Etiket: Besin

  • İştahsız çocuklar

    Her canlı dünyaya beslenme içgüdüsüyle gelir. Bebeklerdeki emme refleksi bunun en önemli göstergesidir. İştah besinlerin zevkle ve arzu edilerek yenmesidir. Çocuğun enerji ihtiyacına göre düzenlenir. İştahsızlık ise beslenmeye karşı isteksizlik durumudur. Bu nedenle çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesi bozulur. İştahsız çocukta temel sorun, büyüme ve gelişme için gerekli besinlerin yeterince alınamaması ve buna bağlı olarak büyüme ve gelişmenin geri kalmasıdır. Çocuğun yeme isteği büyüme hızına ve kişisel durumuna göre belli dönemlerde değişir. Özellikle 1-2 yaş arası, iştahın en düşük seviyede olduğu dönemi oluşturur. Bu dönemde özellikle yemek seçme ve yemeği reddetme davranışları sıkça karşılaşılan sorunlardan biridir. Çocukluk yaş grubunda iştahsızlık, anne-baba tarafından en çok dile getirilen ve doktorların en sık karşılaştığı durumlardandır. Tüm çocukların %25-40’ında, büyüme geriliği olanların %80’inde, iştahsızlık yakınması vardır. Ancak iştahsızlık yakınmasıyla getirilen çocukların çok az bir kısmında büyüme geriliği mevcuttur. İştahsızlık durumunu, belli besin maddelerine karşı duyulan isteksizlik, seçicilik ve duyarlılıktan ayırmak gerekir. İştahsızlık Nedenleri Nelerdir? İştahsızlık nedenleri fiziksel ve duygusal olarak ikiye ayrılabilir. Fiziksel nedenler arasında emme-yutma refleksinin zayıf oluşu, gıdanın boğazın arka kısmına dokunmasıyla öğürme refleksinin oluşması gibi kişisel hassasiyetler olabilir. Bu bebeklerde anneler katı gıdalara geç başlar ve ileri yaşlarda besin alımı zorlaşabilir.Yine enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, gıda allerjileri, diş çıkarma dönemleri çocukta iştahsızlık nedeni olabilir. Düşük doğum ağırlıklı ve gebelikte sigara içen anne bebeklerinin daha iştahsız olduğu gösterilmiştir. Ayrıca beslenme yetersizliğine ikincil olarak gelişen demir, çinko gibi mineral eksiklikleri iştahsızlığı pekiştirerek bir kısırdöngü oluşumuna neden olur. Duygusal nedenler arasında ise çocukta endişe, kıskançlık veya annenin aşırı mükemmeliyetçiliği, çocuğu daha iyi besleme kaygısı nedeniyle, anne-çocuk arasında oluşan çatışma sayılabilir. Çocuğun besinleri gerçekten yememesinin yanısıra, aileyi tatmin edecek kadar yememesi de çocuğun iştahsız olarak algılanmasına neden olabilir. Çocuğunuz sizi mutlu edecek kadar yemek yemeyebilir ancak tükettikleri ile normal büyümesi devam ediyorsa altta yatan bir sorun olma olasılığı zayıftır. İştahsız çocuğu olanlara öneriler: Her çocuğun kendine göre bir gelişim hızı vardır. Ve bu kapasite büyük oranda genetik olarak belirlenir. Çocuklarımızı başka çocuklarla kıyaslamamalıyız.

    Yemek yemesi için çocuğu zorlanmamalı, yemek yerken yemekle ilgili uyarı yapılmamalıdır.

    1 yaşından itibaren eline kaşık vererek aile sofrasına oturması sağlanmalıdır.

    Sunulan gıdanın şekli, kokusu, lezzeti ve sunum şekli güzel olmalı; sağlıklı olsun diye lezzetsiz ve kötü görünen gıdalar yedirilmeye çalışılmamalıdır.

    Hazırlıklar tamamlanınca 15 dakika içinde beslenme başlanmalı; beslenme süresi 30-35 dakikayı geçmemelidir.

    Tabağa bitirebileceği miktarda (örneğin yumruğu kadar) yemek konmalı, böylece çocuğun bitirme hazzını yaşaması sağlanmalıdır.

    Yenmeyen besinler göz önünden kaldırılmalıdır.

    Aralarda aburcubur, meyve suyu, süt vb tüketilmesine izin verilmemelidir.

    Çocuğun damak tadı ve tercihlerine saygı duyulmalı, aynı gruptan bir gıdayı alıyorsa diğerleri için zorlanmamalıdır.

    Başka çocuklarla birlikte beslenme kolaylık sağlayabilir.

    Tüm bunlara rağmen hala iştahsız olan bir çocukta ilk yapılması gereken fiziksel bir sorun olup olmadığının belirlenmesidir. Bu amaçla doktorunuzun çocuğunuzu değerlendirmesi gerekir. Tüm yaşlarda çocuğun beslenme durumu, boy ve kilosunun standart büyüme eğrilerindeki yerinin saptanması ve yıllık büyüme hızının takibi ile değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda doktorunuz bazı tetkikler isteyebilir. Tedavi nasıldır? İştah şurubu var mıdır? İştahsız çocukta öncelikle çocuğun gerçekten iştahsız olup olmadığı ve büyüme durumu değerlendirilmeli, iştahsız ise, varsa altta yatan nedenin saptanması ve tedavisi gereklidir. Herhangi bir problem saptanmazsa zorlamadan beslenmenin teşvik edilmesi ve büyüme gelişmenin dikkatle takip edilmesi gerekir. İştah açıcı ilaç ve vitaminlerin tedavide yeri yoktur. Ancak saptanmış herhangi bir vitamin ya da mineral eksikliği mevcutsa yerine konması gerekir.

  • Anne sütü nasıl artırılır?

    Emzirme dönemi, annenin hamilelikte aldığı kiloları atabilmesi için bahşedilen harika bir süreçtir. Anne sütünün oluşabilmesi için vücut ortalama günlük 500-600 kalori gibi bir enerji harcar. Bu yakımı bir saat koştuğunuz da bile sağlayamazsınız. Her annenin sütü kendi bebeğine özeldir. Anne sütü Yeni doğan bebek için en uygun besindir. Sindirimi kolaydır, her zaman temizdir, bebeğinizi hastalıklardan korur ve bebeğinizle aranızda özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Sütünüzü arttıran en önemli besin ise , sudur. Günde en az 2,0 -2,5 litre su içmelisiniz, çünkü anne sütünün yaklaşık %87 si sudan oluşur. Ne kadar çok su içerseniz o kadar çok süt oluşur.

    Bitki çaylarından rezenenin anne sütünü artırıcı ve bebeği rahatlatıcı özelliği vardır. Günlük 1-2 fincan içilebilir.

    Süt oluşumu için çok fazla şekerli gıda, şerbet ve tatlı tüketmeye gerek yoktur. Bu size kilo katmanın dışında başka bir yarar sağlamaz. Tatlı tüketmek istediğinizde sütlü tatlılar, kurutulmuş meyveler veya meyve tatlıları tercih edilebilir.

    Hurmada bulunan doğal oksitosin, doğumu kolaylaştırır ve anne sütünün salgılanmasını artırır.

    Soğan, sarımsak, karnabahar, lahana, kuru baklagiller, brokoli gibi besinler gaz yapıcı özellikleri ve anne sütünün tadını değiştirebilme özelikleri nedeni ile dikkatli tüketilmelidir. Bu tarz besinleri tükettikten sonra bebekte gaz şikayetlerine ve emmeyi ret etme durumuna bakarak bu besinleri tüketmeye devam edebilir yada kesebilirsiniz.

    Emzirme sürecinde alkol, sigara ve kafeinli- gazlı içecekler tüketilmesi tavsiye edilmez. Bunlar süt oluşumunu olumsuz etiler.

    Gece emzirmesi süt oluşumunu artırır, annenin uykusunun daha kaliteli olmasını sağlar.

    Bebek bir memeyi emip iyice boşalttıktan sonra ikinci meme verilmelidir. Aşırı gergin tam boşaltılamayan memede süt yapımı durabilir.

    Anne sütü, bebek ek besinlere başlasa bile iki yaşına kadar vermeye devam edilebilir.

    Bebek büyüme eğrisinin altında kalmıyorsa ( ağırlık kazanımı varsa) ve günde 4-5 bez kirletiyorsa sütünüz bebeğinize yetiyordur. İlk altı ay bebeğinize sadece anne sütü vermeniz yeterlidir.

  • Bebeklerde beslenme ve ek gıdaya geçiş

    Ek gıdalara Erken Başlama ile Gelişen Komplikasyonlar 2’ye ayrılır

    1-Erken dönemde besin alerji,bağırsak dokusunun gelişememesi ,mide asit düşüklüğü ve besin maddeleri verilirken kullanılan tabak ve kaşık hijyen bozukluğuna bağlı olarak enfeksiyona neden olur.Anne sütü alımının azalmasıyla beraber koruyucu ve besleyici madde emilimi de azalır.

    2-Geç dönemde başlanması ise ileri yaşlarda damar sertliği,hipertansiyon ve obeziteye yol açar.Aynı zamanda Geç beslenme yetersizliği,demir eksikliği ve immün (bağışıklılık)bozukluklarına yol acar.

    Bebek beslenmesi 3 aşamada olur;

    -o-6 ayda EMME dönemi sadece sıvıları alabilir.

    -6-9 ayda GEÇİŞ dönemi kaşıkla beslenir,yarı katı gıdalar verilir.Dil ve dudak kasları gelişir.

    -9-12 ayda ÇİĞNEME dönemi olup yanak ve çene ittirme hareketleri gelişir ve artık her türlü gıda bu dönem verilebilir.

    Ek gıda en erken 4.ayda verilmeli, eğer gelişimi iyi ise sadece anne sütü verilmelidir.

    Ek gıdalara başlamak gerçekten sabırlı olmayı gerektirir.İlk aşamada bebek reddederse ısrar edilmemeli,daha sonra tekrar denenmeli,gerekirse sevdiği bir şeylere karıştırılıp verilmelidir.Her besin ilk başlamada karışım olarak değil de tek tek ve miktar olarak da azar azar denenmeli,gerekirse sevdiği bir şeylere karıştırılıp verilmelidir.Her besin ilk başlamada karışım olarak değil de tek tek ve miktar olarak da azar azar denenmelidir.Beslenme sonrasında alerjik reaksiyon veya bağırsak bozukluğu yaparsa o besin bir süre geri çekilmelidir.Ayrıca ek gıdalar anne sütü ile aynı aynı anda verilmemelidir,yoksa anne sütündeki yararlı maddelerin ek gıda ile birleşip atılımı söz konusudur.

    Ek gıdalara başlama sırasıyla şöyle guruplanabilir;

    4.ayda meyve suyu ve yoğurt şeklinde sıvı gıdalar,6.ayda sebze meyve püreleri muhallebi başlanır.6.-8.ayda et suyu eklenmiş tarhana, mercimek çorbaları, peynir, yumurta sarısı verilebilir.8.aydan sonra etli gıdalar,köfte,tavuk,balık etine geçilebilir.Bu nedenle özellikle ete başlamak önemlidir.Bebeklere özellikle etli gıdalar doğal yoldan beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerden seçilmelidir.Yumurta,köy tavuğu yumurtası olarak yedirilmelidir.

    Ekonomik durumu uygun olmayan ailelerde özellikle demir ve proteinden zengin baklagiller etin yerini almalıdır.Bunlar özellikle de C vitamini ile alınmalı ve vücuda yararlılık oranı artırılmalıdır.Ayrıca güvenilir kasaptan alınan sakatatlar bu aylarda eklenmelidir.

    Yumurta yedirmeye 6.aydan sonra özellikle yumurtanın sarısı ile başlanılmalıdır.Yumurta demir ve protein içeriği zengin bir besin maddesi olup, yumurtanın beyazı özellikle içerisindeki proteinlerin alerji riskine karşı 1 yaş sonrası verilmelidir.

    Bunlara bu 3-4 aylık süreçte alışan bebek,artık 9.aydan sonra sofraya oturtulmalıdır.

    Karbonhidratlı yiyecekler

    Beyaz ekmek ,un,şeker,pekmez,bal,meyve sularının insülin direncini erken yaşta ortaya çıkartması gerçeği ve erişkin yaşlarda buna bağlı hastalıkların açığa çıkması nedeniyle,tüketimleri azaltılmalıdır.

    Yağlı yiyecekler

    Yağ içermeyen diyetlerin bebekte gelişimi bozduğu gerçeğininden yola çıkarak tereyağı,kuyruk yağı ve zeytinyağı gıdalara 8.-9.aylarda eklenmelidir.

    Sütlü yiyecekler

    Sütlü gıdaların demir eksikliği anemisine yol açması nedeniyle bebeğe verilmesine karşı cıkılsa da,1 yaş sonrası 1-2 bardak süt mutlak gelişim için verilmelidir.Pastörize sütlerin protein yapısı bozulduğu ve katkı maddeleri eklendiği için bu sütleri tüketmek yerine,çok güvenilirsütçüden alınan süt tercih edilmeli yada günlük süt şeklinde cam şişede marketten alınmalıdır.

    Sütlere eklenen antibiyotikler,sütlerin ekşimesini ve kesilmesini sağlayan faydalı bakterileri ve probiyotikleri yok ederek bağışıklık sisteminin çökmesine neden olur.

    Ayrıca buradaki bağırsak probiyotiklerinin hazım sistemini geliştirme,bağırsakta K vitamini yapımı,besin alerjisinden koruma ve immün sistem hastalıklarını önlemede etkili olduğu bilinmektedir.Sütün yanı sıra tüm yeşil yapraklı sebzeler,özellikle kalsiyum ve magnezyum zenginidir ve mutlak tüketimi sağlanmalıdır.

    Bebeklerimizi sıkmadan,üzmeden,onlara zarar vermeden,azar azar ve sırası ile bu besinleri beslenme şemasına oturtmak biz annelerin en önemli görevidir.

  • Çocuklarda iştahsızlık nedenleri ve çözümü?

    Yemekten önce sıvı alımını kısıtlayın. Hele şekerlileri asla!, çok isterse su veya ayran uygundur

    Besin değişimi önemli, eğer yine yemezse bir sonraki öğüne kadar bekleyin. Hiç bir çocuk açlıktan ölmez.

    Besinleri ödül-ceza aracı olarak kullanmayın. Siz işinizi her bitirdiğinizde Antep’e kebap yemeye mi gidiyorsunuz?

    Çocuğunuza “kıyın”. Yemediğinde şokella verirseniz çocuk doyar ama iyi beslenmez.

    Oyunlar deneyin. Kaşıkla uçak uçurma veya Ferrarinin ağza parketmesi, çocuğun karnındaki aç canavarın beslenmesi gibi, bir oyuncak bebeğe bir çocuğa yedirilemsi, oyuncak kamyonun arkasından meyve yedirilmesi gibi.

    Yemek masasına sizinle beraber otursun, biraz masraflı olacak ama desteksiz oturmaya başlayınca hemen bir mama sandalyesi alın ve 3 ana öğünü beraber yedirin, sizin yediğiniz her yiyecekten ona da teklif edin, yemezse de yemesin.

    Zorla yedirilmez. Yeme savaşını hep çocuk kazanır, son hamlesi kusmaktır. Yenileceğiniz savaşa başlamayın.

    Televizyonda reklam ya da klip seyrederek beslenen çocuk ne yediğini bilmez. Açlık-tokluk kavramı gelişmez.

    Aç çocuk genelde huysuzlanır, onu tanıyorsanız yemek saati geldiğini anlarsınız, onun için davranış değişikliklerini çözmeye çalışın.

    Çocuk yemeyerek ilgi çektiğini düşünüyorsa maça 3-0 hükmen mağlup başlıyorsunuz.

    Her besinin yenmesi şart değildir. Sebze meyve yerine, muhallebi yoğurt yerine, yumurta et yerine, vs. deneyin.

    Gazlı içecekler,hazır meyve suları, katkı maddeli ve işlenmiş yiyecekler, krakerler tartışmasız zararlıdır, ama çocuklar bayılırlar. En iyisi doğumdan itibaren bunları eve sokmayın bile, siz seviyorsanız, artık sevmeyin 🙁

    Dondurma iyi bir besindir ve çocuğunuzu kolay kolay hasta etmediği gibi ağız yaralarına iyi gelir ve direncini artırabilir.

    Diğer bazı besin önerileri: balkabaklı peynir, kaşar peynirli sebze püresi, yoğurtlu yabanmersini ya da kuru üzüm ezmesi, kimyonlu et güveç (kimyon fazla zararı olmayan bir baharattır), humus, mandalina suyu vs, vs, vs….

    Kalori hesabı yapmayın, doktorunuza da tüm öğünleri sayıp yeterli mi diye sormayın!

    Anne sütüne devam ediyorsanız, çocuğunuz bununla yeterince doyuyor olmasın ?

    Siz her gün aynı miktarda mı yiyorsunuz? O da günden güne değişen miktarlarda beslenecektir.

    İştahsızlık hastalık kaynaklı olabilir, ancak bu durumda genelde kilo kaybı da vardır. Bu durumda ısrarla doktorunuzdan idrar yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı, kansızlık, reflu, çölyak hastalığı, doğumsal kalp hastalıkları başta olmak üzere araştırma isteyebilirsiniz.pek çok hastalık labaratuara gerek kalmadan sadece fizik muayene ile tanınabilir.

    Hasta çocuk az yer. Çünkü siz çocuğu beslerken mikropları da besliyorsunuz ve vücut buna önlem olarak iştahını azaltıyor. Prensip şu: hasta çocuğun yemesi çok önemli değildir, ancak içmesi önemlidir. Çocuk yemiyor diye serum taktırmak gibi saçmalıkları düşnmeyin bile. Hasta iken yeni besin tattırmak hayat boyu o besinden nefret etmesine yol açabilir.

  • Ek besinlere nasıl başlamalıyım?

    Boğazına kaçma riskini en aza indirgemek için bebeğinizin oturur pozisyonda (kucağınızda veya mama sandalyesinde) olmasına dikkat edin. Katı gıdaları kaşıkla verin. Bazı anne-babalar bunları biberonla vermeye çalışırlar. Bu yöntem bebeğin nefes borusuna yiyecek kaçma riski açısından sakıncalıdır. Ayrıca her öğünde aldığı besin miktarını aşırı bir şekilde artırabileceğinden aşırı kilo alımına neden olur. Bebeğinizin oturarak yeme işlevine -kaşıktan azar azar alarak, yudumlar arasında dinlenerek ve doyduğunda durmayı öğrenerek- alışması gereklidir. Tüm yaşamı boyunca onun sağlığını etkileyecek olan doğru yeme alışkanlıklarının temeli bu dönemde atılmaktadır.

    Bebek kaşıkları bile bu dönemdeki bebekler için fazla geniş olabilir. Bu yüzden en iyisi küçük çay kaşıklarından kullanmaktır. Yarım çay kaşığı (tatlı kaşığının çeyreği) veya daha az miktarlarla başlayın ve beslenme boyunca onunla konuşarak yardımcı olun, aynı yemeği aynı kaşıkla ağzınıza koyarak yemeğin reklamını yapın. (“mmm, bak ne kadar güzel…”). Büyük bir olasılıkla, başlangıçta şaşıracak ne yapacağını bilemeyecektir. Aşağılanmış veya kafası karışmış gibi görünebilir, burun kıvırıp, lokmasını ağzında geveleyebilir veya tümüyle reddedebilir. Bu tepkiyi anlamak zor değildir. Eskiden yedikleri ile şimdiki yediklerinin arasındaki farkı göz önünde bulundurursanız onu daha iyi anlarsınız.

    Katı gıdalara geçiş dönemini kolaylaştırmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: Önce bebeğinize biraz süt (meme veya hazır mama) verdikten sonra az bir miktarda katı gıdayı yarım çay kaşıklık yudumlarda verin ve öğününü yine süt ile bitirin. Bu yöntem çok acıktığı zamanlarda düş kırıklığına uğramasını önleyebildiği gibi, kaşıkla beslenme deneyimini meme emmenin verdiği hazla bağdaştırmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca anne sütü yeni besinin sindirilmesine de yardımcı olur.

    Besinler soğuk veya çok sıcak olmamalı, ılık olmalıdır. Bebekler ılık besinleri daha çok severek alırlar. Mikrodalga fırında ısıtıyorsanız, besin eşit şekilde ısınmadığından ağzında yanıklar olabilir, dikkatli olun lütfen. Yeşil yapraklı sebzeler, etler tekrar ısıtılarak kjullanılmamlıdır.Besinlerin tekrar tekrar ısıtılarak verilmesi nitrit miktarını artırır, bu da bebekler için zararlı olabilir (“mavi bebek sendromu”).

    Bazı yiyeceklere karşı sizin önyargılarınız olabilir. Brüksel lahanasından siz nefret edebilirsiniz, fakat çocuğunuz bayılabilir.

    Çocuğun beslenmesi için her öğün 20-30 dakikalık bir zaman ayrılmalıdır. 5-10 dakika içinde midesi doldurulan bir çocuk daha çok hava yutar. Buna bağlı olarak da kusmalar ve karın ağrıları görülebilir. Bebeğiniz dikkatini toplamalı ve kendi hızında yemelidir. İstediğinden fazlasını yedirmek konusunda onu ikna etmeye çalışmayın

    Ne yaparsanız yapın, katı gıdalarla beslenmeye başladığınızda yiyeceklerin çoğunu geri çıkaracak, bir kısmı yüzüne bir kısmı önlüğüne bulaşacaktır. Bu nedenle katı gıdaları yutmayı becerene kadar ona bir iki çay kaşığı vermekle yetinin, beslenme öğünlerini çok yavaş arttırın.

    Her seferinde yeni bir gıda türünü deneyin. Alerji gelişimi açından daha kolay takip edilmesini sağlar. Diğer gıda türüne geçmek için 2-3 günlük süre koyabilirsiniz.

    Bebekler kibar değildir. Sizin nazikçe reddettiğiniz bir besini, bebekler suratınıza tükürebilir. Sabır! Yemek sadece yemektir, güç ve irade savaşı değil. Bu savaşı daha çok anne ve baba kaybedecek, ama sabırla nihai zafer onların olacaktır.

    Bebeğimde daha sonra beslenme problemi olmaması için neler yapmalıyım?

    Bebeğin annelerinin gebelik dönemlerinde aldığı gıdalara aşina olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle hamilelikten itibaren yemek seçmemeye özen gösterilmesi gerekir.

    En önemli cümle: ASLA RONDO VE BLENDER İLE BESİN HAZIRLAMAYIN! Aksi halde ileri aylarda katı gıda boğazına takılan, yemeği uzaktan görünce kusan, başlangıçta zayıf; ileri yaşlarda doyup doymadığını anlamayacağı için şişman bir çocuğun temellerini atmış olursunuz.

    Bebeğinize “gerçek” yiyecekler verin. Verdiğiniz yiyeceklerin onun ömür boyu beğeneceği ve arayacağı yiyecekler olacağını unutmayın. Çocuğunuza yedireceğiniz katkılı, kimyasal ve tarım ilacı eklenmiş besin belki de geleceğindeki çok önemli bir hastalığın başlangıcı olabilir.

    Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin. Ancak unutmayın ki bir besini bebeğinizin sevmesi için 8-10 defa denemeniz gerekebilir. Bebeğiniz gene sevmezse; bir kaşık sevdiği besinden, bir kaşık da sevmediği besinden verilerek alıştırılmaya çalışılır.

    Yeme konusunda zorlamayın. Ağzını açmazsa, kafasını çevirişe, kendini arkaya atarsa yemek zamanı bitmiştir. Daha fazla ısrarınız, kötü yeme alışkanlıklarını beraberinde getirir. Tipik bir bebek yiyeceği 10-15 kere tattıktan sonra ona alışır. Bir besini yemiyorsa (örneğin yoğurt) daha fazla ısrar etmeyin, ertesi gün bir daha deneyin. 10. günde halen reddediyorsa birkaç gün denemeye ara verip tekrar denemeye başlayın ya da tadını değiştirin (yoğurta re

    Rengârenk mamalar hazırlayın. Doğal yiyeceklerdeki her farklı renk, onun içinde farklı bir besin bulunduğunu gösterir. Örneğin turuncu renkli havuç ya da balkabağı onların A vitamininden zengin olduğunu gösterirken, mor renkli üzüm çocuğunuza aynı zamanda demir yedireceğinizin de işaretidir.

    Beslenmede daha çok kaşık kullanın. (kaşık olmazsa fincan, son tercih biberon). Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin. Her seferinde bebeğinizin eline kaşık tutturmaya çalışmanız, kendi kendine beslenme alışkanlığı için çok yararlı olacaktır. Alerjik reaksiyon olmaması için metal değil, silikon kaşık kullanın. Besinlerin kıvamı da kaşıkla vermeye uygun olmalıdır. Bebek ilk zamanlarda diliyle kaşığı hep iter, anne de bebeğinin hiçbir şey sevmediğini düşünür. Burada kaşığı birazcık dilinin ortasına doğru tutmak gerekir ki, bebek hem yutsun hem de tadnı alsın.

    İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin. Başlangıçta eline aldığını yiyip yiyememesi önemli değildir. Lapa ya da ezilmiş yiyecekler yerine bebeğin rahatlıkla tutabileceği boyut ve şekillerde yiyecekler verilir. Bebeğiniz yerken yemeklerle oynayacak, ortalığı karıştıracaktır. Bunu yapmasına izin vermelisiniz.

    Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin. Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir. Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır. Ona ayrı bir tabak koyun.

    Bebeğinizin elini ve ağzını her lokmadan sonra temizlemeyin, yemek tamamen bitince temizleyin. Siz de yemek yermeye çalışırken ağzınız ıslak ve giderek yiyecek komaya başlayan bir bezle silinse bu işkencenin bir an önce bitmesini istersiniz. Oysa elleriyle biraz yüzüne sürerek, ardından koklayarak, bir miktarını da ağzına alarak yemek yemesi en sağlıklısıdır. Tabii bu arada etrafı örtü ile korumak, düşecek mama ya da yoğurdun temizliği ile az uğraşmak da önemlidir.

    Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Bebeğin yiyeceği ağzına götürmesini sağlayan motivasyon merak ve taklittir; açlık değil. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.

    Bebeğinize yemek yedirirken televizyon seyrettirmeyin, hele reklam ve klip asla.

    Ek gıdaların yanı sıra emzirmeye devam edilmelidir.

    Desteksiz oturmaya başlar başlamaz, en kısa zamanda bir mama sandalyesi alarak bebeğin oturmasını sağlayın.

    Çocuğu hayata hazırlamak için sınırlar ve kurallar koymaya başlamak gereklidir artık. Bazı sınırlamalar için ergenliği beklemeye gerek yok. Burada anne-baba 3N, çocuk da 1N kuralına göre davranmayı öğrenmelidir. Yani yemekte Ne yeneceğini, öğünlerin Nerede yeneceğini ve öğünlerin Ne zaman olacağını anne-baba belirler. Çocuğun ise yemekte Ne kadar yiyeceği konunda bağımsız olması gerekmektedir.

    Çocuğunuza besin tercihi yaptıracaksınız aynı grup içinden yaptırın. Elma ya da armut, yoğurt ya da lor peyniri, havuç ya da fasulye gibi. Fasulye ya da şekerli yoğurt değil.

    Neyle başlamalıyım?

    İlk verilecek besin konusunda maalesef kafamız karışık. Tat alma duyusu yeterince gelişmiş olduğundan bebeğinizin gıdaları kabul edip etmemişini deneme yanılma yöntemi ile bulacaksınız. Bazıları sebze çorbasını, bazıları meyve sularını, bazıları yoğurdu tercih ediyor. Bu dönemde hiçbir internet sitesinin, doktorunuzun, aile büyüğünüzün planına uyamazsınız; çünkü her çocuk için bu dönem farklıdır.

    Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçebilirsiniz. Daha çok önerilen yöntem ise diğer katı gıdalarla beslenmeye başlamasıdır. Aslında “gerçek” yemeklere geçmeden önce bebeğinizin mama, lapa, pütürlü besinler aşmalarını tamamlaması gibi bir beklenti de olmamalıdır.

    Yine bebeğe göre değişebilmekle benim önerdiğim sıralama şudur:

    Evde hazırlanmış yoğurt.

    Meyveler; elma, şeftali, armut, tercihen püre; olmazsa su olarak.

    Süzgeçten geçirilmiş sebzeler; kabak, havuç, patates gibi renkli sebzelerle başlayın (birçok bebek için altı aydan önce hazmı zor olduğundan mısır daha sonraları verilmelidir.

    Daha sonraki dönemlerde ise önce ikili, sonra üçlü karışımlar verebilirsiniz.

    6-7 ay

    Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;

    yoğurtlu sebze püreleri
    meyveli yoğurt
    tavuklu sebze
    etli sebze
    tarhana çorbası
    yoğurt çorbasıdır

    Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın.

    7-9 ay

    Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;

    sebze çorbası
    dolma
    baklagiller
    ızgara köftedir

    Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.

    Bazı kaynaklarda tatlı alışkanlığı olmaması açısından sebzelere meyvelerden önce başlanmasını önerilmektedir.

  • Sağlıklı beslenme kuralları

    Alınan ve harcanan enerjinin iyi dengelenmesi temel kuraldır. Sağlıklı beslenme için protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, sıvı, mineral ve eser elementlerinin yeterli ve dengeli miktarda alınması gereklidir.

    Enerji veya kcal tanımlaması şöyledir. Enerji: (kcal); 1 kg suyun 15C den 16Cye çıkarmak için gereken enerji:1 kcal dir. 1 gram yağ 9 kcal, 1gr karbonhidrat 4 kcal, 1 gr protein 4 kcal verir. Dengeli bir diyette günlük enerjinin %50 si karbonhidrat, %35 i yağ ve %15 i proteinden oluşmalıdır.

    Kişilerin yaşlarına göre günlük enerji gereksinimleri değişmektedir.

    Buna göre 3000 kcal günlük enerji alması gereken bir kişinin 1500 kcal karbonhidratlardan, 1050 kcal yağlardan ve 450 kcal proteinlerden olmalıdır. Buna göre kişi günlük olarak 375 gr karbonhidrat, 116 gr yağ ve 112 gr protein tüketmelidir.

    YAŞ

    kcal/gün

    < 3 ay

    95-145 kcal/kg

    6-8 ay

    80-135 kcal/kg

    1-3 yaş

    900-1800

    4-6 yaş

    1300-2300

    7-10 yaş

    1650-3300

    11-14 yaş Erkek

    2000-3700

    11-14 yaş Kız

    1500-3000

    15 yaş üstü Erkekler

    2100-3900

    15 yaş üstü Kadınlar

    1200-3000

    PROTEİN: Vücudun yapı taşlarıdır. Kemikler, kaslar, deri, sinirler, kısacası vücudun büyük bölümü proteinlerden oluşur. Yiyeceklerle alınan proteinler sindirim sırasında parçalanarak aminoasitlerine ayrışır ve vücut, bu aminoasit deposundan seçtiği uygun yapıtaşlarını yeniden bir araya getirerek kendi dokularını oluşturan proteinleri yapabilir.. Proteinin yapısını oluşturan esansiyel aminoasitlerin bir kısmı vücutta sentez edilir iken bir kısmı dışarıdan alınmalıdır.

    Optimal amino asit dağılımına sahip protein süt ve yumurtada bulunur ve “referans protein” olarak kabul edilir. Bir yumurtada yaklaşık 6 gr protein bulunur.

    Protein açısından zengin olan başlıca hayvansal yiyecekler yunurta, et, balık, peynir ve süt, bitkisel yiyecekler ise ekmek, patates, fındık ve ceviz gibi kabuklu yemişler, bezelye, fasulye ve mercimektir.

    YAGLAR: Diyetteki yağın %98 i trigliserit, %2si serbest yağ asitleri, monogliserit, digliserit, kolesterol ve fosfolipidden oluşur. Yağ asitleri doymuş ve doymamış olarak ikiye ayrılır. Hayvansal besinlerde daha çok doymuş yağ asitleri, bitkisel besinlerde doymamış yağ asitleri bulunur.

    Gereğinden fazla alınan yağlar depolanmaya başlar. Daha sonra kullanılmak üzere biriktirilen bu yağ depoları, gereksinimden fazla besin almaya devam ettiğimiz sürece tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Daha çok hayvansal besinlerde bulunan doymuş yağlar, insan sağlığı için zararlı yağlardır. Daha çok bitkisel besinlerde ve balıklarda bulunan doymamış yağlar ise insan sağlığı için yararlıdırlar .

    KARBONHİDRATLAR: Ekmek, makarna, pirinç, meyve, sebze, şeker vb. besinler en iyi karbonhidrat kaynağıdır. Karbonhidratla, enerji kaynağı olarak bedenin kullanabileceği en iyi yakıttır. Karbonhidratlar kendi aralarında basit karbonhidratlar (basit şekerler= monosakkaritler: meyve şekeri vb), birleşik karbonhidratlar (Birleşik şekerler= disakkaritler çay şekeri ,süt şekeri vb.) ve kompleks karbonhidratlar( nişast,vb) olarak gruplandırılırlar.

    Özellikle kompleks karbonhidratların ve kaynaklarının , daha saglıklı besinler olduğu bilinmektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca kompleks karbonhidratlar ( kepekli doğal taş değirmen unu, kepekli esmer pirinç, işlenmemiş pancar şekeri, meyveler, sebzeler ) kullanılmalı, daha az sağlıklı olan işlenmiş karbonidratlardan (beyaz şeker, beyaz un, reçel, patates püresi ve cipsi) kaçınılmalıdır.

    Karbonhidratlarda bulunan lifler, karbonhidratların en sağlıklı parçalarıdır, vitamin, mineral ve birçok doğal antioksidanın taşıyıcısı olduğundan rafine edilmemiş kompleks karbonhidratların besin değeri yüksektir.

    VİTAMİNLER: Suda eriyenler; B1, B2, Niasin, Folik Asit, B6, B12, Biotin, C,

    Yağda eriyenler; A, D, E, K dir. Başlıca vitaminlerin günlük gereksinimleri ve temel kaynakları aşağıda listelenmiştir.

    VİTAMİN

    GÜNLÜK ALIM

    Vitaminden zengin gıdalar

    A

    Çocuklar:500 mgr

    Büyükler: 600-1500mgr

    1 IU: 0.3mgr

    Balık, Karaciğer, Süt, Tereyağı, Yumurta

    Yeşil ve Sarı renkli Sebze ve Meyvalar

    B1

    Çocuklar: 0.5 gr

    Büyükler: 0.7-1.5 gr

    Et Karaciğer, Süt,

    Tahıl ve Baklagiller

    B2

    Çocuklar: 0.6 mg

    Büyükler: 1-2 mg

    Balık, Karaciğer, Süt, Tereyağı, Yumurta

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    B6

    Çocuklar: 0.3-0.5 mg

    Büyükler: 0.5-1.5 mg

    Balık, Karaciğer, Böbrek, Et,

    B12

    Çocuklar: 1-5mgr

    Büyükler: 1-5mgr

    Balık, Karaciğer, Süt, Tereyağı, Yumurta,

    C

    Çocuklar: 30 mgr

    Büyükler: 30 mgr

    Turunçgiller, domates, lahana, kabak

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    Niasin

    Çocuklar: 60 mgr

    Büyükler: 60 mgr

    Balık, Karaciğer, Süt, Tereyağı, Yumurta

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    Folat

    Çocuklar: 20-50 mgr Büyükler: 20-50 mgr

    Karaciğer, Peynir, tahıllar

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    D

    Çocuklar: 400 IU Büyükler: 400-800 IU

    Süt ve mamülleri, yumurta

    E

    Çocuklar: 4 IU Büyükler: 15 IU

    Balık, Karaciğer, Süt, Tereyağı, Yumurta,tahıllar

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    K

    Çocuklar: 50-100 mgr Büyükler: 50-100 mgr

    Balık, Baklagiller,Tahıllar

    Yeşil yapraklı Sebze ve Meyvalar

    Dengeli ve sağlıklı beslenmenin temel yolu ekonomik duruma ve bilinçli tüketime bağlıdır. Ekonomik verilere göre ülkede 11 milyon kişi açlık sınırı altında yaşıyor ve 53 milyon kişinin de yoksulluk sınırında olduğu bilinmektedir. Bu şartlarda insanımız ne kadar sağlıklı beslenebiliyor. Ekonomik durumu iyi olan eğitimli ailelerde dahi bilinçli tüketim tam değildir.

    1980 li yıllara kadar, ürettiği ile kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri olan ülkemiz, yanlış tarım politikaları ile üretimin azaldığı, her türlü ürünün ithal edildiği bir ülke haline geldi.

    Sağlıklı beslenmemiz için besinlerin ülke genelinde üretilmesi ve bilinçli tüketilmesini desteklemeliyiz. Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı sloganını yeniden hayata geçirmeliyiz.

    Prof. Dr. Duran Canatan

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kan Hastalıkları ve Genetik Hastalıkları Uzmanı

  • Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Yaşamın ilk altı ayı anne sütü ile beslenen bebeklerde, altıncı aydan sonra ek besinlere geçiş dönemi ‘weaning’ olarak adlandırılmaktadır. Bebeğe anne sütü yanısıra, yarı katı ve katı gıdaların verildiği, tek başına anne sütü ile beslenmenin kesildiği bir dönemdir. Tabi ki beslenme yaşamın her döneminde önemli olmakla birlikte, özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu ilk iki yaşta çok önemlidir. İlk altı ay bebeğin protein ve enerji ihtiyacını anne sütü tamamiyle karşılamaktadır. Büyüme gelişmenin hızlı devam ettiği altı ay-iki yaş sürecinde, bebeğin protein ve enerji ihtiyacının karşılanması için anne sütü yanısıra, ek besinlere ihtiyaç vardır.

    Altıncı aydan sonra anne sütüne ilaveten, bebeğin fizyolojik gelişimine uygun ek besinler başlanmalıdır. Her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren birtakım ipuçlarından faydalanmak gerekmektedir.

    Ek besinlere başlama zamanını gösteren ip uçları nelerdir?

    Bebeğin ısırma, çiğneme ve yutma koordine hareketlerin başlaması, ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması, başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi, herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi, parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi, yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, yiyecek verilince ağzını açması, diş çıkarmaya başlaması gibi sıralanabilir. Bu sürece başlamada annenin hazır ve istekli olması da önemlidir.

    Ek besinler hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

    Ek besinler hazırlanırken en önemli konu, enfeksiyon riskinin azaltılmasıdır. Bu da öncelikle besini hazırlayan kişinin el yıkaması ile başlar. Yemek hazırlamadan ve yedirmeden önce, bebeğin altı değiştirildikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra ve dışarıdan geldikten sonra mutlaka sabun ve su ile el yıkanmalıdır.

    Ek gıdaların hazırlandığı kapların temizliği de çok önemlidir. Kullanılan kapların temizliğini sağlamak için bu kapların kolay yıkanabilen çelik, cam ve porselen olmasına dikkat edilmelidir. Plastik kaplar kullanılmamalıdır. Biberon temizliğinin zor olması ve ishal riskini artırması nedeniyle tercih edilmemelidir. Meyve püreleri için cam rende kullanılması, çelik rendeye göre vitamin değerlerinin daha az kaybolmasına yardımcı olacaktır. Besin hazırlanırken kullanılan kapların yüksek ısılarda yıkanması ve etkili durulanması hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlilikten korunmak için gereklidir.

    Besinlerin bol suda yıkanması ve besinlere uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması gerekir. Yıkanmış ve soyulmuş sebzeler pişirildikten sonra oda ısısında iki saatten fazla bekletilmemeli, eğer daha sonra tüketilecek ise buzdolabında saklanmalıdır.

    Ek besinlerin miktarı, kıvamı ve beslenme sıklığı nasıl olmalıdır?

    Ek gıdaların, başlangıçta püre kıvamında, sekizinci aydan itibaren partiküllü (pütürlü) ve elde yiyebileceği gıdalar olması gerekmektedir. Partiküllü (pütürlü) gıdaların, onuncu aydan daha sonra başlanan bebeklerde, ileriki dönemlerde beslenme sorunları gelişebilmektedir. Beş yaşına kadar çocuklara sert ve küçük (fındık-fıstık-leblebi) yiyecekler akciğerlere kaçırma (aspirasyon) riskinin yüksek olması nedeniyle verilmemelidir.

    Beslenme sıklığı her çocuğun iştahına ve isteğine göre değişmekle birlikte genel olarak, 6-8 ayda 2-3 ana, 1-2 ara öğün, dokuz aydan sonra da 3-4 ana, 1-2 ara öğün önerilmektedir. Anne sütü alan bebekler, aralarda bebek istediği zaman emzirilir.

    Ek besinlerine ilk geçildiği dönemde her besin üç gün kuralı ile miktarı artırılarak verilmeli, daha sonra her öğünde 1-1/2 kase olarak verilmelidir. Bebeğimizde büyüme geriliği var ise, tüketilen ek besinlerin kalori hesapları yapılarak beslenme düzenlenmelidir.

    Ek besinlerin içeriği nasıl olmalıdır?

    Besin içeriği ilk günlerde veya 1-2 hafta tekli besinlerden oluşmalıdır. Daha sonra ana öğünlerde her besin grubundan gıdanın yer alması gereklidir. Karbonhidrat (tahıl, bulgur, pirinç,un vb), protein (et, kuru baklagil vb), kalori (yağ), vitamin-mineral (tahıl- meyve,sebze) içeriği açısından dengeli olması gereklidir.

    Ek besinlerin mevsimine uygun. sebze ve meyvelerden seçilmesi, konserve, dondurulmuş-paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları ve kolalı içeçekler, içine boya ve tatlandırıcı katılmış besinlerden kaçınılması gereklidir. Her ek gıdanın evde hazırlanması gerekmektedir.

    Yemeklerin günlük pişirilmesi, etlerin, sebzelerden ayrı basınçlı (düdüklü tencere) pişirilmesi, yumurtanın katı pişirilmesi gereklidir. Hazırlanan besinlerin oda ısısında 2 saatten fazla bekletilmemesine dikkat edilmelidir.

    Allerjen olduğu için yumurtanın beyazı 12. Aydan sonra başlanmalıdır. İnek sütünün demir içeriğinin düşük olması, alerji ve barsak sisteminde kanamaya yol açabileceği için 12. Aydan sonra başlanmalıdır. Keçi sütü de aynı özellikleri taşıdığı için tercih edilmemelidir. Çay ve bitki çayları, bal, reçel, yağlı balıklar 12. Ayı tamamladıktan sonra verilmelidir. Ek besinler hazırlanırken tuz ve şeker kullanılmaması, besinleri doğal tadı ile öğrenmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak tat arayan bebeklerde dokuzuncu aydan sonra çok az miktarda eklenebilir.

    Aylara göre hangi ek besinler önerilir?

    6-7 ay; Yumuşak, yarı sıvı, tekli besinler; meyve; püre veya suyu (elma-şeftali-armut-muz…), Yoğurt, Sebze, püre (patates, havuç,kabak…), 7-8 ay; İki çeşit besin içeren ikili karışımlar; yoğurt çorbası, tarhana çorbası, meyveli yoğurt, etli sebze. Ayrıca yumurta sarısı ve beyaz peynir ve birde tahıl içeren kahvaltı verilmeye başlanır. 8-9 ay; Üç veya daha fazla besin içeren çoklu karışımlar verilebilir; sebze çorbaları, köfte, dolma, kuru baklagiller, balık, tavuk…

    Bebekler bir yaşından itibaren, sağlıklı ve dengeli olmak şartıyla aile sofrasından beslenebilir.

  • Çocukların ara öğünleri ana öğün oldu

    4 çocuktan biri aşırı kilolu veya obez. Sağlıksız ürünler ile beslenmek en önemli neden. Annelerin ‘yesinde daha iyi büyüsün ve can boğazdan gelir’ diye yaptığı yanlış uygulamalar süreci hızlandırıyor. Çocukların ara öğünleri ana öğün oldu.

    Küreselleşme ile birlikte daha çok tüketimi hedefleyen besin endüstrisi aynı zamanda daha dayanıklı ve uzun süre saklanabilir besin formatını oluşturdu. Bu uygulama ile besinlere karıştırılan çoğu kimyasal maddeler ile besinlerin doğallığı bozuldu ve insan sağlığına zarar vermeye başladı. Özellikle damak tadını yükselten basit şekerler, tuz ve doymuş yağlardan zengin ürünleri insanlara sevdirdi .İnsülin mekanizması ile iştahı uyararak insanları daha çok yemek yemeye yöneltti.

    Büyüme ve gelişme çağında olan çocuklarımız bu gıdaları çok sevip tükettikleri için obezite ve ona bağlı risklerden ( Diabet) etkilenmeye başladılar. Bugün 4 çocuğumuzdan biri aşırı kilolu veya obezdir. Bunun nedenleri içinde sağlıksız ürünler ile beslenmek ilk sırada yer alır.

    CAN BOĞAZDAN MI GELİR?

    Ayrıca annelerimizin ‘yesinde daha iyi büyüsün ve sağlıklı olsun (can boğazdan gelir)’ diye yaptığı yanlış uygulamalar da bu süreci hızlandırmaktadır. Senelerdir çocuklarımıza sunduğumuz ara öğünlere ve bu öğünlerde tüketilen endüstrinin yeni besinlere baktığımızda ara öğünlerin ana öğün haline dönüştüğünü görebiliriz.

    Sağlıklı çocuk beslenmesinde büyüme ve gelişmeyi sürdürecek asgari kalori ve proteinler belirlenmiştir. Kabaca 1000 + yaş x 100 formülünü kullanacak olursak 5 yaşındaki bir çocuk için günde 1000 + 5 x 100 = 1500 kalori gerekmektedir. Bu kalorinin ideal olarak %80′ i ana öğünlerde , % 20′ si de ara öğünlerde tüketilmelidir. Bu durumda 5 yaşındaki bir çocuk için ara öğün kalorisi 300 olmaktadır. Bunu 2 öğüne bölerek (sabah 150 ve öğleden sonra 150 kal) veya tek öğünde 300 kalori olarak tüketilmesi önerilir.

    Ara öğünlerde genelde yabancıların snack dediği bizim atıştırmalık olarak adlandırdığımız ürünler tercih edilir. Bu ürünler trans ve doymuş yağlardan ,tuzdan ve işlenmiş şekerlerden ne kadar fakir , kalorisi düşük ancak vitamin ve mineraller açısından ne kadar zengin ise besin yoğunluğu açısından en iyi yani en doğru besinlerdir. Bunlara dolu kalorili besinler de diyebiliriz.

    NASIL BİR ARA ÖĞÜN

    Bu durumda ara öğünlerde tüketilmesi gereken besinleri örnekleyecek olursak kalorisi yüksek olmayan taze mevsim meyvaları (şeftali, erik,armut, kayısı, karpuz, elma, portakal, mandalina) ve sebzeleri (havuç, domates, salatalık) aynı zamanda vitamin ve mineral açısından zengin içeriğe sahip olmalarını yanı sıra tuzdan fakir besinler olup doymuş yağ ve işlenmiş şeker içermezler. Bu gibi besinler her gün ve her ara öğünde tüketilebilirler.

    Süt ve süt ürünleri (yoğurt,ayran, süt tatlıları, günlük taze dondurma, taze peynirler) yine besin yoğunluğu açısından ideal ara öğün besinleri olup hergün tüketilmesi gereken ürünlerdir. Bu ürünlerinde işlenmiş şeker içermemeleri gerekir.

    İşlenmemiş ceviz, badem, fındık gibi çerezler, üzüm ve incir gibi meyvaların yaşları ve kuruları , besin yoğunluğu iyi olduğu halde kalorileri yüksek olduğu için günde en fazla bir öğünde tüketilmeli ve miktarlarına dikkat edilmelidir.

    Evde yapılan kek, kurabiye ve poğaçalar günde en fazla bir ara öğünde tüketilebilecek ürünler arasında olup tuz, işlenmiş şeker ve içerdiği yağ açısından sakıncası olmamalıdır.

    Bu ürünlerin kalorilerine dikkat ederek çocuğunuzun yaşına göre önerilen ara öğün kalorilerine uyulmaya çalışılmalıdır.

    Bunun dışında maalesef ara öğünlerde tercih edilen ve çok fazla tüketilen her türlü işlenmiş un ve şeker içeren, tuzdan ve doymuş yağdan zengin, trans yağ içeren, vitamin ve mineralden fakir ve kalorisi yüksek tüm yiyecek ve içecekler sağlıksız ürünler olarak kabul edilmektedir. Özellikle ebeveynlerin başta annelerimizin buna dikkat etmeleri gerekir.

    Sivil toplum örgütü olarak görev yapan ve çocuklarımızın sağlığı ile ilgilenen Türk Pediatri Kurumu bu alanda bir kampanya başlatmıştır. “Abur cubur yemiyorum, sağlıklı atıştırıyorum” sloganı ile başlatılan kampanyadan amaç , ebeveynleri , annelerimizi bilgilendirmek ve sağlık adına doğruları gösterebilmektir.

  • Ek gıdaya geçiş

    İlk 2 yaş dönemindeki beslenme kısa süreli büyüme ve gelişme için değil, yetişkin dönemdeki sağlık açısından da çok önemlidir. Altı aydan sonra anne sütü tek başına, bebeğin besin ihtiyacını karşılamaz; altı ay bir yaş arasında enerji ihtiyacının yarısını, bir yaşından sonra da 1/3’ünü karşılar. Ek gıdaya başlama zamanı Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği’ne göre de 17. Hafta ile 26. Hafta arasında olmalıdır. Erken başlanması durumunda alerjik reaksiyonlar, sindirim sorunları veya böbreklere fazla yük binmesi gibi durumlar gözlenebilir. Ek gıdaya geç başlanması durumunda da beslenme yetersizliği, büyüme-gelişme geriliği, çiğneme ve yutmayı öğrenmede gecikme, gıda reddi, tip 1 diabet ve çölyak hastalığı riskinde artış görülebilir.

    Tamamlayıcı besinler ne kadar verilmelidir ?

    Bebeklerde mide kapasitesi doğumda yaklaşık 30 cc ( 2 yemek kaşığı), 6. Ayda 180 cc ( 1 çay bardağı), 1 yaşında da 240 cc ( 1 su bardağı) kadardır. Ek gıdalar için verilmesi gereken öğün sıklığı 6-8 aylık bebekler için 2-3 öğün, 9-11 ve 12-24 aylık bebekler için 3-4 öğündür.

    Tamamlayıcı besinler nelerdir ?

    Sebze ve meyveler: Erken dönemde başlanması gereken besin grubudur. A ve C vitamini açısından zengindirler. 6-24 aylık bebeklerde günlük A vitamini ihtiyacı 1.5 kaşık havuç veya 1/3 kase pişmiş yeşil sebze ile karşılanabilir. Sebzelerin pişirileceği zaman kesilmesi, az suyla ve kısa sürede (tercihan düdüklüde ) pişirilmesi vitamin kaybını önlemektedir. Meyve suları sıkıldıktan hemen sonra tüketilmeli ve günde 250 ml’yi geçmemelidir. Meyvelerde kısa sürede püre kıvamına geçiş sağlanmalıdır.

    Sebze çorbalarına geleneksel olarak patates ve havuçla başlanır, daha sonra teker teker başka sebzeler ilave edilir. Sebzelerin taneli olarak konulması ve etin kıyma şeklinde erken dönemde başlanması hem protein kalitesini arttıracak hem de bebeğin pütürlü gıdalara alışmasını kolaylaştıracaktır.

    Süt ve süt ürünleri: Dünya Sağlık Örgütü inek sütünü 1 yaşına kadar önermemektedir. Ek gıdalara geçişte de anne sütüne devam edilmesi gerekir. Anne sütü yoksa formula mamalar kullanılmalıdır. Süt, yoğurt ve peynir, protein, kalsiyum, çinko, magnezyum, riboflavin, A ve B vitamini yönünden zengindir. Yoğurt ve peynir fermente olmuş süt ürünleridir ve sindirimi daha kolaydır, ayrıca probiyotik içermektedirler. 6. aydan itibaren ek gıda olarak başlanabilir.

    Hayvansal besinler: Tamamlayıcı beslenme döneminde eksikliği en sık görülen besinler demir, çinko, kalsiyum ve B vitaminleridir. Bu besinlerin eksikliğini önleyen gıdalar da hayvansal gıdalardır. Bunlar et, tavuk, balık ve yumurtadır. Yumurta çok iyi bir protein kaynağıdır; sarısı A vitamini, B vitamini ve demir yönünden, beyazı da protein yönünden çok zengindir. Altıncı ayda sarısı az miktarda başlanır. Ciğer, protein, demir, çinko, A vitamini ve folat yönünden zengin, çok değerli bir besindir. Somon, tuna, sardalya ve uskumru omega 3’den zengin balıklardır. Omega 3 beyin ve göz gelişimi için gereklidir. Ayrıca yağlı balıklar en iyi D vitamini kaynağıdırlar.

    Tahıllar: Buğday, arpa, pirinç, yulaf, çavdar ve mısır başlıcalarıdır ve enerji ihtiyacını karşılarlar. Tahıllar, et veya baklagillerle birlikte tüketilirse besin değeri yükselir. Bebek 17.-26. hafta arasındayken ve anne sütü alırken tahılların başlanması çölyak hastalığı riskini azaltır. Tarhana içerdiği tahıl, yoğurt ve sebzeler nedeni ile kalorisi ve besin değeri yüksek kültürel bir besin kaynağımızıdır. Pirinç nişastasının içerisinde vitamin, mineral ve protein bulunmadığı için bebek beslenmesinde yeri yoktur.

    Baklagiller: Kuru fasülye, nohut, mercimek, barbunya protein içeriği yüksek, lifli gıdalardır. Aynı zamanda önemli bir vitamin ve mineral (demir, çinko, kalsiyum, magnezyum, B ve E vitamini) kaynağıdırlar. Özellikle yeterli hayvansal gıda alamayan bebeklerin tahıl ve baklagilleri hergün tüketmesi önerilir. Mercimek çorbası çok besleyici bir ek gıdadır.

    EK GIDAYA GEÇİŞTE TEMEL KURALLAR:

    1. 17.- 26. Hafta arasında ek gıdaya başlanmalıdır.

    2. Ek gıdaya tek çeşit ile başlanmalıdır.

    3. Gıda açken verilmeli ve miktarı önce 1 kaşık olmalı, 2-3 gün içinde yavaş yavaş arttırılmalıdır.

    4. Her yeni gıda 2-3 gün arayla eklenmelidir.

    5. Besinlere şeker ve tuz ilave edilmemelidir.

    6. Et erken dönemde beslenmeye eklenmelidir.

    7. Çay, şekerli içecekler, hazır meyve suları, hazır çorbalar, konserve gıdalar, şekerli yoğurt ve tuzlu baharatlı besinler bebek beslenmesi için uygun değildir.

  • Çocuklarda besin alerjileri

    Herhangi bir besinin alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı bir madde olarak tanınıp buna karşı değişik mekanizmalarla vücudun reaksiyon göstererek alerji belirtilerinin ortaya çıkmasına Besin Alerjisi denir.

    Besin Alerjisi Sıklığı

    Besin alerjisi genellikle 1-2 yaşından önce görülmektedir ve 3 yaş altında görülme sıklığı %6 iken yetişkinlerde bu sıklık %1-2 civarına düşmektedir.

    En Sık Rastlanan Alerjik Besin Grupları

    Her besinin alerjik reaksiyonlara neden olması mümkün olmakla birlikte tüm alerjik besin reaksiyonlarının % 90’ından 8 temel besin sorumludur. Bunlar süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday, ağaç fıstıkları (ceviz, badem, Antep fıstığı, vs), balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır.

    Besin alerjisi belirtileri

    Besin alerjisi belirtiler besin alımından sonra ağız etrafında kızarıklık, yüzde veya vücutta kızarıklık, kaşıntı, dil ve dudakta şişme, egzama belirtileri sıklıkla görülen belirtilerdir. Bu belirtilerden başka akciğerde hırıltı, öksürük, nefes sıkışması, burun akıntısı, burun tıkanıklığı kanlı kaka, kabızlık, kusma, şiddetli gaz ağrısı ve alerjik şok belirtileri gibi birçok belirtilere neden olabilir.

    Besin alerji teşhisi

    Çocuklarda besin alerjisini düşündüren durumlar oluştuğunda ciltten alerji testleri, kandan alerji testleri, alerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve daha sonra besin yükleme testleri gibi testler yapılarak çocuk alerji uzmanlarınca tanı konulmaktadır.

    * Gıda alerji testi

    * Besin eliminasyonu

    * Besin yükleme testi

    * Besin günlüğü

    Besin Alerjisi Tedavisi

    * Diyet

    * Besin alerjisinde ilaç tedavisi

    * Besin alerjisinin aşı tedavisi