Etiket: Bel

  • Bel ağrısı niçin önemlidir?

    Bel ağrısı günümüz toplumunun %60-85 inde hayatın her hangi bir döneminde görülebilen, sebebleri çok çeşitli olan bir sendromdur. Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin yüksek olmasının yanında, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir.

    Bel ağrıları yaygın sanılanın aksine, kaçınılmaz olan yaşlanmanın sonucu değildir. Tüm organlar gibi omurganın aşınıp yıpranması da fizyolojik bir olaydır. Omurganın zamanla esnekliği yitirerek sertleşmesi, gittikçe zayıflayan kaslara karşı ek dayanıklılık sağlayan bir denge unsurudur.

    Bel ağrısı bütün yaşlarda görülebilir. Hatta 15 yaşında dahi bel fıtığına bağlı bel ve bacak ağrısı gelişip ameliyat olan hastamız mevcuttur. Kronik hastalık tedavisi açısından kalp hastalıklarından sonra 2. sıradadır. Bel ağrısının önemi özellikle sanayi kesiminde ve çalışan toplumda ortaya çıkmaktadır. Ağrı nedeniyle iş günü ve iş gücü kaybı yüklü bir yekün tutmaktadır.

    Bel ağrısı olan hastaların % 70-80’i ilk akut ataktan sonra her hangi bir tedaviye gerek kalmadan iyileşebilmektedirler. % 20-30 unda ise 2. – 3. tekrar olabilmektedir. Burada önemli olan bu tekrarların gelmesini önlemektir. Çünkü tekrarlarla ağrı kronikleşir ve hasta bel ağrısı nedeniyle hiç iş yapamaz hale gelir. Bunu önlemek de belin eğitimi ile olur. Kişinin belini tanıması, belin hangi hareketle ne kadar zorlanacağını bilmesi, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl korunabileceğini öğrenmesi gereklidir.

    Bel ağrısının oluşumunda, omurgadaki yıllara bağlı aşınıp yıpranma yanısıra, omurganın uygun olmayan duruşu (kötü postür) ve beli zorlayan bedensel hareketler sorumludur. Bunun için günlük yaşantıda ve mesleki çalışmalarda doğal olmayan bedensel davranışların neler olduğu tanımlayıp, doğrusunu öğrenip omurganın aşırı zorlanmasını önlemek gerekir. Bel koruma prensipleri, yalnız akut ağrılı dönemde değil, tüm yaşam boyunca gereklidir. Üstelik bunlar, hiç de zor olmayan doğal davranışlardır.

  • Omurga ve omurilik cerrahisi

    Omurga Cerrahisi

    Omurga cerrahisi dediğimiz zaman kafa tabanı-boyun omurga bileşkesinden başlayıp sakrum kemiğini içine alarak kuyruk sokumuna kadar uzanan tüm omurga bölgelerini içerir. Omurganın birçok hastalıkları en çok bel bölgesinde karşımıza çıkmakla beraber boyun omurgasında, sırt omurgasında ve sakrumda görülebilmektedir. Omurgayı tutan hastalıklar doğuştan olabileceği gibi sonradan da yaş ilerledikçe karşımıza çıkabilmektedir. Doğuştan olan omurga hastalıklarını oluşturan konjenital skolyoz, kifoz, kifo-skolyoz, omurganın gelişimsel bozukluklara bağlı görülebilen spina bifida, omurganın formasyon ve segmantasyon anomalileri bunlardan bazılarıdır. Adelosan idiopatik skolyoz ise gelişme çağında pubertede sıklıkla karşımıza çıkar ve bunların bir kısmı ilerleyerek cerrahi tedavi gereksinimi doğurur. Yaş ilerledikçe omurlar arasında olan disk dokusu yaşlanmaya, içerisindeki sıvı miktarı azalmaya başlar. Omurlar arasındaki disk dokusunun dejenerasyonu ile omurgadaki dejenerasyon (bozulma ve yaşlanma) süreci başlamış olur. Disk yapısının bozulması sonrasında omurlar arasındaki eklemlerde dejenerasyonlar ve eklem kapsüllerinde gevşemeler oluşur. Bu süreç ilerlerse eğer karşımıza omurilik kanalında daralma (spinal stenoz), omurların birbiri üzerinde kayması (spondilolistezis) ve dejeneratif skolyoz tabloları çıkabilir. Omurganın yukarıda bahsedilen dejeneratif hastalıkları genellikle orta yaştan sonra (50-55 yaş sonrasında) ilerliyerek karşımıza çıkar ve oldukça ağrılı bir süreçtir. Bunların dışında omurganın düşme veya trafik kazası sonrası görülen kırıkları ve kaymaları, omurga tümörleri, omurganın iltihabi hastalıkları (bakteriyel diskitis ve omurga tüberkülozu gibi) ve daha önce geçirilmiş omurga operasyonları sonrası gelişen bazı problemler (düz bel sendromu, psödoartroz, komşu segment hastalığı, başarısız bel sendromu) sayılabilir. Omurga cerrahisinde uygulanılan yöntemler; mikrocerrahi, endoskopik disk cerrahisi, minimal invazif cerrahiler, füzyonsuz enstrümantasyon teknikleri (dinamik stabilizasyon), total disk protezleri ve füzyonlu enstrümantasyon cerrahilerini içermektedir. Omurga cerrahisinde uygulanan bu teknikler hem hastanın kliniğine ve patolojisine, hem de cerrahın deneyimine ve tercihine göre değişebilmektedir.

    Omurilik Cerrahisi

    Spinal kord veya omurilik boyun bölgesinden başlayıp kuyruk sokumuna kadar uzanır. Omuriliğin cerrahi gerektiren hastalıklarının belirtileri görüldüğü omurilik segmentine ve yerine göre değişkenlik göstermektedir. Örneğin boyun bölgesinde omurilik tutulumu kollarda ve bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yaparken, sırt ve bel bölgesinde omurilik tutulumu bacaklarda güçsüzlük ve hissizlik yapabilir, kolları etkilemez. Omurilik genellikle erişkinlerde birinci bel omuru ile ikinci bel omuru arasında sonlanır. Bu bölgeden sonra spinal kord kauda equina olarak adlandırılır. Kauda equinada omurilikten ayrılan sinirler bacaklara doğru ilerler ve herbiri ayrı kas dokularında sonlanır. Omurilik cerrahisi omuriliğin tümörlerinde, enfeksiyonlarında (apseler), kistlerinde (sringomiyeli), vasküler (damarsal) anomalilerinde (AVM, kavernom, AV fistüller) ve gergin omurilik sendromuna neden olan durumlarda (split kord sendromu, kalın filum terminale, intraspinal lipom, dermal sinus traktı) uygulanmaktadır. Omurilik cerrahisi rutin olarak bir ameliyat mikroskopu yardımıyla ve mikrocerrahi teknikler ile yapılır. Omurilik cerrahisi uygulanırken normal dokulara zarar vermemek için intraoperatif nöromoniterizasyon son yıllarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

  • Bel ağrısı nedir, tedavisi nasıldır?

    Belimiz 5 adet omurgadan ve omurga aralarında disk denilen yastıklardan oluşan bir yapıya sahiptir. Gövdemizden gelen yükü kalçaya bacaklara aktarma ve postürümüzü (duruşumuzu) sağlama görevleri vardır. Gövdemize destek olarak dik durmamızı sağlarken, aynı zamanda her yöne eğilme hareketleri yapmamıza izin verir. Omurlar birbirine disk yastıkları ve faset eklemi denilen eklemler ile bağlıdır. Bu ana bağlantıların yanı sıra omurların çevresinde destek bağ ve kas dokusu sayesinde omurlar birbirine sıkıca bağlı halde durur. Tüm bu yapılar uyum içerisinde gövdenin yükünü taşıyıp, dik pozisyonda durmamızı sağlarken belirli hareketlerimize izin verir. Tüm yapıları sağlıklı bir bel, ağrıya yol açmaz.

    Bel ağrısı erişkinlerde çok yaygın görülen bir hastalıktır. Tüm erişkinlerin yaklaşık % 80′ i yaşamları boyunca en az bir kez bel ağrısı atağı geçirirler. Yaşamın belirli bir kesitinde tüm erişkinler aynı anda sorgulanabilse %15′ in bel ağrısı olduğu görülür. Bel ağrısı travma, ağırlık kaldırma veya yapılan ters bir harekete bağlı oluşabilirken, bilinen bir neden olmadan da meydana gelebilir. Ağrı aniden veya şiddeti giderek artan bir şekilde başlayabilir. Bel ağrısı derinden gelen bir sızı, yanma şeklinde olabilir. Bel ağrısına tek taraflı veya çift taraflı kalçaya veya uyluğa yansıyan ağrı eşlik edebilir.
    Bel Ağrısının Nedeni Nedir?
    Bel ağrısının gerçek kaynağını bulmak zordur. Diskin kendisi, çevredeki bağ ve kas dokusu, faset eklemleri ve ligamentleri, kıkırdak yapılar ağrı kaynağı olabilir.

    Bel ve Bacak Ağrısı Nedenleri:

    1.Omurilik kökenli

    · Multipl skleroz
    · Omurilik tümörleri (epandimom, astrositom)

    2.Sinir kökü basısı kökenli

    · Disk hernisi, lomber stenoz, spondilolistezis
    · Spondiloartropati
    · Metabolik (osteoporoz, paget hastalığı)
    · Omurga tümörleri (metastaz, primer)
    · Omurga dışı tümörler (nörofibrom, meningiom, epandimom)
    · İnfeksiyonlar (brusella, osteomyelit, diskit, tüberküloz)
    · Travma
    · Konjenital (perinöral kist, gergin omurilik sendromu)

    3.Alt karın içi kökenli

    · Abdominal tümör
    · Retroperitoneal hematom / infeksiyon
    · Pelviste kırık

    4. Bacağa giden sinir kökenli

    · Diabetus mellitus
    · Travma
    · Tuzak nöropatileri
    · Tümör

    En sık bel ağrısı nedeni disk kökenli ağrılardır. Yaşlanma ile beraber diskin içeriğinde su oranı azalır. Yapı değişikliğine bağlı çevreye yansıttığı yüklerin dağılımı değişir. Sonuç olarak küçük travmalar ile zayıflayan anulus fibrosus tabakasında yırtık oluşur. Tüm bu değişikler disk kaynaklı ağrıya yol açar. Diskin yapısındaki bozukluk bir bütün yapı olan omurga segmentinin diğer yapılarında da bozulmaya yol açabilir. Bu durumda diğer yapılardan kaynaklı ağrı da gelişebilir. Bu süreç diskin kendini onarması ile sonuçlanabileceği gibi, iç tabakanın sinirlere doğru taşması şeklinde tanımlanabilecek disk hernisine ya da kemik yapının kuvvet dağılımındaki bozulmaya bağlı olarak yapı değişikliği göstermesinden dolayı lomber dar kanal veya bel kayması olarak tanımlanan hastalıklara yol açabilir.

    Bel Ağrısı Ne Kadar Sürer?

    Bel ağrısı atağı, ağrı kaynağı neresi olursa olsun, belli bir süre sonra, dokunun kendisini onarmasına bağlı olarak kendiliğinden geçer. Bel ağrılarının yaklaşık %50 ‘si 2 hafta, %80′ i 6 hafta içerinde azalarak geçer. Bir kez bel ağrısı atağı geçiren kişilerin %30’ unda bel ağrısı tekrarlayabilir ve kronikleşebilir. Altı hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ağrısı kronikleşmiş sayılır.

    Ne Yapmalı?

    Nadir de olsa bel ağrısı başka bir hastalık belirtisi olarak başlayabileceği için, bel ağrısı atağı geçiren kişinin bir hekime başvurmasında yarar vardır. Ağrıyla beraber seyreden ateş, terleme, kilo kaybı gibi belirtilerin olup olmadığı hekim tarafından değerlendirilir.

    Bel ağrısının doğal seyri kendiliğinden iyileşmektir. Fakat bu ağrılı dönemin daha rahat geçirilmesi için hekim bazı önerilerde bulunabilir. Kısa süreli (4 gün) yatak istirahatı, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar bu önerilerden bazılarıdır. Bu süreçte hekimin saptadığı başka hastalık belirtisi yoksa direk grafi, manyetik rezonans görüntüleme gibi radyolojik incelemelere gerek yoktur. Altı hafta geçmesine rağmen bel ağrısı devam ederse radyolojik inceleme yapılır.

    Akut ağrı atağında kısa süreli yatak istirahatı, belin üzerine binen yükü azaltacağı için yararlıdır. Ancak yatak istirahatı 4 günü geçerse, omurganın etrafında bulunan destek kasları zayıflayacağından, yaradan çok zarar verebilir. Sanılanın aksine sert bir zeminde yatak istirahatı uygun değildir. Önemli olan yatağın konduğu zeminin sert olmasıdır.

    Günümüzde kullandığımız hemen hemen bütün yatak modelleri bu özelliği taşımaktadır.

    Bel ağrı tedavisinde önerilen ağrı kesici ilaçlar genellikle yangı giderici, yani ağrı hissine neden olan bazı kimyasal mekanizmaları engellemeye yönelik ilaçlardır. Bu ilaçları doktor önerisi dışında kullanmak, özellikle sindirim sistemi üzerinde oluşturabileceği yan etkilerinden dolayı uygun değildir. Bu ilaçları doktorunuzun önerdiği sürede ve dozda kullanmakta yarar vardır. Unutulmaması gereken en önemli nokta, bel ağrısı için yapılan bütün tıbbi tedavi yöntemleri ağrı kaynağını ortadan kaldırmaz, ağrının hissediliş derecesini azaltır. Vücudumuzun tamir mekanizmaları 6 haftaya kadar ağrı kaynağı olan dokuyu onarabilirse bel ağrısı geçer.

    BEL AĞRISI

    Ne Zaman Durum Ciddidir ve Ne Zaman Mutlaka Doktora Gitmek Gerekir?

    6 hafta geçmesine rağmen geçmeyen bel ve/veya bacak ağrısı, bacakta güç kaybı hissedilmesi, idrar yapmakta veya tutmakta güçlük, makat bölgesini içeren uyuşukluk hissi, kısa mesafe yürüyüşlerde bile her iki veya tek bacakta gelişen uyuşukluk, yorgunluk hissi, özellikle idrar yapma güçlüğü veya makat bölgesinde uyuşukluk yakınmaları geliştiği zaman veya bacakta belirgin güç kaybı gelişirse, acil cerrahi girişim endikasyonu vardır.Bu durumlarda sinir dokusu basısı ciddi boyutlarda olduğu için, erken dönemde yapılacak cerrahi girişim yakınmaların düzelmesini sağlayabilir. Zaman geçtikçe yakınmaların kalıcı olma olasılığı yükselir.

    Geçmeyen bel ve bacak ağrısı yakınması ile başvurduğunuz hekiminiz yaptığı muayenesinde kuvvet kaybı bulmazsa, radyolojik incelemelerin ışığında size cerrahi girişim dahil olmak üzere çeşitli tedavi yöntemleri önerecektir. Ağrının şiddetine, yaşamınızı etkileme boyutuna göre bu tedavi seçeneklerinden karar verilecektir.

  • Bel ağrısı tedavi yöntemleri

    Konservatif Tedavi


    Yatak istirahatı: 4-7 gün ortopedik bir yatakta dizler
    hafif karına doğru çekik şekilde yatak istirahatı idealdir.

    Uzun süre yatmak kasları zayıflatır, iyileşme süresini geciktirebilir.

    İlaçlar :

    · Ağrı Kesiciler: Ağrıyı azaltır.

    · Anti-Enflamatuar İlaçlar: Belde enflamasyonu önleyerek ödemi çözer ve ağrıyı keser.

    · Kas Gevşetici İlaçlar: Kas spazmını çözer, sinir iritasyonunu azaltır.

    · Anti-depresanlar: Bel ağrısı tedavisinde ilk tedavi seçeneği değildir. Mutlaka kronik dönemde ve doktor denetiminde kullanılmalıdır.

    Masaj, Hidroterapi (su tedavisi), Ultrason, Elektrikli Sinir Dalgaları (TENS) diğer tedavi yöntemleri olup mutlaka uzman kişilerce uygulanmalıdır.

    Bel Kuşakları ve Korseler: Takılan bel kuşakları hatırlatıcı olması sebebiyle bel hareketlerinin daha dikkatli yapıldığı kesindir. Ayrıca beli sıcak tutar.

    Korse uygulaması genel olarak psikolojik destek evresinde kullanılması dışında önerilmemektedir.

    Korse uygulaması vücudun doğal korsesi olan kasları güçsüzleştirmekte, bu da iyileşmeyi geciktirmektedir

    Fizik tedavi

    Bel ağrısı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır. Bel ağrısında ilk 48 saatte soğuk uygulaması ödemi azaltırken, geç dönemde sıcak uygulaması kas spazmını ve oluşmuş ödemi çözer.

    Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.

    Omurgaya El ile Müdahale, Bel Çektirme (Şiropraksi):
    Bu müdahale şeklinin nasıl yararlı olduğu bilinmemektedir. Ancak bel ağrılı çok sayıda hasta bu yöntemin üstünlüğüne inanmaktadır.

    Ciddi bel fıtığı, romatizma yakınmaları, tümör, enfeksiyon gibi ciddi rahatsızlığı olanların uzak durması gerekmektedir. Düzeltmek adına sonuç daha da kötü olabilmektedir.

    Enjeksiyon Tedavisi: Ağrıya neden olan yeri bulup
    oraya ağrı oluşumunu engelleyen ilaçlar verilebilir.
    Tedavi dışında tanı koymakta da yardımcıdır.

    Ozon tedavisi:Enjeksiyon tedavisi gibi uygulanır,hasarlı bölgeye iyi bir antienflamatuar olan ozon gazı uygun koşul ve dozlarda uygulanır.

    Akupunktur, Biyolojik Geri İletim (Biyoenerji): Kısa süreli düzelme sağlamakla birlikte bel ağrılarının önlenmesi ve iyileşmesindeki etkisi kanıtlanamamıştır.

    Eğitim (Bel Okulları, İş Ortamı): Bel okulları günlük hayatta yanlış bel hareketlerini tanıtarak pratik bilgiler verir. Belimizin güçlü ve hareketli olması sağlanır.

    Çalışma şartlarının ve iş ortamının beli koruyacak şekilde iyileştirilmesi hedeflenir.

    Gerginliği- Stresi Azaltma ve Egzersiz:
    Gerginlik- stres belimizin en önemli düşmanıdır. Yasaklar, iş ortamının stresi, biriken borçlar, aile kavgaları ve ekonomik sorunlar gerginliği her zaman arttırır. Stres ve gerginlik kaslarımızın kasılmasına sebep olur. Yaşam biçimimizde gerginliği azaltma yollarından birkaçı şunlardır:

    · Düzenli egzersiz

    · Tatil

    · Sauna / Jakuzi / Kaplıca

    · Masaj

    · Yoga / meditasyon

    · Hobiler

    · Sosyal uğraşılar

    · Güzel sanatlar

    · Uygun ilişkiler, motivasyon

    Cerrahi tedavi

    Kimlere Cerrahi Tedavi Önerilir?

    · Omurgada tümörü veya apsesi olanlara,

    · İdrar ve dışkı denetimini yitirenlere (Cauda Eqüina Sendromu), (Acil Cerrahi tedavi gerektirir)

    · İlerleyeci kas gücü kaybı, duyu ve refleks kaybı olanlara, (Nörolojik defisiti olanlar)

    · Tedaviye rağmen şikayetleri 4-6 hafta sürenlere,

    · Bazı tip omurga kırığı olanlara,

    · Omurgada Spondilolistezis (Bel kayması) veya Anormal bel hareketliliği (İnstabilite) olanlara,

    · Yapılan radyolojik incelemelerle (Myelogram, BT, MRI) tanısı doğrulananlara.

    Cerrahi yöntemler:

    Basit Diskektomi: Genel anestezi altında belin ortasına 5-6 cm’lik kesiyle cerrah omurgaya ulaşır. Kemik üzerinde bir pencere açarak sinir dokusunun yanından hasarlı diskteki jölemsi kıkırdak dokuyu çıkartır.

    Diskin %30’unun çıkarılması yeterlidir. Çıkan diskin yerine bir şey konulmasına gerek yoktur. Yeniden disk oluşma şansı %1’den azdır. Anestezi riski, sinir kopması, enfeksiyon, kan toplanması, geç dönemde yapışıklılık oluşması ve sakat kalma korkusu bel fıtığı ameliyatının en önemli sorunlarıdır. Bütün bu komplikasyonların oluşum yüzdesi %2’den azdır.

    Mikrodiskektomi: Genel anestezi altında daha küçük bir kesi yapılır. Aynı yöntemle mikroskop yardımıyla kıkırdak dokusu çıkartılır. Nüks oranı basit diskektomiye göre biraz yüksektir.

    Girişim sırasında daha az travma sebebiyle iyileşmenin daha çabuk olduğu bildirilmiştir.

    Endoskopik Diskektomi : Bu işlemde kesiğe gerek kalmaz. Cerrah röntgen kılavuzluğunda deriden yolladığı bir kılavuz yardımı ile hasarlı diski dışarıya çıkarmaya çalışır. Her disk hastasında uygulanamaz.

    Lazerle Diskektomi: Lazer yakarak ve buharlaştırarak diski çıkartma esnasında kullanılır. Bu yakma esnasında sinir dokusu da zarar görebilir. Kısıtlı vakada ve iyi ellerde uygulanmalıdır.

    Laminektomi: Omurun arkasında lamina denilen kısmın tamamı çıkartılır. Dar kanalın ve omurilik sinirlerinin görülmesi istendiğinde kullanılır.

    Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler:
    -Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk
    -Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi
    -Hastanın normal kilolu olması.
    -Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması
    -Hastanın ağrı eşiğinin normal olması
    -Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi.
    -Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması.
    -Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.)
    -Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi

  • Bel ağrısının nedenleri ve risk faktörleri

    Kötü Duruş, Beli Kötü Kullanma:
    Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır. Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.

    Bel Tutulması, Kas Spazmı:
    Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını arttırır.

    Bel Fıtığı (Disk Kayması):
    Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.

    Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.

    Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.

    Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.

    Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.

    Bu durumda tedavi cerrahidir

    Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları:
    Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize “Spondilolistezis” de bel ağrısı sebebidir. Hareketle ağrı artar.

    Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.

    Gerilim, Stres, Sigara:

    Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.

    Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.

    Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.

    Fazla Kilo:
    Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.Kronik bir şekilde eklemler ve kaslar üzerine binen sürekli yükten dolayı incinme ve ağrı oluşur.

    Kireçlenme-Osteoartirit:

    Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.

    Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır.
    Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları
    kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.

    Oluşan yeni kemikçikler,
    taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt,
    bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.

    Bel ağrısının sebeplerini öğrenmek ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile alakalı olarak bazı sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.


    Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Bel omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.

    “Düz Bacak Kaldırma Testi” sinirlerle ilişkin kısmi sinir basısı olup olmadığını ortaya koymak için en aydınlatıcı testtir.

    Osteoporoz, Kemik Erimesi:

    Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.

    Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.

    Romatizma:
    Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.

    Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.

    Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.

    Risk faktörleri

    Hareketsiz iş ve yaşam düzeni olanlar. (Büro işi vb.)

    Ağır kaldıranlar, eğilme-bükülme hareketini yanlış yapanlar.

    Uzun süreli araç kullananlar. (Şoförler vb.)

    Doğuştan belinde kayma olanlar.

    Fazla kilolular, oburlar.

    Zayıf bel ve karın kasları olanlar.

    Vücut mekaniği ve duruşu bozuk olanlar.

    Ortası çukurlaşmış yataklarda uyuyanlar.

    Hamileliğin son aylarında olanlar.

    Yüksek riskli sporlarla uğraşanlar. (Halter, kürek vb.)

    Sigara içenler. (Sigara disklerin beslenmesini bozar)

    Ruhsal ve duygusal gerginlik yaşayanlar. (Stres, Depresyon)

    Kan ve laboratuar incelemeleri: Laboratuar incelemeleri Enfeksiyon ve Romatizmal Hastalıkların teşhisinde doktora yol gösterir.

    Röntgen: Bel röntgeni hastanın kemik yapısını ve omurga kaymasını ortaya koyar.
    Travma sonucu kırıkların ve doğumsal eğriliklerin ortaya çıkartılmasında etkindir.

    Miyelografi: Omurga kanalına boyalı bir madde verilerek röntgen çekilmesine “miyelografi ” denir. Beldeki sinir basılarını gösterir. Girişimsel bir tetkik olduğu için nadir kullanılmaktadır. Günümüzde en iyi sonuca ulaşılması için BT ile birlikte kullanılabilir.

    Bilgisayarlı Tomografi(BT): Bel fıtığı ve dar kanal hastalığının teşhisinde kullanılır. Kemik
    ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.

    MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.

    Elektromyelografi (EMG): Sinir ve kas iletimlerini inceleyerek tanıda yardımcı olur.

    Kemik Taraması (Sintigrafi) ve Yoğunluk Ölçümü: Omurga tümörlerinin ve kemik erimesinin saptanmasında kullanılır.

  • Sağlıklı bel

    Sağlıklı bel güçlü, hareketli ve ağrısız olmalıdır.

    Sağlıklı bele ancak belli kurallara uyarak sahip olabiliriz.

    – Sırtınızı ve belinizi düz tutun.

    – Kötü duruş; sırttaki kamburluğu, beldeki içe çöküklüğü artırır.

    – Sık pozisyon değiştirin.

    – Özellikle belin normal eğriliğini korumaya özen gösterin.

    – Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize bölün.

    – Hareketlerinizi önceden planlayın.

    – Ucuz kahramanlık yapmayın yardım isteyin.

    – Asla ağır cisimleri kaldırmayın.

    – Yerden bir şey alırken eğilmeyin, dizlerinizi büküp çömelin.

    – Belinizle değil bacaklarınızla yükü kaldırın.

    – Ağırlığı mümkün olduğu kadar belinizden yukarı ve vücudunuza yakın tutun.

    – Dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, vücudunuzla dönün.

    – Ağır cisimleri çekmeyin, itmeyin ve yukarı doğru kaldırmayın.

    – Koltuğa düzgün oturun.

    – Gerekirse bel kıvrımınıza uyan yastıkla belinizi takviye edin.

    – Otururken sırtı düz tutun ve yaslanın.

    – Yatarken sert ve ortopedik yatakları tercih edin.

    – Salt yer ve tahta üzerine yatmak doğru değildir.

    – Yatarken bacaklarınızı gergin tutmayın.

    – Sırt üstü yatarken baldırlarınızın altına koyulacak küçük bir yastık sizi rahat ettirecektir.

    – Kilonuza dikkat edin, dengeli beslenin.

    – Sigara içmeyin.

    – Günlük gerilim ve streslerinizi azaltın

    – Düzenli ve günlük egzersiz yapın.

    -Tempolu yürümek, yüzmek ve koşu sizin için ideal sporlardır.

  • Skolyozda erken tanı önemlidir!!

    *Skolyoz nedir?

    Skolyoz ( omurga eğriliği) omurganın; sağ ya da sol yana doğru eğrilmesi anlamına gelmektedir.

    Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise; ( yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi) omurlar sağa ve sola doğru yer değiştirir ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında da dönebilir.

    Omurgaya arkadan bakıldığında S şeklinde belli olabilir ya da hiçbir belirti vermeyip öne doğru eğildiğinde ya da röntgen yardımıyla teşhis konulur.

    Günümüzde bir çok insanın omurgasında az ya da çok olacak şekilde skolyoz vardır. Bu da daha çok çantaların tek taraflı kullanılması ve bilgisayar başındaki yanlış duruşlardan kaynaklanabilmektedir. Eğer 10 dereceden fazlaysa ve varsa yapılacak gerekli tetkikler sonrasında skolyoz tanısı konulur ve hemen tedaviye başlanması gerekebilmektedir Erken teşhis ve tedavi de yüzde yüze yakın başarı şansı vardır.

    *Skolyozun Belirtileri Nelerdir?

    1)Kalçalar ve omuz seviyeleri arasında eşitsizlik görülüyor.

    2)Göğüs kafesinde asimetri ve bir kürek kemiğinde yükselti olabiliyor.

    3)Bir bacağın daha uzun olduğu hissine kapılmak.

    4)Kollar ile vücut arasındaki mesafesinin ve vücut görüntüsünün bozulması.

    5) Rastgele çekilen röntgen filmlerinde fark edilebiliyor.

    6) Antrenör ya da beden eğitimi fark edebiliyor.(Cümle anlaşılamamaktadır)

    *Skolyoz Tipleri Nelerdir?

    1) Doğuştan ( konjenital) :Doğuştan skolyoz hastalığı tıpkı çocuk felci veya beyin felci durumları sonucunda oluşan skolyoz gibi omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülen yana doğru eğriliğidir.Doğuştan skolyoz 0-3 yaş arasında görülebilmektedir

    2) Polio ( çocuk felci) : Beyin felci veya kas erimesi gibi durumlardan ötürü kas felci oluşabilir. Bu da durduk yere skolyozun oluşmasına neden olabilir.

    3) İdiyopatik Skolyoz: Skolyozda en sık görülebilen çeşittir. Kalıtsal olabileceği düşünülmektedir. Daha çok ergenlik döneminde ortaya çıkar. Kız çocuklarında psikolojik sorunlara bile dayanabilir. O dönemde kız çocuklarının göğüslerini saklama çabası bile skolyoza neden olabilmektedir.. Çocuğun omurgası büyüyünceye kadar düzenli bir şekilde kontrol edilmesi gerekir. Öne doğru eğilmede daha çok fark edilir ve ameliyatlık duruma gelmeden tedaviye başlanılması gerekir.

    4) Serebral Palsi : Spastik olan hastalarda skolyoz çok fazla görülebilmektedir. Sürekli tekerlekli sandalyede oturmak zorunda kalan hastalarda da oturma pozisyonundan ötürü skolyoza rastlanabilmektedir.

    **SKOLYOZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ:

    Başta da belirttiğimiz üzere erken teşhis edildiğinde büyük başarı sağlanabilmektedir.

    -Yüzde yirminin altında skolyozu olanlar gözlem altında tutulur. Egzersizler verilir. Kasları güçlendirmek için pilates,yüzme vs önerilir.

    -Yüzde otuz ve üzerinde olan skolyozlara da ilerlememesi için korse önerilir.

    -Yüzde kırk ve üzerinde olan skolyozlarda ise istisnai haller haricinde cerrahi yöntem kaçınılmaz olabilmektedir.. Ergenlik döneminde omurgası büyümekte olan bir çocuk için de istisnai haller haricinde cerrahi yöntem kaçınılmaz olabilmektedir.

  • Bel fıtığından basit egzersizlerle acısız kurtulabilirsiniz!

    Her sabah ve akşam 15’er dakikayla yapacağınız egzersizlerle bel fıtığından kurtulabilirsiniz. Aşağıda göstereceğimiz hareketler, bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir. Bu sayede yanlış postür ve duruş düzelmiş olur ve bele binen yük miktarı azalarak hareket kabiliyeti artar.

    Bu egzersizlerin devamlılığı çok önemli… Düzenli bir şekilde yaptıkça faydasını görmeye başlarsınız.

    1) GERME HAREKETLERİ:

    a)Gerinme:

    Şekil 1) Matın üzerine sırtüstü yatar pozisyonda uzanınız. Ellerinizi de iki yana uzatınız. Bacaklarınızdan aşağı, kollarınızdan da yanlara doğru uzayınız.

    Şekil 2) Bu sefer kolları yukarı,bacaklarınızı aşağı doğru uzatınız. Bacaklarınız aşağı, ellerinizin de yukarı gitmek istediğini hayal edin.

    b)Diz-Göğüs Germe ( Dorsal germe ) :

    Sırtüstü uzanırken bir dizinizi ellerinizle kavrayın ve yavaşça göğsünüze doğru çekin.Bacağınızı yavaşça uzatın ve aynı işlemi öteki dizinizle yapın.Sonra da, aynı işlemi bu sefer iki bacağımızı göğsünüze çekerek yapın.

    c)HamstringGerme :

    Matta sırtüstü yatar pozisyondayken bir diz bükük,diğer bacak da düz bir şekilde tutulur.Yerde düz olan bacak yavaşça yukarı doğru kaldırılır ve indirilir. Aynı hareket öteki bacakla da tekrarlanır.

    Bu egzersizi şu şekilde de yapabiliriz;

    Duvarın 1 metre uzaklığında yüzünüz duvara dönük olacak şekilde durun. Ayaklarınızı ve topuklarınızı hiç kaldırmayacakmış gibi yere sabitleyin ve duvara uzanın. Kollarınızı bükerek yüzünüzü duvara yaklaştırıp uzaklaştırın.Bu hareketi bir bacak önde bükük vaziyetteyken de tekrarlayın.

    2) PELVİK TİLT:

    a)Matın üzerine sırtüstü uzanıp dizleriniz bükün. Ayak tabanınızı yere basarken belinizi yavaşça kaldırıp indiriniz. Hareketi 10 kez yavaş ve esnek bir şekilde tekrarlayın. ( Hareketin olup olmadığını bel boşluğuna elinizi koyup teyit edebilirsiniz.)

    b) Ayakta bir duvardan destek alarak durun.Şekilde de gösterildiği üzere karnınızı içeri çekerek,ayaklarınız yerden kalkmayacak şekilde başınızı geriye ve öne götürerek vücudunuzu uzatın. 6 saniye kalmak şartıyla hareketi 10 kez tekrarlayın.

    3) ABDOMİNAL EGZERSİZLER:

    a) Matın üstüne sırtüstü uzanın ve yerden ayaklarınız kalkmayacak şekilde başınızı yerden 3-4 parmak kadar yukarı kaldırıp 3 saniye tutup indirin.

    Bu hareketi eller göğüste birleştiğinde (şekil 1) , eller başın altındayken (şekil2), avuçiçi önde olacak şekilde eller alındayken (şekil 3) , eller ensede birleşmiş şekilde ( şekil 4) tekrarlayın.

    Sonrasında aynı hareketi dizler bükük bir haldeyken iki kolumuzla öne doğru uzayarak yapın. (şekil 5)

    4) MOBILIZASYON EGZERSİZLERİ:

    a) Kedi- Deve :

    Sırt çukurlaştırılıp kamburlaştırılır.

    Sonra aynı hareketi bir kolu öne uzatıp diğer kol bükülerek yapılır.

    b) Rotasyon: Bir taburede dik bir şekilde otururken belden itibaren kollarla beraber yana çevrilir.

    c)Yüzüstü yatar pozisyonundayken aşamalı bir şekilde beli zorlamadan yukarı doğru kalkmak.

  • Bel ağrısı şakaya gelmez !

    Bel ağrısı deyince akla ilk gelen bel fıtığıdır. Ancak her bel ağrısı bel fıtığı değildir. O yüzden zaman kaybetmeden doktora gitmekte fayda var.

    Bel ağrısı günlük yaşamı olumsuz yönde etkiler. Hareketleri kısıtlar, yürümeyi, kimi zaman oturmayı bile zorlaştırır. Tabi ağrı şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterir. Bel ağrıları; ağır bir aktivite sonucu, soğuk algınlığı, mevsim değişikliklerinde ortaya çıkabilir. Belli bir süre içinde geçer. Duruş bozuklukları da beli olumsuz yönde etkiler. Günümüzde bilgisayar başından kalkmadan çalışan insanlarda daha sık görülür. Daha dik bir şekilde oturursak ağrı bir nevi azalır. Gerekirse oturma yastıkları kullanmalıyız.Fazla kilolarımız her yönden başımıza dert açarken belimizi de zorlar. Bele binen yük, belimizin ağrımasına neden olur. Bir trafik kazası ya da düşme sonrasında omurgamızın kırılmasından kaynaklı da belde oldukça fazla ağrı ortaya çıkabilir.

    Doktora gitmeden halk arasında yapılan ‘’bel çekme’’ işlemi kişiyi sakat bırakabilir.O yüzden doktorlar tarafından MR çekildikten sonra nadiren seçilmiş hastalara yapılmasına izin verilebilir.Ya da sorunun kökenine inmeden bele yapılan masaj,bardak kapatma gibi eski yöntemler belin daha da zedelenmesine yol açabilir.

    *BEL AĞRISI DAHA ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    -Ailesinde bel ağrısı genetik olanlarda,

    -Sigara tiryakilerinde,

    -Yeni ameliyat olmuş kişilerde,

    -Bele yük bindiren sporlar yapanlarda,

    -Kanser hastalarında,

    -Meslek olarak uzun süre oturmak zorunda kalanlarda,

    -Spor yapmayanlarda,

    -Duruş bozukluğu olanlarda,

    -Şeker ve tansiyon hastalarında,

    -Sürekli stres altında olanlarda,

    -Menopoz ve regl dönemindeki kadınlarda,

    -Enfeksiyon hastalıklarında,

    -Romatizma hastalıklarında, daha çok görülebilmektedir.

    **BEL AĞRISINI NASIL AZA İNDİREBİLİRİZ?

    1)Öncelikle doğru duruşu benimsemeliyiz. Belki bunu yoga,pilatesgibi omurgaya yönelik sporlarla destekleyebiliriz.

    2)Bele baskı yapacak fazla kilolarımızdan kurtulmalıyız.

    3)Ayakkabılarımızı seçerken dikkatli olmalıyız. Fazla topuklu yahut düz taban tercih etmemeliyiz.

    4) Fazla yükü olan eşyaları tek başımıza kaldırmamalıyız.

    5) Yere eğilirken dizlerinizi bükerek ve kırarak çömelin. Doğrudan uzanmayınız yere.

    6)Ani hareketlerden sakının.

    7)Her gün en az 20 dk. yavaş tempoda yürüyüş yapınız.

    8)Sırt üstü yatarken yüksek yastık kullanmayınız.

    Belinizi en iyi siz koruyabilirsiniz.

  • Bel fıtığı olup olmadığımı nasıl anlarım?

    Bel fıtığı şikayetiyle doktora gidenlerde bel ve bacak ağrısının birlikte olması en belirgin özelliktir. İkinci en önemli özellik ise belde ağrı olmadan sadece ayakta ağrı olmasıdır. Tabii sadece bacakta oluşan ağrı ile bel fıtığı olmaz. Ama nadiren de olsa olabiliyor. Merkezde bir problem olduğunda bütün ağrıyı bacaklarda hissedebiliyoruz.

    Bazen bel fıtığı yüzünden vücutta skolyoz görünümünde olan eğilimler gözlenebiliyor.Fıtık ,sinirin üzerindeki baskıyı azaltmak için bi tarafa eğilebiliyor.Böylece belin hareketleri sınırlanıyor. Hareketleri sınırlanınca ortaya yukarıda bahsettiğimiz ağrılar ortaya çıkabiliyor.

    Bel fıtığı tedavi edilmeyip ilerlerse daha kötü sonuçlar doğurabilir.Örneğin; iktidarsızlık, çabuk yorulma, idrarını tutamama, yürüyememe,bacaklarda felç yahut bacaklarda hissiyat kaybı…