Etiket: Bilgiler

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı kim tarafından konulmalıdır?

    DEHB tıbbi bir bozukluktur. Tıbbi bir tanı olduğundan dolayı tanısı bir DOKTOR (Çocuk ve Ergen Psikiyatristi) tarafından konulmalıdır. Gereğinde beraberinde çalıştığı psikolog ve gelişim uzmanlarının değerlendirmeleri ve yardımları istenebilir.

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi dışında kişilerin tanı koymasının ne gibi sakıncaları olabilir?

    Tıp eğitimi almamış, çocuğu ya da genci bir bütün olarak değerlendirme becerisine ve eğitimine sahip olmayan birisinin tanı ya da tedavi sürecini üstlenmesi çok ciddi riskleri beraberinde getirir. Nörolojik, hormonal veya immünolojik bir tablo çok rahatlıkla psikiyatrik durumlarla karıştırılabilir. Bu nedenle DEHB ya da herhangi bir psikiyatrik hastalık tanı ve tedavi süreci mutlaka bir doktor tarafından yönetilmelidir.

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nu tanısını koymada kullanılan yardımcı bir tanı testi var mıdır?

    DEHB tanısında son dönemde Amerikan gıda ve ilaç dairesi (FDA) Neurofeedback’ın tanıda yadımcı bir inceleme olduğunu duyurmuştur (DEHB tedavisinde kullanımı değil). Bu yöntem dışında EEG, beyin MR, Beyin Tomografisi, SPECT vs gibi beyin yapısını inceleyen yöntemler tanı koydurucu değildir. Bu yöntemler daha çok DEHB’nin anlaşılmasına yönelik araştırmalarda kullanılır.

    Çeşitli dikkat alt tiplerinin değerlendirmelerinde kullanılan psikometrik testler bize ek bilgiler sağlayabilir fakat Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğuna yalnızca test ile karar verilemez. Yani okullarda ya da çeşitli merkezlerde yapılan dikkat testleri ile DEHB vardır yada yoktur denmesi doğru değildir. Aileleri yanlış sonuçlara götürebilir. Bir zeka değelendirmesi gerektiğinde yada öğrenme güçlüğü araştırıldığında psikometrik testler istenebilir ama DEHB için tanı koydurucu değildir.

    Dikkat Eksikliğinin tanısında temel yöntem nedir?

    Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun tanısında temek yöntem klinik görüşmedir. Bu görüşmede mümkün olduğunda çok kaynaktan bilgi alınmaya çalışılır. Bu bilgiler ışığında DEHB ile karışabilecek ek hastalıklar ayırt edilmeye çalışılır. Ayrıca bu görüşmelerde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’na sık eşlik eden hastalıkların (Tik bzk, Kaygı bzk, davranım bzk, Depresyon) olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan hekimin eğitimi, yeteneği ve en önemlisi bu alandaki tecrübesi kritiktir.

    Kimlerden bilgi almak gerekir?

    Çocuk, aile ve okuldan alınacak bilgiler, gerektiğinde istenecek testler ile tanıya ulaşılmaya çalışılır.

    Çocuk ile yapılacak olan görüşmede okulda ya da evde mevcut olan belirtiler gözlenmeyebilir. Evde çok hareketli bir çocuk muayene ortamında farklı davranabilir. DEHB tanısı koymak için muayene ortamında tüm belirtilerin gözlenmesi şart değildir. Önemli olan günlük yaşamı sırasında okul, arkadaş ve aile ortamında belirtilerin ne kadarının gözlendiğidir. Bazen yaş nedeni ile çocuk sorunları anlatmakta güçlük çekebilir. Çocukla görüşmede çocuğun duygudurumu, okul ve arkadaş ilişkileri, aile içindeki yaşantısı hakkında bilgiler alınmaya çalışılır.

    Aile görüşmesi tanı açısından en önemli görüşmedir. Eğer mümkünse anne ve babadan birlikte görüşmede olması farklı açılardan bilgi alınması adına önemlidir. Sorunların başlangıcı, hangi dönemlerde artıp azaldığı anlaşılmaya çalışılır. Geçmiş hastalık öyküsü, çocuğun gelişim hikâyesi alınmaya çalışılır. Menenjit, epilepsi, kafa travması, dil ve motor alana yönelik gelişimsel sorunların varlığı önemlidir.

    Gereğinde birebir yapılan bir görüşme ile öğretmenden bilgi alınması önemlidir. Dikkatin yoğun kullanılmasının gerektiği, evden çok daha fazla kuralın bulunduğu okul ortamında çocuğun davranışlarının öğrenilmesi tanı açısından önemlidir. Akademik durum, arkadaş ilişkilerine yönelik bilgiler bu görüşmede mutlaka öğrenilmelidir.

    Öğretmen, Aile ve Çocuk formları rutinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve eşlik eden hastalıkları saptamakta son derece pratik ve önemli bilgilere ulaşılmasını sağlar. Hastalığın belirtilerinin varlığı ve şiddeti hakkında bilgilere formlardan ulaşılmaya çalışılır.

    Psikometrik testler ile (dikkat eksikliği testleri, zeka testleri vs) öğrenme güçlüğü ya da zeka seviyesinin saptanması gereken durumlarda kullanılabilir. Hiçbir psikometrik test tek başına tanı koydurucu değildir.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvuru yapılabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Babam Garip Davranıyor

    Babam Garip Davranıyor

    * “Babam 69 yaşında, emekli memur. Tam bir entelektüel, pek çok sosyal aktiviteye katılıyor, günlük spor yapıyor, iletişime açık, pek çok arkadaşı var. Son 2-3 yıldır garip davranışlar sergiliyor, yol kenarına ve çöplere bırakılan inşaat malzemeleri, eski eşyaları “boşa gitmesinler, yazık” diyerek toparlayıp eve getiriyor. Ev eskici pazarına döndü, neredeyse çöp ev oldu. Bu davranışlarına annem tahammül edemiyor, çocukları olarak bizler bir anlam veremiyoruz”.

    * “ Babam emekli esnaf, vaktini genelde evde geçiriyordu. Son 1 yıldır uygunsuz cinsel konuşmalar ve şakalar yapıyordu. Geçenlerde 20 yaşındaki kız kardeşim yanında iken televizyondan erotik film açtı ve mastürbasyon yaptı. Sanki kızı yanında yokmuş, yaptığı normalmiş gibi davrandı, şok olduk, yaptığından ailecek tiksindik”.

    * “Annem yıllardır titiz bir kadındı, yalan söyleyenden nefret ederdi. Şimdi temizliğine hiç dikkat etmiyor, gözümüze baka baka yalan söylüyor. Resmen yepyeni, farklı bir kadın oldu, kişiliği değişti”.

    * “Babam mağazamıza geldiğinde hep tetikteyim. Ne zaman kızacağı belli değil, geçen müşteriye arkadan yaklaşıp yumruk attı ve ortada hiçbir sorun yokken bu davranışı yaptı. Mülayim bir insan iken babama ne oldu?”.

    * “Annem, 80 yaşındaki babamın kendisini aldattığını ve kendisi uyurken 6. Katta oturan yaşlı komşu teyzeyi gece balkondan eve aldığını iddia ediyor, kesinlikle bunun olamayacağına inandıramıyoruz, ne yapacağımızı şaşırdık”.

    Benzer hikâyeleri dinlediğinizde aklınıza gelmesi gereken: “hasta yakınları beni bunama (demans) konusunda bilgilendiriyor, bunamayı ne kadar güzel tarif ediyorlar” olmalıdır.

    Bunamada belirtiler ve bulgular:

    * Hasta genel görünümüne karşı aldırmaz, ilgisiz ve savruk olabilir. Uygunsuz kıyafetler giyme (yaz günü kazak giyme vb.), hijyen yetersizliğine bağlı pis kokma (banyo yapmama vb.), düğmelerin düzgün düğmelenmemesi gibi belirtileri gözlemleyebilirsiniz.

    * Durgun ve ilgisiz olabileceği gibi taşkınlık yapan neşeli bir halde de olabilir. Bunaltı (anksiyete) ve çökkünlük (depresyon) eşlik edebilir.

    * Duraklayarak konuşabilir, konuşmada bozulma olabilir. Aynı konuları veya sözcükleri tekrarlayabilir. Bazen hiç iletişim kurulamayabilir, size boş gözlerle bakabilir.

    * Yalnız kalma, terkedilme, düşme, ölme korkularına alınganlık ve şüphecilik eşlik edebilir. “Eşyalarının çalındığını, yabancıların eve girdiğini, yardımcı kadının kendisini dövdüğünü, zehirlendiğini, öldürüleceğini” söyleyerek huzursuz ve saldırgan olabilir.

    * Genelde bilinç açıktır. İleri dönemde olan hastalarda bilinç sislenmesi, bulanması (deliryum) ortaya çıkabilir.

    * Kişileri, yerleri ve zamanı bilemeyebilir. Yeni bilgiler öğrenilemediği için yer değişimleri hastayı olumsuz etkiler. Bizim kültürümüzde hastalar evlatları arasında dönüşümlü olarak bakılır. Bu hastaya zarar verir. Her ev ve bakım veren kişiler değiştirildiğinde hasta yeni doğmuş gibi olur, adapte olamaz. Makbul olan yaklaşım; beyninde bilgileri korunan, yılardır yaşadığı kendi evinde bakımın verilmesidir. Bu yaklaşım hastanın huzursuzluğunu azaltabilir.

    * Dikkat dağınıktır, yanlış anlama ve algılamalar olabilir. İleri dönem hastalarda hayal ile gerçek karışabilir (psikotik belirtiler: hezeyanlar ve halüsinasyonlar görülebilir).

    * Ağır bellek (hafıza) yitimi olur (unutma). Kaydetme, depolama, yeniden belleğe çağırma fonksiyonları bozulur. Yeni bilgiler öğrenilemez, çok basit hesaplar yapılamaz. En son öğrenilen bilgiler ilk unutulurken geçmiş bilgiler daha sonra unutulur. “Dün konuştuğumuzu hatırlamıyor ama 50 yıl önce olmuş olayı hatırlıyor, aslında unutkanlığı yok” gibi hatalı değerlendirmeler hasta yakınları tarafından yapılabilir. Yeni kayıtlar olamadığı için konuşmasında hep geçmişteki hikâyeleri anlatır, konuşmasındaki boşlukları bu hikâyeler ile doldurur (konfabulasyon-hikâye uydurma). Hatırlamadığı için aynı soruları tekrarlayabilir, yemeğini biraz önce yediği halde “ne zaman yemek yiyeceğiz?” diye sorabilir.

    * Soyut düşünme zayıflar, somut değerlendirmeler yapar. Atasözü, şaka, espri ve fıkrayı yorumlayamaz.

    * Düşünce, davranış ve dürtülerini muhasebe edemez, denetleyemez. Uygunsuz konuşma ve davranışlar sergileyebilir.

    * Düşünce içeriği fakirleşir. Hastalık öncesi yaşantısına ve kişilik özelliklerine bağlı olarak kıskançlık, cimrilik, endişe ve saplantılar aşikâr ve yoğun olabilir.

    * Çok veya az uyuma, iştah azalması veya artması, kabızlık görülebilir.

    * Kişilik değişimi (titiz iken pasaklı olma) veya kişilik özelliklerinin abartılı olması ) cimri iken daha cimri olma, aksi iken daha hoşgörüsüz olma) görülebilir.

  • PICT( İçimdeki Çocuk Terapisi) nasıl çalışır?

    PICT( İçimdeki Çocuk Terapisi) nasıl çalışır?

    Birçok terapi modeli danışanın sorunları hakkında konuşmasını dinleyerek ve ona sevgiyle destek olarak yeni düşünce yolları açmaya çalışır ya da eski sorunlara uygulayabileceği yeni bilgiler verir. Bu sürecin sonunda yetişkin genellikle nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğini biliyor olur ama yine de hayata geçirmeyi başaramaz ya da sürekliliğini sağlayamaz. Bu da kişilerin kendilerini başarısız hissetmelerine ve yeni bilgiden tam anlamıyla faydalanamadıkları için kendilerine kızmalarına neden olur. Bu tarz duygular genellikle “Biliyorum böyle hissetmemeliyim ama hissediyorum işte!” gibi ifadelere yansır.
    Böylece yetişkin, kişinin mantıklı tarafı, atılması gereken adımları bilir ve başarmak ister ama bir şekilde diğer tarafları bunu gerçekleştiremez. Başka bir deyişle, mantık duygularla çatışma halindedir ve duygular savaşı kazanıyor gibi görünür. Bu hayatını kontrol etmek isteyen bir kişi için üzücü bir deneyimdir ve çoğunlukla kendilerini suçlamalarına sebep olur. Kendilerine ‘zayıf’ ya da ‘faydasız’ derler. Neden güçlü muhakeme yetisine sahip insanlar istenmeyen davranış ya da duyguların içine hapsoluyorlar?
    PICT terapi modeli yetişkinin yeni bilgilerle anlayıp çözemediği her türlü sorunun bilinçaltında, kişin çocuk kısmında (kişinin genç hallerine ait anıların bulunduğu bilinçaltı bölümü) gizli olduğu bilgisi üzerine inşa edilmiştir. Başka bir deyişle çözülemeyen sorun artık bilinçli olarak hatırlanmayan ve çocuklukta başlamış duygular ve bağlantılı inanışlarla ilgilidir. Böyle olmasına rağmen kişinin yetişkin hayatında aktif bir rol oynamaya devam ederler. İçeride bir ‘çocuk’ yoktur ama bir zamanlar çocukken hissedilmiş o çok gerçek hisler vardır ve o hisler, güzel ya da değil yetişkin hayatımızdaki deneyimlerimizi oluştururlar. Dr. Itzhak Fried’ın beyin faaliyetleri konusundaki çalışması geçmişten bir anı geldiğinde yanan nöronların olay olduğu zaman en aktif olanlar olduğuyla ilgili doğrudan biyolojik kanıt da sağlamaktadır. Bilincimiz ‘bugün’ olan bir sorunun çocuklukta yaşanan bir deneyimle doğrudan ilintili olduğunun farkında olmayabilir ama etkin bilinçaltımız bağlantıyı hızlı ve kolayca yapar- o zaman oluşturulan inanışları aktive eder.
    Yeni bilgiyi kullanamamanın insanda yarattığı kafa karışıklığının sebebi, bilginin çocuk hale yetişkin hal aracılığıyla verilmesi gerekmesidir. Çünkü bilgi yetişkinden çocuğa otomatik olarak geçmez. Bu aynı müdürün bilgisinin otomatik olarak saha personeline geçmemesi gibidir. Şirketler saha personelinin eğitimlerden faydalanması için kişisel olarak eğitilmeleri gerektiğini öğrendiler. Eğer çocuk kısmının yeni bilgiden faydalanmasını istiyorsanız çocuk kısmına bunun özel olarak söylenmesi gerekir. PICT, yetişkinin (eski, modası geçmiş bilgilerle ve yanlış inanışlarla işleyen) çocuk kısmına olumlu yeni bilgileri verebilmesi için tasarlanmıştır. Sonrasında bakış açısını değiştirip sorunları çözmeyi amaçlar.
    PICT kendimizle, başkalarıyla ya da dünyayla ilgili sahip olduğumuz temel inanışların çocukluk süresince henüz bilginin doğru ya da yanlış olduğuna karar veremediğimiz bir yaşta öğrenildiğini bize öğretir. Bu süreç çok erken bir zamanda olduğu için bilgiler/inanışlar sanki her zaman orada olan gerçek bilgiler gibi görünür. Başka bir deyişle, danışanın ‘inanış’ şeklinde düşünmesi zordur, sanki daha büyük bir şeymiş gibi görünür- sanki kimlikle (‘Ben böyleyim’), diğerleriyle (‘İnsanlar böyledir’) ya da dünyayla (‘Hayat böyledir’) ilgili gerçekmiş gibi gelir.
    Bu inanış öğrenme süreci eğer iyi ebeveynlik yapan duygusal olarak sağlıklı ailelerimiz varsa gayet iyidir çünkü o zaman kendimizle, başkalarıyla ve dünyayla ilgili inanışlarımızın çoğu olumlu, gerçekçi ve destekleyici olur. Ancak işlevsiz ailelerde ya da ebeveynlik becerileri düşük anne babalarda öğrendiğimiz inanışlar yanlış ve kısıtlayıcıdır. Örneğin: Ben yeterince iyi değilim, Hiçbir şeyi beceremem, Hiç kimseye güvenilmez, Güvenlik yok, Ben sevilmeye layık değilim, gibi. Çocuklukta öğrenilen bu yanlış inanışlar bize neredeyse görünmez olurken arkaplanda aktif olmaya devam ederler ve karar veriş süreçlerimizi, kendimize güvenimizi, ilişkilerimizi ve kendimizi motive etme becerimizi etkilerler. İnanışlar mantığımıza ‘görünmez’ oldukları için belli bir şekilde davranmamamız gerektiğini bildiğimizde ve yine de yaptığımızda kafamız karışır ve strese gireriz.
    Etkileşimsel Analiz bireylerin ‘çocuk’, ‘yetişkin’ ve ‘ebeveyn’ yönlerini (ego durumlarını) ortaya koyar ve bireyin kendi içinde, başkalarıyla ve sorun çözerken bu yönlerin işlevlerinin anlaşılmasını tavsiye eder. PICT devam eden sorunlara, istenmeyen davranışlara ve geçmiş travmalara hızlı, detaylı, kalıcı ve nazik bir çözüm için bu kabul edilen yöntemi alıp yeniden şekillendirmiştir.
    PICT modeli devam eden sorunların ve istenmeyen davranışların kök nedenini tespit edebilmek için danışanın spesifik bilgiye bilinçaltı aracılığıyla ulaşmasına yardımcı olur. Sonra, spesifik PICT tekniklerini kullanarak danışanın ‘yetişin kısmı’ (PICT Uygulayıcısının yönlendirmesiyle) ‘çocuk kısma’ gerekli bilgileri, sevgiyi ve desteği verir. Bu PICT tekniklerinin içinde inanışı değiştirmek ve dolayısıyla ‘çocuk kısmının’ bakış açısını değiştirmek için ihtiyaç duyulan içerikler mevcuttur. Kişinin kendiyle ilgili olumlu ve uyumlu inanışlara sahip olması için ‘çocuk’ ve ‘yetişkin’ kısımlarının güçlenmesi gerekir. Temel olarak danışan istenmeyen davranış ve hislerinden geçirilerek arzu edilen duygusal özgürlüğe ulaştırılır. Bu sürecin içinde ‘ebeveyn’ kısmı olumsuz ve kendine zarar veren konuşmaları değiştirmek için otomatik olarak yeni tavırlar ve beceriler edinir.