Etiket: Ateş

  • Lohusalık Ateşi

    Lohusalık Ateşi

    Lohusalık ateşinin sebepleri nelerdir?

    Endometrit – Rahmin iltihaplanması
    Pelvik trombofilebit – Rahim damarlarında pıhtı tıkanması ve iltihaplanması
    Meme angorjmanı – Memenin sütle dolup şişmesi
    Mastit – Memenin iltihaplanması
    Endometrit nedir?

    Rahim ve çevresindeki dokuların primer iltihaplanmasıdır. Lohusalık ateşinin en sık nedenidir.

    Belirti ve bulguları nedir?

    Ateşin 38° ‘nin üstüne çıkması
    Rahim hassasiyetinin artması
    Lohusalık akıntısında başlayan kötü koku ve çoğalma
    Tedavisi nedir?

    Gebeliğe ait parçalar rahimde kalmışsa revizyon kürtaj ile temizlenmesi
    Antibiyotik tedavisi başlanması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç başlanması
    Pelvik trombofilebiti nedir?

    Endometrit yani rahmin iltihaplanması bazen rahmin duvarlarına kadar genişleyebilir. Bu nedenle rahim damarlarında iltihaplanma ve kan pıhtıları oluşur.

    Ne zaman trombofilebit düşünülür?

    Eğer hasta enfeksiyon belirtileri için uygulanan antibiyotiğe cevap vermiyorsa trombofilebit düşünülür.

    Tedavisi nedir?

    Antibiyotik tedavisine, kan pıhtılarını çözücü ilaçlar eklenir.

    Meme angorjmanı nedir?

    Eğer memede üretilen sütü bebek yeterince ememiyor ve memede süt birikiyorsa, bu durumda memelerde sütten dolayı şişme olmasıdır. Memenin lenfatik kanalları tıkanarak her iki taraflı memede ağrı ve hassasiyet, ateşte hafif artma gözlenir.

    Meme angorjmanının tedavisi nedir?

    Memelerin pompa yardımıyla sağılması
    Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç alınması
    Memelerin emzirme sonrası sarılması ve kesinlikle ellenmekten kaçınılması
    Mastit nedir?

    Memenin tek veya çift taraflı iltihaplanmasıdır. Emzirme sonrası meme bakımı düzenli yapılmazsa iltihaplanmaya zemin hazırlanır.

    Tedavisi nedir?

    Memenin sütle şişmesine izin vermemek bunun için sık sık emzirmek veya pompa ile boşaltmak
    Antibiyotik tedavisi başlamak
    Apse oluşursa cerrahi olarak boşaltılır

  • Ateşli çocuğa yaklaşı

    Hastalık değil bir bulgu olan ateş; santral sinir sistemi tarafından kontrol edilen enfeksiyon veya enfeksiyon dışı nedenlere karşı vücut sıcaklığının anormal yükselmesi olarak tanımlanır. Ateş tanımı çocuğun yaşına, cinsiyetine, ölçüm yapılan yere göre değişir. İmmün sistemin olgunlaşması ve enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar yaşa bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle ateşli hastaların değerlendirilmesi yapılırken yaşları; 0-28 gün, 29-90 gün ve 3-36 ay olmak üzere gruplandırılır. Böylelikle ciddi bakteriyel enfeksiyonlar açısından riskler de belirlenmiş olur.

    Vücut Sıcaklığı Ölçümü

    Vücudun öz sıcaklığını en iyi yansıtan ölçüm bölgeleri; rektal, koltuk altı, dil altı ve kulakdır. Bu bölgelerin her birinin kendi normal aralıkları vardır. Vücut öz sıcaklığını en iyi gösteren ölçüm alanı rektal ölçümdür. Ancak özellikle nötropenik hastalar olmak üzere enfeksiyon riski olan çocuklarda kullanılmamalıdır. Dil altı ölçüm; koopere olan hastalarda kullanılabilir ancak öncesinde sıcak veya soğuk gıda alımı ölçümü etkiler. Koltuk altı ölçümünde koltuk altı kuru olmalıdır. Yenidoğan bebeklerde koltuk altı ölçüm önerilir. Kulaktan ölçümde, infrared termometre ile ölçüm yapılır. Dört hafta – 5 yaş arası çocuklarda koltuk altı veya timpanik ölçüm önerilmektedir.

    Ateş Düşürücü Tedavi

    En sıklıkla kullanılan antipiretik ajanlar; asetaminofen ve ibuprofendir. Aspirin, Reye sendromu ile ilişkilendirildiği için önerilmemektedir. Ateşi olan çocuklara rutin olarak antipiretik önerilmez. Antipiretik tedavinin potansiyel faydaları; insensibl sıvı kayıplarını azaltarak dehidratasyon riskini düşürmesi ve çocuğun rahatsızlığını gidermesidir. Potansiyel yan etkileri ise ilaç toksisitesi, altta yatan hastalığın tanınmasında gecikme ve bazı enfeksiyon tiplerinin komplikasyonlarında artıştır.

  • Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları

    Çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyonlar üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Soğuk algınlığı, viral veya bakteriyel tonsillofarenjit, akut otitis media, akut rinosinüzit ve krup olmak üzere alt başlıklar altında incelenir.

    Soğuk Algınlığı / Nazofarenjit

    Boğaz ağrısı, öksürük, ateş, hapşırık, nasal konjesyon, burun akıntısı ve baş ağrısı ile karekterize kendi kendini sınırlayan bir klinik durumdur. En sık görülen etkenler rinoviruslar, RSV, parainfluenza virus ve coronavirus’ dur. Sıklıkla sonbahar ve kış aylarında görülür. 6 yaşın altındaki çocuklarda yılda 6-8 kez soğuk algınlığı görülebilir ve genellikle semptomların süresi 14 gündür. Daha büyük çocuklarda ise yılda 2-4 atak görülür, semptomların süresi 5-7 gündür.

    Akut Tonsillofarenjit

    Tonsillerin ve farenksin akut enfeksiyonudur. Tonsillofarenjitin en sık etkeni virüslerdir. Patojenlerin sıklığı çocuğun yaşına, mevsimsel özelliklere ve coğrafik alanlara bağlı olarak değişmektedir.
    Üç yaş altındaki çocuklarda sıklıkla viral tonsillofarenjit görülür. Olgularda birkaç gündür devam eden subfebril ateş, burun akıntısı, göz yaşarması gibi bulgular vardır.

    Çocuk ve adolesanlardaki bakteriyel tonsillofarenjitin en önemli etkeni Streptococcus pyogenes (Grup A streptococcus, GAS)’dir. Özellikle kış ve bahar dönemlerinde okul çağı çocuklarında görülür. Ani başlangıçlı boğaz ağrısı, tonsillerde eksudasyon, boyunda ağrılı lenf bezi büyümesi ve ateşle karekterizedir.

    Akut Otitis Media

    Akut otitis media (AOM) çocukluk çağının sık görülen enfeksiyonlarındandır. Bir yaşına kadar olan çocukların %60’ı en az bir, %20’si ise en az üç kez AOM atağı geçirirler. Sıklıkla 6-13 ay arasındaki bebeklerde görülür. AOM ataklarının yaklaşık %50’si geçirilmiş veya halen devam etmekte olan viral üst solunum yolu enfeksiyonu ile birliktedir.

    Klinik bulgular

    Klinik bulgular çocuğun yaşına göre değişir. Küçük çocuklarda huzursuzluk, ateş ve iştahsızlık gibi bulgular görülürken daha büyük yaşlarda kulak ağrısı ve ateş önemli bulgulardandır.

    Akut Rinosinüzit

    Akut sinüzit; bir veya daha fazla sayıdaki paranasal sinüslerin inflamasyonu olarak tanımlanır. Paranasal sinüs mukozası nasal mukosa ile birliktelik gösterdiği için sıklıkla akut rinosinüzit olarak adlandırılır.

    Klinik bulgular

    Viral rinosinüzitteki klinik bulgular viral üst solunum yolu enfeksiyonuna benzer bulgulardır. Sıklıkla öksürük, nasal semptomlar, ateş, baş ağrısı, yüzde ağrı, ağız kokusu ve boğaz ağrısı vardır. Bu bulgular genellikle 10 gün içinde düzelir. Eğer ki bu bulgular 10 günden daha uzun sürerse akut bakteriyel rinosinüzit düşünülür. Ateş genellikle yoktur veya düşük düzeydedir.

    Tanı

    Komplike olmayan akut bakteriyel rinosinüzitte tanı klinik bulgular ile konur. Sinüs grafisine gerek yoktur. Çünkü radyolojik olarak görülen mukozal kalınlaşma, hava-sıvı seviyesi ve opaklaşma viral üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında da görülür. Bu görüntüler ile viral ve bakteriyel ayrımı yapılamaz. Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans rutin olarak önerilmez, ancak orbital ve/veya kranial komplikasyonların varlığında, tedaviye yanıt alınamadığında veya cerrahi düşünülen olgularda önerilir.

    Krup Sendromları

    Çocukluk çağında yaygın olarak görülen krup sendromları; akut larinjit, akut laringotrakeit, akut laringotrakeobronşit ve akut laringotrakeobronkopnömoni olmak üzere alt başlıklar altında incelenir. Sıklıkla larenjit ve laringotrakeit görülür. İnspiratuar stridor, ses kısıklığı ve havlar tarzında öksürük ile karekterizedir.

    Akut laringotrakeit

    Larinks ve trakeanın inflamasyonudur. Alt hava yollarına ait bulgu yoktur. Havlar tazında öksürük tipik bulgusudur.

    Akut laringotrakeobronşit

    İnflamasyonun alt hava yollarına ilerlemesi ile ortaya çıkar. Hastalarda hışıltı, ral, takipne vardır.

  • Ailelerin ateş hakkında doğru bildiği yanlışlar!!!!!

    YANLIŞ: Çocuğumun bedeni sıcak, mutlaka ateşi olmalı.

    GERÇEK: Çocuklar birden fazla sebeple sıcaklayabilirler. Örneğin aktif bir şekilde oynamak, ağlamak, yataktan yeni kalkmış olmak, sıcak bir günde dışarıda olmak gibi sebeplerle tenleri ısınabilir. Tenin ısınmasına yol açan bu gibi durumlar sona erdiğinde 10-20 dakika içerisinde tenleri normal sıcaklığına döner. Bu gibi sebepler elendiğinde, tenleri sıcak olan ve hasta gibi gözüken çocukların %80’i ateşlidir. O yüzden kesinlikle sıcaklığı elle ya da dudakla hissetmeniz yeterli değildir, emin olmak için mutlaka termometreyle ateşini ölçün. Termometre tiplerine göre ateş olarak kabul edilecek dereceler şöyledir:

     Rektal, kulaktan veya alından ölçen termometreler: 38.0° C ve üstü

     Ağızdan ölçen termometreler: 37.8° C ve üstü

     Kol altından ölçen termometreler: 37.2° C ve üst

    YANLIŞ: Her ateş çocuk için kötüdür.

    GERÇEK: Ateş vücutta olan enfeksiyonla savaşmak için vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır. Ateş vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirerek enfeksiyonla savaşmasına yardımcı olur. 37.8° – 40° C arasındaki normal olarak kabul edilecek ateş hasta çocuklar için iyidir. Bu, vücudun savunma mekanizmasının çalıştığı anlamına gelir.

    YANLIŞ: 40° C üzerindeki ateş tehlikelidir ve beyin hasarına neden olur.

    GERÇEK: Enfeksiyonlardan kaynaklanan ateş beyin hasarına sebep olmaz. Sadece 42° C’nin üzerindeki vücut ısısı beyin hasarı yaratabilir.

    Vücut ısısı bu sıcaklığa ancak nadiren ulaşır. Örnek: Çok sıcak bir havada pencereleri kapalı bir arabada çocuğun bırakılması gibi.

    YANLIŞ: Her türlü ateşte, ateş düşürücü ilaç verilmelidir.

    GERÇEK: Ateş çocukta rahatsızlık yaratıyorsa ilaçla tedavi edilebilir. Çoğunlukla 39° ya da 39.5° C üzerine çıkmadığı sürece rahatsızlık yaratmaz. Çocukta ateş rahatsızlık hissi vermiyorsa hatta bir süre ateşi düşülmeyi beklemek çocuğun bağışıklık sisteminin gelişmesi açısından da yararlıdır. Ancak maalesef bizde ateşe bağlı havale geçirme ihtimaline karşı bunu uygulayabilen aile yok gibi bir şey.

    YANLIŞ: İlaç verildiği zaman ateş normal seviyesine düşmelidir.

    GERÇEK: İlaç verildiği zaman ateş genellikle 1° ya da 1.5° C düşer. Ateş düşürücülerle bir saatte ancak 1 derece ateş düşer. Yani ateş 39 derece ise ancak 2 saatte 37 derece düzeylerine iner. O yüzden en hızlı ateş düşürme yöntemi her zaman ılık komplex ya da ateş düşünceye kadar uygulanacak ılık duş aldırmaktır.

    YANLIŞ: Çocuklar ateşe bağlı havale geçilebilir.

    GERÇEK: Ateşe bağlı havale 6 ay-6 yaş arasında 4 çocuktan 1’inde görülebilir. Ateş etkeni beyni etkileyen enfeksiyonlar değilse genellikle sorun çıkarmaz.

    Ailelerin ateşten çok tedirgin olmalarının bir nedeni de; beş-altı yaşa kadar ateşli havale geçirme ihtimali. “Ateş arttıkça mutlaka havale geçirecek diye bir şey yok. Özellikle genetik yatkınlığı olanlarda havale geçirme eğilimi varsa, daha ilk yükselme anında havale geçirebiliyor. Havale anında soğuk suya sokmak, soğan koklatmak, baş aşağı sarkıtmak gibi davranışları kesinlikle yanlıştır. Sakin bir şekilde yumuşak bir yere yatırıp kafası yan çevrilerek ortam havalandırılmalı ve en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

    YANLIŞ: İyileşmesi için ateşini düşürmeliyim

    GERÇEK: Ateş, aslında öksürük gibi vücudun bir savunma mekanizması. Mikroplarla vücudun savaşabildiğinin bir göstergesi olan ateşi düşürmek enfeksiyonu tedavi etmiyor, sadece çocuğu rahatlatıyor. Ateşi çıkan çocuk için uygulanabilecek doğru yaklaşımlar şunlardır. Ateşi yükselen çocuk titriyor ve eli-ayağı soğuk diye üzerini örtmeyin, tam tersine soyun. Çocuğu sirke, alkol, soğuk su ile yıkamak ateşi ilk önce hızla düşürse de, sonra daha fazla yükselmesine sebep olur. O yüzden önermiyoruz. Normal banyo sıcaklığındaki ılık suda oturabilir ya da ılık bezlerle vücuduna kompres yapılabilir. Yalnız yapılan yanlışlardan biriside ılık su ve ılık kompresin süresini çok kısa tutmaktır. Gerekirse bu işlemler ateş düşünceye kadar 30 dakikaya kadar bile çıkabilir.

    Ateşe yaklaşımda 3 önemli yanlış uygulama!

    Gereksiz ilaç kullanma

    Havale endişesiyle tehlike sınırlarının çok altında gereksiz ve abartılı ilaç kullanımının en önemli yanlışlardan birisi ateş düşürücülerin önerilenden daha sık aralıklarla veya üst üste kullanımı ilaçların zararlı etkilerinin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Ayrıca yanlış ilaç kullanımından biri olarak çocuklarda Aspirin kullanımı Reye sendromu denilen hayatı tehdit eden bir hastalık tablosuna neden olabiliyor. Yine çocuklarda önerilmeyen Metamizol kullanımı da tansiyon düşüklüğü, kemik iliğinin baskılanması sebebiyle bağışıklık sistemi hücrelerinin ciddi azalması gibi son derece önemli sorunlara yol açabiliyor.

    Soğuk su ya da buz uygulama:

    Yapılan yanlış uygulamalardan bir de, ılık ıslak uygulama yerine, aşırı soğuk su hatta bazen buzlu su ile ateşin düşürülmeye çalışılması oluyor. Bu durum, hipotermi denilen ve çocuğun hayatını tehdit edebilecek ateşin aşırı düşmesiyle sonuçlanabiliyor. Ayrıca ilk anda düşen ateş daha sonra rebaund etkisiyle tekrar yükselebiliyor. Soğuk su/buz uygulamasının sıcak çarpması veya malign hipertermi denilen ve ateşin 40’ın üzerine çıktığı istisnai durumlar dışında kullanımı gereksiz ve zararlı bulunuyor.

    Antibiyotiğe başlama:

    Ailelerin sıklıkla ateşi bakteri enfeksiyonuyla ilişkilendirerek bir an önce antibiyotik başlamak istediklerini söyleyen Dr. Füsun Çelikkol “Oysa ki çocuklarda ateşin en sık sebeplerinden biri virüslerdir ve antibiyotik kullanımına gerek yoktur” . Bu nedenle doktor muayenesi olmadan antibiyotik başlanmaması ve doktora antibiyotik uygulaması veya yazması için baskı uygulanmaması önem taşıyor.

    Peki hangi durumlarda acil müdahalede bulunmak gerekiyor. Birde onlara göz atalım.

    Acil müdahale gerektiren durumlar

     0-3 ay arası bebekler. Bu dönemde ateşli küçük çocukların yüzde

    70’inde bakteri enfeksiyonu sorumlu olurken, yüzde 10-15’inde ağır bakteri hastalığı saptanıyor. Özellikle yeni doğan dönemi denilen 0- 28 günlük bebeklerde ateş hastaneye yatırılarak izlem ve tedavi gerektiriyor.

     Çocuk daha önce ateşli ya da ateşsiz nöbet veya havale geçirmişse,

     Kronik akciğer hastalığı varsa,

     Doğumsal kalp hastalıkları bulunuyorsa,

     Diyabet gibi metabolik hastalıkları tanısı almışsa,

     Yoğun sıvı kaybı ve şok tablosu varsa,

     Çocuk enerjisiz ve düşkün görünüyorsa,

     Ateş vücutta döküntüyle seyrediyorsa,

     Ateş 40 derecenin üstündeyse

  • Çocuklarda tekrarlayan (periyodik) ateş

    Ateş çocukluk çağında en sık olarak viral üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle görülür. Çocuklarda yılda 8-9 kere üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ateşlenme normaldir, özellikle okul ve kreş çocuklarında yıl içerisindeki ateşlenme atakları 10-12’ye kadar çıkabilir.

    Ateşin tekrarladığı ve enfeksiyonların eşlik etmediği durumlarda neoplastik ve romatolojik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve çeşitli endokrin ya da metabolik sebepler düşünülebilir. Çocukluk çağında tekrarlayan ve sebebi açıklanamayan ateş hem aileleri hem de hekimleri endişelendirir tanı için ayrıntılı testlerin yapılmasına yol açar. Ateşin belirli aralıklarla tekrarladığı ve sebebinin anlaşılamadığı durumlara ‘periyodik ateş sendromları’ denir.

    Genel olarak periyodik ateş sendromlarında, tekrarlayan ateşli dönemler arasında en az yedi gün bulunması ve altı ay içinde en az üç sefer ateşli dönemin görülmesi ortak bulgudur.

    Ateşsiz ara dönemlerde çocuk tamamen normaldir. Periyodik ateşe neden olan tablolar arasında PFAPA sendromu, Siklik nötropeniAilevi Akdeniz Ateşi (FMF), Hiper Ig D sendromu (HIDS), Tümör nekroz faktörü ile ilişkili periyodik sendrom (TRAPS), Ailesel soğuk ürtikeri (FCU) ve Muckle-Wells sendromu (MWS) sayılabilir.

    PFAPA: Üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları çok belirgin olmamakla birlikte ağız içinde beyaz renkli aftlar, farenjit ve boyunda lenfnodu büyümesi ile birlikte 3-6 gün süren ve 3-6 haftada bir tekrarlayan yüksek ateş (38-41 ºC) ataklarıyla karakterizedir. PFAPA sendromununda aralıklı ateş aylarca sürebilir. Ancak çocuk büyüdükçe ataklar arasındaki süre giderek uzar. Sendrom bazı çocuklarda kronik olmasına rağmen genellikle 4 ile 8 yıl içinde kendiliğinden iyileşir.

    Nötropeni:

    PFAPA sendromu ile klinik olarak kolayca karışabilir. Ortalama 21 günde bir tekrarlayan ateş, farenjit, ağızda ülserler, ağrılı boyun lenfnodu büyümesi ve tekrarlayan selülit ile seyreder. Ülserler genelikle derin yerleşimli ve ağrılıdır. Bu hastalarda sinüzit, orta kulak iltihabı, farenjit ve zatürre de görülebilir.

    Nötropeni (kanda beyaz küre düşüklüğü ile birlikte veya değil) olmadığı dönemlerde hastaların muayeneleri normaldir. Otozomal dominant geçişli olabilir. Nötropeni genelikle 3-6 gün devam eder ve bu dönemde enfeksiyonlar görülür.

    Hastada siklik nötropeni bulunup bulunmadığını araştırmak için, çocukta en az bir kez ateşli atak görülen 2 aylık bir zaman dilimi içinde, haftada 2 ya da 3 kez lökosit sayımı ve lökosit formülü incelenmelidir. Mutlak nötrofil sayısının <500/m3 olduğu bulunur ve tıbbi herhangi bir girişim olmaksızın nötrofil sayısı normale dönerse, siklik nötropeni düşünülebilir. (AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ): Ateş genellikle 38°C’nin üzerindedir ve 12-72 saat sürer. Hastaların ataklar arasında şikayetleri yoktur. Ateşe sıklıkla artrit (eklem iltihabı) ve karın ağrısı da eşlik eder. Karın ağrısı akut apandisiti düşündürecek kadar şiddetlidir. Artrit genelikle tek eklemi tutar ve sıklıkla bacaklardaki büyük eklemleri tutar. Döküntüler daha çok bacakların ön yüzünde veya ayak sırtında görülür. Bu hastalarda ataklar sırasında lökosit sayısı, CRP, sedimentasyon, fibrinojen ve serum amiloid A düzeyleri yükselir. Fakat bu bulgular FMF için özgül değildir. Ayrıca FMF mutasyon analizi yapılmaktadır.

    Hiper IgD Sendromu (HIDS)

    Mevalonat kinaz genindeki mutasyonun neden olduğu otozomal resesif geçişli (akraba evliliği hastalık riskini arttırır) bir hastalıktır. Tekrarlayan ateş, karın ağrısı, eklem ve cilt tutulumu hastalığın karakteristik özelliğidir. Hiper IgD sendromlu hastaların hemen hepsinde ateş vardır. Lenfadenopati ve ishal ateşe eşlik eder. Diğer bulgular baş ağrısı, karın ağrısı, poliartrit, deri döküntüsü ve dalak büyümesidir. Artrit büyük eklemleri tutar.
    Hiper IgD sendromlu hastaların büyük çoğunluğunda ilk atak sütçocukluğu döneminde başlar. Travma, fiziksel ve duygusal stres ve enfeksiyonlar atakları tetikler. Serum IgD düzeyi 100 mg/dL’nin üzerindedir. Sıklıkla yüksek serum IgA seviyeleri eşlik edebilir. Kesin tanı mevalonat kinaz enzim aktivitesindeki azalmanın gösterilmesi ile konulur.

    Tümör Nekroz Faktörü (TNF) Reseptörüyle Bağlantılı Periyodik Sendrom (TRAPS):

    Bir kas grubunda lokalize ağrı ve gerginlikle birlikte tekrarlayan ateş ve belirtilerin gezici özellikte olması ile karakterizedir. Ateş atakları yaklaşık 1 hafta sürer. TRAPS’ta en ciddi komplikasyon böbrek tutulumlu amiloidozdur.

    Ailesel Soğuk Ürtikeri (Familial Cold Urtıcaria-FCU) ve Muckle-Wells Sendromu:

    Ailesel soğuk ürtikeri soğuğa maruz kaldıktan sonra zaman zaman da rüzgarlı ve yağmurlu havalarda gelişen aralıklı döküntü, eklem ağrısı, ateş ve konjonktivit şeklinde görülür. Genelikle erken bebeklik döneminde bulgular başlar ve ataklar sırasında döküntü ve eklem ağrıları olur. Döküntüler ürtikeri andırır ve kaşıntılıdır, kol ve bacaklardan başlayıp tüm vücuda yayılır.

  • Çocuklarda tekrar eden ateşe dikkat!

    Ateş çocukluk çağında sık görülen ve öncelikle enfeksiyonu akla getiren semptomlardan biridir. Ancak her zaman enfeksiyonlar neticesinde gelişen bir bulgu değildir. Sık olarak ateşlenen ve boğaz ağrısı eşlik eden çocuklarda periyodik ateş sendromlarından PFAPA’ da klinisyenin aklına gelmelidir.

    Periyodik ateş atakları, aftöz stomatit ( ağız içinde pamukçuk benzeri lezyonlar ), farenjit ( boğaz enfeksiyonu ) ve boyunda lenfadenit ( lenfbezi iltihabı ) ile seyreden ve oldukça nadir olarak görülen PFAPA Sendromu tıbben oldukça iyi tanımlanmasına karşın, hastalığa özgü laboratuar bulgusu yoktur. Nedeni belli olmayan ve yineleyen ateş ataklarıyla başvuran çocuklarda aile hikayesi, eşlik eden semptomlar ve basit laboratuvar testlerinden elde edilen verilerle tanı konabilir. PFAPA bir klinik tanıdır. Belirli sürelerle tekrarlayan benzer şikayetlerle doktora başvuran hastalarda ateş yapacak mikrobik nedenler birtakım laboratuar testleri ile dışlandıktan sonra, ateş ve diğer bulguları açıklayacak herhangi bir neden saptanamıyorsa bu hastalıktan şüphelenmek gerekir.

    PFAPA sendromu çoğunlukla 5 yaşından küçük çocuklarda görülür. Erkeklerde genellikle daha sık görülür. En önemli bulgu 21-28 gün arası olmak üzere düzenli aralıklarla tekrarlayan ve genellikle 40.0 dereceye kadar yükselen ateştir. Ateş ortalama 4 gün sürer ve kendiliğinden geriler. Tedavi için kullanılan antibiyotik ve ateş düşürücü ilaçlar genellikle etkisizdir. Yüksek ateşe, ağız içinde pamukçuk benzeri lezyonlar, farenjit ve boyunda lenfadenit de eşlik eder. Bademciklerde genellikle sadece kızarıklık görülebildiği gibi kript (beyaz noktalar) de görülebilir. Hastaların atakları sırasında alınan boğaz kültürü steril saptanır. Boyunda lenfadenit genellikle iki taraflı, ağrısız, hareketli lenfadenopati şeklindedir. Boyun dışındaki lenf bezlerinde büyüme görülmez.

    TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Hastalığı tam geçirecek bir tedavi yoktur. Ataklar sırasında ateşi dramatik şekilde düşüren ilaçlar vardır. Enfeksiyon boğaz kültürü veya hızlı antijen testleriyle dışlandıktan sonra tek dozluk steroid tedavisi kas içine veya ağızdan uygulanır. Uzun süreli tedavide bademciklerin alınması denenmiştir ama tam tedavi edici değildir. Hastalığın uzun süre izleminde kötü bir tablo oluşmamaktadır. 4-6 lı yaşlarda atak sıklığı, süresi ve şiddeti gerilemeye başlar.

  • Ateşi yüksek çıkan çocuk için neler yapılmalı?

    Ateş; koltuk altından 37.4°C, ağızdan 37.5°C, makattan 38°C kabul edilir.

    Makattan Ölçüm:

    Vücut sıcaklığını en iyi yansıtan bölge olmasına rağmen huzursuzluğa ve yaralanmalara neden olabileceğinden tercih edilen bir ateş ölçümü değildir. Dijital termometrenin temiz olduğundan emin olunmalıdır. Termometrenin ucu vazelin veya jel ile yağlanır ve çocuğun makatının içine doğru 1.5-2 cm kadar nazik bir şekilde ilerletilir. En az 3 dakika süre ile makat içinde kalması sağlanır.

    Koltuk Altından Ölçüm

    Koltuk altı kurulandıktan sonra ölçüm yapılmalıdır. Çocuklarda en sık tercih edilen yöntemdir. Yenidoğanda en uygun ölçüm şeklidir. Güvenilirdir ve kolay uygulanır. Ancak terlemeye bağlı olarak gerçekten daha düşük değer gösterebileceği akılda tutulmalıdır.

    Plastik Şerit Termometreyle Ölçüm

    Isıyla değişen duyarlı sıvı kristaller içeren bu termometreler alına yapıştırılır, vücut sıcaklığı bir dakika sonra renk değişikliği skalasından okunur. Bu yöntemle ölçüm güvenilir değildir.

    Alından/Ciltten Ölçüm:

    Çok hızlı ölçüm yapılabilir ancak güvenirliği düşüktür. Yüksek ateş çıkarsa koltuk altından ölçümün tekrarı gerekir. Evde 0-5 yaş grubu ateşli çocuklarda rutin olarak ağız ve makattan ateş ölçümü yapılmamalıdır.

    Ateş ölçümü, yenidoğanlarda (ilk 4 hafta) koltukaltından; 4 hafta-5 yaş arası çocuklarda ise koltuk altı ve kulaktan yapılmalıdır.

    Ateş bir hastalık değil, vücudun hastalıklara karşı verdiği normal bir cevaptır. Ateş düşürme hastalığın seyrini değiştirmez. Ateşin vücudumuz için pek çok faydası bulunmaktadır. Ateş varlığında bakterilerin ölmesi hızlanmaktadır. Ateşin kendi başına beyne hasar vermesi için ise 41,5°C üzerine çıkması gerekir. Bu da genelde enfeksiyonlarda çok çok nadir olarak görülmektedir. Yani ateş beyne zarar vermez, felce neden olmaz

    ATEŞ VE HAVALE: Ateş havale yapabilir ama bu korkulacak bir hastalık değildir. Çocukların yüzde 2-4’ünde görülür. Ateşli havale çocukta ailesel yatkınlık varsa ortaya çıkabilir. Ateş, çocuklarda genellikle kısa sürede kendiliğinden iyileşen basit viral hastalıklardan kaynaklanır. Ateşli çocukların çok az bir kısmında ise yaşamı tehdit eden veya ileride yaşam kalitesini etkileyebilecek olan ciddi bakteriyel enfeksiyonlar söz konusudur.

    Ateşli Çocuğun Evde Tedavisi: Annelere Öneriler

    1.Kalın kıyafetler, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden çocuklar az giydirilmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Oda ısısı ne çok sıcak ne çok soğuk olmalıdır (21-22°C idealdir).
    2. Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanabilir. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir.
    3. Çocuğa ateş düşürücü verildikten sonra ılık suyla duş ve ılık kompres uygulanmalıdır. Ateş, hızlı su kaybına sebep olarak vücudun susuz kalmasına yol açabilir. Bu yüzden çocuk sıvı alımı için teşvik edilmelidir.
    4. Hastayken tüm insanlar gibi çocukların da iştahı azalır. Yemek yemek istemeyen çocuk zorlanmamalıdır. Böyle dönemlerde en sevdiği yemekler hazırlanmalı ve yiyebildiği kadar yemesi için teşvik edilmelidir.
    5. Okula giden ateşli çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye dek evde istirahat etmelidir.
    6. 39° C den daha düşük ateşlerin çoğunda eğer çocuğun genel durumu iyi ise, ilaç ihtiyacı olmayabilir. 39°C üzerinde ateşli ise veya ateş nedeniyle baygınlaşmaya, etrafa ilgisi azalmaya başlamışsa parasetamol veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir.

    Ne zaman Doktora başvurulmalı?

    Üç aydan küçük çocuğunuz ateşlenirse….

    Yeni doğan dönemdeki bebeklerde enfeksiyonla savaşma yeteneği kısıtlı olduğundan ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bebeğinizin ateşi 38ºC’nin üzerine çıkarsa, doktorunuzu mutlaka arayın. Doktora danışmadan ilaç vermeyin. Ateş yükselirse ve kontrol altına alınamıyorsa bebeğinizi teşekküllü bir hastanenin acil bölümüne götürmeniz gerekmektedir.

    1. Eğer çocuğunuzun ateşi 40°C ve yukarıda ise

    2. Eğer çocuğunuz bir şey içmek istemiyor, durmadan ağlıyor veya çok halsiz görünüyorsa

    3. Ateşle birlikte çocukta kasılma, şuurda bir değişiklik olduysa, dalgınlık varsa, çocuk her yediğini kusuyorsa, yoğun bir solunum sıkıntısı varsa, yani sık nefes alıyorsa ya da nefes almada zorluk çekiyorsa, vücutta döküntü varsa

    4. Eğer çocuğunuz ateşli havale geçiriyorsa, daha önce ateşli havale geçirdiyse ya da çocuğun kardeşlerinde ateşli havale hikayesi varsa (Havale anında çocuğunuzun elleri ve ayakları şiddetli bir şekilde sallanmaya başlar ve gözleri arkaya doğru kayabilir. Ateşli havale genelde 1-5 dakika sürer. Çocuğunuzun elinin veya kolunun birkaç kere sallanması, onun havale geçirdiği anlamına gelmez.)

    5. Eğer ateşi 48 saatten (2 tam gece ve gündüz) daha uzun sürer ve ateş düşürücü ilaçlarla bile düşmezse çocuğunuzu mutlaka doktora götürmelisiniz.

  • Çocuklarda yüksek ateş

    Yüksek ateş kış aylarında çocuklarda sık görülür, anne babaları da oldukça endişelendirir. Ateş, müdahale edilmediğinde ciddi tablolara neden olabilirken, bazen de önemli hastalıkların da belirtisi olabilir. Bu nedenle ateşin nasıl düşürüleceğinin bilinmesi ve vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekmektedir.

    Ateş Uyarıcı Bir Bulgudur

    Yüksek ateş, çocuğu hekime götürme konusunda uyaran en önemli bulgudur. Ateş vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve vücuttaki mikrobun çoğalmasını sınırlar.

    Ateşe Vücudun Yanıtı

    Ateş 39-40 derecenin üzerine çıktığında vücut aşırı enerji harcamaya başlar, kalp ve solunum sistemi daha hızlı çalışır. Beyin, kalp, karaciğer gibi organlara daha fazla kan gönderilmesi gerektiğinden, kol ve bacaklardaki damarlar büzülür. Bu nedenle gövde çok sıcakken, kol ve bacaklar çok soğur ve titremeler başlar. Vücut alacalı bir görünüm (mermerimsi) alır.

    Ateşin Nedenleri;

    3-5 gün süren kısa süreli ateşin nedenleri;

    Üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları,

    Mide- bağırsak sisteminde enfeksiyon (ishal ve kusma)

    İdrar yolu enfeksiyonları

    Zatürre,

    Menenjit

    Eklem ve kas iltihapları

    7-15 günden uzun süren ateşin nedenleri;

    Tüberküloz,

    Malta humması

    Tifo

    Kalp zarı iltihapları

    Çocuğunuz ateşlendiğinde;

    Hemen telaşa kapılıp panik yapmayın.

    Ateşli çocuğun üzerini örtmeyin, odanın ısısını düşürün.

    38 -38,5 derece ateş normalin biraz üzeri olarak kabul edilmekte.

    Çocuğun ateşi 39 dereceyi buluyorsa veya öksürük, kusma ve ishal de ekleniyorsa, hemen doktora başvurun.

    Vücuduna soğuk su kompresi uygulayın veya çok soğuk olmayan suyla duş aldırın.

    Alkol, sirke veya içine aspirin ezilmiş soğuk su kompreslerinden kaçının.

    38,5- 39 derecelerde, ateş düşürücü fitiller kullanılabilir.

  • Menenjit nedir, tedavisi nelerdir ?

    Menenjit, beyin ve spinal kordu çevreleyen membranların enflamasyonudur.

    En sık sebepleri enfeksiyonlar olsa da sistemik hastalıklar, kimyasal ajanlar, ve hatta tümör hücreleri bile menenjite sebep olabilir.

    Menenjitin Önemi

    Yüksek morbitide/mortalite

    Süt çocuğu-çocuk:%2

    Yenidoğan-erişkin:%20-30

    Yaşayanların 1/3’ünde sağırlık ve nörolojik sekeller

    Klasik antimikrobiyal ajanlara dirençli mikroorganizmaların daha sık izole edilmesi

    Sınıflama

    Etiyoloji

    Çocukluk çağı bakteriyel menenjitlerinin %95’inden fazlasında üç mikroorganizma sorumludur: S.pneumoniae, N. meningitidis ve H. influanzae tip B

    Grup B streptokoklar, gram-negatif enterik basiller ve Listeria monositogenez yenidoğan döneminde menenjit etiyolojisinde ön plana çıkmaktadır

    Etiyoloji (0-3 ay anne flora ve AÇILAN ORTAM)

    bakteriler

    Grup B ve D streptokoklar (serotip-III)

    E. Coli (K1 antijen)

    Klebsiella

    Gr(-) Enterobakter

    Salmonella

    L. monositogenez (serotip- IV b)

    VİRÜSLER

    HSV-2

    Etiyoloji (5 yaş-Erişkin)

    Bakteriler

    S. Pnömonia

    N. Meninjitis

    VİRÜSLER

    Enterovirüsler

    Rubella

    Herpesvirüsler

    HIV

    Kalabalık yerde—Hİb ve N.meninjit

    İmmun defekt ve komleman defektlerde— meningokoklar

    Splenik disfonk. Ve aslenik—pnömokok

    T-hücre defektlerde—L.monositogenez

    BOS kaçağı—pnömokok

    Lumbosakral dermal sinus—staf.ve enterik bakt.

    BOS Şantlarda—kougalaz – staf. Ve kutaneus bak.

    Epidemiyoloji

    H. influenza menenjitleri sonbahar ve kış başında, pnömokok ve menengokok menenjitleri ise kış sonu ve ilkbahar başında

    H. influenza tip – b menenjitiEn sık 3 ay – 3 yaş arası

    3 ay altında pasif doğal immünite

    3 yaş üzerinde aktif doğal immünite

    Epidemiyoloji

    Meningokok – Pnömokok En sık 3 ay – 1 yaş

    Menenjitler sporadiktir

    Meningokoklar epidemiler yapabilir

    Nazofarengeal sekresyonla bulaşır

    Yakın temas gerekir

    Toplu yaşanılan yerlerde sıktır

    PREDİSPOZAN FAKTÖRLER

    İmmün yetmezlik, kompleman eksiklikleri (C5,8,properdin)

    Hemoglobinemiler

    Aspleni

    Kronik karaciğer ve böbrek hastalıkları

    Rinore, otore:s.pnömonia

    Ventrikülo-peritoneal şant varlığı:stafilokok

    Anatomik defektler: dermal sinüs,ensefalosel: s.pyojenes, enterik bakteriler

    AKUT BAKTERİYEL MENENJİT

    Klinik:

    Ateş, başağrısı, meningeal irritasyon bulguları

    Serebral disfonksiyon bulguları (konfüzyon, deliryum)

    Kranial sinir paralizileri (III,IV,VI,VII)

    Konvülsiyon, kusma

    Fokal serebral bulgular

    Döküntü, fontanel gerginliği

    Papil ödemi (nadir olup,varlığında KİBA bulguları eklenebilir)

    KİBAS

    Bütün pürülan menenjit vakalarında KİBAS vardır

    Minns ve ark. menenjiti olan 35 infant/çocukluk yaş grubundaki hastanın 33’ ünde anlamlı KİBAS saptamıştır (ort. BOS basıncı 204 mm H2O)

    Dodge ve Schwartz tarafından yapılan 106 vakalık araştırmada ortalama BOS basıncı 307 mm H O bulunmuştur

    Menenjit tanısı için LP yapılan hastalarda BOS açılış basıncı nadiren ölçülmektedir. Fleksiyon pozisyonunda, ağlayan, huzursuz çocukta açılış basıncı değerlerinin yorumlanması zordur

    Klinik bulgular (Yenidoğan)

    Menenjitin erken bulguları, özgün olmayan bulgular olup sespsisten ayrımı yapılamaz

    Vücut ısısı değişikliği

    Hipotermi

    Hipertermi

    Solunum sistemi

    Takipne, retraksiyon

    İç çekme, apne

    GİS

    Abdominal distansiyon

    Kusma

    Emme güçlüğü

    Gastrik rezidü

    Santral sinir sistemi

    Konvulziyon

    Letarji

    Huzursuzluk

    Fontanel bombeliğinde artış

    KVS

    Şok

    Bradikardi, taşikardi

    Deri/mukoz membran

    Solukluk, siyanoz

    Peteşi, sarılık

    Ense sertliği, boyun pasif fleksiyona getirilirken ortaya çıkan dirençtir

    Meningeal irritasyona bağlı gelişen ense sertliğine meningismus denir, başın sağa sola pasif hareketleri serbesttir

    Klasik meningealirritasyon bulguları ense sertliği, Kernig ve Brudzinski fenomenleridir

    Menenjit vakalarının %50’sinde görülür

    Ateş

    En sık görülen bulgudur. Bakteriyel menenjitli çocukların %94-96’sında 38.5 °C ve üzeri ateş vardır. Hipoterminin varlığı prognozun kötü olacağının işaretidir

    Kusma

    Ateşten sonra en sık . Bakteriyel menenjit vakalarının %80’inden fazlasında bulunur

    Baş ağrısı

    4 yaşından büyük çocukarda baş ağrısı, ateş ile birlikte ön planda olan semptomdur

    Deri bulguları

    Klasik olarak meningokokal menenjit vakaları ile ilişkilendirilmesine rağmen meningokok, H. İnfluenza veya S. pneumonia ya bağlı peteşi ve purpura vakaların %25’inde görülür

    Konvulziyon

    Akut bakteriyel menenjitli çocukların %30-40’ında ve genellikle ilk 3 gün içinde görülür

    SIADH

    İnfluenza menenjitlerinin yaklaşık %50’sinde hiponatremi ve SIADH görülür

    Hiponatremi ve/veya SIADH’a bağlı bulgular dalgınlık, konfüzyon, koma ve konvulziyon şeklinde ortaya çıkabilir

    Ataksi

    Çocukluk çağında ilk bulgusu, başvuru şikayeti olabilir. H.İnfluenza menejitinde daha sık

    Papil Ödemi

    Erken komplikasyonsuz döneminde genellikle görülmez. Saptanırsa dural venöz sinüs trombozu, beyin apsesi, BOS dolaşımının obstruksiyonu veya subdural ampiyem düşün

    TANI

    Birinci aşama öykü, klinik ve fizik inceleme

    İkinci aşama laboratuar tekikleri

    Lomber poksiyon ile elde edilen BOS örneğinin değerlendirilmesi standart yöntem

    İlk kez Heinrich Quincke tarafından meningokokkal menejitli bir hastaya yapıldı.

    BOS’un Değerlendirilmesi

    >200/ml lökosit, >400/ml eritrosit, >105 CFU bakteri ve/veya protein miktarının fazla olması BOS bulanıklığı yapar

    BOS Glukoz/Serum Glukoz oranı ≤0.4 olmasının 2 aylıktan büyük çocuklarda bakteriyel menenjit tanısında sensitivitesi %80, spesifitesi %98

    Hypoglycorrhachia Bakteriyel ve tbc menenjiti Yaygın neoplazm Subaraknoid hemoraji Fungal menenjit, aseptik menenjit BOS glukozunun<20mg/dl altında olması işitme kaybı riskini yükseltir.

    BOS Proteini: Enfeksiyöz, immunolojik, vasküler ve dejeneratif hastalıklar

    BOS’da PMNL yoktur. 0-5 mononükleer hücre olabilir. Bakteriyel menenjit %65-70’inde BOS lökosit>1000 ve %7595 PMNL’dir.(erken dönemde lenfosit hakimiyeti olabilir)Viral menenjit %20-75’inde erken dönemde PMNL hakimiyeti görülür

    BOS bulguları

    Bakteri sayısı(> 10 koloni)

    WBC sayısı (düşük WBC sayısı kötü prognoz, BOS WBC>1000 hücre/mm kötü prognoz)

    Glukoz konsantrasyonu(<20 mg/dl, BOS/serum glukoz<0.2), protein konsantrasyonu

    Tedavi sonrası BOS’un steril hale gelmesi

    Lökopeni, trombositopeni

    Travmatik LP

    Subaraknoid boşluğun geçilip, vasküler epidural alana penetrasyon

    Pediatrik yaş grubunda tüm LP lerin %15-20’si travmatik olmaktadır

    Normalde BOS(WBC) / BOS (RBC)= 1:500

    Travmatik LP de gram boyama, kültür ve BOS glukozu etkilenmez

    Travmatik LP’de 1000 hücre/mm3 ~1mg/dL artış

    Gram Boyama

    BOS’un gram boyaması bakteriyel menenjiti olan vakaların %60-90’ında sorumlu mikroorganizmanın tanınmasına olanak sağlamaktadır

    Spesifite≥ %97 , BOS yaymasında her sahada birçok bakteri görülmesi kötü prognostik bulgudur

    Farklı ajanların Gram boyamada saptanabilmesi

    S. pneumonia: %90

    H. influenza : %86

    N. meningitidis: %75

    Gr(-) basiller: %50

    Monocytogenes: %30

    LP öncesi antibiyoterapi Gram boyama pozitifliğini ~%20 azaltmaktadır

    BOS Enzimleri ve Akut Faz Reaktanları

    Laktat dehidrogenaz

    Kreatinin fosfokinaz

    Laktik Asit

    C-Reaktif Protein

    Prokalsitonin

    Ferritin

    LP Kontrendikasyonları*

    KİBAS bulguları

    Pupil ışık cevabında değişiklikler

    Deserebre / dekortike postür

    Anormal solunum paterni

    Papil ödemi

    Hipertansiyon ve bradikardi

    Son 30 dak. içinde konvulziyon

    Fokal veya tonik nöbet

    Diğer nörolojik bulgular(Hemiparezi monoparezi Oküler paralizi

    Şok

    Lokal enfeksiyon,

    Koagülasyon bozukluğu, trombositopeni (< 20.000/mm3)

    BT

    Sonradan herniasyon gelişen vakalar da dahil olmak üzere pürülan menenjiti olan hastaların çoğunda BT normaldir (herniasyon gelişmesinden hemen önceki dönem dahil)

    BT, komplike olmamış bakteriyel menenjit olgularında tanıda yardımcı değildir

    BT, intrakranial basıncı ölçmemektedir ve BT incelemesinde anormallik saptanmayan hastalarda önemli derecede KİBAS söz konusu olabilir

    Sonuç

    İyi anamnez, dikkatli fizik muayene

    Bakteriyel menenjitin erken dönemdeki temel klinik bulguları, ateş ve irritabilitedir

    Büyük çocuklarda bunlara ek olarak baş ağrısı, kusma, ense sertliği,

    Kernig ve Brudzinski pozitifliği ile bilinç değişikliği saptanabilir

    Kısa süreli (<15 dak.) jeneralize tonik-klonik konvulziyon SSS enfeksiyonu lehinedir (hastalığın bu fazında jeneralize beyin ödemi vardır ve yaklaşmakta olan herniasyonu düşündürecek bulgular yoktur) ve LP yapılabilir

    Bakteriyel menenjitin seyri sırasında, santral sinir sistemindeki patolojik olayların progresyonu sonucunda serebral ödem ve intrakranial basınçta artış daha belirginleşir.

    Bilinç değişikliği ( stupor à koma)

    Dilate ve/veya fikse pupiller

    Gözlerin fikse deviasyonu ile sonuçlanan III. ve VI. kranial sinir paralizi

    Dekortike, deserebre postür, hemiparezi

    Solunum anormallikleri ( Cheyne-Stokes solunumu hiperventilasyon, apne)

    Fatal herniasyonun hemen öncesinde dahi BT bulguları normal olabilir

    Pediatrik yaş grubunda BT kullanımı, menenjitin yönetiminden gerekli değildir ve asıl olarak yer kaplayan lezyonlara sekonder gelişen KİBAS olan hastalarla sınırlıdır

    Bakteriyel menenjitli hastalarda BT, tedaviye cevabı beklenenden farklı olan, ateşin uzun dönem devam ettiği ve nörolojik bulguların ortaya çıktığı durumlarda kullanılabilir

    BT bu hastalarda subdural efüzyon, beyin absesi ve beyindeki parankimal değişikleri ortaya koyabilir

    HERNİASYON

    Bakteriyel menenjitli çocıklarda herniasyon nadir görülen bir komplikasyondur

    445 hastalık bir raporda 19 hastada (%4.3) herniasyon tespit edilmiştir. 8 çocukta herniasyon, LP’den sonraki 3 saat içinde saptanmıştır. 6 hastanın nörolojik muayenesi LP’nin ertelenmesi gerektiğini göstermiştir.

    Menenjit tanısı almış 302 infant/çocuğu içeren bir araştırmada herniasyon komplikasyonu %6 olarak bulunmuştur

    24-36. saatte LP tekrarı için öneriler

    Bütün yenidoğanlar

    Dirençli S. pneumonia suşlarının neden olduğu menenjit

    Gr(-) enterik basillerin neden olduğu menenjit

    Tedavinin başlangıcından sonraki 24-36 saatte klinik iyileşmenin yetersiz olması

    Uzamış ateş / sekonder ateş

    Rekürren menenjit

    İmmünkompremize hastalar ( Candida menenjiti)

    Tedavi

    Antibiyotik seçimi bakteriyel patojene karşı etkinliğe ve BOS ‘a geçiş özelliğine bağlıdır

    Ampirik antibiyotik tedavisi yaşa özgün bakterilere etki edecek spektrum genişliğinde olmalıdır

    Kültür ve antibiyogram sonucuna göre antibiyoterapi değiştirilebilir

    İnfluenza: Ampisilin (7-10 gün)

    Meningitis: Penisilin (7 gün)

    Aureginosa: Ceftazidime (2-3hafta)

    Coli: Cefotaxime, Ceftriaxone

    Psödomonas: Ciproflaxacin, ceftazidime

    pneumonia:Penisilin, direnç varsa cefo., ceftri.,oxacilin, vankomisin (sefalosporin+vankomisin, sefalosporin+carbapenem verilebilir)

    Tedavi süresi

    Grup B streptokok 10-14 gün

    L.monositogenez 10-14 gün

    Gram (-) enterik basiller 21 gün

    Enterokoklar 14-21 gün

    H. influenza 7-10 gün

    N. menenjitis 5-7 gün

    S. pnömonia 10-14 gün

    Steroid Tedavisi

    H. influenza menenjitinde

    Deksametazon 0.15 mg/kg doz, günde 4 kez, 4 gün

    Deksametazon 0.4 mg/kg doz, günde 2 kez, 2 gün

    Prognoz

    Yaş :6 aylıktan küçük infantlarda prognoz daha kötü

    Klinik:Semptomların ortaya çıkışı ile hastaneye yatış arasındaki süre Bilinç durumunda değişiklikler Konvulziyon( fokal nöbetlerde prognoz daha kötü) Fokal nörolojik defisit

    Etyolojik ajan s.pneumonia menenjitinde mortalite daha fazla

    KOMPLİKASYONLAR

    Akut:

    Şok

    Dehidratasyon

    Beyin ödemi

    DİC

    Asidoz

    Hipoglisemi

    Subakut

    Uygunsuz ADH sekresyonu Konvülsiyonlar (%30hastada)

    Subdural efüzyon/ampiyem(%30, genelde asemptomatik, spontan regresyon)

    Beyin apsesi

    Persistan ateş

    KORUNMA

    HİB: Evdekilere ve kreşte bakımını yapanlara: rifampisin 20mg/ 4 gün

    N. Meningitis: Rifampisin 10mg/kg/doz 2gün ya da ceftriaxone IM, ciprofloxacin oral tek doz

    S. Pneumonia: proflaksiye gerek yok. Riskli kişilere aşı ve antibiyotik

  • Nedeni bilinmeyen ateş (fever of unknown origin-fuo)

    3 haftadan uzun süre ile,

    Viral enfeksiyonlar

    Ameliyat sonrası ateşler

    İlaç ateşleri ekarte edilir

    >38.3C olan ateş olguları

    Hastanede Bir hafta veya daha uzun süre incelemeyle nedeni bulunamamış,

    Klasik NBA

    Nozokomiyal NBA

    Nötropenik NBA

    HIV ile ilişkili NBA

    Klasik NBA

    38,3* ateş ve 3 haftadan uzun süremesi

    3 gün hastanede yatırılarak araştırmasına rağmen ve 3 ayrı gün hastanede yatırılmadan yapılan tetkiklerden sonra ateş nedeninin saptanamaması

    Nozokoniyal NBA

    Ateş >38.3oC

    Yatışta infeksiyon yok

    En az iki Kültürlerin inkübasyonu dahil üç günde tanı konulamamış olması

    En sık nedenler:

    Clostridium difficile

    pulmoner emboli,

    Septik tromboflebit,

    C.difficile infeksiyonu

    IV katater infeksiyonu,

    İlaç ateşidir

    Nosokomiyal sinüzit,

    Nötropenik NBA

    Ateş >38.3oC

    Nötrofil <500/mm3

    Kültürlerin inkübasyonu dahil üç günde tanı konulamamış olması En sık nedenler: – Kaynağı belirsiz bakteriyel inf.lar.

    Perianal enfeksiyon,

    Herpes virus,

    Aspergilloz, kandidiyaz gibi invazif mantar inf.ları

    HIV İLE İLİŞKİLİ NBA

    Ateş >38.3oC

    Doğrulanmış HIV infeksiyonu

    Ayaktan hastada 4 haftadan, hastanede izlenen hastada 3 günden uzun süreli ateş olması

    En sık nedenleri:

    Dissemine MAC, tüberküloz, P. carinii, NonHodgkin lenfoma ve ilaç ateşi en sık.

    Yaygın fungal infeksiyonlar,

    Salmonelloz ve CMV infeksiyonu da akla gelmelidir

    NBA Nedenleri Üzerine Etkili Faktörler

    Coğrafik faktörler

    Başvuran hasta özellikleri (nutrisyon, hijyen, çevresel f.)

    Hasta yaşı

    6-14 yaş – Kollajen doku hastalıkları

    Yaşlılar – temporal arterit, intraabd. inf.lar, bilier trakt inf.ları, maligniteler

    Araştırmacı-hekim deneyimi

    Zaman (yeni diagnostik teknikler)

    NBA Nedenlerinin Yaş ile İlişkisi

    <6yaş

    Bakteriyel ve Sistemik viral inf.
    6-14 yaş Kollagen vasküler hastalıklar

    İnflamatuar barsak hastalıkları

    >14 yaş

    İnfeksiyon

    Malignite

    Kollagen vasküler hastalıklar

    NBA NEDENLERİ

    Hastalık Dünya Türkiye
    Enfeksiyon 21-58 42-65
    Kollajenoz 13-24 6-34
    Malignite 6-31 8-26
    Değişik 4-27 4-16
    Tanısız 7-38 4-35

    NBA’nın en sık nedenleri

    İnfeksiyon

    Tüberküloz

    Endokardit

    Apseler

    Osteomyelit

    Viral inf. (EBV, CMV, HIV)

    Bruselloz

    Salmonelloz

    Lyme hastalığı

    Prostatit

    Sifiliz

    Malignite

    Lenfoma

    Solid tümörler

    Lösemi

    Atrial myxoma

    Kaposi sarkomu

    Akciğer kanseri

    Multiple myeloma

    Metastatik kanser

    Hepatoma

    Myelodisplastik send

    Viral İnfeksiyonlar

    CMV

    EBV

    HIV (geç antikor cevabı, uzamış mononükleoz sendromu)

    HCV, HBV (periarteritis nodosa)

    Enterik ateş

    Bruselloz

    Q ateş, psittakoz, Lyme hastalığı,kedi tirmağı hastalığı

    Malarıya ve toksoplazma

    Mantar-> Histoplazma, candida, aspergillus

    NBA’nın en sık nedenleri

    Kollajen doku – Otoimmün

    Romatizmal ateş

    Romatoid artrit

    SLE

    Temporal arterit

    Granulomatöz hepatit

    Hipersensitive vasküliti

    İnfl. Barsak hastalıkları

    Reiter sendromu

    Erişkin Still hast.

    Polimyaljia romatika

    Diğer

    İlaç ateşi

    Faktisiyöz

    FMF

    Behçet

    Tiroidit

    Santral ateş

    Hematom

    Pulmoner emboli

    DVT

    Tüberküloz

    Tüm NBA’ların %23’ü

    Milier (%50’sinde ppD (-))

    Renal (ateş, hematüri, steril pyüri)

    Mezenter lenf nodu (ateş, abdominal bulgu ?)

    Tubal, endometrial ( ateş?, adet düzensizliği)

    İNFEKTİF ENDOKARDİT

    KKH veya edinsel kalp hastalığı olan hasta 2 haftadan uzun süre ateş varsa akla getirilmeli

    Klinik tanı güçlüğü:

    Üfürüm olmaması

    Fizyolojik olarak değerlendirilmesi

    Kültür negatifliği:

    Sağ kalp endokarditi

    Nonküratif antibiyotik tedavisi

    Zor üreyen etkenler

    ÜREMESİ GÜÇ ETKEN

    Nutrisyonel defektli

    Mantar streptokoklar

    Aspergillus

    Haemophilus aphrophilus

    Legionella

    Actinobacillus

    Brucella spp. actinomycetemcommitans

    Coxiella burnetti

    Cardiobacterium hominis

    Chlamydia psittaci

    Eikenella corrodens

    Mycoplasma hominis

    Kingella kigae

    Bartonella

    APSELER

    Intraabdominal apselerAbdominal cerrahi

    Subdiafragmatik

    Subhepatik

    Pelvik apse – Jinekolojik girişim sonrası

    Perinefritik apse

    Dental apse (Lokal semptomlar nedeni)

    Beyin apsesi ( ile daha seyrek NBA nedeni)

    Retroperitoneal

    Paraspinal

    OSTEOMYELİT

    Rahatsızlık, tutukluk, özellikle çocukta hareket kısıtlılığı ilk bulgu olabilir.

    Sintigrafik inceleme (Tc, Ga) yöntemleri direk grafiden daha erken dönemde tanınmasını sağlayabilirse de; romatizmal imflamasyon ve tümörden ayırt etmeyebilir.

    MR erken dönemde ödem ve kan akım değişikliğini gösterebilir.

    Salmonella typhi ve türevler

    Tropikal bölgenin major sebebidir

    Ateş uzun sürer ve relatıf bradikardi

    TANI gaıta kx ve Kİ kx

    GIS İNFEKSİYONLARI

    özellikle >60 yaş’ta tanısı güç olabilir

    Kolesistit – genellikle

    Asendan kolanjit – kolelitiyazis, pankreatit zemininde gelişir.

    Divertikülit – Mevcut

    Apendisit – görüntüleme

    Rüptüre kolon malignitesi – yöntemleri ile genellikle tanınır

    Üriner Sistem İnfeksiyonları

    Renal/perinefritik apse

    Prostatit/prostatik apse

    Renal malakoplaki : Enterik bakteri infeksiyonu ile birlikte, hücre içi bakteri öldürme defektlilerde görülür; Submukozal plak ve nodüllerle karakterli; tedavi edilmezse fatal

    NEOPLASTİK HASTALIKLAR

    Lenfoma, lösemi

    Retroperitoneal tutulum ve izole dalak lenfomasında sık

    Hepatoma

    Hipernefroma

    Atrial myxoma

    Kolon adenoCa

    Karaciğer ve SSS metastazları

    KOLLAGEN DOKU HASTALIKLARI

    Vaskülit

    Erişkin Still artralji, poliserozit, LAP, splenomegali, soluk raş, lökositoz, anemi, ESR 

    SLE

    RA

    AŞIRI DUYARLILIK VE OTOİMMUN HASTALIKLAR

    İlaç ateşi

    Sensitize T lenfositlerden sitokin salınımı

    Tedavi başlandıktan 1-3 hf sonra başlar;

    48-72 saatte geriler.

    Bulgular

    Relatif bradikardi,

    Eozinofili ve/veya raş (%20-25)

    İLAÇ ATEŞİ NEDENLERİ

    Antibiyotikler

    Beta-laktamlar

    Sülfonamidler

    Antimalaryal ilaçlar

    Antiepileptik ilaçlar

    Barbitüratlar

    Fenitoin

    NSAID’ler

    Antineoplastik ilaçlar

    Antiaritmikler

    Kinidin

    Prokainamid

    Antihipertansifler

    Hidralazin

    Metil dopa

    H1 – H2 res. blokör

    Anti-tiroid ilaçlar

    GRANULOMATÖZ HASTALIKLAR

    Granulomatöz hepatit

    Sarkoidoz

    İnflamatuar barsak hastalıkları

    Temporal arteritis

    FAKTİSİYOZ ATEŞİ

    Taklit

    Termometre manuplasyonu

    Hemşire gözlemi değiştirilmesi

    Pirojen madde enjeksiyonu/oral alımı

    idrar

    feçes

    aşı

    bakteri kültürü

    FM normal, cilt sıcak değil, genel durum iyi,eşlik eden bulgular yok, 42C’a çıkıp aniden düşebiliyor

    DİĞER NEDENLER

    Karaciğer Hastalıkları

    siroz

    alkolik hepatit

    Hematolojik Hastalıklar

    Siklik nötropeni

    Myelofibrozis

    Hematom

    Santral Sinir Sistemi Hastalıkları

    Kanama

    Hipotalamik hastalıklar

    Endokrin ve Metabolik Hastalıklar

    Tiroidit

    Hipertiroidizm

    Addison Hastalığı

    Hipertrigliseridemi

    Fabry Hastalığı

    Vasküler Hastalıklar

    Aort disseksiyonu

    Pulmoner emboli

    Derin ven trombozu

    Periyodik Ateş

    PFAPA=periyodik ateş aftöz stomatit farenjit ve servikal LAP

    Siklik nötropeni

    AAA

    Hiper İgD

    TRAPS TNF receptor ilişkili ateş

    NBA’lı Olguya Yaklaşım

    Birinci Basamak

    Detaylı bir öykü alınmalı ve FM yapılmalı, bulgulara yönelik Lab. testleri istenmeli

    Hastanın ateşi ve ateş paterni kayıt edilmeli

    Hastanın bütün şikayetlerinin detaylı bir öyküsü alınmalı ve tanımı yapılmalı – Ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, başağrısı, görme bozukluğu, bel ağrısı, karın ağrısı, döküntü, şuur değişiklikleri vs.

    Şu sorular mutlaka sorulmalı:

    Meslek

    Seyahat

    Hasta kişilerle temas

    Hayvan teması

    Çalışma ortamı

    Alışkanlıklar

    Cinsel davranış

    Kullandığı İlaçlar

    Kronik hastalık

    Ailede benzer hastalık

    İmmünizasyon

    Beslenme

    Travma-Op. öyküsü

    FİZİKİ MUAYNE

    FM bulguları başlangıçta tanı koydurucu olmayabilir

    Sık aralıklarla tekrar edilmeli.

    Bütün sistemler dikkatlice değerlendirilmeli

    LABORATUVAR TESTLERİ

    Tam kan sayımı, Sedim, PY, KCFT, TİT, PA Akciğer grafisi, kalın damla

    Kültürler: Kan, idrar, boğaz, gaita vs.

    Seroloji: Wright, Gruber-widal, ASO, CRP, RF, ANA

    ppD

    Lumbar ponksiyon

    Tam kan sayımı

    Anemi

    Lösemi ve prelösemik tanı

    Atipik hücre HSV enfeksiyon

    Lökosıtoz ile beraber bant formasyon varsa B.enf.

    İKİNCİ BASAMAK

    Anamnezin gözden geçirilmesi

    FM tekrarı

    Konsültasyon

    İnfeksiyon hastalıkları

    Onkoloji

    Romatoloji

    Görüntüleme Yöntemleri

    Kan tetkikleri

    Moleküler Yöntemler – PCR

    Görüntüleme yöntemleri

    EKO

    Vejetasyon ve atrial myxoma tanısında değerli

    TEE, endokardit tanısında TTE’den daha değerli

    USG, BT

    Karın içi apse, malignansi, organomegali, retroperitoneal ve mediastianal LAP (BT ayrıca kafa içi tümör, apse)

    MRG

    Beyin ve MS’deki epidural apseler, tümörler, Yumuşak doku inf. osteomyelit

    Görüntüleme yöntemleri

    Sintigrafik inceleme

    Tc-99m: Kemik ve yumuşak dokuların infeksiyonu

    In-111 işaretli Lökosit Sintg. Lokalize apse

    PET Scan

    Malignansi, inflamasyon lenfoma

    IVP

    İntrarenal, perireal apseler,

    renal tümörler

    Venöz Doppler USG

    Venöz tromboz

    Üçüncü Basamak

    İnvaziv prosedürler

    Kİ aspirasyonu ve kültürü

    Kİ biyopsisi

    Lenf bezi biyopsisi

    KC iğne biyopsisi

    Deri ve kas biyopsisi

    Temporal arter biyopsisi

    Tiroid İİAB

    Tüm biyopsi örnekleri, bakteri, mantar ve tüberküloz yönünden kültür edilmelidir.

    Endoskopik girişimler

    Üst GIS endoskopi,

    Rektoskopi, sigmoidoskopi

    Bronkoskopi

    Sistoskopi

    Sonuç

    Tetkikler uygun yapılırsa hastaların %90 dan fazla NBA nedeni bulunacaktır.

    En sık nedeni enfeksiyon Kolllajen hastalıkları ve malıgnitelerdir.

    Nötropeni ve HİV positiflerde NBAnın Ana nedeni enfeksiyondur

    Test edici tedavi yaklaşımları

    Antipiretikler

    Empirik tedavi

    ppD(+) liği ile birlikte biyopsi ile granülomatöz hepatit saptanması durumunda antitbc. tedavi,

    Tanı kriterleri tamamlanmamış olsa da periferik bulgular varlığında kuşkulu endokarditte antibiyotik kombinasyonları

    Hiperendemik bölgede, sıtma tedavisi

    Polimiyaljia romatika düşünülen hastada steroid tedavisi.

    Erişkin Still şüphesinde steroid tedavisi

    Araştırıcı laparotomi

    İlk üç basamakta invaziv ve non-invaziv yöntemlerle tanı konulamamışsa yapılır

    PROGBOZ

    Hastaların ~¼’ünde tanı konulamıyor

    Ateş süresi uzadıkça infeksiyon olasılığı

    NBA tanısıyla takip edilerek tanı konamadan çıkarılan hastaların 5 yıllık izlemlerinde %20 olguda tanı konulmuş, %50 olguda ateş kendiliğinden düşmüş ve %30 olguda ateş devam etmiştir. Son grupta mortalite %3.

    77 hasta üzerinde çalışma

    Enfeksiyon hastalıkları—35 hasta

    Enterik ateş—5

    İYE—5

    EM—4

    osteomiyelit—3

    CMV—3

    diğerler—15

    Maliğnansiler—10

    Oto immün hastalıkları—5

    diğer–19