Etiket: Bel Fıtığı

  • Bel fıtığı olanlar için 10 öneri

    Bel fıtığı olanlar için 10 öneri

    1. Ameliyat

    Her bel fıtığı için ameliyat gerekmez. Ama gecikme olur ya da hatalı tedavi görürse bizim “düşük ayak” dediğimiz ayakta felç ve daha kötüsü sürekli idrar kaçırmaları ortaya çıkabilir. O nedenle bir beyin ve sinir cerrahi uzmanına görünmek en doğrusudur.

    2. Sadece belde ağrı

    Hastalığın başlangıcında olduğu gibi her sürecinde ortaya çıkabilir. Bizim “unstabil” dediğimiz omur kemikleri arasındaki hareketle ortaya çıkan ya da her durumda mevcut olan kaymalar eğer muayene bulguları ve hastanın yakınmaları ile uyuşuyorsa ameliyat gündeme gelebilir. Ancak çoğu bel ağrısı eğer omurga ve sinirlerle ilgili ise basit tıbbi tedavi ve istirahat ile geçer. Belde ağrı yapan omurga ve sinirler dışındaki nedenler için yine uzman görüşü önerilir. Bel fıtığı yakınma ve bulgularını taklit eden birçok başka rahatsızlık vardır.

    3. Bacağa vuran ağrı

    İlerlemiş bel fıtığı olgularında ortaya çıkar ve önem arz eder. Yine çoğunluğu uygun tıbbi ya da fizik tedavi yöntemleri ile geçer. Burada da bel fıtığı dışında örneğin sağrı kemiği ile kalça kemiği arasındaki eklemin rahatsızlığı gibi başka hastalıklar da devreye girmiş olabilir. Bu aşamada bir beyin ve sinir cerrahi uzmanına görünmek ve ameliyat olasılığını sorgulatmak önerilir.

    4. Ayak ya da bacakta kuvvetsizlik, uyuşma

    Bacağa ya da ayağa giden sinirlerin omurilik seviyesinde ya da çıkışlarındaki süregelen baskılardan ortaya çıkar ve ameliyat gerektirebilir. Bu aşamada genellikle ağrı ikinci plandadır hatta tamamen kalkmış bile olabilir; hasta ve cerrah tedaviyi yönlendirmede birlikte karar vermelidir.

    5. Sık idrara çıkma, kaçırma ya da yapamama

    İdrarla ilgili sorunlar aciliyet taşır ve 8 saat içinde ameliyat ile müdahale edilmez ise kalıcı sekellere neden olur ve tedavisi son derece zorlaşır.

    6.Kortizon uygulanması, vidalama ameliyatları

    Kortizon, ameliyat aşamasına gelmiş bel fıtığını geçici bir çözüm olarak tedavi edebilir. Buradaki tedavinin uzman ve deneyimli olanlara bırakılması önerilir. Yerinde ve yetkin deneyimli uzmanlarca stabil olmayan olgular için uygulanan titanyum vidaları ile stabil hale getirme işleminin sakıncası yoktur. Bunlar vücutta bir reaksiyona neden olmaz. Ancak uygulama sırasında ya da başka nedenlerle mikrop kapabilirler. Bu durum normal bel fıtığı ameliyatlarında da %1 oranında gözlenir.

    7. Alternatif uygulamalar

    Hipokrat zamanından beri uygulanan bel çekmeler, zift sürmeler, iplik geçirmeler v.b. manipülasyonlar ciddi komplikasyonlara (yan etkilere) neden olduğu için hiç önerilmez. Aslında bu uygulamalar bazen ameliyat gerektirmeyen bir bel fıtığını ameliyatlık duruma bile sokabilir.

    8. Kilo

    Aşırı kilolu olmayabilirsiniz ama bele yüklediğiniz kiloların az da olsa bir kısmını verebilirseniz omurganın yükünü hafifletmiş olursunuz.

    9. Spor ve namaz

    “Spor sağlığa zararlıdır” diye bir deyiş vardır. Gerçekten bilinçsiz yapılan spor bedene zarar verebilir. Yaptığınız sporda bel omurlarının hareketinin en azda tutan tiplerini seçiniz. Kol ve bacakların hareketi yararlıdır. Bu nedenle biz yüzmeyi öneririz. Aşırı bel hareketine neden olan sporları yapmayınız. Karın kaslarını kuvvetlendirici sporlar ve yürüyüş en idealidir. Halter kaldırma işlemini yatarak yapınız. Ameliyat sonrası iyileşme döneminde namazı oturarak kılınız.

    10. Cinsel faaliyetler ve stres

    Bele yük veren ve zorlayan aktif hareketler zararlı olabilir. Cinsel güce ameliyatın kötü bir etkisi yoktur. Ancak stres ve ağrı cinsel dürtüleri etkilediğinden bir isteksizlik oluşur. O nedenle “pasif” kalmak önerilir.

  • Bel fıtığı nedir? Bel ağrısı şikayeti olan her hasta bel fıtığı mı olmuştur?

    Omurgalarımız ve çevresindeki anatomik yapılar ( kaslar, omurga arası yastıkçıklar, bağlar v.d.)gövdemizi dik tutan, omurilik ve omurilikten çıkan sinirleri koruyan baş, gövde ve bel hareketlerimizi sağlayan dinamik bir organdır. Omurgalarımız adeta düz bir boru şeklinde değildir. Boyun, sırt ve bel bölgesinde fizyolojik eğimleri olan, yaklaşık 33-34 adet omurganın aralarında yastıkçıklar vasıtası ile üst üste dizilimi ile meydana gelmektedir. Omurgalarımız, yaşam boyunca sürekli ciddi düzeyde strese maruz kalmaktadır. Bu stres, fizyolojik sınırları aştığında omurga ve çevre anatomik yapılarda bozulma meydana gelmektedir ve bunun sonucunda bel fıtığı ve diğer omurga hastalıkları ortaya çıkmaktadır.
    Bel fıtığı, bel omurgaları arasında yer alan yastıkçıkların (intervertebral disk) bozulması ve sonrasında yırtılması ile omurilik ve omurilikten çıkan sinirlere bası yapmasıdır. Bel, kalça ağrısı ve bacağa yayılan ağrı en önemli şikayettir.
    Bel ağrısı iş ve iş gücü kaybına neden olan önemli bir toplum sağlığı problemdir.Baş ağrısından sonra en sık rastlanan ağrı bel ağrısıdır. Bel ağrısının en sık nedeni bel omurgası, disk yapıları ve çevre bağların bozulması sonucu ortaya çıkan , mekanik bel ağrısıdır. Bunun dışında bel bölgesinde gelişen enfeksiyonlar, romatizmal hastalıklar, omurga ve omurilik tümörleride bel ağrısına neden olmaktadır.
    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Günümüzde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ile elinde bel filmleri ile bel fıtığı oldum diye hekimleri dolaşan hastalar ortaya çıkmıştır. Akut vasıftaki mekanik bel ağrıları genellikle herhangi bir tedavi uygulanmasada çoğunluğu yaklaşık 1-3 hafta içinde iyileşirler. Eğer bel ağrısı kronikleşirse o zaman kompleks bir sorun halini almaktadır. Kronik bel ağrısının tedavisinde fizik tedavi rehabilitasyon, psikoterapi ve gerekirse cerrahi ile multidisipliner olarak yaklaşmak gerekir
    Bel ağrısı şikayetleri olan hastaların küçük bir oranı bel fıtığı tanısı almaktadır.
    Modern yaşam ile birlikte görülme sıklığı artan bel fıtığının en önemli sebebi sedanter yaşam ve postür bozukluğudur. Kent hayatında masabaşı işlerin artması, aşırı kilo, hareketsiz bir yaşam, karın ve bel kaslarının zayıflığı bel fıtığına eğilimi arttırmaktadır. Ayrıca, sigara kullanımı, depresyon, esneme, hapşırma, dikkatsiz ve dengesiz bir şekilde eşya kaldırmak da risk faktörleri arasında sayılabilir.
    Bel fıtığı hastalarının en önemli şikayeti ağrıdır. Bu ağrının karakteri, kalçadan başalayıp bacağa (siyatalji ve femoralji) doğru yayılmasıdır. Bununla birlikte, bel fıtığının şiddetine göre ayak altında, bacağın dış yüzünde, uyluk ön yüzünde, bacak arasında uyuşma,karıncalaşma, keçeleşme, ayakta ve bacakta kısmi veya tam güç kaybına bağlı yürürken ayağının takılması veya ayak bileğinin içe dönmesi, idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi şikayetlerde olabilir.
    Bel fıtığı tanısı günümüzde kolaylıkla konulabilmektedir. Bel bölgesini magnetik rezonans görüntüleme (MRG) ile detaylı olarak değerlendirebilmekteyiz. Bel fıtığı tanısı almış, sadece bel ağrısı ve bacak ağrısı olan, nörolojik muayenesi normal olan hastaların çoğu ilaç tedavisi, istirahat ve fizik tedavi ile şikayetleri azalır veya kaybolur. Bel fıtığı hastalarının küçük bir kısmında cerrahi tedavi gerekmektedir. Konservatif tedaviye rağmen kalça ve bacak ağrısı devam eden, buna ilave olarak nörolojik fonksiyon bozukluğu olan hastalarda cerrahi tedavi düşünülmelidir.
    Toplumda, “hastalar bel fıtığı ameliyatından fayda görmez ve daha kötü olurlar” şeklinde yanlış bir algı vardır.
    Bel fıtığının cerrahi tedavisi, toplumda bilinenin aksine günümüzdeki teknolojik gelişmelere paralel olarak, mikrocerrahi teknikle normal anatomik yapıların ahengini bozmadan, daha güvenli ve kısa bir sürede yapılmaktadır.
    Son söz olarak bel fıtığı olmaktan korunmanın en önemli yolu, karın ve bel kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak, uzunca süre oturmamak, bir noktada ayakta durmamak, belimizi zorlayacak şekilde dengesiz ve dikkatsizce eşya kaldırmamak gibi yaşam tarzımda yapacağımız değişikliklerdir.

  • Bel fıtığı tedavisinde mikrodiskektomi

    Ağrıya dayanabilirsiniz belki, ama ya sakatlığa?

    İlerlemiş bel fıtıklarında, ağrının sürekliliği ve nörolojik hasar olması durumunda tedavi yöntemi cerrahi olabilir. Minimal invaziv cerrahinin günümüzdeki son aşamalarından biri Endoskopik Mikrodiskektomidir. Bu yöntemle, klasik cerrahiye göre daha kısa sürede günlük hayata dönülebilmekte ve bel konforu sağlanabilmektedir. Toplumda çok sık rastlanan bel fıtığı, işgücü kaybı ve uzun süreli tedaviler nedeniyle en korkulan hastalıklardan biri kabul edilir. Oysa ki günümüzde, modern teşhis ve tedavi yöntemleri sayesinde iyileşme oranı başarılı bir noktaya gelmiştir.

    Bel fıtığı nedir?
    Bel fıtığı, insan omurgasını oluşturan kemiklerin arasını dolduran ve vücut yükünün dengeli olarak dağılmasını sağlayan, iki farklı kıkırdaktan oluşan diskin dış kısmının yırtılması ile sinir kanalına doğru taşması ve komşuluğunda bulunan sinirleri baskı altında bırakmasıdır.

    Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
    En yaygın belirtisi bel ağrısı ve özellikle bacaklara vuran ağrıdır. Bunun yanı sıra daha uzun vadede özellikle bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme şeklinde şikayetler görülebilir.

    Her bel fıtığı hastası ameliyat edilmeli midir?
    Bel fıtığı hastalarının büyük çoğunluğu tıbbi tedavi ile tedavi edilebilir. Hastalığın tedavisinde fıtığın derecesine göre çeşitli aşamalar vardır. Ameliyat tüm fıtık hastalarının yüzde 5 ile 10’una gereklidir. Ameliyatın gerekliliği konunun uzman doktoru tarafından belirlenmelidir.

    Ameliyat dışındaki tedavi yöntemleri nelerdir?
    Ameliyat gerektirmeyen hastalarda istirahat, ilaç tedavisi ve fizik tedavisi uygulanabilir, korse önerilebilir. Egzersiz programı ile de hastaya beli ergonomik kullanma öğretilmelidir.

    Cerrahi tedavi ne zaman tercih edilir?
    İlerlemiş bel fıtıklarında, ağrının hiçbir tıbbi tedaviye cevap vermemesi ve/veya nörolojik hasar olması durumunda tedavi yöntemi cerrahi olabilir.

    Bel fıtığı cerrahisinin esası nedir?
    Bel fıtığı cerrahisinin esası; omurga kemikleri arasında fıtıklaşıp omurilik ve sinir dokusu üzerine doğru yer değiştirerek sinir dokusunu baskı altında tutan fıtık parçasının çıkartılması, temizlenmesi ve sinir dokusunun rahatlatılmasıdır. Fıtıklaşan bu bölgeye ulaşmak için mutlaka bir cerrahi müdahale gereklidir.

    Cerrahi tedavi yöntemleri nelerdir?
    Günümüzde uygulanan cerrahi teknikler:
    •Klasik diskektomi: Fıtık parçasının klasik cerrahi yöntemle çıkartılmasıdır. Açık cerrahi olarak bilinir.
    •Mikrodiskektomi: Mikroskop altında, daha küçük bir cerrahi kesit açılarak yapılır.
    •Endoskopik Mikrodiskektomi: Uygun vakalarda video-endoskop yardımıyla skopi altında gerçekleştirilir. Minimal invaziv cerrahinin günümüzdeki son aşamalarından birisidir. Translaminar ve transforaminal olmak üzere iki tiptir. Bel fıtığı cerrahisinde, hastaya uygun ameliyat tekniğine karar verilmelidir. Her teknik, her hasta için aynı sonucu vermeyebilir. Fıtığa eşlik eden dar kanal, segmental instabilite, listezis gibi omurgaya ait diğer problemlerde ameliyat türü değişecektir.

    Hasta, ameliyattan sonra ne zaman iyileşebilir?
    Endoskopik Mikrodiskektomi yöntemi diğer yöntemlere göre daha küçük bir cerrahi müdahale olduğu için, hastanın iyileşmesi de rahat olur. Endoskopik Mikrodiskektomi yöntemiyle ameliyat edilen hasta, ertesi gün hastaneden taburcu olabilir. Masabaşı çalışanları 3-4 haftada, bedensel çalışanlar 4-6 haftada işlerine dönebilirler.

    Erken teşhis neden önemli?
    Erken teşhis, en kısa sürede uygun tedaviye karar verilmesini sağlar. Cerrahi tedavi gerektirmeyen hastalara bel ergonomisi öğretilerek ilerleme engellenebilir. Uygun bir zamanlama ile yapılan cerrahiden de hastanın faydalanma oranı daha yüksek olur. Hastalık belirli bir dönemi geçtikten sonra yapılan tedaviler ağrıyı geçirse de uyuşukluk, kuvvetsizlik ya da hastalığın diğer belirtileri tam olarak düzelmeyebilir. Bu nedenle, erken teşhis ve eğer gerekiyorsa erken cerrahi tedavi bel fıtığında oldukça önemlidir.

  • Bel fıtığı ve tedavi seçenekleri

    BEL FITIĞI

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR? KİMLER RİSK ALTINDA?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    BEL FITIĞININ NEDENLERİ

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    BEL FITIĞI KENDİNİ NASIL BELLİ EDER?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    TEŞHİS NASIL KONUR?

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi birçok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir. Çünkü görüntüyü yorumlarken yanlış yapmak tedaviyi de etkiler.

    BEL FITIĞI TEDAVİSİ

    a)Başlangıç Safhası: Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

    b)Bel Fıtığı İlerlerse: Eğer yukarıdaki önerilere, istirahata ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikayetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanabilir. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta fizik tedavi uzmanının önerdiği sürece tedaviye devam etmelidir Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak, lokal anestezi altında hasta uyumadan ameliyathane şartlarında yapılır ve hastanede yatma gerektirmeden uygulanan bir metottur. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur ve başarı yüzdesi çok yüksek değildir. Lazerle diskektomi de nükleoplastiye benzer bir metottur.

    c)Ameliyat Gerektiren Durumlar: Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, idrar tutamama varsa, dayanılmaz ağrılar mevcutsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda kuvvetsizlik gibi sorunlar gelişebilir. Maalesef halk arasında ameliyat olursam sakat kalırım, uzun süre yataktan kalkamam, korse takmak zorunda kalırım veya fıtığım tekrarlar, tekrar ameliyat olurum gibi inanışlar mevcuttur. Ama mikrocerrahi sayesinde bu tip korkulara gerek kalmamıştır.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığı ameliyatlarındaki amaç fıtıklaşan diskin temizlenesi ve sinir üzerindeki basıyı kaldırmaktır.

    Açık diskektomi: Genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Hasta yüzüstü yatar pozisyondayken gerçekleştirilir. Uygulama fıtık bölgesinin üstündeki ciltte açılmış yaklaşık 3-5 cm’lik bir kesiden yapılır. Kas dokusu etkilenmiş diskin üstündeki kemiklerden sıyrılır, ekartör denilen cerrahi alet ile kas ve deriyi cerrahi bölgeden uzaklaştırır ve böylece cerrah, omurga ve diski görebilir. Daha iyi bir bakış açısına sahip olabilmek için kemik ve ligamentler ortadan kaldırılabilir, böylece sinir kökünü zedelemeden bombeleşmiş, bozulmuş diske erişim sağlanmış olur. Cerrah diski ve diğer çevreleyen yapıları, disk duvarından çıkıntı yapan disk parçalarını ortadan kaldırılır. Günümüzde çok tercih edilen bir yöntem değildir.

    Mikrodiskektomi: Bu işlem sıklıkla belden aşağısında bölgesel anestezi şekli olan Epidural Anestezi veya genel anestezi ile operasyon mikroskopuyla cerrahi alanı 20 ila 40 büyütme altında yapılır. Daha küçük kesi yapılır(yaklaşık 1-1.5 cm), kas dokusu daha az sıyrılır ve daha iyi görüş sağlanır. Bu da hastanın ameliyat sonrası döneminin daha rahat ve ağrısız geçmesine neden olur. Daha az kas dokusunu ekarte ederek ameliyat yapmak, ameliyat sonrası kas spazmının ve ağrının daha az almasını sağlar.Ameliyatta kullanılan mikroskop ise dokuların daha büyük, 3 boyutlu ve çok ayrıntılı tanınmasını sağlayarak komplikasyon olasılığını azaltır. Damarlar ,sinirler ve disk çok daha net görülür,Damar ve sinir gibi dokulara zarar verme ihtimali çok düşüktür,Mikroskop altında bası etkisi olan diskin temizlenmesi daha güvenlidir.Kesi yeri daha sonra içten dikişle kapatılır ve üzerine küçük bir pansuman yapılır.Mikrodiskektomi Günümüzde en güvenli ve etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.

    Tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı: Bel bölgesinde orta hattan veya yan taraftan girilerek yapılır. Endoskopik girişimde diğer yöntemlerden daha küçük bir cilt kesisi kullanılır. Endoskobik bel fıtığı ameliyatı 1cm’lik bir kesiden fıtıklaşmış disk alanına sokulan 4 mm’lik bir endoskop yardımıyla ekrandan cerrahi saha görülerek gerçekleştirilir. Ameliyatlar lokal ve epidural anestezi altında gerçekleştirilebilir. Ancak her fıtığın bu yöntemle ameliyat edilmesi mümkün değildir.

    BEL FITIĞINDAN KORUNMAK İÇİN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

    Hastaya yapılacak öneriler şunlardır:

    · Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

    · Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

    · Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir. Eğer hastanın mesleği gereği uzun süre oturması gerekiyorsa her yirmi dakikada bir yürümesi önerilir.

    · Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır. Yukarıdan bir şey alacaksa bir sandalye veya merdivenin üstüne çıkıp alması söylenir.

    · Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

    · Bel ve bacak ağrısı olan hastalar mutlaka stresten kaçınmalıdır. Stres ağrıyı arttırmak yanında bel fıtığının ilerlemesine de yol açabilir.

    · Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminlerin sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yaylı yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

  • Bel fıtığı ve gebelik

    Toplumumuzda genel olarak spor yapma alışkanlığının azlığı veya bilinçiz spor yapılması nedeni ile özellikle bayanlarda bel fıtığı sık görülmektedir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve bir amortisör gibi görev yapan etrafında koruyucu bir bant ve ortasında jel kıvamında bir madde bulunan disklerin, herhangi bir zorlanmayla veya ters bir hareket sonrasında fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Fıtıklaşma, disklerin içindeki jöleye benzer sıvının dışarı çıkması ve omuriliğe veya sinirlere baskı yapmasıyla olmaktadır.

    Hamilelik sırasında anne karnındaki bebek büyüdükçe omurga üzerine bir yük oluşturur ve bu yük vücudun ağırlık merkezini değiştirir. Omurga bu yeni dengeye göre şekil almaya ve pozisyonlanmaya başlar ve bu da zamanla ağrıya neden olabilir.

    Bel fıtığı kendisini nasıl gösterir?

    Özellikle vücut ağırlığının bel bölgesine binmesi sonucunda belden başlayıp ayaklara kadar uzanan ağrı olması durumunda fıtıktan şüphelenilir.

    Teşhis nasıl konur?

    Öncelikle bir beyin cerrahi tarafından dikkatli ve ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılmalıdır. Doğru ve yeterli bir muayene tek başına teşhisin büyük ölçüde konmasına yardımcı olur. Ancak muayene doğrultusunda bel fıtığından şüphelenilirse MR çekilmelidir.

    Gebelikte MR çekilebilir mi?

    MR’ın gebelik üzerine bilinen olumsuz bir etkisi yoktur. Gerek görülürse güvenle çektirilebilir. Ancak yine de organların oluşumunun tamamlandığı ilk 3 ay çok mecbur kalınmadıkça çekilmez.

    Gebelikte bel fıtığı tedavisi

    Bel fıtığının tedavisi beyin cerrahisi uzmanları tarafından planlanır. Eğer hamilelik ile beraber bel fıtığı belirtileri çok ağır seyrediyor, günlük hayat kalitesini çok bozuyorsa bebeğe hiçbir zarar vermeyen tedaviler seçilmelidir. Bel fıtığı önlem alınmaz ve ileri derecede sinir baskısına sebep olur ise, idrar kaçırma, büyük tuvalet yapamama ve ciddi kas güçlüklerine neden olabilir.

    Bu tedavilerin başında istirahat, chiropractic, manuel terapi ve diğer doğal tedaviler gelir. Hasta doktor kontrolünde mümkün olduğunca rahatlatılarak fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınmalıdır.

    Genellikle istirahat, ağrı kesici ilaçlar (parasetamol) ve lokal steroid enjekiyonu gibi tedavilerle hastanın rahatlaması sağlanabilir. Ancak çok nadiren acil durumlarda ve zorunlu hallerde bel fıtığı ameliyatı gebelik sırasında da uygulanabilmektedir.

    Hamilelik döneminde istirahat
    Genel olarak ameliyat gerektirmeyen bir bel fıtığı hastasında istirahat tedavinin en önemli parçasıdır. Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlaka yatak istirahatine alınmalıdır. Çünkü hamilelerde kullanılabilecek ilaç sayısı bebeğe olan muhtemel risklerden dolayı oldukça sınırlıdır. Buna ek olarak gebe bir hasta günlük hareketlerine çok dikkat etmeli, belin ve omurganın doğru kullanımına dikkat etmeli ağır, ters ve ani hareketlerden kaçınmalıdır.

    Hamilelik döneminde bel fıtığına yönelik önlemler

    Spor olarak yüzme ve yürüyüş yapılabilir.
    Ağrı varsa, hamileler için üretilen özel korseler kullanılabilir.
    Ağır kaldırmamak gerekir.
    Yüksek yerlere uzanılmamalıdır.
    Çok derin ve yumuşak koltuklarda oturulmamalıdır.
    Sürekli hareketsiz kalınmamalıdır.
    Yatak rahat ve ortopedik olmalıdır.

    Otururken bel bölgesine yastık ile destek verilmelidir.
    Beslenmeye dikkat edilmeli ve aşırı kilo alımından kaçınılmalıdır.
    Devamlı ayakta kalınmamalıdır.
    Alçak topuklu ortopedik ayakkabı ve terlikler giyilmelidir.
    Doktorun önerdiği egzersizler yapılabilir.
    Hamileliğin son haftalarında yataktan kalkarken yardım istenmelidir.
    Stres ve gerginlikten uzak durulmalıdır.

    Bel fıtığı olan bir hamilenin doğum şeklinasıl olmalıdır?
    Bel fıtığı olan bir hamilenin doğum şekli, kadın doğum uzmanı ve beyin-sinir cerrahının birlikte aldığı karar ile yapılmalıdır. Genelde hafif seyreden rahatsızlıklarda normal doğum gerçekleştirilmektedir. İlerlemiş bel fıtıklarında ise sezeryan yapılması daha uygun olacaktır.

    Bel fıtığı ameliyatı sonrasında hamile kalmak
    Ameliyattan sonra gebe kalmak ve doğum şekli (sezaryen/normal doğum) konusunda mutlaka ameliyatınızı yapan beyin cerrahisi (nöroşirürji) uzmanının önerilerini almalısınız. Kontrol altında olmak ve önerilere uymak koşuluyla bel fıtığı ameliyatından belli bir süre sonra (bu hastadan hastaya değişebilir) herhangi bir sorun yoksa gebe kalınmasında bir sakınca yoktur. Doğru ve iyi bir bel fıtığı ameliyatı gebe kalmaya engel değildir.

    Gebelikte bel fıtığınız varsa aşırı kiloya dikkat!
    Gebelikte aşırı kilo almak disklerdeki yükü artırmaktadır. Bu sebeple hamileliğin ilk aylarında hafif egzersizler yapmak ve ani hareketlerden kaçınmak anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikte mevcut bir bel fıtığı varsa zaman zaman bel ağrısına neden olabilir. Ancak özellikle bacağa yayılan ağrı olması durumunda mutlaka beyin ve sinir cerrahisi uzmanına muayene olunmalıdır.

    Op. Dr. Mehmet Sabri Gürbüz

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

  • Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bilinenin aksine bel fıtıklarının büyük çoğunluğunda ameliyata gereksinim duyulmuyor. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi yöntemleriyle fıtığın ciddi sorunlara yol açmaması, yaşam konforunun arttırılması sağlanabiliyor. Dinlenme, bel egzersizleri, ilaç tedavisi vefizik tedavi desteği bu ameliyatsız yöntemlerden bazıları…

    Bel Fıtığı Egzersizleri

    Bel fıtığı egzersizleri hem ileri derecede olmayan fıtıklar için hem deameliyat sonrası iyileşme sürecinin desteği için çok önemli. Bel kaslarının güçlenmesi için hem fizyoterapist desteği alabilir hem de doktorunuzun verdiği egzersizleri evinizde kolayca uygulayabilirsiniz. İyi bir cerrahi süreç kadar iyi bir fizik tedavi süreci de iyileşme sürecinizde oldukça önemlidir. Bel egzersizleri için tıklayın.

    Bel Ağrısına Ne İyi gelir

    Bu sorunun cevabını verebilmek için ilk önce bel ağrısının nedenini bulmak gerekir. Şunu unutmamak gerekir her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Birçok bel ağrısının nedeni mekanik dediğimiz bel ağrılarıdır. Bel fıtığı bel ağrısı yapabilir evet, ancak bel fıtığının belirtileri arasında en önemli olanı, bacağa vuran ağrılardır. Bu tip bulgularınız varsa ilk yapmanız gereken bir beyin cerrahisi uzmanına gitmenizdir. Tedavinizin nasıl yapılacağına hastalığınızın teşhisinden sonra karar vermek en doğrusudur. Aşırı kilo her zaman bel fıtığı ve bel ağrısı için büyük risktir. Fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Bel egzersizleri bel ağrısına iyi gelebilir. Belinizi çok zorlamamak, dinlenmek, ağır kaldırmamak, kaldırırken yanlış yöntemlerle kaldırmamak bel ağrısı yaşamamak için önemlidir. Bel ağrınızın nedeni fıtık, bel kayması ya da belde dar kanal olabilir. Bu sorunlar eğer ileri derecedeyse ağrılarınızın kesin çözümü ameliyat olabilir. Ameliyattan korkmayın! Mikrocerrahi gibi yöntemler hastanın güvenliğini ve konforunu en üst düzeyde tutan yöntemlerdir.

    Bel Fıtığı Ameliyatı ve Mikrocerrahi

    Mikrocerrahi yöntem adından da anlaşılacağı gibi küçücük kesi açılarak mikroskop yardımıyla yapılan ameliyattır. Diğer yöntemlere göre kas dokularına zarar vermeyen bu yöntem çok detaylı bir görüş sağladığı için güvenlik açısından da avantaj sağlar. Aynı zamanda küçük kesi açıldığı için bel fıtığı ameliyatı sonrasıiyileşme süreci de daha hızlı olur.

  • Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel bölgesinde 5 tane omurga bulunur. İki omurga arasında yastıkçık görevini üstlenen yapıya disk denir. Diskin, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla bel fıtığı sorunu ortaya çıkar.

    Bel Fıtığı Nedenleri

    Ağır yük kaldırma

    Düşme, çarpma, kaza

    Yanlış ve ters hareketler

    Aşırı kilo

    Sigara

    Genetik etmenler

    Bel Fıtığı Belirtileri

    Bel ağrısı

    Bacak ağrısı

    Bacakta uyuşma, güç kaybı, hissizlik

    Daha ileri seviyede idrar kaçırma

    Bel fıtığına belirtti olan şikayetler uzun süre yürüme, uzun süre ayakta kalma , öksürme, ıkınma durumunda artabilir.

    Doktorun çeşitli muayene yöntemlerinin yanı sıra MR tetkiki altın standarttır.

    Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtığının seviyesine ve hastanın yaşadığı şikayetlere göre ameliyatlı ya da ameliyatsız bel fıtığı tedavisi tercih edilir.

    Ameliyatsız Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıklarının yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Ameliyat gerekmeyen hafif derecedeki bel fıtığı hastalarına şunları öneriyoruz:

    Dinlenme

    Fizik tedavi

    Bel kaslarını güçlendirici hafif egzersizler

    Yüzme

    İlaç tedavisi

    Bel Fıtığı Ameliyatı

    Şiddetli bacak ağrısı varsa

    Bacakta güç kaybı ve hissizlik mevcutsa,

    Kaslarda incelme görülüyorsa,

    Fıtığın seviyesi idrar kaçırmaya neden olacak kadar ilerideyse ameliyat olmanız gerekebilir.

    Bel fıtığı ameliyatı narkozsuz ya da narkozlu olabilir. Biz sadece belirli bir bölgeyi uyuşturarak, yani epidural anestezi altında ameliyat yapmayı tercih ediyoruz. Hastanın ameliyat sırasında bilincinin açık olması, hareket edebilmesi ve ameliyat sonrasında normal hayata daha erken dönebilmesi açısından narkozsuz ameliyatı daha uygun görüyoruz. Bir diğer tercih ettiğimiz yöntem mikrocerrahi diskektomi yöntemi. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası

    Bel fıtığı ameliyatı bölümünde bahsettiğimiz gibi narkozsuz mikrocerrahi diskektomi yöntemi sayesinde hastanın normal hayatına dönmesi daha hızlı oluyor. Ameliyat sonrasında pansumana ve dikişi aldırmaya gerek duyulmaz. Ameliyattan ortalama 2 saat sonra hasta hareketlendirilir. 1 hafta içinde de normal yaşamına, ev ya da iş hayatına dönebilir.

  • Bel fıtığı ve cerrahi tedavisi

    Tanım: Bel fıtığı insan omurgalar olan toplam 24 adet omurgalar arasında bel bölgesinde bulunan 5 adet omurga arasındaki yastıkçık denilen toplam 4 adet kıkırdakların biri ve birden fazlazı değişik nedenlerden dolayı yırtılmasına bel fıtığı denilmektedir. Bel fıtığı insan oğlunun iki ayakları ile hareket edebilmeleri nedeniyle en sık hareket kapasitesi olan 4 ve 5 omurgalar arasındaki kıkırdak daha çok hareket ettiği için bu bölge yani L 4-5 ve ve L5-1 seviyeleri enfazla fıtık olma potansiyeli olan bölgedir. Bu yüzden bel fıtıkları en sık L 4-5 ve L 5-1 seviyerinde görülürler. Bundan sonra daha aza sıklıkla L3-4 ve L 2-3 çok nadirende L1-2 seviyelerinde görülür. Bel omurgalara arasında omurgaya esneklik sağlıyan disk denilen yastıkçıklar vucudaki ayağa kalkma eğilme doğrulma gibi ana hareketlerde hareket ettiğinden vucudun yük emici adeta bir amortisör görevi görmektedirler. Yıpranma veya zorlanma, yaralanma gibi mekanik veya doğumsal genetik faktörler vayahut kıkırdak içerisindeki enzim yetersisliği sonrası bu kıkırdakların yırtılmasında ana nedendir.

    Bel fıtığının Genel özelikleri ve görülme sıklığı;

    Toplumda ağrı nedeniyle hastanelere başvuran hastaların ikinci sık nedeni bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının prevelansı % 60-80,

    Bel fıtığı görülme oranı ise % 5,

    Erkek/ kadın oranı bazı çalışmalarda aynı olmakla birlikte eşittir,

    Ensık 40-50 yaşlarında görülür.

    Bel fıtığı oluşumunda risk faktörleri

    Şişmanlık,

    Sigara,

    Spor (Tenis, Golf, Futbol, Jimnastik gibi spor çeşitleri),

    Meşguliyet (Ağır yük kaldırma, burkulma, eğilme, uzun süre oturma,yürünen zeminin yapısı),

    Yapısal (Omurga darlığı, kaymaları, kırıkları, diğer doğuştan anomaliler),

    Diğerleri (Çok doğum,gebelik).

    Bel fıtığı nasıl oluşur?

    Bel fıtığı oluşumunda 4 ana teori ileri sürülmektedir;

    1: Travma,
    2: Dejenerasyon ( yapısal bir süreç),
    3: Biyokimyasal olaylar,
    4: Genetik,

    Bu 4 ana teori geçerli olmak üzere yukarıda bahsedilen hazırlayıcı risk faktörleri bel fıtığı oluşumunda rol oynamaktadır. Örneğin ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak bel fıtığı oluşmasında önemli rol oynayabilmektedir. Burada travma teorisi geçerlidir. İkinci olarak yapısal bir süreç olan dejenerasyon olayı bireylerin omurga kıkırdak dokusunun dejenerasyonu söz konusudur. Bu kıkırdak dokusunun ihtiva ettiği su oranı çocukluk yaşlarından itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar, yaklaşık 20 yaşlarında su yapılmaması neticesinde kıkırdağın beslenme bozukluğu ve elastitesini kaybetmesi sonrası mikro travma gibi ani ters bir hareket sonrası fıtıklaşma oluşmaktadır. Üçüncü hipotezde özellikle kıkırdak dokusu içerisindeki bazı enzimatik biyokimyasal değişikliler ergenlik çağından sonra oluşmaktadır bu değişmelerin sonucu kıkırdak dokusunun elastik özelliğini kaybolmasına neden olmasıyla fıtıklaşmalar oluşmaktadır. Son olarak genetik teoride bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nisbeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar. Az bir oranda ise kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönü yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır.

    Bel fıtığı şikayet ve bulguları ;

    Başlangıçta bel ağrısı iyi bilinen şikayetidir. Bunu bacak ağrısı takip eder. Bu iyi bilinen ağrı şikayeti çok değişik tablolarda görülebilir. Hastalar genellikle ilk bel ağrısı hikayesini unuturlar, genellikle kısa süreli olup, bu dönemde tıbbı ilaç tedavisine iyi cevap verirler. Bazen bel veya bacak ağrısından sadece biri de bulunabilir. Bu ağrı şikayet, özellikle öksürmek, ıkınmak, hapşırmak gibi sinir etrafında basıncı artıran hareketlerle artar İstirahatle azalır. Ağrı şikayeti öncelikle eğilme, yataktan doğrulma gibi ilk hareketleri zorlaştır. Bel fıtığının ilerlemesi veya hastalığın kronikleşmesi fıtıklaşmanın derecesine veya yerine göre bu ağrılarla birlikte bacaklar da uyuşmalar, güçsüzlükler (felçler) ortaya çıkar. Hastalar bu kuvetsizlikleri kendisi tanımada zorlanabilirler, bunu yol yürüken ayağında boşluk olduğunu merdiven inip çıkmada zorlandığını farkeder. Bazı nadir durumlardan olan büyük fıtıklaşmalar omurga kanalına doğru uzanarak sinirleri aniden sıkıştırmasıyla idrar ve büyük abdestini tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda ani felclerle acil bir tablo oluşturur. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında acil cerrahi müdahale bu dramatik tablodan hastalar kurtulabilir.

    Bel fıtığı Teşhisi;

    İyi bir anemnez ve detaylı nöroljik muayene bel fıtığı teşhisinde oldukça önemlidir. Her bel ve bacak ağrısı bulunan hastaya “mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmamak gerekir. Bel fıtığını taklit eden daha bir çok hastalıklar vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Günümüzde gelişmiş nöro-görüntüleme yöntemleri ile bel fıtığı oldukça kolay çabuk ve doğru konulmaktadır. Bunlar;

    1: Direkt lombosakral grafiler gerekirse dinamik görüntüler çekilmelidir,
    2: Bilgisayarlı Tomografi (BT),
    3: Magnetig Rezonans Görüntüleme (MR),
    4: Elektromyelografi (EMG),
    5: Rutin kan tetkikleri (Üre,ASO, RF,CRP, sedimantasyon, Brusella, HLA-27 v.b)

    Yukarı saydığımız teşhis yöntemleri ayrı ayrı düşünülmeli gerektiğinde yalnızca gerektiğinde kombine kullanılmalıdır. Bir bel fıtığı yırtığın derecesi radyolojik görüntüleme yöntemlerine göre 4 evrede incelenmektedir.

    Evre 1: Bulging ( hafif kabarma),
    Evre 2: Protrude disk (Orta derecede kabarıklık),
    Evre 3: Ekstrude disk ( İleri yırtık parça dışarı taşmış),
    Evre 4:Seketre disk ( Yırtılan disk dokusu yer değiştirmiş).

    Bel fıtığı Ayırıcı Teşhis;

    1 :Omurga ve omurilik tümörleri,
    2: Romatizmal hastalıklar,
    3: İnfeksion hastalıkaları (tüberkuloz, brusella, diskitis),
    4: Nöropatik ağrılar ( Diabet, enjeksion),
    5: Vasküler nedenler (tıkayıcı damar hastalıkları),
    6: Yapısal ( spondiloz, dar kanal, omurga kaymaları).

    Bel fıtığı Tedavi;

    1: Tıbbı tedavi;

    Yatak istirahati,

    İlaç tedevisi (ağrı kesiciler kas gevşeticiler),

    Fizik tedavi programları,

    Eğitim.

    2: Cerrahi tedavi;

    Bel fıtığı rahatsızlığı bulunan bir hastada hastalığın hangi safhada olduğu iyi bir muayene ve ileri tetkik metodları ile net olarak tesbit edildikten sonra tedavinin safhasına geçilir.

    Hangi Hastalara Cerrahi Uygulanır?

    1: Her türlü tıbbı tedaviye başarısız olan hastalar,
    2: İlerleyici veya akut kuvet kayıpları olanlar,
    3: Tıbbı tedaviye dirençli tekrarlıyan disk hernisi atakları,
    4: Bir acil ameliyat enidkasyonu olan akut kauda ekuina sendromu.

    Cerrahi müdahale gerekenler ve cerrahi müdahale gerekmeyenler diye iki büyük gruba incelenenir. Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde tıbbı tedaviyle konservatif metodları uygulanır. Bu safhada, hastaya ağrı kesiciler, kas gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir. Yatak istirahati tavsiye edilir. Ağrılı dönem geçtikten sonra fizik tedavi metodları yapılır.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri

    Standart cerrahi girişimler

    1: Geleneksel açık makro diskektomi,
    2: Mikrodiskektomi.

    İntradiskal girişimler

    1: perkutan lomber diskektomi,
    2: Perkütan endoskopik diskektomi,
    3: Lazer diskektomi,
    4:Kemonukleozis.

    Yukarıda sayılan cerrahi teknikler içerisinde her birinin kendine göre endikasyonları vardır burada cerrahın alışık olduğu en iyi yöntem geçerli olmak üzere amaç hastayı en erken eski işine gücüne döndürmek olmalı en az zararsız işlem uygulanmalıdır. Mikro diskektomi yöntemi sinirleri çok büyük büyütme ile yapılan bir en az zararsız işlemlerden biridir.

    Sonuç olarak

    Günümüzde teknolojinin inanılmaz geliştiği dünyada bel fıtığı amaliyatından korkmamak gerekir doğru endikasyon, doğru tetkik yöntemleri ile uygun cerrahi teknik ile ameliyat olan bireyler ameliyat öncesi durumuna göre % 90 üzerinde başarı ile eski işine gücüne dönerler. Böylece ameliyat öncesi verilen tıbbı ilaçların yan etkilerinden korunmuş olurlar.

  • Günümüzde bel fıtığı ne sıklıkta görülüyor? Tedavisi? İlaç tedavisi yeterli mi? Ameliyat şart mı?

    Günümüzde bel fıtığı ne sıklıkta görülüyor? Tedavisi? İlaç tedavisi yeterli mi? Ameliyat şart mı?

    Bel Fitigi nedir ?

    Gunumuzde bel agrisi sosyal aktivite ve is gucu kaybi acisindan ilk sirayi alan hastaliklar icindedir. Insanlarin %70’i hayatlarinin bir doneminde kronik bel agrisi ile karsi karsiya kalmakta ve bu problem sanayi ve hizmet sektorunda calisanlarda daha sik ortaya cikmaktadir.

    Tum bel agrilarinin ise %5 kadari bel fitigina bagli gelisen agrilardir.

    Bel fitigi kabaca bel kisminda, omurlarimiz arasindaki kikirdak dokusunun yirtilarak omurilik kanali icine veya bacagimiza giden sinirlerimizin ciktiklari yollara basi yaratmasi olarak adlandirilabilir. Bu basinin buyuklugune bagli olarak o sinirde hasar gelisir. Bu hasar neticesinde o sinirin gorev yaptigi bolgede agri , kuvvetsizlik veya hissiyat kaybi yasariz.

    Dunyada ve ulkemizde hangi siklikta goruluyor?

    Lomber disk hernisine en sik orta yaslarda rastlanir. Olgularin %70 kadari 25-45 yas grubu arasindadir. Cocukluk yaslarinda ise cok nadir gorulmektedir. Ancak son yıllarda genç yaşlarda da görülme sıklıgında artış olduğunu belirten yayınlar çıkmıştır. Bu donemde goruldugu zaman genellikle bir aile hikayesi, travma veya dogustan kemik yapilarinda bir anormallik olup olmadigi goz onunde bulunurulmalidir. Tani yontemlerindeki yeni gelismeler ve MR teknolojisinin gunluk yasamimiza girmesi bel fitigi tanisinda kacinilmaz olarak artisa yol acmistir.

    Bel fitigi nasil tedavi ediliyor ?

    Bel fitigi hastalarinda yapilan MR goruntulemeleri isiginda, hastanin fizik muayene bulgularida goz onunde bulundurularak, hasta ile konusularak, hastalarin istekleri dogrultusunda tedaviye karar vermek gerekmektedir.

    Son yillardaki teknolojik gelismelerinde yardimi ile elimizde cok cesitli tedavi imkanlari bulunmaktadir. MR goruntulemelerinde hafif bel fitigi olan, muayenesinde herhangi bir problemi olmayan hastalar konservatif tedavi olarak adlandirdigimiz agri kesiciler ve yatak istirahatinden %90 oraninda fayda gormektedir. Fayda gormeyen hastalarda Fizik Tedavi, bunlarin disinda kucuk diskleri yok etmek icin laser tedavisi, ozon tedavisi, Radyofrekans uygulama gibi degisik alternatifler kullanilabilir.

    Son olarak, hastanin MR goruntulemesinde buyuk bir fitik gozukuyor, hastanin muayenesinde fitiga bagli guc kaybi, hissiyat kaybi veya idrar kacirma problem varsa mikroskobik diskektomi ve secilmis uygun vakalarda endoskopik cerrahi diskektomi tedavi sekilleri uygulanmasi gerekebilir.

    Ulkemizde ne kadar bel fitigi ameliyati gerceklestirildigine dair rakam var mi?

    Ulkemizde omurga operasyon sayisi son yillarda giderek artmaktadir. Saglik Bakanligi verilerine gore 2012 yilinda tum turkiyede yaklasik 135 bin omurga ameliyati yapilmis olup bunun %60 kadari yani yaklasik 82 bin bel fitigi ameliyati yapilmistir.

    Bel fitigi olan hastalarin yuzde kaci ameliyat oluyor?

    Bel fitigi tanısı konulan hastalarin kucuk bir yuzdesi, %5’ lik kismina tedavi amacıyla ameliyat gerekmektedir.

    Bel fitiginda ameliyat hangi durumlarda sart goruluyor?

    a)En onemlisi daha onceden idrarini hissedebilen ancak bel fitigina bagli siddetli agri ile birlikte idrarini tutamayan hastalarda, ve ayaginda kuvvet kaybi yani felc gelisen hastalarin acil ameliyat olmasi gerekmektedir. Erken tani konularak ameliyat olan hastalarda bu sikayetlerin tekrar duzelebilme sanslari olmaktadir.

    b) Konservatif tedavi dedigimiz, ilac tedavisi ve istirahate ragmen agrisi gecmeyen ve MR goruntulerinde kanal icinde serbest parca dedigimiz buyuk fitik parcasi olan hastalarda cerrahi gerekebilir

    Bel fitigi ameliyatinda gec kalmamak onemli mi? Neden

    Eger ameliyat gerektiren durumlar gelistiyse, ki bunlar bel fitigi hastalarinin kucuk bir kismini olusturur bir an once mudahale gereklidir. Zamaninda girisim yapilmazsa bel fitiginin sinir ustundeki basisi o sinirde ki hasari sonucunda kalici hasarlar olusabilir. Sinir hasarina bagli olarak o sinirin yaptigi fonksiyonu kaybetmesine bagli belirtiler ortaya cikar.Bunlar hissiyat kaybindan, idrar kacirma, ayakya felce kadar olabilir. Bu yuzden ne kadar erken davranilirsa sinir uzerinde o kadar az hasar olusur ve bu hastanin eski fonsiyonlarini kazanarak, iyilesebilmesi acisindan cok onemlidir.

  • Bel fıtığı tedavisi sonucu ve nüks (tekrarlama) ihtimali

    Bel Fıtığı Tedavisi Sonucu

    Günümüzde uygun ve yeterli bir teknikle tecrübeli doktorlar tarafından ameliyat edilen hastalarda başarı oranı % 94 civarındadır. Doğru hasta, doğru zamanda, doğru teknikle, doğru ekip tarafından, doğru aletler kullanılarak ameliyat edilirse başarı şansı yükselmektedir. Bütün bunlara rağmen risk hâlâ sıfırlanabilmiş değildir. Ameliyat yerindeki yüzeysel veya derin dokuların iltihabı, yapışıklıklar, epidural nedbe dokusu teşekkülü, dura mater denilen kalın zarın zedelenmesi gibi nispeten basit komplikasyonların yanı sıra sinir elemanlarının, komşu yapıların, iç organların, büyük damarların zarar görmesi gibi önemli komplikasyonlar ve diğer birtakım istenmeyen olaylar dünyanın tıpta en ileri düzeydeki merkezlerinde bile görülebilmektedir.

    Bel Fıtığı Nüks İhtimali

    Bel fıtığı hastalarında nüks olayına zaman zaman rastlanır. Ameliyat gerekmeyen ve konservatif tedaviyle iyileşen hastalarda da bel fıtığı kolayca nüksedebilir. Bugüne kadar yapılmış araştırmalarda bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-11 arasında değişmektedir ve bu oran tüm cerrahi yöntemlerde benzerdir.

    Aynı mesafede ameliyat edilen tarafın karşı tarafında veya bir diğer mesafede olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmamalıdır. Çünkü belde bulunan fıtıklaşmış bir disk boşaltıldığı zaman geride daha dört adet sağlam disk kalmakta ve görevlerini sürdürmektedirler. Bunların zamanla dejenere olması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sıradan bir durumdur.

    Nüks şüphesiyle gelen vakaların değerlendirilmesi çok önemlidir. Çünkü atılacak her yanlış adım bir başka adımı davet eder. Onun için iyice araştırdıktan ve düşündükten sonra karar vermek gerekir. Hastada nüks bel fıtığı düşünülüyorsa kontrast madde verilerek yapılan manyetik rezonans(MR) tetkiki çok değerlidir. Nüks için mutlaka ağır bir yük kaldırmak da gerekmez. Bazen öksürmekle bile hastalık ortaya çıkabilir. Nüksün engellenmesi için hastanın ameliyat sonrası yaşamına özen göstermesi ve ameliyat sonrası önerilere tam anlamıyla uyması gerekir.