Tırnak batması, ayak parmak tırnağının yumuşak dokunun içine doğru batmasıdır. Bu durum genellikle ayak başparmağında oluşur. Tırnak Batması Nedenleri
En sık olarak hatalı ve derinden kesilen ayak tırnakları,
İyi uymayan dar veya sivri burunlu ayakkabılar,
Devamlı darbelere (travma) maruz kalan tırnaklar (sporcular, uçak hostesleri vebütün gün ayakta çalışan kişiler)
Tırnakların mantar enfeksiyonu vs.
Batan tırnağın etrafında şiddetli ağrı, şişme ve kızarıklık görülür ve bazen yaranın iltihaplanması ve yumuşak dokunun tepkisi ile tırnak kenarındaki doku da tırnağın üzerine doğru ilerler ve damarlardan zengin olan bir dokunun (granülasyon dokusu) oluşmasına neden olur. Tırnak batması şiddetli ağrının yanı sıra sosyal hayatı ve hatta günlük basit aktiviteleri de ciddi boyutlarda etkilemektedir. Özellikle kadınlarda ayağın estetik görünümü bozulur ve hastalar istedikleri ayakkabı veya terliği giymelerinde problem yaşayabilirler. Hastalar bu problemi fazla ciddiye almayarak sıklıkla kendileri tedavi etmeye çalışmakta olup pedikürcülere veya ayak sağlığı merkezlerine giderek çözüm aramaktadırlar. Bazenılık kompres, antibiyotik kullanımı, tırnak çekme veya batan kısmın kesilmesi gibi geçici çözümlerle tedavi edilmekte fakat tırnağın yumuşak dokuya batmasındaki temel nedenin düzeltilemediği için bir süre sonra tırnak batması tekrarlamaktadır. Bu hastalar defalarca tırnaklarını çektirmekte fakat tekrar batmalar devam etmektedir. Mevcut Tedavi Yöntemleri Günümüzde uygulanan tedaviler cerrahi müdahalesi, lazer tedavisi, kimyasal maddelerin kullanımı ve elektrikli cihazla “koterizasyon” adlandırılan yakma yöntemlerinden ibarettir. Bu yöntemler bazen oldukça ağrılı, yan etkili, bazen ise yetersiz olup sıklıkla sorunun tekrarlanmasına neden olurlar. PROTEZ/ORTEZ YÖNTEMİ “Plastik parça” yöntemi dünyada ilk kez ülkemizden Dr. Nazari tarafından geliştirilmiş, 2005 yılında “protez/ortez” yöntemi olarak Avrupa Deri ve Zührevi Hastalıkları Akademisine “EADV” başarıyla sunulmuştur. Uygulaması basit ve önümüzdeki yıllarda tırnak batmasının ana tedavisi olacağı tahmin edilen “protez/ortez” yöntemi sırasında, herhangi bir kesik veya cerrahi yapılmamaktadır. Bölge uyuşturulduktan sonra tırnağın batan kısmının altına ince bir plastik tüp (iğne uçlarının kapağı) yerleştirilir.
Uygulaması ortalama 5 dakika süren bu yöntem oldukça pratik olup kanamaya ve hastanın aşırı heyecanına neden olmamaktadır. Plastik tüp bölgede ortalama 10 gün kalır ve bu sürede hasta bir veya iki kez kontrol için doktora başvurur. Tedavi süresi bitince plastik parça kolaylıkla kaldırılır. Bu yöntemle çeşitli ağırlıklarda tırnak batmaları olan ve bazen defalarca tırnak çekmesi ve çeşitli diğer tedavilerden sonuç alamamış 2000’in üzerinde hasta başarıyla tedavi edilmiş 1 yıllık takiplerde bile herhangi bir nüks (tekrarlanma) görülmemiştir. TIRNAK BATMASI TEKRARLAR MI? Tırnak batmasının tekrar edip etmemesi tamamen hastaya bağlıdır. Tedavi sonrası: 1. Tırnak düz kesilmelidir: tırnak köşeleri kesilmemeli ve dışarıdagörülmelidir. 2. Uygun ayakkabı kullanılmalıdır: sivri burunlu veya geniş olmayan ayakkabılar sakıncalıdır; spor ayakkabılar veya ön kısmı düz ve yumuşak olan ayakkabılar tercih edilmelidir; aksi takdirde tırnak batması tekrarlanabilir.
Bahar aylarını yaşadığımız şu günlerde hepimizde tatlı bir telaş görülür. Yaza formda girmek ve kış boyunca aldığımız kiloları geri vermek isteriz. En çok bu aylarda spor yapar ve ter atarız. Spor ve sıcak hava ile birlikte ter atma oranımız artar ve bu kimilerimiz için büyük sorun haline gelebilir. Hatta bazıları yaz kış farkı olmaksızın bu sıkıntıyı sürekli yaşarlar. Mutlaka sizde karşılaşmışsınızdır onlarla. Aşağıdaki yakınmalardan bazıları size veya bir yakınınıza tanıdık gelebilir.
İnsanlarla tokalaşmaktan çekiniyorum, ellerim sürekli terliyor. Çizim yaparken elimin altına peçete koymam gerekiyor.
Ayaklarım sürekli terlediği için bir başkasının yanında ayakkabımı çıkartamıyorum
Gömleğimdeki ter izlerinden dolayı toplantılarda ceketimi çıkartmak istemiyorum.
Yıllardır açık ayakkabı giymek isterim, terden dolayı giyemiyorum.
Eğer siz de bu tip bir sorunla karşılaştıysanız veya bir yakınınızın bu tip yakınmalarına şahit olduysanız Hiperhidroz ile ilgili bilgilenmenizde fayda var demektir.
Hiperhidroz nedir?
Hiperhidroz kelime anlamı olarak aşırı terleme anlamına gelir. Terleme vücudun kendini serinletmesi için kullandığı en önemli yollardan biridir. Hiperhidrozlu insanlar ısı kontrolü için gerekenden çok fazla ter salgılarlar.
İki tip hiperhidroz vardır. Genel hiperhidroz bütün vücudu etkiler ve daha seyrek görülür ve genellikle başka bir hastalıkla ilişkilidir.
En genel tip; bölgesel hiperhidrozdur. Koltukaltı terlemesi, şikayetlerin % 30-40’ını oluşturur. Geri kalan kısımda el ve ayak terlemesi önemli yer tutmaktadır. Daha seyrek olmakla beraber yüz de etkilenebilir.
Hiperhidroz ne sıklıkla görülür?
Her 100 kişiden birinde hiperhidrozun bir şekli görülür. Genellikle ergenlikte ve 20’li yaşlarda başlar.
Bölgesel hiperhidroz neden oluşur?
Sebebi tam olarak bilinmemektedir. Hiperhidrozu olanların üçte bir ila yarıya yakınının akrabalarında aynı sorunu olan bulunmaktadır. Bu da kalıtsal bir neden olduğunu düşündürmektedir.
Vücutta hiperhidroza neden olan nedir?
Bölgesel hiperhidroz bir tür ter bezinin aşırı çalışmasından veya sorunlu olan bölgede fazla miktarda bulunmasından kaynaklanır. Bu ter bezleri vücutta her yerde bulunmakta ancak en sık olarak el, ayak ve koltuk altında bulunmaktadır. Hiperhidrozu olanlar yüksek miktarda ter üretirler. Bu da el, ayak, göğüs veya koltuk altının (vücudun etkilenen yerine bağlı olarak) sürekli olarak ıslak olması demektir. Bu durum kişiyi işte ve sosyal hayatta zor durumda bıraktırabilir ve normal günlük aktivitelerin sürdürülmesini zorlaştırabilir. Hiperhidrozun koku yaptığı doğru değildir; bazıları terin koku yaptığını düşünür, aslında koku terin ciltte uzun süre kalması ile oluşan bir bakteriden kaynaklanır.
Hiperhidroz için ne yapabilirim?
Kendi başınıza alabileceğiniz bazı önlemler: Sizi serin tutacak giysi seçin. Doğal pamuklular serin tutar ancak teri emerler ve ıslak kalırlar. Gün içerisinde giysi değiştirmeye çalışın. Çalışma ortamınızı serin tutun ve iyi havalandırın. Terlemeye yol açan yiyecek ve içecekten uzak durun. Bu herkese göre değişir, sizi etkileyenleri tespit edebilirsiniz. Stres, gerginlik ve endişe herkes için genel bir problemdir. Hiperhidrozu olanların bu durumlarda terleme ile ilgili başka zorlukları da olur. Gün içerisinde stresi nasıl azaltacağınızı düşünebilirsiniz, aktivitelerinizi dikkatli planlayıp ve dinlenmek için zaman ayırabilirsiniz. Ter kokusu kişisel temizliğe verilen önemle giderilebilir; gerçi sürekli terleyen biri için bu kolay olmasa da etkili ve basit bir önlemdir.
Tedavisi var mıdır?
Bölgesel hiperhidroz tedavisinde bazı deodorant ve spreyler kullanılabilir ancak bunlar sadece kısa süreli etki gösterirler, iontoforez denilen bir dermatolojik metod el ve ayaklardaki hiperhidroz için kullanılabilir. Ancak bu metod da haftada en az iki kez uygulanma gereği ve etkinin kalıcı olmaması nedeniyle tedavi başarısı ve hasta uyumu düşüktür. En radikal tedavi terleyen bölgedeki ter bezlerinin cerrahi metotlarla çıkarılmasıdır. Ancak bu metod çoğu hasta için zahmetli ve tercih edilmeyen bir alternatiftir.
Bölgesel aşırı terleme probleminde en başarılı sonuçları aldığımız yeni bir tedavi şekli ve bu tedavide kullandığımız bir ilaç var: BOTOX
Botox nedir ? Nasıl etki eder?
Botox deri altına enjekte edilen bir ilaçtır. Hiperhidroz için önerilir, yıllardır göz, yüz, boyun ve ayakta kullanılmaktadır. Deri altına çok az miktarda (ortalama 100 ünite) enjekte edilen Botox ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici süre bloke ederek ter bezlerinin ter üretimini bölgesel olarak engeller.
Botox yapıldığı bölgedeki duyu hislerini etkilemez sadece ter bezlerini etkiler.
Botox nasıl uygulanır?
Çok ince uçlu iğnelerle terleyen bölgeye sık aralıklarla uygulanır. Terlemenin en yoğun olduğu bölgeyi görmek için renk veren bir solüsyon sürülebilir. Uygulama en fazla yarım saat sürer. Enjeksiyon yapılan bölgede ağrı olmaması için sıklıkla lokal bir anestezik krem kullanılabilir, ya da enjeksiyon bölgesi kısmi olarak uyuşturulabilir. Uygulamadan hemen sonra kişi günlük aktivitesine geri dönebilir.
Ne kadar süre sonra etkili olmaya başlar ve etkisi ne kadar sürer?
Uygulamadan sonraki ilk hafta içerisinde iyileşme gözlenir. Botox’un etkisi genellikle 4 ila 10 ay sürer. Etki geçmeye başladığında ikinci uygulama yapılır.
Botox uygulamalarına devam etmezsem ne olur?
Botox’un etkisi bir süre sonra geçmeye başlar. Eğer devam etmezseniz uygulanan bölgelerde kalıcı bir değişiklik olmaz ve terleme düzeyi yavaş yavaş tedaviye başladığınız seviyeye gelir.
Sıcakların artmasıyla birlikte varis hastalarım beni tek tek aramaya başladılar. Haklılar tabii sıcak havalarda damarlar genişlediği için varisler daha fazla sıkıntı vermeye başlar.
Varis tamamen bir damar sorunudur. Kan dolaşımının duraksaması ile damarların deforme olmasıdır. Belirli bir yaştan sonra, özellikle 65 yaşını geçen insanların %75’ inde görülür. Çoğunlukla ayak bileklerinde, bacaklarda, kalçalarda, vajinada ve anüste oluşur.
Aile büyüklerinde varis varsa, sizin de kalıtımsal olarak yatkın olacağınız bellidir.
§ En başta kalıtım, sonra da uzun sürelerle ayakta sabit durmak veya hareketsizlik varislerin önde gelen nedenleri içinde yer alır.
§ Öte yandan yüksek topuklu ayakkabılar, dar giysiler, fazla miktarda alkol ve fazla baharat tüketimi varisler için uygun zemin hazırlar.
§ Kortizonlu kremlerin uzun süre kullanılması da varislere neden olabilir. Doğum kontrol hapları ve menapoz tedavileri bazen varislere yol açabilirler.
SICAK ve GÜNEŞ!
Mevsim yaz olduğu için, bu günkü konumuz sıcakların kaçınılmaz etkisi! Sıcak ne yazık ki damarları genişletir. Bu nedenle yaz boyunca varisler konusunda daha dikkatli olmak gerekir.
Örneğin;
§ Sıcak su kullanmaktan kaçının. Sıcak su damarların genişlemesine ve sorunların artmasına neden olur.
§ Varisli bacaklara ılık-soğuk su ile şok uygulamak çok yararlıdır. Damarların büzüşmesini ve rahatlamasını sağlar.
§ Sabah ve akşam duşta soğuk suyla varisli bölgeye masaj yapın.
§ Sauna, kaplıca ve SPA merkezlerinden uzak durun.
Hiçbir varisiniz olmasa bile, sıcaklar kılcal damarları genişletir. Bu durum onların çatlamasına neden olur. Bu durumun nedeni genellikle aşırı güneşlenmedir.
Özellikle beyaz tenli insanların yüzünde, örümcek ağını andıran kılcal damar çatlamaları belirgin olarak fark edilir.
VARİSLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK GEREK:
Varis tedavi dilebilen bir sorundur. Ama bu tedaviler yazın yapılmaz. Öte yandan tüm tedavilere rağmen yeniden varis oluşabilir. Bu konuda genetik yatkınlık çok belirleyicidir. Varisleriniz varsa, veya ailenizde varise yatkınlık olduğunu biliyorsanız, size sorunlarınızı hafifletecek birkaç tavsiyede bulunabilirim:
§ Kilonuz fazlaysa, biraz zayıflamaya çalışın. Vücut ağırlığı azaldıkça, varis sorunu hafifler.
§ Uzun süre ayakta kalmayın ve her fırsatta bacaklarınızı yüksekçe bir yere dayayıp bacak kaslarınızı dinlendirin
§ Asla güneşlenmeyin ama bol bol yüzün.
§ Düzenli yürüyüş veya spor yaparak kan dolaşımına yardımcı olmaya çalışın.
§ Dar, sıkı giysiler, yüksek topuklu ayakkabılar giymeyin.
§ Varis çorabı kullanıyorsanız, ölçüsüne dikkat edin. Gereğinden dar veya bol çoraplar sorunlarınızı arttırabilir.
§ Varis çorabını giymeden önce, bacaklarınızı biraz yükseğe kaldırıp iki-üç dakika dinlenin.
§ Her fırsatta ayaklarınızı uzatın, geceleri yatarken ayaklarınızın altına kalın bir yastık koyun.
Varislere yol açan koşulları tekrarlamamak önemlidir. Örneğin kilo almak, ayakta durmak, yüksek topuklu ayakkabılar giymek kan dolaşımını yeniden zorlamaya başlarsa, varisler geri gelebilir.
1-Doktorunuzun önerdiği ilaç veya insülin tedavisi ve diyete aynen uygulamaya çalışın. İlaçlarınızı doktorunuza sormadan değiştirmeyin veya kesmeyiniz. Seker düşmeleri oluyorsa doz ayarlaması için hemen doktorunuza başvurunuz. Herhangi bir sorun hissetmeseniz bile 3 ayda bir doktorunuza kontrole geliniz.
2. Yılda bir defa göz muayenesi olunuz. Göz doktorunuza şeker hastası olduğunuzu söylemeyi unutmayınız.
3. İki yılda bir diş doktoruna giderek muayene olunuz. Özellikle diş etlerindeki iltihap seker hastaları için çok önemlidir.
4. Her yıl Eylül ayında grip aşısı olunuz.
5. Ayaklarınızı her gün ılık sabunlu suyla yıkayınız ve arkasından kurulayınız.
6. Cildinizde kuruma olabilir. O nedenle cildinizi nemlendirici kremlerle nemlendiriniz. Ayak parmak aralarına krem sürmeyiniz.
7. Çoraplar pamuktan olmalı ve bacağınızı sıkmamalı, iz bırakmamalıdır.
8. Ayaklarda nasir varsa mutlaka cildiye uzmanına giderek tedavi ettiriniz.
9. Yazın mutlaka çorap giyiniz. Çıplak ayakla dolaşmayınız.
10. Ayakkabınız rahat olmalı, dar veya bol olmamalıdır.
11. Ayak tırnaklarınızı düz olarak kesiniz.
12. Sigara içmeyiniz. Şeker hastalarında sigara içilmesiyle kalp ve bacak damarlarında çok hızlı tıkanma, kalp krizi ve ayak kangrenine neden olabilir.
13. Her gün aspirin alınız. Aspirin 100 – 300mg olabilir. Bu dozdan fazla almayınız. Ülser, gastrit, karaciğer hastalığı, kanama riski varsa aspirin almayınız. En iyisi doktorunuzla bu konuyu konuşunuz.
14. Tansiyonunuzu takip ediniz. Tansiyonunuz 130/80mmHg’den fazla olmamalıdır. Yüksek ise doktorunuza başvurunuz.
15. Stresten uzak durmaya çalışın. Stres, üzüntü, sıkıntı kan şekerini yükseltir.
16. Vitamin olarak antioksidan vitamin alınız.
17. Şeker ölçüm cihazı alarak kendi şekerinizi ölçmeyi öğreniniz ve takip ediniz.
18. Her gün veya haftada en az 3 kez 20-30 dakika yürüyüş yapınız.
19. Üç ayda bir doktorunuza kontrole giderek açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, kan sayımı; 6 ayda bir kolesterol testleri ve mikroalbuminüri, yılda bir kalp EKG’si ve batın ultrasonu ve TSH ölçümü yaptırınız.
Tendinit veya bursit, genellikle omuz, dirsek, bilek, kalça, diz ve ayak bileğini tutar. Genellikle aniden oluşur ve şiddetli ağrıya neden olabilir. Tendinit, genellikle tekrarlayan (aşırı ve hor) kötü kullanım sonucunda gelişir. Özellikle erken tedavi edildiğinde, çoğunlukla kısa sürede iyileşir; bazı kişilerde tekrarlayabilir veya (uzun süreli) kronik hal alabilir.
Kısa Notlar:
Tendinit ve bursit, kaslar ve kemikler çevresindeki yumuşak doku iltihabı (mikropsuz) veya dejenerasyonudur.
Acil tedavi: Dinlenme, buz uygulama, sarma (kompresyon) ve yüksekte tutmadan oluşur.
Ağrıların hızlı kötüleşmesi, kızarıklık ve şişme veya aniden eklemi hareket ettirememe; tehlike işaretleridir.
Tendinit nedir?
Resimdeki yeşil alan dizdeki ‘anserin bursa’ olarak adlandırılan bölgesidir; iltihaplanmasına bursit denir. Tendonlar (beyaz), kasların (kırmızı) incelerek bağ halini alması ve kemik üzerine tutundukları alandaki iltihabıdır (mikropsuz). Bu tutunma alanları, tendinit geliştiğinde ağrılı ve dokunmakla hassas olur.
Bursit nedir?
Bursit, bursa iltihabıdır (genellikle mikropsuz). Bursa, hareketli yapılar (kemik, kas, tendon veya deri) arasında bir yastık görevi gören, küçük kese şeklindeki dokudur. Kas ya da tendon tarafından bir kenara çekilen kemiğin üzerine binen yükü dağıtır. Bursa iltihaplandığında, çok ağrılıdır, hatta istirahat sırasında da ağrıya neden olur.
Tendinit ve bursitin nedeni nedir?
Tendinit, ani şiddetli yaralanmayla oluşabilir. En sık tendonun tekrarlanan, küçük yaralanmalarıyla oluşur. Örneğin:
Bir klavye kullanırken uzun süreli yazma, saatler süren tavan boyama, doğrama ve kesme gibi uğraşların sonunda, tendinit veya bursitle sonuçlanabilir.
Sıkı kenetleme-(makas, pense gibi) el aletleri kullanırken ya da uzun süreli sürüş sırasında.
Tenis oynarken tek el “backhand” oynamak; tenisçi dirseğine neden olur.
Uygunsuz koşu ayakkabıları giymek veya spor öncesinde uygun eğitim almamak.
Gut, psödogut, kan veya böbrek hastalığı olan kişilerde genellikle bu hastalığın bir parçası olarak bursit gelişir. Yaşlılar tendinit ve bursite daha yatkındır.
Nadiren bazı ilaçlar tendinit ve tendon kopmasına (spontan yırtılma) neden olabilir. Bunlar florokinolon antibiyotikler ve statinler (kolesterol düşürücü ilaçlar)’dir.
Tendinit ve bursit nasıl teşhis edilir?
Bu sorunların nedenini belirlemek için, öncelikle tıbbi geçmişiniz (anamnez) ve dikkatli bir fizik muayene yapılır. Tendon veya tendon kılıfı boyunca belirli bir noktadaki hassasiyet, tendiniti gösterir. Tendonun bağlı olduğu kasın bir dirence karşı hareketinde ağrı oluşur.
Çoğu hastada erken dönmede, röntgen, manyetik rezonans görüntüleme veya ultrason taramaları gibi görüntüleme testleri gerekmez. Görüntüleme ve kan testleri, yalnızca sorun tedaviye rağmen devam ederse enfeksiyonu veya altta yatan bir hastalığı (romatoid artrit, gut gibi) incelemeye yönelik yapılabilir. Bursit enfeksiyon sonucunda gelişmişse; bursadan iltihabın direne edilmesi gerekir.
Tendinit ve bursit nasıl tedavi edilir?
Tedavi nedene bağlıdır. Neden aşırı kullanma veya yaralanma ise, bunu azaltmaya yönelik önlemler alınabilir. Uygun ergonomi ile güvenle çalışabilirsiniz. Bazı hastalarda eklemin korunması ve tutulan bölgenin desteklenmesi gerekebilir. Tedavi amaçlı, ultrasonik dalgalar bazı hastalarda faydalı olabilir. Ancak genel tedavi prensibi aşağıdaki gibidir.
-İstirahat: En azından kısa bir süre için, etkilenen eklem istirahate alınmalıdır. Sorun kalça, bacak veya ayakta ise, kısa bir süre için ağırlık binmesi engellenmelidir.
-Buz: Buz iltihabı ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Gün iki kez 10-15 dakika boyunca ağrılı alanı buz uygulanabilir.
-İlaç: Ağrı devam ederse, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ), genellikle aspirin, ibuprofen veya naproksen gibi ilaçlar gerekebilir. NSAİİ, topikal (cilde uygulanan) formları mevcuttur ve ağrı ve inflamasyonu azaltabilir. Asetaminofen da ağrı hafifletmeye yardımcı olabilir.
-Kortikosteroid enjeksiyonları, bazı tendinitlerde kısa süreli yarar sağlayabilir. Bir enfeksiyon varsa, uygun bir antibiyotik kullanmak ve iğne ile boşaltılmak gerekir.
-Destekler: Ekleme binen basıncı azaltmak için baston veya uygun ortezler kullanılabilir.
-Fizik tedavi: Bazı tendon problemleri, standart tedaviye rağmen iyileşmeyebilir. Tendinit birkaç haftadan fazla sürerse, bir fizyoterapiste başvurmanız gerekebilir. Fizyoterapist size güçlendirme ve germe egzersizleri verebilir. Eğer tendinit veya bursit eklem hareketini uzun süre kısıtladıysa; eklemin hareket açıklığı da eskisi gibi olmayabilir. Örneğin, omuzda “donuk omuz” gelişmesine bağlı eskisi gibi kolunuzu yukarı-aşağı, öne-arkaya uzatamayabilirsiniz; erken tedavi ile bu sorunu önlenebilir.
-Cerrahi: Tedaviden birkaç ay sonra hala sorun devam ediyorsa, cerrahi düşünebilirsiniz. Tendon veya bursada, enfeksiyon veya yapışıklıkları olan bazı hastalarda, kortizon enjeksiyonu veya ameliyat gerekebilir.
Tendinite bağlı tendon kopması ciddi bir sorundur. En fazla bacağın aşağısında alt baldır bölgesindeki, Aşil tendonunda yırtılma olur; ameliyat gerektiren durumdur.
Önleme:
Tendinit veya bursit gelişmesini önlemeye yönelik tüm eklemleri için geçerli ipuçları:
-Yoğun egzersiz öncesinde ısınma ve germe egzersizi yapılmalı.
-Yavaş başlayıp, giderek egzersizin derecesi artırılmalı.
-Egzersiz ve sporu, sadece hafta sonları değil, günlük yapmaya özen gösterin.
-Uygun postür ve vücut mekaniğini öğrenin ve koruyun.
-Size ve yaptığınız spora uygun, spor malzemesi kullanın.
-Çok uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçının. Dinlenme molaları veya her 20-40 dakikada bir pozisyonunuzu değiştirin.
-Ağrı oluştuğunda aktiviteyi durdurun, yapmak için kendinizi zorlamayın.
-“Bu beni öldürse bile bu işi bitireceğim!” Gibi kompulsif davranışlardan kaçının.
-Sandalyeden uyluk kaslarınızla kalkın, omuzlar veya elinizle iterek değil.
-Alttan değil, yanlardan itin.
-Ağır bir nesneyi taşırken, yükü göz hizanızda tutun ve her iki elinizi kullanın.
Dirsek ve el bileği:
-Güç gerektiren kavrama ve sıkma hareketlerinde zorlanıyorsanız; yardımcı araç-kavanoz açacağı, araç direksiyon simidi yastığı gibi yardımcıları kullanın.
-Yataktan kalkarken, karın kaslarınızı kullanın.
-Bir elinizde veya vücudunuzun bir tarafında ağır bir şey taşımayın. Her iki kola dengeleyerek ve yükü azaltarak taşıyın.
Ağırlık binen egzersizler tercih edilmelidir (Dans, aerobik hareketler, yürüme, koşma, ip atlama, merdiven çıkma, tenis) . Ancak kas güçlendirici ve germe egzersizler ile de desteklenmelidir. Yoga ve pilates güclendirme, denge ve esneklik açisindan en fazla tercih edilen egzersizlerdir. Haftada 3-4 veya daha fazla 30 dakika ağırlık binen egzersiz, haftada 2 veya 3 gün germe egzersizi, denge, postur egzersizleri hergün veya gerektikçe yapılmalıdır. Kas güçlendirme ve germe egzersizleri ile, ekleme binene yük azalacak, hareket ve dengeniz rahatlayacaktır. Bu aynı zamanda düşme riskiniz de azaltacaktır. Bu egzersizler fizyoterapist ile çalışilarak da size uygun egzersizleri bulabilirsiniz.
Düşmeyi önlemek için:
– Dısarda düşmeyi önlemek için:
– Alçak topuklu ayakkabılar ve kışın düz ayak tabanını destekleyen ayakkabılar giyin
– Merdivenlerden çıkarken el tutunma yerlerinden-trabzandan tutarak çıkın
– Kaldırım kaygan ise çim veya sert zeminde yürüyün
– Kışın yanınızda kaya tuzu taşıyın ve bunu evinizin kaldırımlarına dökün
– Akşamları aydınlık alanlardan yürüyün
– Sırt çantası kullanın elleriniz açıkta kalsın
– Kalçanıza yastıkçıkları kullanın
– Yürüteç veya baston kullanın
– Bazı özel servis hizmetleri edinin Özellikle kötü hava şartlarında 24 saat açık eczane, market vs telefonla sipariş verebilirsiniz.
Ev içi güvenlik:
– En çok kullandığınız eşyalara kolay ulaşilabilir yerlere yerleştirin
– Yardımcı eşyalar ile yaralanmayı azaltın. Örneğin uzun kollu bir aletle bazi esyalari eğilmeden alabilirsiniz.
– Yalnız yaşıyorsanız kişisel acil aramalar için üzerinizde devamlı telefon veya çağrı cihazı bulundurun
– Merdiven mutlaka kullanacaksanız, basamakları geniş ve yanında sağlam trabzanı olanı tercih edin.
– Gevşek tel veya kordon bırakmayın,
– Tüm halı veya kilim gibi yer döşemelerini mümkünse kaldırmak veya açık serbest uçları olmayacak şekilde duvarla bitişik (duvardan duvara döşemeli) olmalı
– Yerlerı cilalamayın
– Mobilyaların yerini değiştirmeyin
– Banyoda duş, küvet veya tuvalet kenarlarına tutunma barları yaptırın
– Duşa kaydırmayan kauçuk paspas
– Ayakta durmakta zorlanıyorsanız, banyonuzu kaymayan destekli sağlam bir sandalye üzerinde yapın
– Mutfaktada kaymaz paspas ve halı tecih edin.
– Bir şey döküldüğunde hemen temizleyin
– Uygun ev ayakkabısı kullanın (terlik yerine)
– Alkol aldığınızda refleksleriniz zayıflar ve dengeniz bozulur,
– Acele hareket etmekle dengeniz yine bozulur,
– Eviniz aydınlık olsun ve lambalarınızı kolay ulaşılabilir açma –kapama düğmesi olsun ve gece kullandığınız lambanız olsun.
Diyabet, birtakım sorun ve sorumlulukları beraberinde getiren ve yaşam boyu süren bir hastalıktır.Diyabetik ayak, diyabetin en ciddi ve en ağır komplikasyonlarından biridir.Diyabetli kişilerin yaklaşık %50’si tüm yaşamları boyunca diyabetik ayak gelişme riski altındadır. Bu nedenle hem tıbbi, hem sosyal, hem de ekonomik açıdan diyabette yaşanan ayak sorunları oldukça önemlidir.
Kan şekeriniz eğer çok yüksek ve düzensiz seyrediyorsa ayaklarınızda problemler yaşamaya başlarsınız.Bunun nedeni damarlarda oluşan kan dolaşımı bozukluğudur. Bu dolaşım bozukluğu sonucunda damarlarda tahribat başlar.Yeterli kan ulaşamayan organlarda işlev bozuklukları meydana gelir.
Aynı zamanda kan şekeri yüksek izlediğinde ayaklardaki sinirlerde hasar oluşur. Sinirler hasara uğradığı zaman ayak ve parmak uçlarında his kaybı meydana gelebilir. Bu nedenle; basınç, ağrı, kesik,yanık ve yaralanmalar hissedilmeyebilir. Kesik, yanık ve yara sonraları ayak ülserleri ortaya çıkar.Ayrıca, bazı mikroplar (bakteri ve mantarlar) şekerli ortamda daha kolay çoğalırlar. Bakteri ve mantar enfeksiyonu deri bütünlüğünü bozar ve yine yara oluşumuna yol açar. Bu yaralar çok çabuk iltihaplanarak ciddi sorunlara neden olurlar. Tedavisiz bırakıldığında, gangren ve hatta hasar görmüş bölgenin kesilmesi dahi mümkün olabilir.
Sinir hasarı ile ayak kaslarıda güçsüzleşir. Bu da deride, yumuşak dokuda, kemik ve eklemlerde hasarlar meydana gelmesine neden olur. Bu hasarlar başladığında koşu, futbol, step vs.gibi ayağınıza daha fazla zarar verebilecek aktivitelerden kaçınmak gerekir.
Aynı zamanda kan şekeri yüksek izlediğinde ayaklardaki sinirlerde hasar oluşur. Sinirler hasara uğradığı zaman ayak ve parmak uçlarında his kaybı meydana gelebilir. Bu nedenle; basınç, ağrı, kesik,yanık ve yaralanmalar hissedilmeyebilir. Kesik, yanık ve yara sonraları ayak ülserleri ortaya çıkar.Ayrıca, bazı mikroplar (bakteri ve mantarlar) şekerli ortamda daha kolay çoğalırlar. Bakteri ve mantar enfeksiyonu deri bütünlüğünü bozar ve yine yara oluşumuna yol açar. Bu yaralar çok çabuk iltihaplanarak ciddi sorunlara neden olurlar. Tedavisiz bırakıldığında, gangren ve hatta hasar görmüş bölgenin kesilmesi dahi mümkün olabilir.
Sinir hasarı ile ayak kaslarıda güçsüzleşir. Bu da deride, yumuşak dokuda, kemik ve eklemlerde hasarlar meydana gelmesine neden olur. Bu hasarlar başladığında koşu, futbol, step vs.gibi ayağınıza daha fazla zarar verebilecek aktivitelerden kaçınmak gerekir.
AYAKLA İLGİLİ KOMPLİKASYONLARI
• Mantar enfeksiyonu • Nasır • İltihaplı şişme • Ayakta şekil bozuklukları • Derin veya yüzeyel ayak yaraları • Kemik enfeksiyonu (Osteomyelit) • Gangren
DİYABETİN AYAKLA İLGİLİ KOMPLİKASYONLARI
• Mantar enfeksiyonu • Nasır • İltihaplı şişme • Ayakta şekil bozuklukları • Derin veya yüzeyel ayak yaraları • Kemik enfeksiyonu (Osteomyelit) • Gangren
DİYABETİK AYAK RİSK FAKTÖRLERİ
• Kötü kan şekeri kontrolü • Sigara içmek • Ayağa uymayan ayakkabı giymek • Çıplak ayakla evde,bahçe veya deniz kenarında dolaşmak • Daha önceki ayak yaraları • Dolaşım bozukluğu • Sinirlerin hasarı
EĞER AŞAĞIDA BELİRTİLEN BULGULARI KENDİNİZDE GÖZLEMLİYORSANIZ MUTLAKA DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ
• Ayak ve tırnakta mantar enfeksiyonu. • Tırnak batması. • Nasır oluşumu • Deride çatlakların oluşumu • Ciltteki yaralar ve kesiler • İçe doğru büyüyen tırnaklar • Ayaktaki renk değişiklikleri (morarma , solukluk) • Bölgesel ısı artışı • Ağrı ve his kaybı • Ayak yada ayak bileğinde şişlik • Ayak şekli ve görünümündek değişiklikler
Muayene Sıklığı
DOKTOR TARAFINDAN HANGİ SIKLIKTA AYAK MUAYENE EDİLMELİDİR?
• Tip 1 diyabette tanı konulduktan 3 yıl sonra ve daha sonra her yıl • Tip 2 diyabette tanı konulduğu zaman ve daha sonra her yıl • Herhangi bir şikayet olduğunda mutlaka muayeneye gelinmelidir.
DOKTOR AYAK MUAYENESİNDE NELERE BAKAR?
• Dolaşım bozukluğu • Sinir hasarı • Deri değişiklikleri • Şekil değişiklikleri • Yaralar • Tırnaklar
AYAK BAKIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
• Sigarayı bırakınız. • Evde, plajda çıplak ayakla yere basmayınız, ayağınıza mutlaka terlik giyiniz. • Ayaklarınızı her gün tahriş etmeyen bir sabunla ılık suda (37 dereceyi geçmeyecek) yıkayınız.Yıkama sonrası özellikle parmak aralarınızı yumuşak bir havlu ile iyice kurulayınız. Bu kurulama özellikle parmak aralarında çıkan mantar enfeksiyonunu önleyecektir. • Kuruma ve çatlamalara karşı ayaklarınıza nemlendirici krem sürebilirsiniz. Fakat kremi kesinlikle parmak aralarına sürmeyiniz.
• Çoraplarınızı her gün değiştiriniz. Ayağı sıkmayan pamuklu çorapları tercih ediniz • Lastikli kısımlarının özellikle sıkmamasına dikkat ediniz.Tamir edilmiş yada dikilmiş çorapları giymeyiniz. Bunlar deri zedelenmelerine, tahrişe neden olabilirler. • Ayaklarınızdaki nasır ve sertleşmiş deri kısımları için asla kesici alet kullanmayınız. • Ayak tırnaklarınızı banyodan sonra yumuşak iken kesiniz, çok kısa kesmeyiniz ve köşeleri derin almayınız. Tırnak törpüsü ile daha sonra törpüleyiniz. • Ayaklarınızı herhangi bir ısıtıcıda (soba, kalorifer, elektrikli ıstıcı vs.) yada sıcak su torbası kullanarak ısıtmayınız. Bu şekildeki ısıtmalarda farkında olmadan ayaklarınızda ciddi yanıklar oluşabilir. • Ayaklarınızı soğuk hisettiğinizde çoraplarınızı giyiniz. • Banyoya girmeden önce mutlaka suyun ısısını aileden birine kontrol ettiriniz. Isısını ölçmeden banyoya adım atmayınız. Çünkü, ayak sinirlerindeki hasar nedeniyle suyun ısısını hissedemeyebilirsiniz. • Ayaklarınızı her gün (gece yatmadan önce olabilir) kontrol ediniz.Göremediğiniz kısımlara ayna yardımıyla bakabilirsiniz.Bu şekilde ayaklarınızda oluşan kesik, çizik gibi yaralanmaları, şişmeleri, cildin kuruluğunu, kızarıklık ve su toplanmalarını erken fark edip önlemini alabilirsiniz . • Tırnakların etrafındaki ölü dokuları ve kabarcıkları asla kesmeyiniz. • Ayağınızdaki sertlikler, nasırlar, tırnak sorunları için piyasada satılan kozmetik ürünleri doktorunuza danışmadan kullanmayınız. • Dolaşım bozukluğuna neden olacağından,bağdaş kurarak veya bacak bacak üst üste atarak oturmayınız. • Her gün ayaklarınızın alt ,üst, topuk ve parmak kısımlarına dokunarak his kontrolü yapınız. • Düzenli ve iyi bir ayak bakımı alışkanlığı kazanınız.
Ayakkabı Seçimi
DİYABETLİ KİŞİNİN AYAKKABI KULLANIMI VE AYAKKABI SEÇİMİ
Diyabetli kişinin ayakkabı kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve ayakkabı seçimi şu şekilde olmalıdır: • Ayağınızı sıkmayan, ayağa iyi oturan, rahat ve yumuşak ayakkabılar giyiniz. Gerekirse ayağınıza özel ayakkabılar yaptırınız. • Ayakkabılarınızı çorapsız giymeyiniz.Ter emici,gerektiğinde sıcak gerektiğinde serin tutan ,dikişsiz,dar olmayan esnek çorapları tercih ediniz. • Ucu açık terlik ve parmak arası sandalet kullanmayınız.(Cam, çivi, taş vb şeyler ayağınıza batabilir) • Ayakta kabarcık ve sürtünme oluşturabilecek alanlar açısından,ayakkabınızı giymeden önce,mutlaka içini silkeleyerek kontrol ediniz.(taş vs açısından) • Ayakkabınızın içini haftada bir kez ıslak sabunlu bezle siliniz. • İç tabanlık eskimiş ise değiştiriniz. (6 ayda bir değiştirilebilir) • Dış yüzeyinin korunması için ayakkabınızı sık sık boyatınız. • Sandaletler, yüksek topuklu ve sivri burunlu ayakkabılar giymeyiniz. Bu tür ayakkabılar ayaklarınızın aşırı basınç altında kalmasına neden olur ve bu bölgelerde derinin ezilmesine yol açar. • Ayaklarınız sabahki büyüklüğünü gün boyu koruyamazlar, şişerler. Bu nedenle ayakkabı almaya öğleden sonra gidiniz.Yeni ayakkabı aldığınızda gün içerisinde en fazla 1-2 saat süreli giymeye çalışarak, ayaklarınızın ayakkabıya alışmasını sağlayınız. • Basınç alanlarını rahatlatmak için mümkünse gün içerisinde ayakkabılar değiştirilmelidir. • Egzersiz yapacağınız zaman, koşu ve yürüyüş ayakkabıları giyiniz. • Ayaklarınızda şekil değişikliği veya yara varsa ,buna uygun ısmarlama ayakkabı yaptırmayı düşünebilirsiniz.
AYAKLARDA YAŞANAN SORUNLARA YÖNELİK TEDAVİ NASIL OLUR?
Ayakta oluşan yara ve enfeksiyonun çeşidi, derinliği ve büyüklüğüne uygun tedavi yaklaşımları vardır. Uzmanlar tarafından (Endokrinolog, Dermatolog, Plastik cerrah,Kalp ve Damar cerrah, Ortopedist, Enfeksiyon hastalıkları uzmanı) sorununuza yönelik gerekli tedavi planı düzenlenir.
İlk ve en önemli tedavi, sıkı kan glukoz kontrolünün devamlılığının sağlanmasıdır. Bu devamlılığın sağlanması için, öncelikle diyet programının yeniden düzenlenmesi ve diyabete yönelik almış olduğunuz tedavinin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.
Bu nedenle doktor kontrollerinize düzenli olarak gidiniz.Ayak sağlığınızı önemseyerek gerekli bakımlarınızı ihmal etmeyiniz.
Sağlıklı bir yaşam sürdürmeniz dileğiyle….
DİKKAT…!
• Kesinlikle sigara içmeyin.Sigara kullanımı damar ve sinir sistemine oldukça fazla zarar verir. • Diyabetle yaşamda; Diyet,egzersiz ve doktorunuzun size önermiş olduğu tedaviyi uygulayabilmenizin yanı sıra, kendinizi takip ederek bakımlarınızı yapmanız, yaşamınızı sağlıklı sürdürebilmeniz için büyük önem taşır. • Erkek ve kadın diyabetik hastaların yaklaşık %5 ‘in de parmak veya ayak kesilir.Bu kötü sonuç, iyi bir kan şekeri kontrolü ve günlük ayak bakımı ile çoğu kez önlenebilmektedir. • Ayağınızda sorun gözlemlediğinizde ilk iş olarak doktorunuza başvurunuz.
Yarın sabah belki içimizden birinin bebeği adımlamaya başlayacak ve mutlulukla başlayacağız güne…Onun heyecanı, O ilk adımı umut olacak, heyecanla ;yürüdüklerini görmenin coşkusu ile “ilk adım ayakkabısı” denilen ayakkabıyı hemen almaya koşacağız.
Acele etmeyin….Durun…Eskiden çocuklarımızın ayak sağlığı ile ilgili sorunları olmasın düztaban olurlar, içe basarlar diye hemen koşup ortopedik ilkadım ayakkabısı almaya giderdik…
Bebekler yürümeye başladıktan sonra 2 yaşına kadar ev ortamında ayakkabısısız yalın ayak sadece çorap veya sıkı olmayan bir patikle yürüyebilir. Ve çoğu zaman ortopedik bir ayakkabıya ihtiyaç duymazlar. .
Bununla birlikte eğer arzu ediyorsanız ayak sağlığı açısından problem oluşturmayacak, sağlıklı malzemeden, uygun numaralı, ayak kasları ve eklemlerinin gelişimine engel olmayacak bir ayakkabı kullanabilirler.
Sevgili anneler; eğer çocuğunuzun ayak gelişimi açısından endişeleriniz varsa, parmak ucunda yürüyorsa, içe basıyorsa, düz taban olduğunu düşünüyorsanız( çoğu çocukta 3 yaşına kadar görülebilir) çocuğunuzun ayak gelişiminin normal ilerleyip ilerlemediğini, ayağındaki sorunun tedavi gerektirip gerektirmediğini öğrenmek için çocuk ve daha sonra da onun yönlendirmesi ile bir ortopedi uzmanına danışarak öğrenebilirsiniz.Çocukların ayakları belli bir yaşa kadar gelişmeye devam eder.
Ayak gelişiminin doğal olması ve dış etkenlerle bozulmaması çok önemlidir. Bu nedenle bebek ve çocuklara çok sert ayakkabılar giydirilmemelidir. Çocuklarda ergenlik yaşlarına gelen kadar, ayağın şeklini alabilen, doğal malzemelerden üretilen, esnek ayakkabılar tercih edilmelidir.
Bebeklerin ve çocukların ayakları gelişme döneminde olduklarından çok hassastır. Sert ayakkabılar, çocuğun ayak tabanındaki kavisin, yani çukurun düzgün oluşmasını, ayak adalelerinin sağlıklı gelişmesini ve yürüme – denge refleksinin doğal gelişimini engelleyebilir.
Çocuklar için DOĞRU AYAKKABI NUMARASI hangisidir?
Gelişme dönemindeyken çocukların ayakları hızlı büyür. Bu dönemde alınacak ayakkabının, ayakları sıkmamasına dikkat edilmelidir. Esneyebilen ayakkabılar daha doğru seçimdir. Yarım numara büyük ayakkabılar alınabilir, ancak ayakkabının ayağa fazla büyük gelmemesi de önemli noktalardan biridir.
Çocukların OKUL AYAKKABILARI NASIL OLMALI?
Okula gidip gelirken normal okul ayakkabısı, beden eğitimi dersleri için de spor ayakkabılar uygun olacaktır. Ancak bu ayakkabıların esneklik, rahatlık, iyi havalanma, yere iyi basma, terletmeme ve kaymama gibi genel özelliklere sahip olması, ilk dikkat edilmesi gerekenler arasındadır. Bu dönemde çocuğunuzun ayakları çok kısa süreler içinde büyüyecektir. Büyük ihtimalle alacağınız ayakkabı eskimeden, çocuğunuzun ayağına ufak gelmeye başlayacaktır. Aileler bu durumu göz önünde bulundurarak genelde çocuklarına göre 1 ya da 2 numara büyük ayakkabılar alırlar. Bu yanlış bir tercihtir. Çünkü bu dönemde çocuklar hareketli olduklarından ayakkabının içinde oluşan boşluk ayakkabı vurmasına, burkulmalara ve yaralara neden olabilir.
Çocuklarda EN SIK GÖRÜLEN AYAK SORUNLARI nelerdir?
Çocukların ayaklarında gelişen bozuklukların erken tanısı son derece önemlidir. Bu ayak sorunlarını iki farklı kategoriye ayırabiliriz. Çocukların yüzde 60, 70, bazı çalışmalara göre 80’inde hafif düztabanlık ve hafif içe basma problemi gözleniyor. Bebeklerin çok büyük kısmında 3 yaşına kadar düztabanlık görülebilir. Çocuğun ayağını basarken düz, otururken veya parmak uçlarındayken normal ayak içi girintisinin görülmesi durumunda esnek düztabanlıktan bahsedebiliriz.
Esnek düztabanlık, zaman içinde tedaviye ihtiyaç duymadan düzelir. Ancak bu durumun ergenlik dönemine kadar devam etmesi durumunda ayak tabanında ağrı oluşmaya başlar. Bu durumda doktora gidilmesinde yarar vardır. Kalıcı sorunlar oluşmaması için…Çocukların ayaklarında görülen bazı sorunlar zamanla düzelebiliyor. Ancak bazı sorunlar da kalıcı problemlere neden olabiliyor. Çocuğunuzun ayak gelişiminin normal ilerleyip ilerlemediğini, ayağındaki sorunun tedavi gerektirip gerektirmediğini, bir uzmana danışarak öğrenebilirsiniz.
Tırnak batması toplumda %20 sıklıkla görülen ve yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır ve genellşkle tırnak katlantısının tırnağın iki yanındaki yumuşak doku içerisine dönmesi sonucu ayak başparmağında ağrı, kızarıklık, hassasiyet ve ilerleyen dönemlerde akıntı ve granülasyon dokusu gelişerek seyreden bir sorundur. Sıklıkla ayak başparmağı tırnaklarında tek taraflı veya iki taraflı olarak görülür. Yani, tırnak kenarlardaki deri katlantılarına batarak inflamasyona ve ödeme neden olur. Tırnak çevresinde şişme, kızarıklık, sıcaklık artışı ve ağrı meydana gelir. Bazı hastalarda enfeksiyona bağlı kötü kokulu akıntı gelişebilir. Zamanla kenar dokularda ödem artarak tırnak üzerini tamamen kaplar ve tırnağın daha fazla batmasına yol açar. Bu olayın üzerine enfeksiyon gelişirse şikayetler gittikçe dayanılmaz bir hal alır.
Tırnak batması nedenleri nelerdir?
Tırnak yatağının dar ve tırnağın buna göre büyük olması
Ucu dar ayakkabı giyimi
Genetik olarak tırnakların ince ve düz olması
Aşırı kilo alma
Ayak tırnaklarının kısa, yuvarlak ya da “V” şekilde dar kesilmesi (yanlış kesilmesi)
Ayak başparmağında tırnağın önündeki dokunun, tırnağın büyümesine engel olacak şekilde fazla olması da tırnak batmasına neden olmaktadır. Özellikle kilo artışlarında bu daha sık görülmektedir.
Vitamin eksikliği: Özellikle A vitamin eksikliği.
**Tırnak batmasına yatkın bir ayakta bu etkenlerle tırnak kenarında oluşan basınç tırnağın cilde zarar vermesine yol açar. Sonrasında bakteri ve mantar enfeksiyonlarının eklenmesi ve granülasyon dokusunun oluşmasıyla tipik tırnak batması görüntüsü tamamlanır. Granülasyon dokusu epitelle çevrilir. Böylece apse drenajı engellenir. Doku gittikçe şişer ve dış etkilere karşı daha kolay yaralanabilir hale gelir. Bu kısır döngü böyle devam eder
Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.
1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.
2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.
Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol, yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır.
Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.
3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı şansı %30 dur.
Bel Fıtığı ameliyatında riskler
Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.
Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin yapılmasıdır.
Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.
Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.
Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama gösterebilir.
Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;
1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)
2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)
3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)
4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)
5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)
6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)
7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)
8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)