Etiket: Alerji

  • Saman nezlesi mevsimi açıldı

    Baharın gelişi, saman nezlesi olarak bilinen alerjik riniti tetikliyor. Bütün dünyada en sık rastlanan alerjik hastalıklardan biri olan “Saman Nezlesi”, kontrol edilemediğinde ASTIM’a neden olabiliyor.

    “Alerjik Rinit”e dikkat çekmek ve önemine vurgu yapmak amacıyla, Amerika’da Nisan ayı “Alerjik Rinit Farkındalık Ayı” dır. Bu hastalık ülkemizde saman nezlesi olarak biliniyor ve kontrol edilmediğinde astıma varan sonuçlar doğuruyor. Adından da anlaşılacağı gibi alerjik rinit; toplumumuzdaki bir diğer adıyla saman nezlesi, burunda bulgular oluşturan bir hastalıktır. Solunan havada bulunan alerjenlere, burun mukozasının temas etmesiyle ortaya çıkar. Alerjik rinit bulguları alerjik olunan maddeye göre, sadece bazı mevsimlerde ortaya çıkabileceği gibi (ağaç, çayır çimen ve yabani ot alerjileri) yıl boyunca da sürebilir. Burun mukozasının sağlıklı olması, akciğerlere kaliteli ve temiz bir hava gitmesi için çok önemlidir. Alerjik rinitte burun içi etler şişer, burun havayı temizleme, ısıtma, filtre etme gibi fonksiyonlarını iyi yapamaz hale gelir. Burun; akciğer bronşlarıyla çok benzer yapıya sahiptir. Dolaylısıyla da burun ve akciğerler bir bütündür, aralarında kuvvetli bağlantılar vardır ve birbirlerini olumlu ve de olumsuz oldukça çok etkileyebilirler. Alerjik rinit kontrol edilemediğinde ortaya çıkan en önemli kompilakasyon, hastalığın aşağıya inmesiyle ortaya çıkan ASTIMDIR.

    Alerjik rinit belirtileri; burun akıntısı, kaşıntısı, tıkanıklığı, arka arkaya gelen hapşırma, kulaklarda tıkanıklık ve kaşıntı, boğaz ağrısı, boğazda kaşıntı, geniz akıntısı hissi, öksürük, baş ağrısı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, işitme problemleri, ses kısıklığı ile kendini gösterir. Ailede alerjik rinit, astım, egzama, besin alerjisi olanların ve sigara dumanına maruz kalanlar risk altındadır. Bitkilerin erkek üreme hücresi olan polenler, rüzgâr yoluyla 500 km uzağa kadar uçuşabilirler ve ulaştıkları yerlerde döllenmeyi sağlayarak, bitkilerin çoğalmasına neden olurlar. Çayır, tahıl, ağaç ve yabani otlar en önemli polen kaynağıdır. Ağaç polenleri Şubat-Nisan aylarında, çayır polenleri Mayıs-Temmuz aylarında, yabani ot polenleri ise en çok Ağustos-Ekim ayları arasında yayılma gösterir. Gün içerisinde sabah saatlerinde polen düzeyi daha çok yoğunlaşır. Nemli ve rutubetli havalarda azalırken kuru ve güneşli havalarda polen düzeyi artar. Baharla birlikte sürekli hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, geniz akıntısı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı ya da gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle kendini gösteren saman nezlesi ( Alerjik rinit ); önlem alınmazsa ileri ki dönemlerde yorgunluk, iştahsızlık, sinirlilik, baş ağrısı, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit veya astım gibi hastalıklara dönüşebilir.

    Saman Nezlesinden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

    Her hastalıkta olduğu gibi alerjik rinit’te de en önemli tedavi doğru teşhistir. Geçmeyen veya sık sık burun problemi yaşayan çocukların mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, sebep olan alerjenin bulunması gerekir. Yapılması gerekenleri sıralarsak,

    Dokunan alerjenin bulunması,

    Organik ve sağlıklı beslenilmesi,

    Solunan havanın temiz olmasına dikkat edilmesi,

    Özellikle yatak odasının ev tozları, evcil hayvan ve küf mantarı alerjenlerinden uzaklaştırılması,

    Yatak, yorgan ve döşeğin yün ve tüy olmaması,

    Yatılan odanın sade ve boş olması,

    Polen mevsiminde havalandırma işlemlerinin saat 05.00 ile 10.00 arası yapılmaması,

    Polen mevsiminde açık havada çok bulunulmaması,

    Her gün aksam eve gelindiginde mutlaka duş alınması ve bütün kıyafetlerin değiştirilmesi,

    Dışarı çıkarken gözlük ve şapka takılması,

    Gün içinde dışarıda giyilmiş günlük kıyafetlerin yatak odasında bulundurulmaması,

    Korunmak her zaman için önemlidir ama yetmez, hastalığın yok olması için en etkili tedavi “Alerjik Aşı” dır. Alerji testinden sonra, doktor kontrolünde vücuda, gittikçe artan dozlarda yapılan aşı tedavisi, alerjik rinitin iyileşmesinde çok başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.

  • Allerjik bronşit mi? Astım mı?

    Kışın soğuk günlerinin gelmesiyle birlikte çocuklarda özellikle okul çağındaki çocuklarda ve yine özellikle okulun yada ana okulunun ilk yılındaki çocuklarda tekrarlayan öksürük, hırıltı, hışıltı ve nefes darlığı gibi bulguların görülmesi dikkati çekmektedir. Bu tür yakınmaları olan çocuklar ebeveynleri tarafından doktora götürülürler. Yapılan muayene ve tetkiklerde elde edilen bulgulara göre çocuklardan astım tanısı alanlar olur. Bunlardan özellikle alerji testleri pozitif bulunanlar alerjik bronşit olarak değerlendirilirler. Bir kısmına ise sadece bronşit tanısı konulur. Aslında tekrarlayan yada haftalarca süren atakları olan çocukların hastalıkları farklı isimler ile anılsa da aynı klinik yapı içinde değerlendirilir.

    Astım dünyada en sık görülen kronik çocukluk çağı hastalığıdır. Ülkemizde de sıklığı % 8-10 arasında değişmektedir. Başka bir deyişle, ortalama her 10 çocuktan biri hayatının bir devresinde astım yakınmaları göstermektedir.

    Aşağıdaki bulgular astım tanısını düşündürmelidir;

    Çocukta tekrarlayan hırıltı, hışıltı, öksürük bulunması

    Yada uzun süre devam eden hırıltı, hışıltı, öksürük bulunması

    Solunum alerjenlerine alerji tesbit edilmesi

    Gece yada sabah artan öksürük

    Hareket ile artan öksürük

    Aşırı terleme ve sonrasında öksürük ortaya çıkması

    Nefes darlığı ataklarının bulunması

    Çocukta besin alerjisi öyküsü bulunması

    Çocukta atopik dermatit öyküsü bulunması

    Ailede alerjik hastalık bulunması

    Ailede astım bulunması

    Allerjenlerden korunma tedbirleri uygulandığında yanıt alınması

    Astım tedavisine yanıt alınması

    Bu gibi durumlarda küçük yaştaki çocuklarda klinik tanı konularak tedaviye başlanır. Daha büyük çocuklarda basit yada kapsamlı solunum testleri yapılarak astım tanısı konur. Testlerde solunumla alınan alerjenlere duyarlılık saptanan çocuklarda alerjik bronşit terimi kullanılır. Allerji tespit edilemeyen bir kısım çocukta ise astım terimi kullanılır. Gerçekte de astımlı çocukların % 85 kadarında alerjik astım vardır, % 15 kadar çocukta ise astım bulguları olmasına rağmen alerjik duyarlılık gösterilemez. Bu durumdaki olgularda alerjik olmayan astım tanısı konur. Sonuç olarak temelde bronşit ve alerjik astım aslında aynı klinik tabloyu ifade etmektedir.

    Allerjik astımı olan çocuklarda ev tozu akarları, polenler, küf sporları gibi solunum yoluyla alınan alerjenler ve solunum yollarını uyaran viral solunum yolu enfeksiyonları, keskin kokular, sigara dumanı gibi tetikleyici etkenler bulguların ortaya çıkmasında etkilidir. Sadece tetikleyicilerin etkili olduğu alerji tesbit edilemeyen çocuklarda ise tetikleyiciler astım ataklarını başlatmaktadır.

    Astımda uygulanacak tedavinin ilk basamağı alerjenlerden ve tetikleyicilerden kaçınmadır. Astım bulguları kontrol altına alınabilir ve astımlı çocuk tedavide biraz dikkatli davranıldığında yaşıtlarının yaptığı her türlü aktiviteyi yapabilecek hale gelir.

    Uygun tedavi yöntemi çocuğunuzu normal yaşantısına döndürebilir.

    Tedavinin amacı hastalığın kontrol altına alınmasını sağlamaktır.

    Kontrol altına alınmayı takiben hastalara öncelikle yüzme olmak üzere düzenli spor yapmaları önerilmelidir.

    Prof.Dr.Nihat Sapan – Çocuk Allerji Uzmanı

  • Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanıyor!

    Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanıyor!

    GRİP AŞISI YAPTIRMANIN EN UYGUN ZAMANI EKİM VE KASIM AYLARI!

    Soğuk havaların gelmesiyle alerjik çocuklar her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas bir duruma da geliyorlar. Yumurta alerjisi olanların dışında ise grip aşısı tüm olumsuz faktörlerden koruyor.

    Dünya sağlık örgütü, birinci ve ikinci dereceden risk grubunda olanların her yıl aşılanması gerektiğini vurguluyor ve birinci dereceden risk grubu içinde; astım hastaları ve solunum yolu alerjisi olanlar olduğunu açıklıyor. Alerjik çocuklar her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas oluyorlar. Alerjik çocuklar daha kolay gribe yakalanabiliyor, grip mevcut alerjileri tetiklerken, hastanın hem grip hem de alerji ile mücadele etmesi savunma sistemini zayıflatıyor. Savunma sistemi zayıflamış ve alerjisi de tetiklenmiş çocuğun hastalığı daha ağır iyileşiyor ve daha fazla ilaç kullanımına sebep oluyor. Grip aşısı ise böyle durumlarda, tüm olumsuz faktörlerden koruyor.

    Gribin yayılmasını önlemek, ağır seyreden komplikasyonlarla ölümü engellemek, grip salgınının uzun sürmesi sonucu ortaya çıkabilecek virüs mutasyonunu, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını azaltmak, iş kaybını, okul devamsızlığını ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için grip aşısı yaptırılması gerekiyor. Grip; özellikle solunum yolu alerjisi olan çocuklarda, akciğer hastalığı olan yaşlılarda ve kalp, böbrek, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrederek ölüme varan ciddi sonuçlara yol açabilir.

    Mevsim değişimiyle birlikte, kalabalık ve kapalı ortamlar grip salgınını arttırırken, yumurta alerjisi olanlar dışında tüm alerjik hastaların aşı yaptırmasını önemle tavsiye ediyoruz. Yumurtaya ve tavuğa karşı anafilaktik tarzda alerjisi olanlar, yani yumurta ve tavuk yediğinde alerjik şoka girenlerin ise grip aşısı yaptırmaması gerekmektedir.

    Grip Aşısı Ne Zaman Yapılmalıdır?

    Grip aşısının mutlaka salgın başlamadan önce yapılması gerekmektedir. Aşının etkisinin ortaya çıkması için iki üç haftaya ihtiyaç vardır ve en uygun zaman sonbaharda özellikle Ekim ayıdır. Aşının yanı sıra bazı önlemler alınarak da bulaşma riski azaltılabilirken şu hususlara da dikkat etmek de fayda vardır.

    Gribi olan kişilerle yakın temastan uzak durmak,

    Evde kalıp dinlenmek,

    Öksürme ve hapşırma esnasında ağzı kağıt mendi ya da kolunuzla kapatmak,

    Maske kullanmak,

    Elleri sık sık yıkamak,

  • Besin alerjilerini ihmal etmeyin

    Çocuklarda görülen besin alerjilerini ihmal etmeyin. En çok hayvansal ürünlere karşı gelişen besin alerjileri, tedavi edilmezse tehlikeli tablolara dönüşebiliyor. oysa minik bedenlerde birçok sistemi etkileyen bu alerjiler, ebeveynlerin özeni ve beslenme düzeninde yapılacak değişikliklerle tedavi edilebiliyor

    Çocukluk döneminde görülen besin alerjileri kimi zaman gelişme süreci içinde kendiliğinden kayboluyor kimi zaman da yetişkinlik döneminde de devam edebiliyor. Besin alerjisi geliştiğinden şüphelenilen çocukların vakit kaybetmeden bir uzmana muayene olması gerekiyor. Tedavi edilmemesi halinde nefes darlığından bulantıya, kusmadan deride kaşıntıya kadar birçok soruna neden olan bu rahatsızlık ileri vakalarda yaşam kaybına yol açabiliyor.

    Besin alerjisi, alerjik besinin koklanması, solunması veya dokunulması sonucu da ortaya çıkabiliyor. Ağır alerjik vakalarda kişi söz konusu besini yemese de pişirildiği, yenildiği ortamlarda bulunduğu hatta o besini yiyen kişi tarafından öpüldüğü zaman da ciddi alerjik reaksiyon gösterebiliyor. Tıp literatüründe, kendisi yemediği halde, uçakta çerez yenildiği için anafilaktik şoka giren vakalar bulunuyor.

    Besin alerjisi nedir?

    Bağışıklık sisteminin normal şartlarda zararsız olan bir besin maddesini yanlışlıkla zararlı olarak algılaması sonucu ortaya çıkan reaksiyonlar besin alerjisi olarak adlandırılıyor.

    Hangi besinler alerjiye yol açıyor?

    Her türlü besinin alerji yapma potansiyeli bulunuyor. Ama bazıları diğerlerine göre daha sık alerjiye neden oluyor. Çocuklarda bu grubu süt, yumurta, buğday, yer fıstığı, ağaç fındıkları, balık, kabuklu deniz ürünleri, susam ve kivi oluşturuyor. Sıkça çikolata ve kakao tüketimi nedeniyle alerjik burun akıntısı, migren, deride kızarma, kaşıntı ve sindirim sistemi bozuklukları görülebiliyor. Nadiren bal da alerjiye yol açıyor.

    Bu sorun nasıl başlıyor?

    Besin alerjileri bebeklik, çocukluk döneminden ve hatta anne karnından başlayarak insan hayatını etkileyebiliyor. Bu sorunla ilgili bulguların ortaya çıkması için hastanın birkaç kez alerjiye yol açan besine maruz kalarak duyarlı hale gelmesi bekleniyor. Yapılan araştırmalara göre, toplumun en az yüzde 15-20’lik kısmı yediği bir besinin kendisini rahatsız ettiğine inanıyor. Ancak besin alerjileri çocuklarda yüzde 2-8, yetişkinlerde yüzde 1, tüm nüfusta ise yüzde 2 oranında görülüyor.

    Ne tür belirtilerle ortaya çıkıyor?

    Vücudun hangi sistemlerini etkiliyor? Birçok sistemi etkileyebilen bu sorun farklı bulgularla kendini gösteriyor. Deride kaşıntı, kızarıklık, yanma, ürtiker, anjiyo-ödem, atopik dermatit ve egzama ile ağız içi mukozası, dudaklar ve dilde kaşıntı veya şişlik şeklinde belirti veriyor. Besin alerjileri sindirim sisteminde ise bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, kolik, reflü, şişkinlik, gaz, kramp, gaitada kan görülmesi gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Kardiyovasküler sistemde hipotansiyon, baş dönmesi, şok, anafilaksi gibi sorunlara yol açıyor. Solunum sisteminde ise burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve burunda kaşıntı başta olmak üzere hapşırma, boğazda kaşıntı, seste kalınlaşma, öksürük, göğüste daralma hissi, nefes darlığı ve vizing olarak adlandırılan hırıltılı solumaya neden oluyor.

    Besin alerjileri nasıl tedavi ediliyor?

    Bu rahatsızlık temelde, alerji yapan besinin diyetten çıkarılmasıyla tedavi ediliyor. Eliminasyon diyeti olarak adlandırılan bu yöntemde, alerji oluşturan besin diyetten elenirken, bu besinin içinde olduğu her şeyin diyetten çıkarılması gerekliliğinin hastaya belirtilmesi önem taşıyor. Örneğin inek sütü alerjisi olan çocuğun süt ve süt türevlerini içeren hiçbir besin maddesini yememesi gerekiyor. Sütün yanı sıra peynir, yoğurt ya da bunlardan yapılan gıdaların tüketilmemesi de önem taşıyor. Tedavi edilmeyen besin alerjileri hayati riske yol açabiliyor. Özellikle son yıllarda artan yer fıstığı ve ağaç fıstıklarına bağlı alerjilerde anafilaksiye bağlı ölümlere sıkça rastlanıyor.

    Çocuklukta başlayan besin alerjisi yetişkinlikte de devam ediyor mu?

    Çocukluk döneminde ortaya çıkan besin alerjilerinde besinin diyetten çıkarılması ile besine karşı tolerans gelişimi ve besin alerjilerinin ortadan kalkmasına sıkça rastlanıyor. Bu dönemde en sık inek sütü alerjisi görülüyor. Sorun; 1 yaşında yüzde 50-60, 2 yaşında yüzde 70-75, 3 yaşında ise yüzde 85 oranında kayboluyor. Yumurta alerjileri 5 yaşından sonra yüzde 55 oranında ortadan kalkıyor. Yer fıstığı, fındık ve ceviz gibi ağaç fındıkları ile balık ve kabuklu deniz ürünlerine karşı oluşan alerjilerde ise sorun giderilse bile özellikle alerjik besine karşı bakılan spesifik IgE alerji testlerinin yüksek olduğu durumlarda mevcut alerji ömür boyu devam edebiliyor.

    ANNE BABALAR DİKKAT!

    • Her besinin alerji yapma potansiyeli bulunuyor ve bazıları sinsice seyredebiliyor. Bu nedenle sık hastalanan, hırıltılı solunum görülen, kaşıntılı, döküntülü deri hastalığı olanlar ile kusma, reflü, ishal ve kabızlık yaşayan çocuklarda beliren besin alerjilerinin bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

    • Besin alerjisinden şüphelenildiğinde tanı ve tedavide uzmanlardan yardım alınması önem taşıyor. Çünkü bazı vakalar hayatı tehdit edebilecek reaksiyonlara yol açabiliyor.

    • Anne babaların kendilerince tanı koymaması ve besin kısıtlamasına gitmemesi gerekiyor. Gereksiz yere uygulanan kısıtlamalar çocukların büyüme ve gelişimi için çok önemli bir besinden mahrum kalmasına neden olabiliyor.

    • Besin alerjilerinin kontrolünde yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmesi, diyette alerjiye neden olabilecek maddelerin mutlaka kısıtlanmasının yanı sıra bunların yerine konabilecek olanların öğrenilmesi gerekiyor. Bu konuda bir beslenme ve diyet uzmanından yardım almak ebeveynlere yardımcı olabiliyor.

    • Özellikle süt, yumurta, fındık ve fıstık, birçok hazır gıdanın içinde kullanıldığı için etiket bilgisi okuma alışkanlığının mutlaka kazanılması gerekiyor.

    ADIM ADIM TANI SÜRECİ

    Birçok hastalıkta olduğu gibi besin alerjilerinde de hasta hikayesi büyük önem taşıyor. Anlatılanlar sayesinde bazen şüpheli besin kolayca tanımlanabiliyor. Fizik muayenede belirtilerin varlığı kontrol ediliyor. Vücudun savunma sisteminin önemli bir parçasını immünoglobulin E (IgE) molekülleri oluşturuyor. Kan testleri ile şüpheli besinler için vücudun IgE yapıp yapmadığına bakılıyor. Ayrıca deri testi de uygulanıyor. Bunlar hastanın test edilen besin antijenlerine karşı spesifik IgE antikoru oluşturup oluşturmadığını gösteriyor. Tanıda altın standart olarak çift kör plasebo kontrollü besin ‘challenge’ testi uygulanıyor. Bu testin hastane ortamında, oluşabilecek her türlü ciddi reaksiyon göz önünde bulundurularak ve gerekli tedbirler alınarak yapılması gerekiyor. Test, doktor kontrolünde olmak şartıyla şüpheli besinin düşük dozlardan başlayıp, giderek artarak hastaya yedirilmesi ve artan dozlara karşı hastada bir bulgu oluşup oluşmadığının gözlenmesiyle yapılıyor.

  • Çocuğunuzun alerjik olduğunu nasıl anlarsınız?

    Baharla birlikte havalar ısınıyor, çiçekler açıyor, parklar, bahçeler yeşilleniyor. Ama, yılın bu güzel zamanı bazıları için ise bir kabus! Evet, alerjisi olanlardan bahsediyoruz. Bu yazıda çağın hastalığı olarak adlandırabileceğimiz alerji hakkında merak edilenlere değineceğiz.

    Alerji, vücudun normalde zararsız olan bir maddeye karşı gösterdiği anormal bir tepkidir. Çocuk, alerjik olduğu maddeyle karşılaşınca aksırık, öksürük, burun akması gibi belirtiler ortaya çıkar.

    En sık görülen alerji etkenleri toz özellikle ev tozu, ağaç ve çayır polenleri, küf, sigara dumanı, hayvan kıl ve salyası, temizlik malzemesi ve kozmetik gibi kimyasal maddeler, gıdalar, ilaçlar ve böcek sokmalarıdır. Bir maddeye alerjik olan bir kişi başka maddelere de alerjik olabilir.

    Eğer çocuğunuz, her yıl aynı zamanlarda benzer bir tabloyla hastalanıyor, aksırık/öksürükten kurtulamıyorsa mevsimsel bir alerjisi olabilir.

    Aşağıda sıralayacağımız maddeler, çocuğun yakınmalarının allerjik olabileceğini düşündürür.

    EĞER

    Anne babada alerjik ekzema, saman nezlesi, astım gibi allerjik hastalıklar varsa

    Çocuk sesli nefes alıp veriyorsa

    Gece çok öksürüyor, gündüz iyi görünüyorsa

    Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsa

    Günlük yaşamda arkadaşlarından çabuk yoruluyorsa

    Bebekliğinde besin allerjisi geçirdiyse veya yanakları kuru, kaşıntılı, kızarık olduysa

    Uzun süren geniz akıntısı oluyorsa

    Sık sık burun akıyor, tıkanıyor veya kaşınıyorsa

    Gözler altında koyu renk halkalar varsa

    Gözler sulanıp kaşınıyorsa

    Sık kulak enfeksiyonu geçiriyorsa yakınmaları alerjik olabilir. Bu belirtiler hakkında doktorunuza danışmalı, belki de allerji yönünden ayrıntılı bir incelemeden geçmesini sağlamalısınız.

  • Besin alerjisi hakkında

    Besin alerjisi, bazı besin maddelerine karşı vücudun gösterdiği istenmeyen bir reaksiyondur. Çocukların yaklaşık % 5’inde görülmektedir.

    Hangi besinler alerjiye yol açar?

    Tüm gıdalar alerjiye yol açabilirse de, en sık nedenler inek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, soya, buğday, yerfıstığı gibi kabuklu yemişlerdir.

    Besin alerjisi kimlerde görülebilir?

    Her çocukta görülebilir. Ancak, astım, saman nezlesi gibi alerjik hastalıkları olan veya ailesinde bu tarz hastalık öyküleri olan kişiler, gıda alerjisi için daha fazla risk taşırlar. Önceden alerji yapmayan bir gıdaya zaman içinde hassasiyet gelişebilir veya yenilen miktar da alerjiden sorumlu olabilir.

    Besin alerjisi hangi belirtilere yol açar?

    Dudaklarda, ağızda, boğazda aşınma, şişlik, kızarıklık

    Ciltte döküntü

    Bulantı, kusma, ishal

    Aksırık, burun akıntısı görülebilir.

    Nefes tıkanıklığı, bilinç kapanması anafilaksi denilen ciddi alerjik reaksiyonlarda görülür.

    Bebeklik çağında aşırı gaz sancısı, çok ağlama, ishal, huzursuzluk, büyüme geriliğine de yol açabilir

    Besin alerjisi ne kadar sürer?

    Gıda alerjisi 1-2 yıl içinde kaybolabilir veya ömür boyu da sürebilir.

    Gıda alerjisi nasıl önlenebilir?

    Bebeğinizi ilk 6 ay sadece anne sütüyle besleyin. Gerekmedikçe mama veya farklı gıdalar başlamayın.

    Emzirme sırasında anne, alerjen olabilecek gıdalardan kaçınmaya çalışmalı.

    6 ay dolduktan sonra ek gıdaları az az, tek tek başlayın. Her yeni gıda sonrası birkaç gün bekleyerek bir sorun olup olmadığını gözleyin. Ondan sonra yeni bir deneme yapın. Sorun yaşanan gıdalardan bir süre kaçının.

    Besin alerjisine nasıl tanı konur?

    Aslında anne babanın dikkatli gözlemleri çoğu zaman tanı koydurucudur. Doktorunuz da, kan veya cilt testleriyle alerjinin nedenini saptayabilir.

    Besin alerjisi nasıl tedavi edilir?

    Çocuk doktoru, belirtileri yatıştıracak bazı ilaçlar önerecektir. Elbette, en iyi tedavi sorumlu gıdadan uzak durmayla sağlanacaktır. Eğer belli gıdalara alerjisi olan bir çocuğunuz varsa, gıda etiketlerini inceleme konusunda deneyim kazanmanız gerekecektir.

  • Çocuklarda kontrolsüz nefes açıcıları kullanmak zararlı olabilir

    Anneler Babalar Dikkat !!!

    Nefes açıcı havalar artık herkese çok rahat bir şekilde reçete ediliyor. Herkesin evinde ya nebulizatör denilen içine konulan sıvı ilaçları buhar yapan makinalar ya da aerochamber denilen sprey şeklinde olan ilaçlar için kullanılan aparatlar var.

    Çocuğunuza nefes yoluyla ilaç kullanmanız önerildiğinde mutlaka Çocuk Alerji Doktoruna danışın. Çünkü yapılan çalışmalar lüzumsuz yere kullanılan nefes açıcıların özellikle çocuklarda kalbe zarar verdiğini ve endokrin sistemlerini etkileyerek aşırı kilolu olma ya da boyun kısa kalması gibi yan etkilere yol açtığını göstermektedir.
    Dolayısıyla zaman zaman nefes darlığı çeken ve nefes açıcı kullanmak zorunda kalan çocukların çocuk alerji doktoru tarafından görülüp alerjisinin olup olmadığını test edilmesi gerekir.

    Çünkü alerjide esas korunmaktır. Çocuğunuza neyin dokunduğunu bilip ona göre bazı tedbirler almak gerekir ki çocuk hasta olmasın ve lüzumsuz yere ilaç kullanmasın. Yine alerjik aşı tedavisi de alerji testleri yapıldıktan sonra verilecek bir tedavidir ve alerjilerin tedavisindeki en etkili yol olduğu bütün tıp camiası tarafından kabul edilmektedir.

  • Ailesinde alerji olan bebeklerde risk var mı?

    En son yapılan araştırmalar bütün dünyada alerji sıklığının arttığını, insanların %30-40’ının yaşamlarının bir evresinde alerjiden etkilendiğini göstermektedir, ailesinde alerji olan bebeklerde alerji riski %70’e kadar çıkmaktadır. Son çalışmalar özellikle çocuklar arasında besin alerjileri sıklığında önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Ailede alerji olması çocuklardaki riskin artmasına neden olmaktadır. Ailesinde alerji olmayanlarda risk %20-30 kadarken, anne, baba veya kardeşlerden birinde alerji olması alerji riskinin %40-50’ye çıkmasına, ikisinde alerji olması ise riskin %60-70’e yükselmesine neden olmaktadır.

    Alerji Tanısı Nasıl Konulur?

    Alerji tanısı çeşitli kan tetkikleri ve alerjik deri testleri ile konulur. Kliniğimizde hem deri testleri hem de kan tetkikleri yapılabilmektedir. Deri testleri kliniğimizde kolayca yapılabilen testlerdir. Her yaş grubuna yapılabilir, bir günlük bebeğe bile uygulanabilir. Halk arasında küçük çocuklara test yapılmaz gibi bir kanı vardır. Bu tamamen yanlış bir şeydir.

    Çocuklarda alerji testleri ile ilgili en önemli şey testin mutlaka Çocuk Alerji Uzmanı tarafından yapılması ve değerlendirilmesi gerekliliğidir. Çocuk Alerji uzmanı tarafından yapılmayan testler güvenilir değildir. Deri testleri acı vermez, cilt üstüne genelde sırt ve/veya kollara yapılır. Yaş gruplarına ve şikayetlere göre hangi deri testinin yapılacağına Çocuk Alerji Uzmanı karar verir. Test hemen yarım saat içinde sonuç verir bu da doğru tedavinin hemen başlayabilmesi için çok önemlidir.

  • Güneş alerjiniz mi yoksa güneş yanığınız mı var

    Güneş alerjiniz mi yoksa güneş yanığınız mı var

    Hava sıcaklıklarının arttığı, insanların serinlemek için denizi ve havuzu tercih ettiği günümüzde, cildinizde oluşan kızarıklık, güneş alerjisinden mi yoksa güneş yanığından mı kaynaklanıyor? Güneş alerjisi ile güneş yanığı zaman zaman karıştırılabilmekte ve arasında farkları bilmek gerekmektedir.

    Güneş alerjisinde ciltte kızarıklık, şişme ve kaşıntı, güneş yanığında ise, acıma ve yanmanın ön planda olur. Alerji, az miktarda güneşe maruz kalındığında bile bir tür kurdeşen döküntüsü şeklinde, yanık ise uzun süre güneşe maruz kalınmasıyla oluşur.

    Güneş alerji genellikle, vücudun yüz ve kol dışındaki, kışın güneş görmeyen bölgelerinde gelişir. Güneş yanığı daha uzun sürede iyileşme gösterirken, güneş alerjisi güneşten uzaklaştıktan 24 saat sonra geçebilmektedir. Yapılan araştırmalar sonucu bu alerjinin, güneş ışığı ile şekil değiştiren cilt proteinlerine karşı bedenin verdiği bir tür tepki olduğu düşünülüyor. Nadir de olsa çok ağır vakalarda anafilaksi denilen tüm vücudu etkileyen döküntü, şişme ve tansiyon düşüklüğü gözlenmekte, hayatı tehdit edici durum gelişebilmektedir.

    Güneş Alerjisinin Testi Nasıl Yapılıyor?

    Güneş alerjisi testi değişik dalga boyundaki ultraviole ışığına cildin verdiği tepkiyle ya da doğal güneş ışığı kullanılarak alerji uzmanları ve dermatologlarca yapılmaktadır. Tedavide, ağızdan alınan alerji ilaçları ve haricen sürülen kortizonlu kremler, çok ağır vakalarda ağızdan alınan kortizon tabletleri kullanılmaktadır.

    Uzun süreli tedavi ise cildin kısa sürelerle ancak defalarca güneşe maruz kalması sağlanarak duyarsızlaştırılmasıyla gerçekleştiriliyor. Alerjisi olmayan kişilerin öğle saatlerinde dışarı çıkmamalarını, çıktıkları takdirde güneşten korunmaya yönelik en uygun kıyafetleri tercih etmelerini tavsiye ediyoruz.

  • İnek sütü mü? Keçi sütü mü?

    İnek sütü mü? Keçi sütü mü?

    Annelerin en çok önem verdikleri konulardan bir tanesi de bebeklerini en sağlıklı şekilde besleyebilmek. Biraz da reklam baskısıyla, anneler bir an önce bebeklerine süt vermek isterler. Oysa her canlının kendi sütü onun için en iyisidir. Dünyada başka canlının sütünü içen, insandan başka bir varlık da yoktur aslında.

    Hepinizin bildiği gibi inek sütü 1 yaşın altındaki çocuklarda şimdi çiğ olarak veya muhallebi içinde kullanılmamalıdır. Eğer çocukta ciddi bir inek sütü alerjisi yoksa, sadece yoğurt ve peynir gibi mayalı ürünlerde kullanmakta bir sakınca yoktur. Çünkü mayalanma işlemi sütün alerjik özelliklerini büyük oranda azaltmaktadır.

    Annelerimizin çoğu her zaman bir arayış içine girerler ve bize sık sık sorulan soru “Madem inek sütü veremiyoruz, keçi sütünün alerjik özellikleri daha az, anne sütüne daha yakın, acaba bunu bebeğimize verebilir miyiz?”

    Keçi sütünün inek sütüne göre biraz daha az alerjik olduğu ve daha kolay sindirildiği doğrudur. Ancak yine de 1 yaşın altındaki bebeklerin böbrekleri, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi için ve alerji açısından çok da masum değildir. Bu nedenle arzu edenler bebeklerine 6 aydan itibaren keçi sütü ile yapılmış yoğurt ve peynir verebilirler, fakat keçi sütü ile yapılmış muhallebi, keçi sütüne bisküvi eklemek ve direk olarak çiğ olarak içirmek aynı inek sütünde olduğu gibi 1 yaşına kadar yapılamaması gereken beslenme uygulamalarıdır.