Etiket: Ameliyat

  • Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Lomber endoskopik diskektomi minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Minimal invaziv girişim artık tüm cerrahi alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır, nitekim özellikle bazı omurga hastalıklarında ilk tercih edilen cerrahi girişim şeklidir.

    Cerrahi sonrası ağrının az olması, az kan kaybı, hastanede yatış süresinin az olması, normal yaşama erken dönülmesi özellikle cerrahiye bağlı anatomik hasarın açık cerrahiye göre daha az olması, minimal invaziv yöntemleri kaçınılmaz yapmıştır. Bu hastalar tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için uygun hastalardır. Ameliyat ciltte 0.5 cm’lik bir kesiden yapılır. İşlem lokal ya da genel anestezi ile yapılabilmektedir. Ameliyatta teknolojik alt yapının çok iyi olması gerekir, çünkü işlem kapalı yapıldığından radyolojik ve endoskopik görüntüleme sistemlerinin yüksek kalitede olması şarttır.

    Cilt kesisinden sonra radyolojik görüntüleme altında bir iğne ile diske ulaşılır, sonrasında disk, radyo-opak bir madde ve daha sonra problemli diski endoskopik çıkarımda belirleyecek bir başka boya ile boyanır. Bu teknik sayesinde diskin sadece fıtıklaşmış parçası tanınır ve çıkarılır. İşlemin uygulanacağı tüp ve kamera, omurgada var olan anatomik boşluklarda ilerletilir ve fıtıklı bölgeye hiçbir dokuya hasar vermeden ulaşılır. Hastalar ameliyathaneyi ağrısız bir şekilde terkeder, ertesi yürür ve taburcu olur. Ağır iş dışında işe dönüş süresi 3 haftadır. Tüm bel fıtığı hastalarının yüzde 60-70’inde uygulanabilen bu teknikte açık cerrahide endişelenilen kilolu hastada da rahatlıkla uygulanabilir.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatında anatomik boşluklar kullanılarak hasarlı dokuya ulaşıldığından, çevre sağlıklı dokulara hasar verilmez.

    En az hasarla fıtığın çıkartılabilmesi, iş güç kaybının en aza indirilmesi, ameliyat sonrası hastanın ağrısının hızla azalması ve hızla günlük hayatına başlayabilmesi bu tekniğin önemli avantajlarıdır. Sonuç olarak tam kapalı bel fıtığı ameliyatı teknik olarak sağlıklı dokuların kesilmediği ve dolayısıyla buna bağlı olarak operasyon sonrasındaki beklentilerin çok daha iyi olduğu bir seçenektir.

  • Beyincik sarkması nedir? Tanıdan tedaviye bilinmesi gerekenler!

    Beyincik sarkması kafatasınan alt kısmındaki bir açıklıktan beyinciğin omurilik kanalına doğru sarkmasıdır. Ağır tiplerinde çocuklarda başka doğumsal anomalilerde birlikte görülür. Beyincik sarkmasının tıbbi adı Chiari malformasyonudur. Tip 1, 2, 3 ve 4 ayrı tipi vardır.

    Beyincik sarkmasıyaşamı tehdit eder mi? Beyincik sarkmasının en hafif tipleri ameliyat edilmeden izlenebilir. Hastada belirti ve bulgu yoksa bir tedaviye de gerek yoktur.

    Beyincik sarkmasının en önemli yan etkisi omurilik içerisinde kist gelişmesidir. Bu hastaların bacaklarında güçsüzlük, el kaslarında erime ve güç kaybı olabilir. Bu durum hastaların üçte ikisinde görülür.

    Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu Tip 1 de bir çok kişi kendisinde böyle bir anomalinin olduğunun farkında değildir. Bu hastaların çoğunluğunun hiçbir yakınması yoktur. Belirti ve bulgusu olmayan kişilerin tedaviyede ihtiyacı yoktur. MR incelemelerinde binde bir oranında görülür.

    Boyun ağrısı, baş ağrısı, denge sorunları, güçsüzlük, baş dönmesi, çift görme, yutma güçlükleri, yürüme güçlüğü, uyku apnesi, horlama görülebilir. Omurga eğrilikleride sıkça görülür. Omuz ve boyun ağrıları, kulak çınlaması sıkça bildirilir. Düzensiz kalp atımları bile bildirilmiştir.

    Klinik tablo çocukluk evresinde, ergenlikte çoğunlukla görülür. Ancak erişkinlerde de görülme sıklığı oldukça fazladır.

    Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu beyinciğin omurilik kanalına doğru sarkmasıdır. Dar bir bölgede beyin sapı ve omurilik sıkışır. Ayrıca beyin omurilik sıvısı dolaşımı bozulur. Bu da omurilik içerisinde kist oluşmasına –syringomyeli neden olur. Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli – boyun omuriliğinde olması durumunda el kaslarında erime gözüküyor.

    Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli – olması durumunda mutlaka beyincik sarkması açısından araştırma yapılmalıdır.

    Beyincik sarkması tanısı nasıl konulur?

    Kişinin yakınmaları ve muayene bulgularına ek olarak incelemeler yapılmalıdır. Beyincik sarkması Chiari Malformasyonu ve Omurilik içerisinde kist – siringomiyeli –tanı koymak için manyetik rezonans beyin ve boyun incelemesi ilk adımdır. Beyin omurilik sıvısı akımı ve dinamiği incelemesi çok önemlidir. Beyin omurilik sıvısı akımı ve BOS dinamiği BOS AKIM MR – SİNE MR ile incelenir. Ayrıca kraniyovertebral bileşke anomalisi var mı diye de araştırma yapılması gerekir. Bunun için kraniyovertebral bileşke direkt grafileri ve bilgisayarlı tomografi incelenmesi gerekir. Omurgada gelişebilecek deformiteler açısından skolyoz garfileride çekilmelidir.

    Beyincik sarkması tanısı ve BOS akım Mr incelemesi!

    Sine Mr veya BOS akım Mr incelemesinde beyin omurilik sıvısı sistolik ve diastolik dinamiği vardır. Chiari malformasyonlu ve ciddi foramen magnum darlığına yol açmış olgularda bu dinamik bozulur ve beyin omurilik sıvısı geçebildiği yerde “Jet akım” adıyla anılan yüksek hızda geçiş yapar. Ameliyattan sonra beyin sapı etrafında normal akım başlar.

    Beyincik sarkması Tedavisi?

    Beyincik sarkmasının tedavisi vardır. Tedavi edilmesi gereken olgularda ameliyat tek çözümdür. Ameliyatın hedefi sarkan beyincik kısmının omurilik başlangıcına yaptığı baskıyı azaltmaktır. Hastalarda birden fazla ameliyat gereksinimi doğabilir.

    Ameliyatta omurilik ve beyin sapını rahatlatacak kemik yapıların alınması ve beyincik ve omurilik zarının açılması gerekir. Bazen sadece kemik yapıların alınması bile yeterli olabilir. Ameliyatın adı foramen magnum dekompresyonudur. Foramen magnum kafatsının omurilik kanalına açılan açıklığının adıdır. Kafatasının bu açıklığının arka kısmı ve birinci omurun arka kısmı ameliyat ile alınır ve bu bölgenin genişlemesi sağlanır. Ameliyatın bundan sonraki sürecinde beyincik ve omurilik zarlarının açılması gelir. Dış zar duranın açılması yeterli olabilir. Ancak beyin omurilik sıvısı dolanımının sağlanamadığı görülürse iç zar araknoidde açılabilir. Bazı olgularda işlevsiz olduğu düşünülen sarkmış beyincik kısmı bile çıkartılabilir. Ameliyatın son kısmında bedenden veya sentetik alınmış bir yama ile beyincik-omurilik zarı – durayı kanalı genişletecek biçimde kapatmaktır.

    Ameliyatın amacı beyinciğin sarkmasına bağlı gelişen beyin sapı ve omurilik basısına bağlı gelişen nörolojik kötüleşmeleri ve beyin omurilik sıvısı dolanım bozukluğunun önüne geçmektir. Yapılan işlemin adı foramen magnum dekompresyonu ve “sisterna magna remodelling” dir.

    Ameliyattan sonra 2-3 gün arasında hastaneden çıkış yapılır. Hastaların büyük çoğunluğu bu ameliyattan yarar görür. Ancak bir grup hastada omurilik içi kistin kalıntı belirti ve bulguları sürer. Genellikle 1-2 yıl arasında beyin omurilik sıvısı özellikle omurilik içerisinde normalleşmeye başlar. Bunu BOS AKIM MR – Sine MR ile anlayabiliriz.

  • Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Ameliyat gerektiren fıtık hastalığının tedavisinde mikrocerrahi yöntemi uyguluyoruz. Bir yada daha fazla fıtık için uygulanabilir. Fıtığın olduğu bölgede 1-1.5 cm.’lik kesi yapılır, adaleler sıyrılır. Çok küçük bir kemik parçası alınır ve ardından da fıtık boşaltılır. Bu yöntemin avantajı, ameliyat bölgesinin yaklaşık bir karış üzerinde bulunan mikroskop. Görüntüyü büyüterek fıtık ameliyatı gerçekleştiriliyor.

    MİKROCERRAHİ İLE TEDAVİ SÜRECİ KISALIYOR

    Mikrocerrahi yöntemi, hastaya sağladığı avantajlar nedeniyle tercih ediliyor. Küçük bir ameliyat izi, dokunun çabuk iyileşmesi, operasyondan 6-8 saat sonra ayağa kalkılabilmesi ve 15-20 günlük istirahatın ardından hastanın sosyal hayatına devam edebilmesi bu avantajlardan bazılarıdır. Bu işlem genel anestezi ile yapılabildiği gibir kişinin sadece belinden aşağı kısmının uyuşturulduğu spinal anestezi ile de yapılabilir. Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir.

    MİKROCERRAHİ YÖNTEMİN AVANTAJLARI

    Kısa süreli hastanede kalış

    Ameliyat yeri ağrısının çok az olması

    Kan kaybı ve enfeksiyonun riskinin hemen hemen olmaması

    Nüks( tekrarlama ) riskinin hemen hemen olmaması

    Günlük yaşantıya ve iş yaşantısına çabuk geçilmesi

    MİKROCERRAHİ NASIL UYGULANIR

    Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir. Her iki durumdada ameliyat masasına yüzükoyun yatırılan hastada mikrodiskektominin uygulanacağı mesafe skopi kontrolü yaparak işaretlenir ve tetkikleri son kez gözden geçirilir. 1-1,5 cm lik cilt kesisi yapılarak, mikrodiskektomi ekartörü yerleştirilir, mikroskop altında omurilik, sinirler ve fıtık dokusu ortaya konularak , fıtık dokusu çıkarılır. Ciltaltı dokusu içten dikişlerle kapatılarak, ameliyat sonrası yara bakımı, pansuman gibi problemler ortadan kaldırılır. İşlemin uygulandığı tüm saha, cilt- ciltaltı- adeleler lokal anestezik uygulanarak, ameliyat sonrası hastada tam bir analjezi sağlanır. Ameliyattan 4-6 saat sonra hasta ihtiyaçları doğrultusunda ayağa kaldırılır, akşamüzeri , yada ertesi sabah evine gönderilir. 3 GÜN istirahat önerilen hasta, 2 gün sonra banyo yapabilir. 10.günden sonra hastaya günlük yaşantısına dönmesi ve egzersizlerine başlaması önerilir. Hasta 20. günde kontrole çağrılarak, gerekli yaşam tarzıyla ilgili bilgiler verilir.

  • Beyincik sarkması belirtileri ve ameliyatı

    Beyincik sarkması belirtileri ve ameliyatı

    Beynin arka bölgesinde beyincik dediğimiz yapının omurilik kanalına doğru sarkmasına beyincik sarkması denir. Bir diğer adı chari malformasyonu olan bu hastalık doğumsaldır. Yani sonradan oluşmaz ancak belirtileri yaş ilerledikçe ortaya çıkar.

    Chari hastalığında belirtiler yavaş yavaş kendisini gösterdiği için teşhis edilmesi de çoğunlukla tesadüfen olur. Genellikle iyi incelenen boyun fıtığı MR’ında teşhis edilebilir. Belirtilerin ortaya çıkmasında sarkmanın boyutu da önemlidir. Bazı hastalarda hiçbir belirti göstermediği için doktora gitme gereksinimi duyulmaz. Sarkmanın boyutu tedavi sürecini de belirler.

    Beyincik Sarkması Belirtileri

    Beyincik sarkmasının belirtileri, sarkmanın etkilendiği bölgeye göre değişir. Bazen omuriliği, bazen beyin sapını, bazen de beyinciğin kendisini etkileyebilir. Eğer beyinciğin kendisini etkiliyorsa denge problemleriortaya çıkar. Baş dönmesi, bulantı ve kusma da diğer şikayetler arasındadır. Eğer omurilik etkileniyorsa kollarda ağrı, uyuşma, güçsüzlük görülebilir. Beyin sapı etkilendiğinde semptomlar daha ciddi olabilir. Yutma güçlüğünden uykuda solunum durmasına kadar gidebilecek durumlarla karşılaşılabilir. Tüm belirtileri maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

    Kollarda yanma tarzında ağrılar,

    Ensede ağrı,

    Kollarda uyuşma ve güçlük,

    Sıcak-soğuk ayırt edememe,

    Denge kaybı,

    Baş dönmesi,

    Bulantı ve kusma,

    Yutkunma güçlüğü,

    Uykuda solunum durması.

    Beyincik Sarkması Ameliyatı

    Beyincik sarkmasının tedavisi sadece ameliyat ile yapılabilir. Herhangi bir ameliyatsız tedavi yöntemi yoktur. Ancak sarkmasının boyutu küçükse ameliyata gerek duyulmaz, sadece takip önerilir. Genellikle 10 mm’nin üzerindeki sarkmalarda cerrahiye başvurulur.Tabi ki hastanın şikayetleri, klinik muayene bulguları ve kistik genişleme varlığı da göz önünde bulundurulur. Hekim ameliyata karar vermişse bu karar uyulmalıdır. Çünkü hastalığın ilerlemesi kişinin yatağa mahkum olmasına ve hatta hayatını kaybetmesine neden olabilir. Bu yüzden beyincik sarkması hastalığı ciddiye alınması gereken bir hastalıktır.

    Beyincik sarkması ameliyatında mikrocerrahi yöntem tercih edilir. Bu sayede büyük kesiye gerek kalmaz, işin içine mikroskobun girmesiyle güvenli ve konforlu bir ameliyat gerçekleştirilmiş olunur. Baş ile ensenin birleştiği yerden küçük bir insizyonla girilir, orada bulunan kemik TUR cihazıyla genişletilir ve bölgenin rahatlaması sağlanır. Son teknoloji sayesinde risk oranı oldukça düşük, fayda oranı son derece yüksek bir operasyondur.

  • Hipofiz bezi nedir?

    Hipofiz bezi nedir?

    Hipofiz, beynin alt tarafında bulunan, çeşitli hormonlar salgılayan ve vücudun diğer salgı bezlerini adeta orkestra şefi gibi yöneten fasulye büyüklüğünde bir bezdir. Hipofiz bezinden 8 farklı hormon salgılanır. Bu hormonlar vücuttaki diğer salgı bezlerinin de çalışmasını sağlar. Prolaktin (süt salgılayan hormon), büyüme, TSH (tiroid hormonu üretimini sağlar) ve ACHT (böbrek üstü bezini uyaran hormon) gibi önemli hormonların salgılanmasında görevi olan hipofiz bezi iyi huylu kistlere maruz kalabilir. Hormonların doğru çalışmasını engelleyen bu kitlelere hipofiz tümörü denir. Hipofizdeki tümörler kanser özellikli değildir.

    Hipofiz Tümörü Belirtileri

    – Baş ağrısı

    – Görme sorunları

    – Adet düzensizlikleri

    – İktidarsızlık

    – Kısırlık

    – Büyüme

    – Cushing hastalığı

    – Yorgunluk

    – Değişken ruh hali

    Hipofiz tümörünün neden olduğu şikayetler kitlenin basısı ya da salgıladığı hormon nedeniyle olabilir. Hangi hormonda bozulma varsa hastanın şikayetleri de o doğrultuda değişir. Örneğin prolaktin salgılayan hipofiz bezi tümörlerinde adet kanamaları durabilir ve memeden süt gelebilir. Erkeklerde ise cinsel isteksizlik, baş ağrısı ve görme kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Büyüme hormonu salgılayan hipofiz tümörleri çocukların devleşmesine, yetişkinlerin ise el, ayak ve çenelerinin büyümesine neden olabilir. Adrenokortikotropik hormon salgılayan hipofiz tümörleri Cushing hastalığını ortaya çıkarabilir. Bu da kilo artışı, aşırı tüylenme, adet düzensizliği, yüksek tansiyon gibi belirtilere neden olabilir.

    Hipofiz Tümörü Tedavisi

    Hipofiz tümörlerinin tedavisinde ilaç, ameliyat ve ışın olmak üzere üç yaklaşım vardır. İlaç tedavisiyle aşırı hormon salgılanması kontrol altına alınabilir. Fakat ilaç bırakıldığında genellikle hormon salgılanması eski seviyeye döner. Bu yüzden hastanın ilacı hayatı boyunca kullanması gerekebilir. Ameliyatta ise amaç tümörün basısını kaldırmak ve kitleyi küçülterek ilave yapılacak ilaç tedavisinden daha iyi sonuç alınmasını sağlamaktır. Özellikle ACHT salgılayan hipofiz tümörleri mutlaka ameliyatla tedavi edilir. Büyüme hormonu salgılayan hipofiz tümörleri önce ameliyat edilir, eğer tam tedavi sağlanamazsa ilaç ya da ışın tedavisiyle desteklenir. Hiç hormon salgılamayan hipofiz tümörleri genellikle kitle etkisine bağlı görme kayıplarına yol açtıkları için öncelikle ameliyatla tedavi edilirler. İlaç tedavisiyle ve ameliyatla kontrol altına alınamayan ya da ameliyatla ulaşılması riskli görülen yerlerde bulunan tümörler ışın tedavisiyle tedavi edilir.

    Hipofiz Tümörü Ameliyatı

    Genellikle transsfenoidal yöntemle yapılır. Kafa tasında hiçbir kesi yapmadan, burundan girilerek gerçekleştirilen bu ameliyatın birçok avantajı vardır. Komplikasyon riski çok daha azdır, iyileşme süresi daha kısadır. Endoskopik ya da mikrocerrahi yöntemle yapılabilir. Küçük aletlerle burun deliğinden girilir ve sfenoid kemiğinin içinden tümöre ulaşılır. Beyne hiçbir şekilde müdahale edilmez. Bazı durumlarda transsfenoidal yöntem yetersiz kalabilir ve kafa tasının açılması gerekebilir.

  • Boyun fıtığı tanısı, ameliyat yöntemleri

    Boyun fıtığı tanısı, ameliyat yöntemleri

    Boyun fıtığı 30-40 lı yaşlarda sık görülen boyun ve kol ağrılarının sık olduğu bir hastalıktır. Hastalarımızın büyük bir kısmı ileri derecede tekrarlayan zorlayıcı hareketler neticesinde ( kanepe kenarında uyuma, yüz üstü yatma, saatler boyu süren boyun eğik vaziyette bir işle meşgul olma gibi ) veya ani gelişen kaza, darbe gibi durumlarda oluşur. Çoğu zaman hastalarımızda semptomlar sabah uyanırken şiddetli boyun ağrısı şikayeti ile başlar. Oluşan boyun fıtığı, hastalarımızda boyun sinirlerine basarak boyunda ağrı ve/veya kollara inen ağrı olur. Bu fıtığın omurilik basısının şiddetine ve süresine göre değişen dönemlerde ağrı sonrasında kolda kuvvetsizlik, kaslarda zayıflama ve ellerde kolda uyuşma gözlenir. Hastalarımızda boyun hareketleri ile şiddetli ağrılar olur ve boyut hareket kısıtlılığı görülür. Eğer bir hastada bu semptomlar varsa dikkatli bir muayene sonrasında boyun emarı ( Servikal MR ) çekilmeli ve tanısı konulmalıdır. Ayrıca hastalarımızın çekilen emarı sayesinde boyun fıtığı ile karışan hastalıkların ( örneğin omurilik tümörü gibi ) bir kısmı ilede ayırıcı tanısı yapılmış olacaktır. Tanı sonrasında fıtığın durumuna göre hastalarımıza ağrı kesiciler, istirahat, boyunluk, fizik tedavi ve ameliyat önerilebilir. Ameliyat önerilen hastalara ameliyat hakkında geniş bilgi verilmesi gerekmektedir. Ameliyat; çoğunlukla hastaların boyun ön kısımından, az bir kısmındada boyun arka kısımından yapılmakta. Hastalarımıza mikroskopla yani mikrocerrahi ile ameliyatı gerçekleştirilmekte. Mikrocerrahi yöntemle fıtık çıkarılarak sinir rahatlatılmaktadır. Genellikle o bölgeye tekrar kemikleşme sağlanması ve omurga mesafesinin daralmaması için için kemikleşebilen meteyal konulmaktadır. Hastalar ameliyat sonrası boyunlukla kaldırılarak operasyonun ertesi günü sağlıklı bir şekilde evlerine gönderilebilir.

  • Beyin tümörü nedir, ameliyatı nasıl yapılır ?

    Beyinde yerleşen tümörlerin çoğu kanser değildir, yani vücudun başka bir yerine atlamazlar, yani tıbbi tabiri ile “beyin tümörü” metastaz yapmaz. Ancak ilginçtir, beyinde görülen tümörlerin çoğu aslında kanserdir, çünkü vücudun başka bir yerinden gelmişlerdir; yani metastazdırlar. Vücudun diğer bölgelerinden farklı olarak, beyin tümörlerinin ilk tedavisi daima cerrahidir. Çünkü beyin tümörü kapalı bir kemik kutu olan kafatasının içinde büyüdüğünden beyni ezmeye başlar. Yani tümör sadece saldığı kimyasal maddeler nedeni ile değil, sadece fiziksel itme etkisi ile de ölümcüldür. Tabii ki beyin cerrahı, yapılacak ameliyatın riskleri ile elde edilecek yararı tartarak bir karar verecektir; ancak nöroşirürji uzmanı ameliyat kararı verdikten sonra olacak zaman kayıpları, hastanın geri kalan kaliteli ömründen çalınacaktır. Üstelik beyin tümörlerinin huyu, yani ne denli tehlikeli oldukları sadece MR tetkikleri ile anlaşılamamaktadır; bu yüzden de tümörün detaylı olarak incelenebilmesi için ameliyatla çıkarılması zorunludur. Tüm beyin tümörleri kötüdür ama bunların kendi arasında, daha da kötü huylu olanları vardır. Şöyle ki, beyni oluşturan sinir dokusu hücrelerinin, doktorların “nörom” dediği tümörleri ile; sinir hücrelerini taşıyan-besleyen destek dokusu hücrelerinin, doktorların “gliom” dediği tümörlerinin daha kötü huylu olduklarını biliyoruz.

    Kötü huylu beyin tümörü derken, söz konusu tümörlerin ameliyatla çıkarılsalar bile asla tümünün çıkarılamadığını ve kalan hücrelerin yeniden tümör oluşturduğunu; yani hastanın tekrar tekrar beyin tümörü ameliyatı olmak zorunda kaldığını kastediyoruz. Peki o halde hastayı niye ameliyat ediyoruz? Birincisi, tümörün daha da büyüyerek hastayı öldürmesini engellemek, yani hastaya zaman kazandırmak için. İkincisi, tümörü çıkarıp daha ileri incelemelere tabi tutarak hastaya faydası olabilecek ilaç ve ışın tedavilerini belirlemek; yani hastanın tedavi şansını artırmak için. Kimi zaman ameliyattan önce kötü huylu olduğunu düşündüğümüz bir tümörün aslında iyi huylu olduğu ameliyattan sonraki incelemelerde ortaya çıktığında; hastanın hayatı kurtuldu diye çok seviniyoruz.

  • Platin ameliyatı nedir?

    Omurları arasında anormal bir hareketlilik, yani instabilite olduğu hareketli röntgen filmleri ile tespit edilen hastalara uygulanan ve halk arasında platin ameliyatı da denen bu ameliyatlara doktorlar arasında “enstrümentasyonlu füzyon” denir. Ağrılı omurga kemiklerine vidalar ve benzeri metal cihazlar yerleştirilerek, kemiklerin birbirine kaynatılması ve dolayısı ile omurga hareketinin dondurulması-durdurulması yöntemi ile ağrının tedavi edilmeye çalışıldığı çok ciddi ameliyatlardır. Gerek belde olsun, gerek boyunda olsun bu ameliyatlara karar verirken; ameliyatı yapacak olan cerrahın deneyimli bir cerrah olmasının sağlanması ve de diğer tüm cerrahi seçeneklerin bütünüyle anlaşılması gereklidir.

    Bu ameliyatlarda sonuç olarak omurga kemiklerinin birbirine kaynaması hedeflendiğinden; kimi zaman kemik bankalarından, kimi zaman da hastanın kendi vücudunun başka bir bölgesinden elde edilen kemikler de ameliyat sırasında hastaya yerleştirilmektedir. Söz konusu ameliyatlar geri dönüşü olmayan ameliyatlardır, yani bir kere bu ameliyatlarla başarılı olunamazsa; hastanın tekrar yapılacak bir ameliyatla yakınmalarının rahatlatılması hemen hemen mümkün olmamaktadır. Ayrıca kemiklerdeki kaynama normal bel hareketlerine izin vermez ve buna bağlı olarak komşu kemiklerde ve komşu disklerde uzun vadede yeni sorunlar ortaya çıkar. Bu yüzden, aman dikkat…

  • Mikrocerrahi nedir? Mikro diskektomi nedir ?

    Mikrodiskektomi, bel ve boyun fıtığı ameliyatlarının mikrocerrahi ile yapılması yani “mikroskobik diskektomi” anlamına gelir. Bunlar aslında açık cerrahiler yani narkoz altında ve hastanın derisi kesilerek yapılan ciddi ameliyatlardır. Ancak çok düşük denebilecek risklerle yapılan, yani ameliyat mikroskobu ile sağlanan daha detaylı bir görüş ve daha etkili bir aydınlatma altında yapılan mikroskobik ameliyat şeklinde; hastanın cildindeki çok küçük kesilerden girilerek yapılabilen bu ameliyatlar, aslında çevre dokulara daha az zarar verilerek yapılan ve dolayısı ile enfeksiyon benzeri sorunların daha az görüldüğü ameliyatlardır.

    Bu ameliyatlar sayesinde hem hastanın ameliyattan sonra çok kısa bir süre içinde hastaneden çıkıp normal yaşamına dönmesi mümkün olmakta, ve hem de ameliyat sonrası yaşam kalitesinde hiç bir değişiklik olmaması sağlanabilmektedir.

  • Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Bel fıtığı: ameliyat olmalı mıyım?

    Hemen hemen her insan, hayatının bazı dönemlerinde bel ağrısından yakınır. 45 yaş altı çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan, sakat bırakan en sık neden bel ağrısıdır.

    Bel ağrısının en sık karşılaşılan sebebi, belin ve vücudun yanlış kullanımına ve kötü duruşa bağlı yumuşak doku zorlanmasıdır. Beli en çok zorlayan hareketler; dizleri bükmeden öne eğilmek, ağır kaldırmak, kalçalar sabitken beli, kalçayı veya gövdeyi döndürmektir.

    Bel Fıtığı Nedir?

    Omurga kolonunu oluşturan ve her birine omur denilen kemik yapıların arasında düz ve yuvarlak, disk denilen; su ve kıkırdaktan oluşan, jelatinöz kıvamda, çevresi bir zarla sağlamlaştırılmış elastik yastıklar vardır. Kolon şeklinde üst üste dizilen omurlar ve aralarındaki yastıklar vücut ağırlığını taşıyabilmemizi sağlarken, aynı zamanda, omurilik ve sinirleri koruyucu bir zırh görevi de üstlenirler. Yaş ilerledikçe kemiklerin ve bel kaslarının kuvvetinin azalmasıyla birlikte bu yastıkların su içeriği ve elastikiyeti de azalarak kolaylıkla hasar görebilir hâle gelebilir.

    Travma, ağır yük kaldırma, belin aşırı zorlanması veya duruş bozuklukları, bu yastıkları çepeçevre saran kapsülün aşınarak küçük yırtıklar oluşmasına neden olabilir. Günün birinde bele aşırı yüklenme, zaten zayıflamış olan bu yastıkların ortasındaki jelatinöz kıvamındaki materyalin omurilik kılıfı ve sinirlere doğru fıtıklaşması ve baskı yapmasıyla sonuçlanır. Bu tabloya ‘bel fıtığı’ denir.

    Bel Fıtığı Belirtileri

    • Bazen sadece bel ağrısı

    • Bel kaslarında spazm

    • Bacaklarda tek taraflı veya iki taraflı ağrı ve/veya his kusuru

    • Bacaklarda değişik kas gruplarında kuvvet kaybı

    • İdrar ve/veya dışkı kaçırma, seksüel bozukluklar

    • İlerlemiş vakalarda bacak kaslarında erime, incelme

    Bel Fıtığında Bacak Ağrısının Özellikleri

    • Bel fıtıklarında bacak ağrısı genellikle tek taraflıdır.

    • Aniden başlar veya giderek artar.

    • Ağrı devamlıdır veya zaman zaman şiddeti azalabilir.

    • Öksürme, hapşırma, uzun süre ayakta durmayla ağrılar artabilir.

    • Yürümekle veya bele verilen değişik pozisyonlarda ağrılar azalabilir.

    Bel Fıtığının Teşhisi

    Genellikle hastanın öyküsü, yürüyüşü, ağrının başlangıcı, seyri ve dikkatli bir muayeneyle teşhis konulabilir. Ancak kesin teşhis ve diğer hastalıklardan ayırt edilebilmesi için laboratuvar tetkikleri, röntgen, tomografi ve/veya Manyetik Rezonans (MR) tetkiklerinin yapılması gerekir.

    Bel fıtığı tedavisinde başlıca amaç şunlardır:

    • Bel, bacak ağrıları, uyuşukluk ve güçsüzlüğü tedavi ederek düzeltmek

    • Hastayı; işini ve diğer fiziki etkinliklerini yapabilir hâle getirmek

    • Hastalığın tekrarlamasını ve bele daha fazla zarar vermesini önlemek

    Başlangıçtaki şiddetli ağrılar zamanla azalır ve hastaların %50’si ilk 1 ay içerisinde iyileşirler. Büyük çoğunluğu da 6 ay içerisinde düzelirler. Hastaların sadece %10’unda cerrahi girişim gerektiren ciddi belirtiler ve muayene bulguları vardır.

    Ne Zaman Ameliyat Gerekir?

    Bel fıtığı olan hastaların sadece %5-10’unda ameliyat gerekebilir.

    Cerrahi tedavinin amacı; bel fıtığının sinir elemanları üzerindeki bası etkisini ortadan kaldırarak fonksiyon kaybının önlenmesi ve/veya kaybedilmiş fonksiyonun geri getirilmesidir.

    • 4 haftadan uzun süren, ilaç tedavisi ve istirahat ile düzelmeyen inatçı bacak ağrısı (Siyatik ağrısı) varsa,

    • Muayenede bacakta güç kaybı ve uyuşukluk varsa,

    • İdrar ve büyük abdest yapamama veya kaçırma varsa (Özellikle bu durum acil cerrahi girişim gerektirir. Hasta saatler içerisinde ameliyat edilmediği takdirde kalıcı hasarlar meydana gelebilir. Bu hastaların ilk 48 saat içerisinde ameliyat edilirlerse %100’ü düzelirken, 48 saat sonra başvuran hastaların %65’i düzelmeyebilir ve kalıcı hasarlar meydana gelebilir.)

    • Manyetik Rezonans(MR) görüntülemede sinire ve/veya omuriliğe bası yapan bel fıtığı tespit edilmişse cerrahi tedavi gerekir.

    Cerrahi Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

    Mikrocerrahi Diskektomi: Günümüzdeki en popüler yöntemlerden biri olup; mikroskop yardımıyla sinir dokularını normal gözün görebildiğinden daha büyük görüntüleyerek, mirocerrahi aletlerle yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca avantajları; ameliyatın küçük bir cilt kesisiyle üç boyutlu görüntüleme altında sinir ve etraf dokulara minimal hasar verilerek yapılabilmesidir.

    Mikroendoskopik diskektomi; video-kamera eşliğinde, çok küçük bir cilt kesisiyle bel kasları arasından yerleştiren tüpler içinden geçirilen mikrocerrahi aletler ile yapılan ameliyat tekniğidir. Başlıca dezavantajları; iki boyutlu görüntü altında ve küçük bir bölgede işlem yapılırken bazen fıtık parçasının hepsinin çıkarılamaması veya sinir elemanlarına baskının ortadan kaldırılamaması ihtimalidir. Mikrocerrahi diskektomiye karşı bir üstünlüğü yoktur. Hatta dezavantajları da bulunmaktadır.

    Klasik Laminektomi-Makrodiskektomi Ameliyatları: Bel fıtığı cerrahisinde 1930’lu yıllarda uygulanmaya başlanan, günümüzde ise neredeyse terk edilmiş klasik ameliyat yöntemidir. Mikroskop kullanılmadan yapılır. Cilt kesisinin daha büyük olması, sinir ve etraf dokulara zarar verme ihtimali, iyileşme ve rehabilitasyon süresinin uzun olması nedeniyle günümüzde modern nöroşirürji kliniklerinde uygulanmamaktadır.

    Ameliyat Nasıl Yapılır?

    Mikrocerrahi diskektomi dediğimiz teknik günümüzdeki en popüler ameliyat yöntemidir. Bu ameliyat genel anestezi veya gerekirse hasta uyutulmadan spinal, epidural anestezi atında yapılabilir. Belde fıtığın olduğu bölgede küçük bir cilt kesisi yapılır. Fıtığa ulaşabilmek için çok az miktarda kemik alınarak mikroskop yardımıyla ameliyat bölgesi 25-40 kat büyütülür ve sinir dokulara zarar vermeden fıtık çıkarılarak ameliyat sonlandırılır. Hastalar 4-6 saat sonra ayağa kaldırılarak yürütülür; aynı gün veya ertesi gün de taburcu edilir.

    Bel Fıtığı Ameliyatlarının Riskleri Nelerdir?

    Yukarıda kısaca bahsedilen mikrocerrahi diskektomi günümüzde en fazla tercih edilen yöntem olup genellikle hastalar tarafından iyi tolere edilir. Hasta memnuniyeti % 90’ın üzerindedir. Ancak az da olsa ameliyat sırasında sinir dokusu hasar görebilir, nüks ihtimali vardır, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde ikinci kez ameliyat olmayı gerektirebilen aşırı nedbe dokusu gelişebilir.

    Ameliyatın Sonuçları Nelerdir?

    Bel fıtığı şikâyeti olan ve ameliyat olması gereken hastalar doğru zamanda ve uygun cerrahi yöntemlerle ameliyat edildikleri takdirde başarı oranı %90-95’tir. Ancak, ameliyat olması gerektiği hâlde ameliyat olmayan ve 3-6 ay sonra daha ağır şikâyetlerle başvuran hastalarda tedavinin başarı oranı daha düşüktür. Bu hasta grubunda ameliyat sonrasında bacaktaki his kusurları ve kuvvet kayıpları tam olarak düzelmeyebilir. Ayrıca, geç ameliyat olan hastalarda işine gücüne dönememe ihtimali daha fazladır.

    Bel Fıtığından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

    • Günlük yaşam ve iş ortamında belinizi doğru kullanın.

    • Ayakta ve otururken duruşunuza dikkat edin.

    • Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın.

    • Doğru uzanın, doğru dönün, öne eğilirken doğru eğilin.

    • Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Yatağa doğru şekilde uzanıp kalkın.

    • Düzenli egzersiz yapın.

    • Kondisyonunuzu iyi tutun.

    • Risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.