Etiket: Beyin

  • Beyin tümörleri nasıl oluşur, belirtileri nelerdir?

    Beyin Tümörü Belirtileri Nelerdir?

    Beyin tümörleri birincil (primary) ve ikincil (secondary) olarak ikiye ayrılır.

    Beyinde oluşan birincil tümörler kötü huylu (habis, kanserli) veya iyi huylu (kanserli olmayan) tümör olabilir. İkincil beyin tümörleri ise vücudun başka bir noktasında ortaya çıkan kanserli hücrelerin beyine sıçramasıyla görülür.

    Beyin tümörü her yaştan insanda görülebilir ve bu tümörlerin neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir.

    Beyin tümörü belirtileri, tümörün büyüklüğüne ve beynin hangi bölgesinde olduğuna bağlı olarak değişmekle birlikte en sık görülen beyin tümörü belirtileri baş ağrısı, bacak ve kollarda uyuşma, hafıza sorunları ve denge problemleridir.

    Beyin Tümörü Çeşitleri ve Dereceleri

    Normal bir işleyişte yaşlanan ve fonksiyonunu kaybeden beyin hücreleri ölür ve yerlerine yeni hücreler geçer. Ancak bazen bu işleyiş bozulur ve vücut ihtiyaç duymamasına karşın yeni hücre üretilir ve ölmesi gereken hücreler yaşamaya devam eder.

    Tüm bu fazla hücreler zaman içinde birikmeye başlar ve bir doku oluşturarak tümöre neden olur. Birincil beyin tümörüne neden olan bu hücreler habis (kanserli) veya iyi huylu olabilmektedir.

    İyi huylu tümörlerde kanserli hücre yoktur ancak yine de beyin gibi hassas bir bölgede bulundukları için hayati tehlike yaratabilirler.

    İyi Huylu Beyin Tümörleri: Kanserli olmayan beyin tümörlerinin net bir şekilde görülebilen belirgin bir sınırı vardır ve genellikle çevrelerinde bulunan dokulara yayılmazlar.

    Cerrahi müdahale ile alınan iyi huylu beyin tümörü nadiren tekrar oluşur. Vücudun diğer bölgelerine yayılma ihtimalleri yoktur.

    Kanserli olmasa da iyi huylu beyin tümörünü tehlikeli yapan şey belirli bir büyüklüğe eriştiğinde beynin hassas bölgelerine baskı yaparak ciddi sağlık sorunlarına yol açmasıdır. İyi huylu beyin tümörünün zaman içinde kanserli beyin tümörüne dönüşme riski de vardır.

    Habis Beyin Tümörü: Kanseri hücrelerle oluşan habis beyin tümörleri iyi huylu tümörlere göre daha hızlı büyür ve yakınında bulunan beyin dokusunu işgal edebilir.

    Habis beyin tümöründe bulunan kanserli hücreler tümörden ayrılarak beynin diğer bölgelerine ve omuriliğe yayılabilir.

  • Baş ağrısına dikkat !

    Baş ağrısına dikkat !

    Kusma İle Kendisini Gösteren Şiddetli Baş Ağrısı, Ani Ölüm Getirebilir

    Şiddeti giderek artan, ilaçla geçmeyen, şiddetli kusma, görmede bozulma ve bayılma ile kendini gösteren baş ağrısı, beyin damarlarına bağlı sağlık sorunlarının habercisi olabilir.
    Beyin içi tümörleri, beyin içi damar bozuklukları, beyin içi baloncuklaşmalar ve beyin içi sıvı tankların genişlemesi ciddi baş ağrısına yol açar.

    Şiddeti giderek artan, daha önce hissedilen ağrıya benzemeyen, ilaçla geçmeyen ve şiddetli kusma, çift görme ya da görme alanının daralması gibi görmede bozulma ve bayılma ile kendini gösterebilen şuurda dalgalanma ile ortaya çıkan ağrı, ani ölüme yol açabilir.

    Beyin tümörleri, beyin damar bozuklukları, beyin damarı baloncuklaşmaları ve beyin içi sıvı tankların genişlemesi ciddi baş ağrısına neden olabilir ve bu hastaların % 50’si hastaneye yetişemeden beyin kanamasından yaşamını yitiriyor.

    İnsanı rahatsız eden her duyumsama ”ağrı” olarak tanımlanabilir.

    Ağrı, insanı hastalıklardaki tehlikeden koruyan ”kırmızı alarm” durumu olarak kabul edilebilir ve bir yerde ağrınız varsa ‘bir sıkıntı var’ demektir. Ağrı, oluşabilecek sorunlar için önceden haber vericidir. Bu durumu çok iyi anlatan ”İnsanın ağrısı neredeyse canı oradadır” atasözü önemli bir toplumsal bilgidir. Ağrı; kısa, uzun yada daha uzun olan kronik ağrılar şeklinde olabilir.

    12-13 yaşından itibaren yüz sinüsleri gelişimi tamamlanmış her kişinin (Kadınlarda biraz daha yüksek olmak kaydıyla) hayatının bir döneminde rahatsız edici baş ağrısından şikayet etmektedir.

    Baş ağrısının bir kısmı çok rahatsız edici olmazken, bir kısmı sürekli ilaç kullanımı, ciddi tedavi protokolü veya ameliyat gerektirebilir. Baş ağrısının yaklaşık 80 tane sebebi bulunabilir ve ”benim hep başım ağrıyor” şeklinde şikayet edenlerin sorunu büyük ölçüde migren türü kas veya beyin içi damar bozukluklarından kaynaklanmaktadır.

    Günlük hayatta gerginlik ve stres ciddi bir baş ağrısı nedenidir. Gün içinde kafa ve yüz bölgesindeki kaslar gerilip, gevşemekte ve zamanla yorulmaktadır. Sonuç olarak bu kas gruplarından salınan kimyasal maddeler baş ağrısına sebeb olmaktadır. Buna ‘gerginlik ağrısı’ denmekte ve yoğun çalışan kişiler arasında sıkça karşılaşılmaktadır.

    Baş ağrısının sebebleri arasında yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklara bağlı baş ağrısı da sayılabilir. Bunların yanında beyin tümörleri, beyin içi damar bozuklukları(kireçlenmeler-tıkanmalar), beyin içi baloncuklaşmalar (anevrizma) ve yumaklaşmalar (AVM), beyin içi sıvı tankların genişlemesi (Hidrosefali) de ciddi baş ağrısı sebeblerindendir.

    Kafa travmasına bağlı baş ağrısının dışında, menenjit gibi enfeksiyon hastalığı, yüz sinüslerindeki bozukluklar, diş ve göz ile ilgili hastalıklarda da baş ağrısı görülebilir. Tüm bunlar genel baş ağrısı nedenleridir, ancak şiddeti giderek artan, daha önce hissedilen ağrıya benzemeyen, ilaçla geçmeyen ve şiddetli kusma, çift görme ve bayılma gibi şuurda dalgalanma ile ortaya çıkan ağrının çok ciddiye alınması gerekmektedir.

    Tüm bunların yanı sıra hafıza kaybının da eşlik ettiği baş ağrıları beyin damarlarındaki sorunlardan kaynaklanabilir. Bu gibi durumlarda damar baloncuklaşması, damar yumağı, hızlı gelişen bir tümör varlığı sorumlu olabilir. Bu nedenle hemen hekime başvurulmalıdır. Damar balonuna (Anevrizma) bağlı bir baş ağrısı söz konusu ise ani ölüm görülebilir. Anevrizma kanaması oluşan hastaların, yüzde 50’si hastaneye yetişemeden beyin kanamasından yaşamını yitirmektedir.

    Bu tip hastalıkta ortaya çıkan baş ağrısı “şiddetli ve genellikle beynin ön iç kısmında, daha once hiç yaşanmamış bir ağrı” şeklinde hissedilir ve şuur kaybı gibi çok önemli bulgular da oluşabilir.

    Bu gibi şiddetli ağrı durumunda sıcak duş alınmaması, hemen tansiyonun ölçülerek vakit kaybetmeden hastaneye gidilmesi gerekmektedir. Öncelikle acile yapılacak başvurunun ardından beyin cerrahisine muayene olunması gerekmektedir.

  • Baş ağrısı neden olur baş ağrısı çeşitleri nelerdir?

    Baş ağrısı günümüzde toplumda çok sık karşılaşılan bir şikayettir. Baş ağrısı sebepleri basit nedenlere bağlı olabileceği gibi hayatı tehdit edebilecek nedenlere de bağlı olabilir. Özellikle ağrı kesicilere yanıt vermeyen, yaşam kalitenizi etkileyen, uyku düzeninizi bozan baş ağrılarına sahipseniz bunun altında yatan sebebi araştırmak gereklidir. Örneğin bazı tip baş ağrıları vardır ki beyin tümörü, beyin kanaması veya anevrizma gibi yaşamı tehdit eden ciddi hastalıkların ilk, hatta bazı durumlarda tek belirtisi olabilir.

    İYİ HUYLU BAŞ AĞRILARI

    MİGREN : Beyin damarlarının bilinmeyen bir nedenle aniden daralmaları ve sonra genişlemeleri sonucunda oluşan baş ağrısıdır. Şiddetli ve zonklayıcı ağrıdır. Genellikle başın bir tarafında veya bir gözün arkasında hissedilir . Parlayan bir ışık görme hissi (aura) olabilir veya olmayabilir (görsel bir takım rahatsızlıklar, kol veya bacakta uyuşma) . Işığa ve/veya sese karşı hassasiyet , mide bulantısı ve/veya kusma görülebilir.

    GERİLİM TİPİ BAŞ AĞRISI : Strese bağlı ağrılardır. Şiddetli olmayan, sürekli bir ağrıdır . Zonklama olmaz. Başta veya boyunda gerginlik hissi vardır. Yetersiz uyku, depresyon, strese bağlı olabilir.

    KÜME BAŞ AĞRISI : Yılın belli dönemlerinde artan ve genelde tek göz ve çevresini tutan,erkeklerde sık görülen bir baş ağrısıdır. Genetik geçiş özelliği vardır.

    TRAVMA SONRASI GÖRÜLEN BAŞ AĞRILARI : Genelde kafa travmalarından sonra görülürler. Belli bir süre sonra kendiliğinden düzelmeleri mümkündür.
    EKSERSİZE BAĞLI AĞRILAR : Aşırı yorgunluk nedeniyle oluşan ağrılardır.
    İLAÇLARA BAĞLI AĞRILAR : Bazı ilaçlar baş ağrısını tetikler.
    YIYECEK VE ALKOLE BAĞLI AĞRILAR: Bazı gıdalar,örneğin fındık,çikolata ve benzeri gıdalar baş ağrısını tetikler. Özellikle mayalı içkiler,yani şarap,bira gibi içkiler baş ağrısını tetikleyebilir.

    KADINLARDA ADET DÖNEMINDE YAŞANAN BAŞ AĞRISI: Çoğunlukla yumurtlama veya adet döneminde veya hemen önce veya sonra oluşur.

    ALERJIYE BAĞLI BAŞ AĞRISI: Sinüslerin tıkanması söz konusudur. Gözlerde yaşarma ve kaşınma görülür. Başta zonklama tarzında ağrı vardır. Özellikle mevsim değişikliklerinden etkilenir.

    SİNÜZİTE BAĞLI BAŞ AĞRISI: Burun kızarıklığı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma, başında zonklama ana belirtiler olabilir. Bu tip başağrılarını kısaca sinüs başa ağrısı, allerjik baş ağrısı gibi değerlendirebiliriz. Burunda tıkanıklık, iltihabi burun akıntısı, dişlere vuran ağrı görülebilir.

    GÖZ YORGUNLUĞUNA BAĞLI BAŞ AĞRISI: Alın kısmında görülür. Tedavi edilmeyen görme sorunları ve özellikle astigmat sebep olur. Gözlük kullanıldığı takdirde kontrol altına kolayca alınabilir.

    BEYİN VE SİNİR SİSTEMİNDEKİ HASTALIKLARDAN DOLAYI OLUŞAN BAŞ AĞRILARI

    BEYİN TÜMÖRLERİ: Tümörler kafatası içinde baskı yaparak,ağrıya hassas kısımların yani damar ve beyin örtülerinin etkilenmesi sonucunda baş ağrısına yol açarlar.Beyin dokusunun ağrı hissi yoktur.

    HIDROSEFALİ: Beyin içindeki boşluklarda su birikmesi olayıdır. Baş ağrısı sebepleri arasında oldukça nadir olarak görülür.
    BOYUNDAN GELEN AĞRILAR: Genelde boyun kireçlenmeleri nedeniyle olur.Enseden başlayarak kafanın arkasından tüm kafaya yayılırlar.

    TEMPORAL ARTERİT: Kulak önünde deri altında bulunan damarın yani temporal arterin iltihaplanması söz konusudur.Doğal olarak ağrı bu çevrede hissedilir.

    BEYİN KANAMALARI: Bir iki saati bulabilen baş ağrısıyla birlikte kol ve bacaklarda uyuşukluk, bulantı ve kusmanın birlikte olması gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bahar aylarında baş ağrılarının artmasının olağan olduğunu ancak, ağrının uzun sürmesinin ve ağrıyla birlikte diğer belirtilerin ortaya çıkmasının beyin kanamasına işaret edebilir.
    MENENJİT: Beyin zarlarının iltihabıdır. Çok şiddetli ağrı vardır. Bilinç kapanması görülebilir.

    TANSİYON YÜKSEKLİĞİ: Özellikle küçük tansiyon yüksekliğinde görülür. Eski vakalarda vücut duruma alıştığı için ağrı hissedilmez.Genelde yeni oluşmuş tansiyon yüksekliğinde hissedilir.

    ARTERİOVENÖZ MALFORMASYON (AVM): AVM denilen beyindeki anormal damar yumakçıkları anne karnındaki bebeklerde gelişmekte ve yıllar içinde büyümektedir. Bu damar yumakçıklarında ani kanamalarla karşılaşılabilmektedir. Bu tür kanamalar beyin dokusuna vurgun olarak etki eder ve sonrasında beyinde ödem gözlenir. Bu dönemde kanama durdurulup boşaltılsa bile hayati fonksiyonların kazanılması mümkün olmayabilir. Bu sebeple erken tanı koyarak ve sebebe yönelik cerrahi ve damar içi girişimlerin ardından yaşamlarını normal olarak devam ettirmeleri mümkün olabilmektedir. Beyin kanaması geçirdikten sonra yapılacak cerrahi müdahalede hayati tehdit ve sakatlık oranı yüksek olabilmektedir. Bu nedenle saydığımız bulguları gençlerin öncelikle bu konularla ilgili hekimlerce en azından hayatlarında bir kere muayene edilmeleri ve muayene bulguları sonucuna göre gerekli laboratuvar tekniklerini kullanmaları gerekmektedir.

    BU BELİRTİLER VARSA MUTLAKA ÖNEMSEYİN:

    Bir iki saati bulan ve sürekli olan baş ağrıları

    Baş ağrılarıyla birlikte kol ve bacaklardaki uyuşukluk

    Aralıklarla gelen zonklama

    Başın aynı yerinde tekrarlayan ya da şakaklarda ve alında yerleşim gösteren ağrılar

    Baş ağrısı ile birlikte görülen bulantı ve kusma

    Zaman zaman oluşan konuşma bozuklukları

    El ve ayaklarda titreme

    Bilinç durumunda bulanıklık olması

  • Beyin tümörü nasıl olur? Belirtileri ve tedavisi nedir?

    Beyin tümörü, kafatası içerisinde büyüyerek beyin üzerine baskı yapar ve bulunduğu bölgeye ve baskı altında tuttuğu beyin alanına göre belirtiler verir. Fakat kafa içinde yer kaplayan bütün vakalarda olduğu gibi öncelikli olarak kafa içi basıncın artmasına bağlı belirtiler gösterir. Beyin tümörü karakterine göre düzensiz ya da düzenli bir biçimde büyümeye devam eder ve genişleme, büyüme imkânı olmayan kafatası içerisinde beyin üzerine baskı yapmaya başlar.

    Beyin tümörü kötü huylu olduğu zaman vücutta başka türlü hastalıklara da yol açma durumu vardır. Beyin tümörü ameliyat ile alınacağı gibi eğer iyi huyluysa da beyin ve sinir cerrahının takibinde kalabilir ya da ışın tedavisi ile büyümesi engellenmeye çalışılır. Beyin tümörleri hiçbir bulgu vermeden tamamen tesadüf eseri tespit edilebilir, bu tip tümörler genelde iyi huylu olup günümüzde beyin MR’ı çekilmesi gerekçesi olmayan hallerde tespiti yapılabilir. Bazı beyin tümörleri boyutu, yerleşimi ve huyuna göre bulgu vererek de ortaya çıkabilir. Beyin tümörü bulgularının bazılarını sayacak olursak, baş ağrısı, şiddetli kusma, vücudun bazı bölgelerinde kısmi felçler, kişilik bozuklukları ve epilepsi benzeri bayılmalardır.

    Beyin tümörü genellikle iyi huylu ve kötü huylu olarak ortaya çıkmaktadır. Bir tümörün iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığını patolojik tanı denilen, normal olmayan dokunun bazı özel boyama ve üretme teknikleri ile mikroskop ile incelenmesi ile konulmaktadır. Fakat beyin görüntüleme yöntemlerinden beyin MR’ı, tomografi ve spektroskopi yöntemlerinden biri ile bir dokunun davranışı iyi veya kötü huylu olup olmadığı köken aldığı bölgeye bakılarak tahmin edilebilir.

    İyi huylu beyin tümörlerine örnek olarak beyin zarından köken alan meningiomlar verilebilmektedir. Meningiomlar genelde çok yavaş büyürler ve başka bir organa yayılma özellikleri olmaz. Boyutları küçük, beynin derin yerleşiminde olan meningiomlar eger hasta için şikâyet yaratmıyorsa beyin cerrahı tarafından takipte tutulabilir. Kötü huylu beyin tümörlerinde ise Glioblastome multiforme, anaplastik astrositom, astrositom gibi örnekler verilebilmektedir. Bu tümörlerin tamamının tanısı patoloji denilen normal olmayan dokunun özel boyalar ve mikroskop ile incelenmesi ile konulmalıdır. Patolojik tanı normal olmayan dokudan cerrahi yöntemler ile örnek almak ya da tamamını çıkartmak şeklinde konulmaktadır. Patolojik tanı konulduktan sonra her biri kendi içerisinde tedaviye farklı yanıt veren tümörlere farklı şekillerde yaklaşılmalıdır. Bazı tümörler kemoterapi ve ışın tedavisine çok uzun bir süre üremeyerek yanıt verdikleri görülürken, yüksek dereceli beyin dokusundan köken almış beyin tümörü bu tedavi yöntemlerine yanıt vermeme ihtimali vardır. Günümüzde hala bir çok tıp merkezinde kötü huylu beyin tümörlerine yönelik tedavi yöntemleri araştırılması sürdürülmektedir.

  • Beyin kanamaları; neden olur – belirtileri nelerdir?

    Beyin kanaması, zannedilenin aksine bir değil pek çok farklı sebepten dolayı ortaya çıkabilen oldukça karmaşık bir hastalık. Genel olarak beynin zarları arasında, beyin içerisinde veya kafatası ile saçlı deri arasındaki kanamaların tümüne birden beyin kanamaları deniyor. Bunların bazıları tedaviye ihtiyaç gösterirken bazıları hiçbir tedavi gerektirmiyor.

    Beyin kanamalarının en fazla, travmaya uğramış olgularda görülür.Özellikle trafik kazası, düşme gibi travmalardan sonra beyin kanamalarının görülebildiğini söylüyor. Travmadan sonrası cilt altında oluşan kanamalar, özellikle çocuklarda çok önemli. Çünkü bunlar herhangi bir şekilde tedaviye ihtiyaç göstermese bile, çocuğun kan miktarı az olduğu için, cilt altıyla kafatası arasında biriken kanama çocukta kansızlığa neden olabiliyor. O yüzden bu kanamanın miktarının mutlaka saptanıp çocuğa kan takviye edilmesi gerekiyor.

    Epidural kanama: Beyin kanaması türlerinden bir diğeri, beynin en dış zarıyla kafatası kemiği arasında oluşan kanamalar. Bunlara, duvarın (beynin en dış zarı) dışındaki kanamalar veya diğer bir değişiyle epidural kanamalar deniyor. Bunlar, kemiğin kırılmasıyla, kemiğin içerisinden geçen damarların yırtılmasıyla ya da kemiğin kendi içinin kanamasıyla biriken kanamalardan oluşuyor.Bu tür hastalarda cerrahi müdahale açısından çok hızlı davranmak gerekir. “Özellikle, kaza geçirdikten sonra belirli bir dönem uyanık kalıp da daha sonra şuur kapanan hastaları muayene ederek, beyin zarıyla kemik arasındaki kanamanın varlığını saptadıktan hemen sonra acilen ameliyata almamız gerekiyor. Almadığınız takdirde ölümle, sakatlıkla ya da bir tarafın felciyle karşılaşmak mümkün. Acil servisten gelebilecek böyle bir hastayı, 10-15 dakika içerisinde ameliyathanede ameliyata başlar hale gelebilmeyi gerektiren bir vaka olarak kabul etmek lazım.”

    Subdural kanama: Bir başka kanama türü olan subdural kanamalar ise beynin en dış zarıyla (dura) beynin ortadaki zarı arasında oluşuyor. Bu tür kanamalar da yine darbelerle olabildiği gibi, çok alkol almış kişilerin sarhoşluk sırasında kafasını nereye ve nasıl vurduğunu bilmediği için ufak travmaların ve darbelerin neticesinde uzun dönemli kanamalar şeklinde de kendini gösterebiliyor. Bu tür baskılara karşı beynin bir toleransı vardır.Bu tolerans beynin plastisitesi ve elastisitesinden kaynaklanır.Beyin toleransını kaybettiği ya da sınırına geldiği anda reaksiyon verir hale gelir. Bu durumda hastanın nörolojik tablosunda bir değişiklik olur. Önemli olan bu plastisiteyi ve elastisiteyi aşmadan ve geriye dönüşü olmayan durumlar oluşmadan önce problemi ortadan kaldırabilmek.

    Bebek sallama sendromu: Bir başka kanama türü de beynin son, orta ve alt zarı arasında, su miktarının olması gereken yerden başka bir bölüme geçmesinin verdiği baskıyla ortaya çıkan su toplanması nedeniyle oluşan ve buna eşlik eden kanamalar. Bu durumda problem, su toplanmasının içerisine ufak kan sızması şeklinde görülebiliyor. Özellikle ülkemizde, annelerin gelenekler ve yanlış bilgiler sonucunda küçük çocuklarını uyutmak için ayağında ya da bir örtü yardımıyla elle oluşturulan salıncakta hızla sallanması bebek sallama sendromu denen ciddi bir hasara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda beyin zarlarının yırtılması, beyinle kafatası kemikleri arasında veya beynin en son zarı arasındaki askı toplardamarları dediğimiz bölümlerin yırtılması sonucunda kanamalar oluşabilir.

    Subaraknoid kanama: Beyin kanamalarının en önemlisi, vücuttaki bütün damarların korunması için, beyin omurilik sıvısının gezdiği zarların arasında bulunan bölümde seyredeni. Burası damarların herhangi bir şekilde sıkıştırılmamasını, bükülmemesini sağlayan bir mekanizma aslında. Beyin omurilik sıvısı içerisine bir kanamanın sızması, subaraknoid kanama denilen ve özellikle damarsal problemlerin olduğu hastalarda görülen durum. Eğer damarda damar sertliğine, tansiyonun artımına, yumaklaşmanın, balonlaşmanın veya damardaki diğer başka anomalilere bağlı olan bir kanama oluşursa, kanamanın ilk ortaya çıktığı nokta bu su sistemi oluyor. Ani bir sızma ile çok şiddetli baş ağrısı oluşuyor. Beyin omurilik sıvısı, beyinden omuriliğe kadar gittiği için, bu sızmanın neticesinde beyin basıncını artıyor ve ense sertliği meydana geliyor. Böyle bir beyin kanaması, damardaki balonlaşmanın ani patlamasıyla kişinin birden yere düşüp bayılmasına, çok şiddetli ve gelip geçici bir baş ağrısına sebep olabileceği gibi hastayı komaya sokar bir duruma kadar getirebiliyor.

    Anormal damarlaşmalar: Beyinde kanama yapan bir başka sebep de anormal damarlaşmalar. Damarsal yumaklaşma denilen atardamarların ya da toplardamarların yumaklaşması veya bir, iki atar damarla beslenip bir iki toplar damarla kendisini boşaltan, görüntü olarak böğürtlene benzeyen bazı damarsal anomalilerin olduğu durumlarda da beyin kanamaları meydana geliyor. Bu damarsal durumların bazılarının doğumsal, bazılarının sonradan geliştiği varsayımları bulunuyor. Beynimizde, kalpten gelen kanı alan, iki adet önde iki adet arkada yer alan atar damarlardan oluşan büyük bir damar sistemi var. Bu damarlar dallanarak, birbirleriyle birleşerek beynin içerisinde bir poligon yapıp, her tarafı besliyorlar. Bu sistem içerisinde, atardamarla toplardamar arasında olması gereken ince yapıdaki damarların doğumsal yokluğu, atardamarın basınçla kanı aniden toplar damara geçirmesine ve damarlarda şişmeler oluşmasına neden olabiliyor. Anormal ağlaşma denen bu durum, beynin normalde belli bir yere gitmesi gereken kanı başka bir yere sevk etmesine sebep olduğu için çalma sendromlarına sebep oluyor. Yani bir tarafa hiç kan gitmiyor veya az gidiyor ve oraya gitmesi gereken kan başka bir tarafa gidiyor.

    Tanı yöntemleri

    Beyin damarları hastalıklarında, bazı şikayetlerin uzun süre ve belli aralıklarla devamlılığı söz konusu olduğunda tanı programları uygulanıyor. Tetkik yöntemleri kendi içinde belirli bir sıralama izliyor. Örneğin bir hastada baş ağrısı periyodik olarak devam ediyor ve belirli bir bölgede oluyorsa, bu hasta için en basitinden başlayıp daha komplike olanına kadar giden geniş bir tetkik yelpazesi bulunuyor. Tanı yöntemleri olarak, belden beyin omurilik sıvısı alınması, beyin damarlarını görüntüleme metotlarından MR ya da bilgisayar tomografik görüntüleme sistemi kullanılıyor. Çok ufak olan milimetrik boyuttaki damarsal problemler MR ya da bilgisayar tomografide görünmese bile, büyüyüp gerçekten soruna neden olabilecek diğer damarsal anomalileri bu tetkiklerle görmek mümkün. Hastanın kolundaki bir toplardamardan verilen kontrast maddeyle yapılan tetkiklerde bilgisayarın görüntüleme sistemiyle kafanın içerisindeki bütün arteriyel ve venöz damarsal sistemi görmek mümkün. Bilgisayar tomografi beyindeki bütün damarların sağlıklı olup olmadığını tıbbi anlamda kalptekiyle eşdeğer olarak ortaya koyabiliyor. En ileri tetkiklerden biri de dijital substruction anjiyografi (DSA) dir.DSA, kalp anjiyosu yapar gibi beyindeki damarların patolojisini görme imkanı veren bir teknik. Ama ondan önce MR anjiyo, MR venografi gibi toplardamarların, atardamarların MR’da ve bilgisayar tomografide görülme imkanı sağlanması gerekiyor. Bu bazı hastalıkları engelleme imkanı verir.

    Anormal damarlaşmaların tedavisi

    Anormal damarlaşmaların tedavisi cerrahi yöntemlerle yapılıyor. Ancak ameliyatlardan sonra bu tür damarsal durumlar ortadan kaldırılsa da bazen daha önce tam kan gitmeyen yerde aşırı kanlanma sorunu yaşanabiliyor.

    Beyindeki kan damarlarının ve beyin suyunun akımında fizik kanunlarının hepsi geçerlidir.Beyindeki damarsal yapılarda beyin bu akımı bazen normal yaparken, fazla kan geldiğinde damarları kasmak, az kan geldiğinde damarları açmak suretiyle gerekli olan kanı temin etmeye çalışıyor. Ancak damarsal bir anomali olduğu veya kişinin tansiyonu çok yükseldiği zaman beyin bu otoregülasyon işlemini tam yapamıyor. Bu mekanizma işlemeyince de zayıf olan ya da damar sertliği olan bir yerden rahatlıkla kanama olabilir.

    Ateroskleroza, damar sertliğine ya da damardaki anomalilere bağlı gelişen kanamalarda ise kanamaların zamanlaması, kanamanın yeri, damarın yeri veya kanamanın ne kadar devam ettiği çok önemli. Bu kanama bazen bir sızma sonrasında ortadan kalktığı gibi, bazen de çok aşırı miktarlarda olabiliyor. Aşırı kanama, su yollarını yırtıp beynin diğer su boşluklarında veya beynin kendi dokusu içerisinde de kanama yapabiliyor. Beynin içerisindeki bölgeye göre kanamanın tedavisi de farklılıklar yaratıyor. Örneğin derinde, az miktarda olan ancak hastanın bir tarafını felç edecek kadar çok ağır problemler yaratmış bir kanamanın cerrahiye ihtiyacı olmuyor. Ancak hastada yarattığı problemler ömür boyu devam edip hiç iyileşmeyebiliyor. Bazı büyük kanamalara anında müdahale edilmesi ise hastada yerleşik problemlerin oluşmamasını sağlıyor. Hasta hızla normal durumuna dönebiliyor. Anormal damarlaşmaların bir kısmına müdahale edilirken bir kısmına edilemiyor. Büyük bir toplar damarın varis gibi bir yerde genişlemesi tedaviye ihtiyaç göstermiyor. Sara nöbetleri oluşturan, küçük böğürtlen gibi birkaç damarla beslenip birkaç damarla kendini boşaltan damarsal sorunlar ise mutlaka cerrahi tedavi gerektiriyor. Cerrahi yöntemin alternatifi olarak derinde, hayati bölgelerde, çıkartılmasında hastaya problemler yaratabilecek bölgelerde, küçük damarsal patolojilerde Gamma Knife kullanılıyor. Balonlaşma problemlerinde ise genellikle embolizasyon denilen radyolojik girişimlerle balonların içerisi kapatılıyor.

  • Beyin tümörleri neden olur? Nasıl tedavi edilir?

    Beyin tümörü, beyindeki hücrelerin anormal veya kontrolsüz büyümesi olarak tanımlanır. Sağlıklı bir insanda, yeni hücreler sadece yaşlı veya hasar görmüş hücrelerle yer değiştirmek üzere yapılırlar. Ancak bu yeni hücreler gereksinim olmadan yapıldıklarında, beyinde kitle oluştururlar. Tümörler, iyi huylu (kanser yapıcı olmayan) veya kötü huylu (kanser yapıcı) olabilirler. Beyin tümörleri beyinde geliştikleri bölüme bağlı olarak farklı belirtiler göstermektedir. Yetişkinlerdeki beyin tümörlerinin çoğu tektir ve vücudun başka bir yerindeki kanserden yayılmıştır. Bu tip tümörlere “ikincil tümörler” denir.

    Benign (iyi huylu) Beyin Tümörleri: İyi huylu beyin tümörleri kanser değildir. Yavaş büyürler, çoğunlukla belirgin sınırları vardır. İyi huylu tümörler, beynin bölümlerine bası yapmaya başladıkları anda tehlikeli olurlar veya o bölgelere hasar verebilirler. Bazen de iyi huylu beyin tümörleri, ulaşılması çok zor olan bir yerde oluştuklarında operasyon için çok riskli hale gelerek yaşamsal tehdit oluşturabilirler. Hasarlanma yaptıkları bölgelerin vücuttaki görevlerine bağlı olarak da günlük yaşamın zorlaşmasına neden olabilirler. İyi huylu beyin tümörleri genellikle operasyon ile çıkarılırlar. Tekrar oluşma olasılıkları daha azdır. Çok nadiren de olsa iyi huylu beyin tümörleri, malign (kötü huylu) beyin tümörlerine dönüşüm gösterebilirler.

    Malign (kötü huylu) Beyin Tümörleri: Kötü huylu beyin tümörleri dokusu içinde kanser hücreleri olan tümörlerdir. Çok hızlı büyürler. Beyin dokusunun her alanına yayılırlar. Bu tümörler ölümcül tehlike oluştururlar. Çok nadiren omuriliğe yayılım gösterirler.

    Metastatik Beyin Tümörü : Metastatik beyin tümörleri ikincil beyin tümörleridir. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan kanser, daha sonra beyin veya bir başka organa yayılabilir. En çok beyne yayılım gösteren kanser türleri meme kanseri, kolon kanseri, böbrek kanseri, akciğer kanseri, deri kanseri (melanoma)dir.

    Beyin tümörleri sıklıkla normal beyin dokusuna yayılırlar veya baskı yaparlar. O yüzden belirtiler de o basınç nedeniyle ortaya çıkar. Beyin tümörünün yerleşim yerine göre kişide farklı tipte belirtiler oluşabilir. Ancak, zihinsel hastalıklar dâhil diğer hastalıklar da bu belirtilere neden olabilmektedir. Bu nedenle belirtilerden biri veya daha fazlası yaşanmaya başlandığında vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekmektedir.

    Baş ağrısı ve bulantıyla birlikte ani gelen fışkırır tarzda kusmalar

    Sara (epilepsi)Nöbetleri gibi olan kasılmalar

    Düşünme, konuşma ve kelime bulmada güçlük ve/veya yavaşlama

    Kişilik ve davranış değişiklikleri

    Bedenin bir kısmı veya bir yarısında kuvvetsizlik

    Denge kaybı, baş dönmesi, sersemlik hali

    Duymada azalma ya da kayıp

    Görme bozuklukları

    Sürekli uyku hali ya da uyanık kalmada zorluk çekme

    Hafıza kaybı ya da kişileri hatırlayamama

    İyi huylu beyin tümörleri eğer operasyon için sakıncalı bir durum yoksa ameliyatla çıkarılırlar. Tümörün ameliyatla çıkarılma işlemine “kraniyotomi” adı verilir. Bu operasyonda, beyne ulaşmak için bir parça kafa kemiğinin çıkarılmasıyla kafatası boşluğuna girilir. Çıkarılan kemik, cerrahi işlemin sonunda tekrar yerine takılır.

    Eğer beyin tümörü kötü huylu ise, o zaman tümörün ve hastanın durumuna göre; ışın (radyopterapi), ilaç (kemoterapi) ya da ameliyat seçenekleri değerlendirilir. Bazen bu tedavilerin ikisi birlikte de ( ameliyat + ışın, ışın+ kemoterapi ) şeklinde de uygulanabilir.

  • Beyin kanaması ( serebral kanama )

    Beyin kanaması; beyni besleyen damarların yırtılması (rüptür) ve damar dışına sızan kanın yırtığın olduğu bölgede göllenmesidir. Beyin kanaması sadece bir damarda oluşabileceği gibi aynı anda birkaç damarda birden meydana gelebilir. Beyin kanaması travma sonucunda veya kendiliğinden (spontan) gelişebilir. Yırtılan damarın beslediği bölge yırtılmadan sonra beslenemediği için, kanın göllendiği bölge de göllenmenin neden olacağı basınçtan dolayı hasar görebilir, hatta tamamen çalışamaz duruma gelebilir. Kanamaya yol açabilen çeşitli nedenler vardır ve kanama nedeniyle oluşan hayati risk, kanama nedenine, kanamanın yerine ve miktarına bağlıdır.

    1-Travma: başın darbe almasıdır. Darbenin geldiği yer ve kafada yarattığı hasara bağlı olarak ( kemik kırığı, beyin dokusu hasarı, damar zedelenmesi gibi ) gelişen beyin kanamaları çeşitli tip ve alanlarda olabilir.

    2-Hipertansiyon: kan basıncının yükselmesi sonucunda beyin dokusu içerisine veya beyni saran zarların arasına kanama oluşabilir.

    3-Damar hastalığına bağlı olarak: anevrizma gibi damar cidarında zayıflamaya neden olan durumlarda ortaya çıkan beyin kanamaları genellikle beyni saran zarların arasına olur.

    4-Beyin içerisindeki küçük toplardamarlarda veya beynin ana toplardamarlarında ortaya çıkan tıkanıklık sonucunda oluşabilir.

    5-Yeterli kan gelmediği için veya başka nedenlerle hasar görmüş beyin dokusu içerisinde kanama gelişebilir.

    6-Bazı beyin tümörlerinde, tümör içi kanamalar oluşabilir.

    7-Bazı kan hastalıklarında vücudun diğer organlarında olduğu gibi, beyin kanaması da görülebilir.

    Beyin kanamaları bulunduğu yere göre isimlendirilir;

    Epidural kanama (kafatası ile beyin zarı arası olan)

    Subdural kanama (beynin kalın zarı ile beyin dokusu üzerindeki örümcek zar arası)

    Subaraknoid kanama (beyin boşlukları arası)

    İntraserebral kanama (beyin dokusu içine)

    Her türlü beyin kanaması, kanamanın yerine göre hastada çeşitli belirtilere yol açmaktadır. Sıklıkla devam eden baş ağrısı, bulantı-kusma, kuvvet kaybı ve felç, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, denge bozukluğu, hatta bilinç kaybı en belirgin belirtilerdir.

    Beyin kanaması kısa sürede ölüm veya felce yol açabilen acil ve riskli olduğundan, çok acil ameliyat gerektiren durumlar oluşturabilir. Ancak, bunun anlamı her beyin kanamasının da mutlaka acilen ameliyat edilmesi gerektiği değildir. Tedavi zamanı ve yöntemine, kanamanın yeri, miktarı, nedeni ve hastanın genel durumuna göre hekim tarafından karar verilir.

  • Beyin anevrizmaları sebepleri

    Beyin damarlarının duvarındaki kas tabakasının zayıflığından dolayı damarda oluşan balonlaşmaya beyin anevrizması denir.

    Anevrizmalar yapı itibarı ile damar duvarının doğuştan zayıf olduğu noktalarda, genellikle de damarın daha küçük dallara ayrıldığı noktalarda oluşur. Damar duvarının zayıf olduğu noktada damar içi basınç (tansiyon) nedeniyle her kalp atımında damar duvarı zayıf noktadan dışarı doğru bombeleşerek baloncuk oluşur. Baloncuk duvarı, basınca dayanamadığı anda da patlar.

    Beyin damarlarında oluşan anevrizmaların hiçbir yakınmaya yol açmayacağı gibi kitle etkisi ile sorunlara yol açabildiği bilinmekle birlikte, anevrizmada en çok korkulan durum patlayarak beyin kanamasına yol açmasıdır. Hangi anevrizmanın kanayacağı, hangisinin kanamayacağı önceden bilinemez. Anevrizmalar genellikle hastalarda bir şikâyet oluşturmaz. Ancak belirli büyüklüğe ulaştığında yerleştiği bölgelerde bası yaparak şikâyet oluşturabilir. Sinirlere bası yaparak o sinirin görevini engeller ya da sadece ağrı, uyuşma karıncalanma gibi sinir basısı yakınmaları oluşturur. Balonlaşma fark edilmez ve yırtılırsa burada oluşan kanama yakınmaların oluşmasına neden olur. Anevrizma kanamaya başladığı anda baş dönmesi, bayılma, kusma ve geçici bilinç kaybı oluşur. Sürekli baş ağrılarının nedeni anevrizma değildir. Anevrizma hastalarının ortak cümlesi şudur: ‘Ben hayatımda böyle bir baş ağrısı görmedim!’ Çünkü anevrizma artık kanamıştır ve kişi, şiddetli bir ağrıyla karşı karşıyadır. Ailesinde beyin kanaması öyküsü olanlar, bilinen damar hastalıkları bulunanlar, yüksek tansiyon, şeker hastalığı olan bireyler, alkol ve sigara kullananların beyin anevrizması yönünden riskli kabul edilirler.

    Beyinde oluşan baloncukların tespiti için MR ve bilgisayarlı tomografi ile yapılan incelemeler ön teşhisi sağlamakla beraber, beyin anevrizmalarına kesin tanı beyin anjiyografisi ile konur.Tedavisinde;

    Cerrahi yöntem: Ameliyatta, beyindeki anevrizma üzerine klips (kelepçe) takılır.Klips, hastada hayatı boyunca kalır.

    Endovasküler yöntem: Son zamanlarda oldukça gelişen bu yöntemle hasta, ameliyat edilmeden tedavi edilir. Bu yöntemde, damar içerisinden girerek, anjiyodaki gibi, hastadaki anevrizmanın yeri tespit edilir ve oraya sert bir madde doldurulur. Burada amaç; anevrizmanın yarattığı damar bozukluğunu gidermek ve kanamayı engellemektir.

  • Beyin kanaması türleri

    Hepimizin bildiği gibi beyin kafatasımızın içinde bulunur. Ama öylesine değil tabi kafatası ile beyin dokusu arasında tüm beyni bir paket kağıdı gibi saran dura mater dediğimiz kalın bir zar ve bunun iç tarafında beyin yüzeyini sıkıca saran çok ince tül gibi araknoid dediğimiz ikinci bir zar sarar. İşte beyinle kafatası arasında duranın dış tarafında olan kanamalara epidural kanama, duranın iç tarafında olan kanamalar subdural kanama araknoidin altındaki kanamalara subaraknoid kanama ve nihayet beyin dokusunun içindeki kanamalara intraserebral kanama denir. Birde ayrıca beynin içinde bulunan su havuzuna olan kanamalar vardır ki genelde intraserebral yada subaraknoid kanamalara ikincil olarak görülür; intraventriküler kanama denir.

    Epidural kanama;

    Genelde kafa travmalarından sonra görülen dura denilen zarla kafatasının iç yüzünü bağlayan küçük damarların çatlaması yada yırtılması sonucu hızlı yada yavaş gelişen kanamalardır. Hani o kazadan sonra acil servise gidip bir şeyiniz yok denip eve gönderildikten sonra 2 gün sonra komaya haliyle hastaneye başvuran hastalar genelde bu bölgedeki damarlardaki küçük çatlamaların zamanla sızdırıp beyne baskı yapmasına neden olan kanamalardır

    Subdural kanama;

    Yine genelde kafa travmalarının ardından ortaya çıkan eğer büyük olursa hayatı tehdit edebilen ama kronikleşmeye meyilli kanamalardır. Çoğunlukla yaşlı insanlarda küçük orta şiddetteki travmalardan sonra görülebilirler.

    Subaraknoid kanama;

    Genelde travma yada beyin damarlarındaki baloncukların ( anevrizma ) veya damarsal bozuklukların kanaması sonucu ortaya çıkan kanamalardır. Ağır olanlar oldukça ölümcül seyredebilir

    İntraserebral Kanama;

    Genelde yüksek tansiyon damar sertliği gibi hastalıklarda bazen de tümör yada damar hastalıklarında görülen bir kanama türüdür. Çoğu zaman ölüm yada felçlerle sonuçlanır.

    İntraventriküler Kanama;

    Nadiren primer olarak kanaması görülebilse de genelde intraserebral yada subaraknoid kanamalara ikincil olarak görülmektedir.

  • Hidrosefali

    Beyin-omurilik sıvısı (BOS), beyin ve omurilik içinde ve etrafında serbestçe dolaşan, beynin kendisinin ürettiği doğal bir koruyucu yastık gibidir. Bu sıvı beyin ve omurilik içi kanallarında dolaşır ve tekrar geri emilir. BOS dolaşım yolunda bir blokaj olduğunda, fazla miktarda BOS üretildiğinde veya BOS emiliminde bir sorun olduğunda biriken sıvının beyine ve/veya omuriliğe yaptığı basınca bağlı, çocuklarda gözlerde aşağı kayma, kusma, bıngıldağın gerginleşmesi, kafasını arkaya atma, kafa derisindeki damarlarda belirginleşme olabilir. Erişkinlerde ise baş ağrısı, kusma, sersemlik, idrar kaçırma, yürümede güçlük ve bilinç bozukluğu gibi yakınmalar meydana gelebilir.

    Bu durum karşısında beyne baskı yapan bu sıvıyı ortamdan uzaklaştırmak için şant ameliyatı veya endoskopik olarak ağızlaştırma ameliyatı (endoskopik third ventrikülostomi) gerekebilir.

    Şant sisteminde, BOS genelde karın boşluğuna aktarılır. Beyinde biriken sıvı araya konulan basınç kontrollü bir vana (valv) sistemi sayesinde kontrollü olarak beyinden karın boşluğuna gönderilir. Böylece beyin fazla biriken su ile kafatası arasında sıkışıp basınç altında kalmaktan kurtarılır ve hasar oluşması engellenmiş olur.

    Endoskopik Ventrikülostomide (ETV) ise bir endoskopla beyin su yollarına girilerek beynin su boşlukları arasındaki bir zar açılır ve sıvının kafa içindeki akış yönü değiştirilerek su akışında adeta bir kısadevre sağlanır böylece şanta ihtiyaç olmadan beyin basınçtan kurtarılmış olunur. Genellikle 2 yaş ve üzeri çocuklarda daha etkili bir tedavidir, özellikle 1 yaş altında pek etkin değildir. Her 10 hidrosefali hastasından 3-4 tanesi bu yöntemle şantan bağımsız yaşam sürebilir. Bu sayede şant masrafı ve şantın doğurduğu sorunlardan da kurtulunmuş olunur.

    Alternatifler:

    • Her türlü riski göze alıp şant ameliyatını yaptırmamak

    • Artmış kafa içi basıncın ilaç ile tedavi edilmeye çalışılması