Etiket: Bel Fıtığı

  • Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Bel fıtığı belirtileri, teşhis ve tedavisi

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.
    Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı kimlerde görülür?

    Toplumun yüzde 80’inden fazlası en az hayatında bir kere bel ağrısı çekmektedir. Bu sebeple doktora başvuranların sayısı oldukça fazladır. Sıklıkla orta yaşlarda görülür fakat her yaşta ortaya çıkabilir. Oturarak çalışan ve de bunu yanlış bir sandalye üzerinde yapan kişilerde bel fıtığı görülme ihtimali yüksektir. Ağır yük kaldırmak zorunda olanlar, spor yaparken dikkatsiz davrananlar, egzersize ısınmadan başlayanlar, duruş ve oturma bozukluğu olanlar risk altındadır.

    Hemen hemen her hastalıkta risk faktörü sayılan sigara ve alkol kullanımı da bel fıtığını tetikleyebilir. Stresli ve huzursuz bir yaşamı olanların da bel fıtığına yakalanması muhtemeldir. Bu risklere ne kadar çok maruz kalıyorsanız bel fıtığı olma ihtimaliniz de o kadar fazladır.

    Bu faktörlerin yanında kalıtsal (aileden gelen) faktörleri de unutmamak gerekir. Ailesinde bel fıtığı olanlar risk altındadır.

    Nedenleri

    Bel fıtığının oluşmasında yapılan bilinçsiz ve düzensiz hareketler ile ağır yük kaldırmak önemli rol oynamaktadır. Çok hafif bir yük kaldırıldığında bile bel fıtığı ortaya çıkabilir. Örneğin; eğilerek bir şey kaldırdığımızda bu yük sırtımızın her bölgesine eşit olarak dağılmaz. Düzensiz dağılan yük de bel fıtığı oluşumuna neden olur.

    Bir diğer neden ise bu disklerin beslenmesinin bozulmasıdır. Yaşımız ilerledikçe bu diskleri besleyen damarlar ve diskteki su miktarı azalır. İçindeki su miktarı azalan ve yeterince besin alamayan disk küçülür. Bu yüzden iki omur arasındaki mesafede azalmış olur. Bu olumsuzluklarla beraber beslenmesi azalan dolayısıyla da oksijen miktarı azalan diskte bir de fiziksel hareketlerden kaynaklanan bozulma görülür. Diskteki hücre sayısı da azalır.

    Bu etkilerden dolayı kişinin yaptığı yanlış bir hareket sonrasında içteki kısım dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur.

    Belirtileri nelerdir?

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde belimin ağrısı bacağıma vuruyor der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareket kabiliyetinin kısıtlanması ve yürürken topallamak görülebilir.

    Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel bozukluklar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir.

    Teşhis

    Her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Kanser, romatizma, bel kayması, spor yaparken belini incitmek gibi bir çok sorun bel fıtığı gibi belirtiler verir. Bu yüzden teşhis koyarken dikkatli olmak gerekir. Bel fıtığı teşhisinde MR önemli bir yer tutmaktadır. Bu yöntemle sorunun nerde ve hangi dokuda olduğu kolaylıkla tespit edilebilir. Ayrıca bilgisayarlı tomografi kemiğin durumunu daha iyi ortaya koyduğu için tercih edilebilir. Bu görüntülerin, yapılan tetkikler ve klinik testler sonucu desteklenmesi gerekir.

    Korunma

    Sağlığımızın kıymetini ancak onu kaybettikten sonra anlıyoruz. Fakat önemli olan hastalığa yakalanmadan önce gerekli olan tedbirleri alarak bel fıtığına yakalanma riskini en aza indirmektir. Bunun için hiç bir zaman ağır yük kaldırmamaya özen göstermek gerekir. Vücudun yapısına ters gelen hareketlerden kaçınmalıyız. Beli kullanarak eğilmek yerine çömelip yani dizlerimizi kırıp eğilmek gerekir. Bir yerden bir şey alırken olabildiğince alacağımız cisme yaklaşmak gerekir. Uzanarak bunu denemek yanlıştır.

    Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınmamız lazım. Bel kaslarını güçlendirici egzersizler (sağlıklı iken yapılan) çok faydalıdır. Fakat bunları yapmak bel fıtığı olmayacağımız anlamına gelmez. Genetik faktörler, kişiye ait durumlar da bu hastalığın oluşmasında rol oynar.

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.

  • Her bacak ağrısı bel fıtığına mı işaret eder?

    Bel fıtığı veya lomber disk herniasyonu dediğimiz durum bel ağrısı ile başlayıp fıtıklaşmanın olduğu taraftaki sinir kökünü sıkıştırmasına bağlı o tarafta bacağa doğru yayılan ağrı yapar. Bel fıtığında hastalığın başlangıcında önce bel ağrısı olur, daha sonra ise hastalığın ilerlemesi ile bacak ağrısı gelişir. Bacak ağrısının görülme şekli bel fıtığı hangi bel omurları arasında ise o şekilde karşımıza çıkar. Örneğin; belde üçüncü ve dördüncü bel omurları arasında bir bel fıtığı varsa ağrı genellikle kalçadan bacağın ön kısmından dize doğru yayılırken, belde L5-S1 aralığında bir bel fıtığı varsa ağrı dizin altında ve ayağın dış kısmına doğru yayılmaktadır. Bel fıtığında ağrıya uyuşma, kuvvet kaybı ve refleks kaybı da eşlik eder. Bu bulgular yine ağrıda olduğu gibi fıtığın oluştuğu intervertebral aralığa göre (hangi bel omurları arasında olduğuna göre) değişiklikler gösterir.

    Sorumuza gelince her bacak ağrısı tabiki bel fıtığı değildir. Bazı hastalıklar bacağa vuran ağrı yaparak bel fıtığı ile karışabilir. Bunlara baktığımızda sakroileitis (sakroiliak eklemin iltihabi hastalıkları), kalça ve diz eklemlerinin artrozları (kireçlenmeleri), priformis sendromu (kalçada siyatik sinirin priformis kası tarafından sıkışması durumu), faset sendromu (belde omurlar arasındaki faset eklemlerinin hastalığına bağlı durumlar), siyatik sinirin veya bel omuriliğinden çıkıp bacağa doğru ilerleyen sinirlerin nöropatileri, belde omurilik kanalında darlık (spinal stenoz), lateral recess sendromu (belden çıkan sinirlerin omurilik kanalında değilde kanalın yan kısmındaki kanala (foramene) girişte sıkışması) ve omurilik kökenli tümörler, apseler, iltihaplanmalar gibi durumlar bacak ağrısı yapan en önemli nedenlerdir.

    Belden bacağa vuran ağrılar veya siyatik olarak adlandırılan bacak ağrıları öncelikle iyi bir hasta hikayesinin alınması ve sonrasında dikkatli bir fizik ve nörolojik muayene ile tanınabilir. Yukarıda bahsettiğimiz bacak ağrısına neden olan bir kısım hastalıkların tanısında aslında uygulanan bazı spesifik testler vardır ve muayene esnasında bunlar yapıldığında doğru tanıya yaklaşılır. Daha sonra istenen laboratuvar ve radyolojik incelemelerle (direk röntgen, tomografi ve MRG gibi) kesin tanı konularak bel fıtığı kökenli bacak ağrısı ile diğer hastalıklar birbirinden ayrılır. Bazen iki hastalık beraber olabilir (örneğin kalça kireçlenmesi ve bel fıtığı gibi); bu durumlarda hangi hastalık daha ön planda ise öncelikle o tedavi edilmelidir.

  • Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    Bel fıtığı hakkında bilmezi gerekenler

    BEL FITIĞI NEDİR?

    Omurga, omur adı verilen birbirine bağlı bir dizi kemik yapıdan oluşmuştur. Disk denilen yapı; omurları birbirine bağlayan ve omurlar arası yastık gibi işlev gören sağlam bir bağ dokusudur. Diskler, anulus fibrosus adı verilen sağlam bir dış tabakadan ve ortasında jel yapıdaki nukleus pulposusdan oluşur. Bu yapının işlevini arabalardaki amortisörlere benzetebiliriz. Kişi yaşlandıkca ortadaki bu jel yapı su iceriğini kaybederek bozulur ve yastık görevini daha az yerine getirmeye başlar. Bu durum, disk merkezinin dış tabakadaki bir çatlak yoluyla yer değiştirerek disk fıtıklaşması (bel fıtığı) denilen durumu oluşturmasına neden olur. Fıtıkların çoğu bel omurlarının tam bel bölgesinde ve belin hemen altında bulunan son 3 disk mesafesinde oluşmaktadır.

    Fıtıklaşmış bir disk, bel ağrısı oluşturabildiği gibi, omurgadan çıkan sinirlere baskı oluşturabilir ve siyatik olarak adlandırılan bacaklarda ağrı, uyuşma ve ayakta güçsüzlüğe neden olabilir. Bel ve bacak ağrısının bel fıtığının dışında birçok başka sebebi de (kas-kemik- sinir dokusu bozuklukları, bazı enfeksiyonlar, doğumsal yapısal bozukluklar vb. gibi) bulunmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanının dikkatli yapılması gereklidir.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

    Ani gelişen bel fıtığı olan hastaların yaklaşık %80- 90’ı, cerrahi müdahale olmadan iyileşebilmektedir. Doktorunuz genellikle cerrahi dışı yöntemler ile tedaviye başlayacaktır. Şayet ağrınız nedeniyle hâlâ günlük yaşam aktivitelerinizi yerine getiremiyorsanız, ciddi güc kaybı veya idrar tutamama gibi sorunlar varsa, hekiminiz size cerrahi tedaviyi önerebilir. Cerrahi tedavi bazı gecikmiş durumlarda bacağınızın eski gücünü tam olarak geri getiremese de daha da gücsüzleşmesini önler ve bacak ağrınızı geçmesine yardımcı olur. Cerrahi genellikle sizi bacak ağrısından kurtarmak için önerilir ve bu konuda %90’ın üzerinde başarıya sahiptir, fakat ameliyat sonrası tavsiyelere cicciye alınarak uyulması gerekmektedir..

    BEL FITIĞINDA ACİL AMELİYAT GEREKEBİLİR Mİ?

    Bazen fıtık bacağa giden sinir köküne bası yaparak bacakta belirgin güc kaybına hatta ayağın tam kuvvetsizliğine neden olabilir ve bu nedenle acil ameliyat gerekebilir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir. Çok nadir olarak büyük bir fıtık, mesane ve bağırsak kontrolünü sağlayan sinirlere baskı yaparak bu kontrolün ortadan kalkmasına neden olabilir. Hasta istem dışı idrar kaçırmaya başlar. Bu durum genellikle kasık veya cinsel bölgede hissizlik ile birliktedir. Bu durum bel fıtığı nedeniyle acil cerrahi gerektiren birkaç durumdan biridir. Böyle bir şey olursa hemen doktorunuza ulaşmanız gereklidir.

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT DIŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Doktorunuz size cerrahi dışı tedaviler olarak kısa süreli istirahat, ödemi azaltmak için antienflamatuar tedavi, ağrıyı kontrol altına almak için ağrı kesiciler, fizik tedavi, egzersizler veya epidural ilaç enjeksiyonu tedavisi önerebilir. Şayet size istirahat önerildi ise önerilen süre kadar yatak istirahatı yapmaya özen gösteriniz. Çok uzun süreli yatak istirahatı, eklemlerde sertliğe ve kaslarınızda güçsüzlüğe neden olarak ağrıyı azaltacak hareketleri yapmanıza engel olur. Tedaviniz sırasında doktorunuza tekrar calışmaya ne zaman başlayabileceğinizi sorunuz. Doktorunuz tedaviye başladıktan sonra, belinizi zorlamadan günlük yaşam aktivitelerinizi nasıl yapacağınıza dair eğitim verebilir. Ameliyat dışı tedavinin amacı; sinir ve disk zedelenmesini azaltmak, omurgayı korumak için fizik kondüsyonu geliştirmek ve genel vücut işlevselliğini arttırmaktır. Bu, bel fıtığı hastalarının coğunda ancak birden fazla tedavi yönteminin bir arada uygulandığı düzenli bir tedavi programı ile gercekleştirilebilir.

    Hekiminiz sizi egzersiz programına hazırlayabilmek için ağrınızı azaltmak ve kas spazmını çözmek için bazen öncelikle ultrason, elektrik uyarımı, sıcaksoğuk uygulamalar ve yüzeyel yöntemleri önerebilir.

    Traksiyon (germe) da bazı hastalarda sınırlı ağrı kontrolü sağlayabilir. Bazen de doktorunuz fıtığınızı aslında iyileştirmeyecek olmasına rağmen, ağrınızı azaltmak için çelik çubukları bulunan veya esnek bel korseleri kullanmazı önerebilir. Ciddi ve bilimsel olarak yapılması şartıyla manüplasyon (bel çekme), spesifik olmayan bel ağrılarında kısa süreli bir iyileşme sağlayabilirse de bel fıtığı vakalarında coğunlukla önerilmemektedir.

    Bel veya bacak ağrılarınızı azaltmak için öncelikle hafif germe egzersizleri ve postür değişiklikleri önerilmelidir. Ağrınız azaldıktan sonra esneklik kuvvet ve dayanıklılığınızı geliştirecek ve normal günlük yaşantınıza dönmenize yardımcı olacak daha etkin egzersizler yapılabilir. Egzersizlere başlandıktan sonra iyileşme durumuna göre egzersiz tipi şekillendirilmelidir. Ev egzersizleri ve germe programlarını öğrenmek ve devam ettirmek tedavinin önemli parçalarıdır.

    İLAÇ TEDAVİSİ VE AĞRI KONTROLÜ

    Ağrıyı kontrol altına almak için kullanılan ilaçlara analjezik ilaçlar (ağrı kesiciler) denir. Çok sık olmamakla birlikte bazen kas gevşeticiler önerilebilir. Şayet şiddetli ağrınız varsa doktorunuz kısa bir süre için narkotik ağrı kesicileri kullanmanızı önerebilir. Bu ilaçları sadece ihtiyacınız dahilinde kullanınız. Aksi taktirde uzun süre ve yüksek dozda kullanmanız daha hızlı iyileşmenize neden olmayacağı gibi kabızlık ve uyku hali gibi istenmeyen yan etkilere neden olabilir ve bu ilaçlara bağımlı hale gelebilirsiniz. İlaçların tamamı sadece önerildiği şekilde kullanılmalıdır. Doktorunuza kullanmakta olduğunuz ilaçları tam olarak bildiriniz ve verilen tedaviden fayda görüp görmediğinizi belirtiniz.

    Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAİİ) da ağrı kesicilerdir ve ayrıca bel fıtığının bir sonucu olarak ortaya çıkan ödem ve yangıyı azaltmak için kullanılırlar. Şayet doktorunuz size ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçlar önerdiyse mide ağrısı gibi yan etkileri yönünden dikkatli olmalısınız.

    Ağrı kesici veya antienflamatuar ilaçların uzun süreli kullanımlarında ortaya çıkabilecek problemler açısından doktorunuzun kontrolünde olmalısınız. Şayet şiddetli bacak ağrınız varsa epidural enjeksiyonlar veya ‘bloklar’ önerilebilir. Bunlar epidural mesafeye (spinal sinirlerin etrafındaki boşluk) bu teknik üzerine özel olarak eğitim almış bir doktor tarafından yapılan kortikosteroid karışımlı ilaç enjeksiyonlarıdır. İlk enjeksiyondan sonra aralıklarla birkaç kez daha aynı işlem tekrarlanabilir. Bu tedaviler genellikle kapsamlı bir tıbbi tedavi programının bir parçası olarak uygulanmaktadır. Bu enjeksiyonların amacı sinir ve diskin enflamasyonunu (yangısını) azaltmaktır.

    Tetik nokta enjeksiyonları doğrudan belde ya da kalçada ağrıyan yumuşak doku veya kas içine bazen kortikosteroid ile birlikte yapılan lokal anestezik madde enjeksiyonlarıdır. Ağrını kontrol altına alınmasında sıklıkla yararlı olmasına rağmen tetik nokta enjeksiyonlarının bel fıtığı üzerine direk iyileştirici bir etkisi yoktur.

    BEL FITIĞINDA CERRAHİ TEDAVİ

    Cerrahinin amacı; Bel bacak ağrısına ve bacakta güçsüzlüğe neden olan fıtıklaşmış diskin sinire baskısını ortadan kaldırmaktır. En sık kullanılan yöntem her zaman mikroskop kullanmak şartıyla diskektomi veya sadece fıtıklaşan disk parçasının temizlendiği parsiyel (kısmi) diskektomidir. Diski net olarak görebilmek için bazen, diskin arka tarafında bulunan lamina denen kemiğin bir kısmını çıkarmak gerekebilir. Alınan kemik çok az bir parça (hemilaminatomi) veya daha geniş bir kısım (hemilaminektomi) olabilir. Bazı uygun vakalarda endoskopik sistem kullanılır. Bu ameliyat çoğunlukla genel anestezi altında yapılır ancak hasta koşullarına gore bazen spinal anestezi denilen yöntemle uyutmadan da yapılabilir. Hasta ameliyat masasına yüzüstü, genellikle de dizüstü pozisyonda yatar. Fıtıklaşan diskin üzerinde cilde kücük bir kesi yapılır ve omurganın üzerindeki kaslar kemikten sıyrılır. Fıtıklaşmış disk ve kopan parçaları çıkarılarak sinir sıkışıklığı giderilir. Osteofit denilen kemik çıkıntılar da sinire baskı oluşturabilecek herhangi bir şey kalmaması için temizlenir. Mikrocerrahi yöntemle genellikle kanama çok az olur ve kan kullanılmaz.

  • Eyvah !! Bel fıtığı ameliyatından sonra nüks oldu !!

    Bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olarak en sık karşılaştığım sorulardan biri: Bel fıtığı ameliyatı olsam nüks olasılığı var mı?. Aynı zamanda hastalarımızın bir çoğunun ameliyat kararı almasında gecikmeye neden olan kaygılardan birisi bu soru. Cevabı ise: Evet nüks olabilir. Ama dikkat edin nüks OLUR demiyorum, OLABİLİR diyorum. Bu süreci etkileyen bir çok faktör var. Fıtıklaşmış dokunun geniş bir yırtık alanından dışarı çıkmış olması, obezite, sigara kullanım alışkanlığı, ağır iş yükü, bel sağlığını korumaya özen göstermeyen yaşam tarzı ve bazı genetik doku hastalıkları. Genel olarak bel fıtığının nüks olasılığı için %8-12 arası bir değer kullanılıyor olmasına rağmen, bel fıtığının MR görüntülerine göre yapılan bazı sınıflamalarda nüks olasılığının %25’e kadar çıktığı bir grup da söz konusudur.

    Ancak burada değerlendirmemiz gereken en önemli etken şu: Hastanın ameliyat gereksinimi mutlaka varken, ameliyatın nüks riski nedeniyle ertelenmesi veya yapılmaması ne derece doğru? Bacakta ve ayakta kuvvet kaybı varsa, hatta sfinkter kusuru dediğimiz idrar ve gaita kaçırma söz konusu ise beklemek kalıcı hasar oluşumuna neden olabiliyor. Bir başka sorun da bunların hiçbiri olmasa da; tutucu tedavi dediğimiz ilaç tedavisi ve yatakta dinlenmeye rağmen hastanın iş ve sosyal yaşamını etkileyen ağrının varlığı. Ağrı bazen hastanın yaşamını çok etkileyen ve o kadar dayanılmaz düzeyde oluyor ki, ameliyat ile hastanın yaşam kalitesini artırmak tek çözüm olarak kalabiliyor.

    Nüks etmiş hastalarda bir diğer karar verilmesi gereken konu ise: Her nüks etmiş hastaya füzyon dediğimiz halk arasında ise bel omurlarına vida konması denilen ameliyatın yapılması gerekliliği var mı? sorusu. Bunun da bilimsel cevabı, hastada ameliyat yapılmış bölgedeki omurlarda kayma eğilimi olup olmaması. Bunu saptamak için özel teknikle çekilmiş röntgen tetkikleri, bazen de bel omurlarının tomografisini kullanmamız gerekebiliyor. Bu testlerin sonucunda kayma eğilimi görmez isek hastamıza ilk ameliyatta yaptığımız gibi standart mikrocerrahi teknikle yapılan bel fıtığı ameliyatını öneriyoruz.
    Sonuç olarak hastalarımıza söylemek istediğim, bel fıtığı ameliyatı sonrası herhangi bir dönemde nüks ile karşılaşırsanız: Panik yapmayın !! Çözüm üretmek her zaman olası.

    Sağlıkla kalın…

  • Bel fıtığı (lomber disk hernisi)

    Bel fıtığı günümüzde ağırlaşan çalışma şartları ve strese bağlı olarak gerçekleşen bir sinir sistemi hastalığıdır.

    Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur. Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa “bel fıtığı “denir.

    Bel fıtığı genel olarak insanlarda ağır kaldırmaya bağlı çalışma şartlarına maruz kalanlar (sanayide çalışanlar, taş ocakları vb.) veya oturarak çalışanlarda ( kepçe operatörü, kamyon veya tır şoförleri, masa başı memurlar vb) sıklıklar görülen bir hastalıktır. Bel fıtığı cinsiyet ayırt etmeksizin birçok kişide görülmektedir. Bel fıtığı genel olarak 30 ile 50 yaşları arasında görülmektedir. Bel fıtığı hastalığı genel olarak gerekli tedavileri yapılmadığı ve önlemleri alınmadığı takdirde ciddi kalıcı rahatsızlar vermektedir. Bundan dolayı bel fıtığı rahatsızlığını kesinlikle hafife alınmamalı ve gerekli tedavi yapılmalıdır.

    Bel fıtığının en büyük belirtisi belde ve bacakta oluşan ağrıdır. Hasta doktora gittiğinde “belimin ağrısı bacağıma vuruyor” der. Ama sadece bel veya sadece bacak ağrısı da olmuş olabilir. Bacakta uyuşma, güç kaybı görülebilir. Ayrıca daha önce yaptığı hareketleri yapmada zorlanma, hareketlerin kısıtlanması ve yürürken topallama görülebilir. Bel fıtığının daha ilerlemiş ve şiddetli şekillerinde cinsel yaşamda sıkıntılar, idrarını ve büyük abdestini yaparken zorlanmak ya da idrarını tutamamak görülebilir. Bacaklarda felç oluşabilir ya da bacağın hissetmesi azalabilir. Hastanın şikâyetleri bu duruma geldiğinde ise operasyon kaçınılmaz seçenek olur.

    Bel fıtığı hastalığı çok çabuk ve kolay bir şekilde teşhisi konulmaktadır. Yapılan bir MR, ultrason gibi, tetkiklerle hastalık belirlenebilir. Bu şekilde bel fıtığı teşhisi konulduktan sonra tedavisi planlanır. Bel fıtığı tedavisi genel olarak 3 aşamada gerçekleşir. Hastalığın derecesine göre ilk olarak yatak istirahati ve ilaç tedavisi, sonra Fizik tedavi ve Rehabilitasyon ve son olarak cerrahi müdahale ile tedavisi gerçekleşir. Bundan dolayı, uzman bir doktor kontrolünde teşhisin konulması ve tedavi sürecinin belirlenmesi önemlidir.

  • Epiduroskopi; bel fıtığında yeni narkozsuz ameliyat dönemi

    Epiduroskopi nedir?

    Ucu her yönde hareket edebilen bir endoskop ile kuyruk sokumunun altından omurga içine kateter ile girilerek omurilik dış kısmının incelenmesidir. Epidural kanalın gözlemlenmesidir. Epiduroskopide özellikle bel fıtığında taşan fıtık parçaları lazer yöntemi ile yakılarak ya da mekanik yolla alınabilir. Ayrıca sinir kökü yapışıklıkları mekanik olarak temizlenebilir ve sinir kökünde ödem için steroid ve ağrı kesici ajanlar verilebilir.

    Epiduroskopi kimlere uygulanır?

    Uzun süreden beri bel ağrısı çeken kanal daralması bel fıtığı olan; ilaç tedavisi ve fizik tedavisinden fayda görmemiş hastalara uygulanabilir. Ayrıca daha önce bel fıtığı ameliyatı geçirmiş yapışıklık olmuş, omurgaya platin takılmış ancak ağrıları geçmemiş hastalara rahatlıkla uygulanabilir. Her yaşa uygulanabilir.

    Daha önce bel fıtığı ameliyatı olmuş hastalar ne yapmalı?

    Daha önce ameliyat olmuş, platin takılmış ancak ağrıları geçmemiş hastalarda ilaçlı MRG (Magnetic Resonance) çekiyoruz. Yapışıklık ve daralma tespit edersek Epiduroskopi uyguluyoruz.

    Girişim nereden uygulanıyor?

    Kuyruk sokumunun altında doğal bir delik mevcut. Buradan rahatlıkla giriliyor acısız bir şekilde işlem ortalama 10 dakikada sonlanıyor. Genel anestezi ya da spinal anestezi olmadan narkozsuz uyanık yapılan bir yöntemdir. Hasta yatağından on­onbeş dakika istirahat ettikten sonra arabası ile evine dönebilir. Biz Epiduroskopi yaptığımız hastalarımıza dikiş atmıyoruz. Ertesi sabah hasta rahatlıkla banyo yapıp hayatına kaldığı yerden geri dönebilir.

    Bel Fıtığında yeni ameliyat dönemi:

    Narkoz yok, dikiş yok, İşgücü kaybı yok. Narkozsuz ve uyanık yapılan Epiduroskopi işlemi son günlerde çok konuşulan ve tercih edilen yöntem. Sinir ve damar yaralanma riskinin çok düşük olması ayrıca tercih nedenidir. Ağrısı olan hastalarıma sonsuz şifalar dilerim.

  • Bel fıtığı hastalığı ve tedavisi hakkında

    BEL FITIĞI HASTALIĞI VETEDAVİSİ

    Bel fıtığı hastalığı, omurga kemikleri arasında bulunan ve adeta amortisör görevi disk dediğimiz yapının kılıfının yırtılarak, içinde bulunan lastik kıvamdaki kıkırdak yapının bu yırtıktan taşıp bacaklara giden sinirleri sıkıştırması sonucunda olur.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Bel fıtığın hastaları başlıca; bel ve/veya bacak ağrısı, ayaklarda uyuşma, keçeleşme, yürümede zorluk, bacak veya ayaklarda kuvvet kaybı şikâyetleri ile başvururlar.

    Sıklıkla önce belde zorlayıcı bir hareket sonucu diskin etrafını saran kılıf bağ dokusu yırtılır. İlk aşamada hasta sadece bel ağrısı hisseder. Bir süre sonra yırtılan yerden diskin içindeki lastik kıvamdaki doku sinirlerin olduğu kanala taşar ve sinirleri sıkıştırması sonucu ağrı bacaklara yayılır. Hastalarımızın sıklıkla merak ettikleri ‘Bel fıtığı isem belimde hiç ağrı yok neden sadece bacağım ağrıyor?”sorusunun cevabı budur. Sıkışan sinir uzandığı hat boyunca ağrıyı hissettirir. Aynı şekilde bacak ve ayakta uyuşma keçeleşme, yanma, karıncalanma şikâyetlerine neden olur. Daha ileri aşamalarda ayaklarda güçsüzlük oluşabilir. Daha ileri durumlarda, cauda equina sendromu ile karşılaşılabilir ki bu oldukça ciddi bir tablodur ve çok nadir görülür. Bütün bu sayılanlar yavaş yavaş oluşabileceği gibi saatler içinde son aşamaya kadar gelebilir.

    HASTALIĞIN TANISI NASILKONULUR?

    Hastalığın tanısında; en önemli kriter hastanın anlattıkları ve nörolojik muayenesidir. Muayene bulgularının yanı sıra, direkt röntgen, MRI ( Manyetik Rezonans Görüntülemesi), BT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki gerekebilir. Tüm tetkik ve bulgular sonucunda ortaya çıkan tablo kişinin bel fıtığı hastası olup olmadığını ortaya koymaya yardımcı olur.

    BEL FITIĞI OLUŞUMUNDARİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazen 6 aya kadar uzamaktadır. Bazı meslek gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli oturma veya ayakta sabit durmayı gerektiren meslekler, fazla kilolu olmak…. Hayatının belli bir döneminde toplumun %85 inde bel ağrısı olur. Bu kişiler tedavi olsa da olmasa da %85-90 oranında bu ağrıyı istirahatle kendiliğinden atlatırlar. Bu nedenle tıp dışı yerlere giderek beline eğitimsiz kişilere manuplasyon yaptıranların, çektirenlerin %85 i ağrısının zaten istirahatle de kendiliğinden geçeceğini bilmesinde fayda vardır! Unutmayın ki bel ve bacak ağrınıza tıbben mutlaka bir çözüm vardır. O nedenle bu şikâyetleriniz olduğunda önce doktora başvurunuz. Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç artarak risk yükselmektedir. Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve tedavisi daha zordur. Sigara içilmesinin bel sağlığına olumsuz etkisi vardır. Düzenli egzersiz yapanlarda, özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde ise bel fıtığı hastalığına daha az rastlanır.

    Bu riskleri kaldırmak çocukluktan itibaren eğitim ile olmalı ve ailede başlamalıdır. Yük nasıl kaldırılır, yerden bir şey nasıl alınır, yataktan nasıl kalkılır, düzenli bel egzersiz programı yapma alışkanlığı, kilo almamak, yürüyüş yapmanın önemi…sadece anaokulundan başlayarak bu eğitimi vermek ile bugünkü ameliyat ve tedavi masraflarını çok anlamlı oranda azaltmak mümkündür. Unutulmamalıdır ki bu eğitimler ve bu alışkanlıkları kazandırmak tamamen ücretsizdir ama hastalıkların tedavisi ise çok maliyetlidir.

    TEDAVİ

    Öncelikle acil cerrahi endikasyonlar dışında tedavi konservatiftir. Üç hafta süreyle konservatif tedaviye (yani; ilaç, istirahat, fizik tedavi vb…) cevap vermeyen hastaları tekrar değerlendirmek gerekir.

    Cerrahi uygulamada en önemli kriter ilerleyici kuvvet kaybıdır.

    Cerrahi ayrıca narkotik ilaçlara dahi cevap vermeyen şiddetli ağrılarda da uygulanır.

    Acil cerrahi gerektiren durumlar ise hızlı ilerleyici güç kaybı ve cauda sendromudur.

    Radyolojik tetkikler tanıyı destekleyen yöntemlerdir. Sadece MR da fıtık var diye hastayı ameliyat etmek tamamen yanlış bir uygulamadır.Örneğin sokaktan geçen 40 yaş üstü100 kişiye tesadüfi olarak seçip bel MR ı çektirsek radyoloji doktoru tarafından bunların en az %40 ında fıtık veya diskte yıpranma (siyahlaşma) rapor edilmektedir. Şimdi bu kişileri ameliyatmı edeceğiz? Tabiki hayır! Unutmayınız ki toplumda MR ında belirgin fıtığı veya siyah diski olup üst düzeyde sorunu olmadan yaşayan çok sayıda insan vardır.

    Amaç hastayı tedavi etmektir asla MR filmini değil.

    Bel fıtığı olan hastaya cinsel gücünü kaybedersin, felç olursun, idrarını ve büyük tuvaletini tutamazsın demek ve bunun için ameliyat etmek çok çok çok yanlıştır!!!

    BEL FITIĞI AMELİYATLARI RİSKLİ MİDİR?

    Günümüzde gelişen mikrocerrahi teknikleri sayesinde beyin ve sinir cerrahları tarafından bel fıtığı ameliyatları kolaylıkla yapılabilmektedir. Bel fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlardan daha fazla bir risk taşımaz. Kaldı ki ameliyat sahasının mikroskop yardımı ile en ince ayrıntısına kadar görülebilmesi bel fıtığı ameliyatlarında büyük rahatlık sağlar. Günümüzde bilinen en iyi cerrahi teknik mikrocerrahidir.

    Lazer, nükleotomi, disk içine uygulanan çeşitli tedavilerin uygulanabileceği hasta sayısı çok çok azdır (binde 1 oranı gibi). Çok seçilmiş, ilaç, istirahat, fizik tedavi yöntemleri uygulanmış cevap alınamamış hastalarda belki fayda sağlayabilir.

    Endoskopla yapılan bel fıtığı ameliyatının ise mikrocerrahi yöntemine bir üstünlüğü kanıtlanmamıştır!

    BEL FITIĞI AMELİYATINDABELİME YABANCI CİSİM TAKILACAKMI?

    Normal bel fıtığı hastalığının hemen hiçbirisinde bele vida, araya protez, takoz, cage, ayıraç, platin …vb şeyler takmaya gerek yoktur. “Belinizdeki fıtığı boşaltıp araya takoz, cage, protez,…vb..şeyler koyalım hem çökmesin, hem de tekrarlamasın.” şeklindeki ifadeler kesinlikle yanlıştır hiçbir kanıta dayalı bilimsel desteği yoktur. Basit bel fıtığı ameliyatı olacaksanız doktorunuzla detaylı görüşerek nasıl yapılacağı konusunda bilgi alınız!!

    Bu aletler daha çok belde ileri derecede kaymalarda, kırıklarda, tümörlerde ve skolyozda kullanılır ve tek başlarına kullanılmazlar!!

    “Bel fıtığın var, kuvvet kaybın yok ama ileride olabilir o nedenle sana koruyucu bel fıtığı ameliyatı yapalım” şeklindeki ifadelerde kesinlikle doğru değildir. Bel fıtığında koruyucu ameliyat diye bir şey yoktur!

    BEL FITIĞI TEKRARLAR MI?

    Hastalarımızın en çok sordukları sorulardan biridir. Bel fıtığının tekrarlama oranı hastalarımızın genel olarak korktuğu oranda değildir. Bel fıtığının ameliyat olduktan sonra aynı yerden tekrarlama oranı 10 yılda % 3-10 civarındadır. Ağır işte çalışanlarda, şişmanlarda, uzun süre oturarak veya ayakta sabit çalışanlarda, spor yapmayan ve belini doğru kullanmayanlarda bu oranlar daha fazladır. Ama bu mutlaka tekrarlayacağı anlamına gelmez. Bu oran ameliyat sonrası öneriler dikkate alınırsa çok daha da düşük olacaktır.

    SON SÖZ

    Bel ve boynu doğru kullanmayı, kilo almamayı, yürüyüş yapmanın önemini çocuklarımıza öğretelim, okullarda eğitim programlarına sokalım, bunu bir ülke politikası haline getirelim ki gelecek nesiller daha sağlıklı olsun.

    Koruyucu önlemlerin bedava, ama tedavilerin hem hasta, hem devlet için çok pahalı ve zahmetli olduğunu unutmayalım.

    Sağlıkla kalın,

  • Bel fıtığı ile ilgili önemli sorular

    BEL FITIĞI AMELİYATLARI RİSKLİ MİDİR?

    Günümüzde gelişen mikrocerrahi teknikleri sayesinde beyin ve sinir cerrahları tarafından bel fıtığı ameliyatları kolaylıkla yapılabilmektedir. Bel fıtığı ameliyatları diğer ameliyatlardan daha fazla bir risk taşımaz. Kaldı ki ameliyat sahasının mikroskop yardımı ile en ince ayrıntısına kadar görülebilmesi bel fıtığı ameliyatlarında büyük rahatlık sağlar. Günümüzde bilinen en iyi cerrahi teknik mikrocerrahidir.

    Lazer, nükleotomi, disk içine uygulanan çeşitli tedavilerin uygulanabileceği hasta sayısı çok çok azdır (binde 1 oranı gibi). Çok seçilmiş, ilaç, istirahat, fizik tedavi yöntemleri uygulanmış cevap alınamamış hastalarda belki fayda sağlayabilir.

    Endoskopla yapılan bel fıtığı ameliyatının ise mikrocerrahi yöntemine bir üstünlüğü kanıtlanmamıştır!

    BEL FITIĞI AMELİYATINDA BELİME YABANCI CİSİM TAKILACAK MI?

    Normal bel fıtığı hastalığının hemen hiçbirisinde bele vida, araya protez, takoz, cage, ayıraç, platin …vb şeyler takmaya gerek yoktur. “Belinizdeki fıtığı boşaltıp araya takoz, cage, protez,…vb..şeyler koyalım hem çökmesin, hem de tekrarlamasın.” şeklindeki ifadeler kesinlikle yanlıştır hiçbir kanıta dayalı bilimsel desteği yoktur. Basit bel fıtığı ameliyatı olacaksanız doktorunuzla detaylı görüşerek nasıl yapılacağı konusunda bilgi alınız!!

    Bu aletler daha çok belde ileri derecede kaymalarda, kırıklarda, tümörlerde ve skolyozda kullanılır ve tek başlarına kullanılmazlar!!

    “Bel fıtığın var, kuvvet kaybın yok ama ileride olabilir o nedenle sana koruyucu bel fıtığı ameliyatı yapalım” şeklindeki ifadeler de kesinlikle doğru değildir. Bel fıtığında koruyucu ameliyat diye bir şey yoktur!!

    BEL FITIĞI TEKRARLAR MI?

    Hastalarımızın en çok sordukları sorulardan biridir. Bel fıtığının tekrarlama oranı hastalarımızın genel olarak korktuğu oranda değildir. Bel fıtığının ameliyat olduktan sonra aynı yerden tekrarlama oranı 10 yılda % 3-10 civarındadır. Ağır işte çalışanlarda, şişmanlarda, uzun süre oturarak veya ayakta sabit çalışanlarda, spor yapmayan ve belini doğru kullanmayanlarda bu oranlar daha fazladır. Ama bu mutlaka tekrarlayacağı anlamına gelmez. Bu oran ameliyat sonrası öneriler dikkate alınırsa çok daha da düşük olacaktır.

  • Bel fıtığı hastalığı ve tedavisi

    Bel fıtığı hastalığı, omurga kemikleri arasında bulunan ve adeta amortisör görevi disk dediğimiz yapının kılıfının yırtılarak, içinde bulunan lastik kıvamdaki kıkırdak yapının bu yırtıktan taşıp bacaklara giden sinirleri sıkıştırması sonucunda olur.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Bel fıtığın hastaları başlıca; bel ve/veya bacak ağrısı, ayaklarda uyuşma, keçeleşme, yürümede zorluk, bacak veya ayaklarda kuvvet kaybı şikâyetleri ile başvururlar.

    Sıklıkla önce belde zorlayıcı bir hareket sonucu diskin etrafını saran kılıf bağ dokusu yırtılır. İlk aşamada hasta sadece bel ağrısı hisseder. Bir süre sonra yırtılan yerden diskin içindeki lastik kıvamdaki doku sinirlerin olduğu kanala taşar ve sinirleri sıkıştırması sonucu ağrı bacaklara yayılır. Hastalarımızın sıklıkla merak ettikleri ‘Bel fıtığı isem belimde hiç ağrı yok neden sadece bacağım ağrıyor?’ sorusunun cevabı budur. Sıkışan sinir uzandığı hat boyunca ağrıyı hissettirir. Aynı şekilde bacak ve ayakta uyuşma keçeleşme, yanma, karıncalanma şikâyetlerine neden olur. Daha ileri aşamalarda ayaklarda güçsüzlük oluşabilir. Daha ileri durumlarda, cauda equina sendromu ile karşılaşılabilir ki bu oldukça ciddi bir tablodur ve çok nadir görülür. Bütün bu sayılanlar yavaş yavaş oluşabileceği gibi saatler içinde son aşamaya kadar gelebilir.

    HASTALIĞIN TANISI NASIL KONULUR?

    Hastalığın tanısında; en önemli kriter hastanın anlattıkları ve nörolojik muayenesidir. Muayene bulgularının yanı sıra, direkt röntgen, MRI ( Manyetik Rezonans Görüntülemesi), BT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki gerekebilir. Tüm tetkik ve bulgular sonucunda ortaya çıkan tablo kişinin bel fıtığı hastası olup olmadığını ortaya koymaya yardımcı olur.

    BEL FITIĞI OLUŞUMUNDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazen 6 aya kadar uzamaktadır. Bazı meslek
    gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene
    yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli
    oturma veya ayakta sabit durmayı gerektiren meslekler, fazla kilolu olmak….

    Hayatının belli bir döneminde toplumun %85 inde bel ağrısı olur. Bu kişiler tedavi
    olsa da olmasa da %85-90 oranında bu ağrıyı istirahatle kendiliğinden
    atlatırlar. Bu nedenle tıp dışı yerlere giderek beline eğitimsiz kişilere
    manuplasyon yaptıranların, çektirenlerin %85 i ağrısının zaten istirahatle de
    kendiliğinden geçeceğini bilmesinde fayda vardır! Unutmayın ki bel ve bacak
    ağrınıza tıbben mutlaka bir çözüm vardır. O nedenle bu şikâyetleriniz olduğunda
    önce doktora başvurunuz.

    Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak
    hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç
    artarak risk yükselmektedir. Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve
    tedavisi daha zordur. Sigara içilmesinin bel sağlığına olumsuz etkisi vardır.

    Düzenli egzersiz yapanlarda, özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde
    ise bel fıtığı hastalığına daha az rastlanır.

    Bu riskleri kaldırmak çocukluktan itibaren eğitim ile olmalı ve ailede başlamalıdır. Yük nasıl kaldırılır, yerden bir şey nasıl alınır, yataktan nasıl kalkılır, düzenli bel egzersiz programı yapma alışkanlığı, kilo almamak, yürüyüş yapmanın önemi…sadece anaokulundan başlayarak bu eğitimi vermek ile bugünkü ameliyat ve tedavi masraflarını çok anlamlı oranda azaltmak mümkündür. Unutulmamalıdır ki bu eğitimler ve bu alışkanlıkları kazandırmak tamamen ücretsizdir ama hastalıkların tedavisi ise çok maliyetlidir.

    TEDAVİ

    Öncelikle acil cerrahi endikasyonlar dışında tedavi konservatiftir. Üç hafta süreyle konservatif tedaviye (yani; ilaç, istirahat, fizik tedavi vb…) cevap vermeyen hastaları tekrar değerlendirmek gerekir.

    Cerrahi uygulamada en önemli kriter ilerleyici kuvvet kaybıdır.

    Cerrahi ayrıca narkotik ilaçlara dahi cevap vermeyen şiddetli ağrılarda da uygulanır.

    Acil cerrahi gerektiren durumlar ise hızlı ilerleyici güç kaybı ve cauda sendromudur.

    Radyolojik tetkikler tanıyı destekleyen yöntemlerdir. Sadece MR da fıtık var diye hastayı ameliyat etmek tamamen yanlış bir uygulamadır. Örneğin sokaktan geçen 40 yaş üstü100 kişiye tesadüfi olarak seçip bel MR ı çektirsek radyoloji doktoru tarafından bunların en az %40 ında fıtık veya diskte yıpranma (siyahlaşma) rapor edilmektedir. Şimdi bu kişileri ameliyatmı edeceğiz? Tabiki hayır! Unutmayınız ki toplumda MR ında belirgin fıtığı veya siyah diski olup üst düzeyde sorunu olmadan yaşayan çok sayıda insan vardır.

    Amaç hastayı tedavi etmektir asla MR filmini değil.

    Bel fıtığı olan hastaya cinsel gücünü kaybedersin, felç olursun, idrarını ve büyük tuvaletini tutamazsın demek ve bunun için ameliyat etmek çok çok çok yanlıştır!!!