Etiket: Bağımlılık

  • Bağımlılık ve Bağımlılık Riskleri Nelerdir?

    Bağımlılık ve Bağımlılık Riskleri Nelerdir?

    Bağımlılık mı?!

    Bağımlılık dediğimizde çeşitli türlerinden bahsetmek mümkün.

    Bunlar arasında: İnternet bağımlılığı, kumar bağımlılığı, cinsel bağımlılık yer almaktadır. Bugün sizlere madde bağımlılığından bahsetmek istiyorum. Özellikle ebeveynler ya da bakım veren kişiler bu sorunla karşı karşıya kaldıklarında kaygı ve korku yaşayabiliyorlar. Bu kaygı ve korkunun sebeplerinden birisi de aileler tarafından bağımlılığın ne olduğunun bilinmemesidir. Bağımlılıkta ailelerin dikkat etmesi gereken önemli bir basamak tedavi olmayı bireyin isteyip istemediğidir. Bu durumda üçgenin bir köşesinde aile, bir köşesinde madde bağımlısı birey ve diğer köşede de bu konu hakkında bilgisi olan uzmanlar yer almalıdır. Yani tek taraflı bir mücadele yetersiz kalacaktır. Ailelerin bu konuda bilgilendirilmeleri, bağımlı bireylerde görülen psikolojik, davranışsal ve bedensel değişimlerin neler olabileceğinin anlatılması önemli bir başlangıç olabilmektedir. Aileler ve toplum bağımlı bireye nasıl yaklaşacakları ve bağımlılıkla nasıl mücadele edebilecekleri konusunda çevreden, bu konunun uzmanı olmayan kişilerden yanlış bilgiler alarak olayı kendileri açısından daha da çıkılmaz hale getirebilmektedirler. Öyleyse aile ve toplum olarak doğru bilgilenmek adına bağımlılığın ne olduğu ile başlayalım.

    Bağımlılık; beyin hastalığıdır. İstemli madde kullanımının zorlantılı madde kullanımına dönüşmesidir.

    Peki, beynimizde neler oluyor da bağımlı hale gelebiliyoruz?

    Madde kullanan bireylerin beyinlerinde yapısal ve nörokimyasal değişimler oluşmaya başlar. Yani beyinde muhakeme, karar verme, dürtü denetimi gibi birçok fonksiyonlardan sorumlu olan frontal korteks, duyguların yönetiminden sorumlu olan amigdala ve beynin öğrenme ile ilişkili olan kısmı (striatum ve nucleus accumbens) madde kullanan bireylerde değişime uğramaktadır. Birey yeni bilgileri öğrenme, kaydetme ve hatırlama yetilerinde sorunlar yaşamaktadır. Beynimizde nörotransmitter dediğimiz ileticiler vardır. Beyin hücreleri arasında bilgi akışını sağlamakla görevlidirler. Bunlar: Dopamin, Gaba, Glutamat, Seratonin ve Asetilkolindir. Madde kullanımı olan bireylerde bu ileticiler zarar görürler. Örneğin alkol alan bireylerde Gaba ve Glutamat etkilenir. Bunlar arasında dopamin hareket, haz veren ödül, hafıza, davranış, dikkat, kavrama, öğrenme, duygu durumu gibi pek çok alanda etkili olan bir nörotransmitterdir. Dopaminin aşırı fazlalığı ya da eksikliği ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Kullanılan maddeler nedeni ile oluşan dopamin fazlalığını beyin haz olarak hisseder ve beyin bu hazzı tekrar tekrar yaşamak ister. Böylece bireyde bağımlılık hali görülmeye başlar. Öyleyse bağımlılık bir irade sorunu değildir ve genetik faktörler hasta yakınlarında bağımlılığın görülme olasılığını etkiler.

    Peki, hangi maddeler bağımlılık yapar?

    Alkol, ecstasy, esrar, eroin, kokain, bonzai, bali, eter, benzin, LSD, metamfetamin v.s. Günümüzde takip etmekte zorlandığımız ve sürekli kimyasal içeriği değiştirilen maddelerde mevcuttur. Bu maddeler kimi zaman merak, kimi zaman keyif vermesi amacı ile “ bana bir şey olmaz, istediğimde bırakabilirim, ben kimselere benzemem” düşünceleri taşıyan gençler tarafından maalesef denenmektedirler.

    Öyleyse şöyle bir soru ile devam edelim.

    Kimler madde bağımlısı olma riskini daha fazla taşıyor?

    Ailesinde madde kullanımı olan kişiler, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) bozukluğuna sahip olanlar, travma geçmişi olanlar, stresli bir dönemden geçmiş olanlar ve bu stresli dönemle baş etmede sorun yaşayanlar (boşanma, sevilen kişinin kaybı, iş kaybı v.s.) , madde kullanmaya başlama yaşı (özellikle 15 yaş altı) risk altında olmaya sebebiyet vermektedir. Merak, heyecan arama isteği, arkadaş çevresi, psikolojik sorunlar, henüz madde ile tanışmadığı dönemlerdeki gibi hissetme arzusu v.s. şeklindeki pek çok sebep bu bireylerin madde kullanmalarında etkili olabilmektedir.

    Kişinin madde kullandığına dair ipuçları neler olabilir?

    Okul başarısında ani değişimler, ev içerisinde eşya veya para kayıpları, arkadaş ortamında değişimler, kişisel bakımda değişimler (giyim kuşamda değişim, beden temizliğinde değişimler v.s.), yorgunluk, depresif haller, banyo ya da tuvalette kalma süresinde artış, öfke patlamaları görülüyorsa bir uzmana danışmanızda fayda var. Ancak unutmayın ki bu maddeler sadece ipuçları ve karşınızdaki kişinin madde kullanıp kullanmadığına dair kesin bilgiler vermemektedir.

    Yapılacak yasal düzenlemeler, gençlerin dikkatinin ve boş zamanlarının daha üretici alanlara yönlendirilmesini sağlayacak gençlik merkezlerinin kurulması, okullarda öğretmenlerin bilinçlendirilmesi, ailelere yönelik eğitimlerin verilmesi, rehabilitasyon merkezlerinin kurulması ve sayılarının arttırılması madde kullanımının önüne geçilmesinde sadece birkaç adım olarak önem taşımaktadır.

  • Bağımlılık Hakkında

    Bağımlılık Hakkında

    Bulunduğum bütün topluluklarda bağımlılık nedir diye sorduğumda genellikle duyguyükü olumsuz yanıtlar alırım. Bunlardan birkaçını; müptezellik, zayıflık, sıkışma hali, vazgeçememek, tutsaklık, yapışmak, suçluluk, değersizlik, yetersizlik, tiryakilik vb. olarak sıralayabilirim. Peki bu kadar negatif düşünce uyandıran bir toplum algısı içinde yaşarken, bağımlı bir insana ayrımcı bir tutumla yaklaşmamak mümkün müdür?

    Toplumlar öjenik bir bakış açısıyla uzun süreler boyunca bağımlı insanlara karşı, dozajı değişkenlik göstermekle birlikte, ayrımcı politikalar uygulamıştır. Bu politikaların içinde yaşamları elinden alınan veya toplumdan tecrit edilerek uzak mekanlarda yaşamaları zorunlu tutulan insanlar da bulunmaktadır. Son yüzyılda yaşanan gelişmeler ve araştırmalarla birlikte bağımlılığın daha net tanımı yapılabilmektedir. Daha sağlıklı bakış açıları ve tedavi yöntemlerine kapı aralayan ekoller ile birlikte bağımlılığın toplum içinde algılandığı tarifi de değişmeye başlamıştır.

    Peki Nedir Bağımlılık?

    Bağımlılık insanların kendilerini iyi etme çabaları neticesinde karşılaştığı bir sonuçtur. Kişiler kendilerini mutlu eden ve içindeki boşluğu doldurmaya başlayan bir durum, eylem, madde, kişi vb karşılaştığında bunu tekrarlamak isterler. Bu tekrarlar bir süre sonra beyinde bazı mekanizmaların düzensiz çalışmalarına sebep olabilir. Hastalık oluşmaya başlar ve aşamalı olarak ilerler. Bağımlılık biyolojik, psikolojik ve genetik faktörlerin etkilediği kronik bir beyin hastalığıdır. Her birey içinde yaşadığı kültür ve sosyal yaşam şartlarından etkilenir. Bağımlılık bu koşullardan ayrı düşünülemez. Çok katmanlıdır. Şeker hastalığı veya tansiyon hastalığı ile benzer motifte düşünülebilir. Tamamen iyileşmez ama bazı yaşamsal şartlara ve yapılması gerekenlere dikkat edildiğinde düzelebilir. Genellikle disfonksiyonel aile yapıları içinde oluşmaya başlar. İlerleme hızı her bir birey için farklı süreler içerebilir.Olgusal(Davranışsal) ve Maddesel olmak üzere iki düzlemde incelenir. Birkaç çeşidi mevcuttur. Ancak hangi bağımlılık türü olursa olsun kişilerin yaşam kalitelerini ve akışını doğrudan etkileyebilecek güçte bir hastalıktır.

  • Bağımlılık Çeşitleri

    Bağımlılık Çeşitleri

    Yaşam içerisinde bağımlılık, dendiği zaman çoğunlukla akla ilk alkol ve madde bağımlılığı gelmektedir. Oysaki bağımlılık Olgusal( Davranışsal) ve Maddesel olmak üzere iki düzlemde incelenmektedir. Kumar bağımlılığı, yeme bağımlılığı, insan bağımlılığı, spor bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı, öfke bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı ve işkolizm olgusal bağımlılıklardandır. Kimyasal ve sentetik maddelerin kullanımı sonucu oluşan bağımlılıklarda kişiler, kullanılan maddelerin yol açtığı tepkimeler sonucu salgıladıkları kendi hormonlarına (peptit) bağımlı olurlar. Davranışsal bağımlılıklarda ise kullanılan araç bazen bir gıda, bazen bir insan, bazen bir bilgisayar olabilmektedir. Örneğin yeme bağımlılığında kişi sakinleşme ihtiyacı duyduğunda kontrolsüzce karbonhidrat tüketebilir veya kumar bağımlısı bir kişi; kazansa da kaybetse de bahis yapmaya devam edebilir. Çeşidi her ne olursa olsun bağımlı bireylerde ortaklaşan davranış kalıpları mevcuttur. Bunlar;

    Arzu edilenden fazlasını istemek

    Bağımlı davranışı durdurmaya çalışmak

    Aktif yaşam içinde bağımlı davranışı için uzun zaman harcamak

    Bağımlı davranışı için bir şeylerden vazgeçmek

    Bağımlı davranışı başkalarını incitse bile devam etmek

    Aynı etkiyi yakalamaya çalışmak

    Yoksunluk sendromu yaşamak

    Yoksunluğu bertaraf etmeye çalışmak olarak sıralanabilir.

    Bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır ve zaman içerisinde beynin işleyişini değiştirir. Beyin değişen işleyişi normal süreciymiş gibi kabul eder. Artık bağımlı davranışın tekrarlanması için komutlar vermeye başlayabilir. Kişiler bağımlı davranışını gerçekleştiremediklerinde yoksunluk yaşayabilirler. Bir süre sonra yoksunluk bağımlı kişi için acıkan bir insanın yemek arama ihtiyacı ile benzer bir motif taşımaya başlar. Her ne kadar bağımlılıklar belli başlıklarda sıralansa da her insanın salgıladığı hormon kendine özel olduğu için her bir bağımlı birey kendine özel tanıya sahiptir.

  • İnternet Bağımlılığı

    İnternet Bağımlılığı

    Bağımlılık en geniş anlamıyla, bir maddenin ya da etkinliğin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine karşın kullanımının devam etmesidir. Genel olarak ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılabilir.

    Ruhsal bağımlılıklar arasında; teknolojik bağımlılıklar, internet bağımlılığı, hız-adrenalin bağımlılığı, bir insana olan bağımlılık vb. sayılabilir. Teknolojik bağımlılıklar, insan-makine etkileşimine dayanır. Televizyon izleme gibi pasif bir bağımlılık şeklinde olabileceği gibi, bilgisayar oyunları oynama, internet kullanma gibi aktif bir bağımlılık şeklinde de olabilir.

    Fiziksel bağımlılıklar ise; sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı vb. şeklinde görülmektedir.

    İnternet Bağımlılığı, genel olarak internetin aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemsizleşmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hali ve saldırganlık görülmesi ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir.

    İnternet bağımlılığının toplumdaki yaygınlığı %6-14 arasındadır. Özellikle genç yaş grubunda, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, hafif depresyon gibi ruhsal sıkıntılar görüldüğünde veya ailede bağımlılığa yatkınlık olduğunda, riskli internet kullanımının görülebileceği belirtilmektedir.

    Bu durumda, aşırı internet kullanımının gerçekten ayrı bir bozukluk mu olduğu, yoksa altta yatan başka bir psikiyatrik bozukluğun bir belirtisi mi olduğu iyi ayırt edilmeli ve tedavisi buna göre planlanmalıdır.

    İnternet Bağımlılığının Belirtileri:

    – Her gün internet’ e bağlanmak, bağlı iken zamanın farkında olmamak, sorulduğunda ise inkar etmek

    – İnternet dışı uğraşlara ilginin kaybolması

    – Sosyal faaliyetlerde azalma, dostları tarafından anlaşılamama duygusu, spor faaliyetlerinden uzaklaşma ve kondisyon kaybı

    – İş verimliliğinin düşmesi

    – Sürekli uykusuz kalma ve yorgunluk

    – Alışverişlerin sadece internet üzerinden yapılması

    – Aile fertlerine yeterli zamanı ayıramama nedeni ile aile bağlarının zayıflaması

    – Günlük yaşamdaki diğer iş ve kişilerin, internetteki yaşama engel olduğu düşüncesi

    – Bilgisayar kullanımı nedeniyle yakın ilişkilerde anlaşmazlık ve sorun çıkmas

    İnternet Bağımlılığını Önleyebilmek İçin Ailelere Pratik Bilgiler:

    – Bilgisayarı evinizde tüm aile bireylerine açık bir alana yerleştirin. Bilgisayarı çocuğun odasına koymak, kapıyı kapattığı an kendi kendine kalıp, istediği an istediği ortama ulaşma özgürlüğünü sağlar.

    – Çocuğunuzun örnek alacağı ilk kişi sizsiniz. Öncelikle kendi internet kullanımınızın diğer etkiliklerinizle dengeli olup olmadığını ve internet alışkanlıklarınızı denetleyin.

    – Çocuğunuzun internet kullanımını yasaklamayın, bir süre sınırı ve belirli kurallar getirin ve bunlara uymasını sağlayın.

    – Çocuğunuzla bir anlaşma yapın ve bu kurallar çerçevesinde davranmazsa, internet kullanımını yasaklayacağınızı açıkça belirtin.

    – Çocuklarınızla bilgisayarda beraber zaman geçirin. Bilmediğiniz konularda onlardan yardım isteyin, ki bu davranış onları çok mutlu edecektir, bildiğiniz şeyleri de çocuğunuzla paylaşın.

    – Çocuğunuza internet üzerinde ulaşılan bilgilerin ya da görülen her şeyin doğru olmadığını, bilginin doğruluğunu sorgulaması gerektiğini ve nasıl sorgulayacağını öğretin.

    – Çocuğunuza hiçbir zaman bir başka kişiye ya da web sitesine herhangi bir kişisel kimlik bilgisi vermemeyi öğretin.

    – Çocuğunuzda internet bağımlılığının belirtilerini araştırın. Çocuğunuzun internet kullanımının okuldaki performansını, sağlığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkilerini etkileyip etkilemediğini değerlendirin.

    Çocuğunuz internet bağımlılığı belirtileri gösteriyorsa, profesyonel destek almak gerekebilir.

  • İnternet bağımlılığı nedir, nasıl atlatılır ?

    Ülkemizde yeni yeni fark edilen bu bağımlılık, gelişmiş ülkelerde ciddi bir sorun ve bununla ilgili araştırmalar ve merkezler açılmaya devam etmektedir.

    Sigara, alkol, esrar, kokain gibi madde bağımlılıklarının yanında davranışsal bağımlılık olan patolojik kumar, aşırı alışveriş, seks, aşırı tv izleme gibi bağımlılıklarda söz konusudur. İnternet bağımlılığı da teknolojik gelişimle ortaya çıkan davranışsal bir bağımlılık türüdür. Kişinin patolojik düzeyde internet kullanımı,ve bunu engelleyememesi, engellendiğinde öfke, saldırganlık gelişmesi ve bu durumun kişinin sosyal, akademik, aile yaşantısı gibi bir çok alanı olumsuz etkilemesi olarak tanımlayabiliriz.

    Her bağımlılıkta olduğu gibi İnternet Bağımlılığında psikolojik ve fiziksel süreçleri vardır. Ve genelde kendini ifadede zorlanan, endişeli, eleştiriden çekinen kişilikler gibi bireyler daha yatkın değerlendirilmiştir. Ailenin yasaklayıcı, kısıtlayıcı tutumları çok işe yaramamaktadır.

    Eğer çocuğunuzda böyle bir durum var ise mutlaka psikiyatrik değerlendirme şarttır. Neden olan altta yatan başka bir sebep olup olmadığı araştırılmalıdır. Ev içi değişiklikler, aile tutumları konuşulmalıdır. Ve internet kullanımı için gerekli davranışçı destekler verilmelidir. Bağımlılık kontrol altına alınamıyor ve işlevsellik ciddi bozuk ise ilaç tedavileri bile düşünülmelidir.

  • Teknoloji (ekran) bağımlığı nedir? Nasıl oluşur?

    Teknoloji (ekran) bağımlığı nedir? Nasıl oluşur?

    Merhaba,

    Sizlerle çalışma alanlarımdan biri olan ve çeşitli eğitim kurumlarında gerçekleştirdiğim teknoloji (ekran) bağımlılığı seminerlerini temel alan bir yazı paylaşacağım.

    Öncelikle teknolojinin ne olduğundan bahsetmek istiyorum. Teknoloji, günlük kullanımda insan yeteneklerini genişletmek ve insan ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan bilgi olarak adlandırılabilir. Bu noktada teknoloji için farklı dallarında farklı meyveleri olan bir ağaç benzetmesi yapılabilir. Bu ağaç, çeşitli meyveleri ile hayatımızdaki birçok ihtiyacı giderir. Neler teknoloji olarak adlandırılabilir diye baktığımızda bazı kaynakların takvim ve abaküsün ilk teknolojik ürünler olduğunu yazarken bazı kaynakların da ateşi temel aldığını görmekteyiz; ancak sonuç olarak teknoloji öyle bir süreçtir ki yıllar önce ateşin bulunmasıyla başlayarak dünyanın dışındaki su kaynaklarını araştıracak bir boyuta dönüşmüştür.

    Günlük yaşantımızda çok fazla farkında olmasak da aslında teknolojinin bize sunduğu birçok ürünle hayatımızı daha kolay devam ettirmekteyiz. Eskiden saatler, günler süren işlemleri şu anda otomatik olarak yapabiliyoruz. Teknolojik ürünlerden en göz önünde olanları bilgisayar, cep telefonu, televizyon gibi ekranlar aracılığıyla hayatımıza giren ürünlerdir.

    Peki, nasıl oluyor da sürekli insanın yararına gibi gözüken teknoloji zararlı ve bağımlılık yaratan bir hale gelebiliyor?

    İşte bu noktada biraz bağımlılığa ve teknoloji bağımlılığı kavramlarına yakından bakmak gerekiyor. Bağımlılık, kişinin nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Bağımlılık denince akla bağımlılık yapan maddelerin kullanımı ve ihtiyacı gelmektedir. Aslında bu yaklaşım bir miktar doğru olmakla birlikte yanlış bir anlayışın doğmasına sebebiyet verebilir. Çünkü bağımlılık mekanizması temelde aynı işleyip bağımlılık yaratan ürünler çeşitlilik gösterebilir. Daha net açıklayacak olursak, bağımlılık süreçlerinde (bağımlılık yapan kimyasallar hariç) ne kullanıldığından daha çok ne için kullanıldığı daha önemlidir. Yani “Stresimi alıyor.” denilerek kullanılan, başvurulan, ilgilenilen birçok öğe bağımlılık yapabilir ve bunlardan bir tanesi de teknoloji olabilir. Biz teknolojiyi fayda sağlamak, gelişimimizi devam ettirmek, dünya ile bağlantımızı güncel tutmak için kullanıyorsak bu anlaşılabilir bir şeydir; ancak üzüldüğümüz zamanlarda ya da duygusal ve psikolojik olarak kendimizi eksik/kötü hissettiğimiz zamanlarda bir çareymişçesine kullanıyorsak teknoloji de diğer bütün ürünler gibi bağımlılık yapabilir. Bu süreç ile birlikte teknoloji bağımlılığı için de teknoloji kullanımında bağımlılık özellikleri gösterilmesidir diyebiliriz.

    Peki, potansiyel bağımlı adayları kimler olabilir? En çok görülen bağımlı profillerine bakacak olursak karşımıza teknolojiye olduğundan fazla zaman ayıran ve harcadığı vakit kadar ondan faydalanmayan, bu sebeple günlük işlevlerini kaybeden kişiler çıkıyor. Bahsi geçen kişilerin aynı zamanda;

    • Teknolojisiz kaldığında sorun yaşayan,

    • Teknolojisiz kaldığında bir kontrol kaybı yaşayacakmış belirtileri gösteren,

    • Teknolojik ürünler ile ilgilenmediğinde de onları düşünen,

    • Günlük gelirini ve ihtiyacından fazlasını teknoloji yatırımı olarak kullanan ve bu durumda yaşamını devam ettirmekte maddi zorluk yaşayan,

    • Mutsuz ve duygusal olarak olumsuz anlarda teknolojiye başvuran,

    … kişiler olduğu görülmüştür. (Ögel, 2012)

    Yukarıda bahsettiğim konuya ve belirtilere dair zorlandığınız noktalar varsa en yakın ruh sağlığı kuruluşuna gitmeniz bağımlılık süreçlerinin oluşumunun engellenmesi veya hâlihazırdaki bağımlılık döngüsünün kırılması için önemli bir adım olacaktır.

  • BAĞIMLILIK

    BAĞIMLILIK

    Son dönemlerde, özellikle bonzai denilen sentetik uyuşturucunun, somut gözle görülür

    şekilde bir artış göstermesine dayanarak bu haftaki yazımı uyuşturu kullanımı ve bağımlılık

    üzerine yazmak istedim.

    Bağımlılık konusu derin ve çok boyutlu bir kavramdır. Fiziksel olduğu kadar

    psikolojik boyutuda vardır. Bu yüzden sadece maddeyi almayı bıraktıktan sonra bağımlılık

    bitmemektedir. Fiziksel bağımlılık beyindeki sinir sistemlerine zarar verdiği için kullanma

    arzusu ve dürtüsü baskındır ve çoğu kişiler buna yenik düştükleri için tekrar kullanmaya

    başlarlar. Bunun yanı sıra çevresel faktörlerin de etkisi büyüktür; örnegin arkadaş ortamı,

    stres yaratan durumlar, aile içi problemler, psikolojik rahatsızlıklar da uyuşturucu kullanımını

    tetikleyen faktörlerdir. Bağımlı olmayı engellemek için yapılacaklardan en önemlisi hiç

    başlamamaktadır. Bu kesin çözüm olarak önerilir.

    Uyuşturucu madde kullanımı bağımlılık yapan maddelerin vucüda dâhil edilmesidir. Fakat

    bağımlılığın tanımı en basit hali ile: maddenin yaşamı va sağlığı olumsuz etkilemesine karşın

    kullanımının devamıdır. Fakat insanın insanın doğası gereği en temel amacı canlılığını devam

    ettirme çabasıdır. İçgüdüsel olarak yaşamımızı, sağlığımızı tehdit eden, bize acı ve zarar veren

    şeylerden kaçınırız. Bu yüzden uyuşturucu madde kullanımı kişilerin içindeki büyük bir

    çelişkinin işaretidir ve patolojik bir durumun göstergesidir.

    Çocuğunuz ve ya yakınınızdaki biri uyuşturucu kullanıyor mu diye şüpheleniyorsanız

    bunu anlamanın en iyi yolu gidip tahlil yaptırmaktır. Fakat emin olmadığınız durumlarda

    bunu yapmak riskli olabilir. Ailenin çocukları ile ilgilenmesi ve gözlem yapması bu noktada

    çok önemli. Rutinin dışındaki davranışlar, ruh hali bizim için ipucu niteliğinde olabilir.

    Bağımlılık dediğimiz durumda şu davranışlar gözlemlenebilir; dikkati yoğunlaştırmada sorun

    yaşama, daha içine kapanık ya da saldırgan olma, sözel iletişimde azalma, okulda ve ya iş

    yerinde aksaklıklar yaşaması, notların ve ya genel olarak iş performansının düşmesi, yorgun,

    halsiz, uykulu görünme gibi durumlara yol açabilir.

    Uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı her yaşta başlayabilir. Genç yaştaki nüfus burada

    daha risklidir. Bunun sebebi o dönemdeki dürtü kontrölünün daha zor olması, arkadaş baskısı,

    uyum sağlama isteği daha ileriki yaşlara oranla daha güçlü yaşanır.

    Bağımlılık tedavisi mümkün bir sorundur. Bununla ilgili en sık karşılaştığımız

    senaryolardan biri genellikle birey aile zoru ile getirilmesidir ki bu maalesef çok iyi sonuçlar

    doğurmuyor. Kişinin kendi isteği ve rızası çok önemlidir. Bağımlılıktan kurtulma isteğinin

    içsel bir motivasyonu olursa daha iyi sonuçlar alınıyor. Tedavinin başlangıcında kişinin

    vucüdü tamamen maddeden temizlenmek için detoksifikasyon işleminden geçer. Daha sonra

    ilaç tedavisi, grup ve bireysel terapilerle tedavi sürecinin devamı öngörülür. Tedavi ne kadar

    uzun takip edilirse başarı oranının da o kadar yüksek olduğu belirtilmektedir. Amaç kişinin

    kendisini tanıması, uyuşturu kullanım davranışını belirleyebilmesi, nedenlerini

    sorgulayabilmesi, başlama arzusu ile başa çıkma yollarını öğretmek ve uygulayabilir hale

    getirmektir. Ailenin de bu konuyla ilgili bilgilendirilmesi elzem ve faydalıdır.

  • ÇOCUK ve ERGENLERDE ALKOL MADDE BAĞIMLILIĞI

    ÇOCUK ve ERGENLERDE ALKOL MADDE BAĞIMLILIĞI

    Bağımlığın tanımı nedir?

    Bağımlılık sendromu tanımı ilk kez alkol için yapılmış ve Alkol Bağımlılığı Sendromu (ABS) olarak tanımlanmıştır. Sendromun tanımı yapılmış 6 ayrı elemanı vardır. Bunların her birinin bağımlılık süreci içinde ayrı bir önem ve etkiye sahip olduğu kabul edilmektedir. Sendromu oluşturan elemanlardan her birinin bireysel ve kültürel etmenlerle değişik bir görünüme bürünebileceği gerçeği de akılda tutulmalıdır.

    Bağımlılığın ana yapıları nelerdir?

    1. Maddeye Toleransın Artması :Toleransın görünümü ya maddenin tekrarlayan dozlarla kullanımına rağmen ortaya çıkan etkinin beklenenden / her zamankinden daha az olması ya da her zamanki “aynı etki”nin sağlanabilmesi için maddenin daha yüksek miktarda tüketilmesi gereği biçiminde olur.

    2. Tekrarlayan Kesilme Belirtileri : Bu olgu bir öncekiyle yakından bağlantılıdır. Genellikle maddenin yokluğunu ve/ veya her zamanki dozun altında bir dozun alındığı dönemi izleyerek ve ona bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Kesilme belirtilerinin ortaya çıkışındaki zamanlama ve belirtilerin şiddeti, kullanılan maddeye / bağımlılık tipine bağlıdır.

    3. Maddenin Dürtüsel Alımı Ve Öznel Farkında Oluşluk : Zihinsel olarak birey, kullandığı madde ile yoğun bir meşguliyet halinde olup, maddenin onun ruhsallığında yol açtığı değişiklikleri düşünmekte giderek hızlanan bir şekilde maddenin teminine yönelmektedir.

    4. Madde Arama Davranışının Yoğunluğu: Bağımlılığın gelişmesini takiben, birey için sadece ilgili maddenin temin edilmesi/edilebilmesi bile tek başına özgül ve önemli bir anlam ifade etmektedir. Günlük davranış repertuarı giderek azalmış ve ilk planda “madde kullanma” davranışı olmak üzere birkaç davranışa indirgenmiştir. Bu daralma ve sınırlanmaya bağlı olarak bireysel ve toplumsal sorumluluklar, roller, ödevler vb. ikinci, üçüncü vs. plana itilmek zorunda kalmıştır.

    5. Kesilme Belirtilerinin Iyilettirilmesi/Önlenmesi : Kesilme belirtileri ile bir kez “tanışan” birey, sonraki adımda bunların maddeyi kullanmak suretiyle nasıl değiştiğini ve etkilendiğini öğrenmektedir. Bu öğrenmeye bağlı olarak, kesilmeyi etkileyen/değiştiren davranış yerleşik hale gelerek, bir davranış kalıbı olarak kesilmenin denetlenmesinde kullanılır olmaktadır. Örneğin ileri alkol bağımlıları, biraz az içmek pahasına da olsa ertesi sabah için uygun bir miktarı ayırmaktadırlar.

    6. Madde Kullanım Repertuarının Daralması : Bağımlılığının ilerlemesiyle madde kullanma davranışı günlük davranış repertuarı içinde giderek daha da “stereotipik” hale gelmektedir. Bunun en bilinen örneği alkol tipi bağımlılıkta gözlenmektedir. Sosyal içici için alkol kullanma davranışının zaman açısından bir düzensizliği vardır. Bazan bir kokteylden diğerine, bazan birkaç gün üstüste içme biçiminde, bazan da kendiliğinden oluşan uzun aralar ile içmektedir. Oysa bağımlılığa doğru gelişen içme biçiminde, içme davranışı haftalık / günlük tekrarlara dönüşmek suretiyle stereotipik bir hal alarak adeta belirli, ille de tekrarlanan “günlük aktivite” görünümündedir. İçme davranışı gün içinde zamanla sınırlı ve şaşmayan bir rutin halindedir.

    7. Ülkemizde çocuk ve ergenlerde en çok kullanılan uyuşturucu maddeler nelerdir?

    Ülkemizde yapılan bütün çalışmalar en sık olarak kullanılan uyuşturucu maddenin esrar olduğunu göstermektedir. Esrar özellikle ruhsal bağımlılık yapabilen bir maddedir. Ancak bağımlılık potansiyeli diğer maddeler ile karşılaştırıldığı zaman daha düşüktür. Ülkemizde çeşitli bölgelerde geleneksel olarak esrar kullanımı olduğu .bilinmektedir. Öte yandan esrar hakkında bağımlılık yapmadığına ilişkin yaygın bir kanı vardır. Oluşturduğu fiziksel etkiler diğerlerine göre daha geç ortaya çıkmakta ve daha düşük oranda zarar vermektedir. Bu nedenle esrarın gençler arasında daha korkusuzca kullanıldığı düşünülebilir. Halbuki yukarıda belirtildiği gibi esrar fiziksel değil ancak ruhsal bağımlılık yapabilen bir maddedir. Son yıllarda özellikle bölgemizde sentetik esrar (bonzai, jameka) kullanımı artış göstermektedir. Bu maddeler esrarın bağımlılık özellikleri gösterdiği gibi sentetik yapılarından dolayı hayati tehlikeye varacak noktada vücuda zarar vermektedir.

    İkinci sırada en sık olarak kullanılan uyuşturucu madde, uçucular adı altında toplayabileceğimiz maddelerdir. Bunlar arasında Bally, UHU gibi yapıştırıcılar, Tiner gibi çözücüler ve benzin, gaz gibi uçucu maddeleri sayabiliriz. Uçucu maddeler içinde özellikle Tiner ve Bally en sık kullanılanlardır. Bunlar çok kolaylıkla her yerde bulunabilmekte ve isteyen herkes tarafından satın alınabilmektedir. Bu maddeler küçük yaşlarda kullanılmaya başlanılan maddelerdir. Beyin üstüne doğrudan toksik etkileri olması nedeni ile, küçük yaşlarda kullanılması sonucu çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.

    Sentetik uyuşturucular adı altında toplanan maddelerden ecstasy (metamfetamin) kullanımı ülkemizde giderek yaygınlaşmaktadır. Ecstasy özellikle ekonomik durumu daha iyi olan toplumsal kesimlerde, eğlence amacı ile kullanılmaktadır. Bu madde oldukça yüksek fiyatlar ile satılmaktadır. Tüm dünyada uzun yıllardır kullanılan bir madde olan LSD kullanımı ülkemizde çok yaygın değildir. Ancak belli bazı kesimlerde özellikle deneme amacı ile kullanılmaktadır. Temin edilmesi oldukça zordur.

    Sıklıkla kullanılan diğer uyuşturucu maddeler sırası ile eroin ve kokaindir. Yaşamları boyunca en az bir kez eroin kullanan öğrencilerin oranı %0.8 olarak saptanmıştır (?). Eroin ülkemizde en yaygın kullanılan “hard drug” özelliğini taşımaktadır. Diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında yaygınlık oranı çok daha düşük olmakla birlikte eroin kullanımı kişi ve toplum için oldukça ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Çünkü eroinin bağımlılık yapıcı etkisi çok yüksektir. Kısa süre içinde kişi bağımlı hale gelebilmektedir. Bu nedenle bir kez denemek için kullanımı bile tehlikeler yaratabilmektedir. Eroin bağımlılığının tedavisi oldukça güçtür. Bağımlılarının topluma getirdiği yük yüksektir. Diğer bağımlılık potansiyeli yüksek olan maddeler ile karşılaştırıldığında eroinin fiyatı ülkemizde oldukça düşüktür.

    Madde bağımlılığına yol açan risk faktörleri nelerdir?

    Cinsiyet: Yapılan tüm çalışmalarda erkeklerin daha çok madde kullandıkları görülmektedir

    Sosyoekonomik durum:Dünyada yapılan çalışmalar uyuşturucu madde bağımlılığının daha çok yoksul kesimlerde olduğunu göstermektedir. Daha yüksek sosyoekonomik düzeyde kullanım oranlarının düştüğü belirtilmiştir. Ancak özellikle uyarıcı olarak nitelenen maddeler ve eğlence amaçlı kullanılan sentetik maddeler yüksek sosyoekonomik sınıf tarafından kullanılmaktadır. Ülkemizde yapılan çalışmaların çoğunluğu toplumun çeşitli kesimlerini yansıtmaktan uzaktır.

    Aile:Ailenin ve aile özelliklerinin uyuşturucu kullanımdaki önemi küçümsenemez. Özellikle ayrı yaşayan, boşanmış aile çocuklarında, aile içi iletişimin bozuk olduğu ortamlarda madde kullanımının daha yüksek olduğu bildirilmiştir. Madde kullanan kişilerin babalarında daha sıklıkla yoğun alkol ya da madde kullanımı saptanmıştır.

    Psikiyatrik hastalık: Madde kullanımı öncesinde özellikle Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Davranış Bozuklukları, Depresyon ve Özgüven sorunları madde kullanımı ve bağımlılığa zemin hazırlamaktadır.

    Okul başarısı: Madde kullanan öğrencilerin okul başarılan daha düşük olarak bulunmuştur. Aynı şekilde okul devamsızlıkları da daha fazladır. Ancak burada iki türlü yorum yapılabilir. Birincisi, madde kullanımının okul başarısını düşürdüğü, ikincisi ise okula devamı ve okul başarısı düşük öğrencilerde madde kullanımının yüksek olduğu biçiminde yorumlanabilir. Her ikisi de bu durumu etkiliyor gibi görülmektedir.

    Madde Kullanımından Uzak Tutacak Faktörler Nelerdir?

    Güçlü ve pozitif aile bağları, Ebeveynlerin çocuklarının arkadaşları ve neler yaptıklarından haberdar olması, Aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması, Ebeveynlerin çocuklarının yaşamlarına ilgili olmaları, Okulda başarılı olma, Okul, kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bir bağ, Uyuşturucu kullanımı ile ilgili doğru bilgilenme yapılması gelir.

    Aileler hangi durumlarda çocuklarından şüphelenmelidir?

    Uyuşturucu madde kullanmaya başlayan gençlerde ilk gözlenen değişiklik çevrelerinde yapmış oldukları değişikliklerdir. Eski arkadaşlıkların yerini yeni arkadaşlar alır. Genellikle okul içerisinde maddeyi rahatlıkla bulabileceği kişilerle arkadaşlık etmeye başlar. Duygusal olarak değişkendir. Kimi zaman neşeli, kimi zaman öfkeli ve huzursuz olabilir. Daha önce okulda çok iyi başarı gösteren bir öğrenci iken başarısı düşük bir öğrenci haline gelmiş olabilir. . Evde iken tek başına kalmaya başlamıştır. Odasının kapısını kilitleyip hiç dışarı çıkmak istemez. Aile ile olan ilişkilerini mümkün olduğunca kısıtlı tutmaya başlar, evde daha az zaman geçirmek ister. Her zamankinden fazla para harcamaya başlar. Kendine olan bakımı azalmıştır. Sinirlilik, gerginlik ve kişiler arası ilişkilerde sorunlar yaşanmaya başlar. Dalgınlık ve dikkatsizlik artar.

    Madde kullanımında ailelerin genel tutumları neler olmalıdır?

    1. Çevreyi Değiştirin: Yakınlarınızın madde, alkol kullanılan ortamlardabulunması tekrar kullanma isteğinin ortaya çıkmasına ve kaymaya sebep olabilir. Ortam değişikliği, hatırlatıcılardan uzak kalmak adına yararlı olabilir.

    2. Olumlu Yanlarını Destekleyin: Ödüllendirilen, takdir edilen davranışların gelecekte tekrar edilme olasılığı daha yüksektir. Onları motive etmek adına olumlu yanlarını takdir edin.

    3. Sınırlarınızı Belirleyin: Aile içi ilişkilerde ve ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkilerde sınırların net olması belirsizliği azaltır ve anlaşmazlıkları ortadan kaldırmamıza yardımcı olur

    4. Onların Seçimlerine İzin Verin: Konulan kuralların devamlılığını sağlamanın bir diğer yolu da seçenek sunmaktır.

    5. Sorumluluk Verin.

    6. Sağlıklı İletişim Kurun.

    7. Çocuğunuzla Tartışmaktan Kaçınmayın: Tartışma ve çatışma genellikle kaçınılması gereken bir durum olarak görülür. Çatışma bir hatanın değil, üstesinden gelinmesi gereken bir durumun habercisidir. Yeni öğrenmelere ve ilişkiyi geliştirmeye imkan sağlar. Belki de ailede gerekli olan değişim için fırsat sunar.

  • Akupunktur ile sigara bırakılabilir mi?

    Nikotin bağımlılık yapan bir maddedir.

    Sigara bağımlılığı ;

    1- Fiziksel bağımlılık, nikotinden kaynaklanan

    2- Psikoljik bağımlılık, yoksunluk belirtileri şeklinde kendini gösterir.

    Yoksunluk belirtileri, gerginlik, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, konsantrasyon azlığı, uyuşukluk hissi, bazen ishal veya kabızlık şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler ilk 72 saat içinde şiddetlidir. 10 gün içerisinde azalarak ortadan kalkar.

    6 ay süreyle hiç sigara içilmezse bağımlılık sorunu çözülmüş demektir ve bu 6 ay içinde bir nefes dahi çekilirse uykuda olan bağımlılık tekrar uyanır.

    Akupunktur sigarayı bırakmak için kullanılan en etkili yöntemdir. Akupunturun etki mekanizması, vücutta bulunan endorfin, enkefalin, seratonin gibi maddeleri arttırarak yoksunluk belirtilerini ortadan kaldırır, ayrıca vücutta enerji dengelerini düzenleyip kendimizi daha iyi hissetmemizi, daha kararlı olmamızı sağlar.

    Sizden istediğimiz gün içinde hiç sigara içmeden akupunktur seansına gelmeniz. Yaklaşık bir saat sürecek akupunktur seansı ve daha sonra duruma göre yapılacak birkaç ilave seansla sigarayı bırakmak artık kolay.

  • Akupunktur  ile sigara bırakmak mümkün müdür?

    Akupunktur ile sigara bırakmak mümkün müdür?

    Bağımlılık, çok itici, bir o kadar da olumsuz düşünceler çağrıştıran bir kavram.Ama bir o kadar da yaygın ve hafife alınan bir kelime.Özellikle bireysel psikolojiler, sosyal etkenler bu bağımlılık olgusunun belirleyicileridir.

    Sevindirici olan gelişmeler ise, artık bu bağımlılığa karşı dünya üzerinde çok sayıda ulusun mücadele etmeye karar vermiş olmasıdır.Bu yönde kitlesel eğitimler sınırlandırıcı ve yasaklayıcı kanunların yaygınlaşması da ivme kazanmıştır.

    Bir hekim olarak bu mücadeleden olumlu etkilenmemek mümkün değil.Bu anlamda bireysel başarıları da yüreklendirmek ve göz ardı etmemek gerekir. Akupunktur yöntemi ile bu mücadeleye ciddi katkılar sunabilmekteyiz.

    Temelde sigara içimi ile birlikte binlerce kanser yapıcı maddeyi solunum yolu ile alırız, kan yolu ile tüm hedef organlara yavaş ama emin bir şekilde tahrip etmek üzere dağıtırız.Bu maddelerin çoğu başta nikotin olmak üzere bağımlılık yapıcı kimyasallardır.

    Akupunkturun etkinliği bu bağımlılık yapıcı maddeler yerine endorfin, serotonin diye adlandırılan içsel salgıları ortaya çıkarıp, sigara bağımlılığı ile mücadeleye başlar.

    Sigara bıraktırma tedavisinde akupunkturun etkinliği toplumumuzun yabancısı olduğu bir konu değildir.Akupunktur yöntemi ile birçok kişi sigara bağımlılığından kurtulmuştur.

    Sigara bıraktırma tedavisinde iki önemli olgu vardır.Birincisi; bağımlı kişinin, öncelikle bu bağımlılıktan kurtulma isteği ve irade beyanıdır.Dünya üzerinde hiçbir yöntem yoktur ki kişinin isteğine rağmen sigara içimini bıraktırabilsin.Öncelikle, hangi tedavi şekli olursa olsun en önemli konu, kişinin bunu çok istiyor olmasıdır.Başkasının zorlamasıyla veya yeterli istek duymadan tedaviye alınması doğru bir başlangıç değildir.

    Kişinin, ‘’Evet ben bu bağımlılıktan kurtulmak istiyorum fakat tek başıma başaramıyorum, bir desteğe ihtiyacım var.’’ Demesi ve akupunktur tedavisi desteği ile sonuca ulaşılması ikinci olgudur.

    Akupunktur tedavisinde iki temel etkinlik sağlanır.Birincisi bireyin sigara içme isteğini olabildiğince yok etmeye, azaltmaya çalışması.İkincisi ise, artık tedavinin başlaması ile birlikte sigara içilmeyeceği için, kişinin kanında ve dokularında giderek nikotinin azalması ile birlikte kesilme belirtileri, diğer deyişle yoksunluk sendromu açığa çıkar.Bu belirtiler kişiden kişiye farklı çeşitlilik ve farklı yoğunluklarda açığa çıkarlar.Örneğin; baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon azalması, görme bozuklukları,el ve ayak titremeleri, uykusuzluk, alınganlıklar, öfke patlamaları, karıncalanma, uyuşma gibi.Bu belirtiler çoğu kişiyi olağanüstü bunaltır ve ne yazık ki, kişi bunlardan kurtulmak için tekrar sigara içmeye başlar.İşte bu yoksunluk belirtileri akupunktur tarafından baskılanır.Hafif seyirli bir geçiş temin edilir.

    İşte bu iki ciddi etkinlik ile kişinin iradesi bir araya gelince sigara bağımlılığına veda etmek kolaylaşır.

    Kişi artık bu tedavi ve sigarasız geçen sürecin sonunda sigara içmemeye tahammül edebilme yetisine kavuşmuştur.Bu tutumunu sürdürüp bağımlılıktan ve esaretten kendini kurtarabilir.

    Uzun zaman aralıklarından sonra bile sigara içme isteği tekrar, herhangi bir sebeple canlanabilir.Böylesi ataklarda bir veya iki seanslık akupunktur destek uygulaması ile isteğin bastırılması önerilir.

    Son söz olarak, akupunkturun, bağımlılık tedavisinde, kişiye, herhangi bir zararı veya yan etkisinin olmaması tartışmasız bir üstünlüktür.