“Ergenlik dönemi neden zor geçiyor?” diye düşündünüz mü hiç?
Ergenlik dönemi neden zor geçiyor diye düşündünüz mü hiç? Çünkü sistemdeki bir kişideki bir değişiklik sistemin diğer unsurlarında da değişikliğe yol açıyor… çünkü onlar ergenlik dönemine girdiğinde bizler de orta yaş dönemine girmiş oluyoruz.
Talat Parman, “Ailenin yaşam döngüsünde ergenlik krizinin” yeri adlı makalesinde ergenlik krizinin ailenin yaşam döngüsünde üç temel öğesinden bahsediyor: kimlik, cinsellik ve ayrılık
Parman, makalesinde ergenlik dönemine giren ve kim olduğunu sorgulayan gencin yalnız olmadığından bahsediyor. Ergenin “ben kimim?”, “Nasıl biri olmalıyım?” sorularını sorarken, orta yaşlarında olan anne babanın da “ben kim oldum?”, “Olmak istediğim bu muydu?” sorularını sorarak geride bıraktıkları tüm yaşamlarını sorguladıkları bir döneme girdiklerinin altını çiziyor.
O zamana kadar anne babaya ait olan cinselliğin, artık ergenlik dönemine giren gencin de ilgi alanına girdiğinin altını çizen Parman, anne baba gibi bir sevgiliye sahip olmak isteyen gencin evin dışına yöneleceğinden bahsediyor. Ergenin dışarıya yönelmesinin ise anne-baba olmanın ön plana geçtiği 15 yılın sonunda yeniden kadın erkek olmanın ön plana geçtiği bir ilişkiye dönmeleri gereken anne baba için bu dönem kolay olmayabileceğinin altını çiziyor.
Krizin çözümlenmesinin ise son adımının ise ergenin gidişini… kendi hayatına yönelişini ebeveynin kabullenmesi olduğunun altını çizen Parman, ergenin kendini ayrılığa hazırlamasının ise ancak anne babanın buna izin vermesi ile daha kolay bir hal alacağının altını çiziyor ve en sonunda ekliyor:
“Oysa anne baba kuşağı çocuklarından ayrılmaya ne kadar hazırdır? Terk edilme duygusuna ne kadar katlanabileceklerdir? Ya da kendilerini artık bütünüyle değersiz hissetmeye?”
Bilemedim… anne babalarımız ne kadr hazırdı bizim gidişimize… bilemedim biz ne kadar hazırız çocuklarımızın bu gidişlerine…
Etiket: Altını
-

Ergenlik Dönemi neden zor geçiyor ?
-

Enürezis nokturna (uykuda idrar kaçırma)

Çocukların çoğu 2–5 yaş arasında hem gece hem de gündüz idrarlarını tutabilmektedir. Enürezis uykuda ise daha masum bir sorundur.
Çoğu zaman mesane gelişimindeki ve sinirsel olgunlaşmasındaki gecikmenin sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20’ye, 6 yaşında %10’a düşmektedir.
Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır.
İdrar kaçırmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tipten söz edilir. Gece uykuda idrar kaçırma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95’i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda idrar torbası doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, idrar torbası kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir.
Uykuda idrar kaçırma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmaktadır. Genellikle aile öyküsü vardır. (Yani 1. derece akrabalarında da aynı sorun yaşanmıştır.)
Bu gruptaki çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısını zedelemeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97’sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir.
Uykuda idrar kaçıran çocuklara genel olarak 6 yaşından itibaren tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir.
Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlaması ya da özel üretilmiş alarm cihazları (idrar kaçırmaya başlar başlamaz ilk ıslanma ile alarmın çaldığı ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda uyarıcı olan araçlar) kullanılarak tedavi planlanır. Bu tedavi ile çocuklarda %70–84 oranında iyileşme sağlanmaktadır.
Ayrıca tedavide çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar idrar torbasının kontrolünü sağlayan ya da antidiüretik hormon (idrar yapımını azaltan hormon) içeren ilaçlardır.
Çocuğun akşam aldığı sıvı miktarının kısıtlanması ve yatmadan önce idrar yaptırılması da tedaviye yardımcı olur.
Sorunu olan çocuğa bu sorunun anlayacağı bir dilde anlatılması önemlidir. Çok baskıcı bir tutum kadar çok umursamaz bir tutum da zararlı olacaktır.
Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ne yazık ki ailelerin yanlış tutumları tedaviyi daha da zorlaştırmaktadır.