Etiket: Bazı

  • Ottur, zararsızdır demeyin !…

    Bitkisel Ürünler İlaçlardan Güvenli Değildir

    Bitkisel ürünlerde zayıflama ilaçlarından, aktarlarda satılan karışımlara, zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusudur. Birçok bitkisel kaynaklı ürünler yıllardır kullanılmakta ve yararlı olduğu bilinmektedir. Bununla beraber bazı bitkisel ürünler kullanıcılar üzerinde ciddi yan etkilere neden olabilmektedir. Dikkat edilmelidir ki, bitkisel ürünler ilaçlardan daha güvenli değildirler. Hepsi olmamakla beraber bitkisel ürünlerin çoğu zararlı etkiler göstermektedirler. Ticaretini yapanlar kullanıcılara bu bitkisel ürünlerin çoğunun natürel oldukları söylemektedirler.

    İlaçlardan farklı olarak bitkisel ürünler kullanılmadan önce test edilmezler ve dolayısıyla güvenli oldukları söylenemez. Bu ürünlerden bazıları toksik maddeler ve polen içerir ki; bu durum bazı kişilerde hastalıklara neden olabilmektedir. Bazılarının içersinde üzerindeki etikette belirtilmeyen steroid ve östrojen gibi maddeler bulunabilmektedir. Bir kısmının içersinde ise arsenik, civa, kurşun ve pestisid gibi zehirli maddeler bulunabilmektedir.

    Kullanılan Bitkisel Ürünlerde Dikkat Edilmesi gereken Durumlar;

    Bir bitkisel ürünün üzerinde doğal olduğunu belirten bir etiketin bulunması onun güvenli olduğunu göstermez. Örneğin kava ve eşek kulağı bitkisi ciddi karaciğer hastalığına neden olabilmektedir.
    Bitkisel ürünler bir ilaç gibi düşünülerek, doğru kullanılmadığında veya büyük miktarlarda alındığında ciddi sağlık problemlerine neden olabilmektedir.
    Hamile kadınlar veya emziren anneler özellikle dikkatli olmalıdırlar. Çünkü bu ürünler ilaç gibi etki gösterebilirler.
    Bazı bitkisel ürünler ilaç gibi etki gösterdiğinden, kullanılan ilaçlarla etkileşerek, zararlı olabilmektedirler.
    Birçok bitkisel kaynaklı ürünlerin içerisindeki aktif madde bilinmemektedir. Bu ürünlerin içerisinde onlarca, yüzlerce madde veya bileşik bulunmaktadır. Bilim adamları faydalı olduğu ileri sürülen ürünler içerisindeki bileşenleri tespit etmeye çalışmaktadırlar.
    Yapılan araştırmalar sonucu bitkisel ürünlerin etiketleri üzerinde belirtilen bileşiklerin haricinde daha birçok maddeler tespit edilmiştir.
    Bazı bitkisel ürünlerin içerisinde metaller, etiketsiz ürünler, mikroorganizmalar ve diğer maddeler bulunmaktadır.

    Bitkisel Ürünler Sizi Hasta Edebilir :
    Tedavi veya destek amacıyla kullanılmakta olan yüzlerce bitkisel ürün mevcuttur. Bunlar içerisinde en çok bilinenler; sinameki, bitkisel çaylar, papatya türleri, yosun hapları, kondriotin sülfat, ekinezya, efedra, garlik, ginkgo biloba, ginseng, kava, glukozamin, melatonin ve fitoöstrojenlerdir.

    Sık kullanılan ilaçlardan biri olan sinameki, vücuttaki suyun atılmasını hızlandırıcı etkiler içermektedir. Kullanılan diüretik çaylar (zayıflama ve form çayları) bağırsaklarda bulunan ikrovillus adı verilen tüycüklerin kısalmasına ve düzleşmesine, dolayısıyla kabızlığa yol açmaktadır. Sinameki kullanıldığı durumlarda besin öğelerinin emilimlerinde sıkıntılar yaşanabilir. Mesela potasyum emilimi azalınca kalp kaslarına olumsuz yönde etki eder. Sonuç, kalp hastalığına kadar gidebilir.

    Özellikle Zayıflamak için Kullanılan Yosun Haplarında Ciddi Yan Etkiler Söz Konusudur.

    Bu tip hapların içersinde ibutramin adlı iştah azaltıcı bir madde yer almaktadır. Gerçekte insanlar yosunla değil sentetik bir madde ile zayıflıyorlar ve madde kontrolsüz kullanıldığı için birçok kişinin ölümüne yol açmıştır. Doğadan toplanan mantarlar ile zehirlenen insanlara yönelik haberler basında bol miktarda mevcuttur. Doğadan toplanan ve demlenerek içilen papatyalar da kimi zaman ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Çok çeşitli papatya türlerinden bazıları böcek öldürücü, bir başkası migren, diğeri ise soğuk algınlığı tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.

    Yaşlılar ve Hastalar Özellikle Dikkat Etmeli

    Kullanılmakta olan bu bitkisel ürünler bazı hastalık durumlarında güvenli değillerdir. Bu ürünler özellikle yaşlı kişilerde tehlikeli olabilmektedir. Dolayısıyla bitkisel kaynaklı ürünleri aşağıdaki sağlık problemi olanlar kullanırken çok dikkatli olmalıdırlar.
    Kanama problemi olanlar
    Kanserli hastalar
    Şeker hastalığı olanlar

    Prostat rahatsızlığı olanlar Sarası (epilepsi) olanlar
    Göz tansiyonu (glokom) olanlar
    Kalp hastalığı olanlar
    Hipertansiyonu olanlar
    Psikiyatrik hastalığı olanlar
    Parkinson hastalığı olanlar
    Karaciğer hastalığı olanlar
    Felçli hastalar
    Tiroid hastalığı olanlar
    Bağışıklık sistemi yetmezliği olanlar.
    Bitkisel ürünleri kullanan ve cerrahi müdahale geçirecek olan kişiler bu durumu mutlaka doktoruna belirtmelidirler. Çünkü bitkisel ürünler kanama ve anestezide bazı sorunlara yol açabilmektedir. Bu gibi durumlarda bitkisel ürünün iki hafta önceden kesilmesi gerekmektedir.

    Bitkisel ürünler özellikle böbrek ve diyaliz hastalarında; kan basıncı, kan şekeri ve pıhtılaşma üzerine tahmin edilemeyen etkiler ve elektrolit dengesizlikleri nedeniyle zararlı olabilmektedir.

    Bu Bitkileri Bu İlaçlarla Kullanmayın!

    Ekinezya; aspirin ve kortizon tipi ilaçlarla
    Efedra; burun açıcı (dekonjestan) ilaçlar, kafein, tansiyon ve kalp ilaçları ile
    Garlik; Aspirin ve romatizma ilaçları ile
    Ginkgo biloba; aspirin, romatizma ilaçları, kan sulandırıcı ve idrar söktürücülerle
    Ginseng; aspirin-romatizma ilaçları, kalp ilaçları, şeker hapları, idrar söktürücülerle
    Glukozamin; idrar söktürücü ve insülinler
    Kava; Parkinson ilaçları ve kan sulandırıcılarla
    Melatonin; romatizmal ilaçlar, kortizon ve beta blokerler ile
    Kondriotin sülfat; aspirin ile birlikte kullanılmamalıdır.

    Yan Etkileri Göz Önünde Bulundurun :

    Ekinezya kullananlarda; mide rahatsızlığı, ishal, kabızlık, allerji,
    Garlik kullananlarda bulantı, ishal, kanama, alerji
    Ginseng kullananlarda baş ağrısı, uyku problemi, ürtiker, vajinal kanama, göğüslerde hassasiyet, tansiyon problemi
    Ginkgo biloba kullananlarda mide rahatsızlığı, ishal, baş ağrısı, kanama, epilepsi, kramplar
    Glukozamin kullananlarda mide rahatsızlığı, şişkinlik, gaz, ishal
    Kava kullananlarda uyuklama, kaşıntı, karaciğer rahatsızlığı
    Melatonin alanlarda uyuklama, baş ağrısı, depresyon, mide rahatsızlığı
    Fitoöstrojen alanlarda meme ve rahim rahatsızlıkları, tiroid problemleri
    Sarımsak ve zencefil gibi bitkiler kandaki pıhtılaşmayı azaltır. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulacak kişiler ile aspirin ve ağrı kesici kullananların bu bitkisel ilaçları almaması gerekir.
    Efedra alanlarda baş ağrısı, sinirlilik, tansiyon yüksekliği, felç ve kalp krizi görülebileceği unutulmamalıdır.

  • Çocuğumda Özel Öğrenme Güçlüğü Var Mı?

    Çocuğumda Özel Öğrenme Güçlüğü Var Mı?

    Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG), bireyin zekasının normal ya da normalin üzerinde olmasına rağmen akademik ve okul başarısında ciddi oranlarda başarı düşüklüğü yaşaması ile kendini gösteren bir bozukluktur. Bir bireyin ÖÖG tanısı alabilmesi için yaşadığı belirgin başarı düşüklüğünün; yetersiz eğitim, sosyo ekonomik sorunlar (fakirlik, kalabalık ev ortamı vs), görme – işitme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ya da zeka geriliği ile bir ilgisi olmaması gerekir.

    Yetersiz eğitim ve ÖÖG sıkça karışan iki durumdur. Öğrenci hem öğretmeni ile duygusal açıdan bir ilişki kuramıyor hem de kendisinden yeteri kadar eğitim göremiyorsa bazen ÖÖG gibi görülen ama aslında ÖÖG olmayan durumlara rastlanabilir.

    Bunların yanı sıra aşırı koruyucu tutumlarla büyütülen bağımlı çocuklarda da aileden ayrılıp bir öğrenci bilincine sahip olmakla ilgili bazı zorluklar yaşanabilir. Kendi özbakımını yerine getiremeyen, sorumluluk almakta zorlanan çocuklarda da okula karşı bir isteksizlik ve öğrenme süreçlerinde bir takım zorluklar görülebilir. Aileye bağımlı büyüyen bir çocuk okul ve yeni öğrenmelere karşı kapalı olabilir. Gene duygusal anlamda zorluk yaşayan (aşırı kaygılı ve ürkek yapıda ya da depresif) çocuklarda da akademik anlamda zorluklar yaşanabilir. Ancak bu durumlar da bir ÖÖG tablosu gibi değerlendirilmemelidir.

    Zekasında ya da fiziksel bir takım becerilerinde zorluk yaşayan çocuklar da öğrenmede zorluk yaşayabilirler. Bu durumlar da gene ÖÖG gibi değerlendirilmemeli, zeka ya da diğer fiziksel fonksiyonlar (görme ve işitme ölçümleri) için bir takım testlere tabi olduktan sonra ÖÖG tablosu olup olmadığına karar verilmelidir.

    Özel Öğrenme Güçlüğünün Sebepleri Nelerdir?

    Kesin olarak bilinmese de ÖÖG’ye hafif düzeyde bir takım beyin hasarları ya da genetik etmenlerin sebep olduğu iddia edilmektedir. Ancak bu teoriler henüz ispatlanamamıştır.

    Özel Öğrenme Güçlüğü Belirtileri Nelerdir?

    Okul öncesi dönemine dair belirtiler:

    • Dil gelişiminde gecikmeler, konuşma bozukluğu (yanlış telaffuz, kelime dağarcığının yavaş gelişmesi…vb. )

    • Yetersiz kavram gelişimi

    • Zayıf düzeyde algısal- bilişsel yetenekler

    • Hafıza ve dikkat problemi (sayıları, alfabeyi, haftanın günlerini öğrenmede güçlük)

    • Yetersiz motor gelişim (öz bakım becerilerinde güçlük, sakarlık, çizim becerilerinde sorun)

    Okul dönemine ilişkin belirtiler:

    • Okul Başarısı: Yaşıtlarına ve zekasına göre oldukça düşüktür. Kimi derslerde başarısı normal yada normal üstü iken bazı derslerde düşük olmaktadır.

    • Okuma Becerisi: Okuma hız ve niteliği açısından yaşıtlarından geridir. Bazı harflerin seslerini öğrenemez, harfin şekli ile sesini birleştiremez. Harf-ses uyumu gelişmemiştir.

    • Yazma Becerisi: Yaşıtlarına göre el yazısı okunaksız ve düzensizdir, sınıf düzeyine göre yazı yazarken yavaş kalır, yazarken bazı harf ve sayıları, kelimeleri ters yazar, karıştırır b-d, m-n, i-i, 2-5, d-t, ğ-g, g-y, ve-ev gibi, yazarken bazı harfleri, heceleri atlar yada harf/hece ekler, sınıf düzeyine göre yazılı imla ve noktalama hataları yapar. Küçük-büyük harf hataları yapar, hece bölmekte zorlanır, noktalama hataları yoğundur, yazarken kelimeler arasına hiç boşluk bırakmaz yada bir kelimeyi iki-üç parçaya bölerek yazar. Örneğin (sil gi), (ge li yo rum) gibi.

    • Aritmetik Beceriler:  Matematikte zorlanır, dört işlemi yaparken ya yanlış yapar ya da yavaştır, sıklıkla parmak sayar, problemi çözüme götürecek işlemi bulmakta zorlanır, sayılarla alakalı kavramları anlamakta güçlük çeker, bazı matematik sembollerini öğrenmekte zorlanır, birbirine karıştırır, sınıf düzeyine göre çarpım tablosunu öğrenmekte geridir.

    • Çalışma Alışkanlığı: Ev ödevlerini almayı unutur, not alsa da eksik alır, ev ödevlerini yaparken ve ders çalışırken yavaş ve verimsizdir, ders çalışırken sık sık ara verme ihtiyacı duyar, ders yapmaktan kolayca sıkılır.

    • Organize Olma Becerisi: Odası, çantası, eşyaları ve giysileri genelde dağınıktır. Defter ve kitaplarını kötü kullanır ve çabuk yıpratır, yazarken gereksizce satır atlar, gerekli olmadan boşluk bırakır, sayfanın belirli bir kısmını kullanmayıp boş bırakır, zamanını ayarlamakta güçlük çeker, düşüncelerini düzenleyemez, kafası genelde karışıktır.

    • Oryantasyon (Yönetim) Becerileri:  Sağı ve solu karıştırır, yönünü bulmakta zorlanır, kuzey-güney, doğu-batı kavramlarını karıştırır. Ön-arka, alt-üst kavramlarını karıştırır, zamanla alakalı kavramları (önce-sonra, dün-bugün gibi) karıştırır. Gün, ay, yıl, mevsim kavramlarını karıştırır. Saat kavramını öğrenmekte zorlanır. Analog saatleri anlamaları zordur.

    • Sıraya Koyma Becerisi: Olayları belli bir düzen ve sırayla anlatmakta zorlanır, önce olanı sonraymış gibi anlatır. Haftanın günlerini, ayları, mevsimleri doğru saysa bile aradan sorulduğunda (çarşambadan önce hangi gün gelir, mayıstan sonra hangi ay gelir, haftanın beşinci günü hangisidir gibi) yanıtlamakta zorluk çeker yada yanlış yanıtlar.

    • Sözel İfade Becerisi: Duygu ve düşüncelerini sözel olarak ifade etmekte zorlanır. Düzgün cümleler kuramaz, takılır, heyecanlanır, şaşırır, sınıfta sözel katılımı genellikle azdır, bazı harflerin seslerini doğru olarak telaffuz edemez, bir takım ses hataları yapar.

    • Motor Beceriler: Hareketli oyunlarda yaşıtlarına oranla başarısızdır. Sakardır, düşer, yaralanır, kazara bir şeyler kırar.

    • Özbakım Becerileri: Çatal-kaşık kullanmakta, ayakkabı-kravat bağlamakta zorlanır, ince motor becerilere dayalı işlerde (düğme ilikleme, makas kullanma, boncuk dizme gibi) zorluk çeker.

    Özel Öğrenme Güçlüğünün Tedavisi Ne Şekilde Olmaktadır? (h2)

    Özel öğrenme güçlüğünü tedavi etmenin en uygun yolu eğitimdir. Verilmesi gereken eğitim okuldaki eğitimden oldukça farklıdır. Çocuk normal bir okulda eğitimine devam ederken bireysel yada grup halinde özel bir eğitime alınır.

    Dislektik çocukların eğitimlerinde görsel, işitsel, dokunma ve kinestetik (hareket) algının geliştirilmesini, ardışıklık, dikkat ve bellek gibi yeteneklerinin artırılmasını, motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir. Ayrıca dinleme, konuşma, okuma-yazma (dil) becerilerinin geliştirilmesi, düşünme ve kavram süreçlerinin gelişiminin desteklenmesinin bu süreç eğitimi içerisinde yer almaktadır. 

    Özel öğrenme güçlüğü disleksiyi tamamen ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Ancak öğrenme sorunun yanı sıra depresyon, kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik, gibi başka psikiyatrik bozukluklarda soruna eşlik ediyorsa bu sorunların ilaçla tedavisi düşünülmelidir.

  • Gençlerde alkol ve madde bağımlılığı ve aile

    Alkol çok eki çağlardan beri bilinen bir maddedir. Yatıştırıcı ve keyif verici maddeler olarak kullanılmıştır. Bunun yanında esrar ve afyon gibi maddelerde dünyanın bazı bölgelerinde biliniyor ve kullanılıyordu. Alkol bazı topluluklarda ayinlerde kullanılırken bazı toplumlarda yasaklanmıştır. Yasaklanma nedeni genel olarak bazı insanlarda yaptığı yıkıcı etkilerdir. Alkol bağımlılığı bazı insanların hayatını deyim yerindeyse mahvetmiştir. Alkol kullanımı çeşitli toplumlara göre değişse de az çok bütün toplumlarda kullanılmaktadır.

    Alkolizm bu yüzyılda özellikle sorun olmuş bir durumdur. Aile parçalanmaları, alkole bağlı sağlık sorunları, alkole bağlı suç işleme, kazalar toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Alkol kullanımı sosyal içicilikten bağımlılığa kadar çeşitli boyutlarda görülebilen bir durumdur. Anlık etkileri ve uzun vadeli etkileri insan hayatı için önemlidir.

    Alkol alındıktan sonra vücudun her yerine hızla yayılır. Beyinde beyin kabuğunun çalışmasını azalttığı için kişide alkol etkileri başlar. Daha rahat hareket etme, sıkıntılarını birazda olsa unutma, utangaçlığın azalması, takıntıları azalması gibi. Daha kontrolsüz davranışlar olabilir. Alkol oranı arttıkça beynin diğer bölgelerini de etkilemeye başlayacağı için uykululuk hali, denge merkezlerini etkileyince klasik sarhoş yürüyüşü gibi durumlarla karşılaşılır. En sonunda da sızma olur. Kişiler genelde alkolü rahatlama, davranışlarındaki kontrolü hafif kaldırmak için alırlar. Ama çok yüksek miktarda biranda alınan alkol uykululuk hali , bilinç kaybı hatta koma bile yapabilir. Sonuçta vücuda toksik bir maddedir.

    Alkol uzun süreli alınır ve çok miktarda alınışa sinirlilik , kaygı, toleranssız davranışlar, sosyalliğin azalması gibi davranışlarda yapabilir. Özellikle alkole alışanlarda alkol alınmayan kesilme dönemlerinde anksiyete, panik atak , depresif belirtileri çıkabilir. Bu belirtiler yani alkol etkileri kişiden kişiye onun fizyolojisine göre değişebilir.

    Alkol kullanma günleri arttıkça kişinin alkolle ilgili belirtileri daha uzun ve şiddetli yaşamasına neden olur. Kendini iyi hissetmek için alkol alarak sıkıntılarını azaltmaya çalışır. Zaman içinde alkol almadan sosyalleşemeyen belki güne başlayamayan bağımlılar haline gelirler. Genel bu bu süreci kendi fark etmez. Çevresinde ki ilişkili insanlar uyardıkça belki farkına varır. Genelde bir savunma hali içindedir. Alkolün bazen çok şiddetli kesilme belirtileri olur ve bu belirtiler için tedavi amaçlı hastaneye yatırılabilir.

    GENCİN SOSYAL YAŞAMI ALKOLE GÖRE ŞEKİLLENMEYE BAŞLAR

    Alkol bağımlılığının çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan biri genetiktir. Bazı alkolizm olan ailelerde gençler daha çok alkole eğilimi olabilir. Ayrıca bu gençlerin alkolle tanışması daha kolaydır. Akran gruplarında da gençler alkolle tanışabilir. İlk başta diğer gençlere uyma, sosyal grup oluşturma şeklinde başlayan alkol kullanımı daha sonra bazı gençlerde aşırı isteğe dönüşür ve vazgeçemezler. Bu da alkol bağımlılığına ilk adımdır. Öncelikle sosyal yaşamı ona göre şekillenir genetik yatkınlığı da varsa alkolizm gelişir. 25yaşından önce başlayanlarda daha çok genetik etkenlerden şüphelenilir. Dünya da alkol bağımlılığı yaklaşık % 1-2 oranında görülmektedir

    Gençlerde Alkol Bağımlılığında Aileler Nelere Dikkat Etmelidir

    Genelde alkol bağımlılığı olan gençler de görülebilecek belirtiler. Genç artık önceden yaptığı faaliyetlere katılmaması, bunlardan zevk alamaması. Eve geç gelmeler, odaya kapanması, uykulu hal, aşırı uyumak. Özellikle ülkemizde alkolle karşılaşmamış aileler alkolün etkilerini bilmiyor olabiliyorlar bu nedenle çocuğunun alkol kullandığını fark etmeyebiliyorlar. Yine gençlerde derslere ilgide azalma, okul devamsızlığı, sabah derslere geç kalma, ders başarısında azalma görülür. Bu davranış değişiklikler basit bir ergenlik problemi olarak görülmeyip dikkatli olunmalıdır.

    Aile alkol kullandığını öğrendi peki bağımlılık belirtileri nelerdir. İçkiye karşı aşırı düşkünlük ve arama davranışı. Devamlı içki içmek isteme ve sınırını bilememe, İçki kullanmayınca kesilme belirtileri çıkması ve bunları önlemek için tekrar içmesi, aşırı derecede içki içmesi ve durmadan dozu arttırması, eskisinden daha fazla alkol içebilme, sosyal yaşamının, ilişkilerinin , iş ve okulunun etkilenmesi. Yaşam kalitesinin düşmesi. Artık içki dışında bir şeyden zevk alamama ve içkiyi sınırlayamama belirtileridir.

    Ayrıca sinirlilik, uyku bozuklukları sık görülür. Panik , kaygı , telaşlı olma gibi belirtilerde olur. Ayrıyeten çarpıntı, tansiyon gibi bedensel belirtilerde görülebilir.

    ALKOL BAĞIMLILIĞINDA AİLELER NELER YAPMALIDIR

    İlk olarak bir genç ergen psikiyatristine başvurmalıdır. Daha sonra sosyal rehabilitasyon için tedaviye yardım etmelidir. Doktor altta yatan psikiyatrik bir hastalık için antidepresan veya başka bir ilaç kullanabilir. Ama ailenin yapacağı hemen sert tedbirler almadan gence olumlu yaklaşmalı ve bu durumu beraber çözeceklerine dair güvenceler vererek genci yalnız bırakmadığını hissettirmelidir,

    Gençle aile daha fazla vakit geçirerek çeşitli hobi alanları ve spor faaliyetlerini beraber yapmalıdır. Arkadaş ortamlarını yavaş yavaş tanıyarak kendinin de onayını alarak değiştirmek için çaba sarf ettirilmelidir. Özellikle alkol aldığı akşam saatlerini dolduracak faaliyetler çok önemlidir.

    Gençle psikiyatrist ve psikologlar bilişsel davranışçı terapilerle kaygılarını gidermeye çalışmalı. Alkol kullanımı ve diğer dürtü kontrol problemleri için yardım etmelidir. Bu arada ailede tedavi içine alınarak evde de tedavi devam ettirilmelidir. Genç aileye her an ulaşabilmeli dert ve kaygılarını anlatabilmelidir. Eleştirici yaklaşmamak gerekir.

    Genci alkole ulaşımının zorlaştırılması da ona yardımcı olacaktır. Ayrıca bu gençleri koruma açısından önemlidir. Bazı ülkelerde gençler satışlar yaş sınırı konularak engellenir. Ayrıca reklamlar konusunda kısıtlama gibi sosyal denetimlerde fayda sağlayabilir.

  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve yönetici işlevler

    Bir senfoninin icrası gibidir yönetici işlevler… Birinci kemanlar… İkinci kemanlar… Çellolar… Vurgulu çalgılar… Trombonlar… Tubalar…kontrbaslar… viyolalar ve daha bir çok enstrümanın ahengidir iyi bir senfoni. Müthiş bir eserin icrası için sırasıyla ve tam zamanında bazı enstrümanlar başlamalı… bazıları susmalı… Bazıları yeniden başlamalıdır… İyi bir orkestra şefi bütün bu enstrümanları takip edebilmeli, yerine göre sürdürebilmeli ve yeniden başlatabilmelidir. Üstelik salondan gelen ilgisiz sesleri de bastırabilmelidir…Yönetici işlevler beynimizin orkestra şefidir. Bazı işlevleri başlatır; bazılarını durdurur. Bazılarının sesini arttırır. bazılarının sesini azaltır. Tüm bunların tam olarak olması gereken zamanda yapar…

    Yönetici işlevlerin en önemli işlevlerinden birisi durdurmadır (inhibisyondur). Aslında beyin büyük ölçüde inhibisyon becerisiyle işlev görür.. Birim zamanda en hafif haliyle binlerce uyarı alan beyin hücreleri bu uyaran kalabalığının yanıtlarını bastıramamış olsaydı tam bir kaos yaşanırdı benimizde… İste dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda bu inhibisyon işlevleri belli alanlarda belli oranlarda bozulmuştur…

    Eğer motor (hareketle ilgili) alanları durduramazsanız sürekli hareket halinde olursunuz. Eğer konuşma ile ilgili alanları durduramazsanız fazla konuşursunuz… Duygularınızla ilgili alanları durduramazsanız ani yoğun ve ayarsız duygusal tepkiler verirsiniz.. Bilişsel alandaki alanları durduramazsanız hiç düşünmeden davranırsınız veya soruyu tam okumadan yanıtı yapıştırırsınız. Kendinizi durduramazsanız geleceği hiç düşünmeden şimdide yaşarsınız… Dışarıdan gelen ilgisiz uyaranları bastıramazsanız dikkatinizi sürdüremezsiniz… Tüm bunları yapamazsanız kendinizi düzenleyemezsiniz.

    “İlim ilim bilmektir…

    İlim kendin bilmektir

    Sen kendin bilmezsen

    Ya nice okumaktır”

    Yunus Emre

    Kendini düzenlemenin ilk adımıdır kendini izleme… Kendini izlemeyenin kendisiyle ilgili farkındalığı olmaz. İnsan düşüncelerini duygularını ve davranışlarını hatta dış görünümünü izlemelidir. Kendisiyle ilgili farkındalığı olan kişi bir süre sonra gelecekteki amaçları için, düşüncelerini, davranışlarını hatta duygularını manipüle etmeyi öğrenir. Kendini düzenleme becerisi dediğimiz bu durum sosyal ilişkilerde, iş yaşantısında, hatta sevgili ilişkisinde, kısaca hayatın kendisinde başarının anahtarıdır.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun diğer bir boyutu dikkati sürdürmekte olan güçlüktür. Özellikle monoton ve zihinsel performans gerektiren ödevlerde bu kişiler dış veya iç uyaranlarla kolayca dağılırlar. Aslında bu durum yüksek algı düzeyinden kaynaklanmamaktadır. Sadece ilgisiz uyaranları bastırmadaki güçlüklerinden kaynaklanmaktadır. İşin kötüsü bir kez dağıldıklarında tekrar organize olup işlerinin başına dönmeleri uzun zaman alır; yani oyalanırlar. Bu durum daha çok “ne yaptığını veya yapacağını” unutmalarından kaynaklanır. Bu ise bize yine yönetici işlevlerin önemli bir parçasını oluşturan diğer bir enstrümanın iyi çalışmadığını gösterir: işleyen bellek becerileri.

    İşleyen belleğin özelliği, bir çok bilgiyi gündemde tutup zamanı geldiğinde bunları işleme sokmasıdır. Başka bir deyişle ne yaptığımıza kılavuzluk eden bellek işlevidir. Bilgisayarın RAM belleğine benzer birazda. Eğer bu bellek iyi çalışmazsa bu kişi bir matematik sorusunun içinde kaybolabilir. Toplama yaparken işlem çıkarma olarak devam edebilir. Sevgiliyle buluşmaya giderken, durum arkadaşlarla bir şeyler içmeye dönüşebilir.

    Tüm bunlar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna basit bir dikkatsizlik gibi bakmak bu kişilerin yaşadığı tüm sorunları görmezden gelmek demektir. Üstelik bu kişiler, kendilerini durdurma güçlükleri, kendilerini düzenleyememeleri ve ne yapacaklarını unutmaları nedeniyle çoğu kez eleştiri alırlar. Bu durum tembellikle, iyi terbiye edilmemeyle, inatçılıkla veya başkaldırıyla karıştırılır. Oysa dağınıklık organize olamama, oyalanma veya diğer belirtiler bir seçim değildir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, genetik ve nörokimyasal temelleri olan bir bozukluktur. Bu kişilere sürekli kızılması aslında “niye kahverengi gözlüsün yeşil gözlü değilsin” tarzında bir kızmaya benzer. Birisine kahverengi gözlü olduğu için kızamazsınız. Diğer taraftan kendini düzenleme becerilerinin kazanılması dahil yukarıdaki becerilerinin hepsinin elde edilmesi annelik babalık becerilerinin yetersizliğinden veya beceriksizliğinden kaynaklanmamaktadır. Yani dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu bir terbiye sorunu değildir.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna sadece bir dikkat dağınıklığı olarak bakmak onu küçümsemek olur. Aslında bu durum tüm yaşantının etkilenmesi demektir. Çünkü bu kişiler kendilerini ve yaşantılarını düzenleyemezler.

    Kendisini düzenleyemeyen bir çocuk dağınıktır, oyalanır, dalgınlık tarzında unutkanlıkları olur. Bu durumda evde anneden babadan daha fazla olumsuz uyarı alır. Sokakta sırasını bekleyemez, dikkat gerektiren oyunlarda iyi değildir, ani duygusal tepkileri vardır. Arkadaşları tarafından dışlanır. Okulda ödevini unutur, derste başka şeyler düşünür, dikkatsizce hatalar yapar; öğretmenleri uyarır. Sonuçta iyi bir çocuk, akıllı bir çocuk, evde, sokakta, okulda sürekli olumsuz uyarı alır. Olumsuz uyarılara ilk tepkilerden birisi karşı gelmedir. Yapısal olarak inhibisyon sorunlarıyla birlikte, bu kadar olumsuz uyarı çocukta karşı olma karşı gelemeye neden olur. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda karşı olma karşı gelme yaklaşık yüzde 60-70 oranında gözlenir. Rakam hiçte az değildir. Karşı gelmeler, zaman içinde davranış sorunlarına dönüşebilir. Kavgacılık, kurallara uymama, okuldan kaçma… Okuldan kaçarsa sokağın risklerine maruz kalır: kazalara maruz kalma, madde kullanma, çeteleşme… Bilimsel araştırmalar tüm bunların dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde daha fazla olduğuna işaret ediyor. Diğer taraftan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan bir grup çocukta, bu olumsuz uyarılar ve ani duygusal tepkiler ile kendisiyle veya yaşamla ilgili olumsuz düşünce şemaları gelişmeye başlar: “Hiç bir şeyde başarılı olamıyorum. Başarılı olamayacağım. Kimse beni sevmiyor. Yaşamak çok kötü” gibi… Bu düşünce yapısı, kaygı ve depresyona zemin hazırlayan bir düşünce yapısıdır. Ergenlik döneminde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan kişilerde daha yüksek oranda kaygı ve depresyon görülür. Dikkatsizlik, motivasyonsuzluk ve psikiyatrik eş bozukluklar nedeniyle bu kişilerin okuyarak meslek edinme şansları daha azdır. Genellikle dürtüsellikleri nedeniyle ilk cinsel deneyimlerini daha erken yaşarlar. Daha erken evlenip çocuk sahibi olurlar. Sorunlar erişkin döneminde de devam eder. Örneğin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan erişkinlerde, daha fazla aile içi çatışma, dürtüsel bir şekilde çocuğunu cezalandırma, boşanma, kaza yapma ve kazaya maruz kalma, ehliyetin ceza sonucu alınması, park cezaları, hız sınırı aşımı cezaları, otoriteyle çatıma, kaygı, depresyon, madde kullanımı, iş değiştirme, işten atılma ve parasal sorunlar gözlenir. Özellikle “zamanla sınırlı” olan görevlerin son tarihini kaçırmaları daha olasıdır.

    Bu kadar risk söz konusu olduğundan bu durum mutlaka tedavi edilmelidir. Çocuk ve ergenlerde, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun tanısını bir çocuk ergen psikiyatrisi koymalıdır. Çünkü dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tıbbi bir bozukluktur ve diğer tıbbi durumlardan ve psikiyatrik bozukluklardan ayırt edilmelidir. Çocuk ergen psikiyatrisinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun başarılı bir tedavisi vardır. Tedavinin en önemli kısmını ilaç tedavisi oluşturur. Tedavide başarısında, hekim, çocuk, aile ve öğretmen iş birliği oldukça önemlidir.

  • Otizm (yaygın gelişimsel bozukluk)

    Otizm nedir?

    Otizm erken yaşlarda belirtiler vermeye başlayan ve çocuğun gelişimini etkileyen bir hastalık şeklinde tanımlanabilir. Otistik özellikler gösteren çocukların sosyal etkileşimi ve iletişim becerileri yaşıtlarından geridedir. Bazı tipik tekrar eden (dönme hareketleri gibi) davranışları gösterebilirler.

    Otizmin erken belirtilerinden Sosyal beceri sorunları nelerdir?

    İnsanların sosyal yönü aslında çok erken yaştan itibaren gözlenebilir. Bir çocuk insan yüzleri, çevresindeki canlı nesneler ile cansız nesnelere oranla daha çok ilgilenme eğilimindedir. Normal gelişim gösteren çocuklar annesinin yüzüne bakar, ona sık sık gülümser, onun ilgisini çekmeye çalışır, insanlara etkileşimden keyif aldığı her halinden bellidir. Otistik çocuklar ise cansız çevreye karşı daha çok ilgilidirler, göz teması pek kurmazlar, daha içe kapanıktırlar, insanların dikkatini çekmek yerine basit davranışları tekrar ederler, sarılmak kucaklanmak gibi temaslardan kaçınabilirler. Taklit yetenekleri kötüdür.

    Otizmde iletişim(konuşma ve mimik?) becerileri nasıldır?

    Otistik özellikler gösteren çocukların bazı iletişim becerilerindeki farklılıklar dikkati çok erken dönemde fark edilebilir. Yaşıtlarına kıyasla geç konuşurlar, söylenileni tekrar etme şeklinde tekrarlayıcı konuşma olabilir. Konuşulanı anlamakta güçlükler görülür, kelimeleri ters kullanabilirler. ‘Ben yaptım’ yerinde ‘o yaptım’ gibi. Konuşmanın hızı, tonlaması ve ritminde bozukluk olabilir. Yeni öğrendikleri kelimeleri unutabilirler.

    Davranışlarında belirgin faklılıkları var mıdır?

    Bazı hareketleri tekrar tekrar yapma eğilimler vardır. Kendi etrafında dönme, sallanma, saatlerce aynı sesleri çıkarma, yüzüne ya da çeşitli yerlerine dokuma gibi davranışlar sergileyebilirler. Bu davranışların özellikle iletişim kuramadıklarından kendilerini uyarma amaçlı yaptıkları düşünülmektedir.

    Otizmin diğer belirtileri nelerdir?

    Sesten aşırı irkilme, bazı uyarılara aşırı tepki verme ya da hiç vermeme, dönen cisimlere aşırı ilgilenme ve onlarla zaman geçirme. Oyunlar açısından tekrar eden ve basit oyunları seçme gibi özellikleri vardır. Bazı çocukların ise üstün yetenekleri mevcuttur. Ezberlenemesi çok zor şeyleri çok hızlı öğrenme ve hafızada tutma gibi.

    Tüm otistik çocuklar aynı belirtileri gösterir mi?

    Otizm de en kafa karıştırıcı noktalardan birisi belirti şiddetidir. Otistik belirtiler birbirlerinden çok farklı şiddette ve sayıda olabilir. Otistik bozukluk bir spektrum bozukluğudur. Her vakanın bulunduğu nokta ve şiddet çok farklıdır.

    Otizm nedenleri nelerdir?

    Günümüzde birçok nedenin otizm ile ilişkili olduğu söyleniyor. Beslenme şekli, hastalıklar, geçirilen travmalar, bağışıklık sistemi sorunları, hormonal sorunlar ve en önemlisi genetiğin bu süreçte etkisi olduğu düşünülüyor

    Otistik çocuk sayıları giderek artıyor mu?

    Maalesef otizm sıklığı giderek artıyor hatta bazı kaynaklar bu durumu bir salgın olarak değerlendiriyor. Geçmişe kıyasla otistik belirtiler gösteren çocukların sayıları giderek artıyor. Özellikle erkeklerde bu hastalık daha sık rastlanıyor. Bunun günümüzde yaşınılan çevrenin ve toksinlerin rolü olduğu düşünülüyor.

    Otizm belirtileri nasıl erken anlaşılabilir? Aileler neye dikkat etmeli?

    Aileler özellikle konuşmayan ya da az önce bahsettiğim belirtileri gösteren çocukları fark ettiklerinde mutlaka bir uzman yardımına başvurmalılar. Çünkü erken tanı ve erken eğitim programlarına yönlendirme otistik belirtileri çok azaltabilir. Özellikle konuşmayan çocukları nasıl olsa zamanı gelince konuşur diyerek vakit kaybedilmemelidir.

    Saygılarımla

    Bu yazının tüm hakları psikiyatricocuk.com’a aittir. “www.psikiyatricocuk.com” biçiminde açık kaynak gösterilmek kaydıyla yayınlanması için tarafımıza başvurulabilir.

    Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

  • Özel öğrenme güçlüğü (disleksi)

    Kişinin zekasının normal ya da normalin üstünde olmasına rağmen, yaşı, zekası ve verilen eğitim düzeyine göre beklenen düzeyde öğrenememesi Disleksi (özel öğrenme güçlüğü) olarak tanımlanır.

    Öğrenme sorunu olan bir çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı konabilmesinin ilk şartı, çocuğun zekasının normal ya da normalin üstünde olmasıdır. Zeka geriliği olan çocukların yaşadığı öğrenme sorunları Özel Öğrenme Güçlüğü değildir.

    Özel Öğrenme Güçlüğü doğumdan itibaren var olan, zihnin gelişimiyle ilgili bir sorundur. Az okumayla ya da matematiği sevmemekle oluşmaz. Aksine okumada güçlük yaşadığı için kişi okumaktan kaçınır.

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN ÇEŞİTLERİ

    · 1-DİSLEKSİ (okuma güçlüğü): Okurken atlama, anlamı bozma, harf – ses uyumu bozukluğu, hızlı okuyamama, harflerin ya da hecelerin yerini değiştirme, heceleme ya da anlamama gibi bir takım bozukluklar görülür.

    · 2-DİSGRAFİ(yazma güçlüğü): ): Yazım hataları, okunaksız ve düzensiz el yazısı, bazı harf, rakam ve sözcükleri ters yazma, b-d, m-n, ı-i, d-t, g-ğ, g-y gibi harfleri karıştırma, sözcükler arasında boşluk bırakmadan ya da sözcüğü birkaç parçaya bölerek yazma gibi bozuklulara rastlanır.

    · 3-DİSKALKULİ(aritmetik bozukluk): Matematik terimlerini, kavramları anlayamama, sayı ve sembolleri tanıyamama, gerekli sembolleri kullanma, eldeli sayıları toplamayı unutma, çarpım tablosunu öğrenmede sınıf arkadaşlarına göre çok geri kalma, problem çözümünde izlenecek adımlara karar verememe biçiminde kendisini gösteren bozukluklarla karşılaşılır

    ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BELİRTİLERİ.

    Belirtilerin tümü görülmeyebilir, ancak dislektiklerin zekalarının altında akedemik performans göstermeleri ortak özellikleridir.

    Okul Öncesi Dönemde Disleksi

    Bebekliklerinde emeklemekte zorluk çektiği, çapraz kol ve bacak hareketini uygulayamadığı için çoğunlukla karnının üzerinde sürünür gibi bir görüntü sergilediği, el ve ayak dominansının gelişmediği veya geç geliştiği de gözlemlenebilir.

    Konuşmada gecikme, kelimeleri yanlış söyleme, bildiği halde nesne ve kişilerin adlarını hatırlayamama, kelimeleri bulmakta güçlük ( örneğin; tencere demek istediğinde “yemek pişirilen şey” diyebilir), Sözcüklerin harflerini değiştirmek ( kocaman-cokaman, köpek-pökek), Sözcük hazinesi çok yavaş artar, sıklıkla doğru kelimeyi bulmakta zorlanır. Olayları sırasıyla anlatamama, devrik cümle kurma görülebilir

    Yön problemi vardır. Sağını ve solunu karıştırır. (Ayakkabısın ters giyme gibi)

    Çoğu özellikler erken çocuklukta her iki elini de kullanır, baskın el yoktur, kendi başına çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada, topu tutma, topa vurma, bisiklete binmede güçlük yaşayabilir. Yavaş ve hantal davranışlar sakarlık, sık düşme gözlenebilir. Ritmik hareket etmede güçlük yaşayabilir

    Sıraya koyma güçlüğü, sayıları sırasıyla saymayı öğreneme zorluk, renkleri öğrenememe, karıştırma, alfabeyi, rakamları, haftanın günlerini, ayları sırasıyla öğrenmekte güçlük yaşar. Zıt kavramları öğrenememe

    Düz çizgi çizememe, daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama, şekilleri tersten çizme, Taşırmadan boyama yapamama, Boyamaları hep karalama şeklinde yapma,

    Acelecidir ve dikkati kolaylıkla dağılır. Sözel yönergelere dikkat edememe, benzer sesleri karıştırır. (f, v, b, m gibi)

    İLKOKUL DÖNEMİNDEKİ BELİRTİLERİ

    Zekanın normal ya da daha üstü olması, okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması

    Sözlü sınavlarda daha başarılı, yazılı sınavlarda beklenenden başarısız olması, bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)

    Okumayı zor öğrenme, yavaş okuma, bazı harfleri yazarken veya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,52-25,) bazı heceleri ters okuma (ve-ev, çok-koç), bazı harfleri yazarken karıştırma( d/ b/ d z/ s u/n ) , (bilek-dilek çaba-baca) okurken ve ya yazarken harf, hece atlama, kelimenin sonlarını uydurarak okuma, okumaya karşı isteksizlik, başkası okuyunca daha iyi anlama, okuduğu öykünün anlamını çıkarmada (özet yapma) zorlanma, fakat öykünün içinden sorular sorulursa onları cevaplayabilme

    Yazma ödevlerinden kaçınma, yazarken noktalama işaretlerini yazmama, yavaş yazma, okunaksız ve çirkin yazma. Geç ve yavaş yazar. Not tutma becerisi zayıftır. Kalem tutması bozuktur(avuçlayarak ya da dik tutma), kalemi tutarken çabuk yorulur. Bir satırı takip edemez, satır başına geçerken zorlanır. Kelimeler çok yer kaplayacak şekilde aralıklı ve ya birbirine çok bitişik yazar.

    Eksik cümleler kurarlar, karışık verilmiş kelimelerden düzgün ve anlamlı cümleler oluşturmazlar

    Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma, ödevini eksik alma, ödev yapmak istememe, ödev yaparken sık yardım isteme

    Sık dört işlem hatası yapma ,’’+,x ‘’işaretlerini karıştırıp toplama yerine çarpma yapma, sayıları tersten okuma (12-21, 52-25), çarpım tablosunu öğrenememe, bölme işlemine sağdan başlama, eldeleri unutma, ileri sınıflarda bile parmak hesabı yapma

    Sağını solunu karıştırma, beden eğitiminde başarısız olma (koşma, top tutma), Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunları vardır. Bundan dolayı bazı sakarlıklar oluşabilir.

    Alfabeyi, sayıları ve haftanın günleri-aylar gibi sıralı listeleri, saati öğrenmede güçlük çeker.

    Zamanı karıştırırlar ( Önce sonra, dün bugün, şimdi sonra ), Yön bulmada zorlanırlar

    Dikkat ve bellek sorunları nedeniyle verimli çalışamama, zamanı planlayamama.

    özel öğrenme bozukluğu gösteren çocukların %25’si dikkat eksikliği ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu da göstermektedirler.)

    İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekerler ( Bazı harfleri karıştırırlar b m f v y r d gibi benzer sesleri ayıramazlar ). İşitsel kavrama yetersizdir ( Yönergeleri unutur, dinlemiyor gözükür ),İşitsel hafızaları zayıftır ( Ona söyleneni çabuk unutur )

    Dokunarak ayrımlaştırmada güçlük çeker. (Gözü kapalıyken avucuna yazılan sayıyı ayırt etmede, gözü kapalıyken konulan nesneyi tanımada güçlük )

    Disleksi tanısı nasıl konulur?

    Çocuk psikiyatristi tarafından aileden okuldan alınan bilgiler, çocuğun değerlendirilmesi, gelişim dikkat ve zeka testlerinin değerlendirilmesi sonrası tanı konulur.

    Tedavi:
    Bu bozukluk çoğunlukla dikkat eksikliği, hareketlilik, depresyon, kaygı bozuklukları veya diğer psikiyatrik bozukluklarla birlikte seyredebilir. Bu durumda diğer psikiyatrik bozukluklara yönelik ilaç tedavileri uygulanmalıdır. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sorun olan alanlara yönelik birebir özel eğitim alması gereklidir. Eğer dikkat eksikliği varsa ilaç tedavisi yapılan özel eğitimden daha iyi yararlanmasını sağlayacaktır. Bu çocuklar zeki olmalarına rağmen düşük akademik becerileri olması nedeniyle sıklıkla depresyon, kaygı bozukluğu yaşadıkları için mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından izlenmeli, aile ve okul bilgilendirilmeli, eğitsel desteği sağlanmalıdır.

    Dr Deniz Tirit Karaca

    Çocuk ve Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist

  • Okul döneminde enfeksiyon kontrolü

    Okullarda enfeksiyon sık görülür, okullar enfeksiyonların yayılması için ideal alanlardır. Çünkü farklı yaş gruplarından birçok çocuk biraraya gelir ve bu çocukların bazıları yeterli kişisel bakım yapmayı bilmiyor olabilirler ve ayrıca çocukların bağışıklıkları tam değildir.

    Enfeksiyon nedir?

    Enfeksiyonlar gözle görülmeyen mikroorganizmalar aracılığı ile olur. Organizmalar, insan, çevre ve hayvan gibi farklı ortamlarda olabilir. Bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler enfeksiyonlara yol açabilirler. Bakteriler kızıl, menenjit, virüsler kızamık, kabakulak gibi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bütün enfeksiyonlar bulaşıcı değildir. Mesela kulak enfeksiyonu genelde çocuktan çocuğa bulaşmazken, su çiçği hızla bulaşır.

    Kimler enfeksiyon açısından risklidir?

    Herkes enfeksiyon açısından risklidir. Çocuklar mikroorganizmalarla karşılaştığında bazı faktörler hasta olup olmayacağını belirler. Etken mikroorganizma, etkenin hastalık yapma gücü, bağışıklık sistemimizin ne durumda olduğu ; etken ile karşılaştık mı?, direncimiz var mı? Gibi çok çeşitli faktör hasta olup olmayacağımızı belirler. Suçiçeği gibi bazı enfeksiyonlardan sonra ömür boyu bağışıklık kazanılırken grip gibi bazı enfeksiyonlar ile temas sonrası tekrar tekrar hastalanabiliriz.

    Enfeksiyonlar nasıl yayılır?

    Sindirim sistemi yoluyla; ishal gibi

    Solunum yoluyla (göz-burun-ağız ve akciğer salgıları ile); grip gibi

    Direkt temas ile;cilt enfeksiyonu, uyuz gibi

    Enfekte kan ile temas ile; hepatit B, C ve HIV gibi

    Bulaşmış yiyecek ve içecekler yoluyla; besin zehirlenmesi gibi

    Gastrointestinal sistem yoluyla bulaşma;

    Bazı hastalık etkenleri bağırsaklarda yaşar, çoğalırlar ve dışkı yoluyla vücuttan dışarıya atılırlar. Bu hastalıkların yayılması için dışkının ellere, eşyaya ve yiyeceklere bulaşması ve yutulması ile olur. Bu fekal-oral yol olarak adlandırılır ve tuvalet sonrası ellerde yerleşme sonucu olur. Eller aracılığı ile kalem, kapı kolu , masa gibi nesnelere geçer ve başkalarının etkeni almasına neden olur. Birçok mikrobik ishal ve hepatit A gibi enfeksiyonlarda yayılım bu şekilde olur. Bu nedenle el temizliği en önemli hastalıktan korunma yollarından biridir. Çocuklarımıza el temizliğini ve önemini iyi öğretmeliyiz. Özellikle küçük sınıflarda ve anaokullarında öğretmenlerin bu konudaki kontrolü de önem taşımaktadır.

    Solunum yoluyla bulaşma;

    Bazı enfeksiyonlar gözler, burun ve ağız gibi havayolları ve akciğerlerde yaşayan ve çoğalan mikroorganizmalar nedeniyle olur. Bazı organizmalar elden ele veya eşyalar aracılığı ile direkt temas yoluyla bulaşırken bazıları hapşırık ve öksürük gibi yollarla partikül aracılığı ile yayılım gösterir. Partikül yoluyla bulaşma enfekte(hasta) kişidem diğerine geçiş için 90-100 cm gibi yakın bir temas gerekir ( grip, meningokoksemi, kabakulak gibi). Bazı enfeksiyonlarda ise damlacık havada asılı kalarak ve akım yoluyla taşınarak daha geniş alanlarda bulaşıcı olabilir (kızamık, su çiçeği, tüberküloz gibi)

    Direkt temas ile bulaşma;

    Konjonktivit, bakteriyel cilt enfeksiyonları, ve uyuz gibi bazı enfeksiyonların bulaşması için direkt temas gerekir. Öpücük hastalığı gibi bazı hastalıkalrda ise tükürük gibi vücut salgıları ile temas ile enfeksiyn bulaşabilir.

    Kan yoluyla bulaşma;

    Hepatit B, ve HIV (AİDS) kan yoluyla bulaşan 3 önemli enfeksiyondur. Hasta kişilerin kanları diğer kişilerin kan akımına bulaşırsa hastalık bulaşma riski mevcuttur. Sağlam ciltten bulaşma riski yoktur, etkin bariyer görevi görecektir cilt.

    Besinler ve Su yoluyla bulaşma;

    Besinler ve suda mikroorganizmaların ürtettiği toksik maddeler ve mikroorganizmaların kendinin bulunması sonucu besin zehirlenmesi gözlenir. Besinler ve su mikroorganizmaların taşınması için bir aracı görevi görürler.

    Enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü için yapılabilecekler;

    Risk altındaki kişilerin aşılanması

    Enfeksiyon kaynağını uzaklaştırmak; Okula hasta olarak gelen veya okulda hastalanan öğrenci bulaştırma riski var ise eve gönderilmelidir.

    Bazı standart önlemlerin alınması ve basit hijyenik kurallara dikkat edilmesi-öğretilmesi; El hijyenine önem verilmesi ve vurgulanması, çevre temizliğine dikkat edilmesi, atıkların uygun toplanması gibi hususlara dikkat edilmelidir. El yıkama enfeksiyonların yayılmasını önlemek için en basit ve etkin yoldur. Ellerin hangi durumlarda ve nasıl yıkanacağı etkin bir şekilde öğretilmelidir. Havlu-diş fırçası, su bardağı ve sulukların paylaşımının önlenmesi gerekir.

    Öksürük hapşırık gibi durumlarda başlını çevirmeyi, ağzını kapamayı ve eller eğer salgılarla temas ederse etkin şekilde yıkanması öğretilmelidir. Kullanılan kağıt mendiller kapalı çöp kutularına atılmalıdır.

    Alınabilecek önlemler ve dikkat edilmesi gerekenlere rağmen enfeksiyonları her zaman önlemek elbette mümkün olmayacaktır. Okul veya kreşin ilk yıllarında fazla etkenle temas etmemiş bağışıklığı azyıf olan çocuklarda hastalıklarla karşılaşma riski herzaman daha fazladır. Bu nedenli dengeli düzenli beslenme, düzenli uyku önemli olmaktadır. Çocuğun hastalıklara yanıtına, bağışıklık sisteminin, beslenmesinin ve gelişiminin durumuna göre hekimizin de önerisi ile direncini arttırmak amacıyla bazı bitkisel destekler, vitamin destekleri de planlanabilmektedir.

  • Yaşlı Deyip Geçmeyin

    Yaşlı Deyip Geçmeyin

    Yaşlanma doğal bir süreçtir ve hafızada bir takım değişikliklere yol açar. Birçokları yaşlanmayı bilişsel performanstaki düşüşle ilişkilendirir. Yetişkinlikte gelişen bilişsel değişimlerin tamamı
    olumsuz değildir. Bazı yetenekler nispeten değişmeden kalır. Hatta bazıları daha da gelişir.

    Değişmeyen yetenekler; öncelikle örtük bellek(açık olmayan hafıza) ömür boyu aynı kalır. Başka bir deyişle bisiklet sürmeyi bir kez öğrendiğinizde ne kadar yaşlanırsanız yaşlanın bu yöntemsel bellek (doğrudan doğruya bilinçli erişime açık olan hafıza) hep sizinle gelecektir. Tabi herhangi bir beyin hasarı ya da hastalığı geçirmediğiniz müddetçe. Tanıma belleği de zamandan bağımsız olarak nispeten sabit kalır. Yani bir şeyi öğrendiğinizde daha sonra o şeyi bir listeden seçebilme yeteneğiniz 27 yaşınızda neyse 67 yaşınızda da hemen hemen odur.

    Gelişen yetenekler; anlamsal bellek (genel kültür bilgilerinin saklandığı hafıza) 60 yaş civarına kadar gelişmeye devam eder ve ancak ondan sonra gerilemeye başlar. Yani yaşlı insanların sözel yetenekleri hala yerli yerindedir. Çok iyi bulmaca arkadaşı olmalarının nedeni de
    budur. Yaşlı insanların gençlerden ilerde olduğunun bir diğer alan da yine ilgili bir kavram olarak kristalize zekâdır. Bu bilgi ve tecrübeleri kullanabilme yeteneğiyle ilgili zekâ türüdür. Daha yaşlı
    insanlar daha uzun süre yaşayıp daha çok bilgi ve tecrübe kazanmış olduklarından bu akla yatkın bir sonuçtur. Kristalize zekâ çoğunlukla, okuduğunu anlama ve mukayese testleriyle ölçülür. Yaşlı insanlar bu testlerde gençlerden daha başarılıdır. Son olarak yaşlı insanlar; kişiler arası veya duygu yüklü problemler arasında genellikle daha iyi mantık yürütür. Bireyin belli bir tür duruma dair bilgi ve tecrübesi ne kadar enginse bu tecrübelere dayanarak benzer bir durumla başa
    çıkabilme ihtimali de o kadar yüksektir. Yaş ilerledikçe elbette gerileyen bilişsel yeteneklerimiz de vardır. Tanıma değişmese bile hatırlama zorlaşır. Yaşlı insanların tepki üretmesi gençlere nazaran
    daha zordur. Serbest hatırlama testi sonuçları bunu kanıtlar niteliktedir. Benzer şekilde olaysal bellek (zaman ve yer gibi değişkenlere bağlı bilgileri kapsar) de geriler. Uzun süre önce
    oluşmuş bellekler çoğu zaman değişmeden kalsa da yaş ilerledikçe yeni olaysal bellekler oluşturmak zorlaşır. Yaşlanınca işlem hızı da düşer. Mesela birlikte Kim Milyoner Olmak İster? Yarışmasını izlediğiniz anneanneniz, sizinle aynı sayıda soruyu doğru cevaplayabilir. Hatta
    sizden daha başarılı da olabilir. Ama kısa süreli tepki vermek konusunda sizden daha çok zorlanır. Yaşlandıkça işlem hızına bağlı olarak bölünmüş dikkat de geriler. Dikkatimizi bir görevden alıp bir
    göreve vermemiz gittikçe daha zor bir hal alır.Bu nedenle dikkatimiz daha kolay dağılır.

    Özetle yetişkinlikte gerçekleşen bilişsel değişimler her zaman olumsuz değildir. Bazı bilişsel yetenekler gerilese de sağlıklı yaşlılarda bazı bilişsel yetenekler değişmeden kalır. Hatta bazıları daha da gelişir.

  • Çocuklarda kalp kateterizasyonu

    Kalp kateterizasyonu, genellikle kasık bölgesindeki bir atardamar veya toplardamarın delinerek ince, uzun, esnek bir borunun (kateter) kalbe ve kalp etrafındaki büyük damarlara gönderildiği bir işlemdir.

    Kateter floroskopi (röntgen cihazı) yardımı ile kalbe gönderilir. Genellikle kalp problemlerinin teşhisi için kullanılır.

    Girişimsel kalp kateterizasyonu, özel kateterler kullanılarak asıl tedavilerin yapıldığı bir kalp kateterizasyonu şeklidir.

    Bu özel kateterler arasında, daralmış kapak veya damarları açabilen balon kateterleri ve kalpte belirli delikleri ve fazla damarları kapatmak için kullanılan kateterler yer alır.

    Kalp Kateterizasyonunun Faydaları

    Kalp kateterizasyonu ile kalp fonksiyonları hakkında detaylı bilgi imkanı sağlayan çeşitli kalp boşlukları ve kalp çevresindeki kan damarlarından basınç ölçümleri ve kan örnekleri alınabilir.

    Kalp içi ve etrafındaki yapıların görüntülenmesi amacı ile kateterden kontrast madde de verilebilir.

    Girişimsel kateterizasyon çeşitli kalp problemleri için birçok farklı tedavi seçeneği içerir. Çocuklarda bazı kalp problemlerinin ameliyata gerek kalmaksızın giderilmesinde faydalıdır.

    Bazı girişimler tedavide ilk seçenek olarak uygulanır ve cerrahiye tercih edilir. Bazı girişimler palyatiftir, yani daha kesin tedavi olan cerrahi onarım daha güvenli bir şekilde yapılana kadar kısa süreli çözüm sağlar.

    Uygulanan çeşitli tedavi yöntemleri vardır ve her bir hasta için en uygun yöntem seçilir. Girişimler en yaygın kan akımına engel teşkil eden kapak veya damar daralmaları vakalarında kullanılır.

    Fazladan damar olduğu durumlar veya atrial septal defekti (üst iki kalp boşluğu arasında delik olması) bulunan hastalar gibi belirli kalp defektlerinde de girişimsel kateterizasyon kullanılır.

    İşlem günü

    Çocuğunuz işlemi gerçekleştirecek doktorların bulunduğu çocuk kardiyolojisi bölümüne kabul edilir. İşlemin riskleri ve faydalarını size açıklanacaktır, sizin de işlem için onay vermeniz gerekecektir.

    İşlemden önce akciğer grafisi, EKG ve bazı kan testlerinin yapılması gerekir. Bazı vakalarda, çocuğunuzun muayene edileceği günden önce vital bulgular alınabilir ve bazı testler yapılabilir.

    Kateterizasyon odası kapısına kadar çocuğunuza eşlik edebilirsiniz, buradan sonra da işlem süresince beklemek üzere bekleme alanına yönlendirilirsiniz.

    Kateterizasyondan sonra çocuğunuz birkaç saat gözlem altında tutulmak üzere uyanma odasına alınır.

    Yapılan işlemin türüne ve çocuğunuzun ne kadar iyileştiğine bağlı olarak, daha uzun bir gözlem süresi gerekebilir.

    Soru ve Cevaplar

    İşlemi Kimler Yapabilir?

    Girişimsel kateterizasyon yalnızca çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından dikkatli bir kalp değerlendirmesi sonrası yapılır.

    Daha sonra işlemin uygunluğu değerlendirilir. Ancak o zaman çocuğunuz girişimsel kateterizasyon programında yer alır.

    İşlem anjiyo hemşiresi ve radyoloji teknisyenlerinin yardımı ile çocuk kardiyolojisi uzamnı tarafından gerçekleştirilir.

    Ne Zaman ve Ne Sıklıkla Yapılır?

    İşlemin zamanlaması çocuğunuzda bulunan kalp probleminin türüne bağlıdır. Çoğu kez işlemin bir kez yapılması yeterli olmakla birlikte, bazen çocuğun ileriki yaşamında ikinci bir işlem daha gerekebilir.

    Kalp Kateterizasyonu Ağrılı mıdır?

    Çocuğunuz işlemden önce ilaçlarla uyutulur (sedasyon) ve ağrı kesiciler verilir (sedoanaljezi). Bazı işlemler için genel anestezi önerilebilir.

    Çoğunlukla çocuğun hissettiği tek ağrı, kateterin sokulacağı kasık bölgesinin uyuşturulması için yapılan lokal anestezi (diş hekimlerinin kullandığı novocaine gibi) enjeksiyonu sırasında çok hafif ağrı hissedebilir.

    Çocuğu rahatlatmak için kateterizasyon sırasında ihtiyaç duyulması haline aralıklı olarak sedasyon verilebilir.

    Kasıkta, kateterin giriş bölgesinde morarma ve birkaç gün ağrı olabilir. Genellikle parasetamol ile tedavi edilebilir.

    Kalp Kateterizasyonu Riskli midir?

    Genellikle risk düşüktür. Minör komplikasyon insidansı %5’in altındadır. Girişimsel kateterizasyon işleminin her çeşidinin kendine özgü riskleri ve komplikasyonları vardır, kateterizasyonu gerçekleştiren doktor ile görüşülmelidir.

    Başarı Olasılığı Nedir ?

    İşlemin başarı olasılığı kalp probleminin tipi ve şiddetine bağlıdır.

    Her işlem hastaya göre farklılık gösterir ve işlemin etkinliğini çocuk kardiyoloğunuzla görüşmelisiniz.

  • Doğumsal kalp hastalıkları

    Çocuğunuzda doğumsal kalp hastalığı olması kalbinde yapısal bir problemle birlikte doğduğu anlamına gelir.

    Çocuklardaki doğumsal kalp hastalıklarından bazısı basittir ve tedavi gerektirmez. Örneğin kalp boşlukları arasındaki bazı küçük delikler kendiliğinden kapanabilir. Çocuklarda görülen diğer doğumsal kalp hastalıkları daha karmaşık olup birkaç yıl içinde birkaç operasyon yapılması gerekebilir.

    Çocuğunuzda doğumsal bir kalp hastalığı olduğunu öğrenmek şimdi ve ilerisi için çocuğunuzun sağlığı ile ilgili endişe duymanıza neden olabilir. Fakat çocuğunuzun hastalığı hakkında bilgi sahibi olmanız durumu anlamanızı ve ilerleyen ay ve yıllar içinde neler beklemeniz gerektiğini bilmenizi sağlar.

    BELİRTİLER

    Ciddi doğumsal kalp hastalıkları genellikle doğumdan hemen sonra veya yaşamın ilk birkaç ayı içerisinde ortaya çıkar. Belirti ve bulguları şunlardır:

    Ciltte soluk gri veya mavi renk (siyanoz)

    Hızlı nefes alma

    Burun kanatlarının solunuma katılması (burun deliklerinin nefes alırken genişlemesi)

    Nefes alırken hırıltı/hışıltı

    Bacak, karın veya göz çevresinde şişlik

    Kilo alma sorununada yol açan beslenme sırasındaki nefes darlığı

    Daha hafif olan doğumsal kalp hastalıkları çocuğunuzda herhangi fark edilebilir bir belirti olmayacağından dolayı çocukluk çağının sonuna kadar tanı almayabilir. Daha büyük çocuklarda ortaya çıkabilen bulgu ve belirtiler şunlardır:

    Egzersiz ve aktivite sırasında kolayca gelişen nefes darlığı

    Egzersiz ve aktivite sırasında çabuk yorulma

    El, ayak bileği ve ayaklarda şişlik

    Ne zaman doktora gitmeli?

    Ciddi doğumsal kalp hastalıkları genellikle çocuk doğmadan önce (fetal ekokardiyografi) veya doğduktan hemen sonra tanı alır. Yukarıdaki bulgu ve belirtilerin bebeğinizde olduğunu fark ederseniz doktorunuzu arayın.

    Çocuğunuz büyürken hafif kalp hastalığının bulgu ve belirtilerini fark ederseniz doktorunuzu arayın. Doktorunuz size bu belirtilerin kalp hastalığına mı yoksa başka tıbbi bir duruma mı bağlı olduğunu söyleyecektir.

    NEDENLERİ

    NORMAL KALP ANATOMİSİ

    Kalbimiz ikisi sağda, ikisi solda olmak üzere 4 boşluktan oluşur. Esas görevini – vücuda kan pompalamak – yaparken sağ ve sağ taraflarını farklı görevler için kullanır. Kalbin sağ tarafı kanı pulmoner arter adı verilen damarlar ile akciğerlere gönderir. Akciğerlerde oksijenlenen kan pulmoner venler ile kalbin sol tarafına geri döner. Daha sonra kalbin sol tarafı kanı aorta ve vücudun geri kalan yerlerine pompalar.

    Kalp hastalıkları nasıl oluşur?

    Gebeliğin ilk 6 haftasında kalp şekil almaya ve atmaya başlar. Kalbe giren ve çıkan ana damarlar da gebeliğin bu kritik döneminde oluşmaya başlar.

    Bebeğin gelişiminin bu noktasında kalp hastalıkları gelişmeye başlayabilir. Araştırmacılar bu hastalıklara tam olarak neyin neden olduğundan emin olmasa da genetik, bazı tıbbi durumlar, ilaçlar ve sigara gibi çevresel faktörlerin rol oynadığını düşünmektedirler.

    DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI ÇEŞİTLERİ:

    Doğumsal kalp hastalıklarının birçok şekli vardır.

    Sınıflandıracak olursak;

    KALP DELİKLERİ: Kalp boşlukları veya kalbi terk eden ana kan damarları arasında delik olabilir. Bu delikler oksijence zengin kanın oksijen seviyesi düşük olan kan ile karışmasına neden olur. Delikler büyük olup fazla miktarda kan karıştığında, çocuğun vücudunda dolaşacak olan kan taşıması gerektiği kadar oksijen taşıyamaz.

    Kanın yeteri kadar oksijenlenememesi çocuğun cildinin veya el tırnaklarının mavi renkte görünmesine neden olabilir. Akciğerlere oksijence zengin ve fakir kanın ikisinin de gitmesinden dolayı bebeğinizde nefes darlığı, irritabilite (huzursuzluk) ve bacaklarda şişlik gibi konjestif kalp yetmezliği bulguları da gelişebilir. Ventriküler septal defekt(kısa adıyla VSD) kalbin alt yarısındaki sağ ve sol boşluklar (ventrikül-karıncık) arasındaki deliktir.

    Üst kalp boşlukları (atrium-kulakçık) arasında bir delik olduğunda ise buna atrial septal defekt(kısa adıyla ASD) denir. Patent duktus arteriyozus pulmoner arter (oksijence fakir kan içerir) ile aort (oksijence zengin kan içerir) arasında bir açıklığa neden olan hastalıktır. Komplet atrioventriküler septal defekt(kısa adıyla AVSD) ise kalbin ortasında bir deliğin olduğu durumdur.

    AZALMIŞ KAN AKIMI: Kalp hastalığı nedeniyle kan damarları veya kalp kapakları daraldığında kalbin kanı pompalayabilmesi için daha fazla çalışması gerekir. Bu tip kalp hastalığının en yaygın şekli pulmoner stenoz(kısa adıyla PS) ‘dur.

    Pulmoner arter ile sağ ventrikülden akciğerlere kan akımını sağlayan kapakta düzgün çalışmasını engelleyecek derecede ciddi bir darlık olduğu durumlarda meydana gelir. Obstrüktif defektlerin bir başka şekli aort stenozu(kısa adıyla AS) ‘dur. Bu durumda, sol ventrikülden aort ile vücuda kan gönderilmesini sağlayan kapak çok daralmıştır.

    Daralan kapaklar kalp kasını daha çok çalışmaya zorlar, zamanla kalınlaşmaya ve kalpte büyümeye neden olur.

    ANORMAL KAN DAMARLARI: Bazı doğumsal kalp hastalıkları kalbe gelen ve kalpten çıkan kan damarlarının düzgün oluşmaması veya olması gereken pozisyonda olmaması sonucu meydana gelir. Büyük arterlerin transpozisyonu(kısa adıyla BAT/TGA) adı verilen hastalık anormal kan damarlarının neden olduğu bir durumdur. Pulmoner arter ve aortun kalbin ters taraflarında olması ile meydana gelir.

    Aort koarktasyonu denilen durum vücuda kan sağlayan ana damarın daralması sonucu meydana gelir. Aort koarktasyonu yüksek kan basıncına neden olur. Total pulmoner venöz dönüş anomalisi (TPVDA) akciğerlerden çıkan kan damarlarının kalbin yanlış bölgelerine bağlanması ile oluşur.

    KALP KAPAK ANOMALİLERİ: Kalp kapakları düzgün şekilde açılıp kapanamadığında kan rahatça akamaz. Bu tip kalp hastalıklarının bir örneği Ebstein anomalisidir.

    Ebstein anomalisinde sağ atrium ve sağ ventrikül arasındaki triküspid kapak kusurludur ve sıklıkla kan kaçırır. Bir diğer örnek ise pulmoner atrezi (PA) ‘dir. Pulmoner kapak yoktur, akciğerlere anormal kan akımına neden olur.

    AZ GELİŞMİŞ KALP: Bazen kalbin ana kısımları düzgün şekilde gelişmez.

    Örneğin hipoplastik sol kalp sendromu (HLHS), kalbin sol tarafı kanı vücuda yeterli şekilde pompalayabilecek kadar gelişmemiştir.

    BU HASTALIKLARIN KOMBİNASYONU: Bazı bebekler birkaç kalp hastalığı ile birlikte doğar. Fallot tetralojisi(Tetralogy of Fallot-TOF) 4 ayrı defektin kombinasyonudur: kalp boşlukları arasındaki duvarda delik, sağ ventrikül ve pulmoner arter arasında kan geçişinde azalma, aortun kalp ile bağlantısında öne kayma (ata binen aort görünümü) ve sağ ventrikül kasında kalınlaşma.

    RİSK FAKTÖRLERİ

    Doğumsal kalp hastalıklarının çoğu çocuğun kalp gelişiminin erken evrelerinde meydana gelen sorunlardan kaynaklanır, nedeni ise bilinmemektedir. Fakat bazı çevresel ve genetik risk faktörleri rol oynayabilir.

    Bunlar;

    Rubella (Kızamıkçık, Alman kızamığı): Gebelik sırasında rubella geçirmek bebeğin kalp gelişminde sorunlara neden olabilir. Gebelikten önce doktorunuz bu viral hastalık için immünolojik testleri yapabilir ve bağışıklığınız yoksa aşılayabilir.

    Diyabet: Bu kronik hastalık bebeğin kalp gelişimini engelleyebilir. Gebe kalmaya çalışırken ve gebelik sırasında diyabetinizi dikkatli şekilde kontrol altında tutarak riski azaltabilirsiniz. Gebelik (gestasyonel) diyabeti genellikle bebekte kalp hastalığı gelişme riskini artırmaz.

    İlaçlar: Gebelik sırasında alınan bazı ilaçlar doğumsal kalp hastalıklarını da kapsayan doğum kusurlarına neden olabilir. Gebe kalmaya çalışmadan önce aldığınız tüm ilaçların listesini doktorunuza verin. Doğumsal kalp hastalığı riskini artırdığı bilinen ilaçlar arasında talidomid (Thalomid), akne tedavisinde kullanılan isotretinoin (Amnesteem, Claravis, Sotret), lityum ve valproat gibi havale (antiepileptik) ilaçları yer alır.

    Gebelik sırasında alkol kullanımı: Doğumsal kalp hastalığı riskini artırdığından dolayı gebelik boyunca alkolden uzak durulmalıdır.

    Sigara: Gebelik boyunca sigara içmek bebekte doğumsal kalp hastalığı olasılığını artırır.

    Kalıtım: Doğumsal kalp hastalıkları bazen birden çok aile üyesinde görülür ve bu durum bazı genetik sendromlarla ilişkilidir. Fazladan bir 21. Kromozomun neden olduğu Down Sendromlu çocukların %50’sinde kalp hastalığı bulunur. 22. Kromozom üzerindeki genetik materyalin bir kısmının kaybı (delesyon) da kalp hastalıklarına neden olur. Fetal gelişim sırasında bazı hastalıklar genetik test ile tespit edilebilir. Doğumsal kalp hastalığı olan bir çocuğunuz varsa bir genetik danışman tarafından bir sonraki çocuğunuzda da olma olasılığı tahmin edilebilir.

    KOMPLİKASYONLAR

    Doğumsal kalp hastalığı ile meydana gelebilecek bazı komplikasyonlar şunlardır;

    Konjestif kalp yetmezliği: Kalbin kanı vücuda pompalamasını zorlaştıran bu ciddi komplikasyon ciddi kalp hastalığı olan bebeklerde meydana gelebilir. Konjestif kalp yetmezliği bulguları arasında hızlı nefes alma, çoğunlukla nefes darlığı ve yetersiz kilo alımı bulunur.

    Büyüme ve gelişmenin yavaşlaması: Daha ciddi kalp hastalığı olan çocuklarda büyüme ve gelişme normal çocuklara göre daha yavaştır. Aynı yaştaki diğer çocuklardan daha küçük olabilir ve eğer sinir sistemi etkilenmişse diğer çocuklardan daha geç yürümeye ve konuşmaya başlar.

    Kalp ritim bozuklukları: Kalpteki ritim sorunları doğumsal kalp hastalığının kendinden veya doğumsal kalp hastalığını düzeltmek amaçlı yapılan ameliyatlar sonrası gelişen skardan (yara izi) kaynaklanabilir.

    Siyanoz: Çocuğun doğumsal kalp hastalığı oksijence zengin ve fakir kanın kalpte karışmasına neden oluyorsa çocuğun cildinin gri-mavi renk almasına yol açar. Buna siyanoz adı verilir.

    İnme (felç): Yaygın karşılaşılan bir durum olmasa da bu komplikasyon, doğumsal kalp hastalığı bulunan bazı çocuklarda kalpteki bir delikten geçerek beyne ulaşan kan pıhtısına bağlı gelişir. İnme aynı zamanda doğumsal kalp hastalığını düzeltici bazı ameliyatların olası komplikasyonlarından biridir.

    Psikolojik sorunlar: Doğumsal kalp hastalığı bulunan bazı çocuklar kendini güvensiz hissedebilir veya boyutlarından, aktivite kısıtlamalarından veya öğrenme güçlüklerinden dolayı duygusal sorunlar yaşayabilirler. Çocuğunuzun ruh halinden endişe ediyorsanız doktorunuzla konuşun.

    Yaşam boyu takip: Doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukların tedavisi ameliyat veya ilaçlarla bitmeyebilir.

    Endokardit: Kalp hastalığı bulunan çocuklar artmış kalp dokusu enfeksiyonu (endokardit), kalp yetmezliği ve kalp kapak bozuklukları riski nedeniyle kalp problemlerine çok dikkat etmelidir. Doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukların çoğunun yaşam boyu bir kardiyolog tarafından düzenli şekilde görülmesi gerekmektedir.

    POLİKLİNİK RANDEVUSUNDA NELERE DİKKAT EDELİM

    Çocuğunuzda yaşamı tehdit eden bir kalp hastalığı varsa doğumdan hemen sonra veya doğumdan önce gebelik sırasındaki rutin incelemeler ile tespit edilecektir.

    Bebeklik veya çocukluk çağında çocuğunuzda bir kalp hastalığı olabileceğinden şüphe ederseniz doktorunuzla konuşun. Çocuğunuzdaki belirtileri tarif etmeye ve bazı kalp hastalıklarının kalıtsal olmasından dolayı detaylı ailede hastalık öyküsü vermeye hazırlıklı olun.

    Doktor çocuğun annesinde doğumsal kalp hastalığı riskini artıran herhangi bir tıbbi durum olup olmadığını veya gebelik boyunca herhangi bir ilaç veya alkol kullanıp kullanmadığını öğrenmek isteyecektir.

    Neler yapılabilir?

    Kalp hastalığı ile ilişkili gibi görünmese bile çocuğunuzdaki tüm bulgu ve belirtileri not edin. Her bir belirtinin ne zaman başladığını not edin.

    Çocuğun annesinin aldığı tüm ilaç, vitamin ve mineral listesini çıkarın.

    Doktora sormak istediğiniz soruları not edin.

    Poliklinik koşullarında genellikle görüşme zamanınız kısıtlıdır. Bu yüzden soruların bir listesinin oluşturmak zamanı daha iyi kullanmanıza yardımcı olacaktır.

    Soru örnekleri:

    Bu belirti ve bulgular aile öykümüz ile ilişkili midir?

    Çocuğuma hangi testlerin yapılması gerekiyor? Bu testler herhangi bir özel hazırlık gerektiriyor mu?

    Çocuğumun tedaviye ihtiyacı var mı? Varsa ne zaman?

    En iyi tedavi seçeneği nedir?

    Çocuğumda herhangi bir uzun dönem komplikasyonu gelişeceğini düşünüyor musunuz?

    Olası komplikasyonları nasıl izleyebiliriz?

    Başka çocuklarımda bu durumun meydana gelme olasılığı nedir?

    Eve götürebileceğim herhangi bir broşür veya yazılı materyal var mı? Hangi internet sitelerini öneriyorsunuz?

    Doktorunuzdan neler beklemelisiniz?

    Doktorunuz size bazı sorular soracaktır. Bunları yanıtlamaya hazır olmanız üzerinde durmak istediğiniz konular için daha fazla vakit ayırabilmenize yardım edecektir.

    Doktorların sıkça sorduğu sorular:

    Çocuğunuzdaki belirtileri ilk ne zaman fark ettiniz?

    Belirtileri tarif edebilir misiniz?

    Bu belirtiler ne zaman ortaya çıktı?

    Belirtiler devamlı mı, arada bir mi oluyor?

    Belirtiler daha kötüye gidiyor gibi mi?

    Ailenizde doğumsal kalp hastalığı olan biri var mı?

    Belirtileri hafifletiyor gibi görünen herhangi bir şey var mı?

    Çocuğunuz istenilen düzeyde büyüyormu?

    TESTLER VE TANI

    Muayenede kalp üfürümü duyulması ile kalp hastalığınden şüphelenilir. Üfürüm, kanın kalpte veya kan damarlarında anormal şekilde akması ile duyulan bir sestir. Doktor üfürümü stetoskopla duyabilir.

    Çoğu üfürüm masum üfürümdür, yani herhangi bir kalp hastalığı yoktur ve üfürüm çocuğunuzun sağlığı için herhangi bir tehlike teşkil etmez. Fakat bazı üfürümler çocuğunuzda bulunan kalp hastalığına bağlı olarak kanın anormal şekilde akması ile duyulur.

    DOĞUMSAL KALP HASTALIĞININ TANISI İÇİN HANGİ TESTLER YAPILIR?

    Çocuğunuzda kalp hastalığı olma ihtimali varsa, doktorunuz çocuğun kalbinde bir sorun olup olmadığını belirlemek için bir takım testler isteyebilir. Ayrıntılı muayeneye ek olarak aşağıdaki testler yapılabilir;

    Fetal ekokardiyografi: Bu test doktora çocuk doğmadan önce herhangi bir kalp hastalığı olup olmadığı konusunda fikir verir ve tedavinin daha iyi planlanmasına olanak sağlar. Bu test için ultrason kullanılır. Ultrasondan çıkan ses dalgaları bebeğin kalbinin bir görüntüsünü oluşturur.

    Ekokardiyografi: Doğumdan sonra kalp hastalığı tanısı için ekokardiyografi yapılır. Kalbin görüntüsünü oluştumak için ultrason kullanır. Ekokardiyografi doktora kalbin hareketli görüntüsü izlenir, kalp kası, büyük damarlar ve kapaklardaki anormallikleri tespit edilir.

    Elektrokardiyografi (EKG): Girişimsel olmayan bu test çocuğun kalbinin elektriksel aktivitesini kaydeder ve kalp hastalıkları veya ritim problemlerinin teşhis edilmesine yardım eder. Bilgisayara ve yazıcıya bağlı olan elektrotlar bebeğin göğsüne yerleştirilir ve kalbin nasıl çalıştığını gösteren dalgaları gösterir.

    Göğüs filmi: Kalbin büyüyüp büyümediğini veya akciğerlere fazla kan gidip gitmediğini görmek için çocuğunuza göğüs filmi çekilebilir. Bunlar kalp yetmezliğinin bulgularıdır.

    Pulse oksimetre: Bu test çocuğunuzun kanında ne kadar oksijen olduğunu ölçer. Çocuğunuzun parmak ucu üzerine yerleştirilen bir sensör ile kandaki oksijen seviyesi kaydedilir. Çok düşük oksijen seviyeleri çocuğunuzda bir kalp hastalığı olabileceğini düşündürür.

    Kalp kateterizasyonu: Bu testte ince, esnek bir tüp (kateter) bebeğin kasık bölgesindeki bir kan damarından sokulur ve kalbe yönlendirilir. Ekokardiyografiye göre kalp hastalığının daha detaylı görüntüsünü verdiği için bazen kateterizasyon gerekli olmaktadır. Ek olarak tedavi amaçlı yapılan bazı işlemler de kalp kateterizasyonu sırasında yapılabilmektedir.

    TEDAVİ VE İLAÇLAR

    Doğumsal kalp hastalığının çocuğunuzun sağlığı üzerine uzun dönemde bir etkisi olmayabilir. Bazı durumlarda bu hastalıklar güvenli şekilde tedavi almadan gidebilir. Küçük delikler gibi bazı defektler çocuğunuz büyüdükçe düzelebilir.

    Fakat bazı kalp hastalıkları ciddidir ve tespit edildikleri anda hemen tedavi edilmesi gerekir. Çocuğunuzdaki kalp hastalığının türüne bağlı olarak doğumsal kalp hastalıkları şu yöntemlerle tedavi edebilir;

    Kateterle girişimsel işlemler: Bazı çocuk ve yetişkinlerin doğumsal kalp hastalıkları göğsü ve kalbi cerrahi olarak açmadan onarıma izin veren kateterizasyon teknikleri ile onarılır. Kateterizasyon kullanılan bu tekniklerde doktor bacak venine ince bir tüp sokarak kateterin röntgen görüntüleri yardımı ile kalbe gitmesini sağlar. Kateter defektin olduğu bölgede konumlandırıldığında, defekti onarmak için kateterden ince araçlar geçirilir.

    Kateter işlemleri genellikle darlık bölgelerini ve delikleri onarmak için kullanılır. Atrial septal defekt gibi kalpteki deliği onarmak için kan damarları yolu ile bir kateter deliğe ulaştırılır. Kateterde şemsiye benzeri açılan ve bırakılan bir araç bulunur. Bu deliği kapatır ve zamanla aracın üzerinde normal doku gelişir. Pulmoner kapak stenozu gibi darlıkları onarmak için kateter darlık bölgesinde şişirilecek küçük bir balonla açılır. Böylece kanın akması için daha geniş bir alan yaratılmış olur.

    Açık kalp ameliyatı: Bazı vakalarda kalp defekti kateterle onarılamayabilir. Bu durumda defekti kapatmak için ameliyat gerekebilir. Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu ameliyatın şekli defektin derecesine bağlı olarak değişir. Kalp delikleri gibi bazı doğumsal kalp hastalıkları için minimal girişimsel kalp ameliyatı bir seçenek olabilir. Fakat doğumsal kalp hastalıkları genellikle açık kalp ameliyatı ile düzeltilir.

    Her iki ameliyat biçimi de geçici olarak kalbin durdurulmasını ve ameliyat sırasında kanın vücutta dolaşması için bir kalp-akciğer makinesi kullanımını gerektirir. Bu iki ameliyat arasındaki büyük fark; minimal girişimsel işlemde cerrahların kaburgalar aracılığı ile sadece küçük delikler açarak ameliyat yapabilmesi, açık kalp ameliyatında ise göğsün açılmak zorunda olmasıdır. Bu ameliyatlar büyük tıbbi işlemlerdir ve çocuğunuz için kayda değer bir iyileşme süresi gerekebilir.

    Kalp nakli: Ciddi bir kalp hastalığı ameliyatla tedavi edilemediği durumlarda kalp nakli bir seçenek olabilir.

    İlaçlar: Özellikle geç çocukluk ve yetişkinlik çağında tespit edilen bazı hafif doğumsal kalp hastalıkları kalbin daha etkin bir şekilde çalışmasına yardım eden ilaçlarla tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ise doğumsal kalp hastalığı ameliyat edilemez veya tamamen onarılamaz. Bu vakalarda ilaç tedavisi bir seçenek olabilir.

    Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri (ARBs), beta blokerler olarak bilinen ilaçlar ve vücutta sıvı kaybını sağlayan ilaçlar (diüretikler) kan basıncını, kalp hızını ve göğüsteki sıvı miktarını düşürerek kalp üzerindeki stresin azalmasını sağlar. Düzensiz kalp atımları (aritmiler) için de bazı ilaçlar reçete edilebilir.

    Bazen kombine tedavi gerekebilir. Buna ilaveten yıllar içinde bazı kateter veya cerrahi işlemlerin kademeli şekilde yapılması gerekebilir. Çocuk büyüdükçe diğerlerinin tekrarlanması gerekir.

    UZUN SÜRELİ İZLEM VE KISITLAMALAR

    Doğumsal kalp hastalığı olan bazı çocuklarda yaşam boyunca birden fazla işlem veya ameliyat gerekebilir. Kalp hastalığı olan çocuklarda sonuçlar çarpıcı şekilde iyileşse de çok basit defekti olanlar haricinde çoğu kişide tedavi düzeltici ameliyat sonrasında da devam etmektedir.

    Yaşam boyu izlem ve tedavi: Çocuğunuza kalp defektini tedavi etmek için ameliyat yapılmışsa bile hayatının geri kalanında durumunun izlenmesi gerekir.Önce çocuk kardiyoloğu tarafından, daha sonra da yetişkin kardiyoloğu tarafından takip edilir. Doğumsal kalp hastalığı başka tıbbi sorunlara neden olarak çocuğunuzun yetişkin yaşamını etkileyebilir.

    Çocuğunuz büyüdükçe kalp durumu ve devam eden tedavisi hakkında anımsatmalarda bulunmanız önemlidir. Çocuğunuzu kalp hastalığı ve hastalığı tedavi etmek amaçlı yapılan işlemler konusunda bilgi sahibi olması için cesaretlendirin.

    Egzersiz kısıtlamaları: Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların ailesi tedavi sonrasında yorucu oyunlar ve aktivitelerin risklerine yönelik endişe duyarlar. Bazı çocuklarda bazı egzersizlerin kısıtlanması gerekse de çoğu normal veya normale yakın aktivitelerde yer alabilir.

    Doktor çocuğunuz için hangi aktivitelerin güvenli olduğunu size söyleyebilir.

    Bazı aktiviteler açık şekilde tehlike arz ettiğinde çocuğunuzu yapamayacağı şeyler yerine yapabileceği diğer aktivitelerde yer alması için teşvik edin. Her çocuk farklı olsa da, doğumsal kalp hastalığı olan çoğu çocuk sağlıklı ve üretken yaşayarak büyür.

    Enfeksiyonu önleme: Çocuğunuzdaki doğumsal kalp hastalığı tipine ve düzeltmek için yapılan ameliyatın şekline bağlı olarak çocukta enfeksiyonu önlemek için ilave tedbirler alınması gerekebilir. Doğumsal kalp hastalıkları kalbin iç yüzü ve kalp kapaklarının enfeksiyon (infektif endokardit) riskini artırabilir. Bu riskten dolayı çocuğunuzun geçireceği bir ameliyat veya diş işlemleri öncesi enfeskiyonu önlemek için antibiyotik kullanması gerekebilir. Yapay kalp kapağı gibi yapay materyal veya araçlar ile onarılmış kalp hastalığı olan çocuklarda enfeksiyon riski daha yüksektir. Geçen 6 ay içinde yapay bir araç konulması için ameliyat edilmiş çocuklar da yüksek enfeksiyon riski ile karşı karşıyadır. Çocuğunuz için koruyucu antibiyotik gerekip gerekmediğini özellikle diş tedavisi öncesi doktorunuza sorun.

    HASTALIKLA YAŞAMA VE DESTEK

    Doğumsal kalp hastalığı tedavisinden sonra bile çoğu ailenin çocuklarının sağlığı hakkında endişe duyması doğaldır. Doğumsal kalp hastalığı olan çoğu çocuk hasta olmayan çocukların yaptığı şeylerin aynısını yapabilse de çocuğunuzda doğumsal kalp hastalığı varsa aklınızda tutmanız gereken birkaç şey vardır. Bunlar;

    Gelişimsel sorunlar: Ameliyat veya işlemlerden sonra doğumsal kalp hastalığı olan bazı çocuklarda iyileşme süresi uzun sürdüğü için yaşıtlarına göre gelişimsel olarak geride kalabiliyorlar.

    Bazı çocuklardaki zorluklar okul yıllarına kadar sürebiliyor ve okuma-yazma öğrenmede zorluk yaşayabiliyorlar. Çocuğunuzdaki gelişimsel zorlukları yenmenin yollarını doktorunuzla konuşun.

    Duygusal sorunlar: Gelişimsel sıkıntılar yaşayan çoğu çocukta okul çağına geldiğinde kendine güven azlığı ve bazı duygusal sorunlar yaşanabilir. Bu konuda doktorunuzla konuşmanız, aileler için destek grupları veya çocuk için bir terapist veya psikologla görüşülmesi yardımcı olabilir.

    Destek grupları: Ciddi sağlık problemleri yaşayan bir çocuğa sahip olmak kolay değildir ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak çok zor ve korkutucu olabilir.

    Aynı durumu yaşayan diğer aileler ile konuşmak sizi daha rahat hissettirebilir ve size cesaret verir.

    KORUNMA

    Çoğu doğumsal kalp hastalığının kesin sebebi bilinmediğinden bu durumlardan korunmak mümkün olamayabilir. Fakat aşağıdaki gibi çocuğunuzda doğum defektleri ve kalp hastalığı riskini azaltmak için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır:

    Rubella (Kızamıkçık, Alman kızamığı) aşısı yaptırın. Gebelik sırasında geçireceğiniz rubella enfeksiyonu bebeğinizin kalp gelişimini etkileyebilir. Gebe kalmadan önce aşılandığınızdan emin olun.

    Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun. Diyabetiniz varsa, kan şekerini kontrol altında tutmanız kalp hastalığı riskini azaltabilir.

    Epilepsi gibi ilaç kullanmanızı gerektiren başka kronik hastalıklarınız varsa ilaçların risk ve faydalarını doktorunuzla konuşun.

    Zararlı maddelerden uzak durun. Gebelik boyunca güçlü kokulu ürünlerle resim ve temizlik yapmayı başkasına bırakın. Ayrıca öncelikle doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç, bitkisel destek veya diyet desteği almayın. Gebelik boyunca sigara ve alkol kullanmayın.

    Folik asit içeren multivitamin kullanın. Günlük 400 mikrogram folik asit alımının beyin ve omurilikle ilgili doğum defektlerini ve aynı zamanda kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.