Etiket: Ameliyat

  • 10 soru ve 10 cevapla bel fıtıkları

    1.Bel fıtığı nedir ve nasıl meydana gelir?

    Bel fıtığı, omurlar arasındaki omurganın yükünü taşıyan, ve bu yükü bir anlamda süspanse ederek amortisör görevi gören disk dediğimiz yastıkçıkların yırtılarak, içindeki maddenin dışarı çıkıp, omurilikten çıkan sinir köklerine yaptığı bası sonucu meydana gelen bir hastalıktır.

    Bel fıtıkları ağır şeyler kaldırma, ters bir hareketle, çarpma, düşme, kaza gibi travmatik faktörlerle ya da herhangi bir sebep olmaksızın kendiliğinden oluşur.

    2.Her bel ağrısı bel fıtığına mı bağlıdır? Başka hastalıklar da bel ağrısı yapabilir mi?

    Bel fıtığı ağrıları, öncelikli ve ağırlıklı olarak kalçadan başlayıp uyluğa, bacağa vuran ağrılarla karakterizedir. Özellikle kalçadan başlayıp bacağa hatta ayak ve topuğa kadar yayılan ağrılarda ki; halk arasında siyatik ağrısı diye bilinen ağrılarda, bel fıtığı akla gelmelidir.

    3.Bel fıtığının bulguları nelerdir?

    Bel fıtıklarının en önemli bulgusu siyatik ağrısı şeklinde belden başlayıp kalça ve bacağa kadar yayılan ağrıdır.Uyuşukluk da en sık rastlanan şikayetlerdendir. Bunun dışında bel fıtığı ciddi boyutlara ulaşmış ise, bacakta ya da ayakta, ayak parmaklarının hareketlerinde kuvvet kaybı gelişebilir. Yol yürürken ağrı nedeni ile durmak zorunda kalmak, idrar, büyük abdest tutamama, erkeklerde empotans dediğimiz penisin sertleşmesinde problem olması bel fıtığının ciddi bulguları arasında yer almaktadır.

    Bel fıtıklarının teşhis yöntemleri nelerdir?

    En önemli başlangıç noktası, hastanın yakınmaları ve muayene bulgularıdır. Bundan sonra radyolojik görüntüleme teknikleri gelir. MR ile %100′ e yakın oranlarda bel fıtığı tanısını koyulabilmektedir..

    Bel fıtığının yan ve yatay düzlemde MR görüntüleri

    5. Bel fıtıklarının tedavisi nasıl yapılır?

    Eğer şikayetlerin başlangıcı çok yeni ise, eğer ilerleyici nörolojik hasar bulguları yoksa, önce tıbbi tedavi seçeneklerinin kullanılması gerekmektedir.

    Şişman hastaların öncelikle mutlaka kilo vermesi gerekmektedir.

    Bel fıtıklarının küçük bir bölümü cerrahi tedaviye gereksinim duyar.

    6.Bel fıtıklarının cerrahi tedavi kriterleri nelerdir? Ne zaman ameliyatla tedaviye ihtiyaç duyulur?

    Hastanın hiçbir tedaviye hiçbir şekilde yanıt vermeyen kronikleşmiş ağrıları var ise,

    Hastayı çalışamaz hale getiren ya da sosyal aktivitelerini engeller boyutlarda ağrıları var ise,

    Bizim muayene bulgularımızda ilerleyici nörolojik hasara yol açmış ise, cerrahi tedavi ön plana çıkmaktadır.

    Bir önemli nokta ise eğer “düşük ayak” dediğimiz tablo oluşmuş ise, yani ayakta tam kuvvet kaybı gelişmiş ise, o zaman ilk 8-12 saat içerisinde acil olarak hastanın kesinlikle ameliyat edilmesi gereklidir.

    7. Ameliyattan sonra hastaların günlük aktivitelerine dönmeleri ne kadar zaman almaktadır?

    Genel olarak ameliyattan 6-8 saat sonra hastayı ilk etapta kendi kontrolümüzde ayağa kaldırıp,ertesi gün taburcu etmekteyiz. Ameliyat sonrası dönemde hastalar 1-2 haftalık bir dinlenme döneminden sonra, aktif yaşantılarına ve işlerine dönerler. Ancak ağır bedensel faaliyet gerektiren işlerde çalışanlar için 4 haftalık istirahat ideal süredir.

    Ameliyatlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Yapılan ameliyatların kalitesi ve hastaya sağlamış olduğu faydalar ameliyatlarda mikroskop kullanılması ile daha da artmıştır. Mikrocerrahi, bel fıtıklarında fıtıklaşan bölümün sinir kökü ile olan yapışıklıklarını, ya da yapışık olan damarları sinir kökünden ayırmada da azami ölçüde rahatlık sağlamaktadır.

    Bu nedenlerle bel fıtıklarının cerrahi tedavisinde mikrocerrahi “altın standart” tır.

    Bel fıtıkları ameliyattan sonra da tekrarlayabilir mi?

    Bel fıtıkları değişik kaynaklara göre ameliyattan sonra % 4 -9 arasında değişen oranlarda nüksedebilir. Ortalama nüks oranı % 6 dır. Kişisel tecrübelerimizde bu oran % 3-5′ i geçmemektedir. Nüksler en çok ilk 4 yıl içerisinde ve daha da önemlisi ilk 1 yıl içerisinde meydana gelmektedir. Dolayısı ile hastalar ameliyattan sonra ilk 1 yıl kendilerine çok dikkat etmeli ve ameliyat sonrası verdiğimiz önerilere riayet etmelidir..

    Hastaların dikkat etmesi gereken şeyler nelerdir?

    Genelde ameliyat olan hastalara kendilerine dikkat etmeleri gerektiği söylendiğinde, bir yetersizlik ve ameliyat sonrası yaşam tarzlarında bir kısıtlama olacağı gibi yanlış bir psikoloji oluşmaktadır. Aslında tavsiye ettiğimiz şeyler her normal insanın dikkat etmesi gereken şeylerdir. Ameliyatla ya da hastalıkla bir ilgisi yoktur.

    Doç. Dr. Hakan Kayalı

    Beyin – Omurilik ve Sinir Cerr. Uzm.

  • Bel fıtıkları

    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları ağır olabilen bir rahatsızlıktır.
    · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması sonucu oluşan klinik durumdur.
    · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir.
    · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir.
    · Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir durumdur.
    · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü bel ağrılarının ancak %1’inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır.
    · Bel fıtığı sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabilmektedir.
    · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana getirmektedir.
    · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler.
    · Bel ağrılarının bir çok nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı aracıdır.
    · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel fıtığından şüphelenilmemelidir.
    · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı baskı sonucunda bulgu vermektedir.
    · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır.
    · İlaçlı bel filmi belden yapılan omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına hekim karar verir.
    · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir.
    · Ağrı yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir tablonun ortaya çikmasina neden olabilir.
    · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz.
    · Bel ağrısı olan hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür.
    · Maalesef bel çektirme olayları karşisında istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum olduğuda unutulmamalıdır.
    · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir.
    · İşte bu gurupta olan hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine gelmesi amacıyla kullanılmaktadır.
    · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır, Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu fıtık için uygun olabilmesi gereklidir.
    · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir.
    · Halk arasında cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur. Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli işlemi yaptırmadığının sonucudur.
    · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır.
    · Tıbbın amacının insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır.
    · Cerrahi işlem sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır.
    · Cerrahi işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa 2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup kullanılmaya başlanmıştır.
    · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir.
    · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır.
    · Belfıtığı ameliyatı olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar.
    · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.

  • Komplikasyonlar malpraktis içersinde yer almalı mıdır?

    Komplikasyon adı verilen kavram tıp içersinde“oluşması muhtemel risk” olarak kullanılmaktadır. Yargılanma bir hukuksal kavramdır. Yargılanma olması için ise suç olmalıdır. Malpraktis ise “hatalı hekimlik uygulamaları” olarak kullanılan hukuksal bir terimdir. Malpraktisin söz konusu olması için ise hekimlik mesleğinin yanlış yapılması söz konusu olmalıdır. Malpraktisin değerlendirilebilesi için hekimlik mesleğinin anlaşılması ve bilinmesi gereklidir. Veya hekimlik mesleği uygulayıcılarına danışılması gereklidir. Yani hekimlik uygulamalarının doğru ve yanlış olduğunun değerlendirilmesi için tıp kitapları ve literatür ana belirleyicidir. Hukuk gerek komplikasyon mu? Yoksa değil mi kavramını çözmek içingerekse konunun malpraktis içine girip girmediğinin değerlendirilmesi için tıp kitaplarına ve literatüre ihtiyaç vardır. Her iki konuda tıp içersinde değerlendirilmesi gerekendurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Ancak bu konuda temel yanlışlık bir hastalığı tarifleyen tıp kitaplarına inancın çok yüksek olduğu kadar aynı kitapların komplikasyon olarak tariflediği durumlara inancın çok yüksek olmamasıdır. Hal bu ki her ikisini de belirleyen tıp bilmidir.Bur da bir çifte standart söz konusudur. Komplikasyon adı verilen kavram tıp bilmi içersinde varsa inanmak zorundasınızdır.

    Bu konuyla ilgili yazı yazanlara bakıldığında doktorların komplikasyonlar arkasına gizlendiğine inanlar olduğu kadar komplikasyonların toplum vicdanında açıklanamayacağına inananlar da vardır. Hangisine inanırsa inansınlar her iki grubunda insan nedir? ve komplikasyon nedir? neden oluşur ? kavramını bilmedikleri açıktır.

    İnsanı yapan kamyonu, arabayı,televizyonu yapan gibi bir insan değildir. İnsanların yaptığı tüm teknolojik aletleri yine insan yönetir. İnsanı ise kendisi yönetir. İnsanların yaptığı tüm teknolojik aletler birbirinin aynıdır. Ve cansızdır. İnsan ise farklı yapılar içerir. Metobolizmaları farklı farklıdır.

    İnsanı öldürüp tüm organlarını çıkartıp tekrar takıp kaldıramazsınız ancak insanların yaptığı tüm teknolojik aletleri söküp takıp tekrar çalıştırabilirsiniz. Tüm benzinli arabalara dizel yakıt koyduğunuz zaman tüm benzinli arabaların cevabı aynıyken İnsan için cevap farklı farklı olabilir. Kimi insan kırmızı et yiyemez, kimi insan balık yiyemez, kimi insan acı yiyemez gibi.Bu örnekler çok çok artırılabilir.

    Komplikasyon aslında insanın değişkenliğinden, bilinmezliğinden,tespit edilememesinden,gizliliğinden kaynaklanan bir durumdur. Tıp bilmi var oldukça olması zorunluluk olan bir durumdur. Bunlar ne demektir? Nasıl insan bilinemez,tepit edilemez, gizli olabilir.

    Bir bademcik ameliyatını ele alalım. Her yıl binlerce insan bademcik ameliyatı geçirmektedir. Bu hastaların %99 u sağlıklı bir şekilde ve sorunsuz yaşamaktadır.%1 inde ise sorunlar gelişmiş hatta geçirmektedir. Hatta bazıları ise hayatlarını kaybetmişlerdir. Hayatlarını kaybeden insanlar çevrçevesinden bakıldığında “yürüyerek gittiğimiz hastaneden ölüsünü çıkardık”, “basit bir bademcik ameliyatından insan öldü” “doktor adamı öldürdü” “bizim başımıza geldi başkasının başına gelmesin” gibi cümleler kullanılır. Ancak tıp çerçevesinden bakıldığında “komplikasyon” terimi kullanılır. Sonuçta bir ölüm vardır kimi çevreler bunu toplum vicdanına sığmayacağını belirtir. Kimi çevreler ise doktor komplikasyon arkasına gizleniyor diyebilir. Aslında bunun gibi yargılarda bulunanların hepsi hekimin cezalandırılmasını istemektedir. Peki neden?

    Hekimin cezalandırılması, hatta ölmesi kime katkı sağlayacağı meçhul bir durumdur. Aslında bu durum hekim içinde her gün her an yaşayacağı, korkacağı çekineceği bir travmadır aslında.Şimdi örnekteki olayı 2 yönden ele alalım;

    Bademciği oluşturan hekim değildir. Bademciğin alınmasının belirli nedenleri vardır. Sık tekrarlayan sinüzit, sık tekrarlayan kulak iltihapları, akut eklem romatizmasının varlığı, solunum problemlerinin olması gibi gibi. Bunları yapanda hekim değildir. Hekim bedemcik ameliyatı olmasını önerendir. Ameliyatı bana olacaksın diye zorlamaz, ilada olacaksın demez. Karar verici hasta ve yakınıdır. Hekim bu hastayı ameliyat etse de hekimdir. Etmese de hekimdir. Hekimin buradaki amacı kendi bilgileri, görgüleri doğrultusunda hastaya yardımcı olmak istemektir. Yani hekim kendisinin yol açmadığı bir durum için hastaya yardım edendir. Hasta veya yakını karar verir ameliyat olunur. %99 insan Allah Razı olsun diyecek %1 insan ise Allah Belanı versin diyecektir. Hastada problemler geliştiğinde hatta kaybedildiğinde problemler başlar. Artık “ameliyatı yapan kötü hekimdir.Hastasını öldürendir. Hal bu ki %99 insan Allah Razı olsun demektedir. Şimdi neden ölüm olmuştur? Veya neden sorunlar gelişmiştir soruları sorulacaktır? Veya neden ameliyat edilmiştir? Ameliyat olmasaydı olmazmıydı? Soruları gündeme gelecektir.

    Hekim çerçevesinden bakıldığında belki yüzlerce binlerce yapmış olduğu ameliyatta böyle bir problem yaşamasa da yaşayan olmuştur. Ancak var olan durum karşısında kendini yargılayacak ve vicdanıyla hesaplaşacak, şöylemi yapsaydım, nerde hata yaptım diyecektir. Ama ne yaparsa yapsın cevaplarını bulamıyacaktır. Çünkü meteryal canlı, tepkileri farklı farklı, anatomileri farklı farklı, metabolizmaları farklı farklı, algıları,istekleri farklı farklı olan insandır.

    Çünkü bademcik denilen rahatsızlık farklı farklıdır. Özellikleri farklı farklıdır. Damarsal yapıları farklı farklıdır. Damarların boyutları farklı farklıdır. Komşulukları farklı farklıdır. Kişilerin pıhtılaşma özellikleri farklı farklıdır. Var olan enfeksiyonların durumları ve şiddetleri farklı farklıdır. Tüm güvenlik önlemlerini alsanız dahi çok iyi cerrah olsanız dahi bu faktörleri yönetemeyeceğiniz açıktır.

    Şimdi tersini düşünelim. Risk varsa ameliyat yapılmasın. O zaman da tekrarlayan sinüzit atakları sonucu beyin apsesi geliştiğinde, sık akciğer enfeksiyonları geçirip akciğer hastası olduğunda, tekrarlayan orta kulak iltihapları nedeniyle duyma kaybolduğunda, akut eklem romatizması nedeniyle böbrek ve kalp kapak hastası olduğunda ne yapacaksınız.

    Tıp biliminin bir özelliği vardır. Her yaptığınız uygulamada az veya çok risk vardır. Eğer bir hastaya tedavi uyguladığınızda ortaya çıkabilecek risk tedavi uygulamadığınızda ortaya çıkabilecek riskten düşükse tedavi uygulamak kazançtır. Yani tıp bilmi risklerin dengesidir. Risksiz bir tıp bilmi söz konusu değildir.

    Şimdi de hekim bu ameliyatı yapmakla ne kazanacaktır? Sorusuna cevap arayalım.Düz mantıkla cevaplanacak. Sesi duyar gibi oluyorum para. Ne kadar kazanacaktır? Örneğin 100 lira. Eğer bu ameliyattan sorunlu çıkarsa ne kadar kaybedecektir. 25.000 lira. Yani bu hekimin 250 tane bademcik ameliyatı yapması lazım ki bu parayı kazanabilsin. 250 tane ameliyattan da tekrar sorunlu olanın çıkmayacağının da garantisi yoktur. Suçlu çıkarsa ki bu bedel çok daha ağır olacaktır.

    Şimdi gelinen nokta tıp bilmi için bu olmuştur maalesef. 2 grup hekim camiası gelişmiştir artık 1.grup tıp bilminin gereklerini yapmaya çalışan 2.grup ise kendini korumaya alan. Maalesef her geçen gün 1.grup tıp bilminin gereklerini yapmaya çalışan grup hızlı bir şekilde küçülmeye başlamıştır. Ve böyle giderse hiç kalmayacaklardır.

    Tıp bilmi yapılan uygulamalarla ve cezalandırma yöntemleri ile bilir bilmez yorumlarla yıpratılmaya devam etmektedir. Esas sorun tıp biliminin uygulayıcıları ile yasal uygulayıcılar arasında ayıklamayı yapacak mercilerin olmamasıdır. Yani tıp bilimini bilen yasal uygulayıcıların yokluğudur. Bu sorun tıp biliminin siyasal olarak kullanılmasına izin vermektedir. Sorun halbuki ağırdır. Gelecek risk altındadır. Sağlıksız, gereği yapılmayan uygulamalarla yıpranmış bir toplum bizi beklemektedir. Bu nedenle tıp bilimi çatışı içinde yasal uygulamalar çatısı içinde olmalıdır. Yasal uygulamalar bilmin uygulanmasında hata art niyetvarsa devreye giren olmalıdır. Yoksa tıp bilmi içersinde yüzyılların birikimleri ile oluşan bilgi bankaları,literatürlerin,tüm kitapların komplikasyon dediği kavramlar üzerinde olmamalıdır.

    Bu makalenin özeti gelişen komplikasyonları yasal uygulayıcılar malpraktis içine alırlarsa tıp bilminin ülkemiz için yok olma noktasına geleceğinin unutulmamasıdır.

  • Bel rahatsızlıklarının narkozsuz mikrocerrahi yöntemle konforlu ve güvenli tedavisi

    Bel rahatsızlıkları sık karşılaşılan bir sorundur. Bu rahatsızlıkların yaklaşık % 95'e yakını ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilir ancak geri kalan kısmın mutlak cerrahi gerektirir. Sık karşılaşılan bel rahatsızlıkları bel fıtıkları, bel kaymaları ve dar kanal ana başlıkları altında sınıflandırabilir.

    Bel fıtıkları bel ağrısı nedenlerinin başında yer alır. Her insan yaşamının bir döneminde ama önemli ama önemsiz bel ağrısıyla yüz yüze gelebilir. Şunu unutmayalım ki her bel ağrısı bel fıtığı olduğu anlamına gelmez. Bel fıtıklarında genelde bel ağrısı ile beraber bacak ağrısı, uyuşma ve ileri evrelerde ayakta güç kaybı da söz konusudur. Ağrılar inatçıdır ve ilaçlarla kolay geçmez. Bel fıtığı, iki omur arasında yer alan adeta bir süspansiyon görevi yapan kıkırdak yapının zamanla aşınması sonucu bulunduğu aralıktan çıkıp bacağa gelen sinirleri sıkıştırması durumudur. Teşhisi MR tetkiki ile konulur. Ağrılar kişinin iş ve ev yaşamını olumsuz etkiliyorsa ya da ayakta güç kaybı varsa tedavi mutlak cerrahidir.

    Dar kanal; adından da anlaşılacağı gibi omuriliğin geçtiği kemik tünel çapının normalin altına inmesi durumudur. Daha ziyade ileri yaşlarda görülür. Hastada bel ağrısı ile beraber genelde her iki bacakta ağrı ve yol yürümede zorluk söz konusudur. İleri evrelerde tedavi cerrahidir ve vida (platin) gerektirir.

    Bel kaymaları; bir omurun diğer omur üzerinden öne veya arkaya doğru yer değiştirmesidir. Bu durum omurları bir arada tutan eklem ve bağ dokularının zayıf olması ile yani doğumsal, ya da omurgadaki ileri yıpranmalar veya travma sonucu olması ile yani sonradan ortaya çıkabilir. Kayma hareketli ise ki bu fonksiyonel bel grafisinde anlaşılır tedavi cerrahidir ve vidalama yapılır.

    Cerrahi gerektiren bel rahatsızlıklarında hastaların ameliyat olmayıp, vakit kaybetmeleri durumunda zamanla artan ağrı ve bacaklardaki güçsüzlük nedeniyle yürüme olayı giderek zorlaşır ve bu kişiler başkalarına ihtiyaç duyar hale gelirler.

    Nedeni ne olursa olsun bel ameliyatları narkozsuz (epidural anestezi) da yapılabilir. Özellikle genel anestezi alması riskli olan (astım, böbrek yetmezliği, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet gibi rahatsızlıklar) hastalarda mutlaka tercih edilmelidir. Ayrıca bu yöntem ameliyat sonrası hastanın kısa sürede hareketlendirilmesi ve taburcu edilmesi konforunu da beraberinde getirir.

    Amaç hastayı bir an önce hareketlendirip sağlıklı olduğu dönemdeki ev ve iş yaşamına, hobi ve alışkanlıklarına en kısa sürede döndürebilmektir. Burada ameliyat önerilmiş hastaların vakit kaybetmeden korkularını yenip ameliyat olmaları önemlidir, zira ameliyatın kesin çözüm üretebilen bir TEDAVİ seçeneği olduğu unutulmamalıdır.

  • Kraniyotomi neden gereklidir ?

    Bazı problemler beynin doğru çalışmasını engeller. Bu problemleri düzeltebilmek için beyine ulaşmak gereklidir. Kraniyotomi oraya ulaşmamızı sağlar. Aşağıda tartışılan problemler bir kraniyotomi yapılmasına gerek duyulan en sık görülen problemleri ortaya koymaktadır.

    Beyin Yaralanması:
    Beyin yaralanması başa gelen doğrudan bir patlama ve hatta ani bir darbe ile dahi oluşabilir. Bu beyinde yırtılmaya, kanamaya ve şişmesine neden olabilir. Tedavinin hedefi herhangi bir kanamayı durdurmak ve kafatası içerisindeki basıncı azaltmaktır. Kan ve hasarlı dokular çıkarılabilir.

    Beyin Tümörü:
    Tümör, anormal hücrelerden oluşmuş bir kitledir. Beyinde büyüyen metastatik tümörler vücudun diğer bölgelerinden yayılan tümörlerden gelen yapılardır. Hedef bunlardan mümkün olan en fazla miktarda çıkarmaktır. Tümöre tipine göre diğer tedavi yöntemlerinin de uygulanması gerekli olabilir.

    Anevrizma:
    Anevrizma bir arter duvarındaki balon benzeri bir kusurdur. Bu kanın dışarı sızmasına neden olur. Sızan kan beyine hasar verebilir. Hedef hasarı kontrol altına almak ve ileriki kanamaları önlemektir.

    Arteriovenöz Malformasyon:
    Arteriyövenöz malformasyon (AVM) kan damarlarının anormal bir yumağıdır. Bir AVM beyinin bir bölgesinde normal kan akımını önleyebilir. Aynı zamnda beyin dokusu içerisine kanama riskini de artırmaktadır.Tedavideki hedef AVM içerisinden olan kan akımını önlemek ve akımı normal yola döndürmektir.

    Durumunuzun Teşhis Edilmesi:
    Doktorunuz birtakım muayene ve teslter yaparak durumunuza yol açan nedeni bulmaya çalışır. Sonuçlar doktorunuzun probleminizin tam olarak yerini ve boyutunu da anlamasına yardımcı olur.

    Tıbbi Muayeneniz:
    Doktorunuz sizin sinir sisteminizin ne kadar iyi çalıştığını aşağıdakileri kontrol ederek öğrenir:
    •Ÿ Görme, işitme, yürüme ve yutkunma kapasiteniz
    •Ÿ Düşünme ve hafıza becerileriniz
    •Ÿ Kas gücünüz, koordinasyonunuz, refleksleriniz ve adımlamanız
    •Ÿ Dokunmayı hissetme ve algılama yetenekleriniz.

    Görüntüleme Testleri:
    Bu testler beynin ve ona kan götüren atardamarların görüntülerini verir. Daha keskin görüntüler için bu testlerle birlikte kontrast maddeler kullanılabilir. Riskler ve komplikasyonlar sizinle konuşulacaktır.

    Ÿ BT: (Bilgisayarlı Tomografi):
    Bu yöntem x ışınlarını ve bilgisayar kesitlerini birleştiren bir yöntemdir. Siz bir tüp içerisinde kayan bir platform üzerinde yatarsınız.

    Ÿ MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme):
    Bu test güçlü mıknatıslar ve radyo dalgaları kullanarak görüntüler oluşturur. Bir tünel içine kayan bir masada yatarsınız.

    Cerrahi İçin Hazırlık
    Ameliyat zamanınız yaklaştıkça ilerideki sağlık gereksinimlerinizle ilgili düşünceleriniz olabilir. Aynı zamanda kraniyotominiz için kendinizi nasıl hazırlamanız gerekeceği hakkında sorularınız olabilir. Aşağıdaki bilgiler yardımcı olabilir.

    Cerrahi Tedavinizden Önce:
    Pek çok durumda kraniyotomi planlanmış bir işlemdir. Cerrahiden önce yeterli zaman varsa aşağıdakileri yapmanız size söylenebilir:
    Ameliyatınızdan haftalar önce ameliyatınızda kullanılmak üzere kan vermeniz istenebilir. Ayrıca kanı incelten aspirin gibi ilaçları almamanız istenebilir. Eğer sigara içiyorsanız şimdi kesmelisiniz.
    Kraniyotominizden kısa bir süre önce bir muayeneden geçeceksiniz. Bu cerrahi işlem için yeteri kadar sağlıklı olduğunuzu teyit etmek için yapılacaktır. Eğer günlük kullandığınız ilaçlarınız varsa bunların ameliyat gününde de kullanılıp kullanılamayacağını sorunuz.

    Ameliyattan en az 8 saat önce veya size iletilecek süre kadar herhangi bir şey yemeyiniz ve içmeyiniz.

    Kraniyotominizin Yapılacağı Gün:
    Kraniyotominizin yapılacağı gün hastaneye zamanında geliniz. Buraya ulaştığınızda hala daha devam eden endişeleriniz olabilir. Hatta biraz da ürkek ve sinirli olabilirsiniz. Sağlık ekibiniz tüm sorulara yanıt vermeye çalışcaktır. Ayrıca rahatlamanız için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Ameliyattan Hemen Önce:
    Anestezinizden sorumlu olacak olan görevli sağlık personeli cerrahi öncesinde sizinle konuşacaktır.Ameliyatınız boyunca «uyumanız» için size genel anestezi verilecektir. Kolunuza i.v. (intra venöz) damar yolu için kateter konulacaktır. Bu yol ihtiyacınız oldukça ilaçlar ve sıvıların size verilmesini sağlayacaktır. Pek çok durumda başın bir kısmı veya tamamı traş edilecektir.

    Aile ve Arkadaşlara Notlar:
    Ameliyat sırasında yakında bekleyebileceğiniz bir oda size gösterilecektir. Kraniyotomi sıklıkla 3-5 veya daha fazla sürebilir. Eğer mümkünse haber alabilmeniz için en az bir kişinin bekleme odasında olduğundan emin olunuz. Ameliyat biter bitmez doktor gelip sizinle görüşecektir. Ayrıca sevdiğiniz kişiyi ne zaman görebileceğiniz de size iletilecektir.

    Beyine Ulaşmak
    Cerrah kafa derinizde bir kesi yapar. Daha sonra kafatasında 1-2 cm. büyüklüğünde burr hole denilen delikler açılır. Delikler arasındaki kemik kesilir ve kaldırılır. Cerrah daha sonra dura denilen beyni saran zarı açarak beyine ulaşır. Bir sonraki basamak sizin özellikle bulunan rahatsızlığınıza göre devam eder. Bazı durumlarda beyninizin cevaplarını mönitörize edbilmek için bazı sinirler uyarılır. Bu normal beyin dokusunun cerrahi işlem sırasında zarar görmediğinin teyidi için uygulanır.

    Cerrahinin Riskleri:
    Tüm ameliyatlarda olduğu gibi kraniyotominin de belli riskleri vardır. Bunlar arasında şunlar sayılabilir:
    •Nöbetler
    •İnfeksiyon
    •Hafıza kaybı veya bulanıklığı
    •Beyinde şişme veya kanama
    •Kan pıhtıları
    •Görme dahil his kaybı,
    •Güç kaybı veya paralizi
    •Ölüm

    Probleminizin Düzeltilmesi:
    Beyine ulaşılmıştır. Cerrah bir sonraki aşamada yapacaklarına sizin probleminize göre karar verir. Fakat ne olursa olsun normal dokuya zarar vermemek için her türlü önlem alınmıştır.

    Beyin Yaralanması
    Kanamanın kaynağı kontrol altına alınmıştır ve kan uzaklaştırılmıştır. Hasarlı doku da muzaklaştırılmış olabilir.

    Beyin Tümörü:
    Mümkün olan en fazla beyin tümörü çıkarılmıştır.

    Anevrizma:
    Atardamar kaçak yerinde bağlanmış veya muhafaza altına alınmıştır.

    AVM:
    Anormal atardamarlar ve venler klipslenmiştir. Bu kan akımını normal damarlara yönlendirir ve AVM’nin sızdırmasını engeller.

    Kraniyotominin Bitirilmesi:
    Ameliyat hedeflerine ulaşıldığında, beyni örten dura kapatılır. Hemen hemen tüm vakalarda kafatası kemiği geri yerine yerleştirilir. Yerinde kalması için tel bir örgü veya vidalı plakalar kullanılabilir. Bazen beyinde kalan kan veya sıvıların tahliyesi gerekebilir. Böyle durumlarda bir dren burr hole denen deliklerden geçirilerek birkaç gün burada kalması sağlanır. Aslında pek çok durumda bu delikler vakadan hemen sonra doldurulur veya kapatılır. Daha sonra dikiş veya zımba ile kafa derisi dikilir.

    Beyinle İlgili Diğer Uygulamalar
    Aşağıdaki uygulamalar tek başlarına veya kraniyotomi ile birlikte yapılabilirler. Şantların takılabilmesi veya stereotaktik ameliyatların yapılabilmesi için kafatasında burr hole denilen delikler açılır. Bu işlemlerden sonra hastane deneyimleriniz kraniyotomideki gibi olacaktır.

    Şantlar:
    Şant özel bir tip drendir. Fazla omurilik sıvısını boşaltmak suretiyle beyin üzerindeki basıncı azaltmak için kullanılır. Sıvı beyinden karın boşluğuna boşaltılır. Bu cilt altına yerleştirilen bir tünel içerisindeki tüp aracılığıyla yapılır. Sıvı karın boşluğuna ulaştığında vücut tarafından emilir.

    Stereotaktik Cerrahi:
    Sereotaktik cerrahi beynin hassas veya ulaşılması zor alanlarındaki problemlere ulaşmada kolaylık sağlar. Stereotaktik cerrahi bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme taramalarını kullanarak problemin yerini tam olarak lokalize eder ve bir yaklaşım haritası oluşturur. Bu işlem sırasında özel bir kafes başı yerinde tutmak için kullanılbilir.

    Hastanede İyileşme:
    Kraniyotomi tamamlandıktan sonra doktor aileniz ve arkadaşlarınızla konuşacaktır. Bir uyanma odasında kendinize geleceksiniz. Daha sonra özel bir üniteye, sıklıkla da bir yoğun bakım ünitesine transfer edileceksiniz ve burada yakından takip edileceksiniz.

    Ameliyattan Hemen Sonra:
    Uyanırken baş ve vücut ağrılarınız olabilir. Bu ağrıları hfifletmek için hemşire size ilaç verebilir. Kafatasınız içindeki basıncı veya kalp atışlarınızı görebilmek amacıyla monitörler kullanılıyor olabilr. Kan pıhtılaşmalarını önlemek amacıyla özel çoraplar giyiyor olabilirsiniz. Ve kısa bir süre bir solunum cihazına bağlanabilirsiniz. Bu makine nefes alıp vermenize yardımcı olur.

    Hastane Odanızda:
    Birkaç saat içerisinde yoğun bakım ünitesinden bir hastane odasına alınabilirsiniz. Bazen bu iki gün veya daha uzun sürebilir. Odanıza geldiğinizde akciğerlerinizin açık kalması için size solunum egzersizleri verilebilir. Sağlık ekibimiz sizin bir an önce yemek yemeniz ve yürümeniz için ellerinden geleni yapacaklardır.

    Rehabilitasyon:
    Eğer belli egzersizleri yapmakta zorlanıyorsanız terapi verilebilir. İhtiyaçlarınıza göre terapist dengenizi bulmanızda, gücünüzü toplamanızda, konuşma ve günlük yaşam melekelerinizin geliştirilmesinde yardımcı olacaktır.

    Başka Bir Tedaviye İhtiyacınız Olursa
    Kraniyotomiden sonra sıklıkla yan etkileri azaltmak ve kendinizi daha iyi hissetmeniz için size ilaçlar reçete edilebilir. Eğer beyin tümöründen dolayı ameliyat geçirmişseniz kemoterapi veya radyasyon da alabilirsiniz.

    İlaçlar
    Eğer size ilaç reçete edilirse doktorunuza veya eczacınıza, eğer varsa, almak zorunda olduğunuz diğer ilaçlardan mutlaka söz edin.

    Steroidler
    Steroidler beyin şişmesini azaltırlar. Doktorunuzun onayını almadan bunları kesmeyiniz. Steroidler kan basıncında değişikliklere neden olabilirler, kilo aldırabilirler, mide ülserlerine neden olabilirler, infeksiyon riskini artırabilirler ve duygusal halde değişiklik oluşturabilirler.

    Antikonvülzanlar
    Antikonvülzan ilaçlar nöbetlerin oluşmasını engellerler. Onları her zaman tarif edildikleri şekilde kullanın. Doğru dozu aldığınızdan emin olunabilmesi amacıyla kan testlerine gereksinim olabilir. Eğer bir döküntü, denge problemleri veya sersemlik gibi bulgular olursa doğrudan doktorunuzu arayınız.

    Diğer İlaçlar
    Semptomları ve yan etkileri ortadan kaldırabilmek amacıyla başka ilaçlara da gerek duyulabilir. Eğer bulantı, mide asiditesi veya ağrınız varsa doktorunuzla görüşün.

    Kemoterapi:
    Kemoterapinin hedefi kanser hücrelerini öldürmektir. Bu ilaçlar kan damarlarınız boyunca dolaşır ve kanserli hücrelerin yaşam döngülerine son verir. Sonuçta kanserli hücreler ölürler.

    Radyasyon Terapisi:
    Radyasyonun hedefi tümör büyümesini durdurmak veya kontrol altına almaktır. Tedavide ağrısı olmayan x ışınları kullanılır. Radyasyon tek başına veya diğer tedvi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir.

    Hastaneden Sonra:
    Ameliyattan sonra normal bir şekilde yer, içer ve yürüyebilir hale gelir gelmez evinize gidebilirsiniz. Evde aileniz ve arkadaşlarınız yardım ve destek önerisinde bulunabilirler. İhtiyacınız olduğunda kabul edin. Fakat dengenizi korumanızın çok önemli olduğunu unutmayın. Aklınızdan çıkarmayın ki yeniden bağımsız olmak için bir uğraş veriyorsunuz.

    Kontrol Muayenelerine Katılın:
    Kraniyotomiden 7-10 gün sonra bir hastane ziyaretiniz olabilir. Bu aşamada kalan dikiş veya zımba sütürler alınabilir. İlk birkaç ay boyunca doktorunuzu 4 haftada bir görebilirsiniz. Aynı zamanda durumunuzun kararlı olduğunu teyit etmek amacıyla bazı görüntüleme testleri yapılabilir.

    Yürümeyle Başlayın:
    Yürüme gücünüzü yeniden kazanmak için en iyi araçtır. Başlangıçta kısa ancak sık yürüyüşleri tercih edin. İster bir bardak su almak için, isterse televizyon kanalını değiştirmek için olsun her gün ayağa kalkın ve yürüyün. Basamaklı olarak daha uzun mesafelere yürümeye gayret edin, örneğin köşedeki posta kutusunu kontrol edin.

    Günlük Yaşama Geri Dönme
    Aşağıdaki ipuçları iyileşme için size yardımcı olabilir:
    Fazla zorlamayın. Aktivite sınırlarınızı küçük küçük artırınız.
    Yemek yapmak, bahçe işleri yapmak gibi ev işlerinde yardım öneerisinde bulunanların tekliflerini kabul edin.
    Eğer bir süre araç kullanmamanız önerilmişse sizi birilerinin götürmesine hayır demeyin.
    İşvereninize işe geri dönmek için yapacağınız görüşmede daha az saat için gelip gelemeyeceğinizi veya evden çalışabilip çalışamayacağınızı sorun.

    Ameliyattan Sonra Başarmak
    Size olanları kabul etmek gerek sizin gerekse aileniz için zor olabilir. İyileşmeniz zaman alacaktır. Birkaç ay, hatta bir yıl kadar süreyle her zamankinden daha yorgun hissedebilirsiniz. Duygularınıza hakim olmak olayı hafifletmeye yardımcı olacaktır.
    Bazı günler diğerlerinden biraz daha zor olabilir. Kendinizle ilgili biraz sabırlı olun. Eğer üzgün veya depresif hissediyorsanız sağlık ekiplerinizden biri ile görüşün. Depresyon sık görülen ancak tedavi edilebilen bir durumdur.
    Korkuların olması veya sinirli olmak normal bir durumdur. Bir danışmana başvurmak veya bir destek grubuna katılmak duygularla başa çıkmakta ve devam etmekte olan tedavilerin gereksinimlerini karşılamakta yardımcı olabilir.

    Doktoru Ne Zaman Aramalısınız
    Aşağıdakilrden birinin varlığında zaman geçirmeden cerrahınızla görüşün:
    •Giderek artan uyku hali
    •Geçmeyen bulantı ve kusma
    •Aşırı baş ağrısı
    •Nöbet
    •Artan kas güçsüzlüğü
    •Nefes darlığı, bacakta ağrı veya şişme
    •38 C’nin üzerinde ateş olması
    •Kesi yerinde veya herhangi bir damar yolu yerinde kızarıklık veya akıntı olması
    •İdrar yaparken yanma olması

  • Omurilik daralmaları ve kaymaları

    Tıpta “Spinal stenoz” olarak bilinen omurilik kanalında daralma ; doğuştan ya da sonradan olma nedenlerle omurilik kanalının ve/veya omurilikten çıkan sinirlerin geçtiği sinir kanallarının daralmasıdır.

    Spinal stenoz boyun ve bel omurgasında görülür. Boyun bölgesindeki Spinal stenoz servikal miyelopati olarak adlandırılır. Bu sebeple Spinal stenoz den bahsedilince genellikle bel bölgesindeki stenoz anlaşılır.

    Spinal stenoz bel ve bacaklarda ağrıya yolaçan sık rastlanan bir hastalıktır.

    SPİNAL STENOZUN SEBEPLERİi:

    Yaş : Yaş ilerledikçe omurgadaki kemikleri birbirine bağlayan bağlar kalınlaşır, yine yaşlanmaya bağlı olarak osteofitler oluşur ve omurilik kanalını daraltır. Diskteki yozlaşma sonucu disk yüksekliği azalır ve disk genişleyerek kanalı daraltır. Faset eklemlerdeki yaşlanma ve kireçlenmeye bağlı yozlaşmalar omurilik kanalını ve sinir kanalını daraltarak Spinal stenoz belirtilerine yolaçar.

    Kalıtım : Omurilik kanalı doğuştan dar olanlarda çok daha erken yaşlarda Spinal stenoz belirtileri görülebilir. – Geçirilmiş omurga ameliyatları ve travmaları daha sonra yıpranma ve yozlaşmalara sebep olarak omurilik kanalını daraltabilir.

    Bel omurlarındaki kan akımı değişiklikleri.

    SPİNAL STENOZUN BELİRTİLERİ:

    Hareketle artan, dinlenmekle azalan ağrı, ağrı öne doğru eğilmekle kısmen azalır, geriye doğru kaykılmakla artar. Hasta yokuş ya da merdiven inerken daha çok rahatsız olur.

    Bacaklarda uyuşma, karıncalanma, üşüme, sıcak hissetme, güçsüzlük, yorgunluk.

    Beceriksizlik, sık düşme, yürürken ayakucunun takılması.

    Spinal stenozun kesin teşhisi için MR ve TOMOGRAFİ gibi ileri tetkik metodları gereklidir.

    SPİNAL STENOZUN TEDAVİSİ.:

    Spinal stenoz tedavisi zor bir hastalıktır.

    Lomber fleksiyon egzersizleri spinal kanalın çapını kısmen genişletir.

    Anti-romatizmal ilaçlar

    Kilo verilmesi

    İstirahat

    Fizik tedavi

    Epidural steroid uygulamaları

    Cerrahi : Spinal stenoz hastaların çoğunda cerrahi dışı tedaviler sonuç vermez. İyi seçilmiş hastalarda cerrahi müdahale sinirlere olan baskıyı ortadan kaldırarak hastanın normal bir hayat sürmesine yardımcı olur.

    Omurga Kayması

    Bir omurganın diğeri üstünde öne doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan omurilik kanalının daralması olayıdır. Seneler içinde artan, hareketle değişen bel ağrısı ve zamanla ayaklara da vuran ağrıyla seyreder. İleri aşamalarda , öne eğik yürüyen, ayaklarda kuvvetsizlik mevcut olan ve günlük kapasitesi tam olarak kısıtlanan bir hastayla karşı karşıya kalınır.

    Başlıca 3 tipi vardır:

    Doğuştan olan tipi, orta yaşlarda kilo artışıyla bulgu verir.

    Edinsel olan tipi disk dokusunun seneler içinde erimesiyle ilgilidir.

    Ameliyat sonrası tipi, omurga ameliyatları sonrası ortaya çıkar.

    Tedavide I. derecede kilo vermek, egzersiz ve ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Ancak rahatlamayan hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. II. dereceden itibaren mutlaka ameliyat gerektirir. Geciken vakalarda ameliyat ve ameliyat sonrası zorlaşır ve kalıcı sakatlıklar ortaya çıkar.

    CERRAHİSİ.:

    Cerrahi de halkın arasında platin ameliyatı olarak bilinen, iki omurganın titanyum vidalar ve çubuklarla birbirine sabitlenmesi ameliyatı yapılır. Aynı zamanda interbody füzyon denen omurgalar arası kıkırdak alınıp yerine konan cage lerle de bu sabitleme yapılabilir. Hasta birkaç hafta içinde tam kapasiteyle eski gücüne kavuşur.

  • Bel fıtığında mikrocerrahi yöntemi

    Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından Mikrodiskektomi metodu bulunmuştur.
    Yaklaşık 12 yıldır Lomber Mikrocerrahi yöntemini hastalarıma uygulamaktayım. Son 7 yıldır da .Endomikrodiskektomi yöntemini endikasyonlu hastalarımıza uygulamaktayız.

    Mikrocerrahi yöntemi ile hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış,halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu artık güven duygusuna bırakmıştır.

    Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir. Bu metot sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır.

    Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır.
    Bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler.

    Bazı hastalarımızda ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları kolay yapılır hale gelmiştir. Hastalar ameliyat sırasında rahatlıkla sohbet eder durumdadır. Biz zaten kullanılan son güvenilir anestezik maddeler neticesi genel anestezi riskinide sıfıra yakın buluyoruz.

  • Boyun fıtığı ameliyatlarından artık korkmayın!

    Boyun fıtığı ameliyatlarından artık korkmayın!

    Boyun fıtığı ameliyatlarında gelinen son nokta, önceden komplikasyonları nedeniyle korkulup kaçılan bu ameliyatları hasta için oldukça konforlu ve tehlikesiz bir hale getirmiştir.

    Boyun bölgesi, başımızı gövdemize birleştiren ve başımızın tüm ağırlığını taşıyan, uyanık olduğumuzda ya da uykuda sürekli hareket halinde olan omurgamızın en önemli kısmıdır. Dolayısıyla boyun ile ilgili rahatsızlıklar özellikle de boyun fıtıkları toplumumuzda oldukça sık görülür. Başta ev hanımları olmak üzere, örgü, nakış, dantel, halı-kilim dokuma gibi el işi yapan bayanlarda, yoğun bilgisayar kullananlarda (bankacı, sekreter, mübaşir, muhasebeci vs.), fırıncılar, postacılar, kasaplar ve pek çok meslek grubunda çalışanlar yaşamlarının bir döneminde bu hastalıkla karşı karşıya kalırlar. Boyun fıtıklarında genelde boyun ağrısının yanı sıra baş ağrısı, sırta ve kürek kemiklerine vuran ağrı, omuz ve kollara yayılan ağrılardan biri ya da birkaçı bir arada olabilir. Bazen boyun ağrısı olmaksızın sadece bu tip yakınmalarla da boyun fıtıkları kendini gösterebilir. Bu durumda hastaların kendilerine en yakın Beyin-Sinir-Omurilik Cerrahisi uzmanı hekimine başvurmalarında yarar vardır. Boyun fıtığı rahatsızlığı çekenlerde ağrı dışında, birinde ya da her iki kolda uyuşma, güçsüzlük, kasılma tarzında yakınmalarda olabilir. Özellikle güçsüzlük önemlidir. Zira zamanında tanı konulup, tedavi yapılmazsa ilerleyebilir ve hastanın günlük iş ve ev yaşamını olumsuz etkiler. Günümüzde boyun fıtığının teşhisi MR görüntülemesiyle konulur. Hastanın şikayeti, muayene bulguları ve MR görüntüsü bir Beyin-Sinir-Omurilik Cerrahisi uzman hekimi tarafından bir arada değerlendirildikten sonra tedavi şekli belirlenir. Kollarda güçsüzlük olması ağrı olmasa bile tek başına mutlak ameliyat nedenidir. Ameliyat önerilen hastalar artık yersiz korkulara kapılmamalı ve bir an önce ameliyatını olmalıdır. Boyun fıtığı ameliyatları genel anestezi altında boynun ön sağ kısmından yaklaşılarak yapılır. İki boyun omuru arasıdaki ‘disk materyali’ (fıtıklaşan kısım) mikroskop altında tamamen temizlenir ve daha sonra boşalan yere özel protez konulur. Bu protezin hastaya hiçbir zararı yoktur, bilakis rahatlatıcı ve hareketi kolaylaştırıcı etkisi vardır. Ameliyat ettiğimiz boyun fıtığı hastalarını ameliyattan yaklaşık 2 saat sonra kaldırıp yürütüyor ve aynı gün evine taburcu edebiliyoruz. Hastanın yara pansumanı ve dikiş aldırma sorunu olmadığı gibi boyunluk kullanması da gerekmiyor. Örneğin ameliyat olan bir ev hanımı ameliyat olduğu günün akşamı evinde yemeğini yapıp, bulaşığını yıkar duruma geliyor. Kısacası günlük yaşama dönmesi daha çabuk ve kolay oluyor. Bu nedenledir ki ameliyat önerilmiş olan hastalar ameliyat olmaktan değil, geç kalmaktan korkmalıdır, böylece iş verimi yüksek sağlıklı bir toplum olma yolunda ilerleyebiliriz.

    Op.Dr.Candan HUNDEMİR

    Beyin-Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

  • Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Narkozsuz bel ve boyun fıtığı ameliyatı!

    Bel fıtığının nedenleri nelerdir?

    Öncelikle bel fıtığını tanımlamak, nedenlerini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Omurgamızın alt kısmında yer alan ve 5 adet olan bel omurları arasında “disk” adı verilen elastiki kıkırdak dokunun aşırı yüklenmeler ve/veya yapısının bozulması sonucu bulunduğu yerden omurilik kanalına ve bacağa gelen sinirlere doğru yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkar. kıkırdak dokunun yapısını bozan nedenlerin başında yaşlılık gelir, ayrıca dejeneratif romatizmal hastalıklar, bazı enfeksiyonlar diğer nedenlerdir.

    Aşırı yüklenme nedenleri arasında ise; obezite (aşırı kilo), bazı meslekler (ev hanımı, hamal, işçisi gibi ağır işlerde çalışanlar, uzun süre oturmak suretiyle masa başı işi yapanlar, garson, öğretmen gibi sürekli ayakta durarak çalışanlar, yoğun stres altındaki yöneticiler), ters ve ani yapılan bel hareketleri sayılabilir. Bel fıtığında anlatılan mekanizmalar boyun fıtığı için de geçerlidir. Dolayısı ile nedenler de benzerdir.

    Boyun fıtığı belirtileri nelerdir?

    Boyun ağrısı; bir ya da her iki omuz, kol-önkol ve elde ağrı, sırta ve kürek kemiğine yansıyan ağrılar, kollarda ve/veya ellerde uyuşma, güç kaybı, ileri evrelerde bacaklarda da kasılma ve/veya güç kaybı, yürümede ve denge sağlamada zorluk, hatta boyundan aşağıya felç durumu ile karşımıza çıkabilir.

    Bel ve boyun fıtıkları için klasik tedavi yöntemleri hangileridir?

    Her bel ve boyun ağrısı fıtık anlamı taşımaz. Fıtıkların da yaklaşık % 95’i ameliyat dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Bu yöntemler arasında; istirahat ve ilaç (ağrı kesici ve kas gevşetici) kullanımı, kilo verme, tam ortopedik yatak önerilmesi, yürüyüş, yüzme, egzersiz, fizik tedavi sayılabilir.

    Klasik ameliyatların dezavantajları nelerdir?

    Günümüzde en geçerli ameliyat tekniği “mikrocerrahi diskektomi” yöntemidir. Adından da anlaşılacağı üzere mutlaka mikroskop kullanılır. Ayrıca ameliyathanede mesafe tayini yapılmasında yararlanılan skopi adı verilen cihazın ve mikro cerrahiye aletlerin de olması gerekir. Eğer mikro cerrahi tekniğin avantajlarını belirtirsek, diğer yöntemlerin dezavantajları da kendiliğinden anlaşılacaktır.

    Mikro cerrahi teknikte oldukça ufak bir yerden (yaklaşık 1 cm) girilir. Böylece daha az doku hasarı olur, yara iyileşmesi çabuk ve mükemmele yakın olur. Pansuman ve dikiş alma sorunu olmaz. Hasta çok hızlı bir şekilde ayaklanabilir ve yine kısa bir süre içersinde normal ev ve iş yaşamına dönebilir.

    Fıtığın tekrarlama (% 2’nin altında) ve yara sahasında enfeksiyon gelişme (yaklaşık % 0,5) riski düşüktür. En önemlisi de cerrahiye bağlı istenmeyen durumlar (komplikasyon) mikro cerrahi teknikte bariz şekilde (% 0,5’in altında) düşük olup, bu da hasta açısından oldukça konforlu ve güvenli bir ameliyat anlamına gelmektedir.

    Narkozsuz bel ameliyatlarının avantajları nelerdir?

    Narkozsuz (epidural anestezi ile) bel ameliyatı maalesef hala çok az cerrah tarafından uygulanmaktadır ancak yakın bir gelecekte öneminin anlaşılıp, daha da yaygınlaşacağına yürekten inanıyorum.

    Bu yöntemde bir anestezi uzmanı hekim arkadaşımız belin uygun bir bölgesinden özel iğne ile kıl gibi ince bir kateteri, kemik ile omurilik zarı arasına yerleştirir, buradan bir takım ilaçların verilmesi ile ameliyat edilecek bel bölgesinin uyuşmasını sağlar.

    Ancak en önemlisi hastanın bacaklarında hareketlilik korunur. Bu yöntemle yapılan bel ameliyatlarının, doktor açısından avantajı; hasta ile birebir iletişim kurulabilmesi ki bu ameliyat sırasında ayak ve/veya bacak hareketlerinin kontrolüne olanak sağlar.

    Bacağa gelen sinire en ufak bir temasta hasta bacağında ağrı veya bir elektriklenme olduğunu ifade eder, böylece sinire hasar verme olasılığı neredeyse sıfıra indirgenmiş olur.

    Hasta açısından avantajları; doktorunun ameliyatını gerçekleştirdiğini bilmenin verdiği güven ve rahatlama duygusu, müzik dinleme, sohbet edebilme, hatta telefonla görüşme, dergi-gazete okuma konforunun olması, genel anestezinin (narkozun) riskli olduğu hastalıklara (kalp hastalıkları, astım, diyabet, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği vb.) sahip olanlarda, aşırı kilolularda daha güvenli bir ameliyat sağlamaktadır.

    Ameliyattan hemen sonra yeme-içme serbesttir. Hasta 2 saat içinde yürütülebilmekte ve aynı gün taburcu edilebilmektedir.

    Epidural anestezi tekniğinin yan etkisi hemen hemen hiç görülmemektedir. Oldukça güvenli olup, yapılışı açısından da hastaya verdiği bir rahatsızlığı olmadan ve 10 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmektedir.

    SONUÇ OLARAK:
    Ameliyat önerilmiş bel sorunu olan hastalar ameliyat olmaktan değil geç kalmaktan korkmalıdır. En kısa zamanda tercihen epidural anestezi altında mikro cerrahi teknik ile yapılan güvenli ve konforlu ameliyatı gerçekleştirecek hekimlerine başvurmalıdırlar.

    Opr. Dr. Candan HUNDEMİR
    Beyin-Sinir-Omurilik Cerrahisi Uzmanı

  • Beyin pili parkinson hastalarına hayat bağlıyor

    Ayakkabısını bağlayamaz, gömleklerini ilikleyemez halde olan parkinson hastaları beyin piliyle eski sağlıklı günlerine yeniden kavuşuyor. Ameliyata girmeden önce kaşık bile tutamayan, yazı yazamayan, çayını içemeyen ve yardımsız yaşayamayan hastalar, beyin pili ameliyatından sonra özgürlüğüne kavuşuyor…

    Beyin pili nedir, kimlere beyin pili takmak gerekiyor?

    Beyin pilleri; başta Parkinson hastalığı olmak üzere, pek çok hareket bozukluğunun cerrahi tedavisinde son yıllarda giderek yaygın olarak kullanılan karmaşık elektronik cihazlardır.Beyin pili, özellikle Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılıyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen ve şiddetli titreme nöbetleri geçiren Parkinson hastalarında, beyin pili başarılı sonuçlar veriyor. Çatalını bile tutamayan, iğneye ipliği geçiremeyen hastalar ameliyat masasından kalkar kalkmaz titremeleri geçiyor. Depresyon, obsesif – kompülsif bozukluklar, Alzheimer gibi hafıza problemleri, epilepsi ve obezite hastaları için de çalışmalar sürüyor.

    Beyin pilinin avantajı nedir?

    Beyin pilinin avantajı; kontrol edilebilir, programlanır ve ayarlanılır bir tedavi yöntemi olması. Yani bir yan etki gördüğümüzde, başka bir ayara alabiliyoruz. Hasta memnun değilse ya da problem yaşarsa, kapatmamız ya da istemezse çıkartmamız söz konusu olabilir.

    BAĞIMLILIKTAN KURTARIYOR

    Beyin pili, hastaların hayatında nasıl bir değişim sağlıyor?

    Ameliyat sonrasında Parkinson hastaları, çarpıcı biçimde iyileşiyor ve normal yaşamlarına dönebiliyor. Beyin piliyle hastalarımızı yeniden hayata bağlayabiliyoruz. İlaç tedavisine yeterli yanıt vermeyen, şiddetli titreme nöbetleri geçiren veya katılık ve tutukluk nedeni ile hareket edemeyen Parkinson hastalarında beyin pili, başarılı sonuçlar veriyor. Ancak ameliyata uygun olan ve operasyondan yarar görecek doğru hasta seçimi çok önemli. Böylelikle çatalını bile tutamayan, iğneye ipliği geçiremeyen, yazı yazamayan hastalar ameliyat sonrasında gerekli pil ayarlamalarının yapılması ardından eski sağlıklı günlerine dönebiliyorlar. Ayakkabısını bağlayamayan, gömleklerini ilikleyemeyen, yardımsız yaşayamayan, sosyal hayattan kopan hastalar, beyin pilinden sonra yeniden bağımsız yaşama, sosyal hayatlarını geri kazanma ve eski işlerini yeniden yapabilme şansını bulabiliyorlar.

    Parkinson hastalarında beyin pili ameliyatları ne zaman gündeme geliyor?

    Medikal tedavide artık ilaç tedavisi bir yerde tıkanırsa o zaman ameliyat seçeneğini düşünüyoruz. Kabaca yüzde 10-15 hasta, uzun dönemde cerrahiye aday hale geliyor. Bunlara ilave olarak özellikle titremenin ön planda olduğu hastaların bir kısmı daha baştan ilaç tedavisine yeterli cevap veremiyorlar. Bu gibi başta ilaç tedavisinden yarar göremeyen hastalar da cerrahi tedaviye uygun adaysalar daha erken dönemde ameliyat edilebiliyorlar.

    KONUŞA KONUŞA AMELİYAT

    Beyin pilini nasıl takıyorsunuz?

    Parkinson tedavisinde önemli bir alternatif kabul edilen beyin pili, tıpkı kalp pili gibi yerleştiriliyor. Beynin içinde tespit edilen sorunlu bölgelere iki tane elektrot yerleştiriyoruz. Göğüste cilt altına kalp pili gibi bir pil yerleştiriliyor ve cilt altından geçirilen uzatma bağlantılarıyla elektrotlar pile bağlanıyor. Daha sonra bilgisayar aracılığıyla hastaya iyi gelecek frekansları ve uyarı parametrelerini ayarlıyoruz. Medikal tedaviye yeterli cevap vermeyen hareket bozukluğu olan 750 civarında hastayı ameliyat ile eski sağlıklarına kavuşturduk. Bu hastaların büyük kısmına lezyon cerrahisi uyguladık ve bunların 190’dan fazlasına da beyin pili taktık. Ameliyatın büyük bir kısmında hasta uyanık ve bizimle konuşuyor. Ameliyatta hastalar doktorla sohbet ediyor, torunlarından bahsediyor, maç sohbetleri yapıyorlar.

    Neden hastayı uyanık tutuyorsunuz?

    Beyin pili ameliyatlarında yararlandığımız ‘Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği’nde, beyindeki tek bir hücrenin elektriksel aktivitesini dinleyebiliyoruz. Bu yöntemde amacımız; hastalıktan sorumlu hücreleri ve etrafındaki anatomik oluşumların yerini bulmak. Bunun için de ameliyatı, hastayı uyanık tutarak, konuşa konuşa yapıyoruz.Çünkü bu sayede hastanın tepkilerini ölçerek sorunlu bölgeye ulaşmamız daha kolay oluyor. Ameliyatın ilk 5-6 saatlik bölümünde hasta uyanık oluyor ve karşılıklı yardımlaşıyoruz.

    Riski var mı?

    İşin kuralı; beynin içinde 2-3 milimetre çapındaki bir anatomik oluşumu bulmak ve oraya müdahale etmek. Ama ne bir milim aşağıya, ne bir milim yana gitmeye hakkımız var; çünkü o zaman hastanın felç ya da kör olma riski çok fazla! Sonuçların son derece yüz güldürücü ve risklerin bu kadar az olmasını sağlayan, yani ‘doğru yere doğru müdahale edilmesini sağlayan’ en güvenli yöntem ise ‘Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği’dir. Bu teknoloji bizi amacımıza ulaştırıyor. Bu teknik sayesinde beynin fizyolojik haritasını çıkarıyoruz ve o hastalıktan sorumlu hücrelerin doğru yerini buluyoruz, sonra da beyin pili takıyoruz.

    BEYİN PİLİ OLAN HASTALARA YÜZME SERBEST FUTBOL YASAK

    Beyin pili, hastaların günlük yaşamlarında bir kısıtlamaya neden oluyor mu?

    Pil takılan hastaların normal günlük yaşantılarında hiçbir değişiklik olmuyor. Hastalar çok sert olmayan, kafa travmasına neden olmayacak tenis, bilardo gibi her türlü sportif faaliyeti sürdürebilir ve yüzebilirler. Ama örneğin futbol ya da karate gibi sporlar yasak. Ayrıca hastalarımızın araba kullanmasını istemiyoruz. Pil takılı hastaların pil ayarlarını değiştirebileceğinden ve hastalar zarar görebileceklerinden çok mecbur kalmadıkça MR çektirmelerini istemiyoruz. Çekilecekse de bizim kontrolümüzde olmalı. Hastalarımızın güçlü manyetik alanlardan geçmelerini istemiyoruz. Bu yüzden örneğin havalimanında sorun yaşamamaları için üzerlerinde elektronik cihaz taşıdıklarına dair bir belge veriyoruz. Havalimanında belgelerini göstererek bu cihazlardan geçmiyorlar.

    Pil biter mi, şarj edilir mi?

    Evet, pilin ömrü 7-8 yıl. Ancak hastadan hastaya bu süre değişebiliyor. Eğer daha yüksek seviyede kullanıyorsa daha erken bitme ihtimali de var. Pil şarj edilmiyor. Biz hastalarımızdan gece uyurken pili kapatmalarını istiyoruz ama pilin rahatlığına alışan ve gece titremekten korkan hastalar genellikle pillerini kapatmıyorlar.Pilin ömrü bittiğinde ise yarım saatlik bir ameliyatla göğüsteki pil değiştirilebiliyor.

    ARAŞTIRMALAR BİTTİĞİNDE SARALILARA VE DEPRESYONU OLANLARA DA BEYİN PİLİ TAKILABİLECEK

    Beyin pilinde Parkinson hastalarında ve diğer hareket problemlerinde elde edilen başarılı sonuçlar nedeniyle Parkinson dışında bazı hastalıklar konusunda da dünyada araştırmalar devam ediyor. Tıbbi tedaviye cevap vermeyen, şiddetli ve yoğun ağrı çeken hastalar beyin pilinin tedavi grubu içinde önemli bir alan. Sara, depresyon, Alzheimer, obezite ve diğer yeme bozuklukları da beyin pilinin yararlarının araştırıldığı hastalık gruplarının içinde yer alıyor.

    SARA İÇİN GERİ SAYIM

    Bu hastalıklarda adım adım gidersek, bize sonuçları en yakın görünen sara hastalığı araştırmaları. Sara hastalarındaki beyin pili araştırmalarının bu yıl bitmeden sonuçlanmasını bekliyoruz. Olumlu sonuçlar açıklandığında biz de Türkiye’de ilaç tedavisine yanıt vermeyen uygun sara hastalarını beyin piliyle tedavi ediyor olacağız. İkinci adımda ise ağır depresyon ve obsesif-kompulsif-nevroz gibi psikolojik hastalıkların tedavisi geliyor. Amerika ve Kanada’da bu alanlardaki çalışmalarda hayli olumlu sonuçlar alındığını biliyoruz.

    ANILAR GERİ GELEBİLİR!

    Beyin pilinde üçüncü adımda ise Alzheimer gibi beyinde belli bölgelerdeki problemleri nedeniyle hafıza ve hatırlama problemi olan hastalar ile obezite yer alıyor. Zira obezite tedavisi için beyin pili uygulaması yapılan bazı hastalarda hafızanın yerine geldiği görüldü ve bu da Alzheimer hastalığının tedavisi açısından önemli bir umut ışığı oldu. Bunların araştırmalarının birkaç yıl içinde tamamlanmasını bekliyoruz.

    BULİMİKLER İÇİN UMUT

    Beyin pilinin ayrıca bulimiya ve anoreksiya nevroza gibi yeme bozuklukları hastalıklarında da etkili olduğuna dair çalışmalar var. Ancak bu dördüncü adımdaki beyin pili uygulamalarının sonuçlarının 3-5 sene alacağı tahmin ediliyor.

    ARAŞTIRMALAR SÜRÜYOR

    Özellikle Parkinson hastalarında hayat kalitesini ciddi ölçüde artıran beyin pili tedavisi, Türkiye’de zaten hareket bozuklukları ve distoni hastalıklarının tedavisinde de başarıyla uygulanıyor. Obezite, epilepsi, depresyon ve Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde beyin pilinden yararlanmak için ise yurtdışındaki araştırmaların sonuçlanmasını bekliyoruz. Beyin pilinin bu hastalıklardaki yararlılığı ve güvenilirliği bilimsel çalışmalarla ispatlandığında elbette ki tüm dünyayla birlikte hatta belki de daha önce Türkiye’de de uygulamaya başlayacağız.