Etiket: Beyin

  • Beyin anevrizmaları (baloncukları) ve tedavi yöntemleri

    Tanım ve Genel Bilgiler:Beyin anevrizmaları, beyin içindeki atardamar ağının, genellikle çatallaşma noktalarındaki balonlaşmalarıdır ve damar ağını gösteren filmlerde (anjiyografi) ‘daldaki çilek' benzeri görüntü verirler. Her yüz kişiden 5 ila 6'sı beyninde anevrizma barındırmaktır ve her 100.000 kişiden 10-20'sinde ise anevrizma yırtılmasına bağlı beyin kanaması görülmektedir. Anevrizmalar, beyaz ırkta, kadınlarda ve elli yaş üzerinde daha sık görülmekte olup, bazı hastalıklarla da (Ehler Danlos, Marfan sendromu, Polikistik böbrek hastalığı, v.b) ilişkilidir. Ayrıca, sistemik yüksek tansiyon, sigara ve kokain kullanımı anevrizma oluşumunu hızlandırmaktadır.

    Yakınmalar ve Tanı:Anevrizmalar, beyin içinde bulundukları konuma ve boyutlarına göre üç değişik şekilde bulgu verebilirler; Yırtılmadan kitle etkisi yaparak, yırtılmadan pıhtı atıp damar tıkanıklığına neden olarak ve yırtılıp beyin içi kanama yaparak. Özellikle çapı 10 mm ve üzerindeki anevrizmalarda yırtılma ihtimali daha fazladır. Hastalar, sıklıkla egzersiz sırasında iken (tuvalette ıkınırken, performans gerektiren işler yaparken, cinsel ilişki sırasında) anevrizma yırtılması oluşur ve genellikle çok şiddetli bir baş ağrısı meydana gelir. Bulantı, kusma, dengesizlik, bir vücut yarısında güçsüzlük, görme kaybı, şuur bulanıklığı/kaybı da bu tabloya sıklıkla eşlik eder ve hastaların yaklaşık %15'i henüz hastaneye götürülemeden kaybedilirler. Beyin bilgisayarlı tomografi (BT) tetkiki %95 olguda kanamayı gösterir. BT ile tanı konamayan az sayıda olguda ise, lomber ponksiyon (belden beyin omurilik sıvısı alınması işlemi) yapılarak beyin kanaması teşhis edilir. Anevrizmanın boyutunu ve üç boyutlu yerleşimini anlamak için özellikle dev anevrizmalarda (25 mm'den büyük) MR tetkiki de yapılabilir. Anevrizmanın, beyin damar ağı içindeki yerleşimini belirlemek içinse kasık damarından girilerek anjiyografi (DSA) ya da son yıllarda tercih edilen ve DSA'nın yerini büyük ölçüde almış olan BT-anjiyografi yapılır.

    Tedavi: Anevrizma yırtılması tıbben acil bir durumdur. Yüksek bir ölüm ve sakat kalma oranı olan bu olayda, hastaların genel tıbbi durumları düzenlendikten sonra acil olarak ameliyat edilmeleri gereklidir. Altın standart tedavi, mikrocerrahi yöntemler kullanılarak, anevrizma boynunun kliplenmesi (mandallanması) ve böylece beyin atardamar ağından izole edilmesidir. Son 10-15 yıldır uygulanan endovasküler koilleme (kasık damarından girerek anevrizmanın içini doldurma) yönteminin ise uzun dönem sonuçları bilinmemekte ve beyin içinde oluşmuş pıhtı şeklindeki kanamaları bu yöntemle çıkarmak mümkün olamamaktadır. Anevrizma cerrahisi, deneyimli bir cerrahi ve anestezi ekibi tarafından yapılmalı ve ameliyat sonrası yoğun bakım desteği sağlanmalıdır.

  • Baş ağrısı tipleri nelerdir ve hangi tip baş ağrıları cerrahi tedavi gerektiren hastalıklarla ilişkilidir ?

    Bu yazıda başlıca baş ağrısı tiplerinden ve beyin cerrahisi tedavisi gerektiren hastalıkların baş ağrısı bulgularından bahsetmek istedim. Baş ağrıları, ilksel (primer), ikincil (sekonder) ve kranyal nöraljiler olmak üzere üç ana gruba ayrılırlar.

    (1) İLKSEL (PRİMER) BAŞ AĞRILARI

    Altta yatan başka bir hastalıkla ilişkili olmayan ve nedeni tam olarak aydınlatılamamış baş ağrısı tipidir. Görülme sıklığına göre gerilim, migren ve küme tipi baş ağrıları bu grubu oluşturur.

    (1a) Gerilim tipi baş ağrısı

    Nedeni tam olarak aydınlatılmamış olsa da uzun süreli bedensel faaliyetler veya bilgisayar ekranına bakmak gibi fiziksel yüklenmeler veya duygusal stresin bu tip baş ağrısıyla ilişkili olduğu gösterilmiş ve kafa kaidesini çevreleyen adalelerin anormal kasılması sonucu ortaya çıktığı öne sürülmüştür. Toplumda %90 oranında görülen gerilim baş ağrısı, kadınlarda daha sıktır. Genellikle gün sonunda başın ve boynun arkasından başlayan ve başı bant şeklinde saran basınç, sıkışma hissiyle karakterize olan ve en çok kaşların üzerinde hissedilen ağrıya neden olur. Bu tip baş ağrısı olan hastaların nörolojik muayenesi normaldir. Hasta hikâyesinin doğru ve eksiksiz alınması tanı koydurur ve ilaç tedavisi uygulanır.

    (1b) Migren baş ağrısı

    Antik çağlardan bu yana insanoğlunun bildiği ve sık rastlanan bir hastalıktır. Ergenlik sonrası kadınlarda daha yaygındır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, nedeninin beyin kabuğunun aşırı uyarılması sonucu ortaya çıkan bir dizi karmaşık biyolojik olay sonucu beyin sapındaki ağrı çekirdeklerin anormal işlev görmesi olabileceğini ortaya koymuştur. Genellikle tek yanlı olan migren ağrısı, hastaların yaklaşık üçte birinde ağrı başlamadan önce görme bozukluğu, bulantı, kusma, ses ve ışığa hassasiyet gibi bulgular (aura) verebilir. Başın ön kısmında, göz küresi arkasında veya bazen başın arkasında da hissedilen zonklayıcı tarzda 2-48 saat süren şiddetli ağrı tipiktir. Son yıllarda migren tedavisinde kesin tedavisi amacıyla elektriksel uyarı (stimulasyon) ve şakak atardamarının bağlanması gibi cerrahi teknikler denenmiştir. Halen, değişik ilaç kombinasyonları, migren ataklarının önlemesinde ve atak sırasında en çok başvurulan tedavi seçeneğidir.

    (1c) Küme baş ağrısı

    Gerilim ve migren tipi baş ağrısının aksine genç erkeklerde daha sık görülen küme baş ağrısının da nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, insan beyninde biyolojik saatten ve metabolizmadan sorumlu merkez olan hipotalamus’un anormal işlevinden kaynaklandığını destekleyen bulgular mevcuttur. Haftalar ve aylar boyunca günün aynı saatlerinde başlayan ve 30-90 dakika süren ağrılar, aylar ve yıllar boyunca görülmez; bu nedenle küme kelimesiyle tanımlanmışlardır. Tek yanlı, göz küresinin etrafında veya arkasında, gözde kızarıklık, sulanma ve burun akıntısının da eşlik ettiği ağrı tipiktir. Tedavide, hasta bazında düzenlenen ilaç tedavilerine başvurulur.

    (2) İKİNCİL (SEKONDER) BAŞ AĞRILARI

    Genel olarak, altta yatan pek çok başka hastalığın neden olduğu baş ağrıları olarak tanımlanabilirler. Sıralamak gerekirse;

    (2a) Kafa ve boyundaki damarsal hastalıklara bağlı baş ağrıları

    Beyin damar baloncuklarının (anevrizma) ya da yumağının (AVM) kitle etkisi ya da kanaması sonucu ani başlangıçlı ve çok şiddetli baş ağrısı oluşur. Genellikle, egzersiz sırasında (tuvalette ıkınma, cinsel ilişki, ani heyecanlanma ve ağır fiziksel iş, vb.) oluşan bu çok şiddetli baş ağrısına, kusma, bulantı, şuur bulanıklığı da eşlik edebilir. Hastanın acil tanısı ve mikrocerrahi tedavi gereklidir. Yüksek tansiyonu olan ve kan inceltici ilaç kullanan bazı hastalarda da spontan beyin kanaması görülebilir; tedavi uygun hastalarda cerrahidir. İnme olarak da adlandırılan stroke beyni besleyen damarların ani olarak tıkanmasıdır ve baş ağrısı da tabloya eşlik edebilir. Uygun hastalarda, beyin dokusunun rahatlatılması ve kafa içi basıncı azaltmak amacıyla zarar görmüş beyin dokusunun çıkarılması ameliyatı(dekompresif cerrahi) yapılmalıdır.

    (2b) Beyin tümörlerine bağlı baş ağrısı

    Yeni başlangıçlı, ilaca dirençli, sabahları daha belirgin, beden yarısında güçsüzlük, his kusurları ve nöbetle (sara) birlikte görülen baş ağrıları, altta yatan olası bir beyin tümörü (uru) açısından mutlaka dikkate alınmalı ve bu hastalara nörolojik muayene ve gerekirse beyin görüntüleme (MR ve/veya tomografi) yapılmalıdır. Beyin tümörlerinin tedavisinde, mikrocerrahi rezeksiyon (tümör çıkarılması) ana tedavidir. Tedavi şemasına, tümörün histopatolojik tipine ve yerleşimine göre radyoterapi ve/veya kemoterapi eklenebilir. Halen, immunoterapi, gen tedavisi, moleküler tedaviler ve tümör aşıları deneysel aşamadır.

    (2c) Enfeksiyonlarla ilişkili baş ağrıları

    Sistemik yaygın enfeksiyonlar, kalp kapak hastalıkları, değişik nedenlerle bağışıklık sisteminin zayıflaması, damar içi uyuşturucu kullanımı, tedavisi ihmal edilmiş orta kulak enfeksiyonları, diş çürükleri, açık kafa yaralanmaları beyin apselerinin başlıca nedenleridir. Ayrıca, bazı durumlarda enfeksiyon odağı beyin zarı altında da oluşabilir; bu duruma subdural ampiyem adı verilir. Her iki klinik tabloda da hastalar acil olarak ameliyat edilip uygun antibiyotik tedavisine başlanılmalıdır. Beyin zarlarının enfeksiyonu olarak da bilinen menenjit ve beyin dokusunun yaygın enfeksiyonu olarak tanımlanan ensefalittablosunda ise sadece antibiyotik tedavisi uygulanır.

    (2d) Beyin omurilik sıvısı birikmesine (Hidrosefali) bağlı baş ağrısı

    Beyin dokusunun beslenmesinde, işlevinde ve korunmasında rol oynayan beyin omurilik sıvısı (BOS) saydam renkli ve sukıvamında olup beyin boşluklarında ve omurilik çevresinde dolaşır. BOS dolaşım yollarındaki tıkanıklara veya emilimindeki yetersizliklere bağlı olarak, BOS göllenmesi yani hidrosefali (su kafa) tablosunun ortaya çıkmasına neden olur. Kafa içi basıncın artmasına bağlı olarak, yaygın ve ilerleyici baş ağrısı görülür. Tedavisi hidrosefaliye neden olan hastalığın (tümör, enfeksiyon, kanama) tedavisine ek olarak çoğu durumda, shunt ameliyatı yapılarak fazla BOS bir tüp yardımıyla karın zarının altına tahliye edilir.

    (3) KRANYAL NÖRALJİ KAYNAKLI BAŞ AĞRILARI

    Baş, yüz, boyun bölgesinin hissini veren ve mimik, çiğneme, konuşma, yutkunma gibi önemli işlevleri de sağlayan beyin sapından köken alan sinirlerin tuzaklanmasına, tümör veya damarsal oluşumların basısına bağlı olarak ortaya çıkan yüz ve baş ağrısı tipidir. Trigeminal nevralji ve glossofaringeal nevralji bu grupta cerrahi tedavi gerektiren başlıca hastalıklardır.

    ÖNERİ

    ANİ VEYA YENİ BAŞLANGIÇLI, AĞRI KESİCİ İLAÇLARA DİRENÇLİ, SABAHLARI DAHA BELİRGİN, KUSMA, BULANTI, GÜÇSÜZLÜK, HİS KUSURLARI, DENGE BOZUKLUKLARI VE NÖBET (EPİLEPSİ) İLE BİRLİKTE GÖRÜLEN BAŞ AĞRILARI OLAN HASTALAR BEYİN CERRAHLARI TARAFINDAN MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİDİRLER.

  • Epilepsi!

    Epilepsi beyinde zamanzaman ortaya çıkan anormal elektriksel boşalmamalar sonucu ortaya çıkan nörolojik bozukluklardır.Status epileptikus denen çeşidi dışında kısa sürelidir, saniye yada dakikalar sürer. Konvülsüyon terimi nöbet esnasında şiddetli kasılmalar olduğunu anlatmak için kullanılır. Ancak kasılmaların olmadığı pek çok nöbet şekilleride vardır.

    Epileptik nöbet esnasında bilinç değişikliği olabilir yada olmayabilir. Nüfusun%2-5 inin hayatları boyunca 1 kez nöbet geçirdiği bilinmektedir. Hastaların yarısından çoğunda nöbetler 4-5 yaşlarında başlar.

    EPİLEPİ NEDENLERİ

    1-Kalıtım: Kendiliğinden ortaya çıkan epilepsilerin çoğunda kalıtımsal faktörler rol oynar.

    2-Beyinde lezyonlar:Doğum travması, kafa travmaları, beyin kanamaları, beyin tümörleri beynin oksijensiz kalması, beyin enfeksiyonları, beyin damar hastalıkları, epilepsiye neden olur.

    3- Sistemik Hastalıklar:Metabolik hastalıklar, zehirlenmeler, tiroid bezi hastalıkları, B6 vitamini eksikliğinde ayrıca bazı ilaçlar duyarlı kişilerde epileptik nöbete yol açar.

    Nöbetler beyinden kaynaklandığı bölgeye göre, biliç kaybı oarak yada olmadan, vücudun bir yarısında yada iki taraflı simetrik kasılma ve gevşemeler, şekilli veya ekilsiz halüsinasyonlar görmekanormal sesler duymak çığlık atmak yada sadece birkaç saniye süren dalgınlık nöbetleri şeklinde karşımıza çıkabilir.

    Epileptik nöbetler 2 gruba ayrılır.

    1-Parsiel nöbetler: 2 ye ayrılırlar

    -Basit Parsiel Nöbetler: Hasta nöbet geçirirken tek bulgu vardır. Vücudun bir bölgesini tutar. Örneğin bir ayakta yada koldakasılmalar mevcuttur. Bu türde nöbet başladığı yerde kalabildiği gibi beilerleyerek vücudun bir yarısını tutabilir. Örneğin yüzde başlayan kasılmalar ilerleyerek, o taraf kola daha sonra bacağa yayılabilir. Nöbet geçtikten sonra kuvvetsizlik olabilir. Ayrıca bu nöbet türündeelde kolda ve bacaktauyuşma yanma, karıncalanma nadiren ağrı gibi duyusal nöbetlerde görülebilir. Ayrıca deride kızarma, solma, bir takım sesler duyma, tansiyon değişikliklerinin eşlik ettiğiparsiel nöbetler vardır.

    -Kompleks Parsiel Nöbetler: Yukarda bahsedilen nöbetlere bilinç bozukluğu eşlik ettiğnde kompleks parsiel nöbetler olarak adlandırılır.

    2-Jeneralize Epileptik Nöbetler: Nöbet sıklıkla bilincin ani kaybıyla başlar ve iki taraflı oldukça simetrik hareketlerle( kasılma ve geşemeler)devam eder. Bu büyük nöbet (Grand Mal )olarak adlandırılır. Bazen yalnızca kısa süreli bir dalgınlık, yani bilincin etkilenmesi söz konusudur. Herhangi bir anormal hareket yada kasılma yoktur. Küçük nöbet (Petit Mal)

    Teşhis: Her bayılma epilepsi değildir. Epilepsinin kesin tanısı en kesin bir şekilde nöbetin işin uzmanı nörolog yada beyin cerrahı tarafından gözlemlenmesiyledir

    Epilepsi (sara) sinirsel bayılmalarla sıkça karışabilir Farklılıklar

    1-epilepsi nöbetinde hasta yer seçimi yapmaksızın düşer bu düşme sırasında bedeninde yaralanmalar olabilir. Sinirsel bayılmalarda ise hasta genellikle yumuşak zeminlere yada emniyetli yerlere kendini yaralamayacak şekilde düşer.

    2-Epilepside hastanın gözleri açıktır yada kapalı ise açmakta zorlanılmaz, Sinirsel bayılmada hastanın gözleri sımsıkı kapalı olup açılmaya çalışıldığında direnir yada gözlerini kaçırır.

    3-Epilepside hasta etraf konuşmaları duymaz, sinirsel duymalarda hasta etrafta konuşulanları duyar.

    4- Epileptikler nöbetten sersem gibi uyanırlar, sinirsel bayılmada ağlayarak uyanırlar

    5-epileptik bayılmada hasta idrarını büyük abdestini kaçırabilir, dilini ısırabilir, sinirsel bayılmada bunlar mevcut değildir.

    Hastaların oldukça büyük çoğunluğunda beyin MR ı normaldir.

    EEG ddenen beynin elektriksel aktivitesini gösteren tetkikte epileptik beyin dalgalarının görülmesi hastalığın teşhisinin konmasında değerlidir.

    Epileptik nöbetlerin aralarında normal dönem olmadan, ardarda birbirlerini izlemesi durumuna status adı verilir ve peş peşe gelen bu nöbetleri durdurmak için acil tıbbi müdahale gerekir.

    Normal koşullarda epilepsi tanımına uygun olarak, ilk epileptik nöbeti izleyen bir yıl içinde en az bir nöbet daha geçiren hastalara antiepileptik tedavi başlanır. Kullanılacak ilaç nöbet tipine göre seçilir. . ilacın kan seviyesi tedavide önemlidir. Bazı ilaçların yeterli kan seviyesine ulaşması birkaç hafta alabilir. Bu sürede nöbet görülebilir ilaç etkisiz denerek kesilmemelidir. Bazen tek ilaç nöbeti durdurmada yetersiz kalabilir bu taktirde iki bazen üç ilaç birlikte kullanılabilir. Tedavide asıl amaç nöbetlerin durdurulmasıdır ve verilen ilaç tedavisi ile yüksek oranda nöbetler durdurulmaktadır. Nöbetleri tam olarak durdurulmuş hastalarda tedaviye aynı ilaç ile ortalama 3-5 yıl devam edilebilir. Bu nedenle doktor tavsiyesi olmadan kullanılan ilaç kesilmemelidir. Bu sürenin sonunda ilaç kesildikten sonra tekrar nöbet geçirme riski mevcuttur. İlacın kesilmesi sonrası eğer epileptik nöbet artık mevcut değilse ilaç kullanımına son verilir. İlaç kullanmaya başladıktan sonra ilk haftalarda ilaca bağlı vücutta deride kızarıklık, aşırı uyku, sersemlik hissi gibi bazı te görülebilir. İlaçları kan yapımı üzerine olumsuz yan etkisi olabileceğinden tedavinin ilk bir ayı içinde birkaç kez tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testlerinin kontrolü için doktora başvurulmalıdır.

    Epilepsinin Cerrahi tedavisi: Epilepsi beyinde yer alan bir patolojiye (tümör, abse, damar yumağı gibi nedenlere bağlı ise nedeni ortadan kaldırmaya yönelik cerrahi uygulanır. Ancak epilepsiye yol açan lezyon ortadan kaldırılmasına rağmen nöbetler devam edebilir. Diğer bir cerrahi yöntemde ise epilepsiye yol açan beyin bölgesine müdahale ederek epileptik boşalımlara yol açan beyin bölgesi çıkartılır.

  • Beyin sağlığı

    İnsan beyni 1,5 kg ağırlığında, 140 milyar hücre ihtiva eden, elektriksel ve kimyasal ileti ile çalışan biyolojik bir bilgisayardır. Bu bilgisayarın iki önemli enerji kaynağı kan şekeri ve oksijendir. Beynimiz ağırlık olarak vücudun %2 si olduğu halde vücuda gelen kan oksijeninin % 20’sini, şekerin ise büyük bölümünü tükettiği bilinmektedir. Dolayısıyle her ikisinin de kısa süreli beyine ulaşmaması dahi çok ciddi beyin hasarlarına hatta ölüme yolaçabilir. . Kan şekerinin düşük olması beyinde ciddi rahatsızlıklara yol açtığı gibi yüksek olmasıda (Diabette olduğu gibi)uzun vadede beyinde ve sinir sisteminin diğer bölgelerinde ciddi rahatsızlıklara yol açabilir. Şeker hastalarının bu nedenle kan şekerini mutlaka makul sınırlar içersinde tutması, bunun için diyet yapması, ihtiyaç olduğunda da ilaç kullanması gerekir.

    Temiz hava : Çevre kirliliği,sıgara hafıza zayıflamasının ilk sorumlularındandır. Ayrıca damar sertliğinin oluşumunda katkısı olduğundan, dolaylı olarak yine beyin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle temiz hava ve temiz çevre sağlıklı bir beyin için şarttır.

    Spor ve yürüyüş: Haftada bir yapılan, terletecek sporun beyinde morfin benzeri maddeler salgılatarak anti stres etkisi yaptığı bilimsel olarak gösterilmiştir.

    Stres: Mekanizmasını tam olarak anlamasak bile, stresin beyin ve vücut sağlığı üzerine olumsuz birçok etkisi vardır. Stres anında böbrek üstü salgı bezinden salgılanan kortizol denen hormon kan şekerinin ve tansiyonun yükselmesine yol açar. Kalp ve damar sistemini olumsuz olarak etkiler. Beynin vücudun en fazla kan kullanan organı olması nedeni ile kan akışını bozacak kalp ve damar problemleri beynin fonksiyonlarını direk olarak etkilemektedir. Ateroskleroz (damar sertliği) kalp sağlığı açısından koroner problemler ve enfarktüse yol açması nedeni ile nekadar önemli ise beyin içinde o kadar önemlidir. Beyin yeterince kan alamayarak hafıza bozuklukları, damar tıkanıklıklarına bağlı felçler, bunama gibi tablolar ortaya çıkabilir.

    Stresin yanında ortaya çıkan duygular da önemlidir. Zira farklı duygular farklı maddelerin salınımına neden olur. Örneğin; mutlu bir olayı beklerken duyduğumuz stresle, bir kaza yada korku anında yaşadığımız stres birbirinden farklı duyguları ortaya çıkarır. Olumsuz duygulara yol açan stres, beyni biyokimyasal olarak daha olumsuz yönde etkiler. Az miktarda stres öğrenmeyi arttırırken fazla miktarda stres öğrenmeyi zorlaştırmaktadır. Stres hormonu uzun süre salgılandığında beyinde hücreler arası transferi ve bilgi akışını bozar.

    Beyin sağlığı ve iyi bir hafıza için dengeli ve bilinçli beslenme şarttır. İnsan vücudu ve beyin ihtiyacı olan binlerce biokimyasal maddenin bir bölümünü dışardan besinlerle alır. Ancak bunun yanında önemli bir bölümünü kendisi üretir. Dışarıdan alınan yada vücutta imal edilecek olan bu önemli yapı taşları tükettiğimiz besinlerde yeterince mevcut değilse yani dengesiz yada yetersiz beslenildiğinde tüm vücut fonksiyonlarında aksamalar olduğu gibi beyin fonksiyonlarında da unutkanlık, dikkat dağınıklığı, anlama, algılama güçlüğü gibi sorunlar ortaya çıkar. Özellikle beyin ve sinir sisteminin gelişiminin tamamlandığı erken çocukluk çağındaki protein ve diğer temel taşların eksikliği zekayı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağında dengeli ve zengin çeşitli gıdalarla beslenme çocuğun gelecekteki zekası için çok önemlidir. Ancak unutulmamalıdırki zeka için tek şart çocukluk çağındaki iyi beslenme değildir. Zira zekada kalıtım ve sosyal çevrede çok önemlidir.

    Dengeli beslenmenin yanında beyin sağlığı açısından özellikle gerekli gıdalar: Balık ceviz, fındık, yumurta, ıspanak, buğday ve balık yağıdır… Bunların hepsinin ortak özelliği Omega-3 adı verilen bir madde içermeleridir.Omega -3 ün beyin fonksiyonlarını düzenlemedeönemli rol oynadığı bilinmektedir. “Beyin, yüzde 60 ı yağdan oluşan bir organdır ve çalışması için omaga-3 yağ asitlerine ihtiyacı vardır.”Form korumak” için insanlar balığın bile yağsız olanının tercih etmektedir. Oysa Omega -3 yağlı balıkta daha bol miktarda bulunmaktadır. Günde bir iki gram Omega-3 yeterlidir

    Alkol fazla miktarda uzun yıllar boyunca alındığında yine beyni olumsuz etkilemekte, hafıza kusurlarına yol açmaktadır. Zira alkolün sinir kılıfındaki myelin denen ve sinir iletisinde rol oynayan yapıyı tahrip edici etkisi mevcuttur. Bu etki özellikle yıllar içersinde ortaya çıkar.

    Vücudumuz gibi beynimizin de egzersize ihtiyacı vardır. Sürekli düşünen bilgi üreten, okuyan beyinlerindaha geç hafıza kusurlarına maruz kaldıkları bilinmektedir. .

    Unutkanlığı azaltmak ve hafıza kapasitesini arttırmak için üç önemli tavsiye

    · Düzenli okuma alışkanlığını edinmek

    · Puzzle ve zeka oyunları çözmek

    Arkadaş ilişkilerini canlı tutmak

  • Beyin tümörlerinde hastada yakınmalar ve bulgular

    Beyin tümörü deyimi genellikle kafatası, beyin zarı, beyin dokusunun kendisi, kafa içi kan damarları, doğumsal kalıntı dokuları, kafa içi salgı bezi olan hipofizden gelişen yada başka bir organ tümörünün kan yolu ile gelerek beyne yerleşmesi olarak tarif edilebilir.

    Her yaş grububunun tümörleri farklı sıklık gösterebilir. Örneğin bebeklik yada çocukluk çağında görülebilen bir tümör ileri yaşlarda oldukçe nadir olabilir. Bunun yanında yaşlılarda görülen bazı tümörlerde bebeklik yada çocukluk döneminde nadiren görülebilir.

    BEYİN TÜMÖRLERİNDE HASTADA YAKINMALAR VE BULGULAR

    Beyin tümörlerinde en sık şikayetler baş ağrısı, bulantı, kusma, çift görme olup bu bulgular her hastada bulunmayabilir. Bazı hastalarda ilk belirti sara nöbeti (epilepsi) olabilir. Ayrıca tümörün yerleşmiş olduğu beyin bölgesine ait belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar; konuşma güçlüğü, kol-bacak kuvvetsizliği, dengesizlik, sakarlık, düşmeler,gözde kaymalar (şaşılık), çift görme, görme azalması, yutma güçlüğü, işitme kaybı olup bu bulgulardan bir yada birkaçı ilk bulgular olabilir.

    Tümörün kafa içersinde büyüyererk kafa içi basıncında artmaya yolaçması ile baş ağrısı ortaya çıkar. Ancak bazı yavaş büyüyen beyin tümörlerinde tümör çok iri boyutlara ulaşmasına rağmen kafa içi basıncı yükselmez ve baş ağrısı mevcut değildir.. Bunun da sebebi yavaş büyüyen kitlelerde beyin sünger gibi çekilirek gelişen kitleye yer açar.

    Beyin tümörü için alarm verdirici bulgular

    -Daha önceki baş ağrılarına benzemeyen son birkaç aydır ortaya çıkan baş ağrısı.

    -Günler içersinde şiddetlenen baş ağrısına, bulantı ve kusmanın eşlik etmesi

    -Özellikle sabahları artan baş ağrısı

    -Çift görme

    -Orta yaşı geçmiş birisinin daha önce mevcut olmayan epilepsi (sara) nöbetleri geçirmeye başlaması.

    -Kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde cinsel isteksizlikle birlikte görme kaybı.

    -Yıllardır devam eden kulak çınlamasının daha sonra sağırlıkla devam etmesi.

    -Yutma güçlüğü, genizden konuşma, dengesizlik.

    ÇOCUKLUK ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MEDULLOBLASTOM: Çocukluk çağında görülen en sık tümörlerdendir. Beyincikte ortaya çıkar. Baş ağrısı, bulantı, sabah kusmaları, dengesizlikle ortaya çıkar. Habis tümör olmasına rağmen cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra kemoterapi ve radyoterapi ile çok olumlu sonuçlar alınabilir.

    ASTROSİTOMLAR: Yine beyincikte görülür. Ayrıca beyin sapı, görme sinirinden çıkabilir. Genellikle selim tümör olmasına rağmen cerrahileri güç tümörlerdir.

    KRANİOFARİNGİOMLAR: doğumsal kalıntılardan çıkan tümörlerdir. Çocukta gelişme geriliği, hormon yetmezliğine bağlı cücelik ve seks karekterlerinin gelişmemesi ile ortaya çıkar. Selim tümörlerdir.

    ERİŞKİN ÇAĞI BEYİN TÜMÖRLERİ

    MENİNGİOMLAR: Meninks denen beyin zarından çıkarlar. Zardan beyin dokusuna doğru gelişerek beyni baskı altına alırlar. Çoğunlukla selimdirler. Orta yaş sonrası ve kadınlarda daha sıktır. Çok yavaş büyürler. Cerrahisi genellikle nispeten kolaydır.

    GLİOBLASTOMA MULTİFORME: Erişkinlerde görülen en habis beyin tümörüdür. Tümöre ait şikayetler genellikle 1-2 aydır mevcuttur. Günler haftalar içersinde büyüyerek tedaviye rağmen 1yıl içersinde ölüme sebep olabilir. Tedavide cerrahi olarak çıkartıldıktan sonra radyoterapi ve kemoterapi uygulanır.

    ASTROSİTOMLAR: Çocuklarda görülenden farklı olarak beyincikte değil beyinde ortaya çıkar. Genellikle ilk bulgu saradır (epilepsi) 3 derecede değerlendirilir. 1 ve 2. derece astrositomlar selim, 3. derece ise habistir. Tedavi cerrahi, habis olanlarda cerrahi+radyoterpidir.

    HİPOFİZ TÜMÖRLERİ: Beyin tabanında yer alan ve hormon salgısı ile görevli hipofiz bezinden gelişirler. Hormon bozukluğu bulguları ile yada kitle etkisine bağlı görme sinirine baskı yaparak görmede azalma ile ortaya çıkar. Kadınlarda adet düzensizliği, adet görememe, çocuk sahibi olamama, göğüsten süt gelmesi, erkeklerde cinsel iktidarsızlık, çocuk sahibi olamama ile ortaya çıkar. Ayrıca aşırı kilo alma, guatr, büyüme hormonu salgısının fazlalığına bağlı el ve ayaklarda, burun ve çenede büyüme, kabalaşma ortaya çıkar.

  • Beyin enfeksiyonları (menenjit ve ensefalitler)

    Menenjit, ensefalit mikropların beyinde oluşturduğu hastalıklardır.

    Mikropların beyin dokusuna ulaşması, mikrobun kana karışmasından sonra beyne yerleşmesi ile yada komşu organlar, üst solunum yollarında (burun ağız, gırtlak, soluk borusu) mevcut mikrobun sinüsler ve koku sinirini izleyerek beyne ulaşması ile ortaya çıkar. Bunun yanında ayrıca irinli, akıntılı kulak iltahabı, sinüzit,saç dibinde ortaya çıkan enfeksiyonlarda kolayca kirli kan damarlarını izleyerek beyne ulaşıp beyin iltahabına yol açarlar.

    Menenjit:

    Beyin zarlarının bakteriel bir enfeksiyonla iltahaplanması sonrası ortaya çıkar. Pek çok bakteri türü tarafından oluşan menenjit çocuklarda ve yenidoğan bebeklerde daha sık olup bazı mikroplara bağlı olan türleri solunum yolları ile kolayca yayılabilir. Etraftaki vücut savunması zayıf çocuklara bulaşır. Hastalık ani yüksek ateşle başlar hızla kötüleşme olur. Bunun yanında tüberküloz (verem) menenjiti ise daha sinsi ve yavaş başlar.Yine çocukluk döneminde ve gençlerde daha sıktır.

    Ateş, üşüme, titreme kusma, baş, ense ağrısı, bitkinlik, dalgınlık veya uykuya eğilimli olma, havale gibi belirtilerle başlar. Adeta ağır bir gripal enfeksiyon gibidir ancak bulgular gittikçe ağırlaşarak bilinç bozuklukları (aşırı durgunluk, uyku hali uyandırmada güçlük, yavaşlık) ortaya çıkar. Küçük bebeklerde belirtiler silik olabilir: örneğin ilk aylarda sadece bebeğin emmesinin bozulması bile şüphelendirmelidir.Ensede kasılma ve sertleşme dikkat çekicidir.
    Bu hastalıkların teşhisinde beyin-omurilik sıvısının incelenmesi için belden su alınması (lomber ponksiyon) gerekir. Burada görülen bulgulara göre mikrobun cinsi saptanır ve özel tedavi verilebilir. Hastalığın erken döneminde yapılan Bilgisayarlı tomografi ve MR tetkikleri normaldir. İlerleyen safhalarda ise iltahaba özel beyin zarı ve beyinde boya tutulmaları mevcuttur.

    Ensefalitler Bakterilerden daha küçük mikroplar olan virüsler tarafından oluşurlar. Virüsler beyin ve omuriliği tuttuğunda viral (aseptik )menenjit ve ensefalit denen klinik durumlar ortaya çıkar.

    Viral menenjit=aseptik menenjit; bakteriel menenjite benzer, genellikle baş ağrısı, ışıktan rahatsız olma, ensede sertleşme görülür.

    Ensefalitte: Beyin zarlarından başka beyin dokusuda virüsler tarafından işgal edilmiştir. Burada Sara nöbetleri, bilinç bozuklukları, felçler görülür. Klinik daha şiddetli seyreder

    bakteriel menenjitler genellikle erken dönemde teşhis edilerek uygun antibiyotik tedavisi uygulanırsa. Sekel bırakmadan iyileşme sağlanabilir. tedavide gecikmede kalıcı olarak sara, değişik organ felçleri, zihinsel kusurlar hatta ölüm oluşabilir.

    Virüslerin oluşturduğu menenjit ve ensefalitlerin tedavisi uçuk virüsü haricinde pek başarılı değildir. Bu nedenle bakterilere bağlı menenjitlerden daha kötü seyreder.

    SUBAKUT SKLEROZAN PANENSEFALİT ( SSPE)

    Çocukluk ve gençlik çağında görülen yavaş seyirli ilerleyici bir beyin iltihabıdır. Kızamık veya kızamık benzeri bir virüs tarafından oluşur. Beceriksizlik, başın arkaya düşmesi vesakarlıklarla başlayan daha sonra dengesizlik, kasılmalar ve düşme atakları, bunama tablosu ile ilerleyen bir hastalıktır. Hastaların büyük bölümü 12 yaşından küçük çocuklardır. Erkekler kızlardan daha sık hastalığa yakalanır. Hastalık aylar yada birkaç yıl içersinde ilerleyerek ölüme sebep olur. Henüz etkin bir tedavisi mevcut değildir.

  • Serebral anevrizma nedir ?

    Anevrizma bir kan damarının duvarında genişleme ya da balonlaşma yapmasına ve ince duvarlı bir kabarcık veya kesecik meydana gelmesine neden olan zayıf bir bölgedir. Anevrizmalar vücudun herhangi bir yerindeki damarların hepsinde meydana gelebilirler. Serebral anevrizmalar beyindeki damarlarda oluşan anevrizmalardır. Anevrizmalar bazen o kadar zayıf noktalara sahip olurlar ki bu-ralardan tıpkı balonların patlaması gibi yırtılır ve kanarlar.
    Anevrizma: Kan damarlarında ince duvarlı bir kabarcık veya balonlaşma oluşmasına neden olan damar duvarlarındaki zayıflıklardır.
    Serebral:Beyin ile ilgili
    Stent:Damar içerisine yerleştirilen özel olarak tasarlanmış, genişleyebilen bir tüptür. Stent bir yapı iskelesi gibi damar duvarına bir destek oluşturur. Geniş boyunlu anevrizmalarda stentler anevrizma boynuna koili içerisinde tutabilmek amacıyla yerleştirilirler. Aynı zamanda, içine stent konulmuş olan bir damarda içerisinden kanın geçmesini ve akmaya devam etmesini de sağlarlar.
    Bir Anevrizma İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
    Anevrizmalar sıklıkla 35-60 yaş arasındaki insanlarda fakat daha sıklıkla kadınlarda ortaya çıkmaktadır. Anevrizmalar sıklıkla infeksiyonlardan, beyin damarlarına hasar veren ilaçların kullanılmasından (amfetamin veya kokain) veya beyinde olan bir yaralanmadan dolayı oluşurlar. Nadir durumlarda anevrizmalar bazı damar hastalıklarına bağlı olarak, örneğin fibromüsküler displazi denilen bir rahatsızlığa bağlı da olabilirler. Yine aynı zamanda anevrizma oluşumuna bir eğilim ailede de var olabilir.
    Bir Anevrizmanın Semptomları Nelerdir?
    Küçük ve yırtılmamış bir anevrizmanın sıklıkla bir semptomu da yoktur. Daha büyük anevrizmalar yandaş oluşumlara baskı oluşturmaya başlarlar ve bölgesel ağrılar ile baş ağrıları ortaya çıkar. Anevrizma büyüdükçe beyine olan baskılar artacağından hasta görme problemleri, kol veya bacaklarda his kaybı, güç kaybı, hafıza problemleri, konuşma problemleri veya nöbetler ile karşı karşıya kalabilir.
    Amfetaminler: Merkezi sinir sistemi uyaranlarıdırlar. Enerjiyi artırır ve iştahı azaltırlar. Narkolepsi ve bazı depresyon formlarının tedavilerinde kullanılmışlardır.
    Kokain: Kakao bitkisinin yapraklarından üretilen ve bazı beyin kimyasallarının hızla ancak kısa bir süre için aktivitesini artıran güçlü bir uyarandır. Etkileri arasında öfori, yerinde duramama, heyecan veya iyi hissetme vardır.
    Fibromüsküler Displazi: Sıklıkla FMD diye bilinen fibromüsküler displazi bir veya daha fazla arterin duvarlarında anormal hücrelerin büyümesine neden olur. Sonuçta daralmalar (stenoz) oluşur. Eğer arterde kan akımını azaltmaya yetecek kadar daralma meydana gelirse anevrizma gelişebilir.
    Tüm Anevrizmalar Aynı Mıdır?
    Anevrizmalar değişik ölçülerde olabilirler.
    10 mm.den küçük anevrizmalar küçük olarak değerlendirilirler.
    10-20 mm arasında olanlar büyük anevrizmalar olarak değerlendirilirler
    20 mm.den büyük anevrizmalar dev anevrizmalar olarak adlandırılırlar.
    Anevrizmalar şekil olarak da değişiklikler gösterirler. Bazı örnekler vermek gerekirse:
    -Sakküler (çanta gibi) dar boyunlu anevrizmalar. Bunlar berry anevrizmaları olarak da bilinirler çünkü bunlar bir arterin kenarından büyüyen kirazlar gibi görüntü verirler; Dar anevrizma boynu kirazın sapı gibi görünür.
    – Geniş boyunlu sakküler anevrizmalar. Bu tür anevrizmalarda boyun kısmı en az 4 mm geniştir veya anevrizma başlangıç noktasından tepesine kadar olan uzunluğun en az yarısı kadar genişliğe sahiptir.
    – Fuziform (İğ şekilli) anevrizmalar: Kesin bir boyunları yoktur.
    Son olarak anevrizmalar yerleşim olarak da beynin farklı bölgelerinde oluşabilirler. Çoğunlukla beynin derinlerindeki merkeze yakın, bazen biraz önde gözlere yakın (anteriyor dolaşım) veya hafifçe başın arka (posteriyor dolaşım) bölgesine doğru oluşurlar. Bazı insanlarda birden fazla anevrizma beynin farklı bölgelerinde görülebilir.
    Anevrizmaların boyutları, şekilleri ve yerleşimleri ne kadar yırtılma ve kanamaya meyilli olacakları konusunda etkilidirler. Anevrizmalar küçük ve daha düzenli bir yapı gösterdiklerinde kanamaya daha az eğilimlidirler.
    Anevrizma Rüptürü (Yırtılması) Nedir?
    Anevrizmalardan konuşurken yırtılmış veya yırtılmamış terimlerini duyuyor olabilirsiniz. Yırtılma tıpkı bir balonun patlamasında olduğu gibi anevrizmanın ince duvarlı kısmından yırtılarak açılmasıdır ve bu da kanın komşuluğundaki yakın alana dağılmasına neden olur. Bu şekildeki bir kanamaya hemoraji denilir.
    – Serebral bir anevrizmadan kanın bu şekilde beyin içerisinde dağılmasına hemorajik inme denir. Bu son derece ciddi durumun bulguları kol veya bacak güçsüzlüğü veya felci, konuşmada veya anlamada problemlerin ortaya çıkması, görme bozuklukları veya nöbetler tarzında olabilir.
    – Hemorajik bir inmeyi takiben beyinde kalıcı bir hasar veya ölüm riski mevcuttur ancak yine de bazı hastalar son derece hafif bulgularla da bu durumu atlatabilirler. Eğer yırtılmış bir anevrizma tedavi edilmezse her zaman devam eden yeniden bir kanama riski mevcut olacaktır.
    Bir anevrizma kanadığı zaman kalıcı nörolojik problemlerin oluşma riski vardır. Bazı insanlarda hafif etkiler olabilir. Eğer yırtılmış anevrizma tedavi edilmezse devam eden yeniden kanama riski her zaman olacaktır.
    Hemorajik inme: Kanın serebral bir damardan doğrudan beyin içerisine geçmesi.
    Rüptür: Bir dokunun yırtılması
    Bir anevrizmanın rüptürüne neden olabilen bazı risk faktörleri aşağıdaki gibidir:
    – Büyük anevrizma
    – Yüksek kan basıncı
    – Sigara içimi
    – Aşırı alkol tüketiyor olmak
    – Aile Hikayesi
    – Madde bağımlılığı
    Serebral Bir Anevrizmanın Bulguları Nelerdir?
    Küçük, yırtılmamış bir anevrizma genellikle semptom vermez.
    Daha büyük, yırtılmamış anevrizmalar genişledikçe yakınlarındaki beyin alanlarına veya sinirlere giderek artan bir bası yapmaya başlarlar. Bu bası lokal (mevzii) ağrılara veya baş ağrılarına yol açar. Yine anevrizmanın beynin neresinde olduğuna ve hangi alanlara bası yapmaya başladığına bağlı olarak hastalarda görme ile ilgili problemler, kol veya bacaklarda his kayıpları, kuvvet kayıpları, hafıza problemleri, konuşma problemleri veya nöbetler ortaya çıkabilir.
    Eğer bir anevrizma yırtılırsa kişi genellikle ani, ve yaşayanların tarifiyle “hayatlarındaki en kötü baş ağrısı!” şeklinde başağrısı hisseder. Baş ağrısına bulantı, kusma, ense sertliği, bulanık ya da çift görme, ışığa hassasiyet veya duyuların kaybı eşlik edebilir.
    Geniş Boyunlu Anevrizma Nedir?
    Geniş boyunlu anevrizma (anevrizmanın tabanındaki açıklıkta) en az 4mm genişliğinde boynu olan veya anevrizmanın en yüksek tepesine olan uzunluğun en az iki katı kadar genişliğe sahip boynu olan anevrizmalardır.
    Bir Anevrizma Nasıl Teşhis Edilir?
    Serebral anevrizmaların tanısında bilgisayarlı tomografik anjiyografi denilen bir test kullanılır. Bu test beyin içerisindeki serebral kan damarlarını ortaya koyar. Hasta kayan bir masa üzerinde yatar ve büyük bir yüzüğe benzeyen bilgisayarlı tarayıcıya doğru hareket eder. Röntgende damarların daha iyi görülebilmesi için damardan bir boya maddesi verilir. Kan damarlarının bir seri röntgen görüntüsü anormallikleri, örneğin kan damarında bir anevrizma gibi, ortaya çıkarabilmek adına alınır.
    İkinci bir görüntüleme yöntemi ise Manyetik Rezonans Anjiyografidir. Hastalar bir manyetik rezonans tarayıcı içerisine doğru hareket eden bir masa üzerinde yatarlar ve kan damarları bir anevrizmanın varlığını araştırmak üzere görüntülenirler. Bu iki tarama testinin ikisi de serebral anevrizmaların 3-5 mm.den büyük olanlarının pek çoğunu tanımada son derece faydalıdırlar.
    En güvenilir test ise tanısal serebral anjiyogramdır. Bu test doktorun beyin içerisindeki damarlara ve kan akımına doğrudan bakmasına olanak verir. Bu testte hasta bir röntgen masasında yatar durumdadır. Bacakta bulunan bir kan damarından küçük bir damar yolu kateteri yerleştirilir ve bo-yunda bulunan ve beyine giden her iki boyun damarına kadar ilerletilir. Damarların röntgende güzel görüntülenebilmeleri için kontrast bir boya röntgen filmleri çekilmeden önce kateterden enjekte edilir.
    Kompüterize Tomografik Anjiyografi: X ışınları kullanan ve vücudun belli bölgelerinin görüntülerini değişik açılardan alarak yeniden kesitsel görüntü haline getiren tanı koydurucu bir testtir.
    Manyetik Rezonans Anjiyografi: Radyo dalgaları ve manyetik alanın kullanıldığı, vücudun iç dokularının bilgisayarda yeniden oluşturulduğu bir işlemdir.
    Boya bir kateterden verildiği için bu test diğerlerine göre konforu biraz daha az ve biraz daha invazif (girişimsel) bir testtir. Ancak, serebral anevrizmaların tüm boyut ve tiplerdeki anevrizmalarının yakalanmasında ve tanımlanmasında en güvenilir yöntemdir. Herhangi bir tedavi planlanmadan önce tanısal serebral anjiyogram tedaviye giden yol haritasının hazırlanması amacıyla mutlaka gerçekleştirilecektir.
    Eğer Bir Anevrizma Oluşmuşsa Diğerleri de Oluşur Mu?
    Bir anevrizmanın varlığı %15-20 oranında bir ya da daha fazla sayıda anevrizma olma olasılığını artırmaktadır.
    Yırtılmamış Bir Anevrizmanın Semptomları Nelerdir?
    Küçük anevrizmaların genellikle semptomları yoktur. Anevrizma büyüdükçe, baş ağrılarına veya lokalize (mevzii) ağrılara neden olur. Eğer bir anevrizma çok büyürse normal beyin dokusu veya yandaş sinirlere bası yapabilir. Bu bası görmede zorluklara, kol veya bacaklarda his ve kuvvet kayıplarına, hafıza ve konuşma problemlerine veya nöbetlere yol açabilir.
    Ne Tedaviler Var?
    Günümüzde serebral beyin anevrizmaları için temel olarak üç çeşit tedavi yöntemi mevcuttur: ilaçlar, nörocerrahi veya nörovasküler girişim. Her kişi için önerilecek tedavi yöntemi pek çok faktöre bağlıdır. Bunlar arasında anevrizmanın boyutları, yapısı ve yerleşimi, anevrizmanın yırtılmış veya yırtılmamış olması ve hastanın kendi durumu sayılabilir.
    Kontrast Boya (X-ray Boyası): X ışınları (Röntgen) altında opak olan ve vücudun iç yapılarının görünmesini sağlayan madde.
    Tanısal Serebral Anjiyogram: Beyin damarlarıyla ilgili anormallikleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bir testtir. Anevrizma varlığını ortaya çıkarmak amacıyla da kullanılır. Bu test kasıktan damara yerleştirilen bir tüpün (kateter) rehberliğinde boyun damarlarına kon trast (boya) verilmesi ve kan akımının gözlenmesi ile gerçekleştirilir.
    Medikal Tedavi:
    Anevrizmaların tümü girişimsel tedavi gerektirmezler. Eğer bir anevrizma küçük, yırtılmamış ve bulgu vermiyorsa hekim girişim yerine yüksek kan basıncı gibi risk faktörlerini azaltmaya yönelik bir ilaç tedavisi verebilir. Düzenli kontroller kan basıncının ve diğer medikal durumların kontrolu açısından gerekli olacaktır.
    Nörocerrahi:
    Bir anevrizmayı tamir etmek amacıyla yapılan nörocerrahi kafatasında bir aralık oluşturmak, beyinin dokularını nazikçe aralayarak anevrizmayı ortaya çıkarmak ve anevrizma boynuna bir klip koymaktan ibarettir. Klip anevrizma boynuna bası yaparak onu kapatır ve kan akımının anevrizma içerisine girmesini önler.
    Cerrahi sırasında hastaya genel anestezi uygulanır. Eğer cerrahi sırasında veya sonrasında herhangi bir komplikasyon olmamışsa hastaların çoğu hastanede 4-6 gün kadar kalır ve birkaç hafta veya ay içerisinde tamamen iyileşmiş olur.
    Nörovasküler Girişim:
    Nörovasküler girişim anevrizmaya vücutta bir damar içerisinden ulaşmayı ve içine kan girmesini engellemek üzere anevrizma içerisinin bir materyal ile doldurulmasını ifade etmektedir.
    Nörovasküler girişim sırasında hasta bir röntgen masasında yatmakta ve floroskop denilen bir makine ile görüntüler alınmaktadır. Özel bir boya damar içerisindeki mikro kateterlerden verilmek suretiyle doktorun anevrizmayı görmesi sağlanır ve tıbbi araçlar kafatası açılmadan bu anevrizmaya yönlendirilir.
    Eğer işlemden sonra herhangi bir yan etki veya komplikasyon yok ise hastalar hastanede bir ya da iki gün kadar kalırlar ve bir hafta içerisinde tamamen iyileşmiş olurlar.
    Koil Embolizasyon İşlemi
    Bu yöntem bir tür nörovasküler girişim uygulamasıdır. Anevrizmanın içerisini doldurmak için kullanılan değişik materyaller vardır. En sık kullanılanları koillerdir- uzun çok ince, kıvrılmış tel huzmeleri, gitar teline benzerler ancak telefon kabloları gibi esnektirler.
    Bir koil embolizasyon işleminde hekim bunlardan birkaç tanesini doluncaya kadar bir bir anevrizma içerisine yerleştirir. Bu koiller anevrizma içerisinde kalırlar ve etraflarında kan pıhtılaşarak içeriyi doldurur ve böylece anevrizma içerisine artık daha fazla kan giremez. Vücudun doğal bir tepkisi nedeniyle bu koiller etrafında emboli oluştuğundan işleme koil embolizasyon adı verilmektedir.
    Bu işlemde hekim hastanın iç uyluk bölgesinde minik bir kesi veya iğne girişimi ile bacağa giden büyük damara bir tüp (kateter) yerleştirir. Bu tüp bir kateter kılıfıdır. Daha sonra bu kılıf içerisinden ince bir kılavuz tel ilerletilir. Bu tel metal olduğundan hekim bu teli röntgen ekranından (floroskopi) görebilir ve bunu beyine ve oradaki anevrizmaya kadar yönlendirebilir.

  • Kraniyotomi neden gereklidir ?

    Bazı problemler beynin doğru çalışmasını engeller. Bu problemleri düzeltebilmek için beyine ulaşmak gereklidir. Kraniyotomi oraya ulaşmamızı sağlar. Aşağıda tartışılan problemler bir kraniyotomi yapılmasına gerek duyulan en sık görülen problemleri ortaya koymaktadır.

    Beyin Yaralanması:
    Beyin yaralanması başa gelen doğrudan bir patlama ve hatta ani bir darbe ile dahi oluşabilir. Bu beyinde yırtılmaya, kanamaya ve şişmesine neden olabilir. Tedavinin hedefi herhangi bir kanamayı durdurmak ve kafatası içerisindeki basıncı azaltmaktır. Kan ve hasarlı dokular çıkarılabilir.

    Beyin Tümörü:
    Tümör, anormal hücrelerden oluşmuş bir kitledir. Beyinde büyüyen metastatik tümörler vücudun diğer bölgelerinden yayılan tümörlerden gelen yapılardır. Hedef bunlardan mümkün olan en fazla miktarda çıkarmaktır. Tümöre tipine göre diğer tedavi yöntemlerinin de uygulanması gerekli olabilir.

    Anevrizma:
    Anevrizma bir arter duvarındaki balon benzeri bir kusurdur. Bu kanın dışarı sızmasına neden olur. Sızan kan beyine hasar verebilir. Hedef hasarı kontrol altına almak ve ileriki kanamaları önlemektir.

    Arteriovenöz Malformasyon:
    Arteriyövenöz malformasyon (AVM) kan damarlarının anormal bir yumağıdır. Bir AVM beyinin bir bölgesinde normal kan akımını önleyebilir. Aynı zamnda beyin dokusu içerisine kanama riskini de artırmaktadır.Tedavideki hedef AVM içerisinden olan kan akımını önlemek ve akımı normal yola döndürmektir.

    Durumunuzun Teşhis Edilmesi:
    Doktorunuz birtakım muayene ve teslter yaparak durumunuza yol açan nedeni bulmaya çalışır. Sonuçlar doktorunuzun probleminizin tam olarak yerini ve boyutunu da anlamasına yardımcı olur.

    Tıbbi Muayeneniz:
    Doktorunuz sizin sinir sisteminizin ne kadar iyi çalıştığını aşağıdakileri kontrol ederek öğrenir:
    •Ÿ Görme, işitme, yürüme ve yutkunma kapasiteniz
    •Ÿ Düşünme ve hafıza becerileriniz
    •Ÿ Kas gücünüz, koordinasyonunuz, refleksleriniz ve adımlamanız
    •Ÿ Dokunmayı hissetme ve algılama yetenekleriniz.

    Görüntüleme Testleri:
    Bu testler beynin ve ona kan götüren atardamarların görüntülerini verir. Daha keskin görüntüler için bu testlerle birlikte kontrast maddeler kullanılabilir. Riskler ve komplikasyonlar sizinle konuşulacaktır.

    Ÿ BT: (Bilgisayarlı Tomografi):
    Bu yöntem x ışınlarını ve bilgisayar kesitlerini birleştiren bir yöntemdir. Siz bir tüp içerisinde kayan bir platform üzerinde yatarsınız.

    Ÿ MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme):
    Bu test güçlü mıknatıslar ve radyo dalgaları kullanarak görüntüler oluşturur. Bir tünel içine kayan bir masada yatarsınız.

    Cerrahi İçin Hazırlık
    Ameliyat zamanınız yaklaştıkça ilerideki sağlık gereksinimlerinizle ilgili düşünceleriniz olabilir. Aynı zamanda kraniyotominiz için kendinizi nasıl hazırlamanız gerekeceği hakkında sorularınız olabilir. Aşağıdaki bilgiler yardımcı olabilir.

    Cerrahi Tedavinizden Önce:
    Pek çok durumda kraniyotomi planlanmış bir işlemdir. Cerrahiden önce yeterli zaman varsa aşağıdakileri yapmanız size söylenebilir:
    Ameliyatınızdan haftalar önce ameliyatınızda kullanılmak üzere kan vermeniz istenebilir. Ayrıca kanı incelten aspirin gibi ilaçları almamanız istenebilir. Eğer sigara içiyorsanız şimdi kesmelisiniz.
    Kraniyotominizden kısa bir süre önce bir muayeneden geçeceksiniz. Bu cerrahi işlem için yeteri kadar sağlıklı olduğunuzu teyit etmek için yapılacaktır. Eğer günlük kullandığınız ilaçlarınız varsa bunların ameliyat gününde de kullanılıp kullanılamayacağını sorunuz.

    Ameliyattan en az 8 saat önce veya size iletilecek süre kadar herhangi bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz.

    Kraniyotominizin Yapılacağı Gün:
    Kraniyotominizin yapılacağı gün hastaneye zamanında geliniz. Buraya ulaştığınızda hala daha devam eden endişeleriniz olabilir. Hatta biraz da ürkek ve sinirli olabilirsiniz. Sağlık ekibiniz tüm sorulara yanıt vermeye çalışcaktır. Ayrıca rahatlamanız için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Ameliyattan Hemen Önce:
    Anestezinizden sorumlu olacak olan görevli sağlık personeli cerrahi öncesinde sizinle konuşacaktır.Ameliyatınız boyunca «uyumanız» için size genel anestezi verilecektir. Kolunuza i.v. (intra venöz) damar yolu için kateter konulacaktır. Bu yol ihtiyacınız oldukça ilaçlar ve sıvıların size verilmesini sağlayacaktır. Pek çok durumda başın bir kısmı veya tamamı traş edilecektir.

    Aile ve Arkadaşlara Notlar:
    Ameliyat sırasında yakında bekleyebileceğiniz bir oda size gösterilecektir. Kraniyotomi sıklıkla 3-5 veya daha fazla sürebilir. Eğer mümkünse haber alabilmeniz için en az bir kişinin bekleme odasında olduğundan emin olunuz. Ameliyat biter bitmez doktor gelip sizinle görüşecektir. Ayrıca sevdiğiniz kişiyi ne zaman görebileceğiniz de size iletilecektir.

    Beyine Ulaşmak
    Cerrah kafa derinizde bir kesi yapar. Daha sonra kafatasında 1-2 cm. büyüklüğünde burr hole denilen delikler açılır. Delikler arasındaki kemik kesilir ve kaldırılır. Cerrah daha sonra dura denilen beyni saran zarı açarak beyine ulaşır. Bir sonraki basamak sizin özellikle bulunan rahatsızlığınıza göre devam eder. Bazı durumlarda beyninizin cevaplarını mönitörize edbilmek için bazı sinirler uyarılır. Bu normal beyin dokusunun cerrahi işlem sırasında zarar görmediğinin teyidi için uygulanır.

    Cerrahinin Riskleri:
    Tüm ameliyatlarda olduğu gibi kraniyotominin de belli riskleri vardır. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
    •Nöbetler
    •İnfeksiyon
    •Hafıza kaybı veya bulanıklığı
    •Beyinde şişme veya kanama
    •Kan pıhtıları
    •Görme dahil his kaybı,
    •Güç kaybı veya paralizi
    •Ölüm

    Probleminizin Düzeltilmesi:
    Beyine ulaşılmıştır. Cerrah bir sonraki aşamada yapacaklarına sizin probleminize göre karar verir. Fakat ne olursa olsun normal dokuya zarar vermemek için her türlü önlem alınmıştır.

    Beyin Yaralanması
    Kanamanın kaynağı kontrol altına alınmıştır ve kan uzaklaştırılmıştır. Hasarlı doku da muzaklaştırılmış olabilir.

    Beyin Tümörü:
    Mümkün olan en fazla beyin tümörü çıkarılmıştır.

    Anevrizma:
    Atardamar kaçak yerinde bağlanmış veya muhafaza altına alınmıştır.

    AVM:
    Anormal atardamarlar ve venler klipslenmiştir. Bu kan akımını normal damarlara yönlendirir ve AVM’nin sızdırmasını engeller.

    Kraniyotominin Bitirilmesi:
    Ameliyat hedeflerine ulaşıldığında, beyni örten dura kapatılır. Hemen hemen tüm vakalarda kafatası kemiği geri yerine yerleştirilir. Yerinde kalması için tel bir örgü veya vidalı plakalar kullanılabilir. Bazen beyinde kalan kan veya sıvıların tahliyesi gerekebilir. Böyle durumlarda bir dren burr hole denen deliklerden geçirilerek birkaç gün burada kalması sağlanır. Aslında pek çok durumda bu delikler vakadan hemen sonra doldurulur veya kapatılır. Daha sonra dikiş veya zımba ile kafa derisi dikilir.

    Beyinle İlgili Diğer Uygulamalar
    Aşağıdaki uygulamalar tek başlarına veya kraniyotomi ile birlikte yapılabilirler. Şantların takılabilmesi veya stereotaktik ameliyatların yapılabilmesi için kafatasında burr hole denilen delikler açılır. Bu işlemlerden sonra hastane deneyimleriniz kraniyotomideki gibi olacaktır.

    Şantlar:
    Şant özel bir tip drendir. Fazla omurilik sıvısını boşaltmak suretiyle beyin üzerindeki basıncı azaltmak için kullanılır. Sıvı beyinden karın boşluğuna boşaltılır. Bu cilt altına yerleştirilen bir tünel içerisindeki tüp aracılığıyla yapılır. Sıvı karın boşluğuna ulaştığında vücut tarafından emilir.

    Stereotaktik Cerrahi:
    Sereotaktik cerrahi beynin hassas veya ulaşılması zor alanlarındaki problemlere ulaşmada kolaylık sağlar. Stereotaktik cerrahi bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme taramalarını kullanarak problemin yerini tam olarak lokalize eder ve bir yaklaşım haritası oluşturur. Bu işlem sırasında özel bir kafes başı yerinde tutmak için kullanılbilir.

    Hastanede İyileşme:
    Kraniyotomi tamamlandıktan sonra doktor aileniz ve arkadaşlarınızla konuşacaktır. Bir uyanma odasında kendinize geleceksiniz. Daha sonra özel bir üniteye, sıklıkla da bir yoğun bakım ünitesine transfer edileceksiniz ve burada yakından takip edileceksiniz.

    Ameliyattan Hemen Sonra:
    Uyanırken baş ve vücut ağrılarınız olabilir. Bu ağrıları hfifletmek için hemşire size ilaç verebilir. Kafatasınız içindeki basıncı veya kalp atışlarınızı görebilmek amacıyla monitörler kullanılıyor olabilr. Kan pıhtılaşmalarını önlemek amacıyla özel çoraplar giyiyor olabilirsiniz. Ve kısa bir süre bir solunum cihazına bağlanabilirsiniz. Bu makine nefes alıp vermenize yardımcı olur.

    Hastane Odanızda:
    Birkaç saat içerisinde yoğun bakım ünitesinden bir hastane odasına alınabilirsiniz. Bazen bu iki gün veya daha uzun sürebilir. Odanıza geldiğinizde akciğerlerinizin açık kalması için size solunum egzersizleri verilebilir. Sağlık ekibimiz sizin bir an önce yemek yemeniz ve yürümeniz için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Rehabilitasyon:
    Eğer belli egzersizleri yapmakta zorlanıyorsanız terapi verilebilir. İhtiyaçlarınıza göre terapist dengenizi bulmanızda, gücünüzü toplamanızda, konuşma ve günlük yaşam melekelerinizin geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.

    Başka Bir Tedaviye İhtiyacınız Olursa
    Kraniyotomiden sonra sıklıkla yan etkileri azaltmak ve kendinizi daha iyi hissetmeniz için size ilaçlar reçete edilebilir. Eğer beyin tümöründen dolayı ameliyat geçirmişseniz kemoterapi veya radyasyon da alabilirsiniz.

    İlaçlar
    Eğer size ilaç reçete edilirse doktorunuza veya eczacınıza, eğer varsa, almak zorunda olduğunuz diğer ilaçlardan mutlaka söz edin.

    Steroidler
    Steroidler beyin şişmesini azaltırlar. Doktorunuzun onayını almadan bunları kesmeyiniz. Steroidler kan basıncında değişikliklere neden olabilirler, kilo aldırabilirler, mide ülserlerine neden olabilirler, infeksiyon riskini artırabilirler ve duygusal halde değişiklik oluşturabilirler.

    Antikonvülzanlar
    Antikonvülzan ilaçlar nöbetlerin oluşmasını engellerler. Onları her zaman tarif edildikleri şekilde kullanın. Doğru dozu aldığınızdan emin olunabilmesi amacıyla kan testlerine gereksinim olabilir. Eğer bir döküntü, denge problemleri veya sersemlik gibi bulgular olursa doğrudan doktorunuzu arayınız.

    Diğer İlaçlar
    Semptomları ve yan etkileri ortadan kaldırabilmek amacıyla başka ilaçlara da gerek duyulabilir. Eğer bulantı, mide asiditesi veya ağrınız varsa doktorunuzla görüşün.

    Kemoterapi:
    Kemoterapinin hedefi kanser hücrelerini öldürmektir. Bu ilaçlar kan damarlarınız boyunca dolaşır ve kanserli hücrelerin yaşam döngülerine son verir. Sonuçta kanserli hücreler ölürler.

    Radyasyon Terapisi:
    Radyasyonun hedefi tümör büyümesini durdurmak veya kontrol altına almaktır. Tedavide ağrısı olmayan x ışınları kullanılır. Radyasyon tek başına veya diğer tedvi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir.

    Hastaneden Sonra:
    Ameliyattan sonra normal bir şekilde yer, içer ve yürüyebilir hale gelir gelmez evinize gidebilirsiniz. Evde aileniz ve arkadaşlarınız yardım ve destek önerisinde bulunabilirler. İhtiyacınız olduğunda kabul edin. Fakat dengenizi korumanızın çok önemli olduğunu unutmayın. Aklınızdan çıkarmayın ki yeniden bağımsız olmak için bir uğraş veriyorsunuz.

    Kontrol Muayenelerine Katılın:
    Kraniyotomiden 7-10 gün sonra bir hastane ziyaretiniz olabilir. Bu aşamada kalan dikiş veya zımba sütürler alınabilir. İlk birkaç ay boyunca doktorunuzu 4 haftada bir görebilirsiniz. Aynı zamanda durumunuzun kararlı olduğunu teyit etmek amacıyla bazı görüntüleme testleri yapılabilir.

    Yürümeyle Başlayın:
    Yürüme gücünüzü yeniden kazanmak için en iyi araçtır. Başlangıçta kısa ancak sık yürüyüşleri tercih edin. İster bir bardak su almak için, isterse televizyon kanalını değiştirmek için olsun her gün ayağa kalkın ve yürüyün. Basamaklı olarak daha uzun mesafelere yürümeye gayret edin, örneğin köşedeki posta kutusunu kontrol edin.

    Günlük Yaşama Geri Dönme
    Aşağıdaki ipuçları iyileşme için size yardımcı olabilir:
    Fazla zorlamayın. Aktivite sınırlarınızı küçük küçük artırınız.
    Yemek yapmak, bahçe işleri yapmak gibi ev işlerinde yardım öneerisinde bulunanların tekliflerini kabul edin.
    Eğer bir süre araç kullanmamanız önerilmişse sizi birilerinin götürmesine hayır demeyin.
    İşvereninize işe geri dönmek için yapacağınız görüşmede daha az saat için gelip gelemeyeceğinizi veya evden çalışabilip çalışamayacağınızı sorun.

    Ameliyattan Sonra Başarmak
    Size olanları kabul etmek gerek sizin gerekse aileniz için zor olabilir. İyileşmeniz zaman alacaktır. Birkaç ay, hatta bir yıl kadar süreyle her zamankinden daha yorgun hissedebilirsiniz. Duygularınıza hakim olmak olayı hafifletmeye yardımcı olacaktır.
    Bazı günler diğerlerinden biraz daha zor olabilir. Kendinizle ilgili biraz sabırlı olun. Eğer üzgün veya depresif hissediyorsanız sağlık ekiplerinizden biri ile görüşün. Depresyon sık görülen ancak tedavi edilebilen bir durumdur.
    Korkuların olması veya sinirli olmak normal bir durumdur. Bir danışmana başvurmak veya bir destek grubuna katılmak duygularla başa çıkmakta ve devam etmekte olan tedavilerin gereksinimlerini karşılamakta yardımcı olabilir.

    Doktoru Ne Zaman Aramalısınız
    Aşağıdakilrden birinin varlığında zaman geçirmeden cerrahınızla görüşün:
    •Giderek artan uyku hali
    •Geçmeyen bulantı ve kusma
    •Aşırı baş ağrısı
    •Nöbet
    •Artan kas güçsüzlüğü
    •Nefes darlığı, bacakta ağrı veya şişme
    •38 C’nin üzerinde ateş olması
    •Kesi yerinde veya herhangi bir damar yolu yerinde kızarıklık veya akıntı olması
    •İdrar yaparken yanma olması

  • Beyin, omurilik ve sinirlerin spesifik hastalıklarında ..

    Beyin ve Omurilik Tümörleri

    Bir hücrenin kromozomları üzerindeki özel genler zarar gördüğünde ve bu genler artık düzgün işleyemediğinde beyin tümörünün ortaya çıktığı görülmektedir. Tümörlerin, ailesinde beyin tümörü olan kişilerde görülme olasılığı artmıştır. Merkezimizde beynin tüm bölgelerine uygulanan cerrahi yöntemler mikroskop kullanılarak, normal beyin dokusu maksimum korunmak koşulu ile gerçekleştirilmekte ve tümör dokusu tamamen ya da büyük çoğunlukta çıkarılabilmektedir. Gereğinde tanı koymak amacı ile derin yerleşimli kitlelere stereotaksik biyopsi yapılabilmektedir

    Anevrizmalar (Baloncuk)

    Anevrizmalar, kan damarlarının çapındaki anormal genişlemelerdir. İntrakranyal anevrizmaların yırtılması beyin etrafındaki boşluklar ya da beyin içerisinde, ciddi fonksiyon kayıpları ya da ölümle sonuçlanabilecek kanamalara yol açar. Merkezimizde beyin baloncukları cerrahi ya da girişimsel radyolojik yöntemlerle dünya standartlarında takip ve tedavi edilmektedir.

    Karotid Arter Hastalığı

    Baş ve boyuna kan taşıyan ana damarları etkileyen bir hastalıktır. Plak denilen bir doku bu ana damarların duvarlarında birikerek damarlarda daralmaya, dolayısı ile beyne giden kan akımında azalmaya yol açar. Ana damarlardaki darlıklar stent uygulaması yada lokal carotid endarderektomi ile başarı ile tedavi edilmekte ve böylece beyin enfarktüsleri önlenebilmektedir.

    Karpal Tünel Sendromu

    Ellerde ve bileklerde özellikle geceleri ortaya çıkan uyuşukluk, yanıcı bir ağrı veya karıncalanma ile kendini gösteren, en sık görülen periferik sinir sistemi hastalığıdır. Özellikle 40-60 yaşlarındaki kadınlarda, piyanistler, kuaförler, bilgisayar operatörleri, bankacılar, dişçiler, heykeltıraşlar, ev hanımları gibi ellerini fazla kullanan meslek gruplarında sıklıkla izlenen bu sorun, merkezimizde mini açık yaklaşım adı verilen bir cerrahi yöntemle 5 dk. içinde lokal anestezi ile ve %97 başarı oranında çözülmekte, hastalarımız 1 hafta sonra işlerine geri dönebilmektedirler.

    Omurgada Çökme Kırığı

    Omurgada osteoporotik veya metastatik çökme kırıkları sonrası ortaya çıkan ağrılar, vertebroplasti-kifoplasti denilen perkütan (ciltten) lokal anestezi ile yapılan işlem sayesinde 30 dk.’da giderilebilmektedir.

    Servikal (Boyun) Omurga Problemleri

    Boyunda veya omuzlarda devamlı bir ağrı, kollarda karıncalanma ve uyuşukluk veya kolları ve elleri kullanırken güçsüzlüğe yol açan durumlar.

    Epilepsi

    Beyinde anormal elektrik sinyallerinin yayılması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Normalde beyin hücreleri arasında milyonlarca elektriksel uyaranlar geçer ve gönderdikleri mesajlar ile hareket, konuşma ve düşünce kontrol edilir. Epilepside bu elektriksel uyaranlar nöbet ile sonuçlanan ani aktivite sorunları ile bozulur. Epilepsi ilaçlar ve/veya cerrahi müdahale ile tedavi edilir. Epilepsi cerrahi olarak ileri ön araştırmalardan sonra Vagal sinir stimülatörleri ya da amigdalohipokampektomi yöntemleri ile tedavi edilmektedir.

    Bel Fıtığı

    Omurgada diski çevreleyen kartilajdaki yırtılma neticesinde bacaklarda aşağı doğru inen ağrı ile sonuçlanan, sinirlere bası durumudur. Sıklıkla öncesinde bir bel ağrısı atağı ya da aralıklı uzun süredir devam eden bir bel ağrısı öyküsü bulunur. Merkezimizde bel fıtığı ameliyatları klasik mikrodiskektomi yanında, yeni bir teknoloji olan Metryx sistem ile yapılmakta ve hastalar aynı gün evlerine gidebilmektedir.

    Hidrosefali

    Beyin kaviteleri içinde sıklıkla yüksek basınç altında fazla miktarda beyin omurilik sıvısının biriktiği bir hastalıktır. Bu bir doğumsal sorun, beyin tümörü, enfeksiyon, kanama veya beyin travması neticesinde görülebilir. İleri yaşlarda görülen Demansiyel hastalıklar içerisinde olan unutkanlık, yürüme bozukluğu ve ileri aşamada idrar kaçırma yakınmalarına yol açan Adams Hakim Sendromu shunt yada endoskopik yollar ile tedavi edilir. Op. Dr. Kerem Bıkmaz Amerikan Hidrosefali Derneği üyesidir.

    Bel Ağrısı

    Baş ağrısından sonra en sık karşılaşılan 2. kronik ağrı nedenidir. Mekanik nedenler, bel fıtığı, lomber dar kanal, tümörler ve enfeksiyon hastalıklara neden olabilir. Multimodal yaklaşım ile fizyoterapi, epiduroskopi, omurga enjeksiyonları, psikoterapi ve minimal invazif cerrahileri içeren tedavi alternatifleri uygulanmaktadır.

    Lomber Dar Kanal

    Sinir basısına sebep olan omurilik kanalındaki daralmadır. Omurilikten bacaklara doğru gezen bir ağrı ile sonuçlanır. Hastaların yol yürüme mesafelerinin azalması çok tipiktir. Cerrahi tedavi gerekir ise mümkün olduğunca mikrocerrahi yöntemler ile kısa sürede hastayı mobil hale getirmek planlanmıştır. Tedavi konservatif ya da cerrahi olabilir. Konservatif tedavi ağrı giderici ilaçlar, fizik tedavi ve epidural enjeksiyonları içerir.

    Parkinson Hastalığı

    Beyin hücrelerinde hasar neticesinde ortaya çıkan yavaş seyirli, ilerleyici bir hastalıktır. Semptomları; tremor veya ellerin, kolların, bacakların ve çenenin istemsiz, ritmik kasılmaları, kolların ve bacakların sertliği, spontan hareketlerde azalma, hareketlerde yavaşlama ve dengesiz kısa adımlar ile yürüyüştür. İleri olgularda beyin pili ile hastaların yaşam kalitesi arttırılabilinir.

    Hipofiz Bezi Tümörleri

    Beyin tabanında oturan hipofiz bezindeki büyümedir. Büyüklükleri ve seyirleri farklılık arz eder. Tedavi, seri görüntülemeler ile gözlem, ilaç tedavisi ve tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını içerir. Sıklıkla iyi huylu olan bu tümörlerin cerrahisi burundan girilerek yapılır. Kafatasının açılması gerekmez.

    Siyatik Ağrısı

    Uyluk ve bacakta ağrı ve uyuşukluğun sıklıkla eşlik ettiği siyatik sinirinin enflamasyonudur. Sıklıkla medikal tedavi ve fizyoterapi ile giderilir. İleri sinir basısının olduğu durumlarda minimal invazif cerrahi yöntemler gerekebilir.

    Spina Bifida

    Hamileliğin 3. ve 4. haftasında fetüs omuriliğinin bir kısmının tam kapanmaması neticesinde görülür. Sonuç olarak bebek bir kısım spinal sinir kökleri sırttan dışarı taşmış olarak doğar. Erken tedavi ile çocuk aktif ve verimli bir yaşam sürebilir.

    Omurilik Yaralanmaları

    Boyun veya bel omurgasında meydana gelen bir kırık neticesinde omuriliğin hasar görmesi sonucu kollarda ve/veya bacaklarda kuvvet kaybı gelişebilir. Problemin giderilmesi fonksiyon kayıplarında düzelmeyi sağlayabilir.

    Trigeminal Nevralji

    Yüzde, ağrılı spazmlara yol açan bir sinir hastalığıdır. Medikal tedaviye dirençli olgularda mikrovasküler dekompresyon uygulaması yapılmalıdır.

    Stroke

    Beyini besleyen normal kan akımında bozulma neticesinde ortaya çıkar. Bu bir kan pıhtısı neticesinde (tıkayıcı inme) veya beyinde kanama sonrasında (kanamalı inme) olabilir. Anormal, çok şiddetli bir baş ağrısı, hafıza kaybı, kollarda uyuşukluk, konuşmada, görmede bozulma, denge ve koordinasyonda bozulma uyarıcı bulgulardır. Başarılı bir tedavi için erken tanı esastır. Tanı ve tedavide nöroloji, fizyoterapi ve gerekir ise psikoterapi uygulanmalıdır.

  • Beyin ve ötesi

    Pek çok insan nöroşirurji kelimesini duyunca otamatik olarak beyin cerrahisini düşünebilir. Ancak nöroşirurji beyinden daha fazlasını kapsar. Nöroşirurji beyin, omurilik, omurga ve tüm vücud kısımlarında (eller, bacaklar kollar, yüz) dolaşan sinirleri kapsayan tüm sinir sistemi ve bu sistem hastalıklarının tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir medikal uzmanlık alanıdır. Bu, nöroşirurjenler omurganın tüm doğumsal ve dejeneratif hastalıkları, boyun fıtığı, bel ağrısı, bel fıtığı, siyatik ağrısı, karpal tünel sendromu, epilepsi, inme, Parkinson hastalığı, baş ve omurganın kronik ağrıları ve spor yaralanmaları, beyin tümörleri, kanamalar ve tüm travmalar, hipofiz bezi tümörleri, kalpten beyine kan taşıyan damarlardaki hastalıklar, omurilik ve omurga tümörlerini tedavi ederler anlamına gelir. Nöroşirurji, hem yetişkin hemde çocuk hastaların tedavilerini içerir.
    Nöroşirurjen ne zaman yardım eder?
    Nöroşirurjenler her tip nörolojik hastalıkların cerrahi ve cerrahi dışı bakımı ile ilgili uzun ve kapsamlı bir eğitim almış, yüksek beceriye sahip uzmanlardır. Tüm nörolojik hastalıkların tanılarının konmasındaki deneyimlerinden dolayı, acil hekimler, nörologlar, iç hastalıkları uzmanları, aile hekimleri, ortopedistler, romatologlar ve fizik tedavi uzmanlarını kapsayan çeşitli branşlara konsültanlık hizmeti verirler.
    Nöroşirurjenler tarafından sıklıkla tedavi edilen beyin, omurilik ve sinirlerin spesifik bazı hastalıkları aşağıdakileri içerir:

    Anevrizmalar(Baloncuk)- Kan damarlarının çapındaki anormal genişlemelerdir. İntrakranyal anevrizmaların yırtılması beyin etrafındaki boşluklar yada beyin içerisine, ciddi fonksiyon kayıpları ya da ölümle sonuçlanabilecek kanamalara yol açar.

    Karotid arter hastalığı- Baş ve boyuna kan taşıyan ana damarları etkileyen bir hastalıktır. Plak denilen bir doku bu ana damarların duvarlarında birikerek damarlarda daralmaya, dolayısı ile beyne giden kan akımında azalmaya yol açar.

    Karpal Tünel Sendromu- Tekrarlayıcı hareketler neticesinde bilek tendonlarındaki yangı sonucunda ortaya çıkan ağrılı bir durumdur. Median sinirin geçtiği karpal tünelde meydana gelen ilerleyici daralma neticesinde sinir basısı ve ağrı oluşur. Tedavi istirahat, uyku esnasında bilek splintlerinin kullanımı, bileğe kortizon enjeksiyonları ve sinir üzerindeki baskıyı azaltmaya yönelik lokal anastezi altında yapılan ufak bir cerrahi müdahaleyi içerir.

    Serebral Palsy-Kalıcı beyin hasarı veya doğum esnasında ya da hemen sonrasında oluşan yaralanma neticesinde ortaya çıkan bir motor sinir hastalığıdır.

    Servikal(Boyun) Omurga problemleri-Boyunda veya omuzlarda devamlı bir ağrı, kollarda karıncalanma ve uyuşukluk veya kolları ve elleri kullanırken güçsüzlüğe yol açan durumlar.

    Kronik ağrı- Sürekli devam eden veya 6 aydan uzun süreli tekrarlamalar gösteren ağrı. Kronik ağrısı olan hastalarda sıklıkla bir sinir hasarı söz konusudur. Sinirler bir yaralanma sonrası, kanser tedavisi veya bir dolaşım problemi nedeni ile hasar görebilirler.

    Kraniosinositoz- Kafatası kemiklerinin kafatasının büyümesini sınırlandıran yada şekil bozukluğuna yol açacak şekilde erken kapanması sonucu ortaya çıkan doğumsal bir problemdir.

    Epilepsi- Beyinde anormal elektrik sinyallerine yol açan bir durumdur. Normalde beyin hücreleri arasında milyonlarca elektriksel uyaranlar geçerek gönderdikleri mesajlar ile hareket, konuşma ve düşünce kontrol edilir. Epilepside bu elektriksel uyaranlar nöbet ile sonuçlanan ani aktivite sorunları ile bozulur. Epilepsi ilaçlar ve/veya cerrahi müdahale ile tedavi edilir.

    Kafa Travması- Özellikle çocuklar ve genç erişkinlerde sık görülen önemli bir sağlık sorunudur. Kafa travmasının en sık sonuçları kanama veya kontüzyon denilen beyinde zedelenmedir.

    Bel Fıtığı- Omurgada diski çevreleyen kartilajdaki yırtılma neticesinde aşağı bacaklara doğru ağrı ile sonuçlanan sinirlere bası durumu. Sıklıkla öncesinde bir bel ağrısı atağı ya da aralıklı uzun süredir devam eden bir bel ağrısı öyküsü bulunur.

    Hidrosefali- Beyin kaviteleri içinde sıklıkla yüksek basınç altında fazla miktarda beyin omurilik sıvısının biriktiği bir hastalıktır. Bu bir doğumsal sorun, beyin tümörü, enfeksiyon, kanama veya beyin travması neticesinde görülebilir.

    Bel Ağrısı- Baş ağrısından sonra en sık 2. kronik ağrı nedenidir. Bel fıtığı, lomber dar kanal, tümörler, enfeksiyon ve yangısal hastalıklar sebep olabilir.

    Lomber Dar Kanal- Sinir basısına sebep olan omurilik kanalındaki daralma. Omurilikten bacaklara doğru gezen bir ağrı ile sonuçlanır. Tedaci konservatif ya da cerrahi olabilir. Konservatif tedavi yangı giderici ilaçlar, fizik tedavi ve epidural enjeksiyonları içerir.

    Parkinson Hastalığı- Beyin hücrelerinde hasar neticesinde ortaya çıkan yavaş seyirli, ilerleyici bir hastalıktır. Semptomlar tremor, veya ellerin, kolların, bacakların ve çenenin istemsiz, ritmik kasılmaları, kolların ve bacakların sertliği, spontan hareketlerde azalma, hareketlerde yavaşlama ve dengesiz kısa adımlar ile yürüyüşü içerir.

    Hipofiz Bezi Tümörleri- Beyin tabanında oturan hipofiz bezindeki büyümedir.Büyüklükleri ve seyirleri farklılık arz eder. Tedavi sadece seri görüntülemeler ile gözlem, ilaç tedavisi ve tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını içerir.

    Siyatik Ağrısı- Uyluk ve bacakta ağrı ve uyuşukluğun sıklıkla eşlik ettiği siyatik sinirinin enflamasyonu.

    Spina Bifida- Hamileliğin 3. ve 4. haftasında fetüs omuriliğinin bir kısmının tan kapanmaması neticesinde görülür. Sonuç olarak bebek bir kısım spinal sinir kökleri sırttan dışarı taşmış olak doğar. Erken tedavi ile çocuk aktif ve verimli bir yaşam sürebilir.

    Omurilik Yaralanmaları- Sıklıkla kırık bir boyun veya bel neticesinde kollarda veya bacaklarda kuvvet kaybı ile sonuçlanır. Problemin giderilmesi fonksiyon kayıplarında düzelmeyi sağlayabilir.

    Trigeminal Nevralji- Ağrılı spazmlara yol açan fasyal sinirin bir hastalığı.

    Stroke- Beyini besleyen normal kan akımında bozulma neticesinde görülür. Bu bir kan pıhtısı neticesinde ( tıkayıcı inme) veya beyinde kanama sonrasında ( kanamalı inme) olabilir. Anormal çok şiddetli bir baş ağrısı, hafıza kaybı, kollarda uyuşukluk, konuşmad, görmede bozulma, dende ve koordinasyonda bozulma uyarıcı bulgulardır. Başarılı bir tedavi için erken tanı esastır.

    Beyin ve Omurilik Tümörleri- Sinirsel yapıları baskı neticesinde semptom ve bulgular ortaya çıkar.

    Op.Dr Kerem BIKMAZ