Etiket: Alerjik

  • Atopik bebekte banyo nasıl yapılmalıdır ?

    Atopik bebekte banyo nasıl yapılmalıdır ?

    ATOPİK BEBEKLERDE YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN BANYO ŞART! AMA NASIL BANYO?
    Alerjik vücut yapısı bebekte anne karnındayken şekillenmeye başlar. Gerek genetik faktörler gerekse çevre faktörlerinin etkileşimi ile bebeklerde bağışıklık sistemi alerji yönüne saptıysa bu durum ilk belirtilerini doğumdan kısa süre sonra vermeye başlar.

    BEBEKLERDE ALERJİNİN İLK BELİRTİSİ YANAKLARDA KURUMADIR!
    Bebeklerde alerjinin ilk belirtisi olan cilt kuruluğu en belirgin olarak yanaklarda kendini gösterir. Bebeğin yanaklarının sert ve pütürlü olduğu fark edilir. Bu bebekler alerjik (atopik) kabul edilirler. Bazı bebeklerde bu durum ilk 3 yaş içinde daha fazla yayılmadan geçerken; bazılarında tüm vücuda yayılabilir. Anneler bebeklerinin cildinin genel anlamda kuru olduğunu ve bu durumun banyo sonrası belirginleştiğini fark ederler. Daha ileri olgularda cilt kuruluğuna sıklıkla isilik diye tanımlanan kırmızı döküntüler eklenebilir.

    ATOPİK (ALERJİK) BEBEKLERDE KAŞINTI KAÇINILMAZDIR!
    Kaşıntı yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan bir durumdur. Henüz kendini kaşımayı beceremeyen bebek bu durumdan çok olumsuz etkilenir. Gece huzursuzlukları, uykusuzluk, sebepsiz ağlama nöbetleri gözlenir. Bazen bebeğin yüzünü yatağa sürtmek istediği de annelerce gözlenen bir bulgudur. İşte bu duruma atopik dermatit yani alerjik egzama adı verilir.

    ATOPİK CİLTLERİN EN İYİ İLACI NEMDİR!
    Atopik dermatitin ilacı cildi nemlendirmektir. En iyi nemlendirici de sudur. Bebeğin her gün banyo yapması bu açıdan çok önemlidir. Kaşıntının gece daha da belirginleştiği düşünüldüğünde banyonun akşam saatlerinde bebek uyumadan önce yaptırılması çok önemlidir. Çok sıcak aylarda günlük banyo sıklığı artırılabilir.

    SABUN CİLDİ KURUTUR!
    Banyo sırasında ya nemlendiricili sabunlar ya da atopik ciltler için özel sabunsuz temizlik ürünleri tercih edilmelidir. Tahriş ciltteki atopik durumu kötüleştirir. Bu yüzden vücut temizliği sırasında lif ya da sünger yerine elle temizlik yapılmalıdır. Banyo suyu çok sıcak olmalıdır. Sıcak su ciltteki doğal yağları alıp götürür. Banyo sonrası daha bebek ıslakken sürülecek bebe yağı nemi cilde hapseder ve cildin uzun süre yumuşak kalmasını sağlar.

    STRES ATOPİYİ ARTIRIR!
    Atopik dermatitin stres ile yakın ilişkisi vardır. Kaşıntı nedeniyle strese giren bebekte cilt problemi ağırlaşır. Bu yüzden suyun ve banyonun sakinleştirici etkisi, cildin nemlendirilmesi ile birleştiğinde bebekte ciddi bir rahatlama gözlenir. Kaşıntı azaldığından gece uykuları düzene giren bebek ertesi günü de huzurlu geçirecektir.

    ATOPİK CİLDE SAHİP HER İKİ BEBEKTEN BİRİNDE ASTIM GELİŞİYOR!
    Atopik dermatiti olan bebeklerde okul çağında %50 oranında solunum yolu alerjisi gelişme riski vardır. Erken yaşlarda gıda alerjisinin neden olduğu cilt sorunları yerini ev tozu akarı, küf, polen gibi hava yoluyla alınan alerjik maddelerle gelişen alerjik astım bronşit ve alerjik nezleye bırakır. Bu açıdan cilt kuruluğu ve isilik benzeri döküntüler yaşayan bebeklerin annelerinin ileride astım gelişmemesi için bir çocuk alerji uzmanına danışıp gerekli önlemleri alması çok önemlidir.

  • Çocuklarda allerji

    Çocuklarda allerji

    ÇOCUKLARDA ALLERJİ

    Allerji ; Vücudumuzun bağışıklık sistemini çevremizdeki (allerjen dediğimiz ) zararlı olmayan maddelere karşı verdiği aşırı reaksiyondur. Normalde bağışıklık sistemi yabancı ve zararlı maddelere karşı vücudu korumak için çalışır.Allerjide ise verilen tepki vücuda zararlıdır. Genellikle kronik bazen de acil durumlara yol açabilir.

    Alerjide başlıca hedef organlar; solunum sistemi (burun, sinüs, yutak, nefes borusu ve bronşlar), göz, mide-bağırsak sistemi ve deridir.

    Belirtiler:

    Kronik ve tekrarlayıcı özellik gösterir.

    Mevsimlerle ilişki söz konusudur (baharda rinit, yazın ekzema sıklığı artar)

    Gün içinde de değişiklik olabilir (astımda gece atakları ön plandadır)

    Allerjen ile temas sonrası aynı belirtiler ortaya çıkar.

    Ailede benzer hastalık hikayesi vardır.

    Bazı durumlarda tetiklenir. (Enfeksiyon,egzersiz,besinler, kimyasallar ve çevre kirliliği)

    Allerji tablosunun ortaya çıkması için genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin bir arada bulunması gerekir. Bir çocuğun ebeveynlerinden biri allerjik ise kendisi için risk %45-50 iken, hem anne hem babası alerjik ise risk %75-80’e kadar çıkar.

    Çocuklardaki duyarlılık bebeklik döneminden itibaren hatta anne karnında iken başlar.

    Yapılan çalışmalarda tesbit edilen ilginç sonuçlar şunlardır:

    Kardeş sayısı arttıkça, allerjik hastalık sıklığı azalmaktadır.

    Gebelikler arası süre az ise (sık doğumlarda) risk azalır, süre uzadıkça risk artar.

    Gebeliğin ikinci yarısında annenin ev tozundan aşırı derecede kaçınması, çocukta 3 yaşında akar alerjisi riskini artırır.

    Gebeliğin son üç ayında, süt ve yumurtanın tamamen diyetten çıkarılması , çocukta 5 yaşında artmış yumurta alerjisi ile sonuçlanır.

    Gebeliğin son üç ayında balık yağından zengin beslenme, bebek egzeması riskinde belirgin azalma sağlar.

    Gebelikte taze sebze-meyve alımında azalma durumunda çocukta alerjik astım riski artar.

    Gebelikte sonulum yolu enfeksiyonu geçirmek, antibiyotik ve parasetamol türü ağrı kesici kullanmak ve sigara içimi çocuklarda astım ve egzemayı artırır.

    Allerjik duyarlılığın oluşmasında 4 çevresel etken vardır:

    Aşırı hijyen; çocuğun doğumdan itibaren bağışıklık sisteminin asıl uğraşacağı mikrobik etkenlerle buluşmasını engeller. Sistem zararlı olmayan maddelere karşı aşırı tepki vermeye neden olacak şekilde gelişir.

    Beslenme özellikleri; alerjik tabloların ortaya çıkışında önemlidir: Çikolata, cips, gazlı içecekler, kola, boyalı şekerlemeler, hazır bisküviler, dondurulmuş gıdalar gibi hemen hemen bütün paketlenmiş endüstriyel ürünler, içerdikleri yoğun katkı maddelerinden dolayı sindirim sisteminde ve deride alerjiyi tetiklerler.

    İlaçlar; özellikle gereksiz antibiyotik kullanımı bağışıklık sisteminin mikrobik etkenlerle karşılaşmasını ve onlara karşı savaşmasını engeller. Aynı zamanda birçok alerjik hastalık bulgusu, enfeksiyonu taklit eder (astımlı çocuklar sürekli bronşit teşhisi alırken, alerjik nezlesi olanlar ise üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı ile sürekli antibiyotik alırlar.

    Çevresel irritanlar; sigara, egzoz dumanı, temzilik malzemeleri, deodorantlar, oda spreyleri vs.

    Çocuklarda görülen alerjik hastalıklar 10 başlık altında toplanabilir.

    Allerjik bronşial astım:Kriz halinde öksürük, hışıltı ve solunum sıkıntısı ile seyreder. Çocuk yaş grubunda görülme sıklığı %3-8 arasındadır.

    Allerjik rinit ( alerjik mevsimsel nezle): Çocuklarda en sık görülen alerjik hastalıktır. Ot, ağaç ve çiçek polenlerine bağlı olarak ortaya çıkar. İlkbaharda göz ve burunda sulanma, kaşıntı, hapşırık, geniz akıntısı şeklinde bulgu verir.

    Atopik dermatit (bebek egzeması): Çocuklarda en erken dönemde ortaya çıkan allrjik hastalıktır.bebeklerin ilk aylarında genellikle yüzde bazen boyunda ve kollarda kaşıntılı ve kuru lezyonlar şeklindedir. İnek sütü gibi besinlere karşı alerji bu çocuklarda sıktır.

    Gıda allerjisi: Yine erken yaşlarda görülebilen allrjik tablolardandır. En sık inek sütü, yumurta, tahıl, fındık-fıstık gibi gıdalardan kaynaklanır.

    İlaç allerjisi: Çocuklarda nadir görülür . Çoğu zaman antibiyotikler sonrasında ortaya çıkar.

    Hayvan alerjisi: Kedi, köpek, kuş allerjileri gibi.

    Böcek allerjisi: Arı, sivrisineki hamam böceği gibi.

    Ürtiker: Acil durum arzeden , vücudun genelinde deride farlı büyüklükte, sıcak, pembe renkli büyük döküntüler şeklindedir.

    Anaflaksi: ölüme neden olabilecek en ciddi alerjik tablodur. Sebeb genellikle ilaç, böcek veya besindir.

    Diğer allerjik durumlar: Lateks (plastik oyuncak, balon, eldiven) allerjisi

    DR.GÜLPERİ PINARCIK

  • Çocukluk çağında astımda alerji aşı tedavisi ( immünoterapi )

    Çocukluk çağında astımda alerji aşı tedavisi ( immünoterapi )

    Çocuklarda astım %80 alerjik kökenlidir. Çoğunlukla bu hastalarda alerjik astıma alerjik nezle de eşlik eder. Alerjik nezle ve alerjik astım aynı anda tedavi edilmelidir. Havayolu üstte burun ve altta akciğerlerin yer aldığı bir bütün oluşturur. Bu bütünün herhangi bir yerinde yolunda gitmeyen bir durum olduğunda hastalık tam anlamıyla tedavi olamaz. Bu durum “TEK HAVAYOLU, TEK HASTALIK” diye tanımlanır.

    Alerjik astım ya da alerjik nezle tedavisinde hastalığı kontrol altında tutmaya yönelik kortizon esaslı sprey ilaçlar şikayetleri baskılar ve geçici bir iyilik tablosu oluşturur. Ancak altta yatan alerji tedavi edilmedikçe bu spreyler kesildiğinde hastalık bulguları yeniden ortaya çıkar.

    Ayrıca; alerjik astımın büyüdükçe geçtiği bilgisi doğru değildir. Alerji aşı tedavisi uygulanmadığı sürece geçmez. Astımlı her iki çocuktan birisi ergenlikte bu hastalığı atlatamaz. Atlattığı düşünülenlerin de bir çoğunda hayatın ilerideki evrelerinde ortam ve yaşam tarzındaki değişikliklerle alerjik astım belirtileri yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocukluk döneminde astıma neden olan alerjinin aşı tedavisi ile düzeltilmesi gerekir.

    Aşı tedavisi yavaş bir süreçtir. En az 3 enfazla 5 yıl süreyle uygulanır. Dilaltından artan dozlarda damla veya tablet şeklinde uygulanan bu tedavi sonucunda hasta alerjik olduğu maddeyle temasta bulunsa bile reaksiyon gelişmez. Uzun vadede kortizonlu spreylerin kesilmesi ve kesildiğinde de çocuğun iyi kalması sağlanır.

  • Akupunktur ile allerjik rinit (saman nezlesi) tedavisi

    Akupunktur ile allerjik rinit (saman nezlesi) tedavisi

    Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen) burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan ve akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlerle seyreden rahatsızlığa alerjik nezle adı verilmektedir.

    Nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılmaktadır.

    Bu hastalıkta oluşan alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişmekte, bazı hastalar bu alerjik reaksiyonları çok hafif atlatırken bazıları için iş yapmalarını engelleyecek, hayat kalitelerini bozacak kadar şiddetli olabilmektedir.

    Alerjik nezle şikayetlerin süresine göre Intermitant (aralıklı) ve Persistan (Sürekli) olmak üzere iki alt gruba ve şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak üç gruba ayrılmaktadır.

    Allerjik rinit hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak insanların yaşam kalitesini önemli oranda olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Allerjik rinit erişkinlerde iş günü, çocuklarda okul günü kaybı ile olduğu kadar; tedavisi için harcanan paranın oldukça yüksek olması nedeni ile de ekonomik açıdan da zarar vermektedir. Bu nedenle Allerjik rinit tanı ve tedavisi oldukça önemlidir.

    Allerjik rinit burun mukozasının (burun iç yüzünü örten zarın) enflamasyonu (ödemi- enfeksiyona bağlı olmayan iltihabı) olarak tanımlanır. Burunda kaşıntı, hapşırık, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile karakterizedir. Baş ağrısı, koku alma bozukluğu ve konjuktivit gibi bulgular da eşlik edebilir.

    Alerjik Rinit(nezle) sık görülen bir hastalıktır.Ülkemizde görülme sıklığı % 9-20 ‘dir. Bu oran diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.

    1. Alerjik nezle belirtileri; burun akıntısı, hapşırma, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma, gözlerde kızarma ve sulanma gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    2. Yorgunluk, algılama güçlüğü, uyku bozukluğu gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulamayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz yere kullanılan antibiyotik tedavileri ekonomik açıdan maliyeti artırmaktadır.

    4. Sinüzit, Orta Kulak İltihabı, Polipler Ve Astım gibi birlikte bulunabilen hastalıklar alerjik Rinitin (nezlenin) önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve alerjik nezle birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur. Yapılan çalışmalarda allerjik rinitli hastaların %20-40’da aynı zamanda astım olduğu saptanmıştır. Ayrıca astımlı hastaların %60-80’de Üst solunum yollarına ait şikayetler ve bulgular bulunmaktadır. Hatta rinit açısından sorgulama biraz daha ayrıntılı yapıldığında allerjik astımlı hastaların %98’de rinit varlığı saptanmıştır.

    AKUPUNKTUR İLE ALERJİK NEZLE TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile alerjik rinit (nezle) ve astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

  • Akupunktur ile alerjik rinit (nezle)  tedavisi

    Akupunktur ile alerjik rinit (nezle) tedavisi

    Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen) burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan ve akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlerle seyreden rahatsızlığa alerjik nezle adı verilmektedir.

    Nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılmaktadır.

    Bu hastalıkta oluşan alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişmekte, bazı hastalar bu alerjik reaksiyonları çok hafif atlatırken bazıları için iş yapmalarını engelleyecek, hayat kalitelerini bozacak kadar şiddetli olabilmektedir.

    Alerjik nezle şikayetlerin süresine göre Intermitant (aralıklı) ve Persistan (Sürekli) olmak üzere iki alt gruba ve şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak üç gruba ayrılmaktadır.

    Allerjik rinit hayatı tehdit eden bir hastalık değildir, ancak insanların yaşam kalitesini önemli oranda olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Allerjik rinit erişkinlerde iş günü, çocuklarda okul günü kaybı ile olduğu kadar; tedavisi için harcanan paranın oldukça yüksek olması nedeni ile de ekonomik açıdan da zarar vermektedir. Bu nedenle Allerjik rinit tanı ve tedavisi oldukça önemlidir.

    Allerjik rinit burun mukozasının (burun iç yüzünü örten zarın) enflamasyonu (ödemi- enfeksiyona bağlı olmayan iltihabı) olarak tanımlanır. Burunda kaşıntı, hapşırık, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ile karakterizedir. Baş ağrısı, koku alma bozukluğu ve konjuktivit gibi bulgular da eşlik edebilir.

    Alerjik Rinit(nezle) sık görülen bir hastalıktır.Ülkemizde görülme sıklığı % 9-20 ‘dir. Bu oran diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi her geçen yıl artmaktadır.

    1. Alerjik nezle belirtileri; burun akıntısı, hapşırma, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma, gözlerde kızarma ve sulanma gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    2. Yorgunluk, algılama güçlüğü, uyku bozukluğu gibi belirtilerle günlük yaşamı olumsuz etkiler.

    3. Tedavi masrafları de önemlidir. Doğru tanı konulamayan hastalarda tekrarlayan ve gereksiz yere kullanılan antibiyotik tedavileri ekonomik açıdan maliyeti artırmaktadır.

    4. Sinüzit, Orta Kulak İltihabı, Polipler Ve Astım gibi birlikte bulunabilen hastalıklar alerjik Rinitin (nezlenin) önemini artırmaktadır. Özellikle astım ve alerjik nezle birlikteliği en fazla önemsenmesi gereken durumdur. Yapılan çalışmalarda allerjik rinitli hastaların %20-40’da aynı zamanda astım olduğu saptanmıştır. Ayrıca astımlı hastaların %60-80’de Üst solunum yollarına ait şikayetler ve bulgular bulunmaktadır. Hatta rinit açısından sorgulama biraz daha ayrıntılı yapıldığında allerjik astımlı hastaların %98’de rinit varlığı saptanmıştır.

    AKUPUNKTUR İLE ALERJİK NEZLE TEDAVİSİ

    Akupunktur tedavisi yan etkisi olmayan bir tedavidir. Tedavide herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır.Hasta iyileştikçe kullanmış olduğu steroid ve diğer ilaçları zamanla bırakmaktadır.

    Tedaviye öncelikle hastanın alerji yapan uyaranlarla temasının kesilmesi veya azaltılması ile başlanmalıdır. Hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve maske gibi koruyucu önlemleri alması gerekir. Tedavinin etkili olabilmesi için en önemli kural budur. Bazı hastalarda yapılan tüm allerji testlerine rağmen herhangi bir alerjen bulunamamaktadır. Ancak tedaviye başlandıktan sonra hastalar zamanla hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu tesbit edebilmektedir.

    Son yıllarda Dünya’da ve Türkiye’de akupunktur ile alerjik rinit (nezle) ve astım tedavisi sıkça uygulanan tedavi yöntemleri arasına girmiştir.

    Akupunktur interferon salınımını artırarak vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmekte, dolayısıyla vücud direncini arttırmaktadır. Hastalar gerek viral gerekse bakteriyal enfeksiyonlara daha az yakalanmaktadır. Daha az enfeksiyon daha az kriz demektir. Akupunktur vücudumuzda bulunan doğal kendi ödem çözücü maddeleri harekete geçirir. Akupunktur iğnesi ile Kulak kepçesinde bulunan hipofizin temsili noktasında bulunan ACTH noktasının uyarılması ACTH salınımı artmakta yine böbrek üstü bezi temsili noktasında bulunan Kortikosteroid noktasının uyarılması ile de kortizon salgılanmaktadır. Kortizonun ödem çözücü etkisi vardır.Özellikle Akçiğer ve burundaki ödemin çözülmesi hastanın daha rahat nefes alıp vermesini sağlayacaktır.

    Akupunktur serotonin ve endorfin miktarını artırarak tedavi sırasında kişiye huzur verir ve rahatlama sağlar.

    Akupunktur iğnesi ile anti alerji noktaların uyarılmasıyla Alerjik reaksiyonları oluşturan salgıların azaldığı tespit edilmiştir. Alerjik reaksiyonda en önemli rolü üstlenen immünglobülin E’nin akupunktur tedavisi sonunda azaldığı tespit edilmiştir.

    Bütün bunlarla beraber akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisiyle vücudun genel dengesi düzelmekte, diğer hastalıklarla beraber alerjik rahatsızlık görülme oranı da azalmaktadır.

    Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi hastadan hastaya göre değişmekle birlikte ortalama 20 – 30 seans sürmektedir. Akupunktur ile alerjik nezle ve astım tedavisi yan etkisizdir. Nadir de olsa hastalığın klinik seyrine göre tedavi senede 1 defa tekrarlanabilir.

    .

    .