Etiket: Annenin

  • Gebelikte Kilo Alımı

    Gebelikte Kilo Alımı

    Gebenin ilk muayenesinde kilo ve boy ölçüsü, tansiyonu değerlendirilmektedir. Kan ve idrar tahlilleri ile böbrek ve şeker hastalığı olup olmadığı tespit edilir. Gebelikte ideal kilo alımının ortalama 10 – 12 kg. olduğu kabul edilmektedir. Ancak bu oran annenin gebe kalmadan önceki kilosuyla da ilişkilidir. İlk 24 hafta ayda bir kilo, son 16 hafta içinde ortalama ayda 1,5 kg. alınması tavsiye edilir. Çok fazla kilo alımları hipertansiyon ve gebelik diyabetinin gelişmesine neden olabilir. Çok fazla kilo alan gebelerde normal gebelik krampları daha fazla görülebilir. Fazla kilodan dolayı gebelik diyabeti ve hipertansiyon görülürse, doktor özel bir diyet uygulayabilir.

    Gebelik öncesi ideal kilonun altında olan gebelerin daha fazla kilo lamya gereksinimleri olabilir. Annenin, gebelikten önceki kilosu ve gebelikte aldığı kilo bebeğin ağırlığını doğrudan etkilemektedir. Gebelikte alınan kilonun idealin altında olması bebeğin erken doğmasına, bebek ölümlerine ya da düşük kilolu bebeklerin doğmasına neden olabilmektedir. Ancak diyabetli bir annenin bebeği çok kilolu doğabilir. Bu gebelikte alınan kilo ile ilgisi yoktur. Bazen anne gebelikte çok kilo alıp, bebeği düşük kilolu olabilir. Bu durumda genellikle annenin bebeği besleme problemi olabilir. Annenin yüksek tansiyonu, damar hastalığı ya da bebeğin bir enfeksiyon geçirmesi ya da bilinmeyen bir neden buna neden olabilir. Böyle durumlar mutlaka doktor kontrolünde olmayı gerektirir. Bununla birlikte düşük kilolu bir bebeğin sağlıklı olması, düşük kilolu olmasının bir sakıncası olmadığını ortaya koyar.

    Anne gebelikte normal kilo almasına rağmen bebekte gelişim bozukluğu tespit edilirse, bebeği önce bir perinatolog görmelidir. Bebekte problem yoksa anne tekrar ele alınmalıdır. Bebekte gelişme geriliği varsa, yaşayacak duruma geldiğinde sezaryenle çıkarılıp gelişmesine dışarıda tamamlaması sağlanabilir.

    Gebelikte bedende su artışı olmaktadır. Rahim 50 – 60 gr. büyümektedir. Plasenta 500 gr.dır. Plasenta içinde belli bir su ağırlığında bebek yaşıyor. Anne doğum yaptığında yaklaşık 5 kg. doğumda vermektedir. Loğusalık döneminde bedendeki değişikliklerin çoğunun normal düzeye dönmesi, bedendeki suyun çekilmesi gebelerin aldığı kilolarının büyük kısmını geri vermesine yardımcı olmaktadır. Eski kilolarına dönemeyen anneler de diyetlerine ve egzersizlerine biraz dikkat ederek kilo verebilmektedirler. Ancak loğusalık ve emzirme döneminde annelerin normalden 500 kalori fazla almaya gereksinimleri vardır. Bu durumda iken annelerin diyet yapmalarından çok yağ, protein, karbonhidrat olarak dengeli beslenmeye dikkat etmeleri daha önemlidir. Bunların yanı sıra doktor kontrolünde ekstra mineral, demir, kalsiyum, folik asit alması gerekmektedir.

  • Çocuklarda kardeş kıskançlığı

    Kardeş kıskançlığı annenin hamileliği ve kardeş doğumu beklenen bir olaydır. Bu durum büyük çocukta var olan bir dengeyi bozar, ancak geçicidir. Sağlıklı bir ortamda denge yeniden kurulur. Yaşantı travmatik olmaz. Ancak büyük çocuk şöyle ya da böyle farklı düzeylerde kardeş kıskançlığı yaşayabilir. Kabaca tanımlandığında kardeş kıskançlığı annenin dikkatini çekmede yarışma duygusudur.

    Yeni bebeğin aileye gelişi büyük çocuğu hem psikolojik hem de fiziksel olarak etkiler. Daha öncesinde tümden sahip olduğu anne, annenin sevgisini kaybetme korkusu ve kendilik değeri bu durumdan etkilenecektir. Çocuğun bu durumdan etkilenerek ya da etkilenmeden çıkmasında çocuğun yaşı, gelişimsel seviyesi ve ebeveyn çocuk ilişkisi belirleyici rol oynar. Çocuk daha önce kendisine karşı anneden ve çevreden gösterilen tüm ilginin bölündüğünün farkındadır. Büyük çocuğun annenin hamileliği ve yeni doğan bebeğin doğumuna ilişkin duyguları ona verilen duygusal destekle doğrudan ilişkilidir. Büyük çocuk bebeğin doğumunu daha önce sahip olduğu tüm ilgi sevgi ve ayrıcalıkların elinden alınması olarak değerlendirebilir. Bu süreçten sonraki algıları, bu algılarına karşı ortaya koyduğu davranış değişiklikleri ile görünür hale gelir. Bunlar uyku, yeme sorunu (kardeşi gibi uyumama, kardeşi gibi daha önceden edindiği kendi kendine yeme becerisini bırakma, annenin yedirmesini isteme, onun gibi sıvı gıdalar almak isteme vs), oyunlarında kardeş doğumu ile ilgili temalar (kardeşi oyunda istememe, yok sayma, annenin kendisine ilgili olduğu üzerine oyunlar kurma, annenin kendisine ilgi göstermediği oyunlar, anneye ve kardeşe agresif temalar içeren oyunlar vs), hayali arkadaşlarla oynama ve zaman geçirme, ölüm korkusu, kabızlık, kaka kaçırma, çiş kaçırma, anneye yapışma, korkular, yalnız yatmak istememe, agresyon, sinirlilik, mutsuzluk, içe kapanma ve davranış değişiklikleri gözlenebilir. Bunlar buz dağının görünen kısmıdır. Bu ilk dönemde ortaya çıkan davranış değişiklikleri kolaylıkla fark edilirken, ebeveynin duygusal desteği yeterli olmaz ve uygun sağlıklı bir şekilde bu durum atlatılamazsa kardeş doğumundan sonra çocuğun kimliğini, gelecekteki yaşantısını derinden etkileyecek değişimler söz konusu olur.

    Anne babanın, yeni bebekle ilgili hamilelik sürecinde ve eve geldiğinde büyük çocuğa yönelik bilgi vermeleri önemlidir. Doğumdan sonra eve bebek geldiğinde tüm ailenin ve çevrenin ilgi odağı olan yeni bebekle karşılaşan büyük çocuğa gösterilen ilginin niteliği önemlidir. Günlük yaşamdaki rutininin mümkün olan an az şekilde değişikliğe uğramasına dikkat edilmelidir. Eve bebek geldikten hemen sonra kreşe ya da başka bir eve gönderilmesi uygun değildir. Annenin bebekle zaman geçirme zorunluluğu olduğu gibi büyük kardeşe zaman ayırması gereklidir. Büyük kardeşin enneye ve yeni gelen bebeğe yönelik olumsuz duygularını ifade etmesine izin verilmelidir. Bu olmuyorsa oyunlarda çocuğun serbest bir şekilde kardeş temalı oyunlar oynaması için fırsat yaratılmalıdır. Ebeveynlerin sıklıkla düştüğü en büyük yanılgı büyük kardeşin “artık büyüdüğü, bir abi ya da abla olduğu ve durumu idare etmesi, kendilerine yardım etmesi gerektiği” şeklindeki beklentidir. Oysa artık evde iki küçük çocuk vardır. Her iki çocuk da annenin ilgisine ve sevgisine muhtaçtır.

  • Gaz sancısı (kolik)

    İnfantil kolik, doğumdan sonraki ilk üç ayda oldukça sık rastlanan bir yakınmadır.

    Kolikum infantum ilk kez 1954 yılında Wessel tarafından üç haftadan fazla, haftada en az üç gün, günde üç saati aşan huzursuzluk ve ağlama nöbetleri olarak tanımlanmıştır.

    İnfantil kolik, iyi gelişen sağlıklı bebeklerde, daha çok akşam ve gece saatlerinde

    görülen,ataklar halinde ortaya çıkan, nedeni tam olarak aydınlatılamamış, bacaklarını karına çekme, alnını kırıştırma, kızarma yumruklarını sıkma, karında sertleşme, gaz çıkarma ile birlikte olan, tüm çabalara karşın durdurulması zor, aşırı ağlama ile karakterize bir sendromdur. Genellikle kolik ağlamaları akşam veya gece olur. Ağlama atakları uzundur ve infant kolaylıkla sakinleştirilemez. Kolik ağlamaları 6. haftada pik yapmakta ve 12. haftada kendiliğinden kaybolmaktadır.

    Sağlıklı bir infantın uzun ve şiddetli ağlaması aileler için önemli bir problemdir.

    Ağlamak her ne kadar aileye rahatsızlık verse de yapılan çalışmalarda bebeğin ağlamasının annenin hormonları üzerine etkili olduğu saptanmıştır. Özellikle prolaktini arttırarak süt yapımının artmasına neden olmaktadır. Prolaktin aynı zamanda anne ile bebek arasındaki bağı da kuvvetlendirmektedir.

    İnfantil Kolik Tedavisi

    Kolikum infantumun etkili bir tedavisi yoktur.

    Farmakolojik Tedavi:

    * Simetikon

    * Probiyotikler

    * Zinco damla

    * Laktaz enzimi

    Beslenme Önerileri:

    *Anne sütü ile beslenmek: İlk altı ay sadece anne sütü ile beslenmenin infantil

    kolikte koruyucu faktör olduğu bilinmektedir. Her öğünde iki memeyi birden emzirmeye çalışmak bebeğin laktozdan zengin önsütü aşırı almasına neden olduğu için gaz sancılarına yol açabilir. Bu nedenle bebek bir memeyi tamamen bırakana dek o memeden emzirilmelidir. Ancak anne sütündeki inek sütü proteinlerinin varlığı bebekte infantil kolik oluşmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle anne sütü ile beslenen bebeklerde maternal diyetin (yumurta, fındık, fıstık, bulgur, kuru baklagil, lahana, turp ve baharatlı gıdaların bulunmadığı diyet) en az 2 hafta uygulanması ve sürdürülebilirliği, annenin sigara, alkol ve çay kullanmaması kolik şikayetlerinin azalmasını sağlamaktadır. Yapılan çalışmada anne sütünün geceleri melatonin içerdiği, geceleri anne sütü alan bebeklerin uyumasında ve koliği azaltmada yararlı olduğu gösterilmiştir.

    *Biberonla besleme: Yatay pozisyonda biberonla beslemek ve beslenme sonrası bebeğin gazının çıkarılmaması infantil kolik oluşumuna neden olmaktadır.

    Bitkisel Çaylar: Bağırsak düz kaslarında gevşeme sağlar. Sarı papatya, mine çiçeği, meyan kökü, rezene ve melisa ile yapılan bitki çayının günde 3 kez kullanımın kolikli bebeklerde ağlama ataklarını ve karın sertliğini azalttığı gösterilmiştir. Bu tedavi yönteminde standart bir doz miktarı yoktur. Bitki çaylarının sık kullanıldığı bebeklerin annelerini daha az emdikleri görülmüştür. Bitki çayları ishal ve böbrek yetmezliği gibi tablolara neden olabilmekte olup dikkatli olunmalıdır.

    Davranışsal tedaviler:

    Bebeğin kucakta, pusette, yatağında, hamakta, bebek altı haftalıktan büyükse otomatik bebek salıncağında ritmik şekilde sallanması. Çok sert sallama boyunda yaralanmaya yol açabileceğinden dikkatli olmak gerekir.

    Arabasıyla gezdirmek. Hatta, bebeği arabasında gezdirirken saatte 80-90 km hızla giden bir araba hissi veren sakinleştirme amaçlı araçlar da yapılmıştır.

    Bebeğin kanguru içinde ya da annenin/bakıcının kucağında tutulması. Bazı bebekleri sıkıca, kundaklar gibi sarmak işe yarayabilir.

    Bebeğin kucağa alınıp annenin/bakıcının göğsüne yaslanmış şekilde tutulması. Sarılmak, bebekte güven hissi uyandırır. Bu arada, sırtına, hafifçe, aralıklı olarak minik vuruşlar uygulamanın da yararı olur.

    Karına sıcak havlu uygulaması

    Bebeğe ılık banyoya yaptırma

    Şarkı söylemek. Bebeğin hangi müzik türünden hoşlandığını keşfetmeye çalışmalıdır. Beğendiği bir melodi tekrar tekrar söylenebilir.

    Ritmik seslerden yararlanma. Saç kurutma makinesi sesi, elekrikli süpürge sesi, su damlaması sesi, deniz dalgaları gibi ritmik sesler anne karnında kan akış sesine bebek tarafından benzetildiğ için rahatlama sağlayabilmektedir. İnternette veya akıllı telefonlarda beyaz gürültü (white noise) gibi programlar indirilerek denenebilir.

    Bebeğe masaj yapılması. Okşanmaktan ve dokunulmaktan hoşlanan bebekler için masaj, sakinleştirici olabilir.

    Kısa bir süre, annenin/bakıcının sırt üstü yatarak bebeği, üzerine yüzü koyun yatırması.

    Basınç uygulama tekniği: Bebek kucağa alınır, annenin/bakıcının karnı üzerine yatırılır ve hafifçe sırtına vurulur ya da sırtı sıvazlanır. Bu, birçok bebeğin çok sevdiği bir yöntemdir.

    Annenin stressiz ve rahat olması önemlidir. Bebeğe bir yardımcı bakarken annenin evden bir süreliğine uzaklaşıp hava değişikliği yapması zihinsel ve ruhsal olarak rahatlamasına yardımcı olabilir.

    Sakin ve sessiz bir yerde emzirmeye çalışınız. Emzirirken ve biberonla beslenirken bebeğinizin hava yutmamasına özen gösteriniz.

    Sık sık az az besleyerek açlık nedeniyle oluşan ağlamasının azalmasını sağlayabilirsiniz.

    Altının temiz olmasına özen gösteriniz.

    Annenin aldığı besinler sonrası bebeğin gaz sancısında artış olduğu gözlemine sahipseniz olabildiğince o besinlerden uzak durmaya çalışınız.

    !!! Bebeğinize yan etkileri bilinmeyen ve zarar verebilecek, doktor önerisi olmayan çaylardan, kocakarı ilaçlarından/damlalarından, yağlardan kesinlikle kullanmayınız.

    *İçinize sinmeyen, size anormal gelen, uzun süren sık oluşan ağlama ataklarında çocuk hekiminize muayeneye götürünüz.