Etiket: Ameliyat

  • Pineal tümörler

    Pineal bez beynin ortasında kapsülsüz bir anatomik dokudur.

    Pineal bölge tümörleri oldukça nadir olup tüm beyin tümörlerinin % 1′ ini teşkil ederler. Çocukluk çağında ise % 8 oranında görülür. Bu bölge tümörleri germ ve pineal hücreli olarak iki grubda incelenir. Pineal bez yapısında astrositlerle çevrili pinealositler bulunmaktadır. Pineal bezin yapısındaki farklı hücrelerden dolayı çok farklı tümörler görülürken, bu tümörleri takriben % 80′ ni habis karekterdedir.En sık görülen habis pineal tümörler; germinomlar, pineloblastomalar olup iyi huylu pineal tümörler ise pineositom, lipom, pineal kist, AVM menengiomlardır.

    İlk defa pineal tümör 1717 yılında tanımlanmıştır. 1913 yılında ilk başarılı pineal tümör ameliyatı yapılmıştır.

    Son yıllarda tıbdaki diğer tüm bölümlerdeki gelişmelerden radyolojik görüntüleme teknikleri,nöroanestezide ve yoğun bakımdaki yenilikler, mikrocerrahideki gelişmeler pineal tümör yaklaşımına yeni kavramlar katmıştır. Ayrıca pineal tümörlerde beyin omurilik sıvısı (BOS) akımının düzeltilmesi pineal bölge ameliyatlarında kabül edilebilir sonuçlar alınamaktadır. Günümüzde pineal tümör ameliyatlarında yan etkiler ve ölüm oranları oldukça düşük seviyelere çekilmiştir. Pineal tümör ameliyatlarında ölüm oranları % 0-5 arasındadır.

    Pineal tümörlerin sınıflandırması

    Pineal tümörler 4 grubda incelenir

    1: Germ hücreli tümörler: Gonad dokularından gelişen en sık pineal tümördür.Erkeklerde daha sık görülür. İyi huylu teratomlar dışındaki tüm germ hücreli tümörler habisdir. BOS yoluyla veya sistemik yolla yayılırlar

    2: Pineal hücreli tümörler:

    a) Pineositom: pineal hücrelerden kaynaklanan iyi diferensiye bir tümördür. Her iki cinsde eşit sıklıkla görülür. Dün sağlık örgütü( WHO) sınıflamasına göre evre II olarak bilinir ve 5 yıllık sağ kalım % 85 olarak bilinir.Çok düşük oranda malignite göstermektedir.Radyosensitif tümörlerdir.

    b)Pineoblastom: Pineal parankimin primitif olanı olup genellikle genç erişkinlerde ve erkekerde daha sıktır. WHO sınıflandırmasına göre evre 4 tümörleredir. Ortalama sağ kalım 24-30 aydır.

    3:Glial hücreli tümörler. Bu grub içerisinde en sık olanı epandimom, glioblastoma ,anaplastik astrositoma, oligodendriglioma ve koroid plaksus papiloması sayılır.

    4: Karışık hücreli tümörler. menengiom, hemanjioblastom, metastazlar bu grubda incelenir.

    Klinik şikayet ve bulgular;

    Pineal bölge tümörleri başlıca 3 mekenizma üzerinden klinik şikayetlere neden olmaktadır.

    1: BOS dolanımı engellenmesi sonrası artan kafa içi basıncı şikayetleri ve bulgular

    2:Tümörün büyümesi ile direkt bulgular

    3: Endokrin şikayetleri

    Kafa içi basıncı artmasına bağlı olarak baş ağrısı bulantı, kusma ve papil ödemi ve çift görme karekteristiktir. Yukarıdaki şikayetlere ilaveten yukarı bakış kıstlılığı, nistagmus ve püpilla anormaliği (parinaud sendromu) görülür. Ayrıca ataksi, kordinasyon bozukulukarı, tremor gibi serebeller işaretler tümörün kitle etkisi basısına bağlı ortaya çıkamaktadır

    Endokrin bulgular ise tümörün basısına bağlı olarak diabet insipüt görülür. Ayrıca koryokarsinom veya germinomların muhtevasındaki hücrelerden salgınan B-human koryonik gonadatoropinler bağlı olarak erkek çocuklarda puberte prekoks,kız çocuklarda seksuel gecikme, hipopitüitarizm, hipernatremi ve hiperfaji görülebilir.

    Teşhis

    Pineal bölge tümörlerde altın standart tetkik yöntemi ilaçlı beyin magnetig rezonans (MR) dır. Omürülik yayılımı düşünülenlerde spinal kanalın MR ları çekilmelidir. Bazı pineal tümörlerde ayırıcı tanı için kontrastlı veya kontrassız beyin tomografi gerekir ayrıca vasküler lezyon düşünülenlerde ise beyin damar anjiografisi nadiren gerekir. Bazı pineal tümörlerde tümör belirteçleri gerekir bunlar hem kandan hemde BOS’dan B-hCG ve Q-fetoproteine bakılır. Örneğin BOS’da artan B_ hCG büyük oranda koryokarsinomaya eşlik ederken, Q-fetoprotein yüksekliği ise endodermal sinüs tümörü veya emryonal karsinom veya teratomlarda görülmektedir.

    Tedavi

    Pineal bölge tümörlerinde properatif olarak tümörün tipini ameliyat öncesi dönemde bilmek oldukça önemlidir. Ayrıca tümörün sebeb olduğu hidrosefalinin derecesi son derece önemlidir. Örneğin hafif hidrosefalilerde ve hastanın KİBA kliniği ileri safhada değilse direk cerrahi önerilebilir. Ancak ileri hidrosefalilerde ve hastanın kliğiniği hidrosefaliye bağlı akut gerilemelerde eksternal drenajı takiben acil cerrahi planlanır. Bazı pineal tümölerde BOS sitolojisi ve kan testlerine rağmen histolopatolojik tanı konulamayan olgularda ise ya sterotaksik biopsi yada açık cerrahi ile biopsi önerilir. Pineal bölge tümörlerinde sterotaksik biopsiler tanı koyma oranları % 90 üzerindedir. Ancak bu işlemin % 2 mortalite ve % 5-10 morbiditesi vardır.

    Pineal tümörlere cerrahi yaklaşımlar;

    Pineal bölge cerrahisinde öncelikle tümörün çapı,büyüme paterni ve komşu anotomik bölgeye uzanımı ve damarsal yapılarla ilişkileri yanında hidrosefali derecesi çok iyi bilinmelidir. Buna göre bir cerrahi yaklaşım planlanmalıdır.Öncelikle bu tümörlere yaklaşımda cerrahın tecrübesi ve alışık olduğu cerrahi koridor ameliyat sonrası ölüm ve sakatlık oranlarında oldukça önemlidir. Bu tümörlerin tarihinde öncelikle hidrosefali için beyincik ameliyatı öncesi şant ameliyatları rutin yapılırken günümüzde ise cerrahın tecrübesi artmasıyla bu işlem ya hiç yapılmamakta yada nadiren third ventrikülostomi yapılmaktadır. Böylece bu hastalarda ameliyat sonrası ölüm ve sakatlık oranları oldukça düşük seviyelere çekilmiştir. Pineal tümör cerrahisi tecrübeli mikro cerrahlar sayesinde oldukça başarılı ameliyat sonuçları alınmaktadır. Pineal tümör ameliyat esnasında yapılan prozon patolojisi germinomlar ise bunlar radyoterepiye duyarlı lezyonlar olduğundan ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak radyoterepi verilmelidir. Eğer ameliyat esnasında yapılan patoloji çalışması iyi huylu lezyonlarda, pineositom ve epandimom ise bu lezyonların tamamı cerrahi olarak alınmalıdır. Böyle lezyonlarda ilave adjuvan tedaviye ihtiyaç yoktur. Eğer pineal tümör spinal omurilik yayılımı var ise tüm spinal omurilik kanalı radyoterpiyle ışınlanmalıdır. Pineal tümörlerde radyoterpi özellikle 5 yaşından küçük bebeklerde verimemelidir. Bu durumlarda kemoterapi seçeneği uygulanmalıdır.

    Sonuç olarak

    Pineal tümör cerrahisinde ameliyat mortalitesi % 0-8 arasında değişmektedir. Benim son 2000 yılından beri yağtığım pineal tümör ameliyatlarında ameliyat mortalitesi % 0 dır. Pineal tümör tedavisinde optimal tedavi yöntemi tümörün patolojik tipine bağlıdır. İyi huylu pineal tümör cerrahisinde total rezeksiyonla %100 kür sağlanıp ilave tedaviye gerek yoktur. Germinomlarda 5 yıllık sağ kalım % 75 iken, pineal hücreli tümörlerde % 55 cıvarındadır. Günümüzde tecrübeli ellerde pineal tümörler ameliyatlarında oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

  • Beyincik tümörleri; hemanjioblastomlar

    Beyincik tümörlerini erişkinler ve çocukluk yaşı olarak iki ayrı başlıkta incelemek gerekir.

    Erişkin beyin tümörlerinin yaklaşık % 70-75 beyinde yerleşirken, çocucukluk çağı beyin tümörlerinin ise % 60-70 beyincikte yerleşmektedir. Bir başka deyişle tüm erişkin beyin tümörlerinin 2/3’si beyinde görülürken çocukluk yaş beyin tümörlerinin 2/3’si ise beyincikte görülmektedir.

    Erişkinlerde en sık beyin tümörü glial tümörlerler (astrositomlar) görülürken, buna karşılık en sık beyincik tümörü ise genetik geçişi iyi bilinen hemanjioblastomlardır.

    Çocukluk çağı lösemilerden sonra en sık görülen tümör çeşidi ise beyincik tümörleridir. Çocukluk çağı beyincik tümörleri arasında en sık görülenleri (medulloblastom, astrositom, epandiom, beyin sapı gliomları dermoid ve epidermoid kistler v.b).

    Erişkin beyincik tümörleri içerisinde erişkinlerde ponto-serbellar köşe bölgesinde en sık görülen tümörler (aküstik nörinom, meningiom, araknoid ve epidermoid kistler, plazmasitomlar, glomus jugulare tümörleri, beyincik metastazlar ) görülmektedir.

    HEMANJİOBLASTOMA( Von-Hippel- Lindau) kompleksi

    Beyinciğin en sık primer tümörü olmasına rağmen bu tümör beyin sapı ve omurilik de görülebilir. Tüm beyin tümörlerinin % 1.5-2.5 arasında görülmelerine rağmen, beyincik tümörlerinin % 7- 12’sini teşkil etmektedirler. Hemanjioblastomalar histopatolojik olarak iyi huylu tümörlerdir. Bu tümörler en sık beyincikte görülmesine rağmen,santral sinir sisteminin (SSS) herhangi bir bölgesinde beyin sapı, omurilik ve nadiren beyinde görülebilir. Bu hastalığa değişik adlar verilmiştir. Hemanjioblastoma tanımı Harvey Kuşing’in zamanından beri kullanılmalanmaktadır. Daha sonraları hemangioma, kapiller hemangio-endotelioma, Lindau kisti, veya Von-Hippel Lindau gibi değişik isimler verimiştir. Von-Hippel Lindau (VHL) hastalığı için beyinde veya beyincikte birden fazla hemanjioblastoma lezyonu, gözde ve visseral organlarda lezyonlar bulunursa bu komplekse verilen addır.

    Tarihçe: Genç bir isveçli Patolog (Arvid Lindau) 1926 yılında kendi adını yazdığı kitapta bu hastalığın beyincik, göz, ve visseral organlarda komponenti olduğunu bildirmiştir.

    Genetik: Beyincikteki hemanjioblastomalar sporadik olarak görülürken, VHL kompleksi olanlar familyal geçişlidirler. Her iki cinsde eşit sıklıkla olmak üzere otozomal dominant olarak genetik geçişlidir. Von Reclinghousen hastalığı gibi daha diffuz bir bozukuluk 8 sinir nörofibramolar ayrı bir klinik durumdur.

    Klinik şikayetleri ve bulguları;

    VHL kompleksi olan hastalar 3-83 yaşaları arasında olmak üzere her yaşda görülmelerine rağmen en sık olarak 30 yaşlarında görülür. Baş ağrısı en sık ve öncü şikayettir. Genel bir kural olarak beyincik lezyonlarında artan kafa içi basınç artmasına (KİBA) bağlı şikayetleri belirgindir. Baş ağrısı ense sertliği, aralıklı boyundan omuzlara yayılan elektrik şokuna benzer şikayetler görülür. Kusma şikayeti ya obstriktif hidrosefali yada vagal sinir çekirdekleri irritasyonuna bağlı görülebilir. Baş dönmesi, dengesizlik şikayeti vestibüler çekirdeklere veya beyin sapına direk bası sonrası görülür. Yürüme bozulması (ataksi) sıktır. Papil ödemi olguların % 80′ de görülür. Çift görme genellikle KİBAS bağlı ortaya çıkar. Orta hat lezyonlarında genelllikle geniş kaideli yürüme veya gövde ataksi görülmesine rağmen, dismetri ve intensional tremor daha çok beyincik hemisfer tümörlerinde görülür. Vertikal veya rotatuar nistagmus daha çok beyin sapı tutulumun da görülür.

    Teşhis;
    Tüm beyincik tümörlerinde olduğu gibi beyin görüntüleme yöntemlerinden ilaçlı beyin magnetig rezonans (MR) tekniği bu lezyonların tanınmasında oldukça önemli güvenilir zararsız bir test yöntemidir. Bunun dışında ilaçlı beyin bilgisayarlı tomografi (BT) tekniği bazı beyincik tümörleri (örneğin epandimom) gibi tümörlerde lezyonun kalsifikasyonu olup olmadığını göstermede MR tekniğine nazaran ilave bilgiler sunmaktadır. Eğer ameliyat öncesi doktor incelemelerde lezyonun Hemanjioblastom olduğunu düşünürse beyin damar anjiografisi yapılarak damarlarla bilgi alınmalıdır. Ayrıca VHL hastalığı düşünülen bireyleri göz ve gastrointestinal sistem incelemesi ve ailenin diğer bireyleri genetik testlerle incelemelidir.

    Tedavi;

    Tüm beyincik tümörleri olduğu gibi eğer cerrah ameliyat öncesi dönemde beyincikteki lezyonun hemanjioblastom olduğunu düşünürse hastanın yeteri kadar zamanı (herniasyon riski) varsa bu lezyonların omurilik boyunca BOS yoluyla yayılım yaptığından böyle bireylerin tüm omurilik yayılımı açısından tetkik edilmesi önem arz etmektedir. Bu lezyonların tedavi stratejisinde öncelikle lezyonun mümkünse cerrahi olarak gros total rezeksionu yapılmalıdır. Hemanjioblastomlar radyoterpiye dirençli tümörler olduğundan, mümkünse bu lezyonun ameliyatta tamamı alınması amaçlanmalıdır. Bu tümörler damarsal beslenme yönünden çok yoğun olduğu için öncelikle cerrahi planmada beyin damar anjiografi tetkiki yaptırılmalıdır. Bu damarsal besleyiciler eğer ameliyat öncesi girişimsel radyolojiyle konsulte edilerek kapatılamaya uygun olup olmadığı bilinmelidir. Eğer ameliyat öncesi hazırlıkta bu besleyiciler kaptılırsa ameliyat esnasında fazla kanama oluşmamaktadır. Bu lezyonların ameliyatında hedef lezyonun tamamını alınması planlanmalıdır. Eğer lezyon total olarak çıkartılamazsa nüksler kaçınılmazdır.

    Sonuç olarak

    Hemanjoblastomlar iyi huylu genellikle beyincikte ve her yaşta görülen lazyonlardır. Baş ağrısı, kusma ve denge bozuklıkları öncü şikayetleri olup daha sonra beyincik baskılanmasına bağlı koordinasyon bulguları ve hidrosefaliye bağlı KİBA işaretleri ortaya çıkar. Teşhis de beyin MR altın standart olup, damarsal ilişki için beyin damar anjiografi testi gerekir. Tedavisi cerrahi rezeksiyondur. Ameliyatla tamamı başarı ile alınanlarda ilave onkolojik tedaviye gerek yoktur. Sonuçları ise mükemmeldir.

  • Kraniovertebral birleşke anomalileri; platibazi, baziller invaginasyon

    Kraniovertebral bölge oksipital kemiğin alt kısmı ile C-1 (atlas) ve C -2 (aksis) vertebralarını oluşturduğu bölgedir. Bu bölge beldeki lumbosakral bölge gibi omugaların en hareketli olduğu bölgesidir. Bu bölgenin doğuştan ve sonradan oluşan bir çok hastalıkları ileri derece nörolojik defisitlere neden olmaktadır. Platibazi ve baziler invaginasyon anomalileri ilk defa 1815 yılında Meckel, Glad Stone tarafından tanımlanmıştır. Ancak 1939 yılında Chamberline klasik radyolojik çalışması sonrası tedavi protokolü tedricen gelişmiştir. Bazal açı klivus düzlemini ön fosaya birleştren hat olup ( Mc rae 120-140 C, Boogard 118-147 C. İki tip baziller invaginasyon vardır. Ön tipinde bazio-oksipitin kısalığı, klivusun yatağlığı birlikte platibazi ile beraberdir. Baziler invaginasyonun ikinci tipi olan paramedian baziler invaginasyonda genellikle oksipital kemiğin gelişim bozukluğu ve oksiptal kondiler hipoplazi görülür. Bu nedenle klivus arka fossaya doğru deplase olmaktadır.

    1900 yılları başında bu tip anomalilerinin cerrahi tedavileri posterior yolla dekompresyonlar ve atlas ve ve aksis omurgaların arka kısımları alınıp ve aynı zamanda kemik graft ile fuzyon ameliyatları yapılmış. Ancak bu şekildeki ameliyatlarla redekte olmayan ve önden kemik basısı olduğunda önemli sayıdaki hastada ameliyat sonrası ölüm ve sakatlıklar görülmüştür. Son yıllardaki nöroradyolojideki ve nöroanestezideki yenilikler ve mikrocerrahi tekniklerin gelişmesi kafa kaidesi ve kranio-vertebral birleşke anomalilerinin cerrahi tedavisinde önemli katkılar sağlanmıştır.

    Tedaviyi ilgilendiren faktörler

    1: Redüktabilite

    2: Kompresyonun mekaniği ve basının yönü

    3: lezyonun sebebi (baziler invaginasyon, romatoid artrit, paget hastalığı)

    4:Ossifikasyonun varlığı ve belirgin doğumsal anomalilerde efiziel büyüme

    Tanım

    Baziler invaginasyon primer gelişimsel bir bozukluk olup boyun omugalarının kafa kaidesine doğu yer değiştirmesidir. Bazen atlasın fuzyon defektleri veya blok veretebra gibi bölgenin gelişmsel anomalilerle birliktedir. Baziler invaginasyon, baziler impresyon ve platibazi gibi tıbbı terimler aynı anlamda değillerdir.

    Baziler invaginasyon bir gelişimsel defekt sonrası üst servikal omurgaların kafa kaidesi içerisine doğru yer değiştirmesi söz konusudur. Bu gelişimsel kemik anomalilerinde atlasın oksipitalizasyonu ve blok vertebra anomalilerle birlikte görülmektedir. Kraniovertebral birleşke anomalilerinin % 25-30 da beyincik sarkması ve sirengomyeli birlikte görülmektedir.

    Baziler impresyon terimi kafa tası kemiklerindeki yumuşamalar nedeniyle sekonder veya sonradan olaylara verilen tıbbı addır. Spazmodik tortikolis ve osteomalasi gibi hastalıklar ve romatoid artit de atlasın lateral kitlesindeki erozyonlar sonrası baziler impresyon oluşur. Bu hastalıklardan başka hiperparatiroidism, paget hastalığı ve osteogenezis imperfakta, rikets hastalığı, omurgaların stabiliteyi etkileyen veya etkilemeyen iltihabi hastalıklar sebebler arasındadır.

    Platibazi terimi anteriör kafa kaide planı ve klivusun oluşturduğı anormal bazal açıya verilen terimdir. Tek başına platibazi şikayet ve bulgu vermemektir. Platibazi aynı anda baziler impresyon ile birlikte bulunmaktadır. Direkt servikal lateral grafilerde bazı referans noktaları tanımlanmıştır. Odontoid proçes bi-mastoid hattı 10 mm den fazla geçmemelidir. Chamberline hattı sert damaktan foramen magnunum posterior kenarına uzanan cizgidir. Chamberline hattı odontoid proces 2.5 mm fazla geçmemelidir. Foramen magnum effektif sagital çapı 19 mm den az olduğunda nörolojik defisitler görülmektedir. Baziler invaginasyonla birlikte beyincik sarkması sık görülür. Genç adelosanlarda 12-14 yaşları arasındakilerde reduktabil kraniovertebral birleşke anomali vardır. İrreduktabl baziler invaginasyonla birlikte beyincik sarkmasında ilk defa ağız yoluyla dekompresyonuyla ameliyat edilmiştir. Ancak bu ameliyat yapılmadan posterior yolla dekompresyon yapılan hastalarda iyileşme yerine ilave yeni nörolojik defisitler ortaya çıkmıştır. Bu nedenle öncelikle ventral baskı kaldırıldıktan sonra posterior fossa dekompresyonu ve BOS dolanımı düzeltilmelidir. Paget hastalığı birlikte baziler impresyonun birlikte görülme oranı oldukça yüksektir ve genellikle 40 yaşında sonra şikayet vermektedirler.

    Romatoid artit hastalarda lateral atlanto-aksiel eklemlerin kafa tası içerisine doğru kayması sonrası oksipito atlanto aksiel insitabiteye neden olmaktadır. Burada odontoid proçes yukarı doğru vertikal olarak kaymaktadır. Bundan başka nedenler arasında psöriazis, sistemik lupus eritamatozis, spazmatik tortikolis, kronik travmalar sayılmaktadır.

    Teşhis

    Kranio-servikal birleşkenin değerlendirilmesinde öncelikle servikal MR önemli bir test yöntemidir. Ancak bu bölge kemik yapılarının değerlendirilmesinde MR yetersiz kalmaktadır. Servikal bölgenin fleksion, ekstansion gibi dianamik grafileri yapılmalıdır. Boyun kemikleri redüksiyonunda MR uyumlu halo cihazları ile boyun traksion omurgaların dizilimini düzeltmede oldukça önemlidir. Özellikle 3 boyutlu ince kesitli boyun bölgesinin Bigisayarlı Tomografi testi teşhisde önemlidir.

    Tedavi

    Kranioservikal vertebraların anomalilerin tedavi prensipleri redukte olabilen lezyonları redüksiyonu ve stabilizasyonu yapılmalıdır. Redükte olmayan lezyonlarda ise normal dokuların dekompresyonu ve oluşaçak institabilite için stabilizasyon yapılmalıdır. Akut travmatik atlanto aksiel dislokasyonlarda, ligamen yırtıklarında ve post enflamatuar bağlı insitabiltelerde sadece immobilizasyon yeterlidir. Traksiyon veya halo traksiyon kullanılır bu şekilde immobilizasyonla 2-3 ay içerisinde fuzyon oluşursa ileri tedaviye gerek yoktur ancak fuzyon oluşmayanlarda ise posterior yolla cerrahi planlanmalıdır.

    Önden bası olan hastalarda transoral ve transfarengeal yaklaşım etkili bir yoldur. Böyle bir ameliyat yapılan hastaların çoğunda posterior oksipito servikal fuzyon ameliyatları gerekmektedir. Romatoid artritli hastada odontoid proçes foramen magnum içerisine 20 mm den fazla herniye olursa servikal traksionla kraniovertebral birleşke omurgaların dizilimi düzeltilmesi başarısız olacağından narkoz eşliğinde halo iskelet traksiyonla öncelikle omurganın redüksiyonu yapılmalıdır.

    Sonuç olarak

    kraniovertebral birleşke anomalileri oldukça kompleks hastalıklardır. Bunların öncelikle doğuştan veya sonradan gelişen hastalıkları çok iyi ayır etmek gereklidir. Kemik basılarını yönü ve tipi çok iyi elimine eilmelidir. Klinik şikayet verip vermemesine göre her bir hasta çok detaylı incelenmeli ve karar verilmedir. Eğer yeterli tetkik ve ediklmeden yapılan hasta değerlendirmeleri yetersiz olacaktır. Şikayet veren baziler invaginasyonlar tedavi edilmelidirler.

  • Sinir sıkışması

    Sinir sıkışması

    Karpal Tünel Sendromu

    3 tane sinir el kaslarının çalışmasını ve eldeki duyuların hissedilmesini sağlar. Median sinir bunların en büyüğüdür. El bileğinden avuç içine bir tünel içinden ulaşır. Median sinir bu tünelde sıkışırsa içeride basınç artar, tünel daralır ve karpal tünel sendromu oluşur. Karpal tünel sendromunun diğer adıel bileğinde sinir sıkışmasıdır.

    Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Görülür?

    Ellerini sürekli kullanarak iş yapanlarda çok görülür. Ev işi yapanlar, dantel işleyenler, bilgisayar kullananlar, müzik aleti çalanlar buna örnektir. Şeker, hipotroidi, romatoid artrit gibi hastalıkları olan kişilerde karpal tünel sendromu riski yüksektir. Ayrıca aşırı kilolular da risk altındadır.

    Karpal Tünel Sendromu Belirtileri

    Elde güçsüzlük

    Eldeki erken yorulma belirtileri

    Parmaklarda karıncalanma hissi

    Karpal Tünel Sendromu Tedavisi

    Ameliyatsız Karpal Tünel Tedavisi: Tedavi yöntemlerinin ilk aşaması cerrahi dışı yöntemdir. Bilek hareketlerinde kısıtlama, ilaç kullanımı dinlenme, çeşitli fizik tedavi uygulamaları bunlardan bazılarıdır. Ancak bu yöntemler hastalığın erken döneminde faydalıdır.

    Karpal Tünel Sendromu Ameliyatı: Eğer hastalık ilerlemişse tedavi cerrahidir. Cerrahi önerilen hastaların ameliyattan kaçmaları durumunda sinirlerde geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir. Nispeten kolay bir ameliyattır. Tünelin gevşetilmesi esastır. Kısa süren ameliyat sonrasında hastalar genellikle aynı gün evlerine dönebilirler.

  • Belde dar kanal

    Belde dar kanal

    Belde dar kanalın tedavisi mümkündür. Doğru ameliyat yapıldığı takdirde bel fıtığı gibi yüz güldürücü sonuçlar verir. Omurga kanalı ince, uzun bir boru gibidir. Bu kanalın çapında daralma olursa içinden geçen omurilik ve sinirler sıkışır. Bu sıkışma ağrıya, uyuşmaya, uzun süre yürüyememeye, sık sık dinlenme istediğine, bacaklarda güçsüzlüğe neden olur. Dar kanal olan bir hastada küçük bir fıtık bile dayanılmaz ağrılara neden olabilir.

    Belde Dar Kanal Belirtileri

    Kanal daralması yavaş gelişir. Bu yüzden başlangıçta şikayete neden olmayabilir. Hastalık ilerleyince, daralma çapı artınca sıkıntılar su yüzüne çıkar. Genellikle şu belirtileri gösterir:

    Sırt ve bel ağrısı

    Ayaklarda ağrı, güç kaybı, uyuşukluk

    Uzun süreli yürüyüşlerde ortaya çıkan kasılmalar

    Yürürken dinlenme isteği

    Öne eğik yürüme isteği

    Belde Dar Kanal Nedenleri

    İlerleyen yaş

    Doğumsal nedenler

    Kireçlenme

    Omur eklem yapılarının büyümesi

    Bağ dokularının kalınlaşması

    Belde Dar Kanal Tedavisi

    Tedavinin cerrahi ya da cerrahı dışı yöntemlerle yapılmasını hastalığın seviyesi belirler.

    Ameliyatsız Dar Kanal Tedavisi

    İlerlememiş seviyelerde ameliyatsız yöntemler denenebilir. Bunlar istirahat, ilaç tedavisi, enjeksiyon uygulaması, fizik tedavidir. İlaçlar ağrıyı gidermeye yöneliktir. Fizik tedavide ise kasları güçlendirmek, hareket serbestliğini elde etmek amaçlanır.

    Belde Dar Kanal Ameliyatı

    Hastalık ileri derecedeyse, yürüyüş mesafesinde azalma varsa, bacaklarda kasılma veya güç kaybı varsa, idrar kaçırma oluyorsa cerrahi tedaviye başvurulabilir. Mikrocerrahi yöntemiyle küçük kesi açılarak mikroskop yardımıyla görüntüleme yapılır. Ameliyattaki amaç sinirlerdeki basıyı kaldırmaktır.

    Belde Dar Kanal Ameliyatı Sonrası

    Ameliyat sonrasında bel sağlığına dikkat etmek önemlidir. Bel ağrısı yaratacak hareketlerden sakınmak gerekir. Verilen egzersiz programlarını eksiksiz uygulamak ve kilo almamaya itina göstermek altın standartlardandır.

  • Boyun fıtığı nedir? Nedenleri nelerdir?

    Boyun fıtığı nedir? Nedenleri nelerdir?

    Boyunda 7 tane omur bulunur. Disk denilen yastıkçıklar bu omurların arasında ağırlığın eşit dağılmasını sağlar. Bu yastıkçıkların, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığının Nedenleri

    Aşırı yüklenme

    Yanlış hareket

    Boynun uzun süre kötü pozisyonda tutulması (Örneğin bilgisayar karşısında, tv karşısında)

    Darbe, çarpma, kaza gibi travmalar

    İlerleyen yaşla bağlantılı yıpranma

    Romatizmal hastalıklar

    Boyun Fıtığı Belirtileri

    Daha çok kolda ağrı

    Boyunda ağrı

    Kolda uyuşma ve güçsüzlük (Bardağı elden düşürecek kadar güçsüzlük oluşabilir)

    Boyun bölgesindeki sorun tüm vücudu etkileyebilir. Sadece boyun ve kol değil; omuz, sırt, kürek kemiğinde dahi ağrı oluşabilir. Boyun fıtığı ilerlemişse, doktora gidilmemişse ya da ameliyat önerilmesine rağmen kaçılmışsa felç durumu söz konusu olabilir. Bu durum aniden gelişebilir. Bu yüzden dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır.

    Boyun Fıtığı Tedavisi

    Boyun fıtığının derecesine ve hastanın şikayetlerine göre tedavinin ameliyatlı ya da ameliyatsız olacağına karar verilir.

    Ameliyatsız Boyun Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıkları gibi boyun fıtıklarının da yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Dinlenme, fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden bazılarıdır.

    Boyun Fıtığı Ameliyatı

    Kolda şiddetli ağrı, güç kaybı ve hissizlik varsa ameliyat olmanız gerekebilir. Boyun fıtığı ameliyatı narkozlu yapılır. Biz mikrocerrahi diskektomi yöntemini tercih ediyoruz. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor. Boyun fıtığı ameliyatı sonrası hastalar yaklaşık 4 saat sonra hareketlendirilir. 1 hafta içindeyse günlük hayatlarına dönebilirler. Ev hanımları ev işlerini yapabilir, çalışanlar işlerine geri dönebilir.

  • Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi

    Bilinenin aksine bel fıtıklarının büyük çoğunluğunda ameliyata gereksinim duyulmuyor. Ameliyatsız bel fıtığı tedavisi yöntemleriyle fıtığın ciddi sorunlara yol açmaması, yaşam konforunun arttırılması sağlanabiliyor. Dinlenme, bel egzersizleri, ilaç tedavisi vefizik tedavi desteği bu ameliyatsız yöntemlerden bazıları…

    Bel Fıtığı Egzersizleri

    Bel fıtığı egzersizleri hem ileri derecede olmayan fıtıklar için hem deameliyat sonrası iyileşme sürecinin desteği için çok önemli. Bel kaslarının güçlenmesi için hem fizyoterapist desteği alabilir hem de doktorunuzun verdiği egzersizleri evinizde kolayca uygulayabilirsiniz. İyi bir cerrahi süreç kadar iyi bir fizik tedavi süreci de iyileşme sürecinizde oldukça önemlidir. Bel egzersizleri için tıklayın.

    Bel Ağrısına Ne İyi gelir

    Bu sorunun cevabını verebilmek için ilk önce bel ağrısının nedenini bulmak gerekir. Şunu unutmamak gerekir her bel ağrısı bel fıtığı değildir. Birçok bel ağrısının nedeni mekanik dediğimiz bel ağrılarıdır. Bel fıtığı bel ağrısı yapabilir evet, ancak bel fıtığının belirtileri arasında en önemli olanı, bacağa vuran ağrılardır. Bu tip bulgularınız varsa ilk yapmanız gereken bir beyin cerrahisi uzmanına gitmenizdir. Tedavinizin nasıl yapılacağına hastalığınızın teşhisinden sonra karar vermek en doğrusudur. Aşırı kilo her zaman bel fıtığı ve bel ağrısı için büyük risktir. Fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Bel egzersizleri bel ağrısına iyi gelebilir. Belinizi çok zorlamamak, dinlenmek, ağır kaldırmamak, kaldırırken yanlış yöntemlerle kaldırmamak bel ağrısı yaşamamak için önemlidir. Bel ağrınızın nedeni fıtık, bel kayması ya da belde dar kanal olabilir. Bu sorunlar eğer ileri derecedeyse ağrılarınızın kesin çözümü ameliyat olabilir. Ameliyattan korkmayın! Mikrocerrahi gibi yöntemler hastanın güvenliğini ve konforunu en üst düzeyde tutan yöntemlerdir.

    Bel Fıtığı Ameliyatı ve Mikrocerrahi

    Mikrocerrahi yöntem adından da anlaşılacağı gibi küçücük kesi açılarak mikroskop yardımıyla yapılan ameliyattır. Diğer yöntemlere göre kas dokularına zarar vermeyen bu yöntem çok detaylı bir görüş sağladığı için güvenlik açısından da avantaj sağlar. Aynı zamanda küçük kesi açıldığı için bel fıtığı ameliyatı sonrasıiyileşme süreci de daha hızlı olur.

  • Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel fıtığı nedir ? Nedenleri nelerdir?

    Bel bölgesinde 5 tane omurga bulunur. İki omurga arasında yastıkçık görevini üstlenen yapıya disk denir. Diskin, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla bel fıtığı sorunu ortaya çıkar.

    Bel Fıtığı Nedenleri

    Ağır yük kaldırma

    Düşme, çarpma, kaza

    Yanlış ve ters hareketler

    Aşırı kilo

    Sigara

    Genetik etmenler

    Bel Fıtığı Belirtileri

    Bel ağrısı

    Bacak ağrısı

    Bacakta uyuşma, güç kaybı, hissizlik

    Daha ileri seviyede idrar kaçırma

    Bel fıtığına belirtti olan şikayetler uzun süre yürüme, uzun süre ayakta kalma , öksürme, ıkınma durumunda artabilir.

    Doktorun çeşitli muayene yöntemlerinin yanı sıra MR tetkiki altın standarttır.

    Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtığının seviyesine ve hastanın yaşadığı şikayetlere göre ameliyatlı ya da ameliyatsız bel fıtığı tedavisi tercih edilir.

    Ameliyatsız Bel Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıklarının yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Ameliyat gerekmeyen hafif derecedeki bel fıtığı hastalarına şunları öneriyoruz:

    Dinlenme

    Fizik tedavi

    Bel kaslarını güçlendirici hafif egzersizler

    Yüzme

    İlaç tedavisi

    Bel Fıtığı Ameliyatı

    Şiddetli bacak ağrısı varsa

    Bacakta güç kaybı ve hissizlik mevcutsa,

    Kaslarda incelme görülüyorsa,

    Fıtığın seviyesi idrar kaçırmaya neden olacak kadar ilerideyse ameliyat olmanız gerekebilir.

    Bel fıtığı ameliyatı narkozsuz ya da narkozlu olabilir. Biz sadece belirli bir bölgeyi uyuşturarak, yani epidural anestezi altında ameliyat yapmayı tercih ediyoruz. Hastanın ameliyat sırasında bilincinin açık olması, hareket edebilmesi ve ameliyat sonrasında normal hayata daha erken dönebilmesi açısından narkozsuz ameliyatı daha uygun görüyoruz. Bir diğer tercih ettiğimiz yöntem mikrocerrahi diskektomi yöntemi. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası

    Bel fıtığı ameliyatı bölümünde bahsettiğimiz gibi narkozsuz mikrocerrahi diskektomi yöntemi sayesinde hastanın normal hayatına dönmesi daha hızlı oluyor. Ameliyat sonrasında pansumana ve dikişi aldırmaya gerek duyulmaz. Ameliyattan ortalama 2 saat sonra hasta hareketlendirilir. 1 hafta içinde de normal yaşamına, ev ya da iş hayatına dönebilir.

  • Beyin tümörlerin ameliyatında bilgisayar (nöronavigasyon) kullanımı

    Nöronavigasyon tanım: Yön bulma, yönlendirme anlamında kullanılmaktadır.

    Beyin cerrahisi ameliyatlarında çerçevesiz yönlendirme cihazları 1986 yılında kullanıma girmiş olup, günümüze kadar pek çok yenilikler göstermektedir. Nöronavigasyon bilgisayar teknolojisinin tarihçesinde 1950 yıllarında çerçeveli sistemlerden büyük ölçüde faydalanılmıştır. Günümüzde çerçeveli sterotaksik sistemler ise belirli santral sinir sistemi hastalıklarında (parkinson, distoni v.b) başarı ile kullanılmaktadır. Ancak bilgisayar yazılım programlarındaki gelişmeler çerçevesiz yönlendirme (Framless navigasyon) sistemlerinin gelişimine katkı sağlamıştır. Çerçevesiz yön bulma cihazı aslında bir uçak teknolojisinin modern tıbba yansımasıdır. Nöronavigasyon sistemi adeta bir otopilot gibi beyindeki planlanan bir hedefe, çok az bir yanılma payı ile 3 boyutlu olarak X,Y,Z koordinatlar temel fizik kuralı kullanılarak gidilmesidir. Nöronavigasyon bilgisayar sistemi yardımıyla beynin değişik bölgelerindeki hastalıklara (kavernom, beyin tümörü, apse v.b) ulaşmada çok önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle bu teknoloji, beynin kritik ve derin yerleşimli yerlerindeki hastalıklara ulaşmada daha fazla katkı sağlamaktadır.

    Nöronavigasyon beyin ameliyatında kullanımı

    Hastanın saçlı derisine, yüzey belirleyicileri veya lazer işaretleri kullanımı ile baş ve yüzün topografik anotomisi çıkarılmaktadır. Elde edilen veriler beyindeki hastalığın BT veya MR görüntüleri kullanılan bilgisayar yardımıyla planlanması yapılmaktadır. Sanal ortamda planlanan görüntülerin, gerçek ortama yansımasında saçlı deri kesisi, kemik pencere kaldırılması ve daha önemlisi beyin içerisinde varılacak hedef, 3 boyutlu olarak seçilmektedir. Bu planlama ve sanal işlem beyin ameliyatı yapılacak bölgeye ulaşmada büyük katkılar sağlamaktadır. Örneğin, ulaşılacak beyin hedefine en kısa, en doğru ve en emin yol seçilmektedir. Bu teknolojiyle kullanılarak yapılan beyin ameliyatının hastadaki kazanımları; daha az hastanede kalma, daha az kan kullanılması, daha kısa ameliyat süresi, en önemlisi de daha erken gündelik hayata dönebilmesidir. Diğer bir önemli avantajlar ise, beyindeki tümöre ulaşmada beyin dokusuna zarar vermede minimal riski olması ve cerrahın tümörü tamamınını çıkarılıp çıkarılmayacağı konsunu anlamada yardımcı olmasıdır.

    Nöronavigasyon ünitesinin ekipmanları

    1: Beyin navigasyonu,
    2: Omurga navigasyonu,
    3: 3 boyutlu ultrasonografi,
    4: Floroskopi,
    5: Beyin damarları anjiografisi,
    6: Amelitat mikroskop uyumu.

    Nöronavigasyon hangi beyin ameliyatlarında kullanılır?

    1) Beyin tümörü ameliyatında nöronavigasyon kullanımı avantajları

    1: Bu bilgisayar programı kullanımıyla beyin tümörü merkezleyen saçlı deri kesisi ve kemik pencere kaldırılması daha uygun ve daha küçük yapılmaktadır.
    2: Optimal ameliyat için tümör ile çevre beyin anotomisi üç boyutlu görüntülenmektedir.
    3: Yeni gelişen bilgisayar programları yardımıyla çerçevesiz biopsi kolu eşliğinde beynin derin ve zor yerlerindeki lezyonlardan teşhis amaçlı olarak biopsi yapılmaktadır.
    4: Beyindeki tümorün total olarak çıkarılıp çıkarılmadığı 3 boyutlu olarak anlaşılmaktadır.

    Tüm bu avantajları hastaların daha az kan kullanımı, daha az hastanede kalması, daha az ameliyat süresi ve daha az komplikasyon ve en önemlisi daha erken eski işine başlamasıdır

    2) Beynin damar hastalıklarında (AVM) nöronavigasyon kullanımı avantajları:

    1: Damar yumağının derinliği, çapı, komşu beyin anatomisiyle ilişkisini tanımlamada

    2: Cerrah ameliyat esnasında 3 boyutlu görüntülerle, beynin damar yumağının normal beyin anatomisi daha iyi tanımlayabilmektedir.

    3) Sara teşhis ve tedavisinde nöronavigasyon kullanım avatajları:

    Derin veya yüzeyel beyin elektrodları geleneksel yöntemlere nazaran daha güvenli ve doğru yerleştirilmektedir.
    Değişik sara ameliyat teknikleri (anterior temporal lobektomi, selektif amigdalohipokampektomi, kallozotomi) daha emniyetli ve daha güvenli yapılmaktadır.

    Sonuç olarak

    Bilgisayar teknolojisi (nöronavigasyon) beyin omurilik sinir cerrahisi ameliyatlarında kullanımının;

    1: Uygun saçlı deri kesileri ve kemik flebleri yapılmakta,
    2: Derin ve subkortikal yerleşimli beyin lezyonları daha doğru tanımlamakta,
    3. Ameliyat esnasında rezeksiyon genişliği eşzamanlı ve üç boyutlu olarak izlenmekte,
    4: Daha küçük ve iyi merkezli bir kemik pencere açılmakta,
    5: Daha az kan kullanılmakta,
    6: Ameliyat süresi daha kısalmakta,
    7: Ameliyat yarası daha hızlı iyileşmekte,
    8: Daha önemlisi hastanede yatış süresini kısalması yanında daha erken eski işine dönebilme gibi bir çok avantajları vardır.

  • Sonuç veren yöntem!! Mikrocerrahi teknik ile boyun fıtığına son!

    Boyun fıtığı göğüse, omuz’a, sırt’a ve en çok da kol ağrısı ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Ağrının yanısıra güç kaybı ve uyuşma da eşlik edebilir. Eğer ameliyat gerektiren bir fıtığınız varsa korkmayın. Geç kalmaktan korkun! Şayet ameliyat süresini geçirirseniz ağrı geçse bile güç kaybı ve uyuşukluk kalıcı olabilir. Yani kolunuz bir nevi yarı felçli olarak kalabilir. Bunun için güvendiğiniz bir doktora bir an önce ameliyat olmalısınız. Ameliyat genel anestezi ile yani siz uyurken oluyor. Ameliyat mikrocerrahi yöntemler ile yapılıyor.

    Ameliyat sırasında fıtığın alındığı yere kafes ve/veya protez konuyor. Bunları diş dolgusu gibi düşünün. Dişiniz içine de yabancı bir madde konuyor ama orada olduğunu fark etmiyorsunuz ve sizle ömür boyu kalıyor. Hemen hemen hiç yan etkisi yok. Ameliyat sonrası akşam ayağa kalkıyorsunuz ertesi gün taburcusunuz. Bir sonraki gün duşunuzu alabilirsiniz. İçten dikiş atıldığından pansuman derdiniz de yok. Verilen ilaçları harfiyen kullanıyorsunuz, bir süre istirahatten sonra eski hayatınıza artık sağlıklı bir şekilde dönebilirsiniz.