Etiket: Bel Fıtığı

  • Bel fıtığı hakkında sorular ve cevaplar:

    Bel fıtığı hakkında sorular ve cevaplar:

    Bel fıtığı; Omurlar arasındaki diskin dışarı doğru fıtıklaşmasıyla (kaymasıyla) bacağa doğru giden sinirlerin sıkışmasına neden olan ağrıya neden olur. Bel ağrısı, belden tek veya iki bacağa doğru yayılan ağrıya neden olur ki buna siyatalji denir. Disk herniasyonu (bel fıtığı), refleks, duyu ya da kas gücü kaybıyla giden sinir fonksiyon kaybına neden olabilir.

    Hangi durumlarda bel fıtığından şüphelenmeliyiz?

    Belinizdeki ağrı;

    -Aniden ortaya çıktıysa veya üç aydan kısa süreli ise, istirahat halinde iken rahat, ancak hareket etmeye başladığınızda (çorap giyerken, ayakkabı bağlarken, yürümede, oturup-kalkmada, ayağınızı havaya kaldırırken-merdiven çıkıp inerken gibi) ağrı ortaya çıkıp ve durup istirahat ettiğinizde geçiyorsa,

    -Belinizdeki ağrı bel-kalçadan (kaba etlerinizden) aşağıya dize doğru yayılıyor hatta bazen topuğunuza kadar iniyorsa

    -Genellikle ağrı tek bazen iki bacağa doğru vurur

    -Bel fıtığı çok ilerlerse ; düşük ayak, iktidarsızlık, kaslarda güçsüzlük ile çabuk yorulma, idrarını tutamama, dengesizlik ortaya çıkabilir.

    -35-50 yaşlarında ve fazla kilolu-uzun boylularda daha fazladır.

    -Genellikle beli zorlayan veya hatalı hareketler, (aşırı kilolu olmak (bele fazla yük binmesi ile, yük taşımak, ev hanımı veya aksine sürekli oturarak masa başı çalışanlarda, şöförlerde, uzun süre ayakta kalan öğretmen gibi belli meslek gruplarında, yoğun stresli işlerde çalışanlarda ve hamilelik, gibi) ile ortaya çıkar.

    -Eğer bel ağrınız 40 yaşından önce başlamışsa, uzun süreli ise (genellikle alevlenme ve yatışık olarak 3 aydan fazla süren), ancak istirahatte ortaya çıkıp, gecenin ikinci yarısı bel ağrısı ile uyanıyorsanız, sabahları bel ağrısı ve tutukluk ile uyanıyorsanız, yatakta bir taraftan diğer taraf dönmekte zorluğunuz oluyorsa, aklınıza bel fıtığı değil iltihaplı omurga romatizması olan ‘ankilozan spondilit’ gelmeli.

    Bel fıtığından korunmak için neler yapmalıyız?

    -Bel, boyun ve sırt kaslarınızı, bacak kaslarınızı güçlendirici egzersizler önerilir. Bu şekilde güçlü kaslarla, omurgaya binen yükü azaltabilirsiniz.

    -Eğer sigara içiyorsanız, bırakın; sigara bel ağrısına yatkınlık sağlayan bir faktördür.

    -Eğer kilolu iseniz, ideal kilonuza inerek form tutun. Bu şekilde omurgaya binen yükü azaltarak, fıtık gelişmesini önlemiş olursunuz.

    -Vücudunuza gereken önemi gösterin, egzersiz yapın, doğru beslenin ve sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürün.

    -Bel fıtığı teşhisi alan hastalara yaşamsal pratik günlük öneriler:

    Çok alçak (çok alçak tuvalet gibi) veya çok yüksek yerlere oturmayınız. Otururken belinize yastık ile destekleyiniz. Kesinlikle yere yatmayınız. Yere eğilmelerinizde belinizden değil, diz ve kalçadan destek alın. Yerden bir cisim (şey, eşya)kaldırırken, belinizden eğilmeyin, dizinizden ve kalçanızdan bükülün veya çömelin, cismi gövdeye yaklaştırıp bu şekilde doğrulun. Ağırlık taşırken iki elinize eşit yük alın. Yatağa yatarken önce oturun, bacaklarınızı karnınıza çekerek yan yatın ve sonra sırt üstü uzanın (yataktan kalkarken de tam tersini uygulayın). Bir eşyayı çekmek veya itmekten kaçının; mutlaka yapmanız gerekiyorsa itin. Yukarıdan bir eşya almanız gerekirse uzanmak yerine ayaklarınızın altına bir sağlam tabure alarak öyle alın. Yüksek topuklu ayakkabı kullanmayın.

    Ameliyat çözüm müdür? Başka yöntemler var mıdır?

    Bel fıtığının erken safhasında, yani; bel ve bacak ağrısının olduğu ancak henüz uyuşma veya düşük ayak gibi nörolojik (sinirsel) belirtilerin olmadığı hastalarda; yatak istirahati (tercihen omurganın şeklini alan viscoelastik yataklar), anti-inflamatuar (iltihap/yangı giderici) etkili ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar (mide korunarak) verilir. Beli zorlayacak hareketlerden kaçınması (yukarıda bahsedilen) önerilir. İleri evrelerde ise hastanın muayene, ENMG (elektro-nöromyografi) ve MR bulgularına göre tedavi planı yapılır. Ağrı çok ise ve ağızdan alınan ilaç tedavisine bir hafta içinde yanıt yoksa, ayrıca kısa seans fizik tedavi uygulamasından da fayda görmüyorsa; o bölgeye sıkışan sinirin etrafındaki ödemi çözen ve ağrıya etkili ilaç zerk edilir ‘lomber epidural enjeksiyon’ ve ‘transforaminal enjeksiyon’ gibi. Ameliyat son çözümdür ancak bazen hasta ileri evrede gelmiş ve ciddi sinir basısı bulguları varsa nadiren ilk müdahale de olabilir. Ancak bel fıtığı hastalarının, sadece %1-5’i ameliyata gittiği unutulmamalıdır. Yani bel fıtığı hastalarını çok azına ameliyat gereklidir. Bazen cerrahi tedavi kararında geç kalındığında, kalıcı hasarlar gelişebilir.

    Ameliyatın riski var mıdır? En başarılı yöntem hangisidir?

    Bu ameliyatın mutlaka omurga cerrahisine hakim; mikrocerrahi ile uğraşan ortopedi veya beyin cerrahisi uzmanlarınca yapılması gerekir. Birçok cerrahi müdahale yöntemi var. Uygulanacak cerrahi müdahalede hastanın yaşı, kilosu, yandaş hastalıkları gibi durumlar göz önüne alınarak cerrah tarafından yapılacak ameliyatın türüne karar verilmeli. Bu şekilde başarı da artacaktır.

    Ameliyattan sonra şikayetler geçer mi?

    Ameliyatın başarısı: sinir basısının ne kadar erken evresinde yapılırsa veya hastaya bağlı bazı olumsuz durumlar yoksa (aşırı kilolu değilse, erken mobilizasyon ve uyarılara sıkı şekilde uyulması) ve doktorun konusunda tecrübeli olmasıyla ilintilidir. Genellikle ülkemizde konunun uzmanı cerrahlar elinde (ortopedi veya beyin cerrahisi) başarı ile uygulanan ameliyatlardır.

  • Bel fıtığı ve beyin cerrahisi

    Bel fıtığını sorunu, omuriliğimizi oluşturan omurların bir kısmının işlevini yitirmesi, hasar alması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık durumudur. Bel fıtığı büyük oranla yaşı ilerlemiş bireylerde görülür. İleri yaşlarda omurilikleri içerisindeki sıvının azalması ve omiriliklerin yıpranması buna neden olur.

    BEL FITIĞI KİMLERDE GÖRÜLÜR?

    Bel fıtığı oluşumu genellikle travmaya bağlı olduğu için kesin olarak şu yaş veya şu kişiler demek yanlış olur. Genelleme yapacak olursak daha çok 30 yaş üzeri insanlarda, yaşlılarda görülmekle beraber ani hareket sonucu, ağır yük taşıma, hareketsizlik gibi unsurlarda bel fıtığına sebep olur.

    BEL FITIĞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Bel fıtığının teşhisinden sonra ileri seviye olmayan durumlarda ilk önerilen tedavi yöntemleri istirahat, ağrıları azaltmaya yönelik ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersizlerdir. Fakat eğer bu yöntemler bel fıtığı sorunu geçirmezse veya rahatsızlık ilerlemiş durumda ise cerrahi müdahale yapılır.

    Cerrahi müdahele içerisinde ise mikrodiskektomi, açık diskektomi ve endeskopik bel fıtığı ameliyatı bulunmaktadır. Ameliyatlar sonrasında hasta gerekli fizik tedaviyi uygularsa 3-4 hafta içerisinde normal yaşantısına dönebilir.

    BEL FITIĞI VE BEYİN CERRAHİSİ

    Bel fıtığı yanlış ameliyatlar, yanlış tedavi yöntemleri ve hastanın ilgisizliği nedeniyle ağır sonuçlara neden olabilir. Bunlardan en önemlisi sinirlerin hasar görmesi nedeniyle kalıcı felçliktir. Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanları, günümüzde bel fıtığı ameliyatlarını sinirlere hasar vermeden gerçekleştirmektedir. Bu yüzden bel fıtığı sorunlarında tercih edilecek bölüm Beyin ve Sinir Cerrahisidir.

  • Ameliyatsız bel fıtığı

    BAŞLANGIÇ HALİNDEKİ BEL FITIĞI’NIN AMELİYATSIZ TEDAVİSİ :

    Omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden kaymış, ancak etrafındaki kapsülü yırtmamıştır. Omuriliğe veya bacaklara gelen sinirlere hafif baskı söz konusudur. Hasta bel ağrısından şikayetçidir. Tek taraflı veya çift taraflı bacaklara vuran ağrı olabilir. Ayaklarda kuvvet kaybı,refleks kaybı söz konusu değildir.

    Hasta da sadece bacak ağrısı varsa ve diğer bulgular görülmüyorsa genelde açık ameliyat tercih edilmez. Diğer tedavi yöntemlerini tercih etmek doğru olur. Ancak ortalama 45 gün tedavi edilen hastanın ağrıları azalmıyorsa “sadece bacak ağrısı” nedeniyle ameliyat kararı da verilebilir. Önemli olan ameliyat olmadan hastanın olabilecek tüm tedavi imkanlarını kullanmaktır. Her şeye rağmen hasta düzelmiyorsa elbette ki ameliyat gerekecektir.

    İLERLEMİŞ BEL FITIĞININ AMELİYATSIZ 100 GÜNLÜK TEDAVİSİ NEDİR?

    Son 4-5 yıla kadar ilerlemiş bel fıtığı tedavisinin sadece AMELİYATLA mümkün olabileceği düşünülmekteydi.. Ancak son zamanlarda bu konuda değişik fikirler ortaya koyulmuştur. Omurilik kanalına koparak çıkan kıkırdak dokusu şayet çok büyük değilse ve hastada kuvvet kaybı veya idrar kusuru yapmamışsa DOKTOR KONTROLÜNDE ameliyatsız tedavilerin uygulanması mümkündür. Çünkü,vücudumuz omurilik kanalına çıkan kıkırdağın ortalama 100 gün içinde tamamını veya bir kısmını eritme-yok etme gücüne sahiptir.Bu özellik kişiden kişiye değişmektedir. Vücut direnci yani bağışıklık sistemi yüksek olan insanlarda iyileşme daha net olarak görülebilmektedir.

    Omurilik kanalına çıkan kıkırdak parçası olmaması gereken bir yerde bulunduğundan vücut tarafından yabancı madde muamelesi görür ve vücut tüm gücüyle bu maddeye karşı savaş açarak tıpkı bir mikrop gibi yok etmeye çalışır.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Kendi başınıza karar vermeniz mümkün değildir. Bu kararı ancak, tecrübeli bir beyin cerrahisi uzmanı verebilir.

    Bu karar için omurilik kanalına çıkan kıkırdağın büyüklüğü, sizde bıraktığı hasarların var olup olmadığı ve derecesi, ağrı durumunuz, kıkırdak parçasının yerleştiği yer, vs. hepsi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tecrübeli bir beyin cerrahı bu tür fıtığın iyileşip iyileşemeyeceğine kendi tecrübelerine dayanarak karar verebilir.Ancak,hasta için çok fazla zaman harcamak istemeyen ve sorumluluğunu almak istemeyen bir doktor en kolay ve kısa yolu yani ameliyat yapma yolunu seçebilir.

    Bu tedavi süresince de doktorun kontrolü altında olmanız gerekmektedir. Ve sıkı bir takip gerektirmektedir.

    Hasta için çok önemli olan 100 günlük süre içinde uygulanacak akıllı tedaviler ve bilinçli takip sonunda hastalarımızın büyük bir kısmı yine ameliyattan kurtulmuş olmaktadırlar.

    100 GÜNLÜK TEDAVİ

    Hastaya medikal ozon tedavisi+Tıbbi sülük tedavisi+ Manyetik alan tedavisi ve Kök hücre tedavisi uygulaması planlanır. Haftada 2 gün olmak üzere 10 seans uygulama yapılır. Bel fıtığı tedavi yöntemleri ameliyatsız Tedavi toplamda 5 hafta sürmektedir. Ayrıca 3 hafta arayla olmak üzere 2 kez kandan elde edilen kök hücrelerle tedavi uygulaması yapılmaktadır. Tedavi süresinde hastanın doktor tarafından çok yakından takip edilmesi gerekmektedir. Tedavi sürecinde muayene bulgularının ilerlemesi durumunda tedavi kesilerek ameliyat önerilebilir. Tedavinin amacı: Vücudun bağışıklık gücünü arttırmak ve omurilik kanalına düşen kıkırdak parçasının vücut bağışıklık sistemi tarafından eritilmesini sağlamaktır. Bağışıklık sistemi güçlü olan hastalarda kıkırdağın tamamına yakın kısmı eritilip yok edilebilir. Tedavi boyunca hastanın ağrıları düzenli bir şekilde azalıyor ve şikayetleri geçmeye devam ediyorsa ortalama 100 gün sonunda tekrar eski sağlığına kavuşabilir.

    ŞEHİR DIŞINDAN GELEN HASTALARIMIZ İÇİN TEDAVİ PROGRAMI

    Şehir dışından gelen hastalarımız için tedaviye pazartesi günleri başlıyoruz. Cuma gününe kadar toplam 5 gün tedavi yapıyoruz. Hastamız 4 gece Denizli de konaklamaktadır. Bu süre içinde 5 seans ozon tedavisi, 3 seans sülük tedavisi ve bir seans da kök hücre (CGF) tedavisi uygulamaktayız. Gerekirse tedaviye manuel tedavi seanslarını da eklemekteyiz.

    NEDEN AMELİYATTAN KORKUYORUZ?

    Bel fıtığı ameliyatlarından sonra yapılan hasta takiplerinde 10 yıllık süre içerisinde hastaların yarısına yakın kısmında bel fıtığı tekrarlamıştır. Tekrarlayan bel fıtığının tedavisi ise kolay olmamaktadır.

    Öncelikle,ikinci kez yapılan bel fıtığı ameliyatlarının zor ve olumsuz şartlar altında yapıldığını söylemek isterim. Birinci ameliyat sonrası sinir dokusunun etrafa yapışması ve bölgenin anatomik yapısının değişmesi nedeniyle,ikinci kez yapılan ameliyatlarda sinir kılıfının yırtılmasından,sinirin kopmasına kadar bir çok komplikasyonlar oluşabilmektedir. Hatta bazı vakalarda,ameliyat yerinde yapışıklık meydana gelmişse tedavisi daha da zor olmaktadır. Meslek hayatımda 8 kez bel fıtığından ameliyat olmuş ve hala iyileşmemiş hastalar gördüm.

    Bu nedenle bel fıtığında ameliyat kararını çok zor,tabiri caizse kılı kırk yararak vermekteyim. Bunu tüm hekim arkadaşlarıma da tavsiye etmekteyim.

    BEL FITIĞI İLAÇLA TEDAVİSİ

    Bel fıtığı mekanik bir olaydır. Yani omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden çıkmış ve olmaması gereken bir yere doğru yayılmıştır. Burada yani sırtımızdan 10-15 cm. derinlikte ve üstelik omurilik kanalında oluşan bu kıkırdak kaymasına etki yapacak bir ilaç maalesef yoktur. Yani halk arasında düşünüldüğü gibi BEL FITIĞI İLACI YOKTUR. Bel fıtığına verilen ilaçlar sadece ve sadece ağrıyı kesmek ve sinirde oluşabilecek ödemi çözmek için verilir. Asıl mekanizmaya etkileri sıfırdır. Ağrı kesici ilacı alırsınız ve 8 saat kadar ağrınızı keser. Adale gevşetici ilaçların ise (tecrübelerime güvenerek söylüyorum) hiç bir önemi yoktur. Fıtığın iyileşmesine etkisi de yoktur. Yine bel fıtığı hastalarına verilen kortizon içeren ilaçlarda sinirde oluşan ve ağrıya neden olan ödemi gidermek için verilirler. Bazı durumlarda ısıtıcı kremler verilir. Bu kremler bel bölgesine sürülür. Bunlar o bölgede kan akımını arttırarak geçici olarak ağrı hissini azaltmaya yönelik etki yaparlar.

    **Dikkat: Bel fıtığı hastalarında kullanılan her türlü krem, yakı, yağda eritilmiş alabalık, vs.vs. bel fıtığını ortadan kaldırmaz.**

    ** Bel bölgesine yapılan masajın ve kaplıcaların fıtığı tedavi edici hiç bir etkisi yoktur. Yine bunlarda hastalığın belirtisi olan ağrıyı bir kaç saatliğine azaltmaya yönelik uygulamalardır. Tedavi yöntemi değildirler**

  • Bel fıtığı felç edebilir !

    Bel fıtığı ihmal edilirse felce neden olabilir !

    İnsanların yaklaşık % 80’i hayatının en az bir döneminde bel ağrısı yaşar. Bu ağrılar hafiften şiddetliye kadar değişik özellikler gösterebilir. Bel ağrısı bazen bizi öyle bir hale sokabiliyor ki başkasına muhtaç hale bile gelebilir. Bel ağrısının birçok nedeni vardır. Fakat bel ağrısı denilince akla ilk olarak bel fıtığı gelmektedir. Bel fıtığı insanoğlunun yaradılışı kadar eski bir hastalıktır. Bel fıtığı hastalığının başlangıç dönemlerinde hastalık tam olarak tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle bel ile ilgili sorunlar yaşadığımızda bu durum uzun sürerse mutlaka tıbbi yardım almak gerekir. Çünkü bel fıtığı hastalığı ilerlediği dönemlerde felce bile yol açabilir.

    Bel fıtığı, bel kısmında disk adını verdiğimiz alanlarda sinirlerin sıkışması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. İlk önce bel ağrısı şeklinde başlayan hastalık ilerleyen dönemlerde kalçaya, tek veya iki bacağa yayılan ağrı, yürüme güçlüğü, bacakta uyuşma ve güçsüzlük, nadir olarak idrar kaçırma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu şikayetlerle başvuran hastaların beyin cerrahi uzmanı tarafından öncelikle nörolojik muayenesi yapılıyor. Doktor muayene bulgularını ve radyolojik bulguları değerlendirerek hastanın tedavisini planlar. Kesin tanı bel MRI tetkiki ile konuyor.

    Bel ve bacak ağrısı ile beyin cerrahisi doktoruna müracaat eden hastaların büyük çoğunluğu tıbbi tedavi ve yatak istirahati ile sağlığına kavuşmaktadır. Bu şikâyetler ile gelen hastaların % 3 – %5 kadarına cerrahi tedavi gerekmektedir.

    Doktor tarafından ameliyat olması gerektiği söylenen hastaların bir bölümü korku ve güvensizlik nedeniyle tedavilerini geciktirmekte ve daha kötü sonuçlar ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tedavisi zamanında yapılamayan hastalar felç gerçekleştikten sonra ameliyat olsalar dahi şikayetleri ya düzelmemekte yada uzun süre rehabilitasyon uygulamak gerekmektedir.

    Tedavisi geciktirilmiş bel fıtığı sonucu meydana gelen bacak felçlerinin çok büyük bir bölümü tam olarak düzelememektedir ve hayatlarının geri kalan bölümlerine felçli olarak devam etmektedirler.

    Tedavi şekli hastaya göre değişmekle birlikte son dönemlerde uyguladığımız mikrocerrahi teknikler ile yapılan ameliyatlarda başarı oranı çok yüksektir. Hastalar genellikle ertesi gün taburcu edilirler.

    Bu nedenlerle yukarıda saydığım şikâyetlerden birini yaşıyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir Beyin-sinir ve omurilik cerrahına başvurmanızı tavsiye ederim. Sağlık ihmale gelmez….

  • Bel fıtığı ameliyat edilmediğinde…

    Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla
    karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.

    1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık
    gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz
    konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda
    kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.

    2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora
    başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve
    başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması
    gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek
    artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.

    Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol, yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır.

    Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.

    3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin
    başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan
    fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı
    şansı %30 dur.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler

    Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı
    ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.

    Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve
    tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin
    yapılmasıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı
    cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün
    belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.

    Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir
    kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama
    gösterebilir.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;

    1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)

    2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)

    3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)

    4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)

    5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)

    6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)

    7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)

    8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)

  • Ameliyat

    Bel Fıtığı ameliyat edilmediğinde!
    Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla
    karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.
    1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık
    gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz
    konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda
    kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.
    2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora
    başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve
    başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması
    gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek
    artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol
    yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık
    görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla
    olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır. Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi
    yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı
    ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni
    aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.
    3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin
    başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan
    fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı
    şansı %30 dur.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler
    Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı
    ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.
    Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve
    tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin
    yapılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı
    cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün
    belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.
    Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir
    kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama
    gösterebilir.
    Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;
    1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)
    2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)
    3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)
    4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)
    5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)
    6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)
    7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)
    8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)

  • Ağrı ve fıtık

    BEL FITIĞI
    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları
    ağır olabilen bir rahatsızlıktır. · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında
    bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik
    kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı
    olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması
    sonucu oluşan klinik durumdur. · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani
    travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve
    bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir. · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha
    fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir. ·
    Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara
    yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar
    karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma
    şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir
    durumdur. · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü
    bel ağrılarının ancak %1'inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır. · Bel fıtığı
    sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu
    ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı
    kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha
    da ağırlaşmasına neden olabilmektedir. · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında
    omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu
    baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin
    kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana
    getirmektedir. · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya
    L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar
    oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi
    bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler. · Bel ağrılarının bir çok
    nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar
    bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel
    ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma
    korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme
    isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı
    olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel
    fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı
    aracıdır. · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve
    karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel
    fıtığından şüphelenilmemelidir. · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı
    baskı sonucunda bulgu vermektedir. · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli
    tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın
    büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel
    filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır. · İlaçlı bel filmi belden yapılan
    omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit
    etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin
    kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına
    hekim karar verir. · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için
    çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit
    edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın
    büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir. · Ağrı

    yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun
    olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması
    söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman
    içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve
    ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu
    durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir
    tablonun ortaya çikmasina neden olabilir. · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve
    refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir
    medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz. · Bel ağrısı olan
    hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil
    olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında
    genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar
    bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür. · Maalesef bel çektirme olayları karşisında
    istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken
    doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi
    önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için
    alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi
    zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum
    olduğuda unutulmamalıdır. · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının
    güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat
    yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı
    kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı
    olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve
    hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma
    ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir. · İşte bu gurupta olan
    hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik
    tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan
    önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine
    gelmesi amacıyla kullanılmaktadır. · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli
    yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle
    diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem
    sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara
    enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına
    rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık
    olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar
    olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır,
    Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu
    fıtık için uygun olabilmesi gereklidir. · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak
    görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az
    olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı
    ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi
    işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir. · Halk arasında
    cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm
    mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir
    cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya
    çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık
    bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde
    fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut
    fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün
    ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı

    ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan
    birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram
    olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat
    nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan
    faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli
    olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir
    süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis
    tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur.
    Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli
    işlemi yaptırmadığının sonucudur. · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan
    işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan
    bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır. · Tıbbın amacının
    insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu
    unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır. · Cerrahi işlem
    sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi
    şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır. · Cerrahi
    işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın
    tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan
    yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları
    vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik
    yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa
    2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında
    kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup
    kullanılmaya başlanmıştır. · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış
    sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri
    kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir. · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı
    olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır. · Belfıtığı ameliyatı
    olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel
    kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar. · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde
    olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri
    şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.
    OP DR GÖKALP KARAARSLAN

  • Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel fıtığı (lomber disk hernisi) hakkında

    Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.

    Bel Anatomisi

    – Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    – Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    – Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum(sağrı) kemiğinden oluşur.

    – Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    – Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

    – Omurlar birbirlerine önde “disk” dediğimiz yastıkçıklar, arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

    – Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

    – Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir.

    – Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

    – Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    – Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    – Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    – Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    -Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    – Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    – Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

    Bel Fıtığı Nasıl Oluşur?

    Ağır bir yükü kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar.

    Çünkü öyle insan vardır ki 120 kg. kaldırır, hiçbir şey olmaz; öylesi de vardır ki 5 kg. kaldırır, bel fıtığı olur.Kişiye ait faktörlerin başında omur kemikleri arasında bulunan ve disk adı verilen kıkırdaklardaki dejenerasyon gelir. Kâinatta hiçbir şeyin tesadüfe bırakılmamış olması gibi diskin beslenmesi de belirli bir plan ve program dahilinde gerçekleşmektedir.

    Belirli maddeler diskin belirli yerlerinden geçmektedir. Ancak yaş ilerledikçe diski besleyen damarlar da azalır ve yaklaşık sekiz yaşından sonra hiç görülmezler. Bu yaştan sonra diskin beslenmesi diffüzyonla olur. Disklerin ihtiva ettiği su oranı da çocuk yaştan itibaren yavaş yavaş azalmaya başlar. Bir ceninin diskinde su oranı % 90 iken, çocuklarda bu oran % 80’e, yetişkinlerde ise % 50-60’a düşer.

    Neticede disk de giderek küçülür ve yüksekliği azalır. Buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve mikro seviyedeki değişiklikler ile kimyasal değişiklikler ve disk üzerine uygulanan mekanik kuvvetlerin yaptığı dejenerasyon eşlik eder.

    Diske giren oksijen ve besin miktarı giderek azalırken metabolizma artıklarının atılması zorlaşır. Disk zamanla elastikiyetini yitirir, artık kuvvet aktarma ve kuvveti çevre dokularda dengeli bir şekilde yayma görevini yapamaz olur. Diskin içinde bulunan ve tamir görevi üstlenen destek hücrelerinin sayısı da yaş ilerledikçe azalır.

    Tamir olayı zayıflar. Mikro düzeyde bulunan çatlaklar üzerine aşırı yük binince veya kişi yanlış bir hareket yaptığında diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Yani zemin hazır hale geldikten sonra bardağı taşıran son bir damla gerekmektedir ki bu, hafif bir cismi kaldırmak veya sadece öksürmek de olabilir. Bazı ailelerin tüm fertlerinde kıkırdak yapıdaki dejenerasyon nispeten daha erken yaşlarda olmakta, dolayısıyla daha sık ve kolay bel fıtığına yakalanmaktadırlar.

    Öyle aileler vardır ki, dede, baba ve çeşitli yakın akrabaları bel fıtığından ameliyat etmişizdir. Yani kıkırdak yapıdaki dejenerasyonun genetik yönünün olduğu da söylenebilir.

    Hangi Hastalar Ameliyat Edilmelidir?

    Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir. Ancak bazı hastalar vardır ki, mutlaka ameliyat olmaları gerekir.

    Konservatif tedavi dediğimiz cerrahi dışı metodlarla tedavi edilen hasta herşeye rağmen iyileşmiyorsa, yani dayanılmaz inatçı bir ağrıya sahipse ve bu ağrı doğal olarak hayat kalitesinin düşük seyretmesine yol açıyorsa, söz konusu hasta cerrahiye aday demektir. Ne kendisinin ne de çevresinin sürekli ıstırap çekmesine gerek yoktur.

    Bazı hastalar konservatif tedaviyle iyileşirler fakat bir süre sonra rahatsızlıkları yeniden nükseder. Bazen iyi, bazen kötü durumdadırlar. Hastalığı bu şekilde senelerce sürüp giden insanlar vardır. Her rahatsızlık döneminde iş, aile ve sosyal hayatları bundan ciddi şekilde etkilenir ve adeta altüst olur. Bunlar genelde cerrahiden çok korkan hastalardır.

    Bel fıtığı böyle sık nükseden ve özellikle iş hayatlarındaki verim ve kalite ciddi boyutlarda düşen, bu şekilde haftalar boyu normal yaşantıdan kopan kişilerde cerrahi müdahale gündeme gelmektedir. Bu gruptaki hastalara rahatsızlıklarının nedeni teferruatlı olarak anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır.

    Bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarında uyuşma, kuvvetsizlik, bacak adalelerinde zayıflama ve incelme bulunan hastalar da vardır. Sürekli kötüye gitmektedirler. Bunların daha fazla kötüye gitmelerine izin verilmemeli, ameliyatın gerekliliği kendilerine anlatılmalıdır.

    Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtiler varsa o kişi acilen ameliyata alınmalıdır.

    Böyle bir hastada saatlerin hatta dakikaların dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

    Beklendiği takdirde bel fıtığının kendiliğinden iyileşeceği fikri her hasta için geçerli değildir. Bizim uzun yılları kapsayan tecrübelerimiz göstermiştir ki, başarılı bir cerrahi girişim iyileşme sürecini kısaltmakta ve hastalar işlerinin başına genellikle daha kısa sürede dönmektedirler.

    Bel fıtığı değişik tekniklerle ameliyat edilebilir. Ameliyat tekniği fıtığın yeri, büyüklüğü ve sayısına bakarak değişebilir. Doktor MR sonucuna bakarak her hasta için en uygun tekniğe karar verir.

    Başlıca 3 teknik vardır;

    Tam kapalı (endoskopik) yöntem

    Mikrocerrahi (mikroskop altında küçük kesi yeri ile) ameliyat

    Lazer (nükleoplasti) ile çok küçük fıtıkların yakılması

  • Bel fıtığını tanıyalım

    Öncelikle, fıtık sözcüğünün anlamı üzerinde biraz durmak gerekir. Fıtık, esas olarak, kendisine ait olmayan bir bölgeye giren, tecavüz eden, işgal eden organı tanımlamak için kullanılmaktadır. Örneğin göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran diyafragma adalesinideki bir yırtık nedeni ile mide akciğerlerin olduğu göğüs boşluğuna girse bunun adı “mide fıtığı” dır. Yani bir dokunun kendisine ait olmayan bir bölgeye girmesi söz konusudur.

    Bel fıtığı İnsan vücüdunda yaklaşık 33 adet omur vardır. Bunlar boyun, sırt , bel, kalça ve kuyruk sokumu bölgeleri olarak adlandırılmaktadır. Bu bölgelerden kalça (sakrum) bölgesi birbirine bitişik 5 adet omuradan oluşurken, kuyruk sokumu da çok küçük beş ad et (gelişmemiş kuyruk olarak nitelendirilir) omurdan oluşur.

    Diğer omurlar arasında, (ilk birinci omur ile ikinci omur arası hariç) tampon vazifesini gören, disk şeklinde kıkırdak yastıklar vardır. Bu yastıklar yumuşak ve sulu kıvamlı olup, “anulus fibrozus” adı verilen bir kılıf içine yerleşmiş kıkırdak dokudan oluşurlar.

    Bu kıkırdak dokunun kendisine ait bir kan damarı olmadığından zedelendiğinde kendisini tamir etmesi çok güçtür.

    belfitigi 2 Zorlama hareketleri (özellikle öne doğru eğilmişken ağır kaldırma) bu kıkırdak içindeki yapının bozulmasına ve kıkırdağın kurumaya ve sertleşmeye başlamasına neden olur. İçeriden dışarıya doğru basınç yapan ve çevresindeki kılıfı zorlayan iç çekirdek bel ağrısına neden olur. Bazen, kılıfın aşırı zorlanması kılıftan bazı kimyasal maddelerin yayılmasına ve çevredeki sinir dokusunu rahatsız etmesine neden olur ki, bazen bu durum içerideki çekirdek tabir edilen kıkırda kılıfını yırtarak dışarıya çıkmış ve sinir dokusu üzerine bası yapıyormuş gibi yani (öyle olmadığı halde) fıtık oluşmuş gibi bulgular verir. Bu bulgular ne yapılırsa yapılsın bir süre sonra geçer ve hasta bel fıtığının iyileştiğini zanneder. Bel çekme, alabalık sarma ya da akıl almaz bir takım uygulamaların bel fıtığına iyi geldiğinin sanılması işte bu yüzdendir.

    Bel fıtığı 3 Belirli bir zaman sonra kılıf yırtılıp içerideki çekirdek kendisine ait olmayan bölgeye geçtiğinde, yani gerçek fıtık oluştuğunda bel ağrısı geçer ama bacak ağrısı bu kez hastayı çok rahatsız eder. İşte bu durum cerrahi girişim uygulanması gerekli gerçek bel fıtığıdır ve bel ağrısı çeken hastaların kabaca %10 u bu nedenle ameliyata gereksinim duyarlar . Bel fıtığı tedavisinde kemiklerin birbirlerine vidalanması gibi bir tedavi yöntemi söz konusu değildir. Kemiklerin birbirlerine bağlanması konusu tamamen ayrı bir konudur ve bir başka yazının konusu olacaktır.

  • Bel fıtığı olan hastalar için rehber

    Bel fıtığı tanımı insanlar arasında disk kayması olarak tanımlansa da aslında omurlar arasında yerleşmiş olan yastığın merkezindeki yapının kapsülünü yırtması ile oluşan durumdur. Bu rehber bel fıtığının nasıl ve neden olduğunu, bel fıtığının belirtilerini, hastanın tedaviden neler beklediğini, doktorunuzun elinde bulunan alternatif tedavilerini size sunmak içindir.

    Bel fıtığı oluşumu: İnsanlarda omurgada toplam 23 disk bulunmaktadır. Bunlardan beş tanesi bel bölgesinde bulunur. Bel bölgesinde kuvvetin en çok yüklendiği dördüncü ve beşinci omurlar arasındaki yastıkçık en sıklıkla etkilenen yastıkçıktır. Bu yastıkçık kollajenden oluşan bağdokusundan meydana gelmiştir. Yastıkçık merkezinde jelatine çekirdek, bunun etrafını ise yoğun kollajenden oluşan disk sarar.
    Normalde sağlıklı insanlarda bu yastıkçık koşma, atlama, ağır yük kaldırma anında bele gelen yükü süspansiyon gibi emer. Otuzlu yaşlarda suyunu kaybeden ve kollajen yapısında bozulmalarda diskte kırılmalar olur. Bu kırılmalar öncelikle sebepsiz bel ağrıları halinde tespit edilir. Ters bir hareket veya ağır yük kaldırılması ile ortadaki jelatine oluşum çevresindeki diski arkadan yırtar ve omurilik kanalındaki
    bacaklara, ayaklara giden sinir köklerini omurilik kanalında veya sinir kökünün kanaldan çıktığı dar açıklıkta baskıya uğratır. Bu baskı ile oluşan hastalık haline bel fıtığı denir.

    Bel fıtığı neden oldum? Beslenmekle ilgisi var mıdır?

    On iki yaşına kadar elastikiyetini koruyan omurga ergenliği takiben omurgada yirmili yaşlara kadar gerçek boyut ve gücüne ulaşmış olur. Yaşın ilerlemesi ile yastıkçıkta yükseklik azalması, omur içine doğru şişkinlik, omurga kanalındaki bağda bası olmaktadır. Ağır yük kaldırma, boşta bulunup gövdeyi ani döndürme, merdivenden düşme diskte yırtılmalara neden olur. Omurganın uygunsuz hareketi nedenlerden biridir.

    Risk faktörleri:
    -Yaşlanma
    -Geçirilmiş bel travması,
    -Ağır işte çalışma,
    -Fazla kilo, sedanter hayat
    -Kötü oturuş şekli,
    -Ağır sporlar