Etiket: Astım

  • Alerjik rinit

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjik rinit halk arasında adlandırılması ile saman nezlesi veya alerjik nezle burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde görülür. Bu makalede alerjik rinit hakkında tüm yönleriyle bilgi verilecektir.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK RİNİT ( SAMAN NEZLESİ ) NEDİR?

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjen dediğimiz alerjiye yol açan maddelerin burun içindeki harabiyetini bağlı olarak burun akıntısı , kaşıntısı, tıkanıklık ve arka arkaya 5 den fazla hapşırma ile kendini gösteren burunun alerjik iltihabına alerjik rinit veya saman nezlesi adını veriyoruz. Alerjik rinit genelde alerjenlerin diğer organlarda yapmış olduğu harabiyetlerle birlikte Alerjik konjonktivit (göz nezlesi), Alerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterebilir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Sık mı Görülür ?

    Alerjik rinit alerjik hastalıklar arasında özellikle yetişkinlerde en sık görülen alerjik hastalıktır. Türkiye’de ortalama olarak % 10 ile % 20 arasında bölgesel olarak değişmekle birlikte her 5 yetişkinden birinde görülmektedir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Belirtileri nelerdir ?

    Alerjik rinit özellikle sabah kalktığında veya bahar mevsiminde açık alana çıktığında kendini peş peşe hapşırma, burun akıntısı, kaşınması ve burun tıkanması şeklinde göstermektedir.

    Özellikle polen alerjisi olan hastaların bahar geldiğinde hapşırma, burun akıntısı, kaşınması ve burun tıkanması şeklindeki şikayetleri her sene giderek artan bir şekilde tekrarlar.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Önemli bir hastalık mı?

    Yetişkinlerde Alerjik rinit kişilerin hem sağlık hem de sosyal yaşantısını etkileyip hayat kalitesini bozan ciddi bir sağlık sorunudur. Alerjik rinit sadece burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde kalmaz ne yazık ki ileri yıllarda diğer sağlık sorunlarını beraberinde getirir.

    Yetişkinlerde Alerjik rinit nelere yol açabilir.

    Alerjik rinit bilindiği gibi diğer organlarında etkilenmesine bağlı olarak gözlerde kaşıntı, sinüzit, burunda et ( nazal polip ) oluşumu, orta kulak iltihabı, duyma kusuru ve astım gibi başka hastalıklara yol açar. Alerjik rinit şikayetlerinin yanına zamanla diğer organlarda oluşan hasarlara bağlı şikayetler eklenir.

    Alerjik rinit sadece burunda kaşıntı tıkanıklık akıntısı ve hapşırma şikayetleri dışında uzun süre bu şikayetlerinin devam etmesine bağlı olarak kişinin iş ve okul konsantrasyonunu, uyku düzenini bozar.

    Çalışma hayatında kişilerin iş başarısını, kişiler ile olan diyaloğunu olumsuz etkiler. Özellikle çocukluk yıllarında okul ve sınıf başarısını olumsuz etkiler.

    Uyku düzeni bozulan hastaların dikkat gerektiren işlerde konsantrasyon kaybı oluşur ayrıca dikkat gerektiren trafikte kazalara yol açabilir.

    Sonuç olarak;

    Alerjik rinit çeşitli alerjenler nedeniyle burun mukozasında oluşan hasar sonucu burun akıntısı kaşınması tıkanıklık ve hapşırmaya yol açan alerjik bir hastalıktır.

    Alerjik rinit diğer organlarda oluşan hasarlarla birlikte ciddi bir sağlık sorunudur.

    Önemli Bilgi

    Yetişkin Alerji uzmanları 18 yaşından sonra görülen alerjik rinit ve alerjik hastalıklar konusunda özel eğitim alarak Yetişkin Alerji Hastalıkları Uzmanı diploması alan ve aynı zamanda da İç Hastalıkları Uzmanı olan doktorlardır.

    YETİŞKİNLERDE NELER ALERJİ RİNİT OLUŞTURUR?

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjik rinit halk arasında adlandırılması ile saman nezlesi veya alerjik nezle burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde görülür. Alerjik rinit nasıl ve hangi nedenlerle oluşmaktadır. Bu makalede bu soruları cevaplamaya çalışacağız

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit (Alerjik nezle) Nasıl Gelişir?

    Alerjik rinitte diğer alerjik hastalarda olduğu gibi kişide var olan bir genetik yatkınlığa, çevresel faktörlerinde katkısıyla bozulmuş bağışıklık yanıta bağlı ortaya çıkar. Alerji vücudun bağışıklık sisteminin, dış ortamdan vücudumuza giren alerjen adı verilen maddelere karşı oluşturduğu istenmeyen zararlı aşırı bir yanıttır.

    Alerjenler alerjik hastalıklara yol açan yabancı maddelerdir. Alerjenler çoğu insan için zararsızdır. Ailesinde alerjik hastalıklar olan, kalıtımsal olarak alerji geliştirme eğilimine sahip olan atopik kişilerde ise hastalıklara yol açarlar. Alerjik hastalıklarda alerjenle karşılaşma ve yakınmaların ortaya çıkışı arasında çoğu kez hastanın da fark ettiği sebep sonuç ilişkisi vardır. Hasta duyarlı olduğu alerjenle karşılaştığı zaman yakınmaları başlar. Örneğin saman nezlesi ve alerjik konjuktiviti olanlarda bahar aylarında polenlerle karşılaştığında gözlerde sulanma, burunda kaşınma, akıntı, hapşırık gibi yakınmaları oluşur. Hayatımız boyunca karşılaştığımız alerjenlerden en önemlisi solunan havada bulunan ev tozu akarı, polen, küf sporları ve hayvan tüyleridir

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit’in En Önemli Nedeni nedir?

    Alerjik rinitin en önemli nedeni genetiktir. Anne, baba veya kardeşinde veya çocuklarında herhangi bir alerjik hastalık olan yetişkinlerin hayatlarının bir döneminde alerjik rinit gelişme olasılığı daha yüksektir. Bu nedenle özellikle ailesinde alerjik hastalık olan yetişkinlerin burun akıntısı tıkanıklık kaşıntı veya hapşırma gibi belirtileri varsa alerjik rinit teşhisi için incelenmesi gerekir.

    Yetişkinlerde Hangi Alerjenler Alerjik Rinite Neden Oluyor

    Hayatımız boyunca sayısız alerjenle karşılaşmamıza rağmen bunların içinde alerjik rinite yol açan başlıca alerjenler ev tozu mite’ları, polenler, küfler, kedi, kopek gibi evcil hayvanların alerjenleri, hamam böcekleri alerjenleridir. Bu alerjenlerle çevremizde sık sık karşılaşmamız alerjik rinite neden olmaktadır.

    Yetişkinlerde Astım varsa Alerjik Rinit olabilir mi?

    Astımlı yetişkinlerde alerjik rinit birlikteliği % 60-% 80’ lere kadar çıkmaktadır. Bu nedenle astımlı yetişkin hastaların öncesinde bir alerjik rinit hikayesi vardır. Astım tanısı ile izlenen hastaların mutlaka alerjik rinit olup olmadığı sorgulanmalıdır.

    Yetişkinlerin Sigara Dumanına Maruziyet Alerjik Riniti nasıl etkiler ?

    Sigara hayatımızda birçok soruna yol açar. Sigara dumanına maruz kalma hem alerjik hastalığın şiddetini hem de alerjene karşı duyarlanmayı arttırır. Bilimsel çalışmaların bazıları annenin sigara içiciliğinin sadece ailesinde alerjik hastalık bulunan çocuklardaki alerjen duyarlılığı gelişme riskini arttırdığı gösterilebilmiştir. Özellikle doğumdan sonra ilk bir yıl evde sigara içilmişse ve çocuk sigara dumanına maruz bırakılmışsa alerjik rinit gelişme olasılığı yüksektir. Bu çocukların ileriki yıllarda arinit ve astım gelişme riski ne yazık ki daha yüksektir.

    Sigara içimi ile alerjik hassasiyetin oluşumu ve ileride oluşabilecek astım arasında kesin bir ilişki vardır. Bu sebeplerden dolayı alerjik astım olsun veya olmasın sigarayı bırakmaya yönlendirmeli ve pasif sigara içiminden de korunmalarını sağlamalıyız.

    Sonuç Olarak;

    -Alerjik rinitin en önemli nedeni ailede alerjik hastalık olmasıdır.

    -Alerjik rinit nedenleri alerjenlere maruziyet, , sigara dumanına maruziyet, çocuk yıllarında astım veya egzama olmasıdır.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK RİNİT (SAMAN NEZLERİ ) BELİRTİLERİ NEDİR?

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjik rinit halk arasında adlandırılması ile saman nezlesi veya alerjik nezle burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde görülür. Alerjik rinit sadece bu belirtilerle mi kendine gösterir başka belirtileri var mı bu makalede alerjik rinitin tüm belirtilerini açıklamaya çalışacağız.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Belirtileri nelerdir?

    Alerjik rinitin herkes tarafından bilinen başlıca belirtileri 5 veya daha fazla hapşırma, burun akıntısı, kaşınması ve burun tıkanmasıdır.

    Alerjik rinitin bunun dışında yaptığı birçok şikayet daha vardır. Özellikle uzun yıllar alerjik riniti olan hastalarda diğer organlarda da oluşan hasarlara bağlı olarak diğer şikayetler karşımıza çıkar.

    Bunlar nelerdir:

    -Geniz akıntısı özellikle hastalar tarafından geçmeyen boğazın arkasında balgam olarak söylenir.

    -Öksürük uzun yıllar şikayeti devam eden hastalarda geniz akıntısı ile birlikte zamanla ortaya çıkar

    -Yorgunluk devamlı uyku düzeni bozulan hastalarda en önemli şikayetlerdendir.

    -Burun kanaması burunda oluşan harabiyetin neticesinde görülebilir.

    -Öğrenme güçlüğü konsantrasyon bozukluğu yaşayan bir çok hastada özellikle çocukluk yıllarında daha fazla karşımıza çıkar

    -Gözde sulanma, kaşınma ve konjunktivit alerjinin göz ve çevresinde verdiği zarara bağlı gelişir.

    -Sık sinüzit solunum yolunda alerjik rinit ile birlikte sinüslerde oluşan hasara bağlıdır

    -Ağız kokusu devamlı özellikle geceleri ağızdan nefes alan hastalarda geniz akıntısı ile birliktedir.

    -İşitmede azalma alerjinin kulak üzerinde yaptığı hasara bağlı olarak alerjik rinit ile birlikte görülür.

    -Tat ve koku bozukluğu burun tıkanıklığı ile birlikte görülür.

    -Boğazda kaşıntı ve sık tekrarlayan farenjitler yine ağızdan nefes almaya bağlı gelişir.

    -Diş çürümesi çocukluk yıllarında olduğu gibi yetişkinlerde de ağızdan nefes almaya bağlı olarak daha fazla görülür.

    -Nefes darlığı ve hırıltı alerjik rinit alt hava solunum yollarını etkilemesine bağlı olarak astım şikayetleri başladığında görülür.

    -Horlama özellikle geceleri ağızdan nefes alan hastalarda sık rastlanılan şikayetlerden biridir. İlerleyen yıllarda uykuda nefes durması ile karşımıza çıkabilir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit öğrenme ve konsantrasyonu Etkiliyor

    Alerjik rinitli yetişkin hastalar burun tıkanıklığı, akıntısı kaşıntısı ve arka arkaya devam eden hapşırma nedeniyle genelde rahat uyuyamazlar. Gece uykudan uyanmak zorunda kalırlar bazı hastalar horlama şikayetleri nedeniyle gece sıçrayarak uyanır sonrasında tekrar uykuya dalarlar. Gece uykusunu tam alamayan alerjik rinitli hastalar bunun sonucu da sabah geç kalkarlar öğrenme güçlüğü ve iş hayatlarında da konsantrasyon güçlüğü yaşarlar.

    Alerjik Rinit mi Grip mi sıklıkla karışabilir

    Alerjik rinit sıklıkla kış aylarında grip belirtileri ile karışmaktadır. İki hastalığı birbirinden ayırmak zordur. Yetişkin hastalar Alerjik rinit olmasına rağmen birçok kez üst sonlunum yolu enfeksiyonu olarak değerlendirilip yanlış ilaçlar hatta gereksiz yere antibiyotik kullanmak zorunda kalabilirler. Sıklıkla karıştırılan alerjik rinit ve grip aslında alerji uzmanları tarafından kolaylıkla ayrılabilir ve gereksiz ilaç kullanımı engellenmiş olur.

    Alerjik Rinit Belirtileri mevsimlere göre değişebilir mi?

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit veya saman nezlesi polenlere bağlı olarak polenlerin yoğun olduğu bahar aylarında belirtileri artmaktadır. Bunun yanında ev tozu alerjisi yıl boyu şikayete yol açmasına rağmen özellikle ilkbahar ve sonbaharda mevsim geçiş aylarında alerjik rinit şikayetlerinde artışa yol açabilir.

    Alerjik rinit uykuda nefes durmasına ( uyku apnesine ) yol açar mı?

    Yetişkinlerde alerjik rinit, uyku bozuklukları veya duygusal problemler ve sosyal aktivitelerde sorunlar yol açabilir. Gece horlama sıklığı alerjik rinitte artar. Alerjik rinitli yetişkin hastalarda horlama daha ileride, obstrüktif uyku apnesi sendromu için risk faktörüdür ve polisomnografik ölçümler ile yapılan çalışmalarda hastalarda artmış uykuda nefes durması ( apne-hipopne ) indeksiyle ilişkili bulunmuştur

    Sonuç Olarak;

    Yetişkinlerde Alerjik rinit belirtileri sadece hapşırma, burun akıntısı, burun kaşınması ve burun tıkanması yanında özellikle ilerledikçe daha ciddi olabilen farklı belirtiler ile de karşımıza çıkabilmektedir.

    YETİŞKİNLERDE NE ZAMAN ALERJİK RİNİT AKLIMAZA GELMEDİDİR

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjik rinit halk arasında adlandırılması ile saman nezlesi veya alerjik nezle burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde görülür. Alerjik rinit çoğu kez şikayetleri devam eden hastaların akılarına gelir peki hangi durumlarda alerjik rinit olabileceğimizi düşünmeliyiz ?

    Hangi Durumda ALERJİ aklımıza gelmelidir ?

    1. Şikayetler çoğu kez belirli zamanlarda veya iş yeri, ev, park, bahçede gibi ortamlarda alerjen ile temas halinde ortaya çıkıyor olması

    2. Burunda, boğazda, kulaklarda kaşıntı ve akıntının olması.

    3.Hapşırmanın arka arkaya defalarca olması, bazen arka arkaya 10′ dan fazla olması

    4.Beraberinde su gibi şeffaf ve bol miktarda burun akıntısının olması,

    5. Gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma yakınmalarının eşlik etmesi.

    6.Burunda tek taraflı bazen sağ tarafta bazen sol tarafta olabilen zaman zaman tıkanıklığın olması.

    7. Şikayetlerine ateşin eşlik etmiyor olması. Bazen hafif ısı artışı olabilir ama 38.5 derece ateş olmaz

    8.Şikayetlerin genellikle haftanın birkaç günü devam eden ve uzun süreli bazen bütün mevsim ayları boyunca olması.

    9.Geçmişte çocukluk yıllarında veya aynı anda besin alerjisi, ciltte egzama veya ürtiker ( kurdeşen ) atakları olması.

    10.Ailede ve akrabalar arasında , özellikle kardeş anne ve baba gibi aile içinde veya akrabalarda benzer yakınmaları olan kişilerin olması.

    11. Sık tekrarlayan sinüzit ve bronşit ile birlikte uzun süreli öksürük ataklarının olması

    Alerjik olabileceğini aklımıza getirmektedir.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK RİNİT BELİRTİLERİ VARSA NE YAPMALIDIR ?

    Alerjik rinit (saman nezlesi), toplumda yetişkinlerde en sık görülen Alerjik solunum yolu hastalığıdır. Alerjik rinit halk arasında adlandırılması ile saman nezlesi veya alerjik nezle burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde görülür. Alerjik rinit bunun dışında geniz akıntısı horlama uykuda nefes durması ağız kokusu koku ve tat kaybı gözlerde boğazda kaşıntı şeklinde de kendini gösterebilir. Sık sık tekrarlayan Sinüzit, kulak iltihabı ( otit ) farenjit ve astım ile birlikte ortaya çıkabilir. Alerjik rinit belirtiler varsa ne yapmaları ve nereye gitmeleri konusunda bilgilendirmeye çalıştık.

    Yetişkinde Alerjik Rinit Belirtileri nelerdir?

    Yetişkinlerde ortaya çıkan Alerjik rinitin en sık belirtileri burunda kaşınma, akıntı, tıkanıklık ve arka arkaya hapşırmadır. Bunun dışında eşlik eden bir çok belirtileri vardır.

    Sizin Alerjik Rinit Belirtileriniz Varsa Ne Yapmalısınız?

    Alerjik rinit belirtisi olan yetişkin hastaların alerji uzmanına gitmesinde fayda vardır. Alerjik rinit belirtileriniz varsa teşhisin konulması için incelenmesi ve alerji testlerinin yapılması gerekir.

    Alerjik hastalıklardan birisi olan alerjik rinit diğer hastalıklarda olduğu gibi birçok organ üzerinde etkilidir. Burun akıntısı tıkanıklık hapşırma şikayetleri başladığında çoğu kez KBB hekimlerine gidilir fakat hastalık sadece burun boğaz ile sınırlı değildir. Gözlerde kaşıntı sulanma olduğunda göz hekimlerine gidilir fakat alerji sadece gözlerimizde sınırlı kalmayacaktır. Nefes darlığı hırıltı geliştiğinde astım tanısı ile göğüs hastalıkları tarafından veya yanında eşlik eden egzama atopik dermatiti şikayetleri için dermatoloji tarafından izlenir. Alerjik hastalıklarında tanısı ve tedavisi alerji uzmanları tarafından yapılması bu yüzden çok önemlidir.

    Alerjik hastalıkların hepsinde olduğu gibi doğru teşhisi konulursa doğru ilaçlar ile alerjik rinit belirtileri kontrol altına alınabilir ve birçok hekime gitmek gerekmez. Alerji uzmanları tarafından hangi alerjenlere alerjisi olduğu ve nasıl tedavi edileceği ve alerji aşısı gerekip gerekmediği ortaya çıkarılır.

    Alerjik rinit belirtileriniz varsa alerji uzmanına gitmenizde fayda vardır.

    – Yetişkin Alerji uzmanları 18 yaşından sonra görülen alerjik rinit ve alerjik hastalıklar konusunda özel eğitim alarak Alerji Hastalıkları Uzmanı diploması alan ve aynı zamanda da İç Hastalıkları Uzmanı olan doktorlardır.

    -Yetişkinlerde alerji testinin yapılması ve değerlendirilmesinde eğitim alan tek uzman yetişkin alerji uzmanıdır.

    -Alerji testinin yapılması, değerlendirilmesi ve alerji aşısı gerekip gerekmediği kararını yetişkin alerji uzmanları almalı ve tedavisini planlamalıdır. Aksi taktirde uzun sürebilecek yanlış teşhis ve tedaviye neden olabilir.

    Sonuç Olarak;

    Sık sık tekrarlayan sinüzit, farenjit, otit geçiriyorsanız alerjik rinit uyumlu belirtileriniz varsa alerjik rinit teşhisi için yetişkin alerji uzmanlarına gitmenizde fayda vardır.

    Alerjik Rinit belirtileriniz varsa Doktora Giderken Nasıl Hazırlık Yapmalıyım?

    Burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şikayetleriniz varsa bu şikayetlerinizin alerjik olup olmadığının ortaya konması gereklidir. Alerjik rinit ile uyumlu şikayetlerininiz teşhisi için alerji doktoruna gitmeye karar verdiyseniz nasıl hazırlık yapılacağı hakkında bilgi vermeye çalışacağız

    Alerjik Rinit için Alerji Uzmanına mı gitmeliyim

    Alerji uzmanları diğer alerjik hastalıklar ile birlikte alerjik rinit teşhisinde çok deneyimli ve bu konuda özel eğitim alan aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan doktorlardır. Bu nedenle mümkünse alerji uzmanına gidilmesinde fayda vardır.

    Alerji uzmanlarına gittiğinizde şikayetleriniz alerjik olup olmadığı veya diğer hastalıklarla ilişkisinin olup olmadığının da teşhisi konulacaktır. Örneğin burun tıkanıklığı olan hastaların bir kısmının bu şikayetleri troid bezinin az çalışmasına bağlı ( hipotiroidi ) olabilir. Tiroide bağlı hastalığının tedavi edilmesi gerekli olduğunun önemi anlatılmadır. Alerji uzmanları aynı zamanda iç hastalıkları uzmanlarıdır.

    Alerjik Rinit için Doktora Giderken Yapılmış Tetkiklerinizi Getirin

    Alerjik rinit belirtisi için alerji uzmanına giderken mutlaka daha önce yapılmış tetkiklerinizi çekilmiş röntgenlerinizi götürmenizde fayda var. Çünkü daha önce yapılmış olan tetkiklerin boşu boşuna yeniden yapılması engellenmiş olur.

    Alerjik rinit için Doktora gitmeden Önce Bazı İlaçları Kesmesiniz

    Alerjik rinit için doktora gitmeye karar vermişseniz ve mümkünse daha önce kullanmış olduğunuz alerji ilaçları, öksürük ve soğuk algınlığı ilaçları, antidepresanların bir kısmı özellikle antihistaminiklerin kesilmesi gerekir. Alerjik rinit teşhisi için alerji testi gerebilir ve ne yazık ki bu ilaçlar da alerji testinin sonuçlarını etkileyeceği için doktora sorularak en az 1 hafta öncesinde bu ilaçların kesilmesi gerekir. Burun spreyleri ve nefes açıcı spreyler alerji testini etkilemez. Kesilmesine gerek yoktur. Ayrıca diğer hastalıklarınız için hastanın kullanmış olduğu tansiyon ilaçları, tiroid veya diyabet ilaçlarını kesmeniz gerekmez. Antibiyotik kullanıyorsanız kesmenize gerek yoktur.

    Aç Kalmaya Gerek Yoktur

    Alerjik rinit teşhisi için gereken tetkikler için genellikle aç kalmaya gerek yoktur. Bu nedenle kahvaltı yaparak gelinmesinde fayda vardır.

    Sonuç olarak;

    -Alerjik rinit teşhisi için doktora gitmeye karar vermişseniz daha önceki tetkikleri ve röntgenleri yanınızda getirin. Kullandığınız ilaçları yanınızda getiriniz

    -Doktora gitmeye karar vermişseniz 1 hafta öncesinde alerji ilaçlarını, soğuk algınlığı ilaçlarını ve antidepresanlar ilaçlarınızı doktorunuza sorarak kesmeniz gerekir.

    -Açlık gerekmediği için aç veya tok gelebilirsiniz.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK RİNİT TANISI NASIL KONULUR?

    Yetişkinlerde Alerjik rinit kişilerin hem sağlık hemde sosyal yaşantısını etkileyip hayat kalitesini bozan ciddi bir sağlık sorunudur. Alerjik rinit sadece burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde kalmaz ne yazık ki ileri yıllarda diğer sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Alerjik rinit beliritileri olan yetişkinlerde alerjik rinit teşhisi konulması için alerji testleri yapılması gerekir. Sizler için alerjik rinit teşhisi için neler yapılması gerektiğini ve testlerin nasıl yapılacağını cevaplamaya çalıştık

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Teşhisi niçin Önemlidir

    Burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve arka arkaya hapşırma her zaman alerjik rinit olmayabilir. Alerji uzmanlarına gittiğinizde şikayetleriniz alerjik olup olmadığı veya diğer hastalıklarla ilişkisinin olup olmadığının da teşhisi konulacaktır. Alerjik rinit teşhisi konulduğunda tedaviniz değişecektir ve ileri astım gibi diğer hastalıkların oluşması önlenebilir. Bu nedenle alerjik rinit teşhisi konulması önemlidir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinitin hikayesi ve ilerleyişi nasıldır

    Yetişkin hastalarda Alerjik rinit teşhisi için öncelikle detaylı bir öykü alınır. Yetişkin hastalarda burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve sık hapşırma şikayetleri başladıktan sonra genellikle ileriki dönemde burun tıkanıklığı daha belirgin hale gelir ve ağız dan nefes almaya başlanır. Hastanın ağızdan nefes alması ile birlikte ileride sinüzit farentit ve kulak iltihabı kulakta dolgunluk hissi gibi şikayetleri eklenir ve zamanla geçmeyen bir geniz akıntısı ile birlikte öksürük şikayetleri başlar. Alerjik rinit tedavi edilmezse bundan sonra artık nefes darlığı hırıltı nefes alma öksürük şikayetleri ile birlikte astım oluşmaya başlar. Genelde burun şikayetleri ile başlayan hikaye ileride astım ile sonlanır. Bu yüzden erken dönemde alerjik rinit tanısı koymak çok önemlidir.

    Yetişkinlerin Alerjik Rinit Teşhisi için Muayene nelere bakılmalıdır?

    Yetişkinlerde Alerjik rinit teşhisi için dikkatli bir hikaye alındıktan sonra hastanın genel bir muayenesi yapılır eşlik edebilecek diğer hastalıklar açısından muayenesi yapılmalıdır. Alerjik rinit ile birlikte astım olabileceği için solunum sistemi muayenesi kulakta akıntısı sinüzit ve farenjit olabileceği için üst solunum yollarına bakılmalıdır. Dikkatli burun muayenesi yapılmalıdır. Alerjik rinitle birlikte olabilen egzama yönünden de incelenmelidir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Teşhisinde Hangi Testler yapılır.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit teşhisi için bazı testler yapılır. Bu testler içinde en önemlisi alerji deri testleridir. Alerji testleri her yaşta yapılabilmekle birlikte alerjik rinit teşhisi için genelde 2-3 yaşından sonra tüm yetişkinlerde yapılabilir. Alerji testi için en çok deri prick test dediğimiz ciltten yapılan testler tercih edilir fakat bazen deri testi yapılamayan hastalarda kandan da alerji testleri yapılabilir. Ciltten yapılan testler daha doğru sonuç vermektedir. Alerji testi dışında bazen sümük tahlili, kan tahlili ve alerjik astım şüphesinde solunum fonksiyon testleri gerekebilmektedir.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Teşhisi Bir Deneyim Gerektirir

    Alerjik rinit şikayetleri olan yetişkinlerde sadece bir testle teşhisi konulmaz. Teşhis bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Alerjik rinit belirtileri, öykü ve alerji testleri ve diğer testlerle birlikte değerlendirilip kesin teşhis konulması gerekmektedir. Hastanın şikayetleri ile yapılan deri testlerinde uyumsuzluk varsa diğer testlerden ve tetkiklerden faydalanmak gereklidir. Alerjik rinit teşhisinde kullanılan alerjenler ve bu alerjenler karşı deri testlerinde görülen pozitif yanıt, hastanın uzun süre devam edebilecek tedavisi için çok önemlidir. Bu teşhisin konulması ve tedavinin planlanmasında deneyim ve eğitim çok önemlidir.

    Sonuç Olarak;

    -Yetişkinlerde Alerjik rinit teşhisi için mutlaka dikkatli hikaye sonrasında muayene ve başta alerji testleri olmak üzere testler yapılmalıdır.

    -Alerjik rinit teşhisi için yapılan testler sonrasında tedavi mutlaka deneyli alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK RİNİT TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

    Yetişkinlerde Alerjik rinit kişilerin hem sağlık hem de sosyal yaşantısını etkileyip hayat kalitesini bozan ciddi bir sağlık sorunudur. Alerjik rinit sadece burun akıntısı kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma şeklinde kalmaz ileri ki yıllarda diğer sağlık sorunlarını beraberinde getiren bir hastalıktır. Alerjik rinit teşhisi konulduktan sonra diğer bir önemli sorun nasıl tedavi edileceğidir. Bu makalede tedavi hakkında bilgiler vermeye çalışacağız.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Tedavisi için neler yapılmalı?

    Alerjik hastalıkların hepsinde olduğu gibi Alerjik rinit tedavisinde de korunma tedavisi, ilaç tedavisi, alerji aşısı, tamamlayıcı tedavi ve eğitim olmak üzere birçok faktör vardır.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Tedavisinde Korunma Tedavisi nedir

    Alerjik hastalıklarda duyarlı olduğumuz alerjenlerle temas sonrasında ortaya çıktığı için Alerjik rinit korunma tedavisi şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açan nedene yönelik yapılmaktadır. Hangi alerjene karşı duyarlılığımız oluştuysa o alerjene karşı korunma yapılır. Örneğin en sıklıkla karşımıza çıkan ev tozu akarı alerjisi varsa ev tozlarına karşı korunma önlemleri alınır. Hayatımızda ev tozlarını azaltacak önlemler alınmalıdır. Ev tozlarının yaşayacağı alanlar azaltmak için çarşaflar 60 derecede yıkanmalı, yattığınız odada halılar kaldırılmalıdır. Ev toz tutabilecek eşyalar azaltılmalıdır. Kedi köpek gibi hayvan epiteline alerjisi varsa bu hayvanlarla temas azaltılmalıdır. Alerjik rinitten sorumlu alerjenler alerji testleri ile tespit edildikten sonra bunlara yönelik korunma önlemleri sayesinde daha az alerjik rinit şikayetleri oluşur ve daha az ilaç kullanımı sağlanır.

    Alerjik rinitli yetişkinlerin burunları çok hassastır ve bu nedenle birçok kimyasal maddeye aşırı yanıt oluşur. Özellikle günlük hayatımızda bolca kullandığımız deterjanlar, deodorant ve parfümler hapşırma burun akıntısı kaşıntısı şikayetlerini ortaya çıkarabilir. Alerjik rinitli yetişkin hastaların hayatların kokusuz detarjan gibi temizlik malzemesi kullanması ve keskin kokulu parfümleri kullanırken dikkat etmesi gerektiğini söylemek gerekir.

    Yetişkinlerde Alerjik rinit Tedavisinde İlaç tedavisi

    Yetişkinlerde Alerjik rinit kişilerin hem sağlık hem de sosyal yaşantısını etkileyip hayat kalitesini bozan ciddi bir sağlık sorunudur. Burun akıntısı burun kaşıntısı tıkanıklık ve hapşırma gibi şikayetlerin mutlaka önlenmesi gerekir. Alerjik rinitin ilaç tedavisinde alerjik rinit belirtilerini düzelten ilaçlar ve iyileştiren ilaçlar kullanılmaktadır. Alerjik rinit için kullanacağımız ilaçların çoğu şikayetleri gidermek içindir. Alerjik rinit için kullandığımız ilaçları kestiğimizde çoğu kez hastanın şikayetleri geri gelir. Antihistaminikler, nasal steroidler ve lökotrien reseptör antagonistleri reseptör antagonistleri başlıca kullanılan ilaç gruplarıdır.

    Alerjik rinit bazen tek başına olmaz yanında diğer eşlik eden hastalıklar astım veya egzama varsa bu hastalıklara yönelik de tedavide başlanmalıdır.

    Alerjik rinitte ilaç tedavisi yapılması gereklidir. Şikayetleri kontrol altına almaya yardımcı olur ama tek başına kullanılması ileride astım olmanızı veya hastanın ilerlemesini engellemez.

    Yetişkinlerde Alerjik Rinit Tedavisinde Alerji Aşıları gerekli mi?

    Alerjik rinit tedavisi için şuanda aelimizde var olan en iyi tedavi yöntemi aşı tedavisi( immünoterapi ). Yetişkin hastalarda alerjik rinite yol açan alerjene karşı uygulanan aşı tedavisi (immunoterapi ) hastalığın şikayetlerini ortadan kaldıran, hastalığın ilerlemesini ve astım gelişmesinin engelleyen yapılabilecek en iyi tedavi yöntemidir.

    Alerji aşısı ( immünoterapi ) tedavisi Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün onayladığı bir tedavidir. Alerji aşısı kullanılması ile ilaç kullanımına ihtiyaç azalmakta ve daha önce şikayetlere yol açan alerjenlerle karşılaşmayla sorun oluşmamaya başlamaktadır. Ayrıca astım gelişmemişse ileride gelişebilecek olan astım gelişmesini de engelleyebilmektedir. Günümüzde alerjik rinitin astıma ilerleyişini durdurabilme potansiyeli olan tek tedavi şekli alerjen spesifik alerji aşısıdır

    Yetişkinlerde Alerjik rinit Tedavisinde Tamamlayıcı Tedaviler nelerdir.

    Alerjik rinit ciddi bir sağlık soru olması yanında aynı zamanda sosyal hayatı da büyük ölçüde etkilemektedir. Hastalar bu yüzden bir çok kez diğer tedavi yöntemlerine başvurabiliyor. Alerjik rinit tedavisi için tamamlayıcı tedaviler de zaman zaman kullanılmaktadır. Ancak akapunktur, biorezinans, homeopati, bitkisel tedavi gibi tedavilerin henüz bilimsel olarak çok faydalı olduğunu gösteren kanıtlar yoktur. Bitkisel ürünlerin bazen faydadan çok zarar verebileceği de göz önüne alınmalıdır. Bazen polen alerjisi olan hastaların içtiği bitki çayları ciddi sorunlara yol açabilir. Polen alerjisi olanlarda polenlere maruz kalındığında burunların suyla yıkanması, gözlerine kaşımak yerine yıkaması veya eve geldiğinde duş alması faydalı olabilir.

    Yetişkinlerde Alerjik rinit Tedavisinde Eğitim önemlidir.

    Alerjik rinit tedavisi diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi birçok parçanın birleşmesinden meydana gelmektedir. Alerjik rinit tedavisinde bu parçaların her birinin yeri farklıdır ve bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Alerjik rinit tedavisinde korunma yöntemlerinin nasıl yapılacağı, ilaç tedavisi ne zaman ve ilaçların nasıl kullanılacağı, alerji aşılarının nasıl kullanılacağının nasıl yapılacağını anlatan eğitimi verilmesi çok önemlidir. Alerjik rinit tedavisinde bir parçanın eksik olması diğerlerinin de eksik olmasına yol açar. Mutlaka alerji uzmanları kontrolünde hepsinin içeren her hastaya özel tedavi şemaları oluşturulmalıdır.

    Sonuç olarak;

    -Alerjik rinit tedavisi korunma, ilaç tedavisi, alerji aşıları, tamamlayıcı tedavi ve eğitim olmak üzere birçok parçadan oluşmaktadır.

    -Alerji aşıları alerjik rinit tedavisinde en etkili tedavi yöntemidir

    -Alerji aşıları astım gelişmesini engelleyecek tedavi yöntemidir.

  • Yetişkinlerde alerjik astım

    Günümüzde sıkça duyduğumuz alerjik hastalıklar içinde en önemlisi ve ilerleyip ölümcül olabilen hastalık Alerjik Astım gelecekte daha sık olarak karşımıza çıkacaktır. Akciğerlerimizin içindeki havayollarımızı oluşturan bronş dediğimiz kanalların alerjenler tarafından meydana gelen hasara bağlı olarak alerjik astım gelişir. Astım bronşların daralması sonucunda çoğu kez nöbetler halinde gelen nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi ile birlikte hırıltılı-hışıltılı soluma ve arka arkaya gelen öksürüğün eşlik ettiği havayolu hastalığı olarak karşımıza gelir.

    YETİŞKİNLERDE ASTIM NASIL İSİMLER ALIR

    Alerjik astım özellikle şehir yaşamı ile birlikte birçok insan için giderek artan bir sorun haline gelmektedir ve sıklığı her geçen gün artan bir sağlık sorunudur. Yetişkinlerde astımın diğer yaşlarda olduğu gibi en büyük nedeni alerjen ile temas sonucu olmaktadır. Bu yüzde astım dediğimizde bazen % 80 lere varan şekilde alerjik astım aklımıza gelir.

    Bunun dışında toz, boya, parfüm, deterjanlar gibi kimyasal maddeler içeren irritan uyaranlarla karşılaşma sonucu, veya bir enfeksiyon sonucunda ataklar tarzında ortaya çıkabilir. Alerjik astım bazen alerjik bronşit, spastik bronşit, astım olarak da adlandırılmaktadır. Genellikle alerjiye bağlı olan astıma alerjik astım denilmektedir.

    YETİŞKİNLERDE ASTIM SIKLIĞI NEDİR.?

    Astım dünyanın çeşitli bölgelerine göre farklılıklar gösterse bile yaklaşık dünya nüfusunun 300 milyonunu etkilediği tahmin edilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yaklaşık her 100 yetişkinden 5-7’sinde,yani 10 kişiden birinde görülebilmektedir. Yaşadığımız ortamdaki hava kirliliği veya bölgesel farklılıklar bu oranları değiştirmektedir, özellikle şehirde yaşayanlar için gün geçtikçe daha ciddi bir sorun haline geldiği görülüyor.

    Astım genellikle nefes darlığı hırıltı ve öksürük olarak karşımıza çıksa da bazen sadece geçmeyen tekrarlayan öksürük olarak kaşımıza çıkabilir. Öksürük ile ortaya çıkan bu durumda aslında bir astım tipidir. Alerjik astım bazen sadece hastayı rahatsız eden ev tozu, polen, kedi köpek veya lateks gibi alerjenler ile karşılaştığında ortaya çıkabilir diğer durumlarda hiç bir şikayeti olmayabilir. Bu yüzden astım şikayetleri yavaşça ilerleyip zamanla kalıcı astıma dönüşebilir. Aslında bu hastalarda göz önüne alındığında astım bildiğimizden daha sık olarak karşımıza çıkabilir.

    YETİŞKİNLERDE ASTIM OLMAK ÖNLENEBİLİR Mİ ?

    Astım aslında alerjik rinit veya saman nezlesi safhasında yakalandığında engellenebilir. Astım oluştuktan sonra tamamen kurtulmak mümkün olmasa da tedavi edilebilen hastalıktır. Özellikle burun akıntısı hapşırma kaşıntı tıkanıklık gibi alerjik rinit şikayetlerinde varlığında tespit edilen alerjik hastalar, astım gelişmeden tedavi edilebilmektedir.

    Alerjik rinitli hastaların ne yazık ki % 40 gibi yüksek bir oranında ileride astım gelişmektedir. Burun akıntısı burun tıkanıklığına sonrasında geniz akıntısına dönüşür bu süreç öksürük ile devam edip en son özellikle ailede de astım mevcutsa nefes darlığı, hırıltı şikayetleri ile birlikte astım olarak sonlanır. Alerjik rinit aşamasında daha kolay tedavi edilirken alerjik astımı olan hastalar tedavi sonucu diğer yetişkinlerden farkı olmadan hayatını yaşayabilir. Astım belirtileri ortadan kaldırılabilir. Bu nedenle astım oluşmadan veya oluştuktan sonra tedavi konusunda eğitim almış yetişkin alerji uzmanları tarafından tedavi edilebilen korkulacak bir hastalık değildir.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK ASTIM NEDEN OLUŞUR.?

    Alerjik astım dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yetişkinlerde sık görülen bir hastalıktır. Kişide var olan bir genetik yatkınlığa, çevresel faktörlerinde katkısı sonucunda ortaya çıkan bozulmuş aşırı abartılı ve zararlı bağışıklık yanıtına alerji denir. Akciğerlerimizin içindeki hava yollarımızın alerjenlere verdiği yanıta bağlı olarak

    Alerjik astımın adını verdiğimiz hastalık ortaya çıkar. Alerjik astımın en sık gördüğümüz temel belirtileri sık öksürük, hırıltılı-hışıltılı solunum, nefes sıkışmasıdır. Astımın alerjenler dışında birçok nedeni vardır. Hava kirliği, ortam bulunan kimyasallarda aynı şekilde astıma neden olur. Astım nasıl oluştu sorusunun cevabına göre önlemler de alınabilir. Bu nedenle bu makale tüm astımlı hastalara yardımcı olabilecek önemli bilgiler verecektir.

    Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi Alerjik astımında en önemli nedeni genetiktir. Genetik ve çevresel faktörler ikisi birlikte ne yazık ki astım olmamıza yol açar. Anne ve/veya babada astım, alerjik rinit, egzama olması astım gelişme riskini arttırır.

    Alerjik astım için en önemli risk faktörü atopik bir yapıya sahip olmaktır. Diğer bir deyişle kişinin genetik olarak alerji geliştirme eğilimine sahip olmasıdır. Alerjik yapıya sahip olan hastalar hayatlarının ilerleyen dönemlerinde çevrede bulunan alerjenlere karşı IgE dediğimiz antikorlar üretirler ve bu antikorlar daha sonra akciğerlerimizde ki küçük hava yollarında hasarın başlamasına yol açar. Bunun bir göstergesi olarak alerjik rinitin varlığı bu hastada astım gelişimi için önemli risk faktörüdür. Çevresel faktörlerden bir kısmı alerjenler, solunum yolu enfeksiyonları, sigara, hava kirliliği, obesite sayılabilir.

    Hava kirliliği astıma neden olabiliyor

    Özellikle trafik, inşaat sektörü ve endüstriye bağlı hava kirliliği akciğerde hasarlar oluşturarak astıma neden olabilmektedir. Mesleki alerjenlerin bir kısmı özellikle fırıncılarda marangozlarda veya lateks maruz kalan sağlık çalışanlarında astıma yol açabilmektedir.

    Diyet astım gelişmesini etkileyen bir faktördür

    Doğal beslenme, akdeniz tipi beslenme gibi beslenme modellerinin astıma karşı koruyucu olduğu bunun yanında özellikle içinde çok sayıda koruyucu ve katkı maddesi içeren fast food tipi beslenmenin de astım gelişmesine neden olduğu bildirilmektedir.

    Astım oluşumuna neden olanlar nelerdir ?

    Alerjenler, meslek, sigara, hava kirliliği, solunum yolu infeksiyonları, parazitik infeksiyonlar, sosyoekonomik durum, aile büyüklüğü, diyet, ilaçlar, obesite en sık nedenler olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Astım ataklarına veya yakınmaların sürmesine yol açanlar nedenler nedir ?

    Evin içindeki veya dış ortamdaki Alerjenler, hava kirliliği, solunumsal infeksiyonlar, egzersiz, hiperventilasyon, hava değişimleri, sülfürdioksit, besinler, katkı maddeleri, ilaçlar, psikolojik etkenler, sigara, irritanlar aklımıza ilk gelenler.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK ASTIM ŞİKAYETLERİ NEDİR?

    Yetişkin hastalarda ortaya çıkan alerjik astım özellikle gece sabaha karşı gelişen ve tekrarlayıcı özellik gösteren inatçı 3 haftadan uzun süren öksürük atakları, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı nefes darlığı atakları ile karakterlidir.

    Alerjik astımın en önemli şikayeti olan nefes darlığı ataklar halinde gelmekte olup özellikle geceleri uykudan hastayı kaldırması tipiktir. Ataklar arasında hastanın genelde nefes darlığı yakınması yoktur. Hastaların bir kısmı nefes darlığı şikayetleri azaldığı kaybolduğu için gün içinde normal hayatlarına devam edebilir. Fakat bir çoğunda nefes darlığı sürekli bir hal alabilir ve hastanın yaşam kalitesini bozarak sürekli geceleri uykudan uyandırmaya, iş gücü kaybına, acile başvurulara, hastaneye yatmalara neden olabilir.

    YETİŞKİNLERDE ASTIM BELİRTİSİ SADECE ÖKSÜRÜK OLABİLİR Mİ ?

    Astımlılarda mutlaka nefes darlığı olmak zorunda değildir. Öksürükle de seyreden astım formaları vardır. Özellikle geceleri gelen ve hastayı uykudan uyandıran öksürük, eforla gelen öksürük yakınmaları olduğunda astım olası bir tanı olarak akla gelmelidir. Özellikle efor ile kimyasal iritanlarla ortaya çıkan öksürük şikayeti olan hastalar bazen hayatlarında kısıtlamaya gidebilir fakat astım bu kısıtlamalara rağmen ilerlemeye devam edebilir. Kronik öksürük şikayetleri altında ilk nedenleri arasında astım gelmektedir. Hastalarda öksürük şikayetine yol açan diğer nedenler tam bir sistemik muayene yapıldıktan sonra dışlanmalıdır. Yetişkinlerinde kronik öksürüğün en sık nedenleri post nazal akıntı sendromu (PNAS), astım ve gastroözofageal reflü’dür (GÖR). Astım, Post nazal geniz akıntısı ve Gastroözofageal reflü, yetişkin hastalarda görülen kronik öksürüğün %93’ünden sorumludur. Sigara içmeyen, antihipertansif ilaç ( anjiotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörü ) kullanmayan ve akciğer grafisi normal kişilerdeki kronik öksürük yakınmasının tamamına yakını bu hastalıklara bağlı gelişmektedir. Fakat romatizmal hastalıklardan kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığın akciğeri etkilediğini bilmemiz gerekir. Bu yüzden her hasta tam bir fizik muayene ve değerlendirmeden sonra öksürük ile ilişkili olan alerjik astım açısından tetkikleri yapılmalıdır. Öksürük şikayeti de diğer şikayetler gibi iç hastalıkları tarafından değerlendirilmeli sonrasında alerji ile ilgili olarak alerji uzmanları tarafından tetkikleri yapılmalıdır.

    Tüm bu şikayetlerinin nedeni solunum yollarında aşırı duyarlılık vardır. Bu ataklar alerjenler ile temas sonucunda veya toz, duman, koku, egzersiz gibi irritanlar ile tetiklenir. Ataklar geriye döner. Astımın erken döneminde Ataklar arasında hastanın bir şikayeti veya bir muayene bulgusu olmaz. Astım ilerleyen dönemlerinde kalıcı hasarlar artıkça astım şikayetleri devamlı olmaya başlar.

    YETİŞKİNLER NE ZAMAN ALERJİK ASTIM OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMELİ ?

    Alerjik astım özellikle şehir yaşamı ile birlikte birçok insan için giderek artan bir sorun haline gelmektedir ve sıklığı her geçen gün artan bir sağlık sorunudur. Alerji astım hastalar tarafından erkenden fark edilebilse de bazen tanı koymada güçlüler yaşanmaktadır.

    Alerjik hastaların bir çoğu aslından şikayetlerinin ilerlediği zaman doktora gitme ihtiyacı duyar. Halbuki alerjik astım hastaları alerjik rinit veya saman nezlesi dediğimiz burun akıntısı tıkanıklık kaşıntı hapşırma şikayetleri olduğunda alerji uzmanlarına başvursa belki de astımın % 40 engellenmiş olacak. Astım bilindiği gibi alerjik rinit tekrarlayan geçmeyen sinüzit burun eti ( nazal polip ) olan hastaların % 40 ile % 60’ında birlikte görülür.

    Alerjik astım olabileceğimizi hangi durumlarda düşünmeliyiz ? Aşağıdaki soruların cevapları evetse alerjik astım olabilirsiniz

    Son 1 yılda göğsünüzde hırıltı veya ıslık sesi duydunuz mu?

    Son 1 yılda herhangi bir zamanda gece nefes darlığı atağı ile uyandınız mı?

    Son 1 yılda gece her hangi bir zamanda öksürük atağı ile uyandınız mı?

    Son 1 yılda her hangi bir zamanda göğsünüzde sıkışma hissi ile uyandınız mı?

    Her hangi bir zamanda zorlu bir egzersizi takiben nefes darlığı atağı yaşadınız mı?

    Her hangi bir zamanda gündüz şartlarında dinlenme halindeyken nefes darlığı atağı yaşadınız mı?

    Her hangi bir ataktan sonra kendinizi iyi hissediyor musunuz yoksa şikayetleriniz sürekli mi ?

    Eğer bu sorulardan birine “evet” dediyseniz yakınmalarınız evde, iş ortamında uzakta veya seyahatte az veya yok muydu ? sorusu sizin şikayetlerinizden sorumlu alerjen ile temas ettiğinizde ortaya çıktığını gösterir.

    Ailesinde alerjik astım şikayetleri ve tanısı olanların bu soruları kendine sorması daha önemlidir. Özellikle alerjik burun akıntısı tıkanıklık kaşıntı ve hapşırma şikayetleri başlayan hastalar ailesinde astım varsa mutlaka alerji uzmanları tarafından değerlendirilmedir.

    YETİŞKİN ALERJİK ASTIMLI HASTA DOKTORA GİDERKEN NE HAZIRLIK YAPMALI ?

    Yetişkin hastalarda ortaya çıkan alerjik astım özellikle gece sabaha karşı gelişen ve tekrarlayıcı özellik gösteren inatçı 3 haftadan uzun süren öksürük atakları, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı nefes darlığı atakları ile karakterizedir. Alerjik astım için sorduğumuz sorulara yanıtınız evetse alerjik astım şikayetleriniz varsa alerjik astım teşhisi için doktora giderken nasıl hazırlık yapmalıyım? Nelere dikkat etmeliyim biliyor muyuz? Eğer bilmiyorsanız bu yazımızı okumalısınız.

    Alerjik astım belirtileri varsa Yetişkin Alerji Uzmanına başvurabilirsiniz

    Sizde alerjik astım belirtileri varsa alerjik hastalıklar uzmanlarına başvurabilirsiniz. Çünkü alerji uzmanları alerjik astım ve alerjik hastalıklar konusunda eğitim almış ve bu eğitim sonucu alerji uzmanlık diploması almış ve aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan yeni adıyla immünoloji ve alerji hastalıkları uzmanı olan uzmanlardır.

    Yanınızda kullanmakta olan ilaçları getirmeniz iyi olur

    Alerji uzmanına giderken kullanmakta olduğunuz ilaçları da yanınızda getirmeniz faydalı olacaktır.

    Mümkünse bir hafta öncesinde bazı ilaçları almayınız

    Özellikle gerekli değilse alerji ilaçları ( antihistaminikler ), öksürük ilaçları, soğuk algınlığı ilaçları antidepresan ilaçların doktorunun kontrolünde 1 hafta öncesinden başlayarak kullanmamak gerekiyor. Çünkü eğer alerji testi gerekirse bir hafta öncesinden bu ilaçları kullanmamak gerekiyor. Nefes açıcı sprey ve buharlar alerji testini etkilemez. Sadece parasetamol içeren ateş düşürücüler ve antibiyotikler de alerji testini etkilemez. Ancak bazı ilaçları zorunlu kullanmak gerekiyorsa öncelikle hastanın şikayetlerinde azalma kontrol ve rahatlama olması gerekir. Gerekli testler rahatlama sonrası yapılabilmektedir.

    Daha önce yapılmış tahlil ve röntgen tahlillerini yanınızda getirin

    Öncelikle daha önce yapılmış tahlilleriniz, röntgen filmleriniz varsa mutlaka yanınızda getirmeniz gerekiyor. Çünkü muayene sonuçlarına göre gerekli tahliller ve röntgen filmi çekilebilir. Daha önce yapılmış tahlillerin yeniden yapılmasının önüne geçmek gerekir.

    Açlık veya tokluk önemli değildir

    Alerji testi gerekebileceği için aç olarak gelmeye gerek yoktur. Açlık veya tokluk önemli değildir. Bu nedenle tok gelmesi daha iyi olacaktır.

    Sonuç olarak;

    -Yetişkin alerji uzmanına giderken yanınızda kullandığınız ilaçları da götürün.

    -Gerekli değilse 1 hafta öncesinden alerji ilaçları, öksürük ilaçları ve soğuk algınlığı ve antidepresan ilaçlarını doktorunuzla görüşüp kesin.

    -Açlık veya tokluk önemli olmadığı için tok gelebilirsiniz.

    -Daha önce yapılmış tahlil ve çekilmiş filmleri yanınızda getirin.

    YETİŞKİNLERDE ALERJİK ASTIMIN TEŞHİSİ NASIL YAPILIR ?

    Alerjik astım özellikle şehir yaşamı ile birlikte birçok insan için giderek artan bir sorun haline gelmektedir ve sıklığı her geçen gün artan bir sağlık sorunudur. Alerjik astım özellikle gece sabaha karşı gelişen ve tekrarlayıcı özellik gösteren inatçı 3 haftadan uzun süren öksürük atakları, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı nefes darlığı atakları ile karakterizedir. Astım şikayetleri olan hastalarda alerjik astım tanısı nasıl konulur. Alerjik astım testleri nelerdir sorusunu cevaplamaya çalışacağız.

    Alerjik astım teşhisi için astım belirtileri sorgulanmalıdır

    Alerjik astım tanısının konulmasında hastanın şikayetlerinin ve hikayesinin doğru bir şekilde alınması ayrıca hekim tarafından muayene edilmesi çok önemlidir. Hasta bazen atak sırasında görülebilir ve bu sıradaki muayene bulguları tanıda yardımcı olabilir fakat çoğu kez hasta atak sonrasında alerji uzmanına tarafından görülür ataklar sonrasında hastada muayene bulgusu olmayabilir.

    Bu yüzden iyi bir şekilde hastanın hikayesinin ve şikayetlerinin alınması önemlidir. Alerjik astım özellikle gece sabaha karşı gelişen ve tekrarlayıcı özellik gösteren inatçı 3 haftadan uzun süren öksürük atakları, göğüste sıkışma hissi, hırıltılı nefes darlığı atakları ile görülür.

    Bunun dışında spor veya egzersiz sonrası öksürük veya akciğerde hırıltı olması, her grip sonrası öksürük olması, mevsim geçiş ayları ile birlikte sık sık öksürük görülmesi alerjik astım için önemlidir.

    Alerjik astım teşhisinde muayene bulguları önemlidir

    Alerjik astım belirtileri sorgulandıktan sonra muayeneye geçilir. Muayene bulgusu tamamen normal olabilir. Ancak öksürük belirtileri olduğu dönemde akciğerde hırıltı duyulabilir. Özellikle hastalar tarafından nefes alıp verirken ıslık sesine benzer bir ses geldiğini söylenir. Bazen sırtını bile dinlemeden uzaktan bile nefes alıp verirken bir ses duyulabilir. Nefes sıkışması görülebilir. Alerjik astım belirtileri olmadığı dönemlerde akciğerler tamamen normal görülebilmektedir.

    Alerjik astım teşhisinde gerekli testler yapılmalıdır

    Alerjik astım belirtileri sorgulandıktan ve muayene edildikten sonra tetkiklere geçilir. Astım şikayeti olan hastalarda alerji testi yapılması gereklidir. Astımlı hastaların % 60 ile % 80 ‘ i alerjik astımdır bu yüzden alerji testleri önemlidir. Solunum fonksiyon testi, kan tetkikleri, akciğer filmleri gibi tetkiklerinden gerekli olanları yapılır. Çıkan sonuçlara göre de alerjik astım olup olmadığına karar verilir

    Alerjik astım teşhisinde alerji testi çok önemlidir

    Alerjik astım teşhisinde alerji testi çok önemlidir. Alerji cilt testlerinin yapılması astımın alerjik olup olmadığını gösterecektir. Astımlı hastaların alerji yönünden incelenmesi mutlaka gereklidir.

    Astımın alerjik olması durumunda, alerjik olunan alerjenlerden kaçınmak ve astım tedavisinde çok önemli bir yere sahip olan aşı tedavisi gibi ilaç tedavisine iki seçenek daha ilave olmaktadır. Alerji testiyle neye bağlı alerji olduğu, alerjinin derecesi ve test sonrasında uygunda hangi alerjenle alerji aşısı yapılabileceğine karar verilir. Alerji testi ilk öncelik ciltten yapılmasıdır.

    Ciltten yapılan alerji testleri kandan yapılan alerji testine göre en doğru sonucu verir.

    Çünkü kandan yapılan alerji testi testin yapıldığı cihazın kalitesine göre değişirken ciltten yapılan alerji testi daha doğru sonuç vermektedir. Alerjik astım teşhisi için ciltten alerji testi her yaşta yapılabilmekle birlikte genelde çocuklarda 2-3 yaşından sonra ve tüm yetişkin hastalarda her yaşta yapılmaktadır. Alerji testinin alerji uzmanları tarafından yapılması doğru teşhis ve tedavi ve alerji aşısı başlanıp başlanmayacağı konusunda karar verilmesi bakımından çok önemlidir.

    Alerji hastalıkları uzmanı olmayan Göğüs hastalıkları veya KBB uzmanları tarından yapılan testler yanlış yorumlanmaktadır. Alerji uzmanları dışındaki hekimlerin alerji aşılarını başlamaya yetkisi bulunmamaktadır. Alerji hekimleri dışındaki göğüs hekimleri ve kbb hekimleri tarafında yanlış yapılan testler uzun bir süre yanlış aşı veya gereksiz aşı tedavilerine yol açabilir.

    Alerji teşhisi için alerji testinden bir hafta öncesinde bazı ilaçlar kesilmelidir.

    Alerjik astım teşhisi için alerji testi yapılması için bir hafta öncesinde öksürük ilaçları, alerji ilaçları ( antihistaminikler ) soğuk algınlığı ve antidepresan ilaçları kesilmelidir. Özellikle dekonjestan veya antihistaminik içeren ateş düşürücü ilaçlar mutlaka doktora sorularak kesilmesi gerekir. Ancak fazla şikayeti olan hastalarda öncelikle hastalık şikayetlerinin azaltılması daha sonra ilaçlar kesildikten bir hafta sonra alerji testinin yapılması daha uygun olur.

    Alerjik astım teşhisi için eğitim önemlidir

    Alerjik hastalıkların hepsinde olduğu gibi Alerjik astım teşhisi için eğitim önemlidir. Alerjik astım konusunda özel eğitim almış ve bu konuda etkin olan uzmanlar alerji uzmanlarıdır. Yetişkin alerji uzmanları alerjik astım ve alerji hastalıkları konusunda eğitim alarak yetişkin alerji uzmanı diploması olan aynı zamanda iç hastalıkları uzmanı olan uzmanlardır.

    Sonuç olarak;

    -Alerjik astım teşhisi için öncelikle alerji astım belirtileri sorgulanır.

    -Alerjik astım belirtileri olan hastalar muayene edilir.

    -Alerjik astım muayenesi sonrası gerekli testler yapılır.

    -Alerjik astım teşhisinde alerji testlerinin alerji uzmanlarınca yapılması önemlidir.

    -Alerjik astım teşhisinde eğitim önemlidir ve bu konuda özel eğitim alan uzmanlar alerji uzmanlarıdır.

    YETİŞKİNLERDE ASTIM NASIL TEDAVİ EDİLMELİDİR?

    Alerjik astım özellikle şehir yaşamı ile birlikte birçok insan için giderek artan bir sorun haline gelmektedir ve sıklığı her geçen gün artan bir sağlık sorunudur. Alerji uzmanları tarafında tetkikleri yapılan ve alerjik astım tanısı konan hastalar için en önemli sorun tedavi nasıl yapılacağıdır. Alerjik astım tedavisi mutlaka alerji uzmanları tarafından yapılmadır. Bu makalede Alerjik astım tanısı konulduktan sonra tedavi nasıl yapılmalıdır sorusunu cevaplamaya çalışacağız

    Alerjik Astım Tedavisinde Doğru Teşhis Önemli

    Alerjik astım teşhis için yapılan tetkiklerin alerji hekimleri tarafından yapılmasının önemi özellikle tedavini nasıl yapılacağının belirlenmesi açısından çok önemlidir. Alerjik astım tedavisi için öncelikle doğru teşhisin konulması gerekiyor. Alerjik astım için yapılan tetkiklerin doğru yapılması ve doğru yorumlanması doğru teşhis konulması için önemlidir. Yanlışlıkla alerjik astım teşhisi alan hastalar boşu boşuna uzun yıllar astım ilaçları kullanmak zorunda kalabilir. Bunun dışında alerjik astım teşhisi konulamazsa alerjik astım teşhisi atlanmış ve sık sık hastalanma nedeniyle hastanenin acil servisine nefes darlığı nedeniyle gitmek zorunda kalacak ve gereksiz antibiyotikler kullanılmaya neden olacaktır. Bu nedenler alerjik astımın doğru teşhisi çok önemlidir.

    Yetişkinlerde Alerjik Astım Tedavisi birçok basamaktan oluşmaktadır.

    Alerjik astım tedavisinde tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi ilk önce korunma ile başlar sonrasında ilaç tedavisi, alerji aşısı, tamamlayıcı tedavi ve eğitim olmak üzere beş basamaklıdır.

    Alerjik Astım Tedavisinde Korunma Tedavisi

    Alerjik astım tedavisinde korunma denilince alerjik astıma neden olan ve tetikleyen faktörlere karşı korunma tedavisidir. Korunma tedavisinde mümkün olduğunca alerjenlerden korunma ve tetikleyicilerden korunma şeklinde olabilir. Alerjik astım gelişimine neden olan nedenlerden korunma yöntemlerine uyulması hasta için çok önemlidir. Alerjiye yol açan alerjenlerden korunmak ileride uygulayacağımız ilaç tedavilerini ve tedavi yöntemlerini de etkilemektedir.

    -Alerjenlerden Korunma

    Alerjenlerden korunmak özellikle alerjik hastalıklar için çok önemlidir. Alerjik astıma yol açan alerjen tespit edilebilirse alerjik astımına neden olan alerjenlerden korunma gündeme gelir. Örneğin ev tozu mite alerjisi varsa hayatımızda çok fazla yer tutan eşyalar içinde yaşayan mite’lardan korunma önlemeleri alınmalıdır. Polenlere alerji varsa özellikle yurtdışında daha fazla olan polen takvimleri ve polen sayımları ile polenlerin yoğun olduğu dönemlerde polenlerden korunma önlemleri alınmalıdır. Kedi, köpek gibi hayvan tüylerine karşı alerji varsa hayvan tüylerinden korunma önlemleri alınmalıdır. Mesleki olarak alerjenlere maruz kalanlarda bu alerjenlere karşı işyerinde önlem alınması önemlidir. Önlem almamıza rağmen kaçamadığımız alerjenler için aşı tedavisi ( immunoterapi ) en önemli tedavi seçeneğidir.

    -Tetikleyicilerden Korunma

    Alerjik astım ataklarının ortaya çıkmasından en önemli tetikleyicilerde birisi kış sezonlarında daha fazla karşımıza çıkan tekrarlayan viral enfeksiyonlar olan grip salgınlarıdır. Tetikleyicilerden korunmada en önemli korunma gribe karşı korumadır. Gribe karşı korunmada grip mevsimi öncesi olan Eylül ayında grip aşısı yapılması tavsiye edilebilir. Alerjik astımlı kişiler kokulara karşı çok hassastır. Astımda zamanla gelişen aşırı bronş hiperreaktivitesi veya aşırı hassasiyet nedeniyle keskin kokulu parfümlerden kaçınılması ve parfümsüz deterjanlarla temizlik yapılması ve temizlik malzemelerinin kokusuz olanlarının tercih edilmesi faydalı olacaktır.

    Bütün astımlı hastalar için en önemli sorunlardan ve tetikleyicilerden birisi sigaradır. Sigara bütün hava yollarını direkt olarak etkileyen bir çok zararlı madde içermektedir. Hem kronik obstrüktif akciğer hastalığı (kronik bronşit + amfizem) hem de astım gibi sigara ile ilişkili akciğer hastalıklarında kalıcı ve devamlı süren hava yolu hasarı meydana getirmektedir

    Sigara içmek astımlı hastalarda akut astım ataklarını tetikleyebilmektedir; bunun yanında astım ağırlığı ile sigaraya maruziyeti arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Çocukluk yıllarında sigara maruz kalmak bile ileride astım için çok büyük bir risk oluşturmaktadır. Son dönemdeki bilgilerimiz aktif sigara içiminin erişkinlerde astımın başlangıcı için önemli bir risk faktörü olduğunu göstermektedir.

    Yetişkin hastalarda özellikle kronik öksürük şikayeti birçok hastalıkla birlikte olabileceği için sistemik muayenesi yapılmalıdır. Kronik öksürüğün sebeplerinde biri olan reflü de tetikleyici faktördür ve reflü belirtisi olan hastalarda reflü tedavisi önerilir.

    Alerjik astım ile birlikte çok sık görülen alerjik rinit veya saman nezlesinin tedavisinin birlikte verilmesi gereklidir. Alerjik rinite bağlı olarak burun tıkanıklığı olan hastanın burun tıkanıklığı giderilmediği sürece bütün alerjenler için en kolay yo olan ağızdan nefes alma başlar ve direkt olarak alerjenler akciğerin içine ulaşırlar. Alerjik riniti tedavi edilmeyen hastaların alerjik astımı da tedavi edilemez. Egzama varsa egzama tedavisi verilmesi alerjik astım tedavisi başarısını artırmaktadır.

    Yetişkinlerde Alerjik Astımı tetikleyenlerden Kaçınmak önemli midir.?

    Özellikle obezite alerjik astım gelişimine katkıda bulunmaktadır. Çünkü obezlerde yağ hücreleri astıma neden olan bazı maddeler salmaktadır. Bu nedenle obezite olanların kilo vermeleri ve obeziteden kaçınmak faydalı olacaktır. Özellikle fast-food beslenmek astım ataklarını tetikleyebilmektedir.

    Hava kirliliği şehir hayatının getirdiği en büyük sorunlardan biridir. Özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde dışarıda fazla kalınmaması gerekir ayrıca yine hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde pencerelerin açılmamasına dışarıdaki kirli havanın odanın içerisine girmesi engellenmelidir. Gerekirse odada hava odasını temizlemek için hava filtre cihazları kullanılabilir.

    Sigara içimi ile alerjik hassasiyetin oluşumu ve ileride oluşabilecek astım arasında kesin bir ilişki vardır. Bu sebeplerden dolayı alerjik astım olsun veya olmasın sigarayı bırakmaya yönlendirmeli ve pasif sigara içiminden de korunmalarını sağlamalıyız.

    Yetişkinlerde Alerjik Astım Tedavisinde İlaç Tedavisi nasıldır?

    Alerjik astım tedavisinde rahatlatıcı ve iyileştirici tedavi olmak üzere iki türlü ilaç tedavisi vardır.

    -Alerjik Astım Tedavisinde Rahatlatıcı İlaç Tedavisi

    Alerjik astımlı hastalarda en önemli şikayet nefes darlığıdır bu yüzden biran önce nefes darlığının giderilmesi gereklidir. Alerjik astım tedavisinde rahatlatıcı ilaç tedavisinde ilaçlar bronşlarda genişleme yaparak öksürük ve nefes sıkışmasında rahatlama sağlar. Sadece öksürük, akciğerde hırıltı ve nefes darlığı olduğu dönemlerde 1-2 hafta süreyle kullanılmaktadır. Tek başına kullanıldığında sadece şikayetleri ortadan kaldırabilir ama alerjik astımı iyileştirmez.

    -Alerjik Astım Tedavisinde İyileştirici Tedavi

    Alerjik astımın tedavisi için gerekli olan en önemli ilaçlar kontrol edici olan iyileştirici tedavilerdir. Kortizon içeren ve içermeyen ilaçlar vardır. Bu tedaviler akciğerlerdeki alerjik astım nedeniyle gelişen hasarı düzeltmek için kullanılmaktadır. Çoğu kez rahatlatıcı ilaçlarla birlikte kullanılırlar astımın durumuna bağlı olarak uzun süreli kullanılır. Hastalar tarafından çoğu kez kortizon içerdiği için kullanılmak istenmeyen ilaçlar aslında içerdikleri kortizon çok az miktardadır ve dozları hastaya zarar vermeyen dozlar olarak ayarlanması gerekir. Kortizon içeren ilaçlar uygun verilirse hep korkulan kortizonun zararı olmayacaktır.

    Yetişkinlerde Alerjik Astım Tedavisinde Alerji Aşı Tedavisi gerekli midir ?

    Alerjik astım tedavisinde alerji aşısı çocuklarda olduğu gibi yetişkin hastalarda da etkili bir tedavidir. Alerjik astım hastalığında şikayetlere yol açan alerjenlerden uzak kalmak çok önemlidir. Kedi, köpek, lateks gibi bazı alerjenlerden uzak kalınırsa şikayetler kontrol altına alınır. Çok daha yaygın bulunan ev tozu veya polenler ile teması kesmek mümkün olmamaktadır. Bu durumda bu alerjenlere karşı vücudumuzda tolerans geliştirerek benzer şekilde şikayetlerin kontrol altına alınmasını sağlar. Yani daha fazla alerjen kontrollü olarak alerji hekimleri kontrolünde vücudumuza verilmesi ile aşı tedavisi (immünoterapi) ile sağlanır. Alerji aşıları dilaltı ve cilt altı enjeksiyon aşısı olmak üzere iki tiptir. Dil altı aşısı da damla, sprey ve tablet aşısı olmak üzere 3 tiptir. Dilaltı sprey ve damla aşılar ne yazık ki artık üretilmemektedir. Cilt altı enjeksiyonlar da daha etkili tedavi yöntemidir. Alerji aşıları alerjik astımın nedeni olan alerjiye karşı vücudu alıştırmakta ve bağışıklığı artırıp bronşların zarar görmesini engellemektedir. Alerji aşıları ile alerjik astım kontrolü sağlandığı gibi tedavi sonrasında tamamen ortadan kaldırılması da mümkün olabilir. Alerji aşıları başladıktan sonra ilaç ihtiyacını azaltmakta ve hatta ortadan kaldırmaktadır. Alerji aşılarında kortizon ve hormon bulunmaz sadece alerjenler bulunur.

    Aşı tedavisi (İmmünoterapi) alerjik hastalıkların doğal gidişini değiştiren tek tedavi yöntemidir. Bu nedenle İmmünoterapiye erken dönemde başlanılmalıdır. İmmünoterapi en son başvurulacak bir tedavi seçeneği olarak değil, hastalığın erken döneminde ilaç tedavisine ek olarak uygulanan bir tedavi seçeneği olmalıdır.

    -Alerjik Astım Tedavisinde Tamamlayıcı Tedavi

    Alerjik astım tedavisinde tamamlayıcı tedavi korunma, ilaç tedavisi ve alerji aşısı yanında verilen destek tedavisine tamamlayıcı tedavi denilmektedir. Birçok yöntem uygulanmış ancak bilimsel olarak önemli bir faydası bulunmamıştır. Özellikle akapunktur, biorezinans, homeopati gibi tamamlayıcı tedavilerde bilimsel olarak çok faydalı olduğunu yönelik sonuçlar saptanmamıştır. Bitkisel tedavi yolları denenebilir fakat bazı bitkilerin tedaviden çok zararı olabileceği de unutulmamalıdır.

    Alerjik Astım Tedavisinde Eğitim

    Alerjik astım tanısı konulduktan sonra en önemli sorun tedavi çünkü astım tedavisi için uygulana tedaviler uzun yıllar devam edebilmektedir. Bu yüzden alerjik astım tedavisinde eğitim çok önemlidir. Özellikle astım için kullanılan ilaçların nasıl kullanılacağı konusunda eğitim verilmesi ve ilaçların doğru kullanılması çok önemlidir. Aksi takdirde ilaçların yanlış kullanılması tedavi başarısızlığına neden olacaktır. Ayrıca astım tedavisi bir bütün olarak bakıldığında korunma tedavisi, ilaç tedavisi ve özellikle 3-5 yıl sürebilen aşı tedavisinde alerjik astımlı hastalara eğitim verilmesi önemlidir.

    Sonuç olarak;

    -Alerjik astım tedavisi için doğru teşhis önemlidir.

    -Alerjik astım tedavisi bir bütün olarak değerlendirilmeli ve tedavideki bütün basamaklar ; korunma tedavisi, ilaç tedavisi, alerji aşısı, tamamlayıcı tedavi ve eğitim birlikte yapılmalıdır

    -Alerji uzmanlarının kontrolünde uygulanan Alerji aşısının başarısı yüz güldürücüdür.

    -Alerjik astım tedavisinde ilaçların nasıl kullanılacağının eğitimi çok önemlidir.

    Yetişkinlerde Alerjik Astım Tedavi Edilmezse Neler Olur?

    Alerjik astım özellikle şehir yaşamı ile birlikte birçok insan için giderek artan bir sorun haline gelmektedir ve sıklığı her geçen gün artan bir sağlık sorunudur. Alerji uzmanları tarafında tetkikleri yapılan ve alerjik astım tanısı konan hastaların ileri yıllarda daha büyük sorunlara dönüşmeden tedavilerinin yapılması gereklidir. Alerjik astım tedavisi mutlaka alerji uzmanları tarafından yapılmadır. Alerjik astım tedavisi yapılmadığında ciddi sorunlara neden olur. Tedavi edilmediğinde ne gibi sorunlar oluşabilir sorusunu cevaplamaya çalışacağız.

    Yetişkinlerde Alerjik Astım Tedavi Edilmezse Akciğerler Etkilenebilir

    Alerjik astım tanısı konan hastaların asıl tanı konulduktan sonra en önemli kısmı tedavi oluşturmaktadır. Uzun ve çeşitli ilaç tedavileri ile birlikte aşı tedavisini içeren tedavi basamakları hasta için çok önemlidir. Alerjik astım tedavi edilmezse sık öksürük, nefes darlığı şikayetlerinde artış olur. Balgam çıkarılamaz. Bunun sonucunda zatürre gelişebilir. Sık tekrarlayan Zatürre atakları sonucunda akciğerlerde kalıcı hasara yol açabilir. Tedavi edilmeyen alerjik astım ne yazık ki aynı şekilde kalmaz daha fazla ilerler ve tedavisi zor astım haline gelir bununla birlikte Astım atakları nedeniyle sık sık hastanelerin acil servislerin de yatırılmak zorunda kalınabilir.

    Alerjik Astım Tedavi Edilmezse Akciğerlerde Kalıcı Hasarlar Gelişebilir

    Alerjik rinit yani burun akıntısı tıkanıklık şikayetleri ile başlayıp alerjik astıma dönüşebilen bu hastalık daha sonra tedavi edilmezse bronşlarda kalıcı hasarlar gelişir. Bunun sonucunda da ömür boyu sürecek olan tedavisi daha zor astım gelişir.

    Alerjik Astım Tedavi Edilmezse Yüksek Doz İlaçlar Gerekebilir

    Alerjik astım tedavi edilmezse sık öksürük, sık nefes darlığı gelişir. Kış aylarında daha fazla artış gösteren sık sık hastalanıp hastaneye yatmak zorunda kalınır. İleride zor astım olarak adlandırdığımız tedavisi daha zor ve birçok ilaç yanıt vermeyen astım haline gelirler

    Sonuç olarak;

    -Alerjik astım tedavi edilmezse zatürre gelişebilir.

    -Alerjik astım tedavi edilmezse akciğerlerde kalıcı hasarlar gelişir.

    -Alerjik astım tedavi edilmezse yüksek doz ilaçlar ve antibiyotik ihtiyacı ortaya çıkabilir.

    -Alerjik astım tedavi edilmezse yüksek doz ilaçlara yanıt alınamayan ileride tedavisi daha zor olan zor astıma dönüşebilir.

    Yetişkinlerde ortaya çıkan Zor astım nedir ve nasıl tedavi edilir.?

    Alerjik astım yetişkinlerde sık görülen uzun sureli bir hastalıktır. Alerjik astımın başlıca belirtileri sık öksürük, nefes sıkışması ve göğüs ağrısıdır. Alerjik astım tedavisi korunma, ilaç tedavisi, alerji aşıları, tamamlayıcı tedaviler ve eğitim olmak üzere beş basamaktan oluşmaktadır. Alerjik astım tedavi edilmezse ciddi sorunlara neden olabilir. Tedavi edilmediği zaman tedavisi daha zor olan Zor astım haline gelebilir. Zor astım tedavisi nasıldır ? ve yeni geliştirilen ilaçlar var mı ? ile ilgili soruları cevaplamak için bu makaleyi yazdık

    Zor Astım nedir ?

    Zor astım klinisyenlerin tedavisi zor olan astımda kullandıkları, tanımı hala tartışmalı bir terimdir. 6-12 aylık bir sürede standart tedaviyle kontrol edilemeyen, ağır astımlı, kortizona bağımlı ya da kortizona dirençli astım olgularını içermektedir. Astım ataklarının sıklığına, semptomların başlangıç hızına, hastalığın süresine ve tedaviye cevap durumuna göre değişik şekilleri mevcuttur. Özellikle uzun süre alerjen maruziyeti sonrasında ortaya çıkan ve tedaviye yanıt vermeyen ağır astımda Anti IgE tedavi yeni bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Alerjik astımlı hastaların hayat kalitesini ve ilaç kullanımını ve acil yatışlarını azalttığı gösterilmiştir.

    Anti IgE TEDAVİ NEDİR ?

    Astımlı hastaların tedavisinde yeni kullanılan ilaç Anti IgE olarak adlandırılan tedavidir.

    Astım en sık nedeni olan alerjik hastalıklarda en önemli madde alerjenlere karşı oluşan IgE adını verdiğimiz antikorlardır. Dolaşımda yer alan IgE’ler alerji hücrelerin üzerine yerleşir ve sonrasında alerjen ile temas ettiğimizde nefes darlığı, hırıltı ve balgam gibi şikayetlere yol açan kimyasal maddelerin salınmasına yol açar. Anti IgE tedavi dediğimiz ilaç dolaşımdaki IgE’ leri bağlayarak alerji hücresinin üzerine yapışmasını engeller ve bu şekilde alerji hücrelerinden kimyasal maddelerin salınması engellenmiş olur.

    Anti IgE tedavi ne zaman kullanılır?

    Anti-IgE inhaler kortizonlarla kontrol altına alınamayan ağır alerjik astımı olan, tedavisi zor olan yıl boyu bir allerjene (akar, küf, ev hayvanı) duyarlı hastalarda kullanılabilir. Anti IgE tedavi şikayetlerin kontrol altına alınmasını sağladığı ayrıca rahatlatıcı ilaç kullanma gereksinimini, ve astım alevlenmelerin azalmasını sağladığı gösterilmiştir.

    Anti IgE tedavi yanıtı nasıl değerlendirilir. ?

    Yeni geliştirilen bu ilaçlar ile zor astım tedavisi sağlanabilmektedir. Zor astımlı hastalar alerji uzmanları tarafından muayene edilip değerlendirildikten sonra tedaviye 2 haftada bir veya 4 haftada bir olacak şeklinde kola iğne şeklinde yapılarak tedavi edilmeye başlanır.

    Tedavinin 16. haftasında hastanın tedaviye yanıtı şikayetlerin azalmasına, rahatlatıcı ilaç kullanımının ve alevlenmelerin azalmasına bakarak değerlendirilir. Son veriler uzun süreli tedavi sonrasında Anti IgE tedavi kesilmesine rağmen şikayetleri geri gelmediğini göstermektedir. Sadece Alerji uzmanlarının bulunduğu ve tedavi için uygun şartların sağlandığı merkezlerde yapılmalı ve uygulama sonrası hastalar en az iki saat bekletilmelidir.

    Sonuç olarak;

    -Alerjik astım tedavi edilmezse zor astıma dönüşebilir.

    -Alerjik zor astım Anti IgE ile tedavi edilebilir.

    -Alerjik zor astım tedavisinde kullanılan Anti IgE tedavi ile astım atakları ve ilaç kullanımı azalabilir.

    -Alerjik zor astım tedavisinde kullanılan Anti IgE tedavi sadece alerji uzmanları tarafından yazılabilir ve uygulanabilir.

  • Astım ve spor

    Astım ve spor

    Astım, hava yollarında daralmalar ve özellikle küçük hava yollarında iltihapla karakterize bir hastalıktır. Genellikle ataklar halinde seyreden bu hastalığın değişik tetikleyicileri bulunmaktadır. Hastalar bu tetikleyicilerle karşılaştığında ya da bunlara maruz kaldığında öksürük, hırıltılı, solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi gibi bulgular vermektedir. Hastalık hem çocukluk yaşında hem de erişkin yaşlarda oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Kontrolsüz astım hastalığının kişinin yaşam kalitesini son derece fazlaca bozduğunu görmekteyiz.

    Egzersize bağlı astım (EBA) fiziksel aktiviteler esnasında tetiklenen astımı tanımlamaktadır. Hastalarımız özellikle egzersiz esnasında astım atakları geliştiğini, bunun dışında genellikle rahat olduklarını belirtmektedirler. Bu hastalarımızın, soğuk ve kuru havada egzersiz yaptıklarında çok daha fazla oranda şikayetleri olduğunu da gözlemlemekteyiz. Açık havada yapılan spor aktiviteleri sırasında eğer hava kirliliği çok fazla ise ya da o esnada havada alerjen yükü (polenler veya küf mantarları gibi) fazla ise hastalarımızın yine astım atağına girdiğini bilmekteyiz. Aynı şekilde bu vakalarımızda, özellikle viral enfeksiyonlar ardından ya da klimalı ortamda bulunma ile de astım ataklarının tetiklendiğine şahit olmaktayız.

    EBA belirtileri

    EBA belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle şu şekilde görülmektedir:

    * Wheezing (hırıltılı = çızıltılı solunum)
    * Öksürme
    * Nefes darlığı
    * Göğüste sıkışma hissi
    * Yorgunluk
    * Sportif performansın azalması…

    EBA Kontrolü

    EBA kontrolü için hasta ve doktor ortaklaşa ciddi bir işbirliğine girmelidir. Tetikleyicilerin doğru ve yeterince belirlenmesi, hekimin tecrübesi ve hastanın dikkati ile doğru orantılıdır. Eğer tetikleyiciler sağlıklı bir şekilde belirlenirse EBA’ ın hem takibi, hem tedavisi hem de hastalık yönetimi oldukça kolaylaşacaktır. En etkili tedavi koruyucu tedavidir. Yani hastanın tetikleyici ajanlardan doğru bir şekilde uzak durmasıdır. Bunun yanında olası ataklar için acil eylem planı da hazırlanmalı ve hastaya tek tek anlatılmalıdır.

    EBA’ lı hastalarda tıbbi tedaviye bakacak olursak, aslında astım tanılı diğer hastalardan çok da farklı bir tedavi almadıklarını görürüz. Genellikle iltihap giderici ya da önleyici solunum yoluyla kullanılan fıs fıs tarzı

    kortizonlar ve kurtarıcı tabir ettiğimiz beta 2 agonist fıs fıslar kullanılmaktadır. EBA için en uygun tedavi, bu hastalarda astım ilaçlarının yerinde, düzenli ve dozunda kullanılması, hastalığın tam kontrol atlında tutulması ve gerekiyorsa spor aktiviteleri öncesinde kısa etkili beta 2 agonist dediğimiz fıs fıs ilaçlardan gerekli dozda kullanmaktır. Bunlar dışında hekim uygun ve gerekli görürse uzun etkili beta 2 agonistler (bronş açıcılar), mast hücre (alerjide sorumlu olan mediyatörleri salan hücreler) stabilizatörleri, lökotrien (alerjik rahatsızlıklardaki önemli mediyatörlerden biridir) antagonistlerini hastalara verebilmektedir.

    Astımlı hastalarımızın eğer egzersiz sırasında sıkışmaları varsa herhangi bir ilaç almadan önce doktorlarına başvurmaları gereklidir.

    Astımı tetikleyen nedenler nelerdir?

    EBA’ ı doğru bir şekilde takip, tedavi ve hastalık yönetimi için kişinin astım belirtilerini tetikleyen faktörler ya da faktörlerini iyi bir şekilde belirlemesi gerekmektedir. Örneğin; EBA, soğuk ve kuru havada spor yaparken tetiklenebilir. Bu kişilerin spor aktivitelerini kapalı mekanlarda yapması ya da spor yaparken basit bir ağız maskesi kullanmaları atakları engelleyebilir.
    Bunun dışında hava kirliliğinin veya havadaki polen yükünün yoğun olduğu saatlerde dışarıda yapılan egzersizlerden uzak durmak gereklidir. Polen yükü bahar aylarında; şafak vakti ve akşam saat 16:00-17:00 arası en fazladır. Bu saatlerde açık havada spor yapmaktan kaçınmak gereklidir. Bunun dışında kişi eğer ciddi fiziksel yorgunluk hissediyor ya da bir enfeksiyon tablosu yaşıyorsa bu durum düzelene kadar spor aktivitelerinden uzak durması uygun olacaktır.

    Fiziksel kondisyonu iyi olan sporcularda astım ataklarının ciddi bir şekilde azaldığı daha önce yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle esasen astımlı hastalarımıza fiziksel fonksiyon kapasitelerini geliştirecek spor faaliyetlerinde bulunmalarını önermekteyiz. Genellikle çocuk ya da erişkin yaşta önerdiğimiz spor aktivitesi yüzme olmakla birlikte, önlemlerini uygun bir şekilde alan ve tıbbi tedavi ile iyi kontrol altında olan hastalarımızın açık hava sporlarını yapmalarında belirgin bir sakınca yoktur. Ancak; hastalarımız, yine de bu konuda mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar.
    Bunlar dışında yapılacak faaliyetden önce iyi bir ısınma egzersizi ve giderek artan egzersiz ağırlığı spor esnasında astımın kontrolden çıkmasını engelleyecektir.

    Spor yaparken astım atağı olursa ne yapmalıyım?

    Her türlü önleme rağmen ve kontrollü egzersiz programına rağmen eğer astım atağı olduysa şunları yapmalısınız:

    1. Tüm spor etkinliğini hemen kesiniz ve sakin olmaya çalışınız,
    2. Tetikleyici ajandan (duman, toz, soğuk hava vb. gibi) hızla uzaklaşın,
    3. Yanınızda kısa ya da uzun etkili bronş açıcı (beta-2 agonist) fıs fıs ilacınız varsa, reçetelendiği dozda alınız,
    4. Semptomlarınızın devam edeceğine dair öngörünüz oluştuysa en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

    Son olarak şu söylenebilir;

    EBA’ lı olmak asla sizi spordan uzaklaştırmamalı. Spor, astım tedavisin bir parçasını oluşturmaktadır. Düzenli hekim kontrolü, uygun ve dozunda ilaç kullanımı ve tetikleyici ajanlardan sakınma ile hayatını astımsız idame ettiren son derece başarılı profesyonel sporcular olduğunu bilerek; EBA’ lı hastalarımız da hayatlarını normal olarak yaşayabilirler. Yeter ki doktorunuzun kontrolünden ayrılmayınız…

    Sağlıklı günler dileğiyle,
    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Astım ve yaşlılık

    Astım, son yılların en sıkıntılı hastalıklarından biri olup, genel olarak çocukluk çağı ve gençlik çağı hastalığı olarak bilinmektedir. Ancak son 30 yıldır astımlı hasta sayısında çok ciddi artışlar olduğunu bilmekteyiz ve bu hastaların yaşlarının spektrumuna baktığımızda hiç de az sayılmayacak kadar yaşlı astımlı hastamız olduğunu görüyoruz. Evet eski çağlara hatta yıllara göre son yıllarda uzamış bir insan ömründen bahsetmek mümkün, bu sebeple yaşlı nüfusumuzda artış da kaçınılmazdır. Bu sebeple yaşlılarımızı eskisinden çok daha fazla olarak hem yaşamımızda hem de bizler kliniklerimizde çak daha fazla görüyoruz. Onların sağlıklı ve huzurlu bir ömür geçirmesi hepimizin asli görevlerinden olmalıdır. Araştırmalar gözden geçirildiğinde yaşlılarda astım tanısını koymak hem zor hem de bir çok hastalıkla karışma olasılığı nedeniyle yanlış tanılar oldukça fazladır. Bir çok hastamızın aslında astım olduğu kanaatine çok kolay varmamıza rağmen maalesef bu yaşlılarımız yanlış tanı ve gereksiz ilaçlarla oyalanmakta ve belki de sağlıklarını her geçen gün daha da kaybetmektedirler. Aslında doğru tanı almış bir astımlı yaşlı hastanın tanı ve tedavi yönetimi eğer bu işle ilgili hekimle tarafından uygulanırsa son derece sağlıklı bir ömür sürmek olasıdır.

    Dünya sağlık örgütünün 1963 raporuna göre yaşlılık kronolojik olarak tanımlanmıştır. Buna göre; 45 ila 59 yaş arası, orta yaşlılar; 60 ila 74 yaş arası, yaşlılar; 75 yaş ve üstü olanlar ise ileri yaşlılar olarak tanımlanmıştır. Birleşmiş Milletler Raporu (1980)’ na göre ise yaşlanma 60 yaş sonrasında başlamaktadır. Ancak bu rakamların son dönemde 65 yaş üzerine çekilme eğilimi olduğunu görmekteyiz. Ülkemiz nüfus dağılımına baktığımızda da yaşlı sayımızın ve dolayısıyla nüfusa oranının giderek arttığını görmekteyiz. 1990 yılında 65 yaş üstü insanlarımızın genel nüfusa oranı % 4; 2010 yılında % 6,1 iken bu oranın 2010 yılında % 7,7, 2025 yılında ise % 9 dolayında olması beklenmektedir. Dolayısıyla yaşlı nüfusumuz gelişmemize paralel olarak artmaktadır ve artacaktır. Bizlerin görevi de yaşlılarımıza sağlılıklı bir ömür sürmeleri için sahip çıkmak, her türlü sorunlarına doğru ve yerinde yaklaşımlarla kesin çözüm bulmak, hastalıklarını en iyi şekilde tedavi etmektir.

    Alerjik hastalıkların genel olarak çocukluk ve gençlik çağı hastalığı olduğu bilinmekle birlikte, ilk belirtilerini yaşlılık döneminde verdiği hasta sayısı hiç de az değildir. Bu sebeple alerjik astım hastalığı da pekala yaşlılıkta ortaya çıkabilir ve doğru tanı almalıdır.

    Ortalama insan ömrünün giderek uzamakta olduğu ve çevresel faktörleri de hesaba kattığımızda astımın ileri yaştaki kişilerde de ciddi sağlık problemi olarak her geçen yıl daha çok sorun yaratacağını düşünmekteyiz. Şu an için Türkiye genel polülasyonunda astım sıklığı % 6-7, çocuklarda %5-8, erişkinlerde % 5 oranında iken 65 yaş üzeri vakaların sıklığını belirlemek için yeterli çalışma olmadığını görmekteiyz. Yurt dışı verilerinde ise 65 yaş üzeri % 4-10 oranında astımlı vaka görülmektedir. Yine tablonun geneline baktığımızda çocukluk ve erişkin yaşta başlayan astımın daha çok alerjik astım şeklinde olduğunu görüyoruz; buna rağmen yaşlı hastalımızın da alerjik astım şeklinde karşımıza geldiğini görmekteyiz.

    Yaşlı vakalarımızda 3 tip astım görmekteyiz. Bunlardan birincisi, hastalığın çocukluk ve/veya geçlikten beri var olduğu ve yaşlılığa kadar alevlenme ve sönmelerle devam ettiği Tip-A; ikincisi çocukluk v/veya gençliğinde astım belirtileri ortaya çıkmış, ancak daha sonra tedavi ile yıllarca sessiz kalmış, sonunda yaşlılıkta bulguların tekrar görüldüğü Tip-B; son olarak da astıma ait belirtilerin yaşlılıkta ortaya çıktığı ve tanı aldığı Tip-C’ dir. Hangi tip olursa olsun pratik uygulamalarımızda hem tanı, hem tedavi hem de takipte bu vakalarda zorlandığımız aşikardır. Ancak, doğru hekim seçimi ile bu üç zorluktan (tanı + tedavi + takip = 3T) da kolayca sıyrılmak işten bile değildir.

    Tanı esnasında anamnez ve hastalık hikayesi alırken belirgin zorluklar olduğu ya da olabileceğini akıldan çıkarmamak gerekir, dolayısıyla, sabırla hastayı dinlemek ve bu konu için zaman harcamak gereklidir. Yaşlıda var olabilecek olan yandaş hastalıkların olduğu, kullandığı bir çok ilacın da astım ve benzeri klinik tablolara ait bulgulara sebep olabileceği mutlaka bilinmelidir. Bunun için bir çok hastalık ve ilacın astım bulguları üzerine olabilecek etkilerini çok iyi bilmek ve değerlendirmek gerecektir. Laboratuvar tanısı esnasında kullanılan testlerin doğruluk ve güvenilirlikleri de değerlendirmeyi yapan hekimin uygulamasına ve tecrübelerine göre oldukça fazla değişebilmektedir. Bu nedenle hastaya mutlaka yeterince vakit ayrılmalı, testler titizlikle uygulanmalı, tanı değerlendirmesinde hekimin önceki tecrübeleri de göz önüne alınarak resmin tamamı görülmeye çalışılmalıdır. Tanı esnasında en çok karışabilecek durumlar olarak; kalp yetmezlikleri, anfizem, kronik bronşit, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), gastro-özefajiyal reflü (GÖR) ve tümörlerdir. Ayrıca hastamızın kullandığı anti-hipertansifler, non-steroid anti inflamatuvarlar (romatizma ilaçları) ve beta blokerler (ki özellikle kalp damar hastalıkları, tansiyon yükseklikleri ve ritim bozukluklarında kullanılır) astım bulgularını kötüleştirebileceği için mutlaka gözden geçirilmelidir. Testleri yaparken de özellikle IgE testleri açısından yaşlılardaki temel immün yanıt değişimlerini göz önünde bulundurarak zayıf cevaplar alabileceğimizi aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu nedenle bu testlerin de konuya hakim alerji ve immünoloji uzmanları tarafından yapılması mutlak bir gerekliliktir.

    Tedavide de zorluklar olabilir. An hatlarıyla bunlar: Hastalık, daha kronik olma eğilimindedir; bir çok yaşlı, uzman yerine pratisyen hekimce takip edilmektedir; ilaçlara alınan cevap çok daha az olmaktadır; ilaç yan etkileri çok daha fazla görülmektedir; diğer hastalıklar için kullanılan ilaçlarla geçimsizlik olabilmektedir; yalnız yaşayan yaşlılarda tedavi düzensiz olabilmektedir; ilaca (özellikle inhalerlere) uyum azdır; beyinsel ve motor fonksiyonlarda kısıtlanma nedeniyle kullanım güçlüğü gözlenmektedir. Buradaki değişkenlere baktığımızda hastalığın tedavisinin mutlaka profesyonellerce yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Çok özel bir popülasyon olan yaşlılarımızın bu özel hastalıklarını da doğru doktorlara yaptırmalıyız.

    Tedavide yaşanılan zorluklar, takipte de karşımıza çıkabilmektedir. Astımın genel olarak kronisite gösterdiğini biliyoruz; dolayısıyla uzunca süreler takip edilmesi mutlaka zorunlu olan da bir hastalıktır. Bu vesile ile astımlı yaşlı hastalarımızın rutin kontrollere gelmesi gerekmektedir. Ancak; yaşlılarda rutin kontrollere gelebilme olanağı genç ve erişkinlere göre daha azdır. Burada da hasta eğitimi ön plana çıkmakta ve yaşlımızı, hastalığı ve takibinin ciddiyeti konusunda yeterince zaman harcayarak eğitmemiz gerekliliği doğmaktadır. Tüm basamaklara baktığımızda hastalığın, tanısı, tedavisi ve takibi için ciddi bir zaman ve emek harcamak gerekmektedir. Ancak bunları hepsi yaşlılarımızın sağlığı ve mutluluğu için gereklidir. Yaşlı astımlı hastaların sıklıkla acil servise başvurabileceği, akut ataklarla hekime gidebileceği bilindiği için tıp eğitimi esnasında tüm hekimlerimize bu hastalığın acil atak tedavisi hakkında bilgiler aktarma zorunluluğumuz da gün ışığına çıkmaktadır. Takip esnasında kullanılan PEF ve spirometri uygulamaları, cihaza uyumsuzluk, kas güçsüzlüğü, göğüs duvarı rijiditesinin artması, hatalı uygulamalar, zorlu ekspirasyona bağlı baş dönmeleri ve yine zorlu ekspirasyona bağlı bronkospazm nedeniyle zorluk yaratabilmektedir.

    Yaşlı hastalarımızın tedavisindeki amaçlarımız ise şöyle sıralanabilir:
    – Egzersiz dahil günlük normal aktiviteyi sağlamak,
    – Kronik semptomları önlemek,
    – Acil servis dahil, hastaneye atak nedeniyle gelişi en aza indirmek,
    – Yan etkisi en az ya da hiç olmayan ilaçları seçmek,
    – Hastayı ve yakınlarını hastalık ve gidişi hakkında yeterince bilgilendirmek…

    Bilindiği üzere astım tedavisinde bir çok ilaç ve uygulama yöntemi vardır. Ancak burada, kişiye özel olarak uygun ilaç ve cihaz seçmek gereklidir. Yaş, efor kapasitesi, fiziksel aktivite ve ekonomik duruma göre en uygun, en az yan etkili ve mutlak endike olan ilaç/ilaçlar kullanılmalıdır. Konu ile profesyonelleşmiş ve tecrübeli hekiminiz size doğru tedavi konusunda yardımcı olacaktır.

    Sağlıklı günler dileğiyle…
    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Astım ve gebelik!

    Astım ve özellikle alerjik astım giderek artan bir sıklıkta karşımıza çıkmaktadır (1). Bu hastalık için bir çok etiyolojik sebep varken, bazı özel durumlardan da etkilendiği aşikardır. Gebelik gibi fizyolojik geçici değişiklik de bu hastalığın gidişini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Halen dünyada yaygın bir şekilde önemli bir sağlık problemi olan bu hastalığın % 3.4-12.4 oranında gebede karşımıza çıktığı bildirilmektedir (2,3). Gebe kadınlarda bu hastalığın takip ve tedavisi için bir çok uzlaşı raporu da yayınlanmıştır (4-8).

    Gebelik astımı etkiler mi?

    Geçmişte yayınlanmış bir çok kohort ve prospektif çalışmada gebelikte astımın 1/3 kuralına tabii olduğu konusu vurgulanmıştır. Yani astımın gebeliklerin 1/3’ ünde etkilenmediği, 1/3’ ünde kötüleştiği, 1/3’ ünde de iyileştiği bildirilmiştir (9,10). Bunun yanında prospektif iki çalışmada da ağır astımlı gebelerin %52-65’ inde hastalığın daha da kötüleştiği, hafif astımlı gebelerde ise yalnızca %8-13’ ünde kötüleşme olduğu gösterilmiştir (11,12). Astım alevlenmelerinin genel olarak 24-36. haftalar arsında olduğu belirtilmiştir (11,13). Murphy ve arkadaşlarının yaptığı çalışma ile astımlı hastalarda alevlenmelerden 1. derecede sorumlu olan etkenin viral solunum yolu enfeksiyonları (%34) olduğu, bunu da inhale steroid tedavisine uyumsuzluğun (%29) takip ettiği gösterilmiştir (11). Bir başka çalışmada ise ağır astımlı gebelerin % 69’ unda, hafif astımlı gebelerin %31’ inde, astımı olmayan gebelerin ise sadece %5’ inde solunumsal ya da üriner enfeksiyonların bulunduğu gösterilmiştir (14). Bu bilgilerimize dayanarak esasen astımın ağırlığını önemsemeden gebe astımlı hastalarımızı çok iyi takip etmemiz gerektiği söylenebilir.

    Gebelikte astımı etkileyen fizyolojik değişiklikler tablo.1’ de gösterilmiştir.

    Tablo.1: Gebelikte astımı etkileyen fizyolojik faktörler.

    – Serbest kortizol düzeylerindeki artış inflamatuvar tetiklenmelere karşı koruyucu etkili olabilir
    – Bronkodilatatör substanslarda artış (progesteron gibi) havayolu cevaplarında düzelmeye neden olabilir
    – Bronkokonstrüktör substanslarda artış (prostaglandin F2-alfa gibi) havayolu cevaplılığını arttırabilir.
    – Plasental 11 beta hidroksisteroid dehidrogenaz tip 2’ nin azalan aktivitesi plasental kortizol konsantrasyonunu arttırarak düşük doğum ağırlığına sebep olur
    – İnflamatuvar sitokinlerin plasental gen ekspresyonları düşük doğum ağırlığı riskini arttırabilir
    – Hücre aracılı immün sistemin modifikasyonu infeksiyon ve inflamasyona verilen maternal cevabı etkileyebilir.

    Astım gebeliği etkiler mi?

    Gebelik öncesi astım kontrolünün gebelik gidişatını nasıl etkileyeceğine dair çok sınırlı bilgimiz vardır. Martel ve arkadaşlarının yaptığı ve bu konuda ilk çalışma sayılabilecek olan 1808 astımlı gebeyi inceleyen araştırmada gebelikleri öncesinde astımın kötü kontrol edildiğine dair kriterlere sahip olan gebelerde hipertansiyon ortaya çıkma riskinde artış saptanmıştır (15). Daha önceleri yapılan bazı çalışmalar çelişkili sonuçlar vermekle birlikte değişen ağırlıkta astıma sahip olan, kontrolsüz ve uygun tedavi almayan astımlı gebelerde bir takım sorunların ortaya çıktığına dikkat çekilmiştir. Astımlı kadınların düşük doğum ağırlıklı ya da intrauterin gelişme geriliği olan bebeklere sahip olduklarını gösteren çalışmalar (9,16) olmasına rağmen geniş prospektif çalışmalarda bu gösterilmemiştir (13,17,18). 1453 astımlı gebeyi inceleyen 4 çalışmayı sistematik olarak gözden geçiren bir derlemede inhale steroid kullanmayan gebelerin düşük doğum ağırlığı olan bebeğe sahip olma rölatif riskleri 1.55 olarak saptanmıştır (19). 934 hastayı gözden geçiren diğer bir üç çalışmayı sistematik olarak değerlendiren başka bir derlemede de astım alevlenmesi olan gebelerde astımı olmayan gebelere ve astım alevlenmesi olmayan gebelere göre düşük doğum ağırlıklı bebeğe sahip olma riskinin arttığı gösterilmiştir (16). Çoğu çalışma sonucunda astımlı gebelerde inhale steroid kullanımının fetal gelişme üzerinde olumlu etkilerinin olduğu belirlenmiştir (20). Buna karşılık, hafif astımlı olduğu kabul edilerek steroid tedavi verilmeyen gebeliklerde, anlamlı derecede düşük doğum ağırlıklı bebekler rapor edilmiştir (20).

    Astımlı gebelerde hipertansiyonun görülme sıklığındaki artışı ortaya koyan eski çalışmalar dışında iki geniş, çok merkezli, prospektif ve iyi düzenlenmiş çalışmada astım semptomları olan veya düşük hava akımı hızları olan gebelerde gestasyonel hipertansiyonun daha sık görüldüğü gösterilmiştir (21,22). Bunlara ek olarak, hem eski hem de prospektif değişik çalışmalarda astımlı olan gebelerde astımlı olmayan gebelere göre sezeryan gerekliliğinin arttığı bildirilmiştir (9,13,17).

    Gebelikte astıma yaklaşım:

    Gebelikte astıma yaklaşım ve tedavi prensipleri genel olarak gebelik dışındaki kadınlara ve erkek hastalara göre herhangi bir farklılık göstermez (4-8). Ancak, özellikle astım alevlenmesi esnasında tablo-2’ de gösterildiği gibi bazı önelmler alınmalıdır. Astımlı gebeleri inceleyen geniş prospektif bir çalışmanın sonuçlarına göre gebelikte astıma uygun yaklaşım hem maternal hem de fetal problemleri azaltmaktadır (12,17). Antenatal fetal değerlendirmele sıklığının, astım ağırlığı, intrauterin gelişme geriliği ve pre-eklampsi riski baz alınarak belirlenmesi gerekmektedir (fetal ultrasonografi, non-stres test).

    Tablo.2: Akut astımlı gebede yaklaşım.

    – Erkenden müdahale edilmeli
    – Anne ve fetüsün iyi olduğu sıkı bir şekilde devamlı takip edilmeli
    – Oksijen saturasyonu %95’ in üzerinde tutulmalı
    – PaCO2 40 mmHg altında tutulmalı
    – Anne sol yan pozisyonda yatırılmalı
    – Sıvı alımı mümkün değilse yoğun IV sıvı (125 ml/saat) verilemli
    – Uygun pozisyon, hidrasyon ve tedavilerle hipotansiyonda sakınılımalı
    – Yalnızca anafilaktik bir durum vars adrenalin kullanılmalı
    – Eğer gerkli ise erkenden entübasyon yapılmalı, ancak ödem nedeni ile gebelerde bu durum için uzman bir kişi gerekebilir..

    Eğitim:

    Astımı olan bir gebeye çok iyi bir şekilde astım hastalığının temel mekanizmaları anlatılmalı; tetikleyiciler, astım kontrolü, kullanılacak olan aletler, ilaçlar ve kişisel davranışlar hakkında bilgi verilmelidir. Özellikle alerjenler gibi çevresel faktörler konusunda hem hekim hem de hasta uyanık olmalıdır.

    Farmakolojik tedavi:

    Bazı anne ve hekimler astım ilaçlarının anne ve bebek üzerinde oluşabilecek olan potansiyel yan etkileri açısından oldukça endişelidirler. Son dönemlerde yapılan bir çalışmaya göre kadınların hamile kalınca % 23’ ünün inhale steroidlerini, %13’ ünün kısa etkili ?2 agonistlerini, % 54’ ünün de ataklar için verilen oral steroidlerini azalttıkları gözlenmiştir (23). Bir başka çalışmada da acil servise başvuran gebe kadınlara gebe olmayanlara göre daha az oranda steroid tedavisi başlamaktadırlar, bunun yanında kullanılan steroid dozlarını düşürmektedirler (24). Bu tür yaklaşımlar güvenli gibi göüzkse de aslında perinatal bir sürü problemin düşük ekspiratuvar akım ve kontrolsüz astım ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (21,22). Ayrıca prospektif çalışmalar, vaka-kontrol çalışmaları ve sistematik derlemeler inhale steroidlerin, teofilinin, kısa etkili ?2 agonistlerin fetal konjenital malformasyon, preeklampsi, erken doğum veya düşük doğum ağırlığı riskini arttırmadığını da göstermiştir (15,25-27). Dolayısıyla gebelikte iyi bir astım kontrolü sağlanmalı, ilaçlar düzenli kullanılmalı ve hasta uyumu sağlanmalıdır.

    Hamilelikte bir çok ilacın farmakokinetiği ve absorpsiyon oranları değişmekle birlikte gebelikte astım tedavisi açısından gereken ilaçlar için herhangi bir doz ayarlamasına gerek yoktur. İlk trimesterde kullanılan sistemik dekonjestanların fetal gastroşisis, intestinal atrezi ve hemifasiyal mikrozomi riskinde hafif bir artış yaptığı gösterilmiştir (28).

    İlk trimesterde kullanılan oral kortikosteroidlerin fetal yarık dudak-damak anomalisi yaptığına dair epidemiyolojik çalışmalar vardır (29). Buna rağmen özellikle ağır astımlı vakalarda hayat kurtarıcı etkileri nedeniyle bu tür yan etkiler göz ardı edilebilir.

    Geniş prospektif vaka-kontrollü çalışmalarda kortikosteroidlerin erken doğum ve preeklampsi ile ilişkili olduğu gösterilmiştir (15,30). Bu ilaçlar içerisinde prednisonun özellikle % 90’ ının plasentada inaktive edilmesi nedeniyle fetal herhangi bir yan etkisi yoktur (31).

    İnhale steroidler gebe astımlılarda en önemli tedavi araçları olup herhangi bir fetal marformasyon ya da perinatal mortalite yaratmamaktadırlar (15,19,25-27).

    Kromolin sodyum ve kısa etkili beta-2 agositlerde gebelikte güvenli gözükmektedirler (21,25,30). Uzun etkili beta-2 agositlerle ilgili az sayıda çalışma vardır. Hayvan deneylerinde formeterol ve salmeterolün fetal malformasyona neden olduğu gösterilse de az sayıda deneğin katıldığı prospektif çalışmlarda insanlarda fetal malformasyon, erken doğum veya düşük doğum ağırlığına neden olmamıştır (21,32,33). Uzun etkili beta-2 agonistler açısından en iyisinin kortikosteroidlerle kombine kullanılması olduğu gösterilmiştir (34).

    Lökotrien antagonistlerinin gebelerde kullanımına dair çalışma çok çok azdır. Çok kısıtlı sayıdaki hastayı değerlendiren iki çalışmada da fetal malformasyon gözlenmemiştir (21,35).

    Kaynaklar

    1. Devereux G. The increase in the prevalence of asthma and allergy: food for thought. Nat Rev Immunol 2006;6:869-74.
    2. Kwon HL, Belanger K, Bracken MB. Asthma prevalence among pregnant and childbearing-aged women in the United States: estimates from national health surveys. Ann Epidemiol 2003;13:317-24.
    3. Kurinczuk JJ, Parsons DE, Dawes V, Burton PR. The relationship between asthma and smoking during pregnancy. Women Health 1999;29:31-47.
    4. National Asthma Education and Prevention Program Working Group. Managing asthma during pregnancy: recommendations for pharmacologic treatment—2004 update. Expert panel report. J Allergy Clin Immunol 2005;115:34-46.
    5. Global Initiative for Asthma (www.ginasthma.com)
    6. Lemiere C, Bai T, Balter M, Bayliff C, Becker A, Boulet LP et al. Adult Asthma Consensus Guidelines Update 2003. Can Respir J 2004;11:9A-18A.
    7. British Thoracic Society; Scottish Intercollegiate Guidelines Network; British guideline on the management of asthma. Thorax 2003;58 Suppl 1:i1-94.
    8. National Asthma Concil Australia. Asthma management Hanbok 2006. Melbourne: 2006.
    9. Lao TT, Huengsburg M. Labour and delivery in mothers with asthma. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol 1990;35:183-90.
    10. Schatz M, Harden K, Forsythe A, Chilingar L, Hoffman C, Sperling W et al. The course of asthma during pregnancy, post partum, and with successive pregnancies: a prospective analysis. J Allergy Clin Immunol 1988;81:509-17.
    11. Murphy VE, Gibson P, Talbot PI, Clifton VL. Severe asthma exacerbations during pregnancy. Obstet Gynecol 2005;106:1046-54.
    12. Schatz M, Dombrowski MP, Wise R, Thom EA, Landon M, Mabie W, et al. Asthma morbidity during pregnancy can be predicted by severity classification. J Allergy Clin Immunol 2003;112:283-8.
    13. Stenius-Aarniala BS, Hedman J, Teramo KA. Acute asthma during pregnancy. Thorax 1996;51:411-4.
    14. Minerbi-Codish I, Fraser D, Avnun L, Glezerman M, Heimer D. Influence of asthma in pregnancy on labor and the newborn. Respiration 1998;65:130-5.
    15. Martel MJ, Rey E, Beauchesne MF, Perreault S, Lefebvre G, Forget A et al. Use of inhaled corticosteroids during pregnancy and risk of pregnancy induced hypertension: nested case-control study. BMJ 2005;330:230.
    16. Murphy VE, Clifton VL, Gibson PG. Asthma exacerbations during pregnancy: incidence and association with adverse pregnancy outcomes. Thorax 2006;61:169-76.
    17. Dombrowski MP, Schatz M, Wise R, Momirova V, Landon M, Mabie W, et al. Asthma during pregnancy. Obstet Gynecol 2004;103:5-12.
    18. Schatz M, Zeiger RS, Hoffman CP, Harden K, Forsythe A, Chilingar L et al. Perinatal outcomes in the pregnancies of asthmatic women: a prospective controlled analysis. Am J Respir Crit Care Med 1995;151:1170-4.
    19. Murphy VE, Gibson PG, Smith R, Clifton VL. Asthma during pregnancy: mechanisms and treatment implications. Eur Respir J 2005;25:731-50.
    20. Murphy VE, Zakar T, Smith R, Giles WB, Gibson PG, Clifton VL. Reduced 11 beta-hydroxysteroid dehydrogenase type 2 activity is associated with decreased birth weight centile in pregnancies complicated by asthma. J Clin Endocrinol Metab 2002;87:1160-668.
    21. Bracken MB, Triche EW, Belanger K, Saftlas A, Beckett WS, Leaderer BP. Asthma symptoms, severity, and drug therapy: a prospective study of effects on 2205 pregnancies. Obstet Gynecol 2003;102:739-52.
    22. Schatz M, Dombrowski MP, Wise R, Momirova V, Landon M, Mabie W et al. Spirometry is related to perinatal outcomes in pregnant women with asthma. Am J Obstet Gynecol 2006;194:120-6.
    23. Enriquez R, Wu P, Griffin MR, Gebretsadik T, Shintani A, Mitchel E et al. Cessation of asthma medication in early pregnancy. Am J Obstet Gynecol 2006;195:149-53.
    24. Cydulka RK, Emerman CL, Schreiber D, Molander KH, Woodruff PG, Camargo CA, Jr. Acute asthma among pregnant women presenting to the emergency department. Am J Respir Crit Care Med 1999;160:887-92.
    25. Schatz M, Dombrowski MP, Wise R, Momirova V, Landon M, Mabie W, et al. The relationship of asthma medication use to perinatal outcomes. J Allergy Clin Immunol 2004;113:1040-5.
    26. Blais L, Beauchesne MF, Rey E, Malo JL, Forget A. Use of inhaled corticosteroids during the first trimester of pregnancy and the risk of congenital malformations among asthmatic women. Thorax 2006.
    27. Rahimi R, Nikfar S, Abdollahi M. Meta-analysis finds use of inhaled corticosteroids during pregnancy safe: a systematic meta-analysis review. Hum Exp Toxicol 2006;25:447-52.
    28. Werler MM. Teratogen update: pseudoephedrine. Birth Defects Res A Clin Mol Teratol 2006;76:445-52.
    29. Park-Wyllie L, Mazzotta P, Pastuszak A, Moretti ME, Beique L, Hunnisett L et al. Birth defects after maternal exposure to corticosteroids: prospective cohort study and meta-analysis of epidemiological studies. Teratology 2000;62:385-92.
    30. Schatz M, Zeiger RS, Harden K, Hoffman CC, Chilingar L, Petitti D. The safety of asthma and allergy medications during pregnancy. J Allergy Clin Immunol 1997;100:301-6.
    31. Briggs GG, Freeman RK, Yaffe SJ. Drugs in pregnancy and lactation. Seventh ed. Philadelphia: 2005.
    32. Jones KL, Johnson DL, Van Maarseveen ND, Chambers CD, Schatz M. Salmeterol use and pregnancy outcome: A prospective multi-center study. J Allergy Clin Immunol 102, S156. 2002.
    33. Wilton LV, Shakir SA. A post-marketing surveillance study of formoterol (Foradil): its use in general practice in England. Drug Saf 2002;25:213-23.
    34. Ernst P, McIvor A, Ducharme FM, Boulet LP, FitzGerald M, Chapman KR et al. Safety and effectiveness of long-acting inhaled beta-agonist bronchodilators when taken with inhaled corticosteroids. Ann Intern Med 2006;145:692-4.
    35. Merck Research Laboratories. Seventh annual report on exposure during pregnancy from the Merck pregnancy registry for Singulair® (montelukast sodium) covering the period from U.S. approval (February 20, 1998) through July 31, 2005. Merck Research Labs, editor. 2006. West Point, PA.

    Sağlıklı günler dileğiyle…
    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Sigara, alerji ve astım

    Astım, hem özgül hem de kimyasal bir takım uyaranlara fazlaca verilen iltihabi yanıtla karakterize kronik bir hava yolu hastalığıdır (1). Bu cevabı uyaran bazı ajanlar bilinirken bazıları bilinmemektedir. Bu ajanlarla tekrar eden maaruziyetler sonucunda hastalık giderek kötüleşmekte ve bronşial normal cevaplarda ikincil değişiklikler meydana gelmektedir.

    Sigara içme sonucunda hava yollarını direkt olarak etkileyen bir çok zararlı madde içeren toksik ajanlarla karşılaşılırken akciğerlerdeki bölgesel iltihap da tetiklenmektedir. Hem kronik obstrüktif akciğer hastalığı (kronik bronşit + amfizem) hem de astım gibi sigara ile ilişkili akciğer hastalıklarında kalıcı ve devamlı süren hava yolu iltihabı meydana gelmektedir (2).

    Sigara içmek astımlı hastalarda akut (ani) atağı tetikleyebilmektedir; bunun yanında astım ağırlığı ile sigaraya maaruziyet arasında çok sıkı bir ilişki vardır (3-5). Bu bilgiler hayvan modelleri ile de desteklenmektedir (6,7). Son dönemdeki bilgilerimiz aktif sigara içiminin erişkinlerde astımın başlangıcı için önemli bir risk faktörü olduğunu göstermektedir (8).

    Sigara ile ilişkili hava yolu iltihabı (inflamasyonu)

    Sigara içmek devamlılık arz eden hava yolu iltihabına yol açar. Sigara çok miktarda toksik, karsinojenik madde bulundurur bu nedenle bronşiyal hücrelerde kısa ve orta dönemde hasara neden olur (9). Biyolojik ve moleküler mekanizmalar değişik yollardan ancak birlikte hareket ederek hasara neden olur (10). Bronşiyal hücrelerdeki anormal değişiklikler yanında moleküler tamir mekanizmalarında görevli bazı hücrelerdeki (makrofajlar ve diğer inflamatuvar hücreler) fonksiyon bozuklukları sonucunda programlı hücre ölümü (apopitozis) sisteminde anormallikler ortaya çıkmaktadır. Tüm bunlar sonucunda apoptozis ve marofaj fagositozunda bozulma, hücrelerde beklenmeyen ölüm (nekroz) başlangıcı ve son olarak da geriye dönüşü olmayan bronş daralmaları meydana gelmektedir (11-13). Ayrıca astımı olmayan sigara içenlerde de hava yolları, içmeyenlerle karşılaştırıldığında hava yolu iltihabını ortaya çıktığı gözlenmiştir (14-17).

    Sigara içen astımlılarda hava yolundaki iltihabi (inflamatuvar) hücreler

    Sigara içen insanlarda havayolu duvarında oldukça fazla iltihabi hücre (daha çok CD8+ T hücre ve makrofaj), bronşiyal sıvılarda (balgam) da nötrofil şeklindeki iltihap hücrelerinde artış olduğu gözlenmiştir (14,18). Akciğer biopsi kesitlerinde ise sigara içen kişilerde içmeyenlere göre alerjideki en önemli hücre olan eozinofil artışı saptanmıştır (19). Astımı olup da sigara içen kişiler hakkında yeterli yayın olmasa da deney hayvanı astım modellerinde sigara dumanına maaruziyetin bronşiyal aşırı tetiklenmeyi artırdığı ve alerjen uyarısını takiben bu örneklerde eozinofil ve alerjik tipteki Th-2 sitokin cevabının arttığı gösterilmiştir (20,21).

    Sigara içen astımlılarda sitokinler ve diğer mediyatörler

    Astımlı sigara içicilerin balgamlarında IL-8 denilen ve nötrofil tipindeki iltihap hücrelerini akciğere çağırmaya yarayan sitokinde artış olduğu, bunun sonucunda akciğere iltihap hücrelerinin toplandığı ve bu değişikliklerin sigara içme miktarı ile ilişkili olup; hastanın solunum fonksiyon testlerinin (% FEV1 gibi) bozulduğunu görmekteyiz (22). Aynı şekilde sigara içen astımlılarda balgam alerji hücrelerinin doku yıkıcı proteinlerinin (eozinofilik katyonik protein = ECP) düzeylerinin de arttığı gösterilmiştir (22). IL-18 sitokini, anti-alerjik mekanizmaları çalıştıran Th-1 tipinde gelişimden sorumlu önemli bir sitokindir. Dolayısıyla bu sitokin, alerjik mekanizmaları çalıştıran Th-2 yönünde gelişimi de baskılamaktadır. Sigara içen hem astımlı hem de astımı olmayan vakalarda sigara içmeyenlere göre IL-18 düyezlerinde anlamlı bir düşme saptanmıştır. Bu etki özellikle astımlılarda çok belirgin olarak bulunmuştur (23). Tüm bu bulgularla sigara içiminin astımlı hastalarda bağışıklık cevabını (immün cevap) alerjik tip olan Th-2 yönüne doğru çevirdiği söylenebilir.

    Kortizon (steroid) tedavisi almamış olan astımlı sigara içicilerde, sigara içmeyen astımlılara göre bronşları genişlettiği bilinen nitrik oksit (NO) düzeylerinin de düştüğü görülmüştür (24). Sigara içimi muhtemelen NO üretimini sağlayan enzimi baskılayarak (inhibe ederek) NO düzeyini düşürmektedir. Ayrıca sigara içen astımlılarda oksidatif stresin arttığı görülmüştür (25,26). Yine nörojenik iltihabın da sigara içen astımlılarda olaya katkıda bulunduğu bilinmektedir (27).

    Sigara içen astımlılarda hava yolunda yeniden yapılanma (remodeling)

    Astımlı hastalarda dokuların anormal şekilde yeniden düzenlemesi ve yapılanması (remodeling) bir gerçektir. Sigara içen astımlı hastalarda ise remodelingin çok daha ağır olduğu saptanmıştır (28).

    IgE ve sigara

    Genel populasyonda sigara içimi ile ev tozu akarlarına karşı gelişen alerji antikoru olan spesifik IgE düzeyleri arasında pozitif bir ilişki vardır (29).

    Pasif sigara içimi

    Pasif sigara içimi ile özellikle çocuklarda astım görülme sıklığında artma ve bununla birlikte öksürük, hırıltı, bronşit, bronşiolit, pnömoni görülme sıklığında artma, akciğer fonksiyon testlerinde bozulma görülmektedir. Pasif sigara içimi ile astım görülme sıklığı ve ağırlığında artma saptanırken ataklar da daha sık görülmektedir. Bu nedenle acil servise başvuru sıklığında da artış gözlenmektedir (30,31). Bu riskler özellikle erken yaşlarda ailenin sigara içimi ile çok ilişkilidir.

    Son zamanlarda Almanya’ da yapılan bir çalışmaya göre erişkinlerde pasif sigara içimi ile alerjik duyarlılanma arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. İstatistiki anlamlı olmasa da pasif sigara içimi ile alerjik duyarlılanma ve alerjik rinit görülme sıklığı arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır (32).

    Sonuç olarak, sigara içimi ile alerjik duyarlılanma ve astım arasında göz ardı edilemeyecek bir ilişki olduğu kesindir. Bu sebeple hastalarımızı sigarayı bırakmaya yönlendirmeli ve pasif sigara içiminden de korunmalarını önermeliyiz.

    Kaynaklar

    1. Global Initiative for Asthma (GINA). Global strategy for asthma management and prevention. Available at: http://www.ginasthma.com/Guidelineitem. Accessed 31th August 2007.

    2. Hargreave FE, Parameswaran K. Asthma, COPD and bronchitis are just components of airway disease. Eur Respir J 2006;28:264-7.

    3. Althuis MD, Sexton M, Prybylski D: Cigarette smoking and asthma symptom severity among adult asthmatics. J Asthma 1999; 36:257-64.

    4. Lange P, Parner J, Vestbo J, Schnohr P, Jensen G: A 15-year followup study of ventilatory function in adults with asthma. N Engl J Med 1998; 339:1194-200.

    5. Siroux V, Pin I, Oryszczyn MP, Le Moual N, Kauffmann F: Relationships of active smoking to asthma and asthma severity in the EGEA study. Epidemiological study on the Genetics and Environment of Asthma. Eur Respir J 2000; 15:470-7.

    6. Seymour BW, Pinkerton KE, Friebertshauser KE, Coffman RL, Gershwin LJ: Second-hand smoke is an adjuvant for T helper-2 responses in a murine model of allergy. J Immunol 1997;

    159:6169-75.

    7. Moerloose KB, Pauwels RA, Joos GF: Short-term cigarette smoke exposure enhances allergic airway inflammation in mice. Am J Respir Crit Care Med 2005; 172:168-72.

    8. Piipari R, Jaakkola JJ, Jaakkola N, Jaakkola MS: Smoking and asthma in adults. Eur Respir J 2004; 24:734-9.

    9. Hoffmann D, Hoffmann I. The changing cigarette, 1950-1995. J Toxicol Environ Health 1997;50:307-64.

    10. Bartal M. COPD and tobacco smoke. Monaldi Arch Chest Dis 2005;63:213-25.

    11. Stockley RA. Neutrophilic inflammation; “Don’t you go to pieces on me!”. Eur Respir J 2006;28:257-8.

    12. Rydell-Törmänen K, Uller L, Erjefalt JS. Direct evidence of secondary necrosis of neutrophils during intense lung inflammation. Eur Respir J 2006;28:268-74.

    13. Willemse BWM, Ten Hacken NHT, Rutgers B, Lesman-Leegte IGAT, Postma DS, Timens W. Effect of 1-year smoking cessation on airway inflammation in COPD and asymptomatic smokers. Eur Respir J 2005;26:835-45.

    14. Saetta M, Turato G, Maestrell P, et al. Cellular and structural bases of chronic obstructive pulmonary disease. Am J Repir Crit Care Med 2001; 163: 1304–9.

    15. Jeffery P. Structural and inflammatory changes in COPD: a comparison with asthma. Thorax 1998; 53: 129–36.

    16. Roth M, Arora A, Barsky S, Kleerup E, Simmons M, Tashkin D. Airway inflammation in young marijuana and tobacco smokers. Am J Respir Crit Care Med 1998; 157: 928–37.

    17. Kuschner W, D9Alessandro A, Wong H, et al. Dosedependent cigarette smoking-related inflammatory responses in healthy adults. Eur Respir J 1996; 9: 1989–94.

    18. Di Stefano A, Capelli A, Lusuardi M, et al. Decreased T lymphocytes infiltration in bronchial biopsies of subjects with severe chronic obstructive pulmonary disease. Clin Exp Allergy 2001; 31: 893–902.

    19.Lams B, Sousa A, Rees P, et al. Immunopathology of the small-airway submucosa in smokers with and without chronic obstructive pulmonary disease. Am J Respir Crit Care Med 1998; 158: 1518–23.

    20. Seymour BW, Schelegle ES, Pinkerton KE, et al. Secondhand smoke increases bronchial hyperreactivity and eosinophilia in a murine model of allergic aspergillosis. Clin Dev Immunol 2003; 10: 35–42.

    21. Seymour BW, Pinkerton KE, Friebertshauser KE, Coffman RL, Gershwin LJ. Second-hand smoke is an adjuvant for T helper-2 responses in a murine model of allergy. J Immunol 1997; 159: 6169–75.

    22. Chalmers G, MacLeod K, Thomson L, Little S, McSharry C, Thomson N. Smoking and airway inflammation in patients with mild asthma. Chest 2001; 120: 1917–22.

    23. McKay A, Komai-Koma M, MacLeod K, et al. Interleukin-18 levels in induced sputum are reduced in asthmatic and normal smokers. Clin Exp Allergy 2004; 34: 904–10.

    24. Verleden G, Dupont L, Verpeut A, Demedts M. The effect of cigarette smoke on exhaled nitric oxide in mild steroid-naive asthmatics. Chest 1999; 116: 59–64.

    25. MacNee W, Rahman I. Oxidants and antioxidants as therapeutic targets in chronic obstructive pulmonary disease. Am J Respir Crit Care Med 1999; 160: 58–65.

    26. Caramori G, Papi A. Oxidants and asthma. Thorax 2004; 59: 170–173.

    27. Kwong K, Wu Z-X, Kashon M, et al. Chronic smoking enhances tachykinin synthesis and airway responsiveness in guinea pigs. Am J Respir Cell Mol Biol 2001; 25: 299–305.

    28. Carroll N, Perry S, Karkhanis A, et al. The airway longitudinal elastic fiber network and mucosal folding in patients with asthma. Am J Respir Crit Care Med 2000; 161: 244–8.

    29. Jarvis D, Chinn S, Lucynska C, Burney P. The association of smoking with sensitization to common environmental allergens: results from the European Community Health Survey. J Allergy Clin Immunol 1999; 104: 934–40.

    30. DiFranza JR, Aligne CA, Weitzman M. Prenatal and postnatal environmental tobacco exposure and children’s health. Pediatrics 2004; 113:1007–15.

    31. Macaubas C, Klerk NH, Holt BJ, et al. Association between antenatal cytokine production and the development of atopy and asthma at age 6 years. Lancet 2003; 362:1192–7.

    32. Topp R, Thefeld W, Wichmann HE, Heinrich J. The effect of environmental tobacco smoke exposure on allergic sensitization and allergic rhinitis in adults. Indoor Air 2005 Aug;15(4):222-7.

    Sağlıklı günler dileğiyle…

    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Alerjik astım ve cinsel yaşam

    Alerjik astım ve cinsel yaşam

    Cinsellik yaşamın doğal bir parçasıdır. Cinsel sağlık ve davranışı; aile, arkadaşlar, eğitim, kültür ve çevre gibi birçok etken belirler. Fakat, bazı hastalıklar cinsel sağlığı ve ilişki sırasında gösterilen eforu etkileyebilir hatta bozabilir. Astım, cinsel yaşam açısından, hastaların yaşam kalitesi algılamalarını önemsenmeye başlandığından bu yana üzerinde durulan bir konudur. Temel bilgi olarak astım toplumun %5’ini etkileyen, trakeo-bronşial ağacın terminal dallarının yaygın daralması ve obstrüksiyonu ile karakterize, bronkokonstrüksiyon ve mukus üretiminin aracılık ettiği kronik inflamatuvar, dönemsel, yaygın bir hastalıktır.

    Hastalık ataklar şeklinde gelişir ve bu atakları enfeksiyonlar, alerjenler, çeşitli egzersizler ve duygusal stres tetikleyebilir. Sonuç olarak kişilerin fiziksel aktiviteleri kısıtlanır, çalışma performansları düşer, gece uykuları bölünür, sıklıkla medikal tedavi almaları ve bazen de hastanede yatmaları gerekir. Yaşam kalitesi, genel olarak kişinin hastalığı ile ilgili olarak fiziksel, psikolojik ve sosyal fonksiyonlarına olan etkisini tanımlayan bir terimdir. Astımın yaşam kalitesi parametelerini etkilediğine dair hem jenerik hem de hastalık özgül anket formlarının kullanılarak elde edilen bir çok veri vardır (1,2).

    Hastalığın yaşam kalitesi parametrelerini ne denli etkilediğini inceleyen hem jenerik hem de hastalığa özgül anketler vardır (1,3,4). Astım, hastaların hayatını fiziksel, emosyonel ve sosyal açılardan etkileyen kronik bir hastalık olup son yıllarda hastalığın bu yönüyle de değerlendirilmesi oldukça ilgi çekici bir alan yaratmıştır. Seksüel yaşam da kişilerin normal hayatının doğal ve önemli bir parçası olup, birçok hastalıktan etkilenmektedir. Seksüel yaşama ait veriler yaşam kalitesi verilerinin önemli parçalarını oluşturmaktadır. Birçok hastalığın yaşam kalitesi parametreleri dışında kişilerin seksüel kalitelerini de etkilediğine dair çalışmalar mevcuttur (5,6). Son yılların ilgi çeken alanlarından olan yaşam kalitesi, seksüel yaşam kalitesi ve bunların hastalıklarla ilgisini değerlendiren çalışmalar giderek artmaktadır. Seksüel aktivite (koitus) astımı değişik yollarla tetikleyebilir.

    Kimi hastalarda seksüel heyecan ile birlikte anksiyetenin eşlik ettiği astım ve rinit atakları gelişir, nadiren de bazı hastalarda tek başına insan seminal sıvı alerjisine bağlı (HSPA=Human Seminal Plasma Allergy) (7,8) ya da kondom kullanımı sırasında görülen lateks alerjisi (7.9,10) kaynaklı aşırı duyarlılık reaksiyonları görülebilir. Postkoital astım “sexercise induced asthma (SIA)” ise seksüel heyecan dışında herhangi bir sebepten kaynaklanan astım atağıdır (11). Hasta ve partnerlerinin baskın özelliği anksiyete ve endişedir. Koital astımın aksine akut ataklar yerine koitus sonrası 4-6 saat sonra görülen geç astım yanıtlarıyla karakterizedir (11). SIA, egzersizin indüklediği bir astım şekli değildir. Seksüel aktivitenin ilk dakikalarından itibaren hastaların PEFR (peak expiratory flow rates) değerleri bariz bir şekilde düşerken merdiven çıkma egzersizindeki (ki bu egzersiz seks sırasında harcanan enerjiye denk olan bir egzersizdir) PERF değerlerinde bir düşüş görülmemektedir (12). Seksüel aktivite sırasında oluşan yoğun duygusal uyaranlar otonom sinir sitemi üzerinde parasempatik yönde bir dengesizliğe yol açarak mast hücrelerinden medyatörlerin salınmasına sonuç olarak hastada postkoital astım ya da rinit gelişmesine neden olur (11). Koitus ile ilişkili astım durumları iyi tanımlanmalı ve ayrılmalıdır.

    HSPA, kondom kullanımı ve SIA; koitus ile ilişkili olan ancak her biri farklı tedavi yaklaşımları gereken durumlardır. HSPA, vulvovajinit ile kolayca karıştırılabilirken, kondomun yol açtığı lokal belirtiler ve astım durumu, spesifik olmayan postkoital semptomlarla karışabilir. Kolayca tanı konulabilecek çoğu vaka hastaların utangaçlığı, çekinmeleri ya da klinisyenlerin yoğun poliklinik tempoları sırasında dikkatsizlikleri nedeniyle gözden kaçmaktadır.

    Ancak; tüm bunlarda en önemli çözümün, hasta değerlendirme esnasında son derece derin ve ayrıntılı bir anamnez almak olduğu aşikardır. Astımda cinsel hayatı etkileyebilen bir diğer neden de depresyondur. Hipoksi, sınırlı akciğer fonksiyonu gibi organik değişiklikler hastalığın ileri aşamalarında belirgin hale gelirken, depresif ruh hali ve sosyal faaliyetlerde kısıtlanma erken fazda görülür. Depresyon astımlı hastalarda semptomları ağırlaştırır, düşük libido, erektil disfonksiyon gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açar (13-16). Nefes darlığı ve boğulma hissi korkusu yaşayan hastalar cinsel temastan kaçınabilir ve sonuç olarak eşler arasında uyum sorunları oluşabilir (16,17). Fizyolojik olarak astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile benzer şekilde gonadal steroidleri etkileyebilir. Hipoksi, libido ile ilişkili temel hormon olan testesteron düzeylerinde düşüklüğe neden olur.

    Hipoksinin diğer bir etkisi, Nitrik oksit (NO) sentezi ve kavernöz dokuda cGMP aktivitesi için gerekli olan moleküler oksijen düzeylerini etkilemesidir ki bu yolla erektil disfonksiyona neden olabilir (18). Etkilenen sistem bakımından yakınlık gösteren KOAH gibi hastalıkların cinsel yaşam üzerine etkileri belgelenmiş olmasına rağmen astım için yeterince çalışma yapılmamıştır (19). Oysa ki cinsel efor düşünüldüğünde bu tür durumların astımlı bir hastanın cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyeceği aşikardır. Kaba bir yaklaşımla astımdan primer olarak etkilenen popülasyon %5 iken sekonder olarak etkilenen eş, ebeveyn ve çocuk popülasyonu hesaba katılacak olursa bu oran %10 ila 25 arasında dramatik bir değişim gösterebilir. Etkilenecek kişilerin muazzamlığı dikkate alınırsa konuya ciddi bir yaklaşım gerekmektedir. Gerek kapalı gerekse modern toplumlarda, hasta ve hekimler cinsel yaşam hakkında konuşmayı rahatsız edici bir konu olarak bulmaktadır (20). Kronik hastalığı olan kişiler sadece hastalıkları ile ilgili değil ayrıca cinsel yaşamları hakkında konuşmaya da teşvik edilmeli, tıp eğitimi içine hastalara cinsel konularda nasıl yaklaşılacağı konusunda pratik uygulamalar eklenmelidir (21,22). Astım tedavisinin uygun yönetimi için yaşam kalitesi ve dolayısıyla cinsel fonksiyonlar da önemlidir ve cinsel hayatlarında sınırlamaları olan hastaların astım kontrolünün iyi olduğunu söyleyemeyiz. Tüm bu veriler ele alındığında astımlı bir hastayı değerlendirirken son derece derin ve ayrıntılı bir anamnez almanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Hekimlerin bu görüşme esnasında hastasının özellikle cinsel yaşamla ilgili kısıtlanmaları ve diğer yaşam kalitesi parametrelerini mutlaka değerlendirmeye alması, yapacağı tedaviye buna göre değerlendirmesi gerekmektedir. Bunun dışında astım için uygulanan tedavilerin hastanın cinsel yaşam kalitesi üzerine olumlu veya olumsuz etkileri her vizite mutlaka değerlendirilmelidir. Tüm hastalıklarda olduğu gibi astımlı hastalar da bir bütün olarak ele alınmalıdırlar.  

    Kaynaklar: 1- Wilson SR, Rand CS, Cabana MD, Foggs MB, Halterman JS, Olson L, Vollmer WM, Wright RJ, Taggart V. Asthma outcomes: Quality of life. J Allergy Clin Immunol. 2012;129(3 Suppl):88-123. 2- Braido F, Baiardini I, Balestracci S, Fassio O, Ravera S, Bellotti M, Canonica GW. The relationship between asthma control and quality-of-life impairment due to chronic cough: a real-life study. Ann Allergy Asthma Immunol. 2008;101:370-4. 3- Ware JE, Sherbourne CD, Davies AR, et al. A short-Form Health Survey (SF-36) I. conceptual framework and item selection. Med Care. 1992;30:473-83. 4- Juniper EF, Guyatt GH, Ferrie PJ, Griffith LE. Measuring quality of life in asthma. Am Rev Respir Dis. 1993;147: 832-8. 5- Kirmaz C, Aydemir O, Bayrak P, Yuksel H, Ozenturk O, Degirmenci S. Sexual dysfunction in patients with allergic rhinoconjunctivitis. Ann Allergy Asthma Immunol. 2005;95:525-9. 6- Tristano AG. The impact of rheumatic diseases on sexual function. Rheumatol Int. 2009;29:853-60. 7- Kuna P, Kupczyk M, Bochenska-Marciniak M. Severe asthma attacks after sexual intercourse. Am J Respir Crit Care Med. 2004;170:344-5. 8- Shah A, Panjabi C. Human seminal plasma allergy: a review of a rare phenomenon. Clin Exp Allergy. 2004;34:827-38. 9- Turjanmaa K, Reunala T. Condoms as a source of latex allergen and cause of contact urticaria. Contact Dermatitis. 1989;20:360-64. 10- Kawane H. Coitus-induced asthma or condom-induced asthma? Chest. 1992;102:327-28. 11- Shah A, Sircar M. Postcoital asthma and rhitinis. Chest. 1991;100:1039-41. 12- Andrews JL (Jr). Sex and asthma. In : Weiss EB, Segal MS, Stein MS, ed Bronchial Asthma; 2nd edn. Boston : Little Brown & Co. 1985;932-33. 13- Kullowatz A, Kanniess F, Dahme B, Magnussen H, Ritz T. Association of depression and anxiety with health care use and quality of life in asthma patients. Respir Med. 2007; 101:638-44. 14- Casper RC, Redmond DE Jr, Katz MM, Schaffer CB, Davis JM, Koslow SH. Somatic symptoms in primary affective disorder: Presence and relationship to the classification of depression. Arch Gen Psychiatry. 1985;42:1098–110. 15- Nicolosi A, Moreira ED Jr, Villa M, Glasser DB. A population study of the association between sexual function, sexual satisfaction and depressive symptoms in men. J Affect Disord. 2004;82:235–43. 16- Başar MM, Ekici A, Bulcun E, Tuğlu D, Ekici MS, Batislam E. Female Sexual and Hormonal Status in Patients with Bronchial Asthma:Relationship with Respiratory Function Tests and Psychologial and Somatic Status.Urology. 2007;69:421-5. 17- Brown ES, Khan DA, Mahadi S. Psychiatric diagnoses in iner city outpatients with moderate to severe asthma. Int J Psychiatry Med. 2001;30:319–27. 18- Cellek S, and Moncada S: Nitrergic neurotransmission mediates the non-adrenergic non-cholinergic responses in the clitoral corpus cavernosum of the rabbit. Br J Pharmacol. 1998;125: 1627–9. 19- Fletcher EC, Martin RJ. Sexual dysfunction and erectile impotence in chronic obstructive pulmonary disease. Chest. 1982;81:413-21. 20- Basson R, Weijmar Schultz W. Sexual sequelae of general medical disorders. Lancet. 2007;369:409–24. 21- Svartberg J, Aasebø U, Hjalmarsen A, Sundsfjord J, Jorde R. Testosterone treatment improves body composition and sexual function in men with COPD, in a 6-month randomized controlled trial. Respir Med. 2004;98:906–13. 22- Blackstock F, Webster KE. Disease-specific health education forCOPD: a systematic review of changes in health outcomes.Health Educ Res. 2007;22:703–17. Sağlıklı günler dileğiyle… Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Alerjik hastalıklara genel bakış

    Alerjik hastalıklara genel bakış

    Alerji, Yunanca ‘değişik iş veya değişik reaksiyon’ anlamına gelen bir kelime olup tıbbi olarak beklenmeyen “aşırı duyarlılık reaksiyonları” nı anlatmak için kullanılmaktadır. Yani, normal şartlarda vücudun reaksiyon vermesini beklemediğimiz bazı maddelere reaksiyon vermesini tanımlar. Alerjik hastalıklar bulgu olarak sanki tek bir organı ya da sistemi ilgilendiriyormuş gibi dursa da aslında sistemik bir hastalık tüm vücudu ilgilendirir. Bu hastalıklar; göz, deri, solunum ve sindirim sistemi gibi bir çok sistem ve organı etkilemektedir. Genel olarak alerjik şikayetlerin; yer, mevsim(mevsimsel, yılboyu), çevre faktörleri ile ilişkisi, diğer aile üyelerinde benzer alerjik şikayetlerin (atopik bünye) görülmesi gibi özellikleri de önem taşımaktadır. Alerjik hastalıkları ve bulgularını kısaca başlıklar halinde özetleyecek olursak;

    1. Alerjik rinit (= saman nezlesi)

    2. Alerjik konjonktivit (=göz alerjisi)

    3. Alerjik astım

    4. Atopik dermatit (=deri alerjisi)

    5. Ürtiker (kurdeşen) – anjioödem

    6. Alerjik gastroenteropati (=mide barsak sistemini ilgilendiren alerjiler)

    7. Anafilaksi

    8. İlaç alerjisi

    9. Böcek alerjileri Alerjik rinit; En sık görülen alerjik hastalıktır.

    Saman nezlesi, bahar alerjisi, burun alerjisi gibi isimleri de vardır. Hapşırma, burun akıntısı (su gibi), burunda kaşıntı ve burunda tıkanıklık bulgularının en az iki tanesinin günde en az bir saatten fazla sürmesi şeklinde bulguları vardır. Bu hastalık polenlere bağlı olarak bahar mevsimlerine özel olabilir, ya da ev tozu akarları (mite) veya hayvan alerjenlerine bağlı olarak tüm yıl boyu sürebilir. Hastalık genel olarak alerjik konjonktivit ve/veya sinüzit bazen de alerjik astım ile beraber görülür. Alerjik konjonktivit; Gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ile seyreder, az önce bahsedildiği gibi alerjik rinit ile sıklıkla beraber görülebilir. Daha çok mevsimsel olarak polenlere bağlı görülür. Alerjik astım; Klinikte en sıklıkla görülen alerjik hastalıklar solunum yolunun alerjik hastalıklarıdır. Bunlardan saman nezlesi ve astım birlikte görülebileceği gibi ayrı ayrı birer hastalık olarak da karşımıza çıkabilir. Saman nezlesi olan hastaların büyük bir çoğunluğunda astım gelişebileceği unutulmamalıdır. Bu hastalarda saman nezlesi şikayetleri ile birlikte öksürük, hırıltı, nefes darlığı gelişmesi astımı düşündürmelidir. Astım solunum yollarının en ciddi alerjik hastalıklarından biridir. Genel olarak yıl boyu alerjik rinitli kişilerde karşımıza çıkmakla beraber, mevsimsel alerjik rinite de eşlik edebilir. Ayrıca daha az da olsa hiçbir şekilde rinit ve/veya konjonktivit olmadan yalnız başına da görülebilir. Hastalarda tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenle temas sonrası şikayetler başlar. Ürtiker; Vücutta kaşıntı, deriden kabarık, kaşıntılı, kızarık lezyonlar şeklinde karşımıza çıkar. Çoğunlukla kısa süreli olup (6 haftadan daha az süren şekilde) bu duruma akut ürtiker denilir. Gıdalar ve ilaçlar akut ürtikerin en sık sebebi olan alerjenlerdir.

    Şikayetler 6 haftadan daha uzun sürüyorsa bu durumda kronik ürtikerden bahsedilir. Bu hastalarda alerjik sebeplerden ziyade başkaca hastalıklar bu duruma sebep olur. Bu durumda romatizmal hastalıklardan gizli kalmış enfeksiyon hastalıklarına kadar bir çok sebep taranmalıdır. Anafilaksi; Alerjen alınmasından çok kısa süre sonra ortaya çıkan ve maalesef dramatik sonuçlar doğurabilen bir durumdur. İlaçlar, gıdalar ve arı zehiri gibi alerjenler en sık sebep olarak karşımıza çıkar. İç sıkıntısı, el ayasında ve ayak tabanında kaşınma, yaygın kaşıntı, tansiyon düşüklüğü ve şok, soluk borusunda şişme ve nefes darlığı gibi bulgular çok ani olarak gelişir ve hastanın en yakın zamanda bir sağlık kuruluşuna gitmesini gerektirir.

    Alerjik deri hastalıkları; Deride kaşıntı, pullanma, renk değişiklikleri, derinin kalınlaşması şeklinde karşımıza çıkan atopik dermatit, hem sık görülmesi, hem de çocuklukta başlayan bu durumun gelecekte saman nezlesi ve astım gibi hastalıkların ön habercisi olması nedeniyle önemli bir alerjik hastalıktır. Derinin ikinci önemli alerjik hastalığı ürtikerdir. Ürtiker, yukarıda da bahsedildiği gibi akut ve kronik olarak iki formda karşımıza çıkabilir. Yuvarlak veya oval, beyaz veya kırmızı şişlikler şeklinde karşımıza çıkar. Lezyonlar birkaç milimetreden birkaç santim büyüklüğüne kadar olabilir. Ürtikerial lezyonlar genellikle 24 saat içinde kaybolurlar. Eğer 24 saatten fazla aynı yerde kalıyorsa vaskülit gibi farklı tanılar düşünülmelidir.

    Angioödem ise göz kapakları, dudaklar gibi cilt altı yumuşak dokunun daha gevşekçe olduğu bölgelerde şişlik şeklinde karşımıza çıkar. Şişlik olan bölgelerde kaşıntıdan ziyade daha çok hafif ağrı şikayeti vardır ve tipik olarak asimetriktir. Temas yoluyla olan deri alerjileri de bir diğer tipi oluşturur. Çeşitli ilaçlar, metaller, makyaj malzemeleri gibi pek çok nedene bağlı olarak genellikle 24-48 saat süren bir bekleme süreci sonrasında deriden kabarık, kaşıntılı, kızarık lezyonlar gelişir. Geç tip aşırı duyarlılık olarak tanımlanan bu durumda da hastanın alerjenden uzak durması temel kaidedir.

    Sindirim sisteminin alerjik hastalıkları Besinlere bağlı alerjiler de ağız içi veya ağız çevresinde lezyonlar, ishal, kusma, burunda akıntı, deride şişlik kızarıklık, astım, ile karşımıza çıkabilir. Bu durumda hastalar genel olarak kendilerine dokunan gıdayı ayırt edebilirler. Bu gıdanın bulunduğu herhangi bir yiyeceğin alınmaması temel çözümü oluşturur. Böcek alerjileri; Bir çok böcek zehiri ile ortaya çıkabilen bir durum olmasına karşın, en sık karşılaşılanı arı sokması ile ortaya çıkan alerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon bazen maalesef ölüme kadar gidebilen anafilaksi tablosunu da oluşturabilir. Bu tür durumlarda genel korunma yöntemleri yanında diğer bazı alerjik hastalıklarda da uygulanan alerji aşısı (alerjen immünoterapi) hayat kurtarıcı ve yüz güldürücü sonuçlar doğurur.

    Sağlıklı Günler Dileğiyle…

    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Solunum fonkisyon testi

    Solunum fonksiyon testleri temel olarak ne kadar nefes aldığınız ve bu nefesin ne kadarını belirli bir zaman dilimi içerisinde çıkarabildiğinizi sayısal olarak değerlendirmeye dayanmaktadır. Bu testler ile hem tanı konulmasında hem de sizin astımınızın takibinde son derece önemlidir. Doktorunuz bu değerlere bakarak hastalığınızın şiddeti ya da astımınızın kontrol düzeyi ile ilgili olarak karar verecektir.

    Solunum Fonksiyon Testleri ne zaman yapılır.

    Astım şüphesi ile ilk muayeneye gittiğinizde.

    Astım tedavisi başlandıktan sonra kontrol için doktorunuza gittiğinizde

    Astım tedavisi değiştiğinde tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde

    Solunum fonksiyon testleri iyi bir iletişim ve performans gerektirmektedir. O nedenle 5-6 yaşından itibaren yapılmaktadır. Daha küçük çocuklar için farklı metotlar ile havayollarının durumu değerlendirilebilir. Testler bir kaç kez tekrarlanır. Aralarında farkın olmaması gerekir.

    Solunum Fonksiyon Testleri Öncesi Yapılması Gerekenler

    Yaş, boy ve vücut ağırlığı belirlenir.

    Hastanın varsa kullandığı ilaçların cinsi, dozu ve son kullanma zamanı bilinmelidir

    Sigara ve alkol içilmemesi (sırasıyla en az 24 saat ve 4 saat öncesine kadar)
    Ağır egzersiz yapmayın (<30 dakika)

    Göğüs ve karın hareketlerinizi kısıtlayıcı giysiler giymeyin.

    Aç olmayın ama aşırı da yemeyin

    Kısa etkili ß2 agonist kullanmayın (<6 saat) Test yapılmadan önce oturarak dinlenin.

    Test sırasında yapılacak manevralar size anlatılacaktır. Anlamadığınız konuları tekrar sorabilirsiniz.

    Solunum Fonksiyon Testleri Nasıl Yapılır?

    Burun kapatılır

    Ağıza uygun tek kullanımlık kullanılmalıdır.

    Öncesinde normal solunum yapar.

    Daha sonra derin ve kuvvetli bir nefes alır.

    Komutla hiç beklenmeden hızlı ve kuvvetli şekilde nefesini verir.

    Böylece zorlayarak en az 6 saniye nefesini vermeye devam eder.

    Nefesini verdikten sonra tekrar derin nefes alır ve test sonlandırılır.

    Arka arkaya yapılmış üç test içerisinden en iyisi seçilir.

  • Astım tanı, takip ve tedavi

    Astım tanı, takip ve tedavi

    Astım, hava yollarının kronik (müzmin) hastalığıdır. Soluduğumuz hava akciğerlerimize yani oksijen ile karbondioksit değişiminin yapıldığı alveollere (keseciklere) havayollarından geçerek ulaşmaktadır. Astım aslında karmaşık bileşenleri olan bir klinik sendrom olarak kabul edilmektedir. Hastaların hava yollarında mikrobik olmayan iltihap vardır. İltihabi süreçte hem hava yollarında aşırı duyarlılaşma olurken hem de aşırı hücre birikimi, mukus ve hava yollarını saran kaslarda kasılma meydana gelir. Tüm bu faktörlerin etkisiyle hava yolları daralır. Nefes alıp verirken zorlanmaya başlarız. Soluduğumuz havanın alveol dediğimiz keseciklere ulaşmasında sorunlar yaşanmaya başlar. Bu durumda hastalarda öksürük gibi hafif bulgulardan, ağır nefes darlığına kadar değişen geniş yelpazede semptomlar ortaya çıkar.

    Astım tanısı olan şikayeti olmayan hastalar da bile havayollarında iltihap bulunmaktadır. Normalde reaksiyon verilmemesi gereken tetikleyicilerle (alerjenler, hava kirliliği, sigara dumanı) karşılaştıklarında hava yollarında aşırı hassasiyet olduğu için öksürük, nefes darlığı gibi semptomlar ortaya çıkar.

    Astım çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalığıdır. Dünyada 300 milyon kişide astım olduğu bilinmektedir. Sıklığı da giderek artmaktadır. Ülkemizde her 10 çocuğun birinde astım olduğu bilinmektedir. Bu oran erişkinlerde daha düşüktür.

    Diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi astımında nasıl geliştiği tam olarak bilinmemektedir. Günümüzde alerjik hastalıkların gelişimini açıklamaya çalışan “hijyen hipotezi” halen geçerliliğini sürdürmektedir. Astım ya da diğer alerjik hastalıkların sıklıklarındaki artışın, dünyadaki sosyo-ekonomik düzeydeki iyileşme dönemine denk gelmesi bu hipotezin esasını oluşturmaktadır.

    Astım semptomları alerjenler ile karşılaşıldığında ortaya çıktığı gibi, bazı kişilerde egzersiz sonrasında da görülebilir. Spor yaparken ortaya çıkan bu durum egzersizin tetiklediği bronkokonstrüksiyon (EIB) olarak adlandırılmaktadır. Yine bazı meslekleri yapan kişilerde işine özgün alerjenlere bağlı astım (mesleksel astım) görülebilir.

    Astım benzeri bulgular çocukluk döneminde özellikle 5 yaş altında sıkça görülür. Bu dönemde astım tanısı konulurken dikkatli olunması gerekir. Bu konuda alerji ve immünoloji doktorlarından yardım alınması uygun olur.

    Astım ne yazık ki kür (tamamen düzelme) edilebilen bir hastalık değildir. Ancak hekiminizle iyi bir işbirliği ile astımınızı kolayca kontrol altına alabilirsiniz. Ve yaşamınıza sorunsuz olarak normal kişiler gibi devam edebilirsiniz.

    Astım Semptomları nelerdir?

    Astım semptomları bireyler arasında farklılıklar gösterebilir. En sık görülen semptom göğüsten gelen hışıltı (vizing) sesidir. Hava yollarındaki daralma sonucu nefes verirken ortaya çıkar.

    Hangi bulgular astımı düşündürmelidir?

    Nefes darlığı

    Göğüste tıkanma hissi ya da ağrı

    Uzun süreli öksürükler

    Uykudan uyandıran öksürük ve hışıltı.

    Astım semptomları genellikle tetikleyiciler (infeksiyonlar, alerjenler, egzersiz vb) ile karşılaşıldığında ortaya çıkar. Astım semptomlarının alerjik olmayan tütün dumanı, hava kirliliği, kimyasal/kozmetik kokular ya da soğuk havalarda da ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır. Çocuklarda egzersizle yani oyun oynarken ortaya çıkan öksürük astım belirtisi olabilir.

    Semptomlar ağır olduğunda ya da belirgin nefes darlığında astım atağından söz edebiliriz. Bu durumda hızlı hareket edilmeli, gerekirse doktorunuzla irtibata geçip tedavi planınızda değişiklikler yapılmalıdır.

    Astım Tanısı Nasıl Konulabilir?

    Astım tanısının konulabilmesi için öncelikle hastanın iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Çoğu vakada tanı, hastanın öyküsü ve semptomların özelliklerine göre kolayca konulabilir.

    Ailesel alerjik hastalık bulunması tanı için oldukça önemlidir. Astım semptomları gece veya sabaha karşı daha sık ortaya çıkabilir. Tetikleyiciler (alerjen, egzersiz, hava kirliliği, vb) ile karşılaşıldığında öksürük, göğüste hışıltı sesinin duyulması ya da nefes darlığının oluşması astım tanısı için önemli özelliklerdir. Diğer bir önemli husus ise astım hastaları şikayeti olmadan tamamen normal olduğu dönemleri de vardır. Diğer kronik akciğer hastalıklarından ayırıcı önemli bir özelliktir.

    Öykü ve hastanın muayenesi ile büyük ölçüde tanı konulabilmesinin yanında ek laboratuvar incelemelerine de çoğu zaman gereksinim duyulmaktadır. Laboratuvar incelemeleri, tanı konulması yanında hastanın takip sürecinin de objektif parametrelerle yapılmasını sağlamaktadır.

    Tanısal işlemler

    Solunum fonksiyon testleri (Spirometri)

    Bronş provokasyon testleri

    Metakolin

    Egzersiz

    Diğer

    Tetikleyicilerin belirlenmesi

    Deri prik testleri

    İntradermal testler

    Astım tanısının konulmasında en önemli basamaklardan birisi solunum fonksiyon testleridir (SFT). Deneyimli personel tarafından uygun ortamlarda yapılması gerekir. Derin nefes alındıktan sonra hızla cihaza üflenir. Bu test ile akciğerlerinizdeki havanın 1.saniyedeki çıkan miktarının (FEV1) >%80 olması beklenmektedir. Astım şiddetine göre bu değerlerde düşüklük gözlemlenebilir. Ancak astımlı hastalarda bronşlarda daralma olup olmadığını göstermek için solunum fonksiyon testleri normal olsa bile kısa etkili ß2 agonist (salbutamol) verilerek işlem tekrarlanır. Hastanın ilk değerine göre belirli oranda artış görülürse tanı için çok değerli bir bulgudur.

    Solunum fonksiyon testleri hem astım tanısı konulmasında, şiddetinin belirlenmesinde ve hastanın takibinde çok önemlidir.

    Ancak bazı durumlarda hastanın öyküsü astım ile uyumlu olsa da solunum fonksiyon testleri normal olabilir. Bu durumda hastalara provokasyon testlerinin yapılması gerekir. Provokasyon testlerinden hangisinin yapılacağına hekiminiz karar verecektir. Çoğunlukla farklı dozlarda ilaç (metakolin)inhalasyonuyla ya da egzersiz ile bu testler yapılabilir.

    Astım tanısı konulduktan sonra hastalığı kontrol altına almak için varsa tetikleyicilerinin (alerjenler) belirlenmesi gerekmektedir. Hastanın semptomlarının özelliklerine göre seçilen alerjenlerle deri prik testleri yapılır. Pozitif çıkan alerjenler için hastalara korunma önlemlerinin alınması tavsiye edilir.

    Alerji deri testleri ile astım tanısı konulamaz. Bir çok hastanın deri testi pozitifliği olsa bile hasta olmadığını biliyoruz. Bu nedenle testlerin yapılması ve yorumlanması alerji ve klinik immünoloji uzmanları tarafından yapılmalıdır. Aksi taktirde hem tanısal yanlışlıklar yaşayabilir hem de gereksiz önlemlere ve tedavilere maruz kalabilirsiniz.

    Astımın tedavisi ve izlemi

    Her şeyden önce astım hastalığında kür dediğimiz tamamen düzelmenin olmadığı bilinmelidir. Astımda kontrolü sağlamak için bir kaç basamağın birlikte uygulanması gerekmektedir. Bir konuda aksaklık yaşandığında hastalığın kontrolü konusunda sorunlar yaşanmaya başlar.

    Astım,

    İlaçların düzenli kullanılması,

    Tetikleyicilerden kaçınılması (çevre kontrolü) ve

    İyi bir hekim hasta işbirliği ile kontrol altına alınabilir.

    Her üç basamakta hastaya iyi eğitim verilmesi başarı için olmazsa olmazımızdır. Hasta eğitiminde ilaçların kullanım teknikleri, izleyeceği yol haritası , tetikleyicilerden nasıl korunacağı ve sorun yaşadığında yapabileceği ilk müdahaleler konusunda donanımlı olması sağlanmalıdır. Elbette astım kronik bir hastalık olduğu için gerektiğinde aileye ya da hastaya psikolojik destek verilmelidir.

    Temel yaklaşımların yanında gerektiğinde hastalığı kontrol etmek için çoğu zaman ilaç kullanımına da ihtiyaç duyulmaktadır.

    Bu süreçte kullanılan ilaçlar kontrol edici ve rahatlatıcı ilaçlar olarak adlandırılır. İlaçlar daha çok solunum yolu (inhalasyon) ile alındığı için kullanımı konusunda eğitim verilmesi gerekir. Uygun teknik ve cihazlar kullanılmadığında ilaçlardan beklenen etkiyi göremezsiniz.

    Kronik hava yolu hastalığı olarak astım hastalarında bronşlarda mikrobik olmayan inflamasyon olduğu için buna yönelik ilaçların kullanılması çok önemlidir. Günümüzde az sayıda ama çok etkili ilaçlar ile astım hastalığının kontrolü sağlanabilmektedir. Anti-inflamtuvar etkiye sahip en etkili ilaçlar kortizonlardır (kortikosteroid). Bu ilaçlar solunum yolu ile değişik formlarda hastaların kullanımına sunulmuştur. Kullanım teknikleri açısından her birinin ayrı özellikleri vardır. Hekimler yeterli zaman ayırarak bu konuda hastalara eğitim vermelidir. Bu ilaçlar solunum yolu ile çok düşük dozlarda alınmakta ve sadece akciğerlerimizde etkili olmaktadır. Hekim kontrolünde kullanıldığında önemli yan etkileri bulunmamaktadır.

    Astım kontrolünde lökotrienlerin etkisini reseptörleri düzeyinde bloke eden ilaçlarda (montelukast)kullanılabilir. Bunların etkisi nispeten kortizonlu ilaçlara göre daha azdır. Ağızdan günde bir kez alınarak kullanılır.

    Astımın kontrolünde zorluklar yaşandığı zaman tedaviye ağız yoluyla verilen kortizonlu ilaçlar eklenebilir. Son yıllarda zor astım vakalarında biyolojik ajanlarda tedaviye girmiştir. Anti-IgE ile kontrol edilemeyen astımlı hastalarda iyi sonuçlar alınmaktadır. Anti-IgE’nin, kılavuzlarda önerilen tedavilere yanıt alınamadığında, bu tedavilere ek olarak kullanılması önerilmektedir.

    Astım tedavisinde kurtarıcı ilaçlar

    Kurtarıcı ilaçlar solunum yolu ile alınırlar. Daralmış bronşlarda hava yollarının etrafındaki düz kasları gevşeterek hastanın daha rahat nefes almasını sağlarlar. Salbutamol (ß2 agonist) en sık kullandığımız bronş genişleticilerden birisidir. Etkisi dakikalar içerisinde başlar. Astım ataklarında kısa aralıklarla bir çok kez kullanılabilir. Ayrıca hastaların kendisi de semptomları olduğu zaman kullanabilirler. Bu ilaçlar hastalarda rahatlama yapar ancak hava yollarındaki iltihap üzerine etkisi yoktur. İlacın rahatlatması sizde rehavete neden olmasın.

    Unutmayın. Haftada iki seferden daha fazla rahatlatıcı ilaç kullanıyorsanız doktorunuzla temasa geçmelisiniz!

    Uzun etkili olan ß2 agonist ilaçlar (formeterol, salmeterol vb) astım kontrolü için kullanılmaktadır. Uzun etkili olanlar kortizon gibi kontrol edici ilaçlar ile kombine şekilde hastaların kullanımına sunulmuştur. Ancak bu ilaçlar mutlaka alerji ve immünoloji uzmanlarının önerisi alınarak kullanılmalıdır.

    Astımlı hastalarda rahatlatıcı ilaçlardan bir diğeri ise antikolinerjiklerdir. Bu ilaçlar yine solunum yolu ile alınırlar. Ancak kısa etkili ß2 agonistlere (salbutamol) göre etkisi daha azdır ve geç başlar. Antikolinerjikler (ipratropium) havayollarındaki düz kasları kontrol eden sinirleri bloke ederek genişlemeye neden olurlar. Klinik uygulamada ilk tercih edilen ilaç değildir. Ancak ß2 agonistlere yeterli yanıt alınmadığı zaman ilave olarak kullanımı tercih edilmektedir.

    Daha fazla bilgiyi ilaçlar bölümünden alabilirsiniz.

    ÖZEL DURUMLAR ve ASTIM

    Gebelik ve Astım

    Hamilelik döneminde hiç bir ilacın kullanılmasını arzu etmiyoruz. Ne yazık ki çoğu zaman bu mümkün olmamaktadır. Uluslararası kılavuzlar astımı olan hamile kadınların astım ilaçları ile tedavi edilmelerinin, astım belirtilerinin ve astım ataklarının olmasından daha güvenli olduğunu önermektedir. Yani hamilelik sırasında astımın yeterli şekilde kontrol altında tutulmasının hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından daha önemli olduğunu söyleyebiliriz. Gebelik sürecinin bazı astımlı hastalar üzerinde olumlu etkisi olabileceği gibi, bazı astımlı hastalar üzerinde de olumsuz etkisinin olabileceği unutulmamalıdır. Diğer yandan iyi kontrol edilemeyen astımlı hastalarda gebelik komplikasyonlarında da artış görülmektedir.

    Hamilelikte astım kontrolünü nasıl sağlayabilirim?

    İyi bir astım kontrolü hem anne hem de bebeğinizin sağlığı için çok önemlidir. Gebelik sürecinde özellikle bebeğin ihtiyacı olan oksijen desteğinin sağlanabilmesi için astımınızın kontrolünün iyi olması gerekmektedir. Bunun için;

    Düzenli kontrollerinizi yaptırın

    Eğitim; Hasta-hekim işbirliği çok önemli

    Astımınız kötüleştiren tetikleyicilerden kaçının

    Uygun ilaç tedavisi alın

    Astım kontrolü hekiminizle iyi işbirliği yaparak sağlanabilir. Kullanmakta olduğunuz tüm ilaçları gözden geçirin. Zararsız gibi görünen vitaminler ve bitkisel ürünler bebeğiniz için sakıncalı olabilir. Her hangi bir ilacı almadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Sadece doktorunuzun önerdiği ve reçete ettiği ilaçları kullanın.

    ÖZEL DURUMLAR ve ASTIM

    Egzersize Bağlı Bronkokonstrüksiyon

    Egzersiz yaparken ya da daha sonrasında nefes darlığı, öksürük ya da göğüste sıkışma hissi ortaya çıkabilir. Bu durum egzersizin tetiklediği bronkokonstruksiyon olarak tanımlanmaktadır. Astımı olmayan kişilerde görülebileceği gibi alerjisi olan astımlı kişilerde de ortaya çıkabilir.

    Semptomlar ve bulgular genellikle egzersizden sonraki 20 dakika içerisinde çıkmaktadır. Bu hastaların solunum yolları soğuk ve kuru havaya karşı daha duyarlıdır. Solunum sırasında akciğerlerimize ulaşan hava, burunda nemlendirilir ve ısıtılır. Ancak egzersiz sırasında nefes, ağız yolu ile alındığında hava daha kuru ve soğuk olarak akciğerlerimize ulaşmaktadır. Bu durum hava yollarında daralmaya ve semptomların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Hava kirliliği, solunum yolu infeksiyonları ve polenler de benzer şekilde astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olabilirler. Eğer astımlı hastada egzersiz ile öksürük, nefes darlığı ya da hışıltı gibi semptomlar oluyorsa hastalığının kontrolünde sorun olduğunu düşünmeliyiz.

    Egzersize Bağlı Bronkokonstrüksiyon Tanısı İçin Neler Yapabiliriz?

    Spor yaparken ya da günlük yaşantınızda, herhangi bir efor sırasında solunum yolu ile ilgili sorunlar (nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi ve hışıltı) olduğunda mutlaka alerji ve immünoloji uzmanına başvurmalısınız. Tanı konulması için hekiminiz dikkatli bir öykü aldıktan sonra size bazı testler yapacaktır.

    İlk olarak size

    Solunum Fonksiyon Testleri.

    Daha sonra da,

    Egzersiz Testi yapılacaktır.

    Size yapılan solunum fonksiyon test sonuçları düşük ve salbutamol (kısa etkili ß2 agonist) inhalasyonundan sonra düzeliyorsa (reverzibilite testi) muhtemelen astımınız olduğunu söyleyebiliriz.

    Ancak istirahat halinde solunum fonksiyon testleri normal ve bronkodilatatör (salbutamol) yanıtı yok ise size egzersiz challenge testi” yapılacaktır. Bu testler standart protokollere göre koşu bandında yapılır. Ancak tanı konulabilmesi için semptomlarınızın ortaya çıkmasına neden olan eforlar (koşu bandı veya aktivitenizin türüne göre) yaptırılarak ta test yapılabilir. Semptomlarınızın ortaya çıkıp çıkmadığı seri solunum fonksiyonları yapılarak gösterilmeye çalışılır. Bu testler sırasında solunum fonksiyon test değerlerinde belirli bir oranda düşme olursa tanı konulabilir.

    Egzersiz ile ilişkili solunum sistemimle ilgili sorunlar yaşıyorum. Nasıl tedavi olabilirim?

    Eğer astımınız varsa ve egzersiz sırasında solunum yolu problemleri (öksürük, nefes darlığı ya da hışıltı) yaşıyorsanız hava yollarınızda iltihap olduğunu ve kontrol altında olmadığınızı söyleyebiliriz. Bu durumda hekiminiz size astımınızı kontrol edecek ilaçlar (inhale kortikosteroid, lökotrien reseptörlerini bloke eden ilaçlar vb) başlayabilir. Bu ilaçları zaten kullanıyorsanız astımınız kontrol altına almak için doktorunuzun sizi yeniden değerlendirmesi gerekmektedir. İlaçlarınızı yeniden düzenleyebilir, kullanım tekniklerinizi ve alerjenlerden korunma önlemlerinizi gözden geçirebilir.

    Astımınız yoksa ve sadece egzersize bağlı olarak solunum yolu problemleri yaşıyorsanız doktorunuz size kısa etkili bronkodilatasyon yapan ilaçlar (salbutamol) önerebilir. Şikayetleriniz olduğunda ya da egzersize başlamadan 30 dakika önce almanız sizi rahatlatabilir.

    Egzersiz ile ilişkili solunum sistemimle ilgili sorunlarımı gidermek için alacağım önlemler var mıdır?

    Soğuk havalarda, hava kirliliği olan bölgelerde ya da polen yoğunluğunun fazla olduğu dönemlerde egzersizden kaçınmanız size iyi gelecektir. Virüslere bağlı bir üst solunum yolu geçiriyorsanız egzersizinizi ertelemelisiniz. Soluduğunuz havayı filtre edecek ya da ısıtacak önlemleri de (ağzınızı kapatacak atkı, boyunluk ya da eşarp) alırsanız daha rahat edebilirsiniz.

    Egzersiz ile ilişkili solunum sistemimle ilgili sorunlarım var. Hangi sporları tercih etmeliyim?

    Aslında astımınız kontrol altında ise istediğiniz her aktiviteyi yapabilirsiniz. Yoğun efor gerektiren takım sporları yerine (futbol, basketbol, hentbol vb) bireysel sporları (yüzme, yürüyüş, yavaş tempoda bisiklete binmek) tercih edebilirsiniz.

    Eğer dalış sporları yapmak istiyorsanız mutlaka doktorunuza danışmalısınız