Etiket: Anı

  • Çocuk ve Ergenlerde EMDR

    Çocuk ve Ergenlerde EMDR

    Diğer terapi tekniklerine göre daha hızlı ve kısa bir süreci kapsıyor olması daha çok yeni bir yöntem olmasına rağmen EMDR’ın son yıllardaki popülerliliğini arttırdı. Bilimsel araştırmalarla da desteklenerek somut bir şekilde işlevselliğinin kanıtlanması da danışanlarımızın özellikle bu teknik için merkezimize başvurmasını sıklaştırdı.

    Peki nedir EMDR?

    EMDR, Türkçe açılımıyla ‘Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme anlamına gelen bir terapi tekniğidir. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır.

    EMDR nasıl çalışır?

    Her gün beynimiz binlerce anı kaydeder. Bu anıların bazıları olumlu, bazıları olumsuz, birçoğu ise önemsiz ve nötr olanlardan oluşur. Olumlu ve nötr anılar, bilgi işleme sürecinden normal bir şekilde geçip belleğe atılır. Olumsuz ve travmatik anılar ise, tıpkı bilgisayara giren virüs gibi, bu süreci bozarlar. Bu anılar, anlamlandırma sürecinin normal çalışmasını engeller. Olumsuz anı, sadece geçmişte yaşamakla kalmıyor, etkisini hala ‘bugün’ yaşanmışçasına canlı olarak sürdürüyor. EMDR, bu tür anıların sağlıklı işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Terapi sırasında, beynin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak, zamanında yapamadığı işlemin yapılmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması ile mümkün olur. Kişi artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görür. 

    EMDR olumsuz her şeyi unutturur mu?

    EMDR rahatsız edici, acı veren anıyı unutturmaz. Ancak terapi sonrası, bu acı yüzünden hissedilen öfke, korku, üzüntü, kaygı, hayal kırıklığı gibi tüm olumsuz duygulara karşı duyarsızlaştırır.

    Terapi nasıl gelişiyor?

    Çocuk ve ergen EMDR’ında klasik EMDR protokolünden daha az detay içeren bir protokol uygulanır. Çocuklar ve ergenler için karmaşık gelebilecek klasik uygulama, onların sürece daha fazla dahil olabilmeleri için sadeleştirilmiş ve ilgilerini çekebilmek için sevebilecekleri detaylar (oyuncakla ya da resim yaparak) eklenmiştir.

    EMDR ne kadar sürede etkili olur?

    Bazen tek seansta sorunun çözüldüğü gözlemlendiği, gibi bazen de daha uzun çalışma gerektirebilir.

    EMDR ile hangi sorunlar tedavi edilir?

    EMDR’a göre psikolojik ve/veya psikosomatik rahatsızlıkların çoğunluğunun işlenmemiş anılara bağlı olması, klinik uygulama alanını giderek genişletmiş, birçok sorunun verimli ve hızlı bir şekilde tedavisinin sağlandığı görülmüştür. Bu alanlara örnek olarak çocuk ve ergenlerde kaygı bozuklukları, çocukluk çağı depresyonu, yas (kayıp) süreci, rahatsız edici anılar, fobiler, ağrı rahatsızlıkları, yeme-uyku bozuklukları, performans kaygısı, sınav kaygısı, stres kontrolü, bağımlılıklar, cinsel ve/veya fiziksel taciz, davranış bozuklukları ve özgüven sorunları vb. gibi birçok alanda çalışılabilmektedir.

  • EMDR

    EMDR

    Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (Eye Movement Desensitization and Reprocessing: EMDR); savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan örseleyici olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra, fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı, taciz, tecavüz ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bütüncül bir psikoterapi yöntemidir.

    EMDR’nin TSSB’de etkili olduğu kanıtlanmıştır . EMDR’nin belirtilerde bir çok tedaviden daha hızlı düzelme sağladığı ve daha az tedavi seansı gerektirdiği ve travma odaklı kognitif bilişsel terapi ile eşit etkili olduğu bildirilmiştir.

    Yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır. EMDR’nin gelişimi 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfetmesiyle başlamıştır. Sonrasında EMDR, tüm dünyadan terapistlerin ve araştırmacıların katkılarıyla hızla gelişmiştir.

    EMDR terapi literatüründe ‘kısa süreli terapiler’ grubunda yer alır. EMDR tedavisinin ne kadar süreceği sorunun tipi, danışanın bugünkü yaşam koşulları, önceki travmaların sayısı ve etkisi ile bağlantılıdır. Her kişinin bilgileri kendi değerleri ve deneyimleri doğrultusunda kendine has bir biçimde işlemesi de süreyi etkiler. Ancak genel olarak 6-8 seans tek travma için yeterli olmaktadır.

    EMDR teorisinin altyapısını oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeline göre beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu, düşünce, duyum, imge, ses, koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir. Böylece o deneyimle ilgili öğrenme gerçekleşir. Edindiğimiz bilgiler gelecekte tepkilerimizi uygun bir şekilde yönlendirmek üzere depolanmış olur.

    Bu sistem normal çalıştığında ruh sağlığını ve insan gelişimini öğrenme yoluyla desteklediği için adaptif, uyumlu bir mekanizma olarak kabul edilir.

    Travmatik veya çok fazla rahatsız eden olaylar yaşandığında bu sistem bozuluyor gibi gözükmektedir. Yeni bilgi işlenip mevcut anı ağına entegre olmaz. Deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı kurulamaz ve akıl sağlığına uygun sonuçlar çıkarılamaz. Sonuç olarak öğrenme gerçekleşmez. Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır. Bu nedenle bugün yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir.

    EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir.

    Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı; günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler.

    EMDR, bu tür izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

    EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.

  • EMDR TERAPİSİ İLE İLGİLİ SORULAR /YANITLAR

    EMDR TERAPİSİ İLE İLGİLİ SORULAR /YANITLAR

    HAZIRLAYAN : DİLEK GÜREL (UZM. PSİKOLOG –EMDR TERAPİSTİ)

    EMDR TERAPİSİ NEDİR?

    EMDR (Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma Yeniden İşleme) Terapisi 1897 yılında ABD’ li Klinik

    Psikolog Farencine Shapiro tarafından uzun yıllar yapılan araştırma ve uygulamalar sonucu

    geliştirilmiş bir psikoterapi çeşididir. EMDR yapılan pek çok araştırma sonucu test edilmiş ve etkinliği

    bilimsel olarak kanıtlanmış ve günümüzde Dünya Sağlık Örgütü tarafından Kaygı bozukluklarında

    birinci öncelikli tedavi seçeneği olarak onaylanmıştır. EMDR’ nin temel hipotezi kısaca şu şekilde

    açıklanabilir; yaşadığımız olumsuz travmatik olaylar, beynimizde diğer anılarımız gibi anı merkezine

    kayıt olmak yerine düzensiz yığınlar halinde bekletilir. Siz farkında olmadan en ufak ses, renk, koku,

    imge vb. bir uyaranla anılar tetiklenir ve nedenini hiç anlayamadığınız biçimde kendinizi huzursuz,

    kaygılı, mutsuz hisseder bulursunuz. Çocukluğunuzda yaşamış unutmuş olduğumuzu sandığınız bir anı

    tetiklendiğinde 70 yaşında bile olsanız aynı tazelikte hatırlanır. Travmatik yaşantıların illaki büyük

    olaylar olması gerekli değildir. Çocukluk döneminde maruz kaldığınız aşağılanma, azarlanma, küçük

    düşürülme, sürekli yoğun kötü muameleye maruz kalmak, fiziksel, duygusal şiddet, yoksulluk, utanç,

    suçluluk duyguları, küçük yaşta anne-baba rolü üstlenmek zorunda bırakılmak vb. yaşantılar da

    toplamında büyük travma etkileri oluşturur. Travmatik olayı ve ya durumları tam olarak hatırlamasak

    bile içimizde hissettiğimiz olumsuz duygular, yersiz ani öfke patlamaları, nedeni tıbben açıklanamayan

    ağrı veya garip bedensel duyumlar, kontrolsüz yeme içme davranışları, vb. izler bile bir ipucu

    niteliğindedir. EMDR deki çift yönlü uyarımlar, travmatik anı ağlarına ulaşılmasını ve işlemlenip

    nötürlenebilmesini sağlar. Tıpkı bedenimiz gibi beynimiz de kendini iyileştirme potansiyeline sahiptir.

    EMDR, bu iyileşmeyi başlatan ve tamamlamasını sağlayan tek yöntemdir. Travmatik anılar EMDR ile

    ortadan kaldırıldıkça beyinde var olan olumlu inançlar, duygular tekrar açığa çıkar ve bu yolla kişi her

    geçen gün kendini daha rahat, huzurlu, mutlu, özgüvenli ve potansiyellerini ortaya koymaya başlar

    hale gelir. EMDR ile işlenmiş anılar geri dönüşümsüzdür yani kurtulduğunuz bir anı tekrar sizi

    rahatsız edemez.

    EMDR TERAPİSİ HANGİ SORUNLARDA KULLANILIR?

    İlk çıkışı psikolojik travma geçirmiş bireyler iken günümüzde başta;

     Kaygı Bozuklukları (Güncel kaygılar, gelecek kaygısı, genel kaygı bozukluğu)

     Korkular (Uçak, Hayvan, Kapalı yer, Ölüm vb)

     Takıntı Bozuklukları (OKB)

     Kronik Ağrı (Migren, Fibromiyalji vb)

     Sınav /performans Kaygısı

     Depresyon

     Panik Atak

     Kayıp – Yas travmaları

     Patolojik (saplantılı) Aşk

     Bağımlılıklar(alkol, sigara, madde vb)

     Yeme Bozuklukları

     Kötü çocukluk yaşantıları ile baş etme

     Cinsel taciz- istismar- aldatılma vb. olaylarla baş etme

     Tüm doğal ve ya insan eli ile oluşturulmuş olumsuz yaşam olaylarının etkisinden kurtulma

    vb. sorunlarda kullanıldığı gibi;

    “Performans Arttırma” olarak adlandırılan kişinin bir hedefe ulaşmasında zihinsel

    kapasitesini arttırma amaçlı da kullanılmaktadır. Şizofreni, Kişilik Bozuklukları yeni yeni

    kullanılmaya başlayan diğer alanlardır.

    EMDR İLE HİPNOZ ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

    EMDR, Hipnozdan çok farklı bir tedavidir. Hipnozda bireyin bilinci kapalıdır ve ona bir takım telkinler

    verilir. EMDR de ise, bireyin bilinci tamamen açık terapistle birlikte tüm süreci adım adım takip eder.

    Hatta danışanın farkındalığının tamamen açık olması gereklidir. Beyinde uyarılan veya kullanılan

    alanlar hatta beyin dalgaları açısından bile hipnozla arasında büyük farklar vardır.

    EMDR NASIL UYGULANIR?

    EMDR ilk önceleri terapist tarafından uygulanan ritmik göz hareketlerini takip etme şeklinde

    başlamışsa da daha sonra işitsel ve ya dokunsal olarak değişik uyarımlarında aynı başarılı etkiyi yaptığı

    tesbit edilmesi sonucu bu çift yönlü uyarımlarda kullanılmaktadır. Standardize etmek için daha sonra

    EMDR cihazları üretilmiş bu cihazlara farklı kombinasyonlar eklenmiştir. Terapi sırasında danışan

    terapistin yönlendirmeleri ile bu süreci yürütür. Çift yönlü uyarımların bireydeki yansımaları dikkatle

    takip edilerek süreç yürütülür. Bu cihazların hiçbir yan etkisi veya tehlikesi yoktur. Seans anında

    terapist dikkatinizi aklınızdan geçen düşünceler ve ya beden duyumlarına dikkat etmenizi ister. Bu

    yorucu olabilir o yüzden aç, yorgun, acil yetişmeniz gereken işler varsa telaşlı olmamanız gereklidir.

    Çıktığınızda ise; dinlenmeye ihtiyaç hissedebilirsiniz. O yüzden seanslarınız için özel zaman ayırmanız

    sizin faydanıza olacaktır.

    EMDR TERAPİSİNE KİM KARAR VERİR SÜREÇ NASIL İŞLER?

    EMDR terapisi almak için başvuran bir danışan uzman tarafından her açıdan değerlendirilir. Gerekirse

    Piskolojik testler de uygulanır. Çünkü, her ne kadar çok etkili bir terapi olsa da danışanın uygun ve

    hazır halde olması gereklidir. EMDR için danışanlara hazırlık seansları yapılmadan uygulanması

    kaldıramayacağı bir stres yaşamasına sebep olabilir. Ön görüşme sırasında terapistin tecrübe bilgisi

    devreye girer ve bunu değerlendirir. Ayrıca EMDR’ uygun olmadığı ya da EMDR ye uyum yapamayan

    danışanlar başka psikoterapilerden yaralanabilir.

    KAÇ SEANS SÜRER?

    Bu her danışana, sorununa, sorunlarının ağırlığı, şiddeti, yoğunluğuna göre değişir. Tek seanslık bir

    terapi değildir. Tek travma/ olay tek seansta bitebilir ama bireyin durumu ve koşullara göre bu

    uzayabilir. 1-4 arası etkileri daha sağlıklı görülür, diğer terapilere göre çok kısa ve hızlı olsa bile süreç

    çok önemlidir. Seanslar artıkça kişiler de Özgüven, Özsaygı , kendilik algısı artan biçimde devam eder

    ve danışan kendini gittikçe daha güçlü ve güvenli hissetmeye, olaylar, durumlar ve kişilerle daha iyi

    başetme gücünü elde eder. Daha önce cesaret, güç gösteremedikleri durumlara kolayca girişip

    başarılı biçimde onları yapabildiklerini görürler.

    EMDR SIRASINDA İLAÇ KULLANILIR MI?

    EMDR terapisi için başvurduğunuzda Doktorunuz tarafından düzenlenmiş ilaçlar hakkında bilgi alınır

    ancak bunlara müdahale asla yapılmaz ancak terapi sürecinde iyileşme oldukça doktorunuz dozlarınızı

    azaltma ve ya kesme yoluna gider. Başlangıçta hiç ilaç almıyorsanız terapistiniz sizin sorunuzu ilaçsız

    yanlızca EMDR ile çözebileceğinizi değerlendirirse ilaçsız devam etmeye karar verir. Ancak ilaç desteği

    almanıza karar verirse, sizi doktora yönlendirir ve bazı durumlarda ilaç ve EMDR bir süre birlikte

    devam eder.

    EMDR ÇOCUKLARA ve ERGENLERE UYGULANIR MI?

    EMDR çocuklara hatta basit formlarda bebeklere bile uygulanabilir. Ancak çocuklara ve ergenlere

    EMDR uygulayacak terapistin Çocuklar için EMDR sertifikası olması şarttır. Büyükler için EMDR

    sertifikası olan biri, bu sertifika ile çocuklara uygulama yapamaz. Çünkü çocuklar için uygulanan

    EMDR prosedürleri farklıdır.

    Çocuklar ve Ergenlerde EMDR ;

     Okul korkuları , kaygıları

     Okulda yaşanan akran zorbalıkları, içe kapanıklık, özgüven sorunları

     Cinsel saldırılar

     Özgül öğrenme güçlüğü, disleksi, matematik vb. ders korkuları

     Kayıp yas yaşantıları, doğal felaketlere maruz kalma

     Sınav/performans kaygısı

     Performans arttırma vb.

     Yeme problemleri

     Dikkat eksikliği, dürtüsellik

     Bilgisayar/oyun vb. bağımlılıkları

     Davranış ve uyum sorunları

    Değişik problemlerde başarılı ve etkili biçimde kullanılmaktadır.

    EMDR BİREYSEL OLARAK UYGULANABİLİDĞİ GİBİ AYNI TRAVMATİK OLAYA MARUZ KALMIŞ

    GRUPLARA VE ÇİFTLER ARASINDAKİ SORUNLARDA ÇİFT TERAPİSİ FORMLARINDA DA

    UYGULANABİLİR. DEĞİŞİK TEKNİK VE YÖNTEMLERLE ZENGİNLEŞTİRİLEREK ETKİSİ VE HIZI

    ARTIRILABİLİR.

    EMDR TERAPİSİ ALMAK İSTERSEM DİKKAT EDECEKLERİM NELERDİR?

    Ruh Sağlığı Meslek yasasının olmaması her terapi gibi EMDR almak isteyen danışanlarında alanda

    istismar edilmesine yol açar. Bu yüzden bilinçli tüketici olmak adına ;

     Gideceğiniz EMDR terapistinin EMDR TÜRKİYE DERNEĞİ ÜYESİ olup olmadığını mümkünse

    psikolog olmasını kontrol ediniz. Web sitesinden veya bizzat derneği arayarak terapistin

    kayıtlı olup olmadığını ya da eğitim düzeyini öğrenmeniz mümkündür.

     II. Düzey EMDR diplomasına sahip olmasına mutlaka bakılmalıdır.

     EMDR seansı en az 60 dakika (yetişkinlerde) sürer bundan daha az 15-20 dk EMDR seansı

    olmaz.

     Terapist cihaz kullanıyorsa cihaz varken yanınızda birebir size eşlik edip seans birlikte

    yürütülür. Size cihaz takıp gidemez ya da sadece bekleyemez. Saniye saniye soru cevap

    halinde yapılandırılmış biçimde tedavi protokolünü takip eder.

  • PANİK ATAK HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ

    Kişide ani meydana gelen ve tekrarlayan bireyi dehşete düşüren çoğu kez kriz olarak algılanan şiddetli, tahammülü güç bir sıkıntı ve korku nöbetidir diye tanımlayabiliriz..gerçek de tek başına bir hastalık gibi gözükse de bir semptomdur aslında ve sebep ortadan kalkınca panik atak diye bir semptomda kalmayacaktır..Panik Atak denilen tablo ani şeklinde gelip , bir anda başlar, şiddeti giderek çoğalır ve yaklaşık olarak 8-10 dakika sonunda şiddeti en yüksek düzeye ulaşır ortalama en çok yarım saat gibi bir sürenin sonunda da azalarak ortadan kalkar.
    Bu semptomlardan ötürü kişi , bu ani gelen ,kontrolü dışındaki durumun tekrar gelmesinden duyduğu kaygıyla ayrıca başa çıkmak zorunda kalmaktadır.. 
    Panik atak endişe, korku, (ölüm korkusu gibi) sıkıntı duygularını içinde bulundurur ve Psikolojik sorunlarla ya da bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Hasta ani bir nöbette tamamen korku içindedir. Öleceğini, kalbinde bir sorun olduğunu, kalp krizi geçireceğini düşünür.Yanlız kalmakdan korkma ve evin de yada aile fertleri yanında kendini güven de hissetme belirgin özellikleridir. 

    Panik Atak Belirtileri :
    • Aniden titreme ya da sarsılma olması
    • Bulantı ya da karın ağrısı gelmesi
    • Başın yada tüm vücudun terlemesi,
    • Kişinin soluğunun kesilmesi hiç nefes alamama duygusu
    • Uyuşma ya da karıncalanma hissi el ve ayaklarında yada tüm vücut da
    • Baş dönmesi, sersemlik duygusu ,
    • Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma hissi ,
    • Çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması
    • Nefes darlığı ya da boğulma hissi
    • Kişinin bayılacak yada yere yığılacak gibi hissetmesi
    • Üşüme, ürperme ya da ateş basması ,
    • Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme
    • Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu ve ölüm korkusu,
    Panik atak ve panik bozukluk aynı şey olmayıp, Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma Başka bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın, iki şekilde görülebilir: agorafobili ya da agorafobisiz. Kapalı yerlerden kalabalık yerlerden uzak durma, evde tek başına kalmak istememe gibi durumlar görülür. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar ve sosyal olmaktan çıkar.
    Panik Bozukluğunda ise, panik ataklarının tekrarlayıcı, ataklar arasında dönemde ise yeniden atak geleceğine dair yoğun kaygı hissi olması, kişinin beyin kanaması ,kalp krizi , felç geçirme, çıldırma ,ölme gibi dramatik sonuçlara sebep olacağını düşünerek panik ataklarından aşırı korkması ve olası başına gelebilecek felaket beklentisi ile sürekli üzüntü ve korkuyla işe gidememe,evden çıkamama ,önleme amaçlı çeşitli kurtarıcı gördüğü ilaç yada faydalı gördüğü şeyleri yanında bulundurmaya çalışmak, yemek yemesinde ,uykusunda ve davranışlarında atak olmadığı zamanlarda da atak beklentisiyle oluşan durumların devamlı olması şeklinde tablolar benzer gibi gözüksede,ayrıntıda farklılıklar göstermektedir.Atak anlarını güvenli bir şekilde atlatan hastaların PSİKOTERAPİ den ciddi anlamda yarar gördüğü rahatlıkla söylenmelidir. İlaç tedavilerinin panik bozukluğu tedavisinde yer verilmektedir.ancak asıl itibariyle düşüncelerimizin duygularımız ve davranışlarımız üzerinde çok önemli ekinliği olduğu gerçeği ile hareket edilirse ataklara sebep olan otomatik düşünce kalıpları ve yanlış yorumlar ile ilgili farkındalıklar oluşturularak bilişsel ve destekleyici psikoterapilerden faydalanılabilmektedir. Kişilik bozuklukları tabanıda ki semptom geliştirme potansiyelleri ise Dinamik Psikoterapilerden yararlanım hususunun önemle altını çizmeyi gerektirmektedir. 
    Klinik Psikolog 
    Dr.Derya MÜFTÜOĞLU

  • EMDR TERAPİSİ

    EMDR TERAPİSİ

    EMDR TERAPİSİ NEDİR?

    Karşınızdaki kişi konuşurken göz hareketlerini hiç izlediniz mi? Gözler iletişim sırasında yukarı aşağı, sağa ve sola hareket ederler, sanki “gözlerin konuştuğu” varsayımını onaylar gibi. Yaşanılan her şey ileride hatırlanacak kayıtlar olarak beynin hafıza merkezinde saklanırken bu kayıtları çıkartmak ve kayıtlar üzerinde değişiklikler yapmak kişinin güçlü negatif duygularını sağaltır ve onların yeniden çerçevelenerek daha sağlıklı hatırlanmasını sağlar. Bunun için göz hareketlerinden yararlanırız. Bu tekniğe EMDR, yani Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden Programlama denir. Kuramı 1987 yılında adlandıran Dr. Francine Shapiro; göz hareketleri ile rahatsız edici düşünceler arasında bir ilişki bulmuş, bu travmaların bozulması ve yeniden yapılanması için EMDR tedavi yöntemini geliştirmiştir.

    Bir şeyin çok fazla etkisi altındaysanız; bunun beyninizin bu duyguyu güçlü bir şekilde kaydetmiş olmasından ve bu duyguyla olan bağınızın bilinç düzeyinde olmasa da devam etmesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz.

    EMDR Nasıl İşe Yarar?

    Günde ortalama 20 000 anı kaydederiz. Bunların pek çoğu önemsizken bazıları ise unutmak istediğimiz halde sisteme kaydedilen viral düşüncelerden oluşur. Terapi sırasında, beynin sağ ve sol yarımküreleri uyarılarak, zamanında yapamadığı işlemin yapılmasını sağlar. Bir anlamda EMDR terapisi çerçevesinde enerji akışını bozan istenmeyen anılar deşarj edilerek yeniden yapılandırılır.

    Kişi travmatik bir olay ya da yoğun olumsuz duygular uyandıran deneyimler yaşadığında o anda hissettiği duygular, duyusal bilgiler (görsel, işitsel, dokunsal ve kokusal olarak algılanan şeyler) ve düşünceler beyin tarafından olması gerektiği gibi işlenmeyebilir. Kişi ileriki bir zamanda bu anıyla ilgili tanıdık şeyler (imgeler, kokular, duygular, görsel şeyler vs.) deneyimlediğinde bu anı yeniden tetiklenebilir ve benzer duygular uyandırabilir.

    EMDR ile hangi sorunlar tedavi edilir?

    Psikologlar EMDR’ı tek başına kullanabileceği gibi başka disiplinlerle birleştirerek de etkili sonuçlarından yararlanabilmektedirler. Bunlar arasında en yaygın olanlar;

    • Kişilik bozuklukları

    • Panik bozukluğu

    • Kaygı bozuklukları

    • Davranış bozuklukları

    • Özgüven sorunları

    • Kronik ağrılar

    • Yeme bozuklukları

    • Performans kaygısı

    • Stres kontrolü

    • Bağımlılıklar

    • Rahatsız edici anılar

    • Fobiler

    • Depresyon

    • Yas

    • Cinsel ve/veya fiziksel taciz

    • Beden algısı bozuklukları

    • Cinsel işlev bozuklukları

    şeklinde sıralanabilir.

    EMDR Tedavisinin Aşamaları

    Tedavi sekiz aşamadan oluşur:

    1. Öyküyü dinleme,

    2. Sürecin planlanması,

    3. Kişinin hazırlanması ve uyum,

    4. Travmanın değerlendirilmesi,

    5. Duyarsızlaştırma ve proses etme,

    6. Olumlu düşünceyi pekiştirme,

    7. Bedendeki duyuların gözden geçirilmesi,

    8. Sonuçlandırma ve kontrol seansı.

    EMDR ile Kaç Seansta İyileşirim?

    Bunun cevabını çalışmaya başlamadan kestirmek zordur. 2-3 seans yeterli olabilir. Çalışma sırasında sorunun altında yatan başka virüsler tespit edilirse EMDR tedavi süresi 5-8 seansa kadar çıkabilir.

    EMDR Terapisi Nasıl Çalışıyor?

    Bilinçaltında zaman kavramı yoktur. Zaman ve mekana bağlı istenmeyen anıların bu dizin içindeki yapısını EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulayarak bozarız. Zihin yaşadığı bir deneyimi referans kabul edip gelecekte de benzer deneyimleri yaşayacağına olan inancı içselleştirerek bir anlamda kişinin yaşanmamış, bakir geleceğini ipotek altına alır. EMDR’de amaç bu ipoteği kaldırmak ve zihni geçmişin yarattığı olumsuz etkilere karşı duyarsızlaşarak geleceği yeni bir bilinçle tekrar yapılandırmaktır.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • H.g.m;nörobilim’in isimsiz kahramanı

    Henry Gustav Molaison, ya da meşhur adıyla H.G.M., nörobilim tarihinin en çok bilinen isimlerinden.

    7 yaşındaki bisiklet kazası, 10 yaşında küçük nöbetler görülmesine yol açtı, 16 yaşındaysa daha ciddi nöbetler ortaya çıkmaya başladı. Bir süre çalışma hayatına ayak uydursa da yüksek dozda ilaçlara rağmen nöbetlerini kontrol etmekte zorlanınca, 27 yaşında, daha önce psikoloji alanındaki hastalara uygulanmış olan bir ameliyatı denemeye karar verdi. Bu alanda bir ilk olacaktı ve ameliyatın sonuçları da tam olarak bilinmiyordu. Ve 1953 yılının 25 Ağustosunda, sürekli hale gelmiş epilepsi nöbetleri şikayetiyle beyin ameliyatına girdi.

    Ameliyat sonrası epilepsi büyük oranda tedavi edilmişti. Ama büyük miktarda beyin dokusunu çıkarmak, özellikle de hipokampüs kısmını, tamamen yeni bir probleme yol açtı. O andan itibaren yeni olaylar, isimler, yerler; kısaca hiçbir yeni anı oluşturamıyordu. Belki de en basit tanımla, sadece anı yaşıyordu. Yeni bir rüyadan uyanıyor gibi, her gün ayrı ve kendi başınaydı onun için.

    ‘’Şu an her şey çok açık, ama az önce ne oldu?’’ diye sormuştu bir gün. Her gün aynı doktorları ve hemşireleri gördüğü halde hepsiyle yeni tanışmış gibiydi. Gayet zeki bir insandı, fakat tek başına çalışacak veya yaşayabilecek durumda değildi. Uzun dönemli hafızayla ilgili kısım olmadan, hayatı bağımsız anlardan oluşur olmuştu.

    Bu trajik talihsizliğin tek bir yararı vardı, ama bir o kadar da büyüktü aslında. Nörobilimciler yıllarca H.G.M ile beraber çalışarak hafıza oluşumuyla ilgili çığır açan bilgilere ulaştılar. Eksplisit bellek -yeni anıları bilinçli olarak hatırlayabilmemizi sağlayan bellek- yeni bilgileri depolayamıyordu, ancak yaklaşık 20 saniyeye kadar olan bilgileri hatırlamayı sağlayan kısa süreli bellek sağlamdı. Ayrıca nasıl öğrendiğini hatırlayamasa da yeni yetenekler öğrenebiliyordu. Bu bulgular prosedürel hafıza -araba kullanma gibi motor aktiviteleri yapabilmemizi sağlayan bilinçli olmayan hafıza- ile eksplisit hafızayı birbirinden ayırt edebilmemizi sağladı. H.G.M.’nin çocukluk anılarının sağlam olduğu halde yeni anı oluşturamamasıysa hafıza kodlama ve hatırlama işlemlerindeki farklılığı göstermiş oldu. Belki de en önemlisiyse, hipokampüsün olmaması durumunda beynin bu kısmının uzun dönemli eksplisit hafızanın kodlanmasını sağlayan kısım olduğunun ortaya çıkması, ancak kısa zamanlı veya prosedürel hafıza için gerekli olmadığının görülmesiydi.

    2008 yılında, 82 yaşındayken hayata gözlerini yumduğunda bile beyninin saklanıp dondurularak çok ince parçalar halinde ileriki araştırmalar için kullanılacak olması, onun bilime kattıklarıyla birlikte şüphesiz en büyük miraslardan biri. H.G.M. şu anda hayatta olmasa bile araştırmalara öncülük etmeye devam ediyor ve daha uzunca bir süre de bilinmeyenleri bulmamıza yardım edecek. Bu çok değerli mirasın için teşekkürler H.G.M.!

  • Optogenetik; proteinlerde sıkışmış kişilik; anılarımız gerçek mi?

    Bu yazıya konu olan ilginç hikaye 2014 yılında A.B.D ,M.I.T Üniversitesi’nde doktora öğrencisi iki gençle başlıyor; (Steve RAMİNEZ 24 yaşında ve Xu LIU 34 yaşında…) Bu ikilinin amacı tek bir,belirli anıyı taşıyan beyin hücresinin saptanıp, izole edilerek, bu anı boşaltılıp yerine yapay yeni bir anının yüklenip yüklenemeyeceğini görmekti…

    İki genç bilim insanı, gerçekten de söz konusu hücreyi izole ettikten sonra, başka bir fareden izole edilen’’elektroşok yeme anısını’’ patchclambing yöntemi ile bu hücreye yamıyorlar. Sonuç; inanılmaz biçimde fareye verilen bu ekli hücre işini yapmaya koyulunca farecik üst üste elektroşok yemiş gibi kıvranmaya başlıyor!

    2015 yılı mart ayı başında, Paris Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi’ndeki uzmanlar ((Karim BENCHANANE ve ekibi) fare beynine yerleştirilen elektrotlarla farenin kafesteki işaretli bazı yerleri belleğinin neresine kazıdığını tespit ediyor. Fare uyurkense bu hücreye işaretli bölğe dışında ödül bulacağı başka bir yerin bilgisi yükleniyor. Ve;BİNGO! Fare uyanır uyanmaz eliyle koymuş gibi ödülü buluyor…

    Bu iki araştırma OPTOGENETİK denen yeni bir alanın müjdecisidir. Bu ise bir anlamda beynin şalterlerinin bulunduğunu anlamını taşıyor. Yöntemin Parkinson ve Alzheimer de işe yarayacağı umut ediliyor.

    Boston Üniversitesi’nden nörolog Howard EICHEBAUM ve Kanada’lı nörolog Seena JOSSELY depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi alanlarda yöntemi sınamaya başladılar bile…

    Kısaca kişiyi kişi yapan anıların belirli protein dizileri şeklinde kodlandığı bir kez daha kanıtlanmış oldu. DNA sarmalının gizine çözen Franchis CRICK’in ‘’ŞAŞIRTAN VARSAYIM’’ adlı kitabının temel savı da bu yöndedir.

    Ancak A.B.D, Northwest Üniversitesi Psikoloji bölümündeki bir araştırmada insanların aslında hiç yaşamadıkları olaylara ait anılar İCAT ETTİKLERİ de gösterildi. Yani,kısaca, bu proteinlerin anıları tetikleme mekanizması aslında değişken, karmaşık bir mekanizmadır. Hatıralar belirli bir tür protein şeklinde kodlanıyor. Anı her göz önüne geldiğinde bu proteinler harekete geçiyor. (Bu proteinler yok olunca ise anı uçup gidiyor!)

    Bazense anılar bozuluyor. Çünki zamanın kirletici etkisi, hayal gücü, inançlar,duyu organlarının OPTİMAL olanın altında ve üstü sınırında iş görememesi gibi sebeplerden dolayı bu proteinler de değişime uğruyor.

    Bu konu üzerine daha kapsamlı bir yazıyı bundan sonraki makalemizde ele alacağız.