Etiket: Antibiyotik

  • Orta kulak iltihabı tedavisinde yenilikler

    Orta kulak iltihabı tedavisinde yenilikler

    Orta kulak enfeksiyonları çocuklarda en sık görülen klinik tabloyu oluşturmaktadır.Bu enfeksiyon en sık bebeklik ve çocukluk döneminde görülmekte, yaşın ilerlemesi ile birlikte sıklığı azalmaktadır. Bebek ve çocuklarda sık görülmesini etkileyen bazı faktörler vardır.

    -Yatay pozisyonda beslenen bebeklerde sütün orta kulağa geçmesi ve irritasyonu sonucunda, orta kulak iltihabı gelişebilir. Aynı varsayım gastroözafajiyal reflüsü olan bebekler içinde geçerlidir.

    -Östaki tüpünün anatomik olarak olgunlaşmamasına sonucu orta kulak tam olarak korunamaz.

    -Çocukların erken yaşta kreş ve yuvalara gitmesi sonucu sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesi

    -Östaki borusunun fonksiyonu bozabilen adenoid vegetasyon (geniz eti) oluşması

    -Bebeklerde ve çocuklarda immun sisteminin yetersiz olması

    sonucu orta kulak iltihabı bu yaş grubunda sık olarak görülmektedir.

    Günümüzde bebek ve çocukların en sık doktora başvurma ve antibiyotik alma nedenini oluşturan orta kulak iltihabı vakaların tedavisinde bazı sorunlar mevcuttur. Antibiyotiklere direncin artması bu sorunların başında yer almaktadır.

    Bilindiği gibi klasik orta kulak iltihabı on günlük antibiyotik tedavisi ile birlikte ağrı kesici , dekonjestan ve antihistaminiklerin birlikte uygulanmasıdır. Tedaviye yanıtın yeterli olmadığı durumlar ve orta kulak iltihabının sık tekrarlanması tedavide yeni arayışlara neden olmuştur.

    Orta kulak iltihabı tedavisinde antibiyotik süreci ne olmalıdır ? Tedavi sürecinin on gün olarak kabul edildiği günümüzde kısa süreli antibiyotik tedavisi uygulanabilir mi ? Her vakada antibiyotik tedavisi verilmelidir ? Bu vakalarda alternatif tıp uygulanabilir mi soruları yanıt beklemektedir.

    Orta kulak iltihabı olan çocukların tedavisinde ağrı kesiciler başlanmalıdır. Ağrı kesici olarak ibupirofen ve asetaminofen kullanılmaktadır. Topikal ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıcak , soğuk uygulamasının ağrıyı giderici etkisinin olmadığı bilinmektedir.

    Dekonjestan ve antihistaminiklerin ödem çözücü ve nasal alerjiye karşı etkili olduğu bilinmekte , yaygın olarak kullanmasına karşın yapılan çalışmalarda tedavide yerinin oldukça az olduğu vurgulanmaktadır. Antihistaminik verilen hastalarda orta kulaktaki sıvı birikiminin daha uzun sürede düzeldiğine dikkat çekilmektedir. Dekonjestan ve/veya antihistaminiklerin kullanımı önerilmektedir.

    Akut orta kulak iltihabı olan çocuklar altı aydan küçükse antibiyotik başlanmalıdır. Altı ay- iki yaş arasındaki çocuklara da antibiyotik verilmelidir. İki yaşından büyük çocuklarda orta kulak iltihabı çift tarafta ise ve kulak ağrısı varsa antibiyotik tedavisi verilebilir. Orta kulak iltihabına ait belirtilerin şiddetli olmadığı vakalarda antibiyotik tedavisi geciktirilebilir veya antibiyotik tedavisi vermeksizin hasta izlenebilir.

    İki yaşına kadar olan çocuklarda antibiyotik tedavi süreci on gün olup , iki yaşından büyük çocuklarda ise tekrarlayan orta kulak iltihabı öyküsüde mevcut değilse tedavi süreci beş ile yedi gün arasında değişmektedir.

    Tedavide önerilen antibiyotik amoksisilindir. Alternatif olarak makrolid ve sefalasporinler kullanılabilir. Tedaviye 48 ile 72 saatte yanıt alınamayan vakalarda alternatif tedavi , amoksisilin-klavulonat ve diğer sefalosporinler önerilmektedir. Trimethoprim-sulfamektakzasol’un bu vakalarda kullanılması ise sınırlıdır.

    Topikal bitkisel ilaçların kullanımına ait sağlıklı veriler mevcut değildir.

    Kısa süreli antibiotik tedavisinin uygulamaya girmesi ile birlikte orta kulak iltihabı tedavisinde yeni ufukların açılacağı şüphesizdir.

  • Çocuklarda antibiyotik kullanımı

    Çocuklarda antibiyotik kullanımı

    1-Antibiyotikler nedir?

    Antibiyotikler yüzlerce çeşidi olan,vücutta bakteri enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır.Penisilin 1940’larde bulunduğunda bu bir mucize idi çünki o ana kadar insanlar enfeksiyonlardan ölüyordu.Bakteri (ya da mikrop)nin tipine göre etkin antibiyotik farklıdır.Enfeksiyonun yerine ve şiddetine göre de farklı formları kullanılır.Örn-Ağızdan,damardan,enjeksiyonla,göz ya da kulak damlası olarak ,cilt kremi şeklinde vs.Antibiyotikler bakteriler içindir.Virüslere bir etkisi yoktur.

    2-Antibiyotikler ne zaman ve nasıl kullanılmalı?

    Öncelikle kesinlikle doktor denetiminde kullanılmalı.Bence reçetesiz de satılmamalı ama umarım ülkemizde de böyle bir uygulama olacak.Tanı iyi konmalı ve açık olmalı.”Yüksek ateş için antibiyotik vermek değil de bakteriye bağlı boğaz enfeksiyonunu tedavi etmek gibi.” Eğer antibiyotik verilmesi uygun görülüyorsa uygun ve etkin dozlarda ve gereken uzunlukta kullanılmalı.Yarım ve yanlış antibiyotik kullanımı çok sakıncalı.

    Antibiyotik direnci önemli bir konu olduğu için antibiyotik verilecekse en etkin dozajında verilmeli.Örneğin Amerika’da az antibiyotik kullanımı savunuluyor ama önerilen dozlar yükseltildi.Bakteri direncini aşabilmek için.

    3-Çocuklarda antibiyotik ne zaman kullanılmamalı?

    Çocuklarda görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının (buna boğaz ve kulak dahil)%80i viral.Yani antibiyotiksiz iyileşebilir.Tanı eğer ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonlarını tanımlamak için kullanılıyor ancak üsye dediğinizde kulak enfeksiyonu ya da boğaz enfeksiyonu dememiş oluyorsunuz.)ise tedavide antibiyotik endike değil.Bunun tedavisi sıvı,dinlenme ,doğal ilaçlar eğer gerekiyorsa da semptomları giderme.

    Yine allerjiye bağlı uzamış burun akıntıları öksürükler oluyor.Bunlarda da antibiyotik kullanmaya gerek yok

    Kulak iltihapları için de Amerikan Pediatri Akademisininden gelen son bildirgede;Çoğunun virüse bağlı olduğu için hemen antibiyotik verilmemesi önerildi.Hasta gözükmeyen,çok ateşli olmayan kulak iltihaplarında iki gün bekleme kuralı çıktı.Bu hakikaten de işe yarıyor.

    Yine boğaz iltihaplarının da %80 e yakını viral.Tanıyı iyi koymak gerekiyor.

    3-Koruyucu antibiyotik diye bir şey var mı?

    Biz tıp fakültesindeyken öyle bir kavram sanki vardı.O şekilde antibiyotik kullanıldığını hatırlıyorum bunun anlamlı olduğu çok nadir durum olabilir.Örneğin bağışıklık sistemi iyi çalışmayan çocuklar ya da memenjit,tüberküloz gibi ciddi hastalıklar.Oysa üst solunum yolu ile ilgili hastalıklarda böyle bir şey yok.Faydadan çok zarar veriyorsunuz,dirençli bakteri üreterek.

    4-Bakteri direnci nedir?Neden olur?

    Penisilinden bu yana birçok antibiyotik üretildi.Sürekli yeni antibiyotikler üretmek zorunda kalıyor tıp alemi çünki bakteriler çok akıllı.Antibiyotiklere karşı yeni yeni direnç mekanizmaları geliştiriyorlar.Toplumlarda antibiyotik kullanımı ne kadar fazla ise bakteri direnci de o kadar fazla oluyor.Özellikle de yanlış ve eksik antibiyotik kullanımı tuz biber ekiyor.

    5-Bir enfeksiyonun virüse mi bakteriye mi bağlı olduğu nasıl anlaşılır?Antibiyotikler yanlız bakteri enfeksiyonunda mı kullanılır?

    Bunu anlamak için bir sürü veri gerekir .Yaş grubu,bulgular,çevredeki enfeksiyon paterni bu konuda yardımcı olur.Bazı bakteri ve virüsleri ayıracak antijen testleri vardır.Zaman zaman bunlar da yararlı olur. En önemli şey elbette doktorun klinik tecrübesidir.Etrafta olan virüsler ve bakteriler konusunda bilgi sahibi olmak oldukça işe yarar.Bazı durumlarda bakteri virus ayrımı açık olmayabilir ve doktorun klinik değerlendirmesine göre iki gün bekleme seçeneği ya da ampirik (tam tanı belli olmadan) antibiyotik seçeneği arasında karar vermek gerebilir.Virüslere karşı antibiyotikler etkin değil.

    6-Antibiyotiklerin zararı nedir?

    Her ilaç yarar zarar analizi yaparak verilmeli.Her ilacın potansiyel yan etkisi olduğu gibi antibiyotiklerin de var.Özellikle bağırsak florasına zarar vermek,fırsatçı mantar enfeksiyonlarına yol açmak en sık yan etkileri arasında sayılabilir.Allerjik reaksiyonlar da görülebiliyor.Karaciğer ya da böbrek hasarı normal kullanımlarda ve önceden bu organlarda sorunu olmayan çocuklarda görülmüyor.

    En önemli zararı vücuttaki doğal mekanizmayı bozarak sindirim sisteminin dengesini altüst etmesi.Hijyen hipotezine göre astım ve allerjik hastalık riskinin artmasında kullanılan fazla antibiyotiklerin de rolü var.

    Bir de tabii her antibiyotik kullanımı direnç gelişimi riskini arttırıyor, hem o çocukta hem de toplumda.En önemlisi yarar zarar analizini doğru yapmak.

    7-Türkiyedeki antibiyotik kullanımı nasıl?

    Ne yazık ki Türkiye’de antibiyotik kullanım verilerimiz çok fazla değil.Yani ne kadar ve hangi sebeple antibiyotik kullanıldığı üzerine objektif bilgimiz çok yok.Ancak bazı Akdeniz ülkeleri gibi biz de antibiyotik kullanımının kültüre işlemiş olduğu ülkelerden biriyiz bence.

    “Aman erken önlem alalım” ,”Aman hastalığı başından vurmak lazım”.”Koruyucu bir ilaç yok mu?” gibi cümlelerle çoğu zaman antibiyotikler kastediliyor. İnsanların pek çoğu kültürel olarak antibiyotiğe inanıyor ve hatta her soğuk algınlığında antibiyotik kullanılması gerektiğini düşünebiliyor. Doktordan antibiyotik reçetesi olmadan çıkarsa sinirleniyor.Bu tabii çocuklara da yansıyor.İnsanlar reçetesiz antibiyotik kullanabildiği için ne yazık ki pek çok hastalık eczacı kontolünde ya da anne babanın kontolünde yani bilinçsizce tedavi ediliyor.Tabii eğitim ve kültürel düzeye göre değişen bir şey bu ancak yine de içimize işlemiş bir antibiyotik alışkanlığı var.

    Bizde çok daha fazla veri olmalı ve olduğunda antibiyotik kullanımının dramatikliği ortaya çıkacak bence.Antakya’dan bir çalışma bu çalışmaya katılan hastalarda Üst solunum yolu enfeksiyonu (tanım gereği viral) tanısı alan hastaların %80 inin antibiyotikle tedavi edildiğini,kulak iltihaplarının ise % 100 ünün antibiyotikle tedavi edildiğini gösteriyordu.

    8-Dünyayla kıyasladığımızda durum nasıl?

    Amerika’da ve Avrupa’nın bir çok yerinde antibiyotik yanlizca reçete ile satılıyor ve gereksiz antibiyotik kullanımının engellenmesi konusunda çok bilinçli bir çaba var. Avrupa birliğinde ortaokullarda bile antibiyotik direncini öğretmeye başladıklarını okumuştum.Yunanistan ve Portekiz’de reçetesiz antibiyotik satılıyor ve kullanım oranları diğer Avrupa ülkelerine göre daha yüksek.Almanya ile komşusu Akdenizli Fransa arasında bile belirgin bir fark var. Fransa’da antibiyotik kullanımı Almanya’ya göre çok daha yüksek, tabii antibiyotik direnci de. Almanya’da iki gün bekleme prensibi çok daha fazla uygulanıyor ve sonuç olarak (yayınladıkları verilere göre) çoğu kez antibiyotiğe gerek kalmıyor.

    8-Antibiyotikler konusunda son olarak neler söylenebilir?

    Antibiyotikler asla kullanılmasın demek mümkün değil ama önemli olan tanıyı iyi koymak ve yarar zarar analizini doğru yapmak.Akılcı antibiyotik kullanımı gerekli.Antibiyotikler konusunda toplum eğitiminin çok faydası olacağına inanıyorum.

    Elbette reçetesiz antibiyotik satılmamalı ve eczacılar ve kalfaları antibiyotik asla önermemeli.Hasta muayene etmeden antibiyotik önermek de son derece yanlış.Virüsler iyi tanınmalı ve mümkün olan şartlarda iki gün bekleme alternatifi değerlendirilmeli.

    Önümüz grip mevsimi. Mesela gribin yani influenzanın doğru teşhisi ve iyi takibi bir sürü antibiyotiğin gereksiz yere kullanılmasını engelleyebilir.

    Akılcı antibiyotik kullanımı hem çocuklarımızın sağlığı için hem de toplum sağlığı için önemsenmesi gereken bir konu

    Sevgiyle kalın

    Dr. Beril Bayrak Bulucu

  • Çocuk sağlığı konusunda yanlış bilinenler

    Çocuk sağlığı konusunda yanlış bilinenler

    1- Üşütmek ya da rüzgarda kalmak hastalığa neden olur.
    Soğuk algınlığı dediğimiz şey aslında virüsler nedeniyle meydana gelir. Çocukların üşümesiyle, rüzgarda kalmalarıyla bir ilgisi yoktur. Böyle olsaydı soğuk iklimlerde çocuklar daha çok hastalanırlardı oysaki bu doğru değildir. Kışın çocuklar daha fazla hasta olurlar çünkü virüsler daha iyi ürer. Ayrıca insanlar hep iç mekanda olduğu için hastalık bulaşması da daha kolay olur.

    2- Boğazı ağrıyan dondurma yememeli.
    Boğaz enfeksiyonunun dondurma ile hiçbir ilgisi yoktur. Dondurma ya da başka soğuk şeyler yemek ya da içmek boğaz ağrısına ya da boğaz enfeksiyonuna sebep olmaz ve olan boğaz ağrısını kötüleştirmezler.

    3- Soğuk algınlığında koruyucu antibiyotik verirsek ilerlemesini engelleriz.
    Bu doğru değildir. Virüse bağlı enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz ve hatta dirençli enfeksiyon gelişmesine zemin hazırlayabilirler. Antibiyotikler ancak bakteri enfeksiyonuna karşı etkilidirler.

    4- Hasta çocuklar evden dışarı çıkmamalıdır.
    Çocuklar hastayken bile açık hava almalarında fayda vardır.

    5- Burun yeşil aktığında antibiyotik verilmelidir.
    Virüslere bağlı burun akıntısı da hatta bazen alerjiye bağlı burun akıntısı da zaman zaman yeşil renk olabilir. Sinüs enfeksiyonu tanısı konursa ancak antibiyotik gerekecektir.

    6- Ateşi olan çocuğu giydirmek gerekir.
    Aslında ateşi olan çocuğun mümkünse beziyle yatması gerekir. Giydirmek çocukların ateşini yükseltir.

    7- Ateşli çocuğu sirkeli suyla silmek iyi gelir.
    Sirke, alkol, aspirin gibi şeyler ciltteki suyu çekerek sıvı kaybına neden olabilirler ve doğru değildir.

    8- Hasta çocuk yıkanmaz.
    Aslında banyo yapmak hasta çocukları çok rahatlatır ve banyodaki buhar burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtilere iyi gelir.

    9- Çocuğun bronşları doluysa, öksürüyorsa süt içirmemeli.
    Aslında sütün solunum sistemindeki ifrazatla hiçbir ilişkisi yoktur. Süt hem sıvı hem de besleyici olduğundan hasta çocuk için iyi bir besindir.

    Dr. Beril Bayrak Bulucu

  • Probiyotik: modern beslenmenin geleneksel gıdası

    Probiyotik: modern beslenmenin geleneksel gıdası

    YOGURT: DOGAL PROBİYOTİK

    Probiyotikler sindirim sistemindeki florayı dengede tutan yararlı bakterilerdir.Bu bakteriler aynı zamanda sindirim sisteminde gıdaların parçalanarak vücuda alınmasına da yardımcı olurlar. Faydalı bağırsak mikropları (probiyotikler) çeşitli yararlarının yanında dış ortamdan gelen zehirli maddelerin kana geçmesini engelleyen koruyucu bir bağırsak tabakası oluştururlar. Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran ve/veya aktivitesini uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere (besinsel lifler gibi) prebiyotik denir.

    Asya ve ortadoğuda 2000 yıl öncesinde Türkler tarafından sütün fermantasyonuyla elde edilen yoğurt bir yaşam kaynağı ve sağlık veren besin olarak yaygın olarak kullanılmıştır. Nobel ödüllü Rus Fizyolojist Metchnikoff probiyotikler üzerine sayısız araştırma yapmış ve orta Asya ırklarının uzun yaşamasında yoğurdun katkısı olduğunu söylemiştir. Probiyotik bakteriler için ana kaynaklar süt ürünleri ve diyet katkılarıdır.(Süt,Yoğurt, Kefir,Peynir ve tabletler). Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et, yumurta ve fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama yiyecekler, bira mayası) gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırmaktadır.

    Bağısak florasının bozulmasının başlıca nedenleri

    Karbohidrattan zengin gıdalar

    Rafine gıdalar

    Çeşitli toksinler

    Antibiyotikler

    Hastalıkların önlenmesinde de özellikle çocukluk çağında çok miktarda antibiyotik kullanımının barsak mikrobiyotasında(barsak mikroflorası) kalıcı değişiklikler yapabileceği düşünülmektedir. İnflamatuvar barsak hastalığı ile ilgili yapılan bir ikiz çalışmasında sık antibiyotik kullanmak önemli bir risk faktörü olarak bulunmuştur. Bu durum Türkiye gibi antibiyotiklerin reçetesiz rahat bir şekilde alındığı ülkelerde önemli bir sorundur.

    Liflerin probiyotik özelliği olanları sağlık açısından yararlıdır. Liflerin bu özelliği taşıması için üst gastrointestinal sistemde sindirime dirençli olması, bakteriler tarafından barsakta farmente edilmesi ve özellikle yararlı bakterileri selektif olarak çoğaltması gerekiyor. Konakçıya sağlık yönünden yarar sağlaması gerekiyor.

    Probiyotiklerin faydaları:

    Bağışıklık sistemin güçlendirilmesi

    Besin zehirlenmesindeki mikropları baskılayan olumlu etkileri

    Barsak flora dengesini düzelterek barsak hareketliliği normale getirmek suretiyle kabızlığın azaltılması

    Bebeklerde, sık seyahat eden ve antibiyotik kullanan kişilerde oluşan ishalin tedavisi

    Kolesterolün düşürülmesi, diyabetin kontrolü ve osteoporozun önlenmesi

    Besinlerin sindirimi, vitamin mineral ve aminositlerin emiliminde yardımcı olarak

    Hücre fonksiyonlarının düzenlenmesi

    Enfeksiyonlardan korunma (ör: kadın genital kanalındaki koruyucu probiyotik bakteriler)

    Enfektif hastalıkların daha kolay atlatılması.

    Probiyotikler, Süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra laktoz intolerans nedeniyle bağırsaklarda gaz problemi yaşayan kişilerde laktozu parçalanması nedeniyle gaz oluşumu azaltır.

    KEFİR NEDİR ?

    Kefir, kefir taneleri ile elde edilen Kafkas orjinli etilalkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. Kefir çok karışık mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık yada buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Kefiri yaşı ne olursa olsun her yaştaki insan kullanabilir. Yan etkisi yoktur. Çocuklara bile rahatlıkla verilebilir.Zengin bir probiyotik kaynağıdır.