Etiket: Anı

  • EMDR Terapisi

    EMDR Terapisi

    Francine Shapiro Kimdir?

    Francine Shapiro, Amerikan Psikiyatri Birliği Uygulama Rehberi’nde travmalarda bir tedavi olarak önerilen göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) terapisini geliştiren kişidir (EMDR Enstitüsü, 2019). 1987’de yılında EMDR ile ilgili ilk gözlemlerini yapan Shapiro, diğer terapi yöntemlerinden yararlanarak yöntemini geliştirmiştir (Shapiro,1989).

    New York Şehir Üniversitesi Brooklyn College’i İngiliz Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra İngilizce öğretmeni olarak çalışan Shapiro, 1974 ‘te New York Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı alanında doktora programına katıldı. Kansere yakalandıktan sonra West Coast’a taşındı ve psikoloji alanında bir programa girdi. 1988 yılında doktoradan mezun oldu ve tezi 1989 yılında Travmatik Çalışmalar Dergisi’nde yayınlandı (Mental Research İnstitute, 2019).

    Shapiro Palo Alto’daki Zihinsel Araştırma Enstitüsü’nün kıdemli araştırma görevlisidir. Aynı zamanda kar amacı gütmeden, dünya çapında afet mücadelesini ve düşük ücretli eğitimleri koordine eden Travma İyileştirme/EMDR İnsanı Yardım Programları derneğinin kurucusu ve başkanıdır. Amerikan Psikoloji Derneği ve Kanada Psikoloji Derneği Etnopolitikal Savaş Ortak Girişimi’nin belirlediği uzman kadrosundan birisi olan Shapiro, çok çeşitli travma tedavisi ve sosyal yardım kuruluşları ve dergilere danışmanlık yaptı. Dünya çapındaki psikoloji konferanslarında davetli konuşmacı olarak yer aldı.

    EMDR Terapisi Nedir?

        Francine Shapiro tarafından ortaya atılan göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) terapisi, Shapiro’nun parkta yürüdüğü esnada rahatsız edici düşüncüler düşünürken göz hareketlerinde sakkadik bir artış yaşandığının fark etmesi ve bu sakkadik göz hareketlerinin zihnindeki bilgi işlemedeki değişiklerle ilişkili olduğunu anlamasıyla ortaya çıkmıştır. Bilgi işlemede sakkadik göz hareketlerinin etkililiğini keşfeden Shapiro, EMDR tedavisinde sakkadik göz hareketlerini arttırmak için, ‘’danışanların gözlerinin önündeki orta hattın her iki tarafında bakışlarını ileri geri kaydırmaları’’ talimatıyla birlikte başlayan parmak hareketlerini kullanmaya başlamıştır (Shapiro, 1989). Sonraki EMDR terapilerinde yaygın olarak göz hareketleri kullanılmakla birlikte dokunsal ve işitsel gibi alternatif bilateral uyarılmalar da kullanılmaya başlanmıştır. Bu 30 saniyelik çift yönlü uyarımlar esnasında danışandan travmatik hafıza görüntüsüne odaklanması istenmektedir (American Psychiatric Association, 2004). Bu çift yönlü uyarımlar sırasında, kişinin travmatik olayları rahatsız edici bir duygudurum olmadan ve duyarsızlaşma göstererek hatırlamasında yardımcı olacak, kendisiyle ilgili yapıcı ve olumlu bakış açıları geliştirecek şekilde hafızanın yeniden işlenmesi hedeflenmektedir (Pagani, Di Lorenzo, Verardo, Nicolais, Monaco, Lauretti ve ark., 2012). Kısacası EMDR, travmanın işlenmesine veya çok stres verici anılara odaklanan bir bilgi işleme terapisidir (Shapiro, 1989).

    EMDR Terapisinin Aşamaları

        EMDR danışan merkezli terapi, bilişsel davranışçı terapi ve psikodinamik yönelimli terapi gibi birçok farklı yaklaşımı bir araya getiren bir yöntemdir (Shapiro, 2001).

        EMDR 8 evrede uygulanmaktadır. Travmatik anı ile ilişkili tüm anı ağlarının işlenebilmesi için, terapi genellikle yaşamın ilk döneminde yaşanmış olan anı ile başlar. Hedeflenen travmatik anılar işlendikten sonra, şimdiki duruma yönlenilir. Anı ağlarının işlenmesinin yanı sıra sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan kaynaklar, davranışlar ve beceriler geliştirmek için de kullanılır. 

        İlk aşama, anamnezin alındığı ve tedavi planının geliştirildiği aşamadır. Danışanın odaklanmaya karar verdiği sorun üzerinde konuşularak, bu sorunu en son yaşadığı olay belirlenir. Bu olayla ilgili duyduğu rahatsızlık derecesi (SUD) 0 ile 10 arasında puanlanır. Ardından bu olayla ilgili olumsuz düşünce/inanç, duygu/duygular ve beden duyum/duyumları belirlenir. Sonraki aşamada geriye akış tekniği kullanılarak, ilk anı, en kötü anı ve konu ile ilgili diğer travmatik olaylar ortaya çıkarılır. Son olarak şimdiki zamandaki tetikleyiciler (durumlar, kişiler, yerler) belirlenir. 

        İkinci aşama danışanın terapiye hazırlandığı bu evredir. Bu evrede terapötik ilişki kurulur ve kişi problemi ile ilgili yaşadığı belirtiler hakkında eğitilmektedir. Danışanın seans sırasında abreaksiyonlar yaşadığı gibi durumlarda ve seanslar arasında dengesini sürdürebilmesi için güvenli yer oluşturma çalışması yapılır. Oluşturulan bu güvenli bölge, aynı zamanda tamamlanmamış seansların sonunda da kullanılır. 

        Üçüncü aşama travmatik anının ele alındığı aşamadır. Çalışılacak anı belirlendikten sonra, bu anıyla ilgili kişiyi en çok rahatsız eden sahne/resim belirlenir. Danışanın hedef anıya yönelik uyumsuz bilişi (değersizim, yetersizim gibi) ve hedef resmi düşündüğünde kendisiyle ilgili inanmak istediği inancı yanı olumlu bilişi belirlenir ( yeterli biriyim gibi). Olumlu bilişin geçerliliği (VoC) 1 ile 7 arasında puanlanır (1=tamamen yanlış, 7=tamamen doğru). Aynı şekilde hastanın hedeflenen travmatik anıyla ilgili rahatsızlık düzeyi Öznel Rahatsızlık Birimi Ölçeği (SUD) ile belirlenir (0=Nötr/Rahatsızlık yok, 10=En yüksek rahatsızlık derecesi). Bu rahatsızlığı bedenin neresinde hissettiği ortaya çıkarılır.

        Dördüncü aşama travmatik anıya yönelik duyarsızlaştırma aşamasıdır. Kişiden travmatik anıyla ilgili belirlediği resmi, bu resme yönelik olumsuz inancını aklına getirmesini ve bunları bedeninin neresinde hissettiğini fark etmesine yönelik yönerge  verildikten sonra iki yönlü (bilateral) uyarıma başlanır. Hedef anı için SUD 0 olana kadar çalışılır. 

        Beşinci aşama yerleştime aşamasıdır. Kişinin hedef anıyla ilgili rahatsızlık düzeyinin 0 olduğundan emin olunduktan sonra bu aşamaya geçilir. Bu aşamada hedef anıya yönelik oluşturulan olumlu bilişin tam anlamıyla yerleştirilmesi hedeflenir. Olumlu bilişin geçerliliği (VoC) 7 olana kadar devam edilir. 

        Altıncı aşama kişinin bedenini başından aşağıya kadar taradığı ve herhangi bir olumsuz duyumun olup olmadığını belirlediği aşamadır. Eğer kişi herhangi bir olumsuz duyum belirtirse, olumsuz duyum ortadan kaybolana kadar çift yönlü uyarım uygulanır. Olumlu bir beden duyumu belirttiği takdirde de bu olumlu duyumu güçlendirmek için çift yönlü uyarım uygulanır.

        Yedinci aşama seansın tamamlandığı aşamadır. Seans gevşeme teknikleri ve güvenli yer uygulamasıyla bitirilir. 

        Sekizinci aşama, her seansın başında bir önceki seansın değerlendirildiği, çalışılan anının değerlendirildiği ve çalışılacak anının belirlendiği aşamadır.

    EMDR Terapisinin Nörobiyolojik Temelleri

        Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) terapisi, başlangıçta travtmatik veya işlevsel olmayan anılar, deneyimler ve onların psikolojik sonuçlarını tedavi etmek için tasarlanmış bir prosedür iken, çoğunlukla TSSB’nin tedavisinde kullanılmakla birlikte, son yıllarda sınav kaygısı gibi birçok psikolojik problemin tedavisinde de kullanılmaya başlanmıştır (Gosselin ve Matthews, 1995). Van der Kolk, Burbridge ve Suzuki (1997) tarafından yapılan bir çalışmada positron emission tomography (PET) taraması aracılığıyla travmatize olmuş bireylerin beyin işlevleri görüntülenmiş, üç EMDR terapisi sonrasında bu bireylerin beyinlerinin laterelleşmesinde oluşan belirgin asimetrinin düzeldiği görülmüştür. Bu da EMDR terapisinin psikolojik olduğu kadar nörobiyolojik etkilerinin de olduğu görüşünü desteklemektedir. 

        EMDR terapisinin en çok kullanıldığı bozukluk olan Travma Sonrası Stres Bozukluğu’nda olaya ilişkin anılar, kâbuslar ve flashbackler önemli belirtiler olarak ortaya çıkmaktadır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu’na yönelik yapılan çalışmalar, travmatik olayın bilinçli olarak bütünleştirilememesiyle ortaya çıkan, duyusal olarak parçalanmış hatıraların duyusal, görsel, koku, kinestetik duyusal parçalar halinde kişinin farkındalığında varlığını devam ettirdiğini göstermektedir (Bergmann, 2008). Nörobiyolojik anıların oluşumu incelendiğinde, dış dünyadan gelen bilgilerin ilk aşamada, her duyusal modalitede bir uyarıcı için ayrı içsel gösterimler üreten duyu kortekslerinden geçtiği görülmektedir. Görsel, işitsel, dokunsal ve koku alma girdilerinin her biri, kendi tek biçimli duyusal korteks bölgeleri tarafından işlendikten sonra daha yüksek işleme bölgelerine geçmektedir. Bu esnada duyuların bilinçli algısı meydana gelmektedir. Ancak, bilgi iletildikten sonra bile, bilginin artık “izi”, “algısal bellek”, duyusal korteks içinde tutulmakta ve normalde kısa süreli ve bilinçli farkındalığımızın dışında olmasına rağmen, bu tür izler araştırılabilmektedir. İlk duyusal algı sona erdikten sonra bile bu izler değişen süreler boyunca kullanılabilmektedir (Schacter, Chiu & Ochsner, 1993).Yani geçmişte yaşanılan her olay, her anı hatırlanmamakla birlikte, kişi için önemli olan, kritik, yararlı bilgiler, özetlenerek zihinde tutulmakta, bu şekilde yaşanılan deneyimlerin ‘’genel bilgisi’’ ve ‘’anlamsal içeriği’’ korunmaktadır (Stickgold, 2002). 

        Propper ve Christman (2008) EMDR terapisi esnasında çift yönlü uyarım sonucunda oluşan göz hareketlerinin beynin iki hemisferi arasındaki iletişimi arttırdığı, bu açıklamanın ise TSSB ‘nin EMDR tedavisinin hafıza üzerindeki etkisini açıklayabileceği belirtilmektedir. Görünteleme teknikleri ile yapılan incelemede epizodik kodlama (Sol hemisfer) sırasında prefrontal aktivitenin asimetrik lateralizasyon gösterdiğinin görülmesi, interhemisferik etkileşiminin epizodik hafızanın önemli bir bileşeni olduğunu kanıtlar niteliktedir. Benzer çalışmalar da çift yönlü uyarımın beynin sağ ve sol hemisferi arasındaki senkronizasyonu ve işlevsel bağlantıları arttırıp, anıların ayrışmış yönlerinin bütünleşmesini sağlayarak belleğe fayda sağlayabileceğini ileri sürmektedir (Bergmann, 1998; Servan, 2000) TSSB’nin hafıza ile ilgili kısmı incelendiğinde bu bozukluğun, kısmen travmatik olayların belirli epizodik hatıralarının uzun süreli ve uygunsuz bir biçimde baskın olduğu başarısız bir hafıza işleminin sonucu olduğu görülmektedir. Travmatik bir olaya karşı beyin epizodik belleği semantik belleğe uygun bir şekilde birleştirip bütünleştirememekte, bunun sonucunda travmatik olay ile diğer ilgili olayların arasındaki ilişkiler gelişmemektedir. Bu normal hafıza transferinin ve bütünleştirmenin bozulması, epizodik hafızanın devam ettirilmesine yol açmaktadır (Propper ve Christman, 2008). Schönfeld ve Ehlers (2006)’de benzer şekilde TSSB hastalarında otobiyografik olaylara ilişkin hafızanın bozulduğu, bu kişilerin epizodik hafızaya sahip olma eğiliminde olduklarını belirtmektedir. Hem algısal hem de anlamsal temsillerden gelen bilgilerin içine aktarıldığı, duyumların ve eylemlerin anılarının yer aldığı, depolanan bilgilerin zaman içerisinde birbirine bağlandığı, uzun süreli hafızanın oluşumunda görev alan bölge hipokampus olduğuna göre EMDR terapisinde hipokampus önemli bir bölge halini almaktadır (Stickgold, 2002). Çünkü anıların bilişsel yönleri hipokampüse, duygusal yönleri amigdalaya aracılık etmektedir (Harper, Rasolkhani-Kalhorn ve Drozd, 2009). Gün içerisinde yaşanılan bir olay hipokampüse kaydedilirken, olaya eşlik eden herhangi bir olumsuz duygu aynı anda amigdalaya kaydedilmektedir (Ribeiro, Gervasoni, Soares, Zhou, Lin, Pantoja ve ark., 2004). Eğer amigdadaki duygusal hafıza izine aracılık eden sinapslar, TSSB’de olduğu gibi, azami derecede kuvvetlendirilirse, amigdalada kaydedilen duygusal hafıza izi, hipokampüsten alınan bilişsel hafıza ile etkili şekilde birleştirilememektedir (Corrigan, 2002). Eğer bu birleştilme işlevsel bir şekilde gerçekleştirilemez ve bellek daha fazla işlenemezse, korku uyaran anılar uzun süre hatta çoğu zaman ömür boyu devam etmektedir (Harper, Rasolkhani-Kalhorn ve Drozd, 2009).

        Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilgili yapılan diğer çalışmalarda, amigdalanının aşırı aktivitesiyle ilişkili olarak medial prefrontal kortekste TSSB’nin çekirdek nöral korelasyonu oluşturmasıyla ilgili bir bozulma olduğu tespit edilmiştir (Bremner, 2007). Rasolkhani-Kalhorn and Harper (2006), limbik korku hafızasının oluşum sürecini araştırdıkları süreçte, düşük frekanslı stimülasyonun (LFS) uyarılmasıyla birlikte limbik sinapslarının zayıflamasının, bu anıların silinmesine veya değiştirilmesine yol açtığını belirtmektedir. Böylece LFS’in EMDR terapisi sırasındaki uyarımlarla birlikte uyarılmasının, sinapsların güçsüzleşmesine yol açarak korku hafızası izlerinin söndürülmesine veya değiştirilmesine yol açacağı öne sürülmektedir. 

        Corrigan (2002) ise EMDR terapisinin anterior cingulate cortex (ACC) üzerinde etkili olduğunu, ACC’nin duygusal ve bilişsel alt bölümleri arasındaki kopukluğu arttırarak hafızanın duygusal bölümünde rahatlamaya yol açtığını ifade etmektedir. Kaye (2007) EMDR ile ilgili yaptığı çalışmalarda Corrigan’ın çalışmalarını destekleyecek bulgular ortaya koyarak. EMDR’da kişinin parmak hareketleriyle birlikte ortaya çıkan göz hareketlerinin, anterior singulatın üst(dorsal) bilişsel alt bölümünün, alt(ventral) affektif alt bölüm tarafından baskılanmasının tersine çevrilmesini kolaylaştırdığını belirtmektedir. Aynı şekilde Barrowcliff, Gray, Freeman ve MacCullouch (2004), göz hareketleri sırasında anıların duygusal değerlerinde azalma olduğunu ifade etmektedir. Van der Kolk, Burbridge ve Suzuki (1997) tarafından yapılan çalışmada, EMDR terapisi sonrasında bireylerin beyinlerinin laterelleşmesinde oluşan belirgin asimetrinin düzeldiği görülmüştür. Bu durumun kanıtı olarak Broca bölgesinin artmış aktivasyonu ve gerçek tehdit ile algılanan tehdit arasındaki farklılığın daha gerçekçi algılanmasını sağlayan, hipervijilanstaki azalmayı kolaylaştıran ACC’nin iki yönlü aktivasyonu ileri sürülmektedir.

         EMDR terapisi boyunca, nöronal aktivasyonu izlemek için elektroensefalografi (EEG)’nin kullanıldığı bir çalışmada, başarılı EMDR terapisinde travmatik olayların bilişsel düzeyde işlendiği, bu durumunda çift yönlü uyarım esnasında olumsuz duygusal deneyimlerde rahatlama gerçekleşmesi ile beyin aktivitelerinin farklı nörobiyolojik yapılarının ilişkili olduğunu kanıtlar nitelikte olduğu belirtilmektedir. Bu araştırmada travmatik deneyimleri olan 10 hastanın ilk EMDR seansı sırasındaki (T0) ve ana travması işlendikten sonraki (T1) EEG sonuçları karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda bu 10 hastanın EEG sonuçları, kontrol grubunun sonuçlarıyla da karşılaştırılmıştır. Çift yönlü uyarım sırasında T0 aşamasındaki hastalarda, orbito-frontal, prefrontal ve anterior singulat kortekste önemli derecede aktivasyon görülürken T1    aşamasındaki hastalarda temporo-oksipital bölgesinde yükselmiş bir aktivasyon görülmüştür. Benzer eğilimler otobiyografik sahnelerin dinlendiği aşamada da ortaya çıkmıştır: T0 aşamasında fronto-temporal limbik bölgede yüksek bir aktivasyon görülürken, T1 aşamasında sağ temporo-oksipital bölgesinde yüksek bir aktivasyon görülmüştür. Çalışmanın temel nörobiyolojik bulgusu, hem otobiyografik sahne dinleme hem de çift yönlü uyarımlar esnasında maksimum kortikal aktivasyonun, T0’da prefrontal ve limbik bölgelerdeyken T1’de görsel kortekse geçmiş olmasıdır. Bu değişiklikler başarılı bir EMDR tedavisi sonrasında travmatik olayın yeniden yaşantılanması esnasında bilişsel ve duyusal (görsel) olarak daha iyi işlendiğini göstermektedir.  Semptom göstermeyen kontrol grubuyla, hasta grubun EEG sonuçları karşılaştırıldığında, özellikle otobiyografik sahne dinleme kısmında travmatik olay yeniden yaşantılanırken, çift yönlü uyarımların hasta grupta daha yüksek limbik aktivasyona neden olduğu belirtilmiştir (Pagani, Di Lorenzo, Verardo, Nicolais, Monaco, Lauretti ve ark., 2012).

  • EMDR Nedir?

    EMDR Nedir?

    EMDR, birçok farklı terapi ekollerini içeren, farklı tanı almış durumlara özel standartlaştırılmış protokolleri bulunan bütüncül bir terapi yöntemidir. Beynimiz her yeni deneyim ile gelen bilgiyi her an işler ve anı ağları oluşturur. Gelecekte herhangi bir olay karşısında vereceğimiz tepkiler bu toplanan bilgilerden meydana gelir, yani beynimiz öğrenmeyi “ANI”larla gerçekleştirir. Bu anıların içinde duygu, düşünce, beden duyumu, imge, ses, koku gibi bilgiler mevcuttur. Bu sistem “normal şartlar altında” öğrenme odaklıdır, ruh sağlığı ve insan gelişimini destekler. Ancak, travmatik ve istenmeyen rahatsız eden anılar yaşandığında bu sistem bozulur, yeni yaşanan anı, geçmişteki anı ağıyla birleşemez. Bir şeyler ters gidiyordur ve birleşemeyen anı ağları yukarIda belirttiğim ruh sağlığı ve insan gelişimine destek olan öğrenme sürecine geçemez. Gün geçtikçe yaşanan olaylar, geçmişte ‘anı ağlarıyla birleşemeyen bilgiyi-(travmatik olayı)’ tetiklediği zaman, kişi travmatik anıyı tekrar gündeme getirir, beyin otomatik olarak yeniden yaşar gibi bundan etkilenir. EMDR bugün tetiklenen olayla(ör:önemli bir sınav ya da sunum yapacak olma) dışavurulanın ardında yatan işlenmememiş travmatik anıyı(ör: ilkokulda bir sınavda öğretmenin soru sorduğu için kızması ve bağırması) bulmayı, içindeki olumsuz duygu ve olumsuz inançları(ör:üzüntü, kızgınlık, çaresizlik, değersizlik, kendini ifade edememe vs.) duyarsızlaştırmayı ve öğrenmenin gerçekleşebilmesi adına yeniden işlemeyi hedefler. Doğal afetler, kazalar, savaşlar, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanısıra özellikle çocuklukta başlamış olan her türlü şiddete, aşağılanmaya, reddedilmeye, ihmal ve başarısızlıklara maruz kalınan anılar da bugünümüzü, günlük yaşantımızı ve geleceğimizi etkileyen işlenmemiş anılar arasındadır. EMDR’dan sonra danışan artık eski anıya rahatsız edici şekilde değil, yeni ve daha sağlıklı açıdan bakabilir hale gelir. Artık öğrenme gerçekleşmiştir, bakış açısı değişmiş, danışan olumsuz yüklerden özgürleşmiştir.

  • Emdr Nedir?

    Emdr Nedir?

    İlkokulda sınıf öğretmeninin “4×5 kaç” diyerek sınıfa bir matematik sorusu sorduğunda, hevesle parmak kaldıran bir öğrencinin “22” cevabını verdiğinde, öğretmenin “gerizekalı ne 22’ si tabi ki 20” dediğini düşünelim. “Üstelik 22, 5’in katlarından mı? Aptal” dediğinde öğrencinin ne düşündüğüne ve bunun hayatının geri kalanına nasıl bir etkisi olduğuna bakalım;

    *Öncelikle bilsem de bilmesem de parmak kaldırmamalıyım.

    *Arkadaşlarımın hepsi güldü ve öğretmen bana gerizekalı dedi o zaman ben aptal ve gerizekalıyım.

    *Bir daha hiçbir yerde fikrimi söylememem gerekiyor yoksa dalga geçerler.

    Şimdi bu öğrencinin ilk anısı olsun; ayrıca bundan sonraki yaşantısında ‘‘ben başarılı olamam, sınavı kazanamam, yeni bir ortama giremem, benimle dalga geçerler, hareketlerim, duruşum, konuşmam tuhaf ya da saçma olabilir, yeni bir ilişki başlatamam’’ diye düşündüğünü ve bunu yaşadığı diğer benzer anıları olsun.

    Ve diyelim ki öğretmen oldu. Son anı olarak Müdür Bey kendisinden 24 Kasım öğretmenler gününde konuşma yapmasını istedi. O güne kadar “eğer sesim titrerse, elim ayağım boşalırsa, çocuklara rezil olursam, müdürüm ve öğretmen arkadaşlarım benim halime acır ve küçümserlerse’” diye aylar öncesinden kasılmaya başlar. Bu durum uykusuz kalmasına, iştahının azalmasına ve o gün geldiğinde ya hastalık raporu ile geçiştirip ya da müdürden başka birisinin konuşma yapmasını istemesiyle özgüveninin daha da düşmesine dolayısı ile yeni bir travmatik anıya daha dönüşmesine sebep olur. Yani performans kaygısı olan sosyal fobik bir hastaya dönüşür. Tabi bir de olayın kelebek etkisi var. Bu duruma şahit olan öğrenciler aynı duruma düşebilirim kaygısıyla kendilerini ifade edecekleri platformlardan kaçınmaya başlayabilirler.

    Peki tekrar başa dönersek bu travmanın sebebi olan, iyi bir formasyon almamış bir öğretmenin öğrencisi olmak haksızlık değil midir? Evet bu öğretmen iyi bir formasyon almış ve empati kurmasını bilen biri olarak öğrenci psikolojisini düşünüp şöyle deseydi; “Çocuklar doğru cevap 20 ama arkadaşınızın yaptığı gibi parmak kaldırıp söz almanızı hepinizden bekliyorum. Önemli olan cesurca fikrinizi paylaşmaktır. Doğru ya da yanlış çok önemli değil. Hatta doğru bildiğiniz yanlışı fark ettiğinizde akılda daha kalıcı bile olabilir”. Peki bu durumda bu öğrenci ne düşünebilir; “Öğretmenim beni takdir etti. Bundan sonra da hep parmak kaldıracağım ama daha dikkatli olabilirim”. Ve sonuç, özgüveni yüksek bir kişi olarak başarılı bir gelecek onu bekliyor olacaktı. Kısaca, bir olay bile bizi bambaşka kişi yapabilir. Tabi ki her öğrenci bu kadar etkilenmeyebilir ama mutlaka kötü hissettirir. İşte o yaşlarda bu olaya olgunlukla bakamayabiliriz. Bundan sonraki ilişkiler de bu olumsuz düşüncenin üzerine inşa edildiğinde tepkimiz çığ artı kar tanesi gibi bize geri dönebilir. Yani travmatik anılarımız bize 1+1 = 3 mantığıyla daha kalıcı ve kaçıngan bir yaşam sunar. Ve niçin bu kadar kaçınma davranışında ve kaygıda olduğumuzu anlayamayabiliriz. İşte EMDR bu sıkıntıların düşünce, duygu ve bedensel boyutunu bir film senaryosu gibi izletip duyarsızlaştırarak vedalaşmamızı sağlayabilir.

    EMDR; Göz hareketleri ile duyarsızlaştırma, yeniden işleme tekniği olarak psikoterapinin bir parçasıdır. Emdr ile olumsuz yaşantıların, beynin işlenmemiş bilgi ağından, işlenme sürecini tekrar hareketlendirerek yeniden işleyip olumlu düşüncelerle yer değiştirmesi ve olumsuz yaşantıların bugün ve yarın kişiyi rahatsız etmeden çözümlenmesidir. Kısaca olumsuz yaşantılarımızın duygu, düşünce, bedensel duyum ve davranışlarımızda düzelmesidir.

    Öncelikle EMDR ile hipnoz karıştırılmamalıdır. Hipnoz ayrı bir tedavi yöntemi olup, trans (uyku-uyanıklık) halinde olumlu telkin almayı kolaylaştırmaktır, EMDR ise beynin bilgiyi işlemesini sağlamaktır. Yani EMDR telkin yöntemi ile değil odaklanan anıdan yola çıkıp serbest çağrışımla diğer anılarla bağlantısını kurup bazı şeylerin fark edilerek yeniden işlenip duyarsızlaştıma sürecini başlatmış olur. Böylece tetikleyiciler etkisini yitirmiş olur.

    Beynimizin işleyişi adaptif bilgi işleme şeklindedir. Yani tüm yaşantımızın beynin belli merkezlerinde uyarlama ile dış dünyayı iç dünyamızda tanımlamasıdır. Bu durum her şeyin kodlandığı ve işe yararlılığına göre geri çağrıldığı öğrenme şeklidir.

    Bazı kötü anlarımızın işlenmesinde bozulmalar olabilir. Olumsuz anıların tümü parçalar halinde kilitli kaldığından, daha sonra benzer olaylar ya da hatırlatıcılarla tekrar (belki de daha şiddetli bir şekilde) bizi kötü etkiler. Bunun mekanizması beynin norokimyasal akışının bozulması ile olur. Yani travmatik anının işlenmesi sırasında beyindeki bazı taşıyıcı maddelerinin (serotonin, dopamin, noradrenalin, oksitosin vs.) belli merkezlerde azalıp artması gibi dengenin bozulduğu durumlardır. Birinin azalması ile anının hatırlanmasının zorlaşması diğerinin artması ile bugünkü tetikleyicilere aşırı tepki vermemize ya da flashback’lere sebep olur. Emdr ile bu çarkın tekrar işlenmesi sağlanabilir.

    Beynimiz oluşmaya başladığı andan itibaren aynı zamanda da bir budanma yaşar. Yani ana rahmindeki yaşadığımız bir olayın bile beynin budanma sürecinde, işlenmeden bir yerlerinde kilitli ve olgunlaşmamış haliyle kaldığı düşünülebilir. Fiziksel bir sorun olan kordon dolanması gibi oksijen azalmasına bağlı travma ya da annenin aracılığı ile temas kurduğu dış dünyadaki olumsuz her şey bebeğin nöronal gelişimini etkiler. Yani budanmadığında ileriki yıllarda yaşadığımız hatırlatıcı olumsuz anılar olabilir. Nasıl ki çocukluk çağı anılarımız geleceğimizi etkiliyorsa bunun miladına ana rahmindeki süreci de eklemek gerekir.

    Çocukluk çağı anılarımıza okul çağı anılarımızı da eklediğimizde kişiliğimizi etkileyen birçok etmen (kişi, yer, olay vb.) vardır. Bunlardan olumsuz olanlarını travmatik yaşadığımızda beynin işleyişinde bazı aksaklıklar olur. İşte bu durum bir korku, aksiyon filminin fragmanı gibi ürküten, kötü hissettiren ve hatta bastırılmaya çalışılan ses, görüntü efektleri gibi tetikleyici flashback’lerle doludur. Bazen olayı ve kişileri çok iyi hatırlayamayabiliriz ama o andaki kokuyu, sesi, bedensel duyumu (uyuşma, yanma, titreme, boğulma hissi, ürperti, ağrı, göğüse bir şey oturuyor hissi vb.) hatırlayabiliriz. Tıpkı olumlu anılarımızdan kokulu silginin okul sıralarını hatırlatması gibi, benzin kokusunun da trafik kazasında arabada sıkışmışken sızan yakıt kokusunu hatırlatması o anıyı canlı tutabilir.

    Emdr için psikoterapinin bir parçası ya da psikoterapi sırasında kullanılan bir teknik diyebiliriz.

    Emdr sırasında duygu yükünün ne kadar olduğu kestirilemediği için önce çift yönlü uyaranla güvenli alan çalışması yapılması önemlidir. Bundan kasıt kişinin mutlu, huzurlu, güvende hissettiği bir olay ya da hayal olabilir. Daha sonra rahatsız olduğumuz her neyse onunla ilgili ilk anı, en kötü anı ve en son anı ile bunlara karşılık gelen hisler, duygular, bedensel duyumlar belirlenir. Bu anıların rahatsızlık hissi ile olması istenen düşünce ve duygunun gerçekleşme durumu puanlanıp hedef anı ile başlanır. Tabi emdr protokolü içerisinde kaynak yerleştirme ve gelecek şablonu gibi aşmalar da var. Amaç önce kötü anıları duyarsızlaştırma sonra bunun yerine olumlularını koyup güçlendirmedir. Terapistin bilişsel müdahalesi ile terapi şekillenir.

    Emdr ilk başta terapistin parmaklarını sağdan sola ve soldan sağa hareket ettirirken bu sırada danışan gözleriyle bu hareketleri belli sayıda takip etmesi ve o sırada hedef anıya odaklanması ile başlamıştı. Daha sonra bu hareketin dokunsal olarak danışanın dizine dokunarak ya da kulaklıkla belli bir senkronda bir sağ bir sol kulağına ses vererek ya da titreşimle yine ritmik olarak sağ ve sol eline uyaran verilerek de yapılmaya başlanmış. Amaç beynin her iki küresi ve belli merkezler arasında bağlantı kurdurmaktır. Bu merkezlerin hareketlenmesini sağlayarak belirlenen anıdan yola çıkıp serbest çağrışım ne ise (o anıya ait ayrıntılar, hislerin sebepleri olan başka anılar, daha önce yaşadıklarına bağlı atıflar ya da alakasız görünen başka görsel, işitsel, bedensel duyumlar vs..) bunun değerlendirilmesi şeklinde olur.

    Danışanın iç dünyasındaki hareketlenmenin yönetilebilmesi için Emdr eğitimi almış emin ellerde yani ya psikiyatrist terapist ya da klinik uzman psikolog tarafından yapılması gerekir. Eğer yeterli eğitim almamış (psikoterapi) iki günlük sertifika programları ile terapi yapmaya kalkan kişilerin elinde uygulanmaya çalışılırsa danışan ikincil bir travmaya maruz kalabilir.

    Emdr ile çalışılacak konular çocukluk çağı travmaları, depresyon, uzamış yas, sosyal fobi, yaygın anksiyete (evham kuruntu hastalığı), panik atak, sınav performans kaygısı, yeme(anorexia nevroza, bulumia nevroza) bozuklukları, takıntı hastalığı, migren, böcek, yılan, kan, asansör, yükseklik fobisi ve diğer fobiler, madde ve alkol bağımlılığı, internet bağımlılığı, trafik kazası, deprem,diğer doğal afetler terör ve savaş mağduru, cinsel taciz, tecavüz mağduru, konversiyon bozukluğu, kişilik bozuklukları vs..

  • EMDR Terapisi

    EMDR Terapisi

    EMDR terapisi, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme,1987 yılında Francine Shapiro tarafından göz hareketlerinin travmatik olaylar üzerindeki etkisini azalttığı tesadüfen bulunan etkili bir psikoterapi yöntemidir. O günden sonra Shapiro travmaya maruz kalmış kişilerle yapmış olduğu araştırmalarında terapi modelini geliştirmiş ve etkinliğini test etmiştir.

    EMDR yaklaşımına göre insanlar travmatik olaylar yaşadıklarında bu anılar beyinlerinin sağ tarafında işlenmemiş anı ağları olarak depolanır. İşlenmemiş anılar doğal afetler,büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı; günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar şeklinde sıralanabilir.

    EMDR, bu tür izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

    Basitçe ifade edecek olursak beynimizin sağ tarafı duyguların sol tarafı ise mantık ve dil becerisinin bulunduğu kısımlardır. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre EMDR terapisindeki göz hareketi yöntemiyle sağ beyin ve sol beyin arasında bir bağlantı kurulur ve bu sayede bir iyileşme meydana gelir. Sonraki araştırmalar ise bu etkiyi sadece göz hareketleriyle değil aynı zamanda bedenimizin sağ ve sol taraflarını uyararak da elde edebileceğimizi göstermiştir.

    EMDR terapisi başlangıçta, geçmiş ya da yakın gelecekte yaşanılan travmalarda etkili olduğu düşünülen bir yöntem olmasına karşın yeni araştırmalar artık her türlü olumsuz durum için kullanılabileceğini göstermektedir. Diğer bir değişle trafik kazası gibi travmatik bir olay için de, sınav kaygısı için de bir yakınınızla yaşadığınız olumsuz bir olayın etkilerinden kurtulmak için de rahatlıkla kullanılabilen bir model olduğunu söylemek mümkün.

    EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.

    EMDR nasıl uygulanır?

    EMDR terapisi sırasında EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın sağlanması, bugünkü semptomların tedavisi, danışanın gelecekte karşılaşacağı benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir. 

    EMDR uygulayacak olan kişinin EMDR terapisi eğitiminin 1. Ve 2. Düzey eğitim ve süpervizonlarını tamamlamış deneyimli uzman psikolog olması oldukça önemlidir. Aksi taktirde EMDR yeterli olmayan kişiler tarafından uygulandığında riskli durumlar ortaya çıkabiliyor, kişi kendine yabancılaşabiliyor. Uluslararası www.emdr.com adresinde dünyanın her yerinde uygulama yapabilen uzmanların listesi yer alıyor. Türkiye’de de EMDR Derneği yakın zamanda kuruldu.

    Çocuklarla EMDR

    Çocuklarla EMDR uygulaması sırasında çocukların anı ağları yaşlarına bağlı olarak kısa olduğundan dolayı yetişkinlere göre çok daha hızlı olumlu gelişmeler gözlemlenebiliyor. Çocuklarla EMDR terapisinde dil gelişimleri yeterli düzeyde olmadığından resim tekniği kullanılıyor. 

  • EMDR  NEDİR?

    EMDR NEDİR?

    EMDR Nedir?

    İngilizce kısaltması EMDR olan tekniğin Türkçe açılımı Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme’dir.

    Bu yöntem özellikle travma ile çalışan ve EMDR eğitimi alan terapistler tarafından kullanılmaktadır. Deprem,

    • Sel,
    • Yangın,
    • Trafik kazası,
    • İşkence,
    • Taciz-tecavüz

    benzeri travmatik yaşam olaylarına maruz kalmış bireyler yaşadıkları olayın ardından travma sonrası stres bozukluğu geliştirebilirler.

    Olay kişinin zihninde sağlıklı bir şekilde işlenip depolanamaz. Tam tersi işlenmeden kilitli bir şekilde sanki bir buz kütlesi gibi kalır. Bu durum da kişinin o olayı her hatırladığında tekrar tekrar aynı duygusal yoğunluğu yaşamasına neden olur.

    Bununla birlikte kendiyle ilgili olumsuz inançlar da geliştirebilir. Değersizim, yetersizim, çaresizim, sevilmeyi hak etmiyorum gibi…

    EMDR ile kişinin o anıya karşı duyarsızlaşması ve o anının yeniden işlenerek sağlıklı bir şekilde depolanması sağlanır.

    Böylelikle kişi o olayı ya da anıyı hatırlamaya devam eder ancak hatırladığında kendisini olumsuz duygu ve düşünceler içinde bulmaz. Yani bu teknik kişinin zihninden istenmeyen ya da rahatsız eden anıları silmez ancak önemli olan da silinmesi değildir.

    Önemli olan bu anıların sıradan/nötr bir anı olarak kişinin zihnindeki yerini koruması ve kişinin hayatına normal akışında devam edebilmesinin sağlanmasıdır.

    Zamanla geçeceğini ummak, etkisini azaltacağını beklemek sadece kişinin kendisini kandırmak ya da geçiştirmek için başvurduğu bir savunma mekanizmasıdır.

    Doğru tedavi yöntemleriyle destek almak adına bir uzmana başvurmak atılacak adımların ilkidir.

  • Şimdi Güçlüsün

    Şimdi Güçlüsün

    Birçok insan yaşamakta olduğu anın gücünü kaybetmiştir. Ya geçmişlerinin yasını tutarlar, bitmeyen “keşke”lerle boğuşurlar ya da gelecek planlarıyla kendilerini meşgul ederler.

    Hâlbuki insanlar kaderlerini etkileyebilecekleri, belki de değiştirebilecekleri gücü sadece şimdi ve burada yani yaşadıkları an ve yerde bulabilirler.

    Bazen insan, hayatının sonbaharını yaşayan biri olur ve geçmişinin muhasebesini yapar, bazen de kendisi için önemli bir sınavın arefesinde bir genç olur ve hayatının yol ayrımında olduğunu zannederek kendisini işlevsel olmayan bir kaygının ortasında bulur.

    Aklımızın hep bir köşesinde, ya hayatımızın önceki dönemlerinden kalan uktelerimiz, bitmemiş işlerimiz ya da henüz başlamamış ama hayalimizde çoktan yaşamaya hatta sonuçlandırmaya başladığımız planlarımız vardır. Adı ne olursa olsun, bitmeyen işlerimiz ya da henüz başlayan planlarımız, bizi çevremizdeki kaynakları fark etmekten, anı yaşamaktan ve değerlendirmekten alıkoyar.

    Elbette geçmişimizden dersler çıkarmalıyız. Değişim için hatalarımızı, eksiklerimizi sahiplenmeli ve böylece farkındalık düzeyimizi artırmalıyız. Fakat bunu, geçmişe saplanıp kalarak, yönümüzü tamamen geride bıraktıklarımıza çevirerek yaparsak bütün enerjimizi harcamış oluruz, suçluluk duygusu ve pişmanlıklar bir süre sonra bütün benliğimizi kaplar. İşte o zaman anın gücünden uzaklaşır, sürekli geçmişinin olumsuzluklarıyla yaşayan biri oluruz.

    Bunun yanında şimdiden uzaklaşıp, sürekli gelecekle meşgul olduğumuzda da, bizi henüz yaşanmamış olayların kaygısı rahatsız etmeye başlar. Sürekli bir adım sonrasını düşünmeye çalışmak, bir süre sonra bizde olaylara karşı iki ihtimalli bir bakış açısı gelişmesine neden olur. “Sınavı kazanmak ya da kazanamamak”, ”Bu işi başarmak ya da başaramamak”, ”Olmak ya da olmamak” gibi siyah beyaz cümleler kurmaya başlarız ve gri bizim için artık önemini yitirmiştir.

    Hâlbuki bizlere bir saniye sonrasını bile görme yeteneği verilmemiştir. Hayatın bizlere neler sunduğunu yaşamadan bilemeyiz. Sürekli bir adım öncesini ya da sonrasını düşünmek yerine “şimdi”ye odaklanmak bizi ileriye götürür, yarına taşır.
    Anı yaşamak, gününü gün etmek, keyfe keder yaşamak değildir. Etrafımızı fark etmek, yaşadıklarımızı değerlendirip, sindirmek ve duygu, düşünce ve davranışlarımız ile ilgili sorumluluk sahibi olmaktır. 

    Biz, duygu, düşünce ve davranışlarımızı yaşadığımız anda hisseder ve sahiplenirsek ancak değiştirebilir ve sağlıklı bir gelecek inşa edebiliriz, geriye döndüğümüzde de gülümsediğimiz bir geçmiş bırakabiliriz. Zamanımızdan 900 yıl önce bu bahsettiğimiz kavramı rubaileriyle ünlü İranlı şair Ömer Hayyam(1048- 1131) ne kadar da yalın bir biçimde ifade etmiş:

    Bu kubbe altındaki bin bir belayı gör;
    Dostlar gideli boşalan dünyayı gör;
    Tek soluk yitirme kendini bilmeden;
    Bırak yarını, dünü, yaşadığın anı gör.

    Sürekli düne ya da yarına odaklanarak geçen hayatımızın ne zaman son bulacağını, hangi günümüzün son günümüz olacağını bilemeyiz. 
    Şimdi bir düşünün. Bugün uyandığınızda son gününüz olsa ne yapardınız, bugünü nasıl geçirmek isterdiniz? Son gününüz olduğunu bile bile anne- babanıza ya da sevdiklerinize kötü davranır mıydınız, eşinizin veya çocuğunuzun uzun zamandır geçirmeyi istediği eğlenceli bir günü erteler miydiniz? 

    Bugününüzün son gününüz olmadığını nereden biliyorsunuz?

  • EMDR Terapisi Nedir?

    EMDR Terapisi Nedir?

    EMDR, İngilizce adıyla Eye Movement Desensitization and Reprocessing(Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) olarak adlandırılan bir psikoterapi yönteminin kısaltmasıdır. EMDR terapisinin hem kısa sürede hem de kalıcı ve etkili terapi olmasının nedeni bir çok psikoterapi yöntemini sistematik bir alt yapı içerisinde kapsayan kompleks bir terapi olmasından kaynaklanmaktadır. Emdr terapisinde psikodinamik bilişsel davranışçı, yaşantısal, fizyolojik ve etkileşimsel terapi yaklaşımlarından yöntemler kullanılmaktadır. Terapi sürecinde sadece düşüncelere değil aynı zamanda da duygular beden duyumuna odaklanan bir terapi olması onu hem diğer terapilerden ayırmakta hemde güçlü kılmaktadır.

    Beyin fizyoloik temelli bir sistemle her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu düşünce bedensel duyum imge ses ve koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir , bu deneyimle öğrenme gerçekleşir. Bireyin yaşamış olduğu durumlar travmatik ya da rahatsız edici olur ve yeni bir anı ağına entegre olamaz ise deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarıyla işlevsel bir bağlantı kuramaz ve öğrenme gerçekleşemez. Duygular düşünceler imgeler sesler beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır , bugün yaşanılan bazı durumlar geçmişte yaşamış olunan anıları tetiklerse kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir. EMDR ye göre yaşanan rahatsızlıkların nedeni işlev bozucu işlenmeden depolanmış anıların şimdiki zamanda yaşanıyormuş gibi hissedilmesidir.

    Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı (EMDR bireyin baş edemediği ve bireyi rahatsız eden durumu bir travma olarak kabul eder) günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler. . EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir. Bu kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. EMDR terapisi sonrasında danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

    Emdr kısa süreli terapiler grubundadır ve seansların süresi danışana ve danışanın yaşamış olduğu onu rahatsız eden duruma bağlı olarak değişmektedir eğer danışanın tek bir travmatik anısı varsa görüşmeler ile 1-3 seans sürmektedir ve yapılan araştırmalarda hem etkili hem de kalıcı olduğunu göstermektedir..

    .EMDR şu problem türlerinde özellikle etkili olmaktadır; Cinsel Taciz, Tecavüz, Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet, Duygusal İstismar, Doğal Afetler, Aldatılma, Aldatma, Terkedilme, vb.

    • Kompleks Travma ve Buna Bağlı Kişilik Sorunları
    • Depresyon
    • Kaygı Bozuklukları (Panik bozukluk, Yaygın Kaygı Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Bozukluk vb.)
    • Fobiler ve Korkular (Sosyal Fobi, Yükseklik Korkusu, Uçak Korkusu, Agorafobi vb.)
    • Uzun Süren Yas
    • Kendilik Değer ve Özgüven Problemleri
    • Öfke ve Stres Yönetimi
    • Psikolojik Kökenli Fiziksel Rahatsızlıklar (Baş Ağrısı vb.)
    • Kilo Kontrolü ve Yeme Bozuklukları
    • Beden Algısı Bozuklukları

    EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar.

  • EMDR

    EMDR

    EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme travmatik yaşantılarla ilgili genellikle olumsuz duygu ve düşünceleri zihinde yeniden işlemleme olarak ifade edilmektedir.İngilizce adının baş harfleri (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) ile anılmaktadır.

    EMDR’nin gelişimi 1987 senesinde, Dr. Francine Shapiro’nun göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğini tesadüfen keşfetmesiyle başladı. Dr. Shapiro bu etkiyi travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde bilimsel olarak inceledi ve tedavide sağlanan başarıyı gösteren çalışmasını yayınladı (Journal of Traumatic Stress, 1989).

    EMDR teorisinin altyapısını oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeline göre beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu, düşünce, duyum, imge, ses, koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir. Böylece o deneyimle ilgili öğrenme gerçekleşir. Edindiğimiz bilgiler gelecekte tepkilerimizi uygun bir şekilde yönlendirmek üzere depolanmış olur.

    Bu sistem normal çalıştığında ruh sağlığını ve insan gelişimini öğrenme yoluyla desteklediği için adaptif, uyumlu bir mekanizma olarak kabul edilir.

    Travmatik veya çok fazla rahatsız eden olaylar yaşandığında bu sistem bozuluyor gibi gözükmektedir. Yeni bilgi işlenip mevcut anı ağına entegre olmaz. Deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı kurulamaz ve akıl sağlığına uygun sonuçlar çıkarılamaz. Sonuç olarak öğrenme gerçekleşmez. Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır. Bu nedenle bugün yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir.

    Şöyle düşünülebilir :

    Beynimiz günlük olayları işlemleyip ilgili kutulara koyuyor.Ancak duygu yükü çok fazla olan anılar işlemlenemeyip tüm detaylarıyla, son derece berrak biçimde zihnimizde duruyor.Travmatik bir olay yaşandığında sağ hemisferdeki duygu ile ilgili bölüm çalışıyorken sol hemisferdeki analiz sentez ve kognisyonlarla ilgili bölüm yeterince çalışamıyor.Bu da travmatik durumlardaki duyguyu hissetmemize izin verirken anının işlemlenip anlamlandırılarak ilgili kutuya koyulmasını engelliyor.Biz de sürekli bu travmatik anıyı hatırlamak ve olumsuz duyum ve duyguları yaşamak durumunda kalıyoruz.

    EMDR’ye göre rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında uyum bozucu, işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış bu tür anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomları, bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir.

    Doğal afetler, büyük kazalar, kayıplar, savaş, taciz, tecavüz gibi önemli travmaların yanı sıra, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta yaşanan ve etkisi travmatik olan her tür yaşantı; günlük hayatta aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz olaylar, şiddete maruz kalmalar, aşağılanmalar, reddedilmeler, ihmal ve başarısızlıklar işlenememiş anılar arasında yer alabilirler.

    EMDR, bu izole anıların işlenmesini sağlamaktadır.Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık söz konusu anıdan rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.

    EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Kazanılan yeni bakış açısı sayesinde pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirerek kişisel gelişimini sağlar.

    EMDR Terapisi Nasıl Uygulanır?

    EMDR terapisinde 8 aşamalı, üç yönlü (geçmiş, şimdi, gelecek) bir protokol uygulanır. Hedef, geçmişte yaşanan anıların yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın sağlanması, bugünkü semptomların tedavisi, danışanın gelecekte karşılaşacağı benzer sorunlar karşısında, kazandığı olumlu inanç ve duyguların geliştirdiği yeni bakış açısının yönlendirdiği davranışları gösterebilmesidir.

    EMDR Protokolü

    Danışan Geçmişi: Semptomlar ve sorunların kaynağı olan anılar ve gelecekle ilgili hedefler belirlenir ve tedavi planı oluşturulur.
    Hazırlık: Danışan EMDR hakkında bilgilendirilir, işlemlemeye hazır hale getirilir.
    Değerlendirme: Terapist, danışanın hedef anıyı temsil eden resmi, bu resimle ilgili bugünkü negatif inancını ve duygularını, bedenindeki hislerini ve yerini ve arzuladığı pozitif inancını belirlemesine yardımcı olur.
    Duyarsızlaştırma: Bu aşamaya danışanın anıyı temsil etmek üzere seçtiği resme odaklanması, negatif inancını düşünmesi, negatif duygularını yaşaması ve tüm bunların bedeninde yarattığı değişimi hissetmesi ile başlanır. Ardından danışan zihnini serbest bırakır. İçeriğini veya nereye doğru gittiğini kontrol etmeden zihninden geçen herşeyin farkına varır.

    Duyarsızlaştırma aşamasında danışan travmatik anıyı gözünde canlandırır,uyumu bozan inanışı veya olumsuz bilişi söze döker,beden duyumlarına odaklanır.Terapist işaret parmağını 12 ila 24 kez hızlı bir biçimde ve düzenli olarak sağa sola hareket ettirirken danışan gözleriyle bu hareketi takip eder.Daha sonra danışan gelen duygu,düşünce,görüntü ve beden duyumlarını paylaşır.Her bir set bu şekilde tamamlanır.Aynı zamanda, çift yönlü işitsel uyarım, çift yönlü dokunma gibi farklı uyarımlardan da yararlanılmaktadır.Bunun için özel bir cihaz da kullanılabilmektedir.

    Danışanının zihninden geçenlere ve göz hareketlerine aynı anda dikkatini vermesinin, beynin sağ ve sol yarımküresini ilişkiye geçirdiği düşünülmektedir.

    Beyin, yaşantılardan gelen bilgiyi REM uykusu (Hızlı Göz Hareketli Uyku) sırasında işler. EMDR’de uygulanan çift yönlü göz hareketlerinin benzer bir fizyolojik etkiyi, uyanıkken sağlayabildiği öngörülmektedir.

    Setler esnasında travmatik anı silikleşebilir, bir çağrışımlar dizisi ortaya çıkabilir, duygu boşalması oluşabilir . Anıların yoğun biçimde hücum etmesi ya da blokaj gibi süreci güçleştiren tepkiler de olabilir.

    Terapist her setten sonra, danışana zihninden geçenleri sorar, işlemlemeyi kontrol eder ve tüm süreçte danışana rehberlik eder. Anı ve danışanın kendisi ile ilgili pozitif düşünce ve inançları (örn: Elimden gelen herşeyi yaptım) arasında bağlantı kuruluncaya ve anı daha az rahatsızlık verir hale gelinceye kadar işleme sürdürülür.

    Yerleştirme: Danışanın olumsuz inanç yerine koymak istediği olumlu inancını pekiştirmek amacıyla setler uygulanır.

    Beden Tarama: Danışanın bedenini taraması ve rahatsızlık veren bir duyum varsa işlenmesi sağlanır.

    Kapanış: Terapist danışana geribildirimde bulunur, gerektiğinde rahatlatacak bazı teknikleri uygular, seanstan sonra neler olabileceğini anlatır. Psikolojik tepkileri hakkında kısa notlar almasını ister.

    Yeniden Değerlendirme: Bir önceki seansın değerlendirilmesi yapılır. Terapist önceki seansta ulaşılmış pozitif sonuçların yerleşip yerleşmediğini kontrol eder. Ayrıca danışandan gelen yeni verileri değerlendirir. Bu değerlendirmeler sonucunda işlemleme süreci devam eder veya diğer anılarla çalışılmaya başlanır.

    İşlenmemiş, geçmiş ve yakın zaman anı veya anıların işlenmesi tamamlandığında bugünkü rahatsızlık veren semptomlar da büyük ölçüde kaybolur. Yine de her bir semptom tekrar taranır ve gerekirse işlenir. Böylece protokolün Geçmiş ve Bugün aşamaları tamamlanır ve Gelecek aşamasına gelinir.

    Terapist danışandan daha önce belirlenmiş, işlevsel olmayan tepkileri harekete geçiren her bir güncel tetikleyici durum için arzu ettiği davranışları belirtmesini ister. Terapist ve danışan beraber arzu edilen davranışların sergilendiği senaryolar hazırlar. Danışan bu senaryoları adım adım hayalinde yaşar ve rahatsızlık veren noktalarla karşılaşılırsa işlenir. Gerekirse danışana yeni bilgi ve beceriler kazandırılır. Böylece danışanlar daha önce sorun yaşadıkları durumlarla başetmeye hazır hale gelirler

    EMDR tedavisinin ne kadar süreceği sorunun tipi, danışanın bugünkü yaşam koşulları, önceki travmaların sayısı ve etkisi ile bağlantılıdır.

    Hem terapist olarak kendi uygulama pratiğimden hem de danışan olarak yaşadığım deneyimlerden hareketle şunu söyleyebilirim EMDR son derece hızlı ilerleyen ve işe yarayan bir teknik.

  • EMDR

    EMDR

    Türkçe’de ‘Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme’ olarak adlandırılan EMDR, travma sonrası stres bozukluğu, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi olumsuz yaşam deneyimlerinin yol açtığı duygusal problemlerin yanında; fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algı bozukluğu, çocukluk çağı travması, yas, kronik ağrı ve başka sorunların işleyişinde kullanılan; psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımları bir çatı altında toplayan, ilaç tedavisi ve hipnoz kullanılmadan yapılan bir psikoterapi uygulamasıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin değişen psikolojik rahatsızlıklarının tedavisinde EMDR ile başarıya ulaşılmıştır.

    EMDR ilk olarak 1987’de, göz hareketlerinin rahatsız edici düşüncelerin şiddetini azaltabildiğinin Dr. Francine Shapiro tarafından tesadüfen keşfedilmesiyle gelişti. Dr. Shapiro daha sonra EMDR’ı travmaya maruz kalmış kişiler üzerinde bilimsel olarak inceleyerek tedavi sonunda elde edilen başarıyı gösteren çalışmasını yayınladı (Journal of Traumatic Stress, 1989).
    1987’den itibaren EMDR, tüm dünyadan terapistlerin ve araştırmacıların katkılarıyla hızla gelişme gösterdi. Ülkemizde ise 1999 depreminden sonra travma sonrası stres bozukluğu gösteren çocukların ve yetişkinlerin ruh sağlıklarını düzeltmek ve korumak amacıyla kullanılmıştır.
    EMDR günümüzde birçok farklı terapi yaklaşımlarının ögelerini içeren, farklı tanılanmış durumlara özel standartlaştırılmış protokolleri olan bütüncül bir terapi yöntemidir.

    EMDR, travmaların insanlarda meydana getirdiği duygusal kabızlığı açar ve kişide var olan iyileştirici potansiyelleri harekete geçirmeye başlar. Böylelikle travmaların beyinde oluşturduğu kilitlenmiş yaşantıların işlemesine yardımcı olur.
    EMDR teorisinin iskelesini oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeli(Adaptive Information Processing Model)’ne göre beynimiz fizyolojik olarak her deneyimle kendisine gelen bilgiyi önce işler daha sonra işlevsel hale getirir. Beyin, duygu, düşünce, imge, duyum, ses ve koku gibi kaynakları işler ve bunlarla ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünlük kurar. Bunun sonucunda da o deneyimle ilgili öğrenme meydana gelir. Elde edilen bilgilerle de bir sonraki deneyimde tepkilerin kontrol edilmesine çalışılır.
    EMDR teorisine göre psikolojik rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin altında uyumu ve işlevi bozan, henüz işlenmemiş ve izole bir halde depolanmış anılar yatmaktadır. Bir bireyin kendine yönelik olumsuz inançları (Ben gerizekalıyım), olumsuz duygusal tepkileri (başarısızlık korkusu) ve olumsuz somatik(bedensel) tepkileri (sınava girmeden önce mide bulantısı) sorunun kendisi değil, semptomlarıdır. Bu olumsuz düşünce(inanç) ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar(deneyimler) şimdiki zamanda gerçekleşen olaylar tarafından kıvılcımlanmaktadır.
    Kayıp, doğal afet, kaza, savaş, cinsel taciz, tecavüz vb. travmatik olayların yanında, başta çocukluk çağı olmak üzere her yaş grubunda yaşanan ve etkisi travmatik sayılabilecek deneyimler; aile, okul, iş çevresinde yaşanan olumsuz yaşantılar, şiddete maruz kalma, aşağılanma, reddedilme, ihmal ve başarısızlık da işlenmemiş anılar arasında yer alabilirler.
    EMDR, yukarıda bahsettiğimiz izole anıların(deneyimlerin) işlenmesini gerçekleştiren fizyolojik temelli bir tedavi biçimidir. Beynin deneyimler sırasında yapamadığı işlemi yapmasına yardımcı olur. Hapsolmuş anı ile diğer anı ağları arasında bağlantı kurulması, öğrenme gerçekleştirilerek bilginin adaptif(uygun) bir şekilde depolanması mümkün hale gelir. Danışan böylelikle anıdan rahatsız olmaz ve onu yeni ve sağlıklı bir bakış açısıyla görmeye başlar.
    EMDR tedavisi ile yalnız semptomlar(belirtiler) kaybolmaz. Yeni bakış açısıyla birlikte kazanılan olumlu inançlar(düşünceler) ve duygular kişinin kendine, diğer insanlarla olan ilişkilerine, dünyaya bakışına da pozitif olarak katkı sağlayıp kişisel gelişimini gerçekleştirir.

    EMDR literatürde kısa süreli terapi grubundadır. EMDR’da tedavi süresi problemin çeşidi, danışanın şimdiki hayat koşulları, deneyimlediği travmaların sayısı ve etkisine göre değişkenlik gösterir. Her bireyin kendi değer ve tecrübeleri doğrultusunda bilgiyi kendine öz bir şekilde işlemesi de tedavinin süresini etkileyen diğer bir faktördür.
    EMDR uygulamasında 8 basamaklı ve üç yönlü (geçmiş, şimdi ve gelecek) bir protokol devreye girer. Daha önce de bahsettiğimiz gibi EMDR tedavisinde amaç; geçmişte yaşanan deneyimlerin yeniden işlenerek duyarsızlaşmanın gerçekleşmesi, bugünkü semptomların(belirtilerin) tedavisi, danışanın gelecekte karşı karşıya kalacağı benzer problemler karşısında elde ettiği olumlu inanç(düşünce) ve duyguların getirdiği yeni bakış açısının gerektirdiği davranışları göstermesidir.

    EMDR tedavisi uygulanan alanlar başlıca şunlardır;
    Depresyon, Panik Bozukluk, Basit Korkular, Kaygı Bozuklukları, Obsesif Kompulsif Bozukluk (Okb), Akut Stres Bozukluğu, Sebebi Belirlenemeyen ve Geçmeyen Ağrılar, Cinsel İstek Azlığı, Cinsel İstismar, Kekemelik, Tikler, İletişim Sorunları, Kişilik Bozuklukları, Sınav Kaygısı, Performans Kaygısı, Anoreksiya Nevroza, Bulumia Nevroza, Uyku Bozukluğu, Alkol Bağımlılığı ve Madde Bağımlılığı gibi rahatsızlıklarda EMDR uygulaması gerçekleştirilir.

  • EMDR Terapisi Nedir?

    EMDR Terapisi Nedir?

    Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR) diye bilinen ve Türkçe’ye Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme olarak geçen EMDR terapisi ilk zamanlarda sadece psikolojik travmaların tedavisinde kullanılsa da bugün birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır ve kliniksel olarak olumlu etkileri gözlenmektedir.

    EMDR terapisi sırasında beyinde çift taraflı uyarım göz hareketleri, sesler veya bedende yapılan ufak dokunuşlarla sağlanır. Çift yönlü uyarım ile danışan geçmişindeki anılara, o anıların tetikleyicilerine ve gelecekte yaşamak istediği pozitif inançlara gider.

    Travmatik veya çok fazla olumsuz yaşam olayları yaşandığında anı kaydetme sistemi bozulmaktadır. Bu sebeple yeni bilgi işlenerek mevcut anı ağına entegre olamaz. Yaşanan olumsuz deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı kurulamadığından akıl sağlığına uygun çıkarımlar yapılamaz. Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları travmatik anının yaşandığı andaki haliyle depolanır. Bu sebeple güncel olarak yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım, değersizim), olumsuz duygusal tepkileri (başaramamaktan korkma, yalnız kalmaktan korkma vb.) ve olumsuz bedensel tepkileri (sınavdan önceki gece karın ağrısı, panik atak, evden dışarı çıkmama) esasen problemin kendisi değil, bugünkü yansımalarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan sağlıklı olarak işlenmemiş anılar şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir.

    EMDR, bunun gibi izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapi tekniğidir. Beynin olay anında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Beyinde takılı kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin gerçekleştirilerek bilginin adaptif bir şekilde kaydedilmesi mümkün olur. Mevcut anı artık danışanı rahatsız etmez ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görmeye başlar.

    EMDR Ne Kadar Sürer?

    • EMDR kısa süreli terapi ekolleri arasında yer alır.

    • Net süre danışandan danışana değişebilir.

    • Yaşam koşulları, travmaların sayısı, kişilik örüntüsü vb. etkenler süreyi etkileyecektir.

    EMDR’nin Etkinliği

    Birçok kontrollü araştırma sonucunda EMDR’nin danışanların çoğunluğunun travma sonrası stres semptomlarını etkili bir biçimde azalttığı veya yok ettiği, genellikle psikolojik sorunları ile bağlantılı olan semptomlarda da (kaygı gibi) azalma sağladığı görülmüştür.

    EMDR birçok uluslararası sağlık ve devlet kurumu tarafından etkili bulunmaktadır. Bunlardan bazıları:

    • Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO, World Health Organization)

    • Amerikan Psikiyatri Birliği (American Psychiatric Association)

    • Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Birliği (International Society for Traumatic Stress Studies)

    • Amerika Savaş Gazileri Bakanlığı (U.S. Department of Veterans Affairs)

    • Amerika Savunma Bakanlığı (U. S. Department of Defense)

    • Birleşik Krallık Sağlık Bakanlığı (United Kingdom Department of Health)

    • Ulusal İsrail Akıl Sağlığı Kurulu (Israeli National Council for Mental Health)

    EMDR’nin Kullanım Alanları

    EMDR’ye göre psikolojik ve/veya psikosomatik rahatsızlıkların birçoğunun doğru işlenmemiş anılara bağlı olması, klinik uygulama alanını giderek genişletmiş, bir çok sorunun etkili ve hızlı bir şekilde tedavisinin sağlandığı görülmüştür.

    • Kişilik Bozuklukları

    • Panik Bozukluğu

    • Kaygı Bozuklukları

    • Depresyon

    • Komplike Yas

    • Disosiyasyon

    • Rahatsız Edici Anılar

    • Fobiler

    • Ağrı Rahatsızlıkları

    • Yeme Bozuklukları

    • Performans Kaygısı

    • Stres Kontrolü

    • Bağımlılıklar

    • Cinsel ve/veya Fiziksel Taciz

    • Beden Algısı Bozuklukları

    • Cinsel İşlev Bozuklukları

    • Davranım Bozuklukları ve Özgüven Sorunları

    • Migren ve Fantom Ağrı

    • Kompleks Travma

    EMDR terapisi ile geçmişte yaşadığımız olumsuz deneyimlerin esiri olmaksızın içinde bulunduğunuz anı ve geleceği daha sağlıklı yaşamak mümkün.