Etiket: Astım

  • Astımın dört dörtlük tedavisi

    Astımın dört dörtlük tedavisi

    Astım tekrarlayan bronş daralması ile seyreden bir hastalıktır. En sık çocuklarda görülür. Yüzde 90 nedeni alerjidir. Alerji bronş içi zarında yanık benzeri bir doku yaratır ve bronşlar dış uyaranlara hassas hale gelir. Alerjik bronşit ve Reaktif hava yolu hastalığı terimleri de astım ile eş anlamlıdır.

    Astım bütüncül tedavisi dört aşamada yapılmalıdır.

    Çevre düzenlemesi: Alerjik olunan maddeden ve alerji dışı astım atağı tetikleyicilerinden uzak durmak tedavinin ilk adımı olmalıdır. Çocuklarda en sık alerji ev tozu akarlarına karşı gelişir. Bu nedenle alerjik astımı olan çocukların evinden halıların uzaklaştırılması, yatak ve yastığa akar geçirmeyen özel alerji kılıfları takılması gerekir. Çocuğun evinin hiçbir yerinde sigara içilmemelidir.

    İlaç tedavisi: Alerjik astımı olan çocukların ilk planda hızlı etki eden sprey ilaçlarla atak geçirmeyecekleri hale getirilmesi gerekir. Bu ilaçlar çok düşük doz, kana karışmayan kortizon içerir. Uygun dozda kullanıldığında yan etki riski olmaz. İlaçların başlanıp kesilme kararı alerji uzmanınca verilmelidir. Alerji konusunda kökten çözüm sağlandıkça ilaçlar yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

    Dilaltı Damla aşı tedavisi: Alerji bağışıklık sisteminin yanlış çalışmasına bağlı gelişir. Alerji kökten çözülmedikçe astım devamlı ilaçla baskılanmak zorunda kalınır. Alerjinin kökten çözümü aşı tedavisidir. Çocuklarda aşı tedavisi yan etki riski olmaması nedeniyle dil altı damla olarak tercih edilir. Uygulama ailelerce evde yapılır. Tedavi süresi 3-5 yıldır.

    Reflü kontrolü: Astım doğası gereği çocuklarda yüzde 80 mide başı gevşekliği ile seyreder. Mideden yukarı soluk borusuna ve akciğerlere kaçan mide asidi astımı kötüleştirir. Bu nedenle reflüden koruyucu beslenme astım tedavisinin olmazsa olmaz bir parçasıdır. Reflüyü artırıcı kakaolu çikolata, kek ve benzeri gıdalardan kaçınmak, gece yatmadan önce en az iki saat süt de dahil olmak üzere çocuğa yemek yedirmemek gerekir.

    Çocuklarda astım bu dört basamağın da aynı anda eş zamanlı uygulanması ile başarıya ulaşır. Biri eksik kaldığında bile astımın erişkin hayata uzaması olasılığı artar.

  • Neden çocuk göğüs hastalıkları doktoruna gitmeliyiz?

    NEDEN ÇOCUK GÖĞÜS HASTALIKLARI DOKTORUNA GİTMELİYİZ?

    Solunum sistemi hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde çocukların en sık doktora başvuru ve hastaneye yatış nedenidir. Solunum sistemimiz ve akciğerlerimiz direkt olarak çevre ile ilişkilidir. Bu nedenle de enfeksiyonlar, alerjenler, hava değişiklikleri gibi bir çok faktörden kolayca etkilenebilirler.

    Sağlıklı bir çocuk bir yılda 5-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Çocuk büyüdükçe bu sıklık azalmaktadır; ama bazı çocuklar daha hassastır ve hem daha sık solunum yolu enfeksiyonları geçirirler hem de bu enfeksiyonları takiben uzun süren öksürük, hırıltı nefes darlığı şikayetleri olur.

    Astım

    Son 40-50 yıl içerisinde tüm dünyada ve ülkemizde astım ve benzeri alerjik hastalıklar artış göstermektedir

    Çocuklarda astım tanısı nasıl konur?

    Çocuğum büyüdüğünde bu hastalığı üzerinden atabilecek mi?

    Astım nasıl tedavi edilir?

    Astım tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?

    Çocuğum alerjik onu korumak için neler yapabilirim?

    Zatürre

    Acaba çocuğum zatürre mi oldu?

    Zatürre akciğerlerinde kalıcı bir zarara yol açar mı?

    Zatürre tekrarlar mı? Tekrarlamaması için ne yapabilirim?

    Uzamış Öksürük

    Çocuklarda öksürüğün 4 haftadan uzun sürmesi uzamış öksürük tanımına girer. Bu durumda mutlaka bazı tedavilerin verilmesi ve hastanın tedaviye cevabına gore bazı testlerin yapılması gerekir.

    Nasıl tedavi edelim?

    Zatürre, astım, uzamış öksürük, hırıltı nefes darlığı gibi şikayetler ile Çocuk Göğüs Hastalıkları uzmanına başvuran bir hastada bizim için en önemli olan

    Hastanın bir an önce hastanın iyileştirilmesi,

    Benzeri olayların tekrarlamaması için gerekli önlemlerin alınması

    Özellikle tedaviye iyi yanıt vermediğini düşündüğümüz hastalarda acaba altta yatan başka bir hastalığın varlığını araştırmaktır.

    Öksürük , hırıltı nefes darlığı ile gelen bir hastada ,kistik fibrozis, yabancı cisim aspirasyonu , reflü, bağışıklık sisteminde yetersizlik, doğumsal hava yolu anormallikleri gibi bir çok farklı hastalık altta yatan gerçek sebep olabilir ve araştırılması gerekebilir.

    Özellikle büyüme gelişmesi iyi olmayan , tedaviler iyi yanıt vermeyen, sık hastane yatışları olan, şikayetleri doğumdan itibaren başlayan hastalar öncelikle araştırılması gereken hastalardır

  • Çocuklarda astım ile ilgili bilmek istedikleriniz

    ÇOCUKLARDA ASTIM SIKLIĞI NEDİR?

    • Çocukluk çağında en SIK rastlanan kronik hastalık, Astım sıklığı ülkemizde % 6-10 civarındadır
    • Çocukluk çağında okul kaybı ve hastane yatışlarının önemli bir sebebidir

    ÇOCUKLARDA ASTIM TANISI NASIL KONUR?

    Astımlı hastalar genellikle aralıklı olarak ortaya çıkan HIRILTI, NEFES DARLIĞI,GÖĞÜSTE SIKIŞMA HİSSİ,SADECE ÖKSÜRÜK gibi şikayetler ile doktora başvururlar. Genellikle bu şikayetler bir Üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben başlar. Bunun dışında 6 yaşından büyük çocuklarda solunum fonksiyon testleri ( akciğer kapasitesini ölçen testler) tanıda yardımcıdır.

    Allerjinin varlığına ilişkin testler de yapılabilir fakat allerjisi olmadan da benzeri şikayetleri olan çocuklar vardır. Fakat altta yatan allerjik bir zemin var ise çocukların daha yakından takip edilmesi gerekir

    HANGİ ÇOCUKLAR İLERİDE ASTIM GELİŞİMİ AÇISINDAN RİSKLİDİR?

    Okul öncesi dönemde çocuklar yılda 5-8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirebilir. Bazı çocuklarda hava yolları daha hassastır ve genellikle ÜSYE'yi takiben hırıltı nefes darlığı , uzamış öksürük gibi şikayetler ile doktora başvururlar.
    Okul öncesi dönemde çocukların nerede ise % 50'sinde buna benzer şikayetler görülebilir. Bu çocukların önemli bir kısmı büyüdükçe bu şikayetler azalır ve ortadan kaybolur ama bir kısmında şikayetler daha ileriki yıllara kadar devam eder ve astım tanısı alırlar.

    Hangi çocukların iyileşeceğini ya da hangi çocukların hayatlarının ileriki yıllarına kadar şikayetlerin devam edeceği ya da astım tanısı alacağını önceden kesin olarak mümkün değildir.
    BUNUNLA BİRLİKTE,
    • Şiddetli hırıltı/bronşiolit nedeni ile sık hastane yatışları
    • Son 6 ay boyunca en az 3 hırıltı atağı
    • Ailesel astım hikayesi
    • Atopik dermatit
    • Rinit varlığı (USYE yokluğunda)
    • Hırıltı (Solunum yolu enfeksiyonu yokluğunda)
    • Yapılan testlerde allerjinin saptanması
    Astım gelişimi açısından risk faktörleridir.

    ASTIM TEDAVİSİNDE KULLANLAN İLAÇLAR NELERDİR?

    Astım ya da hava yolu hassasiyeti olan çocuklarda tedavi uluslararası tedavi rehberlerine göre planlanmaktadır. Bu tedavi rehberlerindeki ilk seçenek ilaçlar direkt hava yollarına verilen ilaçlardır.Bu hastalarda kullanılan iki çeşit ilaç vardır

    1-Koruyucu/Tedavi edici ilaçlar
    İnhale kortikosteroidler
    Ağızdan alınan diğer ilaçlar (Çiğneme tableti)
    2- Rahatlatıcı, şikayetleri giderici ilaçlar

    HAFİF ASTIM;
    • Eğer çocuğunuzun çok aralıklı ve hafif şikayetleri var ise
    • Astım atakları hafif ve kısa süreli ise
    • Günlük aktivasyonları normal ise ;SADECE ŞİKAYETİ OLDUĞUNDA RAHATLATICI İLAÇLARI KULLANABİLİR

    ORTA -AĞIR ŞİDDETTE ASTIM
    • Astım semptomları haftada iki kezden daha fazla ise
    • Ayda iki geceden daha fazla gece semptomu var ise
    • Astım atakları çocuğun aktivitesini engelliyor ise; HERGÜN KORUYUCU İLAÇ KULLANMALIDIR

    Tedavide eğer püskürtme ilaçlar kullanılıyor ise kesinlikle direkt ağıza sıkılmaz. Çocukların yaş gruplarına göre kullanılan bazı ara cihazlar vardır

    NEFES YOLUNDAN KULLANILAN KORTİZON İÇERENİLAÇLARIN ZARARLI YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

    • Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar uygun dozlarda ve uygun ara cihazlar ile kullanıldığında sistemik yan etkiler açısından güvenilirdir.
    • Astımlı hastalar yaşıtlarına göre daha geç ergenliğe ulaşırlar. Erişkin boyları NORMALDİR
    • Özellikle ağır astımı olan hastalar uygun bir tedavi almaz ise hastalığın kendisine bağlı olarak boy kısalığı görülebilir.

    ÇOCUĞUMUN OKUL SEYAHATLERİNE GİTMESİ UYGUN MUDUR?

    EVET
    1. Astımı kontrol altında olduğu sürece okul seyahatlerine gidebilir
    2. Seyahat öncesinde mutlaka sorumlu kişilere çocuğun hastalığı gerekli durumlarda kullanılabilecek tedaviler ile ilgili bilgi verilmelidir

    ASTIMI OLAN ÇOCUKLAR SPOR YAPABİLİR Mİ?

    EVET: KISITLAMA YOK
    • Astımlı Çocukların egzersiz yapmaları çok önemli
    • Fiziksel aktivasyon ile ortaya çıkan semptom var ise doktorunuza danışmalısınız

    ÇOCUĞUM OKULA BAŞLADIĞINDA NE YAPMALIYIM?

    1. Çocuğunuzun hastalığını öğretmenden saklamayın
    2. Çocuğunuzun astım semptomlarına ilişkin öğretmene bilgi verin
    3. Doktorunuza danışarak eğer gerekli ise astım ilaçlarını okula gönderin

    ASTIM TEDAVİSİ ALMAKTA OLANBİR ÇOCUK HASTALIĞI İLE İLGİLİ OLARAK NASIL BİLGİLENDİRİLMELİDİR?

    1. Çocuğunuz yaşıtlarının yer aldığı tüm normal günlük aktivasyonlarda
    yer almalı ve kendine güveni sağlanmalı
    2. Mümkün olabildiğince bağımsız olabilmesi için cesaretlendirmelisiniz
    3. Çocuğunuz büyüdükçe astımla ilgili olarak bilgilendirilmelidir
    4. Çocuğunuz ilaçlarını düzenli alma konusunda sorumlu olmalıdır
    5. Çocuğunuz hastalığı ile ilgili acil durumlarda kimi arayacağını bilmelidir
    6. Okuldaki sorumlu kişiler çocuğunuzun hastalığı ve ilaçları ile ilgili bilgi sahibi
    olmalıdır

    ÇOCUĞUMUN ASTIMINDA RUHSAL DURUMU ÖNEMLİ MİDİR?

    1. Heyecan, kızgınlık, aşırı korku çocukta astım atağını başlatabilir
    2. Aile sorunları astımın kötüleşmesine sebep olabilir
    3. Ailenin pozitif ve olumlu yaklaşımı önemli

    DİĞER ÇOCUKLARIMDA ASTIM OLUR MU?

    1. Bulaşıcı bir hastalık değil
    2. Fakat genetik önemli, özellikle anne,baba ve kardeşlerde astım saman nezlesinin varlığı diğer çocuklarda da alerjik hastalıklar gelişimi açısından bir risk faktörüdür

    ASTIM VE ÇEVRE…

    Astımlı hastaları değerlendirirken hastanın yaşadığı çevre ile ilişkili detaylar öğrenilmeli,çevresel alerjen miktarını azaltabilmek amacı ile uygun öneriler verilmeli

    • Hasta kontrole geldiğinde çevresel önlemlerin alınıp alınmadığı kontrol edilmeli
    • Ve özellikle ülkemiz şartlarında mutlaka pasif sigaraya maruziyet sorgulanmalı ve aile bu konuda bilgilendirilmelidir

    ASTIMLI ÇOCUKLARDA ÖNEMLİ ÇEVRESEL ALLERJENLER NELERDİR VE HANGİ KONTROL YÖNTEMLERİ KULLANILMALIDIR?

    EV TOZU AKARINI NASIL AZALTALIM?

    Ev tozu akarı hem dünyada hem de ülkemizdeki en önemli iç ortam allerjenidir.
    • Ev tozu akarı insan derisinden dökülen parçacıklar ile beslenir
    • Erişkin bir yetişkin günde 0.5-1 gr deri artığı döker ki günde 100 000 ev tozu akarını beslemek için yeterli bir miktardır.
    • Yatak, yorgan, halılar, mobiyalar ev tozu alerjenleri için önemli kaynaklardır.
    • Bunların temizliği sırasında alerjenler havalanabilir ve inhale edilebilir

    Ev tozu akarı başarılı bir şekilde azaltılabilir mi?
    Ve bu önlemler hastaların klinik bulgularında bir farklılığa yol açar mı?

    Gereksiz zaman ve para harcanmaması için hastalar ev tozu akarını azaltmaya yönelik önlemler konusunda doğru bilgilendirimelidir
    • Uyku süresince büyük miktarda alerjene maruziyet nedeni ile klinikte en önemli bölgelerdendir
    • Allerjen –geçirgen olmayan yatak ve yastık kılıflarının kullanılması VE
    • Yatak materyalinin sıcak su ile yıkanması (>55 C) yatak odasında ev tozuna maruziyeti azaltmak için en etkili yöntemdir ve ev tozu alerjeni miktarını anlamlı olarak azaltır
    Anti-alerjik kılıflara ek olarak akarasid ya da anti-mite şampuan vb gibi bazı kimyasal maddelerin kullanılmasının ek bir faydası olmadığını göstermiştir
    Kuru temizleme
    • Tüm canlı ev tozu böceklerini öldürür!
    • Fakat alerjen konsantrasyonunu azaltmaz!

    HAYVAN ALLERJENLERİNİ NASIL AZALTALIM?

    • Küçük kemirgenler ve kuşlar dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı hayvanların idrar, dışkı ve tükrükleri alerjik reaksiyonlara yol açabilir
    • Hayvanlara ait alerjenleri çok küçüktür, yapışkandır ve yüzeylere yapışır
    • Hayvan alerjenlerinin evlerden okul vb gibi toplumsal yerlere taşınması rapor edilmiştir. Bu neden ile ev hayvanı olmayan çocuklarda bile hayvan alerjisi olabilir
    • Evde hayvanlarla ilişkili alerjenleri ortadan kaldırmak için en etkin yöntem hayvanın gitmesidir
    • Hayvan gittikten sonra bile alerjenleri ortadan kaldırmak için iyi bir temizlik gerekir
    • Alerjen düzeyindeki azalmalar aylar alabilir, halıların ve kumaşlı mobilyaların kaldırılması bu süreyi kısaltır

    Eğer hayvan evden gitmiyor ise,
    • Hayvan yatak odasına sokulmamalıdır
    • Hastanın yatak odasının kapısı kapalı tutulur
    • Halılar ve kumaşlı mobilyalar mümkün olduğunca kaldırılmalı ve varolan bu tür materyal mümkün olduğunca hayvandan izole edilmelidir

    HAMAM BÖCEĞİ ALLERJENLERİNİ NASIL AZALTALIM?
    • Hamam böceği genellikle karanlık, nemli, ılık ortamları sever
    • Hamam böceği alerjenlerinin evden temizlenmesi çok kolay değildir
    • Profesyonel hamam böceği eradikasyonunun etkinliği tam olarak kanıtlanamamış olmasına rağmen elimizdeki tek seçenektir
    • Amaç sadece yaşayan hamam böceklerini elimine etmek değil ayrıca hamam böceği artıklarını ortadan kaldırmaktır
    • Özellikle kalabalık apartmanlarda yaşayan ailelerde infestasyonun tekrarı çok önemli bir problemdir .Kimyasal olarak ilaçlama dışında hamam böceklerinin kullandığı yiyecek ve su kaynaklarının ortadan kaldırılması gibi temel temizlik önlemleri çok önemlidir.
    • Boş poşetler,boş şişeler, gazete kağıtları vb gibimaddeler hamamböceklerinin sıklıkla sevdikleri bölgelerdir ve evde depolanmamaları gerekir!

    ÇEVRESEL SİGARA DUMANINA MARUZİYET ASTIMIN OLUŞMASINDA VE ŞİDDETİNİN ARTMASINDA ÇOK ÖNEMLİ BİR ÇEVRESEL FAKTÖRDÜR

    • Ailelere sigara içmemeleri / ya da içecekler ise ev dışında içmeleri gerektiği söylenmelidir
    • Hekimler sigarayı bırakma aktiviteleri konusunda bilgi sahibi olmalı gerekirse aileyi yönlendirebilmelidir
    • Hastanın aktif sigara içimi? Ya da arkadaşlar/ akrabalar/ bakıcı vb gibi olası sigaraya maruziyetin diğer kaynaklarıda araştırılmalıdır

    Prof.Dr. Fazilet Karakoç

  • Astımlılar dikkat! Kış aylarında almanız gereken önlemler

    1. Her türlü keskin koku astım atağını tetikler, sigara dumanı, parfüm kokulu deterjan, yemek buharı gibi keskin kokulardan uzak kalınmalıdır.

    2. Astım hastası sigara içmemeli aynı evde bulunan ya da sürekli birlikte olduğu yakınları da sigara içmemelidir.

    3. Astım hastasının hayvan alerjisi olmasa bile hayvan tüyleri arasında akarlar barınacağından ya da akvaryumlarda mantar sporları üreyeceğinden hayvan sahibi olması uygun değildir.

    4. Evinizde küf ve nem varsa mutlaka yalıtım yaptırın.

    5. Evde çamaşırları kaloriferlere yayarak kurutmayın, evdeki nem oranını arttırısınız; yüksek nemde akarlar ve mantar sporları bolca ürer bu da astım hastaları için sakıncalıdır.

    6. Kış aylarında gribal enfeksiyonlar sık görülür ve bu da astımı tetikler grip aşınızı mutlaka yaptırın hatta takip eden hekiminiz uygun görüyorsa zatürre aşınızı da olmanız da fayda var.

    7. Kış girişi takip eden hekiminize mutlaka görünün ve tedavinizin gözden geçirilmesini sağlayın. Kış aylarında ilaçlarınızı önerildiği şekilde aksatmadan kullanın.

    www.AstimAlerji.com

    Uz. Dr. Sevin Karalar

  • Çocuklarda hışıltılı ve astım tetikleyici nedenler

    İlk 3 yaşta görülen hışıltı ataklarının çoğunun viral enfeksiyonlara bağlı olduğu gösterilmiştir. En sık izole edilen virüsler RSV , Parainfluenza ve adenovirüslerdir. Hışıltılı ataklarının %80’i bunlara bağlıdır.

    Yıllar boyunca rinovirüslerin (RV) 3 yaşından önce nadiren alt ve üst solunum yolu hastalığı yaptıkları düşünülürdü. Son zamanlarda yapılan çalışmalar da ilk yıl içinde alt solunum yolu enfeksiyonu tanısı ile hastaneye yatırılan çocukların dörtte birinde RV teşhis edilmektedir.
    Alerjenler alerjiye neden olan antijenlerdir. Alerjenler solunum, sindirim ve deri yoluyla vücuda girerek vücutta alerjik reaksiyonlara neden olur. Astımda en önemli giriş kapısı solunum yoludur.Atopik ve alerjik kişilerde cevap genellikle alerjene spesifik IgE antikorları oluşumu ile IgG4 antikorları oluşumu ile olabilmektedir. Etkinin görüldüğü doz farklı olup, kişiden kişiye değişebilir.

    Ev tozu akarları tıbbi adıyla ‘akar böceği’ olarak bilinmektedir. En sık rastlanan tipi de deri yiyen anlamına gelen ‘dermatofagoid’ olarak anılmaktadır. Bu parazit niteliğindeki mikroskobik böcekler normalde halı,kilim,yorgan,yastık,tüylü eşyalar ve oyuncaklarda yaşarlar. Yaşamları için gerekli besini insan deri ve tüy döküntülerinden karşılarlar.Su ihtiyaçlarını ise havadaki nemden elde ederler.İnsanın ev içinde geçirdiği en uzun süre yatak odaları olduğu için en sık akar alerjeni ile karşılaşmayeri de burasıdır.Akarlar %50’nin altında nem olan yerlerde ve 60 derece ısının üzerinde şansları azalır.

    Polenler bitkilerin üremelerinde görevlidirler. Bu nedenle polenlere ailt klinik bulgular en çok bitkilerin çiçeklerini açtığı üreme mevsimi olan bahar aylarında olur. Daha çok rüzgarla etrafa yayılan daha küçük ve daha hafif polenler inhalan alerjiden sorumludur.Böceklerle aktarılan polenler ise daha ağırdır ve havada asılı bulunmadıkları için daha az alerji sebebidirler. Ot, ağaç,diğer polene sahip olan bitkilerin dağılımı ve çiçek açma zamanları, yetiştikleri toprak ve mevsimsel özelliklere göre değişir. Parçacık çapı daha küçük olanlar ya da ağızdan soluma ile bronşlara ulaşanlar ise daha az olsa da alerjik astıma yol açarlar.

    Küf mantarları hem ev içi, hem de ev dışı alerjen olma özelliğine olma özelliğine sahiptirler.Bunlar sıklıkla ev içinde organik eşyaların, yemeklerin ev dışında ise bitki ve hayvanların üzerinde yaşayan mikroorganizmalardır. Küf mantarları nemli , organik besin artığı bulunan ortamlarda kolayca ürerler. Buradan da havaya üremelerini devam ettiren bol miktar da mantar sporlarını bırakırlar. Üremeleri ve etrafa spor bırakmaları yıl boyu olabilse de en sık havaların ısındığı ve orta şiddete rüzgarın olduğu bahar ve yaz aylarında üremeleri en üst düzeyde olur. Kışın düşük dereceli ısıda ve hele karlı ortamda üreyemez ve alerjiye neden olan sporlarını bırakamazlar. Çok küçük yapıya sahip oldukları için hem alerjik nezle hem de alerjik astıma neden olurlar.

    Hayvan alerjileri de sıkça rastlanan çevresel alerjenlerdir. Bunlar kedi, köpek, kuş, fare, tavşan, at ve benzeri hayvanlardır. Ayrıca değişik kümes hayvanları , koyun ve laboratuarda deney yapmada kullanılan hayvanları da alerji yapabilir.
    Böcek alerjenleri içinde en sık rastlananı arı alerjisidir. Ayrıca sivrisinek ve diğer sokucu tüm hayvanlar da alerji yapabilir. Bu grubun astımla daha çok alakalı olan türü hamamböceği alerjisidir.Hamam böceği alerjisi büyük şehirlerde gittikçe artmaktadır.

    Besin alerjenleri içinde çocuklar için en sık olanı inek sütüdür..İnek sütünde anne sütünde bulunmayan ‘beta-laktoglobulin’ isimli bir proteinin bulunması bunun nedeni olarak kabul edilmektedir. Ayrıca yumurta, deniz ürünleri fındık,fıstık, tahıllar,et, muz, kivi, vs. diğer besin alerjenlerdir.

    İrritanlar, astım tetikleyicileri arasında bulunmaktadırlar. Bunlar alerjen yapısında değildirler, solunum yolu ile akciğerlere ulaşarak irritasyon yaparlar. Bunların başına sigara dumanı gelmektedir. Ayrıca kokulu çeşitli maddeler, parfümler, petrol türevleri, ekzos gazları, ozon, pişirme gazları da bunlar arasındadır.
    Egzersiz, çeşitli fizik aktiviteler, gülme ve ağlama gibi eforlarla da astım tetiklenebilir. İlaçlar, psikolojik faktörler, havadaki basınç, ısı ve nem değişiklikleri , mekan değişiklikleri de tetikleyici olabilir.

  • Çocuklarda stres-reflü-astım üçgeni

    Çocuklarda stres-reflü-astım üçgeni

    Alerjinin oluşum mekanizmalarının çok iyi aydınlatılmadığı yıllarda alerjik hastalıklar tamamen psikosomatik yani psikolojik durumun bedene yansıması olarak kabul ediliyordu. Yıllardır süregelen bu gözlem birçok araştırmaya konu olmuş ve sinir sistemi ile bağışıklık sistemi arasında var olduğu düşünülen bu bağ araştırılmıştır.
    PSİKOLOJİK STRES ALERJİK ASTIMI TETİKLİYOR!
    Psikolojik durumun en çok etkilendiği alerjik hastalıklardan biri öksürük, hırıltı, nefes darlığı atakları ile seyreden alerjik astım bronşittir. Çocuklarda stres ve kaygı durumu sıklıkla göz ardı edildiğinden psikoloji ile astım arasındaki bu etkileşim çoğu kez fark edilmez.
    STRES VE ASTIMDA ORTAK NOKTA REFLÜ!
    Stresin ile astım arasındaki ilişki araştırılırken her ikisinde de ortak bir bulgu olan reflü fark edilmiştir. Reflü mideden yukarı yutma borusuna doğru asitli mide içeriğinin kaçması ile gelişir. Astımlı çocuklarda mide başını tutan kaslar normalden gevşek olduğunda reflüye yatkınlık vardır. Normalde toplumda % 10-20 oranında görülen reflü, astımlı çocuklarda %80 görülür ve %60 çocuk bunun farkında değildir. Buna sessiz reflü denir. Reflü sırasında midedeki asitli içerik solunum sistemine kadar uzanır. Astımlı çocuğun bronşlarına kaçan bu asitli içerik hava yolunda kasılmaya neden olur ve astımı alevlendirir. Sonuç olarak astım reflüyü; reflü ise astımı kötüleştirir.
    STRES REFLÜNÜN EN ÖNEMLİ NEDENİDİR!
    Reflünün en önemli nedenlerinden birisi de psikolojik stresdir. Kaygı ve stres midedeki asit salgısını artırıp reflüyü tetikler. Çocuklarda farkına varılmaksızın gelişebilen psikolojik stresler sessiz reflüye ve reflü de beklenmedik astım alevlenmelerine yol açar. Hastalığı kötüleşen ve gece öksürük krizleri nedeniyle rahat uyuyamayan çocukta stres artar ve stres-reflü-astım üçgeni bir kısır döngü halinde çocuğu etkilemeye devam eder.
    SINAVLAR VE YENİ KARDEŞ KAYGISI ÇOCUKLARDA STRESİN BİRİNCİL NEDENLERİ!
    Çoğu zaman günümüzde ilkokul çağına taşınan sınav kaygısı bu aşamada ilk sırada yer almaktadır. Lise ve kolej sınavları, üniversiteye giriş sınavları çocukların yaşamındaki stresin önemli bir kaynağıdır. İkinci sırada kardeş kıskançlığı gelmektedir. İkinci bir bebeğin aileye katılmasıyla tüm ilgiyi üzerinde toplamaya alışmış ilk çocuk bu ilgi ve sevgiyi paylaşmaya hazır olmadığında strese girer. O güne kadar astımı kontrol altında olan çocuk birden sebepsiz yere astım atakları geçirmeye başlar.
    REFLÜ TEDAVİSİ VE UYGUN PEDAGOG DESTEĞİ KISIR DÖNGÜDEN ÇIKARIYOR!
    Uygun pedagog desteği ile psikolojik stres ortadan kaldırıldığında reflü düzelecektir. Reflü düzelince astım tekrar kontrol altına girecek ve hastalık alevlenmesinin getirdiği ek stres de ortadan kalkınca bu kısır döngü kırılmış olacaktır. Psikolojik destek sürecinde gerek reflünün gerekse astımın uygun ilaçlarla tedavisi çocuğun yaşam kalitesini kısa zamanda yükseltecektir.

  • Alerjik bronşit / astım ergenlikte geçer mi?

    Alerjik bronşit / astım ergenlikte geçer mi?

    Çocukluk çağında astım tekrarlayan ataklar halinde görülen öksürük, hırıltı ve nefes almada zorluk belirtileri ile seyreder. Bu belirtiler bronş gevşetici ilaçlarla, bazen de kendiliğinden düzelir. Bir süre sonra yeni üst solunum yolu enfeksiyonları ile uyaran ile tekrar aynı belirtiler ortaya çıkar. Astımı olan bir çok çocuk hareket ettiğinde öksürdüğünden fiziksel aktiviteleri kısıtlanmış olarak yaşar. Aktivitesi kısıtlanan çocuk kilo almaya başlar ve kilo astım sorununu çoğu zaman kötüleştirir. Ataklar nedeniyle okul kaybı yaşanır. Gece öksürük ve nefes darlığı belirtileri arttığı için uyuyamayan çocuğun çoğu zaman okul başarısı da düşer. Aileler çoğu zaman büyüdükçe geçer umuduyla kısmen tedavi olarak, kısmen de bu duruma katlanarak ergenlikte çocuklarının iyileşmesini beklerler. Peki; sanıldığı gibi çocuklarda astım büyüdükçe geçer mi?
    ÇOCUKLARDA ASTIM % 90 ALERJİKTİR !
    Çocuklarda astım % 90 alerjik kökenli olduğundan “alerjik bronşit” ve “çocukluk çağı astımı” eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Astım ilk belirtisini genellikle ilk 3 yaş içinde verir. Bu yaşlarda astım tanısı alan çocukların yaklaşık yarısı 6 yaşına geldiğinde hastalığı atlatır. Hangi çocukların hastalığı 6 yaşında atlatabildiği anne babaların sıklıkla hekimlere yönelttiği bir sorudur.
    ALERJİK ASTIM BÜYÜYÜNCE GEÇMEZ!
    Alerjik astım, toplumda hakim olan görüşün aksine büyüyünce atlatılamaz. Sadece alerji saptanmayan çocuklar sıklıkla 6 yaş civarı astımı yenerler. Alerjik olup astım belirtileri 6 yaşından sonra da devam eden çocukların yaklaşık % 50'sinde 18 yaşında hastalık bulgularının kaybolduğu gözlenir. Ancak bu iyileşme geçicidir. Alerji devam ettiği sürece ergenlikte hastalığı atlattığı düşünülen çocukların büyük bir kısmı 30'lu yaşlarda yeniden astım atakları geçirmeye başlar.
    KORTİZONLU ASTIM İLAÇLARI HASTALIĞI ORTADAN KALDIRMAZ! SADECE BASKILAR!
    Çocuklarda ve erişkinlerde astım çok düşük dozlu kortizonlu ilaçlar ile tedavi edilir. Bu ilaçlar astım ataklarını önlemede, erişkin hastaların, çocukların ve ailelerin hayat kalitesini yükseltmede son derece etkili ilaçlardır. Kullanıldıkları sürece çok etkilidirler. Ancak, kortizonlu ilaçlar alerjik astımı ortadan kaldırmaz, sadece baskılar. Altta yatan alerji devam ettiği sürece kortizonlu ilaçlar kesilince astım belirtileri tekrar ortaya çıkar.
    ALERJİK ASTIM VE ALERJİK NEZLE: “TEK HAVA YOLU, TEK HASTALIK”
    Gerek çocuklarda gerekse erişkinlerde alerjik astım sıklıkla alerjik nezle ile birlikte görülür. Havayolu üstte burun, altta ise bronşlarla devam eden bir bütündür. Alerji ne tek başına bronşları ne de tek başına üst solunum yolunu tutar. Hava yolu bir bütün olarak alerjiden etkilenir. Sadece astım tedavisi alan bir kişide eğer alerjik nezle tedavi edilmezse; astım da tam anlamıyla kontrol altına alınamaz. Hava yolunu bir bütün olarak tedavi etmenin tek yolu alerjinin tedavi edilmesidir.
    ALERJİ TEDAVİSİ ÇEVRE ÖNLEMLERİ İLE BAŞLAR!
    Alerjik olunan maddeden mümkün olduğunca uzak durmak alerjiyi kontrol etmenin en önemli yoludur. Dünya'da ve Türkiye'de çocuklarda astıma yol açtığı bilinen en sık alerji ev tozu akar alerjisidir. Ev tozu yaşamımızdan uzaklaştırmakta zorlandığımız ancak gözle görmediğimiz için zaman zaman varlığından bile haberdar olmadığımız ciddi bir sağlık tehditi haline gelmiştir. Ev tozlarının içinde yaşayan akarlar (mite'lar) vücut parçacıkları ve dışkı atıklarıyla çocuklarda alerjik reaksiyona yol açar. Bu maruziyet sonrası hassas bir hava yoluna sahip olan çocuklar sıklıkla okul enfeksiyonlarının ; sigara dumanının veya kimyasal bir maddenin tetiklemesiyle atak geçirirler. Alerjisi olan bir çocuğun evinde ev tozunu azaltmak hastalık şikayetlerini belirgin azaltacaktır. Halıların kaldırılması ilk adım olmalıdır. İkinci adım ise çocuğun yatağına ev tozlarını yataktan yukarı geçirmeyen özel kılıflar koymaktır. Tüm bunlarla beraber çocuğa sigarasız bir ortam sağlamak ve kimyasalları yaşamından mümkün olduğunca uzaklaştırmak ilaçsız da astım kontrolü sağlamanın ilk adımı olacaktır.
    ALERJİK ASTIMI İYİLEŞTİRMENİN TEK KÖKTEN ÇÖZÜMÜ ALERJİNİN TEDAVİSİDİR !
    Alerjik astımı iyileştirmenin tek kökten çözümü alerjinin tedavi edilmesidir. Alerji iki şekilde tedavi edilir. Birinci ve en önemli yol alerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Özellikle ev tozu, küf ve hayvan alerjisi gibi ev içinde önlem almaya uygun bir alerji türü varsa bu yol astım şikayetlerini kontrol almada oldukça etkilidir. Halıların evden uzaklaştırılması ve yatağa alerjik maddeleri geçirmeyen özel kılıflar takılması alerji tedavisinin temelini oluşturur. Bu önlemlere rağmen alerji yapıcı maddeyi hayatımızdan tam olarak uzaklaştırmak mümkün olmaz. Okullarda ev tozu akarı sorun olmaya devam eder. Baharda polenlerden uzak durmak mümkün değildir. Hastalar ister istemez hayatlarını sürdürmek için ev dışına çıkmak zorundadır.
    EN ETKİN ALERJİ TEDAVİSİ: AŞI TEDAVİSİDİR!
    Bu aşamada ikinci ve en önemli alerji tedavisi gündeme gelir. Aşı tedavisinde amaç önlem almamıza rağmen çevremizde bulunmaya devam eden alerjik maddeye vücudun reaksiyon vermesinin önlenmesidir. Bu hedefe ulaşmayı sağlayan, bağışıklık sistemini saptığı alerjik yoldan normal rotasına oturtabilecek tek tedavi yöntemi “Aşı Tedavisidir”. Aşı tedavisi bilinen en eski alerji tedavi yöntemidir. İlk uygulamalar iğne aşı şeklinde olmuştur. İğne aşı uygulamasında alerjik olunan madde çok hızlı bir şekilde vücuda zerk edildiğinden hayatı tehdit edici ağır alerjik reaksiyonlar görüldüğünden zamanla gittikçe daha az tercih edilir olmuştur.
    GÜNÜMÜZDE EN ÇOK TERCİH EDİLEN ALERJİ TEDAVİSİ: DİL ALTI DAMLA AŞILAR
    Günümüzde daha güvenilir olması nedeniyle gittikçe daha çok tercih edilen “Dilaltı damla aşılar” alerji tedavisinin odağı olmuştur. Aileler tarafından evde uygulanan hekim gözetimi gerektirmeyen bu aşılar hastalığın büyüdükçe atlatılmasını sağlayacak tek güvenli ve etkili alerji tedavisidir. Bu nedenle alerjik astım tanısı almış; koruyucu (kortizonlu) ilaç gereksinimi olan her çocuğun dilaltı damla aşıya uygunluk açısından değerlendirilmesi gerekir. Uygun olduğu taktirde bir çocuk alerji uzmanı kontrolünde bu tedaviyi almaları alerjinin ve astımın yenilmesinde yardımcı olacaktır.

  • Alerjiyi tetikleyen çocukların sevdiği 10 besin

    Alerjiyi tetikleyen çocukların sevdiği 10 besin

    Çocuklarda alerji yüzyılın salgın hastalığı gibi bütün hızıyla yayılmakta. Okullarda, yuvalarda her 5 çocuktan birisinin alerjik olduğu ve her 10 çocuktan birisinin astım olduğu gözleniyor. Sprey şeklindeki astım ilaçlarını sınıflarda görmek artık sıradan bir hal almış durumda. Alerjinin genetik bir hastalık olduğu ve ailesinde alerjik hastalık öyküsü olan bebeklerde daha sık görüldüğü biliniyor. Ancak genetik yapı alerjik hastalığın ortaya çıkışında tek etken değil. Bebeğin büyüdüğü çevre ve beslenme düzeninin genetik yapıya şekil verdiği gözlenmekte. Günümüz çocukları artık daha fazla şekerli ve hazır gıda tüketmekte; daha az taze meyve sebze yemekte. Bu durumun yaşadığımız yüzyılda gözlenen, alerjik hastalıklardaki hızlı artıştan kısmen sorumlu olduğu düşünülüyor.
    ALERJİDEN KORUNMAK İÇİN HANGİ BESİNLEDEN UZAK DURMAK GEREKİR?
    1-ÇİKOLATA (KAKAO)
    Çocuklarımızda tat duyusu çok erken yaşta gelişir. Özellikle çikolatalı gıdalar, mutluluk hormonu dediğimiz endorfin salgılanmasına neden olduğundan, bir tür bağımlılık gibi çocukları kendine çeker. Oysa kakao, kahve ile aynı yapıya sahiptir ve yüksek oranda kafein içerir. Kafein uyarıcı bir maddedir. Çocuklarda midede asit salgısını artırarak reflüye neden olur. Çocuklarda karın ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık, geğirme gibi çoğu anne baba tarafından olağan karşılanan belirtiler reflü habercisi olabilir. Reflü mide asit salgısının yutma borusundan yukarı çıkıp solunum sistemine girmesi ile astım bulgularına yol açar. Astımlı çocuklarda %60 oranında sessiz reflü varlığı bildirilmektedir.
    2-MARGARİN
    Birbirleri ile zıt etkilere sahip iki yağ asidi omega-3 ve omega-6 yağ asitleri çocukların beslenmesinde dengede olmak zorundadır. Zeytin yağı ve fındık yağında bol bulunan omega 3'ün alerjiyi önleyici etkileri vardır. Margarin vb. bitkisel katı yağlarda yüksek oranda bulunan omega 6 ise alerjiyi artırmaktadır. Bitkisel katı yağ içeren açma, poğaça, pasta vb gıdaların çok tüketilmesi vücutta bu dengenin bozulmasına ve alerjinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
    3-KIZARTMALAR VE CİPS
    Yüksek oranda yağ ve kalori içeren kızartma gıdaları fazla tüketen bir çocuk kilo almaya yatkın olur. Şişman olmak çocuklarda astımın ortaya çıkışını 2 kat artırır. Ayrıca yağlı kızartmalar mide boşalmasını geciktirerek reflüyü ve reflünün tetiklediği astım alevlenmelerine zemin hazırlar.
    4-KETÇAP
    Domates fazla tüketildiğinde mide asit salgısını artırdığı bilinen bir gıdadır. Domatesin yoğun kullanıldığı ketçap vb. soslar çocuklarda mide rahatsızlığı yaratabilir. Katkısız olsalar bile fazla miktarda domates ve salçalı yemeklerle beslenmek, solunum yolunda mide asidine bağlı hasar oluşturup reaktif havayolu diye adlandırılan ve astımın habercisi kabul edilen tabloya yol açabilir.
    5-MAYONEZ
    Mayonez yüksek yağ içeriği nedeniyle mide boşalmasını geciktirir. Sessiz reflüsü olan alerjik astımlı çocuklarda bu besin bronşit ataklarını çağırmaktadır. Son zamanlarda “fast food” yiyeceklerle sık tüketilen bu besin çocuklar için “hamburger, patates kızartması , kola” üçlüsünün vazgeçilmez bir üyesi haline gelmiştir.
    6-BAL
    Birçok anne alerji ve astıma iyi geleceği düşüncesiyle çocuklarına çeşitli şekillerde bal vermekte. Balın içinde şifalı kabul edilen birçok madde olduğu bir gerçektir; ancak bal aynı zamanda mide için oldukça ağır, hazmı zor bir gıdadır. Alerjik astımı olan çocuklara şifa niyetiyle kaşık kaşık bal yedirilmesi reflüye neden olabileceğinden sakıncalıdır.
    7-ACI, BAHARAT
    Acı ve baharat sessiz reflüsü olan astımlı çocuklar için gizli tehlikedir. Kırmızı biber ve biberli yemekler, sucuk, sosis vb işlenmiş et ürünleri çocuklarda alerji ve astımın alevlenmesine neden olmaktadır. Baharat çocukların diyetine sıklıkla pizza, lahmacun vb. gıdaların tüketimi sırasında girmektedir.
    8-KOLA VE GAZLI İÇECEKLER
    Kola da bir diğer bol kafein içeren ve uyarıcı olduğu bilinen bir içecektir. Son zamanlarda çocukların beslenmesinde bol yer tuttuğu gözlenen kolalı ve meyveli gazlı içecekler reflü ve reflü üzerinde alerjik bronşit / astım ataklarına neden olmaktadır.
    9-BUZLU ÇAY, KAHVE
    Kafein içeriği nedeniyle geçmişte çocuklara fazla sık önerilmeyen bu içecekler de son zamanlarda soğuk servis edilmeleri nedeniyle çocukların beslenmesinde sık yer almaya başlamıştır. Buzlu çay, buzlu kahve gibi formlarda tüketilen bu içecekler çocuklarda mide sorunları ve iştahsızlığın başlıca nedenlerinden. Mide asit salgısını artırdığı bilinen bu gıdalar bir süre sonra reflü atakları yaparak alerjik bronşit alevlenmelerine neden olabiliyor.
    10-ÇİĞ SARIMSAK,SOĞAN
    Sarımsak ve soğan antioksidan ve anti-kanserojen kabul edilen özellikleri nedeniyle , son zamanlarda çocukların diyetine önceden olduğundan çok daha fazla girmiştir. Toplumda alternatif tıbba yönelme özellikle sık hastalanan çocuklarda bu gıdaların sık kullanımını gündeme getirmiştir. Oysa; çiğ sarımsak ve çiğ soğan midede asit salgısını artırdığı ve alerjik astımı tetiklediği bilinen başlıca gıdalardandır. Çiğ soğan hamburgerlerin içerisinde ve lahmacunda karşımıza çıkarken; çiğ sarımsak cacık içerisinde yer alabiliyor.
    11-ŞERBETLİ TATLILAR
    İçeriğindeki katı yağlar ve margarin bir yandan şerbetli tatlılara lezzet verirken, diğer yandan çocuklarımızda mide sorunları yaratabiliyor. Baklava, şöbiyet, tulumba tatlısı gib ağır tatlılar sık ve fazla miktarda tüketildiğinde çocuklarda sessiz reflüye yol açmakta ve alerjik bronşit /astımı tetiklemektedir.
    ALERJİSİ VE ASTIMI OLAN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ
    1- Çikolata ve kakaodan uzak durmak
    2- Sütlü ve meyveli tatlılar tüketmek
    3- Kızartma yerine fırında patates yemek
    4- Kola, buzlu çay ve kahveden uzak durmak
    5- İçecek olarak suya alışmak
    6- Katı bitkisel yağlarla hazırlanan salçalı yemekler yerine domatesle ve zeytinyağı ile hazırlanmış hafif yemekler yemek
    7- Hamur işi gıdaları (açma, poğaça) evde hazırlamak
    8- Şifa niyetiyle bal vermemek
    9- Bol çiğ sarımsak/soğan ve baharat ve yağ içeren “fast food” gıdalardan uzak durmak
    10- Yatmadan 2 saat öncesinden yemek yemeyi kesmek.

  • Stres – reflü – astım üçgeni

    Stres – reflü – astım üçgeni

    Günümüzde her 5 çocuktan birisi alerjik ve her 10 çocuktan birisi astım tanısı almış durumdadır. Bütün Dünya’da büyük bir hızla artış gösteren astım bronşit hastalığı çocuklarda öksürük, hırıltılı solunum ve zor nefes alma şeklinde şikayetlerle kendini gösteriyor. Özellikle gece sabaha karşı kriz şeklinde gelen ve çocuğun uykusunu bozan öksürük krizleri ve hareketle terleyince artan öksürükler çocuklarda astımın habercisi kabul ediliyor.

    Çocuklarda astım bronşitin % 90 nedeni alerjik olsa da hastalığın alevlenmesine yol açan birçok alerji dışı etken de vardır. Reflü de bunlardan bir tanesidir. Çocuklarda ilk bir yaşta mide içeriğinin beslenme sonrası ağza gelmesi normal vücut işleyişinin bir parçası kabul edilir. Bir yaşından sonra mideyi tutan kaslar kuvvetlenerek bu kaçışı engeller. Bu yaştan sonra mide içeriğinin yutma borusundan yukarı kaçması normal kabul edilmez ve reflü olarak tanımlanır.

    Normal popülasyonda %10-20 oranında saptanan reflü hastalığı astımlı çocuklarda % 80 gözlenir ve çocukların % 60’ında bu durum sessiz reflü şeklindedir yani çocuk bunun farkında değildir. Astımlı çocuklarda reflünün normalden daha sık gözlenmesinin bir nedeni astımın mide başını saran kasları gevşetmesidir. Reflü gelişmesi halinde midedeki asitli içerik yutma borusundan yukarı kaçarken soluk borusuna da kaçar. Akciğerlerde asit içeriğin bulunması havayollarında spazm gelişmesine yol açar ve astım atakları artar. Sonuçta astım reflüyü; reflü ise astımı tetikler ve bu bir kısır döngü halini alır.

    Çocuklarda psikolojik stresin mide asit salgısını artırdığı bilinmektedir. Özellikle ülke çapında  sınavlara hazırlığın yaşandığı şu günlerde orta okul ve lise son sınıftaki birçok çocuk ve genç sınav stresine bağlı karın ağrısı, mide bulantısı, iştahsızlık, geğirme ve boğaza ekşi su gelmesi gibi mide sorunları yaşamaktadır. Strese bağlı çikolata, çay, kahve gibi kafein içeren uyarıcıları çok miktarda almaya eğilimli bu gençlerde reflü ve reflünün yol açtığı astım atakları her zamankinden daha sık görülmeye başlar. Hastalıktaki bu alevlenmeler ve sınav sırasında da rahatsızlanacağı korkusu çocukta daha da fazla strese yol açar.

    Sonuçta; astım ve stres reflüyü; reflü ise astımı kötüleştirir ve bu üçlü kısır döngü tedavi edilmedikçe sürer gider. Bu kısır döngünün kırılması için öncelikle reflünün tedavi edilmesi ve psikolojik destek alınması gerekir. Bu dönem geçene kadar astım ilaçlarının yeniden düzenlenmesi de çocukta hem bedensel hem de ruhsal rahatlama sağlayacaktır.

  • Astımın ilacı: spor! Peki, hangi spor ?

    Astımın ilacı: spor! Peki, hangi spor ?

    Çocukta, astım belirtilerinin egzersizle ve terlemeyle tetiklendiğini gören anneler, çocuklarının koşup oynamasını kısıtlıyor. Hareketsiz hayat çocuklarda aşırı şişmanlığa yol açıyor ve şişman olmak astım görülme sıklığını 2 kat arttırıyor.

    Astım hastalığı, akciğere hava götüren borucukların daralmasıyla birlikte öksürük, hırıltı ve nefes darlığı belirtilerinin tekrarlanmasıyla oluşuyor. Egzersiz sırasında öksürük ve nefes darlığı yaşanması astımlı çocukların hayat kalitesini bozan en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla; egzersiz ve spor sonucu astım ataklarının oluşması hareketsiz bir yaşama, hareketsiz bir yaşamda astımın ağırlaşmasına yol açıyor. Bu bir kısır döngü oluşturuyor. Çocukların astım alevlenmesine yol açmadan spor yapmasını sağlamak bu kısır döngüyü ortadan kaldırıyor.

    Astımlı çocukların, egzersize bağlı ataklar yaşamadan spor yapması sağlanabilir. Uygun ilaç tedavisi ile bun mümkündür ve tedavi ile birlikte öksürük ve nefes darlığı şikâyeti yaşamadan çocuklar, rahatça spor yapabilirler.

    Spor ve egzersizin mutluluk hormonu diye adlandırılan endorfin salgısının oluşmasındaki önemi büyüktür. Çocuk alerjik astım hastası, stres ile birlikte astım alevlenmesi yaşamaktadır ve kaygıyı ve stresi uzaklaştıran endorfinin, alerjik hastalarda psikosomatik yapıyı dengeleyici etkisi olduğunu biliyoruz. Stres, reflü üzerinden astım alevlenmesine yol açmakta olup, sporun salgılattığı endorfin hormonu psikolojik stres ve kaygıyı ortadan kaldırırı ve bu reflü oluşumunu engeller. Astım; reflüye bağlı alevlenmeleri de azattır.

    Hangi Sporlar Yapılabilir Hangi Sporlar Yapılamaz

    Aerobik sporları; koşarak yapılan voleybol, basketbol, futbol, tenis gibi kara sporları; soluma kapasitesini artırıcı ve bronş çapını genişletici etkileri vardır. Aerobik ve yoga gibi yüksek volümlü nefes alıp verme en iyi bronş genişleticidir.

    Yüzme : astıma iyi geldiği bilinen bir spordur; ancak kapalı yüzme havuzlarında yüzmek, bu alanlarda var olma olasılığı yüksek küf mantarlarına maruz kalınmasına neden olur. Küf mantarlarının, çocuklarda astım ataklarını tetikleyici etkisi olduğundan kapalı alanlarda yüzmek astım hastalarına önerilmez. Ayrıca havuz suyu temizliğinde kullanılan klorun da astımı alevlendirici etkisi vardır. Bu nedenle, deniz dışında yüzmek astımlı çocuklara bir spor aktivitesi olarak önerilmez.

    Çocuk astım hastalarının spora yönlendirilmesi ve spor yaparken sıkışmalarının engellenmesi için uygun ilaç tedavisinin düzenlenmesi çok önemlidir. Sporun iyileştirici etkileri ile çocukların bir süre sonra ilaç ihtiyacı olmadan da spor yapabilmeleri mümkün olacaktır.