Etiket: Bel

  • Bel ve bacak ağrıları

    Bel ve bacak ağrıları

    I- AĞRI , UYUŞUKLUK VE KUVVET KAYBI

    II- KRONİK BEL AĞRISIIII-

    III- AKUT BEL AĞRISI

    A- Radikülopati (Belden bacağa yayılan ağrı)

    B- Siyatik ağrısı

    C- Belde kas spazmları

    D- Belde zorlanma ve burkulma

    E- Travma

    a-Kırıklar

    b- Ligament yaralanmaları

    I- AĞRI, UYUŞUKLUK VE KUVVET KAYBI

    AĞRI

    Bir ağrı duyduğumuzda bu, vücudumuz boyunca taşınan sinyallere cevaben beynimizde oluşan bir algıdır. Bu sinyaller ağrının kaynaklandığı yerden yollanan sinyallerdir. Bu sinyaller, sinirler ve omurilik boyunca beyne iletilir ve orada ağrı olarak algılanır.

    Farklı ağrı tipleri

    Bazı ağrıların kökeni nöropatik diğerleri ise nosiseptiftir. Bunu bilmek önemlidir, çünkü, her ağrı tipinin tedavisi farklıdır. Nöropatik ağrı sinir dokusundaki hasar sebebiyle oluşur. Bu ağrılar yanma veya bıçak saplanması gibi hissedilir. Bu tip ağrılara örnek sinir sıkışması sonucu oluşan ağrılardır. Nosiseptif ağrılar ise sinir sistemi dışında olan yaralanmalara bağlı ağrılardır. Bu ağrılar künt ağrılardır. Bu ağrılara örnek artirit ağrılardır. Bazı hastalarda bu ağrıların her ikisi de görülebilir.

    Kronik ve akut bel ağrısı

    Kronik bel ağrısı genellikle belde veya bacağa doğru inen derin, acıyan, künt veya yanıcı ağrı şeklinde tanımlanır. Hastalar bacaklarında uyuşukluk, sızlama veya yanma hissedebilirler. Kronik bel ağrısı olan hastalar günlük aktivitelerini güçlükle yaparlar ya da yapamazlar. Kronik bel ağrıları çok uzun sürmeye eğilimlidir ve standart tedavilere cevap vermez. Bu tip ağrılar çok önceden olmuş bir yaralanmaya bağlı olabileceği gibi hala devam eden bir hastalığa da bağlı olabilir.

    Akut bel ağrısı genellikle oldukça keskin ağrı veya künt ağrı şeklinde tanımlanır. Genellikle belde derin ağrı şeklinde hissedilir ve bir bölgede daha şiddetli olabilir. Akut ağrı aralıklı olabilir, fakat genellikle süreklidir ve şiddeti değişebilir.

    Bazen, akut bel ağrısı yaralanma veya travma sebebiyle olabilir. Fakat sıklıkla bilinen bir sebep olmaz. Akut bel ağrısı, şiddetli bile olsa 6-8 hafta içerisinde iyileşme gösterir veya geçer.

    Akut bel ağrısı şiddetli ve bacağa yayılan şekilde ise bel fıtığı sebebiyle olabilir.

    Bel ağrısı olan tüm hastaların yarısında travmaya bağlı akut ağrı vardır. Akut bel ağrısının tedavisi genelde kısa sürelidir ve başarılıdır. Fizik tedavi, takip ve koruyucu önlemlerle bu hastalar birkaç hafta içerisinde tüm fonksiyonlarını kazanırlar. Bir yıl içerisinde üç kereden fazla akut ağrı görülen veya fonksiyonel aktivitelerini belirgin olarak etkileyen uzun süren bel ağrısı atakları olan hastalar, kronik ağrı gelişme eğilimindedirler.

    Mekanik bel ağrısı

    Akut ağrının bir tipidir. Hareketle artar ve öksürmeyle kötüleşir. Bu tip ağrı genellikle istirahatla rahatlar. Mekanik ağrı bel fıtıkları ve stres kırıklarında görülen ağrılardır. Bu durumdaki hastalarda öne doğru eğilme genellikle ağrıya sebep olur. Ayrıca duruş şekli, öksürük, esneme ve hareket omurga kaynaklı ağrıları etkiler.

    UYUŞUKLUK

    Uyuşukluk sinir uyarılarının ciltten beyne düzgün olarak taşınamaması durumunda ortaya çıkar. Bel problemi olan hastalar bacaklarında ya da ayaklarında uyuşukluk hissedebilirler. Bu periferik sinir sisteminde veya santral sinir sisteminde herhangi bir sinir hasarı olduğunu gösterir.

    Uyuşukluğun en sık görülen spinal (omurilik) sebepleri;

    Radikülopati: Bel fıtığı sebebiyle sıkışan sinir.

    Stenoz (darlık): Spinal kanalın daralması.

    Multiple skleroz

    İnme (stroke)

    Uyuşukluğun en sık cerebral (beyin) sebepleri;

    İnme(stroke)

    Nöbet

    Konjenital anomaliler

    Konküzyon (concussion)

    KUVVET KAYBI

    Kuvvetsizlik uyarıların beyinden kaslara uygun şekilde iletilememesi durumunda oluşur. Kasın kendisinde problem olması durumunda da kuvvetsizlik görülebilir. Kas kuvvetsizliği şeker hastalığı ve benzeri bir sistemik probleme bağlı değilse, kuvvetsizlik bir sinir veya kas problemi nedeniyle olabilir.

    Kişinin genel duruşu, yürüyüşü, adım boyutu ve yürürken kollarını sallama derecesi ve miktarı belde pek çok kası etkiler. Belirgin bir şikayete sebep olmayan küçük bir yaralanma, kişinin bu yaralanmayı yürürken farklı yollarla kompanse etmesine neden olur. Kişinin bu yaralanmayı kompanse etmek için günlük aktivitesinde yaptığı küçük ve büyük düzenlemeler bazen bel ağrısına kadar uzanan ardışık etkilere neden olabilir.

    Kas kuvvetsizliğinin sebepleri;

    Miyopati (Myopathy)

    Miyopati, kasları, genellikle tüm vücut kaslarını etkileyen sistemik bir durumdur. Pek çok miyopati tipi vardır, bunların bazı sebepleri; diyabet, enfeksiyonlardan ve otoimmün hastalıklardan kaynaklanan diğer endokrin bozukluklar, toksik ve herediter sebeplerdir. Miyopatilerin çoğu ilk olarak gövdeye yakın kaslarda, üst ekstremitelerde (kollar), pektoral kasda (omuz kası), ve uyluk kaslarında görülür.

    Miyopatisi olan kişiler merdiven çıkmakta zorluk çekebilir, dizleri istemsiz olarak bükülebilir ve rutin günlük işlerini yapmakta güçlük çekebilirler.

    Kas kuvvetsizliğinin en sık nörolojik sebepleri;

    İnme (stroke)

    Omurilik yaralanması

    Periferik sinirlerde yaralanma veya hasar

    Miyopati

    Osteoporoz-osteoartirit

    II- KRONİK BEL AĞRISI

    Eğer medikal ve/veya cerrahi tedavilere rağmen 6 aydan daha uzun süreden beri ağrınız var ise kronik ağrınız var demektir. Kronik ağrı daha önceden olan ve iyileşen bir yaralanma sebebi ile veya bel ve/veya bacak ağrısı, kanser ağrısı ve nöropatik ağrı gibi halen devam eden bir rahatsızlık nedeni ile olabilir.

    Amerika’da toplumun %15-33’ünde veya 70 milyon kişide kronik ağrı görüldüğü tahmin edilmektedir. Kronik ağrı sebebi ile çalışamaz ve/veya bakıma muhtaç hale gelen kişi sayısı, kanser ve kalp hastalıklarına göre daha fazladır. Kronik ağrının sebep olduğu medikal harcamalar da bu iki hastalığın toplamından daha fazladır.

    Kronik ağrının nedenleri ve tedavisi

    Ağrı bir süreçtir. Derimizdeki ve diğer dokulardaki reseptörler sinirler aracılığı ile omuriliğimize sinyaller yollar. Bu sinyaller daha sonra beyine iletilir. Ağrı duyusunun algılandığı yer, ağrının olduğu yer değil, beynimizdir. Yani eğer sinyallerin beynimize ulaşmasına engel olunur ise ağrı hissetmeyiz. İlaçlar ve diğer yöntemler ile pek çok kişinin ağrısını geçirmek mümkündür. Fakat, bazen ağrıları kesmek mümkün olmaz veya ağrıyı kesen yöntemin yan etkileri sebebi ile bu yöntemi kullanmak mümkün olmaz. Bazen de şu nedenlerden dolayı hasta ağrı çekmeye devam edebilir;

    Bazı hastalar ağrıları olduğunu söylediklerinde kötü bir hasta gibi algılanacaklarını düşündüklerinden ağrılarını söyleyemezler.

    Bazı hastalar ise ağrıları nedeni ile sürekli ilaç kullandıklarında bağımlı hale geleceklerini düşündüklerinden ağrı kesici kullanmazlar. Fakat uygun şekilde kullanıldığında ilaçlara bağımlılık seyrek görülen bir durumdur.

    Bazı hastalarda ağrıdan bahsetmeyi bir zayıflık olarak algıladıkları için ağrılarını söylemezler veya uygun tedaviyi aramazlar.

    Unutulmamalıdır ki günümüzde ağrı tedavisi için pek çok yeni yöntem vardır. Geçmeyen bir ağrınız olduğunda mutlaka doktorunuza müracaat edin.

    Kronik bel ve bacak ağrısı, araknoidit, dejeneratif disk hastalığı, epidural fibrozis, başarısız bel cerrahisi sendromu, bel fıtığı, osteoporozis (kemik erimesi) ve dar kanal gibi spinal hastalıklardan kaynaklanabilen bel ve /veya bacakta hissedilen ağrı olarak tanımlanır. Ağrı genellikle beldedir, fakat uyluk, baldır veya ayağa yayılabilir. Etkilenen bölge dokunmaya hassas veya ağrılı olabilir ve hareket ile ağrı artabilir. Bu tip ağrı bıçak saplanır gibi, yanma hissi gibi veya künt bir kas acısı gibi olabilir

    Kanser ağrısı

    Kanser ağrıları genellikle iki guruba ayrılır:

    Nosiseptif ağrı: Nosiseptif ağrı dokuda olan hasar sebebi ile olur. Bu ağrılar genellikle, keskin, sızlayıcı veya zonklayıcı tarzda tanımlanır. Bu ağrılar sıklıkla tümör veya kanser hücrelerinin çok büyüyerek kanserli bölgenin çevresindeki bölgeleri doldurması sonucu sebebi ile görülür. Bu ağrılar ayrıca kanserin kemiğe, kaslara veya eklemlere yayılması veya organların veya kan damarlarının tıkanması sonucu da olabilir.

    Nöropatik ağrı: Sinirlerde hasarlanma olduğunda görülen ağrıdır. Sinire veya sinirlere basan tümör sebebi ile görülebilir. Bu ağrı genellikle yanıcı olarak tanımlanır, uyuşukluk eşlik edebilir.

    Ağrılı nöropatiler

    Ağrılı nöropatiler, sinirlerde hasar sonucu şiddetli kronik ağrıya neden olan nörolojik hastalıkların oluşturduğu genel bir gruptur. Ağrılı nöropatiler, beslenme bozukluğu, alkolizm, toksinler, enfeksiyonlar veya otoümmin sebeplerde veya böbrek yetersizliği veya kanser gibi hastalıkların nedeniyle olabilir. Bununla birlikte olguların 1/3’ünde nöropatinin sebebi saptanamaz.

    Ağrılı nöropatinin pek çok sebebi olmakla birlikte hepsinde ağrı, yanma, kuvvetsizlik ve uyuşukluk şikayeti geneldir. Bu belirtiler genellikle elde ya da ayakta olur. Tedavi, eğer biliniyor ise, altta yatan nedene yöneliktir. Ağrı, genellikle ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Bununla birlikte, nöropatik ağrıda ağrıyı kesmek için, genelde epilepsi ilacı olarak bilinen, sinir duyarlılığını azaltan bazı ilaçlar kullanılabilir.

    III- AKUT BEL AĞRISI

    A- Radikülopati (Belden bacağa yayılan ağrı)

    Doktorlar radikülopati terimini sinir kökünde olan bir probleme bağlı olarak kolunuzda yada bacağınızda olan ağrı, uyuşukluk, sızlama ve karıncalanmayı tanımlamak için kullanılır. Sinir kökleri, omuriliğin dallarıdır ve sinir iletilerini tüm omurilik seviyelerinde vücuda taşırlar. Radikülopati genellikle bir fıtığın siniri sıkıştırması sonucu olur. Fakat, sinir kökünde irritasyon ve inflamasyona neden olan dejeneratif değişiklikler sonucu da görülebilir. Radikülopatisi olan hastada kolda veya bacakta sıkışan sinir köküne bağlı olarak, değişik bölgelerde uyuşukluk ve kuvvetsizlik görülebilir. Sinir kökleri bir veya birden fazla seviyede; tek taraflı veya çift taraflı bası altında kalabileceği için belirtiler ve bulgular buna göre değişiklik gösterebilir. Her sinir kökü vücudun belli bir bölgesinde yayıldığı için muayenedeki bulgular ile sıkışan sinir kökü veya köklerini saptamak mümkün olabilir.

    Belirtiler

    Lomber (bel) radikülopatinin en sık belirtisi siyatiktir. Bu belinizden kalçanıza, bacağınıza doğru yayılan bir ağrıdır. Duyu ile ilgili belirtiler, kuvvet kaybı ile ilgili belirtilerden daha sıktır. Kuvvet kaybı olması sinir sıkışmasının daha şiddetli olduğunu gösterir. Ağrının kalitesi ve tipi çok değişken olabilir. Radikülopati bası altında olan sinirin alanında dokunmaya aşırı duyarlılık (hipersensivite) veya hissizlik yaratabilir. Uyuşukluk, sızlama ve karıncalanma gibi belirtiler, özellikle bacakta kuvvetsizliğin bel ağrısı ile birlikte olması probleminizin ciddi olduğunu gösterir ve mutlaka doktora görünmeniz gerekir.

    Tanı

    Radikülopatinin bir çok sebebi vardır. Radikülopatiye neden olan durumun saptanması için ilk yapılması gereken, bel ve bacak bölgesine ayrı bir özen gösterilerek yapılacak sistemik bir muayenedir. Doktorunuz muayenede belinizin esnekliğine, hareket açıklığına ve herhangi bir sinirin sıkıştığını gösterecek bulguların olup olmadığına bakacaktır. Bu amaçla kas kuvvetlerinize, duyunuza ve reflekslerinize bakılacaktır.

    Bel ağrısı ile doktora müracaat eden hastalara genellikle ilk olarak direk röntgen grafileri çekilir. İleri tetkikin gerekmesi durumunda Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) veya ve ya Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilebilir. MRG özellikle sinir ve disk gibi yumuşak dokuların değerlendirilmesinde çok faydalı olduğu için, sinir kökünün nerede sıkıştığının saptanmasında çok faydalı bir tetkiktir. BT ise özellikle kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalı bir tetkiktir. Bu nedenle omuriliğin ve sinir köklerinin çevresini saran kemik yapıların değerlendirilmesinde çok faydalıdır.

    Ameliyata gereksinim olabilecek bir durum saptanmadığında, genellikle BT veya MRG çekilmesine gerek duyulmaz. MRG genellikle, tanının tam kesinleştirilemediği medikal tedavilerin şikayetleri geçirmediği ve cerrahi planlamanın yapılması gerektiği durumlarda çekilir.

    Tedavi

    Tanınız konulduktan sonra doktorunuz sizinle tedavi seçeneklerini görüşecektir. Kas kuvvetsizliğine neden olan sinir sıkışması olamayan hastalarda tedavi, genellikle non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaç kullanımı, istirahat ve fizik tedaviyi içerir. Yumuşak bir bel veya boyun korsesi belin veya boynun dinlenmesini sağlamak için kısa süreli olarak verilebilir.

    Radikülopatili hastalarda cerrahi, erken dönemde, sadece kas kuvvetsizliğine neden olmuş sinir sıkışması olan hastalarda uygulanır. Çünkü, kas kuvvetsizliğinin olması, sadece ağrının olduğu durumdan çok daha ciddi bir durumdur, sinirin yaralandığını gösterir. Bu nedenle öncelikle sinirin üzerindeki basının kaldırılması gerekir.

    B- Siyatik ağrısı

    Siyatik ağrısı kalça ve uyluktan başlayan ve bacaktan aşağıya doğru yayılan ağrıya verilen isimdir. Bu ağrıya sıklıkla bel ağrısı da eşlik eder. Bel ağrısı bacak ağrısından daha şiddetli veya az olabilir. Gerçek siyatik ağrısı, siyatik sinirinin oluşumuna katılan sinir köklerinden birinin bel fıtığı sebebi ile sıkıştırılması sonucu oluşur. Bel ağrısının bu tipi diğer bel ağrısı yaratan nedenler ve durumlardan daha seyrek görülür. Örneğin, sportif aktiviteler, eğlence aktiviteleri ve ağır işler bel ve bacak ağrısına neden olabilir ve genellikle yanlışlıkla siyatik tanısı alırlar. Bu iki tip ağrının birbirinden ayrılması önemlidir. Gerçek siyatik ağrısı sinir sıkışmasına bağlı olarak görülür iken ikinci tip ağrı kas-iskelet sistemindeki zorlama ve burkulmalar sonucu görülür.

    Bulgu ve Belirtiler

    Gerçek bel ağrısının en sık belirtisi, eşlik eden bel ağrısından çok daha şiddetli olabilen, uyluk arkası, baldır ve ayağa yayılan ağrıdır. Hastaların genellikle kalçadan başlayan ve ayağa doğru inen, orta ya da şiddetli ağrıları vardır. Gerçek siyatik ağrısının dizin altına kadar yayıldığını bilmek önemlidir. Hastaların genellikle birkaç gün veya hafta önce başlayan bel ağrıları vardır. Daha sonra bacak ağrıları bel ağrılarından daha şiddetli hale gelir, hatta bazen bel ağrısı tamamen kaybolabilir. Bununla birlikte, uzun süreli siyatik ağrısı olan hastalarda, ağrı kalça ve bacağın arkasına lokalize olabilir.

    Sıklıkla siyatik ağrısının başlangıcında bir travma veya zorlayıcı bir hareket yoktur. Ayakta durmak, oturmak, ağır kaldırmak, hapşırmak ağrıyı arttırabilir. Yatmak genellikle en kontrollü pozisyondur.

    Tanı ve Tedavi

    Tam bir fizik muayene ve hastalık öyküsünün alınması siyatik tanısının konulmasında ilk yapılması gerekendir. Daha sonra siyatik tanısını doğrulayabilmek için sinir kökü germe testleri yapılabilir. Bu amaçla bacağınız düz bir şekilde kaldırılarak siyatik sinir gerilemeye çalışılabilir veya vücut belli pozisyonlara sokularak ağrının tekrarlayıp tekrarlanmadığına veya artıp artmadığına bakılabilir.

    Pek çok hastada bu ağrı kendiliğinden geçer, medikal yardım gereken hastalara genellikle kısa süreli istirahat, hareket kısıtlaması ve non-steroid anti-inflamatuar (NSAI) ilaçlar verilir. Fizik tedavi, germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir ev programı hastanın bir an önce günlük aktivitesine dönmesinde oldukça faydalıdır. Çok şiddetli ve dayanılmaz ağrıları olan veya tetkiklerinde bel fıtığı saptanan hastalar için cerrahi seçenekler vardır. İlerleyen nörolojik defisitleri ve ağrısı olan hastalar, kas kuvvetsizliği olmadan sadece ağrısı olan hastalara göre cerrahiden daha çok fayda görürler.

    C- Belde kas spazmları

    Vücudun doğal ve koruyucu cevap mekanizmalarından biri olan kas spazmı, kas liflerinin yaralanmaya cevaben veya kasın kendisinde veya sinirde olan inflamasyona cevaben olan, istemsiz ve uzamış kasılmasıdır. Beldeki kas spazmları omur, disk ve bağlar gibi alttaki omurga yapılarının hasarı veya yaralanmasının işareti olabilir.

    Kas spazmının belirtisi, yaralanmanın yerine bağlı olarak, boyunda veya belde, şiddetli kas gerginliğinin eşlik ettiği, akut boyun ve bel ağrısıdır.

    Kas spazmları değişik nedenlerden olabilir: Omurgaya veya omurgayı destekleyen kas ve dokulara ani veya uzamış bir travma veya spinal sinirlerde bası veya irritasyona neden olabilecek diğer tip mekanik rahatsızlıklar nedenler arasındadır.

    Kas spazmı nasıl tedavi edilebilir?

    Evde Tedavi

    Pek çok durumda, eğer altta yatan ciddi bir medikal problem veya omurga rahatsızlığı yok ise kas spazmları konservatif bir tedavi ile birkaç gün veya hafta içerisinde geçebilir. Fakat, eğer aşağıdaki şikayetler var ise hemen doktora müracaat etmeniz gerekir:

    İdrar ve /veya büyük abdestini tutamama.

    Bacaklarda veya kollarda kas kuvvetsizliği olması. Yürüyüşün bozulması. Yürünebilen mesafenin gittikçe azalması.

    Bacaklarınıza veya kollarınıza doğru inen ağrı ve/veya uyuşukluk olması.

    Uzandığınızda kötüleşen ağrı olması veya geceleri sizi uyutmayan ağrı olması

    Ateş, kilo kaybı veya diğer hastalık belirtileri ile birlikte olan ağrı olması.

    Eğer bunlardan hiç biri yok ise ağrılı kaslarınızı gevşetmek için ve probleme sebep olan inflamasyonu azaltmak için kendi kendinize yapabileceğiniz şeyler vardır.

    Çoğunlukla böyle bir durumda hemen yatak istirahatı yapılması gerektiği düşünülür. Fakat bu, o kadar doğru bir uygulama değildir. Normal günlük aktiviteye daha düşük bir tempoda ve yaralanmaya sebep olan hareketten kaçınarak devam etmek daha iyidir. Yani uzun süre yatmaktan kaçınmalıdır.

    Yaralanmanın olduğu ilk 72 saat içerisinde, yaralanmanın olduğu kas üzerine, gün içerisinde pek çok kez, 20 dakika süre ile soğuk uygulama yapılabilir. Soğuk inflamasyonu ve şişmeyi azaltır, dokuyu uyuşturur ve yaralanan bölgede ki sinir uyarılarını yavaşlatır. Fakat, soğuk uygulamasını 20 dakikadan uzun yapmak doğru değildir. Çünkü kaslardaki gerilmenin ve dokudaki inflamasyonun artmasına neden olabilir.

    İlk 72 saatten sonra, kas gerginliğini azaltmak ve kan akımını arttırmak için sıcak uygulama yapılabilir. 72 saat beklemek, başlangıçtaki şişme ve inflamasyonun azalması içindir. Sıcak uygulama dehidratasyon ihtimali olduğu için kuru sıcak ile değil ıslak sıcak ile yapılmalıdır. Yani içerisine sıcak su doldurulmuş bir cismin yaralanan yere uygulanması yerine, sıcak su ile ıslatılmış bir havlunun konması, sıcak duş alınması veya jakuziye girilmesi daha doğrudur.

    Aspirin, ibuprofen, acetaminophen veya naproxen sodyum gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçların kullanımı ağrı, şişlik ve sertliği azaltabilir.

    Kısa süreli olarak yumuşak kuşak veya korse kullanımı, inflamasyonlu dokuları veya omurga yapılarını hareketsizleştirerek, kas spazmının azalmasına yardım edebilir. Fakat, kuşak ve korseler uzun süre kullanıldıklarında kasları zayıflattıkları için bundan kaçınılmalıdır. Aksi takdirde daha sonra, kas zayıflığı nedeni ile daha kolay yaralanma olur.

    Eğer şikayetleriniz ilk 72 saatin sonunda belirgin olarak gerilemediyse mutlaka doktorunuza müracaat edin. Çünkü şikayetlerinizin altta yatan sebebi ciddi bir durum olabilir.

    Masaj tedavisi vücudun kas, bağ dokusu, tendon, ligament ve eklemleri gibi yumuşak dokularına basınç veya vibrasyon uygulama yöntemidir. Kasları gevşetmek, ağrıyı rahatlatmak, dolaşımı düzeltmek ve gerilimi azaltmak için uygulanabilir.

    Fizik tedavi esnasında, sıcak ve soğuk uygulama, ultrason, hidroterapi ve masaj gibi farklı tedaviler, kas ağrısı ve gerginliğini azaltmak için birlikte kullanılır. Ultrason uygulamasında kasların içerisine düşük ve yüksek frekanslı dalgalar, kasları ısıtmak ve kan dolaşımını arttırmak için yollanır. Tedavi edici ve germe egzersizleri, kas kuvvetini tekrar sağlamak ve hareket açıklığını sağlamak için uygulanabilir.

    Tekrar Yaralanmayı Önlemek

    Boynunuzun ve belinizin tekrar yaralanmasını engellemek için, omurganızı destekleyen, kas, tendon ve ligamentlerin kuvvetinin ve esnekliğinin sağlanması ve sürdürülmesi önemlidir. Bunu şu yollarla sağlayabilirsiniz;

    Düzenli olarak, belinize aşırı yük bindirmeyen ve eklemlerinizi zorlamayan, bisiklet sürme, yüzme ve yürüme gibi, sporlar yapabilirsiniz. Eğer dışarıda spor ve egzersiz yapma şansınız yok ise evde yürüyüş bandı veya kondisyon bisikleti kullanabilirsiniz.

    Esnekliği sağlamak ve devam ettirmek için hafif germe egzersizleri yapılabilir. Germe aynı zamanda, kaslara olan kan akımının düzenlenmesine de yardımcı olur.

    D- Belde zorlanma ve burkulma

    Zor bir iş gününden, ani bir hareketten veya yaralanmadan sonra ağrıyan bir belde, kaslar ve ligamentlerde zorlanma veya burkulma vardır. Eğilme, bükülme ve ağır yük kaldırma esnasında bele yüklenme olur. Özellikle de bel kasları zayıf olan kişilerde, bu nedenle yaralanma olabilir.

    Omurgayı saran kaslar, çok gerildiklerinde, çok ağır yük altında kaldıklarında, bu kaslarda küçük yırtıklar oluşmasına neden olacak şekilde hareket edildiğinde, belde genellikle zorlanma olur. Ligamentlerin ve kasların yırtılması sonucu, genellikle, kaslarda şişme ve ağrılı spazma neden olan, kas içerisine mikroskobik kanamalar olur. Sıklıkla, yaralanan kaslar dokunmaya hassas hale gelirler. Ağrı ve spazm vücudun size, bir kasın yaralandığını ve daha fazla kullanılmaması gerektiğini söyleme şeklidir. Sonuç olarak, akut ağrının bu döneminde yaralı kası kullanmaktan kaçınmalı, istirahat etmeli, soğuk veya sıcak uygulama yapmalı ve spazmı rahatlatmak için hafif masaj yapılmalıdır.

    Zorlanmış bir beldeki yaralanma değişik şekillerde olabilir; omurgayı destekleyen ve hareket ettiren kaslar yaralanmış olabilir; omurları birbirine bağlayan ve faset eklemleri etrafında güçlü bir kapsül oluşturan bağlar kısmen yırtılmış veya hafif kaymış bir disk ağrının sebebi olabilir. Bu durumların her birinde, insan vücudu genellikle kendi kendine iyileşebilir.

    Bel zorlamaları ve kas spazmları çok sık görülür ve maalesef bu tip yaralanmaları hemen iyileştirecek bit tedavi yoktur. Bununla birlikte, bel zorlanmalarının çoğu non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, kısa süreli istirahat ve yavaş yavaş normal aktiviteye dönme şeklinde bir tedavi ile başarılı olarak tedavi edilebilir. Germe ve kuvvetlendirme egzersizlerinden oluşan bir fizik tedavi programı, hastaların daha çabuk iyileşmelerine yardımcı olur.

    Belinizde zorlanma olduğunda aşağıdaki şikayetler gelişir ise hemen bir doktora müracaat etmeniz gerekir:

    İdrarınızı veya büyük abdestinizi tutamıyorsanız

    Bacak kaslarınızda kuvvetsizlik, yürümenin bozulması, yürüyebildiğiniz mesafenin giderek azalması

    Öksürme, hapşırma ve oturma sırasında artan, bacağınızdan aşağıya doğru yayılan ağrı ve uyuşukluk olması

    Gece sizi uyandıran veya uzandığınızda artan ağrı

    E- Travma

    Spinal travmadan bahsedildiğinde, omurganın kemik yapılarında, yumuşak dokularda ve/veya sinir yapılarında bir yaralanmadan bahsedilmektedir. Bir beyin cerrahının spinal travmada en çok ilgilendiği şey, omurgada bir instabilite olup olmadığı, nörolojik bir yaralanmanın varlığı veya olasılığının olup olmadığıdır.

    Omurganın stabilitesi kemik yapılarda ve ligamentlerde bozulmalar olduğunda bozulur. Omurgada instabilite gelişmesi, omurganın normal yükleri taşıyamamasına, kalıcı deformitelere, şiddetli ağrıya ve bazı olgularda ciddi sinir yaralanmalarına neden olabilir. Sıklıkla, instabilite omurganın kemik parçalarında oluşan kırıklar sonucu gelişir.

    Travma olgularında kırık ve çıkık birlikte olur ve oldukça instabil bir omurganın oluşmasına neden olabilir. Beyin cerrahı daha fazla nörolojik defisitin ve ilerleyici deformitenin oluşmasını engellemek için, instabil bölgeye müdahale ederek mekanik stabiliteyi sağlamaya çalışır.

    Travma sonrası görülen yaralanmalar;

    Kırıklar

    Ligament yaralanmaları

    Kas-iskelet yaralanmaları

    a-Kırıklar ;

    Kompresyon kırıkları

    Bel bölgesinde en çok görülen kırıklar, genellikle düşme sonrası gelişen kompresyon kırıklarıdır. Bu kırıklar direk grafiler ile tespit edilebilir. Kompresyon kırıklarının büyük bölümü, istirahat, ilaç tedavisi ve fizik tedavi ile tedavi edilebilir.

    Patlama kırıkları

    Patlama kırıkları omurganın ön ve orta kolonda yetersizliğe neden olan, güçlü kompresif yüklenme sonucu oluşur. Patlama kırıklarında omurun boyu oldukça azalır.

    Bu kırıklar instabildir ve acil müdahale gerektirir.

    Fleksiyon-kompresyon kırıkları

    Fleksiyon- kompresyon kırıkları genellikle T1 ve L1 seviyesinde olur. Anterior kolonun yetersizlik derecesi, kompresif gücün şiddetine bağlıdır. Bu kırıklarda omur yüksekliğinde biraz azalma olur, fakat orta ve arka kolon sağlamdır. Bu kırıklar stabil kabul edilir.

    Fleksiyon-distraksiyon kırıkları

    Bu kırıklar genellikle otomobillerdeki emniyet kemerleri sebebi ile olur. Bu kırıklarda omurganın her üç kolonunda da yetersizlik gelişir. Hem kemikte, hem bağlarda, hem de diskte yaralanma olabilir. Bu kırıklar instabil kabul edilir ve acil müdahale gerekir.

    Kompresyon- torsiyon- translasyon kırıkları

    Kompresyonun etkileri omur cisminin kenarlarında olur iken, torsiyonel ve translasyonel kuvvetler omur cismini veya diski ve ligamentleri etkiler.

    b- Ligament yaralanmaları;

    Vücut zayıf durumda iken kaslar aşırı gerilmeye tahammül edemez veya ligamentlerde yırtılma olur. Her iki durumda belde zorlama ve burkulmaya neden olur. Bu olduğunda ligament ve eklemleri daha fazla zarardan korumak için spazm, yaralanan bölgedeki kasları hareketsiz hale getirir.

    Ligament yaralanmaları travmatik olaylardan sonra olur ve yaralanmanın şiddetine bağlı olarak iyileşme 6-12 haftayı bulabilir. Yaralanmada ligament zorlanmış, burkulmuş veya yırtılmış olabilir. Bu durumların her birinin tedavisi farklıdır.

    Bel eklemlerini kontrol eden ligamentler kaza sonucu düşme veya kayma sonucu hasar görebilir. Bel burkulması pelvis ligamentlerinin gerilme hasarlanmasından kaynaklanır. Beldeki burkulma sebebi, ayak bileği burkulması sebebine çok benzer ve tedavi ve iyileşme süreci benzerdir. Pelvik ligamentlere sert destek uygulanması ligamentleri, onarılırken ve tekrar güçlü hale gelirken, daha fazla zorlamaktan korur.

    Bel burkulması olan bir hastanın günlük aktivitesini sürdürme olasılığı, ayak bileğinde burkulma olan bir hastanın yürüyebilmesinden daha olasıdır. Bunun en önemli sebebi ayak bileğinde ligamentlerin sert bir bandaj ile desteklenememesindendir. Fakat, unutulmamalıdır ki beldeki ligament hasarının tehlikesi vücudun herhangi bir yerindekinden çok daha fazladır.

    Bel ligament yaralanmalarının en sık sebepleri

    Uzun bir süre ayakta kalmak zorunda kaldığımızda sıklıkla vücut ağırlığımızı bir bacağımızın üzerine bindiririz. Bunu yaptığımızda vücut ağılığımızın üçte ikisi pelvisimizin bir tarafındaki ligamentlere biner. Bu basit hareket omurganın şeklinin bozulmasına ve duruş bozukluğuna neden olur. Sonunda bu ligamentler ciddi bir bel yaralanmasındaki kadar zarar görebilir.

    Kötü duruş ciddi ligament hasarına sebep olabilecek başka bir basit harekettir. Uzun süre sırada beklemek, bir partide ayakta durmak ve alışveriş yapmak yorucudur. Pek çok kişi böyle bir durumda fark etmeden, bu yorgunluğu telafi etmek için bir yana doğru eğilir. Bunu yaptığımızda tüm vücut ağırlığımız pelvis ve belimizdeki ligamentler çekmeye başlar. Bunu sürekli yapmak yıllar içerisinde zarar verir. Bu ligamentlerin sürekli gerilmesine ve gevşemesine neden olur ve sonunda bu ligamentler eklemlerinizi uygun şekilde kontrol edemez. Bu ayakta durmanın yarattığı basit zorlanmanın rahatsızlık, hatta ağrı oluşturmasına neden olabilir.

    İş ortamında yaptığımız kaldırma, eğilme ve dönme hareketleri de ligamentleri sürekli ve tekrarlayan bir zorlanmaya maruz bırakabilir. Eğer ligamentler aşırı gerilir ise bel eklemleri uygun pozisyonda daha uzun süre tutulamaz ve bu ciddi bel burkulması ile sonuçlanabilir.

    Egzersiz belimizdeki kasları güçlendirmek ve ligament yaralanmalarını önlemek için iyi bir yol olmasına rağmen, sportif aktiviteler ligament yaralanmalarının ve bel zorlanmalarının en sık sebebidir. Belimiz zorlanmaya karşı hassastır ve güçlenmek için egzersize ihtiyaç duyar, fakat, bu egzersizler eklemlerimiz için zararlı olabilir. Özellikle aşırı hareketler ve zorlamalar gerektiren sporlar zamanla hasar verebilir.

    Kilo, belde ligament zorlanmasına neden olan bir diğer etkendir. Özellikle de karın bölgesindeki aşırı kilo zararlıdır ve anormal duruşa neden olur. Yağları yakan aerobik egzersizler, kas oluşturan kuvvet egzersizleri ve yoga gibi egzersizler kilonuzu kontrol etmeye yardımcı olur.

  • Dar kanal

    Dar kanal

    Lomber dar kanal, omuriliğin çevresini saran spinal kanalın yavaş yavaş daraldığı ve omuriliğin ve sinirlerin sıkıştığı bir hastalıktır. Bu daralma intervertebral diskin ve faset eklemlerinin dejenerasyonu sonucu oluşur. Bu durumda, intervertebral disklere binen aşırı yük nedeni ile oluşan, osteofit denilen küçük kemik çıkıntılar, spinal kanalın içerisine doğru büyüyerek omuriliğe ve sinirlere bası yapabilir. Faset eklemleri de artritik hale geldiklerinden genişlerler, bu da sinir köklerinin bulunduğu alanın daralmasına neden olur. Omurganın bağları da, özellikle ligamentum flavum (sarı ligament), yaş ilerledikçe daha sert, daha az esnek ve kalın hale gelir, bu da spinal kanalın daha da daralmasına neden olur.Tüm bu süreçler spinal kanalı daraltarak sinir kökleri ve omurilik üzerine bası ve basınç oluşturarak dar kanala bağlı belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.

    Darlık, omuriliğin veya kauda ekuina (omuriliğin en alt ucu)’ nın bulunduğu merkezi bölümde (santral darlık), sinir köklerinin santral kanalı terk ettiği bölümde (yan reses darlığı) veya sinir köklerinin kanal dışına çıktığı yer olan yan foramende (foraminal darlık) olabilir.

    Yaşın ilerlemesi ile birlikte spinal kanalın yapısında belirli bir bozulma olması doğaldır. Belirtilerin ortaya çıkması için spinal kanaldaki darlığın belirli bir sınır aşması gerekir. Ayrıca belirtiler sinir yapıları üzerine olan bası derecesi ile de ilişkilidir. Tüm bunlara rağmen herkeste belirtilerin ortaya çıkması şart değildir, belirtilerin ortaya çıkma zamanı ve şiddeti kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir.

    Spinal darlık (dar kanal) spinal kanalda nöral elemanlar için gerekli alanı daraltan pek çok süreç sebebi ile olabilir. En sık neden dejeneratif nedenlerdir. Fakat, darlığın kalsiyum piyrofosfat kristalleri ve amyloid depo hastalığı ve intradural spinal tümörler gibi sık rastlanmayan nedenleri de var.

    Darlığın neden kuvvetsizliğe ve ağrıya neden olduğu hala pek çok tartışmanın ve araştırmanın konusudur. Spinal darlığın sık belirtilerinden biri olan kalçada ve bacakta olan ağrının sebebi sinir köklerine giden kanı taşıyan mikrovasküler yapılara olan bası olabileceği düşünülmektedir. Fakat, darlığın belirtilerinin sinir yapıları üzerine olan direk basıdan da olabileceği düşünülmektedir.

    Belirtiler

    Bel omurlarında darlık olan bazı kişilerin hiçbir şikayeti olmayabilir. Bazı kişiler ise bel bölgelerinde hafif bir rahatsızlık hissedebilir, bir bölümü de yürümekte güçlük çekebilir. Belirgin spinal darlığı olan hastalar ise, kalçalarında, uyluklarında ve bacaklarında ayakta durma ve yürüme ile artan ve istirahatla geçen ağrıdan yakınırlar. Bazı hastalarda ise hiç bel ağrısı olmaksızın bacak ağrısı ve kuvvetsizlik olabilir. Hastaların şikayetleri sinirlerin bulunduğu alanın genişlemesini sağlayan bazı vücut pozisyonlarında azalabilir. Bu pozisyon genellikle, öne doğru eğilmedir. Bu nedenle bu hastalar ağrı duymaksızın bisiklet kullanabilir ve yukarıya eğimli yolu yürüyebilir. Fakat merdiven inerken, eğimli yolu aşağıya doğru yürürken şikayetleri genellikle artar.

    Spinal darlığın belirtilerinin ortaya çıkışı ve şiddeti pek çok faktöre bağlıdır. Bunlar spinal kanalın başlangıçtaki genişliği, etkilenen sinirlerin hassaslığı, hastanın bireysel ihtiyaçları ve hastanın ağrıya olan dayanıklılığıdır.

    Tanı

    Dar kanalın tanısı, tam bir hastalık öyküsü alınması ve fizik muayene ile başlar. Doktorunuz, hangi bulgu ve belirtilerin olduğunu ve neylerin bu bulgu ve belirtilerin artmasını veya azalmasını sağladığını saptar. Fizik muayene, durumun ne kadar ağır olduğunun saptanmasında, ve bu durumun vücudun herhangi bir bölümünde kuvvetsizlik ve uyuşukluk veya hissizlik yapıp yapmadığının belirlenmesinde önemlidir. Nörolojik muayene ile vücudun belli bir bölgesinde kuvvetsizlik veya duyu bozukluğunun saptanması, dar kanal sebebi ile olan kronik sinir kökü basısının en objektif kanıtıdır. Darlığın varlığını veya yokluğunu saptayabilecek bir laboratuar testi yoktur. Bel omurlarının röntgen filmleri, omurgada olan dejenerasyonun derecesini belirlemede yardımcıdır, bu da bize spinal darlığın olup olmadığı konusunda indirek de olsa fikir verir. Direk grafiler omurgada instabilite olup olmadığının belirlenmesinde de yardımcıdır.

    BT omurganın kemik anatomisini çok iyi gösterir. Bu nedenle darlığın ve darlığın yerinin gösterilmesinde vazgeçilmez bir araçtır. MRG yumuşak dokuların ve disklerin durumunu göstermede çok faydalı bir yöntemdir. ( EMG (elektromiyografi) hangi sinirlerde ne derecede tutulum olduğunun gösterilmesinde yardımcı olur.

  • Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    BEL FITIĞI NEDİR?

    Omurga, omur adı verilen birbirine bağlı bir dizi kemik yapıdan oluşmuştur. Disk denilen yapı; omurları birbirine bağlayan ve omurlar arası yastık gibi işlev gören sağlam bir bağ dokusudur. Diskler, anulus fibrosus adı verilen sağlam bir dış tabakadan ve ortasında jel yapıdaki nukleus pulposusdan oluşur. Bu yapının işlevini arabalardaki amortisörlere benzetebiliriz. Kişi yaşlandıkca ortadaki bu jel yapı su iceriğini kaybederek bozulur ve yastık görevini daha az yerine getirmeye başlar. Bu durum, disk merkezinin dış tabakadaki bir çatlak yoluyla yer değiştirerek disk fıtıklaşması (bel fıtığı) denilen durumu oluşturmasına neden olur. Fıtıkların çoğu bel omurlarının tam bel bölgesinde ve belin hemen altında bulunan son 3 disk mesafesinde oluşmaktadır.

    Fıtıklaşmış bir disk, bel ağrısı oluşturabildiği gibi, omurgadan çıkan sinirlere baskı oluşturabilir ve siyatik olarak adlandırılan bacaklarda ağrı, uyuşma ve ayakta güçsüzlüğe neden olabilir. Bel ve bacak ağrısının bel fıtığının dışında birçok başka sebebi de (kas-kemik- sinir dokusu bozuklukları, bazı enfeksiyonlar, doğumsal yapısal bozukluklar vb. gibi) bulunmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanının dikkatli yapılması gereklidir.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    Ani gelişen bel fıtığı olan hastaların yaklaşık %80- 90’ı, cerrahi müdahale olmadan iyileşebilmektedir. Doktorunuz genellikle cerrahi dışı yöntemler ile tedaviye başlayacaktır. Şayet ağrınız nedeniyle hâlâ günlük yaşam aktivitelerinizi yerine getiremiyorsanız, ciddi güc kaybı veya idrar tutamama gibi sorunlar varsa, hekiminiz size cerrahi tedaviyi önerebilir. Cerrahi tedavi bazı gecikmiş durumlarda bacağınızın eski gücünü tam olarak geri getiremese de daha da gücsüzleşmesini önler ve bacak ağrınızı geçmesine yardımcı olur. Cerrahi genellikle sizi bacak ağrısından kurtarmak için önerilir ve bu konuda %90’ın üzerinde başarıya sahiptir, fakat ameliyat sonrası tavsiyelere cicciye alınarak uyulması gerekmektedir..

    BEL FITIĞINDA ACİL AMELİYAT GEREKEBİLİR Mİ?

    Bazen fıtık bacağa giden sinir köküne bası yaparak bacakta belirgin güc kaybına hatta ayağın tam kuvvetsizliğine neden olabilir ve bu nedenle acil ameliyat gerekebilir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir. Çok nadir olarak büyük bir fıtık, mesane ve bağırsak kontrolünü sağlayan sinirlere baskı yaparak bu kontrolün ortadan kalkmasına neden olabilir. Hasta istem dışı idrar kaçırmaya başlar. Bu durum genellikle kasık veya cinsel bölgede hissizlik ile birliktedir. Bu durum bel fıtığı nedeniyle acil cerrahi gerektiren birkaç durumdan biridir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT DIŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Doktorunuz size cerrahi dışı tedaviler olarak kısa süreli istirahat, ödemi azaltmak için antienflamatuar tedavi, ağrıyı kontrol altına almak için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersizler veya epidural ilaç enjeksiyonu tedavisi önerebilir. Şayet size istirahat önerildi ise önerilen süre kadar yatak istirahatı yapmaya özen gösteriniz. Çok uzun süreli yatak istirahatı, eklemlerde sertliğe ve kaslarınızda güçsüzlüğe neden olarak ağrıyı azaltacak hareketleri yapmanıza engel olur. Tedaviniz sırasında doktorunuza tekrar calışmaya ne zaman başlayabileceğinizi sorunuz. Doktorunuz tedaviye başladıktan sonra, belinizi zorlamadan günlük yaşam aktivitelerinizi nasıl yapacağınıza dair eğitim verebilir. Ameliyat dışı tedavinin amacı; sinir ve disk zedelenmesini azaltmak, omurgayı korumak için fizik kondüsyonu geliştirmek ve genel vücut işlevselliğini arttırmaktır. Bu, bel fıtığı hastalarının coğunda ancak birden fazla tedavi yönteminin bir arada uygulandığı düzenli bir tedavi programı ile gercekleştirilebilir.

    Hekiminiz sizi egzersiz programına hazırlayabilmek için ağrınızı azaltmak ve kas spazmını çözmek için bazen öncelikle ultrason, elektrik uyarımı, sıcaksoğuk uygulamalar ve yüzeyel yöntemleri önerebilir.

    Traksiyon (germe) da bazı hastalarda sınırlı ağrı kontrolü sağlayabilir. Bazen de doktorunuz fıtığınızı aslında iyileştirmeyecek olmasına rağmen, ağrınızı azaltmak için çelik çubukları bulunan veya esnek bel korseleri kullanmazı önerebilir. Ciddi ve bilimsel olarak yapılması şartıyla manüplasyon (bel çekme), spesifik olmayan bel ağrılarında kısa süreli bir iyileşme sağlayabilirse de bel fıtığı vakalarında coğunlukla önerilmemektedir.

    Bel veya bacak ağrılarınızı azaltmak için öncelikle hafif germe egzersizleri ve postür değişiklikleri önerilmelidir. Ağrınız azaldıktan sonra esneklik kuvvet ve dayanıklılığınızı geliştirecek ve normal günlük yaşantınıza dönmenize yardımcı olacak daha etkin egzersizler yapılabilir. Egzersizlere başlandıktan sonra iyileşme durumuna göre egzersiz tipi şekillendirilmelidir. Ev egzersizleri ve germe programlarını öğrenmek ve devam ettirmek tedavinin önemli parçalarıdır.

    İLAÇ TEDAVİSİ VE AĞRI KONTROLÜ

    Ağrıyı kontrol altına almak için kullanılan ilaçlara analjezik ilaçlar (ağrı kesiciler) denir. Çok sık olmamakla birlikte bazen kas gevşeticiler önerilebilir. Şayet şiddetli ağrınız varsa doktorunuz kısa bir süre için narkotik ağrı kesicileri kullanmanızı önerebilir. Bu ilaçları sadece ihtiyacınız dahilinde kullanınız. Aksi taktirde uzun süre ve yüksek dozda kullanmanız daha hızlı iyileşmenize neden olmayacağı gibi kabızlık ve uyku hali gibi istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bu ilaçlara bağımlı hale gelebilirsiniz. İlaçların tamamı sadece önerildiği şekilde kullanılmalıdır. Doktorunuza kullanmakta olduğunuz ilaçları tam olarak bildiriniz ve verilen tedaviden fayda görüp görmediğinizi belirtiniz.

    Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAİİ) da ağrı kesicilerdir ve ayrıca bel fıtığının bir sonucu olarak ortaya çıkan ödem ve yangıyı azaltmak için kullanılırlar. Şayet doktorunuz size ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar önerdiyse mide ağrısı gibi yan etkileri yönünden dikkatli olmalısınız.

    Ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımlarında ortaya çıkabilecek problemler açısından doktorunuzun kontrolünde olmalısınız. Şayet şiddetli bacak ağrınız varsa epidural enjeksiyonlar veya ‘bloklar’ önerilebilir. Bunlar epidural mesafeye (spinal sinirlerin etrafındaki boşluk) bu teknik üzerine özel olarak eğitim almış bir doktor tarafından yapılan kortikosteroid karışımlı ilaç enjeksiyonlarıdır. İlk enjeksiyondan sonra aralıklarla birkaç kez daha aynı işlem tekrarlanabilir. Bu tedaviler genellikle kapsamlı bir tıbbi tedavi programının bir parçası olarak uygulanmaktadır. Bu enjeksiyonların amacı sinir ve diskin enflamasyonunu (yangısını) azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları doğrudan belde ya da kalçada ağrıyan yumuşak doku veya kas içine bazen kortikosteroid ile birlikte yapılan lokal anestezik madde enjeksiyonlarıdır. Ağrını kontrol altına alınmasında sıklıkla yararlı olmasına rağmen tetik nokta enjeksiyonlarının bel fıtığı üzerine direk iyileştirici bir etkisi yoktur.

    BEL FITIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı; Bel bacak ağrısına ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire baskısını ortadan kaldırmaktır. En sık kullanılan yöntem her zaman mikroskop kullanmak şartıyla diskektomi veya sadece fıtıklaşan disk parçasının temizlendiği parsiyel (kısmi) diskektomidir. Diski net olarak görebilmek için bazen, diskin arka tarafında bulunan lamina denen kemiğin bir kısmını çıkarmak gerekebilir. Alınan kemik çok az bir parça (hemilaminatomi) veya daha geniş bir kısım (hemilaminektomi) olabilir. Bazı uygun vakalarda endoskopik sistem kullanılır. Bu ameliyat çoğunlukla genel anestezi altında yapılır ancak hasta koşullarına gore bazen spinal anestezi denilen yöntemle uyutmadan da yapılabilir. Hasta ameliyat masasına yüzüstü, genellikle de dizüstü pozisyonda yatar. Fıtıklaşan diskin üzerinde cilde kücük bir kesi yapılır ve omurganın üzerindeki kaslar kemikten sıyrılır. Fıtıklaşmış disk ve kopan parçaları çıkarılarak sinir sıkışıklığı giderilir. Osteofit denilen kemik çıkıntılar da sinire baskı oluşturabilecek herhangi bir şey kalmaması için temizlenir. Mikrocerrahi yöntemle genellikle kanama çok az olur ve kan kullanılmaz.

  • Bel fıtığı nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Bel fıtığı günümüzde sıkça rastlanılan sağlık problemlerinden tekidir. Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesidir olduğundan gündelik yaşamda yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır.Bel fıtığının birçok sebebi vardır. Bel fıtığının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve en sık mekanik nedenler baskındır. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev gören bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Omurlar arasındaki disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet etmektedir.. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus olarak adlandırılan jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus denen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerdeyse her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar bulunmaktadır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denilmektedir. Bel fıtıkları bulging(taşma), protrüzyon, ektrüzyon ve sekestrasyon olmakla beraber üzere 4 evrede değerlendirilir.Bel fıtığı Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, taşma derecesine göre omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkışmakta böylece bel ağrısı ile ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgularda eşlik edebilmektedir. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır. Vücut yaşlandıkça omurgalar arasındaki diskler esnekliğini ve şok emici özelliklerini kaybeder ve dejeneratif disk hastalığı dediğimiz yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.Bel fıtığı riski altında olanlar halter gibi yüksek riskli sporlarla uğraşanlar,zayıf bel ve karın kasları olanlar,aşırı kilolu olan kimseler,ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar,hamileliğin son aylarında olanlardır,uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler,duruş bozukluğu olan kimselerdir.

    Bel fıtığı tanısı yapıldıktan sonra, çekilen MRI ile fıtığın dereceside ameliyat kararında etkilidir ancak her fıtık ameliyat gerektirmeyebilir. Tumor, abse gibi bazı durumlarda cerrahi müdahale gereklidir.

  • Bel fıtığı ameliyat seçenekleri

    Bel bölgesinde 5 adet omurga ve bunların arasında da disk denilen yapılar vardır. Sağlıklı bir bel; omurga, omurgayı birbirine bağlayan eklemler, bağ yapıları, diskler, omurilik kesesi ve kasların normal anatomik beraberliği ile olanaklıdır. Gövdenin tüm ağırlığının bacaklara aktarımı bel bölgesinde yerleşik bu yapılar aracılığıyla olur. Bu yapılardan bir veya birkaçında oluşabilecek sorunlar, bel ağrısına neden olur. Tıpta lomber disk hernisi denilen ancak günlük kullanımda hastaların bel fıtığı olarak adlandırdıkları hastalık, omurgalar arasındaki disk denilen yapılardan gelişmektedir. Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır. Bel fıtıklarının çoğu son 2 disk yapısından kaynaklanır. Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Sizin şikayetlerinizi ve hastalık öykünüzü dinlemek, muayenenizi yapmak, gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri uygulamak sonrasında tanınızı belirledikten sonra tedavi planında temel olarak önümüzde 2 seçenek olacaktır. Bunlardan biri istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir. Diğer tedavi yöntemi ise cerrahidir. Beyin ve sinir cerrahi uzmanı olarak bunlardan hangisinin uygun olduğuna yukarıda belirttiğim süreç sonrasında karar verip size öneride bulunacağım. Cerrahi tedaviye karar vermemde temel etkenler: Hastanın sosyal ve iş yaşamını ileri derece etkileyen ve dinlenme-ilaç tedavisine yanıt vermeyen ağrı, idrar ve gaita sorunları, bacakta ve/veya ayakta kuvvet kaybıdır.

    Özellikle son yıllarda cerrahi tedavi konusunda hastalarımızın akıllarında bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Bu yazıyı yazmamın amacı da cerrahi tedavi seçeneklerini daha anlaşılır bir dille sizlere anlatmaktır. Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Lomber disk hernisi olan hastaya açık diskektomi, mikrodiskektomi veya tam kapalı (endoskopik) diskektomi ameliyatı önerilebilir.

    Açık diskektomi ameliyatı genel anestezi altında, hasta yüzüstü veya diz-dirsek pozisyonunda uygulanır. Ciltte yapılan 2-4 cm’lik kesiden yapılır. Daha sonra kas dokusu sıyrılarak ekartör yerleştirilir. Omurganın arkasındaki kemik dokudan küçük bir pencere açılarak, hemen altındaki bağ dokusuna ulaşılır ve bu dokunun bazen alınarak bazen bağ dokusunda da küçük bir giriş yeri açılmasını takiben omurilik kesesi ve buradan çıkan sinir kökü görülür. Sonrasında hastada yakınmayı artıran sinir köküne basan fıtık parçası görülür ve çıkarılır. Daha sonra fıtığın oluştuğu disk mesafesine girilerek diskektomi işlemi yapılır ve kanama kontrolu yapıldıktan sonra ameliyat sonlandırılır.

    Mikrodiskektomide (mikroskop kullanılarak yapılan bel fıtığı ameliyatı) ise daha küçük cilt kesisi kullanılır ve daha az kas dokusu ekarte edilir. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası DAHA AZ KAS SPAZMI, YANİ DAHA AZ AĞRI demektir. Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 BOYUTLU ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır.

    Ben mikrodiskektomi sonrası hastalarımı 6 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın geceyi daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastaların geceyi ağrısız geçirmelerini sağlamak için anestezi uzmanı arkadaşlarımın hazırladığı, PCA denilen dijital hasta kontrollü ağrı önleme cihazı kullanıyorum. Bu cihaz ağrı kesici özelliği oldukça yüksek olan ilaçları hastaya düzenli olarak vermekte, hasta ağrı hissetiğinde cihazın düğmesine basarak EK DOZ ilaç alabilmektedir. Ancak cihaz dijital özelliğinden dolayı hastaya verilebilecek dozu kendi ayarlamakta, belli bir doz sonrasında ilacı vermemektedir. Böylece hastaların geceyi maksimum konforda geçirmesi sağlanmaktadır. Hastalar çoğunlukla 1-2 gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilmektedir. Ameliyat sonrası süreç için ‘Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Merak Ettikleriniz’ başlığına bakabilirsiniz.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı (full endoscopic) bel bölgesinde arkadan veya yan taraftan girilerek yapılır. Yan taraftan yapılan endoskopik girişimde bütün diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Son 10 yılda endoskopik yöntemler tıpta çok güncel hale gelmiş ve beyin cerrahisinde de kendine önemli bir yer edinmiştir. Bel bölgesinde yan taraftan girilerek yapılan tam kapalı bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştrilir. Bu nedenle hastanede günübirlik yatış yapılmakta, hastalar ameliyattan 6 saat sonra taburcu edilebilmektedir.

    Ben tam kapalı bel fıtığı ameliyatı sonrası hastalarımı 4 saat sonra ayağa kaldırıyorum. Bu erken hareketlenme hastanın günü daha rahat geçirmesini ve tuvalet gereksinimini kendisinin yardımsız yapmasını sağlıyor. Hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu oluyorlar.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı KOMPLİKASYON ORANI OLDUKÇA DÜŞÜK VE HASTA KONFORU SON DERECE YÜKSEK bir ameliyattır. Hastalar ameliyat sonrası hastaneden aynı gün taburcu edilmekte ve evde 3 gün dinlenme sonrası işlerine dönebilmektedirler.Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için hastanın uygun olup olmadığı kararı beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir.

    Tüm bu ameliyat çeşitlerinden hangisinin hasta için uygun olduğu kararı ise beyin cerrahınındır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için belirli kriterlerin sağlanması gerekir. Bu operasyonlar sonrası nüks oranlarına baktığımızda; genellikle %5-12 arasındadır.

    Sağlıklı günler dilerim.

  • Bel fıtığı olan hastalarımız dikkat lütfen!

    Bel fıtığı tanısı olan veya bu nedenle ameliyat geçirmiş hastalarımız, lütfen yukarıdaki grafiğe dikkat ediniz. Bu grafik, kişinin duruş veya oturuş durumuna göre bel omurları arasında yer alan diskin (yani bel fıtığının kaynaklandığı yerin) basıncındaki değişimleri gösteriyor. Diskin basıncı en düşük: Yatar durumda, En yüksek: Oturur pozisyonda bir şey kaldırmaya çalışırken görülmekte.

    Hastalarımıza her zaman; ofiste veya evde oturarak çalışırken, evde-işyerinde veya herhangi bir ulaşım aracında otururken her saatte bir 10 dakika ayağa kalkmayı ve yürümeyi öneriyoruz. Grafikte görüldüğü gibi oturur durumdan ayağa kalkınca disk içi basınç %35 dolayında azalmakta. Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta da öne eğilince ve ayrıca öne eğilerek bir şey kaldırınca da disk içi basıncın belirgin derecede arttığı.

    Otururken en düşük basınç, sandalye ve koltukta dik pozisyonda otururken sağlanıyor. Bu nedenle otururken duruşumuzu dik tutmak ve ofiste olası ise ortopedik uygunluğu belgelenmiş sandalyelerde oturmak ve her zaman bel desteğinin olmasını sağlamak, bel sağlığını korumak için en önemli etkenler arasında sayılabilir. Yine yatarken sırt üstü yatma durumunda, yan yatmaya göre disk içi basınç üçte bir azalmaktadır.

  • Skolyoz (omurga eğriliği) nedir, kimlerde görülür?

    Skolyoz, omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğidir. Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında yukardan aşağıya yani boyun, sırt ve bel bölgelerinde düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir. Bu eğilmeler omurganın sadece bir bölgesinde olabileceği gibi birden çok bölgesinde ve farklı yönlerde de olabilir.

    Skolyoz daha çok ergenlik yaşlarında karşımıza çıkar ve erken dönemlerde müdahale edilmediği takdirde hem görüntü hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde telafisi zor hasarlara yol açabilir. Omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, bel çukurlarındaki çarpıklık, bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması, sırtta bir tarafta kemik kabarıklık (kürek kemiğinde tümsek görünümü), vücut dengesinde sağa yada sola kayma skolyozun belirtileridir. Uzun süre oturma veya ayakta durma sonucunda omurgada yorulma olabilir. Bağların zorlanması sonucu devamlı ağrı duyulabilir. Omurga yana doğru eğildikçe, dengeyi koruyabilmek amacıyla, ters yöne doğru ikinci bir eğrilik oluşabilir. Omurgadaki ilk eğrilik ne kadar büyük ise, büyüme tamamlandıktan sonra durumun daha da ilerleme ihtimali o kadar fazladır.

    Skolyoza neyin sebep olduğu tam olarak bilinmiyor. Toplumda yaklaşık %2 ila 4 oranında görülen skolyoz doğuştan gelebileceği gibi, çocukluk ve erişkinlik çağlarında da oluşabiliyor. Skolyoz kız çocuklarında 10 kat fazla görülüyor. Doğuştan olabileceği gibi, çocuk felci, beyin felci ya da kas erimesi gibi hastalıklara bağlı da olabilir. Ailesel yatkınlığın neden olabileceği düşünülüyorÖzellikle 10 yaş civarlarında skolyozun erken teşhisi, tedavi süreci için büyük önem taşıyor.

    Çeşitli sağlık sorunlarına da yol açabilen skolyozun tedavisi için korse tedavisi ve cerrahi seçenekler kullanılıyor. Ameliyat korse tedavisi ile durdurulamayan veya hekime müracaatlarında yüksek eğrilikleri olanlarda uygulanır ve birçok hastada tama yakın düzelme sağlanır.

  • Kanal darlığı (stenoz)

    Bel fıtığından sonra en sık görülen hastalıktır. Omurilik, omur gövdelerinin arkasındaki kanalda bulunan bir yapıdır. Başın hemen alt kısmından başlayarak aşağıya uzanır. Omurgada boyun, göğüs, bel ve sakral bölge olmak üzere 4 ayrı omur grubu vardır. Omurilik kanalı daralması daha çok bel ve boyun bölgesinde görülür.

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıya denir.

    Doğuştan veya yaşlanmaya bağlı gelişen kireçlenmeye bağlı olabilir. Omurlar arası disklerin yaşlandıkça su içeriğinin azalması, aşırı kilolu hastalarda faset eklemlerin içe doğru büyümeleri, omurlar arkası bağın kalsifiye olarak (kireçlenerek) omuriliği önden, omurilik arkasında yer alan sarı bağın kalınlaşarak arkadan bası yaratması bel omurilik kanalı daralmasında ana etkenlerdir.

    Boyun omurga kanalının darlığı; ellerde ve bacaklarda uyuşukluk, güçsüzlük, yürüme bozukluğu ile kendini gösterir. Hasta ince el işlerini yapamaz.

    Bel omurga kanalının darlığı; bu hastalarda yürürken bacaklarda uyuşukluk ve ağrı olabilir. Uzun mesafe yürüyemezler. Dinlenmek zorunda kalabilirler. Bu nedenle az hareket ederler. Genellikle orta yaş üstü hastalarda görülür.

    Kanal darlığının tedavisi cerrahi müdahale ( ameliyat) ile olur. İlaç ve fizik tedavi bir süreden sonra yetersiz gelir. Dar kanal hastalarının çoğunda ameliyattan sonra ağrılar azalmakta ve ameliyattan 6 ile 9 ay sonra tüm aktivitelerinde belirgin düzelme ve artış görülmektedir. Günlük aktivitelere ve normal bir yaşama dönülebilmesi için genellikle ameliyat sonrası bir egzersiz programına başlanır.

  • Epiduroskopi

    Omurgamızın arkasında, yukarıdan aşağıya uzanan omurilik ve sinirlerimizin yer aldığı bir kanal bulunmaktadır. Bu kanal içindeki omurilik ve sinirlerin etrafı dura adı verilen güçlü bir zarla çevrilmiştir. Bu güçlü zarın dış kısmına “epidural alan” denir. Epiduroskopi; ucu her yöne kıvrılabilen bir endoskop kullanılarak epidural mesafeye bakmak demektir.

    Fleksible, yani ucu her yöne kıvrılabilen fiberoptik endoskop ile bel bölgesindeki anatomi ayrıntılı olarak görüntülenerek video-kamera sistemi ile değerlendirilir, fıtıklara lazer uygulanarak, onların küçülmeleri sağlanır, yapışıklıkların mekanik olarak temizlenmesi sağlanır, sinir sıkışmaları düzeltilir ve ilaç enjeksiyonları yapılarak dokuların fizyolojik sağlıklarına tam olarak kavuşmaları sağlanır.

    Cerrahi gerektirecek kadar büyük olmayan ancak inatçı bel ve bacak ağrılarına neden olan bel fıtığı ve sinir sıkışmalarında uygulanır. Çoğunlukla fizik tedavi uygulamaları ve ilaç tedavilerinden fayda görmeyen bu hastalar için epiduroskopi en son geliştirilen yöntemlerden birisidir. Epiduroskopi, bel bölgesinde bir veya iki değil, daha fazla mesafede yaygın fıtıklaşmaları olan hastalarda başarı ile uygulanabilmektedir. Ayrıca, epiduroskopi ile daha önce bel bölgesinden ameliyat olmuş ancak şikâyetleri geçmemiş veya yeterince azalmamış hastalar da çok yarar görmektedir. Bu hastalardaki yapışıklıklar epiduroskopi ile açılır ve ameliyatın olumsuz etkileri giderilir. Kısa süreli bir yöntemdir ve yaklaşık 30 dk sürer. Yalnızca fleksible fiberoptik endoskop kullanıldığı için sinir ve damar yaralanma riski yok denecek kadar düşüktür. Girişimden 4 saat sonra hasta yürüyebilir ve günlük yaşamına dönebilir.

  • Bel kayması (spondilolistezis)

    Omuriliğin içinden geçtiği omurların dizilişinin bozulması, omurların diğer omurların üstüne binmesi ya da sağa ya da sola çıkıntı yapması, buna bağlı olarak etrafındaki sinirleri ve dokular zedelemesi, bel kayması (spondilolistezis) olarak adlandırılır.

    Omurgamız 24 tane omurdan oluşur. Bu omurlardan kalçadan itibaren ilk beşi L1-L5 olarak adlandırılır. Bel kayması bu omurların bulunduğu kısımları etkiler. Bu kayma olayı sonucunda, omurganın içinden geçen omuriliğimiz sıkışır ve her iki bacakta ağrı, uyuşukluk ve yanma gibi şikâyetler meydana gelir. En çok karşılaşılanları, yaşlılıkta görülen yıpranmaya bağlı kaymalar, ameliyat sonrası gelişen kaymalar ve çocukluk çağında omurlardaki doğumsal sorunlara bağlı gelişen kaymalardır. Görülen belirtiler arasında bel ve kalça ağrısı; bacaklarda hissizlik, ağrı, kas gerginliği, güçsüzlük, bel kavisinde artış veya yürümede güçlük sayılabilir. Bu belirtilerde dinlenme ile geçici bir rahatlama olsa da genellikle ayakta durma, yürüme ve diğer hareketlerle ağrılar artar. Bel kayması rahatsızlığının en tipik belirtisi yürürken sık sık durma ihtiyacı hissetmektir. Yürürken birdenbire bacaklarımıza bir ağrı girer ve durmak zorunda kalırız. Biraz dinlendikten sonra tekrar rahatlıkla yürür hale geliriz. Yürürken çok kısa süreler içerisinde durmak belde bir kanal darlığının işaretidir. Kanal darlığı ise genellikle bel kayması ile de oluşan bir rahatsızlıktır. Bunun dışında her iki bacakla uzun süre ayakta durmakla, uzun süreli oturmakla oluşan uyuşukluklar ve yanmalar bel kayması için belirti olabilecek niteliktedir. Geceleri bacaklara sık sık kramp girmesi ve sık sık tutulması yine bel kaymasının bir belirtisi olabilir.

    Bel kaymasının tedavisinde, ağrıların ağır olmadığı veya belli aralıklarla hissedildiği durumlarda ameliyata gerek duyulmaz ağrı kesicilerle, dinlenme tavsiye edilir. Hastanın durumuna göre ilaç ve fizik tedavi ile desteklenir, ağrının şiddetli olduğu durumlarda ya da hastanın ameliyatı reddettiği durumlarda ağrılı omurlar arasına enjeksiyon (epidural kortizon) yapılır o bölgeye ağrı dindiriciler verilir fakat bu işlem hastanın tedavisini sağlamaz sadece geçici bir rahatlama sağlar. Kesin tedavi cerrahidir. Çünkü bel kayması, hastanın bir süre sonra yürümesini tamamen engeller ve kişiyi evine ve yatağa bağlı hale getirebilir, daha da ilerlerse cinsel güç kaybı veya idrar kaçırma gibi istenmeyen sonuçlar olacaktır. Birbiri üzerine kayan omurlar vidalar ile tespit edilir. Konulan kemiklerin kaynaması beklenir. Bu süre yaklaşık 12-18 aydır.