Etiket: Aya

  • Siğiller

    Siğil (Verruka) grubu hastalıklar Human Papilloma Virus’lara (HPV) bağlı olarak gelişen selim, deri enfeksiyonlarıdır. Klasik tip siğiller HPV 1,2,4,7,27 ve 57 tipleri ile oluşur. Özellikle okul çağındaki çocuklar ve gençlerde sık görülür. İnsandan insana derideki çatlak ve yaralardan direkt siğil teması ile geçer. Aile içinde ve okulda bulaşma tipik olup, ortak banyo ve havuzlardan da bulaşır.Virüsün bulaştığı yüzey ve eşyalarla temas yoluyla yayılabilir.Yalınayak yapılan aktivitelerle ayaklarda gelişebilir.Hayvanlardan insana geçebilir. Kasaplarda , balıkçılarda, mezbaha işçilerinin ellerinde basit siğillerin görülme sıklığı daha yüksektir. 6 aya kadar uzayabilen kuluçka süresi vardır. Sıklıkla el sırtında, parmaklar ve tırnak çevresinde yerleşmekle birlikte deri ve mukozaların herhangi bir yerinde yerleşebilir.

    Siğillerin görünümleri nasıldır? Klinik görünüm HPV tipine, siğilin yerleştiği bölgeye ve kişinin bağışıklık durumuna göre değişir. Basit siğiller özellikle el parmakları, dirsek, dizler gibi travmaya maruz kalan alanlarda, deri renginde, üzeri pürtüklü deri kabartıları şeklindedir. Tırnaklarını ısıranlarda tırnak kenarı ve dudaklarda görülebilir. Ayak tabanı gibi basınca maruz kalan bölgelerde deriden kabarık olmayan, küçük siyah noktacıklar şeklinde görülebilir. Düz siğiller en sık yüz, boyun, el sırtı, bilek ve dizlerde yerleşir. Erkeklerde sakal bölgesinde ince saplı siğiller oluşabilir. Tıraş ile travma edildikçe yüzde yayılma gösterir. Anogenital bölgedeki siğiller, yassı, deriden hafif kabarık, bazen karnabahar görünümünde kitleler şeklinde olabilir.

    Sık sorulan bir soru ; siğiller kansere yol açar mı?

    Bazı HPV ‘lerin neden olduğu siğiller, ki bunlar anogenital siğillerdir, başta rahim ağzı olmak üzere, peniz ve anal kanserlere neden olabilmektedir. Bu nedenle anogenital siğili olan erkeklerin eşleri de ayrıntılı genital muayene edilmelidir. Hem tedavileri yapılmalı hemde koruyuculuk açısından aşılama yapılmalıdır.

    Siğillerin tanısı nasıl konur?

    Tanı genellikle klinik görünümle net olarak konabilir. Şüpheli olgularda deri biyopsisi alınarak tanı desteklenir. PCR ve DNA probu ile gelişmiş moleküler tekniklerle neden olan virus tipi belirlenir.

    Siğiller hangi hastalıklarla birlikte sık görülür?

    Çocukluk ve genç erişkinlik döneminde bulaşma ile siğiller oluşabilir. Bunun yanında yaygın, tedaviye dirençli siğiller; Hodgkin hastalığı, AIDS, böbrek transplantasyonu, bağışıklık sistemi bozulmuş ve immunsupresif tedavi alan hastalarda ve atopik ekzamalılarda daha sık görülmektedir.

    Siğiller nasıl tedavi edilir?

    Siğillerde uygulanacak tedavi hastanın yaşı, siğilin yerleşim yeri, yaygınlığı, süresi ve hastanın bağışıklık durumuna göre seçilir. İlk ve erken tedavi siğilin yayılmasını ve tekrar etmesini engeller. Siğiller üzerine çeşitli kimyasal ajanları içeren, krem, pomad, jel ve solüsyon formunda topikal tedaviler uygulanabilir. İyileşmeyen basit siğil ve anogenital siğillerde sıvı azot gazı ile kriyoterapi tedavisi ilk seçenek tedavilerdendir. 1-3 hafta arayla birkaç seans uygulanır. Gövde yerleşimli siğillerde radyofrekans elektrokoterizasyon daha sık tercih edilir. Son zamanlarda özellikle anogenital siğil ve dirençli ayak tabanı siğillerinin tedavisinde ve nüksü önlemek için immunomodulatör ilaçlar topikal olarak kullanılmaktadır. Lazer ile siğillerin tedavisi genelde düz siğillerde el ayak yerleşiminde tercih edilebilir. Tedaviler sırasında bağışıklık sistemini uyaran çinko’nun kullanılmasının tedavi başarısını arttırdığı söylenmektedir.

    Siğiller tedavisi olan, ama zaman gerektiren bir hastalıktır. Birçok hastalık gibi , hastalığın bulaşmasını önleme, öncelikle yapılması gereken bir yöntemdir. Siğili olan kişiler kaşıma ve travma ile başka bir bölgeye yayabilir. Topluma açık yerlerde kaplıca ve havuzlarda yalınayak dolaşılmaması önemli bir önlemdir. Aile içinde siğili olan varsa, terlik ve havlu kullanımına dikkat edilmelidir. Anogenital siğiller cinsel temas ile bulaşacağından mutlak kondom kullanılmalı, partnerlerin her ikisi de muayene edilmelidir. Hayvanlarla teması olan meslek gruplarında eldiven kullanımı son derece önemlidir. Kuaför ve berberler kullandıkları malzemelerde steriliteye dikkat etmeli, gerekirse kişiye özel ekipmanlar temin edilmelidir.

    Bugün sizlerle hayatımızın bir döneminde bizi meşgul etmiş, sık görülen bir hastalık olan siğillerden bahsettim. Bir başka deri hastalığında aydınlanmak üzere sağlıcakla kalın lütfen…

  • Bebeğinizin birinci yılı: güzel beklentiler

    Gülümseme

    İki ay boyunca uykusuz kaldınız. Onu her saat sakinleştirmeye çalıştınız. Tabii bu arada bol bol da gözyaşı gördünüz. Bu arada belki arada parlayan bir gülümseme gördünüz ama bunun nedeni gaz da olabilirdi. Şimdi asıl ödülü alma zamanı. Yaklaşık 2 aylık olduğunda, bebeğiniz size gülümseyecek! Bebeğinizin dayanılmaz gülümsemesi için genellikle sesinizi duyması veya yüzünüzü görmesi yetecek.

    Kahkaha
    Bebeğinizin sık sık ağlayan sesi sizi köşeye sıkıştırdıysa, direnmeye devam edin. Bebeğiniz 4. ayını tamamladığında, belki de duyup duyabileceğiniz en tatlı sesi, yani bebeğinizin kahkahasını beklemeye başlayabilirsiniz. Bunun en iyi tarafı da, bebeğinizin ne kadar kolay kahkaha attığını görmektir. Gülünç suratlar, gıdıklama ve ce-ee’ler kıkır kıkır kahkahalar atmasına yetecektir.

    Deliksiz Uyku
    Diğer hiçbir ilk ana benzemeyen deliksiz uyku, yeni ebeveynler için bir mucize haline gelir. Yeni doğan bir bebeğin tüm gece uyumasını beklemek gerçekçilikten ve sağlıklı düzenden uzaksa da, ebeveynler yakın zamanda rahata kavuşacaklarını unutmamalıdır. 4-6 ay sonrasında, çoğu bebek tüm geceyi deliksiz bir uykuyla geçirebilir.

    Dik Oturma
    Her zaman karnınızın üzerinde uzanmanız gerektiğini düşünün. Dünya nasıl da farklı görünürdü! 5 veya 6 ay sonrasında, çoğu bebek destekle dik oturabilir. Destek için, ya ellerini önlerine koyar ya da yastıklara veya mobilyalara yaslanırlar. Bebekler, genellikle 7-9 ay civarında desteksiz oturabilmeye başlar.

    Emekleme 9 aya gelindiğinde, çoğu bebek hem ellerini hem de ayaklarını kullanarak emeklemeye başlar. Bazı bebeklerse hiç emeklemeden sürünmeyi veya kıvrıla kıvrıla ilerlemeyi tercih eder. Emekleme çok önemli bir gelişme değildir ve kaymayı veya sürünmeyi tercih eden bebekler de genellikle diğer gelişmelere zamanında erişir.

    El Sallama

    ‘Bay bay’ anlamında el sallama sadece şirin bir hareket değildir – aslında, bir dil ifadesidir. 9 aya varıldığında, çoğu bebek sesler, jestler ve anlamlar arasında bağlantı kurmaya başlar. El sallamanın ‘bay bay’ ifadesiyle bağlantılı olduğunu anlar.
    Elle Yemek Yeme
    Kaşıkla besleme ihtişamını kaybetmeye başladıysa, bebekler kendi başlarına yemek yemeye hazırdır. 9-12 ay arasında, bebekler ellerini ve parmaklarını kontrol edebilmeye başlar. Bu da, parçalı yiyecekler gibi küçük nesneleri kavramalarını kolaylaştırır. Ne yazık ki, bu yaşın üstündeki bebekler tatları ve dokunuşları keşfetmeye bayıldığından, ağızlarına atmak isteyecekleri tek şey yiyecek olmayacaktır. Bu yüzden, çevre güvenliği bu yaşta dikkate alınması gereken önemli bir noktadır.

    Ayakta Durma
    12 aya varıldığında, çoğu bebek kısa süre de olsa desteksiz ayakta durabilir. Ayrıca, mobilyalara veya başka nesnelere dayanarak küçük adımlar da atarlar – buna “sıralama” adı verilir. Bağımsız bir şekilde yürümeyi öğrendikleri andan önceki haftalarda veya aylarda, bebekler sıralayarak, kendilerini asıl yürüme aktivitesine hazırlar.

    Adım Atma
    İlk adımı, ilklerin kralı olarak görebilirsiniz. Bebeğinizin kendi başına attığı ilk adım kadar beklenen (veya kaydedilmeye çalışılan) başka bir an yoktur. Ancak, her bebek bir yaşına vardığında yürümeye başlamaz. Normal yürüme yaşı 9 ila 17 aydır ve çoğu bebek, ilk adımlarını yaklaşık 13. ayda atar.
    İlk Kelime
    “Anne! “Baba!” Bebeğinizin adınızı söylediğini duymak kadar güzel bir şey yoktur. Bu da bir yaş civarında gerçekleşir. Bu zamana kadar, çoğu bebek en az bir gerçek kelime söyler ve başkalarını taklit etmeye çalışır. Ufaklığınızın düşüncelerini nihayet öğreneceğiniz an yakındır.