Etiket: Bel

  • Belde dar kanal

    Belde dar kanal

    Belde dar kanalın tedavisi mümkündür. Doğru ameliyat yapıldığı takdirde bel fıtığı gibi yüz güldürücü sonuçlar verir. Omurga kanalı ince, uzun bir boru gibidir. Bu kanalın çapında daralma olursa içinden geçen omurilik ve sinirler sıkışır. Bu sıkışma ağrıya, uyuşmaya, uzun süre yürüyememeye, sık sık dinlenme istediğine, bacaklarda güçsüzlüğe neden olur. Dar kanal olan bir hastada küçük bir fıtık bile dayanılmaz ağrılara neden olabilir.

    Belde Dar Kanal Belirtileri

    Kanal daralması yavaş gelişir. Bu yüzden başlangıçta şikayete neden olmayabilir. Hastalık ilerleyince, daralma çapı artınca sıkıntılar su yüzüne çıkar. Genellikle şu belirtileri gösterir:

    Sırt ve bel ağrısı

    Ayaklarda ağrı, güç kaybı, uyuşukluk

    Uzun süreli yürüyüşlerde ortaya çıkan kasılmalar

    Yürürken dinlenme isteği

    Öne eğik yürüme isteği

    Belde Dar Kanal Nedenleri

    İlerleyen yaş

    Doğumsal nedenler

    Kireçlenme

    Omur eklem yapılarının büyümesi

    Bağ dokularının kalınlaşması

    Belde Dar Kanal Tedavisi

    Tedavinin cerrahi ya da cerrahı dışı yöntemlerle yapılmasını hastalığın seviyesi belirler.

    Ameliyatsız Dar Kanal Tedavisi

    İlerlememiş seviyelerde ameliyatsız yöntemler denenebilir. Bunlar istirahat, ilaç tedavisi, enjeksiyon uygulaması, fizik tedavidir. İlaçlar ağrıyı gidermeye yöneliktir. Fizik tedavide ise kasları güçlendirmek, hareket serbestliğini elde etmek amaçlanır.

    Belde Dar Kanal Ameliyatı

    Hastalık ileri derecedeyse, yürüyüş mesafesinde azalma varsa, bacaklarda kasılma veya güç kaybı varsa, idrar kaçırma oluyorsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Mikrocerrahi yöntemiyle küçük kesi açılarak mikroskop yardımıyla görüntüleme yapılır. Ameliyattaki amaç sinirlerdeki basıyı kaldırmaktır.

    Belde Dar Kanal Ameliyatı Sonrası

    Ameliyat sonrasında bel sağlığına dikkat etmek önemlidir. Bel ağrısı yaratacak hareketlerden sakınmak gerekir. Verilen egzersiz programlarını eksiksiz uygulamak ve kilo almamaya itina göstermek altın standartlardandır.

  • Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bilinenin aksine bel fıtıklarının büyük çoğunluğunda ameliyata gereksinim duyulmuyor. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi yöntemleriyle fıtığın ciddi sorunlara yol açmaması, yaşam konforunun arttırılması sağlanabiliyor. Dinlenme, bel egzersizleri, ilaç tedavisi vefizik tedavi desteği bu ameliyatsız yöntemlerden bazıları…

    Bel Fıtığı Egzersizleri

    Bel fıtığı egzersizleri hem ileri derecede olmayan fıtıklar için hem deameliyat sonrası iyileşme sürecinin desteği için çok önemli. Bel kaslarının güçlenmesi için hem fizyoterapist desteği alabilir hem de doktorunuzun verdiği egzersizleri evinizde kolayca uygulayabilirsiniz. İyi bir cerrahi süreç kadar iyi bir fizik tedavi süreci de iyileşme sürecinizde oldukça önemlidir. Bel egzersizleri için tıklayın.

    Bel Ağrısına Ne İyi gelir

    Bu sorunun cevabını verebilmek için ilk önce bel ağrısının nedenini bulmak gerekir. Şunu unutmamak gerekir her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Birçok bel ağrısının nedeni mekanik dediğimiz bel ağrılarıdır. Bel fıtığı bel ağrısı yapabilir evet, ancak bel fıtığının belirtileri arasında en önemli olanı, bacağa vuran ağrılardır. Bu tip bulgularınız varsa ilk yapmanız gereken bir beyin cerrahisi uzmanına gitmenizdir. Tedavinizin nasıl yapılacağına hastalığınızın teşhisinden sonra karar vermek en doğrusudur. Aşırı kilo her zaman bel fıtığı ve bel ağrısı için büyük risktir. Fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Bel egzersizleri bel ağrısına iyi gelebilir. Belinizi çok zorlamamak, dinlenmek, ağır kaldırmamak, kaldırırken yanlış yöntemlerle kaldırmamak bel ağrısı yaşamamak için önemlidir. Bel ağrınızın nedeni fıtık, bel kayması ya da belde dar kanal olabilir. Bu sorunlar eğer ileri derecedeyse ağrılarınızın kesin çözümü ameliyat olabilir. Ameliyattan korkmayın! Mikrocerrahi gibi yöntemler hastanın güvenliğini ve konforunu en üst düzeyde tutan yöntemlerdir.

    Bel Fıtığı Ameliyatı ve Mikrocerrahi

    Mikrocerrahi yöntem adından da anlaşılacağı gibi küçücük kesi açılarak mikroskop yardımıyla yapılan ameliyattır. Diğer yöntemlere göre kas dokularına zarar vermeyen bu yöntem çok detaylı bir görüş sağladığı için güvenlik açısından da avantaj sağlar. Aynı zamanda küçük kesi açıldığı için bel fıtığı ameliyatı sonrasıiyileşme süreci de daha hızlı olur.

  • Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel bölgesinde 5 tane omurga bulunur. İki omurga arasında yastıkçık görevini üstlenen yapıya disk denir. Diskin, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla bel fıtığı sorunu ortaya çıkar.

    Bel Fıtığı Nedenleri

    Ağır yük kaldırma

    Düşme, çarpma, kaza

    Yanlış ve ters hareketler

    Aşırı kilo

    Sigara

    Genetik etmenler

    Bel Fıtığı Belirtileri

    Bel ağrısı

    Bacak ağrısı

    Bacakta uyuşma, güç kaybı, hissizlik

    Daha ileri seviyede idrar kaçırma

    Bel fıtığına belirtti olan şikayetler uzun süre yürüme, uzun süre ayakta kalma , öksürme, ıkınma durumunda artabilir.

    Doktorun çeşitli muayene yöntemlerinin yanı sıra MR tetkiki altın standarttır.

    Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtığının seviyesine ve hastanın yaşadığı şikayetlere göre ameliyatlı ya da ameliyatsız bel fıtığı tedavisi tercih edilir.

    Ameliyatsız Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıklarının yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Ameliyat gerekmeyen hafif derecedeki bel fıtığı hastalarına şunları öneriyoruz:

    Dinlenme

    Fizik tedavi

    Bel kaslarını güçlendirici hafif egzersizler

    Yüzme

    İlaç tedavisi

    Bel Fıtığı Ameliyatı

    Şiddetli bacak ağrısı varsa

    Bacakta güç kaybı ve hissizlik mevcutsa,

    Kaslarda incelme görülüyorsa,

    Fıtığın seviyesi idrar kaçırmaya neden olacak kadar ilerideyse ameliyat olmanız gerekebilir.

    Bel fıtığı ameliyatı narkozsuz ya da narkozlu olabilir. Biz sadece belirli bir bölgeyi uyuşturarak, yani epidural anestezi altında ameliyat yapmayı tercih ediyoruz. Hastanın ameliyat sırasında bilincinin açık olması, hareket edebilmesi ve ameliyat sonrasında normal hayata daha erken dönebilmesi açısından narkozsuz ameliyatı daha uygun görüyoruz. Bir diğer tercih ettiğimiz yöntem mikrocerrahi diskektomi yöntemi. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası

    Bel fıtığı ameliyatı bölümünde bahsettiğimiz gibi narkozsuz mikrocerrahi diskektomi yöntemi sayesinde hastanın normal hayatına dönmesi daha hızlı oluyor. Ameliyat sonrasında pansumana ve dikişi aldırmaya gerek duyulmaz. Ameliyattan ortalama 2 saat sonra hasta hareketlendirilir. 1 hafta içinde de normal yaşamına, ev ya da iş hayatına dönebilir.

  • Sigara bel fıtığını tetikliyor

    BELİNİZDEKİ AĞRININ SEBEBİ FITIK OLMAYABİLİR

    Her organımıza büyük zararlar veren sigara, bel ağrısına da neden olabiliyor. Uzun saatler ayakta duran ve oturanların yanı sıra sigara kullananlar da risk altında bulunuyor. Sigaranın neden olduğu öksürük bile vücudu zorladığından fıtığa sebebiyet verebiliyor.

    Bel bölgesi, vücut ağırlığımızı taşıyarak yükü kalçadan bacaklara aktaran ve aynı zamanda günlük aktivitemiz içerisinde gövdemizin hareketli olmasını sağlayan bir yapıdır. Belimizde 5 adet omur ve bunların arasında kıkırdak yastıkçıklar (disk), eklem yapıları, bunlara destek olan kaslar ve diğer yumuşak dokular bulunur. Bel omurlarının yük taşıma, hareketlerimize katkı sağlama, omurilik ve sinir köklerine koruyuculuk gibi görevleri vardır. Bu bölgeden kaynaklanan sinirler, bacakların kas kontrolünü, duyusunu, idrar, gaita ve seksüel fonksiyonların kontrolünü sağlar. Bel ve sırt kasları zayıf olanların yanı sıra sigara içenlerin, uzun süre oturanların ve ayakta kalanların bel ağrısına yakalanma riski daha fazladır. Sigara belde kan dolaşımını azalttığından ağrıya neden olur. Öte yandan sigaranın sebep olduğu öksürük fıtığa da yol açabilir.

    KALP HASTALIKLARINDAN SONRA İKİNCİ SIRADA

    Bel fıtığı, insanoğlunun ayakta durmasının bir bedelidir. İki bel omurgası arasındaki süspansiyon görevi gören diskin daha sert olan dış katmanındaki bir çatlaktan iç kısımdaki kısmen daha yumuşak olan dokunun arkaya doğru yer değiştirmesi sonucu omurilik veya sinir köküne bası yapması ile oluşan bir hastalıktır. Bel fıtığının bulunduğu omurga seviyesi, bu segmentteki yerleşimi ve evresine göre çeşitleri vardır. En sık L5-S1 ve daha sonra L4-5 omurgaları arası görülür. Yerleşimine göre de en sık santral (orta hat) ve parasantral (orta hattın bir miktar yanında) da ortaya çıkar. Bel ağrısı, gelişmiş toplumlarda görülen kronik hastalıklar arasında kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almaktadır. Cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında ise beşinci sırada bulunmaktadır. Bu derece yaygın olan bel ağrılarını “akut” ve “kronik” olmak üzere 2 gruba ayırabiliriz. Akut bel ağrılarında genellikle ağrı birkaç gün içerisinde azalır ve birkaç hafta sonra tamamen geçer. Ağrı 3 aydan daha fazla sürüyorsa bu ağrıya kronik bel ağrısı denir.

    30’LU 40’LI YAŞLAR RİSKLİ

    Bel fıtığı en sık 30’lu, 40’lı yaşlarda görülür. 20 yaş altı veya 60 yaş üstünde görülme sıklığı daha azdır. Bu hastalık, ciddi iş gücü ve maddi kayıplara neden olur. Sosyo-kültürel olarak insanların gündelik yaşamlarını ve hayat kalitelerini önemli ölçüde etkiler. Yapılan çalışmalar insanların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısı yaşadığını gösteriyor. Ama bu bel ağrılarının hepsi bel fıtığı değil. Çünkü beli ağrıyan hastanın yaklaşık yüzde 2 ila 5’inde bel fıtığı saptanmaktadır. “Belim ağrıyor, fıtığımın olma ihtimali de az, o zaman doktora gitmeme gerek yok!” düşüncesi çok büyük yanlış. Her hasta ameliyat gerektirmez. Adeta merdivenin basamakları gibi bu hastalığın tedavisinde de basamak basamak tedavi uygulamak gerekir. Öncelikle ilaçlarla, kısa süreli istirahatler vererek, hastanın gündelik hayatını tekrar bir gözden geçirmesini sağlamak gerekiyor. Bunlar yetmezse gerektiğinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarıyla el ele çalışılmalı. Tüm bu yapılanlardan sonra hastada anlamlı bir sonuç elde edilmezse ameliyat olması önerilir.

    OTURURKEN BELİNİZİ DESTEKLEYİN

    Bel fıtığının cerrahi tedavisinde mikrodiskektomi denilen yöntem kullanılıyor. Bunun yanı sıra hastaya özgü yapılan değerlendirme sonucu, fıtığının yerleşimine göre de uygun olgularda minimal invazif bir cerrahi yöntem olan endoskopik diskektomi de uygulanabilir. Bugün tıbbının geldiği nokta artık bu hastalığı korkulu bir rüya olmaktan çıkartıyor. Hastaların şikayetlerini doğru dinlenip iyice muayene edilerek irdelenmesi, doğru tetkiklerle tanının ortaya konması, hastaya özgü doğru tedavi stratejisinin belirlenmesi, cerrahi gereken hastalara da doğru cerrahi tekniğin uygulanmasıyla yüz güldürücü sonuçlar elde etmek mümkün. Günlük yaşamda fıtık ile karşılaşmamak için eğilerek iş yapmamaya özen göstermeliyiz. Yerden bir şey alırken dizleri kırmak, yükseğe uzanmaya çalışmamak ve ağırlık taşırken yükü iki kola eşit dağıtmak gerekiyor. Özellikle oturarak çalışanlar için dik durmak ve beli desteklemek de büyük önem taşıyor.

  • Düşük ayak

    Düşük ayak

    Kişinin değişik nedenlere bağlı olarak ayağını yürümenin değişik fazlarında kontrol edememesi (özellikle de ayağın bilekten yukarıya doğru kaldırılmasını kontrol etme yeteneğinin kaybolması) düşük ayak olarak adlandırılan klinik tablodur. Düşük ayağı olan kişi yürürken ayak parmaklarını yerden kaldıramadığından parmaklarını yerde sürüyerek yürür (Stepaj yürüyüşü), normal yürümesi bozulur ve yürümesi kontrolsüz olur. Ayağının bir yerlere takılmasından, ayağını sürümekten ve hızlı yürüyememekten şikayetçi olabildiği gibi ayrıca yokuş çıkmak, inmek ve merdiven çıkıp inmek zorludur. Topuklu ayakkabılar veya terliklerle yürüyemezler.

    Normal ayak, kas ve sinirlerin doğru çalışması ile bilekten yukarı doğru çekilmiş durumda olup duruş için hazırlanmak üzere orta hatta durmaktadır. Ayağın bu hareketini sağlayan sistemlerimiz ise sinir ve kaslarımızdır. İstemli olarak normal hareketlerimizi yapmamızı sağlayan, merkezi sinir sistemi olarak adlandırılan beyin ve omurilik yapısı olup bu sistemden alınan komutları ise omurilikten ayrılan sinirler, sağlıklı kaslar ve eklemlerle normal harekete çevirir. Düşük ayakta bu yapılardan herhangi birisinde bir problem oluştuğu için sağlıklı ve normal yürüme bozulur, ayak bu sırada bilekten aşağı doğru sarkık durur ve kişi istese de onu yukarı doğru çekemez.

    Düşük ayak, HASTALIK DEĞİL, BULGUDUR. Bunun içinde öncelikle mutlaka nedeninin ortaya konulması ve bu nedene yönelik tedavi belirlenmelidir. Düşük ayak bel fıtığının en önemli sonucu olabileceği gibi ‘’SESSİZ DÜŞÜK AYAK’’ nedenleri de ayrıca irdelenmelidir.

    Bel fıtığına, bel kaymasına, belde dar kanala ve periferik sinir travmalarına ( kalçadan enjeksiyon yapılırken sinir hasarı olması gibi ) bağlı olarak oluşan düşük ayak klinik tablolarında ağrı eşlik ettiği için ‘’Ağrılı düşük ayak’’ denilmektedir.

    Multipl skleroz, omurilik travmaları, siyatik siniri etkileyen beyin kanserleri, toplardamar hastalığı, şeker hastalığı, namazda uzun süre dizin üzerine oturarak bası uygulamak ve arka cebe cüzdan koyarak hareketsiz uzun süre aynı pozisyonda kalmak da ağrının eşlik etmediği ‘’Sessiz düşük ayak’’ adını verdiğimiz klinik tablodan sorumludur.

    İster ağrılı isterse ağrının eşlik etmediği düşük ayak olsun her türlü düşük ayak klinik tablosunda zamanla ayakta bazı şekil ve görüntü bozulmaları olur. Ayağın kavsi yükselir ve ayak sadece topuktan yere temas eder duruma gelir. Ayağın çeşitli yerlerinde değişen basılara bağlı yara veya nasırlar oluşarak zamanla ayak eklemlerinde kireçlenme, parmaklarda şekil bozuklukları meydana gelir. Zamanla tedavi edilmediğinde ayak bilek bölgesinde sürekli burkulmalara bağlı şişlikler ve hareketle ortaya çıkan ağrılar oluşabilir. Gerekli tedbirler alınmazsa düşük ayağa bağlı olarak düşük ayak olan tarafta bacak kaslarında belirgin atrofi olmaya başlar.
    Ayaktaki bu problemler diz ve kalçanın hareketlerini de olumsuz etkiler. Diz ekleminin zamanla geriye doğru aşırı derecede esnemesine bağlı sorunlar ve ağrılar oluşabilir. Kalça, sırt ve bel ağrları oluşabilir.
    Bu durum tedavi edilmezse ilerde gelişecek mekanik kaynaklı bu sorunları tedavi etmek de oldukça zor olacaktır.

    Düşük ayak, omurga kaynaklı patolojilere bağlı sinir yaralanması nedeniyle ortaya çıkmışsa, bası bölgesindeki neden cerrahi olarak ortadan kaldırılmalıdır.

    Hastalığın tedavisinde en sık ayak bileği ortezleri veya desteklerinin (AFO) kullanılmaktadır. AFO, genellikle plastik veya daha hafif malzemelerden yapılan ayak ve alt bacak kısmına giyilen ortez olup ayak bileğini 90 derecelik açıda destekler ve ayağın yere takılmasını engelleyerek yürümeye yardımcı olur. Yumuşak ayakkabılar, sandaletler veya arkası açık ayakkabılar ile AFO giyilemez. Ayrıca özellikle şeker hastası olanların namaz kılarken veya yerde otururken uzun süreli dizlerinin üzerine bası uygulamamaları gerektiğini yakın çevremizdekilere anlatmalıyız.

  • Yaşlı hastalarda ve çocuklarda bel fıtığı

    Farklı yaş gruplarında bulunan bel fıtığı teşhis ve tedavisinde birtakım özellikleri gözden kaçırmamak gerekir. Mesela yaşlı hastalarda mevcut kanal dar olduğundan yürümekle ortaya çıkan ve kendisini bir miktar yürüdükten sonra oturmak zorunda bırakan bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma-karıncalanma tarzında şikâyetler ön planda bulunabilir. Yani hastada bel fıtığı ile birlikte omurilik kanal darlığı söz konusu ise, o zaman cerrahi esnasında aynı seansta kanal da genişletilmektedir.

    Yaşlı hastalarda kalp-damar sistemini veya diğer sistemleri tutan ek patolojiler bulunabileceğinden bu hastalarda cerrahi tedaviye karar verirken çok daha titiz davranılmalıdır. Cerrahi tedavi mutlaka gerekiyorsa, bu girişimin öncelikle genel anestezi altında hastayı tamamen uyutmak suretiyle yapılıp yapılamayacağı ortaya konmalıdır. Hastanın genel anestezi alması sakıncalı ise, o zaman kendisi spinal/epidural anestezi dediğimiz bel kısmından aşağısı tamamen uyuşturulmak suretiyle uyanık iken operasyona alınıp hiçbir ağrı hissettirilmeksizin ameliyat edilebilir.

    Çocuklarda ise bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek (% 1 gibi bir oranda) görülen bir rahatsızlıktır ve en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığı yanında yapısal bozukluklar, doğumsal bazı hastalıklar, bel kayması ve disk enfeksiyonu da teşhiste daima göz önünde bulundurulmalıdır. Yürüme bozukluğu, omurgada eğriliği, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı da bulunabilir. Çocuklarda yeterli ve uygun bir cerrahinin sonucu çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora dönebilirler.

    Çocuklarda omur kemikleri alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak içerir ve bu plakların kemik gövdesi ile temas ettiği kısımda epifiz yer alır; işte omur kemikleri bölgelerden büyür ve kemikleşirler. Bu nedenle gelişme çağı içinde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve bilhassa, bunu asimetrik bir tarzda yapmaları omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için çocuklar ağır okul çantaları taşımamalılar. Zorunlu hallerde ya iki yanlı sırt çantaları ya da tekerlekli olup yerde çekilebilen çantalar kullanmalılar. Hatta çocuklara okulda birer dolap verilmesi de büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak yani simetrik tarzda taşınmalıdır.

  • Bel ameliyatı sonrası

    Hastalar aynı gün ameliyattan dört ila sekiz saat sonra veya en geç operasyondan bir gün sonra ayağa kaldırılıp yürütülmektedirler. Hastaların bel fıtığı ameliyatı sonrası ağrıları anestezi uzmanlarınca uygulanan PCA sistemiyle tedavi edilmektedir, bu sistemde ağrının kontrolü hastanın kendi elinde olmaktadır. Hastanede yatış süresi genellikle bir veya iki gündür.

    Taburcu olduktan sonra hastanın evine araç içinde oturarak gitmesinde sakınca yoktur. Mümkünse ön koltuk arkasını yatırarak seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir. Genellikle dikiş alınması gerekmez. Normal şartlar altında hastalar bel ameliyatı olduktan üç ay sonra kontrol için gelmektedirler.

    Taburcu edilen hastalar beş gün sonra bellerindeki bantı kendileri çıkartarak evlerinde oturarak ve öne doğru eğilerek değil de, ayakta durup duş almak tarzında banyo yapabilirler. Banyo esnasında hastanın ayağının kaymaması için banyo paspası ve gerektiğinde tutunmak için duvarda bir tutunma kolu bulunmasında yarar vardır. Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    Hastanın yatağı orta sertlikte kaliteli bir yatak olmalı, bunun altında sunta veya tahta bulunmalı; koltuk, kanepe gibi yerlerde yatılmamalıdır. Hasta daha çok sırt üstü yatmalı, ayaklarını kendine doğru toplamalı veya alttan minder ile destekleyerek bacaklarını hafifçe yükseltmelidir. Sırt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Yan yatarken bacaklarının arasına yumuşak bir yastık koyması iyi olur. Hiçbir zaman yüz üstü yatılmamalıdır. Hasta yataktan kalkarken önce tam yan dönmeli, daha sonra elleriyle yandan destek alarak oturur pozisyona geçip, daha sonra da dizlerinden destek alıp kalkmalıdır. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçilmelidir. Cinsel hayatlarına başlamak için ameliyattan sonra bir ay beklemeleri gerekmektedir. Ameliyatın üzerinden bir buçuk ay geçtikten sonra hamile kalınmasında sakınca yoktur.

    Ayakkabı oturarak giyilmeli, orta yükseklikte topuğu olan ayakkabılar tercih edilmelidir. Hastanın ilk iki haftalık sürede merdiven çıkması gerekiyorsa, çocuklar gibi basamakları birer birer çıkmalıdır. Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışılmalı, yukarı uzanmamalıdır. Masa başı işi yapılıyorsa bir ay sonra işe başlanabilir. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler. Uzun süreli istirahat bir yandan adalelerin zayıflamasına yol açarken diğer yandan hasta psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Masa başı işte çalışanlar hareketli bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalıdır. Hasta sandalyede oturarak yemeğini yiyebilir. Kilo almamalı, fazla kilo varsa vermeye çalışılmalıdır. Bunun için diyet bölümünden profesyonel destek alınmalıdır.

    İlk 45 gün hiç ağırlık taşımamalı, sonrasında ise her iki elde eşit olarak toplam beş kg.dan fazla ağırlık taşınmamalıdır. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedenine yakın olarak kaldırmalıdır. Ameliyat sonrası ilk ay araba kullanmamalı, daha sonra kısa mesafelerde kullanmalıdır. Uzun mesafe yolculuklar 45. günden sonra yapılmalı ve her bir buçuk saatte bir, kısa yürüyüş araları verilmelidir. Kısa mesafeli uçak yolculukları ilk hafta sonrası yapılabilirken, daha uzun yolculuklar ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve yine bir buçuk saatte bir kalkarak dolaşılmalıdır.

    Bel egzersizleri 60. günden sonra başlamalıdır. Önce bir ay süre ile her bir hareketten günde bir kez beşer defa yapmak, sonraki dönemde her ay hareketlerin sayısını beşer adet artırmak yeterli olacaktır. Sitemizden indirilebilen bel egzersiz broşürü Türk Nöroşirurji Derneği’nce hazırlanmıştır. Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınılmalı, yürüyüş ve yüzme gibi sporlar tercih edilmelidir. İbadetler yatarak veya oturarak yapılmalıdır. Bel, sırt, karın adalelerini güçlendirmek; eklem ve yumuşak dokuların esnekliğini artırmak için gerekli spor ve hareketlere ömür boyu devam edilmelidir. Egzersizler havası temiz bir ortamda sert bir zeminde yapılmalı, yumuşak veya deforme olabilen yataklar üzerinde yapılmamalıdır. Hareketler esnasında veya sonrasında normalde mevcut ağrının artmaması gerekir. Bu yüzden egzersiz sonrası şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa doktora danışılmalıdır.

  • Bel fıtığı için hareket koruyucu cerrahi

    Bel fıtığı hastalarının başarılı bir bel ameliyatı geçirseler bile, bir kaç yıl sonra yeniden ağrılı yaşamlarına dönebildiklerini biliyoruz. Eski yöntemlerle yapılan bel fıtığı ameliyatı sonrası bel omurları arasında anormal bir hareketlilik gelişiyordu. Bu sorunu önlemek amacı ile son yıllarda hastanın omurlarına vidalar ve benzeri metal cihazlar yerleştirilip omurga kemiklerinin birbirine kaynaması sağlanıyor. Ancak bu sefer kemiklerdeki kaynama da normal bel hareketlerine izin vermiyor ve uzun vadede yeni sorunlara yol açıyor. Üstelik bu tip değişikliklerin geri dönüşü olmadığı için söz konusu ameliyatlar ancak son çare olarak uygulanabiliyor.

    Dünyada yaklaşık 10 yıldır uygulanmakta olan yeni bir cerrahi teknik, tıbbi adıyla “hareket koruyucu omurga cerrahisi” artık ülkemizde de uygulanıyor. İşte bu amaca yönelik olarak son yıllarda hareketli disk protezi, harekete izin veren çubuk ve oynar vida başlığı gibi bir takım cerrahi teknikler kullanıma girmiştir. Söz konusu yeni yöntemler insanın doğal yapısına çok daha uygun ve omurlar arasındaki normal hareketlere izin veriyor. Yani tıbbi adıyla “füzyonsuz stabilizasyon” sağlıyor ve uzun vadeli sonuçları daha iyi. Cerrahi olarak uygulanması hiç bir özel donanım gerektirmeyen ve hastanın kısa sürede işine dönmesine izin veren bu yöntemler üstelik geri dönüşü olmayan bir teknik te değildirler, yani bu protezlerin çıkarılıp başka tedavi yöntemlerine geçilmesi de mümkündür. Üstelik hasta tüm çağdaş tekniklerde olduğu gibi hareket koruyucu ameliyat sonrası hemen yine ayağa kalkabiliyor.

  • Bel fıtığı ameliyatı için platin kullanımı

    Mekanik bel ağrısı, insanın oturma-kalkma-eğilme gibi hareketleri ile ortaya çıkan bel ağrısı durumudur. Bunlar doğuştan gelen bazı yapısal bozukluklara bağlı olarak gelişebildikleri gibi, geçirilen kazalar sonucunda veya yaşlanmaya bağlı olarak ta ortaya çıkabilirler. Son yıllarda bu tip ağrıları, bilimsel kriterlere uyulmadan yapılmış bir bel fıtığı ameliyatı geçirmiş bazı hastalarda da görmekteyiz.

    İşte mekanik bel ağrısı olan bu tip hastalarda, ayakta ve belli hareketler yapılırken çekilmiş özel filmler aracılığıyla tespit edilebilen bazı omurga hareket bozukluğu ve spinal instabilite durumuna yönelik olarak; kimi zaman hastanın kendi kemiklerinden alınan parçalar ve de vidalar benzeri metal cihazlar ile “füzyonlu stabilizasyon” yani bel dondurma ameliyatı yapılmaktadır. Böylece omurganın, anormal hareketliliği ile ağrı doğuran bölgesindeki hareketler tümüyle engellenmektedir.

    Ancak bu şekilde omurga kemiklerinin birbirine kaynaması, normal bel hareketlerine izin vermez ve uzun vadede üst ve alttaki omurlarda yeni sorunlara yol açar. Üstelik ameliyat sırasında yaratılan bu tip değişikliklerin geri dönüşü de olmadığı için, söz konusu tekniklerin ancak son çare olarak uygulanması gerekmektedir.

  • Bel kayması nedir? Sebepleri ve tedavisi nasıldır?

    Bir omur cisminin diğer omur cisminin üzerinde öne veya arkaya doğru kaymasına bel kayması denir. Bu rahatsızlığa bağlı sinir köklerine bası varsa bel ağrısı ve ilaveten uyluk ve bacak ağrısı, güçsüzlük ve uyuşukluk ta oluşabilir. Bu kayma bazen alt bel omurgası ile kuyruk kemiği (sakrum) arasındaki gelişimsel bir çatlağın ilerlemesi ile olur ve bir omur diğeri üzerinde kayarak erişkin tip bel kayması (istmik spondilolistezis) oluşturur. Bu tip bel kayması dışında başka omurlar arası eklemlerin artritine ve omurlar arası disk yapısının bozulmasıyla oluşan dejeneratif tip bel kayması da vardır.

    Hastalarda bel ağrısı yanı sıra tek veya iki taraflı kalça ağrısı, bacak ağrısı, bacakta karıncalanma, yürüme güçlüğü, yürüme mesafesinin kısalması ve hastalığın daha ileri durumunda ise bacakta güçsüzlük oluşur. Bel kayması şüphesinde ilk önce 4 yönlü çekilecek röntgen filmleri ardından kemik sintigrafisi ve/veya bilgisayarlı tomografi (BT) tetkiki ve nihai olarak ta manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkiki yapılabilir. Bu tetkikler sonucunda kaymanın derecesi, bir omurun diğeri üzerinde kayma yüzdesi olarak hesaplanır ve 1.,2.,3.,4. derece olarak sınıflandırılır.

    Sadece bel ağrısı var ve sinir kökü basısı saptanmamışsa, kuvvet kaybı yoksa, röntgen filmlerinde hareketlilik veya instabilite saptanmamışsa cerrahi olmayan tedavi yöntemleri kullanılır. Bu yöntemler dinlenme, ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar, hareket kısıtlama programı, korse kullanımı, fizik tedavi ve ağrı bilimi (algoloji bilimi) uygulamalarıdır. Cerrahi dışı tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınamayan bel ağrısı, bacakta kuvvet kaybı ve/veya ayakta güçsüzlük, idrar tutamama ve/veya gaita kaçırma bulguları olan hastalarda cerrahi tedavi planlanmalıdır. Bu durumda bası altındaki sinir kökünü rahatlatmak için dekompresyon denilen yani sinir köküne olan kemik basının ortadan kaldırılma işlemi yapılmalı, sonrasında da hastaya halkın platin koyma işlemi diye adlandırdığı, bizim füzyon işlemi dediğimiz omurgaların sabitleme işlemi yapılmalıdır.