddedilmişlik, öfkeyle sonuçlanır.

    Öfke tekrar başarmaya yönelik bir hırs doğurur ve bu kısır döngü, mutluluk hormonu uğrunda sürer gider. İşte oyun bağımlılığının temelinde yatan asıl süreç budur.

    Şiddet içerikli bilgisayar oyunların diğer zararlı etkileri şöyle sıralanabilir:

    *Düşmanlık duygularını beslemekte, kaygı düzeyinde artışa neden olmaktadır.

    *Bu oyunlar fiziksel güç kullanımında artışa yol açmaktadır. Günlük hayatta, mutsuz edici olaylara daha saldırgan tepkiler vermeye sebep olmaktadır.

    *Sosyal davranışlarda azalma söz konusudur.

    *Şiddet içerikli oyunlar ile geçirilen zaman arttıkça obezite riski de artmaktadır.

    *Bilgisayar başında geçirilen zaman arttıkça akademik başarıda azalma görülmektedir.

  • Çocuğumun İnternet Bağımlısı Olmasını Nasıl Önlerim?

    Çocuğumun İnternet Bağımlısı Olmasını Nasıl Önlerim?

    *Sohbet ederek ve zaman ayırarak çocuklarınızın ne kadar önemli olduklarını onlara hatırlatın.

    *Bilgisayar kullanımı konusunda özellikle çocuk ve gençleri doğru bir şekilde eğitmeliyiz.

    *Bilgisayar kullanım sürelerine müdahale edilebilmeli, bilgisayarlarında hangi programların veya oyunların yüklü olduğu kontrol edilebilmeli, evde bilgisayarın yeri kolay görülebilir şekilde düzenlenmelidir.

    *Özellikle küçük çocukların, gerek televizyon izlerken gerekse bilgisayarda oyun oynarken mümkün olduğunca yalnız bırakılmaması gerekir.

    * Bedensel gelişimi desteklemek amacıyla bilgisayar oyunu oynamak yerine, ailelerin çocuklarıyla alternatif fiziksel etkinlikler (kitap okuma, parka gitme, somut oyunlar oynama vb.) yaparak nitelikli zaman geçirmeleri önemlidir.

    Bilgisayar oyunlarının olumsuz etkilerinden korumak amacıyla çocuk ve gençlere bilgisayar kullanmayı yasaklamak belki birçok ailenin ilk aklına gelen tedbir olabilir. Ancak yasaklamak hiçbir zaman bu soruna kalıcı çözüm getirmez. Bu gibi önlemlerde çocuk ve gençler ebeveynleri tarafından kontrol edilemedikleri zamanlarda yasakları uygulamamayı tercih edebilir ya da ev dışında bu imkânları elde etmek amacını güdebilirler. O halde ailelerin çocuklarıyla yakın temasta olmaları ve bilgisayarı olumlu yönde kullanmaları için çocuklarıyla kolay bir iletişim ortamı sağlamalar daha kalıcı bir çözüm getirecektir.

  • BİLGİSAYAR VE TV BAĞIMLILIĞI

    BİLGİSAYAR VE TV BAĞIMLILIĞI

    Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden biri; çocuklarda, gençlerde ve hatta yetişkinlerde görülen ve “davranışsal bağımlılık” olarak değerlendirilen bilgisayar, tablet, telefon, televizyon bağımlılığıdır. Özellikle çocuklar, televizyonun, bilgisayarın tablet ve telefonunun karşısında adeta hipnotize ediliyor.Bu sebeplerden dolayı yaşanan sorunlar çocuğun çevre ile ilişkisini bozmakta, çocuğa sosyal, bilişsel ve psikomotor alanda çok büyük kayıplar yaşatmaktadır. Elbette bu tür teknolojik aletlerin birçok faydası vardır ancak, yararlı olarak kullanılıp zararlarından kaçınabilmek konusunda dengenin hem çocuk hem de aile tarafından kurulması; kontrollü ve bilinçli olarak kullanılmasına bağlıdır.

    BİLGİSAYAR, TABLET, TELEVİZYON BAĞIMLILIĞININ ZARARLARI

    Çocuğun arkadaş edinme becerisi gelişmez,

    Sosyal ortamlarda ilişki kurmada zorlanan çocuklar meydana gelir,

    Kendini ifade etme, öz bakım becerileri gelişmez; devamlı olarak anne ayakkabımı bağla, üzerimi giydir… diyen çocuklar ortaya çıkar,

    Oyun oynadığı, eğlendiği, vakit geçirdiği bu sanal dünya o kadar renkli, hareketli, sesli ve değişkendir ki, çocuk gerçek dünyaya döndüğünde her şey ona çok durağan, sıkıcı ve basit gelir. Dolayısıyla “hiperaktivite” baş gösterir,

    Çocuk, üzerinde kontrol kurduğu ve kendi yarattığı bu dünyaya sarılır, kendini yaşamdan soyutlar ve izole olur.

    Ev içinde anne-baba-çocuk ilişkisi bozulur,

    Ebeveynler çocuğunu tanıyamaz, fikirlerini öğrenemez,

    Saatlerce bilgisayar, televizyon ve tablet başında olan çocukların dil gelişimi ve sosyal gelişimi yavaş olur,

    Çocuk sürekli ekran karşısında oturduğu için, fiziksel gelişimi de çok sağlıklı olmaz, kas gelişimi yavaş olur,

    Çocuk bir şeyleri fizikken, ortamda yaşayarak yani yaparak öğrenmediği için, dünyaya karşı daha korkak ve çekingen olur,

    Çocuklar bu şekilde, normal gelişimsel dönemlerine göre daha fazla uyarıcı alıyor ve dikkatleri çok daha kolay dağılabiliyor. O yüzden uzun vadede dikkat dağınıklığı ve odaklanamama gibi ciddi sorunlar yaşanabilir.

    Çocuklar bilgisayar ve televizyonda izledikleri karakterlerle özdeşim kurup gerçek hayatta onlar gibi davranışlar sergileyip , onlar gibi görünmek isteyebiliyorlar; özellikle kız çocuklarının bilinçaltına beden algısı sokulabiliyor.

    Ekranda şiddet içerikli programlar, oyunlar ise erkek çocukları daha çok etkisi altına alıyor. Çocuğa “Sen güçlü olmak zorundasın” gibi mesajlar veriliyor. Ekrandan çok rahat psikolojik şiddet aşılanabiliyor. Bu nedenle çocukların izlediği, oynadığı programların içeriklerine mutlaka bakılması gerekiyor.

    ANNE BABAYA DÜŞEN GÖREVLER …

    Çocuğunuz telefonla veya bilgisayarda bir uygulama açtığı zaman, müthiş bir iş becermiş tepkisi vermeyin.

    Çocuğunuzu üç yaşına kadar ekrandan uzak tutun.

    Çocuğunuza bu konuda örnek teşkil edin, ekran karşısında geçirdiğiniz zamana dikkat edin, elinizden sürekli telefonu düşürmezken çocuktan aksi yönde bir davranış sergilemesini beklemeyin.

    Yemek saatlerinde çocukların televizyon karşında yemek yemelerine izin vermeyin, bu durum hem yemek alışkanlığını olumsuz etkiliyor, hem de çocuklar uzun süre uyarıcılara maruz kalmış oluyor.

    Çocuğunuzla nitelikli zaman geçirin, onunla oyunlar oynayın, etkinlikler düzenleyin, çocuğun çeşitli faaliyetlere (resim, dans, müzik, spor vb.) yönlendirin. Sosyal hayatta mutlu ve tatmin olan çocuk, sanal ortamdan uzak duracaktır.

    Evinizde ortak kararlar alıp kurallar belirleyin ve bu kurallara uyuması için çaba gösterin,

    3-6 yaş arasındaki çocukların günde 1 saatten fazla televizyon, tablet, bilgisayar karşısında zaman geçirmesine izin vermeyin, 6 yaşından sonra sabah 1, akşam 1 saatten fazla zaman harcamasına izin vermeyin.

    Çocuğunuza verdiğiniz sözleri tutun, kuralları uygulamakta tutarlı olun.

    Yeter ki ağlamasın, yeter ki sussun diye düşünmekten vazgeçin, bu şekilde yaklaşarak çocuğunuza ağladığı ya da tutturduğu zaman isteklerinin gerçekleşebileceğini öğretmiş olursunuz.

    Çocukları televizyondan, tabletten ayırdıktan veya oynama ve izleme saatini azalttıktan sonra o boşluğu çocuğunuzla beraber kaliteli zaman geçirerek doldurun.

    Çocuğunuzu bilgisayarı açmamakla, elinden tableti almakla telefonu vermemekle, televizyonu yasaklamakla tehdit etmeyin. kontrollü ve bilinçli olmayı öğretin.