Etiket: Anksiyete Bozukluğu

  • 6 Adımda Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

    6 Adımda Anksiyete Bozukluğu ve Tedavisi

    1. Anksiyete (Kaygı)Bozukluğu Nedir?

    Anksiyete bozukluğu, gerçek bir neden olmadan yaşadığımız endişe halidir. Türkçe karşılığı olarak kaygı kelimesini de kullanırız. Halk arasında ise anksiyete veya kaygı yerine daha çok; huzursuzluk, endişe, evham ve sıkıntı kelimeleri kullanılır.

    “İçimde bir sıkıntı var hocam, hiç gitmiyor, her zaman kötü bir şey olacakmış gibi korkuyorum. Herkes bana evham yapıyorsun, abartıyorsun diyor ama elimde değil. Keşke bende onlar kadar rahat olsam.”

    Yukarıda anksiyete bozukluğu tanısı almış danışanımın kendisini anlatırken kullandığı ifade anksiyete bozukluğunu tam olarak karşılıyor. 

    Aşırı endişeli,  günlük yaşamı olumsuz etkileyen gerginlik,  her zaman en kötüsünü bekleyen ve hayatın kontrol edememekten korkan özellikler gösterirler. Kaygı bozukluğun yaşam boyu görülme olasılığı yüksektir ve yaş ilerledikçe kaygı duyarlılığı artmaktadır.

    1. Anksiyete (Kaygı) Zararlı mıdır?

    Kaygı bizi motive eden, başarılı olmamızı,  olumsuz durumlara karşı hazırlıklı olmamızı, hayata daha güvenli adımlar atmamızı ve tehlikeye karşı korunmamızı sağlayan bir sistem aslında. Günlük yaşamda iş, sağlık, ekonomik, aile ve geleceğin belirsizliği gibi birçok alanda kaygılanırız. Hafif bir kaygı sorunlarla baş etmemizi sağlar. 

    Örneğin üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenciyi düşünelim 12 yıl boyunca derslerinde hep başarılı olan, hedefi iyi bir üniversitede tıp okumak olan bir öğrenci. 

    Şimdi bu öğrenci nasıl olsa başarılıyım, benim kaygılanmama gerek yok diye düşünerek ders çalışmaya motive olabilir mi? Geleceğe dair biraz kaygı duymayan biri çalışmaya motive olabilir mi?

    Aynı zamanda anksiyete (kaygı) bütün insanlarda bulunan bizi tehlikelere karşı koruyan yararlı bir alarm sistem gibidir. Kaygı bozukluklarında bu uyarı sisteminin biraz bozulduğunu söyleyebiliriz. Bozulan sistem yanlış alarm gibi bizi sürekli tedirgin ediyor ve her an tehlikeli bir şey varmış gibi düşünmeye ve davranmaya yöneltiyor.

    1. Anksiyete (Kaygı) Ne Zaman Zararlı Olur?

     “Eskiden de telaşlı, endişeli biriydim. Ama anksiyete atağı geçirdiğimden beri artık hiç dayanamıyorum. Düşünüyorum iş yerinde saatlerce çalışırdım yorulurdum, hiç korkmazdım şimdi en küçük şeyden bile korkuyorum. Yorulursam çarpıntım olursa, nefesim kesilir gibi olursa, ya kötü bir şey olursa diye hiçbir şey yapmak istemiyorum.” 

    Kaygı hayatınızı sınırlamaya başladığında, sosyal yaşamınızı kısıtladığında, gün içinde sağlıklı bir şekilde işlerinizi yürütmenize engel olduğunda zarar vermeye başlamış demektir. Düşünsenize “kaygılanacağım çarpıntım olacak ve etrafımdaki herkese rezil olacağım” diye düşünüyor en yakınlarınızla görüşmek dahi istemiyorsunuz. Kaygıdan ve vücudun belirtilerinden korkmaya başladığınızda kaygı zararlı oluyor. Yani kısacası kaygı normal ama kaygıdan kaygılanıyor olmak ise normal değil. 

    Önemli bir soru bu hayatının herhangi bir anında kaygı duymayan kimse var mıdır? Yoksa bütün insanlar içi korku, sevgi, üzüntü gibi ortak duygu mudur?

    1. Anksiyete Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

    Genel olarak evhamli bilinirler, kaygılarının  aşırı olduğunu bilir bundan rahatsızlık duyar fakat kontrol edemezler. Uyku problemi yaşar, gece uykuya dalamamaktan bile endişe duyabilirler. Genel kaygılı hal, yorgun ve halsiz hissetmelerine neden olur. Aşırı sinirli, keyifsiz ve olumsuzluklara tahammül edemezler.

    Bedensel belirtiler olarak nefes alamama, göğüste sıkışma hissi, kas ağrıları, bulantı ve sıcak basması gibi fiziksel şikayetleri de olabilir.

    1. Anksiyete Bozukluğu Yaşamı Nasıl Etkiler?

    Anksiyete bozukluğu olan bir danışanım hayatına etkisini şöyle anlatmıştı

    “Sabah kalkıyorum vücudumu dinliyorum, çarpıntım var mı diye bakıyorum ve tam o anda huzursuzluk ve çarpıntı içime oturuyor. Gün boyu bir şey yapmak istemiyorum, dışarı çıkmak anlamsız, birileriyle konuşmak istemiyorum.  Evimle, işimle ilgilenmek istemiyorum, içimin huzursuzluğundan yoruldum. Arkadaşlarımla görüşmek istemiyorum, eskiden onlarla görüşmekten keyif alırdım. Kimse beni anlamıyor sanki. Ailemle hafta sonu gittiğim yemekte bile gelecekteki yalnızlığımı düşünüp sıkıldım sonra çarpıntım oldu. Onarı üzmek istemedim ama o huzursuzluğumla onların da keyfini kaçırdım. Ama elimde değil içimin sıkıntısından kurtulamıyorum.”

    1. Anksiyete Bozukluğu Tedavi Edilebilir mi? 

    Evet anksiyete bozukluğu tedavi edilen bir rahatsızlıktır. 

    İlaçsız tedavi edilmesi mümkün müdür? İlaç ya da psikoterapi tek başına kullanılabileceği gibi, birlikte de uygulanabilir.  

    Yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk, sosyal fobi, asansör korkusu gibi anksiyete bozukluklarında terapist yardımı ve planıyla aşama aşama çalışma yapılmalıdır. Terapist planı ve yardımı olmadan hastalıkla baş etmek için kullanılan kaçma, kaçınma, güvenlik sağlayıcı davranışlar, sürekli bedene odaklanma ve düşünmemeye çalışma taktikleri maalesef kaygının daha çok artmasına neden olabilir.

  • Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Belirtileri ve Tedavisi

    Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Belirtileri ve Tedavisi

    Kaygı nedir?

    Kaygı, bedenin stresli durumlarda verdiği normal fiziksel tepkidir. Bazı durumlarda bu tepki normal ve yararlıdır. Tehlikelere karşı bizi uyarabilir, dikkatimizi hazırlamamıza ve düzenlememize yardımcı olabilir. Bu gibi durumlarda da vücudunuz kendisini tehlike esnasında koruma altına alır. Örneğin savaşmaya veya kaçmaya hazırlanırken kalp atışlarınız ve solunumunuz artar, oksijenli kan kaslarınıza pompalanır. Sağlıklı bir endişe dolgusu sizi zorlanacağınız sınavlara zamanında ve daha çok çalışmaya başlamanıza zorlar veya sizi karanlık sokaklarda dolaşmaktan caydırabilir.

    ANKSİYETE BOZUKLUĞU NEDİR?

    Anksiyete bozuklukları, normal gerginlik veya endişe duygularından farklıdır ve aşırı korku veya aşırı endişe içerir. Anksiyete gelecekteki bir endişenin öngörülmesi anlamına gelir ve daha çok kas gerginliği ve kaçınma davranışı ile ilişkilidir. Anksiyete bozukluğu, bireyin yaşamını ciddi şekilde etkilemeye başladığında ortaya çıkar.  Ulusal araştırmalar , 18 yaşın üzerindeki her beş Amerikalıdan birinin ve 13-18 yaş arasındaki üç gençten birinin son bir yıl içinde anksiyete bozukluğu yaşadığını belirtiyor. Endişelenme aynı zamanda şiddetli ve bireye karşı mücadelecidir , birey günlük işlerinde konsantre olmakta zorlanır ve tamamlamakta güçlük çeker. 

    NE TÜR BİR ENDİŞE BOZUKLUĞUNUZ VAR ?

    Yaygın anksiyete bozukluğu: Hızlı bir kalp atışı, terleme ve ağız kuruluğu sık görülen anksiyete belirtileridir.Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişiler, uzun süre bu tür bir uyarılma yaşayabilir. Huzursuzluk, özellikle çocuklarda ve gençlerde sık görülen bir diğer endişe belirtisidir. Kolayca yorulmak, genelleşmiş anksiyete bozukluğunun bir başka belirtisidir.  Bu belirti bazılarına şaşırtıcı gelebilir, çünkü endişe genellikle hiperaktivite veya uyarılma ile ilişkilendirilir. Bazıları için yorgunluk, endişe krizini izleyebilir ya da kronik olabilir.

    Sosyal anksiyete bozukluğu: Sosyal durumlarda veya toplum içinde konuşma gibi başkalarının önünde performans göstermeye çağrıldığında kaygı duyarlar.

    Fobiler: Genellikle zararlı olmayan belirli bir nesne, durum veya faaliyetten aşırı ve sürekli bir şekilde korku hissetmektir.Hastalar korkularının aşırı olduğunu bilirler fakat üstesinden gelemezler.Bu korkular, bazı kişilerin korktukları şeylerden kaçınmak için aşırı uzunluklara gittikleri sıkıntılara neden oluyor. Örnekler uçak korkusu veya örümcek korkusu olabilir.

    Panik atak Bir diğer anksiyete bozukluğunu çağıran etken panik atakları çağrıştıran panik rahatsızlıklarıdır. Panik atak aşırı yoğun korkuların hissedilmesiyle rahatsızlık duyulan fiziksel semptomdur. Bunun yanı sıra tekrarlanan panik ataklar, panik bozukluğunun bir işareti de olabilir.

    Teşhis ve Tedavi

    Anksiyete bozukluğunun teşhisi günlük yaşama müdahale edebilecek kadar şiddetliyse ve en az altı ay boyunca her gün devam ederse konulur. Her anksiyete bozukluğu kendine has özelliklere sahip olsa da, çoğu iki tedaviye iyi yanıt verir: psikoterapi veya “konuşma terapisi” ve ilaçlar. Bu tedaviler tek başlarına veya kombinasyon halinde verilebilir. Bilişsel davranış terapisi, bir tür konuşma terapisidir, kişinin daha az endişeli hissetmesine yardımcı olmak için farklı düşünme, tepki ve davranış biçimlerini öğrenmesine yardımcı olabilir.İlaçlar anksiyete bozukluklarını tamamen tedavi etmez, ancak semptomlardan belirgin bir rahatlama sağlayabilir. Derin nefes, meditasyon, farkındalık ve kas gerginliğini hafifletmek ve sakinleşmek için kullanılan teknikler yani zihin-beden yaklaşımları etkili yöntemlerdendir.

  • Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Nedir?

    Anksiyete (Kaygı) Bozukluğu Nedir?

    Anksiyete, şiddetli bir korku ve panik duygusu hissidir. Çoğu kişi yaşamdaki önemli olaylar öncesinde kendisini korkmuş, endişeli hissedebilir. Bu doğal bir duygu durumudur. Beklenen önemli olay sona erdiğinde korku, panik ve anksiyete duyguları da sona erer. Ancak kişi, korku ve panik duygusunu beklenen olay geçtikten sonra bile yaşam kalitesini bozacak, gündelik hayatındaki işlevselliğini etkileyecek düzeyde hissediyorsa kişide bir anksiyete problemi olduğundan söz edilebilir.

    Anksiyete belirtileri nelerdir?

    Kişide bir anksiyete bozukluğu olabileceğini gösteren genel belirtiler;
    • Sinirli, gergin, huzursuz hissetme
    • Sebepsiz yere kötü bir şey olacakmış gibi hissetme, panik duygusu
    • Kalp atışlarında hızlanma
    • Nefes alışın hızlanması
    • Rahatsız edecek düzeyde terleme
    • Ellerde titreme
    • Kendini zayıf, güçsüz hissetme
    • Dikkati kaygı yaratan düşünceden uzaklaştırmakta zorlanma, bu düşünceden kurtulamadığı için diğer işlere odaklanmada güçlük
    • Uykuya dalmakta güçlük
    • Mide problemleri, hazımsızlık
    • Kaygıyı kontrol etmede güçlük
    • Anksiyeteye neden olduğu düşünülen durumlardan kaçınma isteği veya bu durumdan kaçınma davranışı

    Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişilerde kaygı seviyesinin yükseldiği durumlarda yoğun bir panik duygusunun yanında ellerde aşırı terleme, kalp atışlarında hızlanma, nefes almakta zorluk çekme, şiddetli baş ağrıları, mide bulantıları ve krampları, sık idrara çıkma gibi fiziksel belirtiler de görülebilir.
    Araştırmalar, genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan anksiyete (kaygı) bozukluklarında hem genetik hem de çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını ortaya koyuyor. Araştırmacılar özellikle erken yaşta yaşanan travmatik olayların bireylerin korku işleme mekanizmalarında hassasiyete yol açarak, ileri yaşamında stresörlere (stres nedenlerine, tetikleyicilerine) karşı fazla duyarlı hale gelmelerine yol açtığını da belirtiyor.
    Anksiyete, normal ve patolojik olmak üzere ikiye ayrılır. Normal anksiyete, tehdide tepki gösterme kapasitesinin bir anlatımıdır. Bu durumun nörofizyolojik bir temeli vardır, ancak burada hangi yaşantının tehdit edici olduğunun bilinmesi bireyin öğrenmesine, yaşamında karşılaştığı olaylara ve onların birey için olan etkisine ve önemine bağlıdır.
    Patolojik anksiyete, kaygı ile aynı anlamda kullanılır. Kişi, bunu içinde sanki kötü bir haber alacakmış, bir felaket olacakmış gibi nedeni bilinmeyen, içten gelen bir sıkıntı, bir endişe duygusu olarak algılar ve tanımlar. Çok hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik derecesine varan farklı yoğunlukta olabilir. Ağır derecelerinde, kişi en güçlü fiziksel ağrının dahi bu denli rahatsız edici olmadığını belirtir.
    Anksiyete, tehdide karşı gelişen bir tepki olup geleceğe yöneliktir. Korku; acı veren ve tehlikeli bir uyarana karşı gelişen bir tepkidir. Bir kendini savunma içgüdüsüdür. Kaygı, nesnesi belirlenememiş veya tanınmayan, tehlike olasılığı içeren durumlarda ortaya çıkan, korkuya benzer bir tepkidir. Korkudan farkı, kaygının nesnesinin belirsiz oluşudur ve asıl tehdit ve rahatsız edici olan bu belirsizliklerdir.
    Anksiyete rahatsız eden, yersiz korku duygusudur ve sıklıkla fizyolojik belirtilerle birliktedir. Anksiyete bozukluğu ise anksiyeteye bağlı belirgin sıkıntı ve işlev bozukluğu anlamındadır.
    Anksiyeteli hasta değerlendirilirken, anksiyetenin normal ve patolojik tipleri ayırt edilmelidir. Anksiyete büyümeye, yeni ve denenmemiş şeyleri denemeye ve bireyin kendi kimliğini ve yaşamın anlamını bulmaya doğal olarak eşlik eder ve bu son derece normal ve gereklidir. Patolojik anksiyete ise tersine, verilen uyarıya şiddet veya süre olarak uygunsuz bir yanıttır. Tehlike geçtikten sonra da devam eder veya ortada tehlike yokken dahi varmış gibi sebebi bilinmeyen yoğun bir kaygı hissedilir.
    Anksiyeteye üç farklı öge eşlik eder:
    Bedensel (somatik) öge anksiyetenin yarattığı kalp çarpıntısı, terleme, artmış uyarılmışlık (irritabilite) gibi fiziksel belirtileri; bilişsel öge zihni istemsiz meşgul eden, anksiyeteyi uyarıcı-artırıcı-sürdürücü olan tehlike odaklı belirtileri; davranışsal öge tehdit algısına yanıt olarak korunma amaçlı aktif kaçınma eylemini kapsar. Bu belirtiler değerlendirildiğinde, anksiyetenin sadece anksiyete bozukluklarına özel bir durum değil, diğer psikiyatrik bozukluklarda da görülebilecek bir belirti olabileceğini unutmamak gerekir.

    Anksiyete bozuklukları türleri nelerdir?

    Sık rastlanan anksiyete türleri:
    • Obsesif – kompulsif bozukluklar,
    • Panik atak,
    • Travmatik stres bozukluğu (TSSB)
    • Genel anksiyete bozukluları
    • Sosyal fobi
    • Özgül fobi

    Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Kişinin günlük aktivitelerini sürdürmesine engel olacak, işlevselliğini bozacak şiddette yoğun ve süreğen bir kaygı durumu yaşamasıyla kendisini gösterir. Bu şiddetli ve yoğun kaygı duygusuna, huzursuzluk, daimi yorgunluk hissi, konsantre olmakta güçlük, kaslarda istemsiz kasılma ve uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte güçlük gibi semptomlar da eşlik edebilir. Yoğun kaygı oluşturan durumlar çoğunlukla günlük ev işleri, rutin toplantılar, işle ilgili olağan durumlar gibi günlük hayatta da kendisini gösterir.

    Yaygın Anksiyete Bozukluğu Tanı Ölçütler (DSM 5 )

    • En az 6 ay süreyle, hemen her gün, birçok olay ya da etkinlik hakkında (iş başarısı, okul başarısı vs.) aşırı kaygılanma ve kuruntulara (evham) kapılma
    • Kendini kuruntulara kapılmaktan alıkoyamama
    • Kaygı ve kuruntu, aşağıdaki 6 belirtiden en az üçüne eşlik eder:
    (not: çocuklarda sadece bir tanesinin olması yeterlidir).
    1. Huzursuzluk, aşırı heyecan duyma ya da endişe (sürekli diken üstünde olma)
    2. Kolay yorulma
    3. Düşüncelerini odaklayamama ya da zihnin durmuş gibi olması,
    4. İrritabilite
    5. Kas gerginliği
    6. Uyku bozukluğu
    • Kaygı, kuruntu ve fiziksel yakınmalar klinik açıdan belirgin bir strese ya da toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
    • Bu bozukluk, bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir madde, bir ilaç) ya da başka bir sağlık durumunun (örn. hipertiroidi) fizyoloji ile ilgili etkilerine bağlanamaz.
    • Bu bozukluk, başka bir ruhsal bozuklukla daha iyi açıklanamaz.

    Panik Atak:

    Panik atak yaşayan kişiler ortada hiçbir neden ya da uyaran yokken birden ortaya çıkan yoğun bir korku ve panik hissine kapılırlar. Panik atak yaşayan kişilerde ayrıca ellerde terleme, göğüs ağrısı, fazla hızlı ya da düzensiz kalp atışları, nefes alamadığını hissetme gibi fiziksel belirtiler de görülebilir. Panik atak yaşayan kişiler çoğunlukla bu durumu “kalp krizi geçiriyorlarmış” ya da “boğuluyorlarmış” gibi ifade edebilirler.
    Sosyal Kaygı Bozukluğu: Sosyal fobi olarak da adlandırılan sosyal kaygı bozukluğunda bireyler sosyal hayata karşı aşağılanacakları, reddedilecekleri ya da kendilerine üstünlük taşlanacakları, beğenilmeyecekleri gibi endişelerle yoğun bir kaygı duygusuna kapılırlar. Bu nedenle sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişiler diğer insanlarla bir araya gelmekten kaçınabilirler. Sosyal kaygı bozukluğunun en belirgin örnekleri toplum önünde konuşmaktan aşırı korkma, yeni insanlarla tanışmaktan çekinme/kaçınma ya da toplum içinde yemek içmekten çekinme/kaçınma şeklinde kendisini gösterir.
    Fobiler: Fobiler, kişide belirli bir obje ye da durumlara karşı gösterilen aşırı korku olarak ifade edilir. En sık rastlanan fobiler uçak fobisi, yükseklik fobisi, kedi – köpek fobisi, kapalı yerde kalma fobisi (klostrofobi), açık alanlara çıkma fobisi (agorafobi) olarak sıralanabilir. Fobiye neden olan objeye karşı duyulan korku bazen o kadar şiddetli olabilir ki kişiler günlük aktivitelerinde zorlanmaya ve işlevselliğini yitirmeye başlayabilir.
    Agorafobi: Agorafobi, kişinin panik atağa neden olacağını düşündüğü yerlerden ve durumlardan uzak durmasına neden olan bir anksiyete bozukluğudur. Agorafobisi olan kişiler kendilerini savunmasız hissettikleri için açık alanlarda olmaktan kaçınırlar.
    Bir sağlık sorununa bağlı anksiyete bozukluğu: Fiziksel bir sağlık sorunun neden olduğu, şiddetli panik ve anksiyete semptomlarını içeren anksiyete bozukluğudur.

    Seçici Konuşmazlık Bozukluğu:

    Çocuklarda görülen bir anksiyete bozukluğudur. Seçici konuşma bozukluğu olan çocuklar konuşma yetilerinde fiziksel bir problem olmamasına rağmen bazı ve seçili durumlarda konuşmazlar. Belirli kişilere, ortamlara özel olabilir. Seçici konuşmazlık bozukluğu olan bir çocuk okulda hiç konuşmazken, evde ailesiyle rahatlıkla iletişim kurabilir. Bu durum çocuğun okuldaki başarısını ve sosyal uyumunu etkileyebilir.
    Ayrılma Kaygısı Bozukluğu: Ayrılma kaygısı bozukluğu çocukluk çağında görülen, çocuğun ebeveynlerinden ayrılmaya karşı gösterdiği şiddetli kaygıyı ifade eden bir kaygı bozukluğu türüdür.
    DSM-IV-TR’ye göre travma ile ilişkili bozukluklar ve obsesif kompulsif bozukluk ayrı kategorilerinde yer alırken; panik bozukluğu, fobik bozukluklar, sosyal anksiyete bozukluğu ve yaygın anksiyete bozukluğu anksiyete bozuklukları kategorisini oluşturmaktadır. Ayrılma anksiyetesi bozukluğu bu kategoriye yeni eklenmiştir.
    DSM beşinci baskısıyla kullanıma sunulmuş olup anksiyete (kaygı) bozuklukları, ayrılma anksiyetesi bozukluğu, seçici konuşmama (mutizm), toplumsal anksiyete bozukluğu (sosyal fobi), panik bozukluğu, agorofobi, yaygın anksiyete bozukluğu, maddenin (ilacın) yol açtığı anksiyete bozukluğu, başka bir sağlık durumuna bağlı anksiyete bozukluğu, tanımlanmış diğer bir anksiyete bozukluğu ve tanımlanmamış anksiyete bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır.

    Tıbbi Nedenlere Bağlı: Bazı kişilerde anksiyete, altta yatan tıbbi bir sağlık sorunundan kaynaklanıyor olabilir. Bazı durumlarda ise anksiyete belirtileri tıbbi bir rahatsızlığın ön işaretçileri olabilir. Anksiyete belirtilerine neden olabilecek bazı tıbbi durumlar şu şekilde sıralanabilir;

    • Kalp hastalıkları
    • Diyabet
    • Tiroid problemleri, hipertiroid
    • Solunum yolu problemleri, astım
    • Madde bağımlılığı ya da yoksunluk
    • Kronik ağrılar ve huzursuz bağırsak sendromu
    • Savaş/Kaç mekanizmasını etkileyebilecek nadir tümörler

  • Anksiyete Bozukluğu Neden Olur?

    Anksiyete Bozukluğu Neden Olur?

    Son zamanlar da doktora giden birçok hasta için anksiyete bozukluğu teşhisi konuluyor. Sadece anksiyetenin belirtileri hakkında bilgilendirilen hastaların sormadığı çok önemli bir soru var “Anksiyete bozukluğu neden olur?” Her hastalığın ortaya çıkış sebepleri vardır, bu sebeplere göre tedavisi belirlenir. Örneğin grip hastalığının sebebi, mikrop ve grip virüslerinin insan vücuduna girmesidir. Bu sebepler iyileşmede kullanılacak tedavinin içeriğinin belirlenmesinde kilit olmaktadır. Anksiyete bozukluğunun nedenleri de araştırılıp bulunduğunda doğru tedavi yöntemi ile iyi iyileşme süreci gerçekleşecektir.

    Biyolojik nedenler: Anksiyete bozukluğunun diğer rahatsızlıklar gibi biyolojik sebepleri vardır. Bu sebepler biraz karışık olabilir, kısaca bahsedecek olursak anksiyete bozukluğunun oluşumunda nörotransmiterların etkili olduğu birçok araştırmada gösterilmiştir. Nörotransmitterlar ise beynimizde bulunan nöronların (hücrelerin) haberleşmesini sağlayan kimyasallardır. Bu kimyasalların isimleri norepinefrin, seratonin ve γ-aminobutyric asit (GABA) dır. Yapılan araştırmalar bu kimyasallar sisteminde anormalliklerin oluşmasının anksiyetenin oluşumunda rol oynadığını göstermektedir. Bunun yanı sıra kaygı ve korkunun beynimizin bazı bölgelerinde oluşmaktadır. Birçok hayvan deneyinde kaygı ve korkunun beynimizin noradrenerjik sistemin ana hücreleri ponstaki locusceruleus bölgesinde oluştuğunu göstermiş ve bu bölgenin uyarılmasıyla korku ve kaygının oluştuğu bulunmuş. Bu bölgenin çıkarılmasıyla hayvanlarda korku ve kaygının oluşmadığı ortaya çıkmıştır. Genel olarak anksiyetenin beynimizin bazı bölgelerinde üretildiğini ve yukarda bahsettiğimiz kimyasalların salınımındaki anormallik sonucu oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu alanda yapılan araştırmalar çok yeni olup yeterli değildir.

    Psikolojik nedenler: Kaygı, oluşabilecek tehditlere karşı bir uyarı niteliğindedir. Anksiyete bozukluğu ise yaşanan kaygının yoğunluğun da ve sıklığının da çok artış olmasıdır. Kişilerin günlük işlerini dahi yapamaz hale gelmesine sebep olur. Davranışçı kuramlar olumsuz anne baba tutumlarının anksiyete oluşumunda tamamen olmasa da önemli ölçüde etkili olduğunu söylüyor. Bu olumsuz anne baba tutumları çocukların model alma ile öğrendikleri davranışlardır. Bu tarz ebeveynler dünyanın olumsuzluk ve tehlikelerle dolu olduğunu güven vermediğini çocuklarına aşılıyorlar. Anne ve babalar, çocuklarının dünyayı tanıma ve kontrol etmeleri konusunda kaygılı davranışlar gösterip, engelleyici tutumlar sergilemektedirler. Bu tutum ve davranışlar ilerde anksiyete bozukluğu olma ihtimali olan çocuklar yetiştirmelerine sebep olabilir.

    Sosyal nedenler: Stres oluşturan yaşam olayları hayatı daha olumsuz ve tehlikeli görmemize sebep olabiliyor. Nedir bu yaşam olayları? Bir yakının kaybı, boşanma, ayrılık, evlilik, taşınma, işten çıkarılma ve iş hayatında karşılaşılan zorluklar olabilir. Örneğin, bir yakınınızı trafik kazasında kaybettiniz. Sonrasında trafiğin tehlikeli olduğunu düşündünüz ve trafiğe çıkarsanız sizin de aynı felaketle karşılaşacağınız hissine kapıldınız. Bu olay sonrasında trafiğe çıkmak istemeyebilirsiniz. Arabaya binmek ve seyahat etmek kaygı duymanıza sebep olabilir. Karşılaştığınız stres verici olayların her zaman olacağını ve sizin baş etmede çaresiz kalacağınızı düşünmeniz bu rahatsızlığa yakalanmanıza neden olabilir.