Etiket: Balık

  • Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    Hamileler Ne Yememeli?

    TAZE PEYNİRLER VE PASTÖRİZE EDİLMEMİŞ SÜT : Pastörize edilmemiş süt ve onunla hazırlanan yumuşak peynirler, sizin ve bebeğinizin hayatını tehdit eden listeria ve brucella bakterileri barındırabilir.

    ÇİĞ -AZ PİŞMİŞ ET: Çiğ veya az pişmiş et, toksoplazma ve diğer bakterileri barındırabilir. Dışarıda yemek pişirirken etinizin sıcak ve iyice pişirilmiş olduğundan emin olun. Etli çiğköfte yemekten kaçının.

    TAZE SIKILMIŞ MEYVE SULARI: Restoranlar ve meyve suyu barlarındaki taze sıkılmış meyve suyu pastörize edmemiştir, salmonella ve E. coli de dahil olmak üzere zararlı bakteriler içerebilir. Hamile kadınlar pastörize kutu- şişe meyve suyu tercih etmelidirler. En iyisi evde kendiniz sıkmanız.

    ŞUŞİ: Deniz ürünleri büyük bir protein kaynağı olmasına rağmen, çiğ deniz ürünleri zararlı parazitler ve bakterilerin kaynağı olabilir. FDA (Food Drug Associaton) hamile kadınların sadece pişmiş balık ve diğer deniz ürünlerini yemelerini öneriyor.

    ÇİĞ- AZ PİŞMİŞ YUMURTA: Az pişmiş yumurta hamilelikte salmonella denilen bakteriler yoluyla çeşitli bağırsak enfeksiyonlarına sebebiyet verir. Bu tür bakteriler ishalle sonuçlanan rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Pişmemiş kek- kurabiye hamuru da aynı şekilde risklidir.

    CİVA İÇEREN BALIKLAR: Balık sizin ve bebeğiniz için sağlıklı ve gereklidir fakat yediğiniz balıkla ilgili akıllı seçimler yapın. Kılıçbalığı, balina balığı, kral uskumru ve köpek balığı yüksek seviyelerde civa içerir. . Bu metal bebeğiniz için zararlı olabilir. Haftada 350 gr kadar deniz mahsulünü güvenle yiyebilirsiniz. Civa az olan balıkları tercih edin: sardalya, beyaz balık, alabalık, uskumru, yayın balığı, somon balığı, morina balığı ve konserve hafif orkinos. Ton balığı (beyaz) ton balığı sever iseniz, haftada 170 gram ile sınırlayın. Hamileyken balık yağı veya başka takviyeleri almadan önce doktorunuza danışın.

    ŞARKÜTERİ ETLERİ: Birçok gıda kaynaklı mikroptan farklı olarak, listeria buzdolabınızın içindeki sıcaklıklarda gelişebilir. Bu nedenle, hamile kaldığınızda bozulabilir, yemeye hazır salam ve sosis gibi etlerden kaçınmalısınız. Bu gıdaları, sıcak buharda pişinceye kadar ısıtarak ve hemen yiyerek güvenli hale getirebilirsiniz.

    YIKANMAMIŞ SEBZE- MEYVE: Sebze ve meyveleri akan suyun altında iyice duruladığınızdan emin olun. Toksoplasma adı verilen bir parazit, yıkanmamış meyve ve sebzelerde yaşayabilir ve toksoplazmozis adı verilen, bebeğiniz için çok tehlikeli olabilen bir hastalığa neden olur. Ürünü yıkamak için sabun kullanmayın. Bunun yerine, yüzeyi küçük bir sebze fırçasıyla fırçalayabilirsiniz. Çürük bölgelerini kesin, çünkü bunlar bakteri barınabilir.

    TÜTSÜLENMİŞ DENİZ ÜRÜNLERİ: çiğ şarküteri etleri gibi soğutulmuş füme deniz ürünleri de listeriaya karşı savunmasızdır. Buna füme somonun yanı sıra, tütsülenmiş alabalık, beyaz balık, morina, ton balığı ve uskumru da dahildir.

    ÇİĞ DENİZ KABUKLULARI: Çiğ kabuklu deniz hayvanları, deniz ürünlerinin başlıca hastalık nedenlerinden biridir. Bu ürünler pişirilmiş deniz ürünlerinde genellikle bulunmayan parazitler ve bakterileri içerir. Kabuklu deniz hayvanlarını iyice pişirildiği sürece gebelik sırasında yemek güvenlidir. Kabuklar açılana kadar istiridye ve midye pişirilmelidir. Yine de yüksek civa içeriğinden dolayı gebelikte midye yemek önerilmez.

    AÇIK BÜFE YEMEKLER: Gıdalar çok uzun süredir dışarıdaysa endişe nedeni olabilir. 2 saatlik kuralları uygulayın: Oda sıcaklığında 2 saatten daha uzun süre bekletilmiş yemekleri yemeyin. Sıcaklıklar 32 derece üzerinde olduğunda bu süre 1 saat olmalıdır.

    KAFEİN: Yapılan çalışmalar gebelik sırasında ılımlı miktarda kafeinin güvenli olduğunu göstermektedir. Ancak yüksek miktarda kafeinin düşük olasılığını arttırıp arttırmayacağı konusu hala açık değil. Önerilen, hamilelerin kafeini günde 200 mg ( 350 ml kahve) ile sınırlaması. Ancak unutmayın ki, kafein ayrıca kola, çay, çikolata ve birçok enerji içeceğinde bulunur.

    ALKOL: Hamilelik döneminde ağır içmenin ciddi doğum kusurlarına neden olabileceğini zaten biliniyor. Bilmediğiniz şey, az miktarda alkolün bile zararlı olabileceğidir. Hamilelik sırasında hangi içki miktarının güvenli olduğu tespit edilmediğinden, alkol içeren hiçbir ürünü tüketmemek en iyisi.

    KAYNAK: WebMD 

  • Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Gebelikte Balık Tüketimi ve Önemi

    Ülkemiz üç tarafı deniz ile çevrili olmasına rağmen doğurganlık yaşındaki kadınların balık tüketimi yeterli olmayabiliyor. Özellikle hamile ve emziren kadınların balık tüketimi çocuklarının zihinsel gelişimini olumlu etkilemektedir.

    Peki tüketilecek balık ne cins olmalıdır ve ne kadar tüketmelidir?

    Çocuk doğurma yaşında olan kadınlar, özellikle hamile veya emziren kadınlar hafta da en az bir kere 2-3 el ayası büyüklüğünde balık tüketmelidir. Değişik cins balıklar yenmelidir. Çocuklar iki yaşına geldikten sonra hafta da en az bir kere balık tüketmelidir. Tüketecekleri miktar çocuğun el ayasının iki katı şeklinde hesaplanmalıdır.

    Beyaz ton balığı haftada birden fazla tüketilmemelidir. Yüksek civa içeren balıkları tüketmemek gereklidir. Bizim ülkemizde bu tür balıklar fazla bulunmaz. Konserve ton balığındaki civa miktarı fazla değildir bu nedenle haftada bir kere tüketmenin zararı olmaz. Özellikle balıkçıdan aldığınız balıklarda civa oranı normal seviyededir. Önerilen miktarın üzerinde balık tüketmenin de herhangi bir zararı olmadığı gibi eğer düşük civa içeren balık ise, bebeğinize faydasının olacağı kesindir.

    Hamile kadınlar özellikle çiğ, az pişmiş deniz ürünü, yumurta veya et tüketmemelidir.

    Gebelikte balık yağı tüketimi şart mı?

    Eğer yeteri kadar balık tüketiyorsanız balık yağı hapı kullanmanıza gerek yok. Ama balık yeme konusunda sıkıntı yaşıyorsanız balık yağı hapı kullanmanızı öneririm. Balık yağı hapı kullanımına 12. Gebelik haftasından sonra başlanmalı ve emzirirken de devam edilmelidir.

  • GEBELİKTE OMEGA 3 YAĞ ASİDİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

    GEBELİKTE OMEGA 3 YAĞ ASİDİ NEDEN ÖNEMLİDİR?

    Özellikle sinir sistemi ve büyüme başta olmak üzere fetal gelişim için gebelik boyunca Omega 3 yağ asitlerinin alınması çok önemlidir.
    DHA fetusun beyin ve retinasının gelişimi için şarttır.Fetus beyin gelişim hızı 3.trimester da en yüksek düzeyine çıkar ve bu kez erken bebeklik döneminde de sürer.Omega 3 yağ asitlerini yeterince alan bebeklerin mental ve psikomotor skorlarının anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır.
    Yeterli Omega 3 desteği alınmadığında annenin depoları bebek için harcanır.Ancak annede depolanan Omega 3 miktarıda yüksek değildir.
    Çok sayıda randomize klinik çalışma DHA ve EPA içeren balık yağı desteğinin gebelik süresini ve diğer ölçülerini (ağırlık,boy,kafa çevresi) olumlu etkilediğini göstermiştir.Erken doğum riskinde azaltıcı etkiye sahip görünmektedir.
    Günde 150mg daha düşük miktarda EPA ve DHA tüketen kadınların premetüre doğum riski diğer kadınlardan çok daha fazladır.
    Hamilelik ve emzirme dönemi boyunca omega 3 yağ asitlerinin tüketilmesi doğum sonrası depresyon riskini azaltmaktadır.Omega 3 desteği alan annelerin bebeklerinde astım,yumurta alerjisi ve atopik egzama alerjik hastalıkları çıkma olasılığı azalır.
    Hamilelerde günlük besinlere ilave olarak günde 500-1000mg Omega 3 desteği almaları uygundur.
    OMEGA 3 DESTEĞİNİ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER;
    *Omega 3 balık yağının balık gövdesinden üretilmiş olanları (fish body oil) tercih edilmelidir.
    *Balık karaciğerinden üretilmiş olan( cod liver oil) balık yağlarının özellikle gebeliğin ilk aylarında tercih edilmesi uygun değildir.(A-D vitamin seviyesi yüksekliği nedeniyle toksik olabilir.)
    *Civa,kurşun ve diğer ağır metaller ile kirletilmemeiş balıktan elde edilen farmasötik kalitede Omega 3 kullanmak gerekir.
    *GMP = Good Manufacturing Practice ,ulusal ve uluslar arası standart için denetleme mekanizması olması gerekir.
    Düşük seviyede civa içeren balıklar (somon,karides,konserve light ton balığı,yayın balığı) ,yüksek civalı balıklar (köpekbalığı,uskumru,kılıçbalığı ) gebelikte yenmemeli.

  • Balık yağı iştah açar mı? Yazın balıkyağı tüketmek zararlı mı? Balık yağı alırken nelere dikkat etmeli ⁉

    Omega-3 (w-3) ve omega-6 (w-6) yağ asitleri insan vücudunda sentezlenmedikleri için diyetle almak zorunludur. Omega-3 yağ asitleri daha çok balık, merada beslenen hayvan eti, özgür dolaşan kümes hayvanlarının yumurtası ve keten tohumu yağlarında bulunur. Asıl kaynak yağlı balıklardır. Morina-Uskumru-Somon-Hamsi-İstavrit-Ton Balığı-Yayın balığı ortalama haftada 2 kere 70-200 gram tüketmek gerekir. Bitkisel kökenli olanların günlük ihtiyacı karşılaması için kilolarca tüketilmesi gereklidir. Yani 1 avuç ceviz ile sanılanın aksine ihtiyaç karşılanamaz. Balık çiftliklerinde yetiştirilen balıkların omega 3 içeriği çok düşüktür. Serbest dolaşan dip balıklarında ise ağır metal bulunabilir.

    Bebeğim ağır metal almasın ama yeterince omega 3 alsın diyorsanız IFOS onaylı ve içeriğine antioksidan eklenmiş özellikle DHA içeriği yüksek balıkyağı preparatları kullanabilirsiniz. ? Balık yağı iştah açıp kilo aldırır mı❓Yanıt: HAYIR ? Multivitaminli balık yağları içerdikleri B vitaminleri , çinko nedeniyle iştah açabilir. Omega-3 yağ asitlerinden DHA görme fonksiyonları, öğrenme ve hafıza üzerine destekleyici etki gösterirken EPA damar sağlığı, kanın akışkanlığını arttırma, karaciğer yağlanmasının tedavisi başta olmak üzere antimitojenik, antioksidan özellikleri nedeniyle antikanser etkinlikte dahil birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. DHA’nın yüksek dozları dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisinde kullanılır. Balık yağı yılın her döneminde tüketilebilir.

  • Balık yağı!

    Yağ asitleri, yağın doymuşluk derecesini gösteren farklı uzunluktaki karbon zincirinden oluşan trigliseritler olduklarından hem kompleks yağların önemli bir parçası hem de kendisinden kolayca enerji sağlanan bir kaynaktır. Doymuş ve doymamış yağ asitleri olarak iki çeşittir. Doymamış yağ asitleri de tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri (ÇDYA) olarak iki gruba ayrılır. Linoleik ve linolenik asit ÇDYA’dir. Vücutta yapılmadıklarından mutlaka dışardan besinlerle alınmaları gerekir. ÇDYA omega-3 ve omega-6 yağ asitleri olmak üzere iki ana grupta toplanır. Omega-3 yağ asitlerinin çoğunluğu alfa-linoleik asittir. Alfa-linoleik asit vücutta eikosapentaenoik aside (EPA) ve dokosaheksaenoik aside (DHA) dönüşür.

    Omega-3 yağ asitleri soğuk su balıklarında bol miktarda bulunmaktadır. Balık yağlarının esasını oluşturan EPA ve DHA besin zinciri yoluyla deniz ürünlerinde birikmektedir. Karada yetişen bitkiler genellikle omega-6 yağ asitleri üretmekle beraber, belirli bazı deniz ve tatlı su bitkileri (özellikle algler ve soğuk su bitkileri) omega-3 yağ asidi üretirler. Beş veya daha fazla çift bağ içeren onega-3 ÇDYA, yüksek doymamış yağ asitleri (YDYA) olarak isimlendirilir ve balıklar temel olarak insanlar tarafından tüketilen YDYA’nin tek kaynağıdır.

    Omega-3 yağ asitleri vücutta sentezlenmedikleri için mutlaka besinlerle dışarıdan alınmalıdır. Balıklardaki yağ oranı ile yağ asitlerinin dağılımı türlere, vücut bölgelerine, beslenmeye, avlanma avlanma mevsimine ve cinsiyet gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir. Buna göre balıklardaki yağ oranı % 1 ile % 20 arasında olabilir. Kabuklu deniz ürünlerinde ise yağ oranı % 1’den daha az miktarda bulunur. Balık türüne göre omega-3 miktarı da farklılık gösterir. Özellikle derin denizlerde yaşayan ve siyah etli olan balıklarda bu oran daha yüksektir. Somon, sardalya, uskumru, ton balığı gibi balıklar omega-3 yönünden oldukça zenginken, kültür balıklarında omega-3 miktarı biraz daha düşüktür. Ancal omega-3 yönünden zenginleştirilmiş yemlerle beslenen kültür balıklarında doymamış yağ asit miktarı da yüksek bulunmaktadır.

    Balık yağı ve ana içeriğini oluşturan omega-3 yağ asitleri sayesinde;

    Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.

    Bağışıklık sistemi güçlenir

    Kansere karşı koruma sağlanır

    Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir

    İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı)

    Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler

    Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar

    Anne-bebek sağlığında rolü:

    Omega-3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

    Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi

    Erken doğum riskinni azaltılması

    Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması

    Doğum sonrası depresyonundan korunulması

    Omega-3 yağ asitleri ayrıca çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma beceresini artırılmasına yardımcı olabilir.

    Zihin sağlığında rolü:

    Omega-3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega-3, beyin ve sinir sisteminde başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

    Depresyon tedavisini desteklemesi

    Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olması

    Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması

    Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olması

    Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerinde olumlu etkisi olması

    Göz sağlığında rolü:

    Yüksek doz omega-3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega-3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tesbit edilmiştir.

    Kemik-eklem sağlığında rolü:

    EPA ve DHA’nın antienflamatuar etkisi vardır, ayrıca kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega-3 kemik ve eklem sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

    Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerinin sağlanması

    Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması

    Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması

    Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azaltılması

    Kalp-damar sağlığında rolü:

    Yapılan araştırmalarda, omega-3 yağ asitlerinin dengeli alımının özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından yararlı olduğu vurgulanmaktadır. Omega-3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega-3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

    Kalp damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olması.

    Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması

    Trigliseritlerin kan düzeyini düşürülmesi

    Kalp hastalıklarında “kötü kolesterol”ün (LDL) düşürülüp, “iyi kolesterol”ün (HDL) artırılması.

    Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması

    ÇDYA’leri olan omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, insan sağlığı için belli bir oran içinde kullanılmalır. Omega-6 yağ asitlerinin çoğunluğu linoleik asittir ve mısır özü, soya fasülyesi, pamuk ve ayçiçeği yağı omega-6’dan zengin besinlerdir. Linoleik asit vücutta serbest radikal oksidasyonuna, yani hücreleri yıpratan, eskiten serbest oksijen radikallerinin oluşumuna eğilimli olduğundan günlük toplam kalorinin % 10’unu geçmemelidir. Omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinin hangi oranlarda alınması konusu halen tartışmalı olmakla birlikte mümkün olduğunca omega-3’ü artırıp omega-6’yı azaltmak günümüzde kabul gören görüştür.

    Balık yağının temel içeriğini oluşturan EPA ve DHA, omega-3 yağ asitlerinin ana komponenti olan alfa-linoleik asidin vücuttaki metabolitleri yani son ürünleridir. Bu nedenle balık yağı kullanımı pratikte omega-3 yağ asidi kullanımı ile eş anlama gelmektedir ve vücut gelişimindeki rolleri ve sağlığımız üzerine etkleri de balık yağı ile aynıdır. Bunun dışında uzun zincirli ÇDYA (UZÇDYA) içinde en önemlilerinden biri de DHA’dır. Özellikle prematüre bebeklerde hem UZÇDYA depoları azdır hem de yapımları yetersizdir. Bu nedenle bebek mamaları ile beslenen çocuklardaki UZÇDYA düşük saptanmıştır. Anne sütü ile beslenen prematüreler anne karnındaki gereksinimlerini karşılayacak kadar DHA alırlar. Bu nedenle özellikle prematüre bebeklerin beslenmesi kendi annelerinin sütleri ile yapılmalıdır. Son yıllarda UZÇDYA’lı mamalar da üretilmeye başlanmış ve içerikleri anne sütüne yakınlaştırılmaya çalışılmıştır. Anne sütündeki UZÇDYA annenin beslenme şekliyle yakından ilişkilidir. UZÇDYA ile bebeklerin zihinsel fonksiyonları arasında yakın bir ilişki bulunmuştur.