Etiket: Ateş

  • Ateş öcü değildir!

    Çoğumuzun hafızasında kulağımıza biryerden çalınan korkulu ‘ateş’ hikayeleri vardır. Herşeyden önce ”ateş” vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır. Vücudun mikropları öldürmeye çalıştığının bir göstergesidir. Çocuk acillerin kapısından telaşla içeri giren anne babaların korkulu rüyasıdır. Ateş, hastalığın bir teşhisi değil bir bulgusudur. Ateşin öcü olmadığını anlamak, bilgi sahibi olmak ve ateş halinde neler yapabileceğimizi bilmek anne baba olarak en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Öncelikler telaş yapmayın. Hasta olan çocuğunuzun mimiklerinizi takip ettiğini unutmayın. Bu noktada sizi en iyi yönlendirecek şey çocuğunuzun genel durumudur.Genel durumu iyi olan ,neşesi bozulmayan çocuğunuzu sakince değerlendirmeye devam edin.Öncelikle kıyafetlerini inceltin. Arada (çok sık olmayarak) ateşini ürkütmeden yavaş hareketlerle ölçün.Unutmayın çok sık ateş ölçmek hem çocukta huzursuzluk yaratır hem de sizin çocuğunuzun durumunu yanlış değerlendirmenize neden olur. Çocuğunuzu değerlendirirken diğer semptomları daha sonra doktorunuzla paylaşmak için not edin(burnu akıyor, vücudunda kızarıklıklar çıktı, gözlerinde çapaklanma gördüm,kakası cıvıklaştış, ateş şu saatte şöyleydi.. vb.)

    Ateşin dirençli olup olmaması (destek tedaviye cevap verip vermemesi) ve eşlik eden semptomlar önemlidir. Ancak, ateşin derecesi ve yüksek kalma süresi antibiyotik ihtiyacı olan bakteriyel infeksiyonlar ve antibiyotik ihtiyacı olmayan viral hastalıklar arasında ayırıcı değildir. Yani çocuğun ateşi çok yükseldiğinde antibiyotik kullanılması gerektiği anlamına gelmez!! Çocuklarda, gerçek vücut ısısına en yakın vücut ısısını makattan ölçeriz. Ancak yenidoğanlarda ve dört yaşından büyük çocuklarda önerilmez.Uygulamadaki zorluklar ve başkasına kullanıldığında infeksiyon bulaştırma gibi kısıtlamaları mevcuttur. Makat içinde 2-3 dakika tutularak ölçülen ateşin 38 derece üzerinde olması ateş kabul edilir. Bu değer kulaktan ölçümler için 37.8’dir ve kulaktan ölçüm daha sık kullanılır. Yenidoğanlarda koltuk altından ölçmek daha uygun olacaktır. Bebeklerin ateşlerini banyodan hemen sonra ölçmemek gerekir.En azından 20 dakika beklenmelidir. Aksi
    taktirde yanlış bir şekilde yüksek değerler elde edebilirsiniz. Alından ölçen termometrelerin kullanması diğer ölçüm yöntemlerine göre daha kolaydır. Belki de en sık yapılan hata, alından ateş ölçen infrared termometrelerin vücudun başka noktalarında kullanılmasıdır.Bu durum hem sizin aklınızı karıştırır hem de yanlış ölçümler yapmanıza neden olur.Ayrıca cihazın ölçüm yapan yüzünün temiz olduğundan emin
    olmalısınız. Bebeğinizin ateşini koltuk altından ölçecekseniz,koltuk altı bölgesinin kuru olmasına, termometrenin uç kısmının koltuk altının derin kısmına değmesine ve bip sesini duyana kadar termometreyi geri çekmediğinize emin olun.

    Ateş düşürmede temel olan büyük çocukların kendilerini rahat hissettiği küçük çocukların rahatladıkları düzeye kadar düşürmektir.Yani sayısal sabit bir değer belirlemek gerekmez. Yüksek derecelerde ateş düşürücü ilaç kullanılabilir Düşük derecelerde ise kıyafetlerini inceltmek ya da çıkartmak, ortam ısısını ayarlamak, bol su vermek ve olabildiğince yeterli kalori almasını sağlayacak şekilde besleyerek destek tedavi verilmesi uygundur.6 aydan büyük anne sütü alan bebekler hastalık dönemlerinde ek gıdaları kabul etmek istemeyebilirler. Bu durumda sık sık emzirin. Ateş düşürmede sirke, alkol, soğuk su kullanmayın.Çok soğuk suyun altına sokmanın aksi etki yapabileceğini unutmayın. En sık kullanılan ateş düşürücüler parasetamol ve ibuprofendir. İçerisinde düşük dozda ateş düşürücü bulunan grip-soğuk algınlığı ilaçlarını ateş düşürücü olarak kullanmak doğru olmaz.Kullanılan ateş düşürücüleri verilmesi gereken saat aralıklarına ve dozuna uymadan kullanmak doğru değildir. Geri dönüşümü zor sorunlara neden olabilir. Ateş düşürücülerin dozunu mutlaka doktorunuzdan iyice
    öğrenin.Yapılan çalışmalarda, parasetamol ve ibuprofenin ardışık olarak kullanımının ateşi düşürmede tek başına parasetamol veya tek başına ibuprofen kullanılmasına üstünlüğünün olmadığı gösterilmiştir.

    Kendinize güvenin, doğru bilgiler edinin,Unutmayın, bebeğinize bu dünyada en iyi bakabilecek kişi sizsiniz.

  • Akdeniz ailevi ateşi

    Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF)

    Ailesel Akdeniz Ateşi (İngilizce: Familial Mediterranean Fever, FMF) tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı, eklem ve deri tutulumuyla karakterize ataklarla seyreden sıklıkla Ermeni, Yahudi, Türk, ve Orta Doğu Arap toplumlarında görülen otozomal çekinik genetik bir hastalıktır. Hastalık Türkiye gibi yüksek riskli toplumlarda 1000 de 1-3 görülmekte ve otozomal çekinik kalıtıldığından özellikle akraba evliliği yapanlarda yüksek sıklıkta görülmektedir.

    16. kromozom üzerinde yer alan AAA genine ‘MEFV’ geni denmektedir ve bu gen pyrin (pürin) adı verilen bir proteini kodlar. Pürin adlı bu protein, beyaz kan hücrelerimizden olan ve vücut savunmasında rol oynayan nötrofillerin baskılanmasını sağlamaktadır. AAA genindeki bir bozukluk bu proteinin sentezini bozmakta, inflamasyondaki baskılayıcı görevini yapmasını engellemekte dolayısıyla spesifik olmayan faktörlerin FMF atağını başlatmasına yol açmaktadır. Ülkemizde en sık görülen MEFV Gen mutasyonu M694V gen mutasyonudur. Bu mutanta sahip hastalar incelendiğinde başlangıç yaşının 5’den küçük, atakların daha ağır geçtiği, amiloidozun sık görüldüğü bir klinik saptanmıştır.

    FMF genellikle 5-15 yaşları arasında görülür. Ateş hastalığın en önemli ve en sık görülen bulgusudur ve ateşe en sık karın ağrısı eşlik eder. Karın ağrısının sebebi peritonit yani karın boşluğunun iç duvarının ve iç organları örten periton denen yapının inflamasyonudur. Bu tablo en sık apandisitle karıştırılmakta ve gereksiz cerrahi girişimlere sebep olmaktadır. Olguların yaklaşık %50-70’inde eklem tutulumu görülür. Çocuklarda daha sıklıkta görülüp genellikle asimetrik ve genelde büyük eklem (diz.ayak bileği,kalça,omuz) tutulumu vardır. Tutulan eklem çok hassas olup fonksiyon kaybı vardır ve 2-3 hafta veya haftalar sürebilir. Ataktan sonra eklem bulguları sona erer.

    Karın ağrısı ile birlikte veya sadece %20-40 hastada plöretik ağrı denilen akciğer zarının inflamasyonuna bağlı göğüs ağrısı görülebilir. %25-35 hastada ise en sık ayak bileği ve sırtında görülen kızarık 5-20 cm çapında deri döküntüleri görülebilir.

    Ataklar ortalama 15-60 günde bir tekrarlayıp 1-3 gün içerisinde kendiliğinden geriler. Atak sırasında vücutta enfeksiyon varlığında artan akut faz reaktanları artar ama bu hastalığa spesifik olmayıp vücudun başka herhangi bir yerinde gelişmiş olan enfeksiyondan dolayı da artmış olabilir.

    Tanı 2 majör yada 1 majör 2 minör kriter eşliğinde konur.

    Majör kriterler:

    · Tekrarlayan ateşli karın, göğüs,eklem ağrısı atakları

    · Başka bir neden olmaksızın AA tipi amiloidoz gelişmesi

    · Kolşisin tedavisine iyi cevap vermesi

    Minör kriterler:

    · 1 . derece yakın akrabalarında FMF tanısı olması

    · Deri lezyonları

    · Tekrarlayan ateş atakları

    Tanı koymada zorluk olduğunda gen analizleri de yapılabilir ancak %5-15 hastada gen mutasyonu gösterilemez.

    Hastalığın en önemli komplikasyonu amiloidozdur. Türkiyede amiloidoz sıktır ve tedavisiz % 40 hastada görülür. Amiloidoz böbrek fonksiyonlarını bozar ve nefrotik sendrom ve ardından kronik böbrek yetmezliği gelişir. Tedavisiz % 30 olguda da kısırlık gelişebilir.

  • Febril konvülziyonlar (ateşli havale)

    Febril Nöbetler (FK);

    “1 ay-5 yaş arasında görülen menenjit ve ensefalit gibi santral sinir sistemi (SSS) enfeksiyonu yada akut elektrolit bozukluğu, intoksikasyon gibi tanımlanmış bir neden olmaksızın ve öncesinde geçirilmiş ateşsiz konvülziyon öyküsü olmadan ateşle birlikte ortaya çıkan nöbetlerdir.” (ILAE sınıflaması).

    Çocukluk çağının en sık görülen nöbet tipidir.

    En erken 1. ayda görülür. Çocukların %50’sinde ilk 2 yılda başlar, 6 ay ile 5 yaş arasında en sık görülür ve pik yaptığı dönem 18 aydır. 7 yaş üzerinde nadirdir.

    Ateş sıklıkla 38.5 dereceninüzerindedir.

    Febril nöbet geçiren çocuklarda ateşin yükselmesine yol açan en sık nedenler;

    Üst solunum yolu enfeksiyonları,

    Kulak iltihabı,

    Tonsillit,

    Döküntülü hastalıklar (En sık 6. hastalık)

    İdrar yolu enfeksiyonudur.

    İshallerle birlikte FK görülme sıklığının düşük olduğu bulunmuştur.

    Febril nöbetlerde ateş %80 viral nedenlere bağlıdır.

    Neden Febril Nöbet geçirilir?

    Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlığın önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Ailede FK öyküsü olması ilk ve tekrarlayan FK için kesin risk faktörüdür. Kardeşler ve anne-babada FK öyküsü olduğunda risk 2 kat artmaktadır.

    FK’lu çocukların annelerinde ateşsiz nöbet ve epilepsi görülme oranı, normal popülasyondan daha fazladır.

    Diğer ileri sürülen nedenler; sitokinler, nörotransmitter adı verilen maddeler, ısı düzenlemesindeki bozukluklar, sinir sistemi olgunlaşmasında gecikme, çinko ve demir eksikliğidir.

    Klinik bulgular nelerdir?

    Sıklıkla kısa süreli, tüm vücutta kasılma ve gevşeme (jeneralize tonik-klonik), hastanın pelte gibi olduğu (atonik),nadiren vücudun belli bölgelerinde kasılmalar ile giden (Parsiyel) nöbetler şeklinde ortaya çıkar. Çoğunlukla birkaç dakikada keniliğinden durur. Nadiren belli bir bölgeden başlayarak tüm vücuda yayılabilir. Başlangıçda ağlama, bilinç kaybı ve kaslarda sertleşme, solunum duraklaması görülebilir. Daha sonra yüz ve ekstremitelerde tekrarlayan sıçramalar görülebilir.

    Nöbet özelliklerine göre basit ve komplike olmak üzere 2 tipe ayrılır.

    Febril Konvülziyonda tanı nasıl konulur?

    Febril nöbetlerde tanı öykü ve muayene ile konur. Ateşin özellikleri, derecesi, eşlik eden diğer belirtiler, ayrıntılı nöbet öyküsü nörolojik gelişim ve ailede ateşli veya ateşsiz nöbet, epilepsi öyküsü önemlidir.

    Elektroensefalografi (EEG): FK’lu çocuklarda sıklıkla EEG çekilmektedir. Ancak tanı değeri sınırlıdır ve FK’ya özgü EEG bulgusu yoktur. Rutin olarak yapılması önerilmemektedir. Basit FK’da %60 normaldir. Komplike FK’da ise öncesinde nöromotor gelişim bozukluğu ve ailede FK öyküsü olanlarda nadiren EEG anormalliği saptanabilir.

    EEG dalgaları ateş ve viral enfeksiyonlarda etkilidir. Bu nedenle Febril nöbet geçiren hastalarda EEG nöbetten 7-10 gün sonra çekilmelidir. Basit FK’da bilgisayarlı beyin tomogrofisi (BBT) ve Manyetik Rezonans (MRG) gereksizdir. Ancak kafa içi basıncı artması, fokal nörolojik bulgular varsa, komplike FK’da nörolojik bulgu varsa ve febril status epileptikus sözkonusu ise BBT veya MRG yapılabilir.

  • Ateş ve ateşli havale

    Normalin üstündeki vücut ısısı olarak tanımlayabileceğimiz ateş, anne babaları korkutsa da aslında çocuk için zararlı değil hatta yararlıdır. Çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Ateş, vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşmasını, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar.

    Kaç Dereceye Ateş Demeliyiz?

    Bu, ateşin ölçüldüğü yere göre değişir. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir.

    Ateş Ne Kadar Yükselirse Tehlikeli Olur?

    Ateşli bir çocuğu değerlendirirken, ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu yol gösterici olmalıdır. Ateşin ne kadar yüksek olduğu, hastalığın ağırlığının bir göstergesi değildir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni olan basit viral enfeksiyonlar, 39-40 derece ateşe neden olabilir. Tam tersine, bazı ciddi hastalıklar da çok yüksek ateşe yol açmayabilir. Ancak 0-3 ay arası bebeklerde, normalin üstünde ölçülen bir vücut ısısı- değer kaç olursa olsun- hemen doktora ulaşmayı gerektirir. Daha büyük çocuklarda, çocuğun genel durumuna dikkat etmek gerekir. Eğer çocuk uyanık, aktifse, oynuyorsa, yiyip içebiliyorsa, uykusu iyiyse, solunumu normalse çok korkmaya gerek yoktur.

    Ancak eğer; uyku hali, huzursuzluk, solunum zorluğu varsa, yeme içmeyi reddediyorsa, şiddetli başağrısı varsa, ateşi düşse de genel durumu düzelmiyorsa veya ateş 24- 48 saatten uzun sürerse yine doktora ulaşmak gerekir.

    Çoğu anne babanın ateşle birlikte aklına gelen havale geçirme olasılığı ise, ancak bazı ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülmektedir.

    Ateşin Nedenleri Nelerdir?

    Virüs veya bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar: Soğuk algınlığı, grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir. Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler arkadan gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedeni olarak saptanabilir.

    Aşılar: Bazı aşılardan sonra ateş görülebilir, aşıyı yaparken doktorunuz sizi uyaracaktır.

    Fazla kalın giydirme: Küçük bebekler, özellikle yenidoğanlar sıcak ortamlarda fazla giyimli olurlarsa, vücut ısılarını dengeleyemediklerinden ateşleri çıkacaktır.

    Romatizmal hastalıklar, bağışıklık sistemi hastalıkları,lösemi, lenfoma gibi hastalıklar ise uzun süren ateşlerde araştırılması gereken nedenlerdir.

    Ateşli Çocuğa Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

    Öncelikle, ateşin düşmanımız değil dostumuz olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Ateşin yükselmesiyle, vücut enfeksiyon etkeniyle daha iyi savaşabilmektedir. O halde, ateşli çocukta hemen ateşi düşürmeye çalışmak gereksizdir. Eğer bir enfeksiyon söz konusuysa, ateşi düşürmek enfeksiyonu daha çabuk iyileştirmeyecek, nedeni ortadan kaldırmayacaktır. Ancak çocuk ateşli dönemde kendini kötü hissediyorsa, halsizse ateş düşürücü ilaçların yardımıyla kendini daha iyi hissedecektir.

    Ateşli çocuğun, normalden fazla sıvı almasına, susuz kalmamasına dikkat etmek gerekir.

    Eğer ateş çok yüksek değilse ve çocuk kendini kötü hissetmiyorsa, ilaç vermeden önce üzeri soyulup ılık bir duş aldırılabilir. Bulunduğu oda serin tutulmalı, giysileri mümkün olduğunca ince ve pamuklu olmalıdır.

    Ateşli Havale Nedir?

    Ateşli havale, 6 ay- 5 yaş arası ateşe hassas çocuklarda, ateşin ani yükselmesiyle görülen bir havale ( nöbet ) türüdür. Görülme sıklığı yaklaşık yüzde 3 ‘tür. Ateşli havaleye ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Ateşli havale geçiren çocukların anne, baba veya yakınlarında çocuklukta ateşli havale geçirme öyküsü saptanabilir.

    Ateşli Havalede Ne Görülür?

    Çocuk aniden bilincini kaybeder, vücudu, kol ve bacakları kilitlenir. Ardından kasılmalar başlar, gözleri kayabilir.Altını ıslatabilir. Rengi solar. Genelde birkaç saniyeden 1-2 dakikaya dek sürer ve kendiliğinden geçer. Kasılmaların ardından çocuk derin bir uykuya dalmış gibi görünür.

    Ateşli Havale Sırasında Ne Yapmak Gerekir?

    Çocuğunun havale geçirdiğine tanık olmak, anne babalar için korkunç bir deneyimdir. Özellikle ilk defa böyle bir olay yaşanıyorsa, soğukkanlılığını korumak, paniğe kapılmamak pek kolay değildir. Ancak elden geldiğince sakin olmak, çocuğun da yararına olacaktır. Nöbet sırasında boğulma, tıkanmayı önlemek için çocuğun başı yana çevrilir. Ağzını açmaya çalışmak doğru değildir. Üzerinde sıkı giysiler varsa, açılıp gevşetilmesi uygun olur. Nöbet sonrası, ateşi düşürmek için ilaç verilebilir. İlk ateşli havale mutlaka doktor tarafından değerlendirilmeli, ateşe neden olan etken saptanıp buna uygun tedavi başlanmalıdır. Tekrarlayan ateşli havaleler geçiren çocuklarda, aileye nöbet sırasında makattan verilecek, nöbeti durduracak bir ilaç önerilebilir.

    Ateşli Havalenin Tehlikesi Nedir?

    Korkutucu görünümüne rağmen, ateşli havale geçirmek çocuklarda kalıcı bir hasara, nörolojik bir bozukluğa neden olmaz. Bir kez ateşli havale geçiren çocuk, ateşli olduğu dönemlerde tekrar havale geçirebilir. Yaşı büyüdükçe bu risk azalacak, 5-6 yaştan sonra ateşli havale görülmeyecektir.

  • Tekrar eden ateş

    SIK ATEŞLENEN ÇOCUKLARDA (PFAPA) DÜŞÜNÜLMELİDİR

    Periyodik ateş(ateş tekrarı), aftöz stomatit(ağızda yara olması), farenjit(bademcik iltihabı-boğazı kızarık denmesi) ve servikal adenit (çene altı ve boyunda beze ) Semptomları ile tanınan bu sendroma dikkat edilmelidir.

    PFAPA sendromu, çoğunlukla 5 yaşından küçük çocuklarda görülmektedir. Sendrom erkeklerde genellikle kızlardan daha sık görülmektedir. PFAPA sendromunun en önemli bulgusu 21-28 gün arası olmak üzere düzenli aralıklarla tekrarlayan ve genellikle 40.0-40.6C’ye yükselen ateştir.Ateş ortalama 4 gün sürmekte ve kendiliğinden gerilemektedir.

    Hastaların ateşinin antibiyotik ve ateş düşürücülere yanıt vermemesi dikkat çekicidir.

    Tonsillerde-bademciklerde genellikle kızarıklık-beyazlık görülebilir. Hastaların atakları sırasında alınan boğaz kültürü normal olarak saptanır,mikrop üremez. PFAPA sendromuna özgü bir laboratuvar bulgusu bulunmamaktadır. Ataklar sırasında lökositoz ve eritrosit sedimantasyon hızında artış görülmektedir. Atak aralarında ise klinik ve laboratuvar bulguları tamamen normale dönmektedir.

    PFAPA sendromunun nedeni bilinmemekle birlikte viral ve otoimmün mekanizmalar üzerinde durulmaktadır.Yineleyen ateş atakları olan bir çocukla karşılaşan hekimlerin bu hastalıklara özgü bazı ipuçlarından yararlanarak tanı koymaları mümkündür.(PFAPA) sendromu ender hastalıklardan biridir . Bu sendromun hastalığa özgü laboratuvar bulgusunun olmayışı hastalığın tanısını güçleştirmektedir.

    PFAPA sendromu ender görülse de, sendromu oluşturan ateş, aftöz stomatit, farenjit ve servikal lenfadenit gibi bulguların çocuklarda sık rastlanan muayene bulguları olması nedeniyle atlanabilir. Hekim bademcikler iltihaplı diyebilir çünkü farenjit mevcuttur hakikaten ama ateşin tekrar edişi gözden kaçırılmamalıdır.Antibiyotik ve ateş düşürücü kullanılmasına karşın ateşin 5-6 gün sürdükten sonra normale döndüğü vakalarda, yineleyen ateş nedeniyle ayrıntılı biçimde incelenen hastada ailevi Akdeniz ateşi (FMF) açısından DNA analizinde mutasyon saptanmaması önemlidir.

    .PFAPA sendromunda ataklar yıllar boyu sürebilmektedir,ailelere çocukta sekel kalmayacağı, gelişiminin etkilenmeyeceği ve hastalığın kendiliğinden iyileşeceği anlatılmalıdır.

  • Havale (ateşli nöbet) nedir? Ateşli nöbetler sırasında ne yapılmalıdır?

    Ateşli nöbet nedir?

    Altı ay ve beş yaş arasında, geçirilmekte olan üst solunum yolları enfeksiyonu ya da ishal gibi bir enfeksiyonun neden olduğu ateş sırasında görülen nöbetlerdir. Havale olarak da söylenmektedir. Ateşe neden olan enfeksiyonun menenjit ya da ensefalit gibi beyin iltihabı olmaması gerekir.

    Ateşli nöbetler ne kadar sürer?

    Çoğunlukla beş dakikadan daha kısa sürerler.

    Ateşli nöbetler sırasında ne yapılmalıdır?

    Diğer nöbetlerde olduğu gibi öncelikle sakin kalınmalıdır. Sakin ve soğukkanlı olunmazsa çocuğa yardım etmekte zorlanırız. Hasta yan yatırılmalıdır. Nöbetler sırasında dişler kilitlenir; bunu önlemek amaçlı ağza kaşık, tahta çubuk, parmak sokulup dişler açılmaya çalışılmamalıdır. Bu çabalar hem çocuğa hem de hasta yakınına zarar verebilir. Hastanın üzerine soğuk su dökülmemelidir. Gözlük kravat varsa çıkarılmalıdır. Kasılmalar şiddetliyse başını çarpmasını önlemek amacıyla başı tutulabilir ya da başının altına bir şey konabilir. Nöbet anında hastaya ağızdan ilaç verilmeye çalışılmamalıdır. Doktorunuz tarafından önerildiyse popodan ilaç kullanabilirsiniz.

    Ne zaman hastaneye başvurulmalıdır?

    Eğer hastanın nöbeti ilk nöbetse, beş dakikadan uzun sürmüşse, arka arkaya tekrar eden nöbetler varsa, uzun süredir bilinci açılmamışsa, nöbetler fokal yani tek taraflı ise hastaneye mutlaka başvurulmalıdır.

    Ateşli nöbetlerin ilaçla tedavisi gerekli midir?

    Her zaman gerekli değildir. Ancak bazı durumlarda ilaç tedavisi önerilir. İki türlü ilaç tedavisi vardır.

    1. Nöbet anında rektal yoldan (popodan) kullanılan nöbet durdurucu ilaçlar
    2. Koruyucu amaçlı uzun süreli kullanmak üzere ağızdan alınan antiepileptik ilaçlar İlaçla tedaviye gerek olup olmadığına ya da tedavinin türüne doktorunuz karar verecektir.

  • Ateş nasıl düşürelim? 6. Hastalık nedir?

    ATEŞLİ ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALI

    Çocuğunuzun ateşi 37.9 ve üzeri ise ve kendini rahatsız hissediyorsa ateşe müdahale edilmelidir. Hastalık süreci içerisinde alttaki neden tedavi edilmediği sürece ateş tekrar yükselecektir, ancak ateşi düşürerek çocuğunuzun kendini daha rahat hissetmesini sağlayabilirsiniz.

    Ateşi düşürmek için bazı şurup ve fitilleri kullanabiliriz. Özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda ilaç seçiminde doktorunuza danışmakta fayda vardır.Ateşin sebebi ne olursa olsun ılık sularla banyo yaptırmak alnına, koltuk altlarına, kasıklarına ılık ıslak bez ile uygulama yapmak her zaman işe yarar.

    Çıplak kalabilir ya da ince giydirilmelidir

    Sık sık emzirin ya da bol sıvı veriniz.

    Ateş ölçümü için dijital termometreler hem kullanım hemde fiyat açısından uygundur, çabuk ve doğru ölçebilirler.

    Ağız, koltuk altı veya her iki yoldan ölçebilirler. Kullanmadan önce koltuk altındaki teri veya suyu silmek gerekir.

    Bebeğiniz 3 ay ve altındaysa, ateşi 37.9 C’ nin üzerinde olduğunda doktorunuzu aramalısınız.

    Düşüremediğiniz her ateşte veya sık tekrarlayan ateşte hekiminizi aramalısınız.

    Bunların yanında huzursuzluk ateş düşürücüye cevap vermeyen ateş;döküntü var ise çocuğunuzun ateşi düştüğü halde halsiz görünümü devam ediyor ya da giderek artıyorsa, ateşi 2 yaşın altında 24 saatten daha uzun süre, 2 yaş ve üzerinde 3 gün ve daha uzun süre devam ediyorsa doktorunuza gitmelisiniz.

    Önce duş veya kompresle müdahale peşinden ilaç tercih etmek ateşi daha kolay kontrol etmemizi sağlar..

    ALTINCI HASTALIK (ROSEOLA İNFANTUM)

    Roseola üç ay- altı yaş arasındaki çocukları etkileyen çok yaygın hafif viral hastalıklardan biridir.

    Bir kaç saat ile üç beş gün sürebilen yüksek ateş ve sonrasında kırmızı deri döküntüleri ile seyreder.

    Döküntü, bazen kızamık veya kızamıkçık ile karışabilir.

    Rozeola da en büyük risk ateşin tetiklediği febril konvülziyon (havale) riskidir.

    Tedavi seçenekleri bol sıvı, parasetamol, dinlenme ve evde bakımı içerir.

    Belirtiler:

    Roseola 39,4 – 40,6 derece arasında genellikle 2-3 gün süren, en fazla 8 güne kadar uzayabilen ani yüksek ateş ile başlar. Ateş başladığı gibi aniden normale döner. Bazen yüksek ateşe bağlı nöbetler gelişebilir. Kulak arkası ve boyunda lenf bezlerinde şişmeler görülebilir.Nadiren ensefalit ve hepatit gelişebilir.
    Diğer belirtileri göz kızarıklığı, burun akması, huzursuzluk, sinirlilik,iştahsızlık, boğaz ağrısıdır.
    Ateşin düşmesi ile birlikte pembe-kırmızı döküntüler başlar. Döküntüler önce gövde ve boyunda başlar, daha sonra yüz, kollar ve bacaklara yayılır. Kabuk hafifçe kaldırılırsa altında yara oluşabilir. Döküntüler birkaç saat ile 1-2 gün arasında sürebilir. Genellikle kaşıntı yoktur.

    Hastalık genellikle bir haftada iyileşir. HHV-6 enfeksiyonlarının yaklaşık % 70 inde döküntü oluşmaz, sadece ateş vardır.

    SIK ATEŞLENEN ÇOCUKLARDA (PFAPA) DÜŞÜNÜLMELİDİR

    Periyodik ateş, aftöz stomatit, farenjit ve servikal adenit Semptomları ile tanınan bu antiteye dikkat çekmek isterim.

    PFAPA sendromu, çoğunlukla 5 yaşından küçük çocuklarda görülmektedir. Sendrom erkeklerde genellikle kızlardan daha sık görülmektedir. PFAPA sendromunun en önemli bulgusu 21-28 gün arası olmak üzere düzenli aralıklarla tekrarlayan ve genellikle 40.0-40.6ºC’ye yükselen ateştir.Ateş ortalama 4 gün sürmekte ve spontan olarak gerilemektedir.

    Hastaların ateşinin antibiyotik ve non-steroid antiinflamatuvar ilaçlara yanıt vermemesi dikkat çekicidir. Ateşle beraber aftöz stomatit %70, farenjit %72 ve servikal adenit %88 oranında eşlik etmektedir (5). Aftöz stomatit genellikle grup yapmayan 5 mm’den küçük, yüzeyel ülserler şeklindedir. Bunlar skar bırakmadan 5-10 gün içinde iyileşirler.

    Tonsillerde genellikle non-eksudatif eritem görülebildiği gibi kript ve membranlar da görülebilir. Hastaların atakları sırasında alınan boğaz kültürü normal boğaz florası olarak saptanır. Servikal lenfadenit genellikle bilateral, çapları 5 cm’yi geçmeyen, ağrısız, hareketli lenfadenopatilerdir. Servikal bölge dışındaki lenf bezlerinde büyüme görülmez. PFAPAsendromuna özgü bir laboratuvar bulgusu bulunmamaktadır. Ataklar sırasında lökositoz ve eritrosit sedimantasyon hızında artış görülmektedir. Atak aralarında ise klinik ve laboratuvar bulguları tamamen normale dönmektedir.

    PFAPA sendromunun nedeni bilinmemekle birlikte viral ve otoimmün mekanizmalar üzerinde durulmaktadır.Yineleyen ateş atakları olan bir çocukla karşılaşan hekimlerin bu hastalıklara özgü bazı ipuçlarından yararlanarak tanı koymaları mümkündür.(PFAPA) sendromu ender hastalıklardan biridir .. Bu sendromun hastalığa özgü laboratuvar bulgusunun olmayışı hastalığın tanısını güçleştirmektedir.

    PFAPA sendromu ender görülse de, sendromu oluşturan ateş, aftöz stomatit, farenjit ve servikal lenfadenit gibi bulguların çocuklarda sık rastlanan muayene bulguları olması nedeniyle atlanabilir. Hekim bademcikler iltihaplı diyebilir çünkü farenjit mevcuttur hakikaten ama ateşin tekrar edişi gözden kaçırılmamalıdır.Antibiyotik ve ateş düşürücü kullanılmasına karşın ateşin 5-6 gün sürdükten sonra normale döndüğü vakalarda, yineleyen ateş nedeniyle ayrıntılı biçimde incelenen hastada ailevi Akdeniz ateşi (FMF) açısından DNA analizinde mutasyon saptanmaması önemlidir.

    PFAPA sendromu düşünülen hastaya atak başlangıcında 1mg/kg tek doz prednizon tedavisi verilip bu tedaviyle hastanın klinik bulguları bir gün içinde hızla düzeliyor mu test edilerek tanıya gidilebilir. Hastanın prednizolon aldıktan sonra saatler içinde semptomlarında iyileşme olduğu gözlenmesi tanıda kıymetlidir.PFAPA sendromunda ataklar yıllar boyu sürebilmektedir,ailelere çocukta sekel kalmayacağı, gelişiminin etkilenmeyeceği ve hastalığın kendiliğinden iyileşeceği anlatılmalıdır.

  • Çocuklarda periyodik ateş sendromları

    Tanım: Periyodik Ateş Sendromlar (PAS) tekrarlayan ateş ataklarının eşlik ettiği farklı düzeylerde inflamatuvar bulgularla karakterize, klinik olarak tipik bir infeksiyon hastalığının gösterilemediği, akut faz reaktanlarının artışının görüldüğü hastalık grubudur.

    Bir çoğunda neden olarak tonsillit, farenjit, otit, sinüzit, üriner sistem infeksiyonları gibi tekrarlayan infeksiyon hastalıkları bulunabilir. Özellikle okul ve kreş çocuklarında yıl içerisindeki ateşlenme epizotları 10-12’ye kadar çıkabilir.

    Hastalık grubu: Bu grup içerisinde periyodik ateş, aftöz stomatit, farenjit ve servikal lenfadenopati sendromu (PFAPA), mevolenat kinaz eksikliği (hiper IgD sendromu), ailevi Akdeniz ateşi (FMF), siklik nötropeni, tümör nekroze edici faktör reseptör defekti ile birlikte olan ateş sendromu, kriyoprinopatiler, ailesel soğuk otoinflamatuvar sendrom, sistemik form juvenil idiyopatik artrit, Crohn hastalığı sıralanabilir. Ancak bunların dışında henüz tanınmamış, farklı klinik tablolarla görülebilen birçok hastalık yer alabilir.

    Klinik bulgular : Hastaların birçoğunda semptomlar 10 yaşına kadar başlar. Çocukların hastalığıdır. Fakat birçoğu çocukluk yaşında başladığı halde uzun yıllar içerisinde kesin tanısı konulamadığı için erişkin yaşta doğru tanı alırlar. Tanısal kli­nik yaklaşımda ateşin düzeyi, süresi, tekrarlama aralıkları, ateşe eşlik edebilen klinik bulgular, aile öyküsü, diğer hastalık durumları araştırıl­malıdır.

    Genetiği : Herediter tekrarlayan ateş sendromlarının genetiği ve ilgili genler:

    Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) Otozomal resessiif kalıtım gösterir, sorumlu gen MEFV genidir.

    Hiper IgD sendromu: Otozomal resessif kalıtım gösterir, sorumlu gen MVK genidir.

    Siklik nötropeni: Otozomal dominant kalıtım gösterir, sorumlu gen ELA dır.

    TRAPS: Otozomal dominant kalıtım gösterir sorumlu gen TNFRSF1A dir.

    Kriyoprinopatiler: Otozomal dominant kalıtım gösterir sorumlu gen CIAS1 dir.

    Grannülomatöz hastalıklar (Blau Sendromu) : Otozomal dominant kalıtım gösterir sorumlu gen NOD2 dir.

    Pyojenik hastalıklar (PAPA sendromu) Otozomal dominant kalıtım gösterir sorumlu gen PSTPIP1dir.

    Laboratuvar incelemesinde; tam kan sayımı, sedimantasyon, CRP, fibrinojen, ferritin, serum Amiloid A, LDH, Ig G, IgA, IgM, IgD, IgE, C3, C4,CH50, ANA, RF istenmelidir.

    Tüm genetik testleri istenmelidir.

    Ayrıcı tanı: Ateşli dönemlerde karın ağrısı, eklem ağrısı, artrit bulgularının, eritemin olması FMF hastalığını; splenomegali IgD yüksekliği, artrit ,eklem sorunları mevolenat kinaz eksikliğini; yüzde ödem, göz kapaklarında şişlik, artrit gibi bulgular TRAPS’ı akla getirmelidir. Eğer PFAPA sendromu düşünülüyorsa tek doz yapılacak prednizolon tedavisine olan ateş yanıtı değerlendirilebilir. Buna yanıt yoksa diğer sendromlar incelenebilir. Siklik nötropenilerde ise ateşli atak dönemlerinde nötropenilerin olması tipiktir.

    Prof. Dr. Duran Canatan

    Çocuk Hematoloji ve Genetik Uzmanı

  • Çocuklarda pfapa sendromu

    Sadece çocuklarda değil erişkin yaş grubunda da görülen PFAPA sendromunun önemi her geçen gün artmaktadır.

    PFAPA sendromu tekrarlayan ateş tablosu, ağızda aft, farenjit ve boynundaki lenf bezlerinin büyümesi ile karekterize bir klinik tablodur.1987 yılında Marshall ve arkadaşları tarafından yukardaki belirtilerin İngilizce baş harflerini alarak bu tabloyu PFAPA sendromu olarak tanımlamışlardır.

    Tekrarlayan ateş atakları, boğaz ağrısı, ağzında aft ve boyun bölgesindeki lenf bezlerinde büyüme olan bir çocukta şüphesiz ilk akla gelecek tanı enfeksiyon hastalığıdır. PFAPA sendromunda ateşin ve klinik bulguların tekrarlanması önemlidir. Çoğu zaman bu tablo ailenin ve hekimin gözünden kaçabilmekte ve hasta boğaz enfeksiyonu olarak tanı almaktadır.

    PFAPA tanı kriterler

    Düzenli tekrarlayan ateşlerin 5 yaşından önce başlaması

    Hastalarda üst solunum yolu bulgularının olamaması

    Ağızda aftların bulunuşu

    Boyun lenf bezlerinde büyüme

    Farenjit

    Belirtiler aralığında hastanın şikayetinin olmaması

    Çocuğun normal büyüme ve gelişme göstermesi

    Hastalığın başlangıcında halsizlik, baş ağrısı ve iştahsızlık vardır.

    PFAPA sendromuna yol açan neden veya nedenler bilinmemektedir. Enfeksiyöz bir nedenin ve özellikle viral enfeksiyonların immünolojik sistemi bozduğu ve ortaya çıkan sitokin ismi verilen maddelerin (IL-1) tabloyu oluşturduğu düşünülmektedir.

    PFAPA sporadik bir hastalık değildir. Her geçen her gün önemi anlaşılmaktadır. Birçok hasta da on yaşından sonra düzelme görülürse de, bu yaş sonrasında şikayetleri devam eden hastalarda vardır. Artık PFAPA ‘nın bir çocukluk dönemi hastalığı olmadığı erişkinlerde görüldüğü bilinmektedir. Sıklığı bilinmemektedir.Genetik bir defekt saptanmamıştır.

    PFAPA sendromunda tanıda yardımcı olacak, hastaya özgü bir laboratuar bulgusu yoktur. Atak sırasında lökosit sayısı ve sedimentasyonda yükselme saptanırsa da atak sonrası bu değerler normal düzeylere inmektedir. Ateşli dönemlerde CRP düzeyinde yükselmeler görülmektedir. Bu dönemde alınan boğaz kültürü sonuçları normaldir.

    Bu hastalık ataklar halinde seyretmekte ve ataklar spontan olarak iyileşmektedir. Ataklar yaş ilerledikçe azalmaktadır.PFAPA sendromlu çocukların büyümeleri ve gelişmeleri normaldir.Bu çocuklarda sekelsiz düzelme görülmektedir.

    Tedavide tek doz oral prednizon (0,5-2mg/kg) verilmesi önerilmektedir.Prednizon tedavisinden sonra septomlarda belirgin düzelme olduğu ve atak sayısının azaldığına dikkat çekilmektedir.Bununla birlikte Prednizon tedavisinden sonra atak sayısının arttığını bildiren sınırlı çalışmalar da vardır.Diğer taraftan Prednizon ‘a cevap vermeyen vakalarda adenoidektomi ve tonsillektominin uygulanmasının faydalı olduğu vurgulanmışsa da, bu müdahalelerin hastanın kliniğine etkili olmadığını gösteren çalışmalar mevcuttur. Ayrıca Simetidine tedavisinin etkili olduğu bildirilmektedir. Antibiotiklerin tedavide yeri yoktur.

    Diğer kullanılan ilaçlar

    Kolşisin

    Montelukast sodium

    Anakirnadir

    İlaçların kullanımı hakkında fikir birliği yoktur, tedavi sonuçları tartışmalıdır.

    Tonsillektomi yapılan PFAPA hastalardaki yanıt %67 iken, ilaç tedavisine yanıt %95 dir.

    PFAPA çok bilinmeyenli bir denklemdir. Gerek romatoloğ ve gerekse çocuk enfeksiyon uzmanlarının tartıştığı bu konu ilerleyen yıllarda şekillenecektir.

    Sonuç olarak, tekrarlayan ateş atakları olan 5 yaşından küçük ve özellikle erkek çocuklarda PFAPA sendromunun ayırıcı tanıda düşünülmesi önemlidir.Aftöz stomatit, farenjit ve boyun lenf bezlerinde büyümenin olduğu periyodik ateş olgularında boğaz kültüründe üreme saptanmaz,sedimentasyon ve CRP yüksek düzeyi bulunursa ve bu tablo kendiliğinden düzelme gösterir,antibiyotiklere yanıt vermezse ,PFAPA sendromunun düşünülmesinin akılcı yaklaşım olacağı aşikardır

    Ayırıcı tanıda periodik ateş nedenleri:

    Ailevi Akdeniz ateşi (FMF),

    Siklik nötropeni,

    Juvenil romotoid artrit,

    Hiper Ig D sendromu (HIDS),

    Tekrarlayan boğaz enfeksiyonları düşünülmelidir.

    PFAPA’lı hastalara yaklaşım

    PFAPA 1-2 doz prednisone Ateş devam ederse Diğer tanıları değerlendir.

    Ateş atakları düzelirse PFAPA tanısını destekler.

    H2 bloke ediciler 6-12 ay önerilir. Tablo düzeliyorsa hasta takip edilir.

    3 veya 4 ateşlenme atağı olursa; Cerrahi müdahale Tonsillektomi?

  • Ateşin oluşturduğu yan etkiler nelerdir? Bu yan etkiler ile nasıl mücadele etmemiz gerekir?

    Ateşin oluşturduğu yan etkiler nelerdir? Bu yan etkiler ile nasıl mücadele etmemiz gerekir?

    Ateşin oluşturduğu yan etkiler nelerdir?

    Bunlar, ateşe bağlı havale nöbeti ve sıcak çarpmasıdır.

    Bu yan etkiler ile nasıl mücadele etmemiz gerekir?

    Ateşli havale:

    Ateşin oluşturduğu en önemli yan etki “febril konvülziyon” diya isimlendirdiğimiz ateşli havalenin oluşumudur ve bu durum acil tedavi gerektirmektedir. Ailelerde ateşe bağlı korku ve panik gelişimine yol açan nedenlerin başında gelmektedir. Ateşe bağlı havale geçirmekte olan çocuğun ilk destek tedavisini yapmak zorunda kalacak ailelerin, bu konuda panik yapmamaları ve soğukkanlı olarak yapılması gerekenleri uygulamaları gerekmektedir.

    Çocuklarda ateşe bağlı havale geçirmenin görülme sıklığı %2 ile %5 arasında değişmektedir. En sık olarak 6 ay-5 yaş arası görülür ve 18. ayda görülme sıklığı artar. Ateşe hassas çocuklarda ateşin aniden yükselmesi ile ortaya çıkar ve ailevi yatkınlık gösterir. Böyle çocukların anne, baba veya çok yakınlarında çocuklukta havale öyküleri bulunmaktadır. Havale genellikle 1-3 dakika kadar sürer ve kendiliğinden geçer. Bilinç kaybı, el, kol ve bacaklarda kasılma olur. Nöbet geçtiğinde çocuk uykuya dalar. Bu cins havaleler zaralı ve tehlikeli değildir ve sıklıkla sekel bırakmaz.

    Havale sırasında anne ve babaların çocuğu bir tarafına dönük olarak yatırmaları, mümkün olduğunca hareket ettirmemeleri, üzerindeki fazla giysileri telaşlanmadan çıkarmalı, çocuğun ağzına mümkün olduğunca ellerini sokmamaları, ılık su pansumanları ile ateşin düşmesine yardımcı olmaları ve havale geçirirken ılık su dolu küvete sokmamaları gerekir.

    Daha sonraki ateşli havalelerinde doktorunuzun verdiği ve belirtilen dozda rektal uygulanabilecek diazem fitili, havaleyi daha çabuk sonlandırmaları için uygulamalıdırlar.

    Ateşli havale geçiren çocuklarda ateş nedenini saptamak ve tedaviyi planlamak esastır.

    Sıcak çarpmaları:

    Ateşli çocuklarda acil tedavi gerektiren diğer bir durum da sıcak çarpmasıdır. Sıcak havada araba içinde veya diğer kapalı ortamlarda kapalı kalmak gibi çevre ısısının çok yükselmesine bağlı olarak görülmektedir. Bunun yanısıra özellikleateşli yenidoğan ve küçük bebeklerin oda ısısı yüksek olan yerde, bir ısıtıcı yanında aşırı giydirilmesi gibi ısı kaybını azaltan durumlarda ortaya çıkar. Bu durumlarda halsizlik, aşırı huzursuzluk veya uyuklama, bulantı ve kusma, çok sıcak bir deri ile karakterize olan sıcak çarpması, havale geçirme ve bilinç kaybı ile sonuçlanır.

    Bu durumda bebeğin giysilerini çıkarıp, çok soğuk bir su ile ıslanmış havlu ile sarılmalıdır. Ateş düşürücü ilaçlar etkisizdir. Acil olarak damar yolu açılıp sıvı tedavisine başlanması gerekmektedir.