Etiket: Bel

  • Bel ağrısı son yıllarda neden daha çok korkutur hale geldi?

    Son günlerde daha çok karşılaştığım ve giderekte daha fazla ve daha erken başvuruya neden olduğunu gördüğüm şikayetlerin başında bel ağrıları geliyor. Öyle ki beyin cerrahisi polikliniğine günlük başvuruların neredeyse %90’ını oluşturmaya başladı. “İnsanımızı neden bu kadar fazla korkutuyor?” diye düşünmeye başladım.

    ilk aklıma gelen yöresel olarak insanların daha fazla fiziksel zorlayıcı işlerle uğraşmaları mı? oluyor. Ancak başvuruların aktivitesi sınırlı insanlarda daha çok olduğu oluyor. Özellikle belirgin bir uğraşısı olmayan ev hanımları da bel ağrıları şikayetleri ile gelmekteydi.

    İkinci neden, gelen olguların bir çoğunun aynı sözcükleri söylediğiydi. Ağrı acısını yaşadıkları yeri, canımın merkezi olarak tarifliyorlardı. Yani ağrı oldukça şiddetli olduğundan başvuruyorlardı. Bu olguların bir kısmında inandırıcıydı.

    Bazıları ise şikayetini yaşar yaşamaz 2.gününde başvuruyordu. Niye bu kadar erken başvurdukları sorulduğunda, korkularından bahsediyorlardı. Doğru yanlış duyduklarından ve sakat kalmak gibi korkularından ve bundan dolayı yanlış yönlendirmelerden dolayı başvurduklarını söylediler. Ancak gözlemlediğim bu olguların bir çoğunun psikolojisi sağlam değildi. Çok hassas olan psikolojik durumlarından dolayı ağrı eşikleri düşüktü. Yani bir çok insanın tolere edebileceği hatta algılamıyacağı hafif uyarıları veya hafif sayılacak ağrıları daha güçlü algılıyorlardı. (hissediyorlardı)

    Erken veya ultra hızlı olarak tabir ettiğim başvuruların diğer bir nedeni de, medyanın yanlış yönlendirmeleri olmasıydı. Özellikle son yıllarda yapılan felaket senaryoları veya felaket tellalcılığı insanların eskisinden daha da fazla korkmalarına neden olmakta. Bundan dolayı da vücudlarında hissettikleri en ufak müspet işaretin, çok kötü bi şey mesela kanser mi dir? Bi içine baksak şu belimin, başımın vesaire yerin? gibi düşüncelerle çok çabuk doktora koşmalarına neden oluyordu. Sonuç olarak ağrısı olan koştu..

    Aslında insanlarımızda artan bel ağrıları değildi, artan bilgi kirliliği ve bilinçsizlikti. Bu kültürle veya okumuş üniversite bitirmeklede ilişkili değildi. Bel ağrısı şikayeti ile başvuranlar toplumun her kesiminden de vardı. Hatta internette ufak bir araştırma yapanların kafası daha bir karışıktı. Yapılan muayene ve söylenen sözler bu olguların iknasına yeterli olmamaktaydı. İstekler hep aynı oluyordu, MR gibi masraflı tetkiklerin yapılması isteniyordu.

    Bir beyin cerrahı olarak, cerrahi endikasyona karar verirken böyle bir filimin çekilmesi uygunken şu anda günümüzde olur olmaz sebeplerle, bel’i 1-2 gündür ağrıyan insanların MR çekilmesi istekleri veya talepleri ile her geçen gün daha da fazla karşılaşıyoruz.. Mutlaka biz onların endişelerini azaltmak için varız, ancak toplumdaki müspet sık yaşanan ağrılar, daha fazla hastaneye baş vuruya neden olmaktadır.

    Sonuç; Toplumumuzun bu konularda daha da bilinçlenmesi ve imkanlarımızın israfına neden olmaması dileğiyle..

  • Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Bel fıtığının nedenleri nelerdir?

    Öncelikle bel fıtığını tanımlamak, nedenlerini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Omurgamızın alt kısmında yer alan ve 5 adet olan bel omurları arasında “disk” adı verilen elastiki kıkırdak dokunun aşırı yüklenmeler ve/veya yapısının bozulması sonucu bulunduğu yerden omurilik kanalına ve bacağa gelen sinirlere doğru yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkar. kıkırdak dokunun yapısını bozan nedenlerin başında yaşlılık gelir, ayrıca dejeneratif romatizmal hastalıklar, bazı enfeksiyonlar diğer nedenlerdir.

    Aşırı yüklenme nedenleri arasında ise; obezite (aşırı kilo), bazı meslekler (ev hanımı, hamal, işçisi gibi ağır işlerde çalışanlar, uzun süre oturmak suretiyle masa başı işi yapanlar, garson, öğretmen gibi sürekli ayakta durarak çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler), ters ve ani yapılan bel hareketleri sayılabilir. Bel fıtığında anlatılan mekanizmalar boyun fıtığı için de geçerlidir. Dolayısı ile nedenler de benzerdir.

    Boyun fıtığı belirtileri nelerdir?

    Boyun ağrısı; bir ya da her iki omuz, kol-önkol ve elde ağrı, sırta ve kürek kemiğine yansıyan ağrılar, kollarda ve/veya ellerde uyuşma, güç kaybı, ileri evrelerde bacaklarda da kasılma ve/veya güç kaybı, yürümede ve denge sağlamada zorluk, hatta boyundan aşağıya felç durumu ile karşımıza çıkabilir.

    Bel ve boyun fıtıkları için klasik tedavi yöntemleri hangileridir?

    Her bel ve boyun ağrısı fıtık anlamı taşımaz. Fıtıkların da yaklaşık % 95’i ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bu yöntemler arasında; istirahat ve ilaç (ağrı kesici ve kas gevşetici) kullanımı, kilo verme, tam ortopedik yatak önerilmesi, yürüyüş, yüzme, egzersiz, fizik tedavi sayılabilir.

    Klasik ameliyatların dezavantajları nelerdir?

    Günümüzde en geçerli ameliyat tekniği “mikrocerrahi diskektomi” yöntemidir. Adından da anlaşılacağı üzere mutlaka mikroskop kullanılır. Ayrıca ameliyathanede mesafe tayini yapılmasında yararlanılan skopi adı verilen cihazın ve mikro cerrahiye aletlerin de olması gerekir. Eğer mikro cerrahi tekniğin avantajlarını belirtirsek, diğer yöntemlerin dezavantajları da kendiliğinden anlaşılacaktır.

    Mikro cerrahi teknikte oldukça ufak bir yerden (yaklaşık 1 cm) girilir. Böylece daha az doku hasarı olur, yara iyileşmesi çabuk ve mükemmele yakın olur. Pansuman ve dikiş alma sorunu olmaz. Hasta çok hızlı bir şekilde ayaklanabilir ve yine kısa bir süre içersinde normal ev ve iş yaşamına dönebilir.

    Fıtığın tekrarlama (% 2’nin altında) ve yara sahasında enfeksiyon gelişme (yaklaşık % 0,5) riski düşüktür. En önemlisi de cerrahiye bağlı istenmeyen durumlar (komplikasyon) mikro cerrahi teknikte bariz şekilde (% 0,5’in altında) düşük olup, bu da hasta açısından oldukça konforlu ve güvenli bir ameliyat anlamına gelmektedir.

    Narkozsuz bel ameliyatlarının avantajları nelerdir?

    Narkozsuz (epidural anestezi ile) bel ameliyatı maalesef hala çok az cerrah tarafından uygulanmaktadır ancak yakın bir gelecekte öneminin anlaşılıp, daha da yaygınlaşacağına yürekten inanıyorum.

    Bu yöntemde bir anestezi uzmanı hekim arkadaşımız belin uygun bir bölgesinden özel iğne ile kıl gibi ince bir kateteri, kemik ile omurilik zarı arasına yerleştirir, buradan bir takım ilaçların verilmesi ile ameliyat edilecek bel bölgesinin uyuşmasını sağlar.

    Ancak en önemlisi hastanın bacaklarında hareketlilik korunur. Bu yöntemle yapılan bel ameliyatlarının, doktor açısından avantajı; hasta ile birebir iletişim kurulabilmesi ki bu ameliyat sırasında ayak ve/veya bacak hareketlerinin kontrolüne olanak sağlar.

    Bacağa gelen sinire en ufak bir temasta hasta bacağında ağrı veya bir elektriklenme olduğunu ifade eder, böylece sinire hasar verme olasılığı neredeyse sıfıra indirgenmiş olur.

    Hasta açısından avantajları; doktorunun ameliyatını gerçekleştirdiğini bilmenin verdiği güven ve rahatlama duygusu, müzik dinleme, sohbet edebilme, hatta telefonla görüşme, dergi-gazete okuma konforunun olması, genel anestezinin (narkozun) riskli olduğu hastalıklara (kalp hastalıkları, astım, diyabet, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği vb.) sahip olanlarda, aşırı kilolularda daha güvenli bir ameliyat sağlamaktadır.

    Ameliyattan hemen sonra yeme-içme serbesttir. Hasta 2 saat içinde yürütülebilmekte ve aynı gün taburcu edilebilmektedir.

    Epidural anestezi tekniğinin yan etkisi hemen hemen hiç görülmemektedir. Oldukça güvenli olup, yapılışı açısından da hastaya verdiği bir rahatsızlığı olmadan ve 10 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmektedir.

    SONUÇ OLARAK:
    Ameliyat önerilmiş bel sorunu olan hastalar ameliyat olmaktan değil geç kalmaktan korkmalıdır. En kısa zamanda tercihen epidural anestezi altında mikro cerrahi teknik ile yapılan güvenli ve konforlu ameliyatı gerçekleştirecek hekimlerine başvurmalıdırlar.

    Opr. Dr. Candan HUNDEMİR
    Beyin-Sinir-Omurilik Cerrahisi Uzmanı

  • Hamilelikte bel ağrısı ve bel fıtığı

    Hamilelikte bel ağrısı ve bel fıtığı

    – Hamile bir bayanda ilerleyen aylarda karın içinde büyüyen cenin normalde bele ilave bir yük oluşturur ve belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkiler. Fakat cenin yavaş büyüdüğünden dolayı bel ve sırt adaleleri ile destek dokular bu gelişmeye uyum gösterirler ve ön kısımda yer alan ağırlığı dengelerler. Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar.
    – Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır.
    – Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır. Mutlak surette gerekli ise manyetik rezonans ile görüntüleme düşünülebilir.
    – Özellikle ilk üç ayda hastaya ilaç da verilememektedir. Bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı çekmektedir.
    – Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlak sert yatak istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir.
    – Hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir.
    – Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar.
    – Doğumdan sonra hasta tekrar ele alınarak normal şartlarda teşhis ve tedavi metotları uygulanır ve kesin netice de o zaman elde edilir.
    – Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta, karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır.
    – Hamile bir bayanda bel fıtığı varsa ve mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, bu girişim spinal veya epidural anestezi ile gerçekleştirilmelidir.

  • Omurga sağlığı

    Omurga sağlığı

    Omurgaya bağlı rahatsızlıkların oluşumunda hareketsizlik en önemli faktörler arasındadır.

    Bel sağlığı açısından düzgün duruş nasıl olmalı?
    Eğer uzun süre boyunca ayakta durmak gerekiyorsa, omurganın dik durumda olmasına dikkat edilmeli. Bir bacağınızın altına 15-20 santimetre yüksekliğinde bir küçük yükselti koyarak veya dizinizin birini hafifçe bükerek durmak sağlıklıdır. Pozisyon sık sık değiştirilmeli. İki saatte veya yorulduğunuzu hissettiğinizde belinizi esnetici hareketler yapabilirsiniz.

    Otururken nelere dikkat edilmeli?
    Ayaklar yere tam olarak temas etmeli, diz ve kalça 90 derece bükük olmalı. Çok yüksek veya alçak iskemle ve koltuklarda bu pozisyon sağlanamıyor. Eğer oturduğunuz koltuk çok yüksekse, ayaklarınızın altına bir tabure koyarak yükseltebilirsiniz. İskemlenin kol destekleri de kollarınızın yere paralel durmasını sağlayacak yükseklikte olmalı.
    Otururken omurganız dik, beliniz ise destekli olmalı. Başınız omuzlarınızın önünde durmamalı, omuzlarınız da rahat pozisyonda olmalı. Fakat kendinizi kasmamalısınız.

    Yürürken de dikkat edilmesi gereken noktalar?
    Sağlıklı duruşu korumak, yürürken de çok önemli. Bu nedenle yürürken omurgamızı dik tutarak sağlıklı duruşu sürdürmeye çalışmalıyız.

    Ağır kaldırmak gerekiyorsa?
    Ağır kaldırma omurga için en riskli işlerden biri. Güvenli olarak ağırlık kaldırmak için, öncelikle bunu nasıl yapacağımızı planlamalıyız. Bu konu üzerinde 5-10 saniye düşünmek ve hazırlanmak bizi uzun süreli bir sıkıntıdan korur. Ağırlık kaldıracak kişinin ayakları yere sağlam basmalı ve ayaklar arasındaki mesafe, yaklaşık omuzlar arasındaki mesafe kadar olmalı. Beli dik tutarak, kalça ve dizler bükülerek öne doğru eğilmeli.
    Ağırlığı iki elle kavrayarak ve vücuda yakın tutarak kaldırılmalı. Ağırlık bel hizasından yukarı taşınmamalı. Eğer kaldırmayı düşündüğünüz nesne kilonuzun üçte birini ya da yarısını aşıyorsa mutlaka yardım isteyin ya da kaldırmaya yardımcı bir alet kullanın. Ağır cisimleri çekmek yerine itmek gerekir. Bu sırada ayakkabının kaymamasına dikkat edilmeli.
    Tenisten kaçının.

    Bel sağlığını korumak için yapılması gereken veya kaçınılması istenen egzersizler var mı?
    Evet, doğru egzersizleri öğrenmek gerekiyor. Egzersizlere başlamadan önce mutlaka ısınma sağlanmalı. Yüzme sporu çok yararlı. Ama kurbağalama gibi beli zorlayan stillerdense serbest ve sırtüstü yüzmek iyidir. Yürüyüş, koşu da bel için faydalı.
    Bu spor etkinliklerine ek olarak sırt, karın, kalça ve uyluk kaslarınızı güçlendiren veya esneten egzersizler yaparak bel sorununuzu en aza indirebilirsiniz. Bel kasları zayıf olanların tenis oynamaktan kaçınması gerekir. Ve herhangi bir spora başlamadan önce mutlaka doktorla konuşulmalı.
    Hapşırmanın da bir stili var!

    Yatak ne kadar sertse o kadar sağlıklıdır denir. Doğru mu?
    İlla sert olması gerekmiyor. Yatağınız vücudunuz içine gömülmeyecek kadar sert ve bel çukurunuzu destekleyecek kadar yumuşak olmalıdır. Özellikle sık yapılan bir yanlış olarak yerde veya sunta üzerinde yatarak dinlenmek sakıncalı. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak, yan yatarken dizleri karına doğru çekmek, beli rahatlatır. Yüzüstü yatmak veya bacakları düz uzatarak sırtüstü yatmak bel çukurunuzu artıracağından belinizde zorlanmaya neden olabilir.
    Ayakkabıyı oturarak giyin.

    Uzanmak da omurga için riskli olabilir. Ne yapmak gerekir?
    Omuz seviyesinin üstündeki yerlere uzanmayı gerektiren işlerde tabure ya da merdiven kullanılmalı. Ayakkabı giyme şekli de önemli. Ayakkabı giyerken öne eğilmeyin, mümkünse oturarak giyin. Belin çukurluğunu artıracak nitelikte çok yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınmalısınız.

    Hapşırmanın da omurgaya zarar verdiği biliniyor…
    Evet. Ayaktaysanız ve öksürecekseniz, belinizi düzleştirin ve dizlerinizi hafif kırarak öksürün. Duvara yakınsanız belinizi duvara dayayın, iskemlede oturuyorsanız iskemlenin arkasına dayanın, mümkün olursa öksürmeden veya hapşırmadan önce karın kaslarınızı kasarak belinizi düzleştirin.

  • Ağrı ve tedavisi

    Ağrı bilimi (Algoloji) son yıllarda giderek yaygınlaşan ve kronik ağrısı olan hastaların tedavisiyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Kronik ağrının hastanın yaşamında çok yönlü değişiklikler oluşturması, çeşitli tıp dallarının bir arada çalışmasını gerekli kılmaktadır.

    Ağrı tedavisinde en etkin tedavi, çeşitli bölümlerin ortaklaşa oluşturduğu tedavi protokolleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu protokollerin oluşturulması ve hastaların ilgili doktorlar tarafından takip edilebilmesidir.

    Ağrı tedavisine gelen hastalar, konunun uzmanı doktorlar tarafından kabul edilir, şikayetleri dinlenerek ağrının geniş bir öyküsü (anamnez) alınır. Ayrıntılı bir muayeneden sonra gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeler yapılarak tanı konulur. Gerekirse fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi, nöroloji, beyin cerrahisi, psikiyatri ve diğer ilgili bölümlerin uzmanlarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapılır.

    Ağrı Tedavisinde tedavi edilebilen ağrılar

    – Baş ağrıları
    – Yüz ağrıları – nevraljiler
    – Boyun ağrıları
    – Omuz – kol ağrıları
    – Sırt ağrıları
    – Bel – bacak ağrıları
    – Damar tıkanıklığına bağlı ağrılar
    – Kanser ağrıları
    – Nedeni belirlenemeyen ağrılar

    Ağrı Tedavi yöntemleri

    Ağrı kontrolünde çok çeşitli tedavi seçenekleri kullanılabilir. Ağrı kişisel bir deneyim olduğundan, her tedavi her hasta için uygun değildir. Ağrı tedavisinde sizin için en uygun tedavi yöntemi, kapsamlı bir incelemeden sonra belirlenir.

    İlaç Tedavisi

    Ağrı kesiciler (analjezikler) ağrıyı önlemek amacıyla kullanılan ilaçlardır. Tedavide kullanılan ilaç genel bir ağrı kesici olabileceği gibi, sadece özel tip ağrılarda kullanılan farklı bir ilaç da olabilir.

    Elektriksel uyarılar (stimülasyonlar)

    Belirli bölgelerdeki ağrılar elektriksel uyarılarla azaltılabilir. Bunun için, cilt üzerinden uygulama ile etkili olan stimülasyon aygıtları ve doğrudan sinir sistemi üzerine uygulanan bazı gelişmiş aygıtlar kullanılır.

    Tetik nokta enjeksiyonu

    Kaslardaki ağrı tetikleyici noktalardan kaynaklanan baş, bel ve bacak ağrılarında uygulanır.

    Epidural/foraminal steroid enjeksiyonu

    Bel fıtıklarında, fıtığın sinirlere baskı oluşturarak ağrıya yol açtığı durumlarda, ilgili omurga düzeyinden sinirin çıkış bölgesine steroid cinsi ilaçların enjekte edilmesidir.

    Epidural lizis

    Bel fıtığı ameliyatları sonrası ağrısı geçmeyen veya artan hastalarda, çok ince özel bir kateter yolu ile 2 ya da 3 gün özel ilaçların verilmesi yöntemidir.

    Nörolitik bloklar

    Kansere bağlı ağrılarda ve nevraljilerde, sinirlerin özel ilaçlarla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Sempatik bloklar

    Damar tıkanıklıklarına bağlı bel-bacak ağrılarında, el-ayak terlemelerinde, şeker hastalığına bağlı ağrılarda ağrıya yol açan sinirlerin özel ilaçlarla uzun süreli duyarsız hale getirilmesidir.

    Radyofrekans termokoagülasyon

    Ağrıyı ileten sinirlerin özel bir cihaz aracılığıyla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Morfin pompaları

    Kanser ve kanser dışı ağrıların diğer yöntemlerle kontrol altına alınamadığı durumlarda, cilt altına yerleştirilen özel bir pompaya bağlı kateter aracılığıyla ilaç verilerek, ağrının uzun süreli kesilmesi yöntemidir.

    İleri girişimsel yöntemler

    Son yıllarda nukleoplasti, vertebroplasti gibi yöntemler sırt ve bel ağrıları tedavisinde de uygulanmaktadır.

    Psikolojik tedavi ve destek

    Ağrının; etkinlikler, sosyal yaşantı ve ilişkiler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileriyle başa çıkmayı kolaylaştırmak için kullanılır.
    Basit ağrı kesicilerle geçmeyen, beklenenden daha uzun süren ağrılarda ya da doktorunuzun yönlendirdiği durumlarda ağrı tedavisine başvurmalısınız.

  • Nükleoplasti (ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavisi)

    Nükleoplasti (ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavisi)

    Bel ve bacak ağrılarına neden olan bel fıtıklarında, ameliyatsız tedavi yöntemleri yıllardan beri uygulanmaktadır. Nükleoplasti de RF(radyofrekans) teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen, riski ve yan etkileri az olan bir yöntemdir.

    Hangi Hastalar bu yöntemden istifade ederler?
    Sık sık bel, kalça ve bacak ağrısından yakınan; ilaç tedavisi ve fizik tedavi gibi tedavilerden sonuç alamamış olan ve henüz açık cerrahi aşamasına gelmemiş olan hastalar bu yöntemden istifade ederler.
    Patlamış ve omurilik kanalı içine girmiş bel fıtıklarında bu yöntem uygulanmaz.

    Nasıl Uygulanır?
    Hasta uyanık ve yatar durumda, bölgesel olarak uyuşturularak bel bölgesinden bir iğne ile röntgen kontrolu altında, hasta olan diskin bulunduğu omurlar arasına girilir. Radyofrekans enerjisi verilerek hasta fıtığı oluşturan dokuların buharlaştırılarak büzülmesi sağlanır. Böylece fıtığı oluşturan dokular büzülüp küçüldüğünden; bacağa giden siyatik sinir kökü üzerindeki baskı kalkar ve bel, kalça veya bacak ağrısı da ortadan kalkmış olur.

    Ne kadar sürer?
    Nükleoplasti uygulaması yaklaşık 30 dakikadır, ancak hastanın hazırlanması ve birden fazla fıtıklaşma durumlarında 1 –2 saate kadar uzayabilmektedir.

    Laser uygulamasından farkı nedir ?
    Laser ile bel fıtığı tedavi yöntemlerinde uygulanan teknik ile uygulama bölgesinde 300 – 600 dereceye kadar ısı oluştuğu halde Nükleoplastide uygulanan bölgede ısı maksimum 70 derecedir. Bu nedenle Laser uygulamalarında olduğu gibi yüksek ısının çevre dokulara ( omurilik veya sinir kökleri, damarsal yapılar gibi ) zarar vermesi söz konusu değildir.

    Yan etki veya riski var mıdır ?
    Uygulama steril ortamda yapıldığından enfeksiyon riski çok zayıftır. Röntgen kontrolu altında yapıldığından istenmeyen durumların ortaya çıkması engellenir. Genellikle hastalar uygulamadan sonra kanülün girdiği bölgede hafif ağrı ve gerginlik hissedebilirler.

    Neler Gerekli ?
    1. Bel (Lomber) MR tetkiki
    2. Bel bölgenin 2 yönlü direkt grafisi
    3. Hastanın muayene bulguları
    4. Gerekli laboratuvar tetkikleri

    Nükleoplasti uygulanacak olan hastanın hastaneye yatması söz konusu olmayıp uygulama bir cerrahi merkez veya hastanede gerçekleştirilmekte ve hasta aynı gün evine dönebilmektedir.

  • Bel fıtığı…

    Hayatında bel ağrısı çekmeyenimiz neredeyse yoktur. Genellikle ağrılarımız dayanılmaz oluncaya kadar doktora gitmez, kulaktan dolma tedavi yöntemleriyle hastalığımızı kendi kendimize tedavi etmeye çalışırız. Oysa ki, günümüzde teknolojinin de yardımıyla geliştirilen bazı teknikler sayesinde, bel ve boyun ağrılarının en ilerlemiş halleri dahi çok basit yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

    Omurgamıza 5 milyon kez yük biner
    Bel ağrısı ve bel fıtığı toplumun büyük bölümünü etkileyen yaygın bir sağlık problemidir. İnsan omurgasının en çok yük binen ve hareket sistemi ile ilgili rahatsızlıkların en sık ortaya çıktığı alan bel (lomber) bölgesidir. Unutmayın ki, ortalama bir ömür yaşayan her insan hayatı boyunca omurgasına yaklaşık 5 milyon kez yüklenme yapar. Kişinin hareketlerini kısıtlayıp, bundan kurtulması asla mümkün değildir. Eğilme, kalkma ve çömelme gibi hareketlerin hepsi yüklenme anlamına gelir. Yatma dışındaki tüm hareketlerde omurgaya yükleniriz. Bu yüzden de 70-80 yaşındaki insanlarda bel fıtığına rastlanması kaçınılmazdır. Kısaca, bel ağrıları insan yaşamının kaçınılmaz bir parçasıdır.

    Bel fıtığı nedir?
    Bu kaçınılmaz vücut yükünün getirdiği en yaygın rahatsızlıklardan biri bel fıtığıdır. Fıtığı iki omur arasında omurgaya binen yükü emen ve eşit dağılımını sağlayan disk olarak tanımlanan yapının, omuriliğe ve/veya sinir köklerine doğru fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Tedavi yöntemiyse, hastalığın kişideki seyrine ve ilerleme durumuna göre değişir.

    Bel fıtığının belirtileri
    Bel ağrısı, bacaklara vuran ağrı, bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme, idrar yapamama ya da idrar kaçırmadır. İdrar kaçırma özellikle bel ağrısı ile birlikte olduğu zaman dikkat edilmesi gereken bir bulgudur. Bel fıtığının tedavi seçenekleri çeşitlidir.

    4 temel tedavi yöntemi
    Tedavi prensipleri 4 ana başlıkta özetlenebilir. Bunlar;
    1 -Yatak İstirahati
    2- İlaç Kullanımı
    3- Fizik Tedavi Ve Egzersiz
    4- Cerrahi Tedavi
    Yatak istirahati, ilaç kullanımı ve fizik tedavi çok ilerlememiş fıtıklarda elzemdir ve genelde olumlu yanıt verir. Durumu daha ilerlemiş olan rahatsızlıklarda ise cerrahi tedavi uygulanır. Ancak bu ameliyat demek değildir.

  • Boyun fıtığı nedir?

    Kafa tabanından itibaren 7 adet omur kemiğinden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar.

    Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın , daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Sebepleri nelerdir?

    Burada dikkat edilmesi gereken ve bel fıtığından başlıca fark, sadece sinirlere değil omuriliğin kendisinede baskı olması sonucu vücudun tamamında kısmi veya tam kuvvetsizlik oluşmasıdır. Omurilik ilk bel omuru hizasında sonlandığından ve alt bel omurları içinde sadece ayağa giden sinirler bulunduğundan , bel fıtığında belirli sinirin dağıldığı alanda felçler görülür.

    Boyun fıtığını tetikleyen unsurlar nelerdir?

    Hayat tarzımızdaki birtakım yanlış uygulamalar önce boyun ağrısı, kaslarda tutulma ile kendini gösteriyor ve daha sonra dramatik olarak, fıtık olarak karşımıza çıkabiliyor. Bunları kısaca örneklemek gerekirse;

    * TV karşısında uyuyakalma
    * Klima altında uzun süre kalmak
    * Saçları kurutmadan ıslak vaziyette dışarı çıkmak
    * Dengesiz bir şekilde omuzda/sırtta yük taşımak
    * Pencere açık vaziyette seyahat etmek
    * Uzun süre bilgisayar ya da masa başında çalışmak

    Çalışılan iş kolunun etkisi var mı? Hangi iş kollarında daha sık görülmektedir?

    Her tür hastalığın işle ilgili olduğu gibi boyun fıtığının da masa başı çalışanlar, ağır kaldıranlar ve sürekli travmaya maruz kalanlarda sık görülmektedir.

    Op. Dr. E. Onur Kulaksızoğlu
    Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

  • Bel ve boyun ağrıları için epidural enjeksiyon

    Epidural enjeksiyon kimlere yapılır ?

    Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal bölgelerde uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon

    yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar. Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş, ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen veya genel anestezi alması riskli olan (ileri derecede kalp, böbrek, akciğer hastalıkları gibi) hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Lomber – Servikal Epidural Steroid Enjeksiyonu Nedir?

    Bu prosedürde anestetik ve steroid ilaç epidural aralığa enjekte edilir.Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal (boyun) bölgelerde uygulanmaktadır.

    Enjeksiyon Sırasında Neler Yapılır?

    Sizi rahatlatmak, sakinleştirmek amacıyla damar yolunuzdan ilaç verilecektir. Deriniz işlem sırasında ağrı duymamanız için lokal anestetik ile uyuşturulacaktır. Doktorunuz epidural aralığa iğneyi yerleştirir. Bel ve boyun fıtığı problemi için kortizon + anestezik ilaç içeren ilacın bölgeye ödem çözücü olarak verilmesidir. Kortizon ülkemizde kötü şöhreti olan bir ilaçtır. Oysa yurt dışında hastaya kortizon verdiğinizde, teşekkür eder ve bana doping yapıyorsunuz der.

    Enjeksiyondan Sonra Neler Olacaktır?

    Enjeksiyondan sonra 60 dk gözlem altında tutulacaksınız. Klinik, size yapmanız gerekenleri ve ilaç tedavinizi yazılı olarak verecektir. Doktorunuza yardımcı olmak üzere ağrılarınızın değişiminin tespitini kendinize göre yapın. Ağrınızın geçip geçmediğini anlamak için bel hareketleri yapmak isteyebilirsiniz fakat bunu çok aşırı yapmayın. Ağrınızın hemen geçtiğini görebilirsiniz.6 saate kadar belinizde ve ayağınızda uyuşma hissedebilirsiniz. Bu ilacınızın doğru yere yapıldığını gösterir.Uyuşma her zaman görülmeyebilir. Ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Ancak yapılan çalışmalar ilacın maksimum etkisinin ortalama işlemden 7-10 gün sonra oluştuğunu göstermiştir.

    Ağrınızın Geçmesi Ne Kadar Sürelidir?

    Bu ne kadar bölgenin hasarlandığına ve oluşan ödeme (şişme) miktarına bağlıdır. Genellikle bu prosedür birkaç ay rahatlık sağlar.Herhangi başka bir kemik veya eklem problemi yoksa tek enjeksiyon yeterlidir.Ağrınızın sebebi bir veya daha fazla bölgeden kaynaklanıyorsa tek enjeksiyon bulgularınızın bir kısmının geçmesine yardımcı olacaktır.

  • Bel fıtığı ve tedavisi

    Bacak ağrısı ile beraber olan bel ağrılarının en sık nedeni “bel fıtığı” dır.Bel fıtığının rastlanma sıklığı %10-15 dir ve en sık 30-50 yaş arasında görülür. Ağır işlerde çalışanlar, ev hanımları, uzun süre ayakta durulan meslekler, uzun süre oturarak masa başı çalışanlar ve omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riski daha fazladır.Bel fıtığı omurlar arasındaki disk denilen elastiki kıkırdak dokunun kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla ortaya çıkar. Bazen ters bir hareket, ağır kaldırma, ani zorlama bel fıtığına neden olabilir.

    Bel fıtığı bel ve kalça içinden bacak arkasına doğru yayılan ağrı ile karakterize iken bazen bel ağrısı olmadan ,sadece kalça içinden bacağa yayılan ağrı tarzında da görülebilmektedir. Hastalarda bütün sinir basısı hastalarında olduğu gibi gece ağrıları fazladır. Tek veya her iki bacağa vuran ağrılar (genellikle bir bacakta daha fazla olur), ayak veya bacaklarda uyuşmalar, oturmada,yürümede güçlük bel fıtığının belirtileridir. Bel fıtığı ilerlerse yürüyeme-me, idrar kaçırma, iktidarsızlık gibi bulgular görülebilir.

    Bel fıtığı tanısı günümüzde bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ile konulmaktadır. Eğer imkan varsa MR en iyi tanı yöntemidir.

    NORMAL BEL OMURGASI YANDAN GÖRÜNTÜ (MR)

    L4-5 SEVİYESİNDE DİSK HERNİSİ

    TEDAVİ :

    1- Eğer sadece bel ve bacak ağrısı var, hareket kısıtlılığı, güç kaybı, herhangi bir uyuşukluk yoksa ve radyolojik incelemelerde disk hernisi başlangıç düzeyinde ise ; ağrı kesici, kas gevşetici ilaçlar verilmesi, yatak istirahati ve beli zorlayacak hareketlerden kaçınmak yeterli olacaktır. Sanıldığının aksine sert zeminlerde yatmanın zararları daha fazladır. Ortopedik bir yatakta ve hastanın sırt üstü veya yan pozisyonda yatması daha uygundur. Yüzükoyun yatışı bel sağlığı için tavsiye etmiyoruz .Hastaya; ağır yük kaldırmaması, öne ve yana eğilme hareketlerinden kaçınması, uzun süre oturmaması ve otururken bel boşluğunu yastıkla doldurması, stresten uzak durması gibi önerilerde bulunulur.

    2- Hastanın şikayetleri halen devam ediyor , ancak muayenesinde hastanın güç kaybı , bacakta incelme gibi ileri sinir basısı bulguları yoksa Fizik tedavi uygulanmalıdır.

    3-Fizik tedaviye rağmen ağrılar devam ediyorsa, güç kaybı bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar gibi bulgular yoksa belden uygulanacak iğneler gibi yöntemler uygulanabilir.

    4-Hastada ayakta güç kaybı , bacaklarda incelme gibi muayene bulguları varsa diğer tedavi protokolleri uygulanmadan cerrahi müdahale uygulanmalıdır .

    Cerrahi yöntemler ise ; Hastanın klinik durumu , bel fıtığının yeri , sayısı , hastanın yaşı ve kilosu gibi kriterlere göre değişiklik gösterir.