Etiket: Bebek

  • ÇOCUĞUNUZUN BEDENSEL VE RUHSAL GELİŞİMİ İÇİN DOĞRU KABUL EDİLEN “HURAFELER”

    ÇOCUĞUNUZUN BEDENSEL VE RUHSAL GELİŞİMİ İÇİN DOĞRU KABUL EDİLEN “HURAFELER”

    Siz de benim kadar birçok kez duymuşsunuzdur

    ” Benim çocuğum emeklemeden, yürümeye başladı”

    Öncelikle ilk doğru bilinen yanlışlardan kurtulalım.

    Emeklemek çocuğun geç gelişim gösterdiği ya da yaşıtlarının gerisinde kaldığı anlamına gelmiyor. Tam tersi sağlıklı bir gelişim gösterdiği anlamına gelir.

    Emeklemek, bacak kaslarının güçlenmesinde etkili olur. Tabi bazı çocuklar asla emeklemez. Bu onların da gelişim problemi yaşadığı anlamına gelmez.

    Bazı çocuklar emeklemeyi yürümekten çok daha sonra öğrenir.

    Çocuğunuzu serbest bırakın.

    Bırakın her evresini yaşasın. Bebeğin bacak kaslarından önce bel ve kol kasları gelişir.

    Sağa-sola dönerek hareket etmeye çalışır. Yüz üstü ya da sırt üstü dönmeyi öğrenir. Bu esnada kol ve bel kasları gelişir.

    Zamanla beraberinde emekleme evresi başlar. Böylelikle bacak kasları güçlenir. Bir yerlere tutunup kalkmaya, adım atmaya başlar.

    Bırakın sandalyeleri, sehpaları kaldırmayın. Düşmesinden korkmayın. Yavaş yavaş çevresindeki bütün eşyalar keşif kaynağı olacaktır.

    Onları anlamak, anlamlandırmak, keşfetmek eğlenceli hale gelecektir. Eşyaları kaldırmayın, cesaretlerini kırmayın. Fırsat tanıyın.

    Böylelikle eşyalara tutunup kalkmayı öğrenecektir. Buna rağmen bazı bebeklerin eşyalara tutunarak dolaşması aylar boyunca sürer.

    Çünkü cesaretlerini toplayamazlar.

    “Benim çocuğum fazla süt emmedi. Erken ek gıdalara geçti şimdi herşeyi yiyor”

    Anne sütünün saymakla bitmeyen faydaları vardır.

    Anne sütü alan bir bebek ek gıdalara ihtiyaç duymaz. Ne kadar erken emmeye başlarsa anne sütü o kadar erken gelecektir.

    Bebeğin anne sütü emmesi bağışıklık sistemini ( immün sistem ) güçlendirir.

    Zekâ, gelişim açısından son derece önemlidir.

    ” Emzik, verince susuyor”

    Emzik faydalı yanları olduğu kadar zararlı yanları bi hayli fazladır.

    Emzik, emme refleksini güçlendirir. Geçici bir avuntu sağlar.

    Ani bebek ölümlerini engellediği araştırmalar sonucu desteklenmiştir.

    Tabi bebek emziğe bağımlı hale gelmedikçe…

    Bebeğin emziğe bağımlı hale gelmesi anne sütünü erken terk etmesine neden olabilir.

    Emzik verdiğinde susan, emzik düştüğünde yaygarayı koparan bir bebek haline gelebilir.

    Uzun süren emzik kullanımı diş problemlerine de sebep olabilir. Orta kulak enfeksiyonunu arttırabilir.

    “Tekerlekli oyuncak zararlıdır, düşer zarar verir”

    Tam aksine! Tekerlekli oyuncaklar kas gelişimi için önemlidir.

    Ileri-geri iterek kol ve bacak kaslarını güçlendirir. Kaslar güçlendikçe çocuğunuzun cesareti artacaktır.

    Kendi ağırlığını taşıyabildiğini öğrendiğine göre, yürümek için adımlar atacak ve dünyayı keşfetmeye başlayacaktır.

    ” Daha çocuğunuz yürümeye başlamadıysa yürüteç alın. Iyi gelir”

    Bırakın bu hurafeleri !! Bebeğin serbest bırakılması gelişimini daha hızlı etkiler.

    Yürüteç doğal yürüme dönemleri sırasında (refleksif dönem) duraklamaya ve kesintiye neden olur.

    • Omurga eğrileri görülebilir.
    • Ayak deformiteleri oluşabilir.
    • Kalçaya yüklenme daha fazla olacağından kalça problemleri oluşabilir.
    • Yere tam basmama, parmak ucuna basma alışkanlığı gelişebilir
    • Nasıl olsa yürüteçte diye kendi başına, yalnız bırakılan bebekler ev içi tehlikeli kazalara maruz kalabilir.( üzerine bişeylerin devrilmesi, basamaklardan yuvarlanması vs…)

    ” Fazla kucağa alışmasın, şımarır

    Bu sefer hep kucak ister”

    Bu gerekçe doğrultusunda annenin çocuğunu kendinden uzakta büyütmesi, bebeğin en büyük gereksinimi olan kucaklanma karşılanmaz. Ve ilgiye aç bir birey olarak yetişir.

    İlgiyi dışarıda arar ya da farklı ruhsal problemler beraberinde gelişir.

    ” Kırkı çıkınca çocuk tuzlanır ki pişik olmasın, ileride teri kokmasın”

    Bebeği tuzlamanın ölümcül sonuçları olabilir Anadolu’da halen yaygın olarak kullanılan yeni doğan bebeğin tuzlanması adeti, son derece tehlikeli ve ölümcül sonuçları olabilecek çağdışı bir uygulamadır ve asla yapılmamalıdır.

    Bebeğinizi doğru ve sağlıklı yetiştirmek istiyorsanız komşularınızın söylediklerine kulaklarınızı kapatın.

    Bir uzmandan ya da çocuk ve anne sağlığı adı altında gelişime yönelik çok güzel kitaplar var.

    Temin edip doğru bildiğiniz yanlışları düzelterek daha sağlıklı ve mental olarak daha “iyi” çocuklar yetiştirebilirsiniz.

    Çocuğunuzun kulaktan dolma bilgilerle ruhunu zehirlemeyin. Herkesin doğrusu kendisine göredir.

    Yani herkesin doğrusu kendinedir.

    Sağlıklı çocuk yetiştirmek için kitaplardan, uzmanlardan yardım alabilirsiniz.

  • EBEVEYN OLMAK

    EBEVEYN OLMAK

    Hiçbir yeni doğan canlı insan yavrusu kadar bakıma muhtaç değildir. Yeni doğan bir bebeğin, ebeveynleri tarafından hem fiziksel hem de duygusal olarak doyurulmaya ihtiyacı vardır. İhtiyaçlarının karşılanması bebek için hayati derecede önemli ve zaruridir.

    Bebekle Kurulan İlk İlişki ve Annenin Rolü

    Ebeveynler ya da bakım veren kişi bebek üzerinde çok önemli kalıcı izler bırakabilir. Özellikle anne ile bebek arasındaki ilişki bebeğin geleceğindeki ilişkileri üzerinde de etkili olacaktır.

    Yeni doğan bir bebek ilk ve en önemli ilişkisini annesiyle kurar. Anne bebeğinin tüm fiziksel ihtiyaçlarını giderebilen kişidir. Bebeklerde ortalama 1 yaşına kadar güven duygusu şekillenmektedir. Bireyin kendine güvenebilmesi, çocuklukta çevresine duyduğu güvenle paraleldir. Güven duygusunu çocuklukta kazanamayan birisinin bunu sonradan kazanabilmesi çok zordur. Temeldeki güven duygusunu kazanabilmek için annenin çocuğuna karşı davranış ve tutumlarında tutarlı olması çok önemlidir. Bebeğin ihtiyaçları karşılanırken bunun belli bir düzen içinde yapılması gerekir. Bu önemlidir çünkü annesinin düzenli olarak kendisiyle ilgileneceğini bilen bir çocuk ileriye yani yetişkinliğine bu güven duygusunu taşıyacaktır. Aksi bir durumda yetişkinlikte kişi belirsiz durumlar karşısında panikleyebilir ve aşırı duyarlı hale gelebilir.

    Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin, çocuklarının duygusal ihtiyaçlarına yeterli şekilde karşılık verebilmesi için duygusal anlamda olgunlaşmaları gerekmektedir. Duygusal olgunlaşmasını sağlayamayan bireylerin anne babalığı benimsemesi de güç olmaktadır.

    Gelişim Dönemindeki Takılmalar

    İnsanlarda kimi zaman kişiliğin bazı yönleri belli bir aşamada takılabiliyor. Bu aşama yaşamındaki belirli bir gelişim dönemini ve bu dönemdeki ihtiyaçlarını içeren bir aşamadır. Bu durumda birey yeterli bir bütünlük kuramaz. Kişilik yapısında olgunluğa ulaşamamış bir kişi ise bulunduğu gelişim dönemine uymayan davranışlar sergileyebilir. Belirli bir gelişim döneminde çok doyum sağlanmış ya da tam tersi bir şekilde hiç doyum sağlanamamışsa benzer davranışlar ortaya çıkacaktır. İhtiyacın aşırı karşılanması kadar zararlı bir durum da hiç karşılanmamasıdır çünkü bu iki durum da aynı oranda zarar verebilir.

    Problem Dinamikleri

    Çocuklarla ebeveynleri arasındaki sorunların çıkış noktası, anne baba ve onların çocukla kurduğu ilişkiyi kapsamaktadır. Duygusal olarak olgunlaşamamış anne ve babalar çocuklarının problemlerinden yine onları sorumlu tutarlar ve bunun sonucunda da çocuklarına karşı öfke ve kızgınlık yaşarlar.

    Bir annenin çocuklarına gösterdiği davranış şekli çoğunlukla kendi çocukluğunda annesiyle olan ilişkisinden etkilenir. Anne sevgisinden mahrum kalmış çocukların yetişkinlikte öfkeli ve hırçın bireyler olması muhtemeldir. Bu sevgiyi sonradan verebilmek ise çok güçtür.

    Sınırlar

    Bazı aileler çocuklarına sınır koyma konusunda fazla rahat davranmaktadır. Özellikle çocukluğunda otorite figüründen yoksun olarak büyüyenler yetişkinlikte de kendi çocuklarına karşı otorite oluşturmakta güçlük çekerler. Ya da çocukluğunda çok katı bir baskıyla yetişmişse kişi, çocuğunun aynı şeyleri yaşamasını istemediği için sınırları çok gevşek bırakabilmektedir. Sonuç olarak sınırlar konusunda aşırı baskıcı olmak ya da tam tersi davranmak da aynı derecede çocuklara zarar verebilir. Sınırların iyi çizilemediği çocuklarda topluma aykırı davranışlar görülebilir. Çok baskıcı bir tutum ise ebeveyne karşı öfkenin oluşmasına ve benzer şekilde diğer insanlara karşı da olumlu yaklaşamamaya neden olabilir.

    Ebeveyn Tutumu

    Ebeveynlerin ya da bakım veren kişilerin çocuğa karşı tutumu öylesine önemlidir ki çocuk bu tutum doğrultusunda benlik kavramını şekillendirir. Anne baba doğrudan ya da dolaylı bir şekilde itici bir tutum sergiliyorsa çocuk da kendisini değersiz olarak algılayabilir, kendisi hakkında uzun süreli negatif düşünceler geliştirebilir. Çocuklar itici ya da kabul edici her türlü davranışı rahatlıkla ayırt edebilirler. Bebekler annelerinin kendilerine gösterdiği ilgi, sevgi ve her türlü tutumun gerçekçi ya da zorlama olup olmadığını kolayca algılayabilirler.

    Ebeveyn tutumları ve bunların çocuk üzerindeki etkileriyle ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz web sitemizdeki bu konuyla ilgili yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

    Unutulmamalıdır ki bilinçli anne babalar ancak bilinçli çocuklar yetiştirebilir. Ebeveynler eğitilirse çocuklar da eğitimli doğacaktır.

  • Bebekler neden emmeyi bırakır ?

    Bebekler Neden Emmeyi Bırakır ?

    Bebekler genellikle 3.-5. ay civarında veya bazen daha geç aylarda emmeyi reddedebilir. Pek çok anne bu durumda bebeğin kendisini reddettiğini, bir daha asla emmek istemeyeceğini düşünür ve endişelenir. Bu durumda annenin olabildiğince sakin olması ve pozitif düşünmesi gerekir, aksi durumda annenin gerginliği bebeği de etkiler. Bebeğin emmek istememesi memeyi tamamen bıraktığı anlamına gelmez, bu genellikle geçici bir durumdur. Emme reddinin altında yatan birçok sebep olabilir.

    Burnu tıkalı olabilir

    Üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren veya burnu tıkalı olan bebekler ememez. Emmeye başlar ama devamlı memeyi tutup bırakır ve ağlar. Serum fizyolojik damla ve burun aspiratörü yardımıyla bebeğin burnunu açtıktan sonra emzirin.

    Ağrısı var mı ?

    Bebek diş çıkarma dönemindeyse, ağzında pamukçuk veya aft gibi yaralar varsa veya boğaz ağrısı varsa emmek istemeyebilir. Bu durumda çocuk doktorunuza başvurun, uygun tedavi başlandıktan 1-2 gün sonra bebeğinizin emmesi düzelecektir.

    Enfeksiyon durumu olabilir

    Üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabı veya ateşli hastalık durumu varsa emmeyi reddedebilir. Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuza başvurun.

    Gündelik hayatınızda bir değişiklik emmeyi reddetmesine neden olabilir

    Kullandığınız farklı bir parfüm, sabun veya losyonun kokusu bebeğinizi rahatsız etmiş olabilir. Acılı, baharatlı veya kokulu besinlerin ( sarımsak, lahana vb.) tadı sütünüze geçtiği için bebeğinizin hoşuna gitmemiş olabilir. Bu durumları gözden geçirip, varsa değiştirin. Bunların yanı sıra tekrar hamile kaldıysanız veya mensturasyon periyodunuz başladıysa bu hormonal değişiklikler de bebeğinizi etkileyebilir.

    Sütünüzde azalma var mı ?

    Bebekler özellikle 4. aydan sonra daha fazla süt isteyebilir. Sütünüz yavaş ve yetersiz geliyorsa sinirlenebilir, emmek istemeyebilir. Göğsünüzü emmek yerine çok fazla emzik emiyorsa bu da meme karmaşasına ve sütünüzün azalmasına sebep olur. Emziği daha az kullanmanız ve daha sık emzirmeniz bu durumu düzeltecektir. Eğer biberonla mama veriyorsanız, memeden de biberonda olduğu gibi hızlı bir akış isteyebilir. Biberonu tek delikli kullanmak ve mümkün olduğu kadar az vermek işe yarayacaktır.

    Etrafta fazla uyaran var mı ?

    3.-4. aydan sonra etrafta çok fazla uyaran ve dikkat dağıtıcı (TV, ses, konuşma, hareket vb.) varsa emmeye ilgisi dağılabilir. Sessiz sakin bir odada tek başınıza emzirin. Bazen de tam tersi olarak hareket etmek işe yarar; yürüyerek emzirmeyi deneyin.

    Bazen de hiçbir sebep olmaksızın emmeyi bırakabilir. Ama aniden bırakıyorsa genellikle altta yatan bir neden vardır ve bu gerçek anlamda bir sütten kesilme değildir. Yavaş yavaş emmekten uzaklaşıyorsa sütten kesiliyor olabilir.

    Bu durumda neler yapılabilir ?

    Sık sık emzirmeye çalışın ama bu sırada bebeğinizi çok zorlamayın, inatlaşmayın. Sessiz, sakin bir odada, bebeğinizle temas edecek şekilde emzirin. Memenizi elinizle bebeğinizin ağzına sıkarak onu teşvik etmeye çalışın. Farklı emzirme pozisyonları deneyin. Uyanıkken emmek istemiyorsa uykuluyken emzirmeye çalışın. Bütün bunlara dikkat etmenize rağmen bebeğinizin emme reddi 4-5 günden fazla devam ederse çocuk doktorunuza başvurmanız uygun olacaktır.

  • Anne sütü- hep bir numara ….

    Anne sütü- hep bir numara ….

    Anne sütü üstün içeriği ile yenidoğan bebeği tüm gereksinimini 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen, kolay sindirilebilen ideal bir besindir. Anne sütünün yararlarını ne kadar anlatsak gene de eksik kalırız. Tıp eğitimime başladığım yıllarda bizlere anne sütünün faydaları uzun uzun anlatılırdı. Aradan geçen yaklaşık 35 yılda tıpta çok şey değişti. Eskiden doğru bildiğimiz birçok konuda yanıldığımızı anladık. Ama tıpta değişmeyen konulardan biri de anne sütü idi. Ayrıca her geçen gün bu konuda yeni çalışmalar yapılıyor ve anne sütünün bir diğer üstünlüğü ortaya çıkıyor. Mama endüstrisinin gelişmesi ve ticari olarak piyasada yer almaya çalışan bir sürü çocuk maması her ne kadar en son teknoloji ile üretilmiş olsa da hiçbiri anne sütünün yerini tutamıyor.

    Anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü alanlarda bebeklik çağında sık görülen enfeksiyonlara yakalanma oranı çok daha düşüktür. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok yarar görürler. Bebeğin hem motor gelişimi hem de mental gelişimi için anne sütü bulunmaz bir nimettir. Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Mama kullanmak durumunda kalan bebeklerin mamasını vermeden mamanın hazırlanması, biberonun hijyenik hale getirilmesi gibi zahmetli süreçler anne sütü için geçerli değildir. Anne sütü alan çocuklarda çağımızın en önemli sağlık sorunu hale gelen obezite yani şişmanlık çok daha az görülür. Bunun en önemli sebeplerinden biri anne sütünün son dakikalarında süt içerindeki yağ oranının artması ile bebekte doygunluk hissinin oluşması ve bebeğin emmeyi bırakmasıdır. Mama kullanan bebeklerde böyle bir durum söz konusu olmadığı için bu bebekler daha ilk aylarda şişmanlık ile tanışmakta ve hayatlarının en güzel yaşlarında sağlıksız bir şekilde büyümektedir. Anne- bebek arasındaki bağın anne sütü alanlarda daha kolay ve güçlü kurulduğu bilinmektedir. Emzirmenin bebekten başka anneye de önemli yararları vardır. Emziren annelerde rahim ve meme kanseri daha az görülür. Emzirme sırasında annede salgılanan oksitosin hormonu yeni doğum yapmış rahmin kendine gelmesinde ve eski halini almasında önemli rol oynar. Emzirme anne için ayrıca zahmetsiz, , zamandan tasarruf sağlayıcı ve ekonomiktir.

    Doç.Dr.Ergun Çetinkaya

    Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı

  • ÇOCUKLARIN GELİŞİM AŞAMALARI VE İHTİYAÇLARI (0-12 Yaş)

    ÇOCUKLARIN GELİŞİM AŞAMALARI VE İHTİYAÇLARI (0-12 Yaş)

    İnsanın gelişimi, döllenmeyle birlikte başlayan ve devam eden bir süreçtir. İnsan doğduğu andan itibaren belirli yaşlarda değişik bir takım evrelerden geçmektedir.

    Çocukların gelişim aşamalarını ve ihtiyaçlarını ise şöyle açıklayabiliriz:

    0-18 Ay: Temel güven dönemi olarak geçen bu dönemde anne ile bebek arasında kurulan bağ çok önemlidir. Güven duygusu çocuk için temel bir öğedir. Bebek acıktığı zaman annenin bunu anlayabilmesi gerekir ki bebeğin ihtiyaçlarını giderebilsin. Bebeğinin ihtiyaçlarını anlayamayan bir anne bebeğin duygusal anlamda yetersiz ve güvensiz olmasına sebep olabilir. İlk 3 ay içerisinde bebeğin ihtiyaçlarını hemen giderebilmek gerekirken, 3. aydan sonra kısa bir süre bekletip ihtiyaçlarını gidermek daha yerinde olacaktır. Bebek de bu durumla baş etmeyi öğrenecek ve gereksinimleri ile ilgili farkındalık kazanacaktır.

    Bebeklik dönemi büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde gösterilen ilgi ve alaka çocukların her yönden sağlıklı büyümesini sağlar.

    Anne ile bebek arasında bebeklikte kurulan ilişki, bebeğin ileriki dönemlerinde diğer ilişkileri için bir referans olacaktır. Anne bebekle uzun zaman geçirmeli, bebeğiyle konuşmalı ve ten teması sağlanmalıdır. Bunlar bebeğin güven duygusunu geliştirmeye destek olur. Güven duygusunu kazanan çocuk da özgüvenli bir birey olarak yetişebilir.

    Bu dönemin motor gelişim özelliklerinde, bebeğin emme ya da yutma gibi kendine özgü refleksleri dikkat çekmektedir. Bir bebeğin ilk kazandığı refleks başını kaldırabilmeyi başarmaktır.

    Yeni doğan bebekler için uyku çok önemlidir. Yeni doğan bir bebek gün içerisinde ortalama 12 ile saat 18 arası uyuyabilir. 12 aylıkken bu süre 10 ile 12 saate düşebilir.

    Bebeklerin dil gelişimi için, nesneler gün içerisinde tekrar edilmelidir. Ebeveynler çocuklarıyla göz teması kurarak konuşmayı ihmal etmemelidir.

    3 yaşına kadar özellikle çocukların duyularını harekete geçirecek oyuncaklar tercih edilmelidir. Bunun için sesli ya da görselliği dikkat çeken oyuncaklar alınabilir. 2 yaşından sonra destek alabileceğiniz bir oyun terapisti ile çocuklarınızın bilişsel, psikolojik ve daha birçok yönden sağlıklı yetişebilmelerini sağlayabilirsiniz.

    2-3 Yaş: Bu yaş dönemindeki çocukların bireyselleşme ve özerkleşmeye ihtiyacı kendini göstermeye başlar. Kendi başlarına hareket etme, bir şeyler yapma ihtiyacında olabilirler. Bu dönemde çocuğa çok fazla kural koymak ya da onu kısıtlamak ileriki dönemde çocuğun özgüven sorunları yaşamasına sebep olabilir. Ya da tam tersine her şey için evet denilirse bu sefer de çocuk ileriki yaşamında kurallara uymakta veya genel olarak sınırlarla ilgili sorunlar yaşar.

    Bu dönem çocukları artık konuşmaya ve yürümeye, anneye bağımlılıklarından yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır. Anüs kaslarının gelişiminden ötürü 2 yaşından itibaren artık tuvalet eğitimine de başlanabilir. Daha önce başlanması ise tavsiye edilmez. Tuvalet eğitimine erken başlamak ya da bu yönde baskı yapmak psikolojik yönden çocuğa ciddi zararlar verebilir.

    Çocukların elbiselerini giyebilmesine, oyuncaklarını kendi halinde keşfedebilmesine ya da çatal-kaşığı kendisinin tutabilmesine izin verilmelidir. 3 yaşında bir çocuk artık kendi başına yemek yiyebilir hale gelmelidir.

    3 yaşında çocuklar kendi cinsiyetlerini de öğrenmeye başlarlar. Kavramlar hakkında önemli gelişmeler yaşandığı bu dönemde çocukların dış dünya ile olan etkileşimleri de arttırılmalıdır. Annenin çocuğa yeterli derecede ilgi göstermesi ve çevredeki uyaranlar bebeğin bilişsel gelişimine destek olur. Tüm bu sebeplerden ebeveynlerin önemli sorumlulukları vardır. Çocukların sağlıklı gelişim gösterebilmeleri, çevresiyle olumlu ilişkiler kurabilmeleri ebeveynin yetiştirme şeklinde saklıdır.

    4-5 Yaş: Bu dönemde çocuklar artık paylaşmayı ve toplum içerisindeki kuralları öğrenebilirler. Aile kural koyarken çok dikkatli olmalıdır. Her durumda çocuğa şefkatle yaklaşılmalıdır.

    Bu dönemde sembolik oyunlar oynamaya başlayabilirler. Kreş için çok uygun bir dönemdir. Genellikle çocuğun, ebeveyninden ilk ayrılacağı zamandır kreş dönemleri. Ayrılma duygusunu yaşayacağı bu dönem bir süreçtir ve bir anda sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi pek de kolay değildir. Çocuğun buna alışması, ailenin de sabırlı olması gerekir. Çocuk bu sürecin sonunda annesi yanından ayrıldığında onu kaybetmediğini ve tekrar kendisinin yanına geleceğini öğrenmiş olur.

    4-5 yaş çocuğu her şeyi bilmek isteyebilir bu yüzden sürekli sorular sorarlar. Hayal dünyaları çok gelişmiştir. Ortalama 3 yaşından sonra kız çocukları anneyi, erkek çocukları babayı modellemeye, onlara benzemeye çalışır yani kendi cinsinden ebeveyniyle özdeşim kurar.

    Yoğun olarak oyun oynandığı bir dönemdir. Kimi yetişkinin düşündüğü gibi sadece zaman geçirmek ya da oyalanmak için oyun oynamaz çocuklar. Oyunlar aracılığıyla çocukların becerileri artar, en rahat ettikleri doğal oyun ortamı içerisinde birçok şey öğrenirler.

    6-11 Yaş: Bu dönemde çocuklar artık ilkokula başlamaktadır. Çocuklar dış dünya ile daha çok içi içe olmaya başlayacaktır. Bir takım gelişim aşamalarını tamamlayan çocuk ilkokula hazır hale gelmiş demektir. Daha önce evden ve ebeveynlerinden hiç ayrılmamış çocuklar içinse bu dönem geçişi zor olabilir. Çocukların ruhsal ve duygusal olgunluğa erişmeleri işte bu yüzden çok önemlidir.

    Çocukların bu dönem içerisinde:

    • Zihinsel becerileri artış gösterir.

    • Arkadaş gereksinimi önceki dönemlere göre belirgin şekilde artmıştır. Sosyal çevreleri genişlemeye başlamıştır. Arkadaş ilişkileri sayesinde işbirliğini, uyumlu olmayı, saygıyı, sorumluluk alabilmeyi, yarışmayı öğrenirler.

    • Benlik kavramı gelişmeye başlamıştır, benmerkezcilik ise azalmaya başlamıştır.

    • Bilişsel ve dil becerilerinde artış gözlenir. Kelime hazneleri genişlemiştir.

    • Kızlar ve erkekler genelde kendi aralarında gruplaşarak oynamayı tercih ederler.

    • Bu dönemin sonlarında çocuklar artık ikincil cinsiyet özelliklerini kazanmaya başlarlar. Vücut biyokimyasında da farklılıklar görülmeye başlanır.

    Çocuklarınızla sağlıklı iletişim kurabilmek ve etkili bir anne baba olabilmek için çocukların içinde bulunduğu gelişim dönemlerini bilmek ve dönemin özelliklerini dikkate almak anne babalar için çok faydalı olacaktır.

  • Özel beslenme ürünleri

    Klinik beslenme ürünleri ya da tıbbi gıda olarak da bilinen tıbbi amaçlı özel gıdalar, beslenme gereksinimleri normal gıdalarla karşılanamayan kişiler için tasarlanmış diyetetik gıdalardır. Bu ürünlerden bazıları; hastalık, metabolik bozukluklar, yutma problemleri, ishal veya emilim bozuklukları gibi problemler nedeniyle özel beslenme ihtiyacı duyan bebeklere ve küçük çocuklara yönelik olarak hazırlanmıştır. Bilimsel ve tıbbi kurumlar ile bebek besinleri endüstrisi arasındaki iş birliği sayesinde, “risk altındaki” bu bebeklerin hayatta kalma oranlarında son yüz yıl içinde dikkat çekici bir gelişme sağlanmıştır.

    Beslenmenin, sağlığın korunmasında önemli bir role sahip olduğu, yüzyıllardan beri bilinmektedir ve birçok gıda, hastalıkların yönetilmesinde kullanılmaktadır. Bununla birlikte bazı koşullarda özel besin ihtiyaçlarının ortaya çıktığı son yıllarda fark edilmiştir. Bu durum, sağlık çalışanları tarafından hastalara besin desteğinin sağlanması veya hastalıkların besinsel olarak yönetilmesi için kullanılan çeşitli gıdaların geliştirilmesine öncülük etmiştir.

    Tıbbi amaçlı özel gıdalar, hastane ve kliniklerde kullanılan çeşitlerin yanı sıra evde kullanıma uygun besinleri de kapsamaktadır. Bu ürünler; günlük besin ihtiyacını karşılayacak, yetersiz besin alımını takviye edecek ya da diyete belli ölçüde katkı sağlayacak şekilde formüle edilir ve kullanıma sunulur.

    Özel tıbbi amaçlı diyet gıdaların formülasyonu, uluslararası geçerliliği olan tıp ve beslenme prensiplerine dayanır. Bu gıdaların, üretici talimatlarına göre kullanıldığında, bireylerin belirli beslenme ihtiyaçlarını karşılama açısından güvenilir, yararlı ve etkin olduğu bilimsel verilerle desteklenmektedir.

    Bebek besinleri endüstrisi, özel ihtiyaçları olan bebekler için çeşitli besinler geliştirmek amacıyla sağlık uzmanları, beslenme uzmanları ve diyetisyenlerle yakın iş birliği içindedir.

    Tıbbi Amaçlı Özel Gıda Çeşitleri

    Tıbbi amaçlı özel gıdalar; tüketime hazır sıvı karışımlar, sulandırılması gereken tozlar, yarı katı ve katı gıdalar veya diğer gıdalarla karıştırılan tozlar/sıvılar gibi farklı şekillerde tüketime sunulabilir.

    Tıbbi amaçlı özel gıdalar 3 ana grupta sınıflandırılır:
    1. Besinsel açıdan tam olan gıdalar: Üretici talimatlarına uygun olarak kullanıldığında, kişilerin beslenme kaynağını tek başına oluşturabilen, standart besin ögelerini içeren, beslenme açısından tam olan gıdalardır.

    Bu kategoride yer alan ürünler, özel hasta gruplarına ya da bir hastalığa özgü değildir ancak besin ihtiyaçlarını normal gıdalardan karşılayamayan bebeklerin veya yetişkinlerin beslenmesinde kullanılabilir.

    2. Besinsel açıdan tam olan özel amaçlı gıdalar: Üreticinin talimatlarına uygun olarak kullanıldığında, kullanan kişilerin beslenme kaynağını tek başına oluşturabilen, bir hastalık ya da tıbbi durum için besin içeriği özel olarak geliştirilmiş, beslenme açısından tam olan gıdalardır.

    Böbrek, karaciğer ya da solunum yolu hastalıkları gibi çeşitli hastalıklar taşıyan bireyler, belirli besin ögelerinin arttırıldığı, azaltıldığı ya da tamamen ortadan kaldırıldığı modifiye edilmiş diyetlere ihtiyaç duyar. Tıbbi amaçlı özel gıdalar, hastalığın yönetilmesine yardımcı olur ve hastaya besin desteği sağlar.

    3. Besinsel açıdan tam olmayan gıdalar: Tek başına beslenme kaynağı olarak kullanılamayan, standart formüllü veya bir hastalık ya da tıbbi durum için besin içeriği özel olarak geliştirilmiş, beslenme açısından tam olmayan gıdalardır.

    Bu gıdalar, tek başına besin kaynağı olarak kullanılamaz çünkü hastanın ihtiyaç duyduğu tüm besin ögelerini ya da hastanın beslenmesi için gerekli miktarı sağlayamaz.

    Tıbbi amaçlı özel gıdalar, standart veya belirli hastalıklar için geliştirilmiş olabilir ve tüm besin ihtiyaçlarını normal diyetlerinden karşılayamayan bireylerin beslenmesinde normal gıdalarla ya da besin takviyeleriyle birlikte kullanılabilir. Bu amaçla üretilen gıdalar; yağ veya karbonhidrat gibi tek bir besin ögesi sağlayan takviyeler, vitamin ve minerallerle güçlendirilmiş protein takviyeleri, doğuştan metabolizma bozukluklarının yönetimi için kullanılan vitamin ve mineral karışımları ya da protein ve enerji gibi belli besin ögelerini takviye etmek üzere geliştirilmiş sıvı gıdalar olabilir.

    Endüstriyel olarak hazırlanmış tıbbi amaçlı özel bebek besinlerinden bazıları şunlardır:
    • Düşük doğum kilolu bebekler için özel formüller

    • Fenilketonuri ve galaktozemi gibi doğuştan metabolizma bozuklukları olan bebekler için özel formüller

    • Sindirim problemleri ya da böbrek hastalığı gibi başka tıbbi durumları olan bebekler için özel formüller

    • İnek sütü proteini ya da soya proteinine alerjisi olan bebekler için özel formüller

    • Laktoz intoleransı gibi bir gıda intoleransı olan bebekler için özel formüller

    Tıbbi amaçlı özel gıdalar, kayda değer klinik ve ekonomik avantajlar sağlar. Bilimsel kurumlar ve şirketler tarafından yürütülen araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucunda ileri faydalar sağlayan yeni formülasyonlar geliştirilmektedir. Bunlar, bebeklerin güvenliğini tehlikeye atmadan yeni bilimsel verilerle faydası ortaya konan özellikleri yansıtan ürünlerdir.

  • Yenidoğan bebeğin bakımı ve dikkat edilmesi gereken noktalar

    Bebek sahibi olmak, aileye yeni bir bireyin katılması çok mutlu ve heyecan verici bir olaydır. Ancak özellikle ilk bebekte anne babaların tecrübesiz olması, anne babaya yardımcı olmak için etraftaki her kafadan bir ses çıkması, bebeğin emme ve uyuma problemleri annenin kendini yetersiz hissetmesine ve bunalmasına neden olabilir.

    İlk günlerde aileyi telaşlandıran bazı problemler aslında korkulacak bir durumun olmadığı durumlardır. Örneğin zamanında sağlıklı doğmuş bir bebeğin ilk gün çok fazla süt almasına gerek yoktur. İlk gün memeden gelen ve ‘kolostrum’ denilen sarımsı su aslında yoğun protein ve bebeği mikroplardan koruyucu maddeler içerir ve bebeğin barsaklarını daha sonraki beslenmelere hazırlar. İlk gün bebeğin sadece kolostrum alması bile yeterlidir, bebeğe şekerli su yada mama vermeye gerek yoktur. Daha sonraki günlerde anne bebeği emzirdikçe zaten sütü de giderek artacaktır. Bu konuda aşırı endişelenmek, yemeyip, uyumayıp devamlı bebeği beslemeye çalışmak annenin sütüne aksi tesir yapmaktadır.

    Yine ilk günlerde bebeklerin yüzünde küçük sivilce benzeri lezyonlar, yüz ve vücutta küçük kırmızı ve sıcakla artan, yer değiştiren lekeler olabilir, bunlar kendiliğinden geçecektir. ‘Mongol lekeleri’ denilen ve bazı bebeklerin kalça ve sırt bölgesinde bulunan grimsi kahverengi lekelerin de hiç bir önemi yoktur, 1-2 yılda hafifleyerek kaybolur. Yine göz kapağı, alın, ense gibi bölgelerde bulunan ve halk arasında ‘doğum lekesi’denilen pembemsi kırmızı renkteki hemanjiomlar da bebek büyüdükçe kaybolacaktır. Bu arada anneden geçen hormonlara bağlı olarak bebeğin tek ya da iki memesinde şişlik, vajende beyaz renkli akıntı, hatta az bir miktarda kanama bile olabilir. Bunlar da müdahele etmeye gerek olmayan kendiliğinden geçecek durumlardır. Bebeğin memesini ovmak, sıkmak yanlıştır ve meme dokusuna zarar verebilir.

    Bu gibi durumların tersine , bazan da ailenin doktora danışması gereken durumlar vardır. Bebeğin devamlı uyuması ve emmek için uyandırılamaması, ilk gün sarılığının başlaması, sarılığın sadece yüzde değil, göbeğin altına kadar inmiş olması, bebeğin ilk 24 saatte idrar, ilk 48 saatte kaka yapmamış olması, bebeğin ağzının devamlı köpürmesi ve her yediğini kusması gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir.

    Daha sonra anne babaların tecrübe kazanarak çok kolay yaptıkları bazı işlemler, ilk günler çok zor görünebilir. Bu işlemler sırasında bazı noktalara dikkat edilirse sorun yaşanmaz.

    Bez değiştirilirken dikkat edilecek noktalar

    Bebeğinizin bezini değiştirmeden gerekli olan tüm malzemelerimizi önceden hazırlamanız,işlemi seri bir şekilde yapmanıza yardımcı olacaktır.Alt değiştirme işlemine başlamadan önce gerekli malzemelerimiz:

    – Alt açma pedi

    – Bebek bezi

    – Su bazlı ıslak mendil veya pamuk

    – Pişik önleyici krem

    Hepsinden önemlisi bebeğin güvenliği için bu malzemeleri kolay ulaşabileceğimiz yerde tutalım, düşme riskine karşı bebeğimiz kesinlikle yalnız bırakmayalım. Alt değiştirme işlemimizi önden arkaya doğru yapalım.Erkek bebeklerde sünnet derisini geriye doğru kaydırıp temizlemeye çalışmayalım. Çinko içerikli pişik önleyici kremimizi sürüp,bebeğimizin altını temiz bezi ile kapatalım.İşlemden önce ve sonra ellerimizi yıkamayı unutmayalım.

    Banyo yaparken dikkat edilecek noktalar

    Bebeğimizi banyo yaptırmadan önce gerekli olan tüm malzemelerimizi önceden hazırlayalım. Banyo yaptıracağımız odanın ısısını bir miktar arttıralım.Bebeğin üşümemesi için işlemimizi seri bir şekilde gerçekleştirelim. Herzaman bebeğin güvenliğini ön planda tutup düşme riskine karşı onu asla yalnız bırakmayalım.Banyo suyunun sıcaklığını su termometresi yada dirseğimizle kontrol edelim.Bebeğimizi yıkamaya vücudunun ön tarafından başlayalım,sonra sırtını en son bebeğin başını yıkayarak işlemimizi sonlandıralım.Bebeği önceden ısıttığımız havlu ile kurulayalım.Bebeğin banyosunu yaptırırken iki kişi olmaya özen gösterelim.Bebeğin güvenliği ve işlemin seri olması açısından iki kişinin bebeği yıkaması daha iyi olacaktır.

    Yenidoğanda ağız, göz, göbek bakımı

    Bebek hastaneden taburcu olduktan sonra bebeğinizin göbeği düşmemiş olacaktır. Göbeğin düşmesi bir hafta ile onbeş gün arasında zaman alabilir.Bebeğin göbeğine rutin olarak birşey sürmenize gerek yoktur.Tek yapmanız gereken bebeğin altını bağlarken,bezini göbek bağının altından bağlayarak göbeği dışarda bırakmaktır. Bu şekilde göbek hava alarak daha çabuk kurur ve düşmesi gecikmez. Göbekte sulanma,kanama,kızarıklık ya dap is koku olursa doktorunuza başvurunuz.

    Bebeğin gözünde sulanma ya da çapaklanma var ise steril gazlı bezi kaynamış ılımış suyla,varsa serum fizyolojikle ıslatarak silebilirsiniz. Silme işlemini içten dışa doğru tek bir hareketle yapmalısınız.

    Bebeğin ağzında halk arasında ‘pamukçuk’ denilen beyazlıklar olabilir, bunlar aslında mantar enfeksiyonudur ve biberon ya da emzik kullanan bebeklerde daha sık görülür. Bunların temizliği yapılmaz ise yayılabilir ve ciddi emme sorunlarına neden olabilir.Bu nedenle temiz bir gazlı bezi parmağınıza dolayıp bunu kaynamış ılımış bir suya batırarak ağzının içini,dilinin üstünü ve damağını yumuşak hareketlerle silmelisiniz. Bu işlemi bu beyazlıklar var ise günde bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz, geçmezse doktorunuza başvurmalısınız.

    Dışarı çıkarken yanına alınması gereken malzemeler

    Bebeğinizle birlikte eve taburcu olduktan sonra, ilk dışarı çıkmanız büyük bir ihtimalle bebeğinizin ilk bir hafta kontrolü olacaktır.Bu ilk deneyim sizde stress yaratabilir.Bu nedenle bebeğin çantasını önceden hazırlamak size kolaylık sağlayacaktır. Bebeğin çantasında mutlaka şunları koymayı unutmayın.

    -Bebek bezi,su bazlı ıslak mendili,pişik kremi

    – Kusma, idrar ve kaka ile kirlenme ihtimaline karşı iç body,tulum

    – Küçük ağız bezleri

    – Mama ile besleniyorsa küçük bir termos içerisinde sıcak su,biberon işiniz uzun sürebilir birkaçtane olmasında fayda var

    – Sütünüzü sağıp veriyorsanız süt sağma cihazı

    – Kirli bezleri atmak için çöp torbası

    – Yedek battaniye

  • Bebeklerde katı gıdalara geçiş

    Bebeklerde katı gıdalara geçiş

    * Bebeklerde katı gıdalara geçiş en erken kaç aylıkken olmalıdır?

    Yaşamın ilk iki yılı, büyümenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde doğru beslenmenin ileri yaşlara da yansıyan önemli etkileri vardır. Katı gıdalara başlama zamanı 4. aydan önce olmamalı, katı gıdalara geçiş zorlanacağından 6. aydan sonraya da bırakılmamalıdır.

    * Bebeğin katı gıdalara hazır olup olmadığı nasıl anlaşılır?

    Çocukların çiğneme becerisi 4. aydan önce gelişmez. Bebeklerin emmeden ağızlarını kapalı tutarak çiğneme ve yutmadan oluşan yemek yeme davranışını öğrenmeleri zaman alır. Bu aşamada dil oluk görevini bırakarak öne ve yana döndürme gibi karmaşık hareketleri yapmasını öğrenir. Bebeklerin 6-7 aylar arasında katı besinlerle tanıştırılmaları bu davranışın kazanılması açısından önemlidir.

    * Alacağı ilk katı gıdalar ne olmalıdır ve sonrasında nasıl devam etmelidir?

    Bebeklerin beslenmesi ilk aylarda sıvı besinlerden oluşur. 6. aydan sonra önce pürelere, ardından bir ay içinde daha katı ve pütürlü besinlere geçilerek bebeğin farklı yapıdaki besinleri alması sağlanmalıdır. Elma ve şeftali püresi, pirinç unu ile hazırlanmış muhallebi, yoğurt, sebze püreleri ilk başlanacak besinlerdir.

    Daha sonra püre türünde hazırlanan gıdaların bir ay içinde yavaş yavaş katı ve pütürlü şekillerine geçilir. Sebze mamaları taze olarak pişirilir, içine pirinç ve yağ da eklenerek tat ve kalori yönünden zenginleştirilir. Patates, maydanoz, ıspanak, havuç, kereviz, karnabahar sebze mamasına eklenebilir.

    * Bu süreçte anne sütünün beslenmedeki yeri nedir?

    İlk 4-6 ay bebekler sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü ile beslenme iki yaşına kadar faydalıdır. Tamamlayıcı beslenmeye başlanılan 4 – 6. aylardan sonra da çocuğun büyüme-gelişme, zeka gelişimi, hastalıklardan korunma gibi bir çok etkisinden dolayı beraberinde anne sütüne de iki yaşına kadar devam edilmesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerilmektedir.

    * Katı besinlere ilk geçişte dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

    Katı besinlere erken başlanması anne sütü alımını kısıtlar ve proteinlerin günlük toplam enerjiye olan katkısı azalır. Bu da büyüme hızını etkiler.

    Çocukların çiğneme becerisi 4. aydan sonra gelişmektedir. Katı besinlerin verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bu durum besini reddetme olarak algılanmamalı, doğal bir tepki olarak karşılanmalıdır. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 7. ayda düzelir. Bu dönemde yeme ve içme faaliyetleri etrafı çok kirleten bir eylemdir. Birçok bebek yiyeceklere kendi elleri ile dokunmak ve ağızlarına sokup çıkarmak isterler. Çocuk gelişiminin normal bir parçası olan bu hareketlere izin verilmesi, bebeklerin el ve ağız hareketlerinin olgunlaşmasına yardım eder.

    Katı gıdalara ilk geçilme zamanlarında çocuk bunları öğürebilir ve kusabilir. Bu durumda katı ve pürtüklü gıdalara başlamaya kesinlikle ara verilmeyip, kısa bir süre sonra tekrar denenmelidir. Katı ve pürtüklü gıdalara geçiş 6-7. aylardan sonraya bırakılırsa çocuğun bu gıdalara alışması daha sonra çok zor olacaktır. Bu nedenlerden dolayı katı besinler, çatalla ve cam rende ile ezilmeli ve ufak parçalara ayrılmalı, kesinlikle blender veya robot kullanılmamalıdır.

    * İlk defa denediği bir yiyeceğe allerjisi olup olmadığını anlamak için nelere dikkat etmek gerekir?

    İlk kez verilecek besinler haftada bir çeşit olacak şekilde verilmelidir. Böylece istenmeyen bir allerjik reaksiyon geliştiğinde, buna hangi yiyeceğin neden olduğu kolayca anlaşılabilir. Bebeklerde besin allerjisinin en sık bulguları kusma, ishal, aşırı gaz artışı, huzursuzluk, ciltte döküntü ve bazen de kakada kan görülmesi şeklinde ortaya çıkar.

    * Bu dönemde özellikle verilmemesi gereken yiyecekler nelerdir?

    Allerji yapma riski olan turunçgiller, yumurta, ekmek, balık ve et ilk verilecek besinler arasında yer almaz. Pırasa ve taze fasulye gibi uzun lifli sebzeler püre haline getirilmeleri zor olduğu için erken dönemde kullanılmaz. Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin nitrat içerikleri bekletilmekle artacağından, pişirildikten hemen sonra yenmelidir. Bakla nadir olmakla birlikte favizme yol açacağından, patlıcan da hiç mineral ve vitamin içermediğinden bebeklikte seçilecek uygun besinler değildir.

    * Verilen yiyecekleri reddediyorsa alıştırmak için neler yapılabilir?

    İlk kez verilecek besinler bebek açken ve kaşık ile verilmelidir. Ek besinler tek öğün olarak ve çok az miktarlarda verilmeye başlanmalıdır. Bebeğin alımına uygun olarak verilen miktar ve öğün sayısı artırılmalıdır. Bebek almadığı besinler için zorlanmamalı ve bir süre sonra tekrar verilmelidir. Bu arada başka yeni bir besin denenmelidir.

    * Bebeğin yeterli beslendiği nasıl anlaşılır?

    Bir bebeğin yeterli beslendiğinin tek göstergesi haftalık ve aylık kilo alımları ile her gün yeterli miktarda idrar yapmasıdır. İlk altı ay haftada 150, ayda 600 gr ve üzeri, ikinci altı ayda ise haftada 100, ayda 400 gr ve üzeri kilo alımları bebeğin yeterli beslendiğinin en önemli kanıtıdır.

  • Emzirme !

    Emzirme doğumdan yarım saat sonra başlamalıdır. Annelere emzirme ve bebeklerinden ayrı olduklarında da sütlerini muhafaza etme yöntemleri öğretilmelidir. Yeni doğmuş bebeklere anne sütü dışında herhangi bir yiyecek ve içecek verilmemelidir. Bebek her isteğinde emzirilmelidir. Yapay meme veya emzik emzirme döneminde bebeklere verilmemelidir.

    * Emzirmeden önce eller sabunlu su ile yıkanmalıdır.
    * Anne rahat pozisyonda oturmalıdır. Sandalyeler emzirmek için uygun değildir.
    * Meme başı kaynatılmış ılık suyla veya % 5’lik karbonatlı su ile silinmelidir.Meme başının dışarı çıkık olması için meme ucu iki parmakla tutup masaj yapmalıdır.
    * Bebeğin burnunun açık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Meme başı hafif bastırılarak burun açık tutulmalıdır.
    * Bebeğin altı temiz olmalıdır. Bebeğin emmesini engelleyebilecek nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
    * Emzirme bittikten sonra bebek dik olarak anne omuzuna yatırılmalı ve sırtına hafif masaj yapılarak gazı çıkartılmalıdır. Bir defa geğirdikten sonra gazın çıktığı sanılmamalıdır. Bu nedenle yatağa yatırıldıktan sonrada, sağ yanına veya yüzün koyun yatırılmalıdır.
    * Her beslemede her iki memede boşaltılmalıdır. Devamlı olarak 10-15 dakika emme bile bir memeyi boşaltmaya yetecek süredir. Eğer bebek, prmatüre (erken doğmuş) bebeklerde olduğu gibi bu sürede boşaltamıyorsa , meme tutması iyi olabilir ancak sütü ağız içne çekmesi yetersizdir. Bu durumda müdahale etmek gereklidir. Kalan süt sağılarak boşaltılmalıdır. Memede kalacak süt, daha sonra gelecek süt oranını azaltacaktır. Sağılan süt ayrıca bebeğe verilir.
    * Annenin psikolojik durumu süt salgısını etkiler. Yorgunluk süt salgısını azaltır.
    * Süt yapımını artıran belirli bir besin veya ilaç yoktur. Ancak annenin susuz kalmaması ve psikolojik durumu önemlidir. Bu açıdan sulu gıdaların yayarı olabilir.
    * Emziren anne alacağı ilaçlara dikkat etmelidir. Süt ile bu ilaçla bebeğe geçebilir. Anne sütü vageçemediğimiz bir gıda olduğundan,süte geçen ilaçın bebeğe zararı olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Süt verilip verilmemesine karar verilmelidir. Süt verilmemesi genellikle geçiçi tutulmaya çalışılarak bu arada anne memesinin boşaltılmasına çalışılır.

    Anne sütü tüm uğraşılara rağmen verilemiyorsa, anne sütüne adapte edilmeye çalışılan endüstriyel mamalar verilir. İneksütü verilmek zorunda kalındıysa, bebeğin ayına göre süt yarı yarıya veya 2/3 oranında sulandırılır ve % 5 şeker eklenir. Bebek yeni doğduğunda mama için her ağladığında ortalama günde 8-12 kez emzirilir, takiben günde 6-8 kez anne sütü verilir.

  • Anne sütü !!

    Anne sütü !!

    Anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi saymakla bitmez. Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlar da yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir.

    * Her bebek için en iyi, en doğal ve en taze besin.
    * Her zaman, temiz ve mikropsuz.
    * Daima hazır ve bedava. Özel harcama gerektirmez.
    * Tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir.
    * İshal, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
    * Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlardan korur.
    * Bebeklerin daha zeki olmasını sağlar.
    * Bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.
    * Doğumdan sonra gelen ağız sütü, bebeği hastalıklardan korur.
    * Bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
    * Emzirme, annenin sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır.

    Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk altı ay sağlayabilen en iyi besindir. Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt, bebek için çok önemlidir, çünkü bebeği hastalıklara karşı korur, bebeğin ilk aşısıdır. Anne sütü bebekler için yaşamsal öneme sahip. Ayrıca annesiyle sevgi bağı kurabilmesi için en iyi iletişim yolu emzirme. Ayrıca anne sütü ileriki yaşlarında, diğer besinlerle beslenen bebeklere göre daha zeki olmalarına katkı sunar.

    Anne sütü, bebeğin ilk altı ay ihtiyacı olan protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerine içeren ideal besin kaynağıdır. İçindeki koruyucu maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur. Anne sütünün hazmı kolaydır, kaynatmak gerekmez. Daima taze, temiz ve bebeğe vermek üzere hazırdır.

    Tamamen doğal olan anne sütünde bebeğin büyümesi için gerekli olan maddeler inek sütünden daha fazladır. Anne sütünde yeterli miktarda su ve vitamin bulunduğu için, çok sıcak iklimlerde bile bebeğe su vermeye ve ayrıca ilk altı ayda meyve suyuna gerek yoktur. Anne sütü alan bebekler diğer besinlerle beslenen bebeklerden daha zeki olurlar.

    Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan koruyor. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli oluyor ve kanser oranının daha düşük olduğu biliniyor. Anne sütünün içinde yeterli demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık görülmez. Ayrıca anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.

    Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölüm oranları beslenenlere göre 4-6 kat daha fazla. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre emziren kadın oranları yüksek olsaydı yılda 1.5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı.

    Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, anne sütü ile beslenmenin doğumdan hemen sonra başlanmasını, ilk altı ayda sadece anne sütü verilmesini ve emzirmenin altı aydan sonra uygun besin takviyeleriyle iki yaş ve üzerine kadar devam etmesini öneriyor.