Etiket: Bel

  • Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Lazer ile kireçlenme (faset artrozu/ spondiloz) tedavisi

    Faset sendromu özellikle 50’li yaşlardan sonra bel ağrısının en sık görülen nedenidir. Buna rağmen faset sendromu bir yandan halk arasında, diğer yandan da doktorlar tarafından yeterince tanınmayan, ihmal edilen ve üzerinde durulmayan bir hastalıktır.

    Doğru teşhis koyulamamış, anlaşılmamış, yeterince tedavi edilmemiş birçok bel ağrısı hastası, uzun süreli ( kronik ) bel ağrıları nedeni ile doktor doktor dolaşırlar, değişik ağrı kesici ilaçlar alırlar, sonu gelmeyen ve yeterince fayda görmedikleri fizik tedavi uygulamalarından fayda umarlar. Ağrılarına çare bulamayan bir kısım hasta ise bel ağrısını tedavi ettiklerini iddia eden birçok tıp dışı uygulamacının kapısını dahi çalar, internette ya da televizyonda gördükleri hiçbir işe yaramayan istismar amaçlı ürünlerden fayda beklerler.Halbuki omurganın arka yüzünde bulunan faset eklemlerin yıpranması sonucu ortaya çıkan faset sendromuna bağlı kronik bel ağrısının tedavisi vardır, son derece basit işlemlerle hastaların yaşam kaliteleri önemli ölçüde artar.

    Faset eklemler omurganın arka yüzünde yer alan ve omurları birbirine bağlayan eklemlerdir. Faset eklemler, boyun bölgesinden başlayarak, bel bölgesinin en alt kısmına dek her bir omur kemiğinin arka yüzeylerinde bulunurlar ve omurganın hareketinde önemli rol oynarlar.

    Yaşlanma nedeni ile eklemlerde gelişen kireçlenmeler, beli düzenli olarak zorlayan ağır işlerin ya da sporların uzun süre devamı, darbeler gibi nedenlere bağlı olarak faset eklemlerde oluşan yıpranmalar şiddetli boyun, sırt ve bel ağrılarına sebep olabilir.

    Faset sendromu belirtileri nelerdir?

    Faset eklem yıpranmasına bağlı ağrılar, bel fıtığı ağrısından farklı olarak daha çok bel bölgesinde görülür, belin yan kısımlarına, kalçaya ve bacağın üst kısmına yayılabilir fakat siyatik ağrısında olduğu gibi bacağın arka kısmından ayağa ve parmaklara kadar inmez.

    Bel fıtığı ağrısı öne eğilmekle artış gösterirken, faset sendromuna bağlı bel ağrısı daha çok geriye yaslanmak ve yana dönmekle şiddetlenir.Çok ileri seviyelerde faset eklem yıpranmaları, hipertrofi olarak adlandırdığımız, eklemin hacim olarak artması, büyümesi durumunu ortaya çıkartabilirler. Bu durumlarda omurilikten çıkan sinirler de baskı altında kalabilirler ve ağrı siyatik ağrısı oluşturarak bel fıtığı ya da boyun fıtığı ağrısını taklit edebilir.

    Faset eklem sendromu tedavisi nasıl yapılır?

    Faset eklem sendromu tedavisinden önce teşhisin doğru koyulması gereklidir. Bu nedenle hastanın şikayetlerini anlatırken hangi durumlarda, hangi hareketlerin ağrıyı ortaya çıkarttığına dikkat etmek gerekir. Bel bölgesine yapılacak MR, Tomografi gibi radyolojik incelemelerde faset eklemlerin yapısı özellikle incelenmelidir. Faset sendromundan şühelendiğimiz bir hastada öncelikle teşhis koymak amacı ile faset eklem blokajı adını verdiğimiz işlemi uygulamaktayız. Bu uygulama, faset ekleminin sadece ağrı duyusundan sorumlu olan sinirin lokal anestezi ilaçları ile geçici bir süre uyuşturulması işlemidir. Bu işlem ertesinde faset eklemlerden kaynaklanan ağrı hissedilmeyecektir.

    Hastanın şikayetleri ortadan kalkar ise, kronik bel ağrısının sorumlusu bulunmuştur, faset sendromu teşhisi koyulabilir. İkinci aşamada ise, faset eklemlerin sinirlerini kalıcı olarak hastanın ağrıyı hissetmeyeceği biçimde yakmak gerekir. Bu işleme faset eklem denervasyonu adını vermekteyiz. Bu sinirlerin eklemdeki ağrı hissini iletmek dışında başka bir görevleri yoktur, sinirlerin yakılmaları başka bir fonksiyon kaybına neden olmaz, sadece bel ağrısı ortadan kalkar. Bu tedavi yöntemleri “Fluoroskopi” adını verdiğimiz radyolojik görüntüleme yöntemi kılavuzluğunda gerçekleştirilir. İşlemler için genel anesteziye gerek yoktur, damardan yapılan sakinleştirici ilaçlar ve lokal anestezi uygulaması işlemin ağrısız bir şekilde yapılması için yeterlidir. Fluoroskopi cihazıyla faset eklemleri ve eklemlerin sinirlerinin geçtiği yerler görüntülenir. İlgili noktaya özel iğnelerle girilerek ilaç enjeksiyonu ya da radyofrekans ile termokoagülasyon uygulaması yapılır.

    Radyofrekans ile termokoagülasyon, radyo dalgalarının kontrollü bir şekilde oluşturduğu ısı etkisi ile siniri yakma işlemidir. İşlemin uygulanacağı eklem sayısına göre işlem süresi 10 ile 20 dakika arasında değişebilir.

  • Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.

    Bel Anatomisi

    – Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    – Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    – Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.

    – Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    – Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

    – Omurlar birbirlerine önde “disk” dediğimiz yastıkçıklar, arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

    – Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

    – Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

    – Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

    – Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    – Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    – Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    – Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    -Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    – Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    – Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar.

    Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir.

    Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer.

    Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder.

    Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır.

    Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nispeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar.

    Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

    Hangi Hastalar Ameliyat Edilmelidir?

    Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir. Ancak bazı hastalar vardır ki, mutlaka ameliyat olmaları gerekir.

    Konservatif tedavi dediğimiz cerrahi dışı metodlarla tedavi edilen hasta herşeye rağmen iyileşmiyorsa, yani dayanılmaz inatçı bir ağrıya sahipse ve bu ağrı doğal olarak hayat kalitesinin düşük seyretmesine yol açıyorsa, söz konusu hasta cerrahiye aday demektir. Ne kendisinin ne de çevresinin sürekli ıstırap çekmesine gerek yoktur.

    Bazı hastalar konservatif tedaviyle iyileşirler fakat bir süre sonra rahatsızlıkları yeniden nükseder. Bazen iyi, bazen kötü durumdadırlar. Hastalığı bu şekilde senelerce sürüp giden insanlar vardır. Her rahatsızlık döneminde iş, aile ve sosyal hayatları bundan ciddi şekilde etkilenir ve adeta altüst olur. Bunlar genelde cerrahiden çok korkan hastalardır.

    Bel fıtığı böyle sık nükseden ve özellikle iş hayatlarındaki verim ve kalite ciddi boyutlarda düşen, bu şekilde haftalar boyu normal yaşantıdan kopan kişilerde cerrahi müdahale gündeme gelmektedir. Bu gruptaki hastalara rahatsızlıklarının nedeni teferruatlı olarak anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır.

    Bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarında uyuşma, kuvvetsizlik, bacak adalelerinde zayıflama ve incelme bulunan hastalar da vardır. Sürekli kötüye gitmektedirler. Bunların daha fazla kötüye gitmelerine izin verilmemeli, ameliyatın gerekliliği kendilerine anlatılmalıdır.

    Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtiler varsa o kişi acilen ameliyata alınmalıdır.

    Böyle bir hastada saatlerin hatta dakikaların dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

    Beklendiği takdirde bel fıtığının kendiliğinden iyileşeceği fikri her hasta için geçerli değildir. Bizim uzun yılları kapsayan tecrübelerimiz göstermiştir ki, başarılı bir cerrahi girişim iyileşme sürecini kısaltmakta ve hastalar işlerinin başına genellikle daha kısa sürede dönmektedirler.

    Bel fıtığı değişik tekniklerle ameliyat edilebilir. Ameliyat tekniği fıtığın yeri, büyüklüğü ve sayısına bakarak değişebilir. Doktor MR sonucuna bakarak her hasta için en uygun tekniğe karar verir.

    Başlıca 3 teknik vardır;

    Tam kapalı (endoskopik) yöntem

    Mikrocerrahi (mikroskop altında küçük kesi yeri ile) ameliyat

    Lazer (nükleoplasti) ile çok küçük fıtıkların yakılması

  • Skolyoz (omurga eğriliği)

    Skolyoz (omurga eğriliği)

    Skolyoz, omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğidir. Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında yukardan aşağıya yani boyun, sırt ve bel bölgelerinde düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında döner.Omurgaya arkadan bakıldığında eğrilik düz durulduğunda bile fark edilebildiği gibi bazen bu denli net değildir ve ancak öne eğilme durumunda, kontroller ve röntgen filmlerinde anlaşılabilir.

    NASIL ANLAŞILIR

    Skolyoz daha çok ergenlik yaşlarında karşımıza çıkar ve erken dönemlerde müdahale edilmediği takdirde hem kozmetik hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde telafisi zor hasarlara yol açabilir.Hastanın ve kendisinin vücut şeklini gözlemleyerek bazı belirtileri fark etmesi hastalığın teşhisinde önem arz eder. Bu belirtiler;

    Omuz seviyeleri arasında eşitsizlik

    Bel çukurlarındaki asimetri

    Bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması

    Sırtta bir tarafta kemik kabarıklık (kürek kemiğinde tümsek görünümü)

    Vücut dengesinde sağa yada sola kayma

    TEŞHİS YÖNTEMLERİ

    Skolyoz tanısı ayakta çekilen tüm omurgayı içine alan röntgen filmi ve klinik muayenede yukarıda sayılan belirtilerin bir veya birkaçının bulunması ile konulur. Skolyoz tanısı konulduğunda sebebe yönelik MR incelemesi gereklidir. Ayakta çekilen tüm omurganın ön arka ve yan radyografilerinde, eğriliğin başladığı ve sonlandığı omurlar arasındaki açı ölçülür ve bu açının ilerlemesine göre takip edilir. Bu açıya Cobb açısı denir.

    TEDAVİ

    40 derecenin üzerindeki eğriliklerde ve büyüme potansiyelinin devam ettiği hastalarda cerrahi tedavi tek seçenektir. Cerrahi tedavi sırt ve bele yerleştirilen implantlar (vida-çubuk) yardımıyla başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Cerrahi sırasında omurilik fonksiyonlarının monitorize edilmesi (nöromonitorizasyon) hasta ve hekim açısından işlemin güvenilirliğini artıran bir yöntemdir ve merkezimizde rutin olarak kullanılmaktadır.

    Ameliyat süreci hastaların konforu açısından son derece profesyonel olarak organize edilmektedir. Uygulanacak cerrahi metodu skolyozun tipine göre doktorunuz tarafından belirlenir ve size detaylı olarak yapılacak işlemler anlatılır. Hastalarımızın %90’ında tek bir cerrahi ile sonuç alınmaktadır. Ameliyatın ertesi günü hastalar ayağa kaldırılarak yürütülür. Hastanede kalma süresi yaklaşık 5 gündür. Ameliyat sonrası üçüncü haftadan sonra genellikle günlük aktivitelere dönüş mümkün olur.

  • Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Lomber endoskopik diskektomi minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Minimal invaziv girişim artık tüm cerrahi alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır, nitekim özellikle bazı omurga hastalıklarında ilk tercih edilen cerrahi girişim şeklidir.

    Cerrahi sonrası ağrının az olması, az kan kaybı, hastanede yatış süresinin az olması, normal yaşama erken dönülmesi özellikle cerrahiye bağlı anatomik hasarın açık cerrahiye göre daha az olması, minimal invaziv yöntemleri kaçınılmaz yapmıştır. Bu hastalar tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için uygun hastalardır. Ameliyat ciltte 0.5 cm’lik bir kesiden yapılır. İşlem lokal ya da genel anestezi ile yapılabilmektedir. Ameliyatta teknolojik alt yapının çok iyi olması gerekir, çünkü işlem kapalı yapıldığından radyolojik ve endoskopik görüntüleme sistemlerinin yüksek kalitede olması şarttır.

    Cilt kesisinden sonra radyolojik görüntüleme altında bir iğne ile diske ulaşılır, sonrasında disk, radyo-opak bir madde ve daha sonra problemli diski endoskopik çıkarımda belirleyecek bir başka boya ile boyanır. Bu teknik sayesinde diskin sadece fıtıklaşmış parçası tanınır ve çıkarılır. İşlemin uygulanacağı tüp ve kamera, omurgada var olan anatomik boşluklarda ilerletilir ve fıtıklı bölgeye hiçbir dokuya hasar vermeden ulaşılır. Hastalar ameliyathaneyi ağrısız bir şekilde terkeder, ertesi yürür ve taburcu olur. Ağır iş dışında işe dönüş süresi 3 haftadır. Tüm bel fıtığı hastalarının yüzde 60-70’inde uygulanabilen bu teknikte açık cerrahide endişelenilen kilolu hastada da rahatlıkla uygulanabilir.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatında anatomik boşluklar kullanılarak hasarlı dokuya ulaşıldığından, çevre sağlıklı dokulara hasar verilmez.

    En az hasarla fıtığın çıkartılabilmesi, iş güç kaybının en aza indirilmesi, ameliyat sonrası hastanın ağrısının hızla azalması ve hızla günlük hayatına başlayabilmesi bu tekniğin önemli avantajlarıdır. Sonuç olarak tam kapalı bel fıtığı ameliyatı teknik olarak sağlıklı dokuların kesilmediği ve dolayısıyla buna bağlı olarak operasyon sonrasındaki beklentilerin çok daha iyi olduğu bir seçenektir.

  • Bel fıtığını tanıyalım

    Öncelikle, fıtık sözcüğünün anlamı üzerinde biraz durmak gerekir. Fıtık, esas olarak, kendisine ait olmayan bir bölgeye giren, tecavüz eden, işgal eden organı tanımlamak için kullanılmaktadır. Örneğin göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran diyafragma adalesinideki bir yırtık nedeni ile mide akciğerlerin olduğu göğüs boşluğuna girse bunun adı “mide fıtığı” dır. Yani bir dokunun kendisine ait olmayan bir bölgeye girmesi söz konusudur.

    Bel fıtığı İnsan vücüdunda yaklaşık 33 adet omur vardır. Bunlar boyun, sırt , bel, kalça ve kuyruk sokumu bölgeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu bölgelerden kalça (sakrum) bölgesi birbirine bitişik 5 adet omuradan oluşurken, kuyruk sokumu da çok küçük beş ad et (gelişmemiş kuyruk olarak nitelendirilir) omurdan oluşur.

    Diğer omurlar arasında, (ilk birinci omur ile ikinci omur arası hariç) tampon vazifesini gören, disk şeklinde kıkırdak yastıklar vardır. Bu yastıklar yumuşak ve sulu kıvamlı olup, “anulus fibrozus” adı verilen bir kılıf içine yerleşmiş kıkırdak dokudan oluşurlar.

    Bu kıkırdak dokunun kendisine ait bir kan damarı olmadığından zedelendiğinde kendisini tamir etmesi çok güçtür.

    belfitigi 2 Zorlama hareketleri (özellikle öne doğru eğilmişken ağır kaldırma) bu kıkırdak içindeki yapının bozulmasına ve kıkırdağın kurumaya ve sertleşmeye başlamasına neden olur. İçeriden dışarıya doğru basınç yapan ve çevresindeki kılıfı zorlayan iç çekirdek bel ağrısına neden olur. Bazen, kılıfın aşırı zorlanması kılıftan bazı kimyasal maddelerin yayılmasına ve çevredeki sinir dokusunu rahatsız etmesine neden olur ki, bazen bu durum içerideki çekirdek tabir edilen kıkırda kılıfını yırtarak dışarıya çıkmış ve sinir dokusu üzerine bası yapıyormuş gibi yani (öyle olmadığı halde) fıtık oluşmuş gibi bulgular verir. Bu bulgular ne yapılırsa yapılsın bir süre sonra geçer ve hasta bel fıtığının iyileştiğini zanneder. Bel çekme, alabalık sarma ya da akıl almaz bir takım uygulamaların bel fıtığına iyi geldiğinin sanılması işte bu yüzdendir.

    Bel fıtığı 3 Belirli bir zaman sonra kılıf yırtılıp içerideki çekirdek kendisine ait olmayan bölgeye geçtiğinde, yani gerçek fıtık oluştuğunda bel ağrısı geçer ama bacak ağrısı bu kez hastayı çok rahatsız eder. İşte bu durum cerrahi girişim uygulanması gerekli gerçek bel fıtığıdır ve bel ağrısı çeken hastaların kabaca %10 u bu nedenle ameliyata gereksinim duyarlar . Bel fıtığı tedavisinde kemiklerin birbirlerine vidalanması gibi bir tedavi yöntemi söz konusu değildir. Kemiklerin birbirlerine bağlanması konusu tamamen ayrı bir konudur ve bir başka yazının konusu olacaktır.

  • Bel fıtılarında ameliyatsız disk içi ozon tedavisi

    BEL VE BOYUN FITIKLARINDA OZONTERAPİ

    İntradiskal ozon fıtıklar eğer akut cerrahi gerekmiyorsa acil ameliyat dışında bel ya da boyun fıtıklarını tedavi etmek amacı ile fıtığa neden olan omurlar arasındaki disklerin içerisine ozon gazı verilmesi ile gerçekleştirilen işleme verilen addır. Normalde lazer nukleoplast,i yada prp de bu işlemler içinde sayılabilir eğer bacağa vuran ağrı var tedaviye yanıt vermiyorsa ameliyat yerine lazer nukleopalsti yada ozon terapisi (kas içine yapılan ozonlar bunun dışında onların gerçek bel fıtıklarında anlamı yoktur yapılabilir ve hastalar düzelebilir) Bu işlem, tıbbi literatürde Ozon Diskolizis, Ozon diskektomi, ozon nükleolizis başlıkları altında sunulmaktadır. Aslında diskektomi deyimi tıbbi anlam olarak diskin kesilip çıkarılması işlemine verilen addır. Fakat ozon ile yapılan çalışmalar, bel ya da boyun fıtığı nedeni ile ameliyat olan hastaların sonuçlarına eş başarı sağladığı için “ ozon mikrodiskektomi “ ya da “ozon diskektomi” başlığı altında birçok makalenin konusu olmuş ve bu adla anılmaya başlanmıştır.

    Daha önceleri bel – boyun fıtıklarını tedavi etmek için kullanılan yöntemler arasında insan bünyesine en zararsız yöntem olarak güncel girişimler arasında yerini almıştır. Sadece İtalya ve İspanyada yılda 30 000 hasta bu yöntemle ameliyatsız şifa bulunmaktadır. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde ve Amerika da artık rutin tedaviler arasında yer almaktadır. Ülkemizde henüz emekleme safhasında olan bir girişimsel yöntemdir.

    Oksijeni 02 olarak biliyoruz OZON ise O 3 tür . Yani %99 oksijenden elde edilen bir gaz olup birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aktif oksijendir. Ağrı tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle bel boyun ağrılarında ve kireçlenme tedavilerinde kullanılmaktadır ilaç uygulamalarından yarar görmeyen hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Mutlaka deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Neşter ve narkoza gerek duyulmayan fakat ameliyathane koşullarında ve görüntüleme cihazları eşliğinde yapılması gereken “ ameliyatsız “ bir tedavi şeklidir.

    Ozon ile yapılan bel-boyun fıtığı tedavilerinde mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. Hasta narkoz almamakta işlem 5 dakika gibi çok kısa bir sürede gerçekleşmekte ve işlemden sonra hasta hemen evine yürüyerek gidebilmektedir.

    İşlemden hemen sonra fıtık ağrısı hemen geçmeyebilir birkaç gün beklemek gerekir. Genellikle tek uygulama yeterli olmaktadır, dirençli bazı vakalarda işlem tekrarlanabilir ve güvenli bir yöntemdir.

    Hangi hastalıkta uygulayalım

    Discolizis yani ozon diskektomi ilaç ve diğer konservatif tedavilerden yarar görmeyen hastalara uygulanması tercih edilir.

    Servikal disk hernisi

    Dorsal disk hernisi

    Lomber disk hernisi

    Lomber dejeneratif disk hastalığı

    Dejeneratif spinal kanal darlığı

    Ameliyat sonrası yapışılıklar ( postsurgical fibrozis )

    Faset sendromu ( bel-boyun kireçlenmeleri)

    Kimlere uygulanmaz

    Şüphelenilen gebelik

    Böbrek veya karaciğer yetmezliği

    Son miyokard infarktüsü

    Alkol, uyuşturucu ve psikotrop ilaç müptelaları

    Bir başka hastalık nedeni ile tedavi görüdüğü sürecte Doktorunun uygun görmemesi.

    Kan pıhtılaşma bozukları, Trombositopeni, Favizm, Kontrolsüz Hipertiroidi ve Hipertansiyon varlığı.

  • Belim ağrıyor

    Belim ağrıyor

    Bel ağrısı toplumda en yaygın görülen şikayetlerden biridir ve insanların yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde bel ağrısı ile karşılaşmaktadır. Bütün bel ağrılarının yaklaşık %1’ine cerrahi müdahale gerekir. Diğer kısmı ise konservatif tedavi adı verilen yardımcı yöntemlerle tedavi edilir.

    Bel ağrısının nedenleri

    1) Kas kökenli ağrılar (Mekanik bel ağrısı)

    Ağır aktivite veya mevsim geçişlerinden sonra görülür. Çoğunlukla dinlenmekle ve ağrı kesici tedavilerle düzelir. Devamlılığı halinde egzersiz tedavisi önerilir.

    2) Bel fıtığı ( Lomber disk hernisi)

    Bel omurları arasındaki disk materyalinin omurilik kanalına doğru taşmasıdır. Taşan kıkırdak doku yani fıtık hangi seviyede ise o seviyeden çıkan sinir kökünü sıkıştırır. Bu da “siyataljik” ya da “radiküler” ağrı denilen belden, kalçaya ve bacağa uzanan ağrıya sebep olur. Eğer omurilik kanalına taşan fıtık, sinir kökünü sıkıştırmıyorsa böyle bir ağrı beklenmez. Bu durumda sadece taşan fıtığın kapsülünü sıkıştırmasına bağlı bel ağrısı görülür.

    Bu ağrıların büyük bir kısmı konservatif tedavi denilen, istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ve belden iğne tedavisi ile düzelir.

    Bütün tedavilere rağmen hayat kalitesini düşüren ağrısı devam edenlerde ya da fıtığın sıkıştırdığı sinirin uyardığı kas grubunda ilerleyici güç kaybı olanlarda cerrahi girişim gerekir.

    Başlıca cerrahi yöntemler, mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomidir.

    Cerrahi sonrası hasta genelde 1 gece hastane yatışından sonra taburcu edilmekte, 2 hafta sonunda işine dönebilmektedir.

    3) Bel kayması (Spondilolistezis)

    Bel omurlarının birbiri üzerinde kayması nedeniyle omuriliğin sıkışmasıdır. Özellikle ayakta ve yürümekle şiddeti artan bel ağrısı ile kendini gösterir. Kayan omurlar vidalarla sabitlenerek (stabilizasyon) tedavi edilir.

    4) Kanal Daralması (Lomber Dar Kanal)- Kireçlenme

    Bel omurlarının kireçlenmesiyle, ortadan geçen omuriliğin sıkışması durumudur. Temel şikayet kişinin yürüdükçe artan bacaklarda uyuşma hissi ve yürürken kısa mesafelerde bile 5 dakika dinlenme ihtiyacı olmasıdır. Tedavisinde cerrahi olarak kireçlenip daralan alanlar mikroskobik olarak açılıp, sinirlerin rahatlatılmasıdır. Omurganın durumuna göre vidalamada gerekebilir.

    5) Omurga yaralanmaları

    Travmaya bağlı omurgada oluşan yaralanmalardır. Şiddetli bel ağrısına neden olurlar, yaralanma türüne göre korse ile istirahat ya da cerrahi işlem gerekebilir.

    6) Kemik erimesi (Osteoporoz)

    Kemiklerin zayıflamasına bağlı olarak omurgada oluşan deformasyonlardır. Sıklıkla omur kemiklerinde çökme şeklinde kırıklara neden olur. Özellikle menopoz dönemindeki bayanlarda sıktır. Osteoporoza yönelik ilaç tedavi ve omurgaya yönelik konservatif tedavi ya da kemiğin içini doldurarak yapılan cerrahi yöntemlerle tedavi edilir.

    7) Romatizmal hastalıklar

    Birçok romatizma türünden en yaygın olanı Ankilozan Spondilit (AS)’dir. Sabah uyandıktan sonra 4-5 saat süren ağrı ve diğer ağrı türlerinin aksine hareket etmekle rahatlaması tipiktir. Çoğunlukla ailesel geçer, fonksiyonların korunması açısından erken teşhisi önemlidir. Romatoloji ya da fizik tedavi doktorları tarafından belirlenen ilaç tedavisi ve fizyoterapi ile tedavi edilir.

    8) Enfeksiyon

    Kendiliğinden olan enfeksiyonlar, peynir hastalığı (brusellozis), tüberküloz ya da cerrahi işlem sonrası gelişen enfeksiyonlar (diskit) uzun süreli bel ağrısı yaparlar. Antibiyotik tedavisi ile bazen cerrahi müdahale gerekebilir.

    9) Diğer organlardan kaynaklanan sebepler

    Karaciğer, böbrek rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonu gibi nedenlerde bel ağrısı yapabilir.

  • Bel fıtığı olan hastalar için rehber

    Bel fıtığı tanımı insanlar arasında disk kayması olarak tanımlansa da aslında omurlar arasında yerleşmiş olan yastığın merkezindeki yapının kapsülünü yırtması ile oluşan durumdur. Bu rehber bel fıtığının nasıl ve neden olduğunu, bel fıtığının belirtilerini, hastanın tedaviden neler beklediğini, doktorunuzun elinde bulunan alternatif tedavilerini size sunmak içindir.

    Bel fıtığı oluşumu: İnsanlarda omurgada toplam 23 disk bulunmaktadır. Bunlardan beş tanesi bel bölgesinde bulunur. Bel bölgesinde kuvvetin en çok yüklendiği dördüncü ve beşinci omurlar arasındaki yastıkçık en sıklıkla etkilenen yastıkçıktır. Bu yastıkçık kollajenden oluşan bağdokusundan meydana gelmiştir. Yastıkçık merkezinde jelatine çekirdek, bunun etrafını ise yoğun kollajenden oluşan disk sarar.
    Normalde sağlıklı insanlarda bu yastıkçık koşma, atlama, ağır yük kaldırma anında bele gelen yükü süspansiyon gibi emer. Otuzlu yaşlarda suyunu kaybeden ve kollajen yapısında bozulmalarda diskte kırılmalar olur. Bu kırılmalar öncelikle sebepsiz bel ağrıları halinde tespit edilir. Ters bir hareket veya ağır yük kaldırılması ile ortadaki jelatine oluşum çevresindeki diski arkadan yırtar ve omurilik kanalındaki
    bacaklara, ayaklara giden sinir köklerini omurilik kanalında veya sinir kökünün kanaldan çıktığı dar açıklıkta baskıya uğratır. Bu baskı ile oluşan hastalık haline bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı neden oldum? Beslenmekle ilgisi var mıdır?

    On iki yaşına kadar elastikiyetini koruyan omurga ergenliği takiben omurgada yirmili yaşlara kadar gerçek boyut ve gücüne ulaşmış olur. Yaşın ilerlemesi ile yastıkçıkta yükseklik azalması, omur içine doğru şişkinlik, omurga kanalındaki bağda bası olmaktadır. Ağır yük kaldırma, boşta bulunup gövdeyi ani döndürme, merdivenden düşme diskte yırtılmalara neden olur. Omurganın uygunsuz hareketi nedenlerden biridir.

    Risk faktörleri:
    -Yaşlanma
    -Geçirilmiş bel travması,
    -Ağır işte çalışma,
    -Fazla kilo, sedanter hayat
    -Kötü oturuş şekli,
    -Ağır sporlar

  • Çocuklarda omurga eğriliği (skolyoz)

    Çocuklarda omurga eğriliği (skolyoz)

    Vücudumuzu dik tutan bel kemiği (omurga) bazan eğrilikler gösterir. Çok genç yaşlarda başlayabilen eğrilikleri ancak dikkatli anneler yakalayabilir. Çocuklar elbiseli iken yeni başlayan ve hafif eğrilikleri fark etmek mümkün değildir. Ama anneler çocukları elbisesiz de görebilirler. Daha çok kız çocuklarda gözlenen omurga eğiriliklerini erken fark etmek ana-baba, öğretmen gibi büyüklere düşmektedir. Omurga silindir yapıda birçok kemiğin, disk denilen kıkırdak yapılarla birleşmesinden oluşur. 7 tane boyun,12 tane sırt, 5 tane bel omur kemiği koksiks adı verilen piramide benzer parça ile birleşip iskeletin esas parçası olan bel kemiğini (omurgayı) oluşturur. Omurga vücudu dik tutan bir destek, omuriliği koruyan bir yapıdır.

    Omurganın boyun ve bel bölgesi oldukça hareketlidir. Omur kemiklerinin mükemmel bir şekilde birbirine eklem ve bağlarla birleşmesinden oluşan omurga yandan belirli normal eğrilikler gösterir, yandan bakılınca boyun ve bel bölgesinde içeri doğru girintili sırtta ise dışa doğru çıkıntılıdır. Ama omurgaya önden bakılınca dümdüzdür. Önden bakıldığında omurganın bir bölümünün sağa veya sola doğru kavis yapması ve rotasyon (dönme) göstermesi bir bozukluktur. Bu bozukluğa Skolyoz denir. Ancak annelerin bu konuya daha duyarlı olması ile bu rahatsızlık daha erken yakalanabilir.

    Vakaların çoğunda neden bilinemez. Nedeni bulunmayan eğriliklere idyopatik skolyoz denir. Genetik geçiş özellikleri vardır. Kız çocuklarda daha fazla görülür. Ağır vakalarda eğrilmeler ergenlikte çok hızla ilerler. Araştırmalar çocukların %5′inde skolyoz görüldüğünü bildirmektedir. Eğrilikler çeşitli tiplerde olabilir. Sırtta sağa veya sola belde sağa veya sola veya hem sırt hem belde karşılıklı eğrilikler olabilir. Omurga eğrilikleri çocukluktan sonra da oluşabilir. Erişkinlerde sırt kaslarının dengesizliği, aşırı şişmanlık, osteoporoz (kemik erimesi) gibi durumlarda sonradan skolyoz gelişebilir. Çoğu zaman eşit çalışmayan kaslar sırt kaslarında dengesizliğe neden olur ve omurgada eğrilik gelişir. Bu durum omurgada kalıcı bozukluk yapmadan fark edilebilirse düzeltilebilir.

    Belirti ve Bulgular

    Hafif bir eğrilik hiç bir fiziksel aktiviteyi engellemez. Çoğu zaman dikkat edilmeden fark bile edilemez. Bazan tesadüfen röntgen filminde omurgada eğrilik görülür. Ağır eğrilikler ise elbiseli iken bile fark edilebilir. Kötü gidişli skolyozda omurganın giderek eğrilmesi ileri yaşlarda göğüs boşluğunu daraltır. Bu daralma ileride kalp ve akciğer sorunlarına yol açar.

    Teşhis

    Basit bir çekül doğrultusu ile omurganın doğruluğuna bakılabilir. Ensenin tam ortasına konulan çekül ipinin omurgadan düz olarak geçip yere tam iki ayak ortasına inmesi gerekir. Ayrıca her iki omuzun aynı seviyede olması, öne doğru eğilince sırtta asimetri veye bir tarafta farklılık olmaması gerekir. En ufak bir şüpheniz varsa doğru teşhis için uzman doktor muayenesi ve radyolojik tetkikleri yaptırın. Gerekli omurga filmlerinde omurgalardaki dönmeler tesbit edilir ve skolyozun açısal ölçümleri yapılır. Skolyozlu hasta belirli aralıklarla mutlaka kontrol edilmelidir çünkü eğrilikler hızla ilerleyebilir.

    Tedavi

    Hafif vakalar sadece gözlem altında tutulur, erişkin veya çocuk zaman içinde takip edilir. Bu arada kaslardaki dengesizliğin, sertleşme ve kısalmaların önlenmesi için düzenli egzersizler yapılmalıdır. Kötü gidişli vakalarda eğrilik ve omurgada dönmenin artması ile göğüs boşluğunu zamanla çok daralır. Akciğere giren çıkan hava azalır. Yaş ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe akciğerde sık sık problemler çıkabileceği için bu tip vakalarda korse uygulaması ve ameliyat yapılmasını gerektirebilir.

  • Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.
    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı kimlerde görülür?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    Nedenleri

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    Belirtileri nelerdir?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    Teşhis

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi bir çok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir.

    Korunma

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.