Etiket: Bel

  • Bel bölgesi omurilik kanalı daralması

    Omurilik, omur gövdelerinin arkasındaki kanalda bulunan bir yapıdır. Başın hemen alt kısmından başlayarak aşağıya uzanır. Omurgada boyun, göğüs, bel ve sakral bölge olmak üzere 4'e ayrı omur grubu vardır. Omurilik kanalı daralması daha çok bel ve boyun bölgesinde görülür. Bel bölgesinde 5 adet omur vardır. Bu bölge beden ağırlığının en çok yoğunlaştığı omurga bölgesidir. Burada yer alan diğer anatomik oluşumlar; omurlar arasında bulunan disk (bel fıtığı bu yapıdan oluşur), omurların birbirleriyle eklem yaptığı faset eklemler, omurların gövdesinin arkasından geçen kuvvetli bağ dokusu ve omurilik kesesi arkasında yer alan sarı bağdır.

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıya denir. Bel omurilik kanalı daralması dejeneratif bir süreçtir. Bu sürece yukarıda sayılan tüm yapıların dejeneratif değişimleri katkıda bulunur ve hasta bir süre sonra dar kanal sorunu ile karşı karşıya kalabilir. Omurlar arası disklerin yaşlandıkça su içeriğinin azalması, faset eklemlerin aşırı kilolu hastalarda içe doğru büyümeleri, omurlar arkası bağın kalsifiye olarak (kireçlenerek) omuriliği önden, omurilik arkasında yer alan sarı bağın kalınlaşarak arkadan bası yaratması bel omurilik kanalı daralmasında ana etkenlerdir.

    Belirtiler

    Belde omurilik kanalı daralması, yavaş gelişen bir süreçtir. Bu nedenle ilk başta şikayetlere ve bulgulara neden olmayabilir. Ancak hastalık ilerlediğinde hastaların yaşam kalitesi bozulur, günlük aktiviteleri belirgin derecede kısıtlanır. Hastalarda bu klinik tablo ortaya çıktığında çoğunlukla omurilik kanal çapı belli bir derecenin üzerinde daralmış, omurilik ve ondan çıkan sinir kökleri sıkışmış, durumdadır.

    Hastalarda sırt, bel ağrısı, ayaklarda güç kaybı ve uyuşma görülebilir. Hastalarda en belirgin bulgu belirli bir mesafe yürüdükten sonra bacaklarda ortaya çıkan kramp ve kasılmalardır. Zamanla bu bulguların ortaya çıktığı mesafe azalır ve çok ileri dönemlerde hastalar ev içindeki yürüme dönemlerinde dahi bacaklarda kramp ve kasılma sorunlarıyla karşı karşıya kalırlar. Yürümekte olan hastalar kramp ve kasılma meydana geldiğinde dinlenirlerse şikayetleri azalır. Sonra tekrar yürümeye başladıklarında yine aynı sorunla karşı karşıya kalırlar. Hastalarda bel ve kalçadan başlayıp bacağa, ayağa yayılan ağrı olabilir.

    Bel omurilik kanalı daralması olan hastalar, sırtüstü yatmakta güçlük çekebilirler. İleri dönemlerde bu hastalarda, öne eğilerek yürüme eğilimi ortaya çıkar. Çünkü hasta öne eğilerek omurilik kanalını istemli olarak biraz daha geniş olan bir duruma getirmek ister.

    Tanı Yöntemleri

    Direkt grafide bel bölgesi omurlarının dizilimi ve radyolojik anatomik yapısı, sinir köklerinin çıktığı kanalların çapı, dejeneratif değişiklikler, omurlarda kaymanın olup olmadığı, bel omurları ve sakrum bölgesi anatomik ilişkisi değerlendirilir. Bel omurlarının bilgisayarlı tomografisi veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ise yukarıda söz edilen bilgileri daha ayrıntılı verir. Ayrıca 3 boyutlu görüntüler omurilik kanalı içini görsel anlamda daha detaylı tanımlamaya yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarlı bel omurga tomografisi, ameliyatta bazen kullanılması gereken vidalar ve çubuklar gibi omurgayı sabitleyici sistemlerin hangi boyutta kullanılacağını belirlemek için ölçüm yapmak amacıyla da gereklidir. Ancak son yıllarda altın standart tanı yöntemi bu bölgenin manyetik rezonans görüntüleme ile incelenmesidir. Manyetik rezonans görüntüleme omurlar arası mesafede yer alan disk yapılarını, omurların birbirleriyle eklem yaptıkları faset eklemleri ve yine omurları bir arada tutan bağ yapılarını, omurilik kesesini ve buradan çıkan sinir köklerinin anatomik durumunu değerlendirmek için vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Bu tetkikte görülen omurilik kanal çapının belirli bir düzeyin altına düşmüş olması, hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.

    Elektrofizyolojik inceleme dediğimizde ise ilk akla gelen, elektromiyografi kısaltılmış adıyla (EMG) dir. EMG ile omurilikten çıkan hangi sinir kökünün bası altında kaldığı ve periferik sinirler değerlendirilir. EMG bazen de başka hastalıklarla ayırıcı tanıda yardımcı tanı aracı olarak kullanılır.

    Tedavi Seçenekleri

    İlerlememiş olgularda hastalara cerrahi olmayan yöntemler yani yatak istirahati, ilaç tedavisi, fizik tedavi, spinal enjeksiyonlar uygulanabilir. İlaç tedavisinde basit ağrı kesici ilaçlardan narkotik grubu çok şiddetli ağrı kesici ilaçlara kadar bir çok ilaç kullanılabilir. Ancak bunların gerekliliği ve hangisinin ne dozda kullanılacağı hekimin karar vermesi gereken bir durumdur. Epidural enjeksiyon uygulaması da cerrahi dışı tedavi yöntemlerinden biridir. Bu uygulamada sinirleri saran zar tabakası dışındaki epidural boşluğa kortikosteroid (kortizon) uygulanır. Eğer başarı sağlanırsa daha sonra tekrarı gerekebilir. Fizik tedavi uzmanının kararı sonrası yapılacak olan fizik tedavi uygulamalarında ise ağrıyı kesmek veya tolere edilebilir düzeylere kadar azaltmak, kasları güçlendirme ve hareket serbestliği sağlamak temel amaçlanır.

    Ancak nörojenik kladikasyon dediğimiz hastanın zamanla yürüyüş mesafesinin azalması ve beraberinde bacaklarda kramp ve kasılma varsa, bacaklarda kuvvet kaybı durumunda, idrar torbası ile bağırsak problemi olan ve hastanın yaşam kalitesinin düştüğü durumlarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Cerrahi tedavi günümüzde gelişmiş teknolojik olanaklarla ve özellikle ameliyat mikroskobunun beyin cerrahisi pratiğinde kullanılırlığının artmasıyla daha konforlu ve başarılı yapılır hale gelmiştir. Cerrahide amacımız omurilik kesesi ve içindeki sinirlere olan basının kaldırılmasıdır. Bu ameliyatın tıp literatüründeki adı, lomber dekompresyon ameliyatıdır. Omurganın arka çatısını oluşturan her iki yandaki kemikler ve sarı bağ dokusu alınarak omurilik kesesi rahatlatılır. Uygun olan olgularda ise omurganın dinamiğini daha fazla bozmamak için bir taraftan yaklaşım yapılır, yani omurganın arkasında bir taraftan kemik doku çıkarılır ancak her iki tarafta da mikroskop altında genişletme ameliyatı yapılır. Bel omurilik kanalı daralması ileri dejeneratif bir süreç olduğundan hastaların bazılarında omurların birbiri üzerinde kayması söz konusu olabilir. Bu durumda omurilik gevşetme ameliyatına ek olarak hastanın kayan omurlarının sabitlenmesini sağlayan vida uygulaması gerekebilir.

    Hastalar ameliyat sonrası dönemde bel sağlıklarına dikkat etmeli ve bel ağrısı yaratacak aktivitelerden sakınmalıdır. Gelecekteki bel sağlığını etkileyen diğer 2 önemli etken ise önerilen egzersiz programlarına sürekli devam etmek ve kilo almamaya özen göstermektir.

    Ameliyat Sonrası

    ·Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    ·Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    ·İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    ·Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    ·Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    ·İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    ·Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    ·Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    ·Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.

    ·Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    ·Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    ·Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    ·Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    ·10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    ·Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    ·İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

  • Bel fıtığı nüks eder mi?

    Lomber disk hernisi diğer adıyla bel fıtığı, beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde en sık karşılaştığımız hastalıklarındandır. Bu konuda sitemiz içinde sizin ameliyat kararlarınıza ışık tutacak bir çok bilgi yer almaktadır. Ancak tüm hastalarımızın sorduğu bir soruya açıklık getirmek istiyorum. Bu da ‘ Bel fıtığı ameliyat sonrası nüks eder mi? ‘ sorusu. Cevabı ise ‘ Evet, nüks edebilir'. Ancak bu oran bugüne kadar yapılmış araştırmalarda %5-11 arasında değişmektedir. Bu oran bel fıtığı ameliyatı için kullanılan tüm yöntemlerde benzerdir. Nüks dediğimiz kavram nedir?. Bu konuda hastalarımızın zihninde bir karışıklık var. Bunun da nedeni nüks kavramının yeteri kadar iyi açıklanmamış olması. Bildiğiniz üzere bel fıtığı tanımlanırken, bel omurlarının numaraları ve hangi tarafta olduğu ile tanımlama yapılır. Örneğin SAĞ L4-5 disk hernisi (bel fıtığı) gibi. Bu olgunun nüks olarak sayılabilmesi için hastada yeniden SAĞ L4-5 disk hernisi (bel fıtığı) olması gerekir. Aynı mesafede SOL tarafta (yani ameliyat edilen tarafın karşı tarafında) veya bir diğer mesafede olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmamalıdır.

    Nüksün engellenmesi için hastanın ameliyat sonrası yaşamına daha özen göstermesi ve ameliyat sonrası önerilere tam anlamıyla uyması gerekir. Bunları kısaca özetleyecek olursak,

    ·İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    ·Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    ·Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    ·İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    ·Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    ·Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    ·Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanınız.

    ·Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    ·Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    ·Uzun süreli aynı pozisyonda oturmayınız. En azından her saat başı kalkıp 5 dakika süreyle geziniz.

    ·10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    ·Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    ·İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

    ·Kilo almamaya, fazla kilonuz varsa vermeye çalışınız.

    ·Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınınız. Yürüyüş ve olanaklı ise yüzme gibi sporlarını tercih ediniz.

    ·Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanmayınız. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilirsiniz. Aracı siz kullanıyorsanız uzun mesafe yolculuklar 45.günden sonra yapılabilir. Ancak her 1.5 saatte bir durarak 10 dk ara verip, kısa yürüyüş yapınız.

    ·Kısa mesafeli uçak yolculuklarını ilk 10 gün sonrası yapabilirsiniz. Daha uzun olan yolculuklar (okyanus aşırı) ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve uçakta her saat başı kalkarak dolaşılmalıdır.

    ·Masa başı işte çalışanlar bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalı ve her saat başı 5 dk kalkıp dolaşarak, sonrasında tekrar oturmalıdır.

    ·Bel egzersizlerine genellikle 60.günden sonra başlanabilir. Ancak başlamak için yine de hekiminizin onayını almak uygun olacaktır. Başlangıçta hareketlerinizde ağrı olabilir. Fakat zaman içinde hareketleriniz ağrısız hale gelecektir.

    ·Sağlıklı günlerde görüşme dileğiyle…

  • 10 soru ve 10 cevapla bel fıtıkları

    1.Bel fıtığı nedir ve nasıl meydana gelir?

    Bel fıtığı, omurlar arasındaki omurganın yükünü taşıyan, ve bu yükü bir anlamda süspanse ederek amortisör görevi gören disk dediğimiz yastıkçıkların yırtılarak, içindeki maddenin dışarı çıkıp, omurilikten çıkan sinir köklerine yaptığı bası sonucu meydana gelen bir hastalıktır.

    Bel fıtıkları ağır şeyler kaldırma, ters bir hareketle, çarpma, düşme, kaza gibi travmatik faktörlerle ya da herhangi bir sebep olmaksızın kendiliğinden oluşur.

    2.Her bel ağrısı bel fıtığına mı bağlıdır? Başka hastalıklar da bel ağrısı yapabilir mi?

    Bel fıtığı ağrıları, öncelikli ve ağırlıklı olarak kalçadan başlayıp uyluğa, bacağa vuran ağrılarla karakterizedir. Özellikle kalçadan başlayıp bacağa hatta ayak ve topuğa kadar yayılan ağrılarda ki; halk arasında siyatik ağrısı diye bilinen ağrılarda, bel fıtığı akla gelmelidir.

    3.Bel fıtığının bulguları nelerdir?

    Bel fıtıklarının en önemli bulgusu siyatik ağrısı şeklinde belden başlayıp kalça ve bacağa kadar yayılan ağrıdır.Uyuşukluk da en sık rastlanan şikayetlerdendir. Bunun dışında bel fıtığı ciddi boyutlara ulaşmış ise, bacakta ya da ayakta, ayak parmaklarının hareketlerinde kuvvet kaybı gelişebilir. Yol yürürken ağrı nedeni ile durmak zorunda kalmak, idrar, büyük abdest tutamama, erkeklerde empotans dediğimiz penisin sertleşmesinde problem olması bel fıtığının ciddi bulguları arasında yer almaktadır.

    Bel fıtıklarının teşhis yöntemleri nelerdir?

    En önemli başlangıç noktası, hastanın yakınmaları ve muayene bulgularıdır. Bundan sonra radyolojik görüntüleme teknikleri gelir. MR ile %100′ e yakın oranlarda bel fıtığı tanısını koyulabilmektedir..

    Bel fıtığının yan ve yatay düzlemde MR görüntüleri

    5. Bel fıtıklarının tedavisi nasıl yapılır?

    Eğer şikayetlerin başlangıcı çok yeni ise, eğer ilerleyici nörolojik hasar bulguları yoksa, önce tıbbi tedavi seçeneklerinin kullanılması gerekmektedir.

    Şişman hastaların öncelikle mutlaka kilo vermesi gerekmektedir.

    Bel fıtıklarının küçük bir bölümü cerrahi tedaviye gereksinim duyar.

    6.Bel fıtıklarının cerrahi tedavi kriterleri nelerdir? Ne zaman ameliyatla tedaviye ihtiyaç duyulur?

    Hastanın hiçbir tedaviye hiçbir şekilde yanıt vermeyen kronikleşmiş ağrıları var ise,

    Hastayı çalışamaz hale getiren ya da sosyal aktivitelerini engeller boyutlarda ağrıları var ise,

    Bizim muayene bulgularımızda ilerleyici nörolojik hasara yol açmış ise, cerrahi tedavi ön plana çıkmaktadır.

    Bir önemli nokta ise eğer “düşük ayak” dediğimiz tablo oluşmuş ise, yani ayakta tam kuvvet kaybı gelişmiş ise, o zaman ilk 8-12 saat içerisinde acil olarak hastanın kesinlikle ameliyat edilmesi gereklidir.

    7. Ameliyattan sonra hastaların günlük aktivitelerine dönmeleri ne kadar zaman almaktadır?

    Genel olarak ameliyattan 6-8 saat sonra hastayı ilk etapta kendi kontrolümüzde ayağa kaldırıp,ertesi gün taburcu etmekteyiz. Ameliyat sonrası dönemde hastalar 1-2 haftalık bir dinlenme döneminden sonra, aktif yaşantılarına ve işlerine dönerler. Ancak ağır bedensel faaliyet gerektiren işlerde çalışanlar için 4 haftalık istirahat ideal süredir.

    Ameliyatlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Yapılan ameliyatların kalitesi ve hastaya sağlamış olduğu faydalar ameliyatlarda mikroskop kullanılması ile daha da artmıştır. Mikrocerrahi, bel fıtıklarında fıtıklaşan bölümün sinir kökü ile olan yapışıklıklarını, ya da yapışık olan damarları sinir kökünden ayırmada da azami ölçüde rahatlık sağlamaktadır.

    Bu nedenlerle bel fıtıklarının cerrahi tedavisinde mikrocerrahi “altın standart” tır.

    Bel fıtıkları ameliyattan sonra da tekrarlayabilir mi?

    Bel fıtıkları değişik kaynaklara göre ameliyattan sonra % 4 -9 arasında değişen oranlarda nüksedebilir. Ortalama nüks oranı % 6 dır. Kişisel tecrübelerimizde bu oran % 3-5′ i geçmemektedir. Nüksler en çok ilk 4 yıl içerisinde ve daha da önemlisi ilk 1 yıl içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısı ile hastalar ameliyattan sonra ilk 1 yıl kendilerine çok dikkat etmeli ve ameliyat sonrası verdiğimiz önerilere riayet etmelidir..

    Hastaların dikkat etmesi gereken şeyler nelerdir?

    Genelde ameliyat olan hastalara kendilerine dikkat etmeleri gerektiği söylendiğinde, bir yetersizlik ve ameliyat sonrası yaşam tarzlarında bir kısıtlama olacağı gibi yanlış bir psikoloji oluşmaktadır. Aslında tavsiye ettiğimiz şeyler her normal insanın dikkat etmesi gereken şeylerdir. Ameliyatla ya da hastalıkla bir ilgisi yoktur.

    Doç. Dr. Hakan Kayalı

    Beyin – Omurilik ve Sinir Cerr. Uzm.

  • Bel fıtıkları

    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları ağır olabilen bir rahatsızlıktır.
    · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması sonucu oluşan klinik durumdur.
    · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir.
    · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir.
    · Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir durumdur.
    · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü bel ağrılarının ancak %1’inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır.
    · Bel fıtığı sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabilmektedir.
    · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana getirmektedir.
    · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler.
    · Bel ağrılarının bir çok nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı aracıdır.
    · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel fıtığından şüphelenilmemelidir.
    · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı baskı sonucunda bulgu vermektedir.
    · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır.
    · İlaçlı bel filmi belden yapılan omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına hekim karar verir.
    · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir.
    · Ağrı yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir tablonun ortaya çikmasina neden olabilir.
    · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz.
    · Bel ağrısı olan hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür.
    · Maalesef bel çektirme olayları karşisında istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum olduğuda unutulmamalıdır.
    · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir.
    · İşte bu gurupta olan hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine gelmesi amacıyla kullanılmaktadır.
    · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır, Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu fıtık için uygun olabilmesi gereklidir.
    · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir.
    · Halk arasında cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur. Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli işlemi yaptırmadığının sonucudur.
    · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır.
    · Tıbbın amacının insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır.
    · Cerrahi işlem sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır.
    · Cerrahi işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa 2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup kullanılmaya başlanmıştır.
    · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir.
    · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır.
    · Belfıtığı ameliyatı olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar.
    · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.

  • Her bel ağrısı ve boyun ağrısı, bel ve boyun fıtığı mıdır ?

    Bel ağrısı insanoğlunun iki ayağı üzerinde durmaya başladığı zamandan beri sorunu olmuştur. Erişkin nüfusun %80’i hayatı boyunca en az bir kez doktora görünmeyi ve ileri tetkik (MR BT, vb.) yaptırmayı gerektirecek kadar şiddetli ve uzun süreli (1-3 hafta) bel ağrısı çeker. Ancak bel ağrısı ile doktora baş vuran hastaların %60-65’inde herhangi bir muayene ve görüntüleme bulgusu tespit edilemez. %15-20 lik bir kesiminde çeşitli nedenlere bağlı (omurgada çökme kırığı, bel kayması-lysthesis,enfeksyon, spondilit, Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi değişik tip romatizmal hastalıklar, omurga veya omurilik yapılarına ait iyi veya kötü huylu tümörler, metabolik ve konjenital hastalılar,vb) radyolojik yöntemlerle elde edilen bulgular tespit edilir. %10’luk bir kesimde ise bel ağrısı Bel fıtığı-lomber disk hernisine bağlı olup bu tip hastaların da yalnız 1-2 sinde cerrahi tedaviye gerek duyulur. Bel ağrısı nedeniyle müracaat eden popülasyonda görüldüğü gibi bel fıtığının bu soruna neden olma olasılığı çok düşüktür. Ayrıca Hiçbir klinik şikayeti olmayan 35-40 yaş arası erişkinlerde yapılan bir Lomber MR taramasında %35 oranında çok büyük lomber disk hernileri tespit edilmiştir. Ancak bu hastaların Hiçbir şikayetleri olmadığı için bu hastalara herhangi bir müdahale (ilaç cerrahi gibi) gerekmez. Anlaşılacağı gibi bel ağrıları ağırlıklı olarak bel fıtığından değil daha önemli ve ciddi nedenlerden olabileceği için bel ağrısı deyip geçmemek ve non invaziv bir görüntüleme olan MR ile bu ağrının ciddi bir nedene bağlı olup olmadığını göstermek mümkündür.

    Aynı şekilde boyun ağrılarının da büyük bir çoğunluğu boyun fıtığına bağlı değildir. Yukarıda bahsedilen bilgiler birebir boyun ağrısı olan hastaların klinik tanı ve tedavilerinde de geçerli olup bu kategoriye uyarlanabilir.

  • Bel rahatsızlıklarının narkozsuz mikrocerrahi yöntemle konforlu ve güvenli tedavisi

    Bel rahatsızlıkları sık karşılaşılan bir sorundur. Bu rahatsızlıkların yaklaşık % 95'e yakını ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilir ancak geri kalan kısmın mutlak cerrahi gerektirir. Sık karşılaşılan bel rahatsızlıkları bel fıtıkları, bel kaymaları ve dar kanal ana başlıkları altında sınıflandırabilir.

    Bel fıtıkları bel ağrısı nedenlerinin başında yer alır. Her insan yaşamının bir döneminde ama önemli ama önemsiz bel ağrısıyla yüz yüze gelebilir. Şunu unutmayalım ki her bel ağrısı bel fıtığı olduğu anlamına gelmez. Bel fıtıklarında genelde bel ağrısı ile beraber bacak ağrısı, uyuşma ve ileri evrelerde ayakta güç kaybı da söz konusudur. Ağrılar inatçıdır ve ilaçlarla kolay geçmez. Bel fıtığı, iki omur arasında yer alan adeta bir süspansiyon görevi yapan kıkırdak yapının zamanla aşınması sonucu bulunduğu aralıktan çıkıp bacağa gelen sinirleri sıkıştırması durumudur. Teşhisi MR tetkiki ile konulur. Ağrılar kişinin iş ve ev yaşamını olumsuz etkiliyorsa ya da ayakta güç kaybı varsa tedavi mutlak cerrahidir.

    Dar kanal; adından da anlaşılacağı gibi omuriliğin geçtiği kemik tünel çapının normalin altına inmesi durumudur. Daha ziyade ileri yaşlarda görülür. Hastada bel ağrısı ile beraber genelde her iki bacakta ağrı ve yol yürümede zorluk söz konusudur. İleri evrelerde tedavi cerrahidir ve vida (platin) gerektirir.

    Bel kaymaları; bir omurun diğer omur üzerinden öne veya arkaya doğru yer değiştirmesidir. Bu durum omurları bir arada tutan eklem ve bağ dokularının zayıf olması ile yani doğumsal, ya da omurgadaki ileri yıpranmalar veya travma sonucu olması ile yani sonradan ortaya çıkabilir. Kayma hareketli ise ki bu fonksiyonel bel grafisinde anlaşılır tedavi cerrahidir ve vidalama yapılır.

    Cerrahi gerektiren bel rahatsızlıklarında hastaların ameliyat olmayıp, vakit kaybetmeleri durumunda zamanla artan ağrı ve bacaklardaki güçsüzlük nedeniyle yürüme olayı giderek zorlaşır ve bu kişiler başkalarına ihtiyaç duyar hale gelirler.

    Nedeni ne olursa olsun bel ameliyatları narkozsuz (epidural anestezi) da yapılabilir. Özellikle genel anestezi alması riskli olan (astım, böbrek yetmezliği, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet gibi rahatsızlıklar) hastalarda mutlaka tercih edilmelidir. Ayrıca bu yöntem ameliyat sonrası hastanın kısa sürede hareketlendirilmesi ve taburcu edilmesi konforunu da beraberinde getirir.

    Amaç hastayı bir an önce hareketlendirip sağlıklı olduğu dönemdeki ev ve iş yaşamına, hobi ve alışkanlıklarına en kısa sürede döndürebilmektir. Burada ameliyat önerilmiş hastaların vakit kaybetmeden korkularını yenip ameliyat olmaları önemlidir, zira ameliyatın kesin çözüm üretebilen bir TEDAVİ seçeneği olduğu unutulmamalıdır.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Egzersizin önemi

    Omurga uzmanları, fiziksel aktivitenin bel ağrılı kişiler için önemli olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu broşür, ağrınızı kontrol ederken nasıl aktif kalacağınızı ve bel ağrınızın tekrar ortaya çıkmasına karşı uygun aktivitenin sizi nasıl koruyacağını gösterecektir.

    Sağlık uzmanınız bel ağrınızı tedavi ederken şunları amaçlar:

    İyi iletişim kurmak;

    Durumunuzu size açıklamak ve güvence vermek;

    Korkularınızı azaltmak;

    Fiziksel aktiviteyi arttırmak;

    Uygun egzersiz öğretmek;

    Vücut mekaniklerini düzeltmek ve

    Pasif tedavilerin uzun süre kullanılmasından kaçınmak

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Peki, ağrınızı kötüleştirmeden fiziksel olarak nasıl aktif kalırsınız? Çoğu insan, dikkatle seçilmiş egzersizlerin ağrıyı azaltabileceğini öğrenince şaşırır. Bu broşürdeki egzersizlerin bazıları iyileşmeyi hızlandırarak çabucak ve belirgin bir rahatlama sağlayabilir.

    Ağrı azaldığında veya kaybolduğunda, sırt hareketini ve sırt kası gücünü düzeltip eski haline getirmek için başka egzersizler yardımcı olabilir. Bunlar, tam bir iyileşmeye ulaşmanıza ve ağrının tekrar ortaya çıkmasından korunmanıza yardımcı olacaktır. Doktorların birçoğu, aktiviteden sonra da devam etmedikçe, aktivite sırasındaki ağrı artışını önemli bulmaz. Bu nedenle aktif kalmaya çalışın.

    Unutmayın ki bu sadece bir kılavuzdur. Tüm egzersizler herkes için uygun değildir. Egzersiz yaparken ağrınız çok daha fazla oluyorsa egzersizi bırakın ve sağlık uzmanınıza durumu bildirin.

    Egzersizinizi seçerken ağrınızı gözlemleyin

    Bel ağrınızın kötüleşmesinden kaçınmak için, egzersizlerinizi dikkatle seçmeniz önemlidir. Belinizin daha kötü olup olmadığını bilmenin bir yolu da, belirtilerin aşağıda belirtildiği şekilde yayılım göstermesidir:

    Belinizden uzak bölgelere yayılım;

    Kalçalara yayılım;

    Bacaklardan aşağı yayılım.

    Bu, egzersiz ve aktivite sırasında ve hatta bazı pozisyonlarda meydana gelebilir.

    İyi haber şu ki, bunun tersi de doğrudur! Belirtiler kalça ve bacaklarınızdan kaybolabilir ve belinizin merkezine daha yakın hissedilir (“ağrının merkezileşmesi” olarak adlandırılır). Bu genellikle, düzeliyor ve iyileşmeye doğru gidiyorsunuz anlamına gelir! Bunu sağlayacak egzersizleri ve pozisyonları bulabilirsiniz. Belirtilerin tümü de belinizin merkezine döndüğü zaman, çoğunlukla düzelecek ve devamlı egzersizle ortadan kaybolacaklardır.

    Belirtilerin merkeze geri dönmesini ve hafiflemesini sağlayan en yaygın dört egzersiz:

    Düz arazide yürüyüş

    Ayakta dururken geriye eğilme

    Yüzüstü pozisyonda dirsekler üzerinde duruş

    Yüzüstü pozisyonda eller üzerinde duruş

    Bu egzersizleri ve diğer aktiviteleri yaparken, ağrınızı gözlemleyin. Merkezileşiyor mu yoksa kötüleşmeyip, en azından aynı mı kalıyor?

    Vücut duruşu da önemlidir

    Uygun egzersiz ile birlikte, ayakta dururken veya otururken iyi bir vücut duruşu şarttır. Oturulduğunda, gereğinden uzun süre oturmaktan ve kamburlaşmaktan kaçının. Otururken belirtileriniz daha kötüye giderse (ve kalçanıza ve bacağınıza doğru bile gidebilirse) duruşunuzu kontrol edin. Dik oturmak birçok insan için merkezileştirmeye yardım edip ağrıyı da azaltabilir. Kas gücünü arttırmak ve daha iyi oturma alışkanlıkları geliştirmek için, dik oturmayı bir egzersiz olarak düşünmek yardımcı olur. Ağrısız ve dik oturuş, çoğunlukla belirtilerin geri gelmesini önler. Uzun bir süre boyunca oturmak zorundaysanız, belinizin doğal girintisini derinleştirmek için belinizin arkasına sert bir destek koymak ve kalçalarınızı dizlerinizden biraz yüksekte tutmak çok yararlı olabilir.

    NE TÜR EGZERSİZ YAPILMALIDIR?

    Ağrı azaldığında egzersiz

    Çoğu vakada belirtileri kontrol etmek veya ortadan kaldırmak sadece bir iki gün alır. Ağrınız çok daha iyiyse veya yok olmuşsa, birtakım basit öne bükme egzersizleri ile başlayarak hareket açıklığınızı yavaş yavaş ve dikkatli bir şekilde arttırın. Belirtileriniz geri dönmedikçe, kötüye gitmedikçe ve merkezden uzaklaşmadıkça devam edin.

    Dik oturmaya devam etmek çoğu kişi için çok yararlıdır.

    Kuvvet eğitimi

    Bel ağrısı olan birçok insanın sırt kasları zayıftır. Güçlendirme egzersizleri sizi ileride gelişebilecek problemlerden korur. Duruş ve vücut hareketlerinin tümü (dik oturma dâhil), biraz germe ile beraber kuvvetlendirme çalışması isteyen yeterli kas gücü ve esnekliği gerektirir. Orta dereceli bir kuvvetlendirme çalışması, tüm sağlığınız için yapabileceğiniz en değerli şeylerden biridir ve eğer bel ağrınız varsa, özellikle önemlidir.

    Beli güçlendirme iki yönden yararlıdır:

    Kan akımını arttırarak yaralanmayı tamir etmede yardımcı olur.

    Gücü ve dayanıklılığı arttırarak günlük yaşamdaki fonksiyonu iyileştirir.

    Yaralanmaları iyileştirmek ve tamir etmek için gerekli besinler, iyi bir kan akımı ile yaralanmış bölgeye getirilmelidir. Bel kasları için kuvvetlendirme çalışması, çalıştırılan kaslara ve komşu dokulara giden kan akımını arttırır. Bu durum, aerobik egzersiz (örn, yürüyüş, yüzme, bisiklete binme) için de böyledir, ancak kuvvetlendirme çalışması için durum özellikle böyledir.

    Güçlü kaslar oluşturmak, gün boyunca çalışma gücünüzü de arttırır. Beli güçlendirmenin yanı sıra, gövde ve bacakların üst ve alt kısımlarındaki büyük kaslara da önem vermek gerekir. Bu kaslar denge ve yürümeyi iyileştirerek sırt ve gövdeye önemli derecede dayanıklılık ve denge sağlarlar. Bu da günlük aktivitelerinizi yapmada size daha büyük kolaylık sağlar ve düşme olasılığınızı azaltır.

    Özel ekipman ve spor salonları yararlı olabilir; ancak bel kaslarınızı evde güçlendirmek için iyi, çok pahalı olmayan yollar da vardır. Belinizin altına bir iki yastık koymak, mukavemeti arttırır. Sıkça kullanılan ve çok yararlı olan iki egzersiz aracı da, Swiss topları ve Roman Chair’dir.

    Özet

    İyi bir bel tedavisi, ağrıyı hafifleten egzersizler ve uygun şekilde germeyi takip eden orta düzeyli güçlendirme egzersizlerinden oluşur. Bu teknikleri kullanarak kendinize dikkat etmeniz, daha sonra ortaya çıkabilecek belirtileri önlemek için iyi bir savunma olmakla beraber, iyileşmenize de yardım edebilir.

    NEREDEN BAŞLAMALISINIZ?

    Yürüyüş: 10 dakika ile başlayın ve 30 dakika ve daha fazla süreye çıkın. Uzaklık ve yürüyüş hızını yapabildiğiniz kadar arttırın.

    AyaktaGerinme: Ellerinizi, parmaklarınız belinizin arkasına gelecek şekilde yerleştirin. Yapabildiğiniz kadar arkaya eğilin, parmaklarınızla içeri doğru bastırın. Bir iki saniye böyle durun. 10 kez tekrarlayın, her seferinde daha fazla eğilmeye çalışın. Ağrınız kötüleşmedikçe her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, DirseklerÜzerindeDuruş: Dirsekler üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 10 saniye boyunca bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    Yüzüstü, EllerÜzerindeDuruş: Elleriniz üzerinde kalkın ve belinizi çukurlaştırın. 1–2 saniye bu vaziyette durun. Yüzüstü pozisyona dönün. Her seferinde belinizi biraz daha çukurlaştırarak 10 defa tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, her 2 saatte bir tekrarlayın.

    AyaktaDuruş: Çeneyi içeride tutarak başı geriye çekin, kulaklar ve omuzlar kalçalarla bir hizada olmalı ve ayaklar üzerinde dengeli şekilde durulmalıdır (iyi duruş solda, kötü duruş sağda gösterilmektedir).

    OtururkenDuruş: Kulaklar ve omuzlar, kalçalar üzerinde ve hizalı durmalıdır, ayakta dururken belde oluşan çukur, otururken de olmalıdır (kötü duruş solda, iyi duruş sağda gösterilmektedir).

    Sırtüstü, TekDiziÇekme: Bir dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Bunu her bir bacak için yapın.

    Sırtüstü, İkiDiziÇekme: Her iki dizi göğüs kafesine çekin ve pozisyonu bozmadan 10 saniye boyunca nazikçe çekmeye devam edin. 3 kez tekrarlayın. Ağrı kötüleşmedikçe, günde 2 -3 defa yapın.

    Yüzüstü, BaşveOmuzlarıKaldırma: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, TopileEgzersiz: Elleri sırtta birleştirin ve başı ve omuzları yukarı kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Yüzüstü, RomanChairileEgzersiz: Bu, daha ileri düzey bir egzersizdir ve herkes için uygun olmayabilir. Kalça yastığı, kalça kemiklerinin çıkıntıları hizasına yerleştirilir. Mümkün olduğunca öne eğilin ve bel kaslarınızı kullanarak gövdenizi kaldırın. Bu çalışmayı yavaşça yapın (kalkarken 3’e dek, eğilirken 4’e dek sayın). 5 – 10 defa tekrarlayın.

    Sırtüstü, Bükülme: Kolları dizlere doğru uzatın. Bel düz hale gelene dek pelvisi eğin. Başınızı ve omuzlarınızı yerden kaldırın. 5 – 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    Kedi/Deve: Emekleme pozisyonunda durun. Elleri omuz hizasına, dizleri de kalçaların hizasına yerleştirin. 1) Karın kaslarını kasarak gövdenizi yükseltin. 5–10 saniye böyle durun. 2) Gevşeyin, sırtınız çukurlaşsın.

    Sırtüstü, TopileEgzersiz: Elleri yere koyun ve kalçaları yerden kaldırın. 5- 10 saniye bu şekilde durun. 3 kez tekrarlayın.

    SandalyedenKalkış: Kollar göğüs üzerinde çapraz tutularak oturun, yavaşça kalkın ve yavaşça oturma pozisyonunuza dönün (kalkarken ve otururken 3’e kadar sayın).

    Yüzüstü, TopaDayanarakKalkış: Dizler düz ve sırtınız topa dayalı şekilde ayakta durun. Dizlerinizi yavaşça bükün (3’e kadar sayın). Dizleriniz bu tam bükülmemiş pozisyonda iken 5 saniye bekleyin. Yavaşça ayakta durma pozisyonuna geri dönün (3’e dek sayın). 5 – 10 kez tekrarlayın.

  • Bel fıtığı ne demektir ?

    BEL FITIĞI NE DEMEKTİR?

    Omurga, “omur” adı verilen ve birbirine bağlı bir dizi kemikten yapılmıştır. Disk, bir omuru diğerine bağlayan güçlü bağ dokularının bir birleşimidir ve omurlar arasında bir yastık gibi görev yapar. Disk, “anulus fibrosus” adı verilen ve sert bir dış katman ile “nükleus pulposus” adı verilen jelimsi bir çekirdekten oluşmuştur. Yaşlandıkça, diskin merkezi su içeriğini kaybetmeye başlayabilir ve disk, bir yastık olarak daha az etkili hale gelir. Bu durum, diskin merkez bölümünün, dış katmandaki bir çatlaktan dışarı doğru çıkmasına, yer değiştirmesine (fıtıklaşmış veya yırtılmış disk olarak adlandırılır) neden olabilir. Disk fıtıklarının çoğu bel omurgasının alttaki iki diskinde meydana gelir, bu da bel hizasında veya belin hemen altına denk düşer.

    Fıtıklaşmış bir disk, omurgadaki sinirler üzerine baskı yapabilir ve ağrıya, uyuşmaya, karıncalanmaya veya “siyatik” olarak adlandırılan, bacak güçsüzlüğüne neden olabilir. Siyatik, insanların %1–2 sini etkiler ve bu durum genellikle 30–50 yaş arasında meydana gelir.

    Bacak ağrısı görülmeksizin tek başına sırt ağrısının disk fıtığından ziyade pek çok sebebi olmasına karşın, disk fıtığı sırt ağrısına da neden olabilmektedir.

    TEDAVİSİ NEDİR?

    Ani gelişen bel fıtıklı hastaların çoğu (%80–90), cerrahi olmaksızın iyileşecektir. Sağlık uzmanınız tedaviye genellikle cerrahi olmayan yöntemlerle başlayacaktır. Tedavinin tamamlanmasının ardından ağrı sizi hâlâ normal yaşayışınızdan alıkoyuyorsa, sağlık uzmanınız cerrahiyi önerebilir.

    Cerrahi ile bacak gücünüz normale dönmeyebileceği halde, cerrahi, bacağınızın daha da güçsüzleşmesini engelleyecek ve bacak ağrınızı da rahatlatacaktır. Cerrahi genellikle bacak ağrısının geçmesi için önerilir (başarı oranı %90’dan fazladır); sırt (bel) ağrısının rahatlamasında daha az etkilidir.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Sağlık uzmanınız, kısa dönemli dinlenme, şişkinliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçlar, ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersiz veya epidural steroid enjeksiyonu içeren, cerrahi olmayan tedaviler yazabilir. Dinlenmeniz söylenirse yatakta ne kadar kalmanız gerektiğine dair talimatlara uyun. Çok fazla yatak istirahatı sonucunda eklemleriniz sertleşebilir ve kaslarınız zayıflayabilir, bu da ağrıyı azaltmada yardımı olacak aktiviteleri yapmayı zorlaştıracaktır. Tedaviniz devam ederken çalışmaya devam edip etmemeniz gerektiği konusunu sağlık uzmanınıza sorunuz.

    Sağlık uzmanınız, belinize ek bir yük bindirmeden günlük yaşamınızdaki aktiviteleri yapmanız için bir hemşire veya fizyoterapistin yardımıyla eğitim ve tedaviye başlayabilir.

    Cerrahi olmayan tedavinin amaçları, sinirin ve diskin rahatsızlığını azaltmak ile beraber, omurgasını koruması ve tüm işlevini arttırması için hastanın fiziksel durumunu iyileştirmektir. Bu, bel fıtığı olan hastaların çoğunda, çok sayıda tedavi programını bir araya getiren organize bir bakım programı ile başarılabilmektedir.

    Sağlık uzmanınızın vereceği ilk tedavilerin bazısı ultrasound, elektrik uyarım, sıcak, soğuk ve elle yapılan “manual” tedaviler gibi birtakım tedavileri içerir; bunlar ağrınızı ve kas spazmlarınızı azaltmak ve bir egzersiz programına başlamanızı kolaylaştırmak içindir. Traksiyon, bazı hastaların ağrısını sınırlı oranda hafifletebilir. Bazen bel fıtığını iyileştirmede yardımı olmayacağı halde, doktorunuz bel ağrınızı rahatlatmak için tedavinin başlangıcında bir bel korsesi (yumuşak, esnek sırt desteği) verebilir. Manipulasyon, özelliği olmayan bir bel ağrısını rahatlatabilir ancak bel fıtığı olan çoğu vakada manipulasyondan uzak durulmalıdır.

    Öncelikle, bel ağrınızı veya bacaktaki belirtileri azaltmak için öğrendiğiniz egzersizler, yumuşak germeler veya vücut duruşunuzda değişiklikler yapmak olabilir. Ağrınız daha az olduğunda, esnekliği, kuvveti, dayanıklılığı arttırmak ve daha normal bir yaşam şekline dönebilmeyi sağlamak için daha zorlu egzersizler kullanılabilecektir.

    Egzersiz talimatı hemen başlatılmalı ve iyileşme ilerlerken, iyileşmenin derecesine göre uyarlanabilmelidir. Bir ev egzersiz programı ve germe programını öğrenmek ve buna devam etmek, tedavinin önemli bir kısmıdır.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Çok sık olmamakla beraber, doktor bazen kas gevşetici yazabilir. Süregelen ciddi ağrınız varsa, doktor kısa bir dönem kullanmanız için narkotik ilaçlar yazabilmektedir. Ancak sadece ihtiyaç duyduğunuz miktarda ilaç almanız gerekir, çünkü daha fazla ilaç almak daha çabuk iyileşmenizi sağlamaz, kabızlık ve uyku hali gibi birtakım istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bağımlılıkla sonuçlanabilir.

    Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID), ağrıyı hafifletirler ve disk fıtığı sonucunda meydana gelen şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Anti enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya enjeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Epidural enjeksiyonlar veya “bloklar”, ciddi bacak ağrınızın olduğu durumda önerilebilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyonun ardından, ileri bir tarihte bir veya iki enjeksiyon daha yapılabilir. Bu, kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır. Enjeksiyonun amacı, sinir ve diskin enflamasyonunu azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları, ağrılı yumuşak dokulara veya omurga boyunca uzanan kaslara veya leğen kemiğinin üst kısmındaki kaslara lokal anestetiklerin (bazen kortikosteroidlerle birlikte), doğrudan enjeksiyonudur. Bazen ağrı kontrolü için işe yarasalar da, fıtıklaşmış bir diski iyileştirmede yardımcı olamazlar.

    CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı, fıtıklaşmış bir diskin, ağrı ve güçsüzlük belirtilerine neden olacak şekilde sinirler üzerine baskı yapmasını ve rahatsızlık vermesini durdurmaktır. En yaygın görülen işlem, “disektomi” veya fıtıklaşmış diskin bir parçasının çıkarıldığı “kısmi disektomi”dir. Diski net olarak görebilmek için bazen diskin arkasındaki kemik olan laminanın küçük bir parçasını almak gerekebilir. Kemiğin küçük ölçekli (hemi-laminotomi) veya daha büyük ölçüde (hemi-laminektomi) çıkarılması söz konusu olabilir. Bazı cerrahlar bazı vakalarda endoskop veya mikroskop kullanırlar.

    Disektomi, lokal, spinal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta, ameliyat masasına yüzüstü yatar, genellikle diz çökme pozisyonundadır. Fıtıklaşmış diskin üzerindeki ciltte küçük bir kesi yapılır ve omurga üzerindeki kaslar kemikten geriye çekilir. Cerrahın sıkışmış siniri görebilmesi için küçük bir miktar kemik çıkarılabilir. Fıtıklaşmış disk ve herhangi gevşek bir parça, sinir üzerindeki baskıları ortadan kalkana dek çıkarılır, alınır. Sinirin üzerindeki baskının tamamen ortadan kalktığından emin olmak için kemik dikenleri (osteofitler) de temizlenir. Genellikle çok az kanama olur.

    CERRAHİDEN SONRA DURUMUM NE OLUR?

    Eğer temel belirtiniz bel ağrısından ziyade bacak ağrısı ise, cerrahiden iyi sonuçlar bekleyebilirsiniz. Cerrahiden önce doktorunuz, fıtıklaşmış olan diskin sinire baskı yapıp ağrıya yol açtığından emin olmak için bir inceleme ve testler yapacaktır. Fizik muayenede, siyatiği ve olası kas zayıflığını, uyuşukluğu veya refleks değişiklikleri gösteren pozitif bir “düz bacak kaldırma” testi bulunmalıdır. Sinir sıkışmasını açıkça gösteren bir görüntüleme testi (manyetik rezonans görüntüleme [MRI], bilgisayarlı tomografi [BT] veya myelografi) de ilave testler arasında yer alabilir. Eğer bu testlerin tümü sizin için pozitif çıkıyorsa ve doktorunuz sinir sıkışması olduğundan eminse, cerrahi sonrası bacak ağrınızdan belirgin ölçüde kurtulma olasılığınız yaklaşık %90’dır. Her gününüzün ağrısız geçmesini beklememeniz gerektiği halde, ağrınızı kontrol altında tutabilir ve oldukça normal bir yaşam şekline devam edebilirsiniz.

    Hastaların çoğunun disektomi sonrası komplikasyonları olmayacaktır; ancak biraz kanamanız, enfeksiyon, omurga siniri köklerinin koruyucu kılıfında (dura mater) yırtıklar veya sinir yaralanması olabilir. Diskin tekrar yırtılması ve semptomlara neden olması da mümkündür. Bu durum hastaların yaklaşık %5’inde görülmektedir.

    Cerrahi sonrası aktivitelerinizdeki kısıtlamalarla ilgili öneriler almak için doktorunuzla görüşün. Anesteziden çıktıktan hemen sonra yataktan kalkıp biraz yürümek genellikle iyi bir fikirdir. Hastaların çoğu, cerrahiden bir süre sonra 24 saat içinde eve giderler.

    Eve gittiğinizde, ilk dört hafta boyunca otomobil kullanmaktan, uzun süre oturmaktan, aşırı yük kaldırmaktan ve eğilmekten sakınmalısınız. Bazı hastalar cerrahi sonrası gözetim altında bir rehabilitasyon programından yararlanacaklardır. Rahatsızlığınızın tekrarını önlemek amacıyla sırtınızı güçlendirmek için egzersiz yapıp yapmayacağınızı doktorunuza danışmalısınız.

    ACİL CERRAHİYE İHTİYACIM OLUR MU?

    Çok nadiren, büyük bir disk fıtığı idrar torbası ve bağırsağı kontrol eden sinirleri sıkıştırabilir ve bu da idrar torbası veya bağırsak kontrolünün kaybına neden olur. Bu durum genellikle kasıklarda veya üreme organlarına ait bölgede uyuşma ve karıncalanma ile beraber olup, bel fıtığı nedeniyle acil cerrahiye ihtiyaç duyduğunuz çok az durumdan biridir. Böyle bir durum meydana gelirse, hemen doktorunuzu arayın.

  • Omurilik daralmaları ve kaymaları

    Tıpta “Spinal stenoz” olarak bilinen omurilik kanalında daralma ; doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle omurilik kanalının ve/veya omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği sinir kanallarının daralmasıdır.

    Spinal stenoz boyun ve bel omurgasında görülür. Boyun bölgesindeki Spinal stenoz servikal miyelopati olarak adlandırılır. Bu sebeple Spinal stenoz den bahsedilince genellikle bel bölgesindeki stenoz anlaşılır.

    Spinal stenoz bel ve bacaklarda ağrıya yolaçan sık rastlanan bir hastalıktır.

    SPİNAL STENOZUN SEBEPLERİi:

    Yaş : Yaş ilerledikçe omurgadaki kemikleri birbirine bağlayan bağlar kalınlaşır, yine yaşlanmaya bağlı olarak osteofitler oluşur ve omurilik kanalını daraltır. Diskteki yozlaşma sonucu disk yüksekliği azalır ve disk genişleyerek kanalı daraltır. Faset eklemlerdeki yaşlanma ve kireçlenmeye bağlı yozlaşmalar omurilik kanalını ve sinir kanalını daraltarak Spinal stenoz belirtilerine yolaçar.

    Kalıtım : Omurilik kanalı doğuştan dar olanlarda çok daha erken yaşlarda Spinal stenoz belirtileri görülebilir. – Geçirilmiş omurga ameliyatları ve travmaları daha sonra yıpranma ve yozlaşmalara sebep olarak omurilik kanalını daraltabilir.

    Bel omurlarındaki kan akımı değişiklikleri.

    SPİNAL STENOZUN BELİRTİLERİ:

    Hareketle artan, dinlenmekle azalan ağrı, ağrı öne doğru eğilmekle kısmen azalır, geriye doğru kaykılmakla artar. Hasta yokuş ya da merdiven inerken daha çok rahatsız olur.

    Bacaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, sıcak hissetme, güçsüzlük, yorgunluk.

    Beceriksizlik, sık düşme, yürürken ayakucunun takılması.

    Spinal stenozun kesin teşhisi için MR ve TOMOGRAFİ gibi ileri tetkik metodları gereklidir.

    SPİNAL STENOZUN TEDAVİSİ.:

    Spinal stenoz tedavisi zor bir hastalıktır.

    Lomber fleksiyon egzersizleri spinal kanalın çapını kısmen genişletir.

    Anti-romatizmal ilaçlar

    Kilo verilmesi

    İstirahat

    Fizik tedavi

    Epidural steroid uygulamaları

    Cerrahi : Spinal stenoz hastaların çoğunda cerrahi dışı tedaviler sonuç vermez. İyi seçilmiş hastalarda cerrahi müdahale sinirlere olan baskıyı ortadan kaldırarak hastanın normal bir hayat sürmesine yardımcı olur.

    Omurga Kayması

    Bir omurganın diğeri üstünde öne doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan omurilik kanalının daralması olayıdır. Seneler içinde artan, hareketle değişen bel ağrısı ve zamanla ayaklara da vuran ağrıyla seyreder. İleri aşamalarda , öne eğik yürüyen, ayaklarda kuvvetsizlik mevcut olan ve günlük kapasitesi tam olarak kısıtlanan bir hastayla karşı karşıya kalınır.

    Başlıca 3 tipi vardır:

    Doğuştan olan tipi, orta yaşlarda kilo artışıyla bulgu verir.

    Edinsel olan tipi disk dokusunun seneler içinde erimesiyle ilgilidir.

    Ameliyat sonrası tipi, omurga ameliyatları sonrası ortaya çıkar.

    Tedavide I. derecede kilo vermek, egzersiz ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Ancak rahatlamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. II. dereceden itibaren mutlaka ameliyat gerektirir. Geciken vakalarda ameliyat ve ameliyat sonrası zorlaşır ve kalıcı sakatlıklar ortaya çıkar.

    CERRAHİSİ.:

    Cerrahi de halkın arasında platin ameliyatı olarak bilinen, iki omurganın titanyum vidalar ve çubuklarla birbirine sabitlenmesi ameliyatı yapılır. Aynı zamanda interbody füzyon denen omurgalar arası kıkırdak alınıp yerine konan cage lerle de bu sabitleme yapılabilir. Hasta birkaç hafta içinde tam kapasiteyle eski gücüne kavuşur.