Etiket: Atak

  • Panik Atak

    Panik Atak

    Panik sizi mutsuz etmek için gelmiyor siz mutsuz olduğunuz için geliyor.

    Panik bozukluğu kısaca tanımlayacak olursak; “sıkıntının ataklar halinde ve çoğunlukla beklenmedik biçimde ve yoğun bir biçimde gelmesidir”diyebiliriz.
    Hepimizde zaman zaman sıkıntı olur ancak buradaki fark belirgin bir biçimde kişinin yaşamı etkilenmiştir ve beraberinde ölüm ya da çıldırma korkusu eşlik eder ve aşağıdaki fiziksel ve psikolojik belirtilerden en az 4 tanesi bulunur.

    1-Çarpıntı, 2-terleme, 3-nefes alamama, 4-titreme 5- karın ağrısı, 6-göğüste ağrı ya da sıkıntı, 7-bulantı, 8-Sarsılma, 9-baş dönmesi, 10-sersemlik hissi, düşecek ya da bayılacak gibi olma, 11-gerçekdışılık duygusu, sanki benliğinden ayrılacak gibi olma, kontrolü kaybetme hissi, 12-uyuşma, karıncalanma, 13-üşüme ürperme, 14- ateş basması.

    İlk ataklarda genelde hastanelerin acil servislerine başvuru yapılır, bir süre sonra dışarı çıkma korkusu olaya eklenebilir. Kişi sürekli tedirgindir ve atak geçirme korkusuyla birçok şeyden kaçınmaya başlar, atağın geldiği yerlerden uzak durma, su ya da ilaç taşıma, yalnız kalamama gibi belirtiler ortaya çıkar.

    Panik atak nasıl tedavi edilir?
    Paniğin felsefesini ya da mesajını algılamadan tam iyileşme pek mümkün değildir. Söylemek istediğim panik atak aslında bir sonuçtur. “Hayatta neyi yanlış yapıyorum ki bedenim tepki gösterdi” sorusu cevaplandığında tedavi başlamış olur. Örneğin çok verici, hep uyumlu, karşı odaklı, herşeye herkese yardımcı olan bir yapınız var, ya da fazlaca maddi, fiziksel ve manevi yük taşıyorsunuz ve aslında panik atak bir anlamda sizi taşıdığınız fazlaca yüklerden korumak için bedenin verdiği bir tepkidir. Düşünün yukarıdaki nedenlerden dolayı yoruldun ve kalbin çarpıyor; aslında kalbin “ kendini çok yoruyorsun yeter” diyor, yani size dostça şeyler söylüyor ve siz ise gidip acildeki doktora “sustur şu kalbi doktor diyorsunuz” aslında asıl yapmanız gerekenin kalbinizin sesini dinlemek olduğunu göremiyorsunuz.
    Bu felsefe ve ipuçlarını danışanımıza farkettirdiğimizde kişi yüklerden kurtulmak için motive olur. Yükten arınmak kişiyi rahatlatır ve ek olarak paniği tetikliyen faktörleri anlamak, kötü nefesin katkıları gibi konuları danışanlarımızla çalışıyoruz.
    Uygun vakalarda ilaç tedavisini geçici bir biçimde tedaviye ekliyoruz. Benim deneyimlerime göre panik doğru yönetildiğinde üstesinden gelinebilecek abartılı bir vücut savunmasıdır ve mutlaka tedavide psikoterapi kullanmılmalıdır.

  • PANİK ATAK HAKKINDA  BİLDİKLERİMİZ

    PANİK ATAK HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

    Kişide ani meydana gelen ve tekrarlayan bireyi dehşete düşüren çoğu kez kriz olarak algılanan  şiddetli, tahammülü güç bir  sıkıntı ve korku nöbetidir diye tanımlayabiliriz..gerçek de tek başına bir hastalık gibi gözükse  de bir semptomdur aslında  ve  sebep ortadan kalkınca panik atak diye bir semptomda kalmayacaktır..Panik Atak  denilen tablo ani  şeklinde gelip , bir anda başlar, şiddeti giderek çoğalır ve yaklaşık  olarak  8-10 dakika sonunda şiddeti en yüksek düzeye ulaşır ortalama en çok yarım saat  gibi bir sürenin sonunda da azalarak ortadan kalkar.
    Bu semptomlardan ötürü kişi , bu ani gelen ,kontrolü dışındaki durumun tekrar gelmesinden duyduğu kaygıyla ayrıca başa çıkmak zorunda kalmaktadır.. 
    Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulundurur ve Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür.Yanlız kalmakdan korkma ve evin de yada aile fertleri yanında kendini güven de hissetme belirgin özellikleridir. 

    Panik Atak Belirtileri :

    • Aniden titreme ya da sarsılma olması
    • Bulantı ya da karın ağrısı  gelmesi
    • Başın yada tüm vücudun terlemesi,
    • Kişinin soluğunun kesilmesi hiç nefes alamama duygusu
    • Uyuşma ya da karıncalanma hissi el ve ayaklarında yada tüm vücut da
    • Baş dönmesi, sersemlik   duygusu ,
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma  hissi ,
    • Çarpıntı, kalbin kuvvetli  ya da hızlı vurması
    • Nefes darlığı ya da boğulma hissi
    • Kişinin bayılacak  yada yere yığılacak gibi hissetmesi
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
    • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve ölüm korkusu,

    Panik atak ve  panik bozukluk aynı şey olmayıp, Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma Başka bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın, iki şekilde görülebilir: agorafobili ya da agorafobisiz. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalmak istememe gibi durumlar görülür. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.
    Panik Bozukluğunda ise, panik ataklarının tekrarlayıcı, ataklar arasında dönemde ise  yeniden atak geleceğine dair yoğun kaygı hissi olması, kişinin  beyin kanaması ,kalp krizi , felç geçirme, çıldırma ,ölme gibi  dramatik sonuçlara sebep olacağını düşünerek panik ataklarından aşırı  korkması ve olası başına gelebilecek felaket beklentisi ile  sürekli üzüntü ve korkuyla işe gidememe,evden çıkamama ,önleme amaçlı çeşitli kurtarıcı gördüğü ilaç  yada faydalı gördüğü şeyleri yanında bulundurmaya çalışmak, yemek yemesinde ,uykusunda ve davranışlarında atak olmadığı zamanlarda da atak beklentisiyle oluşan durumların devamlı olması şeklinde tablolar benzer gibi gözüksede,ayrıntıda  farklılıklar göstermektedir.Atak anlarını güvenli bir şekilde atlatan hastaların PSİKOTERAPİ den ciddi anlamda yarar gördüğü rahatlıkla söylenmelidir. İlaç tedavilerinin  panik bozukluğu tedavisinde yer  verilmektedir.ancak asıl itibariyle düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok önemli  ekinliği olduğu gerçeği ile hareket edilirse  ataklara sebep olan  otomatik düşünce kalıpları  ve yanlış yorumlar ile ilgili  farkındalıklar oluşturularak bilişsel ve destekleyici psikoterapilerden faydalanılabilmektedir. Kişilik bozuklukları tabanıda ki semptom geliştirme potansiyelleri ise Dinamik Psikoterapilerden  yararlanım hususunun önemle altını çizmeyi gerektirmektedir.                                                     

  • PANİK ATAK HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

    Kişide ani meydana gelen ve tekrarlayan bireyi dehşete düşüren çoğu kez kriz olarak algılanan şiddetli, tahammülü güç bir sıkıntı ve korku nöbetidir diye tanımlayabiliriz..gerçek de tek başına bir hastalık gibi gözükse de bir semptomdur aslında ve sebep ortadan kalkınca panik atak diye bir semptomda kalmayacaktır..Panik Atak denilen tablo ani şeklinde gelip , bir anda başlar, şiddeti giderek çoğalır ve yaklaşık olarak 8-10 dakika sonunda şiddeti en yüksek düzeye ulaşır ortalama en çok yarım saat gibi bir sürenin sonunda da azalarak ortadan kalkar.
    Bu semptomlardan ötürü kişi , bu ani gelen ,kontrolü dışındaki durumun tekrar gelmesinden duyduğu kaygıyla ayrıca başa çıkmak zorunda kalmaktadır.. 
    Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulundurur ve Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür.Yanlız kalmakdan korkma ve evin de yada aile fertleri yanında kendini güven de hissetme belirgin özellikleridir. 

    Panik Atak Belirtileri :
    • Aniden titreme ya da sarsılma olması
    • Bulantı ya da karın ağrısı gelmesi
    • Başın yada tüm vücudun terlemesi,
    • Kişinin soluğunun kesilmesi hiç nefes alamama duygusu
    • Uyuşma ya da karıncalanma hissi el ve ayaklarında yada tüm vücut da
    • Baş dönmesi, sersemlik duygusu ,
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma hissi ,
    • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
    • Nefes darlığı ya da boğulma hissi
    • Kişinin bayılacak yada yere yığılacak gibi hissetmesi
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
    • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve ölüm korkusu,
    Panik atak ve panik bozukluk aynı şey olmayıp, Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma Başka bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın, iki şekilde görülebilir: agorafobili ya da agorafobisiz. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalmak istememe gibi durumlar görülür. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.
    Panik Bozukluğunda ise, panik ataklarının tekrarlayıcı, ataklar arasında dönemde ise yeniden atak geleceğine dair yoğun kaygı hissi olması, kişinin beyin kanaması ,kalp krizi , felç geçirme, çıldırma ,ölme gibi dramatik sonuçlara sebep olacağını düşünerek panik ataklarından aşırı korkması ve olası başına gelebilecek felaket beklentisi ile sürekli üzüntü ve korkuyla işe gidememe,evden çıkamama ,önleme amaçlı çeşitli kurtarıcı gördüğü ilaç yada faydalı gördüğü şeyleri yanında bulundurmaya çalışmak, yemek yemesinde ,uykusunda ve davranışlarında atak olmadığı zamanlarda da atak beklentisiyle oluşan durumların devamlı olması şeklinde tablolar benzer gibi gözüksede,ayrıntıda farklılıklar göstermektedir.Atak anlarını güvenli bir şekilde atlatan hastaların PSİKOTERAPİ den ciddi anlamda yarar gördüğü rahatlıkla söylenmelidir. İlaç tedavilerinin panik bozukluğu tedavisinde yer verilmektedir.ancak asıl itibariyle düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok önemli ekinliği olduğu gerçeği ile hareket edilirse ataklara sebep olan otomatik düşünce kalıpları ve yanlış yorumlar ile ilgili farkındalıklar oluşturularak bilişsel ve destekleyici psikoterapilerden faydalanılabilmektedir. Kişilik bozuklukları tabanıda ki semptom geliştirme potansiyelleri ise Dinamik Psikoterapilerden yararlanım hususunun önemle altını çizmeyi gerektirmektedir. 
    Klinik Psikolog 
    Dr.Derya MÜFTÜOĞLU

  • Panik Atak

    Panik Atak

    ”yeni bir şehre geldim ve ciddi alisma problemleri yasiyorum yaklasik 1 aydir dahada siddetlendi ve fiziki problemlerde basladi nefes alamiyorum yani aldigim soluk bana yetmiyor surekli pencereyi acip nefes almak istiyorum sanki kalbimin ustunde cok buyuk bi agirlik var ve geceleri uykumu bolen bi olecegim korkusu bazen delirecegimi bile dusunuyorum konusmak istemiyorum surekli icerde kalmaktan yasama dair tum bagim kopuyo sanki koca evrende tek basimayim”

    ”5 senedir panik atak hastasıyım belirtıleri nefes alamama kalp çarpıntısı terleme eklem agrıları bir yanıp bir donma vesvese ellerde ve bacaklarda uyuşma hissi düşücek gibi olma yani bayılıcak gibi olma agız kurulugu ölüm korkusu uykusuzluk uyurken panikle kalkma herseyden korkma kalbe igne ve bıcak saplanması vs daha uzar gider yani bu ben senin yerinde olsam bir pisikologa giderdim ben öyle yaptım artık hastalıgımla arkadas gibi olduk bana ne oldugunu bildigim için artık kendimi kontrol edebiliyorum ”
    (forum sayfasından)

    PANİK ATAK anında öldüğünü, ve kontrolünü kaybettiğini söyleyeniniz var mı;yoksa beyniniz şaka mı yapıyor?

    Panik atak insanı hem duygusal yönde hem de bedensel anlamda aşırı derecede zorlayan bir yaşantıdır.

    Kişinin yaşam kalitesini azaltan Panik Atak ,her insanı yaşantısı boyunca en az 1 kez ziyaret eder.Aniden ve belirti olmadan gelen semptomların meydana gelmesiyle ,yoğun bir şekilde yaşama ilişkin endişelerin oluşması Panik Atağı getirir.
    Panik Atak yaşayan kişi Kalp krizi geçirdiğini düşünür;ancak yapılan tıbbi açıklamada Kalp krizi görünmemektedir.Bu somut sonuç kişiye yeterli gelmez ;çünkü bu sefer de ‘ya kalp krizi geçirirsem’ düşüncesi yerleşir.

    Ataklar Ne kadar sürer?

    Atak başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10 dakikadır. Sağlık kuruluşlarına gitmeye çalışsanız bile vardığınızda geçmiş olacaktır.Panik Atak fizyolojik değil psikolojik bir rahatsızlıktır. Çok az bir kesin bu durumu yardım almadan atlatmaktadır.Çoğunluk ise zaman kaybetmeden bir hastaneye gitmektedir.Çünkü yaşanan durum,sanki hayatın biteceğinin habercisidir.Yoğun yaşanan bu kaygı ile ilgili yanlış yorumlamalar yapılması Panik bozukluğun sürekliliğini arttırmaktadır.

    Panik Atak anında neler yaşanır;

    1- Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması 
    2- Terleme 
    3- Titreme yâda sarsılma 
    4- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları 
    5- Soluğun kesilmesi 
    6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi 
    7- Bulantı ya da karın ağrısı 
    8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma 
    9- Derealizasyon (gerçek dışılık duygular) ya da deparsonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma) 
    10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu 
    11- Ölüm korkusu 
    12- Paresteziler (uyuşma ya da karıncalaşma duyumları) 
    13- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları dır.
    Bu durumdan artık kurtulmak istiyorum diyorsanız; inanın hiçbir engel yok.

    Hangi Rahatsızlıklar Panik Atak getirir

    Yaşamda stresin büyük bir yer kaplaması en temel unsurdur.Depresyon içerisinde ve sonrasında Panik Atak geçirilmesi oldukça normaldir.Yine yaygın anksiyete bozukluğu, alkol ve madde kullanımı da Panik Atak gelişimine yol açıyor.Yakın çevreden ölüm haberinin alınması da sosyal çevrenin etkisini göstermektedir.Panik atak anındaki aşırı performans,doktorların açıklamasına göre kalbi yormalktadır ve var olan kalp krizinin yaşanma olasılığı artmaktadır.Bu anlamda Panik Atak tedavisi gerekmektedir.
    Panik Atak 6/8 haftalık bir süreci kapsamaktadır.
    · Nefesinizi kontrol altına alın
    -Günün değişik zamanlarında, bir dakikada kaç kez yaptığınızı saptayınız. Bir kişi istirahat anında dakikada ortalama 10-12 kez soluk alıp vermektedir. Eğer kişi bundan daha fazla sayıda soluk alıp veriyorsa, bu sayı mutlaka azaltılmalıdır.
    “-Yavaş solunum tekniği (Panik atağın ilk belirtilerini farkettiğinizde)
    1. istirahat durumuna geçiniz.
    2. Nefesinizi tutup, 10’a kadar sayınız.
    3. 10’a geldiğiniz zaman nefes verip, kendinize “rahatla, gevşe” komutunu veriniz.
    4. 3 saniye nefes alınız, ardından 3 saniye nefes veriniz ve nefes alıp vermeyi bu tempoyla sürdürünüz. Böylece dakikada 10 solunum yapmış olacaksınız. Her nefes verişte “rahatla, gevşe” komutunu tekrarlayınız.
    5. Her 1 dakika sonunda, 10 saniye boyunca nefesinizi tutup, daha sonra 3’er saniyelik döngülerle solunumunuza devam ediniz.
    6. Panik atağı hafifleyinceye ya da ortadan kalkıncaya kadar bu alıştırmaya devam ediniz.
    Bunları yaptığınız zaman, belirtiler 1-2 dakika içinde hafifleyecek ve panik atağını yaşamayacaksınız. Yavaş solunum tekniği uygulayarak, panik ataklarınızı her zaman kontrol altına alabilirsiniz
    · Aşamalı üzerine gitme
    Daha çok Agorafobiye eşlik eden Panik Atak’da gözlenen “yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kalabalık ortamlara girememe” gibi durum ve davranışlarla ilgili aşamalı alıştırmalar yapmak ve panik belirtileri azalıncaya kadar o ortamda kalmak, yani alıştırmaları tekrarlamak temeline dayanır.

    · Gevşeme Egzersizleri Önemli…
    Panik Atak anında beden kendini korumak adına kaslarda gerginlik oluşturur.Kas gerginliği işlevsel olmayan ölüm,çıldırma ve kontrol kaybı düşüncelerinin yoğunlaştığı anda beliren bir belirir ki Panik Atağı tetikler.Gevşeme egzersizlerinin öğrenilmesi rahatlamayı sağlarken tetikleyen unsurları da azaltacaktır.

    · Kognitif (Bilişsel) Yaklaşım
    Bilişsel tedavi; panik atağı öncesinde, sırasında ve sonrasında akıldan geçen ve panik atağı ile ilişkilendirilen bu yanlış yorum ve varsayımların, mantıklı düşünülerek düzeltilmesi temeline dayanır
    En etkin psikoterapi yaklaşımıdır.Panik Atak yaşayan kişilerde, işlevsel olmayan düşünceler ve varsayımlar oluşmaktadır.Var olan bu varsayımlar ve otomatik düşünceler atak yaşanmasabile her an yaşanmasına karşın kişinin tetikte olmasını sağlamaktadır.
    Tetikteki bekleyiş kaygı düzeyini arttırdığı gibi kişinin yaşantısını eskisi gibi sürdürememesine sebep olur.Kişi Panik Yaşama ihtimalinin olduğu yerlerden ve kalabalıktan kaçınmaya başlar.Her kaçınma aslında Panik Atak için olumsuz bir pekiştireçtir.Bunun sonucunda da oluşan kısır döngü hayatı yaşanmaz hale getirecektir. 
    Kişi en basitinden delireceğini ve öleceği kaygısını dile getirir.Somut kanıtlar arandığında ise bu güne kadar hiç bunların olmadığını belirtir.
    Panik Bozukluğu olanların unutmaması gerekenler…

    · Panik bozukluğu bir kalp rahatsızlığı değildir ve mental durumların kullanımını engellemez.
    · Hiçbir zaman ölüme yol açmaz;çünkü panik atak esnasında normal nefesimizin iki katı nefes alınır ve bu daha yorucudur.Bunun yerine yavaş ve derin nefes alınması daha etkili olacaktır.
    · Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin destekleyen bir kanıt yoktur. 
    · İlaç tedavisi panik atakları azaltmak için etkilidir ama sadece ilaç yeterli değildir. Bunun yanında eğer psikoterapi alırsanız sorunla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz. Tedavi içerisinde bile atakları yaşamaya devam edebilirsiniz, ama nasıl engelleyebileceğinizi öğrenmiş olduğunuzdan daha hafif atlatacaksınızdır. 
    Panik Atak çözülmeyecek bir problem değildir…

  • Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu / Panik Atak

    Panik Bozukluğu Nedir?

    Panik bozukluk ruhsal bir rahatsızlıktır ilaç ve veya psikoterapi ile tedavisi mümkündür. Panik bozukluğu olan kişiler panik atak denen yoğun ruhsal sıkıntı nöbeti geçirirler. Panik atak çarpıntı, terleme, nefes alamama, boğulma hissi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, yüz, el ve ayaklarda uyuşma, titreme, bedensel duyumlarda aşırı algılama, aklını kaybedecekmiş hissi ve ölüm korkusu ile kendini gösterir. Panik atak aniden hiç bir sebep olmaksızın ve genellikle hızlı bir şekilde gelişir, kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. Panik atak nöbeti ortalama yaklaşık olarak 15-20 dakika sürer. Ancak bazen kısa bir an yada yalnızca bir kaç dakika bazen de bir kaç saatten fazla sürebilir. Atak sonrasında kişide yeni bir atak daha oluşabileceği yada atak sırasında ortaya çıkan bedensel belirtilerle ilgili yoğun kaygılar gelişmektedir. Hastalar kalp krizi veya beyin kanaması geçirecekleri, felç olabilecekleri korkularıyla acil servislere başvururlar. Panik atak geçirecekleri endişesiyle evde yalnız kalma dışarıya yalnız başlarına çıkamama korkuları yaşarlar. Zamanla uçak, metro, gemi ve uzun otobüs yolculuğu korkuları gibi fobiler geliştirirler. Diğer taraftan ikamet adreslerini sağlık kuruluşuna yakın bir yere taşırlar. Bu durum tek başlarına kalamama durumlarına kadar gidebilmektedir ve kişilerin meslek ve sosyal yaşantılarını ciddi manada kısıtlamaktadır. 

    Panik Bozukluğunun Nedenleri?

    Panik atağın belirtilerinin ortaya çıkma nedeni beyinde iletişimi sağlayan biyokimyasalların salınımında düzensizlikler olduğu düşünülmektedir. Panik atak bozukluğunun ailesel nedenlere bağlı olabileceğine dair güçlü kanıtlar mevcuttur. Panik bozukluğu olan kişilerin birinci derece yakınlarında panik bozukluğu olma oranı normal kişilere oranla 4-7 misli daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Panik bozukluğu olan kişilerin geçmişlerine bakıldığında pek çoğunda uzun süreli psikososyal stresin varlığından söz edilebilir. Bu kişilerin strese karşı aşırı duyarlılıkları olduğu da ileri sürülen diğer bir görüştür. Bütün bunlar panik atağın fiziksel belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olan biyokimyasal ve nörofizyolojik nedenlerdir. Bunları tetikleyen ve süreci başlatan nedenler ise psikososyal etkenlerdir. Bunlardan en önemlisi erken çocukluk dönemlerinde anne babanın ve ya bakıcıların kaygı düzeylerinin yüksek olması ve bu durumun gelişmekte olan çocuğa bir şekilde yansıtılmasıdır. Çocuk endişe ve kaygıyı çevresinden sürekli olarak aldığında gergin ve kaygılı bir kişilik örüntüsü geliştirmektedir. Sonraki yıllarda da bu durum devam ettiği takdirde kişi yetişkin bir birey olarak stres ve sıkıntılara karşı daha duyarlı hale gelmektedir.

    Panik Atakta belirtiler neden ortaya çıkar?

    Panik atak vücudun stres, korku ve heyecana verdiği normal tepkinin aşırı halidir. Potansiyel tehdit  olarak görülen olaylarla karşılaştığında vücut “savaş veya kaç” refleksi için adrenalin üreterek kendini tehlikeye hazırlar. Salgılanan adrenalin sayesinde, kalp atışları hızlanır, kan bazı bölgelerden çekilerek kaslara pompalanır bu nedenle derinin rengi solar, sempatik sinir sistemi aktivitesi artığı için göz bebekleri büyür ve terleme artar. Sindirim sistemi aktivitesi düştüğü için salya salgısı azalır, ağız kuruluğu ve kabızlık gelişir. Metabolizmanın ani yükselişiyle nefes alış verişleri hızlanır bu sebeple ellerde ve yüzde uyuşma hissi gelişir uzun süren ataklarda ise kaslarda istemsiz seğirmeler ve kasılmalar gelişebilmektedir. Bütün bunları tetikleyen ise bilinçdışı ani ve sebepsiz görünen duygu durum değişiklikleri, olumsuz düşünce döngüleri ve tüm bedene yayılan yüksek oranda hormonal aktivitelerdir. Bunlara bağlı olarak yaşadığımız kontrol dışı zihinsel ve bedensel tepkimeler ise panik atağın görünen yüzünü oluşturmaktadır.

    Panik Atak sırasında ne yapılmalı?

    Panik atak çok ciddi bir durum gibi hissedilmesine rağmen ciddi bir sağlık sorunu oluşturmadığı bilinmelidir. Panik atak geçirildiğinin farkına olmak nefese odaklanmak durumun kontrolüne sahip olunduğu hissini yaratacak ve endişeli düşüncelerden uzaklaştıracaktır. O anda panik atağı tetiklemiş olabilecek duygu, düşünce veya yaşanmışlıklara odaklanılması iç görüyü artırıp farkındalığı geliştirecek ve rahatsızlığın terapisinde etkili olacaktır. Bulunduğu ortamda birileriyle konuşmak bir şeylerle ilgilenmek veya basitçe hareket edip etrafı gözlemlemek bile dikkatini dağıtıp atağın geçmesinde faydası olabilecektir. Panik atağı yenmeyi birkaç kez başardığında kişi bunun üstesinden gelebileceği hususunda inancı artacak ve daha nadir atak geçirecektir.

    Panik Bozukluğun tedavisi mümkün müdür?

    Panik Bozukluğu tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Panik bozukluğu olan kişilerin etkili bir tedaviyle panik atak geçirmeleri %80 azaldığı görülmektedir. İlaçlar ve psikoterapi yöntemleri ayrı ayrı seçilebileceği gibi her iki yöntemin birlikte uygulanması da mümkündür. İlaçlar kaygı düzeyini düşürürken psikoterapi duygu düşünce, davranış ve belirti ilişkisini anlaşılmasına ve panik atağın üstesinden gelinmesinde yardımcı olmaktadır. Panik bozukluğu müzmin bir rahatsızlık olduğundan tedavisi devamlılık ve sebat arz etmektedir. Özellikle psikoterapi desteğinin bu konuda bilgi, birikim ve tecrübe sahibi psikiyatri uzmanlarından ve alanlarının uzmanı olan klinik psikologlardan alınması önemlidir.

  • Panik Atak Nedir?

    Panik Atak Nedir?

    Aniden  gelen  endişe hissi ile beraber, şiddetli anksiyetenin  ve korkunun da eşlik ettiği periyotlardır.  Ataklar genellikle 5-10 dakikalık süreçte  hızlıca yaşanır. Fakat  saatlerce sürmüş hissi uyandıran atak insanların hayatını mahveder. Panik  Atak kişilerin yaşamlarını olumsuz  etkileyen, yaşama sevincinçlerini yok eden, attığınız her adımda verdiğiniz her kararda sizi gölge gibi  arkanızdan takip eden yaşamınızı  kısıtlayan,  dünyayı dar edendir.

    PANİK ATAK ESNASINDA YAŞANANLAR:

     Panik atak esnasında yaşananlar hasta için çok gerçekçidir ve korkutucudur. Her ne kadar belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterse de; 

    Vücudumuzda İlk atak beklenmedik bir anda  çarpıntı ile birlikte kalp atışlarının hızlanması ile göğüsün sıkışması ve göğüs ağrısı ile  başlar.Göğsünde sıkışma daralma hissi yaşanır. O anki endişeyle insan vücudun da sıcak basması,  soğuk soğuk terlemeler görülür. Kişiler genellikle bu esnada eyvah kalp krizi geçiriyorum  diye korku yaşarlar,  hızlı ve derin nefes alma veya nefes alamama hissi, nefes darlığı, boğuluyormuş gibi olma, soluğun kesilmesi, boğazda yumru hissi, ölüm korkusu, el ve ayak parmak uçlarında uyuşma gibi fiziksel belirtilerle birlikte kontürolu kaybetme ya da çıldıracak gibi olup aklını kaybetme ve çıldırma  korkusu yaşar, gerçekle bağlantının kopması, benliğinden ayrılıyormuş gibi olma, evden çıkamama korkusu toplum içinde bayılma korkusu gibi birçok korkuyu atak esnasında yaşar. 

    Bunları  yaşayan kişi çoğu zaman hastanelerin acil bölümlerini ziyaret eder. Hastaya yapılan tetkiklerden sonra ‘hiçbir şeyi’ olmadığı söylenir. Bu durum kişide dahada korku yaratır. Etrafında ki kişiler tarafından  ’’ hastalık hastasısın hastanelere de gidiyorsun hiç birşey yok, bir şey çıkmıyor’’ diye söylemlere maruz kalır. 

    Yaşadığı şeyden korkarak acaba bir daha olacakmıyım diye beklemeye başlayarak ve bir daha olmasından korkarak yaşamaya devam etmeye çalışır. Başka doktorlara gidilir, check-up yaptırılır ve bir şey çıkmaz. 

    Hastanın morali çok bozulur. Acil ziyaretlerinden birinde panik atak teşhisi konana kadar bu kısır döngü devam eder.

    Bir Bakışta Panik Bozukluk Belirtileri Şunlardır:

    1- Kalp çarpıntısı, artan nabız

    2- Nefes alıp vermede zorlanma

    3- Göğüs bölgesinde ağrı, sıkışma hissi

    4- Titreme

    5- Boğuluyormuş gibi hissetme

    6- Bulunulan ortamdan kopma, gerçek dışı hissetme

    7- Terleme

    8- Mide bulantısı

    9- Baş dönmesi, gözlerin kararması, bayılma

    10-Sıcak veya soğuk ter basması

    11-Parmak uçlarında uyuşma veya karıncalanma

    12-Ölüm korkusu

    13-Kontrolü kaybetme korkusu, delirme korkusu

    14-Kaçma isteği 

    Panik Atak da  bu belirtilerden en az  4 ya da daha fazlası bulunur.

  • Migren neden olur? Kimlerde görülür?

    Çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Yaşam kalitesini en olumsuz etkileyen baş ağrısıdır. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir. Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

    Orta şiddette ya da şiddetli ağrı

    Bulantının eşlik etmesi

    Kusmanın eşlik etmesi

    Işığa ve sese duyarlılık

    Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı

    Ağrı asıl olarak tek taraflıdır

    Ağrı hareketle artar

    Psikolojik sıkıntılara da yol açabilir.

    Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir” aura “ (haberci) dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir. Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Migren atağını tetikleyen durumlardan bir kaçı aşağıda sıralanmıştır;

    Stres & Yorgunluk: Çok üzüntü, sıkıntı, yoğun dönemler ya da dönem bitişindeki rahatlama, aşırı egzersiz

    Yiyecek & İçecekler: Eski peynir, katkılı şarküteri ürünleri, narenciye, kuruyemişler, şarap – bira gibi mayalı alkollü içecekler.

    Açlık: Öğün atlama, öğünün gecikmesi, az yeme.

    Uyku: Az yada fazla uyku. Uyku düzeninin ve saatinin değişmesi.

    Hormonal: Adet dönemleri, doğum kontrol hapı, menopoz ilaçları, geciktirici, ertesi gün hapı vd. hormonal ilaçlar.

    Çevresel Faktörler: Lodos, bulutlu kasvetli havalar, parlak ışık, ağır kokular, seyahat.

    Migren tedavisinde öncelikle kişinin uyku düzenine özen göstermesi, beslenme ve spor ile yaşam kalitesine dikkat etmesi, tetikleyicilerden uzak durması önemlidir. İlaç tedavisi, migren atak sıklığını ve şiddetini azaltmaya yönelik olarak “koruyucu/ önleyici “ ve atak sırasındaki ağrı, bulantı, kusma gibi yakınmalarının giderilmesine yönelik “atak tedavisi” olarak iki şekilde düzenlenir.

  • Multipl skleroz (ms)

    Multipl skleroz(MS) beyin ve omurilikte demyelinizasyon denen sinir liflerinin kılıflarında yapısal bozulmalarla seyreden bir hastalıktır. Sinir liflerinin kılıfını oluşturan lipid (yağ) yapısındaki myelin maddesinde bozulma sonrası yerini skleroz denen nedbelere bırakması ile hastalık ortaya çıkar..Myelin kılıfın hasarı sinir liflerinin sinir sistemindeki uyarıların iletiminde aksamalara yol açar. Hasarlı bölgelere plak adı verilir. Bu plaklar sinir sisteminin pek çok yerinde oluşabilir ve sinir iletilerinin yapılamamasına dolayısı ile o merkezle ilgili fonksiyonlarda bozulmalara yol açar .Bulaşıcı değildir. Hastalığın kesin nedeni bilinmemekle beraber myelin kılıfın hasarında bağışıklık sistemindeki anormal bir davranışın, yani myelin kılıfa yabancı doku gibi saldırı söz konusudur. Ancak bu saldırının nedeni henüz bilinmemektedir. Kalıtsal değildir. Nedeni henüz kesin olarak bilinmemektedir.20-40 yaşlar daha sıktır. Kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görülür. Ilıman iklim kuşağında daha sık rastlanmaktadır. En fazla görüldüğü bölge Kanada ve Kuzey Avrupa’dır.

    Hastalar sıklıkla sinir sistemi ile ilgili belirtilerin başlamasından haftalar, aylar önce yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı, kas ve eklem ağrıları tanımlar.Belirtiler saatler, günler, yada haftalar içinde nadiren de yıllar içersinde sinsi bir biçimde gelişebilir.

    Hastalık tablosu ataklar halinde gelir kendiliğinden yada tedavi ile geriler ancak her atakta klinik tablo biraz daha ilerler. Yıllar boyunca uzun bir seyir gösterir. Dönem dönem şiddetlenmeler olur. Bunlar bazen mevcut bulgulara yenilerinin eklenmesine sebep olur. Şiddetlenmeleri genellikle düzelme dönemleri (remisyonlar) izler bu remisyonlarda hasta nüks öncesi duruma dönebildiği gibi geriye birtakım sakatlıklarda bırakabilir. Her MS aynı olmaz. Bazı kişilerde birkaç ciddi atak görülür veya hiç görülmez, bunun yanında belirtilerin sürekli kötüleştiği ve zaman içinde sakatlığın ortaya çıktığı hastalarda vardır.

    Şekli ne olursa olsun MS seyri sırasında herhangi bir dönemde duraklayabilir

    Belirtiler beyin yada omuriliğin hangi bölgesini etkilemiş olmasına bağlı olarak değişiklikler gösterir.Halsizlik, karıncalanma, hissizlik, denge kusuru, çift görme, görme bozukluğu, istemsiz göz hareketleri, titreme, yüz , kol yada bacakta kuvvetsizlik (felç), konuşma bozukluğu, hafıza problemleri, cinsel işlev bozuklukları, idrar yapmada problemler mevcut olabilir. Bu belirtilerden bir yada birkaçı bir arada görülebilir.

    Hastalığın tanısında MR çok değerli bir yöntemdir. Ataklar sırasında myelin harabiyetinin olduğu MS plaklarının görülmesi oldukça önemlidir. Remisyon döneminde plaklar kaybolur.

    Ayrıca belden alınan Beyin Omurilik Sıvısının (BOS) incelenmesinde; oligoklonal band, myelin esaslı protein, immün globulin G indeksi gibi ölçümlerde normal dışı değerler bulunması beyinde bağışıklık sistemi ile ilgil ibir sorunun olduğuna işaret eder. Ayrıca Uyarılmış Potansiyeller olarak adlandırılan vücudun herhangi bir yerinden verilen uyarıya merkezi sinir sisteminin verdiği cevabı ölçen bir test uygulanarak hastalığın tanısı konur.

    MS in bilinen bir etkin tedavisi mevcut değildir. Ancak atakların sıklığını ve şiddetini azaltan kortizon tedavisi en bilineni ve sık uygulananıdır. Ancak son yıllarda bazı tedavi yöntemleri ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması, sakatlık oranının azaltılması mümkün olabilmektedir.

    Bunun yanında ortaya çıkan bulguların tedavileri yapılabilir (felçlerde fizik tedavi vb.).

  • Migren pili

    Migren yaşam kalitesini ciddi olarak bozan ve toplumda yaygın olarak gözüken, başağrısı ataklarına çogunlukla bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyetinin eşlik ettiği hastalıktır. Migren tedavisinde hedef hem akut atak sırasında ağrının azaltılması hemde oluşabilecek atakların sayılarının azaltılmasıdır. Tanı konmamış veya tedavi olmayan pek çok kişinin yanında, tanı konulup hem atak önleyici hem de atak sırasındaki ağrı kontrolü amacıyla çok çeşitli ilaçlar almalarına rağmen ağrıları geçmeyen migren hastaları çoğunluktadır. Bu nedenle Tıp dünyası özellikle Batı Tıbbı, migrene çare bulmak amacıyla son yıllarda çalışmalarını hızlandırmıştır. Bu çalışmalar sonucunda migren tedavisinde ağrı pili (occipital nevre stimulation) uygulaması FDA onayı alarak BAŞAĞRISI TEDAVİ KILAVUZU’na girmiştir. Migren tedavisinde ağrı pili uygulaması şu şekilde yapılmaktadır: Migrenden sorumlu başın arkasında ense tarafında bulunan bir sinir üzerine bir elektrod yerleştirilir ve bu elektrodun uç kısmı ağrıyı kesecek akımı üreten bir jeneratör yani pil ile birleştirilir. Sistem tamamen dışarıdan görülmeyecek şekilde cilt altına yerleştirilir. Hasta migren ağrısı başladığında dışarıdan bir kumanda ile pili aktif hale getirerek ağrısını azaltabilmektedir. Ağrı pili uygulaması sonucunda birinci ayda ağrı ataklarında %50 azalma ve ikinci ayda ise %80 azalma beklenmektedir.

  • Astım

    Astım, çeşitli uyarıcılar nedeniyle solunum yollarını meydana getiren bronşların kasılarak daralması, bronş zarının şişmesi ya da balgam gibi yapışkan sıvıların hava yollarını tıkaması ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla karakterize edilen bir solunum yolu rahatsızlığıdır.
    Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz konusudur.
    Hasta kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır.
    Ataklar dışında çoğu kez hiçbir yakınması olmayan hastada atak sırasında nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum, güçlükle balgam çıkarma, göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler vardır ve bu belirtilerin şiddeti hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir.
    Ataklar genellikle gece sabaha karşı ortaya çıkar, kendiliğinden veya ilaç kullanılarak geriler ve kaybolur, ancak yeni bir atakla tekrar ortaya çıkar. Tedavi görmemiş ya da düzensiz tedavi görmüş olgularda, zamanla atak sıklığı ve şiddeti artar. Bu hastalarda, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler devamlılık kazanır.
    Astım, çocuk ve yetişkinler arasında en sık görülen birkaç kronik rahatsızlıktan biridir. Toplumlarda bu hastalığın görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bu artışın nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, değişen yaşam şekilleri, sanayileşme yoğun trafiğin olduğu yerlerdeki hava kirliliği, allerjen yoğunluğunun artması en belirgin sebepler olarak gösterilebilinir.
    Bazı durumlarda da kalıtımsal etkenlerin astım hastalığında önem taşıdığı, genetiksel yatkınlık sonucu rahatsızlığın ortaya çıktığı bilinmektedir.
    Bazen de astım, bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar. Fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde, gıda sektöründe çalışan kişilerde bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir.
    Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda alerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Özellikle çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer alerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde alerjisi olmayabilir.
    Astım hastalarını tedavi ile normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle şikayetleri çocuklukta başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir.
    Tedavi süresi hastaya göre değişir. Hastalık tedaviyle önce kontrol altına alınır, sonra yavaş yavaş basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilir.
    Astım ataklarını durdurmak için çabuk açıcılar dediğimiz rahatlatıcı ilaçlara ve akciğerleri korumak ve astım ataklarının başlamasını önlemek için de temel sorun olan hava yolu iltihabının azaltılmasına yönelik olarak koruyucu ilaçlara gereksinim vardır. Korunma yöntemleri ve ilaçların yeterli olmadığı durumlarda aşı tedavisi de uygulanmaktadır.
    Akupunktur İle Astım Tedavisi:
    Astım tedavisinde amaç sadece şikayetlerin giderilmesi olmamalıdır. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal yaşama geri döndürmeyen bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü sıkıntıları geçmiş olan hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakıp, doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.
    Kliniğimize gelen hasta öncelikle klasik genel muayeneden geçirilir. Geleneksel Çin Tıbbı açısından da hasta incelenerek organ ve vücut sistemlerinin enerji düzeylerine bakılır. Bunları belirlemek için nabız teşhisi, dil teşhisi, vücut ve kulak akupunktur noktaları teşhisi yapılır. Daha önce alerji-göğüs hastalıkları uzmanınca istenmiş olan tetkikler ve tahliller de değerlendirilir ve hastanın kullandığı ilaçlar da öğrenilerek hastaya uygun tedavi yöntemi ve programı belirlenir.
    Ayrıca muayene sırasında hastanın fiziksel ve ruhsal blokajları (engel) belirlenir. Buna örnek vermek gerekirse depresif ruh hali psikolojik bir blokajdır ve nefes alıp verme ritmini ve derinliğini değiştirir ve akciğer enerjisini bozar.
    Sırt omurga eklemlerindeki yer değişiklikleri (çıkıklar) ya da sırt omurgasındaki eğrilik (skolyoz) fiziksel blokajlardır.
    Kullandığımız özel bir takım tedavi metodlarıyla (magnetik alan, fitoterapi, solunum egzersizleri, hareket tedavisi, masaj tedavisi, vücut ve zihin için kişiye özel arınma programları) bu fiziksel ve psikolojik blokajları gidermek tedavide kalıcılık sağlar ve akupunktur tedavisini pozitif yönde destekler.
    3.seanstan itibaren hastanın şikayetlerinde belirgin bir azalma başlar. Ortalama seans sayısı 8 ila 15 ‘tir. Kesin seans sayısı her hasta için muayeneden sonra belirlenir.