Etiket: Bel

  • Skolyoz çeşitleri

    Ayakta duran bir kişiye arkadan bakıldığı zaman omurga dizilimi düzdür. Eğer eğri ise buna “skolyoz” denir. Sırtında ve belinde eğrilik olduğu, bir omzunun diğerine göre daha aşağıda olduğu, bel kavisinin bozulduğu ve sırtının bir tarafındaki kaburgaların çıkıntılık yaptığı-tümsek oluşturduğu görülür. Bu eğrilik sağa ya da sola doğru eğrilik olabilir.

    Skolyozun birkaç çeşidi vardır. En sık görülenlerinden kıssaca bahsedersek:
    İdiopatik skolyoz: Nedeni belli değildir. En sık görülen skolyoz çeşididir. Ailesel yatkınlık vardır. Kızlarda erkeklere göre 10 kat fazla görülür. 10-11 yaşlarında başlayıp eğer fark edilmezse 14-15 yaşlarında iyice ilerlemiş olur.

    Konjenital skolyoz: Omurgada oluşum anomalisi vardır. Tedavisi çoğu zaman cerrahidir. 4-5 yaşına kadar fark edilirse çok daha basit ameliyatla, belki de enstrümana (platin) gerek kalmadan tedavi edilebilir.

    Dejeneratif skolyoz: İleri yaşlarda (50-60 yaşlarından sonra) ortaya çıkan skolyozdur. Bel ve sırt ağrısı vardır. Bacak ağrısı olabilir. Yürüme mesafesi kısalmıştır.

    Nöromüsküler skolyoz: Kas zayıflığı ya da felçliğe bağlı skolyozdur

    Diğer skolyoz çeşitleri: Postürel skolyoz (duruş bozukluğuna bağlı), omurga kırığına bağlı skolyoz, omurga iltahabına bağlı skolyoz, bel ağrısına bağlı skolyoz.

    Skolyoz cerrahi olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak skolyozun çeşidine ve durumuna göre bir süre korse ile takip edilebilir, karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler verilebilir. Ameliyattan sonra genellikle hastalar uzun süre (yılları içine alan) takipte tutulur. Tedavi açısından en önemlisi hastalığın erken fark edilmesi, takip ve tedavinin doğru planlanmış olmasıdır.

  • Bel fıtıklarında mikrodiskektomi tedavisi

    Bel ağrısı ve bel fıtığı toplumun büyük bölümünü etkileyen yaygın bir sağlık problemidir.

    İnsan omurgasının en çok yük binen ve hareket sistemi ile ilgili rahatsızlıkların en sık ortaya çıktığı alan bel (lomber) bölgesidir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Bel fıtığı (Lomber Disk Hernisi) iki omur arasında omurgaya binen yükü emen (absorbe eden) ve eşit dağılımını sağlayan disk olarak tanımlanan yapını omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır

    Cerrahi Teknikler Nelerdir?

    Lomber disk hernisinin cerrahinde gelişen teknoloji ve pratik uygulamanın artması ile farklı cerrahi teknikler gelişmiştir.

    Hangi hastaya hangi tekniğin uygulanacağı hastanın şikayeti, radyolojik bulguları ve hekimin değerlendirilmesi sonucunda karar verilir?

    Temel cerrahi yöntem klasik (basit) diskektomidir. Mikrodiskektomi; basit diskektomiye göre daha küçük bir insizyondan girilerek yapılan ve daha az travmatik olan, hastanın erken hareket etmesine imkan veren mikroskop altında uygulanan bir tekniktir. 1-2 cmlik küçük bir kesi ile mikroskobun büyütmesinden faydalanılarak geniş bir görüş alanına ulaşılır.

    Mikrodiskektomi

    İşlem 1-2 cmlik bir alanda gerçekleştiği için kan kaybı ve enfeksiyon riski azalmış olmaktadır. Postoperatif (ameliyat sonrası) ağrı daha az olmaktadır.
    Hastanede kalış süresi azalmaktadır. İş gücü kayıpları da bu şekilde önlenmiş olmaktadır.

  • Bel-kalça-diz-bacak ağrıları: nerede –ne zaman-kime ameliyat olmalı

    Endüstriyel toplumlarda yaşam süresinin uzaması ile beraber sağlık sorunları da çeşitlilik kazanmıştır. Ayrıca makinalaşmanın ve gelişmenin getirdiği hareket azlığı, beslenme bozukluklarına bağlı gelişen obesite de sağlık sorunlarının hem çeşitliliğinin hem de şiddetinin artmasına sebep olmuştur.

    Özellikle orta yaş grubunu geçen nüfusun sık karşılaştığı sorunlardan biri olan kireçlenme dediğimiz (artroz) eklemlerin sorunu hastalarda tuttuğu yere göre şikâyet ve bulgulara sebep olmaktadır. Hastalar her zaman bu şikâyetlerinin nereden kaynaklandığını tam olarak ayırt edemeyebilirler. Bunun sebebi ağrının noktasal olmadığı çoğunlukla yayılım veya başka bir yere yansıma yaparak ağrı sebebinden uzakta hissedilmektedir.

    Kireçlenme dediğimiz hadise eklemlerde sıvı azalması, kıkırdak erimesi, eklem dejenerasyonu veya eklem daralması gibi isimlerle de anılmaktadır. Kireçlenmeye en çok maruz kalan eklemler değişken olmakla beraber kireçlenme sebebiyle belirti veren eklemler genellikle vücudumuzun en çok yüke maruz kalan ve en çok hareket eden (en çok kullandığımız) eklemleridir.

    Bel ağrısı, bacaklarda ağrı dizlerde ve omuzlarda ağrı en sık karşılaşılan ağrılardandır. Ve bu ağrılar değişik uzmanlık alanlarının ilgisindedir.
    Bel ağrısının birçok sebebi olmakla beraber; en sık rastlanılan sebepleri, bel fıtıkları, yaş ilerledikçe ortaya çıkan kireçlenme nedeniyle omurilik kanalı darlıkları, bel kayması, bel eklemlerinde ve omurlar arası kıkırdaklarda aşınma ve kireçlenme nedeniyle ortaya çıkan ağrılardır. Belde oluşan bu hastalıklarda ağrı çoğunlukla belde kalmaz bir veya her iki bacağa, uyluğa veya ayaklara yayılabilir. Dolayısıyla her iki alt ekstremiteye yayılan ağrıların sebebi ileri yaş grubu hastalarda omurga kökenli rahatsızlıklar olabilir.

    Aynı şekilde, dizlerde veya kalçada olan hastalıklarda da uyluk, diz, bacak veya ayak ağrısı olabilmektedir. Bu nedenle orta yaşı geçmiş bel ve/veya bacak –diz-kalça ağrısı olan hastalarda mutlaka hem bel bölgesi ve omurga hem de alt ekstremite eklemleri değerlendirilmeli ayırıcı tanı iyi yapılmalıdır. Bu tür hastalar mutlaka hem beyin cerrahisi hem de ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Ayırıcı tanı yapılıp ağrı ve diğer şikayetlerinin sebebi tam olarak belirlendikten sonra uygun branş hekimi tarafından tedavisi yapılmalıdır.

    Ya omurga ya da alt ekstremite rahatsızlığı olan hastaların tedavisi uygun branş hekimi tarafından yapılmakta iken, asıl sorun her iki bölgede de sorunu olan hasta grubunda çıkmaktadır, ki bu hasta grubu azımsanmayacak kadar yüksek bir orandadır zaman tedavi sıralaması nasıl olmalıdır:

    Hem bel hem de diz-kalça gibi alt ekstremite sorunu olan ancak ameliyat gerektirmeyen hastaların ilaç ve ameliyat dışı tedavileri her iki uzmanlık alanı tarafından aynı anda yapılabilmektedir.

    FAKAT

    Belinde ameliyat gerektiren ve bel ve bacaklarda ağrı sebebi olan bir kireçlenme sorunu olan aynı zamanda da kalça veya dizlerde ameliyat gerektiren kireçlenme sorunu olan hastalarda tedavi önceliğini çok iyi belirlemek gerekmektedir. Bu konuda maalesef birçok yanlışlıklar yaşanmaktadır. Her iki dizden ağrıları nedeniyle ameliyat olup protez takılan fakat ağrıları geçmeyen hastalar olduğu gibi belden ameliyat olup hala rahat yürüyemeyen ve bacaklarda dizlerde ağrısı olan hastalar vardır. Onun için ameliyat gerektiren kireçlenme-dejenerasyon- sorunu olan hastalarda ameliyat önceliğini belirleyen faktörler çok çeşitlidir.

    Hastanın yaşı, kilosu, ilerleyici nörolojik hasarı (felç-idrar –gaita kaçırma-his kaybı-ereksiyon kaybı…),hastanın isteği….vb. faktörler önceliği belirlemekte etken olmakla beraber:

    Omurgayı ve içindeki sinirleri (omurilik ve ondan çıkıp bacaklara giden sinirler) bir ağacın gövdesi olarak düşünürsek bacaklarımız ve içindeki ağrı algılayıcı ya da motor emir götürücü sinirler bu ağacın dalları olarak düşünülmelidir. Yani ağacın gövdesinde bir hasar ve dalında bir hasar varken dalını tedavi edip gövdedeki hasardan kaynaklı yakınmaları gideremeyeceğiniz gibi, gövdedeki hasarı tamir ettiğinizde daldaki hasardan kaynaklı bazı şikayetlerin düzelme ihtimali vardır. Yani belinden ameliyat olmuş hastalarda diz veya kalçalarındaki ağrılarında bir kısmı gidecektir ve belki hastanın tolere edebileceği bir ağrı seviyesine kadar gerilediği için diz veya kalça patolojisinin ameliyat gereksinimi ötelenebilir.

    BU NEDENLE

    Bacaklarda veya dizlerde ağrı şikâyeti ile ortopedi uzmanına başvurup diz veya kalçada aşınma ya da kireçlenme nedeniyle ameliyat kararı alınan hastaların ameliyat olmadan önce MUTLAKA bir beyin cerrahisine de görünüp bacaklarındaki ağrıya ve diğer şikâyetlerine katkıda bulunan bir bel sorunu olup olmadığı mutlaka bakılmalıdır.
    Yine aynı şekilde bacaklarda ağrı şikâyeti ve belde kireçlenme şikâyeti ile bir beyin cerrahisine başvuran orta yaşı geçmiş her hastanın

    MUTLAKA bir ortopedik değerlendirmeden geçmesi tedavinin başarısı için şarttır.

  • Sakroiliak eklem füzyon ameliyatı

    Bel ağrısı modern yaşamın giderek daha fazla öne çıkardığı bir problem. Her insanın hayatında en az bir kez başına gelebiliyor. Her üç kişinin birinde ise tedavi gerektirecek kadar şiddetlenebiliyor. Yani insan bel ağrısı hastası oluyor. Beli ağrıyan her dört hastanın birinde ise sakroiliak eklemde sorun olduğu biliniyor.

    İnsan vücudundaki en önemli eklem, insanın ayakta durmasını sağlayan sakroiliak eklem. İnsanı hayvandan ayıran bu eklemin hastalıkları Hipokrat zamanından beri biliniyor. Her beş kişinin birinde bu eklemde sorun ortaya çıkabiliyor. Özellikle bacaklar arasındaki çok küçük uzunluk farkı bile önemli bir soruna yol açabiliyor.

    Son yıllarda omurgaya platin konan ameliyatların çok fazla sayıda yapılmaya başlaması da bu eklemdeki sorunu tetikleyen bir diğer faktör. Böyle bir platin ameliyatından beş yıl sonra hastaların en az yarısında bu eklemde sorun ortaya çıkıyor. Yani başarısız bel cerrahisi sendromu da denen, yani birden çok bel ameliyatı olmuş ama ağrıları geçmemiş hastaların çoğunda sakroiliak eklemde sorun vardır.

    Bu eklemdeki hastalıkların, özellikle de eklem yetmezliğinin gözden kaçırılmasının nedeni ise tanısının zor konması. Zor tanı konuyor derken genelde doktorun hastasına ayırabildiği çok kısıtlı zaman içinde detaylı bir muayene yapamamasını kastediyoruz. Tanının doğrulanması ise radyolojik incelemeler ile değil de, eklem aralığına yapılan bir iğne ile mümkün oluyor. Bu işlem ise maalesef yapanın oldukça deneyimli olmasını gerektiriyor.

    Üstelik bu eklemin hastalıklarında yapılan ameliyatlar ise öyle her cerrahın altından kalkabileceği şeyler değil. Bu yüzden de son yıllarda hemen her yerde herkesin ameliyat edebilmeye başladığı bel fıtığı ameliyatlarının gölgesinde kaldı.

    Ancak son yıllarda sakroiliak füzyonameliyatı kapalı bir ameliyat şeklinde, yani büyük cilt kesileri yapmadan ve kansız şekilde gerçekleştirilebiliyor. Böylece hem risk azalıyor ve hem de hasta hemen ayağa kalkabiliyor. Hatta her yedi hastanın birinde işlem iki yanlı, yani sağlı sollu yapılıyor.

    Ancak ön önemli sorun yukarıda sözü edilen bu kapalı ameliyat için kullanılan aletlerin ülkemizde temin edilmesinde yaşanan güçlük, hatta olanaksızlık. Bu sorunu da bir özel firma aracılığıyla aşabiliyoruz.

  • Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı, üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır.

    Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

    Dar kanal hastalığı için vidasız (platinsiz) ameliyat yöntemi olarak bilinen bu yöntem çok değerlidir. Ameliyatı öncelikle değerli kılan, dar kanal hastalığı için uygulanan diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi hastaya enstrüman (vida) veya başka herhangi bir yabancı cisim takılmamasıdır. Buna bağlı olarak da iyileşme süreci daha kısa olmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ve operasyon mikroskopu kullanılarak omurilik sinirlerini sıkıştıran fıtık, kemik ve bağ dokuları alınarak hastanın sinirleri rahatlatılır. Çoğu merkezde uygulanan diğer yöntemlerde olduğu gibi vida ve benzeri ek materyalleri kullanmak gerekmemektedir. Birden fazla aralıkta kanal daralması olsa da bu yöntemle ameliyat edilebilir.

    Bu ameliyat esnasında dar olan omurilik kanalının iç kısmına girilerek kanal içeriden genişletilmekte, böylece anatomik yapı elden geldiğince korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapının korunması sonucunda bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmak gerekmemektedir. Dolayısıyla hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj oluşturmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ameliyat edilen bu hastalar ameliyat oldukları gün yürüyebilecek duruma gelirler. Hastaneden 1-2 gün sonra taburcu olurlar. Yaklaşık 1 ay boyunca ayakta oldukları sürelerde bel korsesi kullanmaları önerilir. Yaklaşık 20 gün sonra da egzersiz programına başlanır. Yaşam kalitesini çok azaltan ve oldukça acı verici olan bir hastalık için bu kadar kısa sürede iyileşme olur.

    Mikrocerrahi teknikle yapılan bu ameliyat belirli merkezlerde ve mikrocerrahi deneyimli cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Bu hastalar da aynen bel fıtığı operasyonlarımızda olduğu gibi felç kalma riskiyle karşılaşmadan aynı gün içinde yürüyebilmekte ve 1-2 günde taburcu olmaktadırlar.

    Bu teknik omurgada skolyoz (eğilme), spondilolistezis (kayma) olmadığı durumlarda uygulanır. Hastalaın omurgalarında kayma ve eğilme varsa bu ameliyat ile birlikte hastalara vida-plak uygulamak gereklidir.

  • Çocuklarda bel ağrısı

    Çocuklarda bel ağrılarının en sık rastlanan sebebi, sportif zorlanmalar sonucu oluşur ve genellikle 1-2 haftalık istirahat ile geçer. Çocukluk çağındaki bel ağrıları 4 haftayı geçerse daha ciddi olarak incelenmelidir. Çocukluk çağında uzun süren bel ağrılarının daha ciddi ve daha ağır sebepleri olabilir.

    Aşağıdaki durumlarda bel ağrılarının altında ciddi bir sebep aranmalıdır.

    1. 4 haftadan uzun süren ağrılar (dinlenmeye rağmen)
    2. ağrı inatçı ise, çocuğun aktivitelerini kısıtlıyorsa
    3. ateş öksürük idrar ve barsak değişiklikleri, adet düzensizliği varsa
    4. ağrı bir yada her iki bacağa yayılıyorsa
    5. okul öncesi çocukta bel ağrısı varsa
    6. trafik kazası, düşme gibi bir travma olmuşsa
    7. gece ağrısı belirginse

    Bu 7 özellikten biri varsa aşağıdaki tetkiklerr yaptırılmalıdır

    1. Tam kan, sedimantasyon, CRP
    2. Bel ve pelvis röntgeni
    3. enfeksiyon ve tümör şüphesi varsa Sintigrafi
    4. MRI, bilgisayarlı tomografi

    Çocuklarda bel ağrısının en sık rastlanan sebepleri şunlardır;

    1. Travma: 1–2 hafta içinde geçen kas zorlanmaları, ağırlık kaldırma, ters hareketler, spor zorlanmaları; daha ciddi travmalar omurga kırıklarına yol açabilir.

    2. Enfeksiyon: Diskiitis (disk aralığı iltihabı), okul öncesi çocuklarda sık görülür, ani başlar, ateş vardır, ayakta durma ve oturma pozisyonunda ağrı artar. Şayet tedavi edilmezse osteomiyelite sebep olabilir. Sintigrafi, MRI ve röntgenle teşhis edilir.

    3. Spondiloliz ve spondilolistezis (bel omurgalarında kayma); daha çok kız çocuklarında görülür.

    4. Scheurman hastalığı; ileri çocukluk ve delikanlılık dönemlerinde görülür. Sırtta düzleşme ve kamburlaşma vardır. Daha çok erkeklerde görülür.

    5. Jüvenil romatoid artrit ve ankilozan spondilit.

    6. Kemik tümörleri :

    – osteoid osteoma
    – osteoblastoma
    – eozinofilik granüloma
    – anevrizmal kemik kisti
    – lösemi

  • Bel fıtığı felç edebilir !

    Bel fıtığı ihmal edilirse felce neden olabilir !

    İnsanların yaklaşık % 80’i hayatının en az bir döneminde bel ağrısı yaşar. Bu ağrılar hafiften şiddetliye kadar değişik özellikler gösterebilir. Bel ağrısı bazen bizi öyle bir hale sokabiliyor ki başkasına muhtaç hale bile gelebilir. Bel ağrısının birçok nedeni vardır. Fakat bel ağrısı denilince akla ilk olarak bel fıtığı gelmektedir. Bel fıtığı insanoğlunun yaradılışı kadar eski bir hastalıktır. Bel fıtığı hastalığının başlangıç dönemlerinde hastalık tam olarak tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle bel ile ilgili sorunlar yaşadığımızda bu durum uzun sürerse mutlaka tıbbi yardım almak gerekir. Çünkü bel fıtığı hastalığı ilerlediği dönemlerde felce bile yol açabilir.

    Bel fıtığı, bel kısmında disk adını verdiğimiz alanlarda sinirlerin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. İlk önce bel ağrısı şeklinde başlayan hastalık ilerleyen dönemlerde kalçaya, tek veya iki bacağa yayılan ağrı, yürüme güçlüğü, bacakta uyuşma ve güçsüzlük, nadir olarak idrar kaçırma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu şikayetlerle başvuran hastaların beyin cerrahi uzmanı tarafından öncelikle nörolojik muayenesi yapılıyor. Doktor muayene bulgularını ve radyolojik bulguları değerlendirerek hastanın tedavisini planlar. Kesin tanı bel MRI tetkiki ile konuyor.

    Bel ve bacak ağrısı ile beyin cerrahisi doktoruna müracaat eden hastaların büyük çoğunluğu tıbbi tedavi ve yatak istirahati ile sağlığına kavuşmaktadır. Bu şikâyetler ile gelen hastaların % 3 – %5 kadarına cerrahi tedavi gerekmektedir.

    Doktor tarafından ameliyat olması gerektiği söylenen hastaların bir bölümü korku ve güvensizlik nedeniyle tedavilerini geciktirmekte ve daha kötü sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tedavisi zamanında yapılamayan hastalar felç gerçekleştikten sonra ameliyat olsalar dahi şikayetleri ya düzelmemekte yada uzun süre rehabilitasyon uygulamak gerekmektedir.

    Tedavisi geciktirilmiş bel fıtığı sonucu meydana gelen bacak felçlerinin çok büyük bir bölümü tam olarak düzelememektedir ve hayatlarının geri kalan bölümlerine felçli olarak devam etmektedirler.

    Tedavi şekli hastaya göre değişmekle birlikte son dönemlerde uyguladığımız mikrocerrahi teknikler ile yapılan ameliyatlarda başarı oranı çok yüksektir. Hastalar genellikle ertesi gün taburcu edilirler.

    Bu nedenlerle yukarıda saydığım şikâyetlerden birini yaşıyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir Beyin-sinir ve omurilik cerrahına başvurmanızı tavsiye ederim. Sağlık ihmale gelmez….

  • Ağrı ve fıtık

    BEL FITIĞI
    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları
    ağır olabilen bir rahatsızlıktır. · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında
    bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik
    kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı
    olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması
    sonucu oluşan klinik durumdur. · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani
    travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve
    bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir. · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha
    fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir. ·
    Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara
    yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar
    karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma
    şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir
    durumdur. · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü
    bel ağrılarının ancak %1'inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır. · Bel fıtığı
    sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu
    ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı
    kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha
    da ağırlaşmasına neden olabilmektedir. · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında
    omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu
    baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin
    kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana
    getirmektedir. · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya
    L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar
    oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi
    bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler. · Bel ağrılarının bir çok
    nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar
    bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel
    ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma
    korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme
    isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı
    olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel
    fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı
    aracıdır. · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve
    karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel
    fıtığından şüphelenilmemelidir. · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı
    baskı sonucunda bulgu vermektedir. · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli
    tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın
    büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel
    filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır. · İlaçlı bel filmi belden yapılan
    omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit
    etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin
    kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına
    hekim karar verir. · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için
    çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit
    edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın
    büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir. · Ağrı

    yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun
    olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması
    söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman
    içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve
    ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu
    durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir
    tablonun ortaya çikmasina neden olabilir. · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve
    refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir
    medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz. · Bel ağrısı olan
    hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil
    olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında
    genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar
    bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür. · Maalesef bel çektirme olayları karşisında
    istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken
    doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi
    önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için
    alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi
    zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum
    olduğuda unutulmamalıdır. · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının
    güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat
    yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı
    kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı
    olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve
    hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma
    ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir. · İşte bu gurupta olan
    hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik
    tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan
    önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine
    gelmesi amacıyla kullanılmaktadır. · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli
    yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle
    diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem
    sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara
    enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına
    rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık
    olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar
    olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır,
    Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu
    fıtık için uygun olabilmesi gereklidir. · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak
    görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az
    olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı
    ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi
    işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir. · Halk arasında
    cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm
    mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir
    cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya
    çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık
    bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde
    fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut
    fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün
    ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı

    ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan
    birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram
    olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat
    nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan
    faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli
    olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir
    süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis
    tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur.
    Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli
    işlemi yaptırmadığının sonucudur. · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan
    işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan
    bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır. · Tıbbın amacının
    insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu
    unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır. · Cerrahi işlem
    sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi
    şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır. · Cerrahi
    işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın
    tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan
    yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları
    vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik
    yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa
    2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında
    kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup
    kullanılmaya başlanmıştır. · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış
    sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri
    kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir. · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı
    olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır. · Belfıtığı ameliyatı
    olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel
    kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar. · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde
    olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri
    şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.
    OP DR GÖKALP KARAARSLAN

  • Bel ağrısı neden olur ? Bel ağrısını tetikleyici sebepler nelerdir ?

    Ailesinde bel fıtığı olanlar ne yapmalı? Bel ağrısını hafifletmenin yolları nelerdir ? Hayatı boyunca “uff belim çok ağrıyor” demeyen, bir sancıyla belini tutmayan var mı? Veriler öyle gösteriyor ki, insanların yüzde 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısı yaşıyor. Bunun rastlanan en sık sebebi; iki omur arasındaki eklem kıkırdağının bozulması ve buna bağlı oluşan fıtık. “NEDEN BEL FITIĞI” DERSENİZ…

    Belde oluşan fıtıklaşmanın tetikleyici sebepleri arasında pek tabii “sigara” yine üst sıralardaki yerini alırken; yaş, cinsiyet, beli fazla zorlama da etkenler arasında. .. “Genetik” mi derseniz, yüzde 74’lük orandaki ailesel kalıtım hiç yabana atılır bir oran değil.

    AİLESİNDE BEL FITIĞI OLANLAR NE YAPMALI?

    Malum, ağaç yaşken eğilir. Tedbir küçük yaşta ele alınmalı. “Nasıl mı” derseniz; ilkokul çağındaki çocuğun sırtına kendinden ağır bir çanta takılmaması, kilo kontrolünün o yaşlarda doğru yönetilmesi, hareketi alışkanlık haline getirmesi sağlanarak.

    BASİT ÖNLEMLERLE BELİNİZİN YÜKÜNÜ HAFİFLETİN

    Uzun süre ayakta durmaktan ve/veya oturmaktan kaçının Oturma esnasında sıkça pozisyon değiştirin İş yerinde otururken, kalçalarınızı ileri doğru eğin ve belinizdeki eğriyi düzleştirmek için ayaklarınızı bir tabureye veya kutuya uzatın. Her yarım saatte bir kalkıp şöyle bir dolaşın Sırtınızı düz tutun ve ağır bir şeyi kaldırmaya yardımcı olması için sırt kaslarınızın yerine bacak kaslarınızı kullanın Fazla kilo almayın.

    BEL AĞRIMI HAFİFLETMEK İÇİN NE YAPABİLİRİM?

    Ağrıyan bölgeye sıcak veya soğuk uygulaması yapın Sıcak bir banyoda oturmak yardımcı olabilir, ancak küvete girip çıkarken dikkatli olun Hafif sırt masajı yaptırın.

    Belinizdeki baskıyı bir miktar hafifleteceğinden, karnınızı hafifçe kaldırmak için karın bağlayıcı kullanın Özellikle ayakta uzun süre kalıyorsanız mutlaka tabanınızı destekleyen ayakkabılar giyin.

    Ağrıyan taraf üstte kalacak şekilde yan uyuyun Kollarınızda, dizleriniz arasında ve / veya sırtınızın arkasında bir yastıkla destekleyin Egzersiz, sırt kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur ve eklemleri doğru konumda tutar. Hafif bir egzersiz yapın ve 20 dakika yürüyüşün ardından belinizi gerin.

  • Bel fıtıgı kabusunuz olmasın

    Erişkinlerin %80’i, yaşamlarında en az bir kez ciddi bir bel ağrısı atağı geçirirler. Bu sorun da çoğunlukla yatakta dinlenme ve/veya ilaç tedavisi ile çözülür. Bel ve bacaklara vuran ağrının en önemli nedenlerinden biri; bel fıtığıdır.

    Belimizde 5 omur ve aralarında yastıkcık görevi gören diskler bulunur. Sağlıklı bir disk omurgada tıpkı araba amortisörü gibi şok emici olarak çalışır. Disklerimiz omurgayı yer çekimine karşı ve atlama, çekme, itme gibi güçlü hareketlerden korur.Yatma dışındaki tüm hareketlerde özellikle ayakta ve uzun süre oturmada, omurgamiza ve disklere yükleniriz.

    Fıtıklaşma diskin merkezindeki çekirdek dışarı doğru basınç yapmaya başladığında oluşur.Fıtıklaşan disk bel ağrısı oluşturabilir veya omurilikten çıkan sinir köklerine bası yapıp bacak ağrısına neden olabilir.

    Bel ve bacak ağrısı şikayetiyle başvuran hastaları öncelikle muayene ederek , gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeleri(BEL MR) sonucunda tanınızı belirledikten sonra tedavi planlarız.Kuvvet kaybı omayan Bel MR ında belirigin fıtığı olmayan hastalarda istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi uygulamaları, ağrı tedavisine yönelik girişimsel uygulamaları içeren tedavilerdir.

    Cerrahi tedaviye karar vermemizde temel etkenler: Yatak istirahati , ilaç tedavisi ve fizik tedaviye rağmen ağrısı geçmeyen, sosyal ve iş yaşantısı etkileyen ,bacak ve/veya ayakta ciddi kuvvet kayıpları ortaya çıkan hastalardır. Cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olabilmektedir.

    Cerrahi tedavide amaç, ağrı ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire olan basısının ortadan kaldırılmasıdır. Bel fıtığı olan hastada günümüzde mikrocerrahi tekniği ile mikrodiskektomi (kapalı ameliyat )ameliyatı önerilir.

    Bel ve bacak ağrılarınızdan yarım saatte kurtulmak mümkün.

    Mikrodiskektomide daha küçük (1-2cm)cilt kesisi kullanılarak, hastanın ameliyat sonrası dönemini daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Hastalar ameliyat sonrasında 5 saat sonrasında ayağa kalkar ,tuvalet gereksinimi yardımsız görebilir .Ameliyattan 1 gün sonrada hastaya egzersiz programı ve günde en az 1 saat tempolu yürüyüş önerilerek taburcu edilir. Kullandığımız mikroskop hastaların ameliyat sonrası erken dönemde işlerine ve sosyal hayata dönmelerini sağlar.