Etiket: Baba

  • Çocuk Cinayetlerinin Altında Ne Var?

    Çocuk Cinayetlerinin Altında Ne Var?

    İstanbul Fatih’te bir babanın 9 yaşındaki oğlunu öldürmesi ardından benzer bir haber Adıyaman’dan geldi. Adıyaman’da Z.S isimli anne tedavi altında olan 4 yaşındaki kızını boğmaya çalışarak, küçük kızın beyin ölümüne sebep oldu.

    Yaşanan son olay çocuk cinayetlerini yeniden gündeme getirdi. Peki son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan bu dehşetin altında ne yatıyor? Çocuk katili olan anne ve babalar cinayeti hangi psikoloji içinde işliyor?

    Çocuk katili olan anne babaların analizini yapabilir misiniz?

    Şiddete maruz kalanların ve şiddete tanıklık edenlerin şiddet gösterme eğilimlerinin daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Şiddet uygulamanın bireysel nedenlerine de bakmamız gerekir. Şiddete meyilli kişilerin aşırı kontrolcü, empati kuramayan, dürtü kontrolü bulunmayan, kuşkucu, aşırı tepki gösteren, ego zayıflığı bulunan veya anti-sosyal kişilik bozukluğu olan bireyler olduğunu araştırmalar göstermektedir.

    Anne ve babalar çocuklarını nasıl öldürebiliyor ya da nasıl bir ruh hali içerisinde bu yolu denemeye karar veriyor?

    Bu soruya birden fazla cevap vermek mümkün. İlki annenin toplumdan dışlanma korkusu olabilir. Özellikle gayri resmi birliktelik sonucu olan çocukların (tecavüz, istenmeyen gebelik vb.) çocuk yaşta anne olan ve bakım verme becerisi bulunmayan anneler, toplum tarafından dışlanacağını düşünerek bu yola başvurabiliyor.

    Bir diğer neden ise çocuğa bakacak maddi durumun olmaması. Özellikle baba tarafından kabul edilmeyen gebeliklerde veya babanın ilişkisini bitirmek istemesi sonucunda annelerin bu yola başvurduğunu görebiliyoruz.

    Tabi ki bu durumun altında yatan psikolojik nedenleri de göz ardı edemeyiz. Özellikle ergenlik çağı ve beliren yetişkinlik döneminde yaşanılan hamileliklerde annenin psikolojik iyilik durumuna bakılmalı. Çocukluğundan itibaren şiddet mağduru olan annenin, istenmeyen veya hazır bulunuşluğu tamamlanmamış gebelik sürecine başlaması ruhsal durumunu olumsuz etkilemektedir.

    Bir insanı çocuk katili olmaya iten ne olabilir?

    Gelişim bebeklikten başlayıp ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Bu süreçte özellikle ilk çocukluk, erken çocukluk ve ergenlik döneminin bireyin yetişkinlik dönemindeki davranışlarında önemli etkileri olduğunu düşünüyoruz. Olumsuz yaşam deneyimlerine, aile içi şiddete, ihmal ve istismara maruz kalan çocukların diğer çocuklara oranla yetişkin olduklarında şiddet meyilli, anti-sosyal davranış örüntüleri görülen veya psikiyatrik rahatsızlarının daha fazla ortaya çıkabileceğini söyleyebiliriz.

    Hamilelik süresi ve doğum sonrasında annelerle yapılan araştırmalarda ülkemizde doğum sonrası depresyonun (postpartum) yaygın olduğunu görüyoruz. Hamilelik öncesi ve sonrasında, çocuklu bir hayata başlangıç, bireyin yeterlilikleri, korkuları, kaygıları veya eksiklikleri konusunda mutlaka psikolojik destek almalarını öneriyoruz.

  • Ergenle başetmenin yolları- kirpiye sarılmak

    Çocukluk ile yetişkinlik arasındaki denem olan ergenlik çoğunlukla hem anne-babalar hem de çocuklar için oldukça zor bir dönemdir. Ergenlik, çocukların kendi kimliklerini oluşturdukları, kendilerini anne-babalarından ayırdıkları ve aile dışında önemli ilişkiler kurdukları bir dönemdir.

    Ergenlik bir yas sürecidir ve mutlu ergen yoktur. Ergenler çocukluktan ayrılmanın yasını yaşarlar. Hüzün, yas,mutluluk iç içedir. Ergenlik değişim demektir, büyümek demektir, başkalaşım ve dönüşüm demektir. Ergenlik bazılarına göre ‘’ikinci doğum ‘’ demektir. Eğer bu dönemde ergenler yaralanırlarsa, bu yaranın izlerini ömür boyu taşırlar. Doğal olan bu süreci anlayarak ve önemseyerek geçirmenin, ergenin kimlik oluşumunda önemli etkisi olur. Anne- babalar için bir ergeni anlamak ve sevmek kirpiye sarılmaktan farksızdır. Kirpiye sarılırken nasıl yaklaşalım, nasıl davranalım?

    DİNLEYİN

    Tamamen farklı görüşte olsanız bile, çocuğunuzu her zaman dinleyin. Anne ve babasının dinlemeye hazır olduğunu hisseden ergen düşünce, duygu ve problemlerini anlatacaktır. Anne ve baba ergenin ilgi alanı ve hobilerinin neler olduğunu merak edip bu konuda ergeni yargılamadan bilgi almaya çalışmak , onun hobileri ile ilgilendiklerini göstermek ergenle iletişimde yarar sağlayacaktır.

    DAVRANIŞ İLE ÇOCUĞU BİRBİRİNDEN AYIRIN

    Sizi rahatsız eden şey ile onu yapan kişiyi birbirine karıştırmayın. Öfkenizi çocuğunuzun tüm kişi olarak varlığına değil davranışları üzerinde odaklamaya gayret edin.

    ÖNEMSİZ KONULARI GÖRMEZDEN GELİN

    Ergen çocuğunuzun görünümü veya davranışları sizi ne kadar rahatsız ederse etsin, sürekli eleştirmekten kaçının. Daha önemli konularda düşüncelerinizi, neyi ve neden tasvip etmediğinizi belirtin ancak onun da sizden farklı görüşte olma hakkına saygı duyduğunuzu gösterin.

    TAKDİR EDİN

    Ergen çocuğunuzun yaptıklarına ilgi gösterin. Onu gerçekten takdir edebileceğiniz fırsatları da görmeye çalışın.

    UZLAŞMA SAĞLAYIN

    Fikir ayrılıkları çıktığında, her iki tarafın da kabul edebileceği bir uzlaşma zemini bulmaya çalışın.En kötü olasılıkla, uzlaşamadığınız konusunda uzlaşın.

    SÜREKLİ SÖYLENMEYİN VE ÖĞÜT VERMEYİN

    Sürekli nutuk çekip söylenmeyin,’’Ben senin yaşındayken …..’’ ile başlayan akıl vermelerden kaçının. Büyük olasılıkla onun yaşındayken onunla ortak yönünüz düşündüğünüzden çok daha fazlaydı. Sürekli öğüt vermek yerine önerilerde bulunmak daha etkili bir iletişim sağlayacaktır.

    ELEŞTİRİLMEYE HAZIR OLUN

    Eleştirilerin hedefi olmaya, yani yaşadığı tüm sorunların, zorlukların nedeni olduğunuz, büyümesine ve eğlenmesine izin vermediğiniz gibi eleştiriler yöneltmesine hazırlıklı olun.

    ÇOCUĞUNUZDAN VAZGEÇMEYİN

    Bu eleştirilerin çoğu yüreğinize işlemesin.Ve çocuğunuzda vazgeçmeyin.Çocuğunuz ‘’evet’’ diyorsa ‘’hayır’’, ‘’hayır’’ diyorsa ‘’evet’’ demek istiyordur unutmayın.Ona sevgiyle sarılırken kirpiye sarılmak gibi acı çekseniz de vazgeçmeyin.

    RUH DURUMU SÜREKLİ DEĞİŞEBİLİR

    Bu yaşlarda, kısmen hormonal değişikliklerden dolayı, kısmen de bu dönemde çok sık yaşanan kaygılara bir tepki olarak ruh durumunda hızlı ve bazen aşırı değişimler olması son derece normaldir. Bunları anlayışla karşılamaya çalışın.

    MUTLU SON

    Ergenliğin son dönemlerinde ergenlerin çoğu anne-babaları ile birlikteliklerinde daha rahat olurlar. Tüm bu dönem boyunca onlara adil ve tutarlı bir şekilde davrandıysanız, büyüme ve olgunlaşmaları için fırsat ve olanak verdiyseniz aile bağları etkilenmeden çıkacak ve yetişkinliğe adım atacaklardır.

  • Akrabalık testi

    Tanımlama: Akrabalık testleri 2 ya da daha fazla birey arasında herhangi bir biyolojik akrabalık ilişkisinin olup olmadığını anlamak için yapılır. Bu test çocuğun babası olduğu iddia edilen birey DNA Babalık Testini yapmak için müsait olmadığı ya da teste katılım gösteremediği durumlarda yapılır.

    Bu tip durumlarda iddia edilen baba yerine diğer akrabalar arasındaki genetik ilişkiden yola çıkarak sonuca gidilir. İddiayı yorumlamak için iddia edilen babanın analiz için müsait bulunmadığı durumlarda direk akrabalar arasındaki genetik ilişkinin yorumlanması ile sonuç elde edilebilmektedir. Bu tarz testlere Büyük babalık ya da amca/teyze testleri denilmektedir. DNA profil testleri aynı zamanda kardeşler arasındaki genetik profillerin yorumlanmasına izin vermektedir, bu tarz testlere ise DNA kardeşlik testi denilmektedir.

    Kullanılan Yöntemler:

    Kısa Tandem Tekrar Testi (STR test): Farklı cinsiyetten olan ve kardeş bireylerin aynı ebeveynden olup olmadıklarının tanımlanmasında kullanılmaktadır.

    Y Kromozom Testi: Sadece erkek bireyde bulunan kromozomdur. Erkek kardeşler yada akrabalar arasındaki genetik bağ baba soy bu tip test ile yorumlanır.

    X Kromozom Testi: Aynı babadan fakat farklı anneden kardeş olma olasılığı iddia edilen kız kardeşler arasındaki genetik bağı tanımlamak için kullanılır.

    MtDNA Test (mitochondrial DNA): Erkek ya da bayan iki birey arasındaki anne soyun tanımlanması için kullanılır.

  • Babalık-annelik-kardeşlik testi

    BİYOLOJİK YAPIMIZ: Biyolojik yapımıza ait tüm bilgiler DNA dediğimiz yapıda 2 kopya olarak kodlanmıştır. Bu kopyalardan bir tanesi anneden gelirken diğeri babadan gelir. Böylece genetik bilgimizin yarısını annemizden diğer yarısını da babamızdan alırız. Dolayısıyla hem anne hem de babamızla ortak gen bölgelerimiz bulunmaktadır.

    BABALIK TESTİ: çocuk ile baba arasında tamamen ortak olması gereken bölgelerin analizi yapılmaktadır. Eğer çocuk ile babanın analiz edilen gen bölgeleri aynı ise test edilen baba adayı çocuğun gerçek babasıdır. Yapılan babalık testinde tutarsızlık gözlenmişse yani çocuğa babadan geldiği bilinen genetik bilgi, test edilen baba adayınınki ile eşleşmiyorsa, test edilen baba adayı çocuğun gerçek babası değildir.

    ANNELİK TESTİ: Annelik Testi yapılırken anne ve çocuğun ortak olması gereken DNA bölgeleri birbirleri ile karşılaştırılır. Eğer çocuk ile anne analiz edilen gen bölgeleri aynı ise test edilen anne adayı çocuğun gerçek annesidir. Çocuğa anne geldiği bilinen genetik bilgi, test edilen anne adayınınki ile eşleşmiyorsa, test edilen anne baba çocuğun gerçek annesi değildir.

    KARDEŞLİK TESTİ: Kardeş olduklarına şüpheleri olan iki birey arasındaki genetik kardeşlik bağını doğrulanması için önerilir. Bu genetik kardeşlik bağı doğrulaması yarı – kardeşlik tek ortak ebeveynden kardeşlik durumu yada tam-kardeşlik aynı biyolojik ebeveynlerden kardeşlik durumunda yapılabilmektedir. DNA Kardeşlik testi ebeveynlerden örnek toplanmaya gerek kalmadan da sadece kardeş olması olası iki bireyden alınan örneklerler de yapılabilmektedir, fakat sonuçların doğruluğunu daha da sağlam temellere dayandırmak için kardeşlik testi yapıldığı durumlarda ebeveynlerden de örnekler alınabilir

    Örnekler ağız mukozasından pamuklu çubukla alınmaktadır.

    Güvenilirlik: toplam 15 marker ile (ortak gen bölgeleri üzerinde) çalışarak %99,99 oranında doğru sonuç vermektedir.

    Test süresi: yaklaşık 15-20 gün arasında sonuçlar verilmektedir.

    Test sonuçları: Sonuçlar gizlilik prensibi çerçevesinde sadece test yapılan kişilere elden rapor teslimi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Telefonla ya da diğer yollarla asla başka bir kimse ile bilgi paylaşımında bulunulmamaktadır.

  • Baba

    Baba

    Baba namzedi olan veya hâlihazırda babalık sorumluluğu taşıyanların hafızalarında var olan bir cümledir: kendi babasının söylediği “sen beni baba olduğunda anlayacaksın!” cümlesi. Gerçekten de baba olduğumuzda anlıyoruz ki “baba” olmak, farklı bir statü imiş.

    Ergenliğimizde babamızla çatışmalar yaşıyorduk. Baba “otorite figürü” idi ve biz de kural koyucu bu figüre karşı her an isyan havalarında idik. Aramızda adı konulamayan bir mesafe oluyordu velev ki karşımızda dünyanın en sevecen, babacan, ilgili babası olsa bile. Benliğimizin oturması, “ben varım” diyebilmemiz için gereken geçiş sürecinde (ergenlik dönemi) babamızla gizli bir rekabete girmiştik.

    Baba-oğul ilişkisinde durum bu minvalde iken (çatışmalar varken) alternatifimiz olan ve kendimize sığınacak liman gibi gördüğümüz birisi vardı: dedemiz. Bir tarafta sıkıcı, disipline, hesap soran baba-oğul ilişkisi, diğer tarafta karışmayan, verici olan, bazen de şımartan dede-torun ilişkisi. Ne zaman ki babamız ile ilişkide bir kriz çıksa, yanına kaçıp gittiğimiz kişi dedemiz olurdu. Bu iki ilişki arasındaki en önemli fark: alınan sorumluluklardı. Babamız bizi geleceğe ve gerçek hayata hazırlamak, gereken eğitimleri vermek ve en önemlisi de bize rol-model olmak zorunda iken dedemizin bu şekilde sorumlulukları yoktu, ilişki daha çok duygusal düzeyde kalıyor, mantık aranmıyordu.

    Bu birbirine alternatif gibi görülen ilişkiler: bir tarafta sorumluluk alınan ilişki (baba-oğul ilişkisi) diğeri sorumluluk alınmayanı (dede-torun ilişkisi) hayatımızın diğer dönemlerin de karşımıza çıkmaktadır. Dışarıda melek gibi olan erkek (dede-torun gibi), ev halkına karşı zalim ev reisi (baba-oğul gibi) olabilmektedir (daha sonra bu konu detaylı değerlendirilecek). Benzer şekilde evdeki eşine mesafeli ve hesap sorucu olan erkek, evlilik dışı ilişkisindeki kadına karşı oldukça verici ve esnek davranabilmektedir.

  • Evlat Ayrımı

    Evlat Ayrımı

    Evladını diğer evladından ayıran, birine tebessüm şefkat, diğerine sille tokat muamele
    eden anne babalar nasıl bir düşünce içindedir? İnsanın aklı almıyor! Şunu anlarım! Bazı anne babalar çocuklardan birinin fiziksel veya zihinsel yetersizliği vardır ve bu yüzden himayeci ve korumacı bir tutum sergilerler bu anlaşılabilir ve izah edilebilir. öyle de olsa bu dışarıdan bakıldığında evlat ayrımı olarak algılanabilir.

    Bunun dışında kız çocuklarını fazlalık görüp; öteleyen, erkek çocuklarını servet gibi ön tarafa çıkaran,anne babalarda yok değil! Her ne ayrımı olursa olsun; insan cinsiyetinden, renginden ya da herhangi bir durumundan ötürü, farklı uygulamaya tabii tutulmamalıdır! Yıllar sonra durum ne olabilir sizce? Öncelikle birbirini arayıp sormayan kardeşler oluşacağı kesin! İkinci olarak da aşırı anne baba himayesi gören çocuğun kişiliği tam oturmayacağı için evlilikte sorun yaşayacaktır. Aşırı anne babacı tiplerde eşleri tarafından memnuniyetle karşılanmaz!

    Yaşamın içinde bocalayıp sarsılabilirler. Yeterince sevgi ve ilgi görmeyip ayrımcılığa maruz kalan kardeş ise;sevgi vermede almada ve anlamada güçlük yaşayıp bencil ve kıskanç bir yapıda olacaktır. Adil olmalıyız! Alırken de verirken de dağıtırken de…Büyüklerin sözüdür. Az verip aratmayın! Çok verip şımartmayın! Çocuklarınızı ölçülü ve merhametli yetiştirin! Hoşçakalın!

  • İKİNCİ EVLİLİKLER

    İKİNCİ EVLİLİKLER

    Ölüm veya boşanma yoluyla aile kopmuş olabilir. Bu doğal bir yaşam sürecidir. Biz uzmanların uyarısı, bu doğal yaşam sürecinde eski günlerin hesaplaşmasıyla uğraşmak, bir suçlu aramak, bu yoğun üzüntüyü sürdürmek çocukların ruhsal sağlığı bakımından uygun değildir. Hayat devam etmektedir. Bir süre sonra ikinci evlilik fikrini ortaya atmakta yarar vardır. Anne babalar, çocuklarının ikinci evliliğini istemediklerini veya ikinci evlilikten psikolojik olarak olumsuz etkilenecekleri konusunda önyargılıdırlar. Bu önyargıların bir kısmı yanlış inanışlar, bir kısmı da bilgi eksikliğinden ileri gelmektedir. Günümüzde boşanmaların artmasından dolayı üvey evlilikleri sık sık görmekteyiz. Bu durum bize açıkça göstermiştir ki iyi, uyumlu bir evlilik her zaman evlenmeyerek çocuğun sağlığını koruma düşüncesinden daha iyidir. Eğer aynı eşle yeniden bir araya gelme fikri eşler arasında netlik kazanmışsa, yeni evlilik fikri çocuklar açısından hiçbir tehlike yaratmaz. Hatta rahatlatıcı olabilir. Çünkü çocuklar ailelerinin yeniden bir araya gelmelerini istedikleri için bu konuda belirgin bir beklenti içindedirler. Bu beklenti gerçekte anne ve babanın böyle bir fikri yoksa çocuğu hem rahatsız hem de mutsuz edecektir. Yeni evlilik fikri anne babayı barıştırmak için ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım çabasını ortadan kaldıracağı için çocuğu rahatlatacaktır. Her evlilikte sorunlar çıkabilir. İkinci evlilikte de doğal olarak sorunların çıkabileceği baştan kabullenilirse sorun çıktığında kişiler daha rahat olacaklardır.

    Sadece çocukları düşünerek erken evlenmeye çalışmak da istenilen bir durum değildir. Çocuklar üvey anne ve babaları severken veya onlarla olumlu ilişkiler içine girerken zorlanırlar. Bu doğal bir durumdur. Çünkü her çocuk üvey anne, baba ve kardeşleriyle iyi ilişkiye girerse gerçek ebeveynlerine haksızlık yapmış, kendini onlara karşı suç işlemiş olarak kabul eder. İlişkilerin başlangıcında bu vardır. Özellikle üvey ilişkilerde sabır, anlayış, hoşgörü ve zaman tanımak önem kazanmalıdır. Çocuklar kendi ailelerini de sınırlar, zorlarlar, kendilerini sevip sevmediklerini kontrol ederler. Üvey olan ebeveyn bu durumu bildiği halde yine de üzülmekte ve aceleci davranabilmektedir. Uzak ve yakın akrabalar üvey ebeveyne önyargılı davranırlar. Biz uzmanların önerisi; bu zor görevde hem eşin hem de yakın çevrenin olabildiğince önyargılı olmadan üvey ebeveyne destek olması, sabırlı ve hoşgörülü davranmasıdır.

  • ÇOCUKLARININ HAYATLARINI YUTAN EBEVEYNLER

    ÇOCUKLARININ HAYATLARINI YUTAN EBEVEYNLER

    Son zamanlarda gerginim ve mutsuzum. Geceleri uyumakta zorluk çekiyorum, birkaç kadeh bir şeyler içersem biraz gevşiyorum, sonra bir koltukta uyuya kalıyorum. İki kızım da akşamları onlarla ilgilenmediğimi söylüyor. Son zamanlarda annemler yüzünden eşimle çok sık tartışıyoruz. Sanırım artık kendime zarar veriyorum.

    Eskişehir’de İşletme Fakültesi bitirmiş olan , 38 yaşındaki bu danışanımın aile öyküsünü almaya başladığımda; maalesef ki , anne ve babası tarafından yutulduğu ve bireyselleşmesine hiç izin verilmediği gerçeği ile yüzleşmesi gerekecekti:

    Üniversiteyi kazandığımda annem benimle birlikte Eskişehir’e geldi, ev tuttuk ve dört yıl birlikte okuduk. Başlangıçta bu durum hoşuma gitmişti ancak her şeyime müdahale ediyordu.

    Kız arkadaşlarıma hep bir kulp buluyor, beğenmiyordu. Bir gün evlenmek istediğimi söyledim. Anında babam kız arkadaşımın memleketi olan Rize’ ye gitti ve bütün ailesini araştırdı. Maddi durumları pek iyi değildi, annem “ ele güne rezil oluruz, gelinin kimlerden ? ” diye sorarlarsa ne diyeceğim diyerek bütün evlilik sürecimi burnumdan getirdi.

    Sonunda baktılar ki kararlıyım, onlarla birlikte yaşamam şartı ile kabul ettiler. Oturdukları siteden bir ev ve araba aldılar. Babamın iş yerinde çalışmaya başladım. Ancak ne yaparsam yapayım babam bir türlü beğenmiyordu. Tam on sene gecemi gündüzüme kattım, sırf onu mutlu etmek, takdirini kazanmak için çalıştım. Son beş yıldır şirketin karı üçe katlandı, ama babamın gözünde hep başarısız bir çocuk olarak kaldım.

    Çocuklarımız doğdu, bu sefer de anne- babalığımızı beğenmediler. Çocuklarımızın bütün eğitimini üstlendiler. Ne zaman itiraz edecek olsam babamın büyüklüğü karşısında eziliyor, kekeliyor, neredeyse 3 yaşında çocuk gibi korkuyorum. Hep laflarım ağzımda kalıyor.

    Bir keresinde anneme bahsedecek oldum, babama söylemiş, çok aşağılayıcı bir ses tonuyla “ Benim evimde, benim paramla yaşıyorsun, madem beğenmiyorsun her şeyin anahtarını bırak ve git, bir daha da bana baba deme “ diyerek bağırdı.

    Ne zaman benim de büyüdüğümü, bir yetişkin olduğumu kabul edecekler? Beni bir kukla gibi oynatmaktan ne zaman vazgeçecekler?

    “Her şey senin iyiliğin için..” yalanını söyleyen ebeveynler; ;

    • Kendi tatminsizlikleri ve terk edilme korkuları yüzünden , çocuklarının kontrol iplerini hep ellerinde tutmak isterler.
    • Kontrolü elinde tutmak için de “her şey senin iyiliğin için…”yalanını söylerler.
    • Bir yandan mali desteklerini zalim ve yıkıcı bir şekilde kullanırken , bir yandan da kendilerini cömert ve yüce göstermeye çalışırlar.
    • Çocuklarına vazgeçemeyecekleri imkanlar sunarak kendilerine bağımlı hale getirirler.
    • Çocuklarının büyüdüklerini kabul etmez, onlar anne baba olsalar bile yetersizliklerini yüzlerine vururlar
    • Duygusal davranarak, çocuklarında suçluluk duygusu yaratırlar.
    • Genellikle kardeşlerden birisini kurban seçerler ve kardeşleri birbirleri ile kıyaslarlar.
    • Bu durum, sürekli eleştiriye maruz kalan kardeşin, diğer kardeşi kıskanmasına ve ilerde aralarındaki kardeşlik bağlarının zayıflamasına sebep olur
    • Sağlıklı aile yapısında ergenlik döneminin sonunda gerçekleşmesi gereken bu bireyselleşip yetişkin olma süreci, kontrolcü anne babaların çocuklarında bir türlü gerçekleşemez
    • Sonunda ; mutsuz, çaresiz, içe kapanık ve suçlayıcıçocuk yetişkinlerolarak kalırlar.
  • Tuvalet eğitimine başlıyoruz

    Tuvalet Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar:

    18.aydan önce asla tuvalet eğitimine başlamayınız. Sabırlı ve şefkatli davranmazsanız asla olumlu sonuç alamayacağınızı bilmelisiniz.

    Çocuğuna tuvalet alışkanlığı kazandırmak isteyen anne ve babaların, bu eğitim süreci boyunca yapması gereken davranışlardan sizlere bahsetmek isterim.

    Örneğin; anne ve babalar tuvalet eğitimi verdikleri çocuklarına gece yatmadan önce sıvı gıdaları vermemeli ve uykudan önce çocuklarının tuvalet ihtiyacı mutlaka giderilmelidir. Ayrıca gece belirli aralıklarla çocuğu tuvalete kaldırmak gerekmektedir.

    Örnek vermek gerekirse; saat 21:00 ‘da uyumuş bir çocuğu gece bir daha 01:00 veya saat tam 00:00’da kaldırarak tuvaletini yaptırmak gerekmektedir. Bu esnada çocuğunuzun tam anlamıyla uyanık olduğundan emin olmanız gerekmektedir. Çocuğun uykusunun kaçacağını düşünerek uykulu bir halde tuvaletini yaptırmaktan kaçınmalısınız. Tuvalet ihtiyacı olan çocuklar, uykulu olduklarında eğer huzursuzluk yaratıyor ve anne- baba kaldırırken yatakta sağa sola dönme hareketlerinde bulunuyorsa, bu zamanlama çocuğu tuvalete kaldırmak için doğrudur.

    Bunlara Dikkat Edelim :

    -Çocuğunuz hazır olmadığı sürece ona tuvalete alışkanlığı kazandıramazsınız.

    -Çocuğunuzla ilişkileriniz iyi değilse, onu tuvalete alıştırmakta güçlük çekersiniz.

    -Çocuğunuz kaslarını kontrol etmesini öğrenmeden tuvalet eğitimine girişmeyiniz. Tuvalete alışmak, kolay ve basit bir işlem olarak görünse de, çocuk için hiç de öyle olmadığını unutulmamalısınız.

    -Çocuğun, altını ıslatmamaya alıştırma denemelerinden hiç bir sonuç elde edilemeyişi ya da çocuğun oturağa oturmamak için direnişi, bu konuda vaktin henüz erken olduğunu gösterir.

    -Çocuğun cesaretini kaybetmemesi için annenin, kısa bir süre bu işten vazgeçmesi yerinde bir davranış olur.

    Çocuğunuzu teşvik edin :

    Bezi bıraktırmadan önce çocukla alış verişe çıkmak, cinsiyetine göre seveceği renkli ve desenli iç çamaşırları almak çocuğu da işin içine katacağından, onu teşvik edici olacaktır.

    Aynı şekilde bez ilk defa çıkarıldığında ve çamaşırlar ilk kez giyilmeye başlandığında, bu eğlenceli bir tören haline getirilmelidir. Yakın aile bireyleriyle bu olay paylaşılmalı,çocuğun yanında onu özendirecek ve heveslendirecek bir dille anlatılmalıdır.

    Çocuğa artık abi-abla olduğunu söylemek, kirli bezlerle dolaşmaktan kurtulacağını ve aynı anne-babası gibi büyüdüğünü ifade etmek önemlidir. Tuvalet eğitimi sırasında ortamdaki psikolojik şartlar da dikkate alınmalıdır. Bu eğitime başlandığı sırada aileye katılan yeni bir kardeş, anne baba arasındaki sorunlar, ayrılıklar, çevre değişimi, kreşe başlamak gibi faktörler çocukta olumsuz etkilere sebep olacaktır.Unutmayın sabır ve sevginin çözemeyeceği sorun yoktur.

  • Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    BOŞANMA SEBEPLERİ

    Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum, bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa boşanma daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    ekonomik sorunlar

    eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları

    cinsel sorunlar

    iletişim bozukluğu

    eşlerden birinin ihaneti

    aile içi şiddet

    Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik sorunları yaşayan bir çiftin anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmelerini bekleyemeyiz; anne ya da baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte çocuklarına karşı tutarlı, dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekeceklerdir. Bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.

    Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;

    Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.

    BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;

    Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,

    Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,

    Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,

    Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,

    Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,

    Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,

    Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),

    Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.

    Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;

    Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.

    Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.

    Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).

    Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.

    Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.

    Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.

    Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.

    Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.

    Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Bo?anma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.

    Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.

    Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :

    LÜTFEN,

    Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.

    Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;

    Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?

    Anne-babalar için son uyarı :

    Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.

    Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.