Etiket: Bel

  • Bel fıtığı ve tedavisi hakkında

    Bel fıtığı ve tedavisi hakkında

    Bel ağrısı toplumlarda çok sık rastalanan şikayetlerden birisidir. Hastalarımız genellikle ani gelişen ağrılar veya geçmeyen ağrılar gibi şikaytelerle polikliniğimize baş vurmaktadır. Hastalarımıza muayene öncesi dikkatli bir şekilde hastalıkları hakkında detaylı bir sorgulama yapmaktayız. Ağrının nezaman başladığı, ara ara alevlenme şeklindemi olduğu, giderek artma olup olmadığı, bel arkasında-kalça arakasında yada bacağa yayılması hakkında sorular sorularak durumu değerlendirilir. Hastalarımızın çoğunluğunda ağır bir yük kaldırma, ağır bir egzersiz, düşme sonrasında ağrıları başlamaktadır. Öne eğilmekle, öksürmekle veya yatarken ayağı havaya kaldırıldığında ağrıları artmaktadır. Ayrıca çoğunlukla istirahatle veya öne eğilmekle ağrıları azalmaktadır. Hastalarımızın muayenesinde bel hareket kısıtlılığı, bacağa inen ağrı- uyuşma, kuvvet kaybı, sık idrara çıkma, çok ileri safhalarda idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kayıpları gözlenmektedir. Bu şikayetle gelen hastalarımıza detaylı bir muayene sonrasında, direkt röngenler, bel emarı ( Lomber MR ), tomografi ve EMG gibi tetkikler uygun sırasına göre istenmektedir. Tanısı netleşen hastalarda tedavide istirahat, ağrı kesici, fizik tedavi ve cerrahi önerilir. Eğer hastada idrar kaçırma gibi nörolojik kayıp varsa, ilerleyen bacakta, ayakta güç kaybı varsa veya dayanılmaz ağrılar ( morfine cevap vermeyen ) varsa mutlak ameliyat edilmelidir. Bunların dışında 4-6 hafta ilaç tedavi ile geçmeyen bacak ağrılarınında eşlik ettiği ağrılarda, emarında ( Lomber MR ) büyük kopmuş fıtığı olanlarda cerrahi tedavi üstündür. Ancak bunların dışındaki ağrılarda hasta iyi değerlendirilmeli cerrahi harici tıbbi tedaviler uygulanmalıdır. Ameliyat tekniği bel arkasından yaklaşık 2-3 cm lik bir alandan mikroskop vasıtasıyla mikrocerrahi yapmaktır. Mikrocerrahi yöntem sayesinde fıtık alınır ve sinir rahatlatılır. Hasta ameliyat sonrasında yürütülür ve ertesi gün evine gönderilir. Hastalarımızı 1 hafta sonra kontrole çağrıp yara yerine bakılır. Yine ameliyat sonrası bir hafta sonra pasif olmak kaydıyla cinsel ilişkiye girebilir. Hastalarımızın işi hafifse 3. haftadan itibaren, işleri ağırsa 6. haftadan itibaren işe dönmelerine müsaade edilir.

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli ?

    Bel fıtığı ameliyatından sonra belinizdeki yaraya en az beş gün mutlaka hiç su değmemesine dikkat etmelisiniz. Günümüzde genellikle yaralar gizli dikişle kapatıldığı için, bel ameliyatı sonrası geçen bu sürenin sonunda pansumanınızı çıkarıp atabilir ve banyonuzu yapabilirsiniz. Ama eğer dikişlerinizi aldırmanız gerektiği söylendiyse, bu takdirde yedinci gün dikişlerinizi aldırmanız ama bu süre boyunca yaranızın pansuman ile örtülü olması gerekecektir. İlk haftayı daha çok ev içinde ve genellikle yatakta istirahat ederek geçirmeniz uygun olacaktır; ilk haftadan sonra aralıklı olmak kaydıyla evden çıkıp dolaşabilir, hatta uzun süreli olmamak kaydıyla işe bile gidebilirsiniz. Bir ay dolduğunda, işinize veya evinize yakın bir merkezde; yine tam bir ay sürecek şekilde fizik tedaviye başlayacaksınız. Fizik tedavi sürecinde size öğretecekleri hareketleri ise bundan sonra hayatınızın bir parçası hale getireceksiniz. Fizik tedavi ardından, bir ay boyunca daha egzersiz yaptıktan sonra; yani üçüncü ay sonunda bir spor salonuna üye olup artık ağır sporlarla uğraşabilir ve ağır işlerinize geri dönebilirsiniz. Ameliyat sonrasında size verilen ağrı kesici, kas gevşetici ve antibiyotiklerinizi, sadece cerrahınızın size önereceği süre boyunca kullanıp sonra bırakacaksınız. Unutmayın ki ameliyatı, ilaçlardan kurtulup kaliteli bir yaşama ulaşmak için oldunuz. Sert bir yatakta yatın, yani yerde veya sert bir tahtanın filan üzerinde değil; sıradan bir hazır yaylı yatağın üzerinde. Kanepede yatmayın. Yatağınızı sekiz yılda bir değiştirin. Alaturka tuvalet kullanmayın, daima klozete oturun. Otururken de koltukta değil, sandalyede; yani geriye kaykılmadan oturun. Belinizi soğuktan koruyun. Dengesiz ve zorlayıcı hareketler yapmayın; mesela çok ağır nesneleri kaldırmayın ve tek elinizde ağırlık taşımayın. Uygun olmayan şekillerde uzun süre oturmayın. Eğer size belli bir süre korse kullanmanız söylendi ise, bu süre içinde korsenizi otururken ve ayakta iken asla çıkarmayın ama korsenizi asla size önerilen süreden fazla da kullanmayın. Tabii ki tüm bu okuduklarınız, cerrahınız size aksine bir şey söylemedi ise geçerlidir.

  • Her bel ağrısının sebebi bel fıtığı değildir!

    İnsanların yaklaşık %95’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı şikayetinden muzdarip olurlar. Fakat sadece bu bel ağrılarının % 5 lik kısmından bel fıtığı sorumludur. Lomber omurga (bel çevresi) birbirine bağlanan kemikler, eklemler, sinirler, bağlar ve kasların hepsinin destek güç ve esneklik sağlamak için birlikte çalışan dikkate değer derecede iyi tasarlanmış bir yapıdır. Bu yapıtaşlarının herhengibirinde oluşabilecek problem bel ağrısı olarak kendini gösterir.

    Bel ağrısının en sık nedeni mekanik sorunlar ve yumuşak doku zorlanmalarıdır. Bu zorlanmalar en çok kaslarda ve ligamanlarda yırtılmalara sebep olur. Bu yaralanmalara sebep olan nedenler ise günlük hayatımızın işleğişinde birçok kez tekrarladığımız hareketlerden oluşmaktadır.

    – Ağır bir nesneyi kaldırmak veya kaldırırken omurganın zorlanması

    – Bel üzerine çok fazla stres oluşturan ani hareketler

    – Yanlış duruş ve oturuş pozisyonu

    Bu sebepler çok ciddi nedenler gibi görünmüyor ve uzun süreli ağrıya neden olmayabilir fakat ilk başlangıçta çok şiddetli ağrı oluşturabilirler. Bu ağrılar genellikle bel bölgesinde sınırlı, batma şeklinde acı, tutulma, hareketle artan ciddi ağrı, şiddetli kas spazmları ile tarif edilebilir.

    Tanısal sürecin temelini hastanın semptomları ve tıbbi öykünün ayrıntılı değerlendimesi oluşturur. Bu bilgiler ile birlikte detaylı bir muayene ile bel ağrısı nedeninin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Nedenin belirlenmesinin ardından, tedavi seçenekleri hastanın bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir.

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.

  • Tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?

    Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Birincisi, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

    İkincisi, ameliyat sonrası gerekli önlemleri alıp yaşam tarzınızı doğru yöne çevirmezseniz, ameliyat olduğunuz bölgeye komşu olan organlarda benzer bir sorun ortaya çıkabilir; yani mesela ameliyat edilen diskinize komşu olan disk de fıtıklaşabilir. Değil mi ki sırada bekleyen boynunuzda altı, sırtınızda on ve belinizde altı diskiniz daha var. Buna doktorlar “komşu segment hastalığı” derler.

    Üçüncüsü, bazı hastalıklar doğaları gereği tekrarlama eğilimindedirler, yani alınan tüm önlemlere karşın yine de tekrar ameliyat olmanız gerekebilir, örneğin bazı beyin tümörlerinde üst üste 3-4 kez ameliyat olmak durumunda kalabilirsiniz. Buna da doktorlar “rekürrens” derler.

    Dördüncü bir ihtimal olarak da; cerrahınız kimi zaman ameliyat sırasında karşılaştığı beklenmeyen bir tersliğe bağlı olarak, kimi zaman ise önceden planlanmış olarak ameliyatı bir noktaya kadar yapıp, kalan kısmını daha sonra ve daha uygun bir zamanda yapmaya karar verebilir.

    Buna doktorlar kendi aralarında “rezidü” derler. Bu karar tabii ki keyfi değil, hastanın sağlığını korumak amacıyla alınan bir karardır.

  • Hangi bel fıtığı hastaları kök hücre tedavisine adaydır

    1) Hastanın 18 yaşından büyük olması

    2) Yapılacak klinik çalışma hakkında bilgilendirilmesi ve onay vermesi

    3) Yalnız Belde lokalize olan ve hareketle artan bel ağrısının varlığı

    4) Bel Ağrısının en az 4-6 ay devam etmesi ve Konservatif tedaviye cevap vermemesi

    5) Lomber MR da Grade 3-4 disk dejenerasyonu olması

    6) Herhangi bir seviyede kök basısına neden olan protrüde disk olmaması

    7) Lomber MR da tedavi edilecek disk mesafesinde %50 den fazla yükseklik kaybı olmaması

    8) 3 mmd den fazla belde kayma (Lysthesis) olmaması

    9) Başka bir nedenle oluşmuş kronik bel ağrısının bulunmaması

    Kök hücre tedavisi nasıl uygulanır?

    Önce aday olan hastanın karın bölgesinden 1-2 cc. cilt altı yağ dokusu ufak bir cerrahi müdahale ile alınır. Bu dokudan kök hücre labaratuarında kondrosit (lomber diskin su tutan hücresi) elde edilir. Bu 2-3 haftalık bir süreçtir.

    Müdahale hastane ortamında ve lokal anestezi altında yapılır. Diskografi yapıldığı gibi hasta yüzükoyun yatar pozisyonda iken BT veya skopi eşliğinde hasta olan diske her iki taraftan iğne ile girilir ve ortalama bir milyon otojen kondrosit hücresi içeren hücreler fibrin taşıyıcı içinde toplam hacim ortalama1.3 ml olacak şekide 5-30 sn sürede enjekte edilir ve işlem sonlandırılır.

    Kök hücre tedavisinin başarılı olduğunu nasıl anlarız?

    1) Hastanın 12 ay sonra yapılan muayene ve sorgusu sonucu ODI (Oswestry Disability Index) puanlaması öncesiyle karşılaştırılır.

    2) Hastanın tedaviyi takiben 24. ayda tatminkar olacak şekilde ağrısının kaybolması

    3) Hastanın aynı tedaviyi bu ağrım olursa tekrar denerim şeklinde yorumda bulunması

    4) Lomber MR da tedavi edilen diskin yüksekliğinde artma ve görüntünün normale dönmesi

    5) 24. ayın sonunda VAS (Visual analog Scale) değerlerinin tatminkar olması

  • Bel fıtığı ağrıları ve tedavisi

    Belin Anatomisi

    Belimiz vücudumuzun ağırlığını taşıyan, yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapıdır. Belimizde 5 adet omur ve bu omurları birbirine bağlayan kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları ve bunlara destek olan yumuşak dokular bulunur. Bel omurları, harekete katkısı ve yük taşıma özelliğinin yanında omurganın diğer kısımları gibi omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk görevi yapar. Bel omurlarının içerisinden bacakların kas kontrolunu sağlayan, bacakların duyusunu taşıyan ve idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolunu sağlayan sinirler geçer.

    Bel Ağrısının Nedenleri

    Belde yer alan omur, disk ve yumuşak dokularda gelişen herhangi bir olay bel ağrısına neden olabilir.

    Bel ağrısı, günümüzde bireyin günlük aktivitesini kısıtlayan en önemli nedenlerden birisidir. Tüm dünyada nüfusun yaklaşık %80’inin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bel ağrısı atağı geçirdikleri bilinmektedir. Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır. Bel ağrısı en sık 20-40’lı yaşlarda görülmektedir. Bel ağrılarını akut ve kronik olmak üzere 2 gruba ayırabiliriz. Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürerse bu ağrıya kronik (müzmin) bel ağrısı denir. Bel ağrılı hastaların %90’ının yakınması ilk 4 hafta içinde kendiliğinden geçerken ancak %5’i kronikleşir. Çoğu bel ağrısında ağrının nedeni öykü ve klinik muayene ile konur, yardımcı incelemeler ve radyolojik tetkiklerde birşey bulunamaz.

    Bu tip ağrılara genel olarak “Mekanik bel ağrısı” diyoruz.

    Bel ağrılarının nedenlerini 2 büyük grupta toplayabiliriz.

    1-Kas-iskelet sistemi hastalıkları

    2-Omurga hastalıkları

    1-Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları

    Bel ağrılarının büyük çoğunluğu bu gruba girer. Çoğunlukla kaslarda, bağ dokusunda veya eklemlerdeki ufak hasarlanmalar ile oluşur. “Miyofasial ağrı sendromu” terimi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi ve yaralanmasıyla oluşan klinik tablo için kullanılmaktadır. Diğer bel ağrısına yol açan kas-iskelet sistemi sorunları arasında kötü ve hatalı vücut duruş şekli, bir bacağın kısalığı, beldeki omur ve kıkırdakların az oksijenlenmesine neden olduğu için sigara kullanımı, stres gibi psikososyal faktörler sayılabilir.

    2-Omurga Hastalıkları

    Bu gruptaki hastalıklar kas iskelet sistemi hastalıklarından oransal anlamda daha az görülmektedir. Bu grupta bel ağrılarına en sık yol açan rahatsızlıklar: bel fıtıkları (lomber disk hernileri), disk dokusunun yıpranması (dejeneratif disk hastalığı), bel kayması (lomber spondilolisthezis), bel omurga kanalının daralmasıdır (lomber dar kanal). Bunların dışında çok daha az görülen, ama omurganın ciddi rahatsızlıkları olan tümör, enfeksiyon, travma, kemik erimesine (osteoporoz) bağlı çökmeler sayılabilir.

    a)Bel Fıtığı (Lomber disk hernisi): Disk materyali iki omur cismi arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içeride ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur. Bir yastıkçık gibi davranır ve gövdenin yüklerini dağıtmak görevini üstlenir. Ancak bel omurlarına fazla yük binerse (aşırı kilo alma ve ağır kaldırma), bele destek lan diğer yapılar, özellikle bel ve karın kasları zayıflarsa (egzersiz yokluğu), veya yapısal ve genetik nedenlerle bu disklerde bozulma bel ağrısına ve bel fıtığına neden olabilir. Diskin dış kılıfının zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlarsa buna “bel fıtığı” denir. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok bel ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek bel fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle bacağa vuran ağrıya yol açar. Bel fıtığında bel ağrısından daha ön planda olan bacak ağrısıdır. Sinirlere olan basının düzeyine göre uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi oluşabilir.

    b)Bel kayması (Lomber spondilolistezis): Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasına denir. Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısına ilaveten uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk oluşabilir.

    c)Bel omurga kanalında daralma (Lomber dar kanal): Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur. Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik kladikasyon” denir.

    d)Disk dokusunun yıpranması (Dejeneratif disk hastalığı): Disk iç tabakasını oluşturan kısmın su oranı çocukluk ve genç yaş grubunda fazladır. Yaşlanma ile beraber su oranı azalır, disk yüksekliği azalmaya başlar, dış tabakada küçük yırtılmalar gelişir. Diskin yük taşıma ve hareket yeteneği azalır. Diskin dış kısmında bulunan sinir liflerinin uyarılması ile bel ağrısı açığa çıkar. Bu hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısından daha fazladır.

    Bel Ağrılı Hastaların Değerlendirilmesi ve Tanı

    Bel ağrılarının çoğunun nedeni yukarda belirtildiği gibi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasıdır. Bu hastalarda ağrı yakınmaları birkaç gün içerisinde kendiliğinden gerileyeceğinden çoğunlukla tetkik edilmelerine gerek yoktur. Ancak aşağıdaki nedenler hemen doktora başvurmayı gerektirir.

    Tekrarlayan bel ağrısı atakları

    Kronik bel ağrısı

    Ağrı şiddetinin giderek artması

    Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması

    İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı

    Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

    Hastanın bel ağrısı nedenleri araştırılırken, öyküsü alınıp, gerekli muayenesi yapıldıktan sonra belirlenen ön tanı doğrultusunda tetkiklerinin yapılması gerekir.

    a) Akut bel ağrısının nedeni olarak bel fıtığı, kas ve yumuşak dokulardaki aşırı gerilme düşünülüyorsa, bu hastalara yatak istirahati (5 günü geçmeyen) ve ilaç tedavisi önerilir.

    b) Kronik bel ağrısı olan, akut bel ağrısı nedeniyle istirahat ve tıbbi tedavi verilmiş fakat ağrısı geçmeyen, omurga tümörü veya omurga enfeksiyonu düşünülen olgularda incelememize direkt grafi ile başlamak ve takibinde lezyon seviyesini saptayıp Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ile hastalığın tanısını koymak gerekir. Bu tetkiklere ilaveten hastada enfeksiyon veya tümör düşünülüyorsa buna yönelik kan tetkikleri ve kemik sintigrafisi yapılmalıdır.

    Bel Ağrısında Tedavi

    Bel ağrılarında yapılacak tedavi ağrının nedenine ve hastalığın yerleşimine göre belirlenmelidir.

    1-Akut bel ağrısında tedavi

    Kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesine veya ufak yaralanmalara bağlı olan bel ağrısında (Mekanik bel ağrısı) ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve kısa süreli yatak istirahati tek başına çoğu olguda yeterlidir.

    Travma ve enfeksiyona bağlı bel ağrısı: sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim yapılmalı, neden enfeksiyon ise ilave antibiyotik tedavisi verilmelidir.

    Tümöre bağlı bel ağrısı:

    i- Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa veya omurgada instabiliteye (anormal hareketlilik) yol açmışsa cerrahi girişim yapılabilir ve doku tanısına göre radyoterapi-kemoterapi önerilir.

    ii- Sinirlere bası bulgusu yoksa, öncelikle biyopsi ile tümörün tipi belirlendikten sonra duruma göre, cerrahi girişim ve/veya ışın tedavisi, kemoterapi yapılmalıdır.

    Bel fıtığı, bel kayması, spinal dar kanala bağlı bel ağrısı:

    i- Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim mutlaka gereklidir. Kuvvet kaybı gibi nörolojik bulgular olmamasına rağmen, uzun süren ağrı nedeniyle hastaların yaşam kaliteleri etkileniyorsa ağrı tek başına cerrahi girişim nedeni olabilir. Cerrahi girişim yöntemi seçilirken her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve o hastaya uygun teknik seçilmelidir.

    ii- Sinirlere bası bulgusu yoksa ağrı kesici, kas gevşetici ve yatak istirahati (5 günü geçmeyen) önerilir.

    2-Kronik bel ağrısında, neden bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalının daralması, disk dokusunun yıpranması olan olgularda eğer ilerleyici nörolojik bulgular (kas güçsüzlüğü, istemli gaita ve idrar yapamama) varsa cerrahi girişim, yoksa öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersileri önerilir.

    Bel Ağrılarının Önlenmesi

    Özellikle tekrarlayan bel ağrılarının önüne geçilmesi için hastanın fazla kilolarından kurtulması, varsa sigara içmeyi bırakması, bel, sırt ve karın kaslarına yönelik kas egzersizlerini düzenli ve sürekli yapması, uygunsuz duruş, oturma ve yatma pozisyonlarını düzeltmesi gerekmektedir.

  • Bel fıtığı ve tedavisi nedir ?

    Belin Anatomisi
    Belimiz vücudumuzun ağırlığını taşıyan, yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapıdır. Belimizde 5 adet omur ve bu omurları birbirine bağlayan kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları ve bunlara destek olan yumuşak dokular bulunur. Bel omurları, harekete katkısı ve yük taşıma özelliğinin yanında omurganın diğer kısımları gibi omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk görevi yapar. Bel omurlarının içerisinden bacakların kas kontrolunu sağlayan, bacakların duyusunu taşıyan ve idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolunu sağlayan sinirler geçer.

    Bel Ağrısının Nedenleri

    Belde yer alan omur, disk ve yumuşak dokularda gelişen herhangi bir olay bel ağrısına neden olabilir.
    Bel ağrısı, günümüzde bireyin günlük aktivitesini kısıtlayan en önemli nedenlerden birisidir. Tüm dünyada nüfusun yaklaşık %80’inin yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bel ağrısı atağı geçirdikleri bilinmektedir. Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır. Bel ağrısı en sık 20-40’lı yaşlarda görülmektedir. Bel ağrılarını akut ve kronik olmak üzere 2 gruba ayırabiliriz. Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürerse bu ağrıya kronik (müzmin)
    bel ağrısı denir. Bel ağrılı hastaların %90’ının yakınması ilk 4 hafta içinde kendiliğinden geçerken ancak %5’i kronikleşir. Çoğu bel ağrısında ağrının nedeni öykü ve klinik muayene ile konur, yardımcı incelemeler ve radyolojik tetkiklerde birşey bulunamaz.

    Bu tip ağrılara genel olarak “Mekanik bel ağrısı” diyoruz.

    Bel ağrılarının nedenlerini 2 büyük grupta toplayabiliriz.

    1-Kas-iskelet sistemi hastalıkları
    2-Omurga hastalıkları

    1-Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları

    Bel ağrılarının büyük çoğunluğu bu gruba girer. Çoğunlukla kaslarda, bağ dokusunda veya eklemlerdeki ufak hasarlanmalar ile oluşur. “Miyofasial ağrı sendromu” terimi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi ve yaralanmasıyla oluşan klinik tablo için kullanılmaktadır. Diğer bel ağrısına yol açan kas-iskelet sistemi sorunları arasında kötü ve hatalı vücut duruş şekli, bir bacağın kısalığı, beldeki omur ve kıkırdakların az oksijenlenmesine neden olduğu için sigara kullanımı, stres gibi psikososyal faktörler sayılabilir.

    2-Omurga Hastalıkları
    Bu gruptaki hastalıklar kas iskelet sistemi hastalıklarından oransal anlamda daha az görülmektedir. Bu grupta bel ağrılarına en sık yol açan rahatsızlıklar: bel fıtıkları (lomber disk hernileri), disk dokusunun yıpranması (dejeneratif disk hastalığı), bel kayması (lomber spondilolisthezis), bel omurga kanalının daralmasıdır (lomber dar kanal). Bunların dışında çok daha az görülen, ama omurganın ciddi rahatsızlıkları olan tümör, enfeksiyon, travma, kemik erimesine (osteoporoz) bağlı çökmeler sayılabilir.

    a)Bel Fıtığı (Lomber disk hernisi): Disk materyali iki omur cismi arasında dışarıda görece olarak daha sert bir kılıf, içeride ise jel kıvamında yumuşak doku kısımlarından oluşur. Bir yastıkçık gibi davranır ve gövdenin yüklerini dağıtmak görevini üstlenir. Ancak bel omurlarına fazla yük binerse (aşırı kilo alma ve ağır kaldırma), bele destek lan diğer yapılar, özellikle bel ve karın kasları zayıflarsa (egzersiz yokluğu), veya yapısal ve genetik nedenlerle bu disklerde bozulma bel ağrısına ve bel fıtığına neden olabilir. Diskin dış kılıfının zayıflaması veya yırtılması ile iç kısım dışarıya doğru kayar ve sinirlere baskı yapmaya başlarsa buna “bel fıtığı” denir. Dış tabakadaki zayıflama veya yırtılma daha çok bel ağrısına yol açarken, iç tabakanın dışarıya doğru yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek bel fıtığı sinir kökü üzerine baskı yaptığı için özelikle bacağa vuran ağrıya yol açar. Bel fıtığında bel ağrısından daha ön planda olan bacak ağrısıdır. Sinirlere olan basının düzeyine göre uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk hissi oluşabilir.

    b)Bel kayması (Lomber spondilolistezis): Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasına denir. Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısına ilaveten uyluk ve bacakta ağrı, güçsüzlük ve uyuşukluk oluşabilir.

    c)Bel omurga kanalında daralma (Lomber dar kanal): Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur. Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik kladikasyon” denir.

    d)Disk dokusunun yıpranması (Dejeneratif disk hastalığı): Disk iç tabakasını oluşturan kısmın su oranı çocukluk ve genç yaş grubunda fazladır. Yaşlanma ile beraber su oranı azalır, disk yüksekliği azalmaya başlar, dış tabakada küçük yırtılmalar gelişir. Diskin yük taşıma ve hareket yeteneği azalır. Diskin dış kısmında bulunan sinir liflerinin uyarılması ile bel ağrısı açığa çıkar. Bu hastalarda bel ağrısı, bacak ağrısından daha fazladır.

    Bel Ağrılı Hastaların Değerlendirilmesi ve Tanı

    Bel ağrılarının çoğunun nedeni yukarda belirtildiği gibi kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesi veya ufak zedelenmelere uğramasıdır. Bu hastalarda ağrı yakınmaları birkaç gün içerisinde kendiliğinden gerileyeceğinden çoğunlukla tetkik edilmelerine gerek yoktur. Ancak aşağıdaki nedenler hemen doktora başvurmayı gerektirir.

    1. Tekrarlayan bel ağrısı atakları
    2. Kronik bel ağrısı
    3. Ağrı şiddetinin giderek artması
    4. Bel ağrısına eşlik eden uyluk ve bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük, istemli idrar ve gaita yapamama, seksüel fonksiyon bozukluğu gibi belirtilerin olması
    5. İstirahat ile geçmeyen bel ağrısı
    6. Bel ağrısı ile birlikte aşırı kilo kaybı, ateş, üşüme ve titreme olması

    Hastanın bel ağrısı nedenleri araştırılırken, öyküsü alınıp, gerekli muayenesi yapıldıktan sonra belirlenen ön tanı doğrultusunda tetkiklerinin yapılması gerekir.

    a)Akut bel ağrısının nedeni olarak bel fıtığı, kas ve yumuşak dokulardaki aşırı gerilme düşünülüyorsa, bu hastalara yatak istirahati (5 günü geçmeyen) ve ilaç tedavisi önerilir.
    b)Kronik bel ağrısı olan, akut bel ağrısı nedeniyle istirahat ve tıbbi tedavi verilmiş fakat ağrısı geçmeyen, omurga tümörü veya omurga enfeksiyonu düşünülen olgularda incelememize direkt grafi ile başlamak ve takibinde lezyon seviyesini saptayıp Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ile hastalığın tanısını koymak gerekir. Bu tetkiklere ilaveten hastada enfeksiyon veya tümör düşünülüyorsa buna yönelik kan tetkikleri ve kemik sintigrafisi yapılmalıdır.

    Bel Ağrısında Tedavi

    Bel ağrılarında yapılacak tedavi ağrının nedenine ve hastalığın yerleşimine göre belirlenmelidir.

    1-Akut bel ağrısında tedavi

    Kas ve yumuşak dokuların aşırı gerilmesine veya ufak yaralanmalara bağlı olan bel ağrısında
    (Mekanik bel ağrısı) ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve kısa süreli yatak istirahati tek başına çoğu olguda yeterlidir.

    Travma ve enfeksiyona bağlı bel ağrısı: sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim yapılmalı, neden enfeksiyon ise ilave antibiyotik tedavisi verilmelidir.

    Tümöre bağlı bel ağrısı:
    i-Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa veya omurgada instabiliteye (anormal hareketlilik) yol açmışsa cerrahi girişim yapılabilir ve doku tanısına göre radyoterapi-kemoterapi önerilir.
    ii-Sinirlere bası bulgusu yoksa, öncelikle biyopsi ile tümörün tipi belirlendikten sonra duruma göre, cerrahi girişim ve/veya ışın tedavisi, kemoterapi yapılmalıdır.

    Bel fıtığı, bel kayması, spinal dar kanala bağlı bel ağrısı:
    i-Sinirlere basıya bağlı bacaklarda güçsüzlük ve/veya istemli idrar ve gaita yapamama yakınmaları varsa, omurgada instabilite (anormal hareketlilik) varsa cerrahi girişim mutlaka gereklidir. Kuvvet kaybı gibi nörolojik bulgular olmamasına rağmen, uzun süren ağrı nedeniyle hastaların yaşam kaliteleri etkileniyorsa ağrı tek başına cerrahi girişim nedeni olabilir. Cerrahi girişim yöntemi seçilirken her hasta ayrı ayrı değerlendirilmeli ve o hastaya uygun teknik seçilmelidir.
    ii-Sinirlere bası bulgusu yoksa ağrı kesici, kas gevşetici ve yatak istirahati (5 günü geçmeyen) önerilir.

    2-Kronik bel ağrısında, neden bel fıtığı, bel kayması, omurga kanalının daralması, disk dokusunun yıpranması olan olgularda eğer ilerleyici nörolojik bulgular (kas güçsüzlüğü, istemli gaita ve idrar yapamama) varsa cerrahi girişim, yoksa öncelikle ağrı kesici, kas gevşetici ve kısa süreli yatak istirahatini takiben fizik tedavi, kas egzersileri önerilir.

    Bel Ağrılarının Önlenmesi

    Özellikle tekrarlayan bel ağrılarının önüne geçilmesi için hastanın fazla kilolarından kurtulması, varsa sigara içmeyi bırakması, bel, sırt ve karın kaslarına yönelik kas egzersizlerini düzenli ve sürekli yapması, uygunsuz duruş, oturma ve yatma pozisyonlarını düzeltmesi gerekmektedir.

  • Her bacak ağrısı bel fıtığına mı işaret eder?

    Bel fıtığı veya lomber disk herniasyonu dediğimiz durum bel ağrısı ile başlayıp fıtıklaşmanın olduğu taraftaki sinir kökünü sıkıştırmasına bağlı o tarafta bacağa doğru yayılan ağrı yapar. Bel fıtığında hastalığın başlangıcında önce bel ağrısı olur, daha sonra ise hastalığın ilerlemesi ile bacak ağrısı gelişir. Bacak ağrısının görülme şekli bel fıtığı hangi bel omurları arasında ise o şekilde karşımıza çıkar. Örneğin; belde üçüncü ve dördüncü bel omurları arasında bir bel fıtığı varsa ağrı genellikle kalçadan bacağın ön kısmından dize doğru yayılırken, belde L5-S1 aralığında bir bel fıtığı varsa ağrı dizin altında ve ayağın dış kısmına doğru yayılmaktadır. Bel fıtığında ağrıya uyuşma, kuvvet kaybı ve refleks kaybı da eşlik eder. Bu bulgular yine ağrıda olduğu gibi fıtığın oluştuğu intervertebral aralığa göre (hangi bel omurları arasında olduğuna göre) değişiklikler gösterir.

    Sorumuza gelince her bacak ağrısı tabiki bel fıtığı değildir. Bazı hastalıklar bacağa vuran ağrı yaparak bel fıtığı ile karışabilir. Bunlara baktığımızda sakroileitis (sakroiliak eklemin iltihabi hastalıkları), kalça ve diz eklemlerinin artrozları (kireçlenmeleri), priformis sendromu (kalçada siyatik sinirin priformis kası tarafından sıkışması durumu), faset sendromu (belde omurlar arasındaki faset eklemlerinin hastalığına bağlı durumlar), siyatik sinirin veya bel omuriliğinden çıkıp bacağa doğru ilerleyen sinirlerin nöropatileri, belde omurilik kanalında darlık (spinal stenoz), lateral recess sendromu (belden çıkan sinirlerin omurilik kanalında değilde kanalın yan kısmındaki kanala (foramene) girişte sıkışması) ve omurilik kökenli tümörler, apseler, iltihaplanmalar gibi durumlar bacak ağrısı yapan en önemli nedenlerdir.

    Belden bacağa vuran ağrılar veya siyatik olarak adlandırılan bacak ağrıları öncelikle iyi bir hasta hikayesinin alınması ve sonrasında dikkatli bir fizik ve nörolojik muayene ile tanınabilir. Yukarıda bahsettiğimiz bacak ağrısına neden olan bir kısım hastalıkların tanısında aslında uygulanan bazı spesifik testler vardır ve muayene esnasında bunlar yapıldığında doğru tanıya yaklaşılır. Daha sonra istenen laboratuvar ve radyolojik incelemelerle (direk röntgen, tomografi ve MRG gibi) kesin tanı konularak bel fıtığı kökenli bacak ağrısı ile diğer hastalıklar birbirinden ayrılır. Bazen iki hastalık beraber olabilir (örneğin kalça kireçlenmesi ve bel fıtığı gibi); bu durumlarda hangi hastalık daha ön planda ise öncelikle o tedavi edilmelidir.

  • Bel sağlığı için ne gibi kurallara dikkat edilmelidir?

    >Hareketsiz kalmayın. Yetersiz hareket, vücuttaki doku ve organların gereği gibi beslenmesini düzenleyen, yaşam için önemli metobolizma olaylarını olumsuz yönde etkiler. Yeteri kadar hareket etmeyen organizmada, belli vücut bölgelerinin beslenmesi aksar ve metabolizma artıklarının vücut dışına atılması azalır. Yetersiz hareketin en önemli olumsuz sonucu, kas ve kemiklerin zayıf kalmasıdır. Hareketli olmak, tüm vücut fonksiyonlarını canlı tuttuğu gibi, aşınma, yıpranma ve kuvvet yitirilmesini de önler. Tüm eklemler gibi, omurga disklerinin beslenmesi de emme-basma tulumba mekanizmalarıyla gerçekleşir. Bu yüzden sürekli oturmak veya ayakta durmak bel hastası için sakıncalıdır. Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik yapısının ve disklerin daha iyi beslenmesini sağlar, dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.

    >Bel ve sırtınızı dik tutun. Omurga için en rahat ve uygun olanı bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur. Güçlü bel ve karın kasları, belin düz durmasını kolaylaştırır. Bu nedenle de düzenli egzersiz gereklidir.

    >Kötü duruş sırtta kamburluğu, belde de iç çöküklüğü artırır. Erken dönemde kalıcı kambur oluşur.

    >Yerden bir şey alırken öne doğru eğilmeyin, çömelin. Omurganın en çok zorlandığı pozisyonlardan biri, gergin dizlerle öne eğilip yerden bir şey almaktır. En iyisi çömelmektir. Bu durumda omurga düz duracağı için çok daha az zorlanır.

    >Sizin için ağır cisimleri kaldırmayın. Ağır kaldırmak, belin alt bölgesindeki diskleri zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar, kesinlikle ağır yük taşımamalıdır. Eğer ağır bir yük taşıma zorunluluğu varsa, eldeki eşya olabildiğince vücuda yaklaştırılarak, hatta dayanarak götürülmelidir.

    >Taşıdığınız ağırlıkları ikiye bölün ve vücudunuza yakın tutun. Bu şekilde omurgaya binen yük eşit dağılacağı için diskler tek yönlü zorlanmayacaktır.

    >Otururken belinizi düz tutun ve sırtınızı bir yere dayayın.

    >Zamanın çoğunu oturarak geçiren insanlar, sürekli masa başında çalışanlar, sürekli araba kullanmak zorunda olanlar için bu önemli. Sürekli masa başında oturmak zorunda olanlar, ayakların altına küçük bir yükselti veya iskemle koysunlar ve kolları da koltuğun yanlarına dayasınlar. Otururken de sık sık pozisyon değiştirsinler.

    >Ayakta dikilirken dizleri gergin tutmayın. Yüksek topuklu ayakkabılar da beli çukurlaştıracağı için omurgayı zorlar. Topukları ve tabanları yumuşak ve alçak topuklu ayakkabı giyilmelidir.

    >Yatarken bacaklar gergin olmasın. Sırtüstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir silindir yastığın büyük yardımı dokunur. Yan yatarken de dizlerin arasına yastık konmalı. Yüzüstü yatış bel ağrısı olanlar için uygun bir pozisyon değildir.

    >Spor yapın, imkanı olanlar için yüzme bel ağrısında yapılabilecek en ideal spordur. (serbest, sırtüstü) Ayrıca hızlı tempolu yürüyüş yapılabilir ve bisiklete binilebilir.

    >Omurga kaslarını düzenli çalıştırın. Bu da düzenli egzersizle olur. Bu egzersizler hiçbir zaman zorlanarak ve sert yapılmamalıdır.