Etiket: Bebek

  • Biberon ve mama ile beslenme

    Biberon ile beslenme

    Sağlıklı anne ve bebeklerin biberonla desteklenmesi, sıklıkla, annelik yetenekleri ile ilgili güven eksikliğinden, bilgi eksikliğinden ve desteklerin yetersizliğinden kaynaklanır.

    İlk ay emzik ve biberondan kaçının.

    İleri aylarda hem anne sütü, hem mama vermek zorundaysanız biberon beslenmesi bebekte “biberon şaşkınlığı” yaratacaktır. Bunun için kaşıkla beslemeyi biberona tercih edin.

    Biberon desteği vermek zorundaysanız yavaş akım sağlayan uçlu biberonları tercih edin, bu anne göğsünü emerken olan emmeye yakın bir deneyim sağlar.

    Biberon başlıkları silikon veya kauçuk olabilir, ancak silikon başlıklar daha uzun ömürlüdürler. Biberon başlıklarının yassı ve ortodontik olanları, emzirme sırasındaki anne göğsünü taklit eder, bunda süt ağza yavaşça yayılıp genzi daha az tıkar, daha az hava yutar. Ancak klasik yuvarlak başlıkları çoğu bebek daha iyi kavrar ve daha çok sever. Bebeğin ayına uygun çeşitli biberon emziklerini deneyip hangisinde en çok rahat etmişse onu kullanın.

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Biberon beslemesi öncesi yanağına hafifçe dokunun ya da birkaç damla süt damlatın, refleks olarak ağzını açacaktır. Emdirirken bebekle konuşun ve gülümseyin.

    Emerken biberon halkasını gevşetip içeri hava girmesini sağlarsanız, biberon akışı daha rahat olabilir.

    Emdirirken şişeyi aralıklı eğerek ve dik tutarak emziğin süt dolu olmasını sağlamak, gaz sancını önleyecektir. Ayrıca gaz oluşmasını engelleyen özel biberon tasarımları (Dr. Brown doğal akış biberonu) da vardır.

    Arada gazını çıkarıp emdirmeye devam edin. Kusmalar kilo alımını engellemiyorsa genelde önemli değildir. Emmek istemiyorsa zorlamayın.

    Beledikten sonra bebeğiniz kucağınızda uzansın. Bu öneri, anne sütü sonrası da geçerlidir. Böylece bebeğiniz hazmedecek ve kusma riski azalacaktır.

    Biberonda artan sütü, kullanmıyorsanız 2 saat içinde atın.

    En az iki biberonunuz olmalıdır. Biri ile beslerken diğeri temiz ve hazır olmalıdır. Besledikten sonra biberonu hemen yıkayın ki mama kurumasın.

    Cam biberon kırılma tehlikesi taşır, plastik biberonlarda ise Bisphenol A (BPA) bileşiği erken ergenlik ve kanserlerden sorumlu tutulmaktadır. En uygunu BPA içermeyen, kaynatmaya dayanıklı plastik biberonlardır. Beslenme sonrası biberonu en az 5 dakika kaynatın.

    Mamayı reddediyorsa 2-3 gün ara verin, değişik devam sütleri deneyebilirsiniz. Tavsiye ettiğimiz bir mama markası yoktur. Bebeğinizin ayına ve ağız tadına, sizin de kesenize uygun mamayı siz bulacaksınız.

    Biberon istemeyen veya erken doyan bebeğe asla biberonu zorla dayamayın. Zorlarsanız ya şişman ya da huysuz bir çocuk elde edebilirsiniz. Kusmaları artabilir. Bazen de bebeğiniz gündüz 4-5 gece 2-3 defa mama isteyecektir, şişmanlamıyorsa bebeğinizin bu isteğine de uyun.

    Biberonu yatan bebeğin eline vererek kendi kendine beslenmesine izin vermek, diş çürüklerine, kulak iltihaplarına, mama kaçışı ile aspirasyon (boğulma)’ya sebep olur. Dahası mama saatinde bebek bakıcısının tenine dokunmalı, kendi başına duygusuzca beslenmemelidir.

    Mama özellikleri neler olmalıdır?

    Aslında “mama” doğru bir deyim değildir, doğrusu “formüla” ya da “devam sütü”dür. Ancak bu metinlerde alışık olduğumuz mama terimi kullanılacaktır.

    Piyasada mama çeşitleri şunlardır:

    Başlangıç mamaları (1 numaralı formülalar): 0-6 aylık bebeklere verilir. Anne sütüne yakın özellik taşır. Yağ içeriği fazladır.

    Devam mamaları (2 numaralı formülalar): 4-9 aylık bebeklere verilir. Protein ve enerji içerikleri daha yüksektir. Anne sütü ile beslenen çocuklara da destek olarak verilir. Bebeği daha uzun süre tok tutabilirler.

    Devam sütleri (3 numaralı formülalar, junior): 8 aydan büyüklere verilir. Daha da yüksek enerji içerirler, kıvamları koyudur. Vitamin ve element destekleri de vardır.

    Tamamlayıcı besinler içeren mamalar: sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları, bebek kahvaltıları, bebek çorbaları, muhallebiler, gece besinleri, kavanoz mamaları vs.

    Ayrıca prematüreler için, kusan bebekler için, gazlı ve zor sindiren bebekler için, alerjik bebekler için, ishali olan bebekler için, enerji ihtiyacı olan zayıf bebekler için, doğuştan metabolik hastalığı olanlar için özel mamalar vardır. Bu mamalar doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.

    Peki hangi markayı alalım?:

    İçeriği anne sütüne en yakın mama seçilmelidir. Aslında her başlangıç maması markası, anne sütüne en yakın olduğunu iddia eder. Gene de siz daha önce duymadığınız, ya da doktorunuzun tavsiye etmediği markaları kullanmayın. Üretici firma etik kurallara uyan bir firma olmalıdır.

    Başlangıçta değişik marka mamalar deneyin, daha sonra en sevdiği ve en az olumsuz etki yapan (kabızlık, gaz, kusma gibi) mamayla devam edin.

    Mama, anne sütünden tatlı olmamalı, vanilya kokusu içermemelidir.

    Bağışıklık sisteminin gelişimi için formül süte lactobasil ve bifidobakteri içeren probiotiklerin eklenmesi uygundur.

    Formül süte bir yağ asidi olan LC-PUFA eklenmesi, sitokin üretimini artırarak bağışıklık sisteminin düzenlenmesini sağlar.

    Mama nazıl hazırlanır?

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir.

    Kaynar su ile mama hazırlamak, besin değerini düşürür. Kaynatılıp 60 dereceye düşürülmüş (ki bu da sıcak bir sudur) suda mama hazırlanır. Daha sonra temiz soğuk su ile ısı ayarlaması yapılabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Mikrodalga fırında ısıtmak, mamanın ve biberonun eşit ısınmasını engelleyecek, bebeğin ağzının yanmasına sebep olabilecektir. Kullanmak zorundaysanız fırından çıkardıktan sonra biberonu iyice çalkalayın. Mikrodalga fırınının besin değerini azaltması ve insan sağlığına zararlı olması (kanserojen ?, serbest radikal çıkarıp yaşlanmayı hızlandırma, vs. gibi) gibi konular da tartışmalıdır.

    Mama ölçeği taşırılmadan “silme” doldurulur. Genelde biberona önce su konur, kutuda önerildiği kadar toz mama ile tamamlama yapılır. (Genel olarak her 30 cc suya, 1 ölçek mama hesabı ile. Örneğin yenidoğan bebeğe 60 cc suya 2 ölçek mama; 3 aylık bebeğe 120 cc suya 4 ölçek mama ; 6 aylık bebeğe 180-240 cc suya 6-8 ölçek mama gibi) daha sonra biberon çalkalanıp ısısı kontrol edilerek mama bebeğe verilir.

    Biberon deliğinin küçük olması, bebeğin çok çaba harcamasına ve huzursuzlanmasına, geniş olamsı ise hızlı beslenme ile gaz sancılarının artmasına neden olur. Emzik deliğini şöyle kontrol edersiniz: biberonu ters çevirdiğinizde mama önce fışkırmalı, sonra birkaç damla damlamalı, sonra durmalıdır. Mama eğer geniş aralıklarla damlıyorsa delik dardır, dökülürcesine akıyorsa geniştir.

    Mamayı olması gerekenden daha koyu veya sulu hazırlamayın; ancak koyu olduğundan şüpheleniyorsanız, beslemeden sonra bebeğinize çay kaşığı ile doyana kadar su teklif edin.

    Kutusu açılan mamayı, kapağı ya da streç film ile tekrar kapatmayı unutmayın. Kapalı mama buzdolabında 20 güne kadar saklanabilir.

    Niçin anne sütü mamaya tercih edilir?

    Birebir anne sütüne karşılık gelen mama daha bulunmamıştır. Her anne sütü türe, hatta bebeğe özgüdür.

    Mama pahalıdır.

    Mama ile beslenen bebek başlangıçta zayıf olsa bile ileri yaşlarda obezite riski taşır.

    Mamalar inek sütü tozu ile hazırlanır (özel bir mama değilse). İnek sütü alerjisi olasılığı bebekte %6-30 arasıdır.

    Mama ile çoğu bebek kabız olur. Anne sütü de bebeğin geniş aralıklarla (7-10 güne kadar) kaka yapmasına sebep olabilir. Ancak anne sütü kabızlığı bebeği rahatsız etmez. Mamalar sabunlaşarak zor kaka yapmasına, makat çatlaklarına, ağrılara sebep olur.

    Mamalara prebiotik ve probiotikler eklense de hiç biri anne sütündeki floraya yaklaşamaz bile.

    Anne sütü her zaman hazır ve uygun ısıdadır.

    Bazı mamalar element eksikliklerine, gelişme geriliğine sebep olurlar.

    Mamayla yapılan bilimsel çalışmalar kontrol grubu olmadan yapılmıştır, bundan dolayı hiçbir mama çalışması gerçekte bilimsel değildir.

    Bebek biberonu almazsa:

    Anne sütü almayan bebeğin bir de biberonu reddetmesi çoğu anneyi endişelendirir.

    Biberon veren kişiyi değiştirin.

    Biberonu sadece aç değilken, tokken de bir oyuncak gibi sunun.

    Biberonu dans veya şarkıyla verin.

    Biberonu ya uyanır uyanmaz, ya tam uykuya daldığında, ya da gerçekten uyurken; yani akıldan ziyade içgüdüyle hareket ettiğinde verin.

    Farklı mamalar, biberonlar ve biberon emzikleri deneyin.

    Sütü biraz daha soğuk ya da biraz daha sıcak verin.

    Biberon şart değil, bardakla verin.

    Mümkün olduğunca emzirme pozisyonunda, biberon başlığını memenizin üzerinden sunun.

    Saçma gelecek ama, sütü dondurup kar şeklinde verin.

  • Anne sütü hakkında merak edilen her şey!

    Genel bilgiler:

    Anne sütü canlıdır, “beyaz kan” olarak da adlandırılır. İlk sütün 1 ml’sinde 1 milyon hücre, olgun sütün ise 1 ml’sinde 4000 hücre vardır.

    Emzirme doğal bir olay olmasına rağmen sizin ve çocuğunuzun alışması birkaç günden birkaç haftaya kadar değişir. Emzirme bir aşkın başlangıcı, güzel bir ilişkinin temelidir.

    Emzirmenin pekişmesi 3-4 haftayı bulabilir, bu dönemde biberon gibi alternatif beslenme yöntemlerinin kullanılması, sadece sonraki dönemlerde çocuğunuzun sağlığının ve beslenme alışkanlıklarının daha da olumsuz etkilenmesine sebep olacaktır.

    İlk birkaç gün emzirirken sancı duymanız normaldir. Başlangıçta olan, emzirirken göğüs acılarınız 15. günden sonra rahatlar.

    İlk 15 gün, günde 500-600 ml.;1-6 ay günde ortalama 750 ml. anne sütü yeterlidir.

    Anne sütünde D ve K vitaminleri dışında her şey vardır. Bebek terlemiyorsa, ya da bezinde gül pembesi/kiremit tozu renginde kırmızılık görmüyorsanız (ki bu yanlışlıkla “idrarından kan geldi” olarak yorumlanır) suya gerek yoktur. Bu durumlar varsa çay kaşığı ile su verin, bebek isteksizse gene su vermekten hemen vazgeçin.

    Silikon meme başı adaptörleri çökük meme başlarında faydalıdır.

    Plastik emzirme petleri kullanmayın. Bunların memenin ıslak kalarak çatlamasına ve mantar oluşmasına neden olurlar.

    Biberon ilk ay yasak! Biberon ile beslenme süt salgılanmasının durmasının en sık nedenidir.

    Süt az olması bedenen ve ruhen sağlıklı bir anne için mümkün değildir. Gebelikte göğüsleriniz büyüyorsa bunun nedeni bir şeylere hazırlıktır. Her insanın mide kapasitesi yaklaşık yumruğu kadardır (bebeğinki ceviz kadar). Bu da demektir ki 20-40 ml. anne sütü bebeğin midesini dolduracaktır.

    Bir memeden diğerine geçmeden önce 10 dakika kadar emzirmelisiniz. Bebeğiniz tok görünüyorsa diğer göğsünüzü sonraki öğüne saklayın.

    Bebeğin 3-4 emmede bir yutkunması, huzursuzlanması o memede süt bitti demektir, diğer memeye geçin. Diğer memeye geçerken gazını çıkarın, gergin mideli bir bebek tabii ki emmek istemez.

    Emzirirken bebeğin kafasına arkadan bastırmayın. Bebek çok sinirlenir. Bebeği göğse değil, göğsünüzü bebeğe itin.

    Küçük göğüslü kadınlar da büyük göğüslü kadınlar kadar süt üretirler.

    Meme ucunu emzirtmeyin, emilecek yer “areola” denen meme ucunun etrafındaki kahverengi/siyah halkanın tümüdür. Meme ucu içe dönük olsa bile areolayı kavraması bebek için yeterlidir. Emmeye başlarken meme ucunuz bebğin burnu ile aynı hizada olmalıdır.

    Emzirmeden önce göğsünüzün değil, elinizin temizliği önemlidir. Göğüs temizliğini önermiyoruz.

    Bir çalışmada bir memeyi yıkayıp, diğerini yıkamamışlar; yenidoğan bebek yıkanmamış memeyi tutmuş.

    Emzirdikten sonra göğsünüzü hemen sütyen içine koymayın, açık tutarak hava ile kurutun.

    Emzirdikten sonra göğsünüzü suyla değil, sütünüzle temizleyin.

    Emzirmeden zevk almıyorsanız yardım alın.

    Acıyan meme uçları, emzirmenin bir parçası değildir, bir şeylerin doğru gitmediğini gösterir, bu konuda da yardım alın (annenizden, doktorunuzdan, ebenizden, bazen internetten).

    Pamuklu, geniş sutyenler kullanın.

    Göğüs acı ve çatlakları için: zeytinyağı, olmazsa Decubex, Novuxol, Garmastan, Lansinoh gibi kremler deneyebilirsiniz. Hidrojel çatlak önleyici göğüs pedi (Chicco marka piyasada vardır) meme ucunu koruyabilir.

    Bebeğinizin ağzında pamukçuk varsa göğsünüze bulaşacak, sizin göğsünüzde de kaşıntı/acı/çatlak/beyazlık gibi bulgular olacaktır. İkiniz de tedavi olmazsanız, birbirinize bulaştırırsınız. Bebeğe mantar damlası (Mikostatin, Fungostatin gibi); göğsünüze de mantar kremi (Trosyd, Canesten gibi) kullanın. Emzirme öncesi göğsünüzü temizleyin.

    Sabun, betadine, alkol gibi kimyasallar meme başı çatlağını artırır.

    Bebek süt kanallarını boşaltamazsa göğsün bir kısmı iltihaplanabilir. Göğüs ağrılı, sert, kırmızı olur. Memeden kanlı ya da ilithaplı bir akıntı olur. Sizin de ateşiniz çıkacaktır. Doktorunuzun verdiği ilaçları kullanın. Emzirmeyi kesmemeye çalışın, ancak sütü boşaltmak için emzirme sonrası pompa kullanabilirsiniz. Soğuk ya da sıcak kompreslerin hangisi iyi gelirse onunla devam edin.

    Sütünüzü kesseniz bile (pişmansanız) 2 hafta içinde yeniden emzirirseniz sütünüz gelecektir.

    Oruç tutmayın (Diyanet görüşü: Kefaret gerekmez; kaza edilir).

    İlk çocuğunuzu rahat emzirdiniz diye ikinci veya üçüncü çocuğunuzu da aynı rahatlıkla emzireceğiniz anlamına gelmez. Her çocuk çooook farklıdır.

    Dışarıda emzirmekten utanmayın, olabildiğince gizli olmaya çalışın, fakat önemli olan çocuğunuzun yemesidir. Ancak kapalı mekânlar (tuvalette klozet üzeri gibi) veya özel emzirme önlükleri, geniş gömlekler, ince bir battaniye de sizi başka gözlerden koruyacaktır.

    Hastayken de emzirmeye devam edin. Enfeksiyon sırasında emzirmek, aynı zamanda doğal koruyucuları süt yoluyla bebeğe vermek demektir. Nezle olan anne de, evde verem tedavisi gören anne de, hepatit taşıyıcısı anne de bebeğini emzirebilir. Hatta başka bir ek besin ve su verilmeyecekse AIDS’li anne bile bebeğini emzirebilir. Sadece el ve çevre temizliğinize dikkat edin yeter. Nezle/grip olan bir annenin maske kullanması ise tartışmalıdır, ancak benim gereksiz bulduğumu belirtmeliyim.

    Hamile anne emzirmeye devam edebilir. Ancak iki canlı büyüttüğü için beslenmesini biraz artırabilir. Hamile anne sütü “bebeği zehirlemez.” Anneye de zararı yoktur. Ancak düşük tehdidi varsa emzirmek bu tehlikeyi artırabilir.

    Bitkisel çaylar da süte geçer, ginseng gibi bebeğe içirmeyeceğiniz çayları siz de içmeyin.

    Aşırı egzersiz sütte bazı asitlerin düzeyi artar, bu da anne sütünün tadını ekşimsi yapar, bu durumda anne sütünü biraz sağıp atabilir.

    ‘Anne uzun süre emzirmezse memedeki süt ekşir ya da bozulur’ inancı çok yanlıştır.

    Eğer bebeğiniz beslenmeden sonra rahat uyuyorsa, ‘her emzirme sonrası gaz çıkarılır’ diye bir kural yoktur.

    Niçin anne sütü?

    Daha rahattır: Her zaman hazır ve sıcaktır. Şişe yıkamanızı gerektirmez.

    Ucuzdur ve tüm mamalardan daha kalitelidir.

    Akıllıdır: Bebeğinizin doğum zamanına (prematüre bebeklerde içerik farklı), açlığına, gün içindeki ihtiyacına, aylara, göre içeriği değişir. Hatta emzirmenin ilk dakikalarında sulu ve az yağlıyken; emzirmenin sonunda bebeğin doyup memeyi bırakması için koyulaşır. Mucize budur!

    Daha faydalıdır: Anne sütü bebekleri biberonla beslenen çocuklara göre ishale 12 kat, soğuk algınlığına 2 kat daha az yakalanırlar. Ayrıca orta kulak iltihabı, alerji, idrar yolu enfeksiyonu olasılıkları azalır.

    İleride çocuğunuz daha az yemek seçer: Her öğünde mamanın tadı aynı, anne sütününki farklıdır.

    Sağlıklı bir yetişkinin temellerini atar: Şişmanlık, hipertansiyon, egzama gibi alerjik hastalıklar, ani beşik ölümü sendromu, diyabet, şizofreni, multipl skleroz (MS) olasılığı azalır.

    Ağrı kesicidir: Emerken aşı yapılan bebekler daha az ağlarlar.

    Çene ve dişlerin gelişimin destekler. Biberon çürükleri önlenir.

    Zevklidir: Gergin bir bebeği rahatlatmanın en iyi yoludur.

    Sizi de rahatlatır: Onu emzirirken oturur, dinlenirsiniz. Prolaktin artar, daha rahat bir uyku sağlar. Soğuk kış gecelerinde bir sıcak titreşim çok hoş bir duygu olsa gerek. Sonuçta sizi depresyondan korur.

    Sizin de sağlığınızı korur: Meme ve yumurtalık kanseri riski azalır, kemik zayıflığını da önler. İdrar yolu enfeksiyonu daha olursunuz.

    Regl döneminin başlamasını erteler: Özellikle çok sık emziriyorsanız. Ancak doğum kontrolü için hiçbir garantisi yoktur, tedbirinizi ona göre alın!

    Forma dönmenizi sağlar: Spor ve diyet yapmadan 500 kalori verirsiniz. Rahminiz de kasılarak normal boyuna döner.

    Estetiktir: Dünyanın en güzel kabına sahiptir!

    Çevre dostudur: Mama yediriyorsanız; tarım araçlarının, fabrikaların, mamayı taşıyan araçların ekzoslarının, silikon emziklerin, cam ya da plastik silikonların ve daha pek çok şeyin doğayı kirletmesine de yardımcı oluyorsunuz demektir.

    Kötü kokulardan korur: Anne sütü tam sindirildiği için kaka kokusunu daha az duyarsınız. Olan kak da hafif ekşi kokuludur ve rahatsız etmez.

    Ekonomiktir: 4 ay sadece anne sütü alma bebek başına yıllık 300 dolar kazanım sağlar. Ayrıca pek çok sağlık kazanımları ile bunlara harcanacak bütçeyi de korur.

    Bebek emzirme teknikleri:

    Az anne sütü yoktur, yanlış pozisyon nedeniyle annenin göğsünü iyi kavrayamamış bebek vardır.

    3 aşamalı emzirme uygundur: Dokundur, bekle, yanaştır.

    Her pozisyonda başlangıçta burnuyla meme başı aynı hizada olmalı, çenesi memeye dayanmalıdır. Anne göğsünü parmakları ile “C” şeklinde tutar. Meme ucunu burnundan üst dudağına yaklaştırarak temas ettirin, bebek refleks olarak ağzını açacaktır. Bebek omuz ve kalçalardan desteklenmeli, başı serbest olmalıdır. Emzirirken bebeğinizle göz göze gelerek ona gülümseyin ve konuşun.

    Değişik tekniklerle en uygun emzirme yöntemini siz bulun.

    Oturarak

    Yan yatarak

    Arkaya yaslanarak

    Hatta ayakta emzirebilirsiniz.

    Bazı pozisyonlar:

    Kucak (beşik) Pozisyonu: Bebek kolun üzerine doğru yatırılır, bebeğin karnı annenin karnına değecek şekilde yaklaştırılır, bu arada diğer elle meme başı iki parmak arasında tutularak bebeğin başı memeye yaslanır.

    Ters Kucak Pozisyonu: Bu tekniğin “kucaklama”dan farkı; bu teknikte bebeğiniz yön olarak aynı pozisyonda olmasına karşın, siz onu kucaklamak için diğer kolunuzu kullanıyor olmanızdır. Bir başka ifadeyle; bu kez bebeğiniz başı sizin iç dirseğinize değil, diğer elinizin avuç içine doğru yaslanmıştır.

    Koltukaltı Pozisyonu (top tutuşu): Göğüsleriniz iriyse, prematürelerde, sezaryenden sonra (karına baskı olmaması için), ikiz bebeklerde bu duruş denenebilir. Adından anlaşılacağı üzere bu teknikte bebeğinizi koltuğunuzun altında basen seviyenizin biraz yukarı seviyesinde tutarsınız. Yine bebeğinizin altına bir yastık koymak işinizi kolaylaştıracaktır. Ayakları sizin arkanıza doğru, baş kısmı sizin önüze doğrudur. Bebeğinizin yüzünü memenize doğru yaklaştırıp, onun dudaklarının meme başınıza yaklaşmasını sağlayınız.

    Yan Yatarak Emzirme: Bu yöntem genellikle ameliyatlı sezaryenli bir annede veya başka bir rahatsızlığı bulunup yatakta kalması gereken bir annede tercih edilen bir yöntemdir. Pozisyonda bebek yan yatmış ve yüzü annenin memesine yaklaştırılmış şekilde besleme sürdürülür. Ancak anne uyursa bebek için boğulma riski taşır. Bu teknikle emzirme, ileri aylarda orta kulak iltihabı riskini artırır.

    Bebeğinizi memenizden almak için, memenizi çekerken aynı anda parmağınızı bebeğin ağzının kenarından içeri sokun, parmağınızı emzirtin. Bu şekilde meme ucunu yavaşça ve zarar görmeden çekebilirsiniz.

    “İlk süt” nedir?

    Tıbbi adı “kolostrum”dur, bebeğe annesinin ilk ve en önemli armağanıdır. Bir insanın hayatını etkileyecek kadar önemlidir. Hal arasında “altın suyu”, “ağız suyu” da denir. Bebeğin bağırsak mikrobiatasını (yani bağırsağın bakteri-canlı içeriğini) sağlar ve bu hayat boyu değişmez bir imza gibidir. Rengi sarı, kıvamı koyudur (krema gibi). Miktarı azdır (ortalama 30 ml/gün) ama bir damlası bile bebeğin doymasına yeter. Hiç gelmezse bile, bebek ilk 24 saat kendi depolarını kullanarak aç kalmaz. Doğumevleri ve hastanelerdeki “bu süt az, yetmez” gerekçesiyle mama/şekerli su takviyesi yapılması çok sık yapılan bir hatadır. Bu süt hem koruyucu maddelerden (antikor, koruyucu flora) hem de kaloriden çok zengindir. İlk kakayı rahat yapmayı sağlayarak yenidoğan sarılığının hafif seyretmesine de yol açar.

    Sezaryenden sonra anne tam uyanmasa bile başkasının yardımı ile besleyin.

    Beslenme aralıkları ve süresi:

    Anne sütüyle beslenmede orkestra şefi bebektir. İlk 45 gün her istediğinde emzirin. Huzursuzluğa ve ağlamaya başlamadan önce bebeğinizin elini emmeye başlaması, sizi görünce heyecanlanması, hareketlenmesi gibi bulgular da emzirme isteğinin başlangıcı olabilir; onun bu davranışlarını tanımaya çalışın. Emzirme aralığı 1 saat, süresi de 1 saat olabilir. Ancak bebeğinizin doymaması da olasıdır. Doyup doymadığı için objektif kriterdir ki, gerekirse takip eden doktorda bir daha tartısına baktırın.

    Bebek beslenmesinde kesin saatli bir program yoktur.

    Gereksiz sık besleme gaz oluşumunu artırır, sık acıktırıp ağlamasına sebep olur.

    45-50 günden sonra 3 saatlik ara, 20 dakikalık süre yeterlidir. Artık kendinize bakma ve etrafınızla ilgilenme zamanı gelmiştir.

    2 aydan sonra gece 1 defa emme yeterlidir. Bebeğiniz iyi kilo alıyorsa gece uyandırmayın

    Bebeğiniz halen çok uzun dakikalarca hatta saatlerce sizi emiyorsa ya sizi biberon olarak kullanıyordur ya da memenizi tutamamıştır ve süt alamıyordur.

    Bebek ilk 5 dakikada sütünüzün %80’ini boşaltır, kalan 15-20 dakikalık emme süt oluşturma refleksi ve bebeğinizin ağız tatmini için gereklidir.

    Uyuyan bebeği uyandırıp beslemeyin.

    Eğer halen sadece anne sütü alıyorsa 3,5-4 aydan sonra gündüz 3-5 kere; gece 1 defa emzirmek yeterlidir. Zaten bebeğiniz 5-6. saatte uyanıp sizden sütünüzü isteyecektir.

    5-6 ayda ise günde 5 defa besleme genelde yeter.

    Sütü artırmak için:

    Annenin emzirmeye istekli olması en önemli kuraldır. Bu “prolaktin” hormonu salgılamasını uyarır. Doğumdan önce kendini emzirmeye şartlayan annelerin sütü daha fazla olacaktır

    Bebeğin emmeye istekli olması ikinci kuraldır. Bebek zayıf emerse ya bir hastalığı vardır ya da besleme tekniği yanlıştır.

    Üçüncü istekli olacak kişi babadır, çünkü emzirme her şeyden önemlidir ve anne bu sırada başka bir şey yapamaz. Baba telefona bakmalı, diğer çocuklarla ilgilenmeli, yemeği hazırlamalıdır.

    Bebeğiniz çok ağlıyorsa sakinleştirip öyle emzirin.

    Siz de sakin olun. Emzirmeden önce 15-20 dakika dinlenin. İlk 45 gün sizin işiniz bebeği emzirmektir. Ev işlerini bırakın başkaları yapsın (Babalar artık bunun için de var). Bebek uyuyunca siz de uyuyun. Emzirme öncesi ılık duş altında göğüs masajı yapabilirsiniz.

    Emzirmeden önce üzerinize sıcak tutan kıyafetler giymek süt akışını hızlandırır.

    Bebeğinizi emzirirken de yanınızda suyu ve atıştırılacak yiyecekleri (meyve, kuruyemiş) bulundurun. Unutmayın, yemeğinizi küçük bir yaratıkla paylaşıyorsunuz.

    Günlük 2,5 litre (bir büyük kola şişesi) sıvı almalısınız. Meyve kurularından komposto (elma-kayısı-erik) da kalori ve sıvı sağlar. Karpuz da iyi bir sıvı kaynağıdır. Proteini bol alın, şişmanlamamak için karbonhidrattan kaçının. Ancak daha çok fazla su da bazen süt yapımını baskılayabilir.

    Fazla tatlı yemek sizin kilo fazladan kilo almanızı sağlar, zannedilenin aksine bebeği daha tonton yapmaz. Dengeli beslenme de en azından yeterli beslenme kadar önemlidir.

    Doğum sonrası rejime 4. aydan sonra başlayabilirsiniz. Hedefiniz ise bebeğiniz 9-12 aylıkken doğum öncesi kiloya erişmek olmalıdır. Ayda 1, aşırı şişmanlarda 2 kiloluk kayba izin verilebilir.

    Göğüs üzeri uyumak sütü azaltabilir.

    Emzirirken doğum kontrol hapı kullanmak sütü azaltır.

    Rezene, kimyon, ısırgan otu gibi bazı bitkiler hem sütü artırabilir, hem sütün kokusunu güzelleştirebilir. Ancak rezeneyi çok içmek gerekiyor, öyle çok içmeli ki annenin derisi bile rezene kokmalı. Yağlı balık, kabuklu yemiş, çikolata da sütünüzün yağ miktarını artırarak bebeğinizin kilo alımını hızlandırabilir.

    Çemenotu da sütü artırır, ama annenin ve bebeğin idrarındaki o keskin koku doğrusu beni bu bitkiyi önermekten alıkoyuyor…

    Kokusuz tablet şeklinde sarımsak özü, ısırgan otu, malt da diğer bildiğim ancak etkileri tartışmalı anne sütü katkılarındandır.

    Annelerin içeceği süt takviyeleri (Lactamil gibi) özellikle prematür bebek annelerine önerilmektedir.

    Eczanelerde sütünüzü artıracak ve lohusalık iyilrşmesini hızlandıracak granüller (Humana Still-Tee) mevcuttur. Günde 2-3 fincan tüketebilirsiniz.

    Ben “domperidon” etken maddeli kusma engelleyici ilacı sütü az olan annelere kullanıyorum ve fayda görüyorum. Bu ilaç Hollanda ve Almanya’da annelere rutin verilmektedir. Süte geçişi binde 4 olduğu için bebeğe yan etkisi yoktur. Ancak ABD’de bu amaçla kullanımına izin verilmediğini de belirtmeliyim (nadiren annede aritmi etkisi nedeni ile)

    Tirle denilen el ile çalışan süt pompasının sürekli kullanılması sütü azaltır, anne göğsünde acı ve çatlağa sebep olur.

    Bebek ısrarla tek memeden süt alıyorsa diğer memeyi sağmak, o memede de süt yapımının devamını sağlayabilir, sağdığınız sütü fincanla içirebilirsiniz. Ancak bu durumda süt dökülebilir ve boşa harcamaya sebep olur.

    Bazen süt sağma makineleri de sütü artırabilir. Ancak kuvvetli emen ve pille değil elektrikle çalışan makineleri tercih edin.

    Anne neleri yememeli?

    Herkesin gaz yapar dediği şeyler (soğan, mercimek, süt gibi) sizin bebeğinize dokunmayabilir, bunun için denemeler yapabilir, neyin dokunduğunu siz bulabilirsiniz. Örneğin çok acı yerse bebek poposunda pişik olabilir. Bu nedenle aşırıya kaçmadan deneme yanılma yoluyla bebeğinizi gözleyin.

    Gene de dikkat edeceğiniz besinler: Nohut, fasulye, mercimek, soğan, sarımsak, turşu, baharatlar (kimyon ve kekik hariç), kola gibi asistli içecekler, lahana

    Süt eskiden öneriliyordu. Ancak alerjik etkiler nedeniyle 1 bardaktan fazla içmeyin.

    Siz ya da eşinizde alerji varsa: Yer fıstığı, ceviz, yumurta, cips, Çin yemekleri gibi alerjenleri yemeyin.

    Fazla ton balığı cıva zehirlenmesi riski taşır. Haftada 1-2 öğünden fazla yemeyin.

    Sigara yasak! Kahve, kola ve koyu çaya da dikkat.

    Anne sütü sağılması

    Bebeğin özel bakıma ihtiyacı varsa, göğüsleriniz çok acıyorsa ya da çatlamışsa, işe gitmek zorundaysanız sütünüz sağmanız gerekir. Sağılan sütü biberon yerine kaşık ya da fincanla bebeğinize verin. Biberon ile beslenen bebekler, aynı dönemde anne göğsünü almak istemeyebilirler. Fincan ve kaşıkla beslemek, daha sonra bebeğinizi biberondan kesmek için uğraşmanızı da önler.

    3 yöntem vardır:

    Elle sağma: Hızlı sütü akan annelerde işe yarar. 80-90 ml. Süt elde etmek için 15-20 dakika sürdürülmelidir.

    El pompası (tirle) ile sağma: Basit olmasına rağmen kuvvetli emme olmayacağı için sütünüz giderek azalabilir.

    Pilli ya da elektrikli pompa ile: Hızlı ve etkilidir. Motor gücü kuvvetli olan elektrikliler daha da etkilidir. Sadece pompa kullanıyorsanız, sütünüzün azalmaması için 3-4 saatte bir sağmalısınız.

    Yeni doğan bebek neden emmez?

    En önemli sebep, doğru pozisyonda emzirmemedir.

    Zor doğum sonrası bebek yorgunsa emmez.

    Sütünüz geç geliyorsa sinirlenip emmez. Bu durumda önceden biriktirdiğiniz sütü verebilirsiniz.

    Kan şekeri düşüklüğü, kalsiyum düşüklüğü, solunum sıkıntısı, yenidoğan enfeksiyonları gibi sebeplerle emmez.

    Oda ısısı çok yüksekse ya da kalın giydirmezseniz emmez.

    Çevrede dikkatini dağıtacak bir ses yada ışık olunca emmez.

    Anne gergin ve sinirli ise bebek bunu hissedip emmez.

    Gazı varsa emmez.

    Burnu tıkalıysa emmez. Bu durumda emme öncesi serum fizyolojik damla veya okyanus deniz suları ve spreyleri kullanabilirsiniz.

    Sütün tat ve kokusunu ağırlaştıran besin (soğan, sarımsak, lahana, baharatlı yemek) aldıysanız emmez.

    Kulağı ya da boğazı ağrıyorsa emmez. Pamukçuk varsa emmez.

    Göğsünüzde krem artıkları, kötü koku, kanama gibi şeyler olduğu için emmez.

    Emmek istemezse emmez, biraz sabırlı olun.

    Anne sütü yeterli mi?

    Bunu anlamanın en sağlıklı yöntemi çocuk doktoru veya aile hekiminizin bebeği tartmasıdır. Ancak bebek ilk hafta kilo kaybeder, 14. günde yeniden doğum ağırlığına ulaşır. Sonra da düzenli ve yeterli kilo alması sütünüzün yeterli olduğunu gösterir.

    Diğer ipuçları (30 dakikadan uzun emme, eskiye göre sık emmek isteme, bebekte çok ağlama, sık uyanma veya çok uyuma, az kaka ve çiş yapma, göğsün çabuk boşalması, emme sonrası çok ağlama ve mama ile susturabilme gibi) objektif kıstaslar değildir, ancak şüphelendirir. Şüpheleniyorsanız gerekirse aylık kontrolünüze erken gidin ve bebeğinizi tarttırın.

    İkiz ve üçüz bebekler, iri bebekler, tek göğüsten emen bebekler de genelde doyarlar; anne sütü tek başına yeterlidir.

    Kilo alamama idrar yolları enfeksiyonu gibi bazı hastalık ya da sorunların varlığını işaret edebilir. Doktor şüphelenirse sizden bazı testler isteyecektir.

    Bazı anneler sütünün faydalı olmadığını anlamak için tahlil istiyorlar. Bunun hiçbir anlamı yok. Çünkü sütün her annede özelliği farklı olabilir; hatta başlangıçta şekerli, sona doğru yağlı süt geleceğinden sütün her yudumunun bile özelliği farklıdır.

    Doğa hata yapmaz, hata bizim doğaya müdahalemizdir.

    Göğüs sarkmasını engellemek için:

    Göğüslerin doğumdan sonra hacimlerini kaybetmesi, emzirme ve sağma, göğüslerin sarkmasına sebep olabilmektedir. Her gün dışarıdan içeriye doğru göğüslerinize masaj yapmanızda fayda var.

    Göğüslerinizi destekleyen kasları çalıştırmak içinse, ufak bir egzersizi günde 20 kez tekrarlayın. Avuçlarınızı birleştirin ve kollarınızı omuz hizasında kaldırın, nefes alırken kollarınızı sıkıştırın. Üç saniye bekleyin ve nefes verin

    Emziren annenin ilaç kullanması:

    Bütün ilaç prospektüslerinde firmaların kendini güvenceye alması ve dava açılmasını engellemek için standart olarak yazar ki: “Emziren anneler kullanmamalı veya dikkatli kullanmalı.” Oysa emziren annenin gerçekten almaması gereken 7-8 grup ilaç vardır. Antipsikotikler, bazı epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı hormonlar, 2-3 adet antidepresif gibi nadir kullanılan ilaçlar.

    Prensip şudur: Bir ilaç bebekte de kullanılabiliyorsa, emziren anne de genellikle kullanabilir. İlaçlar, nadiren bir mamanın olacağı kadar risklidir.

    Parasetamol grubu (Minoset, Panadol, vs.), ibuprofen grubu (Brufen, Nurofen,vs), pek çok antibiotik, bazı antidepresifler, bulantı ilaçları kullanılablir. Tabii ki doktorunuza danışarak, ya da tıp diline aşinaysanız kitaplar ve internetten de fikir alarak.

    Doğum kontrol ilaçları ve idrar söktürücü ilaçlar süt yapımını azaltır.

    Gene de tercihen ilaç dozunu almadan önce bebeği emzirin.

    Prematüre bebeklerin ilaçlara hassasiyetleri biraz daha fazla olabilir. Örneğin aldığınız bir antibiyotik, prematüre bebekte fazladan gaz ya da shale neden olabilir.

    Bebeğinizde kabızlık varsa:

    Özellikle 2 aydan sonra sık rastlanan doğal bir durumdur. Anne sütü barsaklardan tam emildiği için bazen haftada bir bol kaka yapabilir. Bebek huzursuz değilse endişelenmeyin, bir şey de yapmayın. Eğer huzursuzsa makat uyarısı (parmak ucu veya zeytinyağlı kulak çöpü ile) kaka yapmasını sağlayabilir. Ayrıca kendi beslenmenizde bol posalı besinler, sebze yemeği, salata, kayısı ve erik kompostoları, incir, Trabzon hurması gibi besinlere ağırlık verin.

    Mama barsaklarda sabunlaşır, bebeği rahatsız eder, kabızlık kronikleşir. Mama bebeği huzursuz olmasa bile 3-4 günden fazla kabızlığa izin vermeyin.

    Emmenin kesilmesi:

    Çocuğunuzu 5 yaşına kadar emziremezsiniz. Çoğu kaynak iyi kilo alan bir çocuğun 2,5 yaşına kadar emzirilebileceğini yazıyor, ancak dünya kültürlerinde 4 yaşa kadar emziren pek çok toplum var. Özellikle erken doğan bebeklerde anne sütünü ileri yaşlara kadar vermek zihinsel gelişimi hızlandırır.

    Bebekte yeterli kilo alımı yoksa siz yoğun tempoya veya işe dönmek zorundaysanız, siz depresyona girecek kadar bu işten sıkıldıysanız, hele o yeni çıkan bıçak gibi dişler size büyük acılar veriyorsa, bebeğiniz sürekli emmeyi reddediyorsa emzirmeyi erken kesebilirsiniz.

    Anne memesi bir musluk değildir, bir günde emzirmeyi kesemezsiniz. Bebeğinizi aniden sütten kesmek memenizi patlayacakmış gibi şişirebilir, tişört/bluzlarınız sütten ıpıslak olur; ertesi gün bebeğinize yeniden memenizi alması için yalvarabilirsiniz. Haftalar içinde yavaş bırakma, hem göğüs ağrınızın artmamasını sağlayacak, hem de bebeğinize yeni besinleri artarak alma imkanı sağlayacaktır. En uygun yöntem bazı anne sütü öğünlerinde mama ya da sofra besini vermek, sonra bunların miktarını artırmaktır.

    Diğer bir yöntem anneyi bırakmayan ve “meme bağımlısı” çocuklar için ondan 3-4 gün ayrı kalmak, bu arada göğüste hafif gerginlik hissedince pompa ile sütü boşaltmaktır. Bu arada memelerinizi dik tutacak sutyenler kullanın, ağrıyı azaltmaya yardımcı olacaktır.

    Son yöntem ise kadın doğum uzmanınıza başvurup, ondan sütünüzü kestirecek bir ilaç istemektir.

    Anne sütü saklama:

    Sütünüzü temiz bir kapta oda ısısında 2-6 saat, buzdolabında 4 derecede (buzdolabı üst rafında arakaya doğru) 5-6 gün, buzlukta -15 derecede 2-4 hafta, ayrı kapaklı -20 derece derin dondurucuda 6-12 ay kadar saklayabilirsiniz.

    Farklı zamanlarda sağılan sütler bir arada saklanabilir, ancak yeni sağılan sütler soğutulduktan sonra diğer depolanmış süte eklenebilir. Donmuş sütün üstüne sıcak süt eklenmemelidir. Her kabın üzerine tarih yazılmalıdır. Donmuş süt taze sütten farklı kokabilir, bebek kabul ederse sorun yaratmaz

    Sütü hemen ısıtmak için sıcak su içinde ısıtma ya da sıcak musluk altında birkaç dakika tutma yöntemin yapabilirsiniz. Mikrodalgada ya da ocak üstünde ısıtmayın. Ön kolunuza sütü damlattığınızda çok hafif ılık olmalıdır.

  • Ek besinlere başlarken nelere dikkat etmeliyim?

    Yeni gıdalara teker teker başlayın ve üç-dört gün boyunca başka yeni bir gıda vermeyin. Her yeni gıda ile birlikte ishal, döküntü, gaz, kabızlık, alerji, kusma gibi belirtilerin olup olmadığını gözleyin. Bunlardan herhangi birini gördüğünüz anda, kuşkulandığınız yiyeceği diyetten çıkarın ve çocuk hekiminize danışına kadar tekrar vermeyin. Eğer uygunsa sonra aynı besin daha önce anlatıldığı şekilde 15-20 gün sonra yeniden başlanır. Eğer yine alerji olursa tekrar kesilerek bir süre sonra denenir.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır (büyüklere göre hazırlanmış konserve gıdalar çoğunlukla fazla tuz ve koruyucu katkı maddeleri içerdiklerinden bebeklere verilmemeleri gerekir). Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.

    Bazen bebek özel olarak emzirilemeye ya da mamaya geri dönmek ister. Bu genelde hastalık sırasında olur, endişelenmeyin. Bir süre sonra tekrar katı gıdaya dönecektir.

    Reddedilen bir bir yemeğin menüden çıktığını düşünmeyin. Bebeklerin hafızası zayıf olur ve dün istemediklerini bugün iştahla yiyebilirler.

    Dışkı oluşumuna katkıda bulunmayan proteinlerin aşırı miktarda verilmesi, buna karşılık yeterince sıvı, yeşillik, sebze ve meyve verilmemesi kabızlığa neden olabilir.

    Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.

    Bebeğiniz öğün aralarında susamış gibi görünüyorsa su verebilirsiniz, aslında bebeklerin çok fazla suya ihtiyacı yoktur, ihtiyaçlarını anne sütü ve besinlere kattığınız su ile karşılayabilirler. Sıcak aylarda terleyerek su kaybedeceği için günde daha sık su verin. Yaptığı idrarın rengine, miktarına, sayısına bakarak su ihtiyacını anlayabilirsiniz.

    Sıklıkla alerjiye sebep olduğundan, yumurtaya en son başlanır. Yumurtayı haftada en çok üç kez verin. Bebeğinizi yüksek kolesterol içerikli gıdalara alıştırmayın.

    Bebeğiniz beslenirken yalnız bırakmayın (tıkanma yaşayacağınız en kötü tecrübe olabilir).

    Bebeğime ek besinlere başlarken neler vermemeliyim?

    İlk bir yıl içerisinde yumurta beyazı, tuz, bal, çay ve inek sütü bebeklere önerilmeyen yiyeceklerdir. Sebzelerden lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, bakla, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve acı baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Fakat zerdeçal, tarçın, biberiye, kekik gibi baharatler hem değişik tatlar verebilir, hem de kendine özgü faydaları vardır. (Örnek: Zerdeçal güçlü antioksidandır, kanser ve enfeksiyondan koruyucu özelliği vardır)

    Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.

    Doktorunuz uygun görmediği sürece devam mamaları kullanmayın.

    Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. İnek sütü ile beslenen bebekler daha az demir ve C vitamini alırlar. Bu da barsaklarda gizli kanamalara ve kansızlığa neden olur. İnek sütü düşük D vitamini ve yüksek fosfor içermesi nedeni ile iyi bir kemik mineralizasyonu ve iskelet sisteminin gelişmesini sağlayamaz.Bu nedenle mümkünse 24 aydan önce kullanılmamalıdır.

    Tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişki vardır. Bebeğin tuza alışmaması için ona hazırladığınız mamalara, pürelere ve çorbalara tuz eklenmemelidir. Ayrıca sizin besinlerinizden de beslenmeye başladığında tuzu az yiyecekler vermeye gayret edin. Farklı tatlar arayan bebeklerde 8-9. ayda az miktarda tuz denenebilir görüşündeyim.

    Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, bağırsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir, kafein uyku problemi ve sinirlilik yapar. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur. Her bitki çayı da uygun değildir; anason, rezene, papatya ve ıhlamur dışında bitki çayı 1 yaş altına vermeyin. Bebek için en uygun sıvı aslında sudur.

    Bebekler genelde tatlı ve vanilyalı besinlere çok daha kolay alışırlar. Çeşitli besinlere alışmalarını sağlamak için aşırı şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.

    Bal bebeğinize zarar verici bazı bakterileri taşıdığı, deli bal zehirlenmesi denen bir kalp bozukluğuna sebep olduğu ve alerjen olduğu için önerilmez.

    1 yaşın altında pişmemiş ya da az pişmiş yumurta vermeyin. Çiğ yumurtadan yapılmış mayonez de vermeyin. Yumurta beyazı 1 yaştan sonra başlanmalıdır.

    Çilek ve kivi alerjik olması nedeni ile erken başlanmaması gereken meyvelerdir.

    Sosis, salam, sucuk, hazır pişmiş tavuk gibi işlenmiş et ürünleri çocukluğun hiçbir döneminde verilmemelidir.

    Eskiden annelerin yedirdiği beyin deli dana hastalığı riski nedeniyle sadece bebeklikte değil, ömür boyu yenmemlidir.

    Alerji ve astım öyküsü varsa susam, yer fıstığı, ceviz, kaju, fındık, süt, yumurta, tüm koruyucu katkı maddeli market ürünleri bebeğe verilmemeli ya da az verilmelidir. Hazır çorba ve muhallebiler de zararlıdır.

    Glüten hassasiyeti olabileceğinden, mama hazırlarken buğday unu dışındaki diğer tahıl unları (pirinç, mısır) tercih edilmelidir.

    Yağsız, ya da yağ oranı düşürülmüş gıdaları bebeğinizde kullanmayın, her zaman tam yağlı verin. Aynı durum, düşük kolesterollü gıdalar için de geçerlidir.

    Başlangıçta besleme araçları nelerdir?

    Küçük, derin olmayan silikon ya da plastikten bir tatlı kaşığı

    Plastik bir çatal

    Bebeğin daha rahat kullanacağı arkası eğik (gözüne kaşığı sokmaması için) bir kaşık ve çatal

    Altı kaymayan ve emici olan bir kap

    Ağızlıklı bir fincan (tercihen iki kulplu)

    Zor devrilmesi için altı ağır olan bir fincan

    Önlükler (içi pamuk dışı plastik, kolluklu; büyük çocuklarda önünde teknesi olabilir)

    Yeri korumak için plastik bir örtü

    Cam rende

    Katı meyve sıkacağı

    Süzgeç

    Bebek gıdasını ısıtmak üzere ayrılmış bir tencere

    Tencerenin üzerine yerleştirmek için metal buğulama diski ya da buhar tenceresi

    Yoğurdu nasıl hazırlayabilirim?

    Yoğurt ömür boyu her gün yenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir. Günlük mayalamak şarttır, çünkü bekleyen yoğurtta laktik asit miktarı artar; bebeğin böbrekleri de bu asidi dışarı atmak için yetersiz olabilir.

    Sütü ateşte kaynatıp soğumaya bırakın. Parmağınızın dayanabileceği sıcaklığa (45-50 derece) kadar sütü ılıtıp içine tahta bir kaşıkla yoğurt mayası ekleyin, (1 litre süte 1-2 çorba kaşığı içinde sulandırılmış. 1 çorba kaşığı yoğurt mayası), yavaşça karıştırın, kabın üstünü örttükten sonra oda ısısında hareket ettirmeksizin yaklaşık 6 saat bekletin. Süzme yoğurdun bebeklere bir faydası yoktur. Hazır yoğurt ise canlı maya (probiotik) içermediğinden bebeğinizin bağırsaklarını ev yoğurdu kadar korumayacaktır.

    Hazır mama ile de yoğurt hazırlanabilir. Bunun için 120 ml. içme suyu kaynatılıp içine 6 ölçek formül mama eklenir. Bu karışımın gene 45-50 dereceye kadar ılıması beklenir. Daha sonra başka bir kaba bu karışımdan 2 yemek kaşığı aktarılıp 1 yemek kaşığı yoğurt ile karıştırılır. Üzerine ilk karışımdan kalan miktar eklenip, bir süre bu karışım iyice karıştırılır. Üzeri örtülüp oda ısısında 4-6 saat bekletilirse yoğurdunuz hazırdır.ç

    Günlük yoğurt öğünü iki defa olabilir. Her öğünde 3 tepeleme yemek kaşığı veya 1 çay bardağı verilebilir. İçine meyveleri püre şeklinde ekleyerek, ya da biraz ev reçeli ve pekmez koyarak tatlandırmayı ilerideki günlerde yapın. 5-6. Aydan sonra pilav, makarna, dolma, sebze yemeklerine de yoğurt katmak hem besini farklılaştıracak, hem de değerini artıracaktır.

    Ayrıca çocuğunuza su yerine ayran içirebilirsiniz.

    Sebze pürelerini nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püreleri patates, havuç, pirinç veya irmik ile hazırlanabilir. Mevsim sebzesi olarak kabak, bezelye ve domates kullanılabilir. Seçilecek olan sebzeler taze ve olgun olmalı, çürük olmamalıdır. Sebze püresine patatesle başlanması önerilir. Daha sonra havuç ve mevsim sebzeleri her gün yeni bir çeşit ilave edilerek zenginleştirilir. Kök sebzelerin (havuç, patates, balkabağı, sarı şalgam) doğal ve şekerli tatları varır ve bir şey katmadan buharda pişirilip püre haline getirilerek de verilebilir. Burada amaç alerji yapabilecek sebzenin tespit edilmesini kolaylaştırmak ve onu mönüden çıkartıp ilerideki zamanlarda tekrar denemektir. Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilebilir. Aşağıdaki tarifler örnek olarak verilmiştir, ancak hiçbir kalıba uymanız gerekmediğini de unutmayın.

    1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır. Bebeğin yediği kadar verilir. Amaç doyurmak değil, tattırmak ve bebeğin reaksiyonlarını gözlemlemektir.

    2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir, karışıma pirinç eklenebilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

    3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi. En fazla 3-4 sebzeyi karıştırın ki bebek farklı tatlara alışsın Tel süzgeçten geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir. Bezelye, yeşil fasulye, semiz otu, ıspanak, vs. de mevsimine göre katılabilir. Bebeğe verilecek miktar 3-6 tepeleme yemek kaşığı olabilir.

    4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı sızma zeytinyağı veya pastörize tereyağı katılır.

    Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir. Daha erken dönemde sebze çorbasına başlanmış olan bebekler için kuzu ciğeri tercih edilir. Kemik sulu çorba vermenin kalsiyum içeriğini artırdığı görüşü doğru değildir, ancak çorbayı daha lezzetli yaptığı için verilebilir.

    Yemek Suyu: Aslında yemek suyunun besleyici değeri çok azdır. Anne sütü alan bebeklerde 7-8. aylarda, tamamen yapay beslenen bebeklerde ise 4 aylıktan itibaren yemek suyunun yağsız tarafından tattırılabilirsiniz. Sindirildiği anlaşılınca ekmek içi ile birlikte yedirilir. Kızartılmış ekmeğin içi daha uygundur. Evde pişen sebze yemeklerine bir soyulmuş patates ya da havuç atarak pişirilir. Yağsız tarafından alınan suyunda sebzeler ezilerek suluca yedirilir.

    Havuç Çorbası: 2 su bardağı suya 1 yemek kaşığı pirinç, 3 küçük havuç, bir tutam tuz (şart değil) eklenerek 45 dakika pişirilir. Ezilip süzgeçten geçirilerek pişirilir. Üzerine bir mama kaşığı tereyağı eklenebilir.

    Havuç Suyu: Havuçlar iyice temizlendikten sonra, temiz bir turp rendesinde(cam rende olması tercih edilir) rendelenir. Temiz bir tülbent içinde sıkılarak suyu çıkarılır. Bir çay bardağına yarım “küçük boy küp şeker” konabilir. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Domates Suyu: Domateslerin kabuklarının kolayca soyulması için 1 dakika kadar kaynar suda tutulan domatesler; ezilerek önce tel süzgeçten geçirilir. Tülbent içinde sıkılarak pürtüksüz ve çekirdeksiz suyu çıkarılır. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Patates Püresi: 1 orta boy patates kabuğuyla haşlanır, soyulur ve ezilir. 2-3 dövülmüş bisküvi ile karıştırılarak tam sütle 150 ml’ye tamamlanır. Çocuk tatlı beğeniyorsa %5 şeker ya da meyve suyu eklenebilir. Yapay beslenen süt çocuklarına 3-4 aylıkta, anne sütü alan bebeklerde 6-7. aylarda verilir.

    Sebze yemeklerinin öğün sayısı bir, farklı bir tat ise (örneğin yoğurt ile karıştırarak) iki olabilir.

    Bebeğinize 5. aydan sonra tarhana ve yayla çorbaları da verebilirisiniz.

    Hangi meyveleri tercih etmeliyim?

    Başlangıçta kabuğu soyulan ve alerji yapma olasılığı az olan meyveler ile başlayın. Mevsimine göre elma, armut, şeftali ve muz tercih edilen başlıca meyvelerdir.

    Meyve pürelerini azar azar vererek başlayın.

    Katı gıdaya alışması için meyve suyu değil, meyve püresini tercih edin. Ancak ayva, havuç gibi çok katı meyvelerin suyu katı meyve sıkacağı ile alınabilir. Muz bir miktar süt ya da mama ile sulandırılıp akışkan bir kıvama sahip olması sağlanabilir.

    Vitaminlerin kaybolmaması için çırpıcı, rondo, blender yerine cam rende kullanılmalıdır, cam rende vitamin kaybını azaltır.

    Meyveleri komposto gibi haşlayıp ezerek vermek de diğer bir seçenektir, pişirme ile vitamin kaybı olmaz. 6. aydan sonra kayısı ve erik kurularını da komposto yaparak verebilirsiniz.

    Portakal, mandalina, limon bazı çocuklarda gaz, karın ağrısı ve alerjilere yol açabilmektedir. Bu sorunlar görülmezse bu meyve sularını da verebilirsiniz. Armut, kırmızı erik, kayısı, dut, ,incir bağırsakları çalıştırırken; muz, elma, şeftali bağırsağı daha yavaş çalıştırır, bunun için bağırsak düzen bozulan bebeklere meyveleri bir arada verin. Alerji, gaz, ishal, kabızlık, kusma gibi olumsuz etkiler olursa, bunu yapan meyveyi kesip 6-7. aydan sonra tekrar denemelisiniz.

    Meyve suları verilmesi bebekte yeterli beslenmeyi engeller, kilo alımlarını duraklatır. Hazır meyve sularını bebeğe asla vermeyin. Organik meyve sularının biberonla verilmesi diş çürüğü yapar, fincanla vermeyi tercih edin.

    Meyveler ve meyve suları özellikle çok verildikleri taktirde dışkıyı asidik yaparak ve cildini tahriş edebilir. Bebekte kıpkırmızı ve altı silinirken acı veren bir pişiğe yol açabilir. Bir süre için meyve veya meyve sularını azaltmanız da yararlı olabilir.

    Verilecek meyve miktarı bir orta boy elma ya da elma kadar, öğün sayısı da 1-2’dir.

    Muhallebi nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir. Süt eklemeden sadece pirinç unu ve ile muhallebi hazırlamak doyurucu olabilir, fakat zararı daha fazladır, kilolu ama zihinsel ve hareket gelişimi geri bir bebek yetiştiriyorsunuz demektir.

    Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.

    Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 100-150 gram (5-6 kaşık dolusu) olarak hazırlanır.

    4-6 arası örnek beslenme programı verebilir misiniz?

    Defalarca belirttiğim gibi hiçbir kalıba, sıraya uymayın, her bebek değişken beslenme karakterleri gösterir. Ancak fikir oluşturması açısından örnek bir liste vereyim:

    07.00 anne sütü veya mama

    10.00 anne sütü veya yoğurt

    11.00 meyve püresi

    13.00 sebze çorbası veya püresi, doymazsa yoğurt

    16.00 anne sütü veya meyve püresi

    17.00 yoğurt

    21.00 anne sütü veya muhallebi

    Gece uyanırsa anne sütü veya mama

  • Ek besinlere nasıl başlamalıyım?

    Boğazına kaçma riskini en aza indirgemek için bebeğinizin oturur pozisyonda (kucağınızda veya mama sandalyesinde) olmasına dikkat edin. Katı gıdaları kaşıkla verin. Bazı anne-babalar bunları biberonla vermeye çalışırlar. Bu yöntem bebeğin nefes borusuna yiyecek kaçma riski açısından sakıncalıdır. Ayrıca her öğünde aldığı besin miktarını aşırı bir şekilde artırabileceğinden aşırı kilo alımına neden olur. Bebeğinizin oturarak yeme işlevine -kaşıktan azar azar alarak, yudumlar arasında dinlenerek ve doyduğunda durmayı öğrenerek- alışması gereklidir. Tüm yaşamı boyunca onun sağlığını etkileyecek olan doğru yeme alışkanlıklarının temeli bu dönemde atılmaktadır.

    Bebek kaşıkları bile bu dönemdeki bebekler için fazla geniş olabilir. Bu yüzden en iyisi küçük çay kaşıklarından kullanmaktır. Yarım çay kaşığı (tatlı kaşığının çeyreği) veya daha az miktarlarla başlayın ve beslenme boyunca onunla konuşarak yardımcı olun, aynı yemeği aynı kaşıkla ağzınıza koyarak yemeğin reklamını yapın. (“mmm, bak ne kadar güzel…”). Büyük bir olasılıkla, başlangıçta şaşıracak ne yapacağını bilemeyecektir. Aşağılanmış veya kafası karışmış gibi görünebilir, burun kıvırıp, lokmasını ağzında geveleyebilir veya tümüyle reddedebilir. Bu tepkiyi anlamak zor değildir. Eskiden yedikleri ile şimdiki yediklerinin arasındaki farkı göz önünde bulundurursanız onu daha iyi anlarsınız.

    Katı gıdalara geçiş dönemini kolaylaştırmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: Önce bebeğinize biraz süt (meme veya hazır mama) verdikten sonra az bir miktarda katı gıdayı yarım çay kaşıklık yudumlarda verin ve öğününü yine süt ile bitirin. Bu yöntem çok acıktığı zamanlarda düş kırıklığına uğramasını önleyebildiği gibi, kaşıkla beslenme deneyimini meme emmenin verdiği hazla bağdaştırmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca anne sütü yeni besinin sindirilmesine de yardımcı olur.

    Besinler soğuk veya çok sıcak olmamalı, ılık olmalıdır. Bebekler ılık besinleri daha çok severek alırlar. Mikrodalga fırında ısıtıyorsanız, besin eşit şekilde ısınmadığından ağzında yanıklar olabilir, dikkatli olun lütfen. Yeşil yapraklı sebzeler, etler tekrar ısıtılarak kjullanılmamlıdır.Besinlerin tekrar tekrar ısıtılarak verilmesi nitrit miktarını artırır, bu da bebekler için zararlı olabilir (“mavi bebek sendromu”).

    Bazı yiyeceklere karşı sizin önyargılarınız olabilir. Brüksel lahanasından siz nefret edebilirsiniz, fakat çocuğunuz bayılabilir.

    Çocuğun beslenmesi için her öğün 20-30 dakikalık bir zaman ayrılmalıdır. 5-10 dakika içinde midesi doldurulan bir çocuk daha çok hava yutar. Buna bağlı olarak da kusmalar ve karın ağrıları görülebilir. Bebeğiniz dikkatini toplamalı ve kendi hızında yemelidir. İstediğinden fazlasını yedirmek konusunda onu ikna etmeye çalışmayın

    Ne yaparsanız yapın, katı gıdalarla beslenmeye başladığınızda yiyeceklerin çoğunu geri çıkaracak, bir kısmı yüzüne bir kısmı önlüğüne bulaşacaktır. Bu nedenle katı gıdaları yutmayı becerene kadar ona bir iki çay kaşığı vermekle yetinin, beslenme öğünlerini çok yavaş arttırın.

    Her seferinde yeni bir gıda türünü deneyin. Alerji gelişimi açından daha kolay takip edilmesini sağlar. Diğer gıda türüne geçmek için 2-3 günlük süre koyabilirsiniz.

    Bebekler kibar değildir. Sizin nazikçe reddettiğiniz bir besini, bebekler suratınıza tükürebilir. Sabır! Yemek sadece yemektir, güç ve irade savaşı değil. Bu savaşı daha çok anne ve baba kaybedecek, ama sabırla nihai zafer onların olacaktır.

    Bebeğimde daha sonra beslenme problemi olmaması için neler yapmalıyım?

    Bebeğin annelerinin gebelik dönemlerinde aldığı gıdalara aşina olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle hamilelikten itibaren yemek seçmemeye özen gösterilmesi gerekir.

    En önemli cümle: ASLA RONDO VE BLENDER İLE BESİN HAZIRLAMAYIN! Aksi halde ileri aylarda katı gıda boğazına takılan, yemeği uzaktan görünce kusan, başlangıçta zayıf; ileri yaşlarda doyup doymadığını anlamayacağı için şişman bir çocuğun temellerini atmış olursunuz.

    Bebeğinize “gerçek” yiyecekler verin. Verdiğiniz yiyeceklerin onun ömür boyu beğeneceği ve arayacağı yiyecekler olacağını unutmayın. Çocuğunuza yedireceğiniz katkılı, kimyasal ve tarım ilacı eklenmiş besin belki de geleceğindeki çok önemli bir hastalığın başlangıcı olabilir.

    Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin. Ancak unutmayın ki bir besini bebeğinizin sevmesi için 8-10 defa denemeniz gerekebilir. Bebeğiniz gene sevmezse; bir kaşık sevdiği besinden, bir kaşık da sevmediği besinden verilerek alıştırılmaya çalışılır.

    Yeme konusunda zorlamayın. Ağzını açmazsa, kafasını çevirişe, kendini arkaya atarsa yemek zamanı bitmiştir. Daha fazla ısrarınız, kötü yeme alışkanlıklarını beraberinde getirir. Tipik bir bebek yiyeceği 10-15 kere tattıktan sonra ona alışır. Bir besini yemiyorsa (örneğin yoğurt) daha fazla ısrar etmeyin, ertesi gün bir daha deneyin. 10. günde halen reddediyorsa birkaç gün denemeye ara verip tekrar denemeye başlayın ya da tadını değiştirin (yoğurta re

    Rengârenk mamalar hazırlayın. Doğal yiyeceklerdeki her farklı renk, onun içinde farklı bir besin bulunduğunu gösterir. Örneğin turuncu renkli havuç ya da balkabağı onların A vitamininden zengin olduğunu gösterirken, mor renkli üzüm çocuğunuza aynı zamanda demir yedireceğinizin de işaretidir.

    Beslenmede daha çok kaşık kullanın. (kaşık olmazsa fincan, son tercih biberon). Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin. Her seferinde bebeğinizin eline kaşık tutturmaya çalışmanız, kendi kendine beslenme alışkanlığı için çok yararlı olacaktır. Alerjik reaksiyon olmaması için metal değil, silikon kaşık kullanın. Besinlerin kıvamı da kaşıkla vermeye uygun olmalıdır. Bebek ilk zamanlarda diliyle kaşığı hep iter, anne de bebeğinin hiçbir şey sevmediğini düşünür. Burada kaşığı birazcık dilinin ortasına doğru tutmak gerekir ki, bebek hem yutsun hem de tadnı alsın.

    İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin. Başlangıçta eline aldığını yiyip yiyememesi önemli değildir. Lapa ya da ezilmiş yiyecekler yerine bebeğin rahatlıkla tutabileceği boyut ve şekillerde yiyecekler verilir. Bebeğiniz yerken yemeklerle oynayacak, ortalığı karıştıracaktır. Bunu yapmasına izin vermelisiniz.

    Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin. Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir. Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır. Ona ayrı bir tabak koyun.

    Bebeğinizin elini ve ağzını her lokmadan sonra temizlemeyin, yemek tamamen bitince temizleyin. Siz de yemek yermeye çalışırken ağzınız ıslak ve giderek yiyecek komaya başlayan bir bezle silinse bu işkencenin bir an önce bitmesini istersiniz. Oysa elleriyle biraz yüzüne sürerek, ardından koklayarak, bir miktarını da ağzına alarak yemek yemesi en sağlıklısıdır. Tabii bu arada etrafı örtü ile korumak, düşecek mama ya da yoğurdun temizliği ile az uğraşmak da önemlidir.

    Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Bebeğin yiyeceği ağzına götürmesini sağlayan motivasyon merak ve taklittir; açlık değil. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.

    Bebeğinize yemek yedirirken televizyon seyrettirmeyin, hele reklam ve klip asla.

    Ek gıdaların yanı sıra emzirmeye devam edilmelidir.

    Desteksiz oturmaya başlar başlamaz, en kısa zamanda bir mama sandalyesi alarak bebeğin oturmasını sağlayın.

    Çocuğu hayata hazırlamak için sınırlar ve kurallar koymaya başlamak gereklidir artık. Bazı sınırlamalar için ergenliği beklemeye gerek yok. Burada anne-baba 3N, çocuk da 1N kuralına göre davranmayı öğrenmelidir. Yani yemekte Ne yeneceğini, öğünlerin Nerede yeneceğini ve öğünlerin Ne zaman olacağını anne-baba belirler. Çocuğun ise yemekte Ne kadar yiyeceği konunda bağımsız olması gerekmektedir.

    Çocuğunuza besin tercihi yaptıracaksınız aynı grup içinden yaptırın. Elma ya da armut, yoğurt ya da lor peyniri, havuç ya da fasulye gibi. Fasulye ya da şekerli yoğurt değil.

    Neyle başlamalıyım?

    İlk verilecek besin konusunda maalesef kafamız karışık. Tat alma duyusu yeterince gelişmiş olduğundan bebeğinizin gıdaları kabul edip etmemişini deneme yanılma yöntemi ile bulacaksınız. Bazıları sebze çorbasını, bazıları meyve sularını, bazıları yoğurdu tercih ediyor. Bu dönemde hiçbir internet sitesinin, doktorunuzun, aile büyüğünüzün planına uyamazsınız; çünkü her çocuk için bu dönem farklıdır.

    Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçebilirsiniz. Daha çok önerilen yöntem ise diğer katı gıdalarla beslenmeye başlamasıdır. Aslında “gerçek” yemeklere geçmeden önce bebeğinizin mama, lapa, pütürlü besinler aşmalarını tamamlaması gibi bir beklenti de olmamalıdır.

    Yine bebeğe göre değişebilmekle benim önerdiğim sıralama şudur:

    Evde hazırlanmış yoğurt.

    Meyveler; elma, şeftali, armut, tercihen püre; olmazsa su olarak.

    Süzgeçten geçirilmiş sebzeler; kabak, havuç, patates gibi renkli sebzelerle başlayın (birçok bebek için altı aydan önce hazmı zor olduğundan mısır daha sonraları verilmelidir.

    Daha sonraki dönemlerde ise önce ikili, sonra üçlü karışımlar verebilirsiniz.

    6-7 ay

    Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;

    yoğurtlu sebze püreleri
    meyveli yoğurt
    tavuklu sebze
    etli sebze
    tarhana çorbası
    yoğurt çorbasıdır

    Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın.

    7-9 ay

    Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;

    sebze çorbası
    dolma
    baklagiller
    ızgara köftedir

    Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.

    Bazı kaynaklarda tatlı alışkanlığı olmaması açısından sebzelere meyvelerden önce başlanmasını önerilmektedir.

  • Bebeklerde ek besinlere geçiş

    Bebeğimde ek besinlere ne zaman başlamalıyım?

    Bebeğinizin dört aylık olana dek diyetini anne sütü eğer bu yetersizse formül mama oluşturmaktadır. (Çocuk hekiminiz buna, vitaminler ve demir ekleyebilir). Dört ile altıncı aylar arasında katı gıdalar eklemeye başlayabilirsiniz. Ancak halen ana besin maddesi anne sütü olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü 9 aylık bir çocukta bile %70 anne sütü ağırlıklı beslenmeyi öneriyor.

    Bazı bebekler üç aylıkken katı gıdalar almaya hazır duruma gelmesine karşın dil atma refleksi genellikle dördüncü aydan itibaren kaybolmaya başlar. Aslında emme işlevinde önemli bir rolü olan bu refleks yüzünden bebek, ağzına sokulan her şeyi; kaşığı, yiyecekleri diliyle iter.

    Dördüncü aydan itibaren bebeğinizin enerji gereksinimi artacaktır. Bebeğinize ek kalori sağlayacağından dördüncü ve altıncı aylar arasında katı gıdalara başlamak idealdir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi kilo kaybı olmadan sağlıklı büyüyen bebekte 6. aya kadar sadece anne sütünün devam ettirilmesi şeklindedir. Bu dönemden sonra da bebeğinize olabildiğince anne sütü vermeye devam etmelisiniz.

    Her bebek farklı gelişim eğrileri içinde yer alır. Doktorunuz gelişim çizgisine göre, anne sütünden yeterince faydalanmadığını düşünüyorsa 4 ayda ek besine başlanabilir.

    4-6 arasında bazı bebklerin iştahı, diş çıkarma ya da yeni kazandıkları hareket becerilerinden dolayı azalır. Dolayıyla bebeğiniz az yiyorsa bunu sorun etmeyin.

    Altıncı aydan sonra her bebek ek gıda almaya hazırdır. Bu aydan sonra doğumda anneden sağlamış olduğu çinko ve demir depoları tükenir. Ek gıdaya başlanması altı aydan sonraya geciktirilmemelidir. Altıncı aydan sonra bebeğin ek gıdaları kabul etmesi güçtür, farklı tat ve kıvamlar bebekte ısırma ve çiğneme becerisini artırır.

    Ek besinlere 4 aydan önce başlamanın zararlı etkileri nelerdir?

    En önemlisi anne sütünün yararını azaltıyor. Proteinlerin günlük toplam enerjiye olan katkısını sınırlar, bu da büyüme hızını etkiler.

    İlk 4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. Bu dönemde de bebek ek gıdaları alabilir. Ancak önemli olan bu bebeklerin ek gıdaları alabilmeleri değil, barsak gelişimlerinin ve sindirim enzimlerinin yeterince gelişmiş olmaları; böbrek ve karaciğerin ek besin yükünü kaldırabilmesidir.

    Bebeğin mide-barsak sistemi adapte formüller dışında, ek gıdaları sindirebilecek olgunlukta değildir. Sindirim sisteminde koruyucu mekanizma tam gelişmemiştir. Nişasta ve yağların emilimi için gerekli amilaz ve lipaz enzimleri yetersiz salgılanırlar.

    Erken ek gıda böbreklerin katı yükünü, sodyum ve ürenin serum düzeylerini arttırır, kan yoğunluğunda artışa ve sıvı kaybına yol açar.

    Süt çocuğunun 4 aydan önce yutma refleksi zayıftır, kaşıkla verilenleri yutamaz ve geri çıkarmaya eğilimlidir.

    Erken ek gıdaya başlama anne sütü alımını azaltır veya emzirmenin kesilmesine yol açabilir. Proteinlerin günlük toplam enerji içerisindeki yeri azalır, büyüme hızı etkilenir. Anne sütünün azalmasıyla bebeğin beslenmesi bozulur.

    Verilen gıdaların kirlenmiş olma olasılığı fazla olması ve ek gıdaların anne sütünün enfeksiyondan koruyucu özelliklerini seyreltmesi enfeksiyonu, özellikle de solunum yolu ve ishal riskini arttırır. Enfeksiyonların gerek iştahı azaltması gerekse de yıkım yoluyla kayıpları arttırması beslenme bozukluğu ile birleşince bebek protein ve enerji açısından negatif bir dengeye girer.

    Erken ek gıda başlanması alerjik hastalıklara, özellikle de besin alerjilerine yol açar. Geçici glüten (buğday proteini) hassasiyeti, inek sütü ve soya proteinine duyarlı barsak sıklığı artar. Çölyak hastalığı daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

    Erken ek gıda verilmesinin ileri yaşlarda şişmanlık eğilimini arttırdığını gösteren çalışmalar vardır.

    Bebeğimin ek besinlere hazır olduğunu nasıl anlarım?

    4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin. Prematüre bebeklerde yarı katı besinlere geçiş 7 aya kadar gecikebilir.

    Bu ipuçları şunlardır:

    Ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması (dudaklarına kaşık değdiğinde ağzını açmasıyla beraber dilini dışarı doğru çıkarmaması)

    Isırma, çiğneme-yutma koordine hareketlerinin başlaması

    Başlangıçtaki emme şeklinin daha olgunlaşması ve emmenin adeta bir sıvı içiyormuşçasına güçlenmesi

    Diş çıkarmaya başlaması

    Başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi

    Herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi

    Parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi

    Yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, sizin yemeklerinize ilgili olması ve yiyecek verilince ağzını açması, bebeğin size “sizin yediklerinizden niçin bana vermiyorsunuz” der gibi bakması

    Geceleri daha sık uyanması

    Çıngırak gibi nesneleri ağzına götürüp kemirmesi

    Ancak ek gıdaya başlamak için doktorunuza danışmak en uygunudur. Önemli olan bebeklerin ek gıdaları erken alması değil, vücut ve sindirim organlarının gelişimlerinin ek gıdayı kabul edebilecek seviyede olmasıdır. Bunu da çocuk doktoru ölçümleri, muayenesi ve en önemlisi tecrübesi ile size bildirecektir.

    Ek besinlere en uygun başlama saati nedir?

    Katı gıdaları vermeye başlarken gün içinde siz ve bebeğiniz için en uygun beslenme zamanını saptayın. Bu günün herhangi bir saati olabilir. Yeni besinleri bebeğiniz tamamen aç iken denemeyin. Biraz tok olması yeni yiyeceği tanımasına izin verebilir. Ancak tamamen açken beslemeye başlanmasını önerenler var, bunun başarısızlıkla sonuçlanacağını kendi çocuğumdan biliyorum. Açken daha hızlı ve kolay beslenmeyi sağlayan sütü istiyorlar ve ek besin verilmesine sinirleniyorlar. Onur yorgun, uykulu olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin. Sizin de en rahat olacağınız dikkatinizi dağıtacak başka işlerinizin olmadığı bir zamanı tercih etmeniz doğaldır. Pek çok uzman bunun için en uygun zamanın öğleye doğru olduğunu belirtmektedir. Ayrıca ek besine bağlı ortaya çıkacak herhangi bir reaksiyonu (deride, kızarıklık, gözde kaşıntı, ishal, kabızlık, huzursuzluk , vs.) gözlemek için gece saatlerinde yeni besin denemeyin.

    Sonraları, büyüdükçe sizlerle birlikte sofraya oturmak isteyeceğini unutmayın. Yedirirken başını çevirir veya ağlarsa onu zorlamayın. Katı gıdalara her ikinizin de zevk alacağı, hoşnut kalacağı bir dönemde başlamanız, herhangi belirli bir zamanda başlamaktan çok daha önemlidir. İstemiyorsa zorlamayın, emzirmeye ve ya biberonla beslemeye bir-iki hafta daha devam ettikten, sonra tekrar deneyin.

  • Çocuklarda hepatit c

    Hepatit C aynı isimli virüsün (HCV) neden olduğu esas olarak karaciğer tutulumu gösteren bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalığın artışıyla ilgili veriler her geçen gün artmakla erişkinleri tehdit eden hepatit C bebek, çocuk ve gençlerin sorunu olmaktadır.

    Hepatit C virüsü ile karşılaşıldığında hastalık oluşur. Hastaların bir kısmı bu virüsü vücuttan atamaz ve taşıyıcı olur. Bu vakalar hepatit C virüs taşıyıcıları HCV taşıyıcıları olarak tanımlanmaktadır. Taşıyıcı olanlar bu virüsü bulaştırdıkları gibi, sağlık açısından da sorunlar yaşamaktadır. Çocuklardaki hepatit C vakalarında HCV pozitif anneden geçiş önemlidir.

    Dünya nüfusunun %3 ‘ü kronik hepatit C ile yaşamaktadır. Amerika’da 2014 verilerine göre 2.7 – 3.9 milyon kronik hepatit C hastası olduğu ve yıllık akut hepatit C ‘li hasta sayısının ise 30.500 olduğu bildirilmektedir. Asya ve Afrika’da ki bazı ülkelerde enfeksiyon oranı yüksektir. Mısır’da enfeksiyon oranı %22 ‘e ulaşmaktadır.

    Türkiye’de hastalığın gerçek sıklığı bilinmemektedir. Bir milyon kişi hepatit C hastası olduğu tahmin edilmektedir. Hepatit C hastalarında tanı çoğunlukla geç evrelerde konulabilmektedir. Ülkemizde çocuklarda hepatit C sıklığı nedir sorusuna cevap vermek mümkün değildir.

    Bu konuda yapılan çalışmalar sınırlıdır.

    Hastalık sinsi seyrettiği için tanımlamak güçtür ve vakalar gözden kaçmaktadır.

    Ülkemizde hastalığın yaygınlığının %1-2.4 olduğu bildirilmektedir.

    Hepatit C sinsi gelişen bir hastalıktır. Başlıca belirtileri;

    Halsizlik, yorgunluk

    Bulantı

    Kas, eklem ağrısı

    Kilo kaybıdır.

    Bu tablo birçok hastalıkta olabileceğinden tanı çoğu hastada tesadüfen yapılan kan testi ile anlaşılmaktadır. HCV ile bulaşan kişilerin %15-20 si altı aylık bir süre sonunda tamamen iyileşir.

    2

    %80-85 ‘i ise kronik hepatitli bireye dönüşür. Bu vakaların %20 ‘si siroz ve karaciğer kanseri oluşmaktadır.

    Hepatit C virüsü nasıl bulaşmaktadır?

    Hepatit C virüsünü taşıyan anneler bu virüsü bebeklerine bulaştırmaktadır.

    İlaç bağlılığı olan şahısların kullandığı iğne ve diğer malzemelerin paylaşımı.

    Enfekte kan ve kan ürünlerinin kullanımı.

    Cinsel temas ile bulaşabileceği gibi,

    Enfekte materyalle karşılaşan sağlık personellerinde bulaşım riski altında olmaktadır.

    Ayrıca Hepatit C virüsünün yayılmasında enfekte iğnelerle yapılan dövmeler ve hızmalar önemlidir.

    Enfekte anneden bebeğine hepatit C geçişi %10 oranında olmaktadır. Bu annelerin sezaryen yapılma endikasyonu yoktur. Normal doğum ve sezaryen arasında bulaş yönünden farklılık görülmemiştir. Ancak annede 6 saatten uzun süren erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) var veya anne karnına gebelik sırasında müdahale yapılmışsa risk artmaktadır.

    Eğer hepatit C ile birlikte HIV virüsü pozitif ise (anne AIDS ise ) hepatit C’ nin bebeğe bulaşma oranı yükselmektedir. Bu vakalarda anne sütü verilmesi önerilmez. Hepatit C pozitif annelerin anne sütü vermesinde bir sakınca yoktur. Eğer annenin meme başında kanama ve iltihap varsa anne sütünden kaçınılmaktadır.

    Hepatit C taramasının gebelikte rutin olarak yapılması önemlidir.

    Enfekte anneden doğan bebeklerin çoğu doğumda normal tanımlanırsa da daha sonra hastalığın oluştuğu görülmüştür.

    Son yıllarda hepatit C vakalarındaki artışla birlikte hepatit C ile doğan bebek sayısında artış dikkati çekmektedir. Enfekte olan bu bebeklerin %25-40ında kendiliğinden düzelme olmaktadır. Bazı çocuklarda bu virüsün vücuttan atılması yedi yaşına kadar uzayabilmektedir.

    3

    Hasta olan çocuklarda kronik hepatit görülmekte, siroz oluşmakta ve bazı çocuklarda ise tablo ciddi seyretmekte ve karaciğer transplantasyonuna (nakline) gidilmektedir.

    Anneden çocuğa HCV geçişini belirlemek için anti HCV pozitif çocukları 18 aya kadar izlemek gerekir. Eğer

    Anti – HCV pozitifliği 18 aydan daha uzun sürüyorsa,

    Bebekte 3-4 aylıkken HCV-RNA tanımlanmışsa,

    Karaciğer fonksiyon terslerinde bozukluk varsa,

    Anne ve bebekte aynı genotip saptanırsa bu vakalarda kesin geçiş olduğu kabul edilmelidir.

    Bu hastalar takip programına alınır ve gereken vakalarda anti viral tedavi uygulanmaktadır.

    Bütün bu sorunlara karşın hepatit C aşısının araştırma safhasında olduğu ve rutin aşılama programında olmayışı üzücüdür.

    Sonuç olarak:

    Hepatit C enfeksiyonu günümüzde önemini korumaktadır.

    Bu vakaların tanımlanması güçtür. Çoğu kez belirtilerin özgül olmayışı nedeniyle göz ardı edilmektedir.

    Gebelikte HCV taraması rutin uygulanmalıdır.

    Anne ve bebeğe geçişin olduğu vakaların izlenimleri anne ve çocuk sağlığı açısından önemlidir.

    Aşının en kısa zamanda uygulanabilir olması sorunun çözümüne yardımcı olacağı aşikardır.

    Prof.Dr.Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • Gevşek bebek nedir?

    Gevşek bebek ne demektir ?

    Gevşeklik (hipotoni) bir bebeğin yer çekimine karşı kas tonusunun ve gücünün az olmasını tarif eder.

    Gevşekliğin nedenleri nelerdir?

    Gevşeklik kas hastalıklarına, sinir hastalıklarına bağlı olabileceği gibi serebral palsi gibi durumlarda beyinden, bazen de beyincikten kaynaklanabilir. Ayrıca Down sendromu, Prader willi sendromu gibi bazı özel durumlarda bebekler normalden daha gevşektir. Tiroid hormonu eksikliği, B12 vitamin eksikliği gibi bazı nedenler de gevşekliğe neden olabilir.

    Bebeklerde gevşeklik olduğu nasıl anlaşılır?

    Motor becerilerde gecikme görülür. Gevşek bebeklerin yatış pozisyonu kurbağa pozisyonunda olabilir. Bebeklerde baş kontrolü en geç 3. ayda sağlanır. Gevşeklik nedeniyle bebekler zamanında baş kontrolünde zorlanırlar, sırt kaslarının etkilenmesiyle destekli oturma, desteksiz oturma ve yürüme gecikebilir.

    Tedavisi var mıdır?

    Erken tanı konması erken tedavi olanağı sağlar. Vitamin eksikliklerinin yerine konması ya da ek başka ilaçlar verilebileceği gibi erken fizyoterapi oldukça yararlıdır.

  • Sağlam çocuk izlemi

    Sağlam çocuk izlemi, herhangi bir yakınması olmayan ailesi tarafından sağlıklı olduğu kabul edilen bebek ve çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla sağlıklarının değerlendirilmesi, korunması ve devam ettirilmesi amacıyla yapılan muayene ve danışmanlıktır.

    Sağlam çocuk izlemlerinin hedefleri:

    -büyüme ve gelişme izlemi,

    -Aşılama Takibi,

    -Bebek ve çocuk bakımı, beslenme hakkında aile danışmanlığı,

    -Farkedilmemiş herhangi bir hastalık varsa erken tanı koymak,

    Sağlam çocuk takibi hangi sıklıkta yapılmalı?

    Bebek izlemi anne karnında başlar. Gebelik sırasında düzenli doktor kontrollerinin bebek ölüm hızını belirgin azalttığını gösteren birçok çalışma mevcuttur.Bebeğin anne karnındaki pozisyonu, büyüme ve gelişimi, kalp sesleri, görüntüsü gibi birçok bulgu bebeğin sağlığı hakkında bize bilgiler verir. Bu takipler sonucu elde edilen birçok patolojik bulgu tedavi ile düzeltilebilir veya doğar doğmaz yapılacak girişimlerle bebeğe sağlıklı bir yaşam imkanı sunulabilir.

    Doğum sonrası izlemler önce sık aralıklarla yapılmalıdır. Anne,baba ve bebek birlikteliği, birbirlerine alışmaları ve bebek bakımı,beslenmesi gibi gereksinimleri açısından destek olunmalı ve eğitilmelidir.Ayrıca birçok hastalığın erken tanısı açısından da sık takip ilk zamanlarda önemlidir. Çok küçük bebekler hastalıklara dirençsiz olduğundan ve birçok organ ve sistemleri henüz tam gelişmediğinden daha sık izlenmelidir.

    Doğum sonrası ilk kontrol ilk 48 saat içinde yapılmalıdır.Hem emzirme eğitimi, hem de sarılık, hipoglisemi, erken müdahale gerektirebilecek doğumsal hastalıklar açısından erken izlem çok önemlidir.Bu ilk kontrolde anne-baba-bebek ilişkileri,ailenin sosyoekonomik durumu değerlendirilmeli, risk faktörleri belirlenmeli ve buna göre yaklaşımlar planlanmalıdır.

    Sonraki kontrol ilk 15 gün içerisinde yapılmalıdır.bu kontrol fenilketonüri, biotidinaz eksikliği ve hipotiroidi gibi hastalıkların erken tanısı için kan alınması ve ilk kontrolde verilen eğitimin denetlenmesi ve yeni sorunların takibi açısından önemlidir.

    Sağlıklı bebekler ilk 6 ay ayda bir izlenmelidir. daha sonra gelişim problemi veya risk faktörleri yoksa kontrol sıklığı azaltılabilir.Tabi ki saptanmış sorun ve hastalık riski mevcutsa bu duruma göre kontroller daha sık planlanmalıdır.

    Sağlam çocuk izlemi nasıl yapılmalıdır?

    İzlem sırasında çocukla ilgilenen bireylerin hepsinin odada bulunması en idealidir. Özellikle babanın bulunması teşvik edilmelidir. muayene sırasında bebek tam soyulmalı öykü ve fizik muayene tüm sistemleri içerecek şekilde yapılmalıdır. Zaten sağlam çocuk diyerek herhangi bir sistemik muayene atlanmamalıdır. Boy, Kilo ve baş çevreşi takibi tam yapılmalı, nörolojik ve motor gelişimi takip edilmeli, aileye hem psikolojik hem de gelişimi açısından gerekli danışmanlık ve eğitim hizmetleri verilmelidir.

    Eğer ailenin kafasında herhangi bir sorun ya da problem var ise önce bu sorun giderilmeli ve aile rahatlatılmalıdır.

    Kısacası sağlan bir çocuğa yaklaşım hasta olandan farklı değildir. İzlem sırasında hasta çocuklarda olduğu gibi öykü, fizik inceleme,gerekliyse laboratuar tetkikleri, tanı, tedavi ve öneriler aşamalarını içerir.

  • Konjenital sitomegalovirüs (cmv) enfeksiyonu

    En sık görülen konjenital (doğumsal) enfeksiyon olup A.B.D verilerine göre yılda 20.000 – 30.000 bebek konjenital CMV enfeksiyonu ile doğmaktadır. Bu enfeksiyonun yaygınlığı toplumdan topluma değişmektedir. Türkiye de ise konjenital CMV enfeksiyonlu bebeklerle ilgili yayınları çokluğuna karşın hastalığın sıklığı hakkındaki bilgilerimiz yetersizdir.

    Sitomegalovirüs enfeksiyonun her yaş grubunda görülmektedir. Enfekte gebelerin bu enfeksiyonu bebeklerine bulaştırmaları sonucu konjenital CMV enfeksiyonlu bebekler doğmaktadır. Gebe kadının CMV ile enfekte olma zamanı enfeksiyonun ortaya çıkışını etkilemektedir. Enfeksiyon doğuma yakın zamanda geçirilmiş ise bebeğin CMV ile enfekte olma şansı o ölçüde artış göstermektedir.

    Sitomegalovirüs enfeksiyonu yenidoğan dönemin en önemli enfeksiyonudur. Enfeksiyonlu doğan bebeklerin %10 unda etken CMV ‘dir. Enfekte bebeklerin %85-90 ise doğumda gayet sağlıklı görülmektedir. Bu bebeklere asemptomatik (belirtisi olmayan) bebekler olarak tanımlamaktayız. Yeni doğan bebeklerin %10-15 inde ise birçok organ tutulumuna ait belirtiler mevcuttur. Bu bebekler konjenital CMV ‘li hastalar olarak tanımlanmaktadır.

    Bu bebeklerde ;

    Sarlık

    Karaciğer, dalakta büyüme

    Başın ufak oluşu (mikrosefali)

    Epileptik nöbetlerin yanısıra

    Düşük doğum ağırlıklı bebek

    Prematüre doğum görülebilir.

    Enfekte bebeklerin büyük bir kısmında ise başlangıçta hiçbir belirti yoktur. Sağlıklı bebek olarak değerlendirilir. Maalesef ilerleyen aylarda ciddi belirtiler ortaya çıkabilir.

    Bu belirtiler;

    İşitme kaybı

    Görme kaybı

    Başın ufak oluşu

    Gelişme geriliği

    Epileptik nöbetler

    Zeka geriliği

    Kas zayıflığı

    Koordinasyon bozukluğu olarak özetlenebilir.

    Her yaşta görülen bu hastalığın bulaşımı bir çok yolla olmaktadır.CMV enfeksiyonu olan şahıs virüsü vücut sıvıları ile bulaştırır.

    İdrar

    Tükrük

    Kan

    Gözyaşı

    Semen

    Anne sütünde virüs bulunmaktadır.

    Hastalık gebelikte anneden bebeğe geçebilir. Bu bebekler konjenital CMV’li bebekler olarak tanımlanmaktadır.

    Bebek enfeksiyonu anne karnında almamış olabilir.Bu durumda enfekte annenin vücut sıvıları veya bebeğin bakımıyla ilgilenen şahısların vücut sıvıları ile bebeğe bulaşma olabilir.Diğer bir bulaş yolu enfekte annenin sütü ile enfeksiyonun bebeğe geçişidir.

    Enfeksiyonun laboratuvar tanısı;

    İdrar

    Kan

    Tükürükten alınan numuneler değerlendirilmektedir. Genellikle 2-3 haftada laboratuvar sonuçları alınabilir.

    Tanı konulan vakalarda süratle tedaviye başlanmalıdır. Konjenital CMV ‘li bebeklerde erken tanı ve tedavi son derecede olabilir. Tanı konulan vakalarda süratle antiviral tedavi uygulanır. Bugün en yaygın olarak kullanılan 2 antiviral ajan mevcuttur.

    Ganciclovir

    Valganciclovir

    Gancilovir 6 mg/kg/ gün , damar yoluyla günde 2 kez 6 hafta süre ile uygulanır.

    Valganciclovir 16 mg/kg/gün olacak şekilde ağızdan uygulanır.Kullanım süresi 6 hafta 6 ay olarak planlanır.

    Antiviral tedavi ile birlikte bebeklerin;

    Nörolojik gelişmesi

    İşitme testleri

    Göz takipleri ve gelişimleri yakından takip edilmelidir.

    CMV enfeksiyonunda esas sorunun enfekte annelerin izlemlerinin gerektiği şekilde yapılmamasıdır.

    Diğer bir sorun konjenital CMV enfeksiyonu ile doğan bebeğin tanısındaki gecikme ve bunun sonucunda tedavide yaşanan sıkıntılar.Çalışmalar göstermiştir ki erken tanı konan ve tedaviye başlanan vakalarda işitme hasarı önlenebilmektedir.

    Ülkemizde yenidoğan döneminde işitme testlerinin rutin olarak uygulanması sevindiricidir.Bebeklerin işitsel gelişimi takipleri bu testlerin yardımı ile yapılacaktır. Konjenital CMV enfeksiyonu tanısı konan bebeklerde antiviral tedavisinin erken başlanması ile birlikte işitme kaybı

    önlenebilmekte ise de asemptomik bebeklerde tanı ve tedavideki gecikmeler işitme kaybını önleyememektedir.

    Sonuç olarak konjenital CMV enfeksiyonu ülkemizde de ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.Erken tanı ve etkili antiviral tedavinin başarılı olacağı şüphesizdir.

    Anahtar kelimeler;

    Konjenital CMV enfeksiyonu

    Doğumsal CMV enfeksiyonu

    İşitme kaybı

    Görme kaybı

    Mikrosefali

    Epileptik nöbetler

    Prof.Dr.Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

  • Bebek beslenmesi ve d vitamini

    EMZİRME, NASIL EMZİRELİM? VE D VİTAMİNİ TAKVİYESİ; ağlayarak ve aranarak emme isteğini ifade eden bebeklerin anneleri genelde bebeğim sütümle doymuyor mu acaba diye endişeye düşerler ve bu yolla yarattıkları endişe sütlerinin hafifce azalmasına neden olur. Bu noktada hekimlerine danışarak veya kendi bildiklerince veya evdeki büyüklerin önerisi ile anne sütünün üzerine verdikleri ek ürünle bebeklerinin daha uzun süre tok kaldıklarını görüp bu uygulamayı sürdürür ve demek ki benim sütüm yetersizmiş diye yanlış bir değerlendirme yaparlar. Aslında anne sütü diğer ürünlere göre mideyi daha çabuk terkeder ve bebek diğer ürünlere göre erken acıkır. Bu doğaldır.

    Anne sütü üzerine ek ürün alan bebek normalde 3 saat ortalama ile emmesi gerekirken 4-5 saat aralarla acıkacağı için daha az sıklıkta emmeye başlar. Böylece daha az emzirilen annede yeterli uyaranlar azaldığı ve göğüsleri yeterince boşalmadığı için sütde azalmaya başlar ve birsüre sonrada kesilir. Halbuki sütün efektif olabilmesi için belirli bir ritimde annenin emzirilmesi ve göğüslerinin boşaltılması gerekir. Uzun süre tok kalan bebekde bu ritmin bozulacağı, sık emzirilmenin sütün devamlılığı açısından çok önemli olduğu bilinmeli ve anneler bu konuda eğitilmelidir. Her seferinde iki göğsünde 10’ar dakika emzirilmesi önerilmelidir. Bebek bu süreyi toplam 30 dk.ya uzatabilir. Az emdiği göğüs gelecek sefer ilk önce emzirilmelidir. Ayrıca 7-8. dk.dan sonra anne sütünün özellikle çoklu doymamış yağ asitlerinden daha zengin olduğu unutulmamalı ve emzirmenin bu sürelerden kısa olmamasına dikkat edilmelidir. Büyüme ve gelişmesi iyi olan bir bebek 2 aydan sonra gece uyanmıyor ise gece beslenmesine gerek yoktur.

    Anne sütü alan bir bebeğe D vitamini dışında su dahil başka hiçbirşey verilmemelidir.D vitamini günde 400 ünite 2 yaşına kadar verilmelidir.