Etiket: Bebek

  • Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Yaşamın ilk altı ayı anne sütü ile beslenen bebeklerde, altıncı aydan sonra ek besinlere geçiş dönemi ‘weaning’ olarak adlandırılmaktadır. Bebeğe anne sütü yanısıra, yarı katı ve katı gıdaların verildiği, tek başına anne sütü ile beslenmenin kesildiği bir dönemdir. Tabi ki beslenme yaşamın her döneminde önemli olmakla birlikte, özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu ilk iki yaşta çok önemlidir. İlk altı ay bebeğin protein ve enerji ihtiyacını anne sütü tamamiyle karşılamaktadır. Büyüme gelişmenin hızlı devam ettiği altı ay-iki yaş sürecinde, bebeğin protein ve enerji ihtiyacının karşılanması için anne sütü yanısıra, ek besinlere ihtiyaç vardır.

    Altıncı aydan sonra anne sütüne ilaveten, bebeğin fizyolojik gelişimine uygun ek besinler başlanmalıdır. Her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren birtakım ipuçlarından faydalanmak gerekmektedir.

    Ek besinlere başlama zamanını gösteren ip uçları nelerdir?

    Bebeğin ısırma, çiğneme ve yutma koordine hareketlerin başlaması, ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması, başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi, herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi, parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi, yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, yiyecek verilince ağzını açması, diş çıkarmaya başlaması gibi sıralanabilir. Bu sürece başlamada annenin hazır ve istekli olması da önemlidir.

    Ek besinler hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

    Ek besinler hazırlanırken en önemli konu, enfeksiyon riskinin azaltılmasıdır. Bu da öncelikle besini hazırlayan kişinin el yıkaması ile başlar. Yemek hazırlamadan ve yedirmeden önce, bebeğin altı değiştirildikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra ve dışarıdan geldikten sonra mutlaka sabun ve su ile el yıkanmalıdır.

    Ek gıdaların hazırlandığı kapların temizliği de çok önemlidir. Kullanılan kapların temizliğini sağlamak için bu kapların kolay yıkanabilen çelik, cam ve porselen olmasına dikkat edilmelidir. Plastik kaplar kullanılmamalıdır. Biberon temizliğinin zor olması ve ishal riskini artırması nedeniyle tercih edilmemelidir. Meyve püreleri için cam rende kullanılması, çelik rendeye göre vitamin değerlerinin daha az kaybolmasına yardımcı olacaktır. Besin hazırlanırken kullanılan kapların yüksek ısılarda yıkanması ve etkili durulanması hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlilikten korunmak için gereklidir.

    Besinlerin bol suda yıkanması ve besinlere uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması gerekir. Yıkanmış ve soyulmuş sebzeler pişirildikten sonra oda ısısında iki saatten fazla bekletilmemeli, eğer daha sonra tüketilecek ise buzdolabında saklanmalıdır.

    Ek besinlerin miktarı, kıvamı ve beslenme sıklığı nasıl olmalıdır?

    Ek gıdaların, başlangıçta püre kıvamında, sekizinci aydan itibaren partiküllü (pütürlü) ve elde yiyebileceği gıdalar olması gerekmektedir. Partiküllü (pütürlü) gıdaların, onuncu aydan daha sonra başlanan bebeklerde, ileriki dönemlerde beslenme sorunları gelişebilmektedir. Beş yaşına kadar çocuklara sert ve küçük (fındık-fıstık-leblebi) yiyecekler akciğerlere kaçırma (aspirasyon) riskinin yüksek olması nedeniyle verilmemelidir.

    Beslenme sıklığı her çocuğun iştahına ve isteğine göre değişmekle birlikte genel olarak, 6-8 ayda 2-3 ana, 1-2 ara öğün, dokuz aydan sonra da 3-4 ana, 1-2 ara öğün önerilmektedir. Anne sütü alan bebekler, aralarda bebek istediği zaman emzirilir.

    Ek besinlerine ilk geçildiği dönemde her besin üç gün kuralı ile miktarı artırılarak verilmeli, daha sonra her öğünde 1-1/2 kase olarak verilmelidir. Bebeğimizde büyüme geriliği var ise, tüketilen ek besinlerin kalori hesapları yapılarak beslenme düzenlenmelidir.

    Ek besinlerin içeriği nasıl olmalıdır?

    Besin içeriği ilk günlerde veya 1-2 hafta tekli besinlerden oluşmalıdır. Daha sonra ana öğünlerde her besin grubundan gıdanın yer alması gereklidir. Karbonhidrat (tahıl, bulgur, pirinç,un vb), protein (et, kuru baklagil vb), kalori (yağ), vitamin-mineral (tahıl- meyve,sebze) içeriği açısından dengeli olması gereklidir.

    Ek besinlerin mevsimine uygun. sebze ve meyvelerden seçilmesi, konserve, dondurulmuş-paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları ve kolalı içeçekler, içine boya ve tatlandırıcı katılmış besinlerden kaçınılması gereklidir. Her ek gıdanın evde hazırlanması gerekmektedir.

    Yemeklerin günlük pişirilmesi, etlerin, sebzelerden ayrı basınçlı (düdüklü tencere) pişirilmesi, yumurtanın katı pişirilmesi gereklidir. Hazırlanan besinlerin oda ısısında 2 saatten fazla bekletilmemesine dikkat edilmelidir.

    Allerjen olduğu için yumurtanın beyazı 12. Aydan sonra başlanmalıdır. İnek sütünün demir içeriğinin düşük olması, alerji ve barsak sisteminde kanamaya yol açabileceği için 12. Aydan sonra başlanmalıdır. Keçi sütü de aynı özellikleri taşıdığı için tercih edilmemelidir. Çay ve bitki çayları, bal, reçel, yağlı balıklar 12. Ayı tamamladıktan sonra verilmelidir. Ek besinler hazırlanırken tuz ve şeker kullanılmaması, besinleri doğal tadı ile öğrenmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak tat arayan bebeklerde dokuzuncu aydan sonra çok az miktarda eklenebilir.

    Aylara göre hangi ek besinler önerilir?

    6-7 ay; Yumuşak, yarı sıvı, tekli besinler; meyve; püre veya suyu (elma-şeftali-armut-muz…), Yoğurt, Sebze, püre (patates, havuç,kabak…), 7-8 ay; İki çeşit besin içeren ikili karışımlar; yoğurt çorbası, tarhana çorbası, meyveli yoğurt, etli sebze. Ayrıca yumurta sarısı ve beyaz peynir ve birde tahıl içeren kahvaltı verilmeye başlanır. 8-9 ay; Üç veya daha fazla besin içeren çoklu karışımlar verilebilir; sebze çorbaları, köfte, dolma, kuru baklagiller, balık, tavuk…

    Bebekler bir yaşından itibaren, sağlıklı ve dengeli olmak şartıyla aile sofrasından beslenebilir.

  • Anne sütü ve emzirmenin faydaları

    ANNE SÜTÜ HEM ANNELERİ HEM DE BEBEKLERİ KORUYOR

    Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Derneği, Avrupa Pediatri Derneği gibi çocuk sağlığı ile ilgili kuruluşların hepsi son günlerde anne sütünün önemi üzerinde duruyor. Bebeklerin gelişiminde önemli rol oynayan anne sütü,çocukların ileri yaşlarında ki başarılarını etkilerken, anneleri; kanserden ve diyabetten, bebekleri ise; alerji ve enfeksiyonlardan koruyor.

    Her yıl, 823.000 çocuğu ölümden, 20.000 anneyi meme kanserinden koruyan ve çok önemli besin kaynağı anne sütünün önemine değinen Çocuk Sağlığı Hastalıkları Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony şöyle konuştu: ‘Anne sütü alan bebeklerin, ilk 6 ay anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Aylık rutin kilo ve boy ölçümleriyle bebeğin büyümesinin takip edilmesi gerekir. Aya göre beklenen büyüme gözleniyorsa, 6. Aya kadar sadece anne sütüyle beslenmelidir. 6. aydan sonrada, anne sütüne aynen devam edilirken ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünün hem bebeğe, hem emziren anneye, hem de çocuğun ileriki yaşlarında da başarılarına katkısı vardır.

    Anne sütünün öneminin, yıllardır hep konuşulduğunu, uzun vadede özellikle ileri yaşlara etkisini içeren birçok çalışma yapıldığını belirten Akpınarlı; geçtiğimiz ay Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan bir makalede, anne sütünün özellikle ileriki yaşlarda başarıya olan etkisinin önemine değinildiğini söyledi.

    ‘Erkek Bebek Emziren Annelerin Sütleri, Kız Bebek Sahibi Annelerden Farklı’

    ‘Anne sütünün kişiye özel dizayn edilmiş çok özel bir ilaç’’ gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, her annenin sütünün bebeğine özel olduğunu, bu özelliklerin besin değerleri, miktarı, savunma sistemi ve doğuma kadar geçen gebelik süresine göre değiştiğini söyledi. Prematüre doğuran annelerin sütlerinin, zamanında doğuran annelerden farklı olduğuna değinerek, erkek bebek emziren annelerin sütlerinin, yine kız bebek sahibi annelerden farklı olduğunu sözlerine ekledi.

    Emzirmenin Anneye Faydaları:

    Anne ile bebeği arasında çok kuvvetli bir bağ oluşturur.

    Süte ulaşımı kolaydır, annenin mama hazırlama, biberon temizleme gibi zahmetleri yoktur.

    Emziren annenin kalp damar hastalıkları azalır.

    Annenin Tip 2 diyabet riskini düşürür.

    Annenin meme ve över kanseri riskini azaltır.

    Annenin doğum sonu depresyonunu azaltır.

    Annenin kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonlarını azaltır.

    Annenin Multiple scleroz ataklarını azaltır.

    Emzirmenin Bebeğe Faydaları

    Uzun süre anne sütü alan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı hastane yatışları ve ölümler çok daha azdır.

    Anne sütü alan çocuklarda kulak enfeksiyonları daha azdır.

    Besin Alerjileri ve diğer alerjiler daha azdır,

    Dişler ile ilgili ortodontik problemlerin daha az olduğu,

    Çok daha zeki olurlar bu da ileriki yaşlarda ki başarılarını etkiliyor

    Anne sütü alımı ileriki yaşlardaki obeziteyi diyabet gelişimini engelliyor,

    Emzirmenin Bebek Büyüyüp Erişkin Olduğundaki Dönemdeki Sağlığına Ve Başarısına Faydaları

    Anne sütü alanlarda ileriki yaşlarda kanserler ve kronik hastalıklar daha az görünür,

    Anne sütü alanlarda bazı ruhsal hastalıklar daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda hiperaktivite ve otizm daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda zeka puanları daha yüksek oluyor ve sosyo – ekonomik alanda kendilerini daha iyi geliştiriyorlar ve daha iyi kazanç sahibi oluyorlar

    Sosyal eşitsizlikleri azaltan bir etkisi var

  • Pişik nasıl önlenir ? Anne babalara küçük ipuçları…

    Pişik yaz aylarının gelmesiye bezi olan bebeklerin kabusu olabilmektedir.

    Pişik genelikle bezin bağlandığı bölgelerde kasıklarda popo ve diğer bezin kapattığı alanlarda görülen cildin tahriş olmasıdır. Özellikle altları sık değiştirilmeyen ıslak kalan bebeklerde idara ve dışkıda bulunan amonyak deriye teması halinde oluşur. Bunlarla birlikte bezlerin yıkandığı sabun tozu ve deterjana karşı oluşan alerji ve bağlanan bezin kenarlarında deriye temas eden bölgelerinde de pişik gelişebilir.

    Pişikler kırmızı üzerinde noktasal görünebildiği kadar içi oyuk halinde de daha ileri çeşitleri görülebilir.Hijyene dikkat etmek, uzun süre ıslak kalmasını engellemek gereklidir. Bunun yanı sıra bebek tenini nemden koruyan hazır bezler kullanmaları tercih edilmelidir.

    Pişik oluşmasını engellemek için ; Bebeği altı düzenli aralıklarla değiştirilmeli

    Bebeğin altı biraz havalandıktan sonra bezi yeniden takılmalı, Her bez değiştirildiğinde ıslak mendille temizliği yapılmalı,

    Deri kıvrım yerleri ıslak ve nemli olmamalı, koruyucu pişik kremi kullanılabilir.

    Ya da bebek pişik olduğunda neler yapılabilir?

    Uzun süreli altını açık bırakmak gerekecek, koruyucu pişik kremi kullanılabilir,altını sıkı bağlamamak gerekir.

    Pudra kullanmayın, naylon çamaşır giydirmeyiniz.Devam bir durum alırsa hekim kontrolünden mutlaka geçmeli çünkü mantar oluşma ihtimali vardır.

    Doğa yağlardan oluşan süt ürünleri, soya yağı, badem yağı gibi içerikli temizleme mendilleri tahriş oluşumunu azaltabilir. Pişik kremleri bebek cildin üzerine bariyer yaparak pişik gelişimini engeller.

    Temizlik mendilleri ve diğer ürünler bebek cildi Ph sı ile uyumlu olmalıdır. Allerjen içerikle sahip , kimyasal madde, alkol ve boya maddeleri içermemelidir.Çünkü bebek cildi ince ve hassas olduğu için tahriş olmaya ve enfeksiyon olmaya yatkındır.

  • Riskli bebek nedir,bebeğim riskli mi? Nasıl anlarım?

    Riskli bebek kavramı, sağlık literatürüne son yıllarda girmiştir. Riskli bebek tanımına, gebelik, doğum süreci veya doğumu takibeden yaşamın ilk ayında (neonatal dönem) santral sinir sistemini etkileyebilecek çeşitli olumsuz olaylara veya hastalıklara maruz kalmış bebekler girer. Örneğin, gebelikte geçirilmiş ağır bazı enfeksiyonlar, düşük tehdidi, erken (prematür) ve düşük doğum ağırlıklı doğmuş bebekler, zor doğmuş, doğum esnasında kordon dolanması vb. sorunlar yaşamış, doğum sonrası nefes almakta güçlük çekmiş veya yenidoğan yoğun bakımına uzun süre ihtiyaç duymuş bebekler, ilk ayda nöbet geçirenler, uzamış sarılık nedeni ile kanı değişenler veya uzun süre fototerapi gören bebekler, sepsis (kan zehirlemesi) veya menenjit geçirenler hep bu grupta kabul edilirler.

    Riskli bebeklerin, normal yaşam sürecine adaptasyonu diğer bebeklere göre daha yavaş ve geç meydana gelir, sıklıkla beslenme, uyku düzeni problemleri yaşarlar, bir kısmı aşırı gevşek olabilir.

    Riskli bebeklerin takibinde çocuk nörolojisi doktoru belli periyotlarla hastayı izler, gerekli tetkikleri planlar, bazı durumlarda çocuğun erken rehabilitasyon veya diğer tıbbi gereksinimlerini koordine eder.

    Riskli bebek olması mutlaka hastalıklı veya engelli bir çocuk olacağı anlamına gelmez, riskli bebeklerin önemli bir kısmı normal çocuklar olarak yaşamlarına devam ederler.

  • Çocuk nörolojisi uzmanı kime denir? Hangi durumlarda başvurulur, sizi ve çocuğunuzu neler bekliyor?

    Çocuk Nörolojisi, yaşamın ilk gününden itibaren bebekler ve çocuklarda görülen nöroloji ile ilişkili hastalık ve belirtilerle ilgilenir. Çocuk sinir sistemi, erişkinden bazı önemli farklılıklar gösterir, bunlardan en önemlisi bebek ve çocuklardaki beyin ve diğer sinir sitemi organlarının henüz tam gelişmemiş olması ve gelişmesinin devam etmesidir. Bu nedenle erişkin beynine göre hastalıkları ve hastalık belirtileri de farklılıklar gösterir.

    Çocuk nörolojisini ilgilendiren başlıca belirti ve işaretler şunlardır: Bebek ve çocuklardaki gelişme gerilikleri, özellikle riskli bebek olarak kabul edilen erken doğum ve düşük doğum ağırlığı ile doğmuş, çoğul gebelikten doğmuş veya zor doğum yaşamış bebeklerin takibi, hareketlerin kısıtlı veya az olması, yürüme ve diğer motor gelişmelerde gecikmeler,kaslarda belirgin yumuşaklık veya sertlik, istem dışı el, kol, bacak hareketleri olması, şuur kaybı veya dalmalar, ateşli veya ateşsiz nöbetler, yıllar içerisinde ortaya çıkan yürüme bozuklukları, konuşma ve dil bozuklukları, migren ve diğer başağrıları, ciltte lekelerle birlikte görülen nörolojik hastalıklar, omurilik felci, doğumda zorlanmaya bağlı omuz felci, yüz felçleri, ailevi geçişli nörolojik hastalıklar, Down snedromu vb. nörolojik bulgulu genetik bozukluklar şeklindedir.

    Çocuk nöroloğu, bu hastalıklar yönünden başvuran bebek veya çocuğu ailesi ile birlikte değerlendrimeye alır. Çocuğun muayeneye getirilirken eğer bebek ise karnının doyurulmuş ve altının temiz olması görüşme ve muayenenin sağlıklı olması açısından önemlidir.

    Çocuk nöroloğu, aileden hastalık veya belirtilerle ilgili hikayeyi dinleyerek bazı kendince önemli konularda sorular sorar. Daha sonra gelişimsel ve nörolojik muayenesi yapılır. Bulgulardan yola çıkarak bazen bir takım testler istenir. Bu testlerden çıkacak sonuçlarla aile ile tekrar görüşülüp belirtilerin bir sebebi olup olmadığı, bir tanısı varsa hastalık veya sendrom adı paylaşılır. En son olarak nasıl bir tedavi veya yol izleneceği aile ile paylaşılır, ailenin soruları varsa onlara cevap verilir. Sıklıkla hasta izlemeye alınır ve konrollerle takip edilir.Çocuk nörolojisinde sinir sisteminin daha gelişmsel evresini tamamlamamış olmasından dolayı, tanı bazen kolaylıkla konabilirken bazende hemen tanı konamayabilir. Bazı durumlarda çocuk gelişimsel izleme açısından takibe alınır, bazı testler, gelişim testleri, nörometabolik veya kimyasal testler, bilgisayarlı beyin aktivitesi kayıtlama (EEG) , sinir ve kaslarını ölçme (EMG) veya beyin görüntüleme (kafa ultrason, beyin MR veya BT) istenebilir. Çocuk nörolojisini ilgilendiren hastalıkların bir kısmı uzun yılar takip gerektiren ve tedaviler gerektiren durumlar olabilir; örneğin Spastik çocuk, epilepsi veya kas hastalığı gibi.

  • Bebek giysileri nasıl yıkanmalıdır ?

    Bebek cildinin özelliği farklı mıdır?

    Yeni doğan bebekte vücudu zararlı etkilerden koruyan yararlı mikroorganizmların oluşturduğu cilt florasıhenüz oluşmamıştır. cilt Ph’ı normal insanda 5.5 iken bebeklerde 6.8’dir. Aynı zamanla deriyi örten keratin tabakası bebeklerde tam değildir.

    Keratin tabakası bebeklerde 2 aylıktan sonra gelişmeye başlar.Bu özellikler asidik özelliği az, florası oluşmamış ve keratin tabakadan yoksun olan bebek cildinin erişkin insanlardan daha fazla mikroplara ve kimyasallara karşı hassas olduğunu açıklar. Bebek cildine temas eden giysilerin yıkanması, ısı derecesi ektra dikkat gerektiği gibi, deterjan seçimi, cilt kremleri, şampuanlar, yumuşatıcılar, giysiler ve bebek bezleri, ıslak mendiller dahi özenle seçilmelidir. Özellikle alerjik bünyeli bebeklerde bu özen yararlıdır.

    Astım, saman nezlesi, alerjik cilt döküntüleri ailede, yakın akrabalarda var ise bu bebeğin alerjik bir yapıya sahip olma olasılığı daha yüksektir. Zamanla giysiler, şampuanlar, bebek bakım kremleri, bezler, deterjanlar ile tetiklenen bebek egzaması, sık diaper dermatit (pişikler vs), cilt yapısını daha somut ortaya koyacaktır.

    Bebeğinizin giysilerini yıkarken nelere dikkat edilmedir?

    Üretim, boyama süresince giysiler kimyasallara maruz kalmıştır. Bu riskleri ortadan kaldırmaya yönelik olarak

    Yeni alınan bebek giysilerini mutlaka yıkayın.

    Paraben ve fitolat içerikli olanlara mümkünse kulanmayınız.

    Giysilerin bileşimine göre hazırlanmış yıkama talimatlarına uygun hareket edin ve naftalin gibi kimyasal giysi koruyucular kallanmayın.

    Bebek giysileri küçük parçalardan oluştuğu için çamaşır yıkama filesi almanız sizin için uygun olacaktır. Böylelikle kolayca kaybolan çorap ve eldivenler bu seferde makine içinde sıkışıp kaybolmayacaktır.

    Yıkama öncesi lekenin cinsini özellikle saptayın ve ona göre yıkama programı uygulayın. Kurumuş, sertleşmiş mama, ek gıda ile veya bebek bezinden sızıp elbiselere bulaşmış bebek dışkıları çıkması zor lekeler olduğundan lekelerin tortusunu diş fırçası ile kabaca alabilir, bir miktar ılık suda deterjanla birlikte 30/60 dk beklettikten sonra da yıkamada daha başarılı olursunuz. Son yıllarda yıkama öncesi bu lekeler üzerine dökülen çözücüler etkili bir çözüm sunmaktadır.

    Yıkamadan önce renklilerle, beyazların farklı derecelerde yıkanabilmesi, renk solması ve boyaması olmaması için ayırmalısınız.

    Özellikle bebek bez bölgesi çamaşırları ile üst giysilerini hijyen açısından mümkünse ayrı yıkayın.

    Marka etiketleri bebeğin cildini tahriş edebilir çıkarmayı unutmayın.

    Çamaşır makinesini çok doldurmayın.

    Lekeleri en güzel şekilde çıkarabilmek için giysilerin kendi üzerinde bulunan yıkama önerilerinin izin verdiği en yüksek derecede yıkayın.

    Bebek giysileri üzerindeki deterjan atıklarının tam geçtiğinden emin olmak için ikinci kez durulama yapın.

    Sürekli düşük yıkama derecelerinde uzun süre kullanılan çamaşır makinelerinde ve bebekler için şiddetli enfeksiyonlara neden olabilecek mikrop kolonileri oluşturabilir. Daha yüksek derecelerde yıkama yapmanız, durulama sayısını arttırmanız, makinenize bakım ve temizlik yaptırmanız böyle durumları önleyecektir.

    Yıkama ve kuruma önemlidir?

    Yıkanırken temizlenen tozlar, kimyasalllar ve bakteriler kurutma esnasında yeniden çamaşırlara bulaşır.

    Kıyafetleri kurutmak için açık hava en uygundur ancak gerek kirli, soğuk, nemli hava gerekse balkonu uygun olmayan bahçesiz evlerde bu her zaman mümkün olmadığından kurutma makineleri hayatımıza girmiştir.

    Birçok aile kurutucunun bebek cildine zararlı olabileceğinden ya da küçük olan bebek giysilerinin daha da küçüleceğinden endişe eder, ancak bu çok nadir bir durumdur. Daha azaltılmış ısı dereceleri ile kurutma, taze bir koku ile birlikte zararsız seçim olacaktır.

    Bebek giysileri nasıl yıkanmalıdır?

    Yıkama için kullanılan sabunlar hatta parfümler erişkinler için dahi alerjik olabiliyorken bebeklerde bu risk daha fazladır. Ayrıca bebeklik döneminde kullanılan bu kimyasal maddelerin, yıllar sonra zararlı etkilerini gösteren bilimsel çalışmalar vardır. Bu nedenle sabun, çamaşır suyu, yumuşatıcı, ağartıcı maddeler ve cilt tahrişleri yapan parfümlerden kaçınmak gerekiyor.

    Yeni ebeveynlerin çoğu bebeklerinin giysilerini yıkamak için özel deterjanlar kullanmaktadır. Hangi deterjanı alacağınız kişisel tercihinizdir.Bununla birlikte ailede alerji, hassas cilt öyküsü, bebekte egzama, temas dermatiti ailelerin tercihini belirlemektedir.

    Bazı deterjanlar güzel bebek kokuları ihtiva eder. Bu koku seçenekleri de ailelere cazip gelmektedir. Ancak çoğu ebeveynde bu deterjanların koku ve kirleri çıkarmakta yetersiz olduğunu söylerler ve ön yıkama gerektirdiğini ifade etmektedirler.

    İkinci seçenek bebeklerin ciltlerine özel kokusuz deterjanlardır ve ciltte tahriş yapma ihtimalleri çok azdır. Etkinlikleri kokulu deterjanlardan daha fazladır.

    Diğer bir çamaşır deterjanı seçeneği, bebeğe spesifik olmayan kokusuz deterjanlardır. Eğer ki giysilerin temiz olmasını isterseniz ve bebeğiniz alerjik, hassas cilt yapısına sahip değilse bu güzel bir seçimdir. Mama lekelerinde özellikle en etkili tercih olacaktır.

    Sıvı deterjanlar çamaşırların içine daha rahat işler ve doygunluğa ulaşır, bu nedenle temizleme etkinliği, toz deterjanlara oranla daha fazladır.

    Mikroplar kaç derecede yok olur?

    Giysileriniz baktığınızda tertemiz görünebilir. Ama bu tam temizlendiği anlamına gelmez. 40°C sıcaklık üstünde yıkamalarda dahi yaşayabilen bakteriler vardır.

    Isı artıkça giysilerin solma, boyama, çekme ihtimali arttığı gibi, mikropların yok edilme olasılığı da artar. 60°C’nin üzerindeki yıkama dereceleri pamuklar dışındaki çamaşırlar için sadece zarar anlamına gelir.

    Hassas giysilerde 30-40°C sıcaklıkta ön yıkama, tekrar yıkama ve fazladan mikroplara yönelik nispeten daha iyidir.

    Hava kirliliği, sağlıksız katkı maddesi içeren besinler ve aşırı hijyenin tetiklediği alerjilerdir. Temiz olmasına özen gösterdiğimiz giysiler kadar bebek ve çocuklarımızın maruz kaldığı kimyasallardan sakınılmalıdır.

  • Bebeklerde gaz sancısı nasıl düzelir?

    Bebeklerde gaz sancısı nasıl düzelir?

    İyi beslene hiçbir sorunu olmayan bir bebek neden ağlar?

    Kolik , gaz sancısı ve bağırsak gazı tüm bebeklerde görülebilir.

    Normal sağlıklı olan haftada en az 3 gün süren ve hergün 3 saatten fazla ağlama krizleri infantil koliktir. Kolik bir sinirlilik halidir. Yeni doğan bebeklerin pek çok konuda kapasiteleri düşüktür. Bu yediklerini hazmetme konusunda da geçerlidir. Tek besini anne sütü olan bebek annesini emdikçe laktoz tüketmiş olur, laktoz bebeğin yegane besin kaynağıdır. alar, hazmettirir. Bebeklerde yeterince bu sütteki besini parçalyacak enzim yeterli gelmeyebilir. Bu nedenle bir çok bebekte bağırsak gazı oluşur.

    Başını omzunuza yaslayın ve minik darbelerle vurun!

    Bebek annesini emerken her iki göğüs arasında ve emzirme bittiğinde gazı çıkartılmalıdır.

    1-Bebeğin sanki etrafı seyrediyormuş gibi başını annenin omzuna yaslaması ve bu sırada annenin, bebeğin iki kürek kemiği arasına el ayasıyla minik darbelerle vurmasıdır.

    2-İkinci yöntemse, bebeği dizüstü yatırıp yine iki kürek kemiği arasına el ayasıyla minik darbelerle vurmaktır.

    Bebeğin gazının oluşacağı durumlar

    Bebeğin süt şekeri olan laktozu zor hazmedebilmesinin dışında, telaşlı ve sık emme olabilecek sırasında hava yutması, annede belirgin bağırsak gazı olması ya da bağırsak gazına neden gıdalar tüketmesi durumunda da bebeğin kolaylıkla gazlandığı görülür.

    Bebeğin gazı çıkartmasına yardımcı olmanın yanı sıra bebek sırtüstü yattığında bebeğe bisiklet çevirir gibi pasif bacak hareketleri yaptırmak,

    bebeğin emme anında hava yutmasını engellemek,

    bebeğin karnına sıcak bez koyduktan ve karnı ısındıktan sonra uygun masaj yağıyla masaj yapmak.

    Bu amaçla hazırlanmış, içeriği sadece kimyon olan masaj merhemi eczanelerde bulunmaktadır. Annenin sigara, koyu çay ve kahve, bakliyat, karpuz, kavun, mayalı hamurlar gibi bebeğin gazlanması ve keyfinin kaçmasına neden olacak gıdalardan kaçınması gerekir.

    Kolik ağrısı ne zamana kadar sürer?

    Bebek genelde 3 haftalık olduğunda kolik krizleri başlar ve en fazla üç aylık olana kadar devam eder. Genelde bu krizler akşamüzeri saatleri ve gece olur, bebek saatlerce ağlar.

    Bebek anne ve babasına doğum sancısını tekrar yaşatır ve bebek evdeki varlığını herkesin beynine kalıcı olarak işler. Bu huzursuzluğun sebebi yeni doğan bebeğin gelişiminin tam olmamasıdır. Bebeklerin beyni ilk aylar içerisinde çok aktiftir, beyinde beyin hücreleri mevcuttur amahücreler arasındaki bağlantılar yeni yeni oluşmaktadır.

    Yeni doğan bebekler çevrelerindeki uyaranları süzmekte zorlanırlar. Erişkinler kol saatinin cilde uyguladığı basıncı isterlerse hissedebilirler, caddenin gürültüsünü duymamazlıktan gelebilirler. Bir bebek beyni bu uyaran süzme kapasaitesini çok iyi gösteremez ve sonuçta tüm gün boyunca çevresinde oluşan uyarıları düzenlemediğinden akşam üzeri huzursuz olur. Sıcak günlerde otomobille tur atmak, uzaktan ritmik ses çıkarak saç kurutma makinesi ya da aspiratör çalıştırmak, bazı ritmik müzikler dinletmek bebeği sakinleştirebilir. Kolik krizleri ile baş etmek için hekim görüşü almak şarttır.

    Anne adayı için beslenme önerileri

    Loğusa her gün en az 3 litre olmak şartıyla bol sıvı almalıdır. Hoşaf ve komposto gibi içeceklerle, minerallerden zengin kuru kayısı ve kuru erik tüketilmelidir. Sabahları her gün bir yumurta yenmelidir. Vücudun üretemediği ve gıdalarla alınması gereken tüm protein ögeleri yumurtada mevcuttur.Peynir, reçel, bal, domates ve maydanoz sabahları mutlaka tüketilmesi gereken çeşitlerdir.

    Her gün et tüketilmelidir: Balık,hindi,kuzu eti ihmal edilmemelidir.

    Makarna ve abartılı olmayan miktarda yoğurt tüketilmelidir.

    Üzüm,mandalina,armut,şeftali,kayısı,kiraz,malta eriği, Trabzon hurması çiğ olarak tüketilebilecek meyvelerdir.

    Salata olarak domates, marul, maydanız, dereotu, semizotu ve mısır tercih edilmelidir.

    Taze fasulye, ıspanak, semizotu, kabak, bezelye, bamya ve enginar, bol bol tüketilmesi gereken sebzelerdir.

    Hem annede hem de bebekte bağırsak gazı ve de kabızlık oluşmaması amacıyla annenin tüketirken dikkat etmesi gereken gıdalar şöyledir: Süt ve sütlü tatlılar (sütteki laktoza karşı hassasiyet varsa yoğurt ve peynir dahil), gazlı içecekler, alkollü içecekler, bakliyat, soğan, soya, turp, brokoli, her tür lahana, karnabahar,patlıcan, elma, muz, karpuz,kavun, havuç, ramazan pidesi gibi mayalı hamurlar, kereviz ve salatalık.

  • Anne sütünün faydaları

    Anne sütünün faydaları

    İçerdiği protein, karbonhidrat ve yağ, vitamin, mineral miktarı ile anne sütü bebeklerin tüm gereksinimlerini altı ay boyunca tek başına karşılayabilen harika bir besindir.

    Anne sütü hangi hastalıklara karşı korur?

    Enfeksiyonlar ( kulak iltihabı, ishal, solunum sistemi enfeksiyonları, menenjit, idrar yolu enfeksiyonları, apandisit)
    Allerjik hastalıklar
    Ani bebek ölümü
    Erken doğan prematür bebeklerdeki barsak hastalıkları (Nekrotizan enterekolit)
    Kognitif gelişme, rutin aşılara antikor yanıtı ve görme keskinliği gelişmesi daha iyi olmaktadır.
    Ayrıca bebeklik çağında yeterli süreyle anne sütü almış erişkinlerde lenfoma, lösemi, multipl skleroz, diabetes mellitus, kronik karaciğer hastalığı, ülseratif kolit, obesite, Crohn ve çölyak hastalığı riski azalmaktadır.

    Etkili emzirme nasıl olur?

    Memeye iyi yerleşen ve etkili emen bir çocuk areola ( meme başı ve etrafındaki kahverengi halka) ve alttaki meme dokusunun çoğunu ağzına almıştır. Meme başı ile birlikte ağza alınan areola ve meme dokusu damağa doğru uzanınca bir emzik oluşturur. Bebek meme başından değil bu meme dokusundan emer. Dil önde, alt dişetlerinin üzerinde ve laktiferöz sinüslerin altındadır. Alttan meme başını sarmalıyor şekildedir.

    Etkili emen bir bebekte; Bebeğin ağzının geniş açık olduğu, alt dudağının dışa dönmüş olduğu, çenesinin memeye dokunduğu, yanaklarının yuvarlak ya da annesinin memesine doğru düzleşmiş olduğu, ağzının üzerinde ve altında görülen areola büyüklüğü karşılaştırıldığında; ağzının üzerinde daha fazla, altında daha az aleora bulunduğu, emzirme sonrasında meme ve meme başının sağlıklı görünümde olduğu görülür.

    Emzirme sırasında meme yuvarlakmış gözükür. Memelerin emzirmeden önce dolu sonra yumuşak olmaları, bebeğin memeyi boşalttığını gösterir. İlk günlerde emzirirken uterus (rahim) ağrıları olabilir.

    Uygun emzirme pozisyonu nasıl olmalıdır?

    Bebeğin başı ve vücudu düz bir hat üzerinde olmalı,
    Bebeğin yüzü memeye doğru, burnu meme ucunun karşısında durmalı,
    Anne bebeğin vücudunu kendi vücuduna yakın tutmalı,
    Yenidoğan bebekler sadece baş ve omuzdan değil, poposundan da destekli tutulmalı

  • Bebeğime anne sütü yeterli geliyor mu?

    Anneler mümkün olduğunca, bebekleri 6 aylık olana kadar sadece anne sütü ile bebeklerini beslemeliler. 6 aylık olana kadar tüm besin ihtiyaçlarını anne sütü karşılar. Emzirme aynı zamanda bebeği kulak enfeksiyonlarından, akciğer enfeksiyonlarından ve diyareden korur.

    Anneler doğum gerçekleştikten sonraki ilk bir kaç saat içinde (mümkünse 30 dk içinde göğüse bebeği koyun çünkü bebek ilk 1 saatinde genellikle uyanık olur) bebeklerini emzirmeye başlamalılar. İlk birkaç gün birçok annenin kolostrum dediğimiz sarı renkli az mikarda olan sütü olur ve kolostrum yenidoğanın ihtiyacı olan tüm besin değerlerini içerir. İlk 24 saat bir kaç damla olur ve birçok annenin 2-4. gün süt yapımı artar. 5. gün daha sert hatta süt sızdıran göğüsleri olur. Sert göğüs uçlarını bebeğin kavraması zor oluyor ise göğüs ucunu yumuşatmak için el ile ya da pompa ile birkaç damla sağmayı düşünebilirsiniz .6. günden sonra emzirme sonrası göğüste yumuşaklık hissi olur.

    Bebeğinizin yeterli anne sütü alıp almadığını nasıl anlarsınız;

    -bebeğinizin bezlerini takip edin; ilk 24 saat en az 1 ıslak bez olmalı, 3. gün ıslak bez sayısında artış görmeliyiz ve doğumdan sonra 4. ve 5. günlerde bebeğinizin artık günde en az 6 ıslak bezi olmalıdır.

    -barsak hareketlerini takip edin yani dışkılama sayısına bakın; doğumdan sonraki 4. günde bebeğinizin 4 ya da daha fazla dışkısı olması gerekir. 4-6 haftadan sonra kademeli olarak dışkılama sıklığı azalabilir.

    -Kilosunu takip edin; doğumdan sonra belli miktarda kilo kaybı normaldir. Genellikle 5. gün kayıp durur ve tipik olarak en geç 2 haftaya kadar doğum kilosuna ulaşırlar.

    Bebeğin acıktığının erken birtakım işaretleri olur; uyanma, memeyi arama, ellerinin üstünü, dudaklarını ya da dilini emmek gibi. Bir çok bebek çok fazla acıkmadığı sürece ağlamaz ve emzirmek için bebeğin ağlamasını beklemek önerilmez.

    İlk 1-2 hafta bebeklerin çoğu günde 8-12 kez beslenir, bazı bebekler daha sık emzirilmek ister, 30-60 dk da 1 gibi, bazılarının da uyandırılıp emzirmek için desteklenmesi gerekir. Doğumdan sonraki ilk 24 saat bebeğiniz derin uykuya dalabilir ve yine ilk 24 saat içinde kendi kendilerine beslenmek için uyanmazlar, o yüzden bebeğinizi uyandırın. 2. gün daha az uykulu olurlar. 3-4. gün yukarıda bahsedilen erken acıkma işaretlerinin olup olmadığını takip edebilirsiniz. İlk hafta bebeği emzirdikten sonra 4 saat geçmiş ise uyuyan bebeğinizi uyandırıp besleyin deriz ama bazı bebekler toplu halde sık sık emip daha uzun süre uyuyabilir (24 saat içinde 1 kez 5 saatlik gibi daha uzun bir süre olabilir). Göğüs ne kadar sık boşaltıtlırsa o kadar çok süt yapılmaya devam eder. Düzenli emzirmek prolaktin ve oksitosin adında süt üretimi ve salınımıyla ilgili 2 tane hormonun salgılanmasını tetikler. Göğüs düzenli ya da tamamen boşaltılamaz ise süt yapımı azalır. Ayrıca emzirme ertelenirse göğüs de rahatsız edici şekilde dolu ve sert bir hal alır. Bu yüzden anneler bebekleri açlık sinyalleri gösterdikçe emzirmeye teşvik edilmelidir.

    Bebeğin emzirmeyi ne zaman bırakacağı, memede ne kadar kalacağı bebekten bebeğe değişir. Özellikle doğumdan sonraki ilk birkaç hafta bazı bebeklerin 5 dakikaya bazı bebeklerin 20 dk ya da daha fazla zamana ihtiyacı olur. Her bir göğüs için en az 10 dakikayı hedeflemek gerekir ama genel olarak emzirmeyi zamanlamak yani saati gözetlemek, ölçmek önerilmez, bebek aktif emdiği sürece istediği kadar emzirilir. Aktif emmek demek düzenli emiyor ve yutuyor demektir. 6. günden sonra bebek beslenme sonrası tatmin olmuş görünmelidir.

    Emzirmenin ortasında meme değiştirip diğer göğse almak gereksizdir, bebeğin tek memeyi tamamen boşaltmasına izin verilmelidir böylece yağlı kısımdan zengin son sütü alabilip daha iyi doyması sağlanabilinir.

    Birçok bebek emmesinin bittiğini memeyi bırakarak ya da yüz kasları ve ellerini gevşeterek sinyal verir. 2-3 aydan küçük bebekler emme bitmeden memede uyuyakalabilir. Bu durumda bebeği uyandırıp, emzirmeyi bitirmesinin desteklenmesi gerekir. Bir göğüsü emme bitince diğer göğüsü alıp almadığı anlaşılmaya çalışılınır.

    Yalancı emzik, emzirme işi iyi başarılana kadar yani ilk hafta gibi verilmemelidir.

    Sıcak iklimlerde dahi anne sütü ile beslenen bebeklere 6 aylık olana kadar su vermenize gerek yoktur.

    Tüm anne sütü ile beslenen bebeklere 1. haftadan sonra günde 400 U D vitamini takviyesi yapılmalıdır.

    Dr Evrim Şenkal

  • Bebeklerde ‘konak’ bir cilt hastalığının işareti midir?

    Yenidoğan bebeğinizin saçlı derisinde sarımsı, yapışkan, yama tarzında pullu-kabuklu lezyonlar yeni ebeveynleri panik yapabilir ama genellikle bu endişelinecek birşey değil, zararsız bir durumdur.

    Konak, büyük çocuklarda ve erişkinlerdeki kepeğin karşılığı olarak seboreik dermatitin yaygın bir tipidir. Bulaşıcı değildir ve kötü hijyen göstergesi değildir. Her ne kadar anne babalar için cildi irrite edici, rahatsızlık verici görünse de bebeklerde bir şikayete yol açmaz.

    Genellikle 3 haftalık ile 12 ay arası bebeklerde görülür. 3. ayda görülme sıklığı pik yapar (%70), ilerleyen aylarda azalır, nadiren 1-2 yaş arasında da görülebilir (%7).

    Konağın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber maternal bir takım hormonların (androjen) bebeğe plasenta yolu ile geçmesi sebase dediğimiz yağ bezlerinin büyümesini stimüle eder. Yağ bağımlı bir mantar türü olan Malassezia furfur’ un rolü net değildir.

    Kafatasının ön ve tepe kısmı en yaygın olarak tutulur. Alın, kulak arkası, göz kapakları, kaşlar, yanaklar, burun-dudak arası oluklar, gövdede kıvrım yerleri, göbek etrafı ve bez bölgesi de etkilenebilir.

    Konak her bebekte farklı gözükür;

    -kalın plaklar ya da kabuklar halinde

    -yapışkan ya da yağlı yamalar halinde, sıklıkla beyaz ya da sarı pullarla kaplanmış

    -kepek şeklinde

    Çok nadir olarak, konağı olup biraz kızarıklık ve kaşıntısı olan bebeklerde o bölgelerde saç kaybı olabilir ancak konak gerilediğinde ayn yerde saçlar tekrar büyür.

    Seboreik dermatiti klinik olarak atopik dermatitten ayırmak zor olabilir. Her 2 durumun da ayırdedici özellikleri şöyledir;

    Seboreik dermatit Atopik dermatit

    Yaş Genellikle ilk 3 ay 3 aylıktan sonra

    Kaşıntı Beklenmez Sıklıkla mevcut

    NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI

    -ilk kez konak ile karşılaşıyor iseniz,

    -Bebeğinizin saçı olmayan yerlerinde seboresi varsa,

    -Ev tedavileriniz işe yaramadıysa,

    -Gittikçe kötüleştiyse ya da vücudun geniş bölgelerini kapladıysa,

    -Etkilenen cilt bölgesinde enfeksiyon işareti olabilecek gerginlik ve kızarıklık, sızıntı başlaması, ısı artışı olması

    -Bebeğinizin bağışıklık sistemi zayıf ise,

    -Bebeğiniz aynı zamanda kilo alamıyorsa doktorunuzda yardım almanız gerekebilir.

    TEDAVİ

    Konak aslında tedavi gerektiren bir durum olmasa da, doktorlar ebeveynleri rahatlatıp izleyerek beklemeyi önerse de bebeğinizin kafasından bu kabukları uzaklaştırıp yok etmek isteyebilirsiniz. Bunu genellikle şampuan (her gün 1 kez) sonrası yumuşak bir tarak ile bebeğinizin saçlarını tarayarak sağlayabilirsiniz. Bebek yağları da kabukları yumuşatmaya yardımcı olacaktır. Gece bitkisel yağ ile kaplanan saçlı deriyi sabah şampuanlamak da etkilidir. Yağı iyi yıkayıp giderdiğinizden emin olun, çünkü çok fazla yağ kabuk oluşturabilir ve konağı kötüleştirebilir. Kabuklar kaybolduktan sonra, haftada 2 kez şampuan yaparak yağ dengesini kontrol altında tutabilirsiniz.

    Eğer belli bir süre bu şekilde tedavi etmeye çalışıp sonuç alınamazsa başka çeşitli tedavi seçenekleri de vardır. Beyaz vazelin, katran içeren şampuanlar (güvenli ancak irritasyon yapma potansiyeli var), ketakonazol krem ya da şampuan (1 aydan büyüklere kullanılabilinir, sistemik emilime geçmez), hidrokortizon %1 krem (günde 1 kez uygulanır, özellikle kıvrım yerlerinde etkili).

    Konak aylar içinde bir zaman kaybolup hızlıca tekrar ortaya çıkabilir ama aynı adımları izleyerek kontrol altına alabilirsiniz.