Etiket: Anne Sütü

  • Süt alerjisi

    ANNE SÜTÜ ASLA ALLERJİK DEĞİLDİR. SÜT ALLERJİSİ OLAN BEBEKLERDE ANNE SÜTÜ KESİLMEZ; TAM TERSİNE UZUN SÜRE VERİLİR

    Yenidoğan dönemindeki bebekte et, yumurta, süt gibi gıdalara karşı alerji görülebilir. Bebek daha bunları hiç yemedi ki nereden olsun? Burada dolaylı bir alerji söz konusudur. Annenin aldığı gıdaların içindeki bazı küçük partiküller anne sütünden geçerek bebeğe taşır ve alerji yapar. Bu durumda bebeğe yapılan test sonucu saptanan alerjen annenin diyetinden çıkarılarak tedavi sağlanır.

    İnek sütü, yapı olarak anne sütüne benzemekle beraber, içerdiği proteinlerin bileşimi farklıdır. Sadece inek sütü değil; koyun sütü, keçi sütü gibi beslenmede kullanılan diğer hayvan sütlerinde de aynı durum söz konusudur. “İnek sütü alerjiktir, keçi sütü alerjik değildir” düşüncesi tamamen yanlıştır. Yaygın kullanımı sonucu ona karşı da alerji gelişebilir. İçerdikleri ortak proteinler yolu ile çapraz reaksiyon yaparak % 60-70’inde zaten alerji olur. Az sayıdaki bebekte inek sütüne alerji olup keçi sütüne tolerans söz konusu olabilir. Bu da ancak araştırılıp saptanarak anlaşılabilir.

    İnek sütü alerjisi, sadece süt verince olmaz. Hazır mamalar da aynı derecede risk taşımaktadır. Yani süt alerjisi varsa; mama da alerji yapar. Bu nedenle tanı mutlaka kesin olarak konmalıdır. Kesin tanı konduktan sonra, allerjenik özelliği tamamen ortadan kaldırılmış, ama besleyici değeri korunmuş tam hidrolize özel mamalar verilir. Bu mamaları 2 yaşına kadar özel rapor çıkararak ücretsiz sağlamak da mümkündür. Bunun için uzman tarafından kanıtlanmış bir süt alerjisi tanısı şarttır. Bu mamaların tadı pek hoş değildir. Genellikle bebekler tarafından reddedilir. Alımını kolaylaştıracak şekilde içine başka aromaların katılması bazen çözüm olabilir. Süt alerjisi olan bebeklerde anne sütü verilebildiği sürece sorun yoktur. Ancak anne sütü yoksa beslenmede daha dikkatli olunur. Diyetisyen yardımı almak yararlıdır. Bebeğin protein, kalsiyum ve diğer elementlerinin kaynaklarının ayarlanması gerekir.

    Süt alerjisi tanısı koymak her zaman kolay değildir. Hatta çok zordur. Bazı bebeklerde (hatta büyüklerde), kan veya deri testi ile saptanabilen türleri vardır. Bazen de bu testler tamamen normal olup başka mekanizmalarla alerji yapar. Biz birinci grubu ele alırsak; deri testi ile (+) reaksiyon süt alerjisi vardır dedirir. Kanda bakılan değerler belli bir sınırı geçince yine alerji vardır dedirir. Ama bu; hemen anneyi ve bebeği kesin ve sıkı bir diyete koyacaksınız anlamına gelmez. Bunun dereceleri vardır, gerçek hayata yansıması vardır. Bazen sınırın hemen üstündeki bir değerde ama bebekte çok şiddetli allerji görülebilir. Bazen de çok yüksek değerde olduğu halde bebek rahatça sütünü içebiliyordur. İşte sadece laboratuvardan alınan test sonucundaki rakama göre davranmak, yanlışlıklara ve ardından gelecek bir sürü komplikasyonlara yol açar. Öyle olmasa; doktora, uzmana gerek kalmaz; bir testle herkes kendi tedavisini yapabilirdi. Etkileyen faktörler, o bebeğin özellikleri, yaşam koşulları vs. göz önüne alınarak yaklaşılmalıdır. Hastalık yok, hasta vardır.

    Bazen sadece süt değil, birlikte et, yumurta gibi başka gıdalara karşı da alerji vardır. O zaman anneyi sıkı diyete sokunca anne beslenmesine de dikkat etmek gerekir. Anne sütü alamıyorsa bebek için mutlaka doktor- diyetisyen işbirliği yaparak izlemek gerekir. Gıda alerjisi olup anne sütü de alamayan bebeklerde ek gıdalara da erken başlanır. Yine bebeğin durumuna göre bireysel planlar yapılmalı, genelleme yapılmamalıdır.

    Korunma, her zaman için tedaviden önce gelmelidir. İnek sütü alerjisi olmadan önce korumak gerekir. Ailede alerji öyküsü olan bebeklerde katı gıdalara geç başlamak, alerji potansiyeli yüksek gıdalara geç başlamak, anne sütünü olabildiğince uzun süre vermek, mama verilecekse de yarı hidrolize mamalar tercih edilmelidir.

  • Anne sütü ve emzirmeye ait pratik bilgiler

    Anne sütünün içeriği

    Anne sütü, gebeliğin 6-7. aylarında yapılmaya başlar. Bebek doğana kadar salgılanan süt miktarı azdır. Bebek doğduktan sonra süt yapımı da artar.

    Anne sütü, bebek için en uygun bileşimlerdedir. İçeriği sabit olmayıp, bebeğin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterir. Temel olarak protein, yağ, karbonhidrat ve su’dan oluşur. İçinde, vitaminler, kalsiyum gibi elementler, çeşitli enzimler ve bebeği hastalıklardan koruyacak olan bağışıklık proteinleri de içerir. Büyüme ve gelişmeyi etkileyen hormonları da içerir. Anne sütünde, 20’den fazla aktif enzim tanımlanmıştır. İlk 5 gün salgılanan süt; “kolostrum” veya “ağız” denen özel yapıda bir süttür. Yağı az, sodyum, potasyum, çinko ve bebeği mikroplardan koruyan antikorlardan zengindir. Kolostrumda yağ oranı % 2, daha sonra giderek artar ve 15. gün civarında % 3.5-4 grama ulaşarak sabit kalır. Sütün içindeki yağ oranı, beslenme sırasında da değişiklik gösterir. Başta daha az, emzirme sonuna doğru doygunluk hissi verip bebeğin memeyi bırakması için daha yağlı bir kıvam alır. Anne sütündeki enerjinin yarısı yağlardan karşılanır.

    Anne sütündeki protein oranı; başlangıçta litrede 15 gram civarında; olgun sütte 8-9 gram civarındadır. Anne sütündeki protein miktarı, inek sütünden daha düşüktür. Ancak yararlanım düzeyi daha yüksektir, bebeğin ihtiyacını tamamen karşılar. Ayrıca, böbreklere de gereksiz protein yükü bindirmemiş olur.

    Anne sütündeki karbonhidrat, esas olarak laktoz (süt şekeri)dur. Litrede 70 gram civarında laktoz bulunur.

    Vitamin içeriği, annenin beslenmesinden ve aldığı vitaminlerden etkilenir. Genel olarak sağlıklı bir annenin sütünde, K ve D vitamini dışındaki vitaminler yeterlidir.

    Sütün %80’den fazlasını oluşturan su ise, bebeğin tüm su ihtiyacını karşılar.

    Anne sütünün bebeğe faydaları

    Anne sütü, bebeğin tüm ihtiyaçlarına cevap verir. Özellikle ilk 4-6 ay, başka hiçbir gıda almaksızın, her türlü ihtiyacı karşılar. Bebeğin su ihtiyacını karşılar. Büyüme gelişmesi için gereken proteinini, enerjisini karşılar. Anne sütündeki yağlar, enerjiyi karşılamanın yanı sıra, gözün retina tabakası ve beyin gelişimi için de gereklidir. Anne sütünde; hazır mamalarda olması mümkün olamayan ve bebeği çeşitli mikroorganizmalardan koruyan biyoaktif maddeler, bağışıklık sistemini düzenleyen faktörler, büyüme ve gelişmeyi etkileyen hormon ve büyüme faktörlerini de bulundurur. Enzimlerden biri olan laktoferrin, demiri bağlayarak mikropların kullanmasını ve üremesini engeller. Kazein, ve bazı başka enzimler de mikropların bebeğin barsağına tutunmasını engeller. Özellikle sindirim ve solunum sistemi başta olmak üzere, çok sayıda organın büyüme ve gelişmesini düzenler.

    Bebeğe ne zamana kadar süt verilmeli?

    Anne sütü, ilk 6 ay bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar. Bu süre zarfında bebeğe sadece anne sütü ve D vitamini verilmelidir. Bundan sonra ise bazı eksikliklerin oluşmaması için, ek gıdalara başlanmalıdır. Anne sütüne ilave ek gıdalara 4 aydan önce başlanmamalıdır. Ek besinlerle birlikte anne sütü, 1 yaşına kadar verilmelidir. Tercihan 2 yaşına kadar da devam edilebilir. Ancak bebek, alması gereken ek gıdaları almayıp sadece anne sütüne devam ederse, 1 yaşından sonraki dönemde bazı eksiklikler ortaya çıkabilir. Bu durumda anne sütünün verilmemesi de söz konusu olabilir.

    Katı besinlere erken başlanırsa, anne sütü alımını kısıtlar, büyümesi olumsuz etkilenir. Ek gıdalara erken başlamakla besin alerjisi riski de artmaktadır. 4. aydan önce verilen ek gıdalar, ishal, kabızlık, gaz gibi mide barsak sistemi sorunlarına yol açabilir.

    Emzirirken bebek nasıl tutulmalı?

    -Anne, rahat bir pozisyonda oturmalı ve kendini rahat hissetmelidir.

    -Bebeğin başı ve vücudu düz bir hat üzerinde olmalı, yüzü memeye doğru, burnu da meme ucunun tam karşısında olmalıdır.

    -Anne ve bebeğin vücudu çok yakın bulunmalı, bebek sadece baş ve omuzlarından değil, kalçasından da desteklenmelidir.

    -Bebek, meme başının tüm renkli kısmını ağzına alacak şekilde ayarlanmalıdır. Sadece meme ucunu ağzına alması yanlıştır.

    -Mutlaka gerekmedikçe emzirme sırasında anne veya bebeğe müdahale edip rahatsız edilmemelidir.

    -Bebeğin başı memeye doğru itilmemelidir. İtilirse, bebek başını daha da geriye atarak huzursuz olur.

    -Anne, memeyi eli ile alttan desteklemelidir.

    -Parmaklarla meme hafifçe sıkılmalı, bebeğin burnunu tıkamamalıdır.

    -Emzirme sırasında bebeğin pozisyonu ara ara rahatsız etmeden değiştirilmeli, memenin farklı noktalarına da basınç uygulanması sağlanmalıdır.

    -Sezeryan doğumlarından sonra oturarak emzirmek zor olabilir. Bu durumlarda yan yatarak emzirmek de mümkündür.

    Anne sütü nasıl saklanmalı?

    Böyle bir uygulama ne kadar yararlı?

    Özellikle çalışan anneler için süt saklanması gerekebilir. Ancak bebeğin emzirme saatleri ayarlanmalı, anne işe gitmeden hemen önce bebeğini direkt memeden emzirmelidir. Ancak işyerinde de uygun koşullarda el veya pompa aracılığı ile süt sağılıp, steril kaplarda saklanabilir. Anne sütündeki enzimlerden dolayı, 6 saat kadar süre oda ısısında bile bekleyebilir; mikrop üremez. Buzdolabında da 24-48 saat bekletilebilir. Bu süt, verileceği zaman benmari usulü ile ısıtılıp, kapla, biberonla veya kaşıkla verilebilir. Özel süt toplama torbaları da satılmaktadır. Steril bu torbalara sağılan anne sütü, derin dondurucuda 6 ay kadar saklanabilir. Saklanan süt ısıtılıp bebeğe verildikten sonra artanı atılmalı, tekrar dondurulmamalıdır. Ancak unutmamak gerekir ki; anne sütü, canlı bir maddedir. İçeriği bebeğin ihtiyaçlarına göre değişmektedir. Şimdi sağılıp saklanan sütün içeriği, 6 ay sonra bebeğin ihtiyacına uygun değildir. Bu nedenle uzun süreli saklamalar önerilmez. Annenin süt üretimi, psikolojik ve sosyal şartlardan çok etkilenir. Annenin bebeğine süt verememe vicdan azabı, sütün kesilmesine neden olabilir. Bu nedenle de çalışan anneleri, emzirme saatlerini evde bulunduğu dönemde, gecede artırmaya yönlendirmek daha uygun olur. Ancak, işyerinde sağılarak bebeğine süt getiriyor olması, anneyi kendisi yokken de bebeğinin doğru beslendiği için huzurlu kılacaktır. Bu nedenle de süt sağılıp saklanması doğru ve uygun bir yaklaşımdır.

  • 0-3 aylik bebeklerde beslenme

    Bebeklerde beslenme

    Yeni doğan bebek için en ideal beslenme anne sütüdür. Bu nedenle 4-6 ay süre ile bebeğe sadece anne sütü veriniz. Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa sürede artacaktır. Kendinizi rahat bırakarak sadece bebeğinizle bütünleşerek emzirin.

    Doğumdan hemen sonra anne memesinden gelen süt normal anne sütünden farklıdır. Emzirmenin başladığı ilk günlerde göğüsten kolostrum denilen sarımsı bir sıvı gelir. Bağışıklık sağlayan maddeler açısından çok zengin olan bu sıvı bebeğinizi çeşitli bulaşıcı hastalıklardan korur. Ayrıca hafif bir ishal etkisi yaparak bebeğin barsaklarından boşalmasına ve sütü sindirmeye hazır duruma gelmesine yardımcı olur. İlk birkaç gün bebeğiniz beslenmek için kolostrum dışında hiçbir şeye gereksinim duymaz. Zamanla bu sarımsı sıvının yerini olgunlaşmış süt olarak bilinen beyaz süt alır.

    ANNE SÜTÜNÜN FAYDALARI

    Anne sütü her zaman temizdir, mikropsuzdur.

    Anne sütü daima hazırdır, ekonomiktir.

    Anne sütü bebekle anne arasında sevgi bağı kurulmasını sağlar.

    Anne sütü en doğal ve en taze besindir.

    Anne sütünün sindirimi kolaydır.

    Anne sütünün alerjik özelliği yoktur.

    Bebeği hastalıklara karşı koruyucu bağışıklık maddeleri içerir(ishal, orta kulak enfeksiyonu vb.).

    Annede meme kanseri görülme riskini azaltır.

    BEBEKLERDE D-VİTAMİNİ DESTEĞİ

    Bebek için en ideal besin anne sütüdür,ancak anne sütü alan bebekler e doğumdan kısa süre sonra D vitamini desteği vermek gerekmektedir.Her ne kadar mama alan bebekler mamadan Vitamin D desteği alsada çalışmalar bunun yeterli olamayabileceğini göstermektedir.Sonuç olarak eğer bebek günde 1 litreden daha az mama tüketiyorsa onlarada D Vitamini desteği verilmelidir .Günlük ihtiyaç 400 ıu dir. 25/03/2010

    ANNE SÜTÜNÜN TOPLANIP DEPOLANMASI

    Ellerinizi sabun ve su ile iyice yıkayınız.

    Sağma cihazları sıcak sabunlu suda iyice yıkanmalı, durulanmalı ve açık havada kurutulmalıdır. Bulaşık makinesinde yıkamakta yeterli olacaktır.

    Sütü depolamak için özel olarak üretilmiş saklama kapları kullanınız.

    Eğer sağılmış sütü 24 saat içinde kullanacaksanız dondurmayınız.

    Dondurulmuş süt deep freez de 3-6 ay özelliğini korur,ancak unutmayınızki depolama anne sütündeki yağların parçalanmasına neden olabilir ,bu nedenle her nekadar 3-6 ay diyorsakta siz mümkünse 3 ay saklamayı tercih ediniz.

    Depolama kapları üzerine tarih ve saat koymayı unutmayınız.

    Donmuş süt üzerine yeni sağdığınız sütü eklemeyiniz

    Donmuş sütü buzdolabında veya ılık su dolu bir kap için de bekleterek çözebilirsiniz.

    Çözmek için mikrodalga fırın kullanmayınız ,mikrodalga eşit ısıtma yapmaz ve bazı partiküller az ısınırken bazısı çok aşırı ısınıp yanıklara neden olabilir,ayrıca önemli protein ve vitaminlerin ölmesine yol açabilir.

    Buzdolabında çözülmüş süt 24 saat içinde kullanılmalıdır.

    Çözülmüş sütü tekrar dondurmayınız.

    Çözdükten sonra bebek sütün tamamını bitirmez ise daha sonra beslemek için saklamayınız,atınız.

    EMZİKLİ LOĞUSA BESLENMESİ

    Eski vücut ağırlığına dönmek için acele edilmemeli(6 ay veya daha fazla sürebilir).

    Unlu, şekerli ve yağlı besinleri aşırı tüketmemek gerekir.

    Süt, yoğurt ve peynir gibi kalsiyum kaynakları düzenli tüketilmelidir.

    Her gün bir adet yumurta ve bir porsiyon etli sebze veya kuru baklagil tüketilmelidir.

    Kuru baklagiller C vitamininden zengin (portakal, mandalina, domates, yeşil biber, maydanoz, taze soğan gibi) besinlerle tüketilmelidir.

    Vitaminden zengin olan sebze ve meyveler her öğün tüketilmelidir.

    Salam sucuk sosis gibi katkı maddesi içeren hazır besinler tüketilmemelidir.

    D vitamini besinlerde bulunmadığı için emzikli anne güneşlenmelidir.

    Yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalıdır.

    Kuru meyveler ve kuruyemişler yüksek enerji, demir ve kalsiyum içerirler. Yeteri miktarda tüketilmelidir.

    Gebelik öncesine göre sıvı alımı artırılmalıdır.

    Kansızlığa neden olan çay yemekle birlikte içilmemelidir. Çay yerine ıhlamur, nane, papatya, kuşburnu, rezene gibi bitki çayları tüketilmelidir.

    Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto ve limonata tüketilmelidir.

    Şeker boş enerji kaynağı olduğu için pekmez tercih edilmelidir.

    Şeker ve meyveler, tarım ürünleri, haşere öldürücü ilaçlar ile mücadele edildiğinden iyice yıkanmalıdır.

    Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

  • Emzirmenin 5 altın kuralı

    Emzirmenin 5 altın kuralı

    Her ebeveyn bebeği için en iyisini ister, sizler de bebeğiniz için en iyi olanı detaylarıyla öğrenmek için buradasınız. Konumuz anne sütünün önemi. Biz sağlıklı nesiller yaratmak istiyoruz ve hep bunun için çalışıyoruz.

    Ve size bir sır vereyim mi? Bugün bunun anahtarını cebinize koyarak bilgisayarınızı kapatacaksınız. Şu sayfadan çıkarken… tek bir mesajın asla aklınızdan çıkmamasını istiyorum. İlk 6 ay sadece anne sütü bebeğiniz için en iyisidir, ilk 6 ay anne sütü dışında su-mama-diğer sıvıların verilmesi tıbben gerekmedikçe asla önerilmez.

    Anne sütünün özellikleri:

    Anne sütü benzersiz-çok özel canlı bir sıvıdır, Tanrı’nın bir mucizesi, insanoğluna en önemli armağanlarından biridir. Bebeğin sağlıklı olarak gelişimini sağlamakla kalmaz, anneyle arasında eşsiz bir sevgi bağı oluşmasına yardımcı olur çünkü bebek anne göğsünde kendini güvende hisseder. Emzirme bebek beslenmesinin en ekonomik, hatta bedelsiz bir şeklidir.

    Canlı bir sıvı demiştik çok doğru çünkü içinde mikroplarla savaşan akyuvar dediğimiz beyaz kan hücreleri ve birçok biokimyasal maddeler içerir. Anne sütü “hazırdır-sıcaktır-temizdir”. Isıtmaya ve sterilizasyona gerek yoktur, daha da önemlisi her an ulaşılabilir. Belki komik gelebilir, ama 6 aydan sonra ek gıdalara başladığınızda bu 3 kelimenin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlayacaksınız ve o zaman bana hak vereceksiniz.

    İlk 6 ayda anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürre, kulak iltihabı gibi bulaşıcı hastalıklara ve alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar ve daha sağlıklı büyürler. Gaz-kabızlık-kusma gibi sindirimle ilgili rahatsızlıklar daha seyrek görülür. Daha zeki olurlar, aynı zamanda gözün görme yeteneğini arttırır. Konuşma ve çene yapısını destekler. Ayrıca ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemek erişkin çağında görülen, diyabet, romatizma, kanser, kalp hastalıkları gibi hastalıkları önlemede de etkindir.

    SORU: Nasıl oluyor da anne sütü erişkin çağdaki hastalıkları engelliyor?

    Çünkü anne sütü çok düzgün işleyen bir bağışıklık sistemi inşa eder. Bağışıklı sitemnde denge çok önemlidir, ne fazla ne eksik olmalı. Fazla çalışırsa alerjik hastalıklar, ileri yaşlarda romatizma diabet gibi otoimmun hastalıklar, az çalışırsa enfeksiyonlar ve kanser gibi hastalıklar daha sık görülür.

    Emzirmenin anneye faydaları

    Bu yazıyı öncelikle bebeğiniz için okuduğunuzu çok iyi biliyorum, ancak biraz kendinizi de düşünmeniz gerekir. Çünkü insanın kendisi için iyi bir şey yapması çok daha motive edici değil mi? Bunları niye söylüyorum, çünkü anne sütünün bebeğe yararlarının yanında anneler için de birçok olumlu etkileri var.

    – Bebek bekleyen tüm annelerimizin korkulu rüyasının hamilelikte alınan kilolar olduğunu çok iyi biliyorum ama üzülmeyin, emzirmek bu kiloların daha kolay verilmesini sağlar. Çünkü emzirmek ciddi bir kalori ve sıvı kaybıdır. Biraz yediklerinize dikkat edince, yani günlük normal ihtiyacımızın sadece 500 kal. üzerine çıkıp düzenli olarak bebeğinizi emzirdiğinizde, 6 ay içinde fark etmeden yavaş yavaş kilo verdiğinizi bizzat göreceksiniz.

    Emzirmek doğumundan sonra rahmin küçülmesini ve hamilelik öncesi haline dönmesini kolaylaştırır. Çünkü sütün göğüsten fışkırmasına yardımcı olan oksitosin hormonu aynı zamanda rahim kaslarının da toparlanmasını sağlar.

    Emzirme kemik erimesi ve ileri yaşlarda kalp krizine yakalanma riskini, hatta rahim ve göğüs kanseri risklerini de azaltır.

    Gelelim emzirmenin sağlıklı bir şekilde başlaması ve sürdürülebilmesi için çok önemli ALTIN KURALLARA.
    Bunlara altın kurallar diyorum, çünkü bence altın değerinde. Sadece bunların bilinmemesi veya uygulanamaması yüzünden binlerce bebeğin erken dönemde anne sütünden mahrum kaldığını biliyor muydunuz?

    1. ALTIN KURALIMIZ: Doğru zamanlama
    Bebeğin doğumdan sonra en geç bir saat içinde anne memesine verilerek emzirilmesi gereklidir. Hatta doğumhanede bebek doğar doğmaz ilk yakınlaşmanın sağlanması tam bir emme olayı gereçekleşmese bile, oldukça faydalıdır. Bebeğin emmek için en uyanık-canlı ve istekli olduğu bu dönem geçirilirse, bebekte uzun süre isteksizlik ve emzirmenin başlamasında gecikme görülebilir. Sezaryenli annelerin bile henüz kendilerine tam gelmeden bir başkasının yardımıyla bebeklerini emzirmeleri sağlanabilir.
    2. ALTIN KURALIMIZ: Doğru emzirme pozisyonu
    Emzirme pozisyonu çok önemli bir konu, yanlış bir emzirme hem bebeğin iyi beslenememesine, hem de annenin meme başlarının çatlamasına neden olur. Öncelikle memenin anatomisiyle işe başlayalım. Süt keseleri meme başında değil, kahverengi dokuda bulunur, bu yüzden tüm kahverengi doku bebeğin ağzına girip basınca maruz kalmazsa bebeğin ağzına süt akmaz, bu da bebeği kızdırarak meme başını çiğneyip zedelemesine sebep olur. Bebeğin ağzı geniş açık, alt dudak dışa dönük olmalı, bebeğin çenesi memeye dokunmalıdır. Bebeğin ağzının üzerinde görülen göğsün kahverengi kısmın büyüklüğü altta kalandan daha fazla olmalıdır.

    Ben yanlış pozisyonu da tarif etmek istiyorum, çünkü yanlışı bilirsek doğruyu kavramamız daha kolay olur. Bu öğrenmenin doğasında olan bir şey. Bebeğin ağzının geniş açık olmaması ve dudakların karşıdan bakıldığında ıslık çalar gibi gibi ileriye uzanması, alt dudağın içe dönük olması ve bebeğin çenesinin memeye dokunmaması yanlış bir pozisyondur. Bu durumda bebeğin ağzının üzerinde ve altında kalan kahverengi kısım eşittir.
    3. ALTIN KURALIMIZ: İdeal emzirme süreleri ve aralıkları
    Emzirme sırasında süt gelmesini sağlayan refleksin iyi çalışması için; emzirme süresi ilk gün her 2 göğüs 5 dk, 2. gün 10 dk, 3. günden sonra 15 dk veya daha uzun olabilir. Bir sonraki emzirmede en son emdiği memeden emzirmeye başlanmalıdır.

    Zamanında doğmuş bebek için emzirme sıklığı bebek istedikçe olmalıdır. Bu süre genellikle ilk haftalarda 2-3 saat gibidir. Ancak bazı bebekler saat başı bile emmek isteyebilirler. Bu bebeğin aç olduğu anlamına gelmez, tabi ki eğer daha sonra bahsedeceğimiz doyma belirtilerinde bir sorun yoksa.
    Erken ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde ise, kan şekerinin düşmemesi için bebek istemese bile 2 saattten daha uzun ara vermeden beslemeye özen gösterilmelidir. Ama daha sık olabilir, 2 saatten seyrek olmamalıdır.

    Sık emzirmenin birçok bilimsel faydası da mevcut. Ben buna göğüs-beyin otoyolu diyorum. Çünkü gerçekten bu çift yönlü bir otoyol gibidir. Annenin göğsündeki algılayıcılar bebeğin emmesiyle uyarılır, bu uyarı sinirler aracılığıyla beyinden Oksitosin-prolaktin dediğimiz 2 adet hormonun salgılanmasına yol açar. Bu hormonlar da daha sonra karşı yoldan, kan yoluyla annenin göğüs dokusuna giderek göğüse süt yap sütü boşalt emirlerini verir. Bunun pratik sonucu “Bebek ne kadar sık emerse o kadar çok süt olur”, yani bebek emdikçe süt biter inanışı kesinlikle doğru değildir. Aksine bebek emdikçe süt bitmez, artar. Arada anne sütü dışında sıvılar vermek bu doğal mekanizmayı ciddi şekilde sekteye uğratır.
    4. ALTIN KURALIMIZ: Emzirme sürecinin doğallığı…bunun bilinmesi aslında çok önemli, buna psikolojik bir kural da diyebiliriz.
    Bunu neden söylüyorum, emzirme büyük oranda doğal bir süreç, çok zor bir şey öğrenmek zorunda olmadığınızı bilin ve rahatlayın diye.
    Anne bebeğe uygun pozisyon vermeyi bebek ise memeyi nasıl tutacağını öğrenir. Bunun dışında gerisi tamamen bebekte doğuştan içgüdüsel olarak var olan reflekslerin işi. Nedir bu refleksler?

    · Arama refelksi: Bebeğin yanağına değince kafasını o tarafa çevirir, birşey dudaklarına değince bebek ağzını açar dilini aşağı ve öne uzatır,

    · Emme refleksi: Damağa bir şey değdiğinde, bebek emer.

    · Yutma refleksi: Ağız sütle dolunca bebek yutar.

    5. ALTIN KURALIMIZ: Sütün yettiğinden emin olmak, anneye huzur verir. Aslında bu da psikolojik bir kural, çünkü annenin rahat olması huzurlu olması bu konuda kendinden emin olması sütünü arttıran bir faktördür. Bir bebeğin emdikten sonra doyduğunu anlayabileceğimiz basit birkaç belirti mevcut. Öncelikle doyan bir bebek emdikten sonra aranmaz, rahatlar ve kolaylıkla uykuya geçer. Tabii ki gaz nedeniyle huzursuz olan bebekleri bu kategoriye almamak gerekiyor. Günde 4-5 kez çiş ve en az 3-4 bez de dışkılı olur, bazı bebekler ilk aylarda günde 7-8’e kadar kaka yapabilir, bu ishal değildir. 1-2 aydan sonra da bazı bebekler bunu günde bire hatta 3-5 günde bire bile indirebilir, bu da kabız değildir.
    Anne sütünün yeterli olduğundan emin olmanın daha bilimsel ve sayısal yolları ise doktorunuz tarafından değerlendirilir. Bebeğin büyümesinin değerlendirilmesidir. Pratik olarak iyi beslenen bir bebek ilk 6 ay içinde haftada 150-250 g kilo alır. 5 ayda doğum kilosunun yaklaşık 2 katına, 1 yaşta 3 katına çıkar.

    İlk 6 ay içinde boyu her 3 ayda 8cm, 2. 6 ayda ise her 3 ayda 4 cm uzar kabaca ilk 1 yıl içerisinde ortalama boyu 25 cm uzar. Yani 50 cm doğan bir bebek 1 yaşında 75 cm olur. Baş çevresi ilk 1 yıl içinde ayda 1cm genişler. Yalnız lütfen bunların ort. değerler olduğunu unutmayalım, asla kesin kural değil, bu değerlerin altı ve üzeri de genellikle normaldir. Lütfen bebeklerimizi başkalarının bebekleriyle karşılaştırmayalım. Tabii ki boy-kilonun belli bir oranda olması gerektiğini hatırlayalım, 2 ölçüyü birlikte değerlendirelim. Çünkü bebekler arasında büyüme potansiyeli açısından çok geniş aralıklı kişisel farklılıklar mevcuttur. O yüzden, bebeğinizin büyüme durumu hakkında en yetkili ağız onu devamlı takip eden doktorunuzdur.

  • Anne sütü mü inek sütü mü ?

    Zamanında doğan bir bebek için en ideal besin anne sütüdür. Yenidoğan bebeği doğanın en güzel nimetlerinden biri olan ve daima hazır bir şekilde bebeğe sunulan anne sütünden mahrum bırakmak belki de ona karşı yapılacak en büyük kötülüktür. Anne sütü bebeğin büyüme ve gelişimine katkıda bulunmasının yanı sıra; Kognitif özelliklerinin,IQ ve entelektüel performansının gelişimine ve immün sisteminin gelişip güçlenmesine sonuçta enfeksiyon hastalıklarına ve alerjiden korunmasına katkısı vardır. Anne sütünden daha fazla yararlanabilmek için annenin buna doğum öncesi ve doğum sonrası psikolojik olarak hazırlanmış olması gerekmektedir.

    Bebeği de doğar doğmaz ilk 1-2 saat içinde anne göğsüne yatırılması sağlanmalıdır.Böylece prolaktin salınımı için gerekli mesaj beyine gönderilir ve bebeğin hemen emmesi sağlanır, aynı zamanda bu davranışla anne ve bebek arasında tensel temas ve psikolojik bağ da sağlanmış olur. Annenin bebeğini emzirme sıklığı tamamen bebeğe bağlı olmalıdır. Anne sütünün yetip yetmediği tartı, dışkı ve idrar çıkışına bağlı olmalıdır. Doğumu takiben 3. günde 3 ıslak bez ve ilk haftanın sonunda 4 ıslak bezin olması anne sütünün yeterli olduğunu gösterir. İlk 6 ay bebeğe sadece anne sütü verilmeli su dahi verilmemelidir. Eğer anne çalışıyorsa ve işe başlayacaksa annenin sütünün buz dolabında, buzluk ve derin dondurucu da saklayabileceği anlatılmalı bebek gereksinim duyunca sıcak suyun içine oturtulup çözündükten sonra vücut ısısına ulaşınca bebeğe verebileceği belirtilmelidir.

    Anne sütünde bulunan suda eriyen ve yağda eriyen vitaminlerinin miktarı -D ve K vitamini dışında- yenidoğan bebek için yeterlidir. Bunun için yenidoğan bebeğe doğar doğmaz K vitamini prematürelere 0.5 mg, temrinde doğan bebeğe 1 mg yapılmalıdır. Anne sütü alan bebeğe vitamin olarak 15. gün 400Ü/gün D vitamini başlanmalı, 1 yaşına kadar devam edilmelidir.

    Ayrıca ülkemizden yapılan çalışmalar; Nutrüsyonel demir eksikliği anemisinin sık gözüktüğünü göstermiştir. Bunun sonucunda süt çocukluğu döneminde demir takviyesi alanlar ile demir takviyesi almayanlar arasında 6 puan zeka farkı olduğu gösterilmiştir. Sonuçta anne sütü alan bebeğe rutin olarak demir preparatı başlanmalıdır. Eğer bebek yeterli anne sütü alıyor, annenin beslenmesi iyi ve ilk bebek ise 6. ayda demir preparatı başlanmalıdır. Anne daha önce doğum yapmış ve annenin beslenmesi bozuk ise bebeğe 4 .ayda demir preparatı başlanır. Anne sütünü herhangi bir sebepten alamamış bir bebeğe ise eğer adapte mama ile besleniyorsa ilk 6 ay demir takviyesi gerekmemektedir. Bebek 6. aydan sonra da demir takviyeli mama ile besleniyorsa ilave yine demir takviyesi gerekmez. Fakat İnek sütündeki demir konsantrasyonu anne sütünden fazla olsa da emilimi anne sütünden düşük olduğu için, sonuçta inek sütü ile beslenen bebeğe 6. ayda demir takviyesi gereklidir.

    Sulardaki flor yeterli ise dişlerin çıkması sırasında bebeğe sistemik flor takviyesi(tablet verilmesi ) gerekmez. Her hekim kendi bölgesindeki sudaki flor miktarını bilerek bunu ayarlamalıdır. Flor miktarının yeterli olduğu bölgelerde ilave verilecek florun çocuğa yarardan çok zarar verebileceği ve dental florozise yol açabileceği bilinmelidir. Eğer flor takviyesi gerekecekse diler çıkmaya başlayınca sistemik flor takviyesi yerine lokal flor takviyesi uygulamaları jel vb uygulamaları için Çocuk hekimleri diş hekimlerine aileyi yönlendirmelidir.

    Kemik ve diş yapısının temel yapı taşı olan kalsiyum organizma için son derece önemlidir. Sağlıklı beslenme disiplini içinde çocuklara kalsiyum desteği gerekmemektedir. Ancak raşitizm ülkemizde süt çocuklarında sık görülen bir sağlık problemidir. Şu da gerçektir ki Ülkemizde Raşitizmin gelişiminde, D vitamini eksikliğinden çok kalsiyum eksikliğinin etkili olduğu görülmüştür. Bunun sebebi erken ek gıdalara geçilip anne sütü de kesilmiş ise süt ve süt ürünü alamayan bebeğin bir sorunu olarak kalsiyum alım eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır. İnek sütünde kalsiyum ve fosfor oranının 1.3 gibi düşük olması emiliminin anne sütündeki kalsiyuma göre az olması ve ortamda yeterince laktoz olmamasından kaynaklanmaktadır. Amerikan Pediatri Akademisi 6 ay sonrası kullanılacak devam mamalarına kalsiyum ilavesini önermektedir. Süt çocuğunun alacağı kalsiyum miktarı 60/ mg/ gün olmalıdır. Sağlıklı bir bebeğin dışarıdan fosfor ilavesine yoktur.

    A vitamini immün sisteme desteği olacağı için anne sütü alan bebeğe 1000-1500 ünite verilmesinde yarar vardır.

    Yine çinko, bakır ve selenyumun sağlıklı beslenen bir çocuğa verilmesinde gerek yoktur. Ancak ülkemizde süt çocuklarının ilk yaşta, inek sütü ile erken tanışması sonucu nutrusyonel çinko eksikliği görülmektedir. Çinko eksikliği düşünülen iştahsız, kilo almayan ve sık enfeksiyon geçiren bebeğe çinkodan zengin besinler ve çinko desteği verilmelidir. Yine unutulmamalıdır ki çinko eksikliği, sindirim sisteminin bir önemli hastalığının -örneğin Çölyak hastalığı ve/veya kistik fibrozisin vb-belirtisi olabilir bu akılda tutularak çocuk bir bütün içinde değerlendirilmelidir.

    Hiç istenmeyen bir durum olarak anne sütü bir sebepten verilemeyecek olursa ailenin karşısına iki seçenek çıkmaktadır. Birisi bebek mamaları diğeri ise inek sütüdür. ESPGAN ve NASPGAN ve DSÖ( Dünya Sağlık örgütü) mecbur kalınmadıkça ilk 1 yaşta inek sütü kullanılmamasını hatta inek sütüne 2 yaşından sonra başlanılmasını öğütlemektedir. İnek sütü ile bebeğin sindirim sisteminin erken tanışması sindirim sisteminden gizli kanamaya ve demir eksikliği anemisine yol açabilmektedir. Ayrıca inek sütündeki sığır serum albümini, pankreastaki adacık hücreleri ile benzer antijenik yapıda olduğu için diabetes mellitus'a (şeker hastalığına ) eğilim inek sütünü ilk iki yaşta alanlarda daha fazla olmaktadır.

    Çölyak hastalığı;Buğday unundaki kıvam verici bir madde olan glutene karşı bir alerji olup, genetik, çevresel ve vücudun savunma mekanizmalarının karıştığı bir hastalıktır. Eğer inek sütü ile erken tanışılırsa hastalık görülme oranı artmaktadır. Yine Astım bronşialeye eğilim ilk yıl inek sütü ile beslenen bebeklerde artmaktadır.

    Sonuçta; Eğer anne sütü yetmiyorsa bunun yerine ilk seçeneğimiz tam adapte bebek mamaları olmalıdır. Bebek mamaları da istemeyerekte olsa, anne sütünün kesilmesi sonucunda kullanılacaksa tıpkı anne sütü gibi ilk 2 yaşta ek gıdalar bebek mamaları kesilmeden yanına ilave olarak başlanmalıdır. Yine aileye önerilerde bulunurken, ülkemizin gerçekleri göz önüne alınmalı, ailenin ekonomik durumu göz önüne alınarak yapılmalı ve öneriler aileye yönelik olmalıdır.

    Sonuç olarak bebeğin beslenmesinde ilk seçenek anne sütü olmalıdır. Eğer anne sütü yetersizse veya verilemiyorsa, beslenme ailenin sosyoekonomik durumuna göre hekimin bilgi ve deneyimine bağlı olarak şekillendirileceği bir sanat olmalıdır.

  • Çok bilinmeyenli bir denklem:     ek gıda dönemi

    Çok bilinmeyenli bir denklem: ek gıda dönemi

    Bebeğiniz doğdu. Gayet güzel emzirdiniz. Anne sütü bebeğinizin gelişimini sağladı, onu hastalıklardan korudu. Aylar geçti. Artık elinizdeki her besine neredeyse saldıran, her şeyin tadına bakmak isteyen bir minikle baş etmeye çalışıyorsunuz. Bir yandan karpuzun ucunu iştahla emmesi hoşunuza gidiyor, bir yandan da “ acaba hata mı yapıyorum?” düşüncesi hiç peşinizi bırakmıyor. Ek gıda dönemini, bebeğinizin bundan sonraki sağlıklı beslenme alışkanlıklarının oturacağı zaman dilimi olduğunu öğrenmek sizi daha da korkutuyor. O zaman önce “ek gıda dönemi”ne demek? Ne zaman başlar? Ne zaman biter? Öğrenelim.

    Süt çocuğu büyüme ve gelişmesine uygunluk gösteren iç içe girmiş üç beslenme döneminden geçer. Bunlar;

    • sadece anne sütü dönemi
    • anne sütü ve ek gıda dönemi
    • erişkin diyeti

    Bebeğiniz elinizdeki her besinden tatmak istiyor. Gayet güzel çiğneme ve yutmasını gerçekleştiriyor. Sonrasında da hiçbir sorun olmadı. Bizimle aynı yemeği yesin mi artık?

    Hayır.

    Bebeğiniz şu anda yürüyemiyor. Çünkü sinir ve kas sistemleri yeterli olgunlukta değil. Konuşamıyor. Çünkü dil kasları da beyin gibi gelişimine devam ediyor. Gastrointestinal yani mide-bağırsak sistemi de, kanı temizleyen böbrekler de gelişimine devam ediyor.

    Anne sütünden ek gıdalara geçişte asıl önemli noktalar; ne zaman, nasıl ve hangi gıdalarla başlanması gerektiğidir.

    Erken ek gıdalara başlanması sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması nedeni ile ishal ve besin allerjilerinde artmaya neden olabilir. Emmede azalmaya bağlı anne sütü yapımının azalması, ishalli hastalıklar, doğru ve yeterli besinlerin verilmemesi nedenleri ile de gelişme problemleri olabilir.

    Genellikle annenin erken ek gıdaya başlamasının en önemli nedenleri, annenin sütünün artık bebeğine yetmediğini düşünmesi, annenin yanlış bilgilendirilmesi, bebeğin büyüme izleminin yapılmamasıdır.

    Ek gıdalara geç başlanması ise anne sütünün yetersiz kalması ile büyümede yavaşlama, bağışıklıkta zayıflama ve kilo alım problemlerine neden olabilir. Uygunsuz besin seçimi protein enerji malnütrisyonuna denilen ciddi gelişim bozuklukluğu ve eser element eksikliği ile sonuçlanabilir.

    Çok erken
    Artmış ishal ve allerjik hastalıklar (bağırsak immatürasyonuna bağlı)
    Anne sütünde azalma (ek gıdalar nedeni ile çocuğun emme isteği azalmakta)
    Malnütrisyon (ishalli hastalıklara bağlı)

    Uygun dönem
    Uygun zamanda (4-6. Aylar arasında)
    Besin içeriği yeterli (Kalori, protein, demir, çinko, vitamin A ve vitamin D içeriği yeterli)
    Hijyen koşullarına uyularak
    Toplumun kültürel yapısına uygun yiyecekler ile (o ülkede mevcut olan ve toplumca kabul edilebilen)
    Geç
    Büyüme geriliği (Anne sütü tek başına kalorik olarak yetersiz hale gelmektedir)
    İmmün yetmezlik (Yetersiz enerji ve protein alımı sonucu)
    İshalli hastalıklarda artma (İmmün sistemde yetersizlik sonucu)
    Malnütrisyon (Yetersiz kalori alımı ve ishalli hastalıklara bağlı)
    Mikronütrient eksikliği (Yetersiz alım ve enfeksiyonlarda artma sonucu)

    Ne zaman ek gıdalara başlayalım?

    Ek gıdalara başlanmasında, her bebek için geçerli olan kesin bir yaş yoktur. Ek gıdalara başlanmasını belirleyen en önemli faktör çocuğun gelişim basamağı, böbrek fonksiyonlarının daha etkin hale gelmesi ve sindirim sisteminin olgunlaşmasıdır. Bu da 4-6 ay arasında, her çocuk için farklı bir zamanda olmaktadır. Ancak kilo alması ve gelişimi normal, yaşına uygun seyreden bir çocuk için 5,5 ay idealdir. Daha erken başlanması belirtilen dezavantajları taşır, daha geç başlanması ise her geçen gün kişiliği oturan ve “hayır”ın gücünü öğrenen bebeğin ek besini reddetme riskini arttırır.

    Anne sütü dönemi: Yeterli kalori ve protein oranına sahip olması ve yüksek biyolojik yararlanırlılığı nedeni ile anne sütü ilk 4-6 ay tek başına yeterlidir. Anne sütü düşük böbrek solit yüküne sahip olması nedeni ile bu dönemde en ideal besindir. Yenidoğan bebeklerin mide kapasiteleri küçük (7 ml) ve bağırsak geçiş zamanları kısa olması nedeni ile az miktarda ve sık beslenmeleri gerekir. Zamanında doğan bebekte bağırsak enzimleri yeterli düzeydedir. Sindirim sisteminin yabancı proteinlere karşı koruyucu mekanizması tam gelişmemiştir. Anne sütü, bu mekanizmanın gelişmesini sağlarken yabancı protein ve patojenlerle çocuğun karşılaşmasını engeller. Bu sürede yutma refleksi zayıftır ve kaşıkla verileni ağızdan çıkartma eğilimindedirler. İlk dört-altı ay bebeğin emerek beslenme evresidir. Bu sürede bebek kaşıkla verileni yeterli yutamaz ve ağzından geri çıkartmaya eğilimlidir.

    Anne sütü ve ek gıda dönemi: Altıncı aydan başlayarak hayatın ikinci yılına kadar baş kontrolü, ince ve kaba motor basamaklarında ilerleme ile fizyolojik ve nörolojik olgunlaşma devam eder. Ek gıdalara geçiş ile kaşıkla beslenme, çiğneme, parmakları ile besinleri tutarak kendini besleyebilme, kaptan bağımsız beslenme ve kaşık-çatal kullanabilme çocuğun beslenme basamaklarını oluşturur. Emme refleksi 30-34 gebelik haftasındaki bebekte vardır. Bu dönemde bebekte yutmada gelişir. Bununla birlikte dil ile çıkarma refleksi 5-7. aylarda kaybolur ve kaşıkla verileni alabilir. Sekizinci ayda yardımsız oturabilir ve dil hareketleri daha da gelişir; böylece daha katı yiyecekleri yiyebilir. Onuncu ayda çiğnemeye başlar ve elindeki yumuşak besinleri ısırabilir. Bir yaşında tüm besin maddelerinden yiyebilir ve iki elini kullanarak kaptan sıvı gıda içebilir. İkinci yaşın sonunda yiyecekleri diğer maddelerden ayırabilir.

    Sonuç olarak artık bebeğe ek besin başlanabileceğinin belirtileri;

    – Baş-boyun kontrolünün tamamlanması (Bebeğin başını dik tutması),

    – Oturabilmesi,

    – El ve göz koordinasyonunun gelişmesi, oyuncaklarını ağzına götürmesi,

    – Dil çıkartma refleksinin kaybolması, kaşıktan yiyecekleri alabilmesi,

    – Ağzını açma, yutma ve çiğneme koordinasyonun gelişmesi.

    Ek besin verilirken dikkat edilecek noktalar

    – Her yeni gıdaya tek tek başlanmalı ve çok az miktarda (bir-iki tatlı kaşığı) verilmelidir. Bebeğin alımına uygun olarak 3-4 gün içinde miktarı artırılmalıdır. Yeni bir gıdaya bu üç günün sonunda başlanmalıdır. Böylece çocuğun bir besin maddesine olan allerjisi varsa, tespit edilebilir.

    – İlk kez verilecek besinler bebek aç-keyifli ve uykusunu almışken denenmelidir ki genellikle bu öğleden sonra saatlerine denk gelir.

    – Bebek istemediği bir besini alması için zorlanmamalı bir süre ara verip iki-üç hafta sonra tekrar denenmelidir.

    – Ek gıdalar tek öğün olarak başlanır. Bebek altı aylık olduğunda anne sütüne ek olarak günde 2-4 öğün ek gıda alabilir.

    – Ek gıdalara geçerken önce tekli besin grubu (tatlı sebze, yoğurt, meyve püreleri) kullanılır daha sonra çoklu karışımlara (sebze çorbası, kabak dolması) geçilir.

    – Bebeğe verilecek ek besinlerin protein, demir, çinko, vitamin D ve vitamin A'dan zengin olmasına dikkat edilmelidir.

    – Bebeklere doğal ve taze hazırlanmış besinler verilmelidir. Konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler bebeğe verilmemelidir.

    – Bebek için hazırlanan besinler iki saat içinde tüketilmelidir. İki saatten uzun süre oda ısında bekletilen yiyecekler kullanılmamalıdır. Uygun saklama koşulları yoksa (buzdolabı gibi) beslenme sonrası artan miktarlar atılmalıdır.

    Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır. Bebeğe verilecek besinler hazırlanırken gıda hijyenine uyulmalıdır.

    – Besinlerin hazırlanmasında kaynatılmış su kullanılmalıdır.

    – Tüm besinler sadece kaşık ile verilmelidir. Ek gıdaların verilmesinde biberon kullanılmamalıdır. Koyu kıvamlı besinler emzikten emilirken boğulmaya neden olabilir. Aynı zamanda biberon ile ek gıdaların verilmesi uygun olmayan beslenme alışkanlıklarının gelişmesine neden olur ve kaşıkla beslenme alışkanlığının gelişmesine olanak vermez.

    – Bebeği beslemek için kullanılacak kaplar ve kaşıklar temiz olmalıdır. Kullanılan kapların gıda artıklarının kalmasının önlenmesi ve kolay temizlenmesi için köşesiz olması gerekmektedir. Bu malzemeler bir tencere içinde ağzı kapatılmış olarak en az beş dakika süre ile kaynatılmalı ve ağzı kapalı olarak soğutulmaya bırakılmalıdır. Böylece sıcak buhardan da faydalanılır. Kaynatılamayacağı ve kolay temizlenemeyeceği için plastik kaplar ve biberonlar kullanılmamalıdır.

    – Meyve ve sebze pürelerini hazırlarken vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalıdır.

    – Beslenme saatleri hem anne hem de çocuk için mutlu geçen anlar olmalıdır. Beslenme saatlerinde anne rahat olmalı ve acele etmemelidir. Çocuk çok hızlı ya da çok fazla beslenmiş ise kusabilir. Gerekli temizlik yapıldıktan sonra beslenmeye devam edilmelidir.

    Bebekler zaten tatlı olduklarından meyveye kolay bir şekilde alışırlar. Sağlıklı beslenme için gerekli ve asıl alışması gereken gıdalar ise sebzelerdir. O zamana kadar sadce anne sütü ile beslenmiş olan bir bebek tüm tatlara açıktır. Bu nedenle ilk aldığı gıdaların tatlarına çok daha kolay alışır. Sebzelerle ek gıdaya başlarken de sarı-tatlı sebzeler kullanılır.havuç, patates,kabak gibi.. (taze – kabukları kalın soyulup kaynatılır – yumuşayınca çatalla ezilir – kıvamı koyu ise tercihan anne sütü/kaynatılmış ılıtılmış su / biberon maması ile cıvıklaştırılabilir) Tek tek tatlarına alışan bebeğe artık bu sebzelerle çorba yapabilirsiniz.

    Bu aşamadan sonra ek gıdalardan tadı anne sütüne en yakın olan yoğurt başlanmalıdır. Ardından elma, armut, muz ile meyveler başlanabilir.

    Her yeni gıdaya 3 gün aralarla başlanmış olduğunu düşünürsek, bebeğiniz artık 1 ay daha büyümüş olmalı. Zeytinyağı ile hazırladığınız sebze çorbalarının içine bir küçük soğan, bir baş brokoli, bir baş karnabahar, bir küçük domates, bir avuç “çift çekilmiş yağsız dana kıyma” koyabilirsiniz. Kıymanın bebeğe verilmeden önce çok iyi piştiğinden emin olmalısınız. Bunun için öncesinde 30 dk pişirip ardından sebzelerle tekrar pişirebilirsiniz.

    8.ayda bebeğinize yumurta sarısı vermeye başlayabilirsiniz. Yumurta alerjisi olup olmadığını anlamak için önce bir yumurta sarısının 1/8 i ile başlayın. Daha sonra 8-10 günde arttırarak tam yumurta sarısına çıkabilirsiniz. Yumurtanın beyazını ise 1 yaşından sonra verebilirsiniz.

    9. ayda balık levrek – sardunya – somon gibi balıklar ile bebeğinizi tanıştırın.

    Bebeklerin 1 yaşına kadar yemeklerine baharat, tuz, salça katılmamalıdır. Bu nedenle bizimle aynı gıdaları almamalıdırlar. Ancak ailelerin bir araya geldiği zaman dilimleri olan yemek saatlerinde bebek de aileyle birlikte sofraya oturtulmalı ve eline kaşığı verilmelidir. Bebek kaşığı ile beslenemese de, kafasında kaşık-yemek ilişkisini kuracaktır.

  • Enfeksiyonlardan korunmak için en etkili yol: anne sütü

    Enfeksiyonlardan Korunmak İçin En Etkili Yol: Anne Sütü

    Gastrointestinal Hastalıklar:Anne sütünün gelişmekte olan ülkelerde ishalden koruduğu ve ishalin şiddetini azalttığı gösterilmiş; rotavirus, G. Lamblia, Shigella spp., Campylobacter spp. ve enterotoksijenik E. Coli gibi spesifik enterik patojenlere karşı koruyucu özelliği kanıtlanmıştır.

    Diyareal hastalıkların prospektif kohort çalışmalarında tek başına anne sütü, tek başına formula ve anne sütü ile beraber formula alan bebekler karşılaştırıldığında anne sütü ile beslenen gruplarda diyareal hastalığın insidansının daha az olduğu saptanmıştır.

    Solunum Yolu Hastalıkları:Yapılan çalışmalar arasında anne sütünün solunum yolu hastalıklarından koruyucu özelliğinin olduğunu gösteren çalışmalar varken anne sütünün önemli bir etkisinin olmadığını belirten çalışmalar da mevcuttur.

    Otitis Media: Çeşitli prospektif çalışmalar anne sütünün otitis media riskinden koruyucu özelliğinin olduğunu göstermiştir. Daha az çalışma bunun tersi yönünde sonuçlar bildirmiştir. Hatta bir çalışmada tek başına 6 ay anne sütü alanlar arasında rekürren OM sıklığının 4 aydan daha az anne sütü alanlara göre daha düşük sıklıkta olduğunu göstermiştir.

    İdrar Yolu Enfeksiyonu:İki vaka kontrollü çalışmada idrar yolu enfeksiyonları anne sütü alanlara kıyasla formüla ile beslenenlerde daha yaygın görülmekteydi. Başka bir çalışmada tek başına formüla ile beslenen bebeklerde anne sütü ile beslenen bebeklere göre idrar yolu enfeksiyonu riski 5 kat daha fazla bulunmuştur.

    İdrar yolu enfeksiyonundan koruyucu mekanizmanın oligosakkaridler ve sIgA aracılığıyla patojenlerin üroepitelyal hücrelere adezyonunun engellenmesi olduğu düşünülmektedir. Anne sütü ile beslenme aynı zamanda sütteki antimikrobiyal komponent olan laktoferrinin idrar seviyelerini arttırdığını göstermiştir.

    İnfantil Botulizm: Çalışmalarda formüla ile beslenenlerde infantil botulizmin daha erken yaşta olduğu ve daha ciddi seyrettiği gösterilmiştir. Anne sütü ile beslenen ve formüla ile beslenen bebekler arasında intestinal flora farklıdır; anne sütü ile beslenenlerde intestinal pH düşüktür, bu da C. Botulinum’um çoğalmasını engeller.

    Diğer Enfeksiyonlar:H. Influenzae’nın infantlarda sepsis ve menenjit etkeni olduğu gösterilmiştir. Çalışmalar anne sütü ile beslenenler arasında formüla ile beslenenlere göre sepsis ve menenjit riskinin daha düşük olduğunu göstermiştir.

    Ayrıca anne sütü ile beslenme bebekte hem güven duygusu yaratarak hem de endorfin salgısını arttırarak ağrı kesici ve ağlama miktarını azaltıcı etki gösterir. Anne ile bebek arasında derin bir duygusal bağ oluşturur. Emziren annelerin bebeklerini terk etme, şiddet uygulama gibi olumsuz davranışları emzirmeyen annelere göre çok daha az görülür.

    Anne sütü yaşayan bir sıvıdır.

  • Güçlü bir bağışıklık sistemi için günde 500 ml. Anne ya da devam sütü

    Güçlü bir bağışıklık sistemi için günde 500 ml. Anne ya da devam sütü

    1- Bebek beslenmesinde anne sütünün önemi:


    Bebek beslenmesinde anne sütünün önemi sayılamayacak kadar çoktur. Fakat sacayağı dediğimiz bir üçleme vardır. Bunlar:

    a) Anne sütü hijyeniktir, yani mikrop barındırmaz buna karşılık tüm mikrop çeşitlerine karşı koruma özelliği vardır. İçinde canlı olarak koruyucu hücreler bulunur. Hastalıklara karşı antikorlar içerir. Bağırsakta bulunan faydalı bakteriler anne sütü ile beslenip çoğalırlar ve bebeği korurlar.

    b) Ekonomiktir, hiçbir masrafı yoktur, son derece besleyicidir, 6 ay boyunca başka hiç bir şey verilmeksizin (su dahil) bebeği besleme özelliği vardır.

    c) Psikolojik yararları çoktur. Anne sütü alan bebekler ileride sosyal ve psikolojik olarak daha dengeli olurlar. Daha mutludurlar. Annesini göğsünde iken ten teması onu yaşamı boyunca daha mutlu yapar. Annesi ile göz teması sayesinde otizm, hiperaktivite ve konsantrasyon bozuklukları daha az görülür.

    2- Anne sütü hangi etkenlerle azalır? Anne sütünü artırmak için ne yapmalıyız?
    Anne sütünü azaltan en büyük neden psikolojik sorunlardır. Bu nedenle anne sütü verirken anneler mutlaka huzurlu ve mutlu bir ortamda bulunmalı ve ailenin tüm fertleri ve diğer yakınları tarafından süt verme yönünde desteklenmelidir. Anne sütünün tam bir gıda olduğu, bebeği tam beslediği vurgulanmalıdır.

    Bazen de ateşli hastalıklar, organlara ait bozukluklarda süt azaltabilir. Bu durumlara daha nadir rastlanır. Sütü artırmanın en önemli yolu daha hamilelikten itibaren anne adayını süt verme yönünde desteklemektir. Ayrıca bol sıvı ve süt artırıcı çayları vermekte yarar sağlayabilir.

    3- Anne sütü olmadığı ya da yetersiz olduğu durumlarda anneler nasıl bir yöntem izlemelidir ve bebeklerini ne ile beslenmelidir?
    Anne sütünün yetersizliğine az rastlanır. Bunu anlamanın en önemli yolu bebeği yakından izlemektir. Anneyi süt verme yönünde desteklemek, süt verme yolu ve tekniklerini göstermek, çocuğun düzenli kilo aldığını tartarak izlemek önemlidir. Ender olarak sütün az geldiği durumlarda (kilo alamama, devamlı göğüste kalma isteği gibi) anne sütüne uyumlu ek formül mamalar verilebilir.

    4- Sütün bebeklerin bağışıklık sisteminin gelişmesindeki rolü:
    Anne sütünde bebeklerin bağışıklığını artıran ve sürdürülebilir olmasını sağlayan birçok hücre ve madde mevcuttur. Bunlar arasında lenfosit dediğimiz hücreler, birçok antikor ve enzimler, prebiyotik dediğimiz bebeklerin bağırsağında bulunan faydalı bakterileri besleyen maddeler sayılabilir.

    5- Bebeklerin günlük süt ihtiyacı ne kadardır? İdeal ölçü nedir?
    Bebeklerin günlük süt gereksinimi onların kilolarına göre hesaplanır. Bebeğin kilosu 150 ile çarpılırsa 24 saatteki süt ihtiyacı bulunmuş olur. Diğer bir deyimle ilk 6 ayda bebekler kilo başına 150 cc. süte gereksinim duyarlar. Örneğin 5 kilo gelen bir bebek günde 750 cc. civarında süt alırsa bu onu yeterince beslemiş olur.

    6- 6. aydan sonra ek gıdaya başlanıyor bu durumda günlük süt ihtiyacı miktarı değişir mi?
    Bebekler 4-6 ay arasında ek gıda alırlar. Bebeğin ayına göre başlangıç mamaları, devam mamaları ve veya devam sütleri verilebilir. Bu mama ve sütler anne sütüne yakın olmalı, bebeğin bağışıklığını destekleyen maddeler (prebiyotik, nükleotid gibi) içermeli ve bebeğe yeterli miktarda verilmelidir. (Örneğin günde 500-750 cc. gibi).

    7- 6. Aydan itibaren ek gıdalara başlandığında bebeklerde günlük süt ihtiyacını karşılayabilmek için nasıl bir beslenme yöntemi izlenmelidir?
    6. aydan itibaren bebeklere iyi bir beslenme programı hazırlamak gerekir. Aylık izlenimlerle bebeğin boy, kilo, baş çevresi, fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeleri kaydedilmelidir. Yeterli kalori, protein, mineral ve vitamin alımı çok önemlidir. Bunlar adapte ve formül mamalarda, kaşık mamaları ve kavanoz mamalarında yeteri kadar vardır.

    8- Anneler, bebeklerine yeterli süt verip vermediklerini nasıl anlayabilirler?
    Bebeklerin yeterli süt alıp alamadıkları fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişmeleri ile anlaşılır. Boy, kilo ve baş çevresi aylık kaydedilmeli ve çocuklar iyi bir şekilde izlenmelidir.

    9- İştahsız ya da süte direnç gösteren bebekler için anneler ne tür beslenme yöntemleriyle günlük süt ihtiyacını tamamlayabilirler?
    İştahsızlık bebeklerde göreceli bir kavramdır. Gelişmesi normal olan bir çocukta iştahsızlık yok denebilir. İştahsız bebekler için geliştirilmiş bazı mama ve devam sütleri kullanılabilir. Günlük süt gereksinimini alan bir bebekte iştahsızlık yok denebilir.

    10- Bebek beslenmesinde 6.aydan sonra da yeterli süt tüketiminin önemiyle ilgili eklemek istedikleriniz….
    Bebek beslenmesi onların tüm yaşamını etkilediği için, bilinçli, düzenli, sürdürülebilir olmalı, anne- babalar bu yönde desteklenmeli ve cesaretlendirilmelidir. Anne sütü, ona yakın gıdalar, devam mamaları ve devam sütleri hakkında ebeveynlerin bilgilendirilmesi vazgeçilmez yaklaşım olmalıdır.

    Tüm dünya çocuklarına sağlık ve mutluluklar…

    Bebeğinizin günlük anne ya da devam sütüne ne kadar ihtiyacı olduğunu biliyor musunuz? www.sutumyeterlimi.com

  • Anne sütü denen mucize

    Anne Sütü Denen Mucize

    Annenin yenidoğan bebeği için yapabileceği en önemli şey, onu emzirmektir. Anne sütü, bebeğin hem besini, hem de ilk aşısıdır, annesiyle arasında kurulan ilk köprüdür.

    Yenidoğan Bebek Ne Zaman Emzirilmelidir?

    Her bebek doğar doğmaz mümkün olan en kısa zamanda, tercihen ilk yarım saat içinde, annenin memesine verilmelidir. Doğum sonrası beklemeye gerek yoktur. Anne bebek arasında emzirme ne kadar erken başlarsa, o kadar kolay sürecektir. Gelen ilk süt ( kolostrum) bebeği enfeksiyonlardan koruyacak, bağışıklık sistemine destek olacak çok değerli maddeler içermektedir. Bazen yanlış uygulamalarla, kolostrum bebeğe verilmemekte, süt gelmesi beklenirken bebeğe şekerli su veya mama verilmekte, karnı doyan bebek meme emmeye ilgi göstermemektedir.

    Anne Sütü Gelmezse Ne Yapılır?

    Özellikle sezaryen ile doğum yapan annelerde, süt hemen gelmeyebilir. Ancak eğer bebek çok düşük kilolu, erken doğan bir bebek değilse vücudundaki enerji depoları, ona anne sütü gelene kadar (birkaç gün) yetecektir. Bu sırada kolostrumu alması hem bağışıklık sistemini destekleyecek, hem de bebeğin emme uyarısıyla sütün gelişi kolaylaşacaktır.

    Anne Sütünün Bebeğe Yeterli Olduğu Nasıl Anlaşılır?

    Anne sütü gelip te emzirme başladıktan sonra, anne bebek için yeterli olup olmadığından endişe edebilir. Bebeğin ağlaması, çevrenin yanlış yönlendirmesi zaten doğum sonrası hassas bir dönemde olan anneyi şüpheye düşürebilir. Oysa ki, hiçbir anne yoktur ki, sütü bebeğine yetmesin! Her anne, bebeği için yeterli süt üretebilir, yeter ki, doğru bilgiyle yola çıksın ve çevresinden de destek görsün. Anne sütünün yetmesi için en önemli koşul, bebeğin ilk 6 ay su dahil ek hiçbir şey verilmeden ve istediği sıklıkta emzirilmesidir. Bebek istediği sıklıkta emzirilir ve anne endişeden, stresten uzak kalırsa günden güne sütün artacağı görülecektir. Aylık kontrollerde, çocuk doktoru da bebeğin yeterli kilo aldığını onaylıyorsa, herşey yolunda demektir. Bu arada, ilk 2 haftalık dönemde bebeğin ağırlık kaybının tamamen normal olduğu, anne sütünün yetersizliğini göstermediği de bilinmeli, ölçümlerde 15 günden sonrası dikkate alınmalıdır.

    Anne Sütü Ne Zamana Kadar Verilmelidir?

    Anne sütü, ilk 6 ay tek başına bebek beslenmesi, büyümesi için yeterlidir. 6 ayda uygun ek gıdalara başlanarak 2 yaşa kadar sürdürülmesi önerilir. Anne sütünün besleyici ve koruyucu özellikleri 1 yaştan sonra da devam etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Unicef , 2 yaşa kadar emzirmenin sürmesini önermektedirler. Bu şekilde, bebek yaşama sağlıklı bir başlangıç yapacaktır.

  • Anne sütü ve oruca bakış

    Anne sütü; yenidoğanda ideal büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin öğelerini içeren, biyoyararlılığı yüksek, sindirimi kolay doğal bir besindir.

    Emzirme dönemi içinde bulunulan fizyolojik ve psikolojik durum açısından özel bir dönemdir. Emziren annenin sağlıklı, yeterli, dengeli beslenmesi ve psikolojik açıdan desteklenmesi gerekmektedir. Bu sure zarfında günlük en az 1800-2000 kalori alınmalı 3lt civarında su içilmelidir. Emzirme sırasında günlük kalori diyetine yaklaşık 500 kalori daha gıda takviyesi yapılmalıdır.

    Bu amaçla annenin günlük protein, karbonhidrat, yağ, mineral, su, sıvı alımı sağlanmalıdır. Anne beslenme açısından geceyi gündüze gündüzü gece çevirir yeterli ve çeşitli miktarda gıdasını ve sıvı ihtiyacını karşılarsaoruç tutmasında sakınca yoktur. Bebeğin 24 aya kadar anne sütüyle beslenmesi tavsiye edilmektedir.

    İlk 6 ay bebeklere yalnızca anne sütü verilirken ortalama 5. Ay gibi ek gıdaya başlanmaktadır. Bu sure zarfında ek gıdaya başlanmış bebekler anne sütü dışında dışarıdan gıda takviyesi ile desteklenmelidir. Bu aydan sonra annelerin oruç tutması nisbeten yani bebeğin beslenmesi açısından alternatif taşıdığından kolaylık arzetmektedir.

    Bebek gunde 6-8 kez idrar yapıyorsa, ağırlığı haftada 150-200 g artıyorsa, annenin sütü yeterlidir

    Özellikle çalışan anneler gün boyu bebeklerinden uzak kaldığı için sütlerini sağıp uygun koşullarda saklayaraktan süt ihtiyacının giderildiği düşünülürse oruçlu dönemde çalışan hatta çalışmayan annelerin hali hazırda uygun koşullarda muhafaza ettikleri süt kotalarına başvurulabilmeleri diğer bir seçenektir. Çünkü anne sütü buzdolabında 3-5 gün buzlukta 2 hafta derin dondurucuda 3 ay hatta 6 aya kadarsaklanabilmektedir.

    Bebeklerin Günlük Kalori, Protein, Mineral ve Vitamin Gerekliliği :

    Kalori İhtiyacı

    Yenidoğan bebeklere 90-140 kcal/kg,

    1-3 ay arası bebeklere 120 kcal/kg,

    4-9 ay arası bebeklere 110 kcal/kg,

    10-12 ay arasındaki bebeklere 105 kcal/kg onerilmektedir.

    1 yaşından sonra genellikle toplam gunluk 1000 Kalori baz alınmakta ve bunun

    uzerine, her yaş icin 100 kcal ilave edilmektedir.

    Ortalama protein

    gereksinimleri (Dunya Sağlık Orgutu verilerine gore):

    0-3 ay: 3.3 g/kg,

    4-6 ay: 2.6 g/kg,

    7-9 ay: 2.1 g/kg,

    10-12 ay: 1.7 g/kg onerilir.

    Birçok çalışma anne sütünün üstünlüklerini ve anne sütü ile beslenen çocukların sağlıklarının daha iyi durumda olduğunu göstermektedir. Literatürde anne sütü alan bebeklerde ishalli hastalık, kulak enfeksiyonları ve allerji ataklarına daha az rastlanmakta olduğu gösterilmiştir. Aile ekonomisine sağladığı maddi kazanç dışında anne sütü alan çocukların daha ileri zekada olduğu düşünülmektedir. Anne sütünün zengin besi değeri sağlaması annenin beslenmesiyle de alakalı olup gereken miktarda protein, karbonhidrat, vitamin desteğinin gıdalarla alınması sağlanmalıdır.

    ilk 4 ay anne sütü bebeğin temel ihtiyacı iken, 5*6 aydan sonra öğün düzeniyle ek gıdaya geçilen bebeğin artık dışarıdan gıda temini gerçekleşmektedir. Anneler böylece sütün az olduğunudüşündüğü vakit bebeklerine gıda desteği yapabilecek, daha gönül rahatlığıyla oruçlarınıtutabileceklerdir. İftar ve sahurhatta ara öğünlerle beslenme zenginliği ve sıvı alımına özen göstererekten ;gece bebek uyuyakaldığında da süt verilmeli veya süt sağılarak kullanılmak üzere uygun şartlardamuhafaza edilmelidir.

    Gece beslemelerinde bebeğin giysileri ıslak değilse bebeğin altı değiştirilerek rahatsız edilmemelidir. Bebek yavaşca kaldırılıp uyandırılmadan emzirilebilir.

    Süt veren annenin alması gerektiğiBesin Grupları ve Günlük Miktarlar

    *Süt, yoğurt

    *2-3 su bardağı (400-600ml)

    *Peynir 2 kibrit kutusu kadar (60 g)

    *Et, tavuk, balık 3-4 porsiyon

    *Yumurta, kurubaklagiller 1 porsiyon

    *Taze sebze ve meyveler 5-7 porsiyon

    *Tahıllar

    *Ekmek 4-6 dilim

    *Pirinç, bulgur, makarnavb.Hiç/2-3 pors.

    NOT:

    1 porsiyon süt=1 su bardağı süt veya yoğurt veya 2 kibrit kutusu kadar peynir

    1 porsiyon et=60-90 g et veya 1 yumurta (50 g)

    1 porsiyon sebze=150-200 g

    1 orta dilim ekmek=50 g

    Birtakım gıdaların, özel çayların günümüzde anne sütü miktarını arttırdığı bilgisi ışığında gerektiğinde bu yola da başvuru da oruç tutup sütü azalacağı endişesi taşıyanlar için bir seçenek olmaktadır. Konuyla ilgili gıda diyet listesi dışında eczanelerde ürün teminiaçısından halka yardımcı olunmaktadır.

    Anne sütünün azalmaması için bir önerimiz de uygun aralıkla sağım veya emzirmenin ihmal edilmemesidir. İlk 4 ayda sütü her şeye rağmen az olan annelere bir seçenek deanne sütüne yakın içeriklerin mevcudiyetidir.Mümkün olduğunca anne sütü verilmesine özen gösterilmelidir.

    Anne sütü veren bayanlar için oruç tutma mevzunda Kuran ve hadisler ışığında ruhsat verildiği görülmektedir.Dolayısıyla güç yetirebilen anneler anlattığımız hususlara dikkat ederekten orucunu tutabilecekken, bunları yapamayacak ve bebeğinin sağlığını riske atabileceği kaygısını taşıyan annelerin de orucunu daha sonra kaza etmek üzere erteleme seçeneği mevcuttur.

    Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse(daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla berâber bilirseniz,(güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.(Bakara 184)

    Uzm.Dr.Seda SEZER