Etiket: Bel

  • Boyun fıtığı nedir ve tedavisi nelerdir

    Boyun fıtığı nedir ve tedavisi nelerdir

    Boyun fıtığı nedir?

    İnsan boynunda 7 adet omur bulunur. Her bir omurun birbiri ile arasında disk adını verdiğimiz yastıkçık görevi gören kıkırdaklar mevcuttur. Bu kıkırdak yapının yırtılarak, omurga içinde seyreden omurilik veya kola gelen sinirlere baskı yapması sonucu ortaya çıkan duruma boyun fıtığı denir. Boyun fıtığı hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı ve uyuşma meydana getirir. Zamanla yırtılan kıkırdak sinirlere baskı yaparsa kolda kuvvetsizlik, eğer omuriliğin kendisine de bası yaparsa tüm vücutta hareket kusurları ortaya çıkabilir. Boyun fıtığının çok ileri dönemlerinde hasta yatağa bağımlı hale gelebilir.

    Boyun omurlarının yapısı

    Kafa tabanından itibaren 7 adet omur cisminden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın, daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar. Burada dikkat edilmesi gereken ve bel fıtığından başlıca fark, sadece sinirlere değil omuriliğin kendisine de baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik oluşmasıdır. Omurilik ilk bel omuru hizasında sonlandığından ve alt bel omurları içinde sadece ayağa giden sinirler bulunduğundan, bel fıtığında belirli sinirin dağıldığı alanda felçler görülür.

    Boyun fıtığına sebebiyet veren durumlar

    Boyun omurları arasındaki kıkırdağın dejenerasyona (yıpranma) uğraması

    Ani ve güçlü boyun hareketleri; Ağır kaldırmak, ani ters dönüşler

    Baş öne eğik olarak uzun süreli çalışma; Masa başı işleri

    Özellikle emniyet kemeri takmadan araba kullananlarda ani fren sonrası boyna etki eden darbeler,

    Trafik kazaları

    Geçirilmiş boyun incinmesi, spor yaralanmaları

    Osteoporoz

    Boyun fıtığı ile karışan hastalıklar

    Fibromyozitis: Sık tekrarlayan boyun ve bel adalelerinin spazmıdır. Halk arasında adale romatizması olarak bilinir.

    İmpingment Sendromu: Omuz ekleminin sertleşmesi ve kola yayılan çok şiddetli ağrıyla seyreder. Hastalık özellikle geceleri daha şiddetli ağrı yapar.

    Sinir Tuzaklanmaları: Omurilikten çıkarak dağılan sinirlerin kolda belli noktalarda sıkışmasıdır. En iyi bilineni El-Bilek Kanalı Hastalığı olup, orta yaşı geçmiş özellikle kadınlarda veya bilek kuvveti gerektiren herkeste geceleri kolun tamamına yayılan ağrı ve uyuşmalardır. Boyun fıtığı ile birlikte olursa çift tuzaklanma denir ve her ikisinin de aynı anda tedavisi gerekir.

  • Bel fıtığı olanlar için 10 öneri

    Bel fıtığı olanlar için 10 öneri

    1. Ameliyat

    Her bel fıtığı için ameliyat gerekmez. Ama gecikme olur ya da hatalı tedavi görürse bizim “düşük ayak” dediğimiz ayakta felç ve daha kötüsü sürekli idrar kaçırmaları ortaya çıkabilir. O nedenle bir beyin ve sinir cerrahi uzmanına görünmek en doğrusudur.

    2. Sadece belde ağrı

    Hastalığın başlangıcında olduğu gibi her sürecinde ortaya çıkabilir. Bizim “unstabil” dediğimiz omur kemikleri arasındaki hareketle ortaya çıkan ya da her durumda mevcut olan kaymalar eğer muayene bulguları ve hastanın yakınmaları ile uyuşuyorsa ameliyat gündeme gelebilir. Ancak çoğu bel ağrısı eğer omurga ve sinirlerle ilgili ise basit tıbbi tedavi ve istirahat ile geçer. Belde ağrı yapan omurga ve sinirler dışındaki nedenler için yine uzman görüşü önerilir. Bel fıtığı yakınma ve bulgularını taklit eden birçok başka rahatsızlık vardır.

    3. Bacağa vuran ağrı

    İlerlemiş bel fıtığı olgularında ortaya çıkar ve önem arz eder. Yine çoğunluğu uygun tıbbi ya da fizik tedavi yöntemleri ile geçer. Burada da bel fıtığı dışında örneğin sağrı kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemin rahatsızlığı gibi başka hastalıklar da devreye girmiş olabilir. Bu aşamada bir beyin ve sinir cerrahi uzmanına görünmek ve ameliyat olasılığını sorgulatmak önerilir.

    4. Ayak ya da bacakta kuvvetsizlik, uyuşma

    Bacağa ya da ayağa giden sinirlerin omurilik seviyesinde ya da çıkışlarındaki süregelen baskılardan ortaya çıkar ve ameliyat gerektirebilir. Bu aşamada genellikle ağrı ikinci plandadır hatta tamamen kalkmış bile olabilir; hasta ve cerrah tedaviyi yönlendirmede birlikte karar vermelidir.

    5. Sık idrara çıkma, kaçırma ya da yapamama

    İdrarla ilgili sorunlar aciliyet taşır ve 8 saat içinde ameliyat ile müdahale edilmez ise kalıcı sekellere neden olur ve tedavisi son derece zorlaşır.

    6.Kortizon uygulanması, vidalama ameliyatları

    Kortizon, ameliyat aşamasına gelmiş bel fıtığını geçici bir çözüm olarak tedavi edebilir. Buradaki tedavinin uzman ve deneyimli olanlara bırakılması önerilir. Yerinde ve yetkin deneyimli uzmanlarca stabil olmayan olgular için uygulanan titanyum vidaları ile stabil hale getirme işleminin sakıncası yoktur. Bunlar vücutta bir reaksiyona neden olmaz. Ancak uygulama sırasında ya da başka nedenlerle mikrop kapabilirler. Bu durum normal bel fıtığı ameliyatlarında da %1 oranında gözlenir.

    7. Alternatif uygulamalar

    Hipokrat zamanından beri uygulanan bel çekmeler, zift sürmeler, iplik geçirmeler v.b. manipülasyonlar ciddi komplikasyonlara (yan etkilere) neden olduğu için hiç önerilmez. Aslında bu uygulamalar bazen ameliyat gerektirmeyen bir bel fıtığını ameliyatlık duruma bile sokabilir.

    8. Kilo

    Aşırı kilolu olmayabilirsiniz ama bele yüklediğiniz kiloların az da olsa bir kısmını verebilirseniz omurganın yükünü hafifletmiş olursunuz.

    9. Spor ve namaz

    “Spor sağlığa zararlıdır” diye bir deyiş vardır. Gerçekten bilinçsiz yapılan spor bedene zarar verebilir. Yaptığınız sporda bel omurlarının hareketinin en azda tutan tiplerini seçiniz. Kol ve bacakların hareketi yararlıdır. Bu nedenle biz yüzmeyi öneririz. Aşırı bel hareketine neden olan sporları yapmayınız. Karın kaslarını kuvvetlendirici sporlar ve yürüyüş en idealidir. Halter kaldırma işlemini yatarak yapınız. Ameliyat sonrası iyileşme döneminde namazı oturarak kılınız.

    10. Cinsel faaliyetler ve stres

    Bele yük veren ve zorlayan aktif hareketler zararlı olabilir. Cinsel güce ameliyatın kötü bir etkisi yoktur. Ancak stres ve ağrı cinsel dürtüleri etkilediğinden bir isteksizlik oluşur. O nedenle “pasif” kalmak önerilir.

  • Bel ağrısı ve korunma yolları

    Bel ağrısı ve korunma yolları

    Hemen hemen her insan hayatının bir bölümünde bel ağrısından yakınır. Ağrılı atakların tedavisi kolay, yerleşmiş ağrının tedavisi oldukça zordur.

    Ağır fiziksel aktivite ile çalışmak, öne eğilerek ve uzun süreli aynı pozisyonda çalışmak, ağır kaldırmak ve taşımak, sırt ve bel kaslarının güçsüzlüğü, obezite, sigara içmek gibi kişisel risk faktörleri bel ağrısının gelişiminde rol oynamaktadır.

    Bel ağrısının en sık nedeni belin yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı oluşan yumuşak doku zorlanmasıdır. Bel ağrısının diğer nedenleri arasında bel fıtıkları, kireçlenmeler, bel kaymaları, tümörler, iltihabi ve mikrobik hastalıklar, kemik hastalıkları ve kırıklar yer alır.

    Bel ağrılarının tedavisinde istirahat, fizik tedavi, ilaç tedavisi, hasta eğitimi, koruma, cerrahi tedavi yer almaktadır.

    Bel ağrısından korunmak için;

    Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın. • Günlük hayatımızda ve iş ortamında belinizi zorlayan hareketlerden kaçının.

    Düzenli egzersiz yapın.

    Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun.

    Egzersiz

    Egzersiz omurgayı güçlendirir, zorlanma ve yaralanma oluşma ihtimalini azaltır, duruşunuzu düzeltir, bel ağrısını azaltır. İyileşmeyi çabuklaştırmak, bel ağrısının tekrarını engellemek, kondisyonu güçlendirmek için egzersiz yapmak çok önemlidir.

  • Bel fıtığı nedir? Bel ağrısı şikayeti olan her hasta bel fıtığı mı olmuştur?

    Omurgalarımız ve çevresindeki anatomik yapılar ( kaslar, omurga arası yastıkçıklar, bağlar v.d.)gövdemizi dik tutan, omurilik ve omurilikten çıkan sinirleri koruyan baş, gövde ve bel hareketlerimizi sağlayan dinamik bir organdır. Omurgalarımız adeta düz bir boru şeklinde değildir. Boyun, sırt ve bel bölgesinde fizyolojik eğimleri olan, yaklaşık 33-34 adet omurganın aralarında yastıkçıklar vasıtası ile üst üste dizilimi ile meydana gelmektedir. Omurgalarımız, yaşam boyunca sürekli ciddi düzeyde strese maruz kalmaktadır. Bu stres, fizyolojik sınırları aştığında omurga ve çevre anatomik yapılarda bozulma meydana gelmektedir ve bunun sonucunda bel fıtığı ve diğer omurga hastalıkları ortaya çıkmaktadır.
    Bel fıtığı, bel omurgaları arasında yer alan yastıkçıkların (intervertebral disk) bozulması ve sonrasında yırtılması ile omurilik ve omurilikten çıkan sinirlere bası yapmasıdır. Bel, kalça ağrısı ve bacağa yayılan ağrı en önemli şikayettir.
    Bel ağrısı iş ve iş gücü kaybına neden olan önemli bir toplum sağlığı problemdir.Baş ağrısından sonra en sık rastlanan ağrı bel ağrısıdır. Bel ağrısının en sık nedeni bel omurgası, disk yapıları ve çevre bağların bozulması sonucu ortaya çıkan , mekanik bel ağrısıdır. Bunun dışında bel bölgesinde gelişen enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, omurga ve omurilik tümörleride bel ağrısına neden olmaktadır.
    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ile elinde bel filmleri ile bel fıtığı oldum diye hekimleri dolaşan hastalar ortaya çıkmıştır. Akut vasıftaki mekanik bel ağrıları genellikle herhangi bir tedavi uygulanmasada çoğunluğu yaklaşık 1-3 hafta içinde iyileşirler. Eğer bel ağrısı kronikleşirse o zaman kompleks bir sorun halini almaktadır. Kronik bel ağrısının tedavisinde fizik tedavi rehabilitasyon, psikoterapi ve gerekirse cerrahi ile multidisipliner olarak yaklaşmak gerekir
    Bel ağrısı şikayetleri olan hastaların küçük bir oranı bel fıtığı tanısı almaktadır.
    Modern yaşam ile birlikte görülme sıklığı artan bel fıtığının en önemli sebebi sedanter yaşam ve postür bozukluğudur. Kent hayatında masabaşı işlerin artması, aşırı kilo, hareketsiz bir yaşam, karın ve bel kaslarının zayıflığı bel fıtığına eğilimi arttırmaktadır. Ayrıca, sigara kullanımı, depresyon, esneme, hapşırma, dikkatsiz ve dengesiz bir şekilde eşya kaldırmak da risk faktörleri arasında sayılabilir.
    Bel fıtığı hastalarının en önemli şikayeti ağrıdır. Bu ağrının karakteri, kalçadan başalayıp bacağa (siyatalji ve femoralji) doğru yayılmasıdır. Bununla birlikte, bel fıtığının şiddetine göre ayak altında, bacağın dış yüzünde, uyluk ön yüzünde, bacak arasında uyuşma,karıncalaşma, keçeleşme, ayakta ve bacakta kısmi veya tam güç kaybına bağlı yürürken ayağının takılması veya ayak bileğinin içe dönmesi, idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikayetlerde olabilir.
    Bel fıtığı tanısı günümüzde kolaylıkla konulabilmektedir. Bel bölgesini magnetik rezonans görüntüleme (MRG) ile detaylı olarak değerlendirebilmekteyiz. Bel fıtığı tanısı almış, sadece bel ağrısı ve bacak ağrısı olan, nörolojik muayenesi normal olan hastaların çoğu ilaç tedavisi, istirahat ve fizik tedavi ile şikayetleri azalır veya kaybolur. Bel fıtığı hastalarının küçük bir kısmında cerrahi tedavi gerekmektedir. Konservatif tedaviye rağmen kalça ve bacak ağrısı devam eden, buna ilave olarak nörolojik fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cerrahi tedavi düşünülmelidir.
    Toplumda, “hastalar bel fıtığı ameliyatından fayda görmez ve daha kötü olurlar” şeklinde yanlış bir algı vardır.
    Bel fıtığının cerrahi tedavisi, toplumda bilinenin aksine günümüzdeki teknolojik gelişmelere paralel olarak, mikrocerrahi teknikle normal anatomik yapıların ahengini bozmadan, daha güvenli ve kısa bir sürede yapılmaktadır.
    Son söz olarak bel fıtığı olmaktan korunmanın en önemli yolu, karın ve bel kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak, uzunca süre oturmamak, bir noktada ayakta durmamak, belimizi zorlayacak şekilde dengesiz ve dikkatsizce eşya kaldırmamak gibi yaşam tarzımda yapacağımız değişikliklerdir.

  • Bel fıtığı tedavisinde mikrodiskektomi

    Ağrıya dayanabilirsiniz belki, ama ya sakatlığa?

    İlerlemiş bel fıtıklarında, ağrının sürekliliği ve nörolojik hasar olması durumunda tedavi yöntemi cerrahi olabilir. Minimal invaziv cerrahinin günümüzdeki son aşamalarından biri Endoskopik Mikrodiskektomidir. Bu yöntemle, klasik cerrahiye göre daha kısa sürede günlük hayata dönülebilmekte ve bel konforu sağlanabilmektedir. Toplumda çok sık rastlanan bel fıtığı, işgücü kaybı ve uzun süreli tedaviler nedeniyle en korkulan hastalıklardan biri kabul edilir. Oysa ki günümüzde, modern teşhis ve tedavi yöntemleri sayesinde iyileşme oranı başarılı bir noktaya gelmiştir.

    Bel fıtığı nedir?
    Bel fıtığı, insan omurgasını oluşturan kemiklerin arasını dolduran ve vücut yükünün dengeli olarak dağılmasını sağlayan, iki farklı kıkırdaktan oluşan diskin dış kısmının yırtılması ile sinir kanalına doğru taşması ve komşuluğunda bulunan sinirleri baskı altında bırakmasıdır.

    Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
    En yaygın belirtisi bel ağrısı ve özellikle bacaklara vuran ağrıdır. Bunun yanı sıra daha uzun vadede özellikle bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme şeklinde şikayetler görülebilir.

    Her bel fıtığı hastası ameliyat edilmeli midir?
    Bel fıtığı hastalarının büyük çoğunluğu tıbbi tedavi ile tedavi edilebilir. Hastalığın tedavisinde fıtığın derecesine göre çeşitli aşamalar vardır. Ameliyat tüm fıtık hastalarının yüzde 5 ile 10’una gereklidir. Ameliyatın gerekliliği konunun uzman doktoru tarafından belirlenmelidir.

    Ameliyat dışındaki tedavi yöntemleri nelerdir?
    Ameliyat gerektirmeyen hastalarda istirahat, ilaç tedavisi ve fizik tedavisi uygulanabilir, korse önerilebilir. Egzersiz programı ile de hastaya beli ergonomik kullanma öğretilmelidir.

    Cerrahi tedavi ne zaman tercih edilir?
    İlerlemiş bel fıtıklarında, ağrının hiçbir tıbbi tedaviye cevap vermemesi ve/veya nörolojik hasar olması durumunda tedavi yöntemi cerrahi olabilir.

    Bel fıtığı cerrahisinin esası nedir?
    Bel fıtığı cerrahisinin esası; omurga kemikleri arasında fıtıklaşıp omurilik ve sinir dokusu üzerine doğru yer değiştirerek sinir dokusunu baskı altında tutan fıtık parçasının çıkartılması, temizlenmesi ve sinir dokusunun rahatlatılmasıdır. Fıtıklaşan bu bölgeye ulaşmak için mutlaka bir cerrahi müdahale gereklidir.

    Cerrahi tedavi yöntemleri nelerdir?
    Günümüzde uygulanan cerrahi teknikler:
    •Klasik diskektomi: Fıtık parçasının klasik cerrahi yöntemle çıkartılmasıdır. Açık cerrahi olarak bilinir.
    •Mikrodiskektomi: Mikroskop altında, daha küçük bir cerrahi kesit açılarak yapılır.
    •Endoskopik Mikrodiskektomi: Uygun vakalarda video-endoskop yardımıyla skopi altında gerçekleştirilir. Minimal invaziv cerrahinin günümüzdeki son aşamalarından birisidir. Translaminar ve transforaminal olmak üzere iki tiptir. Bel fıtığı cerrahisinde, hastaya uygun ameliyat tekniğine karar verilmelidir. Her teknik, her hasta için aynı sonucu vermeyebilir. Fıtığa eşlik eden dar kanal, segmental instabilite, listezis gibi omurgaya ait diğer problemlerde ameliyat türü değişecektir.

    Hasta, ameliyattan sonra ne zaman iyileşebilir?
    Endoskopik Mikrodiskektomi yöntemi diğer yöntemlere göre daha küçük bir cerrahi müdahale olduğu için, hastanın iyileşmesi de rahat olur. Endoskopik Mikrodiskektomi yöntemiyle ameliyat edilen hasta, ertesi gün hastaneden taburcu olabilir. Masabaşı çalışanları 3-4 haftada, bedensel çalışanlar 4-6 haftada işlerine dönebilirler.

    Erken teşhis neden önemli?
    Erken teşhis, en kısa sürede uygun tedaviye karar verilmesini sağlar. Cerrahi tedavi gerektirmeyen hastalara bel ergonomisi öğretilerek ilerleme engellenebilir. Uygun bir zamanlama ile yapılan cerrahiden de hastanın faydalanma oranı daha yüksek olur. Hastalık belirli bir dönemi geçtikten sonra yapılan tedaviler ağrıyı geçirse de uyuşukluk, kuvvetsizlik ya da hastalığın diğer belirtileri tam olarak düzelmeyebilir. Bu nedenle, erken teşhis ve eğer gerekiyorsa erken cerrahi tedavi bel fıtığında oldukça önemlidir.

  • Bel fıtığı ve tedavi seçenekleri

    BEL FITIĞI

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR? KİMLER RİSK ALTINDA?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    BEL FITIĞININ NEDENLERİ

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    BEL FITIĞI KENDİNİ NASIL BELLİ EDER?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi birçok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.

    BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    a)Başlangıç Safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığı ameliyatlarındaki amaç fıtıklaşan diskin temizlenesi ve sinir üzerindeki basıyı kaldırmaktır.

    Açık diskektomi: Genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta yüzüstü yatar pozisyondayken gerçekleştirilir. Uygulama fıtık bölgesinin üstündeki ciltte açılmış yaklaşık 3-5 cm’lik bir kesiden yapılır. Kas dokusu etkilenmiş diskin üstündeki kemiklerden sıyrılır, ekartör denilen cerrahi alet ile kas ve deriyi cerrahi bölgeden uzaklaştırır ve böylece cerrah, omurga ve diski görebilir. Daha iyi bir bakış açısına sahip olabilmek için kemik ve ligamentler ortadan kaldırılabilir, böylece sinir kökünü zedelemeden bombeleşmiş, bozulmuş diske erişim sağlanmış olur. Cerrah diski ve diğer çevreleyen yapıları, disk duvarından çıkıntı yapan disk parçalarını ortadan kaldırılır. Günümüzde çok tercih edilen bir yöntem değildir.

    Mikrodiskektomi: Bu işlem sıklıkla belden aşağısında bölgesel anestezi şekli olan Epidural Anestezi veya genel anestezi ile operasyon mikroskopuyla cerrahi alanı 20 ila 40 büyütme altında yapılır. Daha küçük kesi yapılır(yaklaşık 1-1.5 cm), kas dokusu daha az sıyrılır ve daha iyi görüş sağlanır. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası kas spazmının ve ağrının daha az almasını sağlar.Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 boyutlu ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır. Damarlar ,sinirler ve disk çok daha net görülür,Damar ve sinir gibi dokulara zarar verme ihtimali çok düşüktür,Mikroskop altında bası etkisi olan diskin temizlenmesi daha güvenlidir.Kesi yeri daha sonra içten dikişle kapatılır ve üzerine küçük bir pansuman yapılır.Mikrodiskektomi Günümüzde en güvenli ve etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.

    Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı: Bel bölgesinde orta hattan veya yan taraftan girilerek yapılır. Endoskopik girişimde diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Endoskobik bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştirilebilir. Ancak her fıtığın bu yöntemle ameliyat edilmesi mümkün değildir.

    BEL FITIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    · Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

    · Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

    · Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.

    · Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

    · Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

    · Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

    · Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

  • Bel fıtığı ve gebelik

    Toplumumuzda genel olarak spor yapma alışkanlığının azlığı veya bilinçiz spor yapılması nedeni ile özellikle bayanlarda bel fıtığı sık görülmektedir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve bir amortisör gibi görev yapan etrafında koruyucu bir bant ve ortasında jel kıvamında bir madde bulunan disklerin, herhangi bir zorlanmayla veya ters bir hareket sonrasında fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Fıtıklaşma, disklerin içindeki jöleye benzer sıvının dışarı çıkması ve omuriliğe veya sinirlere baskı yapmasıyla olmaktadır.

    Hamilelik sırasında anne karnındaki bebek büyüdükçe omurga üzerine bir yük oluşturur ve bu yük vücudun ağırlık merkezini değiştirir. Omurga bu yeni dengeye göre şekil almaya ve pozisyonlanmaya başlar ve bu da zamanla ağrıya neden olabilir.

    Bel fıtığı kendisini nasıl gösterir?

    Özellikle vücut ağırlığının bel bölgesine binmesi sonucunda belden başlayıp ayaklara kadar uzanan ağrı olması durumunda fıtıktan şüphelenilir.

    Teşhis nasıl konur?

    Öncelikle bir beyin cerrahi tarafından dikkatli ve ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılmalıdır. Doğru ve yeterli bir muayene tek başına teşhisin büyük ölçüde konmasına yardımcı olur. Ancak muayene doğrultusunda bel fıtığından şüphelenilirse MR çekilmelidir.

    Gebelikte MR çekilebilir mi?

    MR’ın gebelik üzerine bilinen olumsuz bir etkisi yoktur. Gerek görülürse güvenle çektirilebilir. Ancak yine de organların oluşumunun tamamlandığı ilk 3 ay çok mecbur kalınmadıkça çekilmez.

    Gebelikte bel fıtığı tedavisi

    Bel fıtığının tedavisi beyin cerrahisi uzmanları tarafından planlanır. Eğer hamilelik ile beraber bel fıtığı belirtileri çok ağır seyrediyor, günlük hayat kalitesini çok bozuyorsa bebeğe hiçbir zarar vermeyen tedaviler seçilmelidir. Bel fıtığı önlem alınmaz ve ileri derecede sinir baskısına sebep olur ise, idrar kaçırma, büyük tuvalet yapamama ve ciddi kas güçlüklerine neden olabilir.

    Bu tedavilerin başında istirahat, chiropractic, manuel terapi ve diğer doğal tedaviler gelir. Hasta doktor kontrolünde mümkün olduğunca rahatlatılarak fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınmalıdır.

    Genellikle istirahat, ağrı kesici ilaçlar (parasetamol) ve lokal steroid enjekiyonu gibi tedavilerle hastanın rahatlaması sağlanabilir. Ancak çok nadiren acil durumlarda ve zorunlu hallerde bel fıtığı ameliyatı gebelik sırasında da uygulanabilmektedir.

    Hamilelik döneminde istirahat
    Genel olarak ameliyat gerektirmeyen bir bel fıtığı hastasında istirahat tedavinin en önemli parçasıdır. Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlaka yatak istirahatine alınmalıdır. Çünkü hamilelerde kullanılabilecek ilaç sayısı bebeğe olan muhtemel risklerden dolayı oldukça sınırlıdır. Buna ek olarak gebe bir hasta günlük hareketlerine çok dikkat etmeli, belin ve omurganın doğru kullanımına dikkat etmeli ağır, ters ve ani hareketlerden kaçınmalıdır.

    Hamilelik döneminde bel fıtığına yönelik önlemler

    Spor olarak yüzme ve yürüyüş yapılabilir.
    Ağrı varsa, hamileler için üretilen özel korseler kullanılabilir.
    Ağır kaldırmamak gerekir.
    Yüksek yerlere uzanılmamalıdır.
    Çok derin ve yumuşak koltuklarda oturulmamalıdır.
    Sürekli hareketsiz kalınmamalıdır.
    Yatak rahat ve ortopedik olmalıdır.

    Otururken bel bölgesine yastık ile destek verilmelidir.
    Beslenmeye dikkat edilmeli ve aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır.
    Devamlı ayakta kalınmamalıdır.
    Alçak topuklu ortopedik ayakkabı ve terlikler giyilmelidir.
    Doktorun önerdiği egzersizler yapılabilir.
    Hamileliğin son haftalarında yataktan kalkarken yardım istenmelidir.
    Stres ve gerginlikten uzak durulmalıdır.

    Bel fıtığı olan bir hamilenin doğum şeklinasıl olmalıdır?
    Bel fıtığı olan bir hamilenin doğum şekli, kadın doğum uzmanı ve beyin-sinir cerrahının birlikte aldığı karar ile yapılmalıdır. Genelde hafif seyreden rahatsızlıklarda normal doğum gerçekleştirilmektedir. İlerlemiş bel fıtıklarında ise sezeryan yapılması daha uygun olacaktır.

    Bel fıtığı ameliyatı sonrasında hamile kalmak
    Ameliyattan sonra gebe kalmak ve doğum şekli (sezaryen/normal doğum) konusunda mutlaka ameliyatınızı yapan beyin cerrahisi (nöroşirürji) uzmanının önerilerini almalısınız. Kontrol altında olmak ve önerilere uymak koşuluyla bel fıtığı ameliyatından belli bir süre sonra (bu hastadan hastaya değişebilir) herhangi bir sorun yoksa gebe kalınmasında bir sakınca yoktur. Doğru ve iyi bir bel fıtığı ameliyatı gebe kalmaya engel değildir.

    Gebelikte bel fıtığınız varsa aşırı kiloya dikkat!
    Gebelikte aşırı kilo almak disklerdeki yükü artırmaktadır. Bu sebeple hamileliğin ilk aylarında hafif egzersizler yapmak ve ani hareketlerden kaçınmak anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikte mevcut bir bel fıtığı varsa zaman zaman bel ağrısına neden olabilir. Ancak özellikle bacağa yayılan ağrı olması durumunda mutlaka beyin ve sinir cerrahisi uzmanına muayene olunmalıdır.

    Op. Dr. Mehmet Sabri Gürbüz

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

  • Bel fıtıklarında tedavi yöntemleri 

    Bel fıtığının diğer ismi lomber disk hernisidir. Teknolojinin ilerlemesine paralel olarak insanların haraket aktivitelerinin azalması, bel ağrılı hastaların sayılarının artışındaki en önemli nedenlerden biridir.Lomber disk hernisi en sık iş gücü kaybına neden olan hastalıklardan birisidir. Bel denilen bölge 5 adet lomber adı verilen omurgadan oluşur ve bunların her biri L1 ‘den L5 ‘e kadar numara alır. Yapılan çalışmalar insanların %80’ninin hayatının her hangi bir aşamasında bel ağrısından şikayetçi olduklarını göstermektedir. Bel ağrılarının en sık nedeni bel fıtığıdır.

    Vücut ağırlığının büyük kısmını lomber omurgalar taşır. Bu nedenle fıtık bel bölgesinde daha sık görülür. Lomber bölgede bu oran %95 hastada L4-5 ve L5-S1 arasındaki bölgelerdedir. Hastaların %90’ında hiç bir tedavi yapılmaksızın bir ay içerisinde ağrı şikayeti geçtiği ya da azaldığı için birçok hasta hekime başvurmaz. Bel ağrılı hastaların tüm yaşamları boyunca bel fıtığı olma riski %5’dir.

    Bel fıtığı oluşması için risk faktörleri, genç-orta yaş, erkek cinsiyet, ailesel yatkınlık, çevresel faktörler, geçirilmiş travma ve sigara içmek sayılabilir. Yaşla birlikte bel ağrısı sıklığında artışla beraber bel fıtığı oluşma oranında azalma görülmektedir. Nedeni diskin yapısında bulunan sıvı kaybının olması ve sertleşmesidir. Çevresel faktörler; aşırı mekanik zorlama, sedanter yaşam, tekrarlayan vibrasyonel etkilere maruz kalma şeklinde özetlenebilir.

    Bel fıtığında en sık şikayet ağrıdır. Hastalar ters bir hareketle veya travma sonrası aniden ya da kendiliğinden yavaş yavaş ortaya çıkan bel ağrısından yakınırlar. Kişinin bel hareketlerini kısıtlayıcı nitelikte olan bu ağrı kendiliğinden ya da yatak istirahati ve medikal tedavi ile 2-3 hafta içerisinde geriler. Nadiren de olsa direkt bel bel ve bacak ağrısı şeklinde bir öykü de olabilir. İyileşmeyen bel ağrısına bacak ağrısı eklenir. Bir çok hasta bacak ağrısını, baskı altındaki sinir köküne ait duyusal dağılım alanında tarif eder. Ağrı hareketle, öksürmekle, hapşırmakla, ıkınmakla artar, yatak istirahati ile azalır.

    Ağrıya eşlik eden ikinci bulgu sıklıkla bacaklarda olan uyuşmadır. Uyuşukluk bası altındaki sinirin görev yaptığı yerdedir. Kuvvet kaybı ise daha az karşılaşılan bir şikayetdir. Bel fıtığının ileri dönemlerinde refleks kayıplarıda ortaya çıkmaktadır.

    Tanı yöntemleri içinde manyetik rezonans (MR) görüntüleme en sık tercih edilen yöntemdir. Kapalı yerde kalma korkusu olan ve kemik yapılara ait patoloji düşünülen hastalarda lomber CT tercih edilebilir. Bel kaymaları ve kırık şüphelerinde direk grafidende yararlanılmaktadır.

    Bel fıtıklarında tedavi yöntemleri iki kısma ayrılabilir:

    1- Konservatif tedavi

    2- Cerrahi tedavi

    Lomber disk hernisine bağlı ağrıların doğal seyrinde hastaların büyük bir çoğunluğunda bir kaç ay içerisinde ağrılar kaybolur. Bu da ilk basamak tedavinin konservatif olma gereğini ortaya koyar. Konservatif tedavi en az 6 hafta en fazla 6 ay olmalıdır. Bu tedavi süresince kısa yatak istirahati, ağrı kesici ve kas gevşetici uygulanması, ardından önce pasif hareketler daha sonra ise kademeli olarak egzersiz programları uygulanmalıdır.

    Bel ağrılı hastaların sık başvurduğu diğer bir yöntem ise korse kullanmaktır. Ancak kas zayıflığına neden olduğu için günümüzde kullanımı önerilmemektedir.

    Eğer hastada ilerleyici kuvvet kaybı, konservatif tedavinin yarar sağlamaması, tekrarlayan ağrılar, tekrarlayan nörolojik defisit, dar kanal zemininde fıtık varsa veya hastanın sosyal hayatı ileri derecede etkileniyor ise cerrahi tedavi düşünülmelidir. Eğer hastada, idrar veya gaita kaçırma, düşük ayak (ayak bileğini çekememe) gibi bir bulgu varsa 24 saat içerisinde cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

    Cerrahi yöntemler

    – Standart lomber diskektomi

    – Lomber mikrodiskektomi

    – Artroskopik mikrodiskektomidir.

    Kaynak

    Türk Nöroşirürji Derneği Yayınları, Temal Nöroşirürji Kitabı

  • Bel sağlığınız için öneriler

    Bel sağlığınız için öneriler

    Her 100 kişiden 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısından yakınır ve bel ağrısı olan hastaların % 70-85’i 6 hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Kas spazmı, bel kayması, kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurgalarda kırık ve bel fıtığı gibi çeşitli nedenlerden dolayı bel ağrısı oluşabilir. Bel ağrılarının sadece % 2’si bel fıtığı olup gerçekten bel fıtığı olanlarının da ancak % 15’i cerrahi tedavi gerektirir.

    Belinizi en iyi sizin koruyabileceğinizi bilerek doğru davranışlarla kendinizi ağrıdan uzak tutabilirsiniz. Bunun için günlük hayatta yapılması ve yapılmaması gereken hareketler;

    Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik bir pozisyonda olmasına dikkat ediniz.
    Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve bunu alışkanlık haline getiriniz. Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi aniden bırakmayınız. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz.
    İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
    Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız.
    Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyınız.
    Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırarak ve çömelerek alınız.
    Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayıp yanına iyice yaklaşınız ve öyle alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltiniz.
    Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz.
    Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edip bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. Çok tehlikeli olan bu hareketten kaçınınız.
    Elinizi, yüzünü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, evinizdeki lavaboların biraz daha yüksekçe olmasını sağlayınız.
    Çocuklarınız okula giderken çantalarında az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitiniz.
    Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz.
    Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi ihmal etmeyiniz.
    Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol gibi mücadele sporlarından ve halter gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz.
    Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız.
    Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız. Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.
    Spor ve ya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınınız.
    Sırtüstü yatağınızda veya bir halının üzerinde uzanırken bacaklarınızı dizlerinizi kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz daha çok rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
    Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayınız.
    Her gün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi ihmal etmeyiniz.
    Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz ve alınan her fazla kilonun vücudunuz, beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
    Eğer kilonuz fazla ise ve bunu bir türlü veremiyorsanız, bir uzman doktor ve diyetisyene başvurunuz.
    Üzüntü ve streslerin bel sağlınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidiniz.
    Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.
    Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları normal olsun.
    Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yatağınız sert olsun. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.
    Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.
    Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek ve ya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.
    Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz.
    Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, 2 veya 3 hafta kesinlikle istirahat ediniz. Bu süre içinde ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildiriniz.
    Beliniz ağrıyor ve özellik le de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden uzman doktora başvurunuz. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen ciddi zararlara yol açabileceğini unutmayınız.

  • Bel ağrısı ve tedavisi,

    Bel ağrısı ve tedavisi,

    Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda fonksiyonel yetmezlik ve sakatlık yapan en önemli nedenlerden biri olarak tanınmaktadır. Tüm insanların % 90’i hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşırlar. Bel ağrısı bütün yaş gruplarında % 20 – 30 arasında bir sıklık göstermekte ve ağrıya en çok 40 – 50 yaş grubunda rastlanmaktadır.

    Bel ağrısının nedeni sıklıkla ağır kaldırmak olmakla birlikte, gebelik, doğum, ağır ev işleri, yanlış yatak seçimi, geçmişteki düşmeler, çarpmalar, kazalar, yanlış oturma, hatta bazen yalnızca öksürmek, hapşırmak, ıkınmak bile olabilmektedir.

    Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin çok yüksek olmasının yanısıra, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir.

    Zorlanmadan kaynaklanan bel ağrıları (ciddi bel fıtığı olmayan) ilaç tedavisi, yatak istirahatı, fizik tedavi, sıcak uygulama, masaj gibi değişik yöntemlerle tedavi edilebilirler. Ancak bu yöntemlerin öncelikle hekime danışarak uygulanması gerekmektedir.

    Bel ağrısını önleme ve koruma bir bilgilendirme ve eğitim işidir. Kişilerin bellerini tanımaları, belin hangi hareketle nasıl zorlanacağını bilmeleri, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl etkili olduklarını, günlük yaşamda ağrıdan nasıl korunabileceklerini öğrenmeleri, uzun vadede ise bel ağrısına rağmen günlük yaşamlarına nasıl devam edeceklerini ve ağrı ile nasıl baş edebilecekleri anlamaları gerekmektedir.