Etiket: Anestezi

  • Sünnet nedir?

    Sünnet nedir?

    SÜNNET NEDİR?

    Tıp literatüründe Circumcision, ülkemizde sünnet olarak tanımlanan, penisin ucundaki deri yani prepisyumun kesilmesi işlemidir. Sünnet Türkiye’de çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan ve kim tarafından hangi yaşta, nasıl bir anestezi ile yapılması konusunda bile bilgi kirliliğinin ve sabit bir fikrin olmadığı bir konudur. Bu nedenle sünnetle ilgili en temel bilinmesi gereken durum, sünnetin bir çok müdahaleden uzun süren Cerrahi Bir İşlem olduğudur. Bu yüzden Sünnetin hastane koşullarında steril koşullarda, uygun olan anestezi yöntemi ile uygun cerrahlar tarafından yapılması, sonrasında oluşabilecek ve hayat boyu sürebilecek yan etkilerin ortadan kaldırılması açısından son derece önem taşır.

    SÜNNET NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

    Yaşamın ilk 3-4. ayında yassı hücreler keratinize olur ve smegmayı oluşturur. Penisin büyümesi ve ereksiyonuyla infant smegmasının oluşması iki epitel yüzeyinin birbirinden yavaş yavaş ayrışmasını sağlar. Yenidoğan bebeklerin sadece %4’ünde sünnet derisi geri çekilebilir. Yenidoğanların ancak % 50’sinde sünnet derisi, çişin geldiği deliği görecek kadar çekilebilir. 6. Ayda bu bebeklerin ancak %20’sinde pipinin başı görülebilir. 3 yaşına kadar bu oran %90’a çıkar. Sünnet derisi geri çekilmeye çalışılırken genelde çocuklara yanlış olarak bitik ( fimozis ) tanısı konur.

    2. Aydan sonra organ gelişimi tam olarak oluştuğu, bebeklik çağında iyileşme hızlı olduğu, ağrı lokalizasyonu yapılamadığı için sünnet önerilebilir. Çocuklarda 2/6 yaş arasında cinsel kimlik oturduğu için herhangi bir cerrahi endikasyon yoksa sünnet yapılmamalıdır. Bu dönemde yapılan gereksiz cerrahi işlemlerle hadım edilme korkusu oluşabilir. 6 yaş sonrasında ise her yaşta sünnet yapılabilir.

    Sünnet Türkiye’de ticari bir konu olarak da ele alındığı için suistimale çok açık bir konudur. Bu nedenle gerçek bir cerrahi neden olmaksızın bebek ve çocuk sünnetine sıklıkla rastlanmaktadır.

    NERDE ve KİM?

    Sünnet önemli bir ameliyattır bu nedenle her ameliyat gibi, hastane koşullarında ve ameliyathanelerde yapılması en doğru seçenektir. Günümüzde halen bir çok sağlık kurumunda lokal anestezi ile sünnet yapılmaktadır, ancak sosyal zekası yeterince olgunlaşmamış çocuklarda ve bebeklerde son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur.

    Bu nedenle sadece ticari nedenlerle insanlara genel anestezinin kötü olduğu, hastanelerin sünnet için uygun olmadığını söyleyen şarlatanlara itibar edilmemelidir.

    Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmemesi, Steril ortamın sağlamaması, cerrahi müdahaleden çok bir eğlence olarak algılanmasından dolayı komplikasyon olma ihtimali çok fazladır, bu yüzden toplu sünnet şölenleri son derece sakıncalı uygulamalardır.

    Sünneti Kim Yapmalı?

    İdeal olarak sünnet, çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yani sünnet konusunda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocukları en yakından tanıyan ve tedavilerini en sık üstlenen Çocuk Cerrahisi branşıdır. Bu nedenle sünnetinde Çocuk cerrahları tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.

    SÜNNET NASIL YAPILMALIDIR?

    Sünnet, temel olarak çocuğun tüm hayatı boyunca kullanacağı bir organa şekil veren plastik bir operasyondur. Bu yüzden penil anatomiye hakim, komplikasyon oluşmasına izin vermeyecek doktorlar tarafından hastane koşullarında anestezi yardımı ile minimal psikotravma ile yapılmalıdır.

    Sünnet Endikasyonları

    Bitik (Fimozis) : Sünnet derisi yenidoğanlarda ve bebeklik döneminde fizyolojik olarak geri çekilemez. Ancak, ülkemizde genel olarak halk arasında ve yanlış tıbbi yönlendirilmelerle, bu dönemde sünnet derisinin geri çekilmesi ile sünnet derisinde kanama, yırtılma ya da kronik enfeksiyonla gerçek fimozis oluşabilir. Bunlar genellikle edinsel nedenlerdir, bunun dışında kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda gerçek fimozise yol açabilir.

    Parafimozis: Sünnet derisinin ucundaki dar halka penisin başında zorla geriye doğru geçirilirse, penis başında ödem, işeme zorluğu ve şiddetli ağrı oluşur, bu durum elle düzeltilemezse mutlaka uygun koşullarda sünnet gerekir.

    Balanopostit: Penil deri ve sünnet derisinin enfeksiyonudur. Çoğunlukla irin oluşumunada rastlanır. Tedavinin ardında sünnet etmekte yarar vardır.

    Kronik idrar yolu enfeksiyonu: 1 yaş altında en sık rastlanan enfeksiyon erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonudur. Sık enfeksiyon atağı geçiren bebeklerde sünnet önerilebilir.

    Konjenital üropatolojiler: Doğuştan böbrek ve mesane hastalıklarına sahip olan çocuklarda sünnet yapmakta yarar vardır.

    SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?

    1- Fimozise bağlı olarak oluşabilecek enfeksiyon ataklarını, parafimozisi, penil enfeksiyon risklerinin ortadan kaldırılması.

    2- Sünnetli çocuklarda daha az idrar yolu enfeksiyonu oluşur.

    3- Sünnet derisinin kesilmesi bu bölgenin temiz kalmasını sağlar.

    4- Sünnet olmamış erkeklerin cinsel yolla geçen hastalıklara daha çok yakalanır.

    Sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı ileri sürülmektedir.

    5- Penis kanseri çoğunlukla sünnet yapılmadığı toplumlarda görülür.
    6- Sosyo- kültürel nedenler.

    Sonuç olarak sünnet sonrasında oluşabilecek, cerrahi ve psikotravmalardan çocuklarımızı uzak tutmak adına, sünnetin penil cerrahı olduğu unutulmadan bu tip işlemler ameliyathane ortamında anestezi ile yapılmalıdır. Anestezi konusunda tamamen ticari kaygılarla toplumumuzu yanlış yönlendiren doktorlarda vardır, ancak bilinmesi gereken; siz ameliyat olurken, acı duymanızı engelleyen, konforunuzu sağlayan ve hayatınızın garanti altında olmasını sağlayan “Anestezi yani Narkoz”, size HAK olduğu kadar çocuklarımızıda “En Büyük HAKKIDIR”.

  • Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Ameliyat gerektiren fıtık hastalığının tedavisinde mikrocerrahi yöntemi uyguluyoruz. Bir yada daha fazla fıtık için uygulanabilir. Fıtığın olduğu bölgede 1-1.5 cm.’lik kesi yapılır, adaleler sıyrılır. Çok küçük bir kemik parçası alınır ve ardından da fıtık boşaltılır. Bu yöntemin avantajı, ameliyat bölgesinin yaklaşık bir karış üzerinde bulunan mikroskop. Görüntüyü büyüterek fıtık ameliyatı gerçekleştiriliyor.

    MİKROCERRAHİ İLE TEDAVİ SÜRECİ KISALIYOR

    Mikrocerrahi yöntemi, hastaya sağladığı avantajlar nedeniyle tercih ediliyor. Küçük bir ameliyat izi, dokunun çabuk iyileşmesi, operasyondan 6-8 saat sonra ayağa kalkılabilmesi ve 15-20 günlük istirahatın ardından hastanın sosyal hayatına devam edebilmesi bu avantajlardan bazılarıdır. Bu işlem genel anestezi ile yapılabildiği gibir kişinin sadece belinden aşağı kısmının uyuşturulduğu spinal anestezi ile de yapılabilir. Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir.

    MİKROCERRAHİ YÖNTEMİN AVANTAJLARI

    Kısa süreli hastanede kalış

    Ameliyat yeri ağrısının çok az olması

    Kan kaybı ve enfeksiyonun riskinin hemen hemen olmaması

    Nüks( tekrarlama ) riskinin hemen hemen olmaması

    Günlük yaşantıya ve iş yaşantısına çabuk geçilmesi

    MİKROCERRAHİ NASIL UYGULANIR

    Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir. Her iki durumdada ameliyat masasına yüzükoyun yatırılan hastada mikrodiskektominin uygulanacağı mesafe skopi kontrolü yaparak işaretlenir ve tetkikleri son kez gözden geçirilir. 1-1,5 cm lik cilt kesisi yapılarak, mikrodiskektomi ekartörü yerleştirilir, mikroskop altında omurilik, sinirler ve fıtık dokusu ortaya konularak , fıtık dokusu çıkarılır. Ciltaltı dokusu içten dikişlerle kapatılarak, ameliyat sonrası yara bakımı, pansuman gibi problemler ortadan kaldırılır. İşlemin uygulandığı tüm saha, cilt- ciltaltı- adeleler lokal anestezik uygulanarak, ameliyat sonrası hastada tam bir analjezi sağlanır. Ameliyattan 4-6 saat sonra hasta ihtiyaçları doğrultusunda ayağa kaldırılır, akşamüzeri , yada ertesi sabah evine gönderilir. 3 GÜN istirahat önerilen hasta, 2 gün sonra banyo yapabilir. 10.günden sonra hastaya günlük yaşantısına dönmesi ve egzersizlerine başlaması önerilir. Hasta 20. günde kontrole çağrılarak, gerekli yaşam tarzıyla ilgili bilgiler verilir.

  • Bel fıtığının nedenleri ve tedavisi

    Bel fıtığı gelişiminin erken dönemlerinde konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı tedavi metotları uygulanır. Bu safhada hastaya ağrı kesici, adale gevşetici ve antienflamatuar ilaçlar verilir, sert yatak istirahati tavsiye edilir, fizik tedavi yapılabilir, Lazer ile tedavi cihetine gidilebilir. Yine ciltten (perkütan) kapalı ameliyat gibi birtakım farklı girişimlerde bulunulabilir. Uygun dönemde egzersiz verilebilir ve gerekiyorsa psikoterapi yapılabilir.

    Bel fıtığı tedavisini bir ekip işi olarak görmekte yarar vardır. Nöroşirürji (beyin-omurilik-sinir cerrahisi), nöroloji, anestezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı doktorlar ile diyetisyen, psikolog, hemşire ve fizyoterapistler bu ekibin içinde yer almalıdır. Gerektiğinde diğer bazı branşlardaki uzman doktorların görüşlerine de müracaat edilmelidir.

    Prensip olarak cerrahi müdahale yani bel fıtığı ameliyatı son çaredir. Ancak hastalık ilerlemiş ve yapılan muayenede bazı şartlar teşekkül etmiş ise (ki bu şartlar uluslararası beyin cerrahi camiasında genel kabul görmüş ve klasik kitaplara geçmiş kriterlerdir) o zaman ameliyat kararı verilir. Cerrahi tedaviye karar verilmesinde temel etkenler: Hastanın sosyal ve iş yaşamındaki verim ve kaliteyi ciddi boyutlarda düşüren ve dinlenme-ilaç tedavisine yanıt vermeyen tekrarlayan ağrı, idrar ve gaita sorunları, bacakta ve/veya ayakta kuvvet kaybı ve adalelerinde zayıflama ve incelme olmasıdır.

    İleri yaş dönemi (80 üzeri) ile birlikte ciddi kalp-damar hastalığı, solunum hastalığı, hamilelik, anestezi ilaçlarına alerji, karaciğer hastalığı gibi eşlik eden kimi durumlarda hastaların ameliyata alınma riskini düşürmek açısından hatsının belden aşağısının uyuşturulduğu bir yöntem olan spinal anestezi veya epidural anestezi yani mevzi uyuşturma altında yani hastalar uyutulmadan da opere edilebilmektedirler. Bu anestezi sırasında hasta hiç ağrı hissetmediği gibi cerrahı ile konuşabilmektedir. Bu tip ameliyatlarda; erken ayağa kalkma ve aynı gün taburcu olma şansı olmakta ve dolayısıyla hastane enfeksiyonu riskinden uzak kalmak mümkün olmaktadır.

    Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar yapamama veya idrar kaçırma, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacakta felç gidiş gibi belirtiler birden ortaya çıkarsa o kişiye acil bel fıtığı ameliyatı yapılmalıdr. Böyle bir hastada saatlerin dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

  • Omurga kırığına çimento tedavisi

    Omurga Kırıkları Artık Kemik Çimentosuyla Tedavi Ediliyor. 15 Dakika Süren Operasyonun Ardından Hasta Aynı Gün Taburcu Ediliyor.

    Özellikle yaşlılar ve kemik erimesi hastalığı olanların korkulu rüyası omurga kırıkları, artık 15 dakikalık bir operasyonla tedavi edilebiliyor. Lokal anestezi ile yapılan operasyondan 3-4 saat sonra, hasta taburcu ediliyor.

    Riskleri Ortadan Kaldırıyor
    Genel anestezi risklerini ortadan kaldıran, omurga kırıklarında hastalara büyük kolaylık sağlayan yöntemle ilgili bilgiler veren Çanakkale Anadolu Hastanesi Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahı Operatör Doktor Özkan Özger, “Omurga kırıkları özellikle yaşlı hastalarda çökme kırığı şeklinde oluyorlar. Çoğu zaman kemik erimesine bağlı da olabiliyor. Ufak bir hareketle veya ufak travmalarla bu gerçekleşebiliyor.Biz, bunlarda eskiden korse yöntemi uygularken şimdi vertebroplasti veya kifoplasti dediğimiz yöntemlerle kapalı şekilde, hatta bazen genel anesteziye gerek kalmadan içerisine bir alçı, kemik alçı koyarak yapabiliyoruz. Hasta, ameliyattan 1-2 saat sonra ayağa kalkıp 3-4 saat sonra taburcu olabiliyor. Genellikle hastalarımız bu yöntemi tercih ediyorlar. Çünkü hem anestezi almıyor, genel anestezi risklerinden kaçınmış oluyoruz, hem de uyanık yaptığımız için ameliyat esnasında konuşarak bacaklarını da kontrol edebiliyoruz. Bu da bize bir avantaj sağlıyor” dedi.

    İlerlemesi Engelleniyor
    Alçı yönteminin omurgayı sağlamlaştırdığını söyleyen Özger, “Ameliyat sonrası içine alçı koyuyoruz. Bu da omurgayı sağlamlaştırıyoruz. Çökmesini, ilerlemesini engellemiş oluyor. Ayrıca bunun termal etkisi de var. Sinir uçlarını yok ederek ağrı etkisini azaltmış oluyor” dedi. Yöntemin çok az riskli olduğunu da söyleyen Op. Dr. Özger, “Çok nadiren enfeksiyon, kanama, yine çok çok nadiren omuriliğe bağlı bacakta kuvvetsizlik riskleri tabi ki var. Ama uygun ve deneyimli ellerde yapıldığında gayet başarılı sonuçlar alınabiliyor. Zaten bu saydığımız riskler, diğer omurilik ameliyatlarında da var olan riskler” diye konuştu

  • Kapalı omurga kırığı ameliyatları (vertebroplasti/kifoplasti)

    Perkütan vertebroplasti, Avrupa'da 1984 yılında uygulanmaya başlanan ve yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 1990'lı yıllarda ağrılı kompresyon (çökme) kırıklarında standart yöntem olmuştur. Kifoplasti veya “balon yardımlı vertebroplasti'' ise, 1990'lı yılların sonunda omurganın çökme kırıklarına bağlı ağrının tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Her iki yöntem de yapısal olarak benzer olup, perkütan olarak kemik çimentosunun kırılmış veya harap olmuş vertebra cismine gönderilmesi ve cismin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.

    Karaciğer (KC) transplantasyonu için başka bir merkeze sevk edilmiş 47 yaşındaki kadın hasta, 10 gün önce düşme sonrasy başlayan şiddetli bel ağrısı nedeniyle hastanemiz acil servisine başvurdu. Yapılan radyolojik tetkiklerinde L3 akut osteoporotik çökme kırığı saptandı. Anestezi ve gastroenteroloji bölümlerine genel anestezi açısından danışılan hastaya sırasıyla ASA-IV(E) ve orta-yüksek risk verildi. Hastaya lokal anestezi ile kifoplasti uygulamasının uygun olduğunu düşündük. Kapalı ameliyatla L3 omur cismine kemik çimento verildi. Komplikasyon olmadı. Ameliyat için diyet kısıtlaması yapılmadı. Ameliyat sonrası 4. saatte ayağa kaldırıldı ve 15. saatte taburcu edildi. Ağrısı %90 oranında azalmıştı.

    Böylece uzun süreli yatak istirahati ile birlikte korse uygulamasından kaynaklanan yandaş hastalıklardan, uzun süreli ilaç tedavisinin yan etkilerinden veya yapılacak daha agresif bir cerrahinin getireceği komplikasyonlardan korunmuş olduk. Kliniğimizdeki vertebroplasti/kifoplasti uygulamalarının çoğu (%90) lokal anestezi ve/veya sedoanaljezi ile yapılmaktadır. Lokal anestezi ile yapılan vertebroplasti/kifoplasti uygulamalarındaki bir diğer avantaj da ameliyat esnasında hastanın bacak hareketlerini kontrol edebilmemizdir. Ağrı eşiği düşük hastalarda ameliyat esnasında sedoanaljezi eklenebilir.

  • Bel fıtığı ve spinal anestezi

    Bel fıtığı cerrahisinde tercih edilen anestezi şekli hastanın tamamen uyutulduğu genel anestezidir. Bu amaçla kullanılan modern anestezi ilaçlarının giderek geliştirilmesinin yanı sıra tıbbî teknoloji ve tecrübenin artmış olması, gerek ameliyat dönemi ve gerekse sonrasında hastaların güven içinde tutulmalarını ve normal yaşantılarına en kısa zamanda geçmelerini sağlamaktadır.

    Fakat en başta ileri yaş dönemi olmak üzere ciddi kalp-damar, karaciğer, böbrek, solunum hastalıkları (özellikle bronşial astım), hamilelik, anestezi ilaçlarına duyarlılık (alerji) ve benzer çeşitli durumlarda genel anestezi ile hastaların ameliyata alınmaları risk açısından düşündürücü olmaktadır. Ayrıca narkoz korkusu gibi psikolojik engeller de bu kısıtlamaya eklenebilir. Böyle bir durumda bulunan ve acı içinde kıvranan hastalar için lokal anestezi teknikleri arasında popüler yer tutan “spinal anestezi” büyük bir şans olmaktadır.

    Bel fıtığı tedavisinde uzmanlaşmış ve büyük tecrübe kazanmış ekipler bu tekniği kolayca uygulamakta ve hastanın belden aşağısını sadece küçük miktarda bir ilaçla uyuşturarak ameliyatı gerçekleştirmektedirler. Bu esnada hasta uyanık olmasına rağmen hiçbir ağrı duymamakta, hatta ameliyat ekibiyle sohbet edebilmektedir.

    Bu teknikle ileri yaş döneminde (80 yaşın üzerinde bile) ameliyat olması gereken hastalar rahatça operasyona alınabilmektedir.

    Epidural anestezi de aynı amaçla kullanılabilmektedir.

  • Sünnetde anestezi yöntemi ne olmalı…

    Sünnet bildiğimiz üzere malesef tüm çocukların ve dahada önemlisi ailelerin korkulu rüyasıdır. Günümüzde bu korkulu rüya eğer aile anesteziye ikna edilebilirse konforlu bir hale gelebilir. Sünnette lokal anestezi elbette yapılmakta ve ağrı engellenebilmektedir ama çocuklarımızın korku nedeniyle ağlamaları devam etmektedir. Aile anestezi konusunda ikna edilemediği için çocuklarımıza malesef işkence yapıyoruz. Ben bir anestezi uzmanı olarak çocuklarımızda genel anestezinin mutlaka olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çocuklarımız ağrıdan değil, dokunmaktan ve korkudan ağlamaktadır. Hiçbirimiz bu çocuklarımıza lokal anestezi ile ağrı olmayacağını anlatamayız. Peki genel anestezi sakıncalı mı? Gün arkadaşlarımıza, komşularımıza ve arkadaşlarımıza sorarsak evettt…. Bana sorarsanız son derece güvenli ve olması gereken bir yöntem. Arada ki fark görülmeden karar verilmekte ve genel anestezi malesef öcü gibi gösterilmektedir. Çok yakında burada her iki yönteminde videosunu yayınlayacağım ve kararı videoları izledikten sonra size bırakacağım… Sağlıcakla kalın…

  • Ozon ile bel fıtığı tedavisinde merak edilenler

    Ozon ile bel fıtığı tedavisinde merak edilenler

    Ozon kesin tedavimidir?

    Bizim verilerimiz ve dünya ölçeğinde ozon ile tedavi edilen hastalardaki başarı oranı % 85 ler civarındadır. Bu iyi bir başarı oranını göstermektedir. Diğer yandan açık ameliyatlar örneğin açık mikrodiskektomi sonuçları ile benzer neticeler alındığından bu yöntem ozon diskektomi olarak da adlandırılmaktadır. %-10 Dakika sürmesi, narkoz ve neşter gerektirmemesi vede tekrarlanır bir yöntem olması hastalar için oldukça önemli artılar getirmektedir.

    İşlem sırasında ağrı duyarmıyım?

    Hayır işlem sırasında sizin rahatsız olacağınız bir ağrı duymanız söz konusu değildir. Çok ince iğnelerle işlem yapıldığından sadece iğne giriş yeri lokal anestezi ile uyuşturulur. Heyecanlı hastalar içinse ek rahatlatıcı ilaçlar verilebilir. İşlemin toplan 10 dakika sürdüğünü varsayarsanız ne kadar konforlu bir girişim olabileceğini tahmin edebilirsiniz.

    Anestezinin riski varmı?

    Hastalar normal ameliyata hazırlanır gibi hazırlanır. Fakat hastaya genel anestezi verilmez. Yukarıda bahsedildiği gibi lokal anestezi uygulanır. Lokal anestezi ise sadece bazı bünyelerde allerji yapabilir onunda tedbiri alınır. İşlem ameliyathanede ve steril koşullarda yapıldığından gayet emniyetli bir ortam sözkonusudur…

    Bu yöntem başka tedaviler görmeme engelmi?

    Hayır. Bu yöntem uygulandıktan sonra her türlü yöntemin uygulanması sözkonusu olabilir . Ozon zaten doğal bir tedavidir. İnsan fizyolojisine hiç bir zararı yoktur.

    Bu yöntem hastanede yatmamı gerektirir mi?

    Hayır. İşlemden hemen sonra evinize gidebilirsiniz. 2 gün istirahat etmenizde yarar var. Normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

    İşlem sonrası ne yapmalıyım?

    Bazen fizyoterapi 2 gün istirahatten sonra gerekli olabiliyor. Veya 4-5 kez poliklinik koşullarında fıtık çevresine ozon gazı infiltrasyonu tedaviye pozitif katkılar sağlıyor.

  • Faset eklem blokajı – faset medial dal blokajı ve rft

    Faset eklem blokajı – faset medial dal blokajı ve rft

    Omurgayı oluşturan vertebra adını verdiğimiz kemiklerin birbiri ile bağlantısını sağlayan faset ekleminin dejeneratif ve travmatik nedenlere bağlı olarak hasarı, boyun veya belde lokalize veya nadiren bacak ön ve arka yüzüne yayılım gösteren bel ve boyun ağrısının en önemli nedenlerinden biridir. Ağrının nedeni faset eklemler olarak saptandığında faset eklem blokajı ve sonrasında radyofrekans termokoagülasyon (RFT) ile uzun süreli veya kalıcı tedavi sağlanabilir.

    İşlemin Uygulanışı

    İşlem ameliyathanede görüntüleme (C-kollu skopi) altında yapılmalıdır. İşlemden 4 saat önceden itibaren aç kalmanız gerekmektedir. Ameliyathanede yaşamsal fonksiyonlarınız anestezi uzmanı tarafından takip edilecektir. Damar yolundan ağrı kesici ve sedasyon sağlayıcı ilaç uygulandıktan sonra işlem uygulanmaya başlanır.
    Faset eklem blokajı için C-kollu skopi ile eklemler görüntülendikten sonra lokal anesteziyi takiben faset ekleme 10 cm uzunluğunda iğne ile ulaşılır. Lokal anestezik  kortizon uygulanarak işlem bitirilir.

    -Faset Eklem içi Enjeksiyon-

    Blok sonrası hastanın ağrısında en az %50 ve daha fazla rahatlama beklenir. Lokal anestezik etkisi geçtiğinde hastanın ağrısı tekrar başlayabilir. Eğer kortizon kullanıldıysa 24-48 saat sonra ağrı yeniden azalmaya başlar.
    Lokal anestezik uygulamasından sonra hastanın ağrısı istenen düzeyde azaldıysa RFT uygulaması ile uzun süreli rahatlama sağlanabilir. Bu uygulama hemen faset blok sonrası aynı seansta yapılabileceği gibi 1-2 hafta sonra da uygulanabilir. İşlem faset blok enjeksiyonu gibi ameliyathanede uygulanmaktadır. Yine görüntüleme altında giriş yeri belirlenerek özel RF iğneleri ile faset median sinirlere ulaşılarak RFT cihazı ile sinirin ağrı taşıyan lifleri ısı ile hissizleştirilir.

    -Faset Medial Dal RFT-

    İşlem Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler:

    Sedasyon uygulamaları için işlemden önce 4 saat kadar aç kalınması gerekmektedir.

    Tansiyon ilaçları işlem sabahı çok az suyla alınmalıdır. Aspirin® , Coraspin® gibi kan sulandırıcı ilaçlar 1 hafta önceden kesilmelidir.

    İşlem Sonrası Yapılması Gerekenler:

    İşlem sonrası 1- 2 saat istirahat edilmesi yeterli olur.

    Girişimden sonra azalan ağrı şikayeti 4-6 saat içinde tekrar başlayabilir. Bu durum lokal anesteziğin etkisinin ortadan kalkmış olmasından kaynaklanır.

    Uzun etkili kortizonun asıl etkisi 48-72 saat içinde tam istenilen düzeye gelir ve ağrı 3-4 gün içinde azalmaya başlar.

    RFT uygulamalarında ise 3-4 gün içinde ağrı şikayeti belirgin olarak azalmaya başlar ve 1 hafta-10 gün içersinde rahatlama sağlanır.

    Girişim sonrası 2-3 gün beli veya boynu aşırı zorlayacak hareketlerden kaçınılması gerekmektedir.

    Ağrı kesici ilaçlar eğer ağrı şikayeti varsa 2-3 gün kullanılabilir

    İşlemin Riskleri Nelerdir?
    En önemli risk enfeksiyon olmakla birlikte ancak 70-80 bin hastada bir görülebilecek çok nadir bir yan etkidir. Böyle bir durumda antibiyotik tedavi başlanması gerekir. RFT uygulanan hastalarda kalçada ve bacağın üst kısımlarında geçici his kaybı görülebilir. Kullanılan kortizona bağlı olarak vücutta sıvı tutulması ve şeker hastalığı olan hastalarda 1-2 hafta şeker düzeninde bozulma gözlenebilir.

    Kimlere Uygulanmaz?

    Girişim yerinde veya sistemik enfeksiyonu olanlar

    Girişimi istemeyenler

  • Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Lokal anestezi ile yapılacak işlemler sırasında hastanın rahatı ve işlemi daha kolay kabul etmesini sağlamak için anest Sedasyon sırasında belirli düzeylerde bilinç değişikliği ortaya çıktığı için 3-4 saat öncesinden hiçbir şey yememeniz ve içmemeniz (tamamen aç ve susuz kalmanız) istenir. Sedasyon amacıyla kullanılan ilaçlar da düşük dozlarda olmakla birlikte anestezi ilaçlarıdır. ezi doktoru tarafından uygulanan ve hastayı sakinleştiren bir destek yöntemidir. Damar yolundan uygulanan ilaçların etkisiyle hasta tedaviyi istekle ve kolayca kabul eder. Heyecan ve endişesi ortadan kalkar. İşlem süresince küçük ek ilaç dozları yapmak gerekebilir. İşlem süresince bilinçli sedasyon yapılan erişkin hastalar kendisine söylenen komutları duyar ve yerine getirir (ağzınızı açın, derin nefes alın vb). Ancak bu işlem başkasına yapılıyormuş gibi kayıtsız, rahat ve uykulu bir konumda bulunur.

    Daha derin sedasyon düzeylerinin gerektiği çocuk hastalar ise sözlü uyaranları duyamazlar ancak tekrarlayan yüksek sesli uyaranlara yanıt verebilirler. İşlem süresince hastanın kendi solunumu devam eder, nadiren düşük dozda oksijen desteği gerekebilir. Hastanın oksijen basıncı ve kalp hızı sürekli takip edilir. İşlem sonunda hasta ilaçları vücuttan atma hızına (metabolizma hızı) bağlı olmak üzere 30-45 dakika kadar gözlem altında tutulur ve bir refakatçi eşliğinde evine gönderilir. Çocuk hastalar uyanırken huysuz, hırçın, ağlayan bir çocuk olarak uyanabilirler. Bu hırçınlık hali genellikle 15-20 dakika, nadiren 2 saat sürebilir. Sedasyon sonlandıktan sonra da hastalara 1.5- 2 saat herhangi bir şey yememeleri tembih edilir.

    DİŞ HEKİMLİĞİNDE GENEL ANESTEZİ NEDİR?

    Genel anestezi (narkoz) ağrısız cerrahiyi mümkün kılan uyku benzeri bir durumdur. Bu amaçla kullanılan ilaçlara da genel anestezi ilaçları denir. Genel anestezi sırasında bilinç ve ağrı duyusu tamamen ortadan kalkar. Genel anestezi ilaçları gaz veya sıvı olmak üzere iki şekilde olabilir. Eğer gaz anestezikler kullanılacaksa yüzünüze yerleştirilen bir maske aracılığıyla derin nefesler almanız istenir. Bu şekilde anestezi makinasından sağlanan oksijen ve anestezik gaz karışımı akciğerden kana geçerek uyku halini yarat ır. Sıvı anestezikler ise el veya koldan takılan serum iğnesi aracılığıyla doğrudan damara (kan dolaşımına) verilir. Anestezi başlangıcı için küçük çocuk ve iletişim kurulamayan hastalarda birinci yöntem (maske ile anestezi), damar yolu açtıran büyük çocuklar ve sağlıklı erişkinlerde ikinci yöntem (damar içi anestezi) tercih edilir. Yapılacak işlemin süresine bağlı olarak eklenen anestezik gazlar veya damar içi anestezik ilaçlarla anestezi devam ettirilir. Yapılacak işlem bitene kadar anestezi de devam eder.

    Genel anestezi sırasında solunumun desteklenmesi gereklidir. Bu amaçla ağız, burun veya gırtlak üzerine yerleştirilen soluma maskesi veya nefes borusuna yerleştirilen soluma tüpü ile sürekli oksijen ile birlikte anestezi ilaçları uygulanır. İşlem sona erdiğinde anestezi ilaçları kesilir ve uyanmanız sağlanır. Uyanırken anestezi doktoru sizden çoğunlukla derin nefes almanızı, ağzınızdaki tükrüğü yutmanızı ve gözlerinizi açmanızı ister.
    Genel anestezi sonrasında ortaya çıkabilecek ağrı, bulantı ve kusma gibi istenmeyen etkileri ortadan kaldırmak için gerekli önlemler anestezi doktorunuz tarafından alınır.

    SEDASYON VE GENEL ANESTEZİ KİMLERE UYGULANIR?

    Aşağıdaki durumlarda hastanın ve yapılacak işlemin özelliğine göre sedasyon veya genel anestezi seçeneği uygulanabilir:
    1) İletişim kurmanın imkansız olduğu çocuk hastalar
    2) İletişim kurulamayan zihinsel engelli hastalar
    3) Çok uzun sürecek diş tedavileri
    4) Geniş kapsamlı çene cerrahisi işlemleri
    5) Aşırı endişeli, stresli ve diş hekimi korkusu olan bireyler
    6) Şiddetli bulantı ve öğürme refleksi olan hastalar

    Yrd.Doç.Dr. Zuhal Küçükyavuz Göktürk