Etiket: Anne Sütü

  • Çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişiminde anne sütünün etkisi

    Doğadaki her memeli yavrusu için en doğal ve ideal besin kendi annesinin sütüdür. Anne sütü bebek beslenmesinde; büyüme ve gelişme için gerekli tüm sıvı, enerji ve besin öğelerini içinde bulunduran, sindirimi kolay, biyoyararlınımı yüksek, kolay ulaşılabilen doğal bir besindir. Günümüzde birçok uluslar arası organizasyon (Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF) ve bilimsel topluluklar tarafından anne sütü bebek için altın standart, en iyi besin kaynağı olduğu kabul edilmiştir. Başta beslenme olmak üzere anne sütünün bebek için sağlık, hastalıklara karşı bağışıklık, gelişimsel, psikolojik, sosyal ve ekonomik pek çok yararı olduğu anlaşılmıştır. Bebek ilk altı ay tıbbi bir gerekçe olmadıkça su dahi verilmeden anne sütü ile beslenmelidir. Altı aydan sonra uygun ek besinlerin verilmesi ile birlikte en az 2 yaşına kadar anne sütüne devam edilmelidir.

    Anne sütü ile beslenme bebeklerin fiziksel gelişimini olumlu önde etkilemektedir. Bebeklik ve erken sebeplerindendir. Özellikle ilk 4-6 aylık dönemde yalnız anne sütü ile emzirme ve süt çocukluğunun ikinci döneminde anne sütü ile beslenmeye devam etme çocukluk çağında ve erişkin dönemde obezite gelişiminden korur. Anne sütü içindeki proteinler, bebeğin büyümesi açısından yeri doldurulamaz bir yere sahip olan esansiyel aminoasitleri sağlar. Daha ilginç olanı, protein konsantrasyonunun ilk ağız sütünden olgun süte büyük bir değişim göstermesidir. Anne sütü oldukça dinamiktir. Üretildiği zamana, salgılanma evresine, meme bölgesine, emzirmenin başında ve sonunda hatta çocuğun gün içindeki ihtiyacına göre değişim gösterir. Bazı çalışmalarda tam kanıtlanamasa bile cinsiyete göre yağ içeriğinin farklı olduğu bulunmuştur.

    Proteinler vücudun ana yapı taşlarıdır. Tüm canlı hücrelerde bulunur ve yaşamsal öneme sahiptir. Sağlıklı büyüme ve gelişme için şarttırlar. Bebeğin ilk yaşı hızlı büyüme ve gelişme için açısından kritik bir zamandır. Bu hızlı büyümenin yüksek protein sentezi ile desteklenmesi gerekir. Anne sütünde protein miktarı formül mamalara göre azdır. Ancak biyoyararlanımı yüksek olduğu için ideal düzeydedir. Anne sütüne uyarlanmaya çalışılan bebek mamalarında ise protein miktarı yüksektir. Bu yüzden mama ile beslenen bebekler hızlı kilo alırlar ve ileride obez olma riski ile karşılaşırlar. Eskiden bebeklikte kilo alımı iyi beslenmenin ve gelişmenin bir göstergesi kabul edilirken şimdi birçok hastalığın kaynağı kabul edilen obeziteye sebep olmaktadır.

    Bebeğin beslenme ihtiyaçları esas olarak çok özel ve tek besin kaynağı olan anne sütü ile karşılanır. Anne sütünün bileşimi bebeklik dönemindeki total protein ve esansiyel aminoasit ihtiyaçları için altın standarttır. Anne sütünde bulunan total protein içeriği ve her bir proteinin konsantrasyonu ilk yıl içinde bebeğin ihtiyaçları doğrultusunda değişikliğe uğrar.

    Formül sütler (mamalar) anne sütü alamayan bebekler için geliştirilmektedir. Bu mamalar hem bileşim olarak hem de yeterli büyüme ve gelişme, bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve metabolik sistemin düzenli çalışması gibi fonksiyonel sonuçlar açısından anne sütüne benzer olması önemlidir. Bu yüzden son çalışmalar ile mamalardaki protein miktarı azaltılmakta daha fonksiyonel aminoasitler ile zenginleştirilmektedir. Yapılan birçok gözlemsel çalışmaların sonuçlarına göre anne sütü ile beslenen bebeklerdeki nörolojik gelişim formül sütle beslenenlere göre daha iyi olduğunu göstermektedir.

    Çocuklarda beyin gelişimi anne karnına düştükten sonra başlar ve ergenlik çağına kadar devam eder. Beyin gelişiminin en hızlı olduğu zaman dilimi ise anne karnından başlayarak ilk 2-3 yılda olur. Çocuklar 2 yaşındayken yetişkin ağırlığının %18’ine ulaşmışken, beyinleri ise yetişkin ağırlığının %80’ine ulaşmış olur. Dolayısıyla bu hızlı büyümenin desteklenmesi için beslenme çok önemlidir. İlk 6 ay boyunca anne sütü bebeğin beyin gelişimi için gerekli tüm besinsel ögeleri içerisinde bulundurur. Anne sütü emen çocukların matematiksel olarak daha başarılı ve psikolojik olarak da daha sağlıklı oldukları görülmüştür. Anne sütü ile ilgili çalışmalarda yeterli süre tek başına anne sütü alanların daha aktif oldukları, gelişim basamaklarına daha erken ulaştıkları, zekalarının ve öğrenme güçlerinin belirgin olarak yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda ayrıca anne sütü alan bebeklerin ortalama IQ puanları ile öğrenim hayatındaki başarıları da daha yüksek bulunmuştur. Anne sütü alan çocukların beş yaşına geldiklerinde bilişsel işlevlerinin diğer çocuklara göre daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Dört-dokuz ay anne sütü almış, 7-13 yaşındaki ilköğretim çağındaki çocukların mental ve fizik gelişimlerinin hiç anne sütü almayanlara göre daha iyi olduğu bildirilmiştir. Anne sütü ile beslenen çocuklarda konuşma sorunlarının daha az olduğu ve matematik puanlarının daha yüksek olduğu da bildirilmiştir. Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde yapılan çalışmalarda da aynı şekilde tek başına olsun veya olmasın anne sütü ile beslenme süresinin çocuğun bilişsel gelişimini olumlu etkilediği gösterilmiştir. Anne sütünün uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitleri yönünden zengin olması da bilişsel gelişim üzerine olumlu etkisinde açıklayıcı bir faktördür. Bu nedenlerle anne sütü ile beslenmenin bilişsel gelişim üzerine olan etkisi küçük bile olsa toplum açısından düşünüldüğünde özellikle erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı olan bebekler ile düşük sosyo-ekonomik düzeydeki bebekler için çok önemli bir etkendir.

    Anne sütü alan çocuklarda başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere birçok akut ve kronik hastalığın görülme sıklığı azalmakta beyin gelişimi daha iyi olmaktadır. Anne sütü sekretuar Ig A, laktoferrin, lizozim, bifidus faktör, proteaz inhibitörleri, kompleman, B12 ve folik asit bağlayan proteinler gibi içerikleri sayesinde hastalıklardan korur, bağışıklık sisteminin gelişmesini kolaylaştırır. Anne sütü alan bebeklerde zatürre, orta kulak iltihabı, menenjit, ishal gibi bulaşıcı hastalıklar ile atopik egzama, astım gibi alerjik hastalıklar daha az görülür veya daha hafif seyreder. Bu durum dolaylı olarak bebeğin ruhsal gelişimini de etkilemektedir. Az hastalanan bebeklerin ruhsal ve nörolojik gelişimi de daha iyi olmaktadır. Anne sütü ile beslenenlerde ileri yaşlarda da allerji, obezite, diyabet, kanser, multiple skleroz, kalp damar hastalıkları gibi hastalıklara daha az rastlanmaktadır.

    Emzirme annelik duygusunun gelişmesine yardımcı olur. Anne ile bebek arasındaki duygusal bağı güçlendirir. Emziren annelerin kendilerine güvenleri fazladır ve bu durum süt verimini olumlu yönde etkiler. Emzirme anne için doğal bir sakinleştiricidir. Anne sütünün sosyal ve ekonomik, yadsınamaz yararları da vardır. Daha az hastalanan çocuk için tedavi giderleri, iş günü ve gücü kaybı sonucu para kaybı azalır.

    Anne sütünün bütün bu yararları yanında daha keşfedilmemiş birçok yararları da düşünülürse bebek için tek ve ideal bir besin kaynağı olduğu görülmektedir. Bu yüzden anne sütü ile emzirme konusunda anneler bilinçlendirilmeli, teşvik edici maddi ve manevi destek verilerek özendirilmelidirler.

  • Biberon ve mama ile beslenme

    Biberon ile beslenme

    Sağlıklı anne ve bebeklerin biberonla desteklenmesi, sıklıkla, annelik yetenekleri ile ilgili güven eksikliğinden, bilgi eksikliğinden ve desteklerin yetersizliğinden kaynaklanır.

    İlk ay emzik ve biberondan kaçının.

    İleri aylarda hem anne sütü, hem mama vermek zorundaysanız biberon beslenmesi bebekte “biberon şaşkınlığı” yaratacaktır. Bunun için kaşıkla beslemeyi biberona tercih edin.

    Biberon desteği vermek zorundaysanız yavaş akım sağlayan uçlu biberonları tercih edin, bu anne göğsünü emerken olan emmeye yakın bir deneyim sağlar.

    Biberon başlıkları silikon veya kauçuk olabilir, ancak silikon başlıklar daha uzun ömürlüdürler. Biberon başlıklarının yassı ve ortodontik olanları, emzirme sırasındaki anne göğsünü taklit eder, bunda süt ağza yavaşça yayılıp genzi daha az tıkar, daha az hava yutar. Ancak klasik yuvarlak başlıkları çoğu bebek daha iyi kavrar ve daha çok sever. Bebeğin ayına uygun çeşitli biberon emziklerini deneyip hangisinde en çok rahat etmişse onu kullanın.

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Biberon beslemesi öncesi yanağına hafifçe dokunun ya da birkaç damla süt damlatın, refleks olarak ağzını açacaktır. Emdirirken bebekle konuşun ve gülümseyin.

    Emerken biberon halkasını gevşetip içeri hava girmesini sağlarsanız, biberon akışı daha rahat olabilir.

    Emdirirken şişeyi aralıklı eğerek ve dik tutarak emziğin süt dolu olmasını sağlamak, gaz sancını önleyecektir. Ayrıca gaz oluşmasını engelleyen özel biberon tasarımları (Dr. Brown doğal akış biberonu) da vardır.

    Arada gazını çıkarıp emdirmeye devam edin. Kusmalar kilo alımını engellemiyorsa genelde önemli değildir. Emmek istemiyorsa zorlamayın.

    Beledikten sonra bebeğiniz kucağınızda uzansın. Bu öneri, anne sütü sonrası da geçerlidir. Böylece bebeğiniz hazmedecek ve kusma riski azalacaktır.

    Biberonda artan sütü, kullanmıyorsanız 2 saat içinde atın.

    En az iki biberonunuz olmalıdır. Biri ile beslerken diğeri temiz ve hazır olmalıdır. Besledikten sonra biberonu hemen yıkayın ki mama kurumasın.

    Cam biberon kırılma tehlikesi taşır, plastik biberonlarda ise Bisphenol A (BPA) bileşiği erken ergenlik ve kanserlerden sorumlu tutulmaktadır. En uygunu BPA içermeyen, kaynatmaya dayanıklı plastik biberonlardır. Beslenme sonrası biberonu en az 5 dakika kaynatın.

    Mamayı reddediyorsa 2-3 gün ara verin, değişik devam sütleri deneyebilirsiniz. Tavsiye ettiğimiz bir mama markası yoktur. Bebeğinizin ayına ve ağız tadına, sizin de kesenize uygun mamayı siz bulacaksınız.

    Biberon istemeyen veya erken doyan bebeğe asla biberonu zorla dayamayın. Zorlarsanız ya şişman ya da huysuz bir çocuk elde edebilirsiniz. Kusmaları artabilir. Bazen de bebeğiniz gündüz 4-5 gece 2-3 defa mama isteyecektir, şişmanlamıyorsa bebeğinizin bu isteğine de uyun.

    Biberonu yatan bebeğin eline vererek kendi kendine beslenmesine izin vermek, diş çürüklerine, kulak iltihaplarına, mama kaçışı ile aspirasyon (boğulma)’ya sebep olur. Dahası mama saatinde bebek bakıcısının tenine dokunmalı, kendi başına duygusuzca beslenmemelidir.

    Mama özellikleri neler olmalıdır?

    Aslında “mama” doğru bir deyim değildir, doğrusu “formüla” ya da “devam sütü”dür. Ancak bu metinlerde alışık olduğumuz mama terimi kullanılacaktır.

    Piyasada mama çeşitleri şunlardır:

    Başlangıç mamaları (1 numaralı formülalar): 0-6 aylık bebeklere verilir. Anne sütüne yakın özellik taşır. Yağ içeriği fazladır.

    Devam mamaları (2 numaralı formülalar): 4-9 aylık bebeklere verilir. Protein ve enerji içerikleri daha yüksektir. Anne sütü ile beslenen çocuklara da destek olarak verilir. Bebeği daha uzun süre tok tutabilirler.

    Devam sütleri (3 numaralı formülalar, junior): 8 aydan büyüklere verilir. Daha da yüksek enerji içerirler, kıvamları koyudur. Vitamin ve element destekleri de vardır.

    Tamamlayıcı besinler içeren mamalar: sütlü kaşık mamaları, tahıllı kaşık mamaları, bebek kahvaltıları, bebek çorbaları, muhallebiler, gece besinleri, kavanoz mamaları vs.

    Ayrıca prematüreler için, kusan bebekler için, gazlı ve zor sindiren bebekler için, alerjik bebekler için, ishali olan bebekler için, enerji ihtiyacı olan zayıf bebekler için, doğuştan metabolik hastalığı olanlar için özel mamalar vardır. Bu mamalar doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.

    Peki hangi markayı alalım?:

    İçeriği anne sütüne en yakın mama seçilmelidir. Aslında her başlangıç maması markası, anne sütüne en yakın olduğunu iddia eder. Gene de siz daha önce duymadığınız, ya da doktorunuzun tavsiye etmediği markaları kullanmayın. Üretici firma etik kurallara uyan bir firma olmalıdır.

    Başlangıçta değişik marka mamalar deneyin, daha sonra en sevdiği ve en az olumsuz etki yapan (kabızlık, gaz, kusma gibi) mamayla devam edin.

    Mama, anne sütünden tatlı olmamalı, vanilya kokusu içermemelidir.

    Bağışıklık sisteminin gelişimi için formül süte lactobasil ve bifidobakteri içeren probiotiklerin eklenmesi uygundur.

    Formül süte bir yağ asidi olan LC-PUFA eklenmesi, sitokin üretimini artırarak bağışıklık sisteminin düzenlenmesini sağlar.

    Mama nazıl hazırlanır?

    Biberon mamasını, kutu üzerindeki talimatlara uygun hazırlayın, bir mama uygun ısıda su varsa 2-3 dakika içinde hazırlanabilir.

    Kaynar su ile mama hazırlamak, besin değerini düşürür. Kaynatılıp 60 dereceye düşürülmüş (ki bu da sıcak bir sudur) suda mama hazırlanır. Daha sonra temiz soğuk su ile ısı ayarlaması yapılabilir. Biberon maması ısısı 36-37 derece olmalıdır. Kabaca kolunuza damlattığınız mama size ılık bir his veriyorsa (yakmıyorsa veya soğuk değilse) uygun ısıdadır.

    Mikrodalga fırında ısıtmak, mamanın ve biberonun eşit ısınmasını engelleyecek, bebeğin ağzının yanmasına sebep olabilecektir. Kullanmak zorundaysanız fırından çıkardıktan sonra biberonu iyice çalkalayın. Mikrodalga fırınının besin değerini azaltması ve insan sağlığına zararlı olması (kanserojen ?, serbest radikal çıkarıp yaşlanmayı hızlandırma, vs. gibi) gibi konular da tartışmalıdır.

    Mama ölçeği taşırılmadan “silme” doldurulur. Genelde biberona önce su konur, kutuda önerildiği kadar toz mama ile tamamlama yapılır. (Genel olarak her 30 cc suya, 1 ölçek mama hesabı ile. Örneğin yenidoğan bebeğe 60 cc suya 2 ölçek mama; 3 aylık bebeğe 120 cc suya 4 ölçek mama ; 6 aylık bebeğe 180-240 cc suya 6-8 ölçek mama gibi) daha sonra biberon çalkalanıp ısısı kontrol edilerek mama bebeğe verilir.

    Biberon deliğinin küçük olması, bebeğin çok çaba harcamasına ve huzursuzlanmasına, geniş olamsı ise hızlı beslenme ile gaz sancılarının artmasına neden olur. Emzik deliğini şöyle kontrol edersiniz: biberonu ters çevirdiğinizde mama önce fışkırmalı, sonra birkaç damla damlamalı, sonra durmalıdır. Mama eğer geniş aralıklarla damlıyorsa delik dardır, dökülürcesine akıyorsa geniştir.

    Mamayı olması gerekenden daha koyu veya sulu hazırlamayın; ancak koyu olduğundan şüpheleniyorsanız, beslemeden sonra bebeğinize çay kaşığı ile doyana kadar su teklif edin.

    Kutusu açılan mamayı, kapağı ya da streç film ile tekrar kapatmayı unutmayın. Kapalı mama buzdolabında 20 güne kadar saklanabilir.

    Niçin anne sütü mamaya tercih edilir?

    Birebir anne sütüne karşılık gelen mama daha bulunmamıştır. Her anne sütü türe, hatta bebeğe özgüdür.

    Mama pahalıdır.

    Mama ile beslenen bebek başlangıçta zayıf olsa bile ileri yaşlarda obezite riski taşır.

    Mamalar inek sütü tozu ile hazırlanır (özel bir mama değilse). İnek sütü alerjisi olasılığı bebekte %6-30 arasıdır.

    Mama ile çoğu bebek kabız olur. Anne sütü de bebeğin geniş aralıklarla (7-10 güne kadar) kaka yapmasına sebep olabilir. Ancak anne sütü kabızlığı bebeği rahatsız etmez. Mamalar sabunlaşarak zor kaka yapmasına, makat çatlaklarına, ağrılara sebep olur.

    Mamalara prebiotik ve probiotikler eklense de hiç biri anne sütündeki floraya yaklaşamaz bile.

    Anne sütü her zaman hazır ve uygun ısıdadır.

    Bazı mamalar element eksikliklerine, gelişme geriliğine sebep olurlar.

    Mamayla yapılan bilimsel çalışmalar kontrol grubu olmadan yapılmıştır, bundan dolayı hiçbir mama çalışması gerçekte bilimsel değildir.

    Bebek biberonu almazsa:

    Anne sütü almayan bebeğin bir de biberonu reddetmesi çoğu anneyi endişelendirir.

    Biberon veren kişiyi değiştirin.

    Biberonu sadece aç değilken, tokken de bir oyuncak gibi sunun.

    Biberonu dans veya şarkıyla verin.

    Biberonu ya uyanır uyanmaz, ya tam uykuya daldığında, ya da gerçekten uyurken; yani akıldan ziyade içgüdüyle hareket ettiğinde verin.

    Farklı mamalar, biberonlar ve biberon emzikleri deneyin.

    Sütü biraz daha soğuk ya da biraz daha sıcak verin.

    Biberon şart değil, bardakla verin.

    Mümkün olduğunca emzirme pozisyonunda, biberon başlığını memenizin üzerinden sunun.

    Saçma gelecek ama, sütü dondurup kar şeklinde verin.

  • Bebeklerde ek besinlere geçiş

    Bebeğimde ek besinlere ne zaman başlamalıyım?

    Bebeğinizin dört aylık olana dek diyetini anne sütü eğer bu yetersizse formül mama oluşturmaktadır. (Çocuk hekiminiz buna, vitaminler ve demir ekleyebilir). Dört ile altıncı aylar arasında katı gıdalar eklemeye başlayabilirsiniz. Ancak halen ana besin maddesi anne sütü olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü 9 aylık bir çocukta bile %70 anne sütü ağırlıklı beslenmeyi öneriyor.

    Bazı bebekler üç aylıkken katı gıdalar almaya hazır duruma gelmesine karşın dil atma refleksi genellikle dördüncü aydan itibaren kaybolmaya başlar. Aslında emme işlevinde önemli bir rolü olan bu refleks yüzünden bebek, ağzına sokulan her şeyi; kaşığı, yiyecekleri diliyle iter.

    Dördüncü aydan itibaren bebeğinizin enerji gereksinimi artacaktır. Bebeğinize ek kalori sağlayacağından dördüncü ve altıncı aylar arasında katı gıdalara başlamak idealdir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi kilo kaybı olmadan sağlıklı büyüyen bebekte 6. aya kadar sadece anne sütünün devam ettirilmesi şeklindedir. Bu dönemden sonra da bebeğinize olabildiğince anne sütü vermeye devam etmelisiniz.

    Her bebek farklı gelişim eğrileri içinde yer alır. Doktorunuz gelişim çizgisine göre, anne sütünden yeterince faydalanmadığını düşünüyorsa 4 ayda ek besine başlanabilir.

    4-6 arasında bazı bebklerin iştahı, diş çıkarma ya da yeni kazandıkları hareket becerilerinden dolayı azalır. Dolayıyla bebeğiniz az yiyorsa bunu sorun etmeyin.

    Altıncı aydan sonra her bebek ek gıda almaya hazırdır. Bu aydan sonra doğumda anneden sağlamış olduğu çinko ve demir depoları tükenir. Ek gıdaya başlanması altı aydan sonraya geciktirilmemelidir. Altıncı aydan sonra bebeğin ek gıdaları kabul etmesi güçtür, farklı tat ve kıvamlar bebekte ısırma ve çiğneme becerisini artırır.

    Ek besinlere 4 aydan önce başlamanın zararlı etkileri nelerdir?

    En önemlisi anne sütünün yararını azaltıyor. Proteinlerin günlük toplam enerjiye olan katkısını sınırlar, bu da büyüme hızını etkiler.

    İlk 4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. Bu dönemde de bebek ek gıdaları alabilir. Ancak önemli olan bu bebeklerin ek gıdaları alabilmeleri değil, barsak gelişimlerinin ve sindirim enzimlerinin yeterince gelişmiş olmaları; böbrek ve karaciğerin ek besin yükünü kaldırabilmesidir.

    Bebeğin mide-barsak sistemi adapte formüller dışında, ek gıdaları sindirebilecek olgunlukta değildir. Sindirim sisteminde koruyucu mekanizma tam gelişmemiştir. Nişasta ve yağların emilimi için gerekli amilaz ve lipaz enzimleri yetersiz salgılanırlar.

    Erken ek gıda böbreklerin katı yükünü, sodyum ve ürenin serum düzeylerini arttırır, kan yoğunluğunda artışa ve sıvı kaybına yol açar.

    Süt çocuğunun 4 aydan önce yutma refleksi zayıftır, kaşıkla verilenleri yutamaz ve geri çıkarmaya eğilimlidir.

    Erken ek gıdaya başlama anne sütü alımını azaltır veya emzirmenin kesilmesine yol açabilir. Proteinlerin günlük toplam enerji içerisindeki yeri azalır, büyüme hızı etkilenir. Anne sütünün azalmasıyla bebeğin beslenmesi bozulur.

    Verilen gıdaların kirlenmiş olma olasılığı fazla olması ve ek gıdaların anne sütünün enfeksiyondan koruyucu özelliklerini seyreltmesi enfeksiyonu, özellikle de solunum yolu ve ishal riskini arttırır. Enfeksiyonların gerek iştahı azaltması gerekse de yıkım yoluyla kayıpları arttırması beslenme bozukluğu ile birleşince bebek protein ve enerji açısından negatif bir dengeye girer.

    Erken ek gıda başlanması alerjik hastalıklara, özellikle de besin alerjilerine yol açar. Geçici glüten (buğday proteini) hassasiyeti, inek sütü ve soya proteinine duyarlı barsak sıklığı artar. Çölyak hastalığı daha erken yaşlarda ortaya çıkar.

    Erken ek gıda verilmesinin ileri yaşlarda şişmanlık eğilimini arttırdığını gösteren çalışmalar vardır.

    Bebeğimin ek besinlere hazır olduğunu nasıl anlarım?

    4-6 ay arasında her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren ipuçları bekleyin. Prematüre bebeklerde yarı katı besinlere geçiş 7 aya kadar gecikebilir.

    Bu ipuçları şunlardır:

    Ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması (dudaklarına kaşık değdiğinde ağzını açmasıyla beraber dilini dışarı doğru çıkarmaması)

    Isırma, çiğneme-yutma koordine hareketlerinin başlaması

    Başlangıçtaki emme şeklinin daha olgunlaşması ve emmenin adeta bir sıvı içiyormuşçasına güçlenmesi

    Diş çıkarmaya başlaması

    Başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi

    Herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi

    Parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi

    Yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, sizin yemeklerinize ilgili olması ve yiyecek verilince ağzını açması, bebeğin size “sizin yediklerinizden niçin bana vermiyorsunuz” der gibi bakması

    Geceleri daha sık uyanması

    Çıngırak gibi nesneleri ağzına götürüp kemirmesi

    Ancak ek gıdaya başlamak için doktorunuza danışmak en uygunudur. Önemli olan bebeklerin ek gıdaları erken alması değil, vücut ve sindirim organlarının gelişimlerinin ek gıdayı kabul edebilecek seviyede olmasıdır. Bunu da çocuk doktoru ölçümleri, muayenesi ve en önemlisi tecrübesi ile size bildirecektir.

    Ek besinlere en uygun başlama saati nedir?

    Katı gıdaları vermeye başlarken gün içinde siz ve bebeğiniz için en uygun beslenme zamanını saptayın. Bu günün herhangi bir saati olabilir. Yeni besinleri bebeğiniz tamamen aç iken denemeyin. Biraz tok olması yeni yiyeceği tanımasına izin verebilir. Ancak tamamen açken beslemeye başlanmasını önerenler var, bunun başarısızlıkla sonuçlanacağını kendi çocuğumdan biliyorum. Açken daha hızlı ve kolay beslenmeyi sağlayan sütü istiyorlar ve ek besin verilmesine sinirleniyorlar. Onur yorgun, uykulu olmadığı ve sakin olduğu bir dönem seçin. Sizin de en rahat olacağınız dikkatinizi dağıtacak başka işlerinizin olmadığı bir zamanı tercih etmeniz doğaldır. Pek çok uzman bunun için en uygun zamanın öğleye doğru olduğunu belirtmektedir. Ayrıca ek besine bağlı ortaya çıkacak herhangi bir reaksiyonu (deride, kızarıklık, gözde kaşıntı, ishal, kabızlık, huzursuzluk , vs.) gözlemek için gece saatlerinde yeni besin denemeyin.

    Sonraları, büyüdükçe sizlerle birlikte sofraya oturmak isteyeceğini unutmayın. Yedirirken başını çevirir veya ağlarsa onu zorlamayın. Katı gıdalara her ikinizin de zevk alacağı, hoşnut kalacağı bir dönemde başlamanız, herhangi belirli bir zamanda başlamaktan çok daha önemlidir. İstemiyorsa zorlamayın, emzirmeye ve ya biberonla beslemeye bir-iki hafta daha devam ettikten, sonra tekrar deneyin.

  • Anne sütünün ve emzirmenin faydaları

    Yenidoğan bebeği olan annelerin çoğunda sütünün yetmediği veya bebeğe yaramadığı konusunda kaygıları vardır.

    Bu kaygılarla bebeğe ilk günlerinde biberonla mama vermeyi tercih ederler. Biberon anne memesinden farklı şekilde emilmesi ve deliğinden mamanın daha rahat ve çok miktarda gelmesinden dolayı bebeğin anne memesini yakalama tekniğini bozar. Bir süre sonra bebek biberonla beslenmeyi anne memesini emmeye tercih etmeye başlayabilir.

    Ayrıca biberonla mama ile beslenme bebeğin karnını doyuracağı için anneyi emme aralıkllarını uzatacak ve bu da memenin sütle dolup gerginleşmesine, bebeğin memeyi kavramasında zorlaşmaya neden olacaktır.Bu durum ayrıca ilerleyen dönemlerde annede de sistemik reaksiyonlara neden olabilmektedir.

    Anne sütü yaşayan bir sıvıdır yani içeriği bebeğin fizyolojik durumuna ve yaşına göre değişiklikler gösterir.Bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak besin özelliklerini içerir.

    İnek sütüne göre daha az protein içerir ancak bu prıoteinlerin biyolojik değeri yüksektir(özellikle whey proteini). Bu düşük protein içeriği sayesinde renal solüt yükü azdır ve bebeğin daha tam gelişmemiş böbrekleri için yetmezlik riskini azaltır.

    Anne sütü inek sütünün aksine beta laktoglobülin içermediği için alerji sorunu da yoktur.

    Süt şekeri olarak Laktoz içerir bu da barsak florasının oluşmasına olanak sağlar.

    Bebeğin K ve D vitamini haricinde tüm vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar.

    Demir içeriği inek sütüne oranla az olmasına rağmen bu içerdiği demirin biyoyararlanımı daha yüksektir.

    Anne sütünde çok sayıda büyüme faktörü mevcuttur. Bu da birçok organ sisteminin büyümesi ve gelişmesi için önemlidir.

    Anne sütü besleyiciliği yanında içerdiği birçok antikorlar ile de bebeği enfeksiyonlara karşı korur.

    Anne sütü her zaman hazır taze,uygun sıcaklıkta ve temizdir. Sindirimi kolaydır ve bu sayede sindirim sistemi hastalıklarına neden olmaz.

    Emziren annelerin bebekleri ile iletişimleri daha kolay olur. Ayrıca emzirme anneyi yeni gebelikten koruduğu gibi meme kanseri riskini de azaltır.

  • Bebek beslenmesi ve d vitamini

    EMZİRME, NASIL EMZİRELİM? VE D VİTAMİNİ TAKVİYESİ; ağlayarak ve aranarak emme isteğini ifade eden bebeklerin anneleri genelde bebeğim sütümle doymuyor mu acaba diye endişeye düşerler ve bu yolla yarattıkları endişe sütlerinin hafifce azalmasına neden olur. Bu noktada hekimlerine danışarak veya kendi bildiklerince veya evdeki büyüklerin önerisi ile anne sütünün üzerine verdikleri ek ürünle bebeklerinin daha uzun süre tok kaldıklarını görüp bu uygulamayı sürdürür ve demek ki benim sütüm yetersizmiş diye yanlış bir değerlendirme yaparlar. Aslında anne sütü diğer ürünlere göre mideyi daha çabuk terkeder ve bebek diğer ürünlere göre erken acıkır. Bu doğaldır.

    Anne sütü üzerine ek ürün alan bebek normalde 3 saat ortalama ile emmesi gerekirken 4-5 saat aralarla acıkacağı için daha az sıklıkta emmeye başlar. Böylece daha az emzirilen annede yeterli uyaranlar azaldığı ve göğüsleri yeterince boşalmadığı için sütde azalmaya başlar ve birsüre sonrada kesilir. Halbuki sütün efektif olabilmesi için belirli bir ritimde annenin emzirilmesi ve göğüslerinin boşaltılması gerekir. Uzun süre tok kalan bebekde bu ritmin bozulacağı, sık emzirilmenin sütün devamlılığı açısından çok önemli olduğu bilinmeli ve anneler bu konuda eğitilmelidir. Her seferinde iki göğsünde 10’ar dakika emzirilmesi önerilmelidir. Bebek bu süreyi toplam 30 dk.ya uzatabilir. Az emdiği göğüs gelecek sefer ilk önce emzirilmelidir. Ayrıca 7-8. dk.dan sonra anne sütünün özellikle çoklu doymamış yağ asitlerinden daha zengin olduğu unutulmamalı ve emzirmenin bu sürelerden kısa olmamasına dikkat edilmelidir. Büyüme ve gelişmesi iyi olan bir bebek 2 aydan sonra gece uyanmıyor ise gece beslenmesine gerek yoktur.

    Anne sütü alan bir bebeğe D vitamini dışında su dahil başka hiçbirşey verilmemelidir.D vitamini günde 400 ünite 2 yaşına kadar verilmelidir.

  • Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Yaşamın ilk altı ayı anne sütü ile beslenen bebeklerde, altıncı aydan sonra ek besinlere geçiş dönemi ‘weaning’ olarak adlandırılmaktadır. Bebeğe anne sütü yanısıra, yarı katı ve katı gıdaların verildiği, tek başına anne sütü ile beslenmenin kesildiği bir dönemdir. Tabi ki beslenme yaşamın her döneminde önemli olmakla birlikte, özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu ilk iki yaşta çok önemlidir. İlk altı ay bebeğin protein ve enerji ihtiyacını anne sütü tamamiyle karşılamaktadır. Büyüme gelişmenin hızlı devam ettiği altı ay-iki yaş sürecinde, bebeğin protein ve enerji ihtiyacının karşılanması için anne sütü yanısıra, ek besinlere ihtiyaç vardır.

    Altıncı aydan sonra anne sütüne ilaveten, bebeğin fizyolojik gelişimine uygun ek besinler başlanmalıdır. Her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren birtakım ipuçlarından faydalanmak gerekmektedir.

    Ek besinlere başlama zamanını gösteren ip uçları nelerdir?

    Bebeğin ısırma, çiğneme ve yutma koordine hareketlerin başlaması, ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması, başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi, herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi, parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi, yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, yiyecek verilince ağzını açması, diş çıkarmaya başlaması gibi sıralanabilir. Bu sürece başlamada annenin hazır ve istekli olması da önemlidir.

    Ek besinler hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

    Ek besinler hazırlanırken en önemli konu, enfeksiyon riskinin azaltılmasıdır. Bu da öncelikle besini hazırlayan kişinin el yıkaması ile başlar. Yemek hazırlamadan ve yedirmeden önce, bebeğin altı değiştirildikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra ve dışarıdan geldikten sonra mutlaka sabun ve su ile el yıkanmalıdır.

    Ek gıdaların hazırlandığı kapların temizliği de çok önemlidir. Kullanılan kapların temizliğini sağlamak için bu kapların kolay yıkanabilen çelik, cam ve porselen olmasına dikkat edilmelidir. Plastik kaplar kullanılmamalıdır. Biberon temizliğinin zor olması ve ishal riskini artırması nedeniyle tercih edilmemelidir. Meyve püreleri için cam rende kullanılması, çelik rendeye göre vitamin değerlerinin daha az kaybolmasına yardımcı olacaktır. Besin hazırlanırken kullanılan kapların yüksek ısılarda yıkanması ve etkili durulanması hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlilikten korunmak için gereklidir.

    Besinlerin bol suda yıkanması ve besinlere uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması gerekir. Yıkanmış ve soyulmuş sebzeler pişirildikten sonra oda ısısında iki saatten fazla bekletilmemeli, eğer daha sonra tüketilecek ise buzdolabında saklanmalıdır.

    Ek besinlerin miktarı, kıvamı ve beslenme sıklığı nasıl olmalıdır?

    Ek gıdaların, başlangıçta püre kıvamında, sekizinci aydan itibaren partiküllü (pütürlü) ve elde yiyebileceği gıdalar olması gerekmektedir. Partiküllü (pütürlü) gıdaların, onuncu aydan daha sonra başlanan bebeklerde, ileriki dönemlerde beslenme sorunları gelişebilmektedir. Beş yaşına kadar çocuklara sert ve küçük (fındık-fıstık-leblebi) yiyecekler akciğerlere kaçırma (aspirasyon) riskinin yüksek olması nedeniyle verilmemelidir.

    Beslenme sıklığı her çocuğun iştahına ve isteğine göre değişmekle birlikte genel olarak, 6-8 ayda 2-3 ana, 1-2 ara öğün, dokuz aydan sonra da 3-4 ana, 1-2 ara öğün önerilmektedir. Anne sütü alan bebekler, aralarda bebek istediği zaman emzirilir.

    Ek besinlerine ilk geçildiği dönemde her besin üç gün kuralı ile miktarı artırılarak verilmeli, daha sonra her öğünde 1-1/2 kase olarak verilmelidir. Bebeğimizde büyüme geriliği var ise, tüketilen ek besinlerin kalori hesapları yapılarak beslenme düzenlenmelidir.

    Ek besinlerin içeriği nasıl olmalıdır?

    Besin içeriği ilk günlerde veya 1-2 hafta tekli besinlerden oluşmalıdır. Daha sonra ana öğünlerde her besin grubundan gıdanın yer alması gereklidir. Karbonhidrat (tahıl, bulgur, pirinç,un vb), protein (et, kuru baklagil vb), kalori (yağ), vitamin-mineral (tahıl- meyve,sebze) içeriği açısından dengeli olması gereklidir.

    Ek besinlerin mevsimine uygun. sebze ve meyvelerden seçilmesi, konserve, dondurulmuş-paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları ve kolalı içeçekler, içine boya ve tatlandırıcı katılmış besinlerden kaçınılması gereklidir. Her ek gıdanın evde hazırlanması gerekmektedir.

    Yemeklerin günlük pişirilmesi, etlerin, sebzelerden ayrı basınçlı (düdüklü tencere) pişirilmesi, yumurtanın katı pişirilmesi gereklidir. Hazırlanan besinlerin oda ısısında 2 saatten fazla bekletilmemesine dikkat edilmelidir.

    Allerjen olduğu için yumurtanın beyazı 12. Aydan sonra başlanmalıdır. İnek sütünün demir içeriğinin düşük olması, alerji ve barsak sisteminde kanamaya yol açabileceği için 12. Aydan sonra başlanmalıdır. Keçi sütü de aynı özellikleri taşıdığı için tercih edilmemelidir. Çay ve bitki çayları, bal, reçel, yağlı balıklar 12. Ayı tamamladıktan sonra verilmelidir. Ek besinler hazırlanırken tuz ve şeker kullanılmaması, besinleri doğal tadı ile öğrenmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak tat arayan bebeklerde dokuzuncu aydan sonra çok az miktarda eklenebilir.

    Aylara göre hangi ek besinler önerilir?

    6-7 ay; Yumuşak, yarı sıvı, tekli besinler; meyve; püre veya suyu (elma-şeftali-armut-muz…), Yoğurt, Sebze, püre (patates, havuç,kabak…), 7-8 ay; İki çeşit besin içeren ikili karışımlar; yoğurt çorbası, tarhana çorbası, meyveli yoğurt, etli sebze. Ayrıca yumurta sarısı ve beyaz peynir ve birde tahıl içeren kahvaltı verilmeye başlanır. 8-9 ay; Üç veya daha fazla besin içeren çoklu karışımlar verilebilir; sebze çorbaları, köfte, dolma, kuru baklagiller, balık, tavuk…

    Bebekler bir yaşından itibaren, sağlıklı ve dengeli olmak şartıyla aile sofrasından beslenebilir.

  • Anne sütü ve emzirmenin faydaları

    ANNE SÜTÜ HEM ANNELERİ HEM DE BEBEKLERİ KORUYOR

    Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Derneği, Avrupa Pediatri Derneği gibi çocuk sağlığı ile ilgili kuruluşların hepsi son günlerde anne sütünün önemi üzerinde duruyor. Bebeklerin gelişiminde önemli rol oynayan anne sütü,çocukların ileri yaşlarında ki başarılarını etkilerken, anneleri; kanserden ve diyabetten, bebekleri ise; alerji ve enfeksiyonlardan koruyor.

    Her yıl, 823.000 çocuğu ölümden, 20.000 anneyi meme kanserinden koruyan ve çok önemli besin kaynağı anne sütünün önemine değinen Çocuk Sağlığı Hastalıkları Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony şöyle konuştu: ‘Anne sütü alan bebeklerin, ilk 6 ay anne sütünden başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Aylık rutin kilo ve boy ölçümleriyle bebeğin büyümesinin takip edilmesi gerekir. Aya göre beklenen büyüme gözleniyorsa, 6. Aya kadar sadece anne sütüyle beslenmelidir. 6. aydan sonrada, anne sütüne aynen devam edilirken ek gıdalara başlanabilir. Anne sütünün hem bebeğe, hem emziren anneye, hem de çocuğun ileriki yaşlarında da başarılarına katkısı vardır.

    Anne sütünün öneminin, yıllardır hep konuşulduğunu, uzun vadede özellikle ileri yaşlara etkisini içeren birçok çalışma yapıldığını belirten Akpınarlı; geçtiğimiz ay Lancet adlı tıp dergisinde yayınlanan bir makalede, anne sütünün özellikle ileriki yaşlarda başarıya olan etkisinin önemine değinildiğini söyledi.

    ‘Erkek Bebek Emziren Annelerin Sütleri, Kız Bebek Sahibi Annelerden Farklı’

    ‘Anne sütünün kişiye özel dizayn edilmiş çok özel bir ilaç’’ gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akgül Akpınarlı Antony, her annenin sütünün bebeğine özel olduğunu, bu özelliklerin besin değerleri, miktarı, savunma sistemi ve doğuma kadar geçen gebelik süresine göre değiştiğini söyledi. Prematüre doğuran annelerin sütlerinin, zamanında doğuran annelerden farklı olduğuna değinerek, erkek bebek emziren annelerin sütlerinin, yine kız bebek sahibi annelerden farklı olduğunu sözlerine ekledi.

    Emzirmenin Anneye Faydaları:

    Anne ile bebeği arasında çok kuvvetli bir bağ oluşturur.

    Süte ulaşımı kolaydır, annenin mama hazırlama, biberon temizleme gibi zahmetleri yoktur.

    Emziren annenin kalp damar hastalıkları azalır.

    Annenin Tip 2 diyabet riskini düşürür.

    Annenin meme ve över kanseri riskini azaltır.

    Annenin doğum sonu depresyonunu azaltır.

    Annenin kansızlık ve idrar yolu enfeksiyonlarını azaltır.

    Annenin Multiple scleroz ataklarını azaltır.

    Emzirmenin Bebeğe Faydaları

    Uzun süre anne sütü alan çocuklarda enfeksiyonlara bağlı hastane yatışları ve ölümler çok daha azdır.

    Anne sütü alan çocuklarda kulak enfeksiyonları daha azdır.

    Besin Alerjileri ve diğer alerjiler daha azdır,

    Dişler ile ilgili ortodontik problemlerin daha az olduğu,

    Çok daha zeki olurlar bu da ileriki yaşlarda ki başarılarını etkiliyor

    Anne sütü alımı ileriki yaşlardaki obeziteyi diyabet gelişimini engelliyor,

    Emzirmenin Bebek Büyüyüp Erişkin Olduğundaki Dönemdeki Sağlığına Ve Başarısına Faydaları

    Anne sütü alanlarda ileriki yaşlarda kanserler ve kronik hastalıklar daha az görünür,

    Anne sütü alanlarda bazı ruhsal hastalıklar daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda hiperaktivite ve otizm daha az görülür,

    Anne sütü alanlarda zeka puanları daha yüksek oluyor ve sosyo – ekonomik alanda kendilerini daha iyi geliştiriyorlar ve daha iyi kazanç sahibi oluyorlar

    Sosyal eşitsizlikleri azaltan bir etkisi var

  • Anne sütü- hep bir numara ….

    Anne sütü- hep bir numara ….

    Anne sütü üstün içeriği ile yenidoğan bebeği tüm gereksinimini 6 ay boyunca tek başına karşılayabilen, kolay sindirilebilen ideal bir besindir. Anne sütünün yararlarını ne kadar anlatsak gene de eksik kalırız. Tıp eğitimime başladığım yıllarda bizlere anne sütünün faydaları uzun uzun anlatılırdı. Aradan geçen yaklaşık 35 yılda tıpta çok şey değişti. Eskiden doğru bildiğimiz birçok konuda yanıldığımızı anladık. Ama tıpta değişmeyen konulardan biri de anne sütü idi. Ayrıca her geçen gün bu konuda yeni çalışmalar yapılıyor ve anne sütünün bir diğer üstünlüğü ortaya çıkıyor. Mama endüstrisinin gelişmesi ve ticari olarak piyasada yer almaya çalışan bir sürü çocuk maması her ne kadar en son teknoloji ile üretilmiş olsa da hiçbiri anne sütünün yerini tutamıyor.

    Anne sütünün yararları saymakla bitmez. Bebeğinizin bağışıklık sistemi gelişene kadar anne sütünde gerekli olan, onu hastalıklara karşı koruyan savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Anne sütü alanlarda bebeklik çağında sık görülen enfeksiyonlara yakalanma oranı çok daha düşüktür. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş prematüre bebekler, anne sütünden özellikle çok yarar görürler. Bebeğin hem motor gelişimi hem de mental gelişimi için anne sütü bulunmaz bir nimettir. Beyin gelişimine katkıda bulunur ve zeka düzeyini arttırır. Her zaman hijyenik ve pratiktir. Mama kullanmak durumunda kalan bebeklerin mamasını vermeden mamanın hazırlanması, biberonun hijyenik hale getirilmesi gibi zahmetli süreçler anne sütü için geçerli değildir. Anne sütü alan çocuklarda çağımızın en önemli sağlık sorunu hale gelen obezite yani şişmanlık çok daha az görülür. Bunun en önemli sebeplerinden biri anne sütünün son dakikalarında süt içerindeki yağ oranının artması ile bebekte doygunluk hissinin oluşması ve bebeğin emmeyi bırakmasıdır. Mama kullanan bebeklerde böyle bir durum söz konusu olmadığı için bu bebekler daha ilk aylarda şişmanlık ile tanışmakta ve hayatlarının en güzel yaşlarında sağlıksız bir şekilde büyümektedir. Anne- bebek arasındaki bağın anne sütü alanlarda daha kolay ve güçlü kurulduğu bilinmektedir. Emzirmenin bebekten başka anneye de önemli yararları vardır. Emziren annelerde rahim ve meme kanseri daha az görülür. Emzirme sırasında annede salgılanan oksitosin hormonu yeni doğum yapmış rahmin kendine gelmesinde ve eski halini almasında önemli rol oynar. Emzirme anne için ayrıca zahmetsiz, , zamandan tasarruf sağlayıcı ve ekonomiktir.

    Doç.Dr.Ergun Çetinkaya

    Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı

  • Mama ile beslenme

    Anne sütü bebeğiniz için en ideal besin olmakla birlikte anne sütünün olmadığı bazı özel durumlarda anne sütü yerine veya anne sütünü desteklemesi amacıyla özel mamalar kullanılabilir.

    Mamayı hazırlarken:

    * Sabun ve su kullanarak ellerinizi yıkayın
    * İç yüzeyleri düzgün, ısıya dayanıklı, cam biberon kullanın
    * Temizlenmiş biberon, biberon kapağı, emziği temiz su bulunan bir kapta en az 10 dakika kaynatın
    * Kaynatılıp ılıtılmış suyu (el değecek sıcaklıkta) biberona doldurun, size önerilen veya mama üzerinde belirtilen ölçüde mamayı ekleyin, ağzını kapatarak iyice çalkalayın
    * Mamayı bebeğinize vermeden hemen önce hazırlayın, bekletmeden verin
    * Mamanın tamamı bitmemiş ise kalan mamayı kullanmayın

    Bebeğinizi mama ile beslemeye başlamadan önce mutlaka uzmanların önerilerini alın. Çünkü ülkemizde gereksiz mama kullanılımı maalesef yaygın bir uygulamadır. Bunun en nemli nedenlerinin başında da bebeğin doymadığına uzman olmayan kişiler tarafından karar verşlerek gelişigüzel mama başlanmasıdır. Unutulmaması gereken bebeğin ağlaması genellikle doymadığı anlamına gelmez; bebekler doğumdan sonraki ilk haftalarda nedensiz ağlayabilir, kolik nedeni ile ağlayabilir, altının kirli olması gibi basit nedenler yanında çeşitli hastalıkların belirtisi olarak da ağlayabilmekte, ancak aile ve yakın çevresi tarafından yanlış olarak bebeğin doymadığı hissine kapılarak mama başlanabilmektedir. Bebeğin doyup doymadığının anlaşılmasının en objektif yolu ayına göre yeterli klio alması olduğu unutulmamalıdır. Çünkü gereksiz başlanan mama, bebeğin annesini emmesini azaltarak anne sütü üretümini durdurabilir ya da kesilmesine neden olabilir.

    Anne sütünün olmaması ya da azalması annenin ciddi üzüntü, stres ve psikolojik problemleri ile yine annenin ağır hastalıkları dışında üek mümkün değildir. Bu nedenlerin dışında yanlış emzirme teknikleri de bir diğer nedendir ve dikkat edilmelidir. Anne sütünün bebeğe dokunması sadece doğuştan laktaz enziminin (anne sütündeki laktoz şekerinin sindirilmesini sağlayan enzim) yokluğu durumunda olur ki bunun da en önemli belirtisi hiçbir tedaviye cevap vermeyen durdurulamayan ishaldir. Ayrıca erken ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde kilo alımını hızlandırmak, yeterli kilo alımını sağlamak ve bu bebeklerin normalden fazla olan ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile anne sütünü zenginleştirmek için mamalar kullanılabilir. Hasta doğan ve uzun süre hastanede yatan bebekler de yine mama kullanılması gerekebilen bir diğer durumdur.

  • Anne sütü !!

    Anne sütü !!

    Anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi saymakla bitmez. Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlar da yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir.

    * Her bebek için en iyi, en doğal ve en taze besin.
    * Her zaman, temiz ve mikropsuz.
    * Daima hazır ve bedava. Özel harcama gerektirmez.
    * Tamamıyla ve kolaylıkla sindirilir.
    * İshal, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.
    * Bağışıklık sistemini güçlendirir, enfeksiyonlardan korur.
    * Bebeklerin daha zeki olmasını sağlar.
    * Bebeğin su ihtiyacını tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.
    * Doğumdan sonra gelen ağız sütü, bebeği hastalıklardan korur.
    * Bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağlar.
    * Emzirme, annenin sağlığını korur, meme ve rahim kanseri olma riskini azaltır.

    Anne sütü, bebeklere gereksinimi olan tüm besin öğelerini tek başına ilk altı ay sağlayabilen en iyi besindir. Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt, bebek için çok önemlidir, çünkü bebeği hastalıklara karşı korur, bebeğin ilk aşısıdır. Anne sütü bebekler için yaşamsal öneme sahip. Ayrıca annesiyle sevgi bağı kurabilmesi için en iyi iletişim yolu emzirme. Ayrıca anne sütü ileriki yaşlarında, diğer besinlerle beslenen bebeklere göre daha zeki olmalarına katkı sunar.

    Anne sütü, bebeğin ilk altı ay ihtiyacı olan protein, yağ, demir, vitamin gibi her türlü besin değerine içeren ideal besin kaynağıdır. İçindeki koruyucu maddeler nedeniyle bebeği enfeksiyonlardan korur. Anne sütünün hazmı kolaydır, kaynatmak gerekmez. Daima taze, temiz ve bebeğe vermek üzere hazırdır.

    Tamamen doğal olan anne sütünde bebeğin büyümesi için gerekli olan maddeler inek sütünden daha fazladır. Anne sütünde yeterli miktarda su ve vitamin bulunduğu için, çok sıcak iklimlerde bile bebeğe su vermeye ve ayrıca ilk altı ayda meyve suyuna gerek yoktur. Anne sütü alan bebekler diğer besinlerle beslenen bebeklerden daha zeki olurlar.

    Anne sütü ve doğumdan sonra gelen ilk sarı süt ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan koruyor. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli oluyor ve kanser oranının daha düşük olduğu biliniyor. Anne sütünün içinde yeterli demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık görülmez. Ayrıca anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür.

    Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölüm oranları beslenenlere göre 4-6 kat daha fazla. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre emziren kadın oranları yüksek olsaydı yılda 1.5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı.

    Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, anne sütü ile beslenmenin doğumdan hemen sonra başlanmasını, ilk altı ayda sadece anne sütü verilmesini ve emzirmenin altı aydan sonra uygun besin takviyeleriyle iki yaş ve üzerine kadar devam etmesini öneriyor.