Etiket: Ameliyat

  • Distoni,

    Distoni, vücudun tümünde veya bir bölümünde istem dışı kasılmalarla süren bir hastalıktır. Hastalığa yol açan neden hareketi kontrol eden derin beynin merkezlerindeki işlevsel bozukluktur.

    Distonilerin çeşitli nedenleri vardır; bunların başlıcaları: doğum sırasında oluşan beyin hasarı (cerabral palsy, beyin felci), ilaca bağlı diskineziler, yapısal ve genetik nedenlerdir (akraba evlilikleri vb).

    Distonilerin tedavisinde çeşitli cerrahi yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemler Parkinson hastalığının cerrahi tedavisine büyük ölçüde benzerlik gostermektedir. Bunların başlıcaları, derin beyin nörostimulasyonu (beyin pili), talamotomi, kampotomi ve pallidotomi’dir.

    Distoninin cerrahi tedaviye yanıtı değişkenlik göstermektedir. Ameliyat sonuçları hastadan hastaya değişmektedir. Ameliyat sonrasında bir kısım hasta belirgin yarar görürken bir kısmında ise daha az düzelme gözlenir. Çoğu zaman ameliyat yapmadan önce düzelme durumu hakkında tahmin yürütmek zordur. Hastaların çoğu, ameliyattan 3 ila 24 ay gibi uzun dönemde yavaş bir düzelme gösterirler. Genel olarak bakıldığında ilaca bağlı diskinezilerin, bedenin bir tarafını tutan distonilerin ve genetik nedenli distonilerin ameliyattan daha çok yararlandığı; doğum sırasında oluşan beyin hasarına (cerabral palsy, beyin felci) bağlı distonilerin daha az yararlandığı söylenebilir.

    Prof. Dr. Ali Savaş

  • Dar omurga kanalı ameliyatlarında yeni teknik

    Bel fıtığı ve dar omurga kanalı hastalığı, diğer adıyla dar spinal kanal, toplumda sanıldığından daha sık rastlanan rahatsızlıklardandır. Omurga kanalının darlığı en sık bel bölgesinde görülmektedir. Bir kişide bel fıtığı ile birlikte veya tek başına dar kanal varsa, bu insanın hayat kalitesi bazen çok düşmekte; iş, aile ve sosyal yaşantısı adeta altüst olabilmektedir.

    İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır. Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

    Dar kanal teşhisinin doğru olarak konması tecrübe gerektirir. Hastanın tetkikleri değerlendirilirken sadece omurilik kanalının çapları değil aynı zamanda efektif kanal alanı da göz önünde bulundurulmalıdır. Kanal ile ilişkili, kanalı daraltan kalınlaşmış ve sertleşmiş bağ dokuları daima dikkate alınmalıdır. Bazen de lateral reses dediğimiz yandaki anatomik yapılar daralarak sinir elemanlarını sıkıştırabilir. Teşhis ve tedavide bu husus gözden kaçırılmamalıdır.

    Bir kişide omurga kanal darlığı varsa, buna ilave olacak küçücük bir bel fıtığı veya kireçlenme bile dar kanal içindeki sinirleri kolayca sıkıştıracağından hastaya büyük ıstırap verebilmekte, klinik çok gürültülü seyredebilmektedir. Bazen de hastalık sessiz bir şekilde ilerlemekte, kanal darlığı kritik seviyenin altına ulaştığında semptomlar ortaya çıkmakta ve hastalar bize ileri yaş gruplarında gelmektedirler. Bu nedenle 80 yaş üzerinde pek çok hasta ile karşılaşmakta ve gerektiğinde ameliyat etmekteyiz.

    Yürüme mesafesi ve ayakta kalma süresi belirgin şekilde kısalmış hastalarda fizik tedavi ve diğer cerrahi dışı tedavi metotları genellikle yetersiz kalmaktadır. Ancak deneyimli ellerde usulüne uygun yapılan yeterli bir cerrahi müdahale hastaları rahatlatabilmektedir. Bu nedenle uzman doktor cerrahiye gerek görüyorsa geciktirilmemesinde yarar vardır. Ayrıca operasyon ne kadar erken yapılırsa elde edilen sonuçlar da o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Zamanında müdahale edilmezse hastalık giderek ilerlemekte, çünkü seneler geçtikçe omurilik kanalı doğal olarak daha fazla daralmaktadır.

    Dar kanal diye tabir edilen spinal stenoz rahatsızlığı ve ameliyatları halk tarafından yeteri kadar bilinmemekte, adeta bir kabus olarak görülmektedir. Ancak deneyimli ellerde, yeni teknikle (Mikroteknikle İnternal Dekompresyon) usulüne uygun yapılan ameliyatlarda çok daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

    Bel fıtığı ameliyatlarında deneyimli ekibimiz tarafından ileri ve klasik cerrahiye göre daha emniyetli, daha konforlu yöntemler olan mikroteknik ve mikroendoskopik teknik uygulanmaktadır. Buna benzer tarzda, dar kanal ameliyatlarında da mikroteknikle internal dekompresyon yapmaktayız. Yani mikroteknikle omurilik kanalının içerisine girerek kanalı içeriden genişletmekteyiz.

    Son yıllarda, dar omurga kanalı bulunan hastalarda spinal cerrahi ekibimizle rutin uygulama haline getirdiğimiz mikroteknikle internal dekompresyon ameliyatı dünyada ancak belirli merkezlerde deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Bu ameliyatta, dar olan spinal kanalın iç kısmına girilerek kanal içeriden genişletilmekte, böylece anatomik yapı mümkün mertebe korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapı korunduğu için stabil kalmış olan bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları da takmak gerekmemektedir. Sonuçta hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj teşkil etmektedir.

    Operasyonlarda emniyet her şeyden önce gelir. Öncelikle hastaya zarar vermemek gerekir. Bu hastalar da tıpkı bel fıtığı operasyonlarımızda olduğu gibi deneyimli ellerde usulüne uygun yapılan ameliyatlar sonrasında felç kalma riskiyle karşılaşmadan aynı gün içinde yürüyebilmekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar. Bu, insanlığa sunulmuş büyük bir nimettir.

    Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
    Nöroşirürji Uzmanı

  • Boyun fıtığı belirtileri

    Boyun Fıtığı Nasıl Oluşur ?
    Kafa tabanından itibaren 7 adet omur cisminden oluşur. Her omur cisminin ortasında, beynin devamı olan omurilik bulunur. Vücudun çeşitli yerlerinden beyine dönen duyular veya beyinden vücuda dağılan emirler omurilik içinde seyreder. Boyun bölgesinde her omur cismi hizasından çıkan sinirlerde kola ve sırta yayılarak, bu bölgelerin duyu ve hareketini sağlar. Omurgalar arası yastıkçık dediğimiz disk dokusunun dış kısmı (anulus fibrosus) ve iç kısmı (nucleus pulposus ) bulunur. Jelatin kıvamındaki iç kısmın , daha kuvvetli bir bağ dokusundan oluşan dış kısmı yırtarak omurilik ve sinirlere bası yapması sonucu boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığı Belirtileri
    Hastalar tek taraflı koluna doğru yayılan bir ağrıdan şikayet ederler.Ağrı parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir.Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir.Hastalar ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmekten şikayet ederler. Ağrı özellikle gece uykuda aşırı derecede artar. Eğer bası daha da ilerlerse yürüme güçlüğü ve dengesizlik de oluşur. Kişi idrarını ve dışkısını tutamaz hale gelir.

    Boyun Fıtığı Teşhisi
    Kesin teşhis için MR çektirilir.MR’ın olmadığı yerlerde tomografide iş görebilir.Ancak MR varsa tercih edilmelidir.

    Boyun Fıtığı Tedavisi
    A- Sadece ağrı varsa: ilaç tedavisi + istirahat + yüzme
    B- Ağrı ve uyuşma varsa: Fizik tedavi
    C- Güç kaybı varsa: Ameliyat

    Boyun Fıtığı Ameliyatı
    Boyun ameliyatları gelişen teknoloji ile oldukça kolaylaşmıştır. Artık boynun ön tarafından ufak bir kesi ile girilerek fıtığa ulaşılmakta, ameliyat otuz-kırk dakika sürmektedir. Hasta ameliyattan iki saat sonra ayağa kaldırılır, aynı gün içinde de taburcu edilir. Mikrocerrahi ile yapılan bu ameliyatlarda sakat kalma felç olma riski hemen hemen yok gibidir. Hasta bir hafta on gün içinde işe dönebilir.

    Kesinlikle Beklenmemesi Gereken Durumlar
    – Yürüme bozukluğu
    – Elden cisimleri düşürme
    – Dengesizlik
    – Gece uyandırıcı ağrı
    – Kol kaslarında erime

  • Kanal darlığı nedir?

    Tıpta lomber spinal stenoz denilen kanal darlığı omuriliği çevreleyen kemik ve bağ dokusu kireçlenmesiyle omuriliğe bası oluşması olayıdır. Genellikle 55 yaş üstünde görülür. Bayanlarda erkeklere göre daha fazladır. Eğer doğuştan omuriliğin geçtiği kanal dar ise daha erken yaşlarda da görülür. Omuriliğin ve her seviyede ondan çıkan sağ ve sol bacaklara giden sinirlerin üstünü örten ve onları dış etkilerden koruyan ligamentum flavum denilen bir bağ dokusu vardır. Bu doku yaşlanmayla veya kemik erimesine bağlı kireçlenmelerin artması ile kemikleşir ve omuriliği sıkıştırır ve bası oluşturur.

    Bu bası sonucu her iki bacakta ağrı yanma karıncalanma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler gözükür. Kişi kısa bir mesafe yürümeye çalışsa bile sık sık durup dinlenme ihtiyacı hisseder. Otururken vücudunu öne doğru eğer, anacak böyle rahatlar. Hastalık ilerlerse bacaklarındaki uyuşukluk ve yanmalar gece hastayı uyandırır, uyandığında bacaklarını bir kütük gibi hisseder, bacaklarını nereye koyacağını bilemez. Hastalığın ilerlediğini gösteren diğer bir belirti de bacaklara sık sık kramp girmesidir. En ileri safhada ise cinsel güç kaybolur, hasta idrar kaçırmaya başlar. Sadece uyuşmanın veya yanmaların olduğu dönemde hastaya fizik tedavi, yüzme ve eksersizler önerilir.

    Eğer bu darlık ileri derecedeyse yani hasta yürürken sık sık dinlenmek ihtiyacını duyuyor veya geceleri uyuşukluk nedeniyle uyanıyorsa mutlaka ameliyat gerekir. Daha önceleri kanal darlığı ameliyatlarında omurga kanalı iki taraflı açılır veya omurganın arka kemiği olduğu gibi alınırdı. Bu hastalarda zamanla omurga statiğinde bozulma olduğu gözlendi ve vidalar ve platinle omurga tespit edilmeye başlandı, hala da Türkiye’nin büyük bölümünde kanal darlığı ameliyatları bu şekilde yapılmaktadır. Fakat bu tip ameliyatlar büyük ameliyatlar olduğu için hastanın toparlanması ve normal yaşama dönmesi oldukça geç olmaktadır.

    ABD’de yaklaşır iki yıldır, ülkemizde benim ve birkaç seçkin beyin cerrahı tarafından uygulana yeni bir metot ile hastanın toparlaması, normal yaşama dönmesi çok daha kolay olmaktadır. Bu yöntemde hastanın omurgasının ağrının daha fazla olan bölümünden ufak bir kesi ile girilerek omuriliğin etrafındaki çıkıntı yapan kemikler ve kemikleşmiş bağ dokuları TUR adı verilen ve çok hızlı dönerek kemik dokuları yiyen bir aletle temizlenmektedir. Hastaya uygun pozisyonlar verilerek sadece girilen bölgedeki değil karşı bölgedeki basılar da temizlenebilmektedir.Bu ameliyat ancak çok hızlı devirli TUR aletleri ve modern mikroskoplar altında yapılabilir. Hasta bel fıtığı ameliyatlarında olduğu gibi bu ameliyattan birkaç saat sonra ayağa kalkabilir, aynı gün hastanede gecelemeden evine gidebilir ve birkaç gün içinde de normal yaşamına dönebilir. Bizim yaptığımız dar kanal ameliyatlarında hastanın sakat kalma, felç olma riski yoktur. Yeter ki hasta felç olmadan gelsin.

    Bu ameliyatlarda yapılan omuriliğin ve sinirlerin üzerindeki basıların kaldırılmasıdır. Omuriliğin ve sinirlerin içindeki hasarlara biz bir şey yapamayız. Ancak basılar kalktıktan sonra vücut yavaş yavaş onarıma başlar. Bu nedenle kanal darlığı olan hastaların tahribat başlamadan evvel başvurmalarında büyük yarar vardır.

  • Mikrocerrahi nedir?

    Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından mikrodiskektomi metodu bulunmuştur. Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir. Bu metot sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Halen bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler. Bazı hastalar ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir. Hastalar ameliyat sırasında rahatlıkla sohbet eder, şarkı söyleyebilir, ameliyat sırasında yakınlarını arayabilir hale gelmişlerdir.

    Diğer Cerrahi Metodları Nelerdir?

    Daha önceleri uygulanan lazerle belfıtığı ameliyatları, perkütanöz endoskopik diskektomi denilen ayaktan tedavi metotları ve kemonükleozis denilen ilaçla diskin eritilmesi metotları ancak istirahatle ve fizik tedaviyle iyi olabilecek hastalara fayda ettiğinden yavaş yavaş terkedilmektedir. Bir çok hastalıkta da olduğu gibi bel fıtığından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

  • Beliniz ağrırsa

    Zaman zaman hepimizin beli ağrır, bazen hiçbir şey yapmasak bile kendiliğinden geçer, bazen dayanılmaz olur, ne yaparsak yapalım rahatlayamayız. Bu gibi durumlarda ne yapacağımızı nereye başvuracağımızı bilemeyiz. Ben de bu gibi durumlarda neler yapmanız gerektiği konusunda ışık tutacak bir rehber hazırladım. Umarım işinize yarar.

    Sadece beliniz ağrıyorsa:

    Eğer uygun bir durumdaysanız hemen bir yere uzanın veya oturun. Yatarsanız yan yatın, ayaklarınızı karnınıza doğru çekin, mutlaka belinizi örtün. Eğer evde size yardım edecek biri varsa bir sıcak su torbasını veya ütüyle ısıtılmış havluyu belinize koyun, evde bulunan basit bir ağrı kesiciyi de için.

    Eğer işteyseniz bir yere oturmaya ve bacaklarınızı öne doğru uzatmaya gayret edin. Belinizle oturduğunuz koltuk arasında mesafe kalmamasını sağlayın. Eğer bir yastık yoksa bir kazağı, bir örtüyü rulo yapıp belinize koyun.

    Eğer ağrı çalışırken oluştu, ne uzanabiliyor ne de oturabiliyorsanız ellerinizi belinizin ortasına koyup sırtınızı mümkün olduğunca arkaya eğin, sonra öne doğru eğin. Varsa bir kazağı belinize sarın, mümkünse basit bir ağrı kesici alın çalışmaya devam edin, ama aynı noktada durmayın, hareketli olun.

    Olanağınız olursa eve döndüğünüzde sıcak suyla doldurulmuş küvete girmeniz ve belinize ağrı giderici merhemler sürmeniz de faydalı olur.

    Eğer ağrılarınız bu yöntemlerle geçiyorsa mesele yok, kas tutulması yaşadınız demektir.

    Ama ağrılar aldığınız tedbirlere rağmen üç günden fazla sürüyorsa mutlaka bel ağrıları ile uğraşan bir doktora başvurun.

    Ağrı belinizde bacağınıza doğru yayılıyorsa

    Ağrı bacağa doğru yayılıyorsa belden bacağa giden sinirlerden birine bası var demektir. Bu bası bir bel fıtığı nedeniyle olabileceği gibi, omurganın arkasında bulunan eklemlerin biçimsiz bir pozisyona girmelerinden dolayı da olabilir. Böyle bir durumda çalışıyor da olsanız izin alıp istirahat etmeniz gerekir. İstirahat gene yan yatarak bacakları karına çekip olmalı, bacakların arasına yastık veya yorgan koymalı, belin üzeri mutlaka örtülmelidir.

    İstirahatle ağrılar ertesi gün azalıyorsa istirahate en az üç gün devam edilmelidir.

    Ama istirahate rağmen ertesi gün aynı şiddette bir ağrı ile uyanıyor, ya da ağrı daha da artmışsa mutlaka ve mutlaka bel ağrıları ile uğraşan bir doktora başvurmanız gerekir.

    Ağrı bacağınıza yayılıyor, ayrıca uyuşmanız da varsa

    Bacaktaki ağrı uyuşmayla beraber sürüyorsa sinire bası fazla demektir, beklemeden ilk fırsatta bir doktora başvurmanızda yarar var.

    Diyelim ki ağrılarınız geçmedi, doktora başvurdunuz

    Bel ağrıları ile uğraşan doktorlar beyin cerrahları, fizik tedavi uzmanları, ortopedistlerdir. Ama bir uzmana ulaşamıyorsanız aile hekimlerine de başvurabilirsiniz. Doktorunuz sizi muayene edecektir, eğer sadece kaslardan kaynaklanan bir ağrı düşünürse herhangi bir tetkik istemeden tedaviye başlayabilir. Ama bir uyuşukluk, bir güç kaybı, bir yürüme bozukluğu varsa mutlaka MR istenmelidir. Ağrı bir düşme, bir kaza sonucu meydana gelmediyse düz film çekmenin bir anlamı yoktur. Tomografinin de bir travma olmadıkça anlamı yoktur.

    MR tetkiki şua içermediğinden hem zararsızdır, hem de hem kemikleri hem de yumuşak dokuları gösterdiğinden tanıya varmada büyük kolaylık sağlar. Ne kadar sık çekilirse çekilsin bir sorun oluşturmaz, sadece vücudunda metal bir parça bulunanlar ve kalbinde pil olanlar için uygun değildir.

    MR çekildi, sadece kaslarınızda bir gerginlik veya eklemlerinizde sorun çıktı

    Basit ağrı kesiciler yanında mutlaka manuel terapi denilen elle kasları gevşetme yöntemi veya masaj terapisi veya fizik tedavi uygulanmalıdır. Sadece ilaç kullanılırsa ağrılar azalır, ama ilk fırsatta gene tekrarlar. Kalıcı bir çözüm için eğer imkan varsa kyroprakti denilen, özellikle Amerika’da ve Fransa’da çok yaygın olan tedaviyi veya manuel terapiyi ülkemizde de uygulanan kişileri bulup onların maharetli ellerine kendinizi teslim etmeniz yerinde olur. Eğer bu kişileri bulamazsanız fizik tedavi yaptırmanız fayda eder.

    MR çekildi, ameliyat gerektirmeyen bir fıtığınız var

    Eğer sadece ağrı ve/veya uyuşmanız varsa ameliyat gerekmez, ama fıtığı büyümeden yok etmek gerekir. Bunun için en etkili yöntem beli yavaş yavaş bilgisayar yardımıyla çekerek fıtığı yerine koymaktır. Bu konuda en gelişmiş en etkili yöntem antaljik trak denilen masaj koltuğuna benzeyen ve omurgayı yavaş yavaş çekerek fıtığı yerine sokan metottur. Eğer antaljik trak cihazına ulaşmanız zor ise diğer bel çeken aletler, fizik tedavi metotları size fayda eder.

    Eğer ağrılarınız fazla ise veya fıtığınız büyükse epidural enjeksiyon denilen ağrı kesici ve ödem çözücü tedavi yöntemini uygulatmanız çok iyi olur. Ağrılar kesildikten sonra tedavi de kolaylaşır ve daha çabuk etkili olur.

    Tüm bu gelişmiş yöntemleri bir arada kullanmak size çok daha faydalı olur. Yani belinize iğne yaptırdınız, kyroprakti ve antaljik trak yöntemlerini bir arada uyguladınız, çok daha çabuk ve etkili cevap alırsınız.

    MR çekildi, ameliyat gerektiren bir fıtığınız var

    Bir fıtığın ameliyat gerektirmesi için, fıtıktan bir parça koptuğunun görülmesi veya hastada güç kaybı olması gerekir, ya da yürümekte zorluk çekiyor olmanızın tespiti gerekir. Ayrıca gece uyandırıcı ağrılar da ameliyatı gerektirebilir. Eğer ameliyat kararı verilirse mutlaka ve mutlaka iyi bir araştırma yapmak zorundasınız. Her ne kadar teknoloji çok ilerlediyse de omurilikte veya sinirlerde oluşabilecek bir hasarın geri dönüşü çok zordur.

    Ameliyatı yapan hekimi seçerken iyi araştırmalı, tecrübe ve başarı yüksekliğini göz önüne almalısınız. Unutmayın her şeyi yapan hekim o konuda iyi demek değildir, bel fıtığı ameliyatını çok fazla sayıda yapan, başarıyla yapan ve özellikle bel fıtığı ile ilgilenen hekim çok daha makbuldür.

    MR çekildi, belinizde kayma var

    Eğer çekilen MR’da belinizde kayma, yani sizi taşıyan iki omurganın üstüste olmadığı görülürse doktorunuzun size ilave bir film daha çektirmesi gerekir, buna “dinamik lomber grafi” denir. Eğer kayma hareketliyse ameliyat olmanız gerekir, çünkü bu kayma nedeniyle her harekette omuriliğe darbe oluşuyor demektir.

    Eğer hareketsizse önemli olan yürüme mesafenizdir. Eğer 200-300 metrede bir durup dinlenme gereği duyuyorsanız ameliyat olmanız gerekir, ama kilometrelerce yürüyebiliyorsanız antaljik trak, kyroprakti, fizik tedavi gibi metotları kullanabilirsiniz.

    Eğer belinizdeki kayma nedeniyle ameliyat gerekiyorsa belinize vida koymak gerekir. Bu vida ameliyatları ne yazık ki en çok korkulan ameliyatlardır, teknolojiyi yeterince kullanamayan veya deneyimsiz ellerde hasta için bir faciaya dönüşebilir. Ne mutlu ki bu ameliyatlar da gelişen teknoloji sayesinde deneyimli eller tarafından başarıyla yapılabilmektedir. Bu konuda da doktor seçerken çok ama çok dikkatli davranılmalıdır.

    MR çekildi, belinizde darlık var

    Beldeki darlıklar için de karar verme yolu yürüme mesafenizdir. Eğer yürürken sık sık durmak zorunda kalıyorsanız, ameliyat olmanız gerekir. Eğer rahatlıkla uzun mesafe yürüyorsanız antaljik trak gibi traksiyon yöntemleriyle beliniz çekilerek bu darlık açılabilir.

    Eğer ameliyat olmanız gereken bir veya iki seviyede darlık var, belinizde bir kayma yoksa diş hekimlerinin dişi oyduğu TUR yöntemi benzeri bir yöntemle mikroskop altında bu darlık giderilebilir. Eğer darlık üç veya daha fazla mesafedeyse veya kayma da darlığa eşlik ediyorsa bele vida takılmasında yarar var.

    Doktor seçerken

    Unutmayın, bel sorunları başlangıçta yakalanırsa çok kolay tedavi edilir, ama bekledikçe, omurilikte, sinirlerde hasar oluştukça tedavi güçleşir. Hem tedavi olacağınız hem de gerekirse ameliyat olacağınız doktoru seçerken çok dikkatli, çok özenli davranmanız, iyice araştırmanız gerekir.

  • Boyun bölgesi omurilik kanalı daralması

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıdır. Bu hastalarda kollarda ve/veya ellerde güçsüzlük, karıncalanma, uyuşma daha ciddi olgularda bacaklarda güçsüzlük, işlev kaybı ve yürüme bozukluğu görülebilir.

    Omurilik basısı ileri düzeyde ise hastalarda ince işleri yaparken zorlanmak veya yapamamak gibi (gömleğinin düğmelerini ilikleyememek, ayakkabılarının bağlarını bağlayamamak gibi) bulgular ortaya çıkabilir. Hastalığın bacakları da etkilediği ileri durumlarda, hastalar yardımsız yürüyemez veya spastik yürüyüşe sahip, idrar ve gaitasını tutamayacak hale gelebilir.

    Hastaların muayenesinde kollarda ve bacaklarda artmış refleksler, ellerde ve bacaklarda kuvvet ve duyu kaybı bulunabilir. Ayrıca el ve ayaklarda patolojik refleks dediğimiz bir grup normal olmayan bulgular da saptanabilir. Söz edilen bulgulardan birkaçı veya hepsi bir hastada bulunabilir.

    Servikal dar kanalda ataklar halinde kötüleşme daha sık görülür. Hasta bu atakların ara dönemlerinde rahat veya çok az bulguya sahiptir. % 25 hastada çok yavaş ilerleme, %2 hastada ise ani kötüleşme görülür.

    Tanı Yöntemleri

    Direkt grafide boyun bölgesi omurlarının dizilimi ve radyolojik anatomik yapısı, sinir köklerinin çıktığı kanalların çapı, dejeneratif değişiklikler, omurlarda kaymanın olup olmadığı, boyun omurları ve kafa bileşkesi anatomisi değerlendirilebilir. Boyun omurlarının bilgisayarlı tomografisi veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ise yukarıda söz edilen bilgileri daha ayrıntılı verir. Ayrıca 3 boyutlu görüntüler omurilik kanalı içini görsel anlamda daha detaylı tanımlamaya yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarlı boyun omurga tomografisi, ameliyatta bazen kullanılması gereken vidalar ve plaklar gibi omurgayı sabitleyici sistemlerin hangi boyutta kullanılacağını belirlemek için ölçüm yapmak amacıyla da gereklidir. Ancak son yıllarda altın standart tanı yöntemi bu bölgenin manyetik rezonans görüntüleme ile incelenmesidir. Manyetik rezonans görüntüleme omurlar arası mesafede yer alan disk yapılarını, omurların birbirleriyle eklem yaptıkları faset eklemleri ve yine omurları bir arada tutan bağ yapılarını, omuriliği ve omurilikten çıkan sinir köklerinin durumunu değerlendirmek için vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Bu tetkikte görülen omurilik hasarı görüntüsü (myelopati) hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.

    Elektrofizyolojik incelemeler dediğimiz tetkikler ise, elektromyografi kısaltılmış adıyla (EMG) ve somatosensoryal uyarılmış potansiyeldir (SSEP) dir. EMG ile periferik sinirler, SSEP ile omurilik kanalı basısı değerlendirilir. Elektrofizyolojik tetkikler özellikle boyun bölgesi omurilik kanalı daralmasının diğer benzer hastalıklarla ayırıcı tanısında oldukça yardımcı tanı yöntemleridir.

    Tedavi Seçenekleri

    Myelopati dediğimiz omurilikte kanal darlığına bağlı bası sonucu oluşan hasarlanma, ameliyat kararını vermede en önemli etkenlerden biridir. Eğer myelopati yoksa, kollarda ve ellerde, bacaklarda güçsüzlük ve duyu kaybı ileri değilse, ameliyat dışı yöntemler (fizik tedavi, ilaç tedavisi gibi) hastanın sorununu kısmen çözmede yardımcı olabilir.

    Ameliyatın temeli omurilik üzerinde bası oluşturan disk, osteofit (kireçlenme) oluşumu, omurların arkasından geçen kuvvetli bağ yapısının kalsifikasyonu (kireçlenmesi), omurilik arka tarafında yer alan sarı bağın büyüyerek belirginleşmesi, omurların birbiriyle eklem yaptıkları faset eklemlerin içe dönük dejeneratif büyümeleri, nadiren de omurgaların birbiri üzerinde kayarak omurilik kanalını daralmasına yol açan etkenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Buna kısaca dekompresyon ameliyatı yani basının ortadan kaldırılması ameliyatı denir.

    Bu basının kaldırılması önden veya arkadan yapılacak ameliyatlarla mümkündür. Ancak hangisinin daha uygun olacağı kararı, yapılacak incelemeler sonrası beyin ve sinir uzmanınca verilir. Önden yapılan ameliyatlarda basıyı sadece disk oluşturuyorsa, o diske komşu iki omurgaya herhangi bir girişim yapmadan sadece diske yönelik cerrahi yapılabilir. Bazen önden bası oluşturan yapı omurların arkasında uzanan oldukça kuvvetli bir bağın kireçlenmesi olabilir. Bu durumda etkilenen seviye boyunca omurga gövdesi/gövdeleri ile disk dokusu çıkarılır. Yerine kemik greft veya omurga yerine geçecek kafes görünümlü protez materyal yerleştirilir. Daha sonra da önden plak ve vidalarla sabitleme işlemi (füzyon) yapılır.

    Arkadan yapılan ameliyatlarda, basıyı oluşturan sarı bağ, omurganın arka tarafını oluşturan laminanın tamamen çıkarılması gerekebilir. Bu durumda omurgayı güçlendirmek amacıyla omurgaya vida ve bunları tutan çubuklar koyarak sabitleme (füzyon) ameliyatının yapılması uygun olacaktır. Laminanın bir parçası çıkarılıp kesilip ayrılması sonrası araya konulan protez malzemenin yardımıyla uygulanan laminoplasti ameliyatı ile de omurilik kanalı genişletilmesi mümkündür.

    Ameliyat Sonrası Dönem

    ·Hastanede 2 gün yatmak genellikle yeterli olmaktadır. Ameliyattan hemen sonra aynı gün içinde ayağa kaldırılacaksınız.

    ·Evinize araç içinde oturarak gidebilirsiniz.

    ·Evde günlük basit aktivitelerinizi yapabilirsiniz.

    ·Ameliyat sonrası bir süre önden açılıp kapatılan giysiler kullanınız.

    ·İlk bir hafta (bazen daha fazla) yutmada güçlük, boğazda takılma hissi olabilir. Sorun yemek borusundaki ödemdir. Bu nedenle ilk 3-4 gün yumuşak içerikli yiyecekleri tercih ediniz (makarna, pilav, çorba, sütlaç, muhallebi gibi).

    ·Ses kısıklığı olursa çoğunlukla geçicidir, ancak bazen 3 ay sürebilir. Kalıcı ses kısıklığı çok nadirdir.

    ·İlk günler boynunuzda kesi yerinde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Boyunda ve kolda olabilecek ağrılar için size tarafımdan taburcu sırasında gerekli ilaçlar verilecektir. İlerleyen dönemde önce ağrı geçer. Uyuşukluk, karıncalanma gibi sorunların geçmesi daha uzun zaman alabilir.

    ·Size boyunluk tarafımdan önerilmişse, nasıl kullanılacağı yine tarafımdan anlatılacaktır.

    ·Size taburcu olurken verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse ilaç almanıza gerek yoktur.

    ·Yatağınızın ve yastığınızın boyun sağlığı için uygun olmasına dikkat ediniz. Uyku için mutlaka yatağınızı kullanınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgi size bu kontrolde verilecektir.

    ·Taburcu sonrası yara yerinin ilk pansumanı tarafımdan yapılacaktır ve kapatılacaktır. 2 gün kapalı kaldıktan sonra kendiniz pansumanı açıp, sonrasında açık bırakınız.

    ·Dikiş alınmasına gerek yoktur. Kesi yeri içten dikilmiştir. Bazen dışarıdan dikiş yapılması gereken durumlar olur, o zaman dikişleriniz 7. günde alınır.

    ·Yara yerinde kızarıklık, şişme, akıntı olursa, beni arayınız.

    ·Boyunluğun kullanılması önerilmişse ilk 15 günden sonra kullanımı tamamen bırakınız. Ancak ilk 3 ay araçla seyahat ederken sadece seyahat esnasında takınız ve araçta başınızın arkasında bulunan koltuk yastığının, başınızla aynı yükseklikte olmasına dikkat ediniz.

    ·Ameliyat sonrası taburcu olduktan sonra dışarıya çıkabilirsiniz.

    ·Masa başı işte çalışanlar arzu ettiği takdirde 15 gün sonra işlerine dönebilirler. Ancak ağır işte çalışanlar 6 hafta dinlenmelidir.

    ·İlk 6 hafta elinizde 1 kg'dan daha fazla ağırlık taşımayınız. 1 yıl sonrasında da her iki elinizde toplam 7 kg'ı geçen ağırlık taşımamaya özen gösteriniz.

    ·Ameliyat sonrası 6 hafta araba kullanmayınız.

    ·Kısa uçak yolculukları yapabilirsiniz. Ancak uzun (okyanus aşırı gibi) uçak yolculuklarını ilk 3 ay yapmayınız.

    ·İlk 4 ay temas gerektiren spor aktivitesi yapmayınız. Sadece yürüyüşle yetinin. Sonrasında da yine temas sporu olmayan spor aktivitelerine başlayabilirsiniz. En çok önerdiğim spor aktivitesi yüzmedir.

    ·Tam anlamıyla iyileşme dönemi olarak adlandırdığımız dönem 4 ay ve sonrasıdır. Bu dönemden sonra bir çok aktivitenizi önceki sağlıklı döneminizdeki gibi yapabilirsini

  • Bel bölgesi omurilik kanalı daralması

    Omurilik, omur gövdelerinin arkasındaki kanalda bulunan bir yapıdır. Başın hemen alt kısmından başlayarak aşağıya uzanır. Omurgada boyun, göğüs, bel ve sakral bölge olmak üzere 4'e ayrı omur grubu vardır. Omurilik kanalı daralması daha çok bel ve boyun bölgesinde görülür. Bel bölgesinde 5 adet omur vardır. Bu bölge beden ağırlığının en çok yoğunlaştığı omurga bölgesidir. Burada yer alan diğer anatomik oluşumlar; omurlar arasında bulunan disk (bel fıtığı bu yapıdan oluşur), omurların birbirleriyle eklem yaptığı faset eklemler, omurların gövdesinin arkasından geçen kuvvetli bağ dokusu ve omurilik kesesi arkasında yer alan sarı bağdır.

    Omurilik kanalı daralması, omurların hemen arkasında yer alan omurilik kanalının çepeçevre daralarak, yukardan aşağı içinden geçen omuriliği çeşitli seviyelerde sıkıştırması ve beraberinde de sinir köklerine yaptığı basıya denir. Bel omurilik kanalı daralması dejeneratif bir süreçtir. Bu sürece yukarıda sayılan tüm yapıların dejeneratif değişimleri katkıda bulunur ve hasta bir süre sonra dar kanal sorunu ile karşı karşıya kalabilir. Omurlar arası disklerin yaşlandıkça su içeriğinin azalması, faset eklemlerin aşırı kilolu hastalarda içe doğru büyümeleri, omurlar arkası bağın kalsifiye olarak (kireçlenerek) omuriliği önden, omurilik arkasında yer alan sarı bağın kalınlaşarak arkadan bası yaratması bel omurilik kanalı daralmasında ana etkenlerdir.

    Belirtiler

    Belde omurilik kanalı daralması, yavaş gelişen bir süreçtir. Bu nedenle ilk başta şikayetlere ve bulgulara neden olmayabilir. Ancak hastalık ilerlediğinde hastaların yaşam kalitesi bozulur, günlük aktiviteleri belirgin derecede kısıtlanır. Hastalarda bu klinik tablo ortaya çıktığında çoğunlukla omurilik kanal çapı belli bir derecenin üzerinde daralmış, omurilik ve ondan çıkan sinir kökleri sıkışmış, durumdadır.

    Hastalarda sırt, bel ağrısı, ayaklarda güç kaybı ve uyuşma görülebilir. Hastalarda en belirgin bulgu belirli bir mesafe yürüdükten sonra bacaklarda ortaya çıkan kramp ve kasılmalardır. Zamanla bu bulguların ortaya çıktığı mesafe azalır ve çok ileri dönemlerde hastalar ev içindeki yürüme dönemlerinde dahi bacaklarda kramp ve kasılma sorunlarıyla karşı karşıya kalırlar. Yürümekte olan hastalar kramp ve kasılma meydana geldiğinde dinlenirlerse şikayetleri azalır. Sonra tekrar yürümeye başladıklarında yine aynı sorunla karşı karşıya kalırlar. Hastalarda bel ve kalçadan başlayıp bacağa, ayağa yayılan ağrı olabilir.

    Bel omurilik kanalı daralması olan hastalar, sırtüstü yatmakta güçlük çekebilirler. İleri dönemlerde bu hastalarda, öne eğilerek yürüme eğilimi ortaya çıkar. Çünkü hasta öne eğilerek omurilik kanalını istemli olarak biraz daha geniş olan bir duruma getirmek ister.

    Tanı Yöntemleri

    Direkt grafide bel bölgesi omurlarının dizilimi ve radyolojik anatomik yapısı, sinir köklerinin çıktığı kanalların çapı, dejeneratif değişiklikler, omurlarda kaymanın olup olmadığı, bel omurları ve sakrum bölgesi anatomik ilişkisi değerlendirilir. Bel omurlarının bilgisayarlı tomografisi veya 3 boyutlu rekonstrüksiyonlu bilgisayarlı tomografisi ise yukarıda söz edilen bilgileri daha ayrıntılı verir. Ayrıca 3 boyutlu görüntüler omurilik kanalı içini görsel anlamda daha detaylı tanımlamaya yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarlı bel omurga tomografisi, ameliyatta bazen kullanılması gereken vidalar ve çubuklar gibi omurgayı sabitleyici sistemlerin hangi boyutta kullanılacağını belirlemek için ölçüm yapmak amacıyla da gereklidir. Ancak son yıllarda altın standart tanı yöntemi bu bölgenin manyetik rezonans görüntüleme ile incelenmesidir. Manyetik rezonans görüntüleme omurlar arası mesafede yer alan disk yapılarını, omurların birbirleriyle eklem yaptıkları faset eklemleri ve yine omurları bir arada tutan bağ yapılarını, omurilik kesesini ve buradan çıkan sinir köklerinin anatomik durumunu değerlendirmek için vazgeçilmez bir tanı aracıdır. Bu tetkikte görülen omurilik kanal çapının belirli bir düzeyin altına düşmüş olması, hastalığın oldukça ilerlediğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.

    Elektrofizyolojik inceleme dediğimizde ise ilk akla gelen, elektromiyografi kısaltılmış adıyla (EMG) dir. EMG ile omurilikten çıkan hangi sinir kökünün bası altında kaldığı ve periferik sinirler değerlendirilir. EMG bazen de başka hastalıklarla ayırıcı tanıda yardımcı tanı aracı olarak kullanılır.

    Tedavi Seçenekleri

    İlerlememiş olgularda hastalara cerrahi olmayan yöntemler yani yatak istirahati, ilaç tedavisi, fizik tedavi, spinal enjeksiyonlar uygulanabilir. İlaç tedavisinde basit ağrı kesici ilaçlardan narkotik grubu çok şiddetli ağrı kesici ilaçlara kadar bir çok ilaç kullanılabilir. Ancak bunların gerekliliği ve hangisinin ne dozda kullanılacağı hekimin karar vermesi gereken bir durumdur. Epidural enjeksiyon uygulaması da cerrahi dışı tedavi yöntemlerinden biridir. Bu uygulamada sinirleri saran zar tabakası dışındaki epidural boşluğa kortikosteroid (kortizon) uygulanır. Eğer başarı sağlanırsa daha sonra tekrarı gerekebilir. Fizik tedavi uzmanının kararı sonrası yapılacak olan fizik tedavi uygulamalarında ise ağrıyı kesmek veya tolere edilebilir düzeylere kadar azaltmak, kasları güçlendirme ve hareket serbestliği sağlamak temel amaçlanır.

    Ancak nörojenik kladikasyon dediğimiz hastanın zamanla yürüyüş mesafesinin azalması ve beraberinde bacaklarda kramp ve kasılma varsa, bacaklarda kuvvet kaybı durumunda, idrar torbası ile bağırsak problemi olan ve hastanın yaşam kalitesinin düştüğü durumlarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Cerrahi tedavi günümüzde gelişmiş teknolojik olanaklarla ve özellikle ameliyat mikroskobunun beyin cerrahisi pratiğinde kullanılırlığının artmasıyla daha konforlu ve başarılı yapılır hale gelmiştir. Cerrahide amacımız omurilik kesesi ve içindeki sinirlere olan basının kaldırılmasıdır. Bu ameliyatın tıp literatüründeki adı, lomber dekompresyon ameliyatıdır. Omurganın arka çatısını oluşturan her iki yandaki kemikler ve sarı bağ dokusu alınarak omurilik kesesi rahatlatılır. Uygun olan olgularda ise omurganın dinamiğini daha fazla bozmamak için bir taraftan yaklaşım yapılır, yani omurganın arkasında bir taraftan kemik doku çıkarılır ancak her iki tarafta da mikroskop altında genişletme ameliyatı yapılır. Bel omurilik kanalı daralması ileri dejeneratif bir süreç olduğundan hastaların bazılarında omurların birbiri üzerinde kayması söz konusu olabilir. Bu durumda omurilik gevşetme ameliyatına ek olarak hastanın kayan omurlarının sabitlenmesini sağlayan vida uygulaması gerekebilir.

    Hastalar ameliyat sonrası dönemde bel sağlıklarına dikkat etmeli ve bel ağrısı yaratacak aktivitelerden sakınmalıdır. Gelecekteki bel sağlığını etkileyen diğer 2 önemli etken ise önerilen egzersiz programlarına sürekli devam etmek ve kilo almamaya özen göstermektir.

    Ameliyat Sonrası

    ·Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    ·Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    ·İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    ·Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    ·Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    ·İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    ·Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    ·Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    ·Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    ·Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.

    ·Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    ·Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    ·Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    ·Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    ·10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    ·Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    ·İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

  • Boyun fıtığı ameliyat seçenekleri

    İnterneti etkin kullanan bir çok hastamızın, boyun fıtığı oluşumu hakkında bilgi sahibi olduğunu düşünüyorum. Burada sizle paylaşmak istediğim konu, hastalarımızın aklını en çok meşgul eden konu olan: Boyun fıtığı tedavisinde izlenecek yol nedir? sorusu. Mesleki olarak kullandığımız terminoloji ile servikal disk hernileri, diğer adıyla boyun fıtıklarında çoğunlukla cerrahi dışı tedavi yöntemleri ile başarı sağlamak mümkündür. İlaç tedavisi, hareket kısıtlaması, dinlenme, fizik tedavi programları ve boyun bölgesine yapılacak enjeksiyon uygulamaları cerrahi dışı tedavilerin başlıcalarıdır.

    Cerrahi tedavi seçeneği ise yukarıda sözü edilen tıbbi tedaviye yanıt alınamayan, güç kaybı olan, belirgin omurilik ve/veya sinir kökü basısı saptanan hastalara önerilir. Boyun fıtığında aynı bel fıtığında olduğu gibi fıtıklaşma, omurlar arası disk denilen yapılardan olur. Fıtık, omuriliğe ve/veya sinir köklerine bası yapar, durumdadır. Ameliyatın önden veya arkadan yaklaşımla yapılması kararı, beyin ve sinir cerrahı tarafından sizin muayeneniz, radyolojik incelemeleriniz sonrasında verilir. Bu kararda boyun fıtığının yeri, cerrahın deneyimi gibi faktörler etkendir. Önden yapılan yaklaşım için genellikle boynun sağ tarafı kullanılır. 4-5 cm'lik yatay kesi yapılması ardından ciltaltı dokusu, onun hemen altındaki yüzeyel kas tabakası geçilir ve boyun kasları arasından şah damarı görülene kadar ilerlenir. Omurgaya ulaşmak için özel ekartörlerle şah damarı dış tarafa, yemek ve soluk borusu iç tarafa alınarak boyun omurgası ön kısmına ulaşılır. Ameliyat yapılacak omurlar arasını saptamak için ameliyat sırasında röntgen çekilir ve ameliyat yeri teyit edilir. Ardından ekartörler yerleştirilir. Ameliyatın bu aşamadan sonrası mikroskop altında yapılan diskektomi işlemidir. Bu yaklaşımda boşaltılan disk materyali yerine komşu iki omuru sabitlemek amaçlı protezler veya kemik konulur. Sonrasında son 1 kez röntgen ile ameliyat mesafesi kontrol edilir ve kanama kontrolü ardından kesi yeri dikiş alınmasına gerek kalmayacak şekilde kapatılarak operasyon sonlandırılır. Boyun fıtığında arkadan yapılan ameliyat daha sınırlı sayıdadır. Eğer fıtık orta hatta değil ve omurilikten çıkan sinir kökünün omurilik kanalını terketmek üzere girdiği kanalın ağzındaysa o zaman arkadan yaklaşım önerilebilir.

    Sağlıklı günler…Mutlu kalın…

  • Kapalı omurga kırığı ameliyatları (vertebroplasti/kifoplasti)

    Perkütan vertebroplasti, Avrupa'da 1984 yılında uygulanmaya başlanan ve yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise 1990'lı yıllarda ağrılı kompresyon (çökme) kırıklarında standart yöntem olmuştur. Kifoplasti veya “balon yardımlı vertebroplasti'' ise, 1990'lı yılların sonunda omurganın çökme kırıklarına bağlı ağrının tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Her iki yöntem de yapısal olarak benzer olup, perkütan olarak kemik çimentosunun kırılmış veya harap olmuş vertebra cismine gönderilmesi ve cismin güçlendirilmesini amaçlamaktadır.

    Karaciğer (KC) transplantasyonu için başka bir merkeze sevk edilmiş 47 yaşındaki kadın hasta, 10 gün önce düşme sonrasy başlayan şiddetli bel ağrısı nedeniyle hastanemiz acil servisine başvurdu. Yapılan radyolojik tetkiklerinde L3 akut osteoporotik çökme kırığı saptandı. Anestezi ve gastroenteroloji bölümlerine genel anestezi açısından danışılan hastaya sırasıyla ASA-IV(E) ve orta-yüksek risk verildi. Hastaya lokal anestezi ile kifoplasti uygulamasının uygun olduğunu düşündük. Kapalı ameliyatla L3 omur cismine kemik çimento verildi. Komplikasyon olmadı. Ameliyat için diyet kısıtlaması yapılmadı. Ameliyat sonrası 4. saatte ayağa kaldırıldı ve 15. saatte taburcu edildi. Ağrısı %90 oranında azalmıştı.

    Böylece uzun süreli yatak istirahati ile birlikte korse uygulamasından kaynaklanan yandaş hastalıklardan, uzun süreli ilaç tedavisinin yan etkilerinden veya yapılacak daha agresif bir cerrahinin getireceği komplikasyonlardan korunmuş olduk. Kliniğimizdeki vertebroplasti/kifoplasti uygulamalarının çoğu (%90) lokal anestezi ve/veya sedoanaljezi ile yapılmaktadır. Lokal anestezi ile yapılan vertebroplasti/kifoplasti uygulamalarındaki bir diğer avantaj da ameliyat esnasında hastanın bacak hareketlerini kontrol edebilmemizdir. Ağrı eşiği düşük hastalarda ameliyat esnasında sedoanaljezi eklenebilir.