Etiket: Ameliyat

  • Kasık fıtığı belirtileri ve tedavisi

    Çocuğunuzun yumurtalıkları anne karnındayken, kendi karınlarında oluşur ve doğuma yakın kasık kanallarından geçip torbalara inerler, onlar geçtikten sonra kasık kanalları kapanır. Kapanmazsa, karın içi basıncı arttığında, karın içindeki organlar erkeklerde daha çok bağırsaklar, kızlarda da overler, bu kanala doğru ilerlerler; buna kasık fıtığı denir.

    Prematürite (erken doğum), düşük doğum ağırlığı, ailede kasık fıtığı hikayesi, hidrops, asit, ventriküloperitoneal şantlar, bağ dokusu hastalıkları kasık fıtığı için zemin oluşturabilir.’’

    Kasık fıtığının belirtileri aşağıdaki gibidir;

    Çocuk ağladıkça, öksürdüğünde veya ıkındığında, fazla aktivite yaptığında kasık bölgesinde bir şişlik belirir. Çocuk gevşediğinde, uzanırken ya da uyurken, veya elinizle bu şişliğin üzerine yumuşakça bastırdığınızda şişlik “guluk” diye bir gaz sesi çıkararak kaybolur. Bu fizik muayene bulgusu tanı için yeterlidir.Şişlik belirginleşip kaybolabilir. Bu yüzden kısa süre sonra yaptığımız kontrollerle fizik muayeneyi tekrarlamamız gerebilir. Bu durumda da fıtığı tespit edemezsek, ultrasonografiye başvurmak gerekebilir.

    Gerek fizik muayene gerekse ultrasonografi ile kasık fıtığı tespit edildiğinde tek tedavi cerrahidir. Teşhis konulduktan kısa bir süre sonra ameliyat planlanır. Eşlik eden daha ciddi bir hastalık durumunda, bebek prematürse veya diğer organ sistemleriyle ilgili daha önemli bir anomali mevcutsa ameliyat kontrollü olarak ertelenebilir.

    Genellikle aileler çocuğumuz küçük, biz bu ameliyatı çocuk büyüyünce yaptırsak gibi bir düşünceye sahip olabiliyorlar. Bu durum daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Kasık fıtıklarının, ameliyat edilmediği takdirde, %5-18 inkarserasyon veya strangulasyon (boğulma) riski vardır. Çocukta karın ağrısı, kusma, kasıktaki şişlikte sertleşme, morarma görülebilir. Bunlar, karın içi organların (ince barsak, kolon, omentum, apendiks, over) fıtık kesesi içinde sıkıştığına işaret eder. Ve acil cerrahi girişim gerektirir. ‘’

    Her 100 çocuktan ortalama ikisinde kasık fıtığı görünmektedir. Kasık fıtığına %80-90 gibi bir oranda erkek çocuklarında rastlanmaktadır. Kasık fıtığı tek sağ ya da tek sol tarafta olabileceği gibi %10 gibi bir oranda her iki tarafta da saptanabilmektedir. Prematüre bebeklerde görülme sıklığı normal kilolu bebeklere göre üç kat daha fazladır. Bu rahatsızlıkların üçte birinin tanısı ilk 6 ay içerisinde konulmaktadır.

    Tüm toplumlarda çocukluk döneminde kasık fıtığı görülme sıklığı yüzde 4 oranındadır.

    Kasık Fıtığında Tedavi Yöntemleri;

    Karın içi organlarının sıkışarak boğulması riskini engellemek için mümkün olan en kısa sürede fıtık ameliyat ile onarılmalıdır. Prematüre bebeklerde anestezinin risk taşıma ihtimali nedeniyle bir iki ay beklenebilir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Kasık bölgesinde çok küçük bir kesi yapılır, fıtık kesesi onarıldıktan sonra cilt kesisi eriyen dikişlerle kapatılır. Kesinin üstü küçük bir pansumanla kapatılır. İşlem sırasında ameliyat bölgesine uzun etkili uyuşturucular kullanıldığı için ameliyat sonrası ağrı kontrol altındadır.

    Kasık fıtığının cerrahi dışında herhangi bir tedavi alternatifi yoktur.

    Kasık fıtığı onarımı günübirlik ameliyatlar kategorisindedir. Çocuk aç karnına ameliyat için hastaneye başvurur, ameliyatını olduktan 3 saat sonra yemeğini yer, aynı gün içerisinde taburcu olur. Hastanede kalmasına gerek kalmamaktadır.

    Ameliyat öncesi ve sonrası dikkat edilmesi gerekenler:

    Prematüre ve yeni doğan bebekler dışında ameliyattan kısa süre sonra çocuklara sulu gıda başlanır ve evlerine gönderilir. Genellikle aktivite kısıtlamasına gerek yoktur. Daha büyük çocuklarda ağır spor aktivitelerinden kaçınma önerilir. Ameliyat bölgesinde ve torbada işleme bağlı şişlikler olabilir, normalde bu şişlikler 1-2 ay içinde yavaşça kaybolur

    Kasık fıtığı ameliyatlarında başarı oranı ve tekrar ortaya çıkma riski :

    Uzun süreli takipte fıtığın tekrarlaması çok nadirdir. Ancak bazı bağ dokusu gibi hastalık gruplarında ve prematürelerde tekrarlama görülebilir. Tek taraflı kasık fıtığında karşı tarafta sonradan fıtık çıkabilir. Özellikle sol tarafta kasık fıtığı varsa sağ tarafta çok yüksek oranda fıtık ortaya çıkabilir. Bu durumda yeniden ameliyat zorunludur. Uzun süre izlemde hem görsel hem de işlevsel olarak herhangi bir sorun ortaya çıkmamaktadır.

    Su fıtığı da denilen ( hidrosel ) ise; kasık kanalı doğumdan sonra kapanmaz, ancak sadece karındaki sıvının geçmesine müsaade edecek kadar daralmış olarak kalırsa buna “su fıtığı” (hidrosel) denir. Tipik olarak çocuğun torbasında hareketle artıp azalan bir kitlesi vardır. Dışarıdan gri-mor gözükebilir. Kasık kanalındaki bu küçük açıklık 2 yaşına kadar kendiliğinden kapanabileceğinden, su fıtıklarının 1 yaşından önce ameliyat edilmelerine gerek yoktur. Ama testisi sıkıştıracak kadar büyük boyutta olan hidrosellerde ameliyat erkene çekilebilir. Su fıtığının iğneyle boşaltılması söz konusu değildir. Çünkü bu su tekrar birikecektir ve boşuna çocuğunuzun testisi enfeksiyon riski altında kalmış olur. 1,5-2 yaştan sonra devam eden su fıtıklarının ameliyat, kasık fıtıklarıyla aynıdır.

  • Anorektal malformasyonlar ( anal atrezi)

    Anal atrezi yenidoğan döneminde tespit edilip makatın kapalı olması anlamındaki doğuştan olan bir anomalidir. Sadece makatın cilde açılmamasından, ağır idrar yolları ve genital anomaliye kadar bir yelpaze şeklinde çok değişik tiplerdedir. Tipine göre tedavi şekil(ler)i değişebilir. Bu tiplendirme beslenme kanalının son kısmı olan anüsün normalde makat olması gereken yere ne kadar uzak olduğuna, kalın bağırsağın içeride neresi ile bağlantılı olduğuna göre yapılır. Aynı şekilde bu tiplendirmeye göre hastalarda eşlik eden diğer doğuştan anomaliler olabilir. Basit tipteki hastalar bir ameliyatla normal hayatlarına dönerken daha karışık hastaları bir dizi ameliyatlar beklemektedir.

    Alçak tip hastalıkta makat, genel anestezi altındaki tek bir ameliyatla oluşturulur ve hasta genellikle normal hayatına çok kısa bir süre içinde döner.

    Komplike hastalıkta işler daha karmaşıktır, neredeyse tüm olgularda bağırsak ile idrar kanalı veya kızların cinsel bölgeleri arasında bağlantı vardır. Bu hastalarda öncelikle:

    Kolostomi yapılması: Bağırsağın karından dışarıya açılarak dışkının buradan vücut dışına atılabilmesini sağlayacak ameliyat uygulanır. Bu arada bahsedilen bağırsak-idrar yolu/cinsel bölge arasındaki bağlantının, enfeksiyon riskini arttıran, sürekli dışkı ile bulaşından kısmen de olsa korunması sağlanır. Bu hastalar dışkılarını bir süre karınlarına yapıştırılan torbanın içine yaparlar.

    Düzeltici ameliyat: Çocuğunuzun gelişimi, ek anomalileri ve hastalığının tipine göre doktorlar tarafından uygun olduğu düşünülen zamanda (bu süre genellikle 2-3 ay arasıdır) “düzeltici ameliyat” ile hem bağırsak-idrar yolu/cinsel bölge arasındaki bağlantı yok edilir hem de yukarıda kalmış bağırsaklar aşağıya doğru çekilir ve aslında olması gereken yerde makat oluşturulur. Hasta bundan sonraki ameliyatına kadar makat genişletme programına alınır.

    Kolostomi kapatılması: Düzeltici ameliyattan yaklaşık iki ay sonra “kolostomi kapatılması” ameliyatı ile karına açılmış olan bağırsak dolaşımı tekrar karın içinden olacak şekilde sağlanır, hasta artık dışkısını bir önceki ameliyatla oluşturulmuş makatından yapabilecektir.

    Bu hastalarda sonucun başarısı hastanın anatomik yapısına, varsa eşlik eden diğer hastalıklarına ve aile-hasta uyumuna (kolostominin yıkanması, genişletme programına uyum) bağlıdır. Ameliyatın süresi normal şartlar altında 2-5 saat arasında olup ameliyatın seyrine ve hasta faktörlerine bağlı olarak bu süre değişebilir. Başarı şansı ise hastadan hastaya, kör sonlanan barsağın makattan uzaklığına ve hastada görülen ek anomalilerin varlığı ve şiddetine göre değişmekle birlikte yaklaşık %30-90’dır. Ameliyatta sonra hasta klinikte yaklaşık 2-7 gün arasında izlenir. Bu süre içerisinde hasta ağızdan beslenemeyebilir ve total parenteral beslenme (TPN) uygulanır.

    Erkeklerde en sık görülen genital anomali inmemiş testis ve hipospadiastır. İnmemiş testis ameliyatı hayatın ilk yılı içinde yapılmalıdır. ARM onarımı sırasında en sık cerrahi girişim nedeni yüksek dereceli VUR’lerdir, bu hastalarda subüreterik enjeksiyon iyileşme sağlamaz ve en etkin tedavi yöntemi üreteroneosistostomidir.

    Spinal anomaliler içinde en sık cerrahi girişim nedeni tethered korddur (gergin kord sendromu). Özellikle sakrum ve spinal anomali birlikteliği üriner inkontinans olasılığını arttırır. Asemptomatik hastalarda tethered kord için ameliyat endikasyonu ve tethered kord onarımının fekal inkontinansa etkisi tartışmalıdır.

    İyileşme süresinde ve uzun dönemde karşılaşılabilecek problemler:

    Kolostomi ucunun tekrar karın içine kaçması.

    Aşağı indirilen bağırsağın yukarı kaçıp, makatın kapanması.

    İdrar yollarında darlık, tıkanma.

    Yeni oluşturulan makatta darlık.

    Kolostomi yıkanması ve makat genişletme programında hasta uyumsuzluğu

    Anomalinin tipine göre değişen oranlarda

    İstemli bağırsak hareketlerinin olmaması,

    Az ya da çok kaka kaçırma,

    İdrar kaçırma,

    Kabızlık: Ameliyat ne kadar başarılı olursa olsun bu hastalarda ciddi bir sorundur.

    Geç Dönem Beklentiler ve Sorunlar:

    Anorektal malformasyon hastalarında 5 yaşın üstünde en sık başvuru nedeni dışkı ve idrar kaçırmadır. Dışkı alışkanlığı 3-5 yaş aralığında barsak eğitim programı ile sağlanmalıdır. Anorektal malformasyonun tipi, cerrahi onarım ve sonrası seyir, sakrum ve spinal anomaliler dışkı ve idrar kaçırma üstünde etkili değişkenlerdir.

    Ameliyat öncesi distal kolostogram (ilaçlı film) ile ARM tipi belirlenmelidir. Kolostomi yapılmadan başarısız onarımı, ameliyatla anüsün tam yerine getirilememesi, darlık gelişmesi, rektoüriner fistül veya Currarino Triadının tanısı olmadan onarımı, barsağın başarısız bir şekilde indirilmesi en sık yeniden ARM onarım nedenleridir.

    Tedaviye dirençli kabızlık olgularında Hirschsprung hastalığının birlikte bulunma olasılığı çok düşüktür ve rektal biyopsi alınması öncelikli olmamalıdır.

    Barsak eğitim programında dışkının 24 saat boyunca dışkı kaçırmadan birikimi ve istemli barsak hareketi veya lavman ile tam boşalımı sağlanmaya çalışılır. Dışkı kaçırma değişik oranlarda olabilir. Lavman içeriğinin ve laksatif dozunun ayarlanması gerekir. Dışkı ve idrar kaçırma tedavisi için lavman ve temiz aralıklı kateterizasyon tedavisi verilen ve başarı sağlanan hastaların bir kısmı takipte tedaviyi bırakarak inkontinan olmaktadır. Barsak eğitim programında başarının arttırılması için hasta izlem ve iletişiminin daha sık yapılması gereklidir.

  • Bebek ve çocuklarda kasık fıtığı-inguinal herni

    Anne karnında erken dönemlerde testisler (yumurtalıklar) böbreklerle aynı seviyededir. Çocuk, anne karnında büyüdükçe testisler de aşağı normal yerlerine inmeye başlarlar. Altıncı ayda karın dışına çıkarlar, son ayda ise kasık kanalından geçerek skrotuma (yumurtalıkların bulunduğu torbaya) inerler. Testislerin inişi tamamlandıktan sonra kasık kanalı kapanır. Eğer kasık kanalı kapanmaz ve buradan bağırsak, kızlarda yumurtalıklar gibi karın içi organlar kasık kanalına ve skrotuma inerse kasık fıtığı (inguinal herni) ortaya çıkar.

    Hangi çocuklarda kasık fıtığı görülür?

    Kasık kanalı normal popülasyonda %20 oranında açıktır. Fakat bu insanların hepsinde kasık fıtığı olmaz, yalnızca %15’inde kasık fıtığı meydana gelir. Kasık fıtığı zamanında doğuş bebeklerin %1-4’ünde görülür. Erken doğan çocuklarda kasık kanalının kapanması için zaman yeterli olamayacağından kasık fıtığı görülme sıklığı daha yüksektir. Prematüre bebeklerde % 15-40 oranında görülmektedir.

    Kasık fıtığının belirtileri nelerdir?

    Karın içi organlar, ıkınma, öksürme, ağlama ve yüksekten atlama gibi karın içi basıncı artıran durumlarda açık olan kasık kanalından aşağı inerler. Kasıkta şişlik ortaya çıkar. Şişlik zamanla kasıktan skrotuma doğru artarak ilerler.

    Kasık fıtığında neden şişlik olur?

    Kasık fıtığında erkeklerde bağırsaklar, omentum (bağırsakların üzerini örten yağ tabaka), apendiks ve mesane duvarı kasık kanalından aşağı inerken, kız çocuklarında ise daha çok over (yumurtalık) kasık kanalından aşağı iner. Bu organların fıtık kesesi içinde belirmesi şişliğe neden olur. Bu şişlik bebek ağladığında, öksürdüğünde veya karın içi basıncı artıran diğer durumlarda daha belirgin olur. Şişlik genellikle karın içi organların normal yerlerine dönmesi ile kendiliğinden kaybolur. Zamanla bu şişlikler daha sık ortaya çıkar ve daha uzun süre kalırlar.

    Kasık fıtığının sıkışması nedir?

    Kasık fıtığı olan çocukların % 10’unda fıtık kesesi içine girmiş olan organlar burada sıkışır ve karın içine dönemezler. Bu duruma fıtık boğulması (inkarserasyon) denir. Kasıkta şiddetli ağrı ve morarma olur. Bulantı, yeşil renkli kusma ve karında şişkinlik ortaya çıkar. Kasıkta sıkışan organ elle usulüne uygun olarak bastırılarak karın içine geri döndürülmelidir (fıtık redüksiyonu). Eğer sıkışan organ geri döndürülemez ise kan dolaşımı bozulur ve gangren olabilir (strangülasyon). Strangülasyon tedavi edilmez ise ölüme sebep olabilecek acil bir durumdur. Acil olarak ameliyata alınmalıdır. Çocuk ne kadar küçükse fıtık boğulma riski de o kadar artar. Yani fıtık zamanında önlem alınamazsa hayati tehdit edebilecek kadar ciddi sonuçlara sebep olabilir.

    Bebek ve çocuklarda kasık fıtığının tanısı nasıl konulur?

    Genelde anneler kasık bölgesinde tekrarlayan şişlik olduğunu belirtirler. Bu şişlik ağladığında belirginleşir ve sıkışmamışsa sustuğunda azalır ya da kaybolur. Kasıktaki şişlik elle yukarı ve dışa doğru bastırınca kayboluyorsa fıtık tanısı konur. Bazen doktor bu şişlik muayene esnasında belirginleşmeyebilir. Bu durumda ailenin şişliğin belirgin olduğu zaman fotoğraf çekmesi istenir. Genellikle başka bir tetkike gerek yoktur.

    Kasık fıtığının tedavisi nedir?

    ÇOCUKLARDA KASIK FITIĞI ŞARTLARIN UYGUN OLDUĞU EN KISA ZAMANDA AMELİYAT EDİLMELİDİR.

    Çocuk ve bebeklerde kasık fıtığının tedavisi Genel Anestezi altında ameliyattır. Kesinlikle kasık bağı ile veya ilaçla tedavisi yoktur. Beklemekle kendiliğinden düzelmez. Normal kasık fıtığı acil bir ameliyat değildir, ancak acele bir ameliyattır. Bu aceleden kasıt haftalar en geç ay içerisinde sorunun çözüme kavuşturulmasıdır. Genel anesteziyi engelleyecek solunum yolu enfeksiyonu varsa, hastanın genel durumu kötüyse ameliyat klinik durum düzelinceye kadar ertelenebilir. Prematüre bebekler yakın takip edilmek şartı ile miyada gelinceye kadar beklenebilirler.

    Kasık fıtığı ne zaman acil ameliyat edilmelidir?

    Karın içi organlar kasık kanalında sıkışmış ve geri dönmüyor ise buna boğulmuş kasık fıtığı veya inkarserasyon denir. Boğulmuş kasık fıtığında kasıktaki karın içi organların kan dolaşımı bozulur ve gangren (strangülasyon) ortaya çıkabilir. Ayrıca kasık kanalı içinde sıkışmış bu organlar basınç etkisi ile testis damarlarına, sinirlerine, sperm taşıyan kanala ve testisin kendisine zarar verebilirler. Ölüme yol açabilirler. Bu yüzden boğulmuş kasık fıtığı redükte edilemiyorsa (kasık kanalındaki organlar karın içine itilemiyorsa) acil ameliyat edilmesi gerekebilir.

    Kasık fıtığının ameliyatı nasıldır, kolay mıdır?

    Kasıktan yapılan 1- 1,5 cm lik bir kesi ile girilerek fıtık kesesi bulunur ve kese bağlanır. İleri yaşlardaki insanlarda yapılan ameliyatlardan farklı olarak çocuklarda karın kasları dikilmez veya yama konulmaz. Çocuk Cerrahisi uygulamalarında en sık yapılan ameliyatlardan biridir ve diğer ameliyatlarla karılaştırıldığında nispeten kolay bir ameliyattır.

    Ameliyattan sonra nelere dikkat etmeliyiz?

    Ameliyattan sonra uygun ağrı kesicileri uygun dozda, uygun yolla çocuğa verilir. Ameliyatta yara yeri pansumanla kapatılır, ertesi gün pansuman açılır ve genelde bir daha pansuman yapılmaz. Beşinci gün banyo yapabilir. Ameliyattan hemen sonra çocuğun hareketleri tamamen serbest bırakılır. Çocuk genelde birinci haftanın sonunda tamamen normal hayatına döner. Bu ameliyattan sonra yaklaşık %0,1-1 oranında istenmeyen durumlar gelişebilir. Bunlar: kesi yerinde enfeksiyon, kanama, hidrosel, testisin yukarı çıkması, testis atrofisi (testisin erimesi; özellkle sıkışmış fıtık ameliyatlarından sonra), sperm taşıyan kanalın zedelenmesi, tekrar fıtık olması (Nüks).

  • Hipospadias, yarım sünnet, pipinin altından işeme

    Hipospadias (yarım sünnetli, pipinin altından işeme)

    Hipospadias nedir:

    Gebeliğin erken döneminde pipinin gelişimi sırasında aksaklık olması sonucu, idrar deliğinin pipinin ucunda değil alt kısımlarında olması, çeşitli derecelerde eğriliğin olması ve sünnet derisinin alt kısmının eksik, gelişmemiş olması durumuna hipospadias denir.

    Nasıl oluşur, nedenleri nelerdir:

    Dış genital yapıların kız ve erkek yönünde farklılaşmasında kritik dönem gebeliğin 8-12. haftalarıdır, erkeklerde testesteron hormonunun etkisi ile pipinin gövde kısmı olan fallus uzar, açık olan idrar kanalı aşağıdan yukarı, pipi ucuna doğru kapanarak oluşur ve sünnet derisinin de oluşmasıyla gelişim tamamlanır. Bu sürecin kesintiye uğraması ile pipi gelişiminde aksama olur ve idrar kanalının açık kalma seviyesine göre çeşitli derecelerde hipospadias hastalığı ortaya çıkar. Hastalığın nedenleri arasında: testesteron hormon yetersizliği, hormonu etkili şekline dönüştüren enzim yetersizliği (5 alfa redüktaz), veya hedef dokularda etki yetersizliği, fazla östrojene maruz kalma sayılabilir.

    Hastalığın tipleri (sınıflama) nelerdir:

    İdrar kanalı torbaların alt kısmından, pipi ucuna doğru kapanarak oluşur, glansın (pipi baş kısmı) kapanıp, sünnet derisi de oluşarak süreç tamamlanır. İdrar kanalının kapanması hangi seviyede durmuşsa o seviyede hipospadias hastalığı oluşur. Proksimal, ağır hipospadiasda çok erken dönemde kapanma durmuş, idrar deliği torbalar seviyesinde, hatta daha altta, perinede olur, pipi eğri ve küçük yapıdadır. Distal, daha hafif hipospadiasda süreç geç dönemde durmuş, idrar deliği pipi ucuna yakın olur. Hastalığın şiddetine göre idrar deliği torbaların altından (perine), pipinin ucuna yakın olmak üzere çeşitli seviyelerde olabilir. Hipospadasın birden fazla sınıflandırma şekli vardır, ancak pratik olarak üç seviyeye ayırabiliriz: distalhipospadias, idrar deliği pipinin ucuna yakın, penil,idrar deliği pipinin gövdesinde, ortalarında, proksimal,idrar deliği pipinin en alt kısmında, torbaların arası veya altındadır.

    Ameliyat öncesi yapılması gerekenler:

    İdrar deliği pipi ucuna çok yakın olan çocuklarda ek hastalık görülme sıklığı azdır. Ancak pipinin daha altından, torbaların arasından idrar yapan çocuklarda mutlaka idrar yollarına veya genital organlara ait ek hastalıklar dikkatlice araştırılmalıdır. Bunun için rutin kan tahlilleri dışında görüntüleme yöntemleri kullanılır, üriner sistem ultrasonu, kontrast madde ile mesane ve idrar kanalının görüntülenmesi yapılır, Sistoskopi yapılır, yani kamera ile idrar kanalı ve mesane incelenir, idrar kanalına açılan kızlara ait iç genital yapılar, vajen, uterus bulunabilir. Ağır hipospadiasların cinsiyet gelişim bozukluğu açısından araştırılması gerekir.

    Ne zaman ameliyat edilir:

    Hipospadias ameliyatı mümkün olduğu kadar erken aylarda yapılır, 6 aylıktan sonra ve bir yaş öncesi yapılabilir. Çünkü ameliyat sonrası bakım çok önemlidir, pipi bölgesinin sürtünme, çarpma, bası gibi travmalardan korunması iyileşmede ve komplikasyonların önlenmesinde çok etkilidir. Çocuklar emeklemeden, yürümeden bakımı, ağrı kontrolü daha kolaydır, bunlar da iyileşmeyi olumlu yönde etkiler. Ancak küçük boyuttaki pipide cerrahi işlem biraz daha zordur ve ileri derecede cerrahi deneyim gerektirir.

    Ameliyatı nasıldır, neler yapılır:

    Hipospadias ameliyatında temel olarak idrar deliği pipinin ucuna getirilir, pipinin eğriliği düzeltilir, alt kısımdaki deri eksikliği tamamlanır ve pipinin baş kısmının şekli düzeltilir. Pipi ucu ile idrar deliği arasındaki mesafe kısa ise, arada idrar kanalı oluşturacak yeterli doku varsa tek aşamada olacak şeklide ameliyat planlanabilir. Ancak mesafe uzak ve doku yetersizse, pipide çok fazla eğrilik varsa, iki aşamalı ameliyat planlanır, ilk aşamada eğrilik düzeltilip pipi ucu ve idrar deliği arasına sünnet derisinin mukozası veya ağız içi mukoza yeni idrar kanalı oluşturmak için yerleştirilir. İkinci aşamada bu mukozadan kolay şekilde yeni idrar kanalı oluşturulur ve pipi başı, glans düzeltilebilir. Ameliyat sonrası yeni idrar kanalının iyileşmesi için idrar sondası takılıdır ve bu sonda 7-14 gün arasında takılı kalır. Sonda çekildikten sonra idrar kaçağı (fistül) veya darlık açısından kontrol edilir.

    Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenler:

    Hipospadias ameliyatından sonra tedavi ve bakım çok önemlidir. Özensiz ve yetersiz bir bakım komplikasyonları ciddi oranda artırır. Küçük çocukların bakımı ve ameliyat bölgesinin korunması ileri yaşlara göre çok daha rahat olduğundan mümkün olduğunca erken ameliyat önerilir (6 ay-bir yaş arası). Genellikle pansumanı ilk 4 gün açılmaz, açıldıktan sonra tedavi uygulayıp tekrar kapatılır, sonda çekilene kadar bu şekilde tekrarlanır. Sonda çekildikten sonra lokal bakım ve ılık su banyosu ile bir hafta kadar takip edilir, idrar kanalında darlık veya kaçak kontrol edilir.

    Ameliyat sonrası komplikasyonlar:

    Hipospadias ameliyatının en sık görülen iki komplikasyonu vardır; idrar kanalının daralması ve kaçak (fistül) oluşumu. Bunun dışında pipi eğriliğinin devam etmesi, yeni idrar kanalının tamamen açılması, pipi baş kısmında şekil bozukluğunun olması gibi komplikasyonlar da görülebilir. Yeni idrar kanalı ne kadar uzunsa, yani idrar deliği pipi ucundan ne kadar uzaksa komplikasyon görülme riski o kadar artar. Darlık ve kaçak olursa, öncelikle idrar kanalını dilatasyon, genişletme işlemi yapılır, devam ederse de ameliyattan en az 6 ay sonra fistül onarımı planlanabilir.

  • Anal atrezi, makatın kapalı olması

    Anal atrezi, Makatın kapalı olması

    Anal atrezi, makatın kapalı olması nedir:

    Anal atrezi, makatın, anüsün tamamen kapalı olması veya normal kaka yapacak açıklığın oluşmaması durumuna denir.

    Nasıl farkedilir:

    Makatı tamamen kapalı olan çocukların doğum sonrasında kaka yapamadığı, karnı şiştiği görülür ve genellikle hemen fark edilir. Bazen de makatın ön kısmında cilde veya kızlarda vajen girişine yakın içinden kaka gelen kanal bulunabilir (fistül), bu hastalar dikkatli incelenmezse daha geç fark edilebilir.

    Nasıl oluşur, nedenleri nelerdir:

    Gebeliğin ilk haftalarında barsağın en uç kısmı ve idrar kanalı ortak bir boşluğa (kloaka) açılır, kızlarda vajen de buraya açılır. Gebeliğin 7. Haftasında bu boşluk erkeklerde idrar kanalı ve anüs, kızlarda idrar kanalı, vajen ve anüs oluşturacak şekilde bölünerek vücut dışına açılır. Ancak çocuklarda 1/5000 sıklıkla normal anüs açıklığı oluşmaz ve ince bir kanalla cilde, idrar yollarına veya kızlarda vajen girişine veya ortak bir kanala açılır. Hastalığın neden oluştuğu kesin olarak belli değildir, sadece bazı hastalarda genetik faktörler tespit edilmiştir.

    Hangi tipleri vardır:

    Anal atrezilerin kızlarda ve erkeklerde çeşitli sınıflandırmaları vardır. Ancak pratik olarak barsak en uç kısmının anüs olması gereken cilde olan mesafesine göre alçak, yüksek ve orta olarak üçe ayrılabilir. Barsak uç kısmı cilde yakın veya buraya ince bir kanalla (fistül) açılıyorsa alçak tip anal atrezi, cilde çok uzaksa yüksek tip atrezidenir. Ara mesafelerdekilere orta tipatrezidenir. Orta ve yüksek atrezilerin hemen hepsinde idrar yolları ile bağlantı (fistül) bulunur, ayrıca ne kadar yüksekse ek hastalık (kalp, sindirim sistemi, idrar yolları, iskelet sistemi hastalıkları) görülme sıklığı o kadar fazladır. Kızlarda ise orta atreziler vajen girişine, yüksek olanlar ise idrar yolu, vajen ve barsak son kısmı ortak bir kanalla birleşir, bu kanal cilde vajen olması gereken yere, tek bir delik olarak açılır.

    Tespit edildikten sonra neler yapılır:

    Doğum sonrası makatı kapalı olduğu görülen çocukta gerekli ilk girişimler yapıldıktan sonra, atrezinin alçak veya yüksek tip olduğuna karar verilir, ardından ek hastalıklar araştırılır. Alçak tip atrezilerde makat bölgesi normale yakın, iyi gelişmiş olup, cilde açılan bir kanaldan (fitül) kaka geliyor olabilir. Yüksek tip atrezilerde ise makat bölgesi düz, iyi gelişmemiş, idrar kanalı ile fistülle bağlantılı olabilir, kızlarda genital bölgede tek bir açıklıktan kaka ve idrar geliyor olabilir. Bu ayrım için muayene dışında radyolojik ve endoskopik görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Alçak atrezide doğumdan hemen sonra erken veya dilatasyonla takip edip geç tek seansta anal açıklık ameliyatı yapılır. Yüksek tip olanlarda ise hemen kolostomi açılır, 3-6 ay sonra makat ameliyatı yapılır.

    Ameliyatı nasıl yapılır:

    Anal atrezi ameliyatında amaç barsağın son kısmının anüs olması gereken yere, kaka tutmayı sağlayan kasların ortasına getirilmesidir. Ameliyatın en önemli noktaları barsağın yeterince serbestleştirilerek, rahat bir şeklide, dar ucu aşağıda huni şeklindeki kasların tam ortasına, yeterli genişlikte bir makat açıklığı olacak şekilde dikilmesidir. Alçak ve yüksek tip atrezinin ameliyatında farklılıklar vardır:

    Alçak tip atrezi: Alçak tip atrezide barsağın idrar yolları ile bağlantısı yoktur ve barsak son kısmı cilde yakındır, kolostomi gerekmeden, tek aşamada, barsak anüs noktasına getirilebilir. Anüs olması gereken yer kas uyarıcı yardımı ile belirlenir ve işaretlenir, barsak son kısmı yeterince serbestleştirilerek emilebilir dikişlerle çepeçevre dikilir. Ameliyattan iki hafta sonra anüs dilatasyon programına alınır, uygun olan en ince bujiden başlanarak, 12-13 numaraya kadar genişletme işlemi, dilatasyon yapılır.

    Yüksek tip atrezi: Yüksek ve orta tip atrezilerde ameliyat yaklaşımı hemen hemen aynıdır. Önce kolostomi açılır, böylece çocuğun normal beslenmesi, büyümesi sağlanır, ayrıca asıl ameliyat sonrası bölgenin temiz kalması, iyileşmesi sağlanır. Asıl ameliyat, barsağın makat bölgesine çekilmesi, cerrahın tercihine göre 3-6 ay sonra yapılır. Barsağın son kısmı çoğunlukla idrar kanalı ile nadiren de mesane çıkışı ile ince bir fistülle bağlantılıdır, bu bağlantı ayrılır ve dikilir. Kızlarda ise idrar kanalı, vajen ve barsak uç kısmının açıldığı ortak kanaldan barsak ayrılır, serbestleştirilerek anüs olması gereken yere çepeçevre dikilir, vajen ve idrar kanalı öne çekilerek cilde dikilir. Bu işlemler çocuk yüzükoyun yatarken makat bölgesinden yaklaşımla yapılabilir, kas uyarıcı kullanılarak kaka tutmayı sağlayan kas demetinin ortasına yerleştirilmesi sağlanır. Ancak çok yüksek tip atrezilerde barsak makat bölgesine getirilemezse, ayrıca karından yapılan kesi ile barsağın yeterince serbestleştirilmesi gerekebilir. Ameliyattan iki hafta sonra, yara iyileşmesi tamamlanınca, hasta yine dilatasyon programına alınır. Genellikle 3 ay sonra kolostomi kapatılır.

    Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer:

    Ameliyat sonrası alçak tip atrezilerde makat bölgesini bakımı ve pansumanı yapılır, çocuk hemen kaka yapacağından bölgenin her kaka sonrası yıkanması ve antibiyotikli krem kullanılması gerekir, genellikle sorunsuz iyileşir. Yüksek tip atrezilerde kolostomi olduğundan kaka gelmeyeceği için bakımı ve iyileşmesi daha kolaydır. İdrar kanalına fistül onarımı yapıldığı için idrar sondası iki hafta kadar tutulur, sonra çıkarılır. Dilatasyon programı her anal atrezi ameliyatından sonra gerekir, çünkü anüs çevresinde yara iyileşmesi sonrası daralma görülür. Anüs yeterli genişliğe ulaşınca, yaklaşık 3 ay sonra, kolostomi kapatılabilir.

    Komplikasyonlar nelerdir:

    Ameliyat sonrası erken dönemde makat çevresinde enfeksiyon görülebilir. Anüs ve barsakta daralma görülebilir. Anüse dikilen barsak gergin olmuşsa geri kaçabilir. İdrar kanalına bağlantı ayrılırken dikkatli olunmazsa idrar kanalında daralma veya cep şeklinde genişlik görülebilir veya fistül tekrarlayabilir. Geç dönemde kabızlık, kaka kaçırma, gaz ve sıvı kaka tutamama görülebilir. Alçak tip atrezilerde kabızlık, yüksek tip atrezilerde ise kaka tutamama, kaka kaçırma daha sık görülür. Dilatasyona rağmen makatta darlık belirgin olduğunda, makat kas demetinin ortasına getirilememişse ameliyatın tekrar yapılması gerekebilir.

  • İnmemiş testis tanı ve tedavi

    İnmemiş testis nedir:Çocuklarda doğum sonrası testislerin torbasında (skrotumda) olmaması durumuna inmemiş testis denir. Testisler doğum öncesinde karın içinde, böbreklerin seviyesinde oluşur ve doğuma kadar kasık kanalından geçerek torba içine yerleşir. Zamanında doğmuş çocuklarda testislerin inişi yaklaşık % 97 oranında tamamlanır. Çeşitli nedenlerle bu süreçte aksama olursa testisin inmesi duraksar ve doğum sonrası skrotumun boş olduğu görülür. İnmemiş testis çoğunlukla tek tarafta görülür, daha az olarak da her iki testisin inmediği görülebilir.

    Risk faktörleri nelerdir:Prematürite (erken doğum), düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği, gebelik sırasında annenin sigara ve alkol kullanımı, ailede inmemiş testis hikayesinin bulunması, karın ön duvarı gelişim hastalıkları (Prune Belly sendromu, omfalosel vs) gibi durumlarda inmemiş testis görülme sıklığını artırır. Özellikle erken doğan çocukların önemli kısmında testislerin torbasında olmadığı görülür, ancak çocuklarda iniş süreci devam ettiğinden ilerleyen aylarda pek çoğunda testisin torbasına indiği görülür.

    İnmemiş testis nerelerde bulunabilir:İnmemiş testis karın içinde, kasık kanalı girişinde, kanal içince veya çıkışında, torba tabanına yerleşmemiş olarak yukarıda asılı olacak şekilde herhangi bir noktada kalabilir.

    Testis bulunmayabilir mi?evet testisler gelişmemiş olabilir. Testislerin gelişimi sırasında çeşitli sebeplerle oluşan dolaşım bozukluğu ile küçülebilir, kaybolabilirler veya hiç gelişmeyebilirler. Bunun sıklığı inmemiş testisler içinde %4 ü ve tek taraflı (çoğu solda), bin de 6 oranında iki taraflı görülebilir.

    Testis başka nerelerde bulunabilir: Bazen testis iniş yolu dışında noktalarda bulunabilir. Buna ektopik testisdenir. Bu yerler penis üst kısmında (pubik), uyluk iç yüzünde (femoral), makatla skrotum arasında (perine), karın duvarında, hatta karşıda yani her iki testis aynı tarafta bulunabilir.

    Utangaç (retraktil testis) nedir:Testisin muayene sırasında kolaylıkla skrotum tabanına indiği ve burada durduğu, ancak sonra skrotum üzerine çıktığı, ailelerin de çocuk uyurken, banyo sırasında testisi torbada gördüğü, ancak gün içinde çoğunlukla yukarıda bulduğu testisler için kullanılan isimdir. Bu normalde sağlıklı çocuklarda olan ve uyarı veya soğuk ortamda testisi yukarı çeken kreamaster refleksinin aşırı aktif olduğu durum olarak ifade edilmektedir. Ancak bu tanımı doğru bulmayan yaklaşımlar da vardır.

    Doğum sonrası testisi torbasında görülmeyen çocuğa yaklaşım nasıl olur:Çocukta önce muayene ile testisin yeri tespit edilmeye çalışılır. Eğer testis kasıkta tespit edilirse çocuk takibe alınır. Bu sırada testiste şişik, kızarıklık ve ağrı gibi anormal durumlarda hemen gelinmesi söylenir. Genellikle de inmemiş testislerde 6 aydan sonra, 1 yaşa kadar ameliyatı planlanır. Bu muayeneler sırasında içene barsakların girebildiği kasık fıtığı da tespit edilirse fıtık ameliyatı beklemeyeceği için hemen ameliyat planlanır ve kasık fıtığı onarımı ile birlikte inmemiş testis ameliyatı yapılır.

    Testis ele gelmiyorsa neler yapılır:Ele gelmeyen testislerde incelemeye ultrason ile başlanır. Ultrasonda testis karın içinde veya kasık kanalı girişinde tespit edilirse yukarıdaki gibi takibi ve 6 aydan sonra ameliyatı planlanır. Ancak bazı hastalarda ultrasonla da testis görülemeyebilir. Bu durumda testisin yerini veya durumunu %100 gösteren yöntem laparoskopidir. Hastaya göbekten girilen 3 mm kamera ile testisin gelişip gelişmediği ve yerleşimi tam olarak tespit edilebilir. Bu işlem genel anestezi altında ve ameliyathanede yapılacağından, hastalarda testisin durumuna göre bir sonraki cerrahi işlemin planı da yapılabilir:

    Testis gelişmemişse kalan artık dokular çıkarılır.

    Testis karın içinde kasık kanalı girişinden uzak yerleşimli ise iki aşamalı ameliyat planlanır.

    Testis kanal girişinde veya yakınsa inmemiş testis ameliyatı laparoskopik yolla, tek aşamada tamamlanabilir.

    İnmemiş testis ameliyatı nasıl yapılır:genel anestezi altında yapılır ve günübirlik yani ameliyat olduğu gün taburcu olacak şekilde yapılır. Testis bulunduğu yerden damar ve sperm kanalına dikkat ederek serbestleştirilir, fıtık kesesi hemen her zaman küçük veya daha büyük bulunur ve kese ayrılarak bağlanır, skrotuma oluşturulan cebe testis yerleştirilerek tespiti yapılır.

    Başka tedavi yöntemleri nelerdir: Hormon tedavisi daha nadir uygulanan yöntemdir. Ancak bu seçilmiş hastalarda yapılsa da başarı oranı daha düşüktür. Ayrıca kullanılan hormonunda yan etkilerinin olabileceği de düşünülmedir.

    Ameliyatın riskleri nelerdir:İnmemiş testis ameliyatı ehil ellerde sorunsuzca sıfıra yakın riskle gerçekleştirilir. İşlem oldukça hassas bir cerrahi teknik gerektir, çünkü çocuklarda boyut küçüldükçe dokulara zarar verme riski de artar. Bu riskler damar ve sperm kanalına zarar verme, yeterince serbestleştirip indirememe, kanama, enfeksiyon, testisin küçülmesi (atrofisi) veya kaybolmasıdır.

    Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer:ameliyattan 2 saat kadar sonra çocuk beslenir ve 4 saat kadar sonra da iyi beslenen, kusması olmayan çocuk taburcu edilir. Sadece 1-2 gün ağrı kesici kullanır ve ameliyat bölgesinin korunması anne-babaya söylenir. Torbasındaki yara pansumanı idrarla açılacağından buraya bir hafta kadar antibiyotikli krem uygulanabilir. İki gün sonra yara kontrolü yapılır ve 5 gün sonra da banyo izni verilir, 2-3 ay sonra da geç dönem kontrolü yapılabilir. Ameliyat sonrası genelde sıkıntısız geçer

    Ameliyat olmayan çocukları ne tür riskler bekler:kısırlığın önemli nedenlerinden biri hala tedavi edilmemiş inmemiş testis hastalığıdır. İnmemiş testiste kanser gelişme riski daha yüksek bulunmaktadır. Ayrıca bu hastalarda kasık fıtığı sık görülür, testislerin travmaya maruz kalma ve boğulma (torsiyon) riski daha fazladır.

  • Çocuklarda kasık fıtığı (inguinal herni)

    Kasık fıtığı çocuğun kasığında aniden ortaya çıkan şişlik şeklinde görülür ve şişlik erkek çocukta bazen torbaya kadar uzanabilir. Çocuk ağlayınca, ıkınınca belirginleşir, gün içinde kendiliğinden kaybolur. Çoğunlukla aile tarafından görülerek doktora getirilir, bazen de muayene sırasında fark edilir. Erkek çocuklarda biraz daha fazla olmak üzere, kızlarda da görülür.

    Nedeni nedir:

    Kasık fıtığının nedeni doğum öncesi kapanması gereken cep şeklindeki karın içi zarının (periton cebi) kapanmamasıdır. Çocukların ağlaması veya büyük çocukların zorlanması fıtığa neden olmaz. Dolayısıyla çocuğun kasık fıtığı olacağı doğuştan bellidir, sadece ortaya çıkması bazen çok erken, bazen daha geç yaşlarda olabilir.

    Teşhisi nasıl konulur:

    Kasık fıtığının teşhisi muayene ile, şişliğin görülmesi ve elle karın içine itilmesi ile konulur. Şikâyeti olmayan çocukta ultrason gibi görüntüleme yöntemleri ile çoğunlukla tanı konulamaz.

    Fıtık tanısı konulduktan sonra ne yapılmalıdır:

    Fıtığın kesin ve tek tedavisi ameliyattır. Tanı konulunca en kısa sürede ameliyatını planlamak gerekir. Ameliyatı sadece boğaz ve akciğer enfeksiyonu gibi anestezi riskini artıran nedenler varsa ertelemek gerekir. Ayrıca yenidoğan yoğun bakımda tanısı konan erken doğmuş (prematür) fıtık hastaları, tedavi bitimine kadar sıkı bir şekilde kontrol edilerek beklenir, taburcu olmadan veya hemen sonra ameliyatı planlanır.

    Tedavisi nasıldır:

    Kasık fıtığının tedavisi ameliyatla fıtık kesesinin kasık kanalı giriş seviyesinden bağlanmasıdır. Açık veya kapalı (laparoskopik yolla) yapılabilir. Açık ameliyat daha sık uygulanmaktadır. Kasık kanalı üzerinden 2 cm kadar kesi ile girilerek kese bulunur, keseye yapışık olan testisin damarları ve sperm kanalı ayrılır. Keseye dikiş geçilerek bağlanır.

    Laparoskopik ameliyatta ise göbekten 3 veya 5 mm kamera ile girilir ve kasık kanalı bölgesinden iğne yardımı ile kese boyun kısmı çepeçevre dönülerek bağlanır. Laparoskopik yöntemin, hemen hemen hiç yara izi kalmaması, tek taraflı fıtıklarda karşı tarafta fıtık oluşacak kese varsa onun da bağlanması gibi önemli avantajları vardır.

    Fıtık ameliyatının komplikasyonları nelerdir:

    Çocuklarda kasık fıtığı ameliyatı çocuk cerrahisinin en sık yapılan ameliyatıdır ve ehil ellerde komplikasyon riski çok düşüktür. Dikkatli olunmazsa testisin kanal ve damarları zarar görebilir, bu da o taraf testisin küçülmesi, kaybolmasına neden olabilir. Ameliyat sonunda kontrol edilmezse testis kasık kanalı içinde kalabilir. Ameliyat sırasında steriliteye dikkat edilmezse yara enfeksiyonu görülebilir.

    Fıtık boğulması nedir:

    Fıtık kesesine barsaklar gibi karın içi dokuların girmesi, sıkışması ve tekrar karın içine girmemesi durumuna fıtık boğulması denir. Kaşıkta düzelmeyen sert şişlik, ağrı, kusma ve huzursuzluk görülen bu hastalara acil müdahale etmek gerekir: dokular elle karın içine itmeye çalışılır, yapılamazsa acil ameliyata alınır. Bu durum hem ameliyatın komplikasyonlarını artırır hem de çocuk için hayati risk oluşturur. Bu nedenle fıtık tanısı konulunca hemen ameliyat planı yapmak gerekir.

  • Çocuklarda apandisit

    Apandiks ve apandisit nedir: Kalın barsağın başlangıç yeri olan çekumda bulunan ve ucu kör sonlanan, ortalama 7-12 cm uzunluğunda barsak çıkıntısına apandiks denir. Bu dokunun iltihaplanması apandisitolarak adlandırılır. Apandiks kalın barsağın devamı gibidir ancak yoğun lenfoid doku içerir. Bu yüzden iltihaplandığında dar kanalı tıkanır ve patlamaya kadar giden iltihap süreci başlar.

    Şikayetler:apandisit olan hastanın en önemli şikayeti karın ağrısıdır. Ağrı devamlı ve kesintisizdir, genelde karın sağ alt tarafında yoğun olarak hissedilir, ancak yaygın da olabilir. Bulantı ve iştahsızlık genellikle olur. Kusma başlangıçta birkaç defa olur ve çoğunlukla devam etmez. Çok yüksek olmayan ateş ve halsizlik olabilir. Eğer apandisit akut dönemde tespit edilemez atlanırsa hasta ishal gibi sıvı kaka yapmaya ve yaygın karın ağrıları çekmeye başlar ve bu durumda gastroenteritle daha çok karışır. İltihap karın içine yayılmamış, patlamış apandiks etrafı dokularca sarılmışsa, karın sağ alt kısımda sürekli ağrı, ateş, iştahsızlık gibi şikayetler devamlı olarak görülür.

    Apandisitin tanısı:Apandisitin tanısında muayene bulguları çok önemlidir. Muayenede karın sağ alt kısmındaki hassasiyet ve eli bastırıp çekince ağrının artması önemli bulgudur. Hastada apandisitten şüpheleniliyorsa, kan tahlili, idrar tahlili, karın ultrasonu ve karın röntgen filmi istenir. Ultrason net sonuç vermemişse ayırıcı tanı için karın bilgisayarlı tomografisi veya MR çektirmek gerekebilir. Bu görüntüleme yöntemleriyle iltihaplanmış apandiks ve varsa abse odaklarının gösterilmesi amaçlanır. Apandiksin karın içinde yerleşimi çocuklar arasında çok farlılık gösterebildiğinden ve karın ağrısı çocuklarda çok sık görülen bir şikayet olduğundan apandisitin tanısında günümüzde hala zorluklar yaşanmaktadır. Muayene bulgusu çok önemli olduğunda bu çocukların mutlaka çocuk cerrahı tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Akut apandisit:apandisit şikayetleri başladıktan itibaren genellikle ilk 24 saat akut dönemdir, yani iltihap karı içine yayılmamış, apandiks etrafında lokalize kalmıştır. Bu süre değişebilir, şikayetler başladıktan kısa süre sonda apandiks patlayıp karın içine iltihabın yayıldığı veya daha uzun süre lokalize kaldığı durumlar da görülebilir.

    Perfore (patlamış) apandisit:apandiks iltihabı ilerleyip kanalı tıkanırsa, daha uç kısım içindeki pürülan (iltihaplı) sıvı ile dolar ve şişer, sonra açılarak iltihap karın içine yayılır. Buna apandiks perforasyonu veya patlaması denir. Bu durumda enfeksiyonun şiddeti artar ve hasta hemen tedaviye alınmazsa hızla septik şok girer ve hayatını kaybetmeye kadar ilerleyebilir. Bazen de apandiks perfore olur ancak iltihap karın içine yayılmadan çevre dokular tarafından sarılır ve enfeksiyon lokalize hale getirilir. O bölgede yoğun enflamasyon, yapışıklıklar ve abse görülebilir. Perfore apandisitte ameliyat sonrası tedavi uzar ve komplikasyonlar daha sık görülür.

    Tedavisi:apandisit tanısı konulunca tedavisi ameliyattır. İltihaplı apandiks bulunup kalın barsağa giriş yerinden bağlanıp kesilerek çıkarılır ve çevredeki iltihap yıkanarak temizlenir. Enfeksiyonun ağır olduğu perfore apandisit durmalarda kuvvetli antibiyotik tedavisi ile enfeksiyon baskılanıp ameliyatın ertelendiği tedavi yaklaşımları da vardır. Ameliyat açık ve laparoskopik (kapalı) olarak yapılabilir:

    Açık ameliyat: Karın sağ alt tarafından 5 cm kadar yatay bir kesi ile karın içine girilerek apandiks bulunur, bağlanarak çıkarılır. Uzun yıllardır uygulanan klasik bir yöntemdir. Kolay ve hızlı uygulanması ve çok bilinen bir ameliyat olması avantajdır. Ancak cilt ve fasya (karın zarı) kesisinin büyüklüğü önemli dezavantajdır, hem iyileşme hem de estetik sonuçları daha kötüdür.

    Laparoskopik (kapalı) ameliyat: Laparoskopik ameliyat göbek deliğinden girilen kamera ve karın alt yan kısımdan girilen bir veya iki çalışma kanalı yardımı ile yapılır. Çocuklarda kamera ve çalışma kanallarının çapı 5 veya 3mm dir. Apandiks çevre dokulardan serbestleştirilerek bağlanır ve çıkarılır. Sonuçta hem çok daha az yara izi kalır, iyileşme daha hızlıdır. Ayrıca karın içi kamera ile incelenerek iltihap, abse odakları daha iyi temizlenir. Günümüzde apandektomi ameliyatı çocuklarda her yaşta, laparoskopik olarak uygulanabilmektedir.

    Ameliyat sonrası: Akut apandisitte ameliyat sonrası bir gün antibiyotik tedavisi yeterlidir, perfore olanlarda ise 10 güne kadar tedavi gerekir. Beslenme akut hastalarda ameliyattan 6 saat sonra başlanabilir, perfore de ise bir gün sonra veya barsak hareketleri başlayınca verilebilir. Hastalarda egzersiz kısıtlaması laparoskopik ameliyatta 3 hafta yeterlidir, açık ameliyatta ise 6 hafta kadar yoğun egzersizden kaçınılmalıdır.

    Komplikasyonlar: Apandektomi sonrası erken ve geç dönemde bazı komplikasyonlar görülebilir ve perfore apandisitlerde bunlar daha sık görülür. Erken dönemde yara yeri enfeksiyonu, karın içi abse oluşumu, barsakta tıkanıklık oluşması (ileus) görülebilir. Geç dönemde de barsak tıkanıklıkları (ileus) görülebilir. Tedavisi için tekrar ameliyat gerekebilir.

  • Çocuklarda hipospadias tedavisi

    Hipospadias, idrar yolunun idrar kesesi (mesane) ile pipi ucu arasında bulunan son kısmının (üretra) ön tarafının tam olarak gelişemeyip açık kalması ve pipinin torbalara doğru eğik olması (kordi) ile tanınan bir hastalıktır. Normal yerinde olmayan idrar deliği bazen iğne deliği gibi dar olduğundan ameliyat öncesi genişletilmesi gerekebilir. Bu nedenle ameliyatı acil olmasa da hipospadili çocukların doğumdan itibaren bu hastalığın tedavisini yapan kliniklerde takibe alınması çok önemlidir.

    Hastaların çoğunda (%95) sünnet derisi de gelişmemiş olduğundan pipinin sırt kısmında toplanmış halde görülür. Bazı hafif dereceli hastalarda (%5) ise sünnet derisi normaldir ve hastalığın varlığı ancak sünnet derisi sıyrıldıktan ya da çocuk bu hastalığı bilmeyen biri tarafından sünnet edildikten sonra görülebilir. Sünnet derisi bu hipospadiyi düzeltmek için yapılan ameliyatlarda kullanıldığından hastaların ameliyattan önce sünnet edilmemesi çok önemlidir.

    Hastalığın derecesine bağlı olmak üzere idrarın çıktığı delik (meatus) makatın (anüs) hemen önü ile pipinin baş kısmının (glans) alt bölümüne kadar herhangi bir yerde olabilir. Çok ağır derecelerde dıştan bakıldığında çocuğun kız mı yoksa erkek mi olduğu anlaşılamayabilir. Bazı durumlarda çocuğun gerçek cinsiyeti ancak kromozom incelemesi ile belirlenebilir. Ağır dereceli hastalarda pipi gelişimi de çoğunlukla geri kaldığından ameliyat öncesi pipiyi büyütmek için iğne ya da krem şeklinde hormon tedavisi yapılması da gerekebilmektedir.

    Bazı hastalarda yukarıdakilere ek olarak pipi sağ veya sola (nadiren de tamamen arkaya bakacak şekilde) dönük halde gelişmiş olabilir.

    Hastaların bir kısmında idrar yollarında, böbreklerde veya yumurtalarda (testis) ek bozukluklar bulunabilir. Bu tip bozuklukların bulunup bulunmadığı, hipospadi ameliyatından önce araştırılır ve gerekiyorsa ayrıca tedavi uygulanır.

    Hipospadi, birlikte yumurtalar (testis) ve hormon organlarında bir bozukluk yoksa kısırlığa neden olmaz. Çok hafif derecelerde hasta ameliyat olmasa bile normal bir yaşam sürdürebilmekte, çocuk sahibi olabilmektedir

    Hipospadiasın düzeltilmesi için en uygun yaş hastalığın derecesi, pipinin büyüklüğü ve ameliyatta kullanılacak dokuların özelliklerine bağlı olduğundan her hasta için ayrı ayrı belirlenir.

    Hastalığın derecelerine göre başlıca şu ameliyat teknikleri uygulanmaktadır:

    En hafif derecede olanlarda (idrar deliği pipinin baş kısmında uca çok yakın bulunur ama şekli bozuk ya da dardır, pipide eğrilik yoktur); idrar deliğinin genişletilmesi veya düzeltilmesi şeklinde olan meatoplasti, glanüloplasti ameliyatları. *TEK AMELİYAT

    Orta dereceli olanlarda (idrar deliği pipinin baş kısmının alt bölümü ile pipinin orta kısmı arasındadır, pipide eğrilik yoktur); idrar deliğinden itibaren pipinin üst kısmına kadar, orada bulunan deri ile tüp yapılması ameliyatları. *TEK AMELİYAT

    Ağır dereceli olanlarda (pipi normalden küçük ve çok eğri olup idrar deliği çoğunlukla pipinin orta bölümünden daha aşağıdadır); eğriliğin düzeltilmesi ve orada bulunan deri ve sünnet derisi kullanılarak idrar tüpü yapılması ameliyatları. Bu grup hastalarda bazen önce pipinin düzeltilip sünnet derisinin pipinin alt kısmına taşınması ve bundan 6 ay sonra asıl düzeltici ameliyatın yapılması gerekebilmektedir. *BAZEN İKİ AŞAMALI AMELİYAT

    Sonuç: Daha önce belirtildiği gibi hipospadiaslı hastalarda hedef tek ameliyatla tam düzelme sağlanmasıdır. Ameliyatın başarı oranı yaklaşık olarak hafif derecelilerde %95-100, orta derecelerde %85-90 ve ağır derecelerde %60-85 oranlarında tek ameliyatla iyileşme sağlanabilmektedir.

  • Hipospadias fistülü nedir? Fistül tedavisi nasıldır?

    Hipospadias ameliyatları sonrasında gelişebilecek tüm komplikasyonlar sayılırsa %1-90 arasında bir oran çıkmaktadır.

    Bunlar yara ayrılması, enfeksiyon, pipi ucunda darlık gelişmesi, eğrilik, sağa veya sola doğru eğim göstermesi (torsiyon),aşağı doğru eğrilik (kurvatür) ve en önemlisi de fistüldür.

    Fistül Nedir?

    Fistül hipospadias ameliyatı sonrasında idrarın pipinin ucundan değil de daha aşağıdan veya başka bir yerden ya da birden çok yerden gelmesidir. Bu delik ameliyattan önceki çiş yaptığı yerde de olabilir veya başka bir yerleşimde de olabilir.

    Başarılı olmayan veya bir komplikasyon gelişmesi önlenemeyen hipospadias ameliyatı sonrasında idrarın yeni yapılmış olan idrar yolunun zayıf bir kısmından çeşitli nedenlerle gelebildiği görülmektedir.

    Fistül gelişme oranı hipospadias tipine ve zorluk derecesine,eğrilik olup olmamasına ,daha önceden ameliyat geçirip geçirmemesine,yeterli doku bulunup bulunmamasına ve uygulanan tekniğe göre %5-50 arasında değişmektedir.

    Fistül Neden Olur?

    Fistül gelişmesinde temel nedenler arasında

    Yapılan ameliyattaki uygulanan tekniğin pipinin durumuna (hipospadiasa) uygun bir teknik olmaması,

    Tekniğin uygulama başarısının düşük olması

    Dikiş materyalinin seçiminin uygun olmaması,

    Uygun kalibrede sonda kullanılmaması ,

    Ameliyat sonrası erken dönemde sonda çıkması,kanama olması,ödemin devam etmesi,

    Pansuman malzemesi gibi ikincil etmenlere bağlı olumsuzluklar,

    Cerrahın deneyim azlığı,

    Enfeksiyon gelişmesi,

    İdrar yolu uç kısmında darlık gelişmesi sonucu,

    Yeni yapılan idrar yolunun tam darlığı,

    İyileşme faktörlerinin eksik olması,

    Daha önceki ameliyatlardan sonra sağlıksız doku bulunan pipi alt kısmında bu sağlıksız dokulardan yeni idrar yolu yapmaya çalışma,

    Skar dokusu gelişen idrar yolu dokusunun bölgeye uygun doku ile değiştirilmemesi gibi başlıca nedenlerden dolayı hipospadias ameliyatları sonrasında fistül gelişebilmektedir.

    Fistül Ne Zaman Olur?

    Fistül ameliyat sonrası hemen erken dönemde olabildiği gibi 1 yıla kadar bir süre sonrasına kadar da ortaya çıkabilir.

    Fistülün Yeri Önemli midir?

    Evet önemlidir. Glans dediğimiz pipinin baş kısmında yer alan fistüller glans dokusunun ince olması, üzerine getirecek komşu destek doku bulunmaması nedeniyle zor kapatılırlar ve tekrarlamaları ihtimali vardır. Glansın yeniden açılıpı onarılmasını gerektiren fistüllere de sıklıkla rastlanmaktadır.

    Pipinin gövde kısmında veya torba ile birleşme yerinde yer alan fistüller de sıklıkla önceki ameliyatta yapılan idrar yolunun veya pipi uç kısmının darlığı söz konusudur. Bu işemede basınç artışına ve bu da fistül oluşumuna yol açmaktadır.

    Fistülün Boyutu Önemli midir?

    Evet önemlidir. Ufak debili ve küçük çaplı fistüller de kapatma yoluna gidilirken geniş çaplı ve primer ameliyata bağlı olduğu düşünülen fistüllerde önceki ameliyatın bozularak yeniden yapılmasını gerektirebilmektedir.Tek ve basit fistül veya komplike ve birden çok olabilir.

    Fistül Nasıl Tedavi Edilir?

    Fistül tedavisi cerrahidir. Fistül kapatılması yerine göre zorluk arzedebilir. Bazen hipospadias ameliyatının ilk halinden bile daha zor kapatılabilir. Yara iyileşmesine bağı nedbe dokusu geliştiği için dokular ilk halinden çok farklıdır.Bu yüzden transferleri,diseksiyonları daha zor olmaktadır.Kan dolaşımı skar dokularında çok başarılı değildir.Bu yüzden oldukça dikkatli olunarak fistül kapatılmaya çalışılmalıdır.Mutlaka büyütmeli gözlük (lup) kullanılmalıdır.Bu kapatmada fistül yolu çıkarıldıktan ve mümkün olabilen destek dokuları da bunun üzerine yamandıktan sonra komşu dokulardan transfer edilen deri bunun üzerine kapatılmalıdır.

    Fistül Kapatılmasında Başka Yöntemler Var mıdır?

    Evet vardır. Yeni kullanılmaya başlanılan bir çeşit doku yapıştırıcı ile fistül ağzının deri birleşim yerlerinin kesilmesi sonrası doku yapıştırıcı ile yapıştırılarak ilk tedavi girişimi olarak denenebileceği bildirilmektedir.Çok küçük ve ince ve düşük debili fistüllerde yeni denenmeye başlanmıştır.Uzun dönem takibi henüz belli değildir.

    Ayrıca destek dokusunun çok olmadığı vakalarda PRF denilen hastanın kendi kanının yüksek hızlı santrüfüjü sonrasında tüpte ortaya çıkan dokudan bazı kan parametrelerinden zengin bir parçanın ayrıştırılarak elde edilmesi sonrasında bunun onarılan fistül üzerine destek doku olarak dikilmesi de yöntemler arasındadır.

    Fistül Tekrarlar mı?

    Evet tekrarlayabilir. Ehil olmayan ellerde yapılan her fistül kapatması bir sonraki fistülü davet eder ve kapatmayı da zorlaştırır.