Etiket: Aşı

  • Çocuk sağlığı için aşının önemi ve aşı takvimi

    ÇOCUK SAĞLIĞI İÇİN AŞININ ÖNEMİ VE AŞI TAKVİMİ

    Bebeklik dönemi, insanoğlunun en savunmasız dönemidir. Bağışıklık sistemi henüz yeterince oluşmamıştır. Dışardan gelecek tüm mikroplara açıktır. İşte doğada bu dengeyi sağlamak için, hamilelik döneminde anneden bebeğe geçen, “antikor” denen koruyucu maddeler, özellikle ilk 6 ayda daha etkindir. Bebeği pek çok çocukluk çağı hastalığına karşı korur. Bir yandan da anne sütü ile devamlı desteklenir; böylece ilk aylarda bir koruyucu duvar oluşur. Bebek büyüdükçe, bu koruyucu maddeler ömrünü tamamlayarak gittikçe azalır. Bu sırada da bebeğin kendi bağışıklık sistemi gelişmeye başlar, aktif olarak kendini savunmaya çalışır.

    Çevremizde çok çeşitli mikroplar vardır. Nezle, grip yaparlar, boğaz, kulak, bronş, idrar yolu gibi çeşitli organlarda hastalıklar yaparlar. Bir de sadece özel bazı hastalıkları yapan özel mikroplar vardır. Örneğin; kızamık mikrobu; sadece kızamık enfeksiyonu yapar. Tüberküloz mikrobu, tüberküloz (verem) yapar. İşte bu özel mikroplara karşı bebeklerin önceden koruyucu madde (antikor) geliştirme şansı çok zayıftır. Korunmasız bebeğe bu ve benzeri özel mikroplar bulaştığı zaman, bazen sakat bırakma, ölüm gibi çok kötü sonuçlanabilen hastalıkları oluşturur. Doğal yolla vücuda girince böyle ciddi riskler oluşturan bu mikroplara karşı önceden savunma gelişirse, mikrop vücuda girer girmez engellenir ve hastalık yapması önlenir. Aşının temel mantığı budur.

    Bazı aşılarda mikroplar canlıdır, ama hastalık yapamayacak gibi engellenmiştir. Bazen mikroplar öldürülmüştür, bazen de bu mikropların kendisi değil de salgıları veya ürettiği toksin (zehir) aşı olarak kullanılır. Belli dozlarda belli zamanlarda vücuda verilen bu maddeler, bağışıklık sistemini o mikrobu tanımasını sağlar. Böylece hastalık yapabilecek gerçek mikropla karşılaşıldığında, buna önceden hazır olan bağışıklık sistemi, o mikrobu hemen yok eder, hastalık olmaz.

    Her hastalığın risk dönemi farklıdır. Bu nedenle doğumdan itibaren belli bir program dahilinde aşılamanın başlaması gerekir. Her aşının maksimum koruma sağlaması için hangi dozda ve kaç kez tekrar edileceği, ne zaman yapılacağı bellidir. Aşılama takvimi ve hangi aşıların yapılacağı, temel bir program şeklindendir. Ancak ülkelere göre bazı farklılıklar söz konusudur. Sadece tropikal bölgede görülen bir hastalığın aşısı, ancak oralara gidilecekse özel olarak yapılabilir. Aşılama programları, zaman içinde de değişiklik gösterir. Eskiden zorunlu olarak herkese yapılan çiçek hastalığı aşısı, artık kalktı. Çünkü bu hastalık dünyadan yok edildi. Aynı şekilde çocuk felci hastalığının da aşılama yolu ile yeryüzünden silinmesi için çalışmalar sürmektedir. Kızamık hastalığı eskiden daha yaygınken, bebekler 9. ayda aşılanırdı. Şimdi daha iyi kontrol altına alındığı için 1 yaşında kızamık-kızamıkçık-kabakulak karma aşısı şeklinde yapılıyor. Bazı aşılar da zorunlu olarak, devlet eliyle, resmi sağlık kurumlarında yapılırken, bazıları isteğe bağlı olarak yapılıyor. Örneğin, rotavirüs (ishal) aşısı, HPV (genital kanser) aşısı gibi aşılar ülkemizde isteğe bağlı aşılardır. Zaman içinde değişiklikler olabilir. Yakın zaman önceye kadar isteğe bağlı olarak yapılan pnömokok (zatürre) aşısı, artık devletin sağlık kurumlarında uygulanan zorunlu aşılar grubuna alınmıştır. Son bilimsel gelişmeler ışığında ülkemizde uygulanan aşılama takvimi aşağıda görülmektedir. Her zaman için temel prensip; hastalık olduktan sonra tedavi etmek önemli; ama olmaması için gereken önlemleri almak daha önemlidir. Çocukların aşıları ihmal edilmemelidir.

  • Sağlıklı çocuk aşılaması; aşı takvimi

    Bebeklik dönemi, insanoğlunun en savunmasız dönemidir. Bağışıklık sistemi henüz yeterince oluşmamıştır. Dışardan gelecek tüm mikroplara açıktır. İşte doğada bu dengeyi sağlamak için, hamilelik döneminde anneden bebeğe geçen, “antikor” denen koruyucu maddeler, özellikle ilk 6 ayda daha etkindir. Bebeği pek çok çocukluk çağı hastalığına karşı korur. Bir yandan da anne sütü ile devamlı desteklenir; böylece ilk aylarda bir koruyucu duvar oluşur. Bebek büyüdükçe, bu koruyucu maddeler ömrünü tamamlayarak gittikçe azalır. Bu sırada da bebeğin kendi bağışıklık sistemi gelişmeye başlar, aktif olarak kendini savunmaya çalışır.

    Çevremizde çok çeşitli mikroplar vardır. Nezle, grip yaparlar, boğaz, kulak, bronş, idrar yolu gibi çeşitli organlarda hastalıklar yaparlar. Bir de sadece özel bazı hastalıkları yapan özel mikroplar vardır. Örneğin; kızamık mikrobu; sadece kızamık enfeksiyonu yapar. Tüberküloz mikrobu, tüberküloz (verem) yapar. İşte bu özel mikroplara karşı bebeklerin önceden koruyucu madde (antikor) geliştirme şansı çok zayıftır. Korunmasız bebeğe bu ve benzeri özel mikroplar bulaştığı zaman, bazen sakat bırakma, ölüm gibi çok kötü sonuçlanabilen hastalıkları oluşturur. Doğal yolla vücuda girince böyle ciddi riskler oluşturan bu mikroplara karşı önceden savunma gelişirse, mikrop vücuda girer girmez engellenir ve hastalık yapması önlenir. Aşının temel mantığı budur.

    Bazı aşılarda mikroplar canlıdır, ama hastalık yapamayacak gibi engellenmiştir. Bazen mikroplar öldürülmüştür, bazen de bu mikropların kendisi değil de salgıları veya ürettiği toksin (zehir) aşı olarak kullanılır. Belli dozlarda belli zamanlarda vücuda verilen bu maddeler, bağışıklık sistemini o mikrobu tanımasını sağlar. Böylece hastalık yapabilecek gerçek mikropla karşılaşıldığında, buna önceden hazır olan bağışıklık sistemi, o mikrobu hemen yok eder, hastalık olmaz.

    Her hastalığın risk dönemi farklıdır. Bu nedenle doğumdan itibaren belli bir program dahilinde aşılamanın başlaması gerekir. Her aşının maksimum koruma sağlaması için hangi dozda ve kaç kez tekrar edileceği, ne zaman yapılacağı bellidir. Aşılama takvimi ve hangi aşıların yapılacağı, temel bir program şeklindendir. Ancak ülkelere göre bazı farklılıklar söz konusudur. Sadece tropikal bölgede görülen bir hastalığın aşısı, ancak oralara gidilecekse özel olarak yapılabilir. Aşılama programları, zaman içinde de değişiklik gösterir. Eskiden zorunlu olarak herkese yapılan çiçek hastalığı aşısı, artık kalktı. Çünkü bu hastalık dünyadan yok edildi. Aynı şekilde çocuk felci hastalığının da aşılama yolu ile yeryüzünden silinmesi için çalışmalar sürmektedir. Kızamık hastalığı eskiden daha yaygınken, bebekler 9. ayda aşılanırdı. Şimdi daha iyi kontrol altına alındığı için 1 yaşında kızamık-kızamıkçık-kabakulak karma aşısı şeklinde yapılıyor. Bazı aşılar da zorunlu olarak, devlet eliyle, resmi sağlık kurumlarında yapılırken, bazıları isteğe bağlı olarak yapılıyor. Örneğin, rotavirüs (ishal) aşısı, HPV (genital kanser) aşısı gibi aşılar ülkemizde isteğe bağlı aşılardır. Zaman içinde değişiklikler olabilir. Yakın zaman önceye kadar isteğe bağlı olarak yapılan pnömokok (zatürre) aşısı, artık devletin sağlık kurumlarında uygulanan zorunlu aşılar grubuna alınmıştır. Son bilimsel gelişmeler ışığında ülkemizde uygulanan aşılama takvimi aşağıda görülmektedir. Her zaman için temel prensip; hastalık olduktan sonra tedavi etmek önemli; ama olmaması için gereken önlemleri almak daha önemlidir. Çocukların aşıları ihmal edilmemelidir.

  • Alerji aşısı

    Allerjik hastalıklar, çoğu zaman uzun süreli tedavi gerektirir. Her zaman da kesin çözüme ulaşmayabilir. Çözüm şansını artırmak için en uygun tedavi yaklaşımının yapılması gerekir.

    Allerji tedavisinde olmazsa olmaz olan sakınmadır. Allerjiye yol açan tetikleyicilerden olabildiğince sakınmak gerekir. Örneğin; elmaya alerjiniz varsa, elma yemeyeceksiniz. Ama sakınma her zaman bu kadar kolay değildir. Örneğin; ev tozu akarlarından sakınmak çok zordur. Ama yine de bir miktar sakınmak mümkündür. Daha önceki yazılarımda bu konuya ayrıntılı değinmiştim.

    Tedavinin ikinci parçası; ilaç tedavisidir. Allerjik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar; bir kısmı koruyucu veya tedavi edici, bir kısmı rahatlatıcı ilaçlardır. Hastalığın cinsine, şiddetine göre en uygun ilaç grupları, en uygun dozlarda ayarlanarak kullanılır. Hastanın durumu da değişken olduğu için ilaçların belli aralıklarla düzenlenmesi gerekir. İlaç dozu artırılabilir, azaltılabilir, kesilebilir, yeni ilaç eklenebilir. Bütün bunlar, hastalığın derecesiyle orantılıdır. Bu nedenle de şikayet olmasa bile belli aralıklarla kontrole götürüp ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

    Bir diğer tedavi de allerji aşısıdır. Hastalığın doğal seyrini iyileştirme, veya alerjik nezlenin astıma dönmesini önleme gibi etkileri vardır. Burada temel mekanizma; aynen çocukluk çağı kızamık, kabakulak gibi bulaşıcı hastalıklarında olduğu gibi; alerjen maddeyi vücuda tanıtım buna direnç elde etme amacını taşır. Aşı tedavisi her allerji hastasına uygulanmaz. Bunun da belli kuralları vardır.

    Mutlaka seçici olarak inhalan alerjisi olmalıdır. (Yani nefes yolu ile vücuda giren ve hastalığı tetikleyen ev tozu akarı ya da polen duyarlılığı olmalı). Çünkü bu alerjenlerden tamamen sakınarak korunmak mümkün değil. Hiç olmazsa nefesle vücuda giren maddelerin zarar vermesini önlemeli.

    Çocuk ideal olarak 6 yaş ve üstünde olmalı. Çok özel durumlarda daha aşağı yaşlarda da aşı düşünülebilir.

    Aşıya başlama kararını aile ile birlikte mutlaka ÇOCUK ALLERJİ UZMANI vermeli; aşı plan ve programını bu hekim yapmalı. Daha sonra yolunda giden, planı belli aşının uygulaması, çocuk hekiminin, aile hekiminin izleminde olabilir. Yine de en çok 6 ay aralarla çocuk allerji uzmanı hekim çocuğu ve aşıyı denetlemeli, kontrol etmeli.

    Aşı yapılan çocuk, allerji uzmanı hekimin gerekli gördüğü diğer allerji tedavisi ilaçlarını da düzenli kullanmalı. Aşı uygulama, saklama kurallarını iyi bilmeli; en ufak bir tereddütte yanlış bir şey yapmadan hemen allerji uzmanı hekimle temasa geçmelidir.

    Aşı ortalama 3-4 yıl süren bir tedavi sürecidir. Öyle sanıldığı gibi 1 doz aşı olsun, iyileşsin olmaz. Aşıya başlama kararı vermeden önce aşı ile ilgili her türlü soru, kullanımı ile ilgili her türlü bilgi alınmalı, hekimle uzun uzun değerlendirilmedir. Bu aşamada iğne mi yoksa dil altı damla aşısı mı yapılacağı da artı ve eksileri ile değerlendirilerek karar verilmelidir.

    Aşı yapmaya başlayınca hemen hastalığın silineceği beklenmemelidir. Aşının olumlu etkisi ancak 6 ayda başlar, 1 yılda maksimuma ulaşır. Zaten 1. Yılın sonunda aşıya rağmen bir şey değişmemişse, hekimle birlikte değerlendirilerek 4 yıla uzatmadan aşı kesilebilir. Çünkü aşının fayda etme oranı kişiden kişiye değişir. Hastalığı silip atacak diye bir garantisi de yoktur.

    Aşı; bütün alerjik hastalıklarda kullanılacak bir tedavi değildir. En etkili olduğu alerjik hastalıklar; arı sokması alerjisi, astım ve alerjik nezledir. Egzema (atopik dermatit) ve bazen besin alerjisi tedavisinde de kullanılabilir. Astım çok ağırsa, önce ilaçla tedavi başlanıp, uygun olduğunda aşı eklenir. Ama korunma önlemleri ve ilaç tedavisine de devam edilir.

  • Rota virus nedir?

    Rota virus ishale neden olan bir virüstür, ishale sıklıkla kusma, ateş ve sıvı kaybı eşlik eder. Rota virusler nedeniyle her yıl dünyada 5 yaş altinda 25milyon çoçuk şağlık kuruluslarina götürülmektedir. 2 milyon hastaneye yatmakta ve 600 bini aşkın çocuk hayatini kaybetmektedir.

    Rotavirüs Hastalığının belirtileri nelerdir?

    Hastalik virüsü adiktan 1-2 gün sonra başlar, bu donemde bir buldu göstermez ancakçoçuk enfeksiyonu yayabilir. Tipik hastalik bulguları;

    • Kusma

    • İshal

    • Ateş

    Rotavirüs oldukça kolay bulaşan bir virüstür. Bir çok farkli tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilebilinir. Ancak sonraki enfeksiyonlar ilkine göre daha hafif seyreder

    Rotavirüs Nasıl Bulaşır?

    Hastanin gaytasinda bol miktarda bulunduğundan ve çevrede variliğını koruyabildiğınden virüs bulaşık, yiyecek, içecek, oyuncak vb. şeyler vasitasi ile kolayca bulaşabilmektedir.

    Solunum yolu ilede bulaşabildiğini gösteren az miktarda kayit vardir. Ancak asil bulaşma gayta yolu ile olmaktadır.

    Rotavirüs Hastaliği Nasıl Teşhiş Edilir?

    Tipik belirtilerinin yanında teşhis, hastadan alınan dışkı örneklerinin laboratuvarlarda incelenip rotavirüs antijeninin saptanmasiyla konulur

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

    Bu hastalığın ilaci yoktur. Tedavi de vucudun hastalikla kaybettiğı suyun geri konmasi ile olur. Ağır vakalarda hastanede damardan sıvı verilerek tedavi edilir

    Rotavirüs Hastalığı Nasıl Önlenir?

    Çoçukların ellerini yıkamak, daha iyi hijyen koşullarında yaşamalarını sağlamak önemli olsa da rotavirüs hastalığını anlamli şekilde azaltmaktadır. Rotavirüs hastalığından korunmanın öncelikli ve etkin yolu aşılanmaktır.

    Rotavirüs Aşıları

    Rotavirüs’ün bir çok tipi olduğu için hastalik defalarca geçirilrilebilir. Ancak sonraki enfeksiyonlar hiç bir zaman ilki kadar ağır olmamaktadır. İşte aşılanmanın asıl amacı, ağır seyreden bu ilk enfeksiyonun doğal yolla değil aşı ile geçirilmesini salamaktır. Yanı amaç aşı ile belirtisiz veya hafif seyirli hastalığı önlemek değildi, tıpkı doğal bağışıklıkta olduğu gibi ilk ağır enfeksiyonu önlemek, hastane yatışlarını, sağlık kuruluslarına başvuranhasta sayısını ve en önemlisi bu ağır ilk enfeksiyon nedeni ile oluşabilecek ölümleri azaltmaktir. Şu anda ülkemizde ruhsatlandirilmiş 2 rotavirüs aşısı bulunmaktadir. Her ikiside ağız yolu ile uygulanmaktadır. Yapılan çalişmalar iki aşınında guvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Aşılardan Monovolan Human Rotavirüs aşısı olan aşı 2 dozda yapılmaktadır. Ülkemizde önerilen takvimi 2. ve 4. aylarda yapılan 2 doz şeklindedir. Dier aşı Pentavalan Human-Bovine Reassortant Rotavirüs aşısıdır. Uygulanmasi 2,4,6 aylar olmak üzere 3 dozdur.

    Kimler Aşılanamaz?

    • Aşının etken maddesi veya bilesenlerinden birine aşırı duyarli olanlar

    • Önce uygulanan rotavirüs aşısından sonra aşırı duyarlilik gösterenler

    • Önceden invajinasyon (bağırsak düğümlenmesi ) geçirenler

    • Bağışiklik sistemi bozuk olanlar

    • Ateşli hastaliği olanlar

    • İshal ve kusmasi olanlarda aşı uygulanmamali veya uygulanma zamani ertelenmelidir

    Özel Durumlar

    • Premature doğanlar (37 haftanın altinda doğum)

    *En az 6 haftalık olunca, klinik durumları değişken değil ise aşılanabilir

    • Bağışıklık sistemi bozukluğu olan biri ile aynı evde yaşayanlar aşılanabilir

    Aşının çıkarilmasi veya tükürülmesinden sonra tekrar verilmesi gerekmez

    Rotavirüs Aşısının Diğer Aşılarla Beraber Uygulanması

    Rotavirüs aşısı 2. ve 4. aylarda uygulanan karma aşılar, Hepatit B aşısı ve Konguge Pnomokok aşısı ile beraber verilebilir. Oral Polio aşısı ile rotavirüs aşısı ile arasinda 2 haftalik bekleme önerilir, burada rotavirüs aşısı önce uygulanmalidir.

    Rotavirüs aşısı civa ve thiomersal içermez. Şu an ruhsat almiş olan rotavirüs aşısıyla invajinasyon (bağirsak duğumlenmesi) arasinda bi ilişki bildirilmemiştir.

    Saygılarımla

    DR.Ertuğrul Güler

  • Bebeğiniz boğmaca riski altında mı?

    Boğmaca, adını insanların öksürüklerin arasında boğulur gibi çıkardığı sesten alan bir hastalıktır. Boğmaca veya pertusis akciğerlerde ve solunum tüplerinde oluşan bir enfeksiyondur. En tehlikeli olduğu grup bebekler olmakla beraber, yetişkinlerin ve gençlerin bu hastalığa yakalanma riski aslında daha yüksektir. Daha büyük çocuklar veya yetişkinler bu hastalığa yakalandıklarını anlamayabilir. Bu hastalık, öksürüğü uzun süren bir soğuk algınlığı gibi görünebilir. En önemli belirti olan öksürüğü yaşamadan bile bu hastalığı bir başkasına bulaştırabilirsiniz. Basit bir hapşırıktan – ve hatta nefes vermeden – gelen hastalık etkeni, hastalığın bebeğinize ve evinizdeki diğer kişilere geçmesine neden olabilir.

    Bebeklerde Ciddi Sorunlar

    Kötü bir öksürük dönemi, bebeğin su içerken, yemek yerken ve nefes alırken zorlanmasına yol açabilir.

    Boğmaca zatürreeye, yetersiz beslenmeye, nöbetlere ve akciğer ve kalp yetmezliğine neden olabilmektedir.
    Bir yaşın altında boğmaca geçiren üç bebekten ikisi nefes almakta zorlanıyor. Hastalığa yakalanan bebeklerin solunumun izlenmesi, gerektiğinde oksijen verilmesi ve kıvamlı akıntıların vakumla alınması için hastaneye yatırılıyor.

    Ailenizi Koruyun

    Boğmaca aşıları kesin çözüm sağlamıyor. Çocukken boğmaca aşısı olmanız, bu hastalığa yakalanmayacaksınız anlamına gelmiyor. Aşı, yalnızca hastalığa yakalanmanız halinde belirtilerin daha hafif olmasını sağlıyor.
    Difteri ve tetanos ile birlikte, boğmacaya karşı koruma sağlayan iki farklı aşı var: DTaP ve Tdap.
    DTaP 7 yaşın altındaki çocuklara uygulanıyor.
    Tdap ise 2005 yılından bu yana daha büyük çocuklara ve yetişkinlere uygulanan bir aşı.

    Ailenizin güvende olmasını sağlamak için:

    Her hamileliğinizde, üçüncü çeyrek dönemde bir Tdap aşısı vurulun. Aşı, vücudunuzun hastalıkla savaşacak antikorlar üretmesine yardımcı olacaktır. Anneler antikorları doğumdan önce bebeklerine geçirir. Böylece, bebeği 2 aylık olduğunda vurulacağı ilk DTaP aşısına kadar korunması sağlanır.
    Boğmaca aşıları yaşam boyu koruma sağlamadığından, bebeğin etrafında olacak 10 yaşın üzerindeki herkesin Tdap aşısını olması gerekir. Kardeşler, ebeveynler, büyükanne ve büyükbabalar, kuzenler ve bakıcılar da buna dâhildir.
    Bebeğinizin, aşı takvimindeki tüm DTaP aşılarını vurulduğundan emin olun. Bebeğinize 2. ayından 4 ila 6 yaşına kadar toplamda beş aşı dozu verilecek. Aşılar, bebeğinizi son dozu izleyen en az 1 yıl boyunca boğmacaya karşı yaklaşık %90 oranında korur. Çoğu çocuk, aşıyı izleyen 4 yıl boyunca boğmacaya yakalanmaz.

    Boğmacanın Belirtileri:

    Hastalık genellikle burun akıntısı ve tıkanıklığı ve bazen de hafif bir öksürük ile başlar. 1 ila 2 haftadan sonra, büyük olasılıkla öksürüğün özellikle geceleri sertleştiğini fark edersiniz. Boğmaca 10 haftaya kadar devam edebilir.

    Ne Zaman Doktoru Aramalı?

    Bebeğinizde soğuk algınlığı belirtilerinin yanında aşağıdakiler görülüyorsa, doktorunuzu arayın:
    Bebeğin ilk üç boğmaca aşısının yapılmamış olması veya kronik öksürüğü olan bir kişiyle temas etmiş olması
    Şiddetli öksürük, solunum güçlüğü, beslenmede zorluk görülmesi veya bu konuda endişelerinizin olması
    Siz boğmaca geçirdiğinizi düşünüyorsanız, özellikle de yaşadığınız bölgede öksürük salgını görülüyorsa hemen doktorunuzu arayın.
    Erken antibiyotik tedavisi belirtilerinizi hafifletebilir ve hastalığın yayılmasını önleyebilir.

  • Çocuk felci hastalığı

    Çocuk felci (Poliomyelit), özellikle omurilikteki kasların kasılmasını başlatan sinir hücrelerine zarar veren bir virüsün (Polia virus) yol açtığı bulaşıcı enfeksiyondur.

    Belirtileri
    Genellikle yaz ve sonbahar aylarında küçük yerel salgınlar biçiminde ortaya çıkan çocuk felci, 40°C bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrıları, bulantılar ve sırt ağrılarıyla başlar. 4-5 gün sonra kasları iki yanlı, ama bakışımsız olarak etkileyen gevşek felç yerleşir, 2-3 hafta sonra, bazı kaslar bütünüyle normale döner, bir bölümüyse hiç düzelmez.

    Yayılması

    Virüs, hastaların çıkardığı dışkı yoluyla yayıldığı için, çevre sağlığı koşullarına dikkat edilmeyen çağlarda büyük salgınlara yol açmış, koşullar düzeltilince, daha çok çocukları etkilemeye (adı buradan kaynaklanır) başlamış, çocuklara ağız yolundan yapılan aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla, büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

    Omuriliğin ön kordonlarının iltihaplanması sonucu felçle neticelenen bir hastalıktır. Tıp dilinde ‘poliomelitis’ denir. Bilhassa yaz ve sonbahar aylarında görülür. Nedeni bir çeşit virüstür. Lağım sularının yiyeceklere bulaşması, sineklerin taşıdığı mikroplar, hastalığa yakalanmış kişinin ağız ve burnundan çıkan damlacıklarla bulaşır. çocuk felcine küçükler yakalanabileceği gibi büyükler de yakalanabilir. Hastalık virüs vücuda yerleştikten sonra 7-21 gün içinde ortaya çıkar. Hastada ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kusma, yorgunluk, boyunda kasılma, ve sırt ağrıları vardır. Hastalığın ilk günlerinde gerekli tedaviye başlanmazsa, özellikle kol ve bacaklarda felç görülür. Hastalığın başlangıcında hastayı diğer kimselerden ayırmak ve yatırmak gerekir. Çocuk felcinden korunmak için “Salk aşısı” veya “Sabin aşısı” yaptırmak gerekir. Bu aşının ilki çocuk 6 aylık olmadan önce, ikincisi ilk aşıdan 2 ay sonra, üçüncüsü, ikinci aşıdan 6 ay sonra yapılır. 5 ve 15 yaşlarında da tekrarlanır. Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.

    Riskli Durumlar

    – Polio aşısının yapılmaması,
    – Polio salgını olan bölgeye yolculuk yapmak,
    – Hamilelik,
    – Çok yaşlı veya bebek olmak,
    – Ağız, burun veya boğazda yaralanma meydana gelmesi (diş tedavisi, bademciklerin alınması)
    – Virüsü aldıktan sonra bağışıklık sistemimizi bozacak anormal bir stres meydana gelmesi (duygusal veya fiziksel)

    Çocuk felci dünya çapında görülen bir hastalıktır. Ancak aşılamaya yeterli özen gösteren ülkelerde nadiren gözlenir. Yaz ve sonbahar aylarında daha sık gözlenir. Kızlarda daha sık gibi görülmekle birlikte felçler erkek çocuklarda daha sık gözlenir. Salgınlar aşılamanın yapılmadığı bölgelerde gözlenir. 1840 ile 1950′li yıllar arasında poliomyelit dünya çapında salgınlara neden olmaktaydı.

    Korunma

    Polio aşısı, yapıldığı insanların hemen hepsini hastalıktan korumaktadır. Koruma oranı %90′ın üzerindedir.

  • Astımı olan çocuklarda okul öncesi yapılması gerekenler nelerdir?

    Okullar açılmadan önce, astımı olan çocuklarda kışa hazırlık yapmak lazım…

    Çocukluk çağı astımı erişkinlerden oldukça farklı, özellikle hayatın ilk yıllarında üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben öksürük, hırıltı , nefes darlığı gibi şikayetleri olan çocukların önemli bir kısmı büyüdükçe bu hastalığı üzerinden atıyor.

    Bu dönemde çocukların şikayetleri önemli mevsimsel farklılıklar gösteriyor. Bir çok çocuk yazın çok iyi ve bu neden ile biz hastaların ilaçlarına bu dönemde ara veriyoruz…

    Ama yaz bitince, sonbahar gelince, okullar açılınca , o güzel küçük burunlar akmaya başlayınca… birçok çocukta ataklar tekrar başlıyor.

    Eylül salgınları diyoruz buna…

    Kapalı ortamlarda tekrar bir araya gelen çocuklar enfeksiyonları da kolaylıkla birbirine geçiriyor. Bu neden ile yaz boyunca hiç ilaç kullanmayan ya da sadece lüzum halinde öksürük, hırıltı vs olduğunda kısa süreli rahatlatıcı inhaler tedavileri kullanan hastaların kışa hasta bir şekilde girmemeleri için bazı önlemler almamız gerekiyor.

    Çocuğunuzun bir önceki kışı nasıl geçirdiği de çok önemli ...

    Bir önceki kış sık hastalıklar, acil vizitler, ya da hastane yatışları olan çocukların eylülde hiç bir şikayetleri olmasa da bir koruyucu tedavi başlanması kışa ağır bir hastalık ile başlaması ihtimalini azaltır.

    Bu neden ile Eylülde ayındaki kontrollerinde ‘Yaz nasıl geçti?’ diye sorarız…

    Yaz boyunca rahatlatıcı ilaç ihtiyacı oldu mu? Oldu ise ne kadar sıklıkla bu ilaçları kullanması gerekti? Muayene bulguları ve tabii ki eğer çocuğun yaşı uygun ve yapabiliyor ise solunum fonksiyon testi ölçümleri bizim için çok değerli bazı bilgiler verir ve tüm bunların sonuçlarına göre vereceğimiz tedaviyi planlarız.

    Tabii bir de grip aşısı meselesi var…

    Çok sayıda mikrop var bizi hasta eden ama bunlardan bazıları çok önemli influenza gibi mesela bu neden ile her yıl tam da bu zamanlarda grip aşısı konuşulmaya başlanır…İnfluenza önemli çünkü tüm dünyada her yıl 3 ile 5 milyon kişinin influenza ile ağır hastalığa yakalandığı ve 250.000-500.000 kişinin hayatını kaybettiği düşünülüyor.

    Grip aşısı kimlere yapılmalıdır? Herkes aşı olmalı mıdır?

    Özellikle risk grubunda olanlar için aşılama önemlidir

    Astım, diyabet, kalp hastalığı , böbrek hastalığı, nörolojik ya da nöromuskuler hastalıkları olan çocuklar ve bu çocuklar ile aynı evde yaşayan diğer kişiler risk grubunda olmasa bile mutlaka aşılanmalıdır. Örneğin evde astımlı bir çocuk var ise evdeki herkesin aşılanması önerilmektedir.

    Bağışıklık sistemleri baskılanmış kişiler: Kanser hastaları, organ ve kemik iliği nakli yapılanlar ve bu kişiler ile aynı evde yaşayanlar

    Uzun süreli aspirin tedavisi alan çocuk ve adolesanlar (koma, karaciğer hasarı ve ölüme neden olan Reye Sendromu gelişebilme riski nedeni ile)

    Hasta bakımı ile ilgilenen sağlık çalışanları

    Bu gruplar dışında özellikle 6 ay – 5 yaş arası çocukların , hamilelerin ( Hamileliğin ilk 3 ayından sonra ya da bebeğini emziren bir annenin grip aşısı olmasında bir sakınca YOKTUR!) ya da 6 aydan küçük çocukların bulunduğu evlerde yaşayanların bu çocukların bakımları ile ilgilenenlerin de grip aşısı yaptırması önerilmektedir.

    Bu risk gruplarından birinde değilseniz bile grip aşısının yapılması bu yıl içinde grip olma riskinizi azaltır!

    Grip aşısı ne zaman yapılmalıdır?

    Grip enfeksiyonu her mevsimde ortaya çıkabilir, bununla birlikte grip enfeksiyonlarının çoğu ekim- mayıs ayları arasında oluşur. Son yıllarda grip enfeksiyonlarının önemli bir kısmı Ocak ve şubat aylarında ortaya çıkmıştır.

    Aşının koruyuculu etkisi 2 -3 hafta sonra ortaya çıkar bu neden ile tavsiye edilen yıllık grip aşısının aşı kullanıma sunulur sunulmaz grip salgını başlamadan önce eylül – ekim aylarında yapılması ve hastaların aşılanmalarının Aralık ayından önce bitirilmesidir.

    Ancak kişi gribe yakalanmamış ise aşılama grip sezonunun sonuna kadar uygulanabilir.

    Yaş gruplarına göre aşının dozu nedir?
    Daha önce AŞILANMAMIŞ;3 yaşın altındaki çocuklarda aşı yarım doz (0.25 ml) yapılır ve 4 hafta sonra ikinci doz yapılır

    Eğer geçen yıl aşı yapıldı ise ( tek doz bile olsa) 3 yaşın altındaki çocuklarda tek doz ve yarım doz aşı yeterlidir

    Daha önce hiç grip aşısı yaptırmamış olan 3-8 yaş arası çocuklara 4 hafta ara ile iki TAM DOZ ( 0.5 ml) yapılır

    9 yaşın üzerindeki çocuklarda tek doz ve tam doz aşı yeterlidir

    Grip aşısının yan etkileri var mıdır?
    Ülkemizde uygulanan aşılar inaktif yani canlı olmayan virüslerden oluşuyor. Bu nedenle aşının hastalık yapma riski yok. En sık görülen yan etkisi aşı yerindeki ağrı ve hassasiyet.

    Aşı iyi tolere edilmektedir. Aşı sonrası nadiren hafif geçen 1-2 gün içinde kendiliğinden geçene nezle türü bir şikayetler oluşabilir

    Sistemik ve lokal etkiler 24-48 saat içerisinde kaybolur.

    Hafif üst solunum yolu enfeksiyonunun varlığı aşı yapılmasına engel değildir!

    En sık sorulan sorulardan biride grip aşısının içinde thimerosal ( Civa bazlı koruyucu) olup olmadığı ve bunun olası zararlarına ilişkindir…

    Civa bazlı koruyucu bir madde olan thiomersal çok dozlu aşıların içinde başka mikrorganizmaların bulaşmasını engellemek için eklenmektedir.

    Tek doz aşılar koruyucu olarak CIVA (Thimerosal) İÇERMEMEKTEDİR.
    Ayrıca bilimsel çalışmalar içinde bu koruyucu madde bulunan aşılar ile lokal şişlik kızarıklık dışında önemli bir zararlı etki bildirilmemiştir

    Gripten korunmanın aşıdan başka yolları var mıdır?
    Aşı olsanız da olmasanız da (aşının koruyuculuğu % 100 olmadığı için) çocuklarınızı ve kendinizi gripten korumak için aşağıdaki önlemlere dikkat etmeniz önerilir.

    Ellerinizi sık sık yıkayın. Virusun en önemli bulaşma yolunun virus bulaşmış ellerin göz ve ağız ile teması olduğunu unutmayın!

    Küçük çocukların ağızlarına götürdüğü oyuncaklar ve objelerin dezenfeksiyonu önemlidir. Yüzeylerinde yıkanabilen ya da kullanıldıktan sonra atılan kağıt havlular ile temizlenmesi uygun olacaktır.

    Çocuğunuzun burnunu kullanıldıktan sonra atılan kağıt mendiller ile temizleyin

    Grip nasıl tedavi edilir?
    Grip olan çocuklarda destekleyici tedaviler verilebilir. Çocuğun dinlemesi, bol sıvı alması,ateş, kas ağrılarını gidermek için parasetamol – ibufen gibi ateş düşürücü ağrı kesicilerin verilmesi önerilir

    Küçük çocuklarda burunun serum fizyolojik ile temizlenmesi ve sekresyonların aspire edilmesi çocukları rahatlatır

    Antibiyotikler sadece bakteriler üzerinde etkili fakat virüsler üzerine etkili olmadıkları için grip tedavisinde hiçbir yarar sağlamazlar.

    Özellikle risk grubunda olan bazı hastalarda ilk şikayetlerin başlamasından sonraki 24 – 48 saat içerisinde antiviral bazı ilaçların verilmesi bulguların daha az şiddetli olması ve daha kısa sürmesini sağlar.

    Grip tehlikeli bir hastalık mıdır?
    Aslında grip enfeksiyonu hiç bir sağlık sorunu olmayan kişilerin bile günlerce bazen haftalarca okula ,işe gidememesine neden olabilir. En sık rastlanan bulgular ateş, baş ağrısı, yorgunluk, öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrısıdır. Ama bazı kişiler grip enfeksiyonları ile birlikte hayatı tehdit edebilecek komplikasyonlar açısından risk altındadır; astımlı hastalar, beş yaşın altındakiler ama özellikle 2 yaşın altındakiler, kronik sağlık sorunları olan kişiler (diyabet, obezite, kalp hastalığı ya da 19 yaşın altında olup aspirin kullanan, bağışıklık sistemi yetersizliği olan) ve 65 yaşın üzerindeki kişiler.

    Bakteriyel pnömoni, kas iltihabı, kalp kasının ya da kalp etrafındaki zarın iltihabı, menenjit, çocuğun vücudunun susuz kalması, var olan kronik hastalığın kötüleşmesi grip enfeksiyonunun en tehlikeli komplikasyonlarıdır.

    Zatürre, grip virüsünün akciğerleri direkt olarak etkilemesi ile olabileceği bazen eşlik eden bakteriyel bir enfeksiyon zatürreye yol açar. Bakteriyel ya da viral zatürre ağır hastalığa ve hastane yatışına neden olabilir, hayatı tehdit edebilir.

    Hemen acile gidin!
    Eğer grip semptomlarını takiben çocuğunuzun durumu ağırlaşıyor, ateş, titreme, göğüs ağrısı, terleme, yeşil ya da kanlı balgam, dudaklarda ya da tırnaklarda morarma var ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanız uygun olacaktır. Bazı hastalarda nefes alma esnasında göğüste batma şeklide ağrı olabilir, bazı çocuklarda ise karın ağrısı zatürrenin tek bulgusu olabilir. Zatürre tanısında hastanın muayenesine ek olarak akciğer grafisi çekilmesi ve balgam testi yapılması gerekebilir.

  • Çocuklarda alerji aşıları

    Alerji aşılarını hangi uzmanlar yapmalı?
    Çocuk yaş grubunda aşı tedavisi konusunda eğitim alan tek uzmanlık alanı Çocuk Alerji uzmanları olduğu için alerji aşısının gerekip gerekmediği, aşı tedavisinde uygulanacak aşının hangi karışımdan yapılması gerektiği ve yan etkiler gelişince nasıl davranılması gerektiği konusunda da çocuk alerji uzmanları eğitim almıştır. 3 ile 5 yıl gibi uzun süre yapılacak aşı tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi ve yan etkiler çıkınca ne yapılması gerektiği konusunda çocuğunuz risk altında kalabilir. Aşı başlanmaması gereken durumda aşı tedavisine başlanmak zorunda kalmış olabileceğiniz gibi yanlış bir karışımla uzun süre aşı yapılıp zaman kaybedebilirsiniz. Bu nedenlerle çocuklarda aşı tedavisi çocuk alerji uzmanlarınca yapılmalıdır. Burda aşı tedavisi hakkında merak edilenleri yazmaya çalıştık.

    Çocuklukastımında aşı tedavisinin faydası var mıdır?
    Evet vardır. Aşı tedavisi çocukların hayat kalitesini artırmakta ve ilaç gereksinimini azaltmaktadır. Başka alerjilerin gelişmesini engeller. Bu sebepten faydalıdır. Tedavi başarısı yüksektir. Ancak çocuklarda aşı tedavisinin hangi alerjenden oluşması gerektiği ve hangi dozlarda uygulanması gerektiği sadece ve sadece çocuk alerjisi uzmanlarınca yapılmalıdır. Aksi takdirde tedavinin başarısız olmasına ve hatta çok ciddi yan tesirlerle karşı karşıya kalınabilir.

    Aşı tedavisi kimlere yapılır?
    Alerji nedeniyle olduğu kesinleşen astımlı, alerjik nezleli çocuklara yapılması tavsiye edilir. Öncelikle astım ve alerjik nezle belirtileri olan çocuklara ciltten alerji testi yapılır ve test sonucuna göre ve çocuğun çıkan alerjiden etkilenip etkilenmediğine göre karar verilir. Çocuklara aşı tedavisi gerekliliği ve nasıl yapılacağı konusunda tek yetkili uzmanlar çocuk alerji uzmanlarıdır.

    Aşı tedavisine kaç yaşında başlanabilir?
    Dilaltı aşılar 3 yaşından sonra başlanırken cilt altı enjeksiyon şeklindeki aşılar 5 yaşından sonra başlanabilir.

    Aşı tedavisi kaç türdür?
    Aşı tedavisi üç türdür. Dilaltı damla, tablet ve cilt altına enjeksiyon formları vardır. Cilt altı aşılar da iki türdür. Yıl boyu yapılan ve mevsim öncesi olmak üzere iki türdür. Mevsim öncesi aşılar sadece polen alerjisinde uygundur. Hangi aşının hangi çocuğa yapılacağını sadece çocuk alerji uzmanları karar vermektedir.

    Dil Altı Damla Alerji Aşısı nasıl uygulanır?
    Alerjisi olan çocuk astım hastalarına ve alerjik nezlesi olan çocuklara uygulanır. Dil Altı damla aşıları dil altına pompalanarak uygulanır. Aşı içinde sadece çocuğun astımına veya alerjik nezlesine neden olan alerjik madde vardır. Örneğin polen alerjisinde kullanılan damla aşı içinde sadece polen vardır, ev tozu akarına alerjisi için yapılan alerjide akar alerjeni vardır. Kesinlikle kortizon içermez. Çok küçük dozlarda başlanarak vücudun bu alerjik olduğu maddeye alıştırılması sağlanır. Haftada 3 kez veya her gün uygulanan formları vardır. Çocuklarda ciddi alerjik reaksiyona neden olma ihtimali düşük olduğu için evde uygulanabilir. Dişleri fırçalamadan ve kahvaltı veya yemekten önce uygulanır ve 2 dakika dilaltında tutulduktan sonra yutulur. 10 dakika sonra gıda alınabilir. Dil Altı Aşı tedavisinde aşı uygulama süresi en az 3 yıl, en fazla 5 yıldır. 3 ayaşından sonra başlanabilir. Aşı tedavisi ile ilaç kullanma ihtiyacı azalmakta veya bitmektedir. Hayat kalitesi artmaktadır.
    .
    Dil Altı Damla Aşı Tedavisinde Başarı Nasıldır?
    Alerjik bronşit / çocuk astım hastalarında 8-14 yaş arasında yani ergenlikte hastalığın geçme veya şiddetinin azalma olasılığı vardır. Her iki çocuktan birisi bu hastalığı ergenlite atlatamamaktadır. Koruyucu ilaç ihtiyacı devam etmektedir. Çocuk astımında aşı tedavisi ile hastalığın atlatılma olasılığı % 80-90’ın üzerine yükselmektedir. Güvenilir bir uygulama olduğundan koruyucu ilaç almak zorunda olan astımlı ve alerjik nezleli tüm hastalar dil Altı damla aşıya uygun olup olmadıkları yönünde değerlendirilmelidir ve çocuk bu aşı için uygunsa ailelere bu seçenek sunulmalıdır.

    Cilt Altı İğne Aşı Tedavisi (Subkütan İmmünotarapi)
    Devamlı ve mevsim öncesi şeklinde yapılabilir. Mevsim öncesi cilt altından yapılan aşılar sadece polen aerjisinde uygulanabilir. Ocak ayından Nisan ayına kadar haftada bir uygulanmaktadır. Devalı uygulanan aşılar ise başlangıçta en az alerjen içeren konsantrasyonda başlanır. Haftada bir başlanır. Konsantrasyon giderek artırılır. Daha sonraki aylarda doz aralığı 1 aya kadar çıkılır. Toplam uygulama süresi 3 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. 5 yaşından sonra uygulanabilir. Ekili bir tedavi yöntemidir. Ancak bu tedavi yöntemi sadece çocuk alerji uzmanları tarafından planlanabilir ve uygulnabilir. Aksi taktirde tedavi başarısızlıkla sonuçlanabilir daha da önemlisi ciddi kötü sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir. Evde veya eczanede uygulanmaz.

    Aşılar nasıl saklanmalıdır?
    Buzdolabı rafında veya kapağında saklanabilir 2 ile 8 derece arasında saklanmalıdır. Buzluk veya difirize konulmamalıdır. Buzdolabı dışında tutulmamalıdır. Buzdolabı dışında uzun süre tutulursa yapılan aşının etkisi olmaz.

    Aşı tedavisinin etkisi ne zaman başlar?
    Aşı tedavisinin etkisi tedaviden sonra 6 ayda başlar. Birinci yılın sonunda faydası mutlaka olmalıdır. Birinci yılın sonunda aşı tedavisinin faydası yoksa aşı tedavisi kesilir.

    Astımlı çocuklara aşı tedavisi neden yapılır?
    Astımlı veya alerjik nezleli çocuklarda alerjiye karşı tolerans oluşturmak için kullanılır. Aşı tedavisi ilaç gereksinimini azaltır veya ortadan kaldırır, yeni alerjilerin gelişmesini önler ve hayat kalitesini artırmaktadır. Çocuklarda aşının etkisi yetişkinlere göre çok daha fazladır. Çünkü çocuklarda immun sistem değişim içindedir.

    Aşı kortizon içeriyor mu?
    Alerji aşılarında sadece alerjen vardır. Aşılar içinde sadece alerjen vardır. Örneğin polen aşısında polenler vardır. Ev tozu mite aşısında mite alerjenleri vardır. Bu nedenle kesinlikle kortizon yoktur. İlerde herhangi bir zararı da olmaz. Kısırlık, karaciğer zararı gibi herhangi bir organa zararı olmaz.

    Alerji aşılarının yan etkisi var mıdır?
    Dil altı aşıları sonrasında dudakta ve dilde şişme, dilaltında aft gelişmesi ve karın ağrısı gibi bazı belirtiler görülebilir. Ancak bu belirtiler genelde hafiftir. Cilt altı enjeksiyon aşıları ise sonrasında aşı yapılan yerde şişlik, kızarıklık, hafif yorgunluk gibi bazı belirtiler görülebilir. Nadiren de ciddi alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu ciddi reaksiyon aşıdan sonra 30 dakika içinde görüldüğü için aşı sonrası 30 dakika gözetim altında tutulmalıdır. Aşı tedavisinin uzun vadede kısırlık, organlara zarar gibi herhangi bir zararı olmaz.

  • Baharla birlikte alerji mevsimi de başladı

    Baharla birlikte alerji mevsimi de başladı

    Güneşin Yüzünü Gösterdiği, Doğanın Yeniden Hayat Bulduğu Bahar Mevsimi Alerjinin de Habercisi…

    Doğanın yeniden hayat bulduğu bahar mevsiminde, en sık görülen alerji türü olan polen alerjisini, aşı tedavisi ve birkaç pratik öneri ile alt edebilmek mümkün. Polen alerjisi basit bir hapşırmadan ibaret değildir ve hayat kalitesine olumsuz etkileyen bulguları bulunmaktadır.

    İlkbahar aylarında görülen çayır çimenindeki otların ve çeşitli ağaçların polenlerine karşı gelişen alerjinin yol açtığı “Mevsimsel alerjik nezle” diğer bir adıyla “Saman Nezlesi”nin mevsimi geldi. Mart-Nisan-Mayıs döneminde yoğun olarak havaya salınan polenler çocuk ve yetişkinlerde hayat kalitesini olumsuz olarak etkilemektedir. Polen Alerjisi basit bir hapşırmadan ibaret değildir. Burun kaşıntısı, burun ve gözlerde akıntı ve göz kızarması şikayetlerine neden olmaktadır.

    Alerji, Çocuğun Okul Başarısını Düşürüyor

    Polenlere karşı gelişen alerji çocuk ve erişkinlerde hayat kalitesini bozacak, günlük aktiviteleri etkileyecek boyutta sorun yaratabilmektedir. Okulda devamlı burun tıkanıklığı, hapşırık, burun akıntısı yaşayan çocuk konsantre olamaz. Okul başarısı düşer. Özellikle ülkemizde sınavların ve sınav hazırlıklarının yoğun olduğu ilkbahar mevsimi bu öğrenciler için gerçek bir sorundur. Aynı durum erişkinlerde iş gücünün düşmesi şeklinde kendini gösterir.

    Bahar Mevsiminde Alerjik Astım Alevlenmeleri Artabilir!

    Alerji sadece burunda kalmaz birçok hastada akciğerlere de etki eder ve alerjik astım alevlenmeleri görülür. Alerjik astım öksürük, hırıltı ya da hışıltı, nefes darlığı şeklinde kendini belli eder. Alerjik nezle alerjik astım birlikte tedavi edilmediği takdirde her iki hastalığında tedavisi yarım kalır.

    Alerji Yapan Maddeden Uzak Durmak Gerek

    Tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi Polen Alerjisinden de kurtulmak için alerjik olunan maddeden uzak durmak gerekmektedir. Alerji yapan bitki türü tanınır ve çevrede tespit edilirse; bu bitkinin o bölgeden uzaklaştırılması şikâyetleri kısmen azaltır. Ancak çoğu bitkiler uzaklaştırılsa bile polenleri çok uzak mesafelere ulaşabilir. Bu nedenle polen alerjisinde alerjik olunan maddeden kesin olarak uzak durabilmek mümkün değildir. Ancak uygulanacak birkaç pratik öneri şikayetlerin şiddeti azaltabilir.

    Polen Alerjisinden Korunmak İçin Pratik Öneriler:

    Polen mevsiminde eve hava girişini azaltmak gerekir. Özellikle sabahın erken saatleri havada polen sayısının en fazla olduğu zamandır. Bu saatlerde ve mümkünse günün diğer saatlerinde de kapı ve pencereleri kapalı tutmak gerekir.

    Evi cam açarak havalandırmak yerine polen filtreli klima kullanılmalıdır.

    Klimanın olmadığı durumlarda polen filtreli hava temizleyiciler kullanılabilir.

    Çim biçme gibi aktivitelerden kaçınmalı ve mutlaka böyle bir aktivite yapılacaksa maske takılmalıdır.

    Sabah erken saatlerde ev dışı aktivitelerden kaçınılmalıdır.

    Dışarıdan eve gelindiğinde el, yüz yıkanmalı, kıyafetler değiştirilmelidir.

    Kıyafetleri açık havada kurutmaktan kaçınılmalıdır.

    Mevsimsel Alerjik Nezle (Saman Nezlesi) Nasıl Tedavi Edilir?

    Mevsimsel alerjik nezle tedavisinde gerek çocuklara gerekse erişkin hastalara alerjik şikayetleri mevsim süresince baskılayacak ilaçlar (anti-histaminik) önerilir. Ağızdan alınan alerji ilaçları gün içinde uyku haline neden olabildiklerinden özellikle sınavlara hazırlanan çocuklara bu süreçte anti-histaminik içeren alerji ilaçları verilmemelidir. Böyle durumlarda kortizonlu burun spreyleri tercih edilmelidir.

    Alerjik nezle tedavisinde en etkin ilaçlar kortizonlu burun spreyleridir. Kortizon bazlı burun spreylerinin kana karışma oranı çok düşüktür. Uygun dozda ve uygun teknikle kullanıldığında yan etkilere neden olmazlar. Ancak, alerjik nezlede ilaç tedavisi kullanıldığı sürece etkilidir. İlaçlar kesilince altta yatan alerji tedavi edilmediyse tüm belirtiler geri dönmektedir. Mevsimsel alerjik nezlenin tek kökten tedavisi alerji aşı tedavisidir.

    Kalıcı Çözüm Dilaltı Aşı Tedavisi

    Mevsimsel Alerjik nezlenin kökten tedavisi olan Aşı tedavisinin esası vücudu alerjik olunan maddeye yavaş yavaş alıştırmaktır. Bu şekilde vücut alerjik maddeye duyarsızlaşır. Aşı tedavisi İğne aşı ve dilaltı damla aşı tedavisi olarak iki şekilde uygulanmaktadır. En eski yöntem iğne aşı uygulamasıdır. Ancak iğne aşıların alerjik yan etkileri fazladır. İğnenin doktor gözetiminde uygulanması gerekir ki; buna rağmen hayatı tehdit edici alerjik reaksiyon riski olabilmektedir. Ancak aşı tedavisi uygulanmadığında alerjinin de geçmediği yıllar içinde gözlenmiştir.

    Alerjiye karşı kökten ve kalıcı çözümün Dilaltı damla aşılardır. Dilaltı damla aşıları alerjik yan etkiler açısından güvenli ve evde uygulamaya uygun aşılardır. Tedavide amaç hastanın ilaçsız da iyi kalmasını sağlamaktır.

    Başarı oranı oldukça yüksek olan dilaltı damla aşılarının yakın zamanda Avrupa’da tablet formlarının geliştirilmiş olduğu bilinmektedir. Özellikle çayır çimeni poleni alerjisi için geliştirilen tablet aşıların çok yakında Dünya ile aynı anda ülkemizde de kullanımı söz konusu olacaktır. Gerek iğne gerekse damla ve tablet formlarının etkinlik açısından farkı yoktur. Buna karşın damla ve tablet formlar güvenli olması açısından iğne aşıya göre üstündür. Polen alerjisi kanıtlanmış tüm alerjik nezle hastalarının kalıcı çözüm için dilaltı aşı yöntemine başvurmaları hastalıktan kurtulmak için atılacak en önemli adım olacaktır.

  • Kimler grip aşısı yaptırmalı?

    Grip aşısı inaktive (ölü) bir aşıdır ve her yıl tek doz olarak kas içine uygulanması önerilmektedir.

    Aşılama ne zaman ve ne dozda yapılmalıdır ?

    Aşılama, Eylül ayının başından itibaren kasım ayı ortasına kadar olan zaman diliminde yapılmalıdır.

    Grip (İnfluenza) aşısı, herhangi bir rutin aşı ile birlikte yapılabilir.

    Grip (İnfluenza) virüsünden korunma, genellikle sadece bir yıl sürer. Ertesi yıl koruyuculuk için aşının tekrarı gereklidir. Bunun nedeni grip virüsünün hemen her yıl genetik yapısını değiştirmesi ve farklı bir virüs olarak ortaya çıkması ve dolayısıyla grip aşılarının da aynı şekilde hemen her sene içeriğinin değişmesidir.

    6 ay ile 8 yaş arasındaki çocuklar, eğer ilk defa grip aşısı oluyorlarsa, bir ay ara ile iki kez aşı yapılması önerilmektedir.

    6 ay ile 3 yaş arasındaki çocuklara yarım doz aşı uygulanmalıdır.Grip aşısından sonra kesin koruyuculuğun başlaması için en az 10-14 günlük bir süre gerekmektedir.

    Gribin yaşamsal risk oluşturduğu ve tıbbi açıdan mutlaka aşılanması önerilenler:

    65 yaşından büyük kişiler

    6-23 aylık sağlıklı çocuklar

    Hamile kadınlar

    Şeker hastaları (diyabet)

    Astım hastaları

    Kronik akciğer hastaları (KOAH, Sarkoidoz vb.)

    Kronik kalp ve damar sistemi hastaları (koroner arter hastaları)

    Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (Kronik kan hastalığı -hemoglobinopati- olanlar, kanser, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar)

    Huzurevi, bakımevi vb ortamlarda yaşayanlar

    İkincil risk grupları: Yukarıdaki risk grubunda yer alanlarla yakın temasta olanlar ve

    50-64 yaş arası kişiler

    Kronik tıbbi rahatsızlıkları bulunan huzur evi ve diğer kronik bakım kuruluşlarının tüm yaşlardaki sakinleri;

    Bir önceki yılda (şeker hastalığı dahil) kronik metabolik hastalıklar, böbrek yetersizliği, kan hastalıkları, veya (ilaçların veya (HIV) virusunun neden oldukları dahil bağışıklık sistemi baskılanması nedeniyle düzenli tıbbi takip veya hastaneye yatmayı gerektirmiş olan erişkinler ve çocuklar;

    Sağlık Personeli

    Yukarıda belirtilen risk grupları ile aynı ortamda yaşayanlar

    Huzurevi, bakımevi ve benzeri yerlerde çalışan personel

    Kimlere grip aşısı yapılmamalıdır ?

    Daha önce grip aşısına karşı alerjik reaksiyon geliştiren kişilere,

    Yumurtaya karşı alerjisi olanlara,

    Grip aşısından sonraki altı hafta içinde, Guillain Barre sendromu (kaslarda kısmi veya tam geçici kuvvet kaybı) hikayesi olan kişilere aşı yapılmadan önce mutlaka doktora danışmalıdır.

    Grip aşısının riskleri nelerdir ?

    Enjeksiyon yapılan bölgede, birkaç gün süren hafif ağrı olabilir.

    www.AstimAlerji.com

    www.astimalerji.org