Etiket: Astım

  • Çocuklarda alerji,alerjik bronşit,astım nedir ? Nasıl tanınır ? Nasıl tedavi edilir ?

    Çocuklarda alerji,alerjik bronşit,astım nedir ? Nasıl tanınır ? Nasıl tedavi edilir ?

    Alerji, çoğu bireyin temas ettiğinde sorun yaşamadığı bir maddeye karşı vücudun anormal duyarlılık göstermesi olarak tanımlanabilir. Alerji çoğu zaman aile bireyleri arasında genetik geçiş göstermektedir. Anne ya da babadan birinin alerjik vücut yapısına sahip olması durumunda çocukta alerji gelişme riski % 25 iken, hem annenin hem babanın alerjik olması durumunda bu oran % 50'ye çıkmaktadır. Hem anne, hem babada aynı alerjik hastalığın bulunması durumunda ise çocukta aynı hastalık görülme riski % 70 olarak bildirilmektedir.

    Çevremizde var olan her tür maddeye karşı alerjik reaksiyon gelişebilir. İlk 3 yaşta ağızdan alınan maddelere karşı (en sık inek sütü, soya ve yumurta) alerji gelişimi ön planda iken, 3 yaştan sonra hava ile alınan alerjenlerle (Ev tozu akarı, küf mantarı, polenler, hayvan alerjisi) reaksiyonlar ön plana geçer.

    Çocukluk çağında astım / alerjik bronşit hava yollarının çeşitli uyaranlara aşırı reaksiyonunun söz konusu olduğu, tekrarlayıcı, öksürük, hırıltı, hışıltı, nefes darlığı gibi belirtilerin yer aldığı bir hastalıktır. “Çocukluk Çağı Astımı” ve “Alerjik Bronşit” terimleri çoğu zaman eş anlamlı kullanılmaktadır. Ancak astım iki türlü olabilir: “Alerjik Astım” ve “Alerjik Olmayan Astım”. Çocukluk çağındaki astım olgularının % 90’ı “Alerjik Astım”dır. Dolayısıyla “Alerjik bronşit” terimi “Alerjik Astım”la eş anlamlıdır. Ancak bilinmelidir ki hastaların küçük bir kısmı da “Alerjik Olmayan Astım” grubuna girmektedir.

    Çocukluk çağında astımın % 90 oranında alerjik kökenli olduğu bilinmektedir. Yıl boyu maruz kalınan ev içi alerjenler bronşlarda alerjik iltihaba neden olur. Alerjik olunan maddeye bir anda aşırı maruz kalma, solunum yolu enfeksiyonları, soğuk hava, egzersiz, , kimyasal buharlar, hava kirliliği ve sigara dumanı gibi uyaranlarla temas sonucu astım belirtileri ortaya çıkar.

    Astım tanısı alan çocukların çoğunun hayatın ilk 2 yılında belirti verdiği saptanır. İlk yıllarda öksürük ve hırıltının ana uyaranı viral solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Bu yaşlarda akciğerlerin gelişiminin henüz tamamlanmamış olması, küçük hava yolu çaplarının dar, kıkırdak dokunun az olması, tekrarlayıcı bronş daralmasına katkıda bulunur. Dört beş yaşlarında akciğerlerin gelişiminin tamamlanması ile erken yaşlarda astım belirtileri gösteren birçok çocukta klinik olarak düzelme gözlenmektedir. Düzelmeyen bir grup hasta ve daha geç astım tanısı almış çocukların bir kısmı da ergenlik çağında klinik bir iyilik dönemine girerler. Genel olarak çocukluk çağında astım tanısı almış hastaların yaklaşık %50-60'ı ergenlik döneminde iyileşirler. İyileşen olgular genellikle alerjik olmayan olgulardır. İyileşen olguların bir bölümü orta yaş döneminde tekrar hastalık belirtileri göstermeye başlayabilirler. Alerjik astım olanların kendi halinde iyileşme oranı daha düşüktür. Alerji aşı tedavisiyle iyileşme oranı % 90’a çıkmaktadır.

    ÇOCUKLARDA ALERJİ – ASTIM TANISI:

    Astım tanısı koymada en değerli tanı aracı öyküdür. Öksürük, hırıltı ve / veya nefes darlığı belirtilerinin gece kötüleşmesi şiddetle astımı düşündürür. Yattıktan sonra veya sabaha karşı yaklaşık 30 dakika süreyle devam eden ve bronş genişletici ilaçlara olumlu yanıt veren öksürük aksi ispat edilene kadar astım kabul edilmelidir.

    Astım belirtileri gösteren tüm hastalara alerji testleri uygulanmalıdır. Alerji deri testi uygulamasının mümkün olmadığı, 3 yaş altı çocuklar, yaygın alerjik egzaması olan hastalar, anti-histaminik içeren ilaç kullanmakta olanlar, ciltte dermografismus adı verilen cilde bastırma sonucu kabarma reaksiyonu verenlerde, kanda bakılan alerji testleri (spesifik immünoglobulin E ) kullanılabilir.

    ÇOCUKLARDA ALERJİ – ASTIM TEDAVİSİ

    Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi astımda da birinci basamak tedavi alerji geliştirilmiş olan maddeden uzak durmaktır. Uygun öneriler doğrultusunda alınacak çevre önlemleri ile hastalık belirtilerinin ve bronşlardaki aşırı duyarlılığın belirgin derecede azalması mümkündür.

    Çevre önlemlerinin yeterli olmadığı, ilaç tedavisinin uygun görüldüğü hastalarda havayolu ile akciğerlere çekilip bronşları tedavi eden sprey ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar sadece bronşları gevşetici özelliğe sahip “rahatlatıcı ilaçlar” ve alerjik iltihabın yarattığı aşırı bronş duyarlılığını azaltan “kontrol edici ilaçlar” olarak ikiye ayrılabilir. Son yıllarda bu amaca yönelik kana karışma oranı en aza indirilmiş yeni kuşak kortizon temelli sprey ilaçlar geliştirilmiştir. Alerjinin bronşlarda yapabileceği kalıcı hasarı önlemede tek seçenek olarak sunulan bu ilaçlarla astım belirtileri en aza indirilmektedir. Ancak bilinmelidir ki kortizonlu spreyler kullanıldığı sürece etkilidir. Altta yatan alerjik durum tedavi edilmezse bu ilaçlar kesildiğinde astım belirtileri geri döner. Alerjinin ve Alerjik Astımın tek kökten çözümü “Alerji Aşı Tedavisi”dir.Çeşitli metodlarla uygulanabilen aşı tedavisinde son yıllarda “Dil Altı DamlaAşı” metodu tercih edilmektedir.

  • Astımın akupunktur ile tedavisi

    Astımın akupunktur ile tedavisi

    ASTIM NEDİR?

    Astım bronş dediğimiz akciğer içi hava yollarının müzmin iltihabi bir hastalığıdır. Bu iltihap alerjiye veya sık geçirilen enfeksiyonlara bağlı gelişebilir. Astımda: -Havayolları iltihaplı, şiş ve kızarıktır -Havayolları iltihaba bağlı daralmıştır -Havayollarında aşırı duyarlık vardır.

    Hava Yollarında Aşırı Duyarlılık nedir?

    Hava yollarında aşırı duyarlılık normal bir insanın hava yollarının karşılaştığı zaman herhangi bir kasılmaya yol açmayan sigara dumanı, parfüm, yemek ve bazı diğer kokulara karşı aşırı bir tepki vererek bronşların daralması halidir Bu temas sonucu hastalarda öksürük krizi ve nefes darlığı ortaya çıkabilir.

    Astım, tüm dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yaklaşık her 100 erişkinden 5-7’sinde, her 100 çocuktan 13-15’inde görülmektedir.

    Her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, kontrol altına alınamadığında ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayabilen kronik (müzmin) bir hastalıktır.

    Astım, hava yollarının daralması ile kendini gösteren ve ataklar (krizler) halinde gelen bir hastalıktır. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler.

    ASTIM BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    • Hava yollarında daralma olduğunda;

    • öksürük (genellikle kuru),

    • nefes darlığı,

    • göğüste baskı hissi ve

    • hırıltı-hışıltılı solunum gibi belirtiler meydana gelir.

    Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı bir arada bulunabilir. Bu belirtiler sadece astıma özgü değiştir, başka hastalıklarda da olabilir. Ancak aşağıda sayılan özelliklerle birlikte olduklarında astım açısından önem taşımaktadırlar:

    Belirtiler;

    • Tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelirler,

    • Genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkarlar,

    • Kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelirler,

    • Mevsimsel değişiklik gösterebilirler.

    AKUPUNKTUR İLE ASTIM TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.Ayrıca Kulakta Akçiğer temsil noktalarının uyarılması ile de Akçiğer de iyileşme süreçi hızlanmakta Solunum kapasitesi artmaktadır..

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

  • Akupunktur ile  astım tedavisi

    Akupunktur ile astım tedavisi

    ASTIM NEDİR?

    Astım bronş dediğimiz akciğer içi hava yollarının müzmin iltihabi bir hastalığıdır. Bu iltihap alerjiye veya sık geçirilen enfeksiyonlara bağlı gelişebilir. Astımda: -Havayolları iltihaplı, şiş ve kızarıktır -Havayolları iltihaba bağlı daralmıştır -Havayollarında aşırı duyarlık vardır.

    Hava Yollarında Aşırı Duyarlılık nedir?

    Hava yollarında aşırı duyarlılık normal bir insanın hava yollarının karşılaştığı zaman herhangi bir kasılmaya yol açmayan sigara dumanı, parfüm, yemek ve bazı diğer kokulara karşı aşırı bir tepki vererek bronşların daralması halidir Bu temas sonucu hastalarda öksürük krizi ve nefes darlığı ortaya çıkabilir.

    Astım, tüm dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yaklaşık her 100 erişkinden 5-7’sinde, her 100 çocuktan 13-15’inde görülmektedir.

    Her yaştan bireyi etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, kontrol altına alınamadığında ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayabilen kronik (müzmin) bir hastalıktır.

    Astım, hava yollarının daralması ile kendini gösteren ve ataklar (krizler) halinde gelen bir hastalıktır. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler.

    ASTIM BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    • Hava yollarında daralma olduğunda;

    • öksürük (genellikle kuru),

    • nefes darlığı,

    • göğüste baskı hissi ve

    • hırıltı-hışıltılı solunum gibi belirtiler meydana gelir.

    Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı bir arada bulunabilir. Bu belirtiler sadece astıma özgü değiştir, başka hastalıklarda da olabilir. Ancak aşağıda sayılan özelliklerle birlikte olduklarında astım açısından önem taşımaktadırlar:

    Belirtiler;

    • Tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelirler,

    • Genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkarlar,

    • Kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelirler,

    • Mevsimsel değişiklik gösterebilirler.

    AKUPUNKTUR İLE ASTIM TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.Ayrıca Kulakta Akçiğer temsil noktalarının uyarılması ile de Akçiğer de iyileşme süreçi hızlanmakta Solunum kapasitesi artmaktadır..

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

    .

    .

  • Astım

    Astım, çeşitli uyarıcılar nedeniyle solunum yollarını meydana getiren bronşların kasılarak daralması, bronş zarının şişmesi ya da balgam gibi yapışkan sıvıların hava yollarını tıkaması ve buna bağlı olarak hava akımında zorlukla karakterize edilen bir solunum yolu rahatsızlığıdır.
    Hava yollarında mikrobik olmayan süreğen bir iltihaplanma söz konusudur.
    Hasta kriz geldiği zaman soluk almakta zorluk çektiğini zanneder, gerçekte nefes vermekte zorluk vardır.
    Ataklar dışında çoğu kez hiçbir yakınması olmayan hastada atak sırasında nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum, güçlükle balgam çıkarma, göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler vardır ve bu belirtilerin şiddeti hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir.
    Ataklar genellikle gece sabaha karşı ortaya çıkar, kendiliğinden veya ilaç kullanılarak geriler ve kaybolur, ancak yeni bir atakla tekrar ortaya çıkar. Tedavi görmemiş ya da düzensiz tedavi görmüş olgularda, zamanla atak sıklığı ve şiddeti artar. Bu hastalarda, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler devamlılık kazanır.
    Astım, çocuk ve yetişkinler arasında en sık görülen birkaç kronik rahatsızlıktan biridir. Toplumlarda bu hastalığın görülme sıklığı giderek artmaktadır. Bu artışın nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, değişen yaşam şekilleri, sanayileşme yoğun trafiğin olduğu yerlerdeki hava kirliliği, allerjen yoğunluğunun artması en belirgin sebepler olarak gösterilebilinir.
    Bazı durumlarda da kalıtımsal etkenlerin astım hastalığında önem taşıdığı, genetiksel yatkınlık sonucu rahatsızlığın ortaya çıktığı bilinmektedir.
    Bazen de astım, bir meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar. Fırıncılar, kuaförler, boyacılar, çiftçiler, kereste ve mobilya işinde, gıda sektöründe çalışan kişilerde bazı maddelere bağlı olarak astım gelişir.
    Astım her zaman olmasa da olguların çoğunda alerjik zeminde gelişen bir hastalıktır. Özellikle çocuklukta başlayan astım için bu daha belirgindir. Ancak kişinin allerjik tabiatlı (atopik) olması astım olmasından ayrı bir şeydir. Diğer alerjik hastalıklar (rinosinüzit, konjonktivit, dermatit, ürtiker) astımla birlikte bulunabilir veya bu hastalıklar varken astım olmayabilir. Aksine astımı olduğu halde alerjisi olmayabilir.
    Astım hastalarını tedavi ile normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle şikayetleri çocuklukta başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir.
    Tedavi süresi hastaya göre değişir. Hastalık tedaviyle önce kontrol altına alınır, sonra yavaş yavaş basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilir.
    Astım ataklarını durdurmak için çabuk açıcılar dediğimiz rahatlatıcı ilaçlara ve akciğerleri korumak ve astım ataklarının başlamasını önlemek için de temel sorun olan hava yolu iltihabının azaltılmasına yönelik olarak koruyucu ilaçlara gereksinim vardır. Korunma yöntemleri ve ilaçların yeterli olmadığı durumlarda aşı tedavisi de uygulanmaktadır.
    Akupunktur İle Astım Tedavisi:
    Astım tedavisinde amaç sadece şikayetlerin giderilmesi olmamalıdır. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal yaşama geri döndürmeyen bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü sıkıntıları geçmiş olan hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakıp, doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.
    Kliniğimize gelen hasta öncelikle klasik genel muayeneden geçirilir. Geleneksel Çin Tıbbı açısından da hasta incelenerek organ ve vücut sistemlerinin enerji düzeylerine bakılır. Bunları belirlemek için nabız teşhisi, dil teşhisi, vücut ve kulak akupunktur noktaları teşhisi yapılır. Daha önce alerji-göğüs hastalıkları uzmanınca istenmiş olan tetkikler ve tahliller de değerlendirilir ve hastanın kullandığı ilaçlar da öğrenilerek hastaya uygun tedavi yöntemi ve programı belirlenir.
    Ayrıca muayene sırasında hastanın fiziksel ve ruhsal blokajları (engel) belirlenir. Buna örnek vermek gerekirse depresif ruh hali psikolojik bir blokajdır ve nefes alıp verme ritmini ve derinliğini değiştirir ve akciğer enerjisini bozar.
    Sırt omurga eklemlerindeki yer değişiklikleri (çıkıklar) ya da sırt omurgasındaki eğrilik (skolyoz) fiziksel blokajlardır.
    Kullandığımız özel bir takım tedavi metodlarıyla (magnetik alan, fitoterapi, solunum egzersizleri, hareket tedavisi, masaj tedavisi, vücut ve zihin için kişiye özel arınma programları) bu fiziksel ve psikolojik blokajları gidermek tedavide kalıcılık sağlar ve akupunktur tedavisini pozitif yönde destekler.
    3.seanstan itibaren hastanın şikayetlerinde belirgin bir azalma başlar. Ortalama seans sayısı 8 ila 15 ‘tir. Kesin seans sayısı her hasta için muayeneden sonra belirlenir.

  • Astım bronşiale , akupunktur ile tedavisi

    Astım bronşiale , akupunktur ile tedavisi

    Astım Bronşiyale,toplumda en sık görülen kronik karakterli bir kaç hastalıktan biridir. Hastalık her yaş grubundan kişileri etkilemekte ve bazı durumlarda ölüme bile sebebiyet vermektedir. Ayrıca hastalığın prevalansının yapılan çeşitli araştırmalarla çocuk ve genç erişkinlerde artış gösterdiği anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda ülkemizde erişkinlerde % 2-4, çocuklarda % 6-8 civarında astımlı vaka olduğu gösterilmiştir.

    Son 20 yılda hastalığın patoloji, patofizyoloji, immünoloji ve farmakolojisinde önemli ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen hastalık halen tam olarak tanımlanabilmiş ve sınıflandırılabilmiş değildir.

    Kısaca Astım; wheezing (hışıltı) ve nefes darlığı semptomlarına yol açan, genellikle reversibl havayolu obstrüksiyonu ve aşırı duyarlılığı ile karakterize kronik enflamatuar bir havayolu hastalığıdır. Patolojik çalışmalar,en hafif astımda dahi,havayolunda enflamasyon olduğunu, bu enflamasyonun hastalığın asemptomatik dönemlerinde dahi devam ettiğini ve havayolu aşırı duyarlılığı ile direk olarak ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Çocukluk çağı astımlarının % 90 ‘ı, erişkin astımlarının ise % 50-60 ‘ı allerjik mekanizmalara bağlı olarak gelişir.

    Duyarlı kişilerde nöbetler halinde gelen hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi ve öksürük yakınmaları olmaktadır. Yakınmalar özellikle gece ve/veya sabaha karşı görülür.

    AKUPUNKTUR İLE TEDAVİSİ
    Astım yakınmaları ile gelen hastanın eğer tıbbi olarak tanısı konmamış ise; önce fizik muayenesi yapılarak,o hasta için en uygun olan tanı yöntemlerine başvurulur.Kan ve idrar tahlilleri, akciğer röntgen filimleri yada gerekirse akciğer tomografisi,nefes ölçüm testleri(spirometrik test) yaptırılarak,astım tanısı güçlendirilir.Eğer hasta tek başına bir astım hastası ise,beraberinde başka ikincil akciğer hastalığı (amfizem,kronikbronşit,bronşiektazi,kor pulmonale vb.gibi) yok ise akupunktur tedavisine uygun bir vaka demektir.

    Kulak ve vücud akupunkturu ile tam bir tedavi sağlanır.Bu nedenle,öncelikle kulak akupunktur noktalarının elektriksel potansiyelleri ölçülerek,yapılacak tedaviye vücudun ne derece cevap vereceği saptanır.Özel olarak geliştirilmiş olan nokta tarama (dedektör) cihazları ile elektronik ortamda noktaların elektriksel yükleri ölçülür.Yani akupunktur noktalarının hangi elektrik yükü ile yüklü oldukları tesbit edilir.Çünkü kulakta,her organ ve doku sistemlerinin sürekli haberleşme içinde olduğu elektriksel noktalar vardır.Cihazlarımızla bu noktaları belirledikten sonra,noktanın (-) yada (+) yüklü oluşlarına göre;altın veya gümüş iğneler kullanılır.

    Hastalığın müzminleşme süresine ve şiddetine göre,ortalama 9’ar seanstan toplam 27 seans planlanır.Yani her oturum tedavisi 9 seans olmak üzere toplam 3 oturumluk tedavi yapılır.9 seanslık her oturum sonrası,1 ay tedaviye ara verilerek vücud dinlenmeye alınır.Bu tedavi ile,vücudumuzda yaradılıştan varolan tedavi edici maddeler (hormon,nörotransmitter)salgılanır.Vücudun kendini tedavi etme süreci güçlenmiş ve hızlanmış olur.

    Astımla beraber ikincil bir akciğer hastalığı olmadığı sürece,akupunkturun başarısı %98 şifadır.Yani tedaviye alınan,her 100 hastanın 98’i,kalıcı bir şekilde iyileşiyor demektir.Geriye kalan %2’lik vaka,tam iyileşemese bile krizlerin şiddetinde ve süresinde belirgin azalma meydana gelmekte yada kullanılan ilaçlara eskisinden daha az ihtiyaç duyulmaktadır.Bu bile %2’lik vakalar açısından çok önemli bir gelişmedir.

    Özetle,ilaçsız ve yan etkisiz olan akupunktur,astım hastalığını %98 gibi yüksek bir oranda tedavi etmektedir.2000 yılında,Avusturya’nın başkenti Viyana’da katılmış olduğum 9.Uluslararası Dünya Akupunktur Kongresi’nde, İngiliz Kraliyet Akademisi Akupunktur Enstitüsünden bir grup araştırmacı, çocuklardaki astımın da öncelikle akupunkturla tedavisinin yapılması gerektiği konusunda,çok kapsamlı bilimsel tebliğ sunmuşlardır. İğnelerden korkusu olmayan (ki bu iğneleri en fazla 0.1 mm. derinliğe kadar batırmaktayız.) her yaş ve cinsiyetteki astımlı çocuklara da akupunktur uygulanabilmektedir.Hatta çocukluk çağında uygulandığında, erişkinlerin tedavisine oranla çok daha kısa sürede sonuç alınabilmektedir.Aynı klinik yaklaşım,Viyana Tıp Fakültesi’nde kurulmuş olan “Ludwig Boltzman Akupunktur Enstitüsü”nde de yapılmaktadır. Akupunktur tedavisi ile,ömür boyu ilaç almak zorunda kalan insanlarımız bu ilaçlardan kurtulmuş olacaklardır.Tabii tüm bu anlattıklarımız, sadece astımı olan,ikincil akciğer hastalığı olmayan hastalar için geçerlidir.İkincil solunum sistemi hastalığı olanlarda,akupunktur sadece rahatlama sağlar,köklü tedavi etmez.Zaten bu ayırımı yapacak olan akupunktur uzmanı doktor,mutlaka aydınlatıcı tetkiklerden sonra kararını verecektir.

    Tedavide,sadece astım noktalarını değil,aynı zamanda psikosomatik noktaları da tedaviye alırız.Çünkü,kişi astımından dolayı,ruhsal bir çökkünlük durumuna girebilmektedir.Depresyon,astımlı hastalarda çok daha kolay gelişebilmektedir.Bunun dışında,anksiyete,adını verdiğimiz ruhsal bunaltılar da görülebilmektedir.Dolayısıyla, bunlarla ilgili akupunktur noktaları da tedavi kapsamına alınarak,dört dörtlük bütünsel bir tedavi uygulanmış olur.Ayrıca,kişi atmosferik olarak hava değişikliklerinden de etkileniyorsa,bu durumla ilgili “hava değişimi” noktaları da tedavi kapsamına alınarak,bütüncül tedavi tamamlanmış olur.